Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Uraloğlu: "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel ve kent içi hatlarda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık"
01 Ocak 2026 Perşembe - 11:17:09
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel ve kent içi hatlarda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık. 85,6 milyon olan Türkiye nüfusunun üç katından fazla yolcumuza hizmet verdik" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, 1 Ocak 2017 tarihinde faaliyetlerine başlayan TCDD Taşımacılık A.Ş.’nin 9. yıl dönümü vesilesiyle yazılı açıklamada bulundu. Bakan Uraloğlu, demiryolu taşımacılığı açısından 2025 yılını tüm yönleriyle değerlendirerek hem yolcu hem de yük taşımalarında kaydedilen ilerlemeye dikkati çekti. 1 yılda 283 milyon yolcu Bakan Uraloğlu, son 23 yılda yapılan yatırımlarla daha görünür hâle gelen demiryolu taşımacılığının, 2025 yılında da etkin ve verimli bir yıl geçirdiğini ifade etti. Bakan Uraloğlu, "2025 yılında yüksek hızlı, anahat, bölgesel trenler ve kent içi hatlarımızda yaklaşık 283 milyon yolcumuza konforlu ve güvenli ulaşım imkânı sağladık. 85,6 milyon olan Türkiye nüfusunun üç katından fazla yolcumuza hizmet verdik. Yolcu taşımacılığında 2026 yılında yüzde 7 oranında büyüme öngörüyoruz." Uraloğlu ayrıca, 2025 yılında yaklaşık 25 milyon ton yük taşımacılığı gerçekleştirildiğini kaydetti. YHT’ler 12 milyonu taşıdı Bakan Uraloğlu, 2009 yılında Ankara-Eskişehir Hattı ile başlayan yüksek hızlı demiryolu işletmeciliğinin bugün 2 bin 251 kilometrelik hatta sürdürüldüğünü dile getirerek, sözlerine şu şekilde devam etti: "2025 yılı boyunca 12 milyondan fazla yolcu yüksek hızlı trenlerimizi tercih etti. En yoğun kullanılan hattımız, yaklaşık 6 milyon yolcu ile Ankara-İstanbul hattı olurken bunu 2 milyon yolcu ile İstanbul-Konya-Karaman hattı ve 1 milyon 750 bin yolcu ile Ankara-Konya-Karaman hattı izledi." "Kent içi demiryolu taşımacılığı kapsamında toplam 262 milyon yolcuya hizmet verdik" Bakan Uraloğlu, TCDD Taşımacılık tarafından işletilen hatlardaki yolcu hareketliliği hakkında açıklamada bulunduBakan Uraloğlu, "Söz konusu dönemde Marmaray hattında 220 milyondan fazla, Başkentray hattında 25 milyondan fazla, İstanbul Havalimanı-Gayrettepe Metro Hattı’nda 12 milyon ve Kazlıçeşme-Sirkeci Hattı’nda 4 milyondan fazla yolcumuza hizmet sunduk. Böylece kent içi demiryolu taşımacılığı kapsamında toplam 262 milyon yolcuya hizmet verdik." bilgisini paylaştı. Demiryolunda dijitalleşme vizyonu Dijitalleşme vizyonu doğrultusunda, Yolcu Taşıma Platformu’nu (YTP Projesi) 2024 yılı sonunda yurt içi, 2025 yılı sonunda ise uluslararası bilet satışlarında devreye aldıklarını kaydeden Bakan Uraloğlu, sözlerine şu şekilde devam etti: "Bu sayede dijital biletleme ve müşteri hizmetleri süreçlerini tek bir entegre yapı altında topladık. YTP projemiz, 2025 Yılı Türkiye Bilişim Ödülleri’nde birincilik elde ederek başarısını taçlandırdı. Platform sayesinde bilet satışları, rezervasyon işlemleri ve müşteri talepleri tek merkezden yürütülmeye başlandı. Dijital bilet ve QR kodlu kontrol sistemleri uygulamaya alındı. Ayrıca T.C. Kimlik Kartı okuma sistemi ile trene kabul süreçleri hızlandırıldı. Bu yeniliklerle yolcu deneyimi önemli ölçüde iyileştirildi. 2025 yılında toplam bilet satışlarımızın yüzde 45’i mobil uygulama, yüzde 24’ü web sitesi üzerinden gerçekleştirildi. Yüksek hızlı trenlerde ise bilet satışlarının yüzde 89,7’si dijital kanallar aracılığıyla yapıldı.
01 Ocak 2026 Perşembe - 10:15
Ankara’da çökertilen haraç çetesi mensubu 4 zanlı tutuklandı
Ankara’da esnaftan haraç isteyip, iş yerlerini kurşunlayan çeteye yönelik operasyon sonucu yakalanan zanlılardan 4’ü tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ankara il Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri, Çankaya ilçesindeki esnaflardan yüklü miktarda para talep ederek zorla ‘çökme’ girişiminde bulundukları belirlenen şüphelilere yönelik çalışma yürüttü. Ekiplerce yürütülen operasyon sonucu 5 şüpheli gözaltına alındı. Şüphelilerin ikametlerinde ve işyerlerinde yapılan aramalarda 1 adet ruhsatsız tabanca, 1 adet pompalı tüfek ile çok sayıda fişek ve kartuş ele geçirildi. Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde yürütülen soruşturma kapsamında ‘Nitelikli Yağma, Silahlı Tehdit, Genel Güvenliği Kasten Tehlikeye Sokma, Mala Zarar Verme’ suçlarını işledikleri tespit edilen M.G, F.G, F.A, İ.D ve Suça Sürüklenen Çocuk D.K. gözaltına alındı. Zanlılar 4’ü çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.
01 Ocak 2026 Perşembe - 10:11
Bakan Bak’tan eski milli futbolcu Özdenak için taziye mesajı
Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, vefat eden eski milli futbolcu ve spor yazarı Gökmen Özdenak için taziye mesajı yayımladı. Geçtiğimiz günlerde vefat eden eski milli futbolcu ve spor yazarı Gökmen Özdenak için Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak bir taziye mesajı yayımladı. Bakan Bak, taziye mesajında şu ifadelere yer verdi: "Türk futbolunun ve Galatasaray’ın efsane isimlerinden Gökmen Özdenak’ın vefat haberini derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden eski milli futbolcu ve spor yazarı merhum Gökmen Özdenak’a Allah’tan rahmet; ailesi, sevenleri ve futbol camiamıza başsağlığı diliyorum"
01 Ocak 2026 Perşembe - 09:11
EPDK, yeni yılda elektrik dağıtım şirketlerine yönelik yol haritasını oluşturdu
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), elektrik dağıtım şirketlerine yönelik 2026-2030 tarife döneminin yol haritasını belirledi. EPDK, yeni uygulama dönemi kapsamında elektrik dağıtım sektörü yatırımları reel olarak yaklaşık 1 buçuk katına; planlı bakım için ayrılan bütçe ise reel olarak 2,1 katına çıkarıldığını açıkladı. Böylece tüm tüketicilerin kesintisiz ve kaliteli enerji kullanmalarını sağlamak için şebekenin gençleştirilmesi ve enerji bağlantı taleplerinin sorunsuzca karşılanması hedefleneceği belirtildi. Bu kapsamda elektrik dağıtım şirketlerinin yıllık yatırım gerçekleştirme zorunlulukları için belirlenen oran arttırılırken, zamanında gerçekleştirilmeyen yatırımlar için EPDK tarafından söz konusu şirketlere ceza uygulanacağı belirtildi. Ayrıca yeni tarife döneminde elektrik dağıtım sektöründe kullanılan yazılımların yerlileştirilmesi için teşvik mekanizması geliştirilerek yazılımda dışa bağımlılığı azaltıcı önlemler de alındığı açıklandı. Planlı bakım bütçesi 2 katına çıkarıldı Yeni uygulama döneminin konularından biri de planlı bakım olduğu belirtildi. Yeni uygulama dönemi için planlı bakım bütçesi 2 katına çıkarıldığı açıklanırken, orman yangınları ile mücadele için ormanlık alanlardaki dağıtım tesislerinin bakım periyotları yıllık hale getirileceği belirtildi. Orman budama ve temizleme işlemleri doğrudan planlı bakım içinde tanımlanarak zorunlu hale getirildi. Planlı bakım faaliyetlerini aksatan ve özellikle orman alanlarındaki hat bakımlarını ihmal eden şirketlere ceza uygulanacağı vurgulanırken, yeni tarife döneminde kayıp kaçak ile mücadele etkin bir şekilde sürdürüleceği ifade edildi. Bu alanda kendileri için belirlenen hedefleri tutturan dağıtım şirketlerinin gider harici sağladıkları finansal fayda ise şirketin değil tüketicilerin lehine olacak şekilde tarifeye yansıtılacak.
09 Aralık 2025 Salı - 14:56
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "İnsan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "10 Mart Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, AK Parti Kongre Merkezi’nde düzenlenen "İnsanlık İçin Güçlü Türkiye" programına katıldı.Burada konuşan Erdoğan, programın; Türkiye, Türk milleti ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını dilediğini ifade ederek, İnsan hakları Evrensel Beyannamesi’nin kabul edilişinin 77’nci yıl dönümü olan 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nü tebrik etti.AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı olarak kalbi Türkiye ile atan tüm mazlum ve mağdurlara dayanışma mesajı gönderdiğini söyleyen Erdoğan, başta Gazzeliler olmak üzere Afrika’dan Asya’ya kadar acılarını paylaştıkları tüm mazlumları yürekten selamladığını dile getirdi."30 maddeden oluşan İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi iki yıkıcı dünya savaşından sonra insanlık için umut kaynağı oldu"İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bundan tam 77 sene önce, 10 Aralık 1948’de büyük bir teveccühle kabul edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "30 maddeden oluşan bu beyanname, iki yıkıcı dünya savaşı sonrasında yeni bir düzen inşa etmeye çalışan insanlık için umut kaynağı oldu. Beyannamenin ilk üç maddesini burada sizlere aktarmak isterim. Bütün insanlar özgür, onur ve haklar bakımından eşit doğarlar. Akıl ve vicdana sahiptirler. Birbirlerine karşı kardeşlik anlayışıyla davranmalıdırlar. Herkes ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyasal veya başka bir ayrım gözetmeksizin bu bildirge ile ilan olunan bütün haklardan ve bütün özgürlüklerden yararlanabilir. Yaşamak, özgürlük ve kişi güvenliği herkesin hakkıdır" ifadelerin kullandı."İnsan hakları cellatlarının ülkemize çıkardığı faturaları halen ödüyoruz"Beyannamede kayıtlı hususların bazı dönemlerde ne kadar tatbik edildiğinin üzerinde durulması gerektiğini kaydeden Erdoğan, "Millete ve milletin değerlerine yönelik husumeti herkesçe bilinen tek parti faşizmi, ilk günden itibaren beyannamenin altını oymuştur. Kimi zaman bürokratik oligarşi, kimi zaman antidemokratik güç odakları olarak kendini deşifre eden bu zihniyet, milletin hafızasında derin yaralar açmış, demokrasimize telafisi uzun yıllar alan zararlar vermiştir. 27 Mayıs’tan 28 Şubat’a kadar her 10 yılda bir tekrarlanan müdahalelerin arkasında bu zihniyetin silueti vardır. Yassıada faciasını, 12 Mart sonrası olanları, 12 Eylül’de adeta işkence kampına dönüşen Mamak’taki C5’leri, Diyarbakır cezaevlerini, beyaz torosları anlatmaya gerek yok. 2002’den bu yana mesaimizin mühim bir kısmını bu ihlallerin bıraktığı tortuları temizlemeye, travmaları iyileştirmeye harcadık. Burada saymaya kalksak saatlerimizi alacak ve adına ‘sessiz devrim’ dediğimiz reformlarla hamdolsun bu yolda önemli mesafeler aldık. Ancak insan hakları cellatlarının ülkemize, milletimize, demokrasimize ve sosyal barışımıza çıkardığı faturaları halen ödüyoruz" dedi."Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakıldığında beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir"CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in köşeye her sıkıştığında saldırganlaştığını ya da saçmaladığını belirten Erdoğan, "Yine aynısını yapmış. Haddini de aşarak Sarıkamış’ta şehit düşen rahmetli dedemin bir asır önce nerede olduğunu sormuş. Gençlik kollarımızda bu siyaset acemisine hak ettiği cevabı vermiş. İstanbul halkının kaynaklarını yağmalayan suç örgütüne posta güvercinliği yapmayı marifet zanneden bu şahıs için daha fazla nefes harcamayı israf görüyor, Allah’tan kendisine akıl ve izan vermesini niyaz ediyorum. Tek parti zihniyetinin yanlış uygulamaları bir tarafa bırakılıp milletimizin tarihine, kültürüne ve inanç değerlerine bakıldığında, beyannamede kayıtlı hakların bize hiç de yabancı olmadığı görülecektir. Her şeyden evvel, eşref-i mahlukat olan insana saygı göstermek, insan onurunu korumak, onun yaratılıştan gelen haklarının kullanılmasını temin etmek, bizim için medeniyetimizden tevarüs ettiğimiz ulvi değerlerdir" şeklinde konuştu."Bizim tarihimizde insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur"Tarihin ve kültürün her sayfasında insana bakışı anlatan sayısız örnek, deyiş ve ibretlik hadise ile karşılaştıklarını söyleyen Erdoğan, "Köklerimize vurgu yaparken partimizin de hükümetimizin de idare anlayışımızın da pusulası olan Şeyh Edebali’nin ‘İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ tavsiyesini sık sık hatırlatıyorum. Bu hatırlatmanın arka planında işte böyle bir tecrübe, böyle bir birikim ve insana değer veren yüksek bir şuur bulunuyor. Bizim ne tarihimizde ne de kültür ve medeniyet kodlarımızda insan hakları konusunda mahcubiyet duyacağımız hiçbir leke yoktur. Tam tersine, bugün bize hak ve özgürlük dersi verenlerin hepsinden daha temiz bir sicile, daha kuşatıcı bir zihniyete sahibiz. Bunun altını bugün bir kez daha çizmekte fayda görüyorum. Tarihimizin hiçbir döneminde çiğ süt içmedik, şükür karnımız da ağrımıyor. Başkaları gibi önümüze ne konulur diye düşünmüyor, nerede bir zulüm varsa mazlumun yanında, zalimin karşısında dimdik duruyoruz. Hakkı, adaleti, barışı, insanlık onurunu sadece bölgemizde değil, tüm dünyada cesaretle savunuyoruz. Gururla söylemek isterim ki, Türkiye denilince akla sınırlarını korumakla kalmayıp artık barışı kuran ve diplomasiyi de şekillendiren bir ülke geliyor" değerlendirmesinde bulundu."Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir"Gazze’den Suriye’ye, Rusya-Ukrayna savaşından Doğu Afrika’daki gerilimler olmak üzere birçok kriz bölgesinde ‘İnsanlık İçin Güçlü Türkiye’ şiarıyla kendilerine düşenleri layıkıyla yapmaya çalıştıklarını aktaran Erdoğan, "Türkiye’nin Suriye ve Gazze’de yaşananlar karşısındaki vicdanlı duruşu, tek başına bir insan hakları dersidir. İnsan hakları destanıdır. Her iki meselede de ilk günden itibaren tavrımızı çok net ortaya koyduk. Baskılara, tehditlere, farklı sebeplerle zalimlerin yanında hizalanan insanlık fukaralarına prim vermedik. Elimizle, dilimizle, kalbimizle zulmü durdurmanın çabası içinde olduk" ifadelerine yer verdi."Bugün terörsüz Türkiye hedefinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir"Suriye Devrimi’nin birinci yıl dönümüne de değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, her türlü zulme, zorbalığa, vahşete, insanı insanlığından utandıran işkenceye rağmen 13 buçuk yıl boyunca direnen Suriye halkını tebrik ederek, "Esad rejiminin ve terör örgütlerinin alçak saldırılarında can veren Suriyeli kardeşlerimizi rahmetle yâd ediyorum. Devletimizin güvenliğini, aziz milletimizin huzurunu temin etmek amacıyla uluslararası hukuk çerçevesinde gerçekleştirdiğimiz sınır ötesi operasyonlarda şehit düşen kahramanlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, Rabbim ruhlarını şad, mekânlarını cennet eylesin diyorum. Şehitlerimizin metanet abidesi ailelerine hürmetlerimi takdim ediyorum. Bugün milletçe terörsüz Türkiye hedefinden, terörsüz bölge idealinden bahsedebiliyorsak bu, en başta kahraman şehitlerimizin sayesindedir" dedi."Suriye halkının ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz"Konuşması sırasında Yasin Suresi’nden alıntı yapan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Rabbimiz Yasin Suresi’nde şöyle buyuruyor: ‘Kün feyekün.’ Yani ‘Ol der ve oluverir.’ Rabbimizin müjdesi Suriye’de de tecelli etmiş, 60 yıllık dikta rejimi sadece 7-8 gün içinde yerle yeksan olmuş, kendi halkını acımasızca katleden diktatör korkakça kaçmış, mazlumların sabrı, mücadelesi ve kıyamı zaferle neticelenmiş, Suriyeli kardeşlerimiz uğrunda yüz binlerce şehit verdikleri hürriyetlerine hamdolsun sonunda kavuşmuşlardır. Suriye halkının son bir yılda onca zorluğa, sıkıntıya, Esad diktatörünün bıraktığı enkaza rağmen hayata dört elle sarıldıklarını, ülkelerini yeniden ayağa kaldırma mücadelesi verdiklerini memnuniyetle görüyoruz. Başkan Şara, işte Emevi Camii’nde, hem sabah namazını kıldırıyor hem de orada verdiği hutbeyle Suriye’nin geleceğine yönelik müjdesini irat ediyordu. Rabbim en yakın zamanda inşallah Şara’ya ve Suriye halkına bu müjdeye kavuşmayı nasip etsin" açıklamasında bulundu."10 Mart mutabakatının suhuletle uygulanması şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir"Türkiye ve Türk milleti olarak Suriye’nin ve Suriyelilerin inşa, ihya ve toparlama çabalarını tüm imkanlarla desteklediklerini aktaran Erdoğan, "Suriye devrimi son bir yılda en zoru inşallah geride bırakmıştır. İnanıyorum ki önce Yüce Allah’ın yardımıyla, sonra da Suriye yönetiminin basiretli, dirayetli, kuşatıcı, kucaklayıcı ve adaletli politikalarıyla bir daha eski kötü günlere dönüş olmayacaktır. Bilhassa 10 Mart mutabakatının altında imzası olanlar tarafından ahde vefa ilkesi gereğince hayata geçirilmesi önemli bir düğümü çözecektir. Mutabakatın suhuletle uygulanması; istikrarsız, bölünmüş ve güçsüz Suriye’ye yatırım yapan şer odaklarının hesaplarını altüst edecektir. Böylece Suriye, toprak bütünlüğünü haiz, müreffeh, muzaffer ve bölgesinin muteber bir ülkesi olarak istikbale yürüyecektir" dedi."Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte imar ve inşa edeceğiz"Bir yandan uluslararası baskılara, bir yandan Türkiye’nin her köşesini ‘Suriyelileri göndereceğiz’ afişleriyle donatanlara rağmen 13 buçuk yıl boyunca ensar ruhuyla Suriye’den gelenlere sahip çıktıklarını ve yeni dönemde de yalnız bırakmayacaklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:"Bu ana muhalefet öyle demiyor muydu? ‘Biz Suriyelileri geldikleri yere göndereceğiz’ demiyorlar mıydı? Onlar bunu söylerken bu kardeşiniz ne diyordu? Asla gönderemezsiniz, gönderemeyeceksiniz diyorduk ve biz savaşta onlara sırtımızı dönmedik. Barışta da daima yanlarında olacağız. Türkler, Araplar, Kürtler, Türkmenler, Sünniler, Nusayriler omuz omuza verecek, Suriye’yi birlikte ayağa kaldıracak, birlikte imar ve inşa edeceğiz. Bunu da korkarak, birbirimizden şüphe ederek, hele hele kavga ederek değil; birbirimize güvenerek, inanarak, dayanışmayla gerçekleştireceğiz. Bunu özellikle şunun için söylüyorum; bakın değerli kardeşlerim, eğer biz korkaklara kulak verseydik, korkunun esiri olsaydık, şimdi yanı başımızda bir kan gölü vardı. Hatırlayın, devrimden önce bize neler söylediler? ‘Ortadoğu bataklığına girmeyin’ dediler. Kim? CHP’nin başındakiler. ‘Size ne Suriye’den?’ dediler. ‘Akan kana sırtınızı dönün’ dediler. Buradan tur düzenlediler. Gittiler, Esad’ın elini sıktılar, sırtını sıvazladılar. En son ana kadar Baas diktatörlüğünün muhipliğini yaptılar. Eğer biz bu vizyonsuz ve vicdansızlara kulak assaydık, bugün çok ciddi güvenlik tehditleriyle yüzleşiyor olurduk. Ama biz kendimize inandık, Allah’a inandık, güvendik, cesaretle hareket ettik ve tuzakları, kumpasları, oyunları bozduk. Sabrettik. Allah’ın lütfuyla zafere de şahitlik ettik.""1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak"Şimdi yeni bir Suriye’nin kurulduğuna, Şam, Halep, Hama ve Humus’un caddelerinde Türkiye’de yaşamış ve burada doğmuş gençlerin Türkçe konuştuğuna dikkati çeken Erdoğan, "13 buçuk yıllık hasretin ardından evlerine dönen kardeşlerimiz bizim için dualar ediyor. ‘Allah Türkiye’den ve Türk milletinden razı olsun’ diyor. Hemen yanı başımızda, tıpkı Azerbaycan gibi, tıpkı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi, aynı dili konuştuğumuz kardeş bir devlet, küllerinden yeniden doğuyor. Milletçe bizler de alnımız ak, başımız dik, bu şekilde bu muhteşem dirilişe, yeniden doğuşa sevinç gözyaşlarıyla tanıklık ediyor, kardeşlik ve komşuluk sınavından başarıyla çıkmanın haklı kıvancını yaşıyoruz. Rabbimizin daha nice müjdelerine nail olacağımıza yürekten inanıyoruz. Bir defa bizim şuna inancımız tam. Kardeşler, zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur. Bunu elhamdülillah Suriye’de bizzat gördük. Şimdi sıra inşallah Filistin’de. Filistin’de de mazlumların sabrı zaferle taçlanacak, oraya da özgürlük ve barış gelecek, 1967 sınırlarında başkenti Doğu Kudüs olan egemen bir Filistin devleti muhakkak Allah’ın izniyle kurulacak. Yıllardır büyük acılar çekmiş, tarifsiz işkencelerden geçmiş, yakınlarını, çocuklarını kaybetmiş, evleri yıkılmış, hayatları ve toprakları çalınmış Filistin halkı, kendi öz yurtlarında emniyet içinde yaşayacak. Bunun önünü hiçbir kirli, kanlı ve sinsi plan kesemeyecek. Herkesin bir planı varsa, elbette Kadir-i Mutlak olan Allah’ın da bir planı var" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 13:43
Bakan Yumaklı: "Ülkemiz, AARIENEA’da ilk kez başkanlık görevine seçildi"
Tarım ve Orman Bakan İbrahim Yumaklı, "Ülkemiz, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Tarımsal Araştırma Kuruluşları Birliği’nde (AARIENEA) ilk kez başkanlık görevine seçildi" dedi. Bakan Yumaklı, resmi sosyal medya hesabından tarım diplomasisinde Türkiye’nin önemli bir adım attığını duyurdu. Yumaklı, Türkiye’nin AARIENEA’da ilk kez başkanlık görevine seçildiğini ve üretim teknikleri geliştiren kuruluşların bu süre zarfında Türkiye liderliğinde faaliyet göstereceğini açıkladı. "Ülkemiz, AARIENEA’da ilk kez başkanlık görevine seçildi" Bakan Yumaklı, yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Tarım diplomasisinde Türkiye’den önemli bir adım daha. Ülkemiz, Yakın Doğu ve Kuzey Afrika Tarımsal Araştırma Kuruluşları Birliği’nde (AARIENEA) ilk kez başkanlık görevine seçildi. Birlik bünyesinde tarımsal araştırma yapan, yeni teknolojiler ve üretim teknikleri geliştiren kuruluşlar, bu süre zarfında ülkemiz liderliğinde faaliyet gösterecek. Hayırlı olsun."
09 Aralık 2025 Salı - 13:41
Bakan Yumaklı: "Çanakkale-Karaköy Barajı ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacak"
Tarım ve Orman Bakan İbrahim Yumaklı, 9 bin 380 dekar tarım arazisini modern sulamayla buluşturacak Çanakkale-Karaköy Barajı’nın ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacağını bildirdi. Bakan Yumaklı, sosyal medya hesabından 444 milyon lira maliyetle tamamlanan Çanakkale-Karaköy Barajı’nın 39 metre yüksekliğiyle bölgenin önemli su depolama yapılarından biri haline geldiğini duyurdu. Aynı zamanda Yumaklı, 9 bin 380 dekar tarım arazisinin modern sulamayla ekonomik katkısının yıllık 97 milyon lira olacağını açıkladı. "Çanakkale-Karaköy Barajı ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacak" Bakan Yumaklı açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Çanakkale’ye bir müjdemiz var. 444 milyon lira maliyetle tamamladığımız Çanakkale-Karaköy Barajı; 39 metre yüksekliğiyle bölgenin önemli su depolama yapılarından biri haline geldi. 9 bin 380 dekar tarım arazisini modern sulamayla buluşturacak baraj, ülke ekonomisine yıllık 97 milyon lira katkı sağlayacak. Bereketli olsun."
09 Aralık 2025 Salı - 13:39
Ankara’da saplantılı eski sevgili dehşeti: Genç kadının 8 kez kalbi durdu
Ankara’da saplantılı olduğu iddia edilen M.S., eski kız arkadaşını bıçaklayarak ağır yaraladı. 8 kez kalbi duran genç kadının yaşam mücadelesi sürüyor. Olay, Keçiören ilçesinin Yükseltepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre pazartesi sabahı işe gitmek için evinden çıkan G.T. (30) kendisine saplantılı olduğu öne sürülen M.S. (38) tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan kadının hastaneye kaldırıldığı sırada kalbinin durduğu, yapılan müdahale ile yeniden hayata döndürüldüğü öğrenildi. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren G.T.’nin durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi. Olay sonrası kaçan şüpheli M.S., kısa sürede polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin, saldırıya uğrayan genç kadın hakkında daha önce verilen uzaklaştırma kararını yedi kez ihlal ettiği ileri sürüldü. "8 kez kalbini geri getirdiler, yaşama umudu yok" Saldırıya uğrayan genç kadının ev arkadaşı Aybüke Erdoğan, saldırganın arkadaşına planlı olarak saldırdığını belirterek, "Her yerini parçalamış, gözünü, ağzını, kafasını, memesini her yerini parçalamış. Bilinci kapalı yatıyor, dualara ihtiyacı var. Bitsin artık, bitsin. 8 kez kalbini geri getirdiler, yaşama umudu yok. Biz ümidi kesmiyoruz ama doktorlar kesti. Altı üstü 3 aylık bir ilişki yaşadılar, 2 senedir bağlantısı kesilmedi. Uzaklaştırma aldı, 2 yıldır uzaklaştırmaları devam ediyor. Sürekli takip ediyormuş, en sonunda bacımı tek yakalamış burada. Onun neler çektiğini ben biliyorum, kimse bilmez. Ölsün böyle pislikler, daha fazla yaşamasın. Sabah pusuya yatmış, bıçağı eline almış, boynuna saldrmış, çok çığlık atmış. Bacımın her yeri kesik bir şekilde yatıyor, ne zaman düzelecek bilmiyoruz. Düzelir mi? Onu hiç bilmiyoruz Rabbimden umut kesilmez, biz buradayız, başındayız bacımızın. Bir an önce adalet mi yerini buluyor erkek terörü mü bitiyor ne diyeyim bitsin de kurtulalım biz artık" dedi. "Saldırgan sürekli taciz ediyordu arkadaşımı" Saldırganın daha önce 7 kez uzaklaştırmayı talebini ihlal ettiğini söyleyen Aybüke Erdoğan, "Pazartesi sabahı arkadaşımı öpüp koklayarak çıktım evden. Ben 08.30’da çıktım, o da 09.30’da çıktı. Saldırgan sürekli taciz ediyordu arkadaşımı. Sürekli uzaklaştırmayı ihlal ediyordu. Arkadaşım Batıkent’e taşındı, Batıkent’teki evini buldu, Mamak’a taşındı, Mamak’taki evini buldu. En son benim burayı buldu. Hep taciz etti, Instagram’dan boy boy fotoğraflarını, videolarını paylaştı. Bu 7’nci ihlal, 7 ihlalde de ona hiçbir şey olmadı. Hiçbir işi yoktu M.S.’nin, işsiz, güçsüz, boş gezenin boş kalfasıydı. En son geldi bacımı öldürmeye çalıştı" diye konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 13:21
YEKA RES-2025 Yarışmaları tamamlandı: 6 bölge için teklifler belli oldu
Toplamda bin 150 megawatt elektrik (MWe) bağlantı kapasitesi için yapılan YEKA Rüzgar Enerji Santrali (RES)-2025 Yarışmaları 30 şirketten 75 teklif alındı; 6 projede en iyi teklif sahipleri belli oldu. ’Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Yarışma İlanı’ kapsamında duyurulan YEKA RES-2025 Yarışmaları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda başladı. Yarışmalar sırasıyla; R25-Balıkesir-3 RES, R25-Balıkesir-2 RES, R25-Balıkesir-1 RES, R25-Kütahya RES, R25-Aydın-Denizli RES ve R25-Sivas RES projeleri için gerçekleştirildi. Yarışmalarda toplam bin 150 megavat kapasiteli 6 yarışma için 30 şirketten toplam 75 teklif alındı. İlk olarak 110 megawatt elektrik (MWe) bağlantı kapasiteli Balıkesir-3 RES için yapılan yarışma 6’ncı turda sonuçlandı. Yarışmada kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı üzerinden teklif veren Eksim Enerji Anonim Şirketi, megawatt (MW) başına 312 bin euro katkı payı ile en iyi teklifi sunarak yarışmayı kazandı. Rekabetin yüksek olduğu ihalede, açık eksiltmenin ardından diğer katılımcılar çekilirken, tutanaklar imzalanarak tamamlandı. Ardından 120 MWe bağlantı kapasiteli Balıkesir-2 RES için düzenlenen yarışma 12 turda tamamlandı. Yarışmada 12’nci turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 218 bin euro katkı payı ile Balıkesir Elektrik Yenilenebilir Enerji Üretim ve Satış Anonim Şirketi en iyi teklifi verdi. Üçüncü olarak 160 MWe bağlantı kapasiteli Balıkesir-1 RES yarışmasında, 9’uncu turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 212 bin euro katkı payı ile Soma Enerji Elektrik Üretim Anonim Şirketi en iyi teklifi verdi. Bir sonraki sırada yapılan 120 MWe bağlantı kapasiteli Kütahya RES yarışmasında, 11’inci turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 222 bin euro katkı payı ile İçdaş Elektrik Enerjisi Üretim ve Yatırım Anonim Şirketi en iyi teklifi sundu. YEKA RES-2025 Yarışmaları kapsamında 140 MWe bağlantı kapasiteli Aydın-Denizli RES yarışmasında, 6’ncı turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 170 bin euro katkı payı ile Stone Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi en iyi teklifi vermesiyle yarışma sonuçlandı. Son olarak, 500 MWe bağlantı kapasiteli Sivas RES yarışmasında, 6’ncı turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 56 bin euro katkı payı ile Kanat Rüzgar Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi en iyi teklifi verdi. Yarışmalar, tutanakların imzalanmasının ardından Bakanlık onayıyla sonuçlandırılmak üzere tamamlandı.
09 Aralık 2025 Salı - 13:15
Eşini yastıkla boğmaya çalışan kadın hakkında uzaklaştırma kararı
Başkentte yerel mahkemece, eşi uyurken yastıkla boğmaya çalıştığı iddia edilen kadın hakkında uzaklaştırma kararı verildi. Ankara Batı 8. Aile Mahkemesi’ne başvuran erkek mağdur B.T. şiddetli geçimsizlik yaşadığı eşi R.T. tarafından iddialara göre uyurken yastıkla ağzı kapatılarak elleriyle boğulmaya çalışıldı. B.T., olayın ardından savcılıktan koruma ve tedbir talebinde bulundu. Ankara Batı 8. Aile Mahkemesi, ’6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’ kapsamında, tedbir başvurusunu değerlendirdi. Mahkeme, söz konusu kanunda, koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığına ilişkin delil aranmayacağı, önleyici tedbir kararının gecikmeksizin verilmesinin hükme bağlandığına dikkat çekti. Mahkeme, davalı kadının erkeğe yaklaşmamasına hükmetti Yerel mahkeme, dosya kapsamında R.T.’nin 6 ay boyunca B.T.’nin konutuna, iş yerine, bulunduğu yerlere yaklaşmamasına hükmetti.
09 Aralık 2025 Salı - 12:40
Pursaklar Belediyesi ‘Şeb-i Arus Haftası’ dolayısıyla ilk kafileyi yola çıkarttı
Pursaklar Belediyesi, kültür gezileri kapsamında ‘Şeb-i Arus Haftası’ dolayısıyla 50 yaş üstü vatandaşlardan oluşan ilk kafileyi Konya’ya uğurladı. Pursaklar Belediyesi, ilçedeki vatandaşlara yönelik kültürel etkinliklerine devam ediyor. Belediye ‘kültür gezileri’ kapsamında 50 yaş üstü erkekleri ‘Şeb-i Arus Haftası’ dolayısıyla Konya’ya yolcu etmeye başladı. ‘‘Şeb-i Arus, ayrılık değil kavuşmanın adıdır’’ Şeb-i Arus’un yıl dönümünde 50 yaş üstü erkekleri Konya’ya uğurladıklarını belirten ve bu tarz gezilerin devam edeceğini belirten Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin, "Şeb-i Arus, ayrılık değil kavuşmanın adıdır. Bizler de bu anlamlı haftada, hayat tecrübeleriyle ilçemize değer katan 50 yaş üstü büyüklerimizi bu mana yolculuğuna uğurlamanın mutluluğunu yaşıyoruz. Vatandaşlarımızın yalnızca sosyal değil, kültürel ve manevi olarak da beslenmesini önemsiyoruz. Konya’da yaşayacağınız bu manevi yolculuğun sizlere huzur ve güzel hatıralar kazandırmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı.
09 Aralık 2025 Salı - 12:26
ATO Başkanı Baran: "Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve kısa sürede sonuç alınması özel sektör açısından en önemli güven unsuru durumunda"
Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve kısa sürede sonuç alınması özel sektör açısından en önemli güven unsuru durumunda. KOBİ’lerimiz başta olmak üzere, üretimin, ticaretin ve ihracatın devamlılığı açısından uygun maliyetli ve erişilebilir finansman sağlanması çok önemli" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Müşterek Konsey Toplantısı’nda konuştu. Baran, vadesi gelmiş ya da takipte olan devlet borçları nedeniyle mükelleflerin banka hesaplarına uygulanan hacizlerin, ödeme işlemi gerçekleştirildikten hemen sonra kaldırılmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çekti. Baran, konuşmasında dünya ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirdi. Dünyada jeopolitik dengelerin hızla değiştiği, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı, dijitalleşme ve yeşil dönüşümün üretim süreçlerini baştan şekillendirdiği, korumacı politikaların rekabeti yeniden inşa ettiği bir dönem yaşandığının altını çizdi. "E-hacizin bir gün süreyle gerçekleştirilmesi, reel sektörün işlerinin devamlılığı açısından önemli" ATO Başkanı Gürsel Baran, e-haciz uygulamasında vadesi gelmiş ya da takipte olan devlet borçları nedeniyle mükelleflerin banka hesaplarına uygulanan hacizlerin, ödeme işlemi gerçekleştirildikten hemen sonra kaldırılmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çekerek, "Bir banka hesabına konacak haciz, borcu karşılarken; mükellefin tüm banka hesaplarına haciz konması, mükellefe ödeme emri tebliğ edilmeden haciz işlemine başlanması, borç ödendiği halde e-haciz kaldırma yapılmaması nedeniyle mükellefler mağdur olabiliyor. Bu durum, işletmelerin nakit akışını olumsuz etkileyerek, finansmana erişimde zorluklar yaşamalarına yol açıyor. E-hacizin bir gün süreyle gerçekleştirilmesi, borçların tahsilinin ardından hesapların tekrar aktif hale getirilmesi, reel sektörün işlerinin devamlılığı açısından önemli. Ayrıca, e-hacizde belirlenmiş ve kamuoyuna duyurulmuş bir alt sınır bulunmuyor. Dolayısıyla vergi daireleri her bir alacak için tutara bakmaksızın e-haciz işlemi yapabiliyor. Bu sebeple alt sınırın belirlenmesi yerinde olacaktır" diye konuştu. "TOBB’un bu yıl ikinci kez sağladığı ‘Nefes Kredisi’ çok kıymetli" Enerji, lojistik, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artışların işletmeler üzerinde baskı oluşturduğunu kaydeden ATO Başkanı Gürsel Baran, iş dünyası olarak enflasyonla mücadele sürecini önemsediklerini vurgulayarak, "Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve kısa sürede sonuç alınması özel sektör açısından en önemli güven unsuru durumunda. KOBİ’lerimiz başta olmak üzere, üretimin, ticaretin ve ihracatın devamlılığı açısından uygun maliyetli ve erişilebilir finansman sağlanması çok önemli. Bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin bu yıl ikinci kez sağladığı ‘Nefes Kredisi’ çok kıymetli, ancak reel sektörümüzün daha fazla desteğe ihtiyacı var. Burada ortaya konan yaklaşımın, hükümetimizin öncülüğünde bankaların gayretiyle devam etmesi gerektiği kanaatindeyiz" şeklinde konuştu.
09 Aralık 2025 Salı - 12:11
Bakan Bolat: "Rekabet gücümüzü koruyabilmek için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’na uymak zorundayız"
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "AB’yle yaptığımız için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nı aynı şekilde uygulama kararı almış bulunuyoruz. Burada hem rekabet gücümüzü koruyabilmek hem de rekabette ihracat pazarlarımızı koruyup geliştirmek için bu mutabakata da uymak zorundayız" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Uluslararası Çevre ve İletişim Derneği tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Çevre İletişim Zirvesi’ne katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Bolat, yeşil ekonomi, yeşil mutabakat, çevre konuları, çevre ve ekonomi başlıklarının bir arada kullanıldığını ve bu çerçevede dünyadaki kaynakları sürdürülebilir kılmanın herkesin görevleri olduğuna dikkati çekti. Bolat, 2026’da düzenlenecek ve dünya ülkelerini bir araya getirerek iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçlayan ‘Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı’na (COP31)’ Türkiye’nin ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Zirvenin 15 günden fazla sürdüğünü dile getiren Bolat, içlerinde dünya liderlerinin, uzmanların, akademisyenlerin, kamu görevlilerinin ve özel sektör yöneticilerinin bulunduğu 150 bine yakın kişinin katılım sağlayacağını belirtti. "Rekabet gücümüzü koruyabilmek için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’na uymak zorundayız" Bolat, Çevresel performansın artık sadece bir sürdürülebilirlik meselesi olmadığını, doğrudan rekabet gücünün temel belirleyicisi konumuna geldiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Dünya ekonomisinin en önemli üç oyuncusundan biri olan Avrupa Birliği’nin (AB) iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerine ulaşması amacıyla 2019 yılında kabul ettiği bir ‘Avrupa Yeşil Mutabakat Programı’ bulunmaktadır. Avrupa Yeşil Mutabakat Programı’yla AB, kapsamlı ve stratejik bir dönüşüm sürecini başlattı. Bu sanayiden tarıma ulaştırmadan enerjiye varıncaya kadar ekonominin her alanında önemli değişiklikler getiren politikaların uygulanması ve mevzuatların kabul edilip uygulanmasını gerektiren bir süreçtir. Biz de AB ile Gümrük Birliği’miz olduğu için ve ticaretimizin ortalama yüzde 40’lık bölümünü AB’yle yaptığımız için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nı aynı şekilde uygulama kararı almış bulunuyoruz. Burada hem rekabet gücümüzü koruyabilmek hem de rekabette ihracat pazarlarımızı koruyup geliştirmek için bu mutabakata da uymak zorundayız. Aynı zamanda hükümet olarak da yeşil mutabakatı, yeşil ekonominin gereklerine inandığımız için bunu yapmaktayız." ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nın ticarette standartlar ve düzenlemelerin yapılmasını gerektirdiğine dikkati çeken Bolat, "Bu çerçevede hem yeşil dönüşün hem dijital dönüşümün gerekliliklerine uyum sağlamak dış ticaret politikamızın en temel başlıklarından birkaçı haline gelmiş bulunmaktadır. Aynı zamanda çevresel hedefleri korumaya çalıştığımız ve ulaşmaya çalıştığımız gibi küresel tedarik zincirlerinden de kopmamaya çalışmaktayız" ifadelerine yer verdi. "Ticaret Bakanlığı yaklaşık 3 yıldan fazla sektörleri Yeşil Mutabakat’a ve SDKM’ye hazırlıyor" Bolat, ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nın en önemli süreçlerinden birisi Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) getirilmesi ve buna uyum konusunda önemli kuralların getirildiğine dikkati çekerek, "SKDM’ye uyum konusunda önemli kurallar getirildi. Pazara giriş kurallarında ciddi eşikler getirildi. Ve bu da ticarette uyulması gereken önemli yeniliklerdendir. Biz de Türkiye olarak bu teknik mevzuatlara uyum konusunda çalışmaktayız. Biliyorsunuz 2021 yılında biz Yeşil Mutabakatı Uyum Programı’nı kabul ettik. Ticaret Bakanlığımız Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat’a uyumun gerektirdiği kamu kurumlarıyla ve özel sektör kuruluşlarıyla koordinasyon görevini sektörleri Yeşil Mutabakat’a ve SDKM’ye hazırlamak için yaklaşık 3 yıldan fazladır yapmaktadır" diye konuştu. "SDKM’nin kapsadığı sektörlerdeki firmaları eğitim, danışmanlık ve mevzuat uyumu çalışmalarına ortak ettik" SKDM’nin, SKDM, çelik sektörü, alüminyum sektörü, çimento sektörü, gübre sektörü, hidrojen ve elektrik ürünlerini kapsadığını hatırlatan Bolat, "1 Ocak 2026 itibariyle de SDKM Avrupa Birliği tarafından uygulamaya başlanacak. Bunun ciddi mali sonuçlar doğurması da beklenebilir. O yüzden biz Türkiye olarak bu bahsettiğimiz altı sektörümüzdeki firmalarımızı özellikle ihracat yapanları SDKM’ye uyum sağlamaları için yoğun bir şekilde eğitim, danışmanlık ve mevzuat uyumu çalışmalarına ortak ettik" şeklinde konuştu. Bolat, Türkiye’nin çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde dünyaya yaklaşık 23 milyar dolarlık ihracatı olduğunun da altını çizdi. "Dijital Ürün Pasaportu gibi yeni uygulamalar hayatımıza girmekte" AB’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı ile başlattığı Yeşil Ve Dijital Dönüşüm’ün bir diğer önemli unsurunun da döngüsel ekonomiye geçiş olduğunu vurgulayan Bolat, "Yeni sanayi devriminin niteliğindeki bu dönüşüm süreçleri ham madde temininden ürün tasarımına, üretim süreçlerine ve tüketim sonrası yolculuğa kadar bir ürünün yaşam döngüsünün her anına ilişkin çok büyük bir dönüşüm sürecini ilgilendirmektedir. Bu nedenle tüm ürün gruplarında ürün bazlı mevzuat çıkarılması, Avrupa Birliği pazarının giriştiği yeni eko tasarım kurallarına paralel olarak ‘Dijital Ürün Pasaportu’ gibi yeni uygulamalar hayatımıza girmektedir. Avrupa Birliği’nin bu yeşil dönüşüm politikalarının rekabetçilik politikasıyla harmanlandığını hem AB ham madde güvenliğini sağlamaya uğraşırken hem de kaynak ve teknoloji bağımlılığını azaltmaya çalıştığını, bunun da AB’nin yeni rekabetçilik pusulası anlamına geldiğini vurgulamak isterim" dedi. "Türkiye-Avrupa Birliği arasında SKDM çalışma grubu kuruldu" Bolat, Yeşil Dönüşüm ve SKDM konularında Avrupa Birliği’yle yakın bir irtibat ve diyalog içinde çalıştıklarını bildirerek, Avrupa Birliği’yle yüksek düzeyli ticaret diyaloğunu 8 Temmuz 2024’te Brüksel’de başlattıklarını hatırlattı. Bu noktada ekonominin ve ticaretin her alanında karşılıklı uyum noktasında yapılabilecek hususları AB ile koordine ettiklerini söyleyen Bolat, ticareti sınırlayıcı unsurlarında ortadan kaldırılması için de yeni programlar uyguladıklarını sözlerine ekledi. Bolat, sözlerine şu şekilde devam etti: "Yeşil ve Dijital Dönüşüm alanındaki uyum sürecini sürekli olarak görüştük ve çalışmalar yürüttük. En son 1 Ekim 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum’un başkanlığında bizim de dahil olduğumuz ilgili bakanlıklardan oluşan bir teknik heyet Brüksel’de Avrupa Birliği’yle önemli toplantılar yaptı. Bunun adı da Türkiye Avrupa Birliği yüksek düzeyli iklim diyaloğu toplantısı idi ve sınırda karbon düzenleme mekanizmasına ilişkin teknik istişareler yürütüldü ve Türkiye-Avrupa Birliği arasında SKDM çalışma grubu kuruldu. Bu çalışmalara özel sektör kuruluşlarımız da dahil ediliyor." Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerinden birinin de Çevre Yüzyılı olduğunu kaydeden Bolat, "Bu konuda tüm amacımız küresel rekabet gücümüzü korumak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve bugün var olmak için üretirken, tüketirken geleceğin kaynaklarını da geleceğin nesillerini de düşünerek onlara da sürdürülebilir bir kaynak zenginliği bırakmak olmalıdır" dedi. Açılış konuşmalarının sonlanmasıyla Uluslararası Çevre ve İletişim Derneği tarafından Bakan Bolat’a hediye takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından basına kapalı olarak devam etti:
09 Aralık 2025 Salı - 12:00
ASO Başkanı Ardıç: "Portekiz ile ticari ilişkilerimize Ankara özelinde baktığımızda da son yıllarda ticaret hacminin dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz"
Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, "Portekiz ile ticari ilişkilerimize Ankara özelinde baktığımızda da son yıllarda ticaret hacminin dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz. 2020 yılında 41 milyon dolar olan hacim, 2024 yılında yaklaşık iki buçuk kat artarak 111 milyon dolara ulaşmıştır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından Portekiz’deki ticaret ve yatırım imkanlarının ele alındığı ‘Portekiz Ülke Günü’ etkinliği düzenlendi. ASO’nun ev sahipliğinde, Portekiz Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ve yeni iş fırsatları masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye ile Portekiz arasındaki ticaret hacminin son yıllarda istikrarlı bir şekilde arttığını belirterek, Türk sanayicisinin Portekiz’in sunduğu yatırım ve ortaklık fırsatlarından yararlanması gerektiğini vurguladı. Portekiz Ankara Büyükelçisi Virginia Pina da Portekiz’in altyapı, enerji, savunma ve dijital dönüşüm gibi birçok alanda yeni projelere açık olduğunu ifade etti. Program kapsamında Portekizli yetkililer, ülkedeki ekonomik ortam, yabancı yatırımcılara yönelik teşvikler ve sektörel fırsatlar hakkında sunum gerçekleştirdi. Katılımcı firmalar ayrıca Portekiz Ekonomi ve Ticaret Müsteşarlığı temsilcileriyle birebir görüşmeler yaparak potansiyel iş birliği alanlarını değerlendirme imkanı buldu. ASO, düzenlediği ülke günü etkinlikleriyle üyelerinin dış pazarlara açılmasına katkı sağlamayı hedeflerken, Portekiz etkinliği özellikle Avrupa pazarına erişim fırsatları nedeniyle sanayicilerden ilgi gördü. Portekiz’de önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan büyük ölçekli altyapı ve yatırım projelerinin, Türk şirketleri için önemli bir iş hacmi doğurabileceği belirtiliyor. "Portekiz ile Türkiye arasındaki kültürel bağlar doğal bir yakınlığa dayanır" ASO Başkanı Ardıç, Portekiz ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin son 5 yılda arttığının ve bu durumun gelecek yıllarda da artarak devam edeceğini belirterek, "Portekiz ile Türkiye arasındaki kültürel bağlar, Akdeniz’in ortak değerleri ve çok kültürlü mirasın oluşturduğu doğal bir yakınlığa dayanır. Avrupa ekonomisinde Portekiz’in yenilikçi ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı, Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesiyle tamamlayıcı bir yapı oluşturmaktadır. Bu uyum, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin büyümesine katkı sağlarken; yenilenebilir enerji, savunma, lojistik, turizm ve dijital dönüşüm gibi alanlarda iş birliği fırsatlarını güçlendirmektedir. Özellikle son yıllarda ikili ekonomik ilişkilerimizde gözle görülür bir ivme yaşanmakta ve karşılıklı faydaya dayalı iş birlikleri giderek artmaktadır. Portekiz’in, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecini destekleyen ülkeler arasında yer alması, siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin gelişimine ayrı bir güç katmaktadır. Ticaret hacmimiz de bu olumlu tabloyu net biçimde yansıtmaktadır. 2024 yılında Portekiz’e ihracatımız 1,6 milyar dolar, ithalatımız ise 1,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye ve Portekiz’in birbirini tamamlayan ekonomik yapıları; makine, otomotiv, elektrik-elektronik, ambalaj-kağıt sektörleri, lojistik, yenilenebilir enerji, turizm ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni iş birliği imkanlarını gündeme getirmektedir. Portekiz’in Avrupa Birliği içindeki stratejik konumu, yüksek yaşam standardı ve yenilenebilir enerji yatırımlarındaki başarısı; ülkemizin geniş ölçekli üretim gücü, sanayi çeşitliliği ve mühendislik kabiliyeti ile büyük bir uyum göstermektedir" şeklinde konuştu. "Ankara, son 2 yıldır Portekiz ile ticarette fazla veren bir konuma gelmiştir" Portekiz ile ticaret hacminin dengeli ve istikrarlı bir şekilde yükselme eyleminde olduğunun altını çizen Ardıç, "Portekiz ile ticari ilişkilerimize Ankara özelinde baktığımızda da son yıllarda ticaret hacminin dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz. 2020 yılında 41 milyon dolar olan hacim, 2024 yılında yaklaşık iki buçuk kat artarak 111 milyon dolara ulaşmıştır. Geçen yıl Ankara’dan Portekiz’e gerçekleştirdiğimiz ihracat 58,3 milyon dolar, Portekiz’den ithalatımız ise 53,1 milyon dolar seviyesine çıkmıştır. Ankara, son iki yıldır Portekiz ile ticarette fazla veren bir konuma gelmiştir. İhracatımızda ağırlık olarak makine ve aksamları, elektrik-elektronik ekipmanlar, savunma ve havacılık ürünleri, kimyasallar ile medikal ve optik cihazlar; ithalatımızda mekanik cihazlar, motorlu taşıt parçaları, tekstil ürünleri, plastik ve kauçuk türevleri ile gıda ve içecek ürünleri öne çıkmaktadır. Bu tablo, Ankara ile Portekiz arasında ticaretin sektör çeşitliliği yüksek, dengeli ve istikrarlı bir yapıda seyrettiğini göstermektedir" diye konuştu. "Portekiz’e gelip yatırım yapmak isterseniz çok memnuniyet duyarız" Portekiz’in Avrupa’ya, Afrika’ya ve Amerika’ya açılan bir kapı olduğunu ifade eden ve Türkleri Portekiz’e davet eden Portekiz’in Ankara Büyükelçisi Virginia Pina ise, "Portekiz güvenli bir ülke. Portekiz’de iyi karşılanacağınızdan emin olabilirsiniz. Biz de burada çok iyi karşılanıyoruz. Portekiz’e gelip yatırım yapmak isterseniz çok memnuniyet duyarız. Portekiz, Avrupa Birliği içerisinde büyük bir pazar. Ama sadece bunlarla kalmıyoruz. Bir kapı konumundayız. Amerika’ya, Afrika’ya açılan bir kapıyız. Portekiz, Orta Asya’ya ve Kafkaslara da açılan bir ülke. Biz, sizinle yatırım yapmaya hazırız. Türkiye’nin de hazır olduğunu biliyorum. Bu sene içerisinde de bunu somut olarak gösterdik" ifadelerine yer verdi.
09 Aralık 2025 Salı - 11:56
Beypazarı-Adaören yolu heyelan nedeniyle trafiğe kapatıldı
Beypazarı’nda meydana gelen heyelan nedeniyle Beypazarı-Adaören mahalle yolu trafiğe kapatıldı. Ekiplerin yol açma çalışması devam ediyor. Ankara’nın Beypazarı ilçesi Adaören yolunda meydana gelen heyelan nedeniyle yol trafiğe kapatıldı. Dibecik mahallesinden sonra yolun 110 metre genişliğinde meydana gelen heyelan sebebiyle yol kısa süre içinde Jandarma ekipleri tarafından ulaşıma kapatıldı. Jandarma ekipleri ile Beypazarı Belediyesi Fen İşleri ekipleri yolda koordineli olarak çalışma başlattı. Alternatif yol olarak Akçakavak Mahallesi yolu kullanılıyor Heyelan sebebiyle kapatılan Adaören yoluna alternatif olarak Akçakavak Mahallesi yolu kullanılmaya başlandığı belirtildi.
09 Aralık 2025 Salı - 11:54
Adalet Bakanı Tunç: ''Adli emanetlerle ilgili sayımlar, teftişler devam ediyor''
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, "Şu anda Türkiye genelindeki adli emanetlerle ilgili sayımlar, teftişler devam ediyor. Bu teftişler sonrasında gelecek rapor doğrultusunda gerekli adımları kararlılıkla atacağız" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder