EĞİTİM
29 Mart 2026 Pazar - 14:17 BŞEÜ’den sürdürülebilirlik ve finans alanında uluslararası akademik başarı Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi (BŞEÜ) Bozüyük Meslek Yüksekokulu akademisyeni Dr. Öğr. Üyesi Behlül Ersoy, sürdürülebilirlik ve finansın kesişiminde gerçekleştirdiği çalışma ile uluslararası akademik başarıya imza attı. Bozüyük Meslek Yüksekokulu Dr. Öğr. Üyesi Behlül Ersoy’un, Q1 kategorisinde yer alan Borsa Istanbul Review (2026) dergisinde yayımlanan ‘Enhancing sustainability: The impact of ESG factors in global insurance performance’ başlıklı çalışması, sürdürülebilirlik ve finans alanında önemli bir akademik başarı olarak kayıtlara geçti. Sürdürülebilirlik, finans dünyasında giderek daha kritik bir konu hâline gelirken, sigorta sektörü de bu dönüşümden doğrudan etkileniyor. Çalışmada çevresel, sosyal ve yönetişim faktörleri (ESG) ile 2013-2022 döneminde 22 hayat ve 59 hayat dışı sigorta şirketinin performansı panel veri analizi yöntemiyle incelendi. Araştırma, yüksek ESG skorlarının daha yüksek aktif kârlılığı, gider ve hasar oranlarının etkin yönetimi ve yatırım getirilerinde artış ile anlamlı biçimde ilişkili olduğunu ortaya koydu. BŞEÜ Rektörü Prof. Dr. Zafer Asım Kaplancıklı, elde edilen başarı ile ilgili olarak, "Elde edilen bu akademik başarılar, üniversitemizin bilimsel üretimi teşvik eden araştırma politikalarının ve nitelikli akademik kadromuza sağlanan çok yönlü desteklerin somut bir göstergesidir. Üniversitemiz, araştırma odaklı yaklaşımı, uluslararası iş birliklerini güçlendiren stratejileri ve akademisyenlerin nitelikli yayın üretimini destekleyen teşvik mekanizmaları ile küresel ölçekte görünürlüğünü ve saygınlığını her geçen gün artırmaktadır. Özellikle yüksek etki değerine sahip dergilerde gerçekleştirilen bu tür çalışmalar, Üniversitemizin uluslararası akademik arenadaki yükseliş ivmesini pekiştirmekte ve bilim dünyasında daha güçlü bir konum elde etmesine katkı sunmaktadır" dedi.
Matematiğin dâhileri ödüllendirildi
26 Aralık 2025 Cuma - 11:01 Matematiğin dâhileri ödüllendirildi DENİZLİ (İHA) – Dünya genelinden 40’a yakın ülkeden 32 bin 500 öğrencinin katıldığı International Math Challenge Eleme Turunda üstün başarı gösteren Ülker Yörükoğlu Bilim ve Sanat Merkezi öğrencileri dereceye girerek madalya almaya hak kazandı. Geleceğin dâhileri Türkiye’yi Tayland’a gerçekleştirilecek final turunda Türkiye’yi temsil edecek. Türkiye’de Global Olympiad Center (GOC) koordinasyonunda, uluslararası olarak düzenlenen IMC-International Math Challenge Eleme Turuna bu yıl dünya genelinde yaklaşık 40 ülkeden toplam 32 bin 554 öğrenci katıldı. IMC 2025’e katılan ülkelerin genişliği, yarışmanın gerçek anlamda küresel bir platform olduğunu bir kez daha gösterdi. IMC Uluslararası Komitesi’nce uygulanan normatif değerlendirme modeline ilk yüzde 10’luk dilime giren öğrenciler altın madalya, yüzde 11–25’lik dilimde yer alanlar gümüş madalya ve yüzde 26–45 kısımdakiler ise bronz madalya ile ödüllendirildi. Ülker Yörükoğlu BİLSEM’de Proje Koordinatörü Kadir Alper Çetin’in danışmanlığında sınava hazırlanılan 65 öğrenciden 40’ı dünya geneli yapılan sıralama sonucunda dereceye girerek madalya almaya hak kazandı. Matematiğin dâhileri Merkezefendi Kaymakamlığında Kaymakam Abdullah Demir, Pamukkale Belediye Yardımcısı Uğur Çizmecioğlu, Ülker Yörükoğlu BİLSEM Müdürü Fatih Taylan ve Proje Koordinatörü Kadir Alper Çetin’in katıldığı törende, IMC Uluslararası Komitesince gönderilen madalya ve başarı belgelerine kavuştu. Ülker Yörükoğlu BİLSEM’in uluslararası sınavda önemli bir başarıya imza attığını belirten Merkez Müdürü Fatih Taylan, "International Math Challenge yarışmasının değerlendirme süreci, yarışmanın uzun yıllardır uyguladığı bilimsel algoritmalara uygun şekilde küresel performans kriterleri üzerinden yürütülmektedir. Bu yıl yarışmaya Singapur, Azerbaycan, Sırbistan, Nepal, Kanada, Çin, Belçika, Tayland, Özbekistan, Bangladeş, Endonezya, Fransa, Polonya, Japonya, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Romanya, Güney Kore, Çekya, Bulgaristan, Hindistan, Türkiye, Katar, Irak, Slovenya, Macaristan, Filipinler, Hırvatistan, Kazakistan, İran, Malezya, Suudi Arabistan, Slovakya, İsviçre, Arnavutluk, Pakistan ve Kırgız 32 bin 554 öğrenci katılım gösterdi. Sınav sonuçları yalnızca ülke içi başarıya göre değil; tüm katılımcı ülkelerdeki öğrencilerin toplam performans spektrumu dikkate alınarak belirlenmektedir. Bu yöntem, öğrencilerin başarı düzeylerinin uluslararası ölçekte karşılaştırılabilirliğini garanti altına alan, istatistiksel olarak test edilmiş ve bilimsel camiada kabul gören bir performans sınıflandırma sistemidir. Böylece her ülkenin öğrencileri aynı referans aralığında değerlendirilmektedir. Kurumumuzda Proje Koordinatörü Kadir Alper Çetin’in danışmanlığında hazırlanılan sınava 65 öğrencimiz katılım göstermiş olup, bunlardan 40 tanesi dünya geneli yapılan sıralama sonucunda dereceye girerek madalya almaya hak kazanmıştır" dedi. Madalya ve başarı belgelerini teslim ederek öğrenci ve velililerin gurur anına ortak olan Kaymakam Abdullah Demir ise 2025-2026 eğitim öğretim yılı International Math Challenge (IMC) yarışmasında dereceye girerek madalya almaya hak kazanan Ülker Yörükoğlu Bilim ve Sanat Merkezi öğrencilerini başarılarından dolayı kutladı. Dereceye giren öğrencileri geleceğin dâhileri olarak nitelendiren Kaymakam Demir, başarılarının devamını diledi. Ülker Yörükoğlu BİLSEM öğrencileri, 2026 yılı Şubat ayında Tayland’ın başkenti Bangkok’ta gerçekleştirilecek International Math Challenge Final Turunda Türkiye’yi temsil edecek.
Dünyasının 123 ülkesindeki yaklaşık 4 bin öğrenci Türkçeye ‘Merhaba’ dedi
26 Aralık 2025 Cuma - 10:31 Dünyasının 123 ülkesindeki yaklaşık 4 bin öğrenci Türkçeye ‘Merhaba’ dedi Eskişehir Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, Açıköğretim Fakültesi bünyesindeki Türk Dili ve Kültürü Programı ile dünyanın dört bir yanındaki Türkçe öğrenmek isteyen herkese ulaşmayı hedeflediklerini belirtti. Prof. Dr Yusuf Adıgüzel, Açıköğretim Fakültesi bünyesinde hayata geçirilen Türk Dili ve Kültürü Programı’nın çevrim içi olarak gerçekleştirilen ilk dersi kapsamında öğrencilerle bir araya geldi. Yoğun katılımla gerçekleşen derste programın amacı ve kapsamına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Rektör Adıgüzel, Türk dili ve kültürünün akademik ve toplumsal önemine dikkat çekerek öğrencilere başarılar diledi. Program hakkında bilgi veren Rektör Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, "Öncelikle dünyanın dört bir yanından bizleri izleyen ve dinleyen, Türkçe öğrenmeye gönül veren tüm yeni arkadaşlarımıza ‘hoş geldiniz’ diyorum ve ‘Merhaba Türkçe’ diyerek sizleri selamlamak istiyorum. Türkçe dersini bugün ilk kez sizlerle birlikte başlatıyoruz. Bu program, Açıköğretim Fakültesi bünyesinde yürütülen bir ön lisans programıdır. Türk dili ve kültürünü öğretmeyi amaçlayan program kapsamında, öncelikle bir yıllık Türkçe eğitimi verilecek. Üniversitemizde hem yüz yüze eğitim hem de Açıköğretim Fakültesi aracılığıyla eğitim sunuluyor. Açıköğretim Fakültemiz, dünyanın en büyük ve en güçlü fakülteleri arasında yer alıyor. Anadolu Üniversitesi, öğrenci sayısı bakımından dünyanın üçüncü büyük üniversitesidir. Bu programla, dünyanın dört bir yanındaki Türkçe öğrenmek isteyen herkese, güçlü altyapımız ve Türkçe eğitimi alanında uzman akademik kadromuzla ulaşmayı hedefliyoruz. Bugün 123 ülkeden yaklaşık 4 bin öğrencimiz Türkçeye ‘Merhaba’ diyor. Biz de ilk dersimizde onlara ‘Merhaba’ demek istiyoruz" dedi. "Kültürü öğrenmenin olmazsa olmazı dil öğrenmektir" Çevrim içi derste dil öğrenmenin önemine değinen Prof. Dr. Adıgüzel, "Türkçe ya da başka bir dili öğrenirken hata yapmaktan korkmamalıyız. Cesaretle konuşmalı, yanlış yapmaktan çekinmeden dili kullanmalıyız. Türkçe konuşabileceğimiz ortamlarda, arkadaşlarımızla birlikteyken yanlış cümle kurmaktan ya da kelime kullanmaktan korkmadan pratik yaparak kendimizi geliştirmeliyiz. Öğrencilerimiz bu programla yalnızca Türkçeyi değil, aynı zamanda bir kültürü de öğrenmiş oluyorlar. Zaten programımızın adı da Türk Dili ve Kültürü Programı. Kültürü öğrenmenin olmazsa olmazı dili öğrenmek ve dile hâkim olmaktır. Türkiye’nin sahip olduğu kültür ve medeniyeti tanımanın yolu da Türkçeyi öğrenmekten geçiyor. Türkçeye duyulan ilginin önemli göstergelerinden biri de Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığıdır. YTB, her yıl Türkiye’ye 5 bin burslu öğrenci getiriyor. Sonuç olarak Türkçeye ve Türkiye’ye ilgi duyan bu öğrenciler, kendi ülkelerinde bulundukları süre içerisinde dahi Türkiye’ye gelmeden Türkçe öğrenme imkânına sahip olacak" şeklinde konuştu. "Türkçe, büyük Türk şirketlerinde çalışmak için önemli bir kapı aralayabilir" Türk Dili ve Kültürü Programı’nın sunduğu fırsatları da anlatan Adıgüzel, sözlerine şöyle devam etti: "Bu program, Türkçe bilmeyenler için A1 seviyesinden başlayarak C1 seviyesine kadar kademeli olarak ilerleyen bir yapıya sahip. Bu nedenle hiç Türkçe bilmemek bir endişe kaynağı olmamalı. Programı tamamlayan öğrencilerimiz Türkçe yeterliliklerini ileri seviyeye taşıyabilecekler. Türkçe öğrendikten sonra Açıköğretim Fakültemizde yer alan yaklaşık 50 programdan herhangi birini okuma imkânı da bulunuyor. Ayrıca Türk Dili ve Kültürü Programı, ikinci üniversite ya da çift ana dal kapsamında da tercih edilebilir. Dünyanın herhangi bir ülkesinde üniversite eğitimi alan bir öğrenci, bu programı ikinci üniversite olarak okuyabilir. Türkçe bilgisini geliştirirken aynı zamanda kendi alanındaki eğitimini de sürdürebilir. Bu yönüyle Türkçe hem kendi ülkesinde hem de farklı ülkelerde faaliyet gösteren büyük Türk şirketlerinde çalışmak isteyenler için önemli bir kapı aralayabilir." İlk ders, uluslararası öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.
Hayat hikâyesiyle örnek oluyor, geleceğin tasarımcılarını yetiştiriyor
26 Aralık 2025 Cuma - 10:28 Hayat hikâyesiyle örnek oluyor, geleceğin tasarımcılarını yetiştiriyor Yozgat’ta yaşayan ve hayatını 3 yıldır akademisyen olarak sürdüren Pınar Göktaş, lise yıllarında keşfettiği yeteneği sayesinde şimdi yeni nesillere örnek oluyor. Öğretim Görevlisi Pınar Göktaş, Selçuk Üniversitesi’nde doktora eğitimine devam ederken bir yandan da Yozgat Meslek Yüksekokulu’nda tasarım eğitimi veriyor. İlkokulda resim derslerini sevmediğini söyleyen Göktaş, eğitim hayatına meslek lisesi ile devam etti. Lisedeki grafik bölümü sayesinde resimle tanışan Göktaş, aslında resim alanında yeteneğinin olduğunu keşfetti. Meslek yüksekokulunun ardından Grafik Tasarım bölümünü kazanan Göktaş, şimdiki kabiliyetlerini orada geliştirme imkânı buldu. "Birinin baktığı zaman ‘Bu Pınar’ın çizimi’ demesi için çok uğraştım" Göktaş, kendisini geliştirmesinde yüksek lisans eğitiminin oldukça belirleyici olduğunu belirtti. Göktaş, "Yüksek lisans eğitimimde İllüstrasyona odaklandım ve çalışmalarıma devam ettim. Yaklaşık 3 yıl kendi tarzımı aradım. Birinin baktığı zaman ‘Bu Pınar’ın çizimi’ demesi için çok uğraştım. Şu an o konumdayım. Kendi çocuk kitaplarım var. İlk kitabımı 2018 yılında tasarladım. Şu an ‘Faruk’ isimli kitabım çok revaçta. 3 seriden oluşuyor. Birinci serisi 10’uncu baskıda" dedi. "Öğrencilerime deneyimlerimi aktarıyorum" Özel sektörde çeşitli sektörlerde çalışan Göktaş, "Atanana kadar yayınevi ve dergi kapsamında çeşitli deneyimlerim oldu. Eşarp tasarımcısında, dijital baskı merkezlerinde, ajanslarda çalıştım. 2022 Mart ayında Yozgat Bozok Üniversitesi’nin Bilgisayar Destek Tasarım bölümüne öğretim görevlisi olarak atandım. İşlerimi durdurmadım. Çizim hayatıma devam ettim. Tasarım derslerine hep ben giriyorum. Öğrencilerime tasarım derslerinin inceliklerini ve detaylarını anlatıyorum. İllüstrasyon kapsamında piyasada ve okulda gördüğüm deneyimleri aktarmaya çalışıyorum" ifadelerini kullandı. "Yeteneklerimizi bu okulda hocalarımızın sayesinde keşfettik" Meslek Yüksekokulu öğrencilerinden Ümmü Seleme Şahin, İllüstrasyon dersi ile okulda tanıştığını söyledi. Şahin, "İlk olarak kağıt çizimlerinden başladık. Hiç çizim yeteneği olmayan arkadaşlarımızdan bile çok güzel projeler çıkabiliyor. Kendimizi burada bulduk, yeteneklerimizi burada keşfettik. Hocalarımızın sayesinde oldu. Biraz çalışma biraz gayret ve biraz da hayal gücüyle çok güzel işler çıkabiliyor. Benim hevesim vardı. Burada da gerçekleştirdim. Çok tatlı projelerimiz oluyor" şeklinde konuştu.
YÖK’ten Ege Üniversitesine "Engelsiz Üniversite" ödülü
26 Aralık 2025 Cuma - 10:18 YÖK’ten Ege Üniversitesine "Engelsiz Üniversite" ödülü Engelsiz Üniversite Bayrak ve Program Nişanı’na bu yıl layık görülen üniversiteler arasında yer alan Ege Üniversitesi; "Sosyokültürel Faaliyetlerde Erişim" kategorisinde 4 Mavi Bayrak, "Eğitimde Erişim" kategorisinde ise 3 Yeşil Bayrak alma başarısı gösterdi. Ege Üniversitesinin ödülünü Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’ın elinden aldı. Ege Üniversitesi 7 bayrakla en çok bayrak alan üniversiteler arasında dördüncü sırada yer aldı. Yükseköğretim Kurulunda düzenlenen "2025 Engelsiz Üniversite Bayrak ve Program Nişanı Ödül Töreni"ne Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, Engelsiz Ege Koordinatörü Prof. Dr. Pelin Piştav Akmeşe ve Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ertuğrul Yavuz Taş da katıldı. "Erişilebilirlik üniversitelerin asli görevleri arasında" YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, ödül töreninde yaptığı konuşmada, üniversite kampüslerinin engelli öğrenciler açısından her yönüyle erişilebilir olmasının, yükseköğretimde fırsat eşitliğinin ve insan onuruna yakışır eğitimin temel şartlarından biri olduğunu belirterek, "Erişilebilir kampüsler, yalnızca bir kolaylık değil eğitim hakkının fiilen kullanılabilmesinin ön koşuludur." dedi. Son 23 yılda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon ve gerçekleşen büyük yatırımlarla üniversite sayısının artırılması, her ilde en az bir üniversite kurulması ve yapısal reformlar sayesinde, üniversiteye erişimin çok daha geniş bir kitle için mümkün hale geldiğini kaydeden YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar, "Kampüs içi ulaşım, derslikler, laboratuvarlar, kütüphaneler, yurtlar ve sosyal alanlar başta olmak üzere tüm fiziksel mekânların uygun şekilde düzenlenmesi, işitsel, görsel ve dijital erişilebilirliğin sağlanması üniversitelerin asli görevleri arasındadır. Engelli öğrencilerin karşılaştığı her türlü sıkıntı, bireysel değil yapısal sorunlar olarak ele alınmalı ve kurumsal çözümlerle ortadan kaldırılmalıdır." dedi. "Engelsiz Üniversite ödülleri farkındalık oluşturuyor" Ege Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Musa Alcı, "YÖK tarafından üniversitelerde engelli öğrencilerin eğitim hayatlarını iyileştirmeye yönelik bilinç oluşturmak, engelli bireylerin mekânlara, eğitsel olanaklara ve sosyo-kültürel faaliyetlere erişimleri konusunda farkındalık oluşturmak ve iyi uygulamaları yaygınlaştırmak amacıyla Engelsiz Üniversite Ödülleri takdim ediliyor. Ülkemizin köklü yükseköğretim kurumlarından olan üniversitemizde de bu kapsamda engelsiz ve erişilebilir bir kampüs ekosistemi oluşturma hedefi ile önemli düzenlemeler yapıldı, bu projeleri sürdürülebilir hale getirmek için gerekli çalışmalara devam ediyoruz. Bir yandan engelli öğrencilerimizin engel durumlarına göre önemler alırken diğer yandan da engelli öğrencilerin eğitim öğretim, sosyal ve kültürel faaliyetlere katılmalarını sağlıyoruz. Tüm akademik ve idari birimlerimizin altyapılarını ve donanımlarını da bu yönde düzenliyoruz. Her bir öğrencimizin eğitim öğretim süreçlerine tam, etkin ve eşit katılımını sağlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz Engelli ve özel gereksinimli bireylerin hayatını kolaylaştırmak, eğitim, sosyal ve kültürel alanlarda destek sağlamak hepimizin sorumluluğu olduğunu biliyoruz" diye konuştu. "Engelli bireyler için fiziki ve teknik olanaklarımızı sürekli geliştiriyoruz" YÖK’ün üniversiteler arası yaptığı bu değerlendirme ve ödüllendirme sisteminin tüm paydaşlarda farkındalığın artırması bakımından çok önemli olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Musa Alcı, "Üniversitemiz, her yıl olduğu gibi bu yıl da YÖK Engelsiz Üniversite Ödüllerinde ilk sıralarda yer aldı. 2020 yılından bu yana toplam 51 bayrak ve program nişanı alan üniversitemiz, 2025 yılında da engelsiz üniversite vizyonundaki kararlılığını sürdürerek ‘Sosyokültürel Faaliyetlerde Erişim’ kategorisinde 4 Mavi Bayrak, ‘Eğitimde Erişim’ kategorisinde ise 3 Yeşil Bayrak alma başarısı gösterdi. Yükseköğretim Kurulu’nda düzenlenen törene Engelsiz Ege Koordinatörümüz Prof. Dr. Pelin Piştav Akmeşe ve İletişim Fakültesi öğrencimiz Ertuğrul Yavuz Taş ile birlikte katıldık. Üniversitemizin ödüllerini YÖK Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’dan aldık. Özel gereksinimli öğrencilerimiz için fiziki altyapı ve teknik donanım olanaklarını sürekli geliştirerek; eğitim, araştırma, sportif ve kültürel alanlarda engelsiz bir üniversite yaşamı sunuyoruz. Başta ana yerleşkemiz olmak üzere tüm birimlerimizde engelli öğrencilerimizin tek başlarına, yardım almadan hareket etmeleri için gereken düzenlemeleri yaygınlaştırarak geliştirmeye devam ediyoruz. Ödüle layık görülen birimlerimizi tebrik ediyor, çok önemli ve anlamlı gördüğüm bu sürece emek veren tüm mensuplarımızı gönülden tebrik ediyorum" dedi. Ödül töreninin ardından YÖK Başkanı Prof. Dr. Özvar programa katılan engelli bireylerle tek tek ilgilendi, onlarla sohbet etti ve fotoğraf çektirdi. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü 2. sınıf öğrencisi Ertuğrul Yavuz Taş, "Engelsiz Üniversite" uygulamalarının üniversitelerde erişilebilirlik konusunda güçlü bir farkındalık oluşturduğunu belirterek, üniversitelerde engelsiz öğrenci birimlerinin yaygınlaşmasının bu alandaki kurumsal dönüşümün somut göstergesi olduğunu söyledi.
Akreditasyon süreci ele alındı
26 Aralık 2025 Cuma - 09:49 Akreditasyon süreci ele alındı Düzce Üniversitesi Orman Fakültesi tarafından Orman Fakültesi Konferanslar Serisi (OKFS) kapsamında düzenlenen "Ormancılık Eğitim Programlarında Akreditasyon" başlıklı konferans İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Taner Okan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Konferansa; Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Abdurrahim Aydın, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Yılmaz Türk, fakülte öğretim üyeleri ve öğrenciler katılım sağladı. Orman Fakültesi’nin yürüttüğü akreditasyon süreci çalışmaları kapsamında davetli konuşmacı olarak yer alan Prof. Dr. Taner Okan, Mühendislik Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (MÜDEK) tarafından yürütülen akreditasyon sistemi hakkında kapsamlı bilgi paylaşımında bulundu. Akreditasyonun; eğitim-öğretim kalitesinin güvence altına alınması, programların sürekli iyileştirilmesi ve mezun yeterliliklerinin ölçülebilir biçimde güçlendirilmesi açısından taşıdığı öneme dikkat çeken Okan, 2009 yılında gerçekleştirilen 12. Orman Fakültesi Dekanlar Toplantısı’nda, orman fakültelerindeki programların akreditasyonu için MÜDEK nezdinde girişimlerde bulunulmasına yönelik karar alındığını söyledi. Akreditasyon ölçütleri kapsamında en sık sorun yaşanan başlıkların program eğitim amaçları ve program çıktıları olduğunu ifade eden Taner Okan, bu iki bileşenin doğru kurgulanmasının; değerlendirme sürecinin sağlıklı ilerlemesi ve sürekli iyileştirme mekanizmasının etkin işletilmesi açısından kritik olduğunu belirtti. Program eğitim amaçları, program çıktıları, sürekli iyileştirme, eğitim planı ve ders içerikleri, öğretim kadrosu, altyapı ve öğrenme kaynakları gibi başlıklar üzerinden akreditasyon ölçütlerini ayrıntılı bir şekilde ele alan Okan, başvuru sürecinin yalnızca doküman hazırlamakla sınırlı olmadığını aynı zamanda kanıta dayalı ve öğrenci merkezli yaklaşım ile desteklenmesi gerektiğini vurguladı. Programın son bölümünde başvuru öncesinde yürütülmesi gereken temel hazırlıklara değinen Taner Okan, sürekli iyileştirme döngüsünün süreçte önemli bir rol oynadığının altını çizdi. Öğretim Üyelerinin interaktif katılımıyla gerçekleşen program, teşekkür belgesi takdimi ve fotoğraf çekimi ile sonlandı.