EKONOMİ
İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor 03 Mart 2026 Salı - 20:18:22 Düzce’de otomotiv sektörü 2026 yılına durgunlukla başlarken, sektör temsilcileri yatırımcıların farklı alanlara yönelmesinin piyasaya yansımalarını değerlendiriyor. Düzce’de uzun yıllardır galericilik yapan İhsan Açıkgöz, 2026 yılı itibariyle otomotiv piyasasında yaşanan durgunluğa ilişkin açıklamalarda bulundu. Piyasalardaki yön değişimlerinin sektörü doğrudan etkilediğini belirten Açıkgöz, araç alım satımında ciddi bir yavaşlama yaşandığını ifade etti. Geçmiş yıllarda kripto para borsalarındaki yükseliş dönemini hatırlatan Açıkgöz, "Kripto para artarken herkes o işin uzmanıydı. Ardından araç fiyatları yükseldi, bu kez herkes araç satış uzmanı oldu. Şimdi ise altın ve gümüş yükseliyor, herkes bu alanın uzmanı kesildi" dedi. 30 yılı aşkın süredir galericilik yaptıklarını belirten Açıkgöz, çok iyi ve çok kötü piyasa dönemleri gördüklerini vurguladı. "Araç satışı eş-dost üzerinden dönüyor" Mevcut dönemde araç alım satımının büyük ölçüde tanıdık çevre üzerinden gerçekleştiğini söyleyen Açıkgöz, şehir dışından araç alımının ciddi oranda azaldığını kaydederek, "İnsanlar artık ’Arabamı satayım’ diye galerilere koşmuyor. Sadece eş, dost ve tanıdık vasıtasıyla alım satım yapılıyor. Şehir dışından araç almaya kimse sıcak bakmıyor. Çünkü dışarıdan alınan araçlarda yaşanan sorunlar güveni zedeledi. Bu nedenle alışveriş daha çok bilindik çevrede dönüyor" diye konuştu. Altın ve gümüş yatırımı araç satışını etkiliyor Araç satışlarındaki düşüşün başlıca nedenlerinden birinin yatırım tercihlerindeki değişim olduğunu belirten Açıkgöz, vatandaşların birikimlerini otomobile bağlamak yerine altın ve gümüşe yöneldiğini söyleyerek, "Altın ve gümüş sürekli yükseliyor. İnsanlar parasını faize ya da kıymetli metallere yatırıyor. Yüksek faiz oranları da piyasayı etkiliyor. Çoğu esnaf şu an kâr etmiyor, sadece günü kurtarıyor. Ancak müşteri portföyü güçlü olan işletmeler ayakta kalabiliyor" şeklinde konuştu. "Savaş bitmeden piyasaların düzelmesini beklemek yanlış" Altın ve gümüş fiyatlarındaki yükselişi de küresel gelişmelere bağlayan İhsan Açıkgöz, piyasaların normalleşmesi için uluslararası gerilimlerin sona ermesi gerektiğini savunarak, "Altın ve gümüş savaş odaklı yükseliyor. Ne zaman savaşlar biter, o zaman bu emtialarda gerileme olur. Ardından araç ticareti, arsa ve konut piyasası yeniden hareketlenir. Ancak savaşlar bitmeden eski düzenin geri gelmesini beklemek doğru olmaz" ifadelerini kullandı.
03 Mart 2026 Salı - 20:05 İkinci el araç piyasasında durgunluk yaşanıyor Düzce’de otomotiv sektörü 2026 yılına durgunlukla başlarken, sektör temsilcileri yatırımcıların farklı alanlara yönelmesinin piyasaya yansımalarını değerlendiriyor. Düzce’de uzun yıllardır galericilik yapan İhsan Açıkgöz, 2026 yılı itibariyle otomotiv piyasasında yaşanan durgunluğa ilişkin açıklamalarda bulundu. Piyasalardaki yön değişimlerinin sektörü doğrudan etkilediğini belirten Açıkgöz, araç alım satımında ciddi bir yavaşlama yaşandığını ifade etti. Geçmiş yıllarda kripto para borsalarındaki yükseliş dönemini hatırlatan Açıkgöz, "Kripto para artarken herkes o işin uzmanıydı. Ardından araç fiyatları yükseldi, bu kez herkes araç satış uzmanı oldu. Şimdi ise altın ve gümüş yükseliyor, herkes bu alanın uzmanı kesildi" dedi. 30 yılı aşkın süredir galericilik yaptıklarını belirten Açıkgöz, çok iyi ve çok kötü piyasa dönemleri gördüklerini vurguladı. "Araç satışı eş-dost üzerinden dönüyor" Mevcut dönemde araç alım satımının büyük ölçüde tanıdık çevre üzerinden gerçekleştiğini söyleyen Açıkgöz, şehir dışından araç alımının ciddi oranda azaldığını kaydederek, "İnsanlar artık ’Arabamı satayım’ diye galerilere koşmuyor. Sadece eş, dost ve tanıdık vasıtasıyla alım satım yapılıyor. Şehir dışından araç almaya kimse sıcak bakmıyor. Çünkü dışarıdan alınan araçlarda yaşanan sorunlar güveni zedeledi. Bu nedenle alışveriş daha çok bilindik çevrede dönüyor" diye konuştu. Altın ve gümüş yatırımı araç satışını etkiliyor Araç satışlarındaki düşüşün başlıca nedenlerinden birinin yatırım tercihlerindeki değişim olduğunu belirten Açıkgöz, vatandaşların birikimlerini otomobile bağlamak yerine altın ve gümüşe yöneldiğini söyleyerek, "Altın ve gümüş sürekli yükseliyor. İnsanlar parasını faize ya da kıymetli metallere yatırıyor. Yüksek faiz oranları da piyasayı etkiliyor. Çoğu esnaf şu an kâr etmiyor, sadece günü kurtarıyor. Ancak müşteri portföyü güçlü olan işletmeler ayakta kalabiliyor" şeklinde konuştu. "Savaş bitmeden piyasaların düzelmesini beklemek yanlış" Altın ve gümüş fiyatlarındaki yükselişi de küresel gelişmelere bağlayan İhsan Açıkgöz, piyasaların normalleşmesi için uluslararası gerilimlerin sona ermesi gerektiğini savunarak, "Altın ve gümüş savaş odaklı yükseliyor. Ne zaman savaşlar biter, o zaman bu emtialarda gerileme olur. Ardından araç ticareti, arsa ve konut piyasası yeniden hareketlenir. Ancak savaşlar bitmeden eski düzenin geri gelmesini beklemek doğru olmaz" ifadelerini kullandı.
03 Mart 2026 Salı - 18:21 İran-ABD-İsrail savaşı rotayı Şırnak’a çevirdi: Erbil uçakları Şerafettin Elçi Havalimanı’na iniyor İran ile ABD-İsrail arasında yaşanan savaş nedeniyle Irak’taki havalimanlarına iniş yapamayan uçaklar, Şırnak’taki Şerafettin Elçi Havalimanı’na iniş yapıyor. Ortadoğu’da devam eden savaş ve güvenlik riskleri nedeniyle Erbil Uluslararası Havalimanı’na iniş yapamayan yolcu uçakları, rotalarını Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı’na çevirdi. Özellikle Irak hava sahasındaki hareketlilik nedeniyle Şırnak’a iniş yapan uçaklardaki yolcular, burada işlemlerini tamamladıktan sonra karayolu üzerinden Habur Sınır Kapısı’nı kullanarak Irak’a geçiş yapıyor. Bölgedeki yoğunluk nedeniyle tarifeli seferlerin yanı sıra çok sayıda özel uçuşun da Şırnak’a yönlendirildiği öğrenildi. Bölgedeki zorunlu rota değişikliğinin yanı sıra Şırnak Şerafettin Elçi Havalimanı tarihi bir güne tanıklık etti. Erbil Havayolları tarafından icra edilen operasyonla, Almanya’nın Düsseldorf şehrinden Şırnak’a ilk direkt dış hat uçuşu gerçekleştirildi. Erbil Havayolları’na ait uçakla Düsseldorf’tan gelen 145 yolcu Şırnak’a iniş yaparken, aynı uçak Şırnak’tan 170 yolcu alarak havalandı. Havalimanı yetkilileri ve vatandaşlar, yaşanan bu hareketliliğin Şırnak’ın bölgesel bir lojistik ve ulaşım merkezi olma potansiyelini artırdığına dikkat çekiyor. Irak’a gitmek için Şırnak’ı tercih eden yolcular, sunulan hizmetten ve ulaşım kolaylığından memnun olduklarını dile getirirken, havalimanındaki yoğunluğun önümüzdeki günlerde de devam etmesi bekleniyor.
Konya’da mesleki eğitimde stratejik iş birliği
03 Mart 2026 Salı - 12:39 Konya’da mesleki eğitimde stratejik iş birliği Konya’nın üretim kapasitesini ve istihdam potansiyelini daha da güçlendirmek amacıyla Konya Ticaret Odası, KTO Karatay Üniversitesi, KTO Mesleki Eğitim Merkezi ile Konya Çalışma ve İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürlüğü arasında "Mesleki ve Teknik Eğitim İş Birliği Protokolü" imzalandı. İmzalanan protokol ile sanayi sektöründe yaşanan dönüşüm ve teknolojik gelişmeler doğrultusunda ortaya çıkan nitelikli iş gücü ihtiyacının karşılanması, mesleği olmayan ya da mesleğini geliştirmek veya değiştirmek isteyen bireylerin mesleki yeterliliklerinin artırılması, istihdamın korunması ve artırılması hedefleniyor. Eğitim programları, iş gücü piyasasının ihtiyaçları doğrultusunda ve yürürlükteki mevzuata uygun şekilde yürütülerek Konya’nın üretim ekosistemine doğrudan katkı sağlayacak bir model ortaya koyacak. Konya Ticaret Odası Başkanı Selçuk Öztürk, imza töreninde yaptığı değerlendirmede, mesleki eğitimin sürdürülebilir kalkınmanın temel unsurlarından biri olduğuna dikkat çekerek, "Konya’mız için kamu, özel sektör ve üniversite iş birliğini esas alan önemli bir protokolü hayata geçirdik. İŞKUR İl Müdürlüğümüz iş birliğiyle, sanayimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünün yetiştirilmesine ve şehrimizde istihdamın artırılmasına yönelik güçlü bir adım atıyoruz. Üretim gücümüzün sürdürülebilirliği, donanımlı insan kaynağı ile mümkündür. KTO Mesleki Eğitim Merkezimizin uygulama altyapısı ve üniversitemizin akademik birikimi sayesinde, sektörle entegre, sahaya uyumlu ve kalıcı bir eğitim modeli oluşturuyoruz. Bu iş birliğinin Konya’mızın rekabet gücüne ve ülkemizin kalkınma hedeflerine önemli katkılar sunacağına inanıyorum." Konya Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürü Önder Çiftci ise aktif iş gücü politikaları çerçevesinde yürüttükleri çalışmalara dikkat çekerek, "Temel önceliğimiz, iş arayan vatandaşlarımızın istihdam edilebilirliğini artırmak ve işverenlerimizin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücüne erişimini kolaylaştırmaktır. Bu protokol, kamu kaynaklarının etkin kullanımıyla mesleki eğitimi doğrudan istihdamla buluşturan güçlü bir model ortaya koymaktadır. İş gücü piyasası analizlerimiz doğrultusunda planlanacak eğitim programları sayesinde, hem işsiz vatandaşlarımızın mesleki yeterlilikleri artırılacak hem de sanayimizin ihtiyaç duyduğu alanlarda nitelikli personel yetiştirilecektir. Konya Ticaret Odamız ve KTO Karatay Üniversitemiz ile yürüttüğümüz bu iş birliğinin, şehrimizin üretim gücüne ve istihdam kapasitesine somut katkılar sağlayacağına inanıyorum" dedi. KTO Karatay Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fevzi Rifat Ortaç da üniversitelerin bölgesel kalkınmadaki rolüne vurgu yaparak, "Üniversiteler yalnızca akademik bilgi üreten kurumlar değil, aynı zamanda bulundukları şehrin ekonomik ve sosyal gelişimine yön veren yapılardır. Bu protokol ile üniversitemizin akademik yetkinliğini ve eğitim tecrübesini sanayimizin ihtiyaçlarıyla bütünleştiriyoruz. Bilginin üretimle buluştuğu bu modelin, hem öğrencilerimiz hem de iş dünyamız açısından önemli kazanımlar sağlayacağına inanıyorum. Bu kıymetli iş birliğinin Konya’mıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Hayata geçirilen iş birliği ile eğitim ve istihdam arasındaki bağ daha güçlü bir kurumsal zemine kavuşurken, Konya’nın sanayi altyapısını destekleyen nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesi yönünde önemli ve sürdürülebilir bir adım atılmış oldu.
KAMİAD Başkanı Adıgüzel’den ödeme uyarısı
03 Mart 2026 Salı - 12:27 KAMİAD Başkanı Adıgüzel’den ödeme uyarısı Kamu Müteahhitleri ve İş İnsanları Derneği (KAMİAD) Başkanı Ali Adıgüzel, bakanlıklara bağlı kurumlarda yürütülen kamu projelerinde hakediş ödemelerine ilişkin yaşanan belirsizliklerin sektörde ciddi nakit akışı sorunlarına yol açabileceğini belirtti. KAMİAD Başkanı Ali Adıgüzel, yaptığı açıklamada bazı kurumlarda 2026 yılı Nisan ayına kadar ödenek planlamasına ilişkin kısıt bulunduğuna dair üyelerden bildirimler aldıklarını ifade ederek, sürecin kamu projelerinin ilerleyişini etkileyebileceğini söyledi. Başkan Ali Adıgüzel konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: "Kamu adına yatırım yapan yüklenici firmalarımız, devam eden projelerde önemli bir finansman yükü taşımaktadır. Hakediş ödemelerinde oluşabilecek gecikmeler yalnızca firmalarımızı değil; alt yüklenicileri, tedarik zincirini ve binlerce çalışanı doğrudan etkileyebilecek bir süreci beraberinde getirebilir. Amacımız herhangi bir kriz algısı oluşturmak değil; kamu yatırımlarının aksamadan devam etmesini sağlayacak yapıcı bir çözüm zemini oluşturmaktır." KAMİAD olarak ilgili kamu kurumları nezdinde gerekli girişimlerin başlatıldığını belirten Adıgüzel, ödeme takvimine ilişkin netliğin hem sektör hem de kamu projelerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. "Kamu projelerinin durması ya da yavaşlaması kimsenin arzu edeceği bir tablo değildir. İstihdamın korunması, yatırımların kesintisiz devamı ve mali disiplinin sağlanması için çözüm odaklı bir diyalog sürecine ihtiyaç vardır. Dernek olarak sürecin yapıcı şekilde yönetilmesi için her türlü iş birliğine hazırız." KAMİAD, kamu yatırımlarının sürdürülebilirliği ve sektörün finansal istikrarının korunması amacıyla süreci yakından takip etmeye devam edeceğini bildirdi.
Afyonkarahisarlı iş insanlarından ulusal ölçekte güç birliği
03 Mart 2026 Salı - 12:24 Afyonkarahisarlı iş insanlarından ulusal ölçekte güç birliği Afyonkarahisarlı Sanayiciler ve İş İnsanları Federasyonu (AFSİADFED), Afyonkarahisarlı sanayici ve iş insanlarını tek çatı altında buluşturarak Türkiye genelinde güçlü, organize ve sürdürülebilir bir temsil yapısı oluşturma hedefiyle faaliyetlerini sürdürecek. Afyonkarahisarlı Sanayiciler ve İş İnsanları Federasyonu’ndan yapılan açıklamada, AFSİAD Federasyonunun Cumhuriyet Bayramı’nın 102. yıl dönümünde kurulmuş olmasının yalnızca sembolik bir tarih tercihi değil ekonomik kalkınma ile Cumhuriyet değerleri arasında bilinçli ve güçlü bir bağın ifadesi olduğu vurgulandı. Açıklamada, "Siyasi bağımsızlığın ekonomik güçle kalıcı hale geleceği anlayışı, federasyonun kuruluş vizyonunun temelini oluşturuyor ve bir asırdan daha fazlasını geride bırakan Türkiye Cumhuriyetinde, üretim ve ekonomik bağımsızlık ekseninde yeni bir güç birliği modeli ortaya koyuyor. AFSİAD Federasyonun temelleri, 1991 yılında Afyonkarahisar’da kurulan ve 35 yıldır bölgesel ve ulusal kalkınmaya katkı sunan Afyonkarahisar Sanayicileri ve İş İnsanları Derneği (AFSİAD) öncülüğünde atıldı. Sanayileşme, sürdürülebilir kalkınma, yatırım ortamının iyileştirilmesi, kurumsallaşma ve iş dünyasında etik değerlerin güçlendirilmesi alanlarında önemli çalışmalara imza atan AFSİAD’ın kurumsal hafızası ve temsil kabiliyeti, federasyon modeliyle daha geniş bir etki alanına taşındı. Bugün AFSİAD Federasyonu yalnızca bir dayanışma platformu değil, üretim kapasitesi yüksek, istihdam oluşturan, ihracat potansiyeli taşıyan ve Afyonkarahisar başta olmak üzere ülkemizin farklı şehirlerinde faaliyet gösteren Afyonkarahisar’lı sanayici ve iş insanlarını ortak bir vizyon etrafında bir araya getiren stratejik bir iş dünyası ağı olarak konumlanmaktadır" ifadelerine yer verildi. Federasyon Afyonkarahisar ile birlikte 5 kentin temsilcilikleri ile kuruldu Federasyonun Afyonkarahisar, İstanbul, Bursa, Ankara ve Antalya gibi Türkiye’nin farklı ekonomik merkezlerinde faaliyet gösteren beş güçlü derneğin katılımıyla kurulduğunun vurgulandığı açıklamada şu ifadelere yer verildi: "AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kadir Sayın liderliğinde yürütülen kuruluş sürecinde İstanbul AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Çelik, Bursa AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı İlker Duran, Ankara AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı F. Ali Rıza Bülbül ve Antalya AFSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Ertuğrul Demirok’un katkıları federasyonun kuruluş aşamasında ki güçlü iradesini güçlendirmiştir. Bu tablo, Afyonkarahisar merkezli iş dünyasının İstanbul, Ankara, Bursa ve Antalya gibi Türkiye’nin stratejik ekonomik merkezlerinde güçlü bir yapıya sahip olduğunu ve ulusal ölçekte koordineli hareket etme kabiliyetine ulaştığını göstermektedir. AFSİAD Federasyonu kuruluş ilke ve amaçları doğrultusunda; farklı şehirlerde yaşayan Afyonkarahisarlı iş insanlarını aynı çatı altında buluşturarak memlekete yatırım, iş birliği ve ortak projeler yoluyla hem bölgesel hem ulusal kalkınmaya katkı sağlamayı esas almaktadır. Aidiyet temelli ancak kapsayıcı bir anlayışla şekillenen federasyon, ekonomik olduğu kadar kültürel ve sosyal alanlarda da dayanışmayı güçlendiren bir yapıdır" "Türkiye’nin üretim ve ihracat hedeflerine doğrudan katkı sunulacak" AFSİAD Federasyonu Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaş uygarlık hedefini benimseyen, demokrasi ve insan haklarına bağlı, girişim ve düşünce özgürlüğüne saygılı, evrensel iş ahlakını esas alan bir iş dünyası anlayışını kurumsal zemine taşımayı hedeflendiği kaydedilerek, "AFSİAD Federasyonu’nun stratejik önceliği Türkiye’nin güçlü ekonomik yapısını, ekosistemini küresel ölçekte daha yenilikçi, daha verimli ve daha dayanıklı bir yapıya kavuşturarak uluslararası pazarlarda rekabet avantajını kalıcı biçimde artırmaktır. Ekonominin istikrar içinde büyümesini desteklemeyi, piyasa ekonomisinin hukuki ve kurumsal altyapısının güçlendirilmesine katkı sunmayı, şirketlerin ulusal ve küresel rekabet gücünü artırmayı, yatırım ve ihracatın önünü açacak politika önerileri geliştirmeyi, kalite ve verimlilik anlayışını yaygınlaştırmayı hedeflemektedir. Federasyon çatısı altında yer alan derneklere üye firmalar; Türkiye’nin farklı şehirlerinde binlerce kişiye istihdam sağlayan, sanayi, ticaret ve hizmet sektörlerinde aktif üretim yapan ve ihracat yoluyla ülke ekonomisine döviz kazandıran girişimcilerden oluşmaktadır. Bu potansiyelin organize bir yapıya kavuşması, Türkiye’nin üretim ve ihracat hedeflerine doğrudan katkı sunacaktır" ifadelerine yer verildi.
Çimentaş’tan biri globale olmak üzere iki üst düzey atama
03 Mart 2026 Salı - 12:11 Çimentaş’tan biri globale olmak üzere iki üst düzey atama Küresel çapta sektörün önde gelen gruplarından olan ve 18 ülkede faaliyet gösteren Cementir Grup bünyesindeki Ege Bölgesi’nin ilk çimento şirketi Çimentaş’ta, iki önemli atama gerçekleşti. Buna göre, Çimentaş CEO’su Cenker Mirzaoğlu, halihazırdaki görevine ek olarak Cementir Grup’un stratejik gelişimden sorumlu üst düzey yöneticilik görevini üstlenirken, Gürol Özer Çimentaş’ın yeni oluşturulan genel müdürlük pozisyonuna getirildi. Cenker Mirzaoğlu, Çimentaş CEO’su göreviyle birlikte üstlendiği bu yeni rol kapsamında, Cementir Grup’un stratejik gelişim faaliyetlerine liderlik etmesinin yanı sıra; büyüme fırsatlarının değerlendirilmesi, stratejik önceliklerin belirlenmesi, birleşme ve satın alma süreçleri gibi kritik alanlarda sorumluluk üstlenecek. Cementir Grup’un küresel çapta stratejik yapılanmasını güçlendirme ve operasyonel mükemmelliği pekiştirme vizyonunun bir parçası olan bu atamayla ilgili Cenker Mirzaoğlu, "Çalışanlarına, hissedarlarına ve faaliyette bulunduğu bölgelerdeki topluluklara katkı sağlamaya önem veren, sürdürülebilir büyümeye inanan Çimentaş CEO’luk görevimin yanında böylesi bir küresel sorumluluğu da üstleneceğim için çok heyecanlıyım. Her zamanki gibi ekip arkadaşlarımla birlikte yeni başarı hikâyelerinin bir parçası olacağımızdan hiç şüphem yok." dedi. Çimento, hazır beton ve inşaat sektörlerinde 30 yıllık yöneticilik ve liderlik deneyimine sahip olan Cenker Mirzaoğlu, kariyeri boyunca satış, pazarlama, genel yönetim, stratejik dönüşüm ve kurumsal yapılandırma gibi kritik alanlarda sorumluluklar üstlenerek sektörün farklı fonksiyonlarında geniş bir uzmanlık geliştirmiştir. Mühendislik alanında eğitim alan Mirzaoğlu, 10 yılı aşkın süredir çimento sektöründe CEO’luk ve Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerini yürütmektedir. Profesyonel yaşamında edindiği derin sektör bilgisi, stratejik yönetim yaklaşımı ve güçlü liderlik becerileriyle birleşerek kurumların dönüşüm süreçlerine önemli katkılar sağlamıştır. 2019 yılından bu yana Çimentaş’ta CEO ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapan Cenker Mirzaoğlu, şirketin stratejik dönüşümüne liderlik etmektedir. Bu rol kapsamında sürdürülebilir büyüme, operasyonel mükemmellik ve uzun vadeli değer oluşturulması hedefleri doğrultusunda şirketin geleceğine yön veren çalışmalar yürütmektedir. Çimentaş Genel Müdürlüğü’ne Gürol Özer Atandı Çimentaş bünyesinde Teknik Operasyonlar Direktörü olarak görev yapan Gürol Özer ise, yeniden yapılanma kapsamında Genel Müdür görevine getirildi. Yeni görevinde Özer; çimento, hazır beton, agrega ve atık yönetimi operasyonlarının genel yönetiminden sorumlu olacak. Çimentaş’ın operasyonel mükemmellik, verimlilik ve sürdürülebilir büyüme hedeflerine yönelik kurumsal yapılanmasının önemli bir adımını oluşturan bu atamayla ilgili CEO Cenker Mirzaoğlu şöyle konuştu: "Gürol Özer’in, grup bünyesinde şimdiye kadar üstlendiği görevler boyunca sergilediği güçlü liderlik ve sahip olduğu teknik uzmanlık sayesinde, yeni görevinde stratejik hedeflerimize değerli katkılar sağlayacağına inanıyor, kendisine başarılar diliyorum." Çimento sektöründe 30 yılı aşkın yöneticilik ve liderlik deneyimine sahip olan Gürol Özer, kariyeri boyunca üretim, teknik operasyonlar, yatırım projeleri, enerji verimliliği ve dijital dönüşüm gibi stratejik alanlarda sorumluluklar üstlenerek sektörün farklı fonksiyonlarında geniş bir uzmanlık geliştirmiştir. Son 15 yıldır sektördeki üst düzey yönetim kademelerinde görev alan Özer, kapsamlı operasyonel deneyimini stratejik liderlik becerileriyle birleştirmiştir. Mühendislik ve işletme alanlarında yüksek lisans derecelerine sahip olan Gürol Özer, 2019 yılından bu yana Çimentaş’ta Teknik Operasyonlar Direktörü olarak görev yapmaktadır. Bu süreçte şirketin üretim tesislerinin teknik ve operasyonel yönetimine liderlik etmiş; verimlilik, sürdürülebilirlik ve operasyonel mükemmellik odaklı dönüşüm çalışmalarına önemli katkılar sağlamıştır.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti"
03 Mart 2026 Salı - 12:03 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e yükselmiştir" dedi. Yılmaz ayrıca, "Son dönemde bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin geçici nitelikteki etkilerini sınırlamaya yönelik çalışmalarımıza da ilgili tüm kurumlarımızla eşgüdüm içinde devam edeceğiz" açıklaması yaptı. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, resmi sosyal medya hesaplarından şubat ayı enflasyonu ile ilgili açıklamada bulundu. Şubat ayı enflasyonunun hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleştiğini belirten Yılmaz, yıllık enflasyonun da yüzde 31,53’e yükseldiğini bildirdi. Aynı zamanda Yılmaz, şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanının, aylık bazda yüzde 6,89 artan gıda fiyatları kaynaklı olduğunu ifade etti. Öte yandan Yılmaz, enflasyonla mücadelenin sürdürüleceğini vurguladı. "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşti" Ekonomi programının temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı bir yaklaşımla yollarına devam ettiklerini belirten Yılmaz, "Şubat ayı enflasyonu, hava şartlarının etkisiyle artan gıda fiyatlarının öncülüğünde yüzde 2,96 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 31,53’e yükselmiştir. Şubat ayı enflasyonunun 1,71 puanı, aylık bazda yüzde 6,89 artan gıda fiyatları kaynaklıdır. Buna rağmen hizmet kalemindeki fiyat artışı geçen aya göre zayıflayarak, yıllık bazda düşüş eğilimini sürdürmüştür. Temel mal enflasyonunda ise olumlu görünüm devam etmiş, geçen aya göre fiyat seviyesinde yüzde 1 oranında düşüş kaydedilmiş, yıllık temel mal enflasyonu yüzde 16,57’ye gerilemiştir" diye konuştu. "Enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz" Cevdet Yılmaz, şunları kaydetti: "Yıllık enflasyonun baz etkisiyle sınırlı ve geçici artış göstermesi; mevsim şartları kaynaklı bir gelişme olup, dezenflasyon programımızın ana istikametini değiştiren nitelikte değildir. Mevsimsel şartların aylık bazda olumsuz etkileri olsa da, yıllık bazda gıda ve enerji kanalı ile olumlu etkide bulunması öngörülmektedir. Bütüncül bir yaklaşımla yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikamızın yanı sıra; sosyal konut, gıda, lojistik ve yenilenebilir enerji gibi alanlarda hayata geçirdiğimiz arz yönlü adımlarımızla enflasyonla mücadelemizi sürdüreceğiz. Son dönemde bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmelerin geçici nitelikteki etkilerini sınırlamaya yönelik çalışmalarımıza da ilgili tüm kurumlarımızla eşgüdüm içinde devam edeceğiz."
İstilacı İsrail sazanları balıkçılara gelir kaynağı oldu
03 Mart 2026 Salı - 11:58 İstilacı İsrail sazanları balıkçılara gelir kaynağı oldu Bursa’daki Uluabat Gölü’nde avlanan İsrail sazanı, Suriye ve Irak’a ihraç ediliyor, bölge balıkçılarına ek gelir sağlıyor. Hızla çoğalması ve yayılması nedeniyle istilacı tür olarak bilinen İsrail sazanının uzun süredir Uluabat Gölü’nde avcılığı yapılıyor. Yıllardır gölden çıkan ve iyi gelir sağlayan turna ve sazan gibi diğer balıklar ile tatlısu ıstakozu azalırken, İsrail sazanı hızla arttı. İstilacı tür, göle kıyısı olan yerleşim birimlerindeki balıkçılara ek gelir sağladı. Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, Uluabat Gölü’nün su seviyesinin yağışlarla yükselmesinin balıkçıları mutlu ettiğini söyledi. Gökde balık miktarının artmasını beklediklerini dile getiren Cihanoğlu, "İsrail sazanı ilk geldiğinde gölü yok edecek dediler, bitirecek dediler. Uluabat Gölü’nde 20-30 yıldır İsrail sazanı var. Gölde bizim açımızdan bir sıkıntı oluşturmadı. Balıkçılarımız ağırlıklı olarak bu balıkla geçimini sağlıyor. Yakalanan balıklar Suriye ve Irak’a ihraç ediliyor. Diğer balıklar azalınca İsrail sazanı balıkçılar için kurtuluş oldu" diye konuştu. Gölyazı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Topsezer de şu anda gölde sazan avcılığının sürdüğünü belirterek, "15 Mart’ta sazan avı yasağı başlayacak. Şu an turna yasak. 1 Nisan’da turna başlayacak. İsrail sazanı var onları tutuyoruz ve diğer birkaç küçük balık. Balıkçılar yakaladıkları sazanları soğuk hava deposuna teslim ediyor. Oradan balıkları firma alıyor ve işleyip ihraç ediyor. Balıkçılarımız için önemli bir gelir kaynağı" dedi.
İstilacı İsrail sazanları balıkçılara gelir kaynağı oldu
03 Mart 2026 Salı - 11:47 İstilacı İsrail sazanları balıkçılara gelir kaynağı oldu Bursa’nın ve Türkiye’nin önemli gölleri arasında yer alan Uluabat Gölü’nde avlanan İsrail sazanı, Suriye ve Irak’a ihraç ediliyor, bölge balıkçılarına ek gelir sağlıyor. Hızla çoğalması ve yayılması nedeniyle istilacı tür olarak bilinen İsrail sazanının uzun süredir Uluabat Gölü’nde avcılığı yapılıyor. Yıllardır gölden çıkan ve iyi gelir sağlayan turna ve sazan gibi diğer balıklar ile tatlısu ıstakozu azalırken, İsrail sazanı hızla arttı. İstilacı tür, göle kıyısı olan yerleşim birimlerindeki balıkçıların gelir açısından adeta kurtuluşu oldu. Gölyazı Mahallesi Muhtarı Mustafa Cihanoğlu, Uluabat Gölü’nün su seviyesinin yağışlarla yükselmesinin balıkçıları mutlu ettiğini söyledi. Gökde balık miktarının artmasını beklediklerini dile getiren Cihanoğlu, şöyle konuştu: "İsrail sazanı ilk geldiğinde gölü yok edecek dediler, bitirecek dediler. Uluabat Gölü’nde 20-30 yıldır İsrail sazanı var. Gölde bizim açımızdan bir sıkıntı oluşturmadı. Balıkçılarımız ağırlıklı olarak bu balıkla geçimini sağlıyor. Yakalanan balıklar Suriye ve Irak’a ihraç ediliyor. Diğer balıklar azalınca İsrail sazanı balıkçılar için kurtuluş oldu." Gölyazı Su Ürünleri Kooperatifi Başkanı Mustafa Topsezer de şu anda gölde sazan avcılığının sürdüğünü belirterek, "15 Mart’ta sazan avı yasağı başlayacak. Şu an turna yasak. 1 Nisan’da turna başlayacak. İsrail sazanı var onları tutuyoruz ve diğer birkaç küçük balık. Balıkçılar yakaladıkları sazanları soğuk hava deposuna teslim ediyor. Oradan balıkları firma alıyor ve işleyip ihraç ediyor. Balıkçılarımız için önemli bir gelir kaynağı" dedi.
Enerjisa Enerji’den 2025’te 23,5 milyar TL yatırım ile Türkiye’nin enerji dönüşümüne önemli katkı
03 Mart 2026 Salı - 11:38 Enerjisa Enerji’den 2025’te 23,5 milyar TL yatırım ile Türkiye’nin enerji dönüşümüne önemli katkı Türkiye’nin önde gelen elektrik dağıtım ve perakende satış şirketlerinden Enerjisa Enerji, 2025 yılına ilişkin finansal hedefleriyle uyumlu sonuçlar elde ederken, özellikle dağıtım iş kolundaki performansı ile öne çıktı. Şirket, yıl içinde 23,5 milyar TL yatırım yaparken faaliyet gelirini ise 58,3 milyar TL seviyesine taşıdı. 2025 yılında dayanıklı iş modeli ve yatırım disipliniyle performansını sürdüren Enerjisa Enerji, yıl sonu finansal sonuçlarını paylaştı. Şirketin faaliyet geliri geçen yıla göre enflasyonun yüzde 8 üzerinde artışla 58,3 milyar TL’ye ulaşarak, finansal dayanıklılığının ve sürdürülebilir büyüme stratejisinin temelini oluşturdu. 14 ilde arz güvenliğini güçlendiren modernleşme yatırımları 2025 yılında toplamda 23,5 milyar TL yatırım gerçekleştiren Enerjisa Enerji; AYEDAŞ, Başkent EDAŞ ve Toroslar EDAŞ aracılığıyla hizmet verdiği 14 ilde şebeke modernizasyonu, kapasite artışı ve altyapı güçlendirme çalışmalarına ağırlık verdi. Mevcut altyapının genişletilmesi ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalarla birlikte; akıllı şebeke uygulamaları, dijitalleşme yatırımları ve arz güvenliğini destekleyen projeler sayesinde şirket; daha verimli, daha dayanıklı ve daha sürdürülebilir bir enerji sisteminin inşasına katkıda bulundu. Bu yatırımların, Türkiye’nin enerji dönüşümüne katkı sağladığı ve uzun vadeli arz güvenliğinin güçlendirilmesine de önemli destek sağladığı aktarıldı. Güneş enerjisi kurulu gücünü yüzde 38 artırdı Elektrik dağıtım iş kolunun yanı sıra Perakende ve Müşteri Çözümleri iş kollarında da faaliyetlerini sürdüren Enerjisa Enerji, 2025 yılı başında yatırımcılarıyla paylaştığı finansal beklentilerle genel çerçevede uyumlu bir performans ortaya koydu. Perakende iş kolunda da EPDK tarafından ‘Son Kaynak Tedarik Tarifesi’ limitlerinde yapılan düzenlemeler ve değişen piyasa koşullarının etkisiyle bir önceki yıla kıyasla dengeli bir performans gerçekleştirdi. Şirket, bu yeni piyasa dinamiklerine hızlı uyum sağlayarak, serbest piyasa yapısı içerisinde sürdürülebilir bir değer oluşturmaya odaklandı. Yapılan açıklamaya göre; Müşteri Çözümleri iş kolunda ise güneş enerjisi projelerinde kurulu güç yıl sonu itibarıyla yüzde 38 artışla 141,6 MWp seviyesine ulaştı. Eşarj, Enerjisa’nın e-mobilite faaliyetlerini tek çatı altında yürüten markası olarak, önemli büyümenin ardından odaklandığı hizmet kalitesi ve istasyonlarının erişilebilirliğini artırmaya yönelik çalışmalarda başarı sağladı; bu sayede satılan enerji miktarı 43,7 GWh seviyesine ulaştı. Pınar: "Türkiye’nin enerji altyapısının dönüşümünde aktif ve sorumlu bir rol üstleniyoruz" Enerji sektörünün yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir alan olduğunun altını çizen Enerjisa Enerji CEO’su Murat Pınar, "Küresel ölçekte enerji sistemleri dönüşürken, arz güvenliği ve altyapı dayanıklılığı her zamankinden daha kritik hale geliyor. Enerjisa Enerji olarak, Türkiye’nin enerji altyapısının dönüşümünde aktif ve sorumlu bir rol üstleniyoruz. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz 23,5 milyar TL’lik yatırım, enerji altyapımızın güçlendirilmesine ve daha verimli, daha dayanıklı bir sistemin inşasına yönelik uzun vadeli kararlılığımızın göstergesidir. Dağıtım altyapısına yaptığımız yatırımlarla enerji arzının sürekliliğini destekledik ve dönüşüm sürecine katkı sağladık. Başarılı finansallarımız ve sürdürülebilir temettü politikamız doğrultusunda, Baz Alınan Net Kâr’ın yüzde 63’üne karşılık gelen hisse başına 5,08 TL temettü dağıtımını Genel Kurul’un onayına sunmayı planlıyoruz. Bu oran, temettü artışının dengeli ve öngörülebilir bir şekilde sürmesini desteklerken ve uzun vadeli yatırım ve finansal sağlamlık açısından gerekli esnekliği de sağlamaktadır. Odağımız net: Türkiye’nin artan enerji ihtiyacını güvenli, sürdürülebilir ve güçlü bir altyapı ile karşılamak. ‘Daha İyi Bir Gelecek’ vizyonumuz doğrultusunda ülkemizin enerji dönüşümüne liderlik etmeyi sürdüreceğiz" dedi. Ulbrich: "2026’da finansal sağlamlık ve değer oluşturmak önceliğimiz olacak" 2025 yılı boyunca mali disiplin ve bilanço dayanıklılığını önceliklendirdiklerini belirten Enerjisa Enerji CFO’su Philipp Ulbrich, "Yüksek enflasyon ve faiz ortamında finansal dayanıklılığımızı güçlü tutmaya odaklandık. Disiplinli borç yönetimi, öngörülebilir nakit üretimi ve yalnızca en kârlı iş alanlarına yönelen net sermaye tahsisi sayesinde bilanço esnekliğimizi koruduk. Düzenlemeye tabi iş modelimizin sağladığı görünürlük, finansal istikrarımızın en önemli dayanaklarından biri olmaya devam etti. Elektrik dağıtım şebekesine yönelik uzun vadeli yatırımlara dayanan temel iş modelimizin sürekliliği için gerekli zemini oluşturan 5. Düzenleme Dönemi’nin parametrelerine ilişkin artık net bir görünürlüğe sahibiz. Perakende sektörüne ilişkin mevcut düzenlemelerde, enflasyonun kar marjları üzerindeki etkisinin dengelenemediği gözlemlenmektedir. Bu durum da sektör genelindeki marj baskının devam etmesine neden oluyor. Bu görünürlük doğrultusunda, disiplinli uygulamayı değer artırıcı büyüme ile dengelemeye devam ederken, karlı bir şekilde yatırımları ve kazançları enflasyon beklentilerinin üzerinde artırmayı hedefleyen iddialı 2026 hedefleri belirliyoruz" dedi. Şirketin CFO’su Philipp Ulbrich, gelecek projeksiyonları hakkında sözlerine şöyle devam etti: "Enerjisa Enerji olarak, net bir stratejik yol haritası, dayanıklı iş modelimiz ve tüm paydaşlarımız için sürdürülebilir değer oluşturma kararlılığımızla 2026 yılına ve 5. Düzenleme Dönemi’ne güçlü bir şekilde hazırız." Enerjisa Enerji 2026 yılına yönelik olarak Faaliyet Gelirlerinin 75-80 milyar TL seviyesine, Baz Alınan Net Kârının ise 11-13 milyar TL aralığına ulaşmasını öngörüyor. Aynı dönemde şirket, 30-35 milyar TL yatırım gerçekleştirmeyi planlarken; bu yatırımlar sayesinde Düzenlemeye Tabi Varlık Tabanının 110-120 milyar TL aralığına yükselmesini bekliyor.