Yerel Haberler
Ankara
Kamu Personeli Danışma Kurulu, Bakan Işıkhan’ın başkanlığında toplandı 22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:22:19 Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) Toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın başkanlığında gerçekleşti. Bakan Işıkhan, "Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, güçlü bir kamu yönetimi ve etkin bir personel sistemi inşa etme hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi. Kamu Personeli Danışma Kurulu (KPDK) Toplantısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın başkanlığında gerçekleşti. KPDK Toplantısı 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanununun çalışma hayatına ilişkin güncel koşullar çerçevesinde gözden geçirilmesi gündemiyle toplandı. Toplantı kapsamında gerçekleştireceği konuşma öncesinde Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta gerçekleştirilen saldırılara ilişkin taziye ve geçmiş olsun mesajlarını ileten Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, "Saldırılarda hayatını kaybeden evlatlarımıza ve öğretmenimize Allah’tan rahmet diliyor, kederli ailelerine başsağlığı temenni ediyorum. Yaralılarımıza acil şifalar diliyorum" dedi. Kamu çalışanlarının haklarının geliştirilmesi, çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve kamu hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi noktasında sendikaların en önemli paydaşları olduğunu söyleyen Bakan Işıkhan, "Sosyal diyalog anlayışımız sayesinde, ortak akılla hareket ederek önemli kazanımlara birlikte imza attık. Geride bıraktığımız 8. Dönem Toplu Sözleşme sürecinde toplantılarımızı büyük bir özveriyle tamamladık. Siz kıymetli sendika temsilcileri ile kamu kurum ve kuruluşlarının yetkilileriyle yaklaşık bir ay süren bu süreçte bir araya gelerek, önceki dönemlerde elde edilen kazanımlara yenilerini ekledik ve birlikte kamu çalışanlarımızın mali ve sosyal haklarında önemli gelişmeler elde ettik. Yaptığımız oransal zamların dışında hemen hemen her hizmet sınıfına, her meslek grubuna ilave artışlar gerçekleştirdik. Ayrıca taban aylığına yaptığımız seyyanen artış ile hem kamu çalışanlarımıza hem de emeklilerimize ilave kazanım sağlamış olduk. Böylece 2026 yılının Ocak ayında en düşük memur maaşı 61 bin 890 liraya ulaşmış olup 2002 yılından bugüne kadar en düşük memur maaşındaki reel artışın yüzde 300 seviyesine çıkmasını sağladık. Farklı unvan gruplarına yönelik mali hak düzenlemelerinin yanı sıra sosyal destek mekanizmalarını güçlendiren, çalışanlarımızın hayat kalitesini artıran birçok adımı hayata geçirdik." dedi. "Kamu çalışanlarının sendikalaşması tarihi seviyelerde" Engelli kamu çalışanlarına yönelik kamu konutlarından yararlanmada ilave süre, kamu kurum ve kuruluşlarının personeline sunduğu kreş hizmetinde kalite ve kapasitenin artırılması, yükseköğretim disiplin kurullarında sendika temsilcisi bulunması gibi çok sayıda sosyal haklarda da iyileştirmeler sağlandığını vurgulayan Bakan Işıkhan, "Bilindiği üzere, kamu çalışanlarına sendika kurma hakkı 1995 yılında yapılan anayasa değişikliğiyle tanınmıştır. Bu hakkın kullanımına ilişkin esasları belirleyen 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Toplu Sözleşme Kanunu ise 2001 yılında yürürlüğe girmiştir. 2002 yılında kamu çalışanlarımız arasında sendikalaşma oranı yüzde 47 seviyesindeyken, bugün bu oran yüzde 77’ye ulaşmıştır. Bu artış, kamu görevlilerimizin örgütlenme hakkını daha etkin kullandığını göstermenin yanı sıra, çalışma hayatında demokratik katılımın ve sosyal diyaloğun güçlendiğinin de önemli bir göstergesidir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu vizyon doğrultusunda bizler de sosyal diyalog mekanizmalarını etkin şekilde işleterek bakanlık olarak hem işçi hem de memur sendikalarımızla iletişim kanallarını sürekli açık tuttuk. Kamu Personeli Danışma Kurulu ve Üçlü Danışma Kurulu toplantıları başta olmak üzere tüm sosyal diyalog platformlarında sosyal taraflarla düzenli olarak bir araya gelerek görüş alışverişinde bulunduk. Bu süreçte sizlerle birlikte pek çok reforma imza attık. Bunların arasında en önemlisi, kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarının toplu sözleşme yoluyla belirlenmesine imkân tanıyan 2010 anayasası değişikliğidir" şeklinde konuştu. "Türkiye Yüzyılı sosyal diyalog ile güçlenecek" 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nun, değişen çalışma hayatı dinamikleri ve günümüzün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden değerlendirilmesi amacıyla bir araya geldiklerini anımsatan Bakan Işıkhan, "Kanunun yürürlüğe girişinin üzerinden yaklaşık 25 yıl geçmiş bulunuyor. Toplu sözleşme sisteminin hayata geçirilmesinin ardından ise 8 ayrı toplu sözleşme sürecini başarıyla tamamladık. Daha etkin, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplu sözleşme ile sendikacılık sisteminin oluşturulması yönünde birlikte değerlendirmelerde bulunmayı önemsiyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda, güçlü bir kamu yönetimi ve etkin bir personel sistemi inşa etme hedefiyle çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürürken bu süreci, siz değerli paydaşlarımızın katkı ve değerlendirmeleriyle birlikte daha da güçlendireceğimize inanıyorum" dedi. Toplantıya Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, Türkiye Kamu-Sen Başkanı Önder Kahveci, Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Genel Sekreteri Şükrü Balun da katıldı.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:10 Büyükelçi Zadeh: "İran savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır" İran’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh, "İran savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Burada önemli olan nokta şudur. Uluslararası siyasetin gerçek ortamında saldırı ile savunma arasındaki sınır her zaman tartışılmaktadır. Her aktör kendi anlatısını meşru kılmaya çalışır. Bu nedenle bu savaşı anlamak anlatıların savaşını dikkate almadan mümkün değildir" dedi. Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (ESAM) tarafından düzenlenen "Çarşamba Sohbetleri" konferansına, İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Dr. Mohammad Hassan Habibullah Zadeh katıldı. Büyükelçi Zadeh konferansta, "İran’ın Haklı Savaşı, Bölgesel-Küresel etkileri ve Adil Yeni Bir Dünya" başlıklı konuşmasına gerçekleştirdi. Zadeh konuşmasında, "Bugün uluslararası sistemin en karmaşık ve aynı zamanda en belirleyici meselelerinden biriyle karşı karşıyayız. Öyle bir mesele ki, yalnızca bir ülkenin kaderiyle değil, bir bölgenin ve hatta küresel düzenin geleceğiyle doğrudan bağlantılıdır. İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı ABD’nin ve Siyonizm rejiminin dayatılan savaşçı bölgesel ve küresel sonuçları. Bu toplantıda özellikle bu konuyu üç düzlemde ele alacağım. Birincisi, bu savaşın ortaya çıkış nedenleri ve meşru müdafaa kavramıyla ilişkisi. İkincisi, bölgesel sonuçları ve Batı Asya’da güvenliğinin yeniden tanımlanmasının gerekliliği. Üçüncüsü ise, komşu ülkelerin rolü ve mevcut durumdan çıkış için pratik çözümünü ederim" diye konuştu. Savaşı sadece askeri bir çatışma olarak değerlendirmenin mümkün olmadığını vurgulayan Zadeh, "Bu savaşın nedenlerini analiz edebilmek için yalnızca olaylar düzeyinde kalmayıp, uluslararası sistemin yapısal dinamiklerine ve hakim mantığına bakmak gerekir. İlk bakışta bu savaşı sadece geçici bir askeri çatışma olarak değerlendirmek mümkün değildir. Aksine onu bölgesel düzene ilişkin iki farklı yaklaşımının karşı karşıya gelmesi bağlamında analiz etmek gerekiyor. Bir yanda hegemonya, müdahale ve üstünlük arayışına dayalı bir yaklaşım, diğer yanda ise bağımsızlık, caydırıcılık ve direnişi esas alan bir yaklaşım bulunmaktadır. Bu çerçevede İran İslam Cumhuriyeti son 10 yılda bağımlılık modelinden uzaklaşarak bağımsız bir aktör olma yönünde adımlar atmış ve bölgesel denklemlerde etkin bir rol üstlenmeye çalışmıştır. Bu yaklaşım özellikle güvenlik ve strateji alanlarında bazı güçlerin çıkarlarıyla çatışmıştır" şeklinde konuştu. "Her aktör kendi anlatısını meşru kılmaya çalışır" Meşru müdafaa kavramını ve savaşın hukuki boyutunu değerlendiren Zadeh, şunları kaydetti: "Bu analizde önemli bir hukuki boyut da vardır, meşru müdafaa kavramı. Uluslararası hukukta temel ilke güç kullanımının yasaklanmasıdır. Ancak bunun bir istisnası vardır ve o da tehdit veya saldırı karşısında meşru müdafaa hakkı. İran’a göre son saldırılara verilen karşılıklar bu çerçevede değerlendirilmelidir. Başka bir ifade ile İran savaşın başlatıcısı değil, fiili bir tehdide karşılık veren taraf olduğunu ortaya koymaya çalışmıştır. Burada önemli olan nokta şudur. Uluslararası siyasetin gerçek ortamında saldırı ile savunma arasındaki sınır her zaman tartışılmaktadır. Her aktör kendi anlatısını meşru kılmaya çalışır. Bu nedenle bu savaşı anlamak anlatıların savaşını dikkate almadan mümkün değildir. Öte yandan İsrail rejiminin bu denklemdeki olumsuz rolü de dikkat çekicidir. Pek çok analiz bu rejimin stratejik üstünlüğünü korumak amacıyla bağımsız bölgesel güçleri sınırlamayı veya zayıflatmaya çalıştığını göstermektedir. Amerika Birleşik Devletleri’nin bu yaklaşımı desteklemesi de iki aktör arasında stratejik bir örtüşmeye işaret etmektedir. Sonuç olarak bu savaşın şu unsurların birleşimiyle ortaya çıktığı söylenebilir. Jeopolitik rekabetler, güç dengeleri değiştirme çabaları, İran İslam Cumhuriyeti’nin artan bölgesel yoluna yönelik kaygılar, stratejik baskı oluşturma gelişimleri. Ancak kritik nokta şudur, bu yaklaşım gelinimi azaltmak yerine bir güvensizlik ve istikrarsızlık döngüsünü beslemiştir."
22 Nisan 2026 Çarşamba - 20:05 AYM Başkanı Özkaya, lösemi tedavisi gören çocukları misafir etti Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) yetkilileri ile lösemi tedavisi tamamlanmış ve tedavileri devam eden çocukları kabul etti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı(LÖSEV) yetkilileri ile lösemi tedavisi tamamlanmış ve tedavileri devam eden çocukları kabul etti. Özkaya’nın makamında gerçekleşen kabulde; LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer, Anayasa Mahkemesi Genel Sekreteri Murat Azaklı ve diğer yetkililer yer aldı. Özkaya, 23 Nisan gibi anlamlı bir gün vesilesiyle çocukları misafir etmekten büyük memnuniyet duyduğunu ifade ederek çocukların 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını kutladı ve nice bayramlara erişmeleri temennisinde bulundu. Özkaya, "Çocukları çok seviyorum ve onlarla bir arada olmaktan büyük bir heyecan duyuyorum. Ziyaretiniz ile beni çok mutlu ettiniz. Farklı bir deneyim yaşamama vesile oldunuz. Zannediyorum Anayasa Mahkemesi tarihinde de bir ilki gerçekleştirmiş olduk" ifadelerini kullandı. Anayasa Mahkemesinin çalışma usul ve esasları ile işleyişine ilişkin kısa bilgiler paylaşan Özkaya, Anayasa Mahkemesinin demokratik hukuk devletinin işlemesinde önemli bir fonksiyon icra ettiğini belirtti. Anayasa’nın verdiği yetkiler çerçevesinde Mahkemenin çok titiz ve özenli incelemeler yaparak dosyaları karara bağladığını kaydeden Özkaya, "Mahkememize çocukların taraf olduğu dosyalar da gelmektedir. Bizim bu dosyalarda temel ilkemiz, çocuğun üstün yararının korunmasıdır. Yani çocuklar için en yararlı olacak değerlendirmeleri yapmayı hedefliyor ve çocuklarımızın haklarını en hassas bir şekilde korumaya çalışıyoruz. Anayasa Mahkemesi olarak temel hak ve özgürleri koruma ve anayasal adaletintesisine katkı sunma görevimizi kararlılıkla sürdürmeye devam ediyoruz" diye konuştu. AYM Başkanı Özkaya tarafından cübbesi giydirilen ve Anayasa Mahkemesi Başkanlığı koltuğuna oturan LÖSEV Eğitim Kurumları 6. sınıf öğrencisi Elif Mina Duygucu ise yaptığı konuşmada, "Bu makamda bulunduğum için hem çok şanslı hem de çok heyecanlı olduğumu ifade etmek istiyorum" dedi. Lösemi tedavisi devam eden Duygucu, "Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin, ülkemizde hak ve özgürlüklerin korunması ve adaletin sağlanması için çalışan en yüksek mercilerden biri olduğunu biliyorum. Bunun bilincinde olarak sizlerden ülkemizin bütün çocukları adına iki şey rica edeceğim. Bizler; tüm dünya çocukları olarak çocukluğumuzu doya doya yaşamayı, mutlu ve her zaman umutlu olmayı hayal ediyoruz. Bize verdiğiniz destekler için teşekkür ediyor ve bu desteklerinizin daha da artarak devam etmesini diliyoruz" şeklinde konuştu. Çocuk haklarının tüm dünya üzerinde korunması gereken en temel haklardan biri olduğunu vurgulayan Duygucu, "İnanıyoruz ki her çocuk özeldir ve hiçbir şey bir çocuğun hayatından daha değerli değildir. Bunun için siz büyüklerimizden çocuk haklarının korunması ve geliştirilmesine ilişkin çalışmaların daha güçlü şekilde yürütülmesini ve Çocuk Bakanlığı kurulmasını talep ediyoruz" dedi. LÖSEV Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer ise, "Biz LÖSEV olarak bu ülkeye çok daha büyük hizmetler yapmak, löseminin yüzde 100 tedavi başarısını yakalamak istiyoruz" dedi. Makamda gerçekleşin kabulün ardından Başkan Özkaya ve çocuklar, Mahkeme toplantılarının gerçekleştirildiği salon ile Anayasa Tarihi Galerisi ve Yüce Divan Salonu’nu gezdi.
22 Nisan 2026 Çarşamba - 19:53 NATO Genel Sekreteri Rutte: "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var" Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) Genel Sekreteri Mark Rutte, "Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor" dedi.NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara’daki temasları kapsamında ASELSAN’ın Gölbaşı yerleşkesinde bulunan Gölbaşı Teknoloji Üssü Çelik Kubbe Etkinlik Merkezi’nde düzenlenen programa katıldı. Programa Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol, yabancı misyon şefleri ve davetliler de iştirak etti. Beraberindeki heyetle yerleşkeyi gezen Rutte, mühendislerle bir araya geldikten sonra açıklamalarda bulundu. Mark Rutte, ziyaretinin temel amacının savunma sanayi üretimini hızlandırmak ve inovasyonu güçlendirmek olduğunu belirterek, Türkiye’deki şirketlerin üretim ile yenilikçiliği bir arada yürütmesinin NATO açısından öncelikli bir konu olduğunu vurguladı. Rutte, bu başlığın temmuz ayında Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi’nin de ana gündem maddeleri arasında yer alacağını ifade etti."Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var"NATO Genel Sekreteri Rutte, açıklamasında şunları söyledi:"Türkiye’nin burada yaptıklarından öğreneceğimiz çok şey var. Buna ihtiyacımız var, çünkü tehlikeli bir dünyada yaşıyoruz. Bu da güvenliğimizi korumak için güçlü savunmalara ihtiyaç duyduğumuz anlamına geliyor. En iyi kabiliyetlere sahip olmalıyız. En son teknolojileri kullanmalıyız. Bu nedenle en üretici ve en yenilikçi zihinlere ihtiyaç duyuyoruz. Bu yüzden burada olmanızdan ve gençler olarak savunma sanayinde çalışmayı seçmiş olmanızdan büyük mutluluk duyuyorum. Burada yaptığınız her şey Türkiye’nin güvenliğine katkı sağlıyor. Aynı zamanda Türkiye gibi çok değerli bir müttefikle birlikte tüm ittifakın güvenliğine de katkı sunuyor.""Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi"Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği çalışmalara değinen Rutte, "Türkiye son yıllarda savunma sanayiinde adeta bir devrim gerçekleştirdi. ASELSAN bu dönüşümün ön saflarında yer alıyor. Bu nedenle çalışmalarınıza devam edin, daha fazla ve daha hızlı üretin ve inovasyon yapın. Karşı karşıya olduğumuz tehditler büyük. Kuzey Kutbu’ndan Akdeniz’e, uzaydan deniz altına, füzelerden ve insansız hava araçlarından gelişmiş siber saldırılara kadar geniş bir tehdit yelpazesiyle karşı karşıyayız" ifadelerini kullandı."NATO, Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır"Devam etmekte olan savaşlara değinen Rutte, "Rusya’nın Ukrayna’ya karşı savaşı sürüyor. Çin’in askeri modernizasyonu ve nükleer kapasite artışı devam ediyor. Son haftalarda NATO, İran’dan Türkiye’ye yönelen balistik füzeleri dört ayrı olayda başarıyla engelledi. NATO bu tür tehditlere karşı hazırdır ve Türkiye’yi ve tüm müttefikleri savunmak için gerekeni her zaman yapacaktır. Ancak bunu tek başımıza yapamayız" şeklinde konuştu."Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz"Alaska’dan Ankara’ya kadar üretmeye, inovasyon yapmaya ve karşılıklı alım yapmaya devam edilmesi gerektiğini vurgulayan Rutte, "Yakın zamanda ASELSAN’ın Polonya’ya gelişmiş elektronik harp sistemleri sattığını biliyorsunuz. Arnavutluk ve Romanya’da faaliyetlere başladınız. Hırvat Donanması için bir gemiyi donattınız. Bu başarıları mümkün kılan genç mühendislere hitap etmekten memnuniyet duyuyorum. Gerçekten bu şirketin yaş ortalaması çok etkileyici. Açıkçası bu beni biraz yaşlı hissettiriyor. Uzun vadede üretimi artırmak istiyorsak daha fazla gencin savunma sanayiinde kariyer yapmayı seçmesi gerekiyor. Daha fazla şirketin bunu yapması ve gençlerin bu kariyer yolunu seçmesi gerekiyor. Bu nedenle hükümetlerin ve şirketlerin eğitime yatırım yapması şart. Sizler, gençlerin ortak güvenliğimize nasıl katkı sunduğunun parlak bir örneğisiniz" dedi."Türk gençlerine, Türk mühendislerine verilen önem ve fırsatları yerinde görmüş oldu"Savunma sanayiinde kapasite artışını, çevik yönetim anlayışını ve üretim ile tedarik zincirine yönelik yeni yaklaşımları ASELSAN üzerinden Rutte’ye aktardıklarını belirten Görgün ise, "İki defa kendisiyle uzun uzun Türk savunma sanayiini paylaştığım toplantı olmuştu. Orada çok etkilenmişti. Oradaki verileri halihazırda çok hatırlıyor ve birçok konuşmasında da onları dile getirdi. Türk savunma sanayiinin gelişmişliğini anlattı. Türkiye ile birlikte çalışmanın bütün NATO müttefikleri için önemli olduğunu, NATO’nun faydasına olacağını dile getirdi. Temmuz ayındaki NATO Savunma Sanayi Endüstri Forumu’na ev sahipliği yapacağız. Onunla ilgili bilgilendirmeleri yaptık. Bununla beraber geçtiğimiz yıl NATO’nun farklı birimlerine Türkiye’de ev sahipliği yaptığımız programları ifade ettik. Memnuniyetini, ilgimizi ve Türkiye’nin katkısını önemli bulduğunu ifade etti. Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu liderlik, savunma sanayiine verdiği destek, Türk gençlerine, Türk mühendislerine verdiği önem ve fırsatları tekrar yerinde görmüş oldu. İyi bir toplantı oldu diye değerlendiriyorum" dedi."Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği"Görüşmede ASELSAN’ın yatırımlarına değinildiğini ve en son görüşmenin ardından savunma sanayiindeki gelişmelerin aktarıldığını ifade eden Görgün, "Dünya şunun farkında; envanterler çok çabuk tükeniyor sahada. Önemli olan envanterde tüketilen ekipmanın, mühimmatın yerine konulabilme hızının çevikliği ve daha hızlı olması. Bununla ilgili biz farklı sektörlerdeki gelişmeleri ve uygulamaları savunma sanayiine bir taraftan adapte etmeyi, bir taraftan da gelişmişlikleri özel sektörle koordine edilebilecek çalışmaları nasıl yönettiğimizi ifade ettik. Çelik Kubbe unsurlarının teslimi ve yatırımların adının konduğu ziyaretten bahsettik. Çok etkilendi. Özellikle hava savunma ve Çelik Kubbe alt sistemlerinin üretileceği tesislere ve Türkiye’nin bu alanda yaptığı yatırımı, ASELSAN’ın dünyadaki diğer bu anlamda hem yatırım hem de karşılaştırılabilir figürlerle dünyadaki sıralamalardaki yerini ve ilerleyişini ifade etti Ahmet Bey. Yüzde 40’lık büyüme, yatırımlardaki büyüme, bununla beraber teknolojik tercih edilme sebepleri, yapılan yatırımların sadece bir boyutuyla değil, temel ham madde ve onun işleyişinden son ürüne gelen süreçteki planlamayı açıkçası bir miktar bahsetti. Faydalı bir toplantı oldu" diye konuştu.Program, toplu hatıra fotoğrafı çekilmesi ile sona erdi.
ATO Başkanı Baran: "(Ankara’dan Bükreş’e direkt uçuş) Bu yeni hatla birlikte Ankara Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz"
03 Nisan 2026 Cuma - 15:05 ATO Başkanı Baran: "(Ankara’dan Bükreş’e direkt uçuş) Bu yeni hatla birlikte Ankara Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz" Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, AJet Havayolları’nın Ankara-Bükreş hattında başlattığı ilk direkt uçuş dolayısıyla gerçekleştirilen törene katıldı. Başkent’in direkt uçuşlarla uluslararası bağlantılarının güçlendirilmesinin ticaret, turizm ve iş dünyası açısından önemli kazanımlar sağlayacağını belirten Baran, "Bu yeni hatla birlikte Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz. Ankara’dan direkt uçuşlar, Başkentimizin iş dünyası ile birlikte markalarını da dünyaya taşıyor" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, AJet Havayolları’nın Ankara-Bükreş hattındaki ilk direkt uçuşunu gerçekleştirmesi dolayısıyla Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Romanya Büyükelçisi Özgür Kıvanç Altan, Ankara Vali Yardımcısı Cem Afşin Akbay, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Esenboğa Havalimanı Başmüdürü Yücel Karadavut, AJet Genel Müdürü Kerem Sarp ve TAV Esenboğa Genel Müdürü Nuray Demirer’in katılımıyla gerçekleşen törene katıldı. Esenboğa’daki törenin ardından heyet ile ilk direkt uçuşla Bükreş’e uçan Baran, sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. AJet Havayolları’nın Ankara-Bükreş hattında pazartesi, perşembe ve cumartesi olmak üzere haftada 3 gün karşılıklı sefer düzenleyecek olmasını Başkent iş dünyası adına sevindirici bir gelişme olarak değerlendirdiklerini kaydeden Baran, şu ifadeleri kullandı: "Ankara Ticaret Odası olarak üyelerimizin ve Başkent iş dünyamızın ihtiyaçları doğrultusunda talep ettiğimiz bir hattın daha hayata geçirilmiş olmasından büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Başkentimizin uluslararası ulaşım ağını güçlendirmeye ve dünyaya açılan kapılarını her geçen gün daha da genişletmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Bu önemli gelişmenin ticaret hacmimize, turizm potansiyelimize ve üyelerimizin küresel bağlantılarına değerli katkılar sunacağına inanıyorum. Bu yeni hatla birlikte artık Esenboğa’dan 28 ülkeye direkt ulaşabiliyoruz. Ankara’dan direkt uçuşlar, Başkentimizin iş dünyası ile birlikte markalarını da dünyaya taşıyor. Bükreş uçuşunun ülkemiz, Başkentimiz ve iş dünyamız için hayırlı ve bereketli olması temennisi ile bu sürece destek veren Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Ulaştırma ve Altyapı Bakanımız Abdulkadir Uraloğlu’na, Türk Hava Yolları (THY) Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat’a, AJet Genel Müdürü Kerem Sarp’a ve emeği geçen tüm kıymetli ekibe teşekkür ediyorum."
Çiçekçilik sektörünün geleceği için güç birliği: Hedef, çiçekçilik sektörünü 365 gün yaşatmak
03 Nisan 2026 Cuma - 14:51 Çiçekçilik sektörünün geleceği için güç birliği: Hedef, çiçekçilik sektörünü 365 gün yaşatmak Ankara Ticaret Odası (ATO) 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi ile Ankara Çiçekçiler Esnaf Odası öncülüğünde düzenlenen sektörel istişare toplantısında, çiçekçilik sektörünün 365 gün yaşatılması hedeflendi. ATO 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi ile Ankara Çiçekçiler Esnaf Odası öncülüğünde düzenlenen ‘Çiçekçilik Sektörünün Geleceği’ toplantısı ATO Duatepe Salonu’nda yapıldı. Toplantıda, üretimden perakendeye, haksız rekabetten e-ticaretin etkilerine, mesleki standartlar ile sektörün sürdürülebilirliği başta olmak üzere sektörün yaşadığı birçok sorun çözüm önerileriyle birlikte ele alındı. ATO Başkanı Baran, sektörün sorunlarının çözümü noktasında tüm paydaşların bir arada olmasının büyük bir fırsat olduğunu vurgulayarak, küresel ekonomide yaşanan sıkıntıların çiçekçilik sektörünü de etkilediğini kaydetti. Baran, sektörde finansmana erişimden nitelikli iş gücüne, tedarikten maliyetlere, lojistikten haksız rekabete yaşanan sorunları komite aracılığıyla yakından takip ettiklerini de ifade etti. Baran ayrıca, sektörün daha güçlü temsil edilmesi için ortak bir yapı oluşturulmasının önemine değinerek, sektör temsilcilerinin karar alma mekanizmalarında daha etkin yer almasını sağlayacak bir yapılanmanın faydalı olacağını dile getirdi. Baran, özel günlerde çiçek göndermeyin çağrısının da sektörü zora soktuğunu ifade etti. "Çiçekçilik mesleğinin geleceğine iz bırakmak bizim için gurur vesilesi" ATO’nun 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi’nin sektör temsilcileriyle yürüttüğü çalışmalar neticesinde, 9 Temmuz 2023 tarihinde ‘Çiçekçi Seviye 4 Ulusal Meslek Standardı’nın Resmi Gazete’de yayımlandığını ifade eden Baran, "Böylelikle çiçekçilik mesleği yalnızca sözlü kültürle değil, yazılı belgelerle de geleceğe aktarılabilir hale geldi. Çiçekçilik mesleğinin geleceğine iz bırakmak bizim için gurur vesilesi oldu" diye konuştu. ATO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı aynı zamanda ATO 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi üyesi Halil İbrahim Yılmaz da, çiçekçilik sektöründeki iş hacminin büyük ölçüde Anneler Günü ve Sevgililer Günü gibi belirli özel günlerle sınırlı kaldığına dikkati çekerek, çiçekçilik faaliyetlerinin yılın tamamına yayılması gerektiğini ifade etti. Sektörü yalnızca özel günlere bağlı bir yapıdan çıkarıp, 365 gün yaşayan bir ekonomik faaliyete dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı. Yılmaz, çiçekçilik ve aktarlık gibi geleneksel mesleklerin sürdürülebilir bir yapıya kavuşturulmasının önemine dikkat çekerek, "Geleneksel mesleklerin önemli bir bölümü yok olma riskiyle karşı karşıya. Bu meslekleri yeniden ayağa kaldırmak için ortak akılla hareket etmemiz gerekiyor" ifadelerini kullandı. Çiçekçiliğin yalnızca ticari bir faaliyet olmadığını, tasarım ve kültürle birleştiğinde yüksek katma değer üreten bir alan haline geldiğini belirten Yılmaz, bu açıdan sektörün üniversiteler ve tasarım alanlarıyla güçlü ilişkiler kurması gerektiğini kaydetti. Mesleğin gençler için daha cazip hale getirilmesinin önemine de dikkat çeken Yılmaz, aksi halde hem ekonomik hem kültürel kayıpların kaçınılmaz olacağını söyledi. Yılmaz, sektörün kamuoyu nezdinde yeterince güçlü temsil edilemediğini de belirterek, "Sektörün daha görünür ve daha güçlü bir iletişim dili oluşturması gerekiyor" değerlendirmesinde bulundu. Haksız rekabet vurgusu Ankara Çiçekçiler Esnaf Odası Başkanı Emin Çimen de sektörde yaşanan haksız rekabet sorununa dikkat çekti. Özellikle küçük ölçekli marketlerde yapılan satışlara değinen Çimen, mevcut mevzuata işaret ederek, "Mevcut düzenlemelere göre belirli büyüklüğün altındaki marketlerde her ürünün satılması mümkün değil. Bu kuralların uygulanması sektörümüz açısından büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. Çiçek satışının uygun şartlarda ve uzman kişiler tarafından yapılması gerektiğini belirten Çimen, "Avrupa’daki örneklerinde olduğu gibi çiçek satışı belirli standartlar çerçevesinde ve profesyonel kişiler tarafından yapılmalı. Uygun fiziki şartlar sağlanmadan yapılan satışlar hem ürün kalitesini düşürüyor hem de tüketici memnuniyetini olumsuz etkiliyor" dedi. Toplantıda tek tek söz alan sektör temsilcileri görüş, talep ve sorunlarını dile getirdi. Toplantıda sektör temsilcileri tarafından dile getirilen sorunlar arasında şu başlıklar yer aldı: "Süpermarketlerin çiçek satışında herhangi bir metrekare veya uzman personel, ziraat mühendisi ve benzeri şartı aranmaksızın kontrolsüzce faaliyet göstermesinin oluşturduğu haksız rekabet. Çiçekçilik sektöründe uygulanan KDV oranlarının yüksekliği ve bu oranların düşürülmesi talebi. E-ticaret platformlarının esnaf üzerinde kurduğu fiyat baskısı, yüksek komisyon oranları ve sektörle ilgisi olmayan kişilerin bu sistemle sektöre dâhil olması. Türkiye genelinde çiçek taşımacılığına uygun soğuk zincir, iklimlendirmeli araç filosunun bulunmaması nedeniyle ürün kalitesinde yaşanan ciddi kayıplar. İç mekan süs bitkilerinde ithalata bağımlılığın yüksek olması; yerli üretimin fide ve tohum aşamasından itibaren desteklenmesi gerekliliği. Ustalık ve mesleki yeterlilik belgesi olmayan kişilerin çiçekçi dükkanı açabilmesinin engellenmesi ve Avrupa’daki gibi uzun süreli eğitim/sertifika şartının getirilmesi. NACE kodlarındaki belirsizlikler nedeniyle her işletmenin çiçek satabilmesi ve bu durumun denetlenmesi talebi. Kooperatiflerin işleyişindeki aksaklıklar, üreticinin ödemelerini zamanında alamaması ve mezat sistemindeki nakliye sınıflandırması sorunları. Artan maliyetler ve ara eleman yetişmemesi nedeniyle sektörün ‘ara eleman’ krizine girmesi ve profesyonel çiçekçilik eğitim merkezlerine duyulan ihtiyaç. Anneler Günü, Sevgililer Günü gibi özel günlerde kayıt dışı satıcıların denetimsizliği nedeniyle esnafın yaşadığı ciro kaybı." Toplantıda, ATO’nun 23 No’lu Aktarlar ve Çiçekçiler Meslek Komitesi Başkanı Erhan Ünal, Meclis Üyesi Mert Ünyazıcı, Komite Üyesi Melih Çeliker, 53 No’lu Peyzaj, Çevre Düzenleme ve Yapısalları Faaliyetleri Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Namet Koçak ile Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Perakende Ticaret Daire Başkanı Burak Kaplan, Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkârlar ve Kooperatifçilik Genel Müdür Yardımcısı Seçkin Cenkış, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü Elektronik Ticaret Uzmanı Elif Taşkıran, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Soner Kazaz, Türkiye Çiçekçiler Birliği Başkanı İsmail Başaran, Çiçekçiler Federasyonu Başkanı Mustafa Akhisan, Adana Çiçekçiler Odası Başkanı Mehmet Acar, Bursa Çiçekçiler Odası Başkanı Ertan Tanırgan, İstanbul Çiçekçiler Odası Başkanı Selçuk Kösedağı, Ankara Çiçekçiler Odası Başkan Vekili Bülent Ulusoy, Yönetim Kurulu Üyesi Murat Güler, Kırıkkale Çiçekçiler Odası Başkanı Bayram Yurdakul, Uşak Fotoğraf Sanatkârları Esnaf Odası Başkanı Ömer Önal, Başkan Yardımcısı Onur Bayer, İstanbul Ticaret Odası Meclis Üyesi Yusuf Çıracı, İzmir Ticaret Odası Meclis Üyesi Ali Osman Öğmen, Gebze Ticaret Odası Meclis Üyesi Cengiz Güngör ve Konya Ticaret Odası Meclis Üyesi Metin Maşalı ve sektör temsilcileri yer aldı.
Minikler için doğada eğlence ve eğitim bir arada
03 Nisan 2026 Cuma - 13:56 Minikler için doğada eğlence ve eğitim bir arada Ankara’nın doğal ve kültürel zenginliklerini bir arada barındıran Endemik Vadi’de anaokulu öğrencileri eğlenerek öğreniyor. Pursaklar Belediyesi’ne bağlı Endemik Vadi, öğrencilere hem doğayı keşfetme hem de Ankara’nın yerel değerlerini öğrenme fırsatı sunuyor. Altındağ Hafsa Sultan Anaokulu öğrencileri, hem eğitici hem de keyifli bir deneyim yaşayarak doğayı yakından tanıma fırsatı buldu. Öğrenciler, gezide Ankara’ya özgü endemik bitkilerin yanı sıra Ankara keçisi, Ankara kedisi, Ankara güvercini ve Ankara tavşanı gibi yerel hayvan türlerini yakından inceleme imkanı elde etti. Çocuklar, başkentin doğal mirası hakkında bilinçlenirken eğlenceli vakit de geçirdi. ‘‘Endemik Vadimiz öğrencilerimizin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor" Öğrencilerin doğada keyifli bir eğitim deneyimi yaşadıklarını belirten Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Endemik Vadimiz, öğrencilerimizin yoğun ilgisiyle karşılaşıyor. Burası çocuklarımızın doğayı keşfettiği, çevre bilinci kazandığı önemli bir eğitim alanı. Onların merakla öğrenmesi ve doğayla bağ kurması bizleri son derece memnun ediyor. Gelecek nesillerin çevreye duyarlı bireyler olarak yetişmesi için çalışmalarımızı sürdüreceğiz’’ dedi. Güzel havayı değerlendiren öğrenciler, şehir hayatının yoğunluğundan uzaklaşarak doğayla iç içe bir ortamda öğrenmenin tadını çıkardı. Endemik Vadi’ye gerçekleştirilen bu ziyaretler, çocukların hem eğlenmesini hem de doğaya karşı farkındalık geliştirmesini sağladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ekonomi programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı ve bütüncül politikalarımızla ilerlemeye devam ediyoruz"
03 Nisan 2026 Cuma - 13:17 Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: "Ekonomi programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı ve bütüncül politikalarımızla ilerlemeye devam ediyoruz" Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Ekonomi programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı ve bütüncül politikalarımızla ilerlemeye devam ediyoruz" dedi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, sosyal medya hesabından mart ayı enflasyon verilerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Ekonomi programımızın temel önceliği olan enflasyonla mücadelede kararlı ve bütüncül politikalarımızla ilerlemeye devam ediyoruz. Mart ayı enflasyonu yüzde 1,94 olarak gerçekleşmiş, yıllık enflasyon yüzde 30,87 seviyesine gerilemiştir. Aylık enflasyon gelişmelerinde taze meyve ve sebze ile işlenmiş gıda kalemindeki fiyat artışlarının zayıflamasının gıda fiyatları üzerinde olumlu etkileri görülürken, yıllık temel mal enflasyonunda da iyileşme sürmektedir. Savaşın etkisiyle yaşanan arz şoku kaynaklı enerji fiyatlarındaki artışa bağlı olarak ulaştırma fiyatları aylık olarak yükselmiştir. Mart ayında ulaştırma hizmet fiyatlarındaki artışa rağmen aylık hizmet enflasyonunun artış hızı diğer alt kalemlerdeki iyileşmenin etkisiyle önceki aya göre yavaşlamıştır. Küresel ekonominin artan jeopolitik gerilimler ve bölgesel çatışmalarla zorlu bir süreçten geçtiği bu dönemde enerji fiyatlarında savaş kaynaklı yükselişler, küresel enflasyon görünümü üzerinde yukarı yönlü riskler oluşturmaktadır. Bölgemizde yaşanan gelişmelerin ekonomimize olası etkilerini sınırlamak amacıyla ilgili tüm kurumlarımızla güçlü bir eşgüdüm içinde gerekli tedbirleri almaya devam ediyoruz. Bu kapsamda petrol fiyatlarındaki oynaklığın yurt içi fiyatlara etkisini azaltmak amacıyla eşel mobil sistemi geçici olarak devreye alınmış, akaryakıt fiyatlarındaki artışların önemli bir kısmı bütçe kanalıyla sınırlandırılmıştır. Ekonomimize duyulan güven, sağlam kurumsal altyapımız, güçlü ekonomik programımız ve yapısal reformlarımızla ekonomimiz dışsal şoklara karşı direncini korumaktadır. Jeopolitik gelişmelerin ekonomimize doğrudan ve dolaylı etkilerini bütüncül bir yaklaşımla yürüttüğümüz para, maliye ve gelirler politikamız sayesinde dengelemeyi sürdüreceğiz. Diğer taraftan sosyal konut, gıda arzı, lojistik ve yenilenebilir enerji alanlarında attığımız arz yönlü adımlarla enflasyonla mücadelemizi desteklemeye devam edeceğiz" ifadelerine yer verdi.
RTÜK’ten spor yayınlarına ilişkin yeni düzenlemelerle ilgili açıklama
03 Nisan 2026 Cuma - 13:08 RTÜK’ten spor yayınlarına ilişkin yeni düzenlemelerle ilgili açıklama Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), spor müsabakalarının yayınlarında ortaya çıkan uygulamalara ilişkin yeni ilke kararlarının yer aldığı bir açıklama yayınladı. RTÜK’ten yapılan açıklamada, "Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 6112 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun çerçevesinde, İzleme ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı’nın raporu ve eklerini inceleyerek spor müsabakalarının yayınlarında ortaya çıkan uygulamaları ele aldı. Bu değerlendirmeler sonucunda, tarafsızlık, adil temsil ve evrensel spor değerlerine uygunluğu güçlendirmek amacıyla yeni ilke kararları aldı. RTÜK’ün amacı, spor yayınlarında tribün ve saha görüntülerinin tarafsız şekilde ekrana taşınmasını, spiker ve yorumcuların belirli takımlar veya taraftarlar lehine yorum yapmaktan kaçınmasını ve izleyicilere şiddet veya fanatizmi özendirmeyen bir yayın sunulmasını sağlamaktır. Böylece özellikle genç izleyicilere pozitif ve örnek teşkil eden bir spor deneyimi sunulması; sporda tarafsızlığın sağlanması ve izleyicilere güvenli, olumlu bir yayın deneyimi yaşatılması hedefleniyor" ifadelerine yer verildi. Müsabakalardaki olumsuz uygulamalar Spor müsabakaları yayınlarında tespit edilen olumsuzluklar ilgiliyse, "İncelemelerde bazı yayınlarda tribün pankartlarının ısrarla ekrana taşındığı ve yorumlandığı, bazı takım ve taraftarlar lehine taraflı ifadelerin kullanıldığı, küfürlü tezahüratlar ve sigara içen kişilerin görüntülerinin ekrana yansıdığı tespit edildi. Ayrıca saha içi ve tribünlerdeki kavgaların uzun süre gösterildiği ve sanal bahis ile aşırı tüketimi teşvik eden ürünlerin reklamlarının yayınlandığı gözlemlendi. Bu durumların sporda eşitlik ve yayıncılık ilkeleri açısından sakıncalı olduğu belirlendi" denildi. ’Sanal bahsi teşvik edici reklamlara yasaklama Açıklamada, spor müsabakalarının yayınlarına yönelik ilke kararları şu şekilde sıralandı: "Sporun ruhuna ve doğasına uygun, evrensel değerlerine saygılı, sporda pozitif bir atmosferin oluşturulmasına yönelik barışçı, şiddet içermeyen bir dil kullanılacaktır. Saha kenarlarında ya da tribünlerde kamu düzenine ve toplumsal barışa zarar veren, ayrımcılık içeren, belirli bir takımı veya taraftarını hedef alan pankartlar ekrana getirilmeyecektir. Yurt içinde yapılan hazırlık ve lig maçlarında sahada bulunan herhangi bir takım, teknik heyet, yönetici, taraftar grubu ya da hakemler hakkında taraflı veya fanatizmi tahrik eden yorumlar yapılmayacaktır. Spor müsabakalarının canlı yayınlarında; duraksamalar ve devre araları dışında, bant reklamlar dahil hiçbir türde reklam yayınlanmayacaktır. Spor müsabakalarının canlı yayınında sanal bahis oynamayı teşvik eden reklamlar yayınlanmayacak, bu konuda gerekli teknolojik tedbirler alınacaktır. Aşırı tüketimi tavsiye edilmeyen ürünlere ilişkin reklamlara yer verilmeyecek, tanıtımı yapılan ürün ve hizmetleri teşvik edici ifadeler kullanılmayacaktır. Küfürlü tezahüratlar ve sigara içen kişilerin görüntüleri ekrana yansıtılmayacaktır. Saha içinde ve tribünlerde meydana gelen kavgalar uzun süreli ekrana getirilmeyecek, saha içerisine yetkisiz şekilde girip eylemde bulunan kişilerin görüntülerine yer verilmeyecektir." Söz konusu ilke kararlarının, Üst Kurul tarafından oy birliğiyle kabul edildiği ifade edildi.
YDS hafta sonu 20 farklı dilde yapılacak
03 Nisan 2026 Cuma - 12:59 YDS hafta sonu 20 farklı dilde yapılacak Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) Başkanlığı, Yabancı Dil Bilgisi (YDS) Seviye Tespit Sınavı’nın 5 Nisan Pazar günü 20 farklı dilde yapılacağını bildirdi. ÖSYM’den yapılan açıklamaya göre YDS Seviye Tespit Sınavı, Almanca, Arapça, Arnavutça, Boşnakça, Çince, Danimarkaca (Danish Dili), Ermenice, Fransızca, Gürcüce, Hollandaca (Dutch Dili), İngilizce, Japonca, Korece, Lehçe, Macarca, Portekizce, Rumence, Rusça, Sırpça ve Ukraynaca (Ukraince) olmak üzere 20 farklı dilde düzenlenecek. Sınav sonuçları 30 Nisan tarihinde açıklanacak. Sınavın geçerlilik süresi, kurumların kendi mevzuatındaki geçerlilik süresi olacak. Ayrıca kurumlar kendilerine uygun geçerlilik süresi belirleyebilecekler. Akademik atamalarda kurumların yurt içi ve yurt dışı uygulamalarında YDS sonuçları kullanılabilecek. Kimlik kartını kaybeden, nüfus cüzdanı olmayan veya nüfus cüzdanında kimlik numarası ve fotoğraf bulunmayan adaylar için il ve ilçe nüfus müdürlükleri, sınav günü saat 10.00’a kadar açık tutulacak. Adayların sınavlara girecekleri yer bilgisini gösteren sınava giriş belgeleri, ÖSYM’nin ‘ais.osym.gov.tr’ adresinde erişime açıldı. Almanca, Arapça, Fransızca, İngilizce, Rusça dillerinde çoktan seçmeli 80 sorudan oluşan testler kullanılacak. Bu diller için sınavda kelime bilgisi, dil bilgisi, çeviri ve okuduğunu anlama soruları bulunacak. Diğer dillerde sınav yabancı dilden Türkçeye ve Türkçeden yabancı dile çeviri şeklinde yapılacak. Yazılı sınavda toplam 8 adet metin parçası bulunacak. YDS’ye 120 bin 790 aday katılacak Pazar günü ülke genelinde uygulanacak sınavla ilgili açıklama yapan ÖSYM Başkanı Prof. Dr. Bayram Ali Ersoy, şunları kaydetti: "20 farklı dilde düzenlenecek sınavda en fazla başvuru İngilizceden geldi. Arapça, Almanca, Fransızca ve Rusça dillerinden gelen başvuru sayıları İngilizceyi takip etti. Sınava toplam 120 bin 790 aday başvuru yaptı. Sınav güvenliğinin ve adaylara uygun sınav ortamının sağlanması amacıyla 17 bin 664 görevli yer alacak. Sınava başvuran 396 engelli aday için uygun sınav ortamı oluşturuldu. Sınava başvuran gaziler ile şehit ve gazilerin eş ve çocukları sınav ücretinden muaf tutuldu. Bu kapsamda 981 aday bu haktan yararlandı. Ayrıca hükümlü veya tutuklu olarak bulunan ve sınava başvuran 215 aday YDS uygulamasına katılacak. Ceza infaz kurumlarında sınava uygun hale getirilen 54 bina, YDS için sınav binası olarak kullanılacak. Sınava katılacak adaylara başarılar, görevlilere kolaylıklar dilerim."
MHP Grup Başkanvekili Kılıç: "Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir"
03 Nisan 2026 Cuma - 12:46 MHP Grup Başkanvekili Kılıç: "Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir" Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, "Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir" dedi. Meclis’te parlamento muhabirleriyle bir araya gelen MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Partisinin Meclis Başkanlığına sunduğu Öğretmenlik Mesleği Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi hakkındaki soruya Kılıç, "Şu anda Milli Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu’nda. 2023, 2024 ve 2025’teki öğretmenlerimizin yoğun talepleri üzerine hazırlanmış bir kanun teklifi. Zaten genel başkanımız da birkaç kez konuşmalarında 2023 ve 2024 yılındaki mağdur öğretmenlerimizle ilgili açıklamalarda bulunmuştu. Onunla da görüşerek böyle bir kanun teklifi hazırladık. Gelişmeleri takip ediyoruz. Süreç işliyor. Olumsuz bir durum yok. Komisyonda bekliyor" cevabını verdi. "Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir" MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in görevden ayrılmasına ilişkin soru üzerine Kılıç, "Her şey normal. Biz partide çalışmalarımıza devam ediyoruz. Bu ilk defa olan bir olay değil ve ilk defa MHP’de olan bir olay da değil. Bir genel başkan yardımcısı gider, bir başkası gelir. Zaten İzzet Ulvi Yönter de akademik kariyerine devam edebilmek adına bir müsaade istemişti. Genel başkanımız da uygun gördü. Bunda öyle çok abartacak bir durum, farklı aranacak bir durum söz konusu değil. Her şey söylenebilir ama bunların bizimle alakası yok. Çok sıra dışı bir olay gibi göstermeye gerek yok" dedi. "Bunun üzerinde hakikaten gece gündüz kafa yoruyoruz" "Terörsüz Türkiye" süreci hakkında değerlendirmelerde bulunan Kılıç, "Bu mesele bizim birinci gündemimiz. Bunun üzerinde hakikaten gece gündüz kafa yoruyoruz. Genel başkanımız çok ciddi adımlar atıyor. Bizim önceliğimiz bu. Seçim falan değil. Ayrıca genel başkanımız Komisyon raporu doğrultusundaki yasal düzenlemelerin hızlandırılması noktasında gerek grup toplantılarında, gerekse yaptığı yazılı açıklamalarda bunu ifade ediyor. Biz hala aynı kararlılığımızdayız. Hızlandırılması konusunda görüşmeler gerek basına açık gerekse kulislerde devam ediyor. Bir an önce olmasını istiyoruz" diye konuştu.