EKONOMİ
05 Mart 2026 Perşembe - 17:48 Başkan Günel: ’Amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak’ Başkan Ömer Günel, ITB Berlin Fuarı’na katılmak için gittiği Almanya’da, Türk-Alman İş İnsanları Birliği’ni ziyaret etti. Birlik üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu turizm potansiyeli hakkında bilgi veren Başkan Ömer Günel, "Aydın bugüne kadar tarım kenti olarak görüldüğü için buna göre organize edilmiş. Ancak bize göre Aydın turizmin, gastronominin ve sanayinin de lokomotifi olacak kapasiteye sahip. Bu nedenle bizim amacımız yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" dedi. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel, Berlin’de Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleriyle bir araya geldi. Başkan Ömer Günel’in ziyaretine Belediye Başkan Yardımcısı Seyfi Seyhan Suvari ile Belediye Meclis Üyeleri de katıldı. Başkan Ömer Günel ziyaretinde Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyelerine Kuşadası’nın sahip olduğu doğal ve tarihi güzelliklerinden bahsetti. Toplantıda Kuşadası’nın yılın dört mevsimine yayılan turizm ile konaklama imkanlarını da anlatan Başkan Ömer Günel’i Türk-Alman İş İnsanları Birliği üyeleri ilgi ve dikkatle dinledi. Aydın’ın bugüne kadar sadece tarım kenti olarak görüldüğüne dikkat çeken Başkan Ömer Günel, "Bize göre Aydın aynı zamanda turizm, gastronomi ve sanayi kenti. Çünkü dünyanın en önemli 3 kruvaziyer limanından bir tanesi Kuşadası’nda bulunuyor. İlçemize gelen kruvaziyer yolcusu sayısına baktığımızda son 3 yıldır kendi rekorumuzu egale ediyoruz. Geçen yıl 1 milyon kruvaziyer yolcusu ağırladık. Bu yıl sayının çok daha fazla olmasını bekliyoruz. Ben Kuşadası, Didim ve Selçuk’un turizm alanında iş birliği içerisinde olmasını çok önemsiyorum. Çünkü ortak turizm değerlerini paylaşıyoruz. Bizim amacımız Aydın için yeni bir başlangıcın kapısını aralamak" diye konuştu.
05 Mart 2026 Perşembe - 17:16 Aydın’da ticari taksi şoförlerinden zam çağrısı Aydın’da faaliyet gösteren ticari taksi şoförleri, artan maliyetler karşısında ayakta kalmakta zorlandıklarını belirterek yetkililerin tarifeye düzenleme yapılmasını beklediklerini ifade ettiier. Özellikle akaryakıt, sigorta ve araç bakım giderlerindeki artışın kendilerini ciddi şekilde etkilediğini dile getiren taksiciler, mevcut tarifeyle hizmet vermenin her geçen gün daha da zorlaştığını söyledi. Mevcut ücretlere yüzde 50 zam, indi-bindi ücretinin ise 220 TL olarak belirlenmesini talep eden taksiciler taleplerinin karşılık bulmaması halinde kontak kapatma noktasına gelebileceklerini belirtti. Taksici esnafı, hem ekonomik şartların hem de mesleğin sürdürülebilirliği açısından yeni bir düzenleme yapılmasını istedi. Otogar Taksi Durak Başkanı Cengiz Yoltay meslektaşları adına yaptığı açıklamada, "Biz taksiciler olarak bugüne kadar oda başkanımızın gayretleri ve Aydın Büyükşehir Belediye Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun destekleri ile çalıştık. Ancak bugüne kadar aldığımız zamlar ülkemizin içerisinde bulunduğu durumda çok yetersiz kaldı. Geçen hafta oda toplantımızda indi-bindi tarifesinde 220 TL olarak belirttiğimiz zammı alamadık. Yakıt zamlarına yetişemez olduk. Bunun yanında devletin bize yazar kasa post uygulaması getirmesi ile Aydın’da taksi hizmeti vermemiz çok zorlaşıyor. Biz normal vatandaşların yaptırdığı trafik sigortasını biz çok daha fazlaya yaptırıyoruz. Çalışan sigortalı arkadaşlarımızın sigortalarını ödemekte zorlanıyoruz. Ayrıca TÜVTÜRK’ün bizlerin her yıl yaptırdığımız araç muayenelerinde bizlere uyguladığı yüksek miktardaki fiyatlar belimizi büküyor. Tüm bunların yanında bir de sanayi kısmı var. Yedek parça fiyatları da her geçen gün artıyor. Tüm bunların yanında trafik cezaları da çok arttı. Karşılaştığımız cezalar da çok yüksek. Kısacası biz taksiciler olarak zorluk çekiyoruz. Gündemdeki savaş durumu olmadan biz zam talebimizi dile getirmiştik. Halen daha sonuç alamadık. Yavaş yavaş kontak kapatma durumuna geliyoruz. Ayrıca Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu’ndan Didim ve Kuşadası’nda yapılan duraklar gibi Efeler’de de kente yakışır taksi durakları yapılmasını talep ediyoruz" dedi. "Taksiciyi yok sayan bir anlayış var" Can Taksi Durak Başkanı Mustafa Öney, "Aydın Şoförler Odası Başkanı Semih Özmeriç geçen hafta düzenlenen toplantıda bizler için yüzde 50 zam istedi. Zam yazımızı belediyeye yazdı. Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muhammed Ali Künkcü ise yeni seçime gireceği için kendince bir şov yaptı. Taksici esnafının 15 yıldır hiç bir derdi dinlenmediği gibi iletilen sorunları da çözülmüyor. Berberler, tamirciler ve diğer meslek gruplarının talep ettiği fiyat tarifeleri hemen imzalanırken taksici esnafının talepleri maalesef gözardı ediliyor" diye konuştu. "Yüzde 50 zam istiyoruz" Merkez Taksi Durak Başkanı Halil Civan ise "Biz aynen Semih başkanımızın talep ettiği yüzde 50 zam ve indi-bindi 220 TL ücretlerini kesintisizi olarak almak istiyoruz. Bu zammı alabilirsek biraz rahatlarız. Yoksa çok zor durumda kalıyoruz" dedi. "Giderler aynı ama tarifeler düşük" Taksiciler ise artan maliyetlere dikkat çekerek, "Her şeyin fiyatı çok yükseldi. Şu anda bizler para kazanamıyoruz. Zaten enflasyon karşısında bu zam da eriyip gidecektir. Diğer illerde bu zam fiyatları her zaman Aydın’dan daha önce uygulandı. İstanbul bizden önce 2 zam aldı. 2 sene önce biz de İstanbul’dan tam 1,5 yıl geç zam almıştık. Giderlerimiz artıyor, gelirlerimiz düşüyhor" diye konuştu.
Mersin Büyükşehir Belediyesinden çölyak hastalarına Ramazan desteği
27 Şubat 2026 Cuma - 10:24 Mersin Büyükşehir Belediyesinden çölyak hastalarına Ramazan desteği Mersin Büyükşehir Belediyesi, 2020 yılından bu yana sürdürdüğü ‘Çölyak Hastalarına Destek Projesi’ kapsamında her ay 930 çölyak hastasına 3 kilogram glütensiz un ve 16 rulo glütensiz ekmek ulaştırırken, Ramazan ayında hazırladığı ‘Glütensiz Ramazan Dayanışma Paketi’ ile özel beslenme ihtiyacı bulunan vatandaşların sofralarına ek destek sağlıyor. Büyükşehir Belediyesi, Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı koordinesinde 2020 yılından bu yana sürdürdüğü ‘Çölyak Hastalarına Destek Projesi’ ile glütensiz beslenmek zorunda olan vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Proje kapsamında hazırlanan ve içerisinde 3 kilogram glütensiz un ile 16 rulo glütensiz ekmek bulunan destek paketleri, her ay 930 çölyak hastasına ulaştırılıyor. Çölyak hastaları, kendilerine en yakın mahalle mutfağından paketlerini teslim alabiliyor Sosyal belediyecilik anlayışıyla hayata geçirdiği projeyle yıl boyunca çölyak hastalarına düzenli destek sağlayan Büyükşehir Belediyesi, Ramazan ayında dayanışma çalışmalarını daha da artırarak ‘Glütensiz Ramazan Dayanışma Paketi’ hazırladı. Ramazan’ın bereketini çölyak hastalarının sofralarına taşıyan paketlerde, 1 litre ayçiçek yağı, 2 adet 400 gramlık glütensiz makarna, 1 adet 400 gram glütensiz arpa şehriye, 250 gram glütensiz kek karışımı, 80 gram glütensiz bisküvi, 60 gram glütensiz çikolata, 2 adet 140 gram glütensiz puding, 250 gram glütensiz çikolatalı tahıl topları, 50 gram glütensiz cips, 100 gram glütensiz susamlı çubuk kraker ve 100 gram glütensiz gofret yer alıyor. Glütensiz ürünlerin fiyatlarının piyasada oldukça yüksek olması ve bu ürünlere ulaşımın her zaman kolay olmaması nedeniyle vatandaşlar, Büyükşehir Belediyesinin sunduğu bu destekten büyük memnuniyet duyuyor. Özellikle temel gıda ürünlerini kapsayan paketler, çölyak hastalarının bütçesine de önemli katkı sağlıyor. Çölyak hastası vatandaşlar, kendilerine en yakın mahalle mutfağından belirlenen gün ve saatlerde paketlerini teslim alabiliyor. "Çölyak hastalarının, sağlıklı ve güvenli beslenme hakkına erişimlerini kolaylaştırıyoruz" Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığında sosyal hizmet uzmanı olarak görev yapan Yasemin Özbek Cilasın, 2020 yılından bu yana çölyak hastalarının yaşam kalitesini artırmaya yönelik sosyal destek çalışmalarını aralıksız olarak sürdürdüklerinden söz etti. Glütensiz beslenmek zorunda olan vatandaşlara her ay düzenli olarak glütensiz gıda kolisi desteği sağladıklarından bahseden Cilasın, "Bugün geldiğimiz noktada, 930 çölyak hastası vatandaşımıza düzenli olarak ulaşmanın gururunu yaşıyoruz. Glütensiz un ve ekmek desteğinin yanında, bu aya özel ‘Glütensiz Ramazan Dayanışma Paketi’ni de vermekteyiz. Bu destek yalnızca ekonomik bir katkı değil, aynı zamanda çölyak hastası bireylerin, sağlıklı ve güvenli beslenme hakkına erişimini destekleyen güçlü bir sosyal sorumluluk projesidir. Amacımız, özel beslenme ihtiyacı bulunan vatandaşların yaşam kalitesini artırmak ve bu süreçte kendilerini hiçbir zaman yalnız bırakmamaktır" dedi.
Ramazan’ın kışa denk gelmesi, kuruyemiş tüketimini arttırdı
27 Şubat 2026 Cuma - 10:15 Ramazan’ın kışa denk gelmesi, kuruyemiş tüketimini arttırdı On bir ayın sultanı Ramazan ayının kış mevsimine denk gelmesi, kuruyemiş tüketimini arttırdı. Ramazan ayında artan enerji ihtiyacını karşılamak ve iftar sofralarını tatlandırmak isteyen vatandaşlar, özellikle iftar saatine doğru kuruyemişçilerde tatlı bir telaş oluşturuyor. Kentte 10 şubeyle faaliyet gösteren Musko Kuruyemiş’te, hurma çeşitleri başta olmak üzere ceviz, badem, kuru kayısı, incir ve birçok ürün yoğun ilgi görüyor. "Hem sahurda hem iftarda tercih ediliyor" İhlas Haber Ajansı’na konuşan firmanın müşteri temsilcisi Muhammed Ali Özbek, "Ramazan ayının başlamasıyla birlikte hurma çeşitlerine ciddi bir talep oluyor. İftar sofralarının vazgeçilmezi olan hurmada özellikle Kudüs, Medine, Şugai, Safavi ve Acve çeşitleri ön plana çıkıyor. Hurma dışında kuru kayısı, kuru incir ve kuru üzüm gibi geleneksel ürünlere de yoğun ilgi var. Bu ürünler doğal içerikleri ve tokluk hissine katkıları nedeniyle hem sahurda hem iftarda tercih ediliyor" dedi. "Tahin-pekmez sahurda enerji verici özelliğiyle öne çıkıyor" Kabuklu yerli cevizi de sıkça tercih edildiğine vurgu yapan Özbek, "Kabuklu yerli ceviz, tahin ve pekmez de Ramazan sofralarının önemli ürünleri arasında yer alıyor. Özellikle tahin-pekmez sahurda enerji verici özelliğiyle öne çıkıyor" diye konuştu. "Tüketim arttı" Ramazan ayının kış mevsimine denk gelmesinin tüketimi arttırdığını da anlatan Muhammed Ali Özbek, "Bu yıl Ramazan’ın kış aylarına denk gelmesi tüketimi artırdı. Uzun kış gecelerinde iftar sonrası çay kahve eşliğinde fındık, Antep fıstığı, badem ve çekirdek tüketimi belirgin şekilde arttı. Ramazan, bereket ve paylaşım ayı. Biz de vatandaşlarımıza en taze ve kaliteli ürünleri sunmak için yoğun şekilde çalışıyoruz. Gelen ilgi, geleneksel ve doğal ürünlerin sofralardaki yerini koruduğunu gösteriyor" ifadelerini kullandı.
Türkiye son 20 yılda, Antalya’dan büyük tarım alanını kaybetti
27 Şubat 2026 Cuma - 09:30 Türkiye son 20 yılda, Antalya’dan büyük tarım alanını kaybetti Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan verilere göre; Türkiye’nin son 20 yılda kaybettiği tarım alanı, Antalya’nın yüzölçümünü aşarken; Antalya’da ise yüzölçümünün yüzde 3’ünü aşkın tarım toprağı kaybedildi. Tarım alanı kayıplarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, "Tarım toprağını kaybetmek, gelecek için üreteceğimiz gıdayı kaybetmek demektir. Toprak, üretemediğimiz bir varlık. O nedenle çok özen göstermemiz gerekiyor" dedi. Türkiye genelinde ve özellikle tarımın başkenti olarak gösterilen Antalya’da, aşırı kentleşme ve sanayileşmenin etkisiyle yaşanan tarım toprağı kaybı, rakamlarla çarpıcı biçimde ortaya kondu. Türkiye İstatistik Kurumu’ndan alınan verilere göre; Türkiye, son 20 yılda tarım topraklarının yüzde 9,7’sini kaybetti. Bu kayıp yaklaşık 25 milyon 910 bin dekar, yani 3 milyon 628 bin futbol sahası büyüklüğünde alana karşılık geliyor. Antalya’da ise son 20 yılda tarım topraklarının yüzde 16,7’si yok oldu. Kent yüzölçümünün yüzde 3’ünü aşan bu kayıp, yaklaşık 90 bin futbol sahası büyüklüğüne ulaştı. Türkiye’nin kaybı Antalya’yı aştı Son 20 yılda Türkiye genelinde kaybedilen 25 milyon 910 bin dekarlık tarım alanının, yüzölçümü bakımından Antalya’dan daha büyük bir alana karşılık gelmesi dikkat çekerken; Antalya’da kaybedilen 643 bin dekarlık tarım alanının ise kent yüzölçümünün yaklaşık yüzde 3,1’ine denk geldiği hesaplandı. Tarım potansiyeli ve örtü altı üretimdeki liderliğiyle öne çıkan kentte kayıp oranının Türkiye ortalamasının üzerinde gerçekleşmesi, tabloyu daha çarpıcı hale getirdi. Tarımın merkezi Antalya’da tablo ağırlaşıyor 2024 yılı itibarıyla Türkiye’nin toplam tarım alanlarının yüzde 14’ü Antalya’da yer alıyor, Antalya’nın en fazla tarım alanına sahip ilçeleri sıralamasında Korkuteli yüzde 31’lik payla ilk sırada yer aldı. Korkuteli’ni yüzde 14’lük payla Elmalı, yüzde 12’lik payla Manavgat ve yüzde 11’lik payla Serik takip etti. Antalya’daki tarım alanlarının kullanım dağılımında tarla bitkileri üretimi yüzde 47,4 ile en büyük payı alırken, meyvecilik yüzde 25, nadas alanları yüzde 14, sebze üretimi yüzde 13,3 ve süs bitkileri üretimi yüzde 0,2 oranında gerçekleşti. Son 30 yıllık veriler, Türkiye’nin tarım alanlarının yüzde 10,6’sını kaybettiğini, Antalya’daki kaybın ise yüzde 21’e ulaştığını ortaya koydu. Toprak kaybının Türkiye genelinde en hızlı yaşandığı dönemin 2005-2021 yılları arası olduğu belirtilirken, Antalya’da 1995-2010 ile 2020-2024 dönemleri öne çıktı. Bazı ilçelerde gerileme Antalya’da son 20 yılda en fazla tarım toprağı kaybı Akseki ve Gündoğmuş ilçelerinde yaşandı. Her iki ilçede tarım alanlarının yaklaşık yüzde 86’sının kaybedildiği belirlendi. Bu ilçeleri yüzde 72’lik kayıp ile İbradı takip etti. Merkez ilçelerde ise aynı dönemde tarım alanlarında yaklaşık yüzde 10 oranında azalma kaydedildi. Yoğun tarım yapılan ilçelerde de dikkat çekici kayıplar yaşandı. Kumluca’da tarım alanlarının yüzde 44’ünün, Kaş’ta yüzde 43’ünün, Demre’de yüzde 42’sinin, Gazipaşa’da yüzde 35’inin, Kemer’de yüzde 32’sinin ve Alanya’da yüzde 25’inin kaybedildiği açıklandı. Elmalı’da yüzde 20, Manavgat’ta ise yüzde 12 oranında tarım alanı kaybı yaşandı. Buna rağmen Korkuteli’nin son 20 yılda tarım alanlarını yüzde 8 artırdığı, Finike’de yüzde 4, Serik’te ise yüzde 0,6 oranında artış kaydedildiği görüldü. "Toprak üretemediğimiz bir varlık" Tarım alanı kayıplarına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Antalya Tarım Konseyi ve Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, tarım topraklarının giderek artan baskı altında olduğunu söyledi. Çandır, "Aşırı kentleşmenin ve sanayileşmenin getirdiği yükle tarım toprakları sürekli tehdit altında. Son 20 yıla baktığımızda Türkiye genelinde tarım topraklarının yüzde 9,7’sini kaybetmiş durumdayız. Antalya gibi tarımsal üretimi ve ihracatıyla öne çıkan kentimizde durum daha acı. Antalya’da yüzde 16,7 civarında tarım toprağımızı kaybettik. Bu yaklaşık 90 bin futbol sahası demek. Tarım toprağını kaybetmek, geleceğe üreteceğimiz gıdayı kaybetmek demektir. Toprak, üretemediğimiz bir varlık. O nedenle çok özen göstermemiz gerekiyor" dedi. Tarım ve gıdanın artık küresel ölçekte stratejik sektörler arasında yer aldığını vurgulayan Çandır, "Türkiye ekonomisinde en belirgin başlıklardan biri enflasyon. Bunun tetikleyicisi olarak tarım ve gıda ürünleri öne çıkıyor. Tarım topraklarını kaybedersek, çiftçileri üretimden uzaklaştırırsak, üretimde düşüş başlar. Bu da enflasyona, ardından gıdaya erişim sorununa ve dışa bağımlılığa neden olur. Bu coğrafya bize dört mevsimi sunan verimli bir coğrafya. Bunun hakkını vermemiz gerekir" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek"
26 Şubat 2026 Perşembe - 23:50 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ASKON’un iftar programında yaptığı konuşmada küresel ekonomik dengelerin değişim sürecinde olduğunu belirterek, "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarı güçlendirmek. 2025 yılında ekonomimiz 1,5 trilyon doları aşarken, toplam mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara ulaştı. 2026 yılı bereketli bir yıl olacak enflasyonda düşüş sürecek" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Anadolu Aslanları İş Adamları Derneği (ASKON) tarafından düzenlenen Geleneksel İftar programına katıldı. Programda konuşan Yılmaz, dünyada büyük bir ekonomik rekabet yaşandığını belirterek, Uzak Doğu’da yükselen ekonomik üretim gücünün küresel dengeleri değiştirecek bir noktaya ulaştığını ifade etti. Bu durumun siyasi çatışmalara ve ekonomide korumacı eğilimlere zemin hazırladığını dile getiren Yılmaz, mevcut hakim pozisyonunu kaybetmek istemeyen ülkelerin farklı yaklaşımlar geliştirdiğini söyledi. Yaşanan sürecin şahıslarla ilgili olmadığını, yapısal bir dönüşümün söz konusu olduğunu vurgulayan Yılmaz, dünyadaki güç dağılımının ve ekonomik dengelerin değiştiğini, ancak bu değişime uyumlu yeni bir siyasi atmosferin henüz oluşmadığını kaydetti. Geçiş dönemlerinin risk ve belirsizliklerin arttığı süreçler olduğunu belirten Yılmaz, bu dönemlerde ülkelerin iç yapılarını güçlendirmesinin önemine dikkat çekti. "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek ve makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek" Enflasyonla ilgili açıklamalarda bulunan Yılmaz, "Önceliğimiz enflasyonu düşürmek, makrofinansal istikrarımızı pekiştirmek. Sürdürülebilir büyüme için bu gerek, sosyal adalet için de bu gerek. Enflasyonla mücadele geçici olarak bazı sıkıntılar doğurabilir, bu işin biraz tabiatında var. Bir konuda bir şeyleri iyileştirmeye çalışıyorsanız bunun bir külfeti de oluyor ama unutmayalım ki külfet geçici, bunun sağlayacağı nimet uzun vadeli, sürekli. Dolayısıyla bugün enflasyonla mücadelemizi başarılı bir şekilde sürdürüyoruz. Bir taraftan da büyümemizi de makul bir düzeyde devam ettiriyoruz. Geçen yıl, henüz son çeyrek çıkmadığı için yine tahminen söylemek durumundayım, ilk üç çeyrekte 3.7 büyüme kaydetti ekonomimiz. Dünya ortalamasının üstünde. Bizim tarihi ortalamalarımızın bir miktar altında ama dünya ortalamasının üstünde bir büyüme. Tarımda hem don hem kuraklık yaşadığımız, büyümeyi tarımın olumsuz etkilediği, enflasyonu gıda fiyatları kanalıyla olumsuz etkilediği bir yıl olmasına rağmen ilk üç çeyrekte 3.7 büyüdük. Yıl genelinde de 3.5 civarı bir büyüme olacağını tahmin ediyoruz. Yani büyüme tarafında iyi gidiyoruz, istikrarlı bir şekilde gidiyoruz" ifadelerini kullandı. "Toplam mal ve hizmet ihracatı 396 milyar dolara ulaştı" İhracat rakamlarının her şeye rağmen son derece olumlu gittiğini vurgulayan Yılmaz, "İhracatımız geçen sene 273 milyar doları geçti. Tarihi bir rekor durumunda. Dünyanın bugünkü halini düşünürseniz, talep koşullarını vesaire büyük başarı. Bu mal ihracatı. Bir de hizmet ihracatımız var, turizm başta olmak üzere. Orada da 120 milyar doları aştık. Toplam mal ve hizmet ihracatı olarak 396 milyar dolara ulaştık. Bu büyük bir rakam gerçekten. 2002 yılında bizim ekonomimizin büyüklüğü 238 milyar dolardı. Şu anda mal ve hizmet ihracatımız 396 milyar dolara gelmiş durumda. Ekonomik büyüklüğümüz ise yine tahmin olarak söylüyorum tabii, 1.5 trilyon doları ilk defa aşmış oldu 2025 yılında. Kişi başına gelirimiz 17 bin doları aştı, 18 bin dolara yakın bir seviyede gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Bu büyüklüklerimizle dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz nominal dolar bazında. Satın alma gücü paritesine göre ise dünyanın 11’inci büyük ekonomisiyiz. İşte küçümsenmeyecek bir noktadayız. İnşallah kamusuyla özeliyle hep birlikte daha güçlü olacağız" dedi. "2026 yılı bereketli bir yıl olacak" Son olarak Enflasyonla mücadeleyi önceliklendirdiklerini belirten Yılmaz, "Enflasyon 2024 yılı Mayıs ayında en yüksek zirveyi buldu. 75.5’e kadar çıkmıştı hatırlarsanız. O tarihten bugüne 45 puan civarında bir düşüş oldu enflasyonda. İzlediğimiz programın neticesinde 45 puan bir düşüş oldu. Geçen ay itibarıyla 30 küsur bir seviyeye gelmiş oldu, 75.5’ten 30.6 seviyesine gelmiş oldu. Önümüzdeki dönemde inşallah bu düşüş devam edecek. Ocak ve Şubat ayları biraz olumsuz oldu doğrusu. Yağışlar bol oldu, bereketli bir ayın temelleri atılmış oldu ama bu lojistik anlamda birtakım sıkıntılar da doğurdu. Bir iki ay belki bir miktar kayıp yaşadık ama yılı kurtardık. Bereketli bir yıl olacak Allah’ın izniyle, bunun için de elbette sevinçliyiz" diyerek sözlerini tamamladı.
Sarı altın erken geldi: Yenidünya mart ayını beklemedi
26 Şubat 2026 Perşembe - 22:57 Sarı altın erken geldi: Yenidünya mart ayını beklemedi Mersin’in Erdemli ilçesinde sezonun ilk yenidünyaları tezgahtaki yerini aldı. Henüz yeni kızarmaya başlayan Malta eriği olarak da bilinen yenidünyaların ilk ürün paketleri Dubai, İstanbul ve Ankara yolcusu. Türkiye’nin yaş sebze ve meyve üretiminde ilk sıralarında yer alan Mersin’de sezonun ilk çıkan meyvesi serada üretilen ’sarı altın’ olarak da dillendirilen yenidünya oldu. İlk ürünler kalitesine göre bin 500 liraya kadar alıcı bulurken, üreticiler hem fiyattan hem de şubat ayında sofralara yaklaşık 1 ay erken ürün ulaştırmaktan memnun. "Şubat ayında yenidünya çıkardık" Üretici Hüseyin Çiftçioğlu, yenidünyanın çıktığını ve ilk siftahlarını yaptıklarını belirterek, "Bu ikinci toplamamız. Şükür fiyatlar iyi gidiyor ama tonajımız yeni başlıyor, yani sararmalar yeni oluşuyor. Şubat ayında yenidünya çıkardık. Normalde yenidünya mart ayının 15-20’sinde başlar serada. Bu yıl geçen yıldan 20-25 gün önce çıkardık yenidünyayı" dedi. Çiftçioğlu, "Siparişimiz var, ilk toplamalarımız Dubai’ye gidiyor. Bir iki kasada İstanbul’a gidiyor, komisyoncular istiyor. Talep var, herkesin de dikmesini isterim, çoğalmasını isteriz. Çoğalırsa ihracatta olur. İsteyen çok ama yenidünya yok. Daha yeni kızarıyor" diye konuştu. "Erdemli’nin en büyük zenginliği bereketli topraklara ve essiz bir iklime sahip olması" diyen Tabiye Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda üretici Doğan Çiftçioğlu da, "Türkiye’nin her bölgesinde daha çiçek açmamışken burada meyve hasat ediliyor. Doğru şekilde desteklenirse Erdemli, Türkiye’nin merkezi bir erken hasat yeri olabilir. Yenidünya üretmek, istihdam sağlamak anlamında büyük bir gelir kaynağı" dedi.
Kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi
26 Şubat 2026 Perşembe - 20:12 Kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalar ödüllendirildi Malatya Ticaret Borsası’nın geleneksel iftar programında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren firmalara plaket verildi. Malatya’da, Ticaret Borsası (MTB) tarafından düzenlenen geleneksel iftar yemeği, kentin ekonomi dünyasını bir araya getirdi. Program kapsamında 2025 yılı kuru kayısı ihracatında ilk 10’a giren ihracatçılar plaketle ödüllendirildi. İftar programında konuşan MTB Başkanı Ramazan Özcan, Malatya’nın dünya kuru kayısı üretim ve ihracatındaki lider konumuna dikkat çekti. Kentte yaklaşık 1 milyon dekar alanda 10 milyona yakın kayısı ağacı bulunduğunu belirten Özcan yıllık ortalama 160 bin ton kuru kayısı üretim kapasitesine ulaşıldığını ifade etti. Kuru kayısının yaklaşık 100 ülkeye ihraç edildiğini kaydeden Özcan, ürünün Malatya ve bölge ekonomisine yıllık ortalama 500 milyon dolar civarında gelir sağladığını söyledi. Kayısıda elde edilen başarının üretici, tüccar ve ihracatçıların ortak emeğiyle mümkün olduğunu kaydeden Özcan, lisanslı depoculuk yatırımlarıyla ürünlerin daha sağlıklı şartlarda muhafaza edildiğini söyledi. Özcan, Toprak Mahsulleri Ofisi ile yürütülen çalışmalar kapsamında tahıl ve hububat depolama altyapısının da güçlendirildiğini belirtti. Malatya Valisi Seddar Yavuz ise deprem sonrası yürütülen yeniden imar ve inşa çalışmalarına değinerek Malatya’nın toparlanma sürecinde devlet-millet dayanışmasının belirleyici rol oynadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde kentte kapsamlı yatırımların sürdüğünü belirten Vali Yavuz, kayısının Malatya için yalnızca ekonomik bir ürün değil aynı zamanda önemli bir marka değeri olduğunu ifade etti. Program kuru kayısı ihracatında dereceye giren firmalara plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.
Tekirdağ ocakta 243 milyon 414 bin dolarlık ihracat yaptı
26 Şubat 2026 Perşembe - 16:17 Tekirdağ ocakta 243 milyon 414 bin dolarlık ihracat yaptı Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre Tekirdağ’da ocak ayında ihracat 243 milyon 414 bin dolar, ithalat ise 196 milyon 343 bin dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu Edirne Bölge Müdürlüğü tarafından açıklanan ocak ayı dış ticaret istatistiklerine göre Tekirdağ, Trakya Bölgesi’ndeki iller arasında ihracatta ilk sırada yer aldı. Aynı dönemde Edirne’nin ihracatı 8 milyon 915 bin dolar, Kırklareli’nin ihracatı ise 21 milyon 997 bin dolar oldu. Ocak ayında Tekirdağ’da ithalat 196 milyon 343 bin dolar olarak kaydedilirken, Edirne’de 30 milyon 469 bin dolar, Kırklareli’nde ise 15 milyon 554 bin dolar ithalat gerçekleşti. Türkiye genelinde ise ihracat 2026 yılı Ocak ayında bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4 azalarak 20 milyar 315 milyon dolar, ithalat ise yüzde 0,1 artarak 28 milyar 695 milyon dolar oldu. Tekirdağ en çok Almanya’ya ihracat yaptı Ocak ayında Tekirdağ’ın en fazla ihracat yaptığı ülke Almanya oldu. Almanya’ya 37 milyon 379 bin 82 dolar ihracat gerçekleştirilirken, ABD’ye 20 milyon 149 bin 446 dolar, Mısır’a ise 14 milyon 871 bin 130 dolar ihracat yapıldı. Tekirdağ’ın en fazla ithalat yaptığı ülke ise Çin oldu. Çin’den 62 milyon 842 bin 416 dolar ithalat yapılırken, Güney Kore’den 24 milyon 293 bin 552 dolar, Endonezya’dan ise 11 milyon 756 bin 477 dolarlık ithalat gerçekleştirildi. Edirne’de en fazla ihracat Kosova’ya, en fazla ithalat Moldova’dan Edirne’de ocak ayında en çok ihracat 1 milyon 621 bin 511 dolar ile Kosova’ya yapılırken, Bulgaristan ve Almanya da ilk sıralarda yer aldı. Edirne’nin en fazla ithalat yaptığı ülke ise 11 milyon 681 bin 793 dolar ile Moldova oldu. Kırklareli’nde en fazla ihracat Venezuela’ya, en fazla ithalat Rusya Federasyonu’ndan Kırklareli’nde en çok ihracat 4 milyon 454 bin 755 dolar ile Venezuela’ya yapılırken, Bulgaristan ve Küba da öne çıkan ülkeler arasında yer aldı. İthalatta ise ilk sırada 7 milyon 765 bin 469 dolar ile Rusya Federasyonu bulunuyor.