Yerel Haberler
Ankara
Kar yağışını fırsata çeviren Ankaralılar parklara akın etti 01 Ocak 2026 Perşembe - 17:24:25 Dün gece saatlerinde etkili olan kar yağışı, Başkenti beyaza bürüdü. Yılbaşı tatilini fırsata dönüştüren vatandaşlar, karın keyfini çıkarmak için parklara akın etti. Ankara yeni yıla kar ile merhaba dedi. Dün gece etkili olan kar yağışı Başkenti beyaza bürüdü. Yılbaşı tatilini kar ile doyasıya geçirmek isteyen Başkentliler ise soluğu parklarda aldı. Seğmenler Parkı’na ve Kuğulu Park’a akın eden Ankaralılar, sevdikleriyle birlikte karın tadını çıkardı. Bu parklarda kar topu oynayan ve poşetlerle kayan çocuklar ise renkli görüntülere sahne oldu. Fotoğraf çektiren ve cafeteryalarda sıcak içeceklerini içen Başkentliler ise, sessizliğin ve sakinliğin huzurunu Ankara’nın beyaz görüntüsüyle birleştirdi. Özellikle Kuğulu Park, dün gece saatlerinde yağan karın tutmasıyla birlikte ziyaretçi akınına uğradı. Burada kuğularla birlikte fotoğraf çektiren ve güzel vakit geçiren Ankaralılar; yeni yıldan sağlık, barış ve mutluluk diliyor. "Ailemle kartopu savaşı yapmak ve tepeden aşağı doğru kaymak çok eğlenceli oluyor" Yeni yılın ilk gününde Seymenler Parkında ailesiyle birlikte vakit geçirmekten dolayı mutlu olduğunu ifade eden Bade Randa, "Her sene olduğu gibi yeni ailemle Seymenlere geldik. Bu beni mutlu ediyor çünkü Ankara’ya zor kar yağıyor. Ailemle beraber olduğum için mutluyum. Ailemle kartopu savaşı yapmak ve tepeden aşağı doğru kaymak çok eğlenceli oluyor. Yeni yılda, insanların mutlu ve sağlıklı olmasını diliyorum" dedi. "Çok mutluyuz kar yağdığı için" Kar yağdığı için mutlu olduğunu belirten Ayşe Gökçe Bozbey, "Arkadaşlarımla ve ailemle birlikte yeni yıl için buraya geldik. Burası çok güzel, kayıyoruz, çok eğlenceli oluyor. Çok mutluyuz kar yağdığı için. Kışı daha çok seviyorum çünkü soğuk havalar daha güzel" diye konuştu. "Burası kaymak için karın yoğun olduğu bir yer" Yeni yıl tatilinde vakit geçirmek için tercihlerini Seymenler Parkı’ndan yana kullandıklarını vurgulayan Fatma Bozbey ise, "Bugün, bizim için çocuklarımızla mutlu huzurlu geçirdiğimiz bir gün oldu. Soluğu hemen Seymenler’de aldık ve burası kaymak için karın yoğun olduğu bir yer. Komşularımızla birlikte keyifli bir gün geçirdik. Burası çocukluğumuzu hatırlatıyor diyebilirim. Burası eskiden sucuk ekmek yediğimiz, ailemizle geldiğimiz, eğlendiğimiz bir yerdi. Savaşın olmadığı, çocukların ölmediği bir yıl diliyorum" şeklinde konuştu.
01 Ocak 2026 Perşembe - 15:06 Gölbaşı Belediyesi, karla mücadeleye hazır Gölbaşı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler beklenen kış aylarının olumsuz şartlarına karşı tüm hazırlıklarını tamamladı. Gölbaşı Belediyesi, karla mücadeleyi aralıksız sürdürüyor. Bu kapsamda belediyeye bağlı ekipler, vatandaşların herhangi bir sorun yaşamaması için 7 gün 24 saat esasına göre, 3 vardiya halinde çalışıyor. Fen İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, özellikle kar yağışı ve buzlanma riskine karşı hızlı ve etkili müdahalede bulunabilmek amacıyla deneyimli personeli ve araç filosu ile göreve hazır hale getirildiği belirtildi. Ankara’da beklenen kar yağışıyla mücadele kapsamında kar temizleme ve yol açma çalışmalarında kullanılmak üzere çok sayıda araç ve ekipman Gölbaşı’nda hazır bekletiliyor. Gölbaşı Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü ayrıca kar ve buzlanmaya karşı mücadele için tonlarca tuz ve solüsyon stoklarını da hazır bulunduruyor. "Önceliğimiz vatandaşlarımızın can ve mal güvenliği" Gölbaşı Belediye Başkanı Yakup Odabaşı, meteorolojiden gelen bilgilere göre ekiplerin koordineli bir şekilde çalışacaklarını belirterek "Kış mevsimi, özellikle ulaşım ve günlük yaşam açısından ciddi tedbirler alınması gereken bir dönem. Biz de Gölbaşı Belediyesi olarak vatandaşlarımızın mağduriyet yaşamaması için tüm hazırlıklarımızı tamamladık. Fen İşleri Müdürlüğümüze bağlı ekiplerimiz, güçlü araç parkımız ve deneyimli personelimizle kar yağışı, buzlanma ve don olaylarına karşı 7 gün 24 saat görev başında olacak. Önceliğimiz her zaman vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğidir. Ana arterlerden mahalle yollarına, okul çevrelerinden hastane güzergahlarına kadar tüm bölgelerde gerekli müdahaleleri zamanında yapacağız. Amacımız, kış şartlarının hayatı olumsuz etkilemesine izin vermeden, vatandaşlarımızın güvenli ve konforlu bir şekilde günlük yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlamaktır. Ayrıca vatandaşlarımızdan da ricamız, olumsuz hava durumlarında dikkatli olmaları ve belediyemize ihtiyaç duydukları her an bildirimde bulunmalarıdır. Gölbaşı Belediyesi olarak kış boyunca sahada olmaya, vatandaşlarımızın yanında durmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Ankara’da saplantılı eski sevgili dehşeti: Genç kadının 8 kez kalbi durdu
09 Aralık 2025 Salı - 13:39 Ankara’da saplantılı eski sevgili dehşeti: Genç kadının 8 kez kalbi durdu Ankara’da saplantılı olduğu iddia edilen M.S., eski kız arkadaşını bıçaklayarak ağır yaraladı. 8 kez kalbi duran genç kadının yaşam mücadelesi sürüyor. Olay, Keçiören ilçesinin Yükseltepe Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre pazartesi sabahı işe gitmek için evinden çıkan G.T. (30) kendisine saplantılı olduğu öne sürülen M.S. (38) tarafından bıçaklı saldırıya uğradı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Ağır yaralanan kadının hastaneye kaldırıldığı sırada kalbinin durduğu, yapılan müdahale ile yeniden hayata döndürüldüğü öğrenildi. Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren G.T.’nin durumunun ciddiyetini koruduğu belirtildi. Olay sonrası kaçan şüpheli M.S., kısa sürede polis ekiplerince yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelinin, saldırıya uğrayan genç kadın hakkında daha önce verilen uzaklaştırma kararını yedi kez ihlal ettiği ileri sürüldü. "8 kez kalbini geri getirdiler, yaşama umudu yok" Saldırıya uğrayan genç kadının ev arkadaşı Aybüke Erdoğan, saldırganın arkadaşına planlı olarak saldırdığını belirterek, "Her yerini parçalamış, gözünü, ağzını, kafasını, memesini her yerini parçalamış. Bilinci kapalı yatıyor, dualara ihtiyacı var. Bitsin artık, bitsin. 8 kez kalbini geri getirdiler, yaşama umudu yok. Biz ümidi kesmiyoruz ama doktorlar kesti. Altı üstü 3 aylık bir ilişki yaşadılar, 2 senedir bağlantısı kesilmedi. Uzaklaştırma aldı, 2 yıldır uzaklaştırmaları devam ediyor. Sürekli takip ediyormuş, en sonunda bacımı tek yakalamış burada. Onun neler çektiğini ben biliyorum, kimse bilmez. Ölsün böyle pislikler, daha fazla yaşamasın. Sabah pusuya yatmış, bıçağı eline almış, boynuna saldrmış, çok çığlık atmış. Bacımın her yeri kesik bir şekilde yatıyor, ne zaman düzelecek bilmiyoruz. Düzelir mi? Onu hiç bilmiyoruz Rabbimden umut kesilmez, biz buradayız, başındayız bacımızın. Bir an önce adalet mi yerini buluyor erkek terörü mü bitiyor ne diyeyim bitsin de kurtulalım biz artık" dedi. "Saldırgan sürekli taciz ediyordu arkadaşımı" Saldırganın daha önce 7 kez uzaklaştırmayı talebini ihlal ettiğini söyleyen Aybüke Erdoğan, "Pazartesi sabahı arkadaşımı öpüp koklayarak çıktım evden. Ben 08.30’da çıktım, o da 09.30’da çıktı. Saldırgan sürekli taciz ediyordu arkadaşımı. Sürekli uzaklaştırmayı ihlal ediyordu. Arkadaşım Batıkent’e taşındı, Batıkent’teki evini buldu, Mamak’a taşındı, Mamak’taki evini buldu. En son benim burayı buldu. Hep taciz etti, Instagram’dan boy boy fotoğraflarını, videolarını paylaştı. Bu 7’nci ihlal, 7 ihlalde de ona hiçbir şey olmadı. Hiçbir işi yoktu M.S.’nin, işsiz, güçsüz, boş gezenin boş kalfasıydı. En son geldi bacımı öldürmeye çalıştı" diye konuştu.
YEKA RES-2025 Yarışmaları tamamlandı: 6 bölge için teklifler belli oldu
09 Aralık 2025 Salı - 13:21 YEKA RES-2025 Yarışmaları tamamlandı: 6 bölge için teklifler belli oldu Toplamda bin 150 megawatt elektrik (MWe) bağlantı kapasitesi için yapılan YEKA Rüzgar Enerji Santrali (RES)-2025 Yarışmaları 30 şirketten 75 teklif alındı; 6 projede en iyi teklif sahipleri belli oldu. ’Rüzgar Enerjisine Dayalı Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları ve Bağlantı Kapasitelerinin Tahsisine İlişkin Yarışma İlanı’ kapsamında duyurulan YEKA RES-2025 Yarışmaları, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nda başladı. Yarışmalar sırasıyla; R25-Balıkesir-3 RES, R25-Balıkesir-2 RES, R25-Balıkesir-1 RES, R25-Kütahya RES, R25-Aydın-Denizli RES ve R25-Sivas RES projeleri için gerçekleştirildi. Yarışmalarda toplam bin 150 megavat kapasiteli 6 yarışma için 30 şirketten toplam 75 teklif alındı. İlk olarak 110 megawatt elektrik (MWe) bağlantı kapasiteli Balıkesir-3 RES için yapılan yarışma 6’ncı turda sonuçlandı. Yarışmada kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı üzerinden teklif veren Eksim Enerji Anonim Şirketi, megawatt (MW) başına 312 bin euro katkı payı ile en iyi teklifi sunarak yarışmayı kazandı. Rekabetin yüksek olduğu ihalede, açık eksiltmenin ardından diğer katılımcılar çekilirken, tutanaklar imzalanarak tamamlandı. Ardından 120 MWe bağlantı kapasiteli Balıkesir-2 RES için düzenlenen yarışma 12 turda tamamlandı. Yarışmada 12’nci turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 218 bin euro katkı payı ile Balıkesir Elektrik Yenilenebilir Enerji Üretim ve Satış Anonim Şirketi en iyi teklifi verdi. Üçüncü olarak 160 MWe bağlantı kapasiteli Balıkesir-1 RES yarışmasında, 9’uncu turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 212 bin euro katkı payı ile Soma Enerji Elektrik Üretim Anonim Şirketi en iyi teklifi verdi. Bir sonraki sırada yapılan 120 MWe bağlantı kapasiteli Kütahya RES yarışmasında, 11’inci turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 222 bin euro katkı payı ile İçdaş Elektrik Enerjisi Üretim ve Yatırım Anonim Şirketi en iyi teklifi sundu. YEKA RES-2025 Yarışmaları kapsamında 140 MWe bağlantı kapasiteli Aydın-Denizli RES yarışmasında, 6’ncı turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 170 bin euro katkı payı ile Stone Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi en iyi teklifi vermesiyle yarışma sonuçlandı. Son olarak, 500 MWe bağlantı kapasiteli Sivas RES yarışmasında, 6’ncı turda kilovatsaat başına 3,50 euro/cent elektrik birim fiyatı ve MW başına 56 bin euro katkı payı ile Kanat Rüzgar Enerji Yatırım Üretim ve Ticaret Anonim Şirketi en iyi teklifi verdi. Yarışmalar, tutanakların imzalanmasının ardından Bakanlık onayıyla sonuçlandırılmak üzere tamamlandı.
ATO Başkanı Baran: "Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve kısa sürede sonuç alınması özel sektör açısından en önemli güven unsuru durumunda"
09 Aralık 2025 Salı - 12:26 ATO Başkanı Baran: "Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve kısa sürede sonuç alınması özel sektör açısından en önemli güven unsuru durumunda" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve kısa sürede sonuç alınması özel sektör açısından en önemli güven unsuru durumunda. KOBİ’lerimiz başta olmak üzere, üretimin, ticaretin ve ihracatın devamlılığı açısından uygun maliyetli ve erişilebilir finansman sağlanması çok önemli" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Müşterek Konsey Toplantısı’nda konuştu. Baran, vadesi gelmiş ya da takipte olan devlet borçları nedeniyle mükelleflerin banka hesaplarına uygulanan hacizlerin, ödeme işlemi gerçekleştirildikten hemen sonra kaldırılmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çekti. Baran, konuşmasında dünya ekonomisindeki gelişmeleri değerlendirdi. Dünyada jeopolitik dengelerin hızla değiştiği, tedarik zincirlerinin yeniden yapılandığı, dijitalleşme ve yeşil dönüşümün üretim süreçlerini baştan şekillendirdiği, korumacı politikaların rekabeti yeniden inşa ettiği bir dönem yaşandığının altını çizdi. "E-hacizin bir gün süreyle gerçekleştirilmesi, reel sektörün işlerinin devamlılığı açısından önemli" ATO Başkanı Gürsel Baran, e-haciz uygulamasında vadesi gelmiş ya da takipte olan devlet borçları nedeniyle mükelleflerin banka hesaplarına uygulanan hacizlerin, ödeme işlemi gerçekleştirildikten hemen sonra kaldırılmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çekerek, "Bir banka hesabına konacak haciz, borcu karşılarken; mükellefin tüm banka hesaplarına haciz konması, mükellefe ödeme emri tebliğ edilmeden haciz işlemine başlanması, borç ödendiği halde e-haciz kaldırma yapılmaması nedeniyle mükellefler mağdur olabiliyor. Bu durum, işletmelerin nakit akışını olumsuz etkileyerek, finansmana erişimde zorluklar yaşamalarına yol açıyor. E-hacizin bir gün süreyle gerçekleştirilmesi, borçların tahsilinin ardından hesapların tekrar aktif hale getirilmesi, reel sektörün işlerinin devamlılığı açısından önemli. Ayrıca, e-hacizde belirlenmiş ve kamuoyuna duyurulmuş bir alt sınır bulunmuyor. Dolayısıyla vergi daireleri her bir alacak için tutara bakmaksızın e-haciz işlemi yapabiliyor. Bu sebeple alt sınırın belirlenmesi yerinde olacaktır" diye konuştu. "TOBB’un bu yıl ikinci kez sağladığı ‘Nefes Kredisi’ çok kıymetli" Enerji, lojistik, hammadde ve işçilik maliyetlerindeki artışların işletmeler üzerinde baskı oluşturduğunu kaydeden ATO Başkanı Gürsel Baran, iş dünyası olarak enflasyonla mücadele sürecini önemsediklerini vurgulayarak, "Enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi ve kısa sürede sonuç alınması özel sektör açısından en önemli güven unsuru durumunda. KOBİ’lerimiz başta olmak üzere, üretimin, ticaretin ve ihracatın devamlılığı açısından uygun maliyetli ve erişilebilir finansman sağlanması çok önemli. Bu konuda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğimizin bu yıl ikinci kez sağladığı ‘Nefes Kredisi’ çok kıymetli, ancak reel sektörümüzün daha fazla desteğe ihtiyacı var. Burada ortaya konan yaklaşımın, hükümetimizin öncülüğünde bankaların gayretiyle devam etmesi gerektiği kanaatindeyiz" şeklinde konuştu.
Bakan Bolat: "Rekabet gücümüzü koruyabilmek için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’na uymak zorundayız"
09 Aralık 2025 Salı - 12:11 Bakan Bolat: "Rekabet gücümüzü koruyabilmek için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’na uymak zorundayız" Ticaret Bakanı Ömer Bolat, "AB’yle yaptığımız için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nı aynı şekilde uygulama kararı almış bulunuyoruz. Burada hem rekabet gücümüzü koruyabilmek hem de rekabette ihracat pazarlarımızı koruyup geliştirmek için bu mutabakata da uymak zorundayız" dedi. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Uluslararası Çevre ve İletişim Derneği tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Çevre İletişim Zirvesi’ne katıldı. Burada bir konuşma gerçekleştiren Bolat, yeşil ekonomi, yeşil mutabakat, çevre konuları, çevre ve ekonomi başlıklarının bir arada kullanıldığını ve bu çerçevede dünyadaki kaynakları sürdürülebilir kılmanın herkesin görevleri olduğuna dikkati çekti. Bolat, 2026’da düzenlenecek ve dünya ülkelerini bir araya getirerek iklim krizine karşı ortak çözümler geliştirmeyi amaçlayan ‘Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC) 31. Taraflar Konferansı’na (COP31)’ Türkiye’nin ev sahipliği yapacağını hatırlattı. Zirvenin 15 günden fazla sürdüğünü dile getiren Bolat, içlerinde dünya liderlerinin, uzmanların, akademisyenlerin, kamu görevlilerinin ve özel sektör yöneticilerinin bulunduğu 150 bine yakın kişinin katılım sağlayacağını belirtti. "Rekabet gücümüzü koruyabilmek için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’na uymak zorundayız" Bolat, Çevresel performansın artık sadece bir sürdürülebilirlik meselesi olmadığını, doğrudan rekabet gücünün temel belirleyicisi konumuna geldiğini söyleyerek, şu ifadelere yer verdi: "Dünya ekonomisinin en önemli üç oyuncusundan biri olan Avrupa Birliği’nin (AB) iklim değişikliğiyle mücadele hedeflerine ulaşması amacıyla 2019 yılında kabul ettiği bir ‘Avrupa Yeşil Mutabakat Programı’ bulunmaktadır. Avrupa Yeşil Mutabakat Programı’yla AB, kapsamlı ve stratejik bir dönüşüm sürecini başlattı. Bu sanayiden tarıma ulaştırmadan enerjiye varıncaya kadar ekonominin her alanında önemli değişiklikler getiren politikaların uygulanması ve mevzuatların kabul edilip uygulanmasını gerektiren bir süreçtir. Biz de AB ile Gümrük Birliği’miz olduğu için ve ticaretimizin ortalama yüzde 40’lık bölümünü AB’yle yaptığımız için ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nı aynı şekilde uygulama kararı almış bulunuyoruz. Burada hem rekabet gücümüzü koruyabilmek hem de rekabette ihracat pazarlarımızı koruyup geliştirmek için bu mutabakata da uymak zorundayız. Aynı zamanda hükümet olarak da yeşil mutabakatı, yeşil ekonominin gereklerine inandığımız için bunu yapmaktayız." ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nın ticarette standartlar ve düzenlemelerin yapılmasını gerektirdiğine dikkati çeken Bolat, "Bu çerçevede hem yeşil dönüşün hem dijital dönüşümün gerekliliklerine uyum sağlamak dış ticaret politikamızın en temel başlıklarından birkaçı haline gelmiş bulunmaktadır. Aynı zamanda çevresel hedefleri korumaya çalıştığımız ve ulaşmaya çalıştığımız gibi küresel tedarik zincirlerinden de kopmamaya çalışmaktayız" ifadelerine yer verdi. "Ticaret Bakanlığı yaklaşık 3 yıldan fazla sektörleri Yeşil Mutabakat’a ve SDKM’ye hazırlıyor" Bolat, ‘Avrupa Birliği Yeşil Mutabakatı’nın en önemli süreçlerinden birisi Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması’nın (SKDM) getirilmesi ve buna uyum konusunda önemli kuralların getirildiğine dikkati çekerek, "SKDM’ye uyum konusunda önemli kurallar getirildi. Pazara giriş kurallarında ciddi eşikler getirildi. Ve bu da ticarette uyulması gereken önemli yeniliklerdendir. Biz de Türkiye olarak bu teknik mevzuatlara uyum konusunda çalışmaktayız. Biliyorsunuz 2021 yılında biz Yeşil Mutabakatı Uyum Programı’nı kabul ettik. Ticaret Bakanlığımız Avrupa Birliği Yeşil Mutabakat’a uyumun gerektirdiği kamu kurumlarıyla ve özel sektör kuruluşlarıyla koordinasyon görevini sektörleri Yeşil Mutabakat’a ve SDKM’ye hazırlamak için yaklaşık 3 yıldan fazladır yapmaktadır" diye konuştu. "SDKM’nin kapsadığı sektörlerdeki firmaları eğitim, danışmanlık ve mevzuat uyumu çalışmalarına ortak ettik" SKDM’nin, SKDM, çelik sektörü, alüminyum sektörü, çimento sektörü, gübre sektörü, hidrojen ve elektrik ürünlerini kapsadığını hatırlatan Bolat, "1 Ocak 2026 itibariyle de SDKM Avrupa Birliği tarafından uygulamaya başlanacak. Bunun ciddi mali sonuçlar doğurması da beklenebilir. O yüzden biz Türkiye olarak bu bahsettiğimiz altı sektörümüzdeki firmalarımızı özellikle ihracat yapanları SDKM’ye uyum sağlamaları için yoğun bir şekilde eğitim, danışmanlık ve mevzuat uyumu çalışmalarına ortak ettik" şeklinde konuştu. Bolat, Türkiye’nin çelik, alüminyum, çimento, gübre, hidrojen ve elektrik sektörlerinde dünyaya yaklaşık 23 milyar dolarlık ihracatı olduğunun da altını çizdi. "Dijital Ürün Pasaportu gibi yeni uygulamalar hayatımıza girmekte" AB’nin Avrupa Yeşil Mutabakatı ile başlattığı Yeşil Ve Dijital Dönüşüm’ün bir diğer önemli unsurunun da döngüsel ekonomiye geçiş olduğunu vurgulayan Bolat, "Yeni sanayi devriminin niteliğindeki bu dönüşüm süreçleri ham madde temininden ürün tasarımına, üretim süreçlerine ve tüketim sonrası yolculuğa kadar bir ürünün yaşam döngüsünün her anına ilişkin çok büyük bir dönüşüm sürecini ilgilendirmektedir. Bu nedenle tüm ürün gruplarında ürün bazlı mevzuat çıkarılması, Avrupa Birliği pazarının giriştiği yeni eko tasarım kurallarına paralel olarak ‘Dijital Ürün Pasaportu’ gibi yeni uygulamalar hayatımıza girmektedir. Avrupa Birliği’nin bu yeşil dönüşüm politikalarının rekabetçilik politikasıyla harmanlandığını hem AB ham madde güvenliğini sağlamaya uğraşırken hem de kaynak ve teknoloji bağımlılığını azaltmaya çalıştığını, bunun da AB’nin yeni rekabetçilik pusulası anlamına geldiğini vurgulamak isterim" dedi. "Türkiye-Avrupa Birliği arasında SKDM çalışma grubu kuruldu" Bolat, Yeşil Dönüşüm ve SKDM konularında Avrupa Birliği’yle yakın bir irtibat ve diyalog içinde çalıştıklarını bildirerek, Avrupa Birliği’yle yüksek düzeyli ticaret diyaloğunu 8 Temmuz 2024’te Brüksel’de başlattıklarını hatırlattı. Bu noktada ekonominin ve ticaretin her alanında karşılıklı uyum noktasında yapılabilecek hususları AB ile koordine ettiklerini söyleyen Bolat, ticareti sınırlayıcı unsurlarında ortadan kaldırılması için de yeni programlar uyguladıklarını sözlerine ekledi. Bolat, sözlerine şu şekilde devam etti: "Yeşil ve Dijital Dönüşüm alanındaki uyum sürecini sürekli olarak görüştük ve çalışmalar yürüttük. En son 1 Ekim 2025 tarihinde Çevre, Şehircilik Ve İklim Değişikliği Bakanımız Murat Kurum’un başkanlığında bizim de dahil olduğumuz ilgili bakanlıklardan oluşan bir teknik heyet Brüksel’de Avrupa Birliği’yle önemli toplantılar yaptı. Bunun adı da Türkiye Avrupa Birliği yüksek düzeyli iklim diyaloğu toplantısı idi ve sınırda karbon düzenleme mekanizmasına ilişkin teknik istişareler yürütüldü ve Türkiye-Avrupa Birliği arasında SKDM çalışma grubu kuruldu. Bu çalışmalara özel sektör kuruluşlarımız da dahil ediliyor." Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘Türkiye Yüzyılı’ hedeflerinden birinin de Çevre Yüzyılı olduğunu kaydeden Bolat, "Bu konuda tüm amacımız küresel rekabet gücümüzü korumak, sürdürülebilir kalkınmayı sağlamak ve bugün var olmak için üretirken, tüketirken geleceğin kaynaklarını da geleceğin nesillerini de düşünerek onlara da sürdürülebilir bir kaynak zenginliği bırakmak olmalıdır" dedi. Açılış konuşmalarının sonlanmasıyla Uluslararası Çevre ve İletişim Derneği tarafından Bakan Bolat’a hediye takdim edildi. Program, toplu fotoğraf çekiminin ardından basına kapalı olarak devam etti:
ASO Başkanı Ardıç: "Portekiz ile ticari ilişkilerimize Ankara özelinde baktığımızda da son yıllarda ticaret hacminin dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz"
09 Aralık 2025 Salı - 12:00 ASO Başkanı Ardıç: "Portekiz ile ticari ilişkilerimize Ankara özelinde baktığımızda da son yıllarda ticaret hacminin dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz" Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, "Portekiz ile ticari ilişkilerimize Ankara özelinde baktığımızda da son yıllarda ticaret hacminin dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz. 2020 yılında 41 milyon dolar olan hacim, 2024 yılında yaklaşık iki buçuk kat artarak 111 milyon dolara ulaşmıştır" dedi. Ankara Sanayi Odası (ASO) tarafından Portekiz’deki ticaret ve yatırım imkanlarının ele alındığı ‘Portekiz Ülke Günü’ etkinliği düzenlendi. ASO’nun ev sahipliğinde, Portekiz Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği iş birliğiyle gerçekleştirilen etkinlikte iki ülke arasındaki ekonomik ilişkiler ve yeni iş fırsatları masaya yatırıldı. Etkinliğin açılışında konuşan ASO Yönetim Kurulu Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye ile Portekiz arasındaki ticaret hacminin son yıllarda istikrarlı bir şekilde arttığını belirterek, Türk sanayicisinin Portekiz’in sunduğu yatırım ve ortaklık fırsatlarından yararlanması gerektiğini vurguladı. Portekiz Ankara Büyükelçisi Virginia Pina da Portekiz’in altyapı, enerji, savunma ve dijital dönüşüm gibi birçok alanda yeni projelere açık olduğunu ifade etti. Program kapsamında Portekizli yetkililer, ülkedeki ekonomik ortam, yabancı yatırımcılara yönelik teşvikler ve sektörel fırsatlar hakkında sunum gerçekleştirdi. Katılımcı firmalar ayrıca Portekiz Ekonomi ve Ticaret Müsteşarlığı temsilcileriyle birebir görüşmeler yaparak potansiyel iş birliği alanlarını değerlendirme imkanı buldu. ASO, düzenlediği ülke günü etkinlikleriyle üyelerinin dış pazarlara açılmasına katkı sağlamayı hedeflerken, Portekiz etkinliği özellikle Avrupa pazarına erişim fırsatları nedeniyle sanayicilerden ilgi gördü. Portekiz’de önümüzdeki dönemde hayata geçirilmesi planlanan büyük ölçekli altyapı ve yatırım projelerinin, Türk şirketleri için önemli bir iş hacmi doğurabileceği belirtiliyor. "Portekiz ile Türkiye arasındaki kültürel bağlar doğal bir yakınlığa dayanır" ASO Başkanı Ardıç, Portekiz ile Türkiye arasındaki ticaret hacminin son 5 yılda arttığının ve bu durumun gelecek yıllarda da artarak devam edeceğini belirterek, "Portekiz ile Türkiye arasındaki kültürel bağlar, Akdeniz’in ortak değerleri ve çok kültürlü mirasın oluşturduğu doğal bir yakınlığa dayanır. Avrupa ekonomisinde Portekiz’in yenilikçi ve sürdürülebilirlik odaklı yaklaşımı, Türkiye’nin güçlü üretim kapasitesiyle tamamlayıcı bir yapı oluşturmaktadır. Bu uyum, iki ülke arasındaki ticari ilişkilerin büyümesine katkı sağlarken; yenilenebilir enerji, savunma, lojistik, turizm ve dijital dönüşüm gibi alanlarda iş birliği fırsatlarını güçlendirmektedir. Özellikle son yıllarda ikili ekonomik ilişkilerimizde gözle görülür bir ivme yaşanmakta ve karşılıklı faydaya dayalı iş birlikleri giderek artmaktadır. Portekiz’in, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyelik sürecini destekleyen ülkeler arasında yer alması, siyasi ve ekonomik ilişkilerimizin gelişimine ayrı bir güç katmaktadır. Ticaret hacmimiz de bu olumlu tabloyu net biçimde yansıtmaktadır. 2024 yılında Portekiz’e ihracatımız 1,6 milyar dolar, ithalatımız ise 1,4 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Türkiye ve Portekiz’in birbirini tamamlayan ekonomik yapıları; makine, otomotiv, elektrik-elektronik, ambalaj-kağıt sektörleri, lojistik, yenilenebilir enerji, turizm ve savunma sanayii gibi birçok alanda yeni iş birliği imkanlarını gündeme getirmektedir. Portekiz’in Avrupa Birliği içindeki stratejik konumu, yüksek yaşam standardı ve yenilenebilir enerji yatırımlarındaki başarısı; ülkemizin geniş ölçekli üretim gücü, sanayi çeşitliliği ve mühendislik kabiliyeti ile büyük bir uyum göstermektedir" şeklinde konuştu. "Ankara, son 2 yıldır Portekiz ile ticarette fazla veren bir konuma gelmiştir" Portekiz ile ticaret hacminin dengeli ve istikrarlı bir şekilde yükselme eyleminde olduğunun altını çizen Ardıç, "Portekiz ile ticari ilişkilerimize Ankara özelinde baktığımızda da son yıllarda ticaret hacminin dikkat çekici bir şekilde arttığını görüyoruz. 2020 yılında 41 milyon dolar olan hacim, 2024 yılında yaklaşık iki buçuk kat artarak 111 milyon dolara ulaşmıştır. Geçen yıl Ankara’dan Portekiz’e gerçekleştirdiğimiz ihracat 58,3 milyon dolar, Portekiz’den ithalatımız ise 53,1 milyon dolar seviyesine çıkmıştır. Ankara, son iki yıldır Portekiz ile ticarette fazla veren bir konuma gelmiştir. İhracatımızda ağırlık olarak makine ve aksamları, elektrik-elektronik ekipmanlar, savunma ve havacılık ürünleri, kimyasallar ile medikal ve optik cihazlar; ithalatımızda mekanik cihazlar, motorlu taşıt parçaları, tekstil ürünleri, plastik ve kauçuk türevleri ile gıda ve içecek ürünleri öne çıkmaktadır. Bu tablo, Ankara ile Portekiz arasında ticaretin sektör çeşitliliği yüksek, dengeli ve istikrarlı bir yapıda seyrettiğini göstermektedir" diye konuştu. "Portekiz’e gelip yatırım yapmak isterseniz çok memnuniyet duyarız" Portekiz’in Avrupa’ya, Afrika’ya ve Amerika’ya açılan bir kapı olduğunu ifade eden ve Türkleri Portekiz’e davet eden Portekiz’in Ankara Büyükelçisi Virginia Pina ise, "Portekiz güvenli bir ülke. Portekiz’de iyi karşılanacağınızdan emin olabilirsiniz. Biz de burada çok iyi karşılanıyoruz. Portekiz’e gelip yatırım yapmak isterseniz çok memnuniyet duyarız. Portekiz, Avrupa Birliği içerisinde büyük bir pazar. Ama sadece bunlarla kalmıyoruz. Bir kapı konumundayız. Amerika’ya, Afrika’ya açılan bir kapıyız. Portekiz, Orta Asya’ya ve Kafkaslara da açılan bir ülke. Biz, sizinle yatırım yapmaya hazırız. Türkiye’nin de hazır olduğunu biliyorum. Bu sene içerisinde de bunu somut olarak gösterdik" ifadelerine yer verdi.
Bakan Uraloğlu: "Otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inci sıradayız"
09 Aralık 2025 Salı - 11:47 Bakan Uraloğlu: "Otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inci sıradayız" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında otoyol uzunluğunda Avrupa’da 6’ncı sıradayız ama son 10 yıldaki otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inci sıradayız" dedi. 9. Ulusal Asfalt Sempozyumu ve Sergisi Karayolları Genel Müdürlüğünde düzenlendi. ‘Hedef Net Sıfır Emisyon: Sürdürülebilir ve Dirençli Asfalt Yollar’ temasıyla düzenlenen ve 2 gün sürecek sempozyumun açılışı Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen’in katılımıyla gerçekleştirildi. "Otoyol artış hızında Avrupa’da 1’inci sıradayız" Burada konuşan Uraloğlu, ulaşım ve iletişim altyapısına ilişkin çalışmaları hakkında bilgi vererek, "Avrupa Birliği ülkeleriyle kıyaslandığında otoyol uzunluğunda Avrupa’da 6’ncı sıradayız ama son 10 yıldaki otoyol artış hızında Avrupa’da 1. sıradayız. İnşallah 2028 yılı sonunda bölünmüş yol uzunluğumuzu 31 bin 250 kilometreye otoyol uzunluğumuzu da 4 bin 330 kilometreye çıkarmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Karayolları Genel Müdürlüğümüz, vatandaşımızın ‘yolda kaybettiği zamanı’ en aza indirmeyi kendine şiar edinmiştir" Asfalt teknolojilerinde Türkiye’nin attığı adımların isabetli olduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Japonya, ABD ve Avrupa ülkeleri de hızlı bakım-rehabilitasyon projelerine milyarlarca dolarlık bütçeler ayırıyor; çünkü biliyorlar ki kesintisiz, güvenli ve sürdürülebilir yol altyapısı, bir ülkenin ekonomik rekabet gücünün ve yaşam kalitesinin en önemli göstergelerinden biri. Türkiye olarak biz de bu gerçekle hareket ediyoruz. Bugün Karayolları Genel Müdürlüğümüz, gece-gündüz demeden, trafiği minimum aksatarak yaptığı hızlı asfalt yenileme projeleriyle, vatandaşımızın ‘yolda kaybettiği zamanı’ en aza indirmeyi kendine şiar edinmiştir" ifadelerini kullandı. Uraloğlu, inşa ettikleri yolların beklentileri karşıladığını belirterek, "Yüksek performanslı, uzun ömürlü ve güvenli yolların yapılması hedeflerine paralel olarak, yol üstyapılarının teşkilinde, farklı iklim, arazi ve çevreye duyarlı, yapım ve bakım maliyeti düşük asfalt imalatlarının gerçekleştirilmesi de önem taşımaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Asfalt üretiminde enerji tasarrufu sağlayan emisyonları azaltan ılık karışımın yaygınlaşmasını destekliyoruz" Ulaştırma altyapısında ömür döngüsü maliyetini azaltmayı, uzun ömürlü yollar inşa etmeyi ve çevresel etkiyi en aza indirmeyi temel öncelik haline getirdiklerine dikkati çeken Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu doğrultuda standartlarımızla sürdürülebilir ve dirençli inşaat tekniklerini ve yenilikçi malzemeleri destekliyoruz desteklemeye devam edeceğiz. Bu yaklaşımla, ekonomik verimliliği sağlarken Türkiye’nin ulaşım altyapısının dayanıklılığını da artırıyoruz. Türkiye’nin 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi, doğrultusunda üretim ve uygulamalarda enerji verimliliğini artıracak enerji yönetim sistemlerinin sektörde yaygınlaşmasını sağlamış olacağız. Üretim tesislerinde, akıllı enerji yönetimi ve otomasyon gibi düşük karbonlu üretim tekniklerini teşvik ederken, asfalt üretiminde enerji tasarrufu sağlayan emisyonları azaltan ılık karışımın yaygınlaşmasını destekliyoruz." "Sektörümüzü geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek hale getireceğiz" Uraloğlu, sürdürülebilir ulaştırmanın teknolojik yenilikler, ekonomik verimlilik ve uluslararası rekabet açısından büyük bir fırsat olduğuna değinerek, şu ifadeleri kullandı: "Asfalt üretim sektörü; üreticileri, yüklenicileri, tedarikçileri, akademisi ve kamu kurumlarıyla birlikte bu dönüşümde kilit bir rol oynamaktadır. Bugün burada ortaya koyduğumuz ortak vizyon ile sektörümüzü yalnızca bugünün değil, geleceğin ihtiyaçlarına cevap verecek hale getireceğiz. Türkiye, altyapı yatırımlarında nasıl dünya çapında bir başarı hikayesi yazdıysa, sürdürülebilir ve iklim dostu ulaştırma alanında örnek bir ülke olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Bugüne kadar sizlerle birlikte karayolları üstyapılarının performansı ve ömrünü artırırken, iklim değişikliği etkisinin sınırlandırılması, trafik güvenliğinin iyileştirilmesi ve çevre kirliliği ve gürültüyü azaltmaya yönelik önemli kazanımlar elde ettik. Bu noktada bu kazanımlardan gelen tecrübelerin paylaşılması, teorik ve pratik çalışmalarla ilgili yeni bulguların ortaya konulması ve karşılaşılan problemlerin çözüme kavuşturulması açısından bu sempozyumu çok değerli bir platform olarak görüyorum. Karayolları Genel Müdürü Ahmet Gülşen, konuşmasının ardından Bakan Uraloğlu’na ehli nazar tablosu hediye etti. Bakan Uraloğlu, hediye takdiminin ardından alanda bulunan stantları gezdi.
İnsülin direnci kilo vermeyi zorlaştırabilir
09 Aralık 2025 Salı - 10:54 İnsülin direnci kilo vermeyi zorlaştırabilir Medical Park Ankara Hastanesi’nden Diyetisyen Pınar Doğan, "İnsülin direnci geliştiğinde glikoz hücrelere giremez, kanda birikir ve prediyabet dediğimiz gizli şekere yol açar. Pankreas durumu dengelemek için daha fazla insülin üretir ve bu da vücuda yağ depolama emri verir. Sonuç olarak kilo alımı ve yağlanma kaçınılmaz hale gelir" dedi. Medical Park Ankara Hastanesi’nden Diyetisyen Pınar Doğan, insülin direnci hakkında açıklamalarda bulundu. Dyt. Doğan, "İnsülin direnci geliştiğinde glikoz hücrelere giremez, kanda birikir ve prediyabet dediğimiz gizli şekere yol açar. Pankreas durumu dengelemek için daha fazla insülin üretir ve bu da vücuda yağ depolama emri verir. Sonuç olarak kilo alımı ve yağlanma kaçınılmaz hale gelir. Özellikle kilo verememe, yağlanma ve açlık krizleri yaşayan bireyler bu konuda dikkatli olmalıdır" ifadelerini kullandı. Rafine karbonhidrat ve şeker insülin direncini tetikliyor İnsülin direncini tetikleyen gıdalar hakkında bilgi veren Dyt. Doğan, özellikle rafine karbonhidratların etkisinin çok güçlü olduğunu dikkat çekti. Dyt. Doğan, "Beyaz ekmek, makarna, pirinç, simit, patates kızartması, kek ve şeker içeren yiyecekler kan şekerini çok hızlı yükseltir. Pankreas bu yükselişi durdurmak için ani ve yüksek miktarda insülin salgılar. Bu döngü tekrarlandıkça hücreler insüline duyarsızlaşır ve insülin direnci ortaya çıkar" açıklamalarında bulundu. Rafine şekerin leptin dengesini bozduğunu, karaciğer yağlanmasını artırdığını ve sürekli açlık hissine yol açtığını vurgulayan Dyt. Doğan, mısır şurubu içeren ürünlerin de aynı şekilde insülin sistemini zorladığını ifade etti. İnsülin direnci olanlar glisemik indeksi düşük gıdaları tercih etmeli İnsülin direnci olan bireylerin beslenme düzeninde glisemik indeks (GI) kavramının önemli bir rol oynadığını söyleyen Dyt. Doğan, "Glisemik indeksi düşük gıdalar kan şekerini yavaş yükseltir ve insülin salınımını dengeler. Beyaz ekmek, pirinç, patates yerine tam tahıllar, bulgur, karabuğday, kinoa ve yulaf tercih edilmeli. Tabağın yarısı yüksek lifli sebzelerden oluşmalı. Protein tüketimi artırılmalı; tavuk, balık, yumurta, yoğurt ve peynir gibi kaliteli kaynaklar tercih edilmeli. Sağlıklı yağlar, zeytinyağı, ceviz, avokado mutlaka diyete eklenmeli. Şekerli içecekler ve işlenmiş gıdalar sınırlandırılmalı" şeklinde konuştu. Lif, protein ve sağlıklı yağ dengesi kan şekerini kontrol altına alır Kan şekerini en iyi dengeleyen tabak modelinin lif-protein-sağlıklı yağ dengesiyle oluşturulduğunu belirten Dyt. Doğan, "Yulaf, sebzeler, kuruyemişler, yoğurt, baklagiller ve yağlı balıklar kan şekerindeki ani iniş çıkışları engeller. Buna karşılık işlenmiş karbonhidratlar uzun vadede ciddi sorunlara yol açar" diye konuştu. Dyt. Doğan, kan şekeri dengeleyici besinleri şöyle sıralandı: "Yulaf, avokado, badem, ceviz, fındık, ıspanak, brokoli, fasulye, mercimek, yoğurt, tarçın, somon, sarımsak, kabak çekirdeği, çilek, yaban mersini, elma ve Zeytinyağı." Meyve tamamen yasak değil ama porsiyon kontrolü şart İnsülin direnci olan bireylerin meyve tüketimiyle ilgili yanlış bilgilere sahip olduğunu belirten Dyt. Doğan, "Meyveler lif içerdiği için kan şekerini yavaş yükseltir. Ancak porsiyon kontrolü yapılmazsa kan şekeri dalgalanabilir. Günde 1-2 porsiyon yeterlidir. Şeker içeriği yüksek üzüm ve inciri önermiyoruz. Meyvenin tek başına değil, yanında badem-ceviz gibi protein kaynaklarıyla tüketilmesi daha doğru olur" açıklamasında bulundu. Ekmek tamamen kesilmemeli; doğru ekmek seçilmeli Dyt. Doğan, insülin direnci olan kişilerin ekmeği tamamen bırakmak yerine doğru türleri tercih etmeleri gerektiğini ifade ederek, "Tam buğday, çavdar, kepekli ve yulaf ekmeği lif içeriği sayesinde kan şekerini dengeli yükseltir ve tokluk sağlar. Porsiyon kontrolü burada da çok önemlidir" dedi. Sık sık az az yemek herkes için doğru olmayabilir Öğün düzeniyle ilgili tartışmalara değinen Dyt. Doğan, şu bilgileri paylaştı: "Sık sık yemek, sürekli insülin salınımını artırabilir. Bu durum leptin hormonunun salınımını bozarak kişiyi daha sık acıkan bir hale getirir. Öğün sayısının kademeli azaltılması ve öğün içeriğinin doğru yağ-protein-lif dengesiyle düzenlenmesi, ara öğün ihtiyacını ortadan kaldırır. Böylece insülin ve tokluk hormonu dengesi kurulabilir." Egzersiz, uyku düzeni ve stres önemli Beslenmenin tek başına yeterli olmadığını belirten Dyt. Doğan, "Egzersiz hücrelerin insüline duyarlılığını artırmanın en hızlı yoludur. Haftada en az 150 dakika yürüyüş ve iki gün kuvvet antrenmanı yapılmalıdır" dedi. Stres ve uyku bozukluğunun etkilerine de dikkat çeken Dyt. Doğan, "Yüksek kortizol düzeyi insülin dengesini bozar. Günde 7-8 saat kaliteli uyku metabolizmanın düzenlenmesine yardımcı olur" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.