EKONOMİ - 18 Nisan 2026 Cumartesi 10:21

Tescilli ‘Karacadağ pirinci’ dünya piyasası yolunda

A
A
A
Tescilli ‘Karacadağ pirinci’ dünya piyasası yolunda

Diyarbakır’ın Karacadağ bölgesinde yetiştirilen "Karacadağ pirinci", girişimci İclal Beşenk tarafından Türkiye ve dünyaya tanıtılıp satışı yapılıyor.


Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde bulunan Diyarbakır’ın eşsiz iklimi ile Karacadağ’ın volkanik topraklarının ürünü olan Karacadağ pirinci, Lyra Heritage markasının öncülüğünde küresel bir lezzet ve sağlık ikonu olmaya hazırlanıyor. Marka, gerçekleştirdiği kapsamlı bilimsel analizlerle, ata tohumu olan bu özel pirincin sadece lezzetiyle değil, aynı zamanda düşük glisemik indeksi, yüksek besleyiciliği ve sporcu dostu yapısıyla da fark oluşturduğunu kanıtladı.


Lyra Heritage Yönetim Kurulu Başkanı İclal Beşenk, kadın girişimci olduğunu, Karacadağ pirincini Türkiye ve dünyaya tanıtmak ve sağlık isteyen insanlara ulaştırmak için uğraştığını söyledi. Diyarbakır Karacadağ bölgesinin çok özel, volkanik bir bölge olduğuna değinen Beşenk, toprakların haliyle mineralli ve o topraklarda yetişen Karacadağ pirincinin de şeker hastaları, sporcular, çocuklar için sağlıklı beslenmek isteyen, doğal ürünler arayan kişiler için çok özel bir ürün olduğunun altını çizdi.


Beşenk, bunu öğrendiğinde ve bunun pek kimse tarafından bilinmediğini fark ettiğinde çok üzüldüğünü ifade ederek, "Değerinin verilmesi, insanların bundan faydalanması için tanıtma girişimi düşündüm. İlk başta tepkileri görünce birçok kişinin bilmediğini fark ettim. Dünyada ve Türkiye’de birçok marka var. Türkiye’de çok büyük bir kesim Karacadağ pirincinden habersiz bir şekilde yaşıyorlar. Çok doğal bir ürün. Testler neticesinde de protein oranı yüksek, glisemik endeksi düşük. Tarladan sofralara ulaştırılan, herhangi bir ışıl işleme maruz kalmayan bir ürün. Doğal beslenmek isteyenler, çocuklarını sağlıklı beslemek isteyenler için biçilmiş bir kaftan" dedi.



"Bu pirincin tarlaları 6 yılda bir ekiliyor"


Bunun fark edilmediğini öğrendiğinde bunu tanıtmak amacıyla bu yola çıktığını kaydeden Beşenk, "Çok da güzel tepkiler almaya başladım. Sağlıklı olarak tüketilen başka pirinçlerde var ama lezzeti konusu kişiden kişiye değişiyor. Karacadağ pirincinin tadına baktıklarında hem sağlıklı olması hem de leziz olması onları için kesinlikle bir artı oldu. Güzel dönüşler oldu. Bu dönüşler çerçevesinde önce Türkiye’de, daha sonra dünya da tanıtmak için girişimlerde bulunduk. Sosyal medya aracılığıyla, e-ticaret siteleriyle. Diyarbakır’da bu pirincin tarlaları 6 yılda bir ekiliyor. 6 yıl boyunca nadasta bekletiliyor. Bunun kalitesini artıran diğer bir etken" diye konuştu.


Coğrafi işaret almış bir pirinç olduğunu kaydeden Beşenk, "Şu anda Amerika ve Meksika’da satmak için girişimlerimizi yaptık. Satışa başlamadık, tanıtım aşamasındayız. Önümüzdeki birkaç hafta içinde de Avrupa’da 13 ülkede olmak üzere tanıtım ve satışına başlayacağız. Ürünü tarladan alıyoruz, sadece kabuğunu aldırıyoruz. Fabrikada her hangi bir işleme sokmuyoruz. Mersin’e getiriyoruz, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün her ay denetlediği soğuk hava deposunda pirinçleri muhafaza ediyoruz. Ulusal marketlere koymadık, paketleme ve saklama şartları açısından. Siparişe göre paketleme yapıyoruz ve ilgili kişilere gönderiyoruz" dedi.



Tescilli ‘Karacadağ pirinci’ dünya piyasası yolunda

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Malatya Yönetici Liderlik Eğitim Programı devam ediyor İnönü Üniversitesi ev sahipliğinde kamu hizmetlerinin etkinliğinin artırılması, yönetsel kapasitenin güçlendirilmesi ve kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesi amacıyla üniversite yöneticilerine yönelik "Yönetici Liderlik Eğitim Programı" devam ediyor. İnönü Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nusret Akpolat, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ali Özer ile Prof. Dr. Mehmet Sağlam ve akademik personelin katıldığı programda, Araştırma Koordinatörü Doç. Dr. Enes Gül, "Akademik Üretkenlik ve Üniversitelerin Derecelendirme Metodolojisi" başlıklı sunum yaptı. Doç. Dr. Gül, araştırma koordinatörlüğü ve araştırma dekanlığı gibi birimlerin dünyada ve Türkiye’de giderek yaygınlaştığını belirterek üniversitelerin uluslararası derecelendirme sistemlerindeki yerinin önemine dikkat çekti. Üniversitelerin bu sistemlerde yer almamasının ilerleyen süreçte akademisyen kabulleri ve Erasmus anlaşmaları gibi alanlarda sorunlara yol açabileceğini ifade etti. Web of Science, Scopus, QS, Shangai (ARWU) ve URAP gibi derecelendirme kuruluşlarının gelişim süreçlerine değinen Gül, veri biliminin ilerlemesiyle birlikte üniversitelerin sıralanmasında objektif ve veriye dayalı ölçümlerin öne çıktığını söyledi. "Life Sciences alanında Türkiye’de ikinci olduk" Sunumunda İnönü Üniversitesi’nin akademik başarılarına değinen Gül, multidisipliner çalışmaların bu başarıdaki rolüne dikkat çekti. Gül, "Life Sciences (Yaşam Bilimleri) alanında Türkiye’de ikinci olduk. Aslında böyle bir bölümümüz yok ama farklı disiplinlerin katkısıyla bu başarı elde edildi. Tıp fakültesi, gıda mühendisliği, spor bilimleri gibi alanlar bu başarıya katkı sağlıyor. Hatta çok küçük oranlarda diğer alanların da etkisi olabiliyor." diyerek sözlerini tamamladı.
Van Van’da şifa kaynağı ‘çiriş otu’ tezgahlardaki yerini aldı Van’da karların erimesi ve ilkbaharın gelmesiyle birlikte yüksek kesimlerde kendiliğinden yetişen, bölge halkı tarafından şifa kaynağı olarak bilinen ‘çiriş otu’ tezgahlarda satışa sunulmaya başlandı. Van ve çevresinde nisan ile mayıs aylarında karların erimesiyle birlikte dağların yüksek kesimlerinde yetişen çiriş otu, pazarlardaki yerini aldı. Doğadan bin bir güçlükle toplanan ve birçok ailenin geçim kaynağı olan şifalı ot, şehir merkezindeki tezgahlarda kilosu ortalama 100 TL’den alıcı buluyor. Özellikle çorba, pilav, börek ve çeşitli sulu yemeklerde tercih edilen çiriş otunun, bölge halkı tarafından birçok hastalığa karşı koruyucu olduğu belirtiliyor. Konuya ilişkin konuşan satıcı Emrullah Savur, bu yıl yağışların fazla olması nedeniyle hasadın geçtiğimiz yıla oranla biraz geciktiğini belirtti. Savur, "Bu sene kar çok olduğu için oralarda hâlâ kar yağıyor. Dağlarda bir sürü kar olması nedeniyle bu ürünler şu an geç geldi; yoksa normalde bir hafta, 10 gün önce gelmesi lazımdı. Aynı ıspanak gibi kaynatılarak pişiriliyor. Karaciğere, akciğere, tansiyona ve şekere çok iyi geliyor, yani oldukça faydalı. Mideyi temizliyor, bağırsakları sürekli çalıştırıyor. Piştiği zaman azaldığı için bir insan en az 5-6 kilo alıyor" dedi. "Bir haftaya kadar yayla muzu da çıkar" Çiriş otunun dağlardan toplanmasının çok zahmetli olduğunu dile getiren Savur, "İnsanlar kilometrelerce yol gidip o dağlara çıkıyor; o yüksekliği bir binanın katlarıyla kıyaslayın, öyle bir emek var. İnşallah daha güzel olur. Henüz sirmo, mendi, kenger ve uşkun (yayla muzu) gibi bitkiler yeni yeni başlıyor, daha fazlası da gelecek inşallah. Bir haftaya kadar uşkun (yayla muzu) da çıkar. Tabii bu sene yağış çok olduğu için inşallah daha bereketli ve daha güzel olur" diye konuştu.
Bilecik Doğanın sesi BŞEÜ’de yankılanacak Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesinde, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Genç TEMA Kulübü tarafından yürütülen, Gençlik ve Spor Bakanlığı Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı kapsamında desteklenen "Kampüsüne Bir Zeytin Dalı da Sen Uzat" projesi, önemli bir başarıya imza atarak adını ÜNİFEST finaline yazdırdı. Ulusal çapta gururlandıran bu vizyoner proje, Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi’nde düzenlenecek olan Üniversite Öğrenci Toplulukları Toplumsal Katkı Proje Festivali’nde ’İklim Değişikliği, Çevresel Sürdürülebilirlik ve Yeşil Enerji’ kategorisinde zirve için sahneye çıkacak. Zafer Asım Kaplancıklı: "Atılan her adım, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürdü" Rektör Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı proje hakkında yaptığı açıklamada, "Sadece bir proje olmanın çok ötesine geçerek yeşil bir geleceğin tohumlarını atan bu çalışma; sürdürülebilirlik bilincini en üst seviyeye taşımak, çevre duyarlılığını kampüs sınırlarımızın dışına taşırmak ve doğayla kusursuz bir uyum içinde yaşama kültürünü inşa etmek amacıyla öğrencilerimizin muazzam enerjisiyle hayata geçirildi. Atılan her adım ve hayata geçirilen her faaliyet, gençlerimizin içindeki doğa sevgisini devasa bir farkındalık hareketine dönüştürürken, onlara topluma yön verecek sarsılmaz bir sosyal sorumluluk bilinci kazandırdı. ÜNİFEST finalinde boy gösterecek olmak; projemizin sağlam bilimsel temellerinin, her alanda uygulanabilir yenilikçi yapısının ve topluma sunduğu eşsiz katkı potansiyelinin en parlak kanıtıdır. Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi olarak göğsümüzü kabartan bu büyük başarıda alın teri döken, doğaya nefes olan tüm öğrencilerimizi ve onlara yol gösteren kıymetli akademik danışmanlarımızı yürekten tebrik ediyor" diye konuştu.