EKONOMİ - 19 Kasım 2025 Çarşamba 12:52

Şire ürünlerine ilgi artıyor

A
A
A
Şire ürünlerine ilgi artıyor

Gaziantep’te kış hazırlıklarına başlayan vatandaşlar, bağbozumu mevsiminde hazırlanan üzüm pekmezi ve şire ürünleri ile kurutmalık sebzelere ilgi gösteriyor.


Kış mevsiminin vazgeçilmezi olan vitamin deposu el yapımı yöresel şire ürünleri soğuk havada daha çok tüketiliyor. Havaların soğumaya başlamasıyla ve kış mevsiminin de yaklaşmasıyla, vücudu sıcak tuttuğu bilinen üzüm pekmezi ve şire satışları arttı. Gastronomi şehri Gaziantep’in vazgeçilmez lezzeti olan yeni mahsul doğal şire, kurutmalık ve baharat çeşitleri tezgahlardaki yerini aldı. Vatandaşlar ise sofralarını doğal lezzetlerle donatmak için Gaziantep’in tarihi çarşısı olan Almacı Pazarı’nın yolunu tuttu.


Vatandaşlar, sağlıklı ve doğal bir beslenmeye katkıda bulunan ürünlerle kış sofralarını renklendiriyor. Evlerde bin bir zahmet ve emekle hazırlanan doğal ürünler, tarihi Almacı Pazarı başta olmak üzere kentteki iş yerlerinde raflardaki yerini aldı. Pekmez, turşu, konserveler, kuru meyve ve sebze ile salça gibi pek çok ürün kış aylarına özel olarak hazırlanıyor. Bu geleneksel uygulama doğal ürünlerin kışın da tüketilmesini sağlıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da vatandaşlar, kışın sofralarını renklendirmek ve sağlıklı beslenmeyi sürdürebilmek için doğal ve yöresel ürünleri tercih ediyor.


Tarihi Almacı Pazarı esnafı doğal ürünleri üreticisinden tüketicisine aktardıklarını ve bu ürünlerin şifa kaynağı olduğunu söyledi. Soğuk algınlığı ve kansızlık gibi hastalıklar başta olmak üzere çok sayıda hastalığa derman olan şire ürünlerini kışın tüketenlerin kolay kolay hasta olmayacağını belirten esnaf, Gaziantep’in geleneksel şire kültüründe önemli yeri olan üzüm pekmezi, cevizli sucuk, muska, pestil ve kuru üzüm gibi şire türlerinin soğuklara karşı vücudu dinç tuttuğunu ve bu ürünlerin kış mevsiminde bol bol tüketilmesi gerektiğini söyledi.


Havaların soğumaya başlamasından dolayı şire satışlarında büyük artış olduğunu söyleyen esnaf Fatih Özsefil, "Şire rünlerine talebimiz çoğaldı. Kışa giriyoruz. Tarhana çorbası için sıkma tarhana alıyorlar. Ceviz içi, cevizli ve fıstıklı sucuk ile muska gibi ürünlere talep çoğaldı. Kışa girdiğimiz için pekmez ve tahin satışımız çoğaldı. Genellikle hem yetişkinler hem de küçük çocuklar pekmez ile tahini karıştırıp kahvaltılarda tüketiyorlar. Şire ürünleri kışın artı bir puan katıyor. Pekmezin kan yapıcı özelliği var ve kışın günü insan vücudunu diri tutuyor, sıcak tutuyor ve kan yapıyor. Genellikle şire ürünleri satıyoruz. Şire ürünlerine talep çoğaldı. Yeteri kadar mahsul olmamasından ve ürünler kısıtlı olduğundan dolayı fiyatlarımız geçen seneye göre biraz daha yüksek. Fakat fiyatları çok yüksek tutmuyoruz. Tahin 250, üzüm pekmezi 400 TL, cevizli sucuk fiyatı kalite kalite değişiyor. Şekerli olanlar 250-300 TL bandında satılıyor. Pekmezli, doğal ve katkısız olanlar 500 ile 700 TL arasında satılıyor. Fıstık pahalı olduğu için muska biraz pahalı. Pekmezden yapılan muskalar bin TL’den satılıyor" dedi.


Kış mevsiminin vazgeçilmezi ve insan vücudunu sıcak tutan üzüm pekmezi başta olmak üzere şire türlerinin enerji kaynağı olduğunu ifade eden Emin Taşdemir, cevizli sucuk, muska, pestil ve kuru üzüm gibi şire türlerinin soğuklara karşı vücudu dinç tuttuğunu belirterek, "Bu kış biraz sert olacak gibi görünüyor. Genelde sucuk, muska, pestil ve pekmezli ürünler satıyoruz. Bu ürünler genelde hava soğuk olduğunda insanı sıcak ve diri tutar. Pekmez kan yapmaya, demir eksikliğine iyi gelir. O yüzden genelde kışın günü vatandaşlarımız üzüm pekmezini ve üzümün pekmezinden yapılan ürünleri tüketiyor. Kuru üzüm kan yapmaya iyi geliyor. Genelde yaşlılar kuru üzümü çok tercih ediyor" diye konuştu.



Şire ürünlerine ilgi artıyor

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Sumud Filosu aktivisti Hüseyin Oral, İstanbul’a geldi İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, İstanbul Havalimanı’na geldi. Gazze’ye insani yardım ulaştırmak amacıyla yola çıkan Küresel Sumud Filosu 2026 Bahar Misyonu kapsamında 12 Nisan’da İspanya’nın Barselona kentinden hareket eden filo, farklı ülkelerden katılımlarla büyüyerek 39 ülkeden 345 katılımcıya ulaşmıştı. 29 Nisan gecesi Girit Adası açıklarında uluslararası sularda İsrail ordusunun müdahalesine maruz kalmış müdahale sonrası çok sayıda aktivistin alıkonulmuştu. İsrail güçlerince alıkonulduktan sonra Yunanistan’ın Girit Adası’na çıkarılan aktivistler, geçtiğimiz Cuma günü Türk Hava Yolları tarafından düzenlenen özel uçuşla İstanbul’a getirilmişti. İsrail’in abluka düzenleyerek aktivistleri alıkoyduğu Küresel Sumud Filosu’ndaki darp edilenler arasında bulunan Türk ve Alman vatandaşı Hüseyin Oral, Romanya’dan İstanbul Havalimanı VIP Terminali’ne geldi. Bükreş’ten THY’nin tarifeli uçağıyla Türkiye’ye gelen Oral, İstanbul Havalimanı VİP Terminali Girişi’nde aktivist arkadaşları ve çok sayıda vatandaş tarafından karşılandı. Hüseyin Oral, karşılama sonrası işlemleri için Adli Tıp Kurumu’na gitti. "Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar" İstanbul Havalimanı’nda konuşan Hüseyin Oral, "Thiago Avila ile aynı gemide bulunduk. Gerçekten büyük bir kahraman. Gemide tuvalet temizliğini kendisi üstlendi. Daha sonra onu götürdüler. İnternetler gelip gitti. Arkadaşlarım ‘Bir anormallik var. Hazırlıklı olalım’ dediler. Uzaklardan çeşitli gemiler görmeye başladık. ‘Bu gemiler hayra alamet değil’ dediler. Gemiler yaklaştı ve arkadaşım ‘Herkes diz çöksün bunlar bize saldıracak’ dedi. Sonuç olarak öyle oldu. Silahları çıkardılar. Etrafımızı sardılar. Aldığımız eğitimde de zaten öyle bir durumda diz çökeceğiz. Elleri havaya kaldıracağız. Müdahale etmeyeceğiz şeklinde söylendi ve o şekilde uyguladık. Yoksa suçlu duruma düşeriz, dediler. Gemimize geldiler ve ellerimizi plastik kelepçe ile bağladılar. Kollarımda izleri duruyor. Bizleri önce ön tarafa gönderdiler. Daha sonra arkadan botlara bindirip daha önce hazırladıkları büyük bir hapishane gemisi yapmışlar. Onun içine doldurdular. Hayvan sürüsü gibi tekme tokatlarla bizi oralara götürdüler. İsrail’in ne kadar alçak olduğunu zaten biliyorduk ve orada yaşamış olduk. Orada da bizi 3 konteynere 180 kişiyi paylaştırdılar. En fazla 20 adam sığacakken 60 adam paylaştılar. Yerlerde ince bir sünger vardı. Ortası boş bir alan konteynerlere sığmayanlar gece sabaha kadar ileri geri donmamak için hareket ettiler. Çünkü hava soğuktu. Orada bize ekmek arası peynir yapmışlar. Peynirlerin kâğıtları da içinde duruyordu. O şekilde çuvallarla önümüze attılar. Ahıra hayvanlara yiyecek atar gibi. Sonunda Saif Abu Keshk kardeşimizi içimizden aldılar. Götürdüler. Başka bir odaya götürdüler. Ondan haber alamadık" dedi. "Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler, yumruk attılar" Gemide yaşadıklarını anlatan Hüseyin Oral, "2 gece 3 gün yolculuk yaptık. Üçüncü gün de bir adaya geldiğimizi anladık. ‘Çıkarılacaksınız’ dediler. Biz de ‘Saif ve Thiago kardeşimiz gelmezse biz çıkmayacağız’ diyerek protesto yaptık. Bu defa bizi zorla çıkarmaya çalıştılar. Bazıları tekme tokat çıkarıldı. Hanımefendi doktorlar vardı. Onları sürükleyerek dışarı çıkardılar. Gözümden görüyorsunuz. Adamlar iriydi ama suratlarında bir korku vardı. Benim kollarıma girdiler. Sürüklediler. Yumruk attılar. İçerideler görmesin diye dışarıda yaptılar. Gözüm patladı ve kanlar yerlere akmaya başladı. Ama Allah sizi inandırsın ki şu kadar açım yok. Ne o yumruğu yediğim an acı hissettim ne de sonra. Sonra bizi Yunanlara teslim ettiler. Onlar da bizi karaya çıkardı. Benim ufak bir çantam vardı. İçinde bin Euro’nun üzerinde param ve ehliyetim vardı. ‘Onu Yunanlara teslim ettik’ dediler. Yunan’lar da aldıklarını söylediler. Karaya varınca Yunan’lara çantamı sorduğumda almadıklarını söylediler. Yunanların da bir iş birliği olduğunu gördük. Otobüslere bindirdiler. Bizi ayırmaya çalıştılar. Otobüsleri durdurttuk. Zorla kapıları açtık ve yollara döküldük. Bizim gibi yaralıları hastaneye götürdüler. Diğerleri havalimanına gitti. Ben de iki gün orada kaldım. Bugün gelebildik. Devletimizin mükemmel bir çalışması oldu. Orada konsolosluktan arandım. Uçak biletleri, ihtiyacım soruldu. Bu, bizim gücümüze on kat güç kattı" ifadelerini kullandı.
Van Van Gölü’nde inci kefali göçü başladı: Ekipler sağanak yağış altında nöbette Dünyada sadece Van Gölü’nde yaşayan inci kefalinin üreme dönemi nedeniyle tatlı sulara başlattığı göç yolculuğu bu yıl rekor bir yoğunlukla başladı. Van Gölü’nün endemik türü olan inci kefalinin, üreme amacıyla suyun tersine yüzerek başlattığı zorlu yolculuk gerçekleşti. Yaklaşık 20 bin kişinin geçim kaynağı olan balıkların korunması için Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, jandarma, emniyet, sahil güvenlik ve zabıta ekipleri akarsu mansap bölgelerinde teyakkuza geçti. Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman’ın da katılımıyla gerçekleştirilen denetimlerde, ekipler yoğun sağanak yağış ve zorlu arazi şartlarına rağmen gece gündüz nöbet tutuyor. Bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha yoğun gerçekleşmesi dikkat çekerken, suyun debisiyle birleşen balık sürülerinin oluşturduğu yoğunluk sahada görev yapan ekipleri de şaşırttı. Kaçak avcılığın önlenmesi adına denetimlerini sıkılaştıran ekipler, inci kefalinin zarar görmeden üreme alanlarına ulaşması için bölgeyi abluka altına aldı. "İnanılmaz bir balık popülasyonu var" Akarsu mansap bölgelerinde incelemelerde bulunan Van İl Tarım ve Orman Müdürü Turgay Şişman, bu yılki göçün geçmiş yıllara oranla çok daha verimli geçtiğini belirtti. İl Müdürü Şişman, "15 Nisan ile 15 Temmuz tarihleri arasında İnci Kefali av yasağı başladı ve şu an devam ediyor. Ekiplerimizle birlikte, balıkların özellikle yumurta bırakmak için sahaya çıktığı bölgeleri kontrol ettik. inanılmaz bir balık popülasyonu var; bu durumdan çok memnunuz. Geçen sene bu kadar değildi, bu sene çok yoğun bir katılım söz konusu. Akarsularımız ve tatlı sularımızdaki sıcaklık 13 dereceye ulaştığında, hayvanların yumurtlamak için gerçekleştirdiği göç hareketi başlıyor. Bu süreçte hem görsel bir şölen oluşuyor hem de balıklar yumurtalarını bırakıyor" dedi. "Balık boylarında da bir artış söz konusu" Bu yılki göçte balıkların fiziksel gelişiminin de sevindirici düzeyde olduğunu dile getiren Şişman, "Tatlı sularda beraberce yaptığımız incelemelerde durumun çok verimli olduğunu gördük. Bu sene inşallah balık boylarında da bir artış söz konusu; bizzat kontrol ettim, oldukça büyük gözüküyorlar. Balık boyundaki bu ilerleme ile birlikte bence çok güzel bir sezon geçecek. Balık açısından her şey olumlu gidiyor" diye konuştu. Kaçak avcılıkla mücadelenin tavizsiz sürdüğünü hatırlatan Şişman, sözlerini şöyle sürdürdü: "Buradan yasağın devam ettiğini tekrar hatırlatmak isterim. 15 Nisan - 15 Temmuz tarihleri arasında inci kefali avcılığı yasaktır. Kaçak avcılık tespitimiz halinde idari para cezaları uygulanmakta ve av malzemelerine el konularak mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilmektedir. Bunu tüm halkımıza duyurmayı bir görev kabul ediyoruz."