Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Yerel Haberler
İstanbul
Ankara
İzmir
Bursa
Antalya
Trabzon
Tüm Şehirler
Adana
Adıyaman
Afyon
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara
Bakan Göktaş: "(Kahramanmaraş’taki okul saldırısı) Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk"
21 Nisan 2026 Salı - 12:14:31
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Kahramanmaraş’ta okul saldırısıyla ilgili bakanlık olarak 6 aylık bir eylem planı hazırladıklarını belirterek, "Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçlerini başlattık" dedi. Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kahramanmaraş’ta bir okulda meydana gelen saldırının ardından bakanlık olarak yürüttükleri çalışmalara ilişkin soru üzerine Göktaş, olayın vuku bulduğu andan itibaren sahada olduklarını ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) ile ortak özel bir ekip kurduklarını hatırlattı. Göktaş, "’Olayın vuku bulduğu ilk andan itibaren 102 personelimizle sahadaydık. Okul çevresindeki 216 haneyi ziyaret ederek 146 aileyle doğrudan temas kurduk. Bu görüşmeler neticesinde 12 haneden çocuklarımız için psikososyal destek talebi aldık" diye konuştu. Sürecin sadece kısa süreli bir müdahale olmadığını, uzun vadeli bir çalışma planladıklarını vurgulayan Göktaş, "Bu bir günlük bir süreç değil, biz orada 6 aylık bir eylem planı oluşturduk. Kayıp yaşayan bütün ailelere yas danışmanı tahsis ettik. Hem psikososyal destek süreçleri yürüttük hem de sürece tanık olan mahalle sakinleriyle bireysel görüşmeler yaptık. Olayı görmese bile süreçten etkilenen çocuklara yönelik psikososyal destek süreçleri başlattık" ifadelerini kullandı. "Her okula özel bir birim kurduk" Kahramanmaraş’taki çalışmaların sürekliliğini sağlamak adına Gaziantep’ten de personel görevlendirmesi yapıldığını bildiren Bakan Göktaş, şunları kaydetti: "Bu süreçte destek takviye ekibi ile beraber her okula özel bir ekip, bir birim kurduk. Sadece okul veya mahalle bazlı bir çalışma değil. Çalışan meslek gruplarına dair psikososyal destek süreci, vaka yönetimi ve ardından normalleşme süreci ile ilgili bir çalışma yürütüyoruz. Arkadaşlarımız ilk andan itibaren taziye evlerinde de görev yaptı ancak şu an ailelere yönelik özel çalışmalarımız devam ediyor. Özellikle depremde ebeveyn kaybı yaşamış ve bu son olaydan etkilenmiş çocuklarımızı hassasiyetle tespit ediyoruz." Tedavisi süren yaralı çocukların durumunu da yakından takip ettiklerini, taburcu olanları evlerinde ziyaret ederek ailelerine rehberlik ve danışmanlık hizmeti sunduklarını anlatan Göktaş, "Sadece ailelere değil, olay anında görev yapan kamu çalışanlarımıza ve il müdürlüğü personelimize de destek sağlıyoruz. Bölge halkının hizmetlerimize yaklaşımı oldukça olumlu. Ayrıca, süreci daha yerinden yönetebilmek amacıyla Hayrullah Mahalle Muhtarlığı bünyesinde bir Psikososyal Destek (PSD) Görüşme Ofisi’ kurmayı planlıyoruz. Şu an sadece Kahramanmaraş özelinde ayrı bir çalışma yürütmemiz gerekiyor. Ama 81 ile yönelik de çok daha kapsamlı çalışmalar yürütüyoruz" açıklamasında bulundu.
21 Nisan 2026 Salı - 12:12
AK Parti Sözcüsü Çelik: "Kerkük Valisi olarak seçilen Mehmet Seman Ağaoğlu’nu tebrik ediyoruz"
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’na Kerkük Valisi olarak göreve başlaması dolayısıyla tebriklerini iletti. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadelere yer verdi: "Kerkük Valisi olarak seçilen Irak Türkmen Cephesi Başkanı Mehmet Seman Ağaoğlu’nu görevine başlaması vesilesiyle tebrik ediyoruz. Irak’ın tamamında ve Kerkük’te bulunan tüm kardeş unsurlara selamlarımızı iletiyoruz ve hepsi için refah, huzur ve güvenlik diliyoruz."
21 Nisan 2026 Salı - 12:10
Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, yaklaşık bin çocukla birlikte 23 Nisan’da sahne alacak
Cumhurbaşkanlığı himayesinde kurulan Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu’nun, yaklaşık bin çocuk arasından seçilerek 23 Nisan’da sahne alacağı açıklandı. Cumhurbaşkanlığı himayesinde kurulan Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında vereceği konser öncesinde hazırlıklarını sürdürüyor. Birinci yılını geride bırakan Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda vereceği konserle hem kendi gelişimlerini sahneye taşıyacak hem de tüm çocuklara armağan edilen 23 Nisan’ı müzikle kutlayacak. 2024 yılında başlatılan proje kapsamında yapılan yetenek sınavlarıyla yaklaşık bin çocuk arasından seçilen öğrencilerle kurulan orkestra ve koro, bugün 300’ü aşkın öğrenciye ulaştığı belirtildi. Türk müziği ve Batı müziği enstrümanlarının bir arada yer aldığı yapının, çocuklara çok yönlü bir sanat eğitimi imkanı sunduğu ifade edildi. "Çocuklarımız artık bir orkestra üyesi gibi sahne disipliniyle hareket ediyor" Projenin bir destek modeli olarak kurumlara örnek olduğunu, birçok Bakanlığın projeyi desteklediğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Fecir Alptekin, "Başlangıçta bir eğitim ve hobi çalışması olarak görülen bu yapı, bugün disiplinli ve güçlü bir sanat topluluğuna dönüştü. Çocuklarımız artık bir orkestra üyesi gibi sahne disipliniyle hareket ediyor. Bu çocukların hepsi evlerinden alınıyor servislerle. Burada kostüm, enstrüman yeme, içme bütün ihtiyaçlar burada karşılanıyor devletimiz tarafından. Hafta sonu tatillerini de buraya ayıran Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi hocalarımızın kurduğu sistemle çalışıyoruz. İşin içinde Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Aile Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı da var. Çünkü hepsine düşen birer görev var. Milli Eğitim Bakanlığı hoca gönderiyor, Kültür Turizm Bakanlığı liderlik edecek sanatçılarını gönderiyor. Gençlik Spor Bakanlığı yeri geliyor ulaşım, mekan sağlıyor. Aile Bakanlığı, refakatçi hocalarını gönderiyor. Herkesin kendi uzmanlık alanında buraya sağladığı gönüllü katkılar var. Hepsinin ayrı değeri var, çok önemli" ifadelerini kullandı. "Amacımız estetik bakış açısına sahip bireyler yetiştirmek" Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu’nun Genel Sanat Yönetmenliği ve Koordinatörlüğünü yürüten Ankara Müzik ve Güzel Sanatlar Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Zafer Kurtaslan, projenin temel hedeflerinden birinin sanata erişimi yaygınlaştırmak olduğunu vurgulayarak, "Amacımız yalnızca sanatçı yetiştirmek değil hangi mesleği seçerse seçsin, estetik bakış açısına sahip bireyler yetiştirmek. Cumhurbaşkanlığımızın himayesinde yürütülen proje tam bir ekip çalışması" diye konuştu. "Çocuklarda büyük bir istek ve öğrenme azmi görüyoruz" Projede görev alan eğitmenlerden Atay Bağcı, çocukların motivasyonuna dikkat çekerek, "Çocuklarda büyük bir istek ve öğrenme azmi görüyoruz. Bu birliktelik, gelecekte çok daha güçlü bir müzik kültürünün oluşmasına katkı sağlayacak" şeklinde konuştu. Cumhurbaşkanlığı Çocuk Orkestrası ve Korosu’nun yalnızca bir müzik topluluğu olmanın ötesinde, çocukların birlikte üretme, disiplinli çalışma ve kültürel değerlerle bağ kurma süreçlerine de katkı sağladığı vurgulandı. Projede Türk müziği eserlerine özel bir yer verilerek, kültürel mirasın yeni nesillere aktarılmasının hedeflendiği dile getirildi.
21 Nisan 2026 Salı - 12:08
MHP Lideri Bahçeli: "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür"
Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" dedi. Bahçeli, TBMM’de partisinin grup toplantısında konuştu.Sözlerine 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başlayan Bahçeli, "1918’den 1920’ye uzanan dönem, Türk milleti bakımından yalnız askerî mağlubiyetlerin, diplomatik tazyiklerin, işgal dayatmalarının ve coğrafi kuşatmanın devri olarak okunamaz. O yıllar, bütün yıkıntıların arasından devlet fikrinin hangi şartlarda diri kalabileceğini, millet iradesinin hangi eşiklerde yeniden kurucu bir mahiyet kazanabileceğini gösteren derin bir tarih imtihanıdır. 23 Nisan 1920’de tecessüm eden hakikat, tam da bu tarihî eşikte aranmalıdır. Türk milleti, istiklal mücadelesini yalnız cephedeki silah kudretiyle yürütmemiş; temsil fikriyle, hukuk şuuru ile ve Meclis iradesiyle tahkim etmiştir. Bu bakımdan Birinci Meclis, savaş şartlarının zorunlu kıldığı geçici bir teşekkül olarak görülemez. O Meclis, milletin kaderini başkalarının insafına terk etmeyen kurucu bir tarih aklının, devlet iradesine dönüşmüş hâlidir" ifadelerini kullandı. "Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür" 23 Nisan’ın "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" olarak kutlanmasının Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk nesillerine verdiği önemin en açık tezahürlerinden biri olduğunu dile getiren Bahçeli, "Devlet yalnız bugünün emniyetini sağlamak için kurulmaz; dünün hafızasını, bugünün mesuliyetini ve yarının emanetini aynı süreklilik düzeni içinde taşımak için kurulur. Çocuk ise bu sürekliliğin en saf, en narin ve en belirleyici varlığıdır. Bir milletin geleceğe dair iddiası, en berrak şekilde çocuklarına bakışında görünür; zira çocuk, yalnız korunması gereken bir emanet değil, devlet fikrinin yarına uzanan canlı cevheridir. Çünkü çocuk, ailenin sevinci olduğu kadar milletin devam fikridir. Çocuk, bir okulun öğrencisi olduğu kadar devletin yarınki insan mayasıdır. Çocuk, korunması gereken bir emanet olduğu kadar toplumun ahlakî seviyesini gösteren en berrak aynadır. Bir milletin çocuklarına bakışı, aslında kendi geleceğine bakışıdır. Bir devletin çocukları koruma biçimi ise yalnız bugünkü şefkatini değil, yarına dair tasavvurunu, insan anlayışını ve medeniyet iddiasını da ortaya koyar. Hakimiyet, millet nezdinde egemen kılınırken çocuklarımızın varlığında ebedi kılınmıştır. İşte bu sebeple 23 Nisan, atiye olan ahdimizdir. Evlatlarımız; bu topraklarda sürecek hükümranlığımızın, yazılacak hikayelerimizin, söylenecek sözlerimizin, yazılacak şiirlerimizin, dilden dile dolanacak türkülerimizin beyannamesidir" dedi. "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir" Eğitimin günübirlik siyasi çekişmelerin, dar ideolojik hesapların, kısır polemiklerin konusu olmadığının altını çizen Bahçeli, "Eğitim, doğrudan doğruya millî beka meselesidir. Eğitim, milletin istikbal meselesidir. Eğitim, ağacın yaşken eğildiği, karakterin küçük yaşta yoğrulduğu, bir milletin yarınlarda nasıl bir hüviyete kavuşacağının tayin edildiği hayati bir merhaledir. Okullarımız; ilim ve fennin zihinlere kazındığı kadar vatan ve millet sevgisinin minik yüreklere nakşedildiği asli mevzilerdir. Okullarımız; İstiklal Marşı’nın tarihi önemiyle birlikte anlamının kavranıldığı, özgürlüğün kıymetinin öğretildiği, aidiyet duygusunun evlatlarımızın ruhlarında kök saldığı şahsiyet inşa alanıdır. Millî eğitim ile temel hedefimiz, diploma sahibi fakat istikametsiz evlatlar değil; vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir. Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır" diye konuştu. "Okul saldırılarının sebepleri ve sonuçları arka plandaki gelişmelerle birlikte ele alınması zaruridir" Konuşmasının devamında Şanlıurfa’da ve Kahramanmaraş’ta yaşanan okullardaki saldırılara ilişkin değerlendirmede bulunan Bahçeli, "Elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilmeleri mümkün değildir. Bu vahim gelişmeler; vicdanlarda derin yarıklar açmıştır. Sürecin tüm sebepleri, sonuçları ve arka plandaki gelişmelerle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması zaruridir. Burada mesele yalnız bir asayiş dosyası olarak ele alınamaz. Karşımızdaki tablo, çağımızın çocuk ruhu üzerinde kurduğu baskılarla, aile bağlarında meydana gelen gevşemeyle, okul ikliminin ihtiyaç duyduğu destekle, dijital dünyanın denetimsiz alanlarıyla ve toplumsal değer aktarımındaki kırılmalarla birlikte değerlendirilmelidir. Bir çocuğun zihninde şiddet, öfke, yalnızlık ve taklit arzusu aynı anda birikiyorsa, orada yalnız ceza hukukunun konusu bulunan bir fiil meydana gelmez; aynı zamanda toplumun dikkatle okuması gereken bir işaret belirir. Modern çağın tehlikeleri çoğu zaman eski çağların tehlikeleri gibi açık, görünür ve sınırları belli biçimde gelmez. Bazen bir ekranın arkasından gelir. Bazen oyun dili içinde gelir. Bazen arkadaş çevresi zannıyla gelir. Bazen yalnızlaşmış bir çocuğun sessizliğine siner. Bazen algoritmaların yön verdiği öfke, sanal kalabalıkların kışkırttığı taklit, aidiyet arayan bir ruhun zayıf anına yerleşir" dedi. "Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır" Dijitalleşmenin her geçen gün daha da yaygınlaştığını dünyada çocukların ekran başında geçirdikleri sürelerin de aynı oranda artmasını ve sosyal medya platformlarında kullanılan saldırgan dile çocukların daha fazla maruz kaldığını belirten Bahçeli, "Akran zorbalığının arkadaş grupları, mesajlaşma ve sohbet uygulamaları ve oyunlar içinde sinsice yaygınlaşması, çocuklarımızın ruh sağlıklarını örselemekte, kimlik gelişimlerine zarar vermekte ve sosyal hayatlarını içten içe aşındırıp onları sanal dünyaya mahkum etmektedir. Evlatlarımız, sosyal medya platformlarında aldıkları beğeni sayılarıyla kendi değerlerini tartmakta; artan takipçi sayılarıyla itibar kazandıklarını zannetmekte, bir parmak hareketi ile verilen anlık tepkiler ile hakiki duyguları ister istemez birbirine karıştırmaktadır. Evlatlarımız, geleceğimiz dijital bir kuşatma altındadır. Teşhiri mahremiyetin önüne geçiren anlık ve geçici zaferler, emek ve sabrın önüne geçmektedir. Akranları arasında sistematik olarak alaya, linçlere, aşağılamalara, dışlamalara maruz kalan bir yavrumuzun tertemiz kalbinde kapanması zor yaralar açmaktadır. Parlak ekranların sunduğu evrenin büyüsüne kapılan yavrularımız; dikkat eksikliği ve uyku problemleri arasında yitip gitmektedir" diye konuştu. "Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız" Okuldaki saldırıların çözümünün yalnızca okul kapısında bekleyecek güvenlik görevlisinin varlığı olmadığını dile getiren Bahçeli, "Çözüm yalnızca adım başı duvarlara asılacak kameralar değildir. Hadise vuku bulduktan, canlarımız yuvalarından uçtuktan sonra pansuman tedbirler sıralamak bizim meşgalemiz değildir. Mesele daha derindedir, mesele daha vahimdir, mesele daha geniştir. Biz bu meselenin üzerini örtenlerden değil; kökünü kazıyanlardan olacağız! Ve bu mücadele, günü kurtarmanın değil, geleceği inşa etmenin mücadelesidir. Aileyi tahkim etmeden, mektepleri terbiye ve şahsiyet inşa eden asli mevkiine yeniden kavuşturmadan, rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını kuvvetlendirmeden bize rahat yoktur. Aile, çocuğun ilk mektebidir. Okul, çocuğun ikinci evidir. Devlet, çocuğun en geniş himaye çatısıdır. Bu üç halka arasında bağ zayıflarsa çocuk yalnızlaşır. Yalnızlaşan çocuk, bazen kendisini sanal kalabalıkların içinde arar. O kalabalıklar ise her zaman masum bir arkadaşlık zemini sunmaz. Orada merhamet yerine alay, sabır yerine öfke, dostluk yerine sürü psikolojisi, hayat sevgisi yerine şiddet merakı bulunabilir. O hâlde yapılması gereken, çocuklarımızı yalnız disiplinle kuşatmakla sınırlı kalamaz. Onları dinlemek, anlamak, yönlendirmek, meşgul etmek, güvenli bir anlam dünyası içinde büyütmek ve şahsiyet sahibi kılmak gerekir. Çocuk yalnız emir isteyen bir varlık değildir; ilgi isteyen, aidiyet isteyen, görülmek isteyen, güven isteyen bir emanettir" dedi. "Hiç kimse evlatlarımızın üzerinden siyaset üretmeye, heves etmemelidir" Bugünkü çağrılarının sağduyu çağrısı olduğunu ifade eden Bahçeli, "Sağduyu, acıyı hafife almak anlamına gelmez. Sağduyu, hakikati öfkeye teslim etmeden söyleme kudretidir. Sağduyu, cezanın hukuk içinde, tedbirin hikmet içinde, merhametin adalet içinde aranmasıdır. Sağduyu, toplumun kendisini kaybetmeden kendisini onarma iradesidir. Çocuğun her şeyden evvel masumiyetin adı olduğu bir dünyada; masumiyeti suçlulukla yan yana getiren her tablo; toplumsal düzenimizi, değerlerimizi ve zihinlerimizi felce uğratmaktadır. Böylesi vahim ve hassas hadiselerde yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı, hiçbir yönlendirme, hiçbir siyasi hesap altında kalmadan; sükûnetle, suhuletle ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir. Olayların bütün yönleri açıklığa kavuşmadan sarf edilen her peşin hüküm, kurulan her fırsatçı cümle, yapılan her siyasi savrulma; hakikatin üzerini örtmekten, acıyı istismar etmekten, çocuklarımızın hayatlarına bir yara daha açmaktan başka bir işe yaramayacaktır. Hiç kimse evlatlarımızın canı üzerinden söz devşirmeye, milletin gözyaşı üzerinden siyaset üretmeye, böylesi elim hadiseleri günübirlik polemiklerin harcına katmaya heves etmemelidir.Bizim talebimiz açıktır, bizim beklentimiz nettir, bizim çağrımız gecikmeye tahammülü olmayan bir mecburiyettir: Sebepler sonuna kadar araştırılmalıdır. İhmaller varsa birer birer ortaya çıkarılmalıdır. Sorumluluk zinciri saklanmadan tespit edilmelidir. "Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir" Cumhur İttifakı’nın krizden medet umanların değil, çözüm arayanların, kaosun kokusunu alınca el ovuşturanların değil, düzeni sağlayanların, varlık cephesi olduğunu belirten Bahçeli, "Cumhur İttifakı’nın omuzlarında yükselen Terörsüz Türkiye süreci; evlatlarımızın can emniyeti, sınırlarımızın dokunulmazlığı, iç cephemizin sağlamlığı, milli birliğimizin muhafazası ve Türkiye Cumhuriyeti’nin önündeki kanlı ve karanlık engel ile emellerin bütünüyle tasfiyesi demektir.Terörsüz Türkiye hedefi, yalnızca bugünün değil, yarınların da meselesidir. Terörün gölgesinin düştüğü bir coğrafyada kalıcı kalkınmadan, güçlü demokrasiden, huzur ve barıştan bahsetmek mümkün değildir. Cumhur İttifakı, terörden arınmış, iç ve dış kuşatmaları yarmış, ekonomik darboğazdan kurtulmuş, lider ülke Türkiye’nin sigortasıdır. Son günlerde hiç durmadan yinelenen vakitsiz seçim çağrısı; basiretsiz muhalefetin ayak oyunlarıdır. Seçim diye tutturanlar, milletin derdiyle değil, kendi telaşlarıyla konuşmaktadır. Yersiz ve vakitsiz özgüven patlamaları yaşayıp ölçüyü kaçıranların Türkiye’nin gündemini tayin etmeye kalkması boş bir gayrettir. Seçim, siyasi cambazlıklarla, yapay kriz çığırtkanlıklarıyla öne sürülecek bir oyuncak değildir. Sandığın ne zaman konuşacağı bellidir, onun hükmü vakti geldiğinde tecelli edecektir. Ara formüllere, dolambaçlı yollara, keyfi oyunlara mahal verilmeyecektir. Ara veya erken seçim diye tutturanlara diyeceğimiz de budur: Türkiye’nin istikbaliyle oynatmayız, istikrarı tartışmaya açmayız, ikbal hesaplarına huzurumuzu peşkeş çekmeyiz, milli iradeyi istismar siyasetine kurban etmeyiz" şeklinde konuştu. (HT
04 Nisan 2026 Cumartesi - 14:11
Bakan Uraloğlu: "2025 yılının son çeyreğinde mobil cepten internet abone sayısı 75,6 milyon seviyesine ulaştı"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "2025 yılının son çeyreğinde mobil cepten internet abone sayısı 75,6 milyon seviyesine ulaştı" dedi. Bakan Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan İletişim Hizmetleri İstatistikleri Raporu’nu değerlendirdi. Elektronik haberleşme sektörüne ilişkin 2025 yılının dördüncü çeyreğine ait verileri açıklayan Uraloğlu, kullanıcı sayısı ve veri kullanımındaki artışın Türkiye’nin dijitalleşme sürecini hızlandırdığını ifade etti. 2024 yılı dördüncü çeyrekte 9,03 milyon olan sabit telefon abone sayısının geçen yılın son çeyreğinde 8,4 milyon olarak gerçekleştiğini kaydeden Uraloğlu, "Mobil telefon abone sayısı 2025’in son çeyreğinde 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 5,7 artarak 99,7 milyona ulaştı" dedi. İnternet aboneliğinde genel artış eğiliminin sürdüğünü belirten Uraloğlu, özellikle mobil internet ve fiber altyapının bu büyümede öne çıktığını vurguladı. Uraloğlu, "2025 yılı dördüncü çeyreği itibarıyla toplam internet aboneliğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre mobil internet ve fiber abonelerinden kaynaklı yüzde 1,1 artış gerçekleşerek internet abone sayısı 97,4 milyona ulaştı" açıklamasında bulundu. Bakan Uraloğlu, 2025’in son çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre eve kadar fiber (FTTH) aboneliğinin 6 milyon 845 bin 641’den 8 milyon 670 bin 664’e yükselerek yüzde 26,7 arttığını, toplam fiber abone sayısının ise 8 milyon 72 bin 629’dan 9 milyon 845 bin 226’ya çıkarak yüzde 22 artış gösterdiğini aktardı. Uraloğlu, "İnternet abonelikleri içinde en yüksek paya sahip olan mobil cepten internet abone sayısı ise 75,6 milyon seviyesine ulaştı" ifadelerini kullandı. Bakan Uraloğlu, genişbant internet kullanımındaki artışa dikkati çekerek, "Genişbant internet data trafiği 2024 yılının son çeyreğine göre 17,1 artarak 24,2 milyon terebayta ulaştı. Sabit internet trafiği yüzde 15,8, mobil internet trafiği ise yüzde 23 arttı" dedi. Sabit ses trafiği 1,3 milyar, mobil ses trafiği 76,8 milyar dakika oldu Bakan Uraloğlu, ayrıca 2025 yılı dördüncü çeyreğinde sabit ses trafiğinin 1,3 milyar dakika, mobil ses trafiğinin ise 76,8 milyar dakika olarak gerçekleştiğini bildirdi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:59
Bakan Uraloğlu: "2025 yılının son çeyreğinde mobil cepten internet abone sayısı 75,6 milyon seviyesine ulaştı"
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan İletişim Hizmetleri İstatistikleri Raporu’nu değerlendirerek, "2025 yılının son çeyreğinde mobil cepten internet abone sayısı 75,6 milyon seviyesine ulaştı" dedi. Bakan Uraloğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından hazırlanan İletişim Hizmetleri İstatistikleri Raporu’nu değerlendirdi. Elektronik haberleşme sektörüne ilişkin 2025 yılının dördüncü çeyreğine ait verileri açıklayan Uraloğlu, kullanıcı sayısı ve veri kullanımındaki artışın Türkiye’nin dijitalleşme sürecini hızlandırdığını ifade etti. Mobilde abone sayılarında yükseliş Uraloğlu, 2024 yılı dördüncü çeyrekte 9,03 milyon olan sabit telefon abone sayısının geçen yılın son çeyreğinde 8,4 milyon olarak gerçekleştiğini kaydetti. Uraloğlu, "Mobil telefon abone sayısı 2025’in son çeyreğinde 2024 yılının aynı dönemine göre yüzde 5,7 artarak 99,7 milyona ulaştı" şeklinde konuştu. İnternet aboneliğinde genel artış eğiliminin sürdüğünü belirten Uraloğlu, özellikle mobil internet ve fiber altyapının bu büyümede öne çıktığını vurguladı. Uraloğlu, "2025 yılı dördüncü çeyreği itibarıyla toplam internet aboneliğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre mobil internet ve fiber abonelerinden kaynaklı yüzde 1,1 artış gerçekleşerek internet abone sayısı 97,4 milyona ulaştı" açıklamasında bulundu. Uraloğlu, 2025’in son çeyreğinde bir önceki yılın aynı dönemine göre eve kadar fiber (FTTH) aboneliğinin 6 milyon 845 bin 641’den 8 milyon 670 bin 664’e yükselerek yüzde 26,7 arttığını, toplam fiber abone sayısının ise 8 milyon 72 bin 629’dan 9 milyon 845 bin 226’ya çıkarak yüzde 22 artış gösterdiğini aktardı. Uraloğlu, "İnternet abonelikleri içinde en yüksek paya sahip olan mobil cepten internet abone sayısı ise 75,6 milyon seviyesine ulaştı" diye konuştu. Bakan Uraloğlu, genişbant internet kullanımındaki artışa dikkati çekerek "Genişbant internet data trafiği 2024 yılının son çeyreğine göre 17,1 artarak 24,2 milyon terebayta ulaştı. Sabit internet trafiği yüzde 15,8, mobil internet trafiği ise yüzde 23 arttı" dedi. Sabit ses trafiği 1,3 milyar, mobil ses trafiği 76,8 milyar dakika oldu Bakan Uraloğlu, ses trafiğine ilişkin değerlendirmesinde 2025 yılı dördüncü çeyreğinde sabit ses trafiğinin 1,3 milyar dakika, mobil ses trafiğinin ise 76,8 milyar dakika olarak gerçekleştiğini bildirdi. (ECE-
04 Nisan 2026 Cumartesi - 13:35
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan otobüs kazasına ilişkin açıklama
Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, 5 kişinin hayatını kaybettiği otobüs kazasında 3 cumhuriyet savcısı ve 2 bilirkişinin görevlendirildiğini belirterek, soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü açıkladı. Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığı, Kahramankazan ilçesinde özel halk otobüsünün köprü direğine çarptığı kazaya ilişkin açıklama yaptı. Yapılan açıklamada, bugün saat 07.55 sıralarında Kahramankazan ilçesi Saray Mahallesi FSM Bulvarı üzerinde Ankara istikametine seyir halinde bulunan Kızılcahamam-Ankara seferini yapan özel halk otobüsünün kontrolden çıkarak Şehit Mehmet Özden Üst Geçidi’nin ayağına çarptığı belirtildi. Açıklamada, tek taraflı gerçekleşen kazada ilk belirlemelere göre araç sürücüsünün de aralarında bulunduğu 5 kişinin hayatını kaybettiği, 14 kişinin yaralandığı bildirildi. Kazaya ilişkin derhal adli soruşturma başlatıldığı ifade edilen açıklamada, Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3 cumhuriyet savcısı ile 2 bilirkişinin görevlendirildiği ve soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğü kaydedildi. Açıklamada hayatını kaybeden vatandaşlara rahmet, yaralılara da acil şifalar dilendi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:57
MHP Lideri Bahçeli, Türkeş’in kabrini ziyaret etti
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 29’uncu ölüm yıl dönümünde MHP’nin kurucu lideri Alparslan Türkeş’in kabrini ziyaret etti. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP’nin kurucu lideri Türkeş’in 29’uncu ölüm yıl dönümünde Ankara’daki mezarını ziyaret etti. Bahçeli’ye partinin genel başkan yardımcıları ve partililer eşlik etti. Bahçeli, Kur’an-ı Kerim tilavetinin ardından Türkeş’in anıt mezarına karanfil bırakıp bakır ibrikle su dökerek, ardından dua etti. Türkeş’in mezar taşına eliyle dokunup seven Devlet Bahçeli, mezarlık görevlileri ile de görüştü. Kısa bir süre sonra tekrar kabir başına gelen Bahçeli, Taşmedreseli Ülkücüler ile fotoğraf çekildi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:30
Ankara’da meydana gelen kaza için 3 savcı görevlendirildi
Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde 5 kişinin hayatını kaybettiği trafik kazası için 3 savcı görevlendirildi. Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde özel halk otobüsünün üst geçidin ayağına çarpması sonucu 5 kişinin hayatını kaybettiği, 15 kişinin de yaralandığı trafik kazası ile ilgili Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 3 savcı görevlendirildi. Kahramankazan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan açıklamada, "Olay yerinde görevlendirilen bilirkişiler ile inceleme yapılmakta ve soruşturma titizlikle yürütülmektedir" denildi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:26
Mersin merkezli yasa dışı bahis ve dolandırıcılık operasyonunda 16 tutuklama
Mersin merkezli yasa dışı bahis ve dolandırıcılık soruşturmasında 16 kişi daha tutuklandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek’in ‘kökünü kazıyacağız’ diyerek işaret ettiği yasa dışı bahis soruşturmaları hız kesmeden sürdürülüyor. Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları doğrultusunda Mersin ve Tarsus ilçesi merkezli olarak yasa dışı bahis ve dolandırıcılık soruşturması başlatıldı. Soruşturmada bin 657 kişinin hesapları üzerinden yaklaşık 259 bin IBAN kullanılarak 49 milyondan fazla işlem gerçekleştirildiği ve toplam işlem hacminin 273 milyar lirayı aştığı tespit edildi. Parayı kripto platformlarına aktardılar İşlem hacmi 273 milyar liraya ulaşan paranın önemli bir kısmının kripto varlık platformlarına aktarıldığı belirlendi. Dijital iz takibi yapılarak, para trafiğinin detayları ortaya çıkartıldı. Başsavcılık koordinesinde yürütülen projeli soruşturma kapsamında bugüne kadar 207 şüpheli hakkında işlem başlatıldı. Şüphelilerden 120’si tutuklanırken, 40’ı hakkında adli kontrol kararı verildi. Devam eden çalışmalarda ayrıca 48 şüpheliye ait hesaplarda 8,5 milyar liralık hareketlilik tespit edildi. Bu gelişme üzerine başsavcılığın talimatıyla 31 Mart tarihinde 58 adrese daha eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda 36 şüpheli gözaltına alınırken, farklı illerde yakalananlarla birlikte çok sayıda kişi hakkında işlem yapıldı. Adreslerde yapılan aramalarda silah, mühimmat, dijital materyaller ve banka kartları ele geçirildi. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 16’sı tutuklanırken, 15’i hakkında adli kontrol kararı verildi. Soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi. Adalet Bakanı ‘kökünü kazıyacağız’ demişti Adalet Bakanı Akın Gürlek, göreve gelir gelmez yaptığı açıklamada yasa dışı bahisle mücadelede kararlı olduklarını vurgulayarak, "Bu işin sonuna kadar gideceğiz, kökünü kazıyacağız" ifadelerini kullanmıştı. Toplumsal bir tehdit olan yasa dışı bahisle ilgili operasyonların hız kesmeden sürmesi bekleniyor.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 12:01
Uzmanından uyarı: "Gebeyken polen alerjisi tedavisine başlanmamalı"
Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, "Gebeyken immünoterapi (polen alerjisi aşı tedavisi) başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" dedi. Bahar aylarının gelmesiyle ortaya çıkan polen alerjisi, küresel ısınma ve hava kirliliğinin etkisiyle artık daha erken dönemlerde başlıyor. Burun akıntısı, hapşırık ve gözlerde kaşıntı gibi belirtilerle kendini gösteren bu durum, hastaların günlük yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Semptomlar çoğu zaman medikal tedaviyle kontrol altına alınabilirken, ileri vakalarda alerjik astım ve nefes darlığı gibi daha ciddi şikayetler görülebiliyor. Uzmanlar, bu hastalara aşı tedavisi önerdiklerini fakat sürecin uzun ve sabır gerektirdiğini belirtiyor. İmmünoloji uzmanları, aşı tedavisinin hamilelerde önerilmediğini belirtirken, tedaviye başlanmışsa devam edilmesinde genellikle bir sakınca olmadığını ancak yine de tercih edilmediğini ifade ediyor. "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte polen mevsimi de biraz hareketlendi" Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Alerji ve İmmünoloji Hastalıkları İdari ve Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Şadan Soyyiğit, polen alerjisinin her yıl zamanının değiştiğini söyledi. Soyyiğit, "Küresel iklim değişikliği, hava kirliliği ile birlikte aslında polen mevsimi de biraz hareketlendi, biraz daha öne kaydı, biraz daha uzadı. Ama bu yıl daha erken geldi. O yüzden hastalarımızın da polikliniklerde sayısı arttı" diye konuştu. Burun akıntısı, hapşırık, gözlerde kızarıklık gibi semptomlarla alerjinin kendini gösterdiğini dile getiren Soyyiğit, bazı kişilerde daha ağır seyrettiğini, nefes darlığı ve mevsimsel astım gibi şikayetlerin olduğunu ifade etti. "Sosyal problemler yaşıyorlar" Soyyiğit, alerjinin hastanın yaşam kalitesini olumsuz yönde etkilediğini belirterek, "Burun tıkanıklığı varsa, sabah yorgun uyanıyor, halsiz oluyor, iş performansı düşüyor. Toplum içinde birtakım sıkıntılar yaşıyor. İşe gitmekte sürekli hapşırıyor çünkü hasta. İş yerinde diyor ki ‘Hocam ben grip mi oldum, grip zannediyorlar beni, bulaştıracaksın’ diyorlar. Böyle sosyal problemler de yaşıyorlar açıkçası. ‘Çalışamıyorum, çok önemli bir görevdeyim’ diyorlar. ‘Ne yapacağım hocam bunun çaresi yok mu’ diye bize geliyorlar" şeklinde konuştu. "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor" Geç kalınmadan hastaneye gelinmesi gerektiğinin altını çizen Soyyiğit, "Alerji uzmanına başvurmakla çare başlıyor. Yani belirtileri tanımakla. Bunu polen mevsimiyle ilişkilendirdiğimizde evet hasta bize geliyor. ‘Polen mevsiminde şikayetlerim artıyor, bu tip şikayetlerim var’ diye. Ama kışa da yayılabiliyor artık bu şikayetler. Alerjik şikayetleri varsa anlattığım şekilde alerji uzmanına başvurmaları önemli. Önemli olan hem şikayetlerini azaltmak hatta gidermek tamamen ve yaşam kalitesini artırmak hastamızın" ifadelerini kullandı. Medikal tedavilerin bazı hastalar için yeterli olmadığını aktaran Soyyiğit, "Antihistaminik dediğimiz ilaçları aldıklarında uyku eğilimleri oluyor. Araba kullanamıyorlar. İş nedeniyle problem olabiliyor. Ya net ki yaşarsak ya da kontrol altına alamazsak şikayetleri. O zaman diyoruz ki sizin bir aşı şansınız da var" açıklamasında bulundu. "Aşı tedavisinde 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler" Soyyiğit, aşı tedavisine başvurmak isteyen hastaların sabırlı olması gerektiğine dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti: "Hastalığı tamamen de tedavi edebilecek bir yöntem. Tabii ki doğru uzman ve doğru tedavi seçimiyle ve uzman gözetimi de yapılır ise. Hastalarımızın bilmesi gereken bu tedavi için sabır gerekiyor. Uzun süreli bir tedavi çünkü bağışıklık üzerinde biz o alerjeni aslında hastaya küçük dozlarda vererek tanıtıyoruz. Bu süreçte 3 ila 5 yıl bizimle birlikteler. Bir doz artışı dönemi oluyor sonra aylık geliyorlar bize. Tabii ki yan etkisi poleni tanıttığımız için küçük dozlarda alerjik reaksiyon riski." "Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ama başladığımız tedaviye devam edebiliriz" Hamile hastalar için de aşının birtakım riskleri olabildiğini anlatan Soyyiğit, "Gebelikte aslında immünoterapi daha önce başlandıysa güvenle devam edilebilir diye klasik bir bilgi var. Ancak burada hastanın tercihi önemli. Gebeyken immünoterapi başlayamıyoruz ağır alerjik reaksiyonlar nedeniyle. Ama başladığımız bir tedaviye devam edebiliriz. Bunu da hastayla konuşarak, onamını alarak, istişare ederek. Çünkü nadir de olsa alerjik reaksiyon görürsek, yapacağımız ilaçlarında tabii bebeği etkileme riski olabilir. O yüzden istiyoruz ki en hastalarımız o dönemde gebe olmasalar daha güvenle gidebiliriz" diye konuştu. "Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir" Soyyiğit, medikal tedaviler ve aşının yanı sıra, günlük hayatta da alınması gereken önlemlere ilişkin şunları söyledi: "Polen uçuştuğu zamanlarda aslında dışarıda çok olmamak önerilir ama bu mümkün değil. Sabah saatlerinde özellikle evde camı açmamak gibi. Dışarıda mecburen alıyoruz. Ama eve geldiğimizde üstümüzü çıkarmak, duş almak, ayakkabılarla çok eve girişi sağlamamak. Dışarıdayken gözlük takılabilir, maske takılabilir, şapka takılabilir. Dışarıda çamaşır kurutulmamalı. Arabalarda polen filtresini kullanılmalı. Bunlar önem arz ediyor."
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:58
Prof. Dr. Fevzi Altuntaş: "Hastalıkları adeta ‘parmak izi’ gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz"
Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği (AHOD) Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabildiklerini belirterek, yapay zekanın tedavi süreçlerindeki önemini vurguladı. Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği tarafından (AHOD) 1-7 Nisan Ulusal Kanser Haftası dolayısıyla düzenlenen programda kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ele alındı. AHOD Başkanı Prof. Dr. Fevzi Altuntaş, kanserle mücadelede erken tanının önemi, korunma yöntemleri ve yapay zeka uygulamalarının tedavi süreçlerindeki rolüne ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu. Dernek Başkanı Prof. Dr. Altuntaş, kanserin artık yalnızca tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil, yönetilmesi gereken bir süreç olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Kanserin önlenebilir bir hastalık olduğuna işaret eden Altuntaş, sigara kullanımı, obezite, alkol tüketimi ve zararlı güneş ışınlarından korunma gibi önlemlerle kanser vakalarının önemli bir kısmının engellenebileceğini vurguladı. Kanser tarama programları vatandaşlara ücretsiz Erken tanının hayati önem taşıdığını dile getiren Prof. Dr. Altuntaş, Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen meme, kolorektal (kalın bağırsak/kolon) ve rahim ağzı kanseri tarama programlarının ücretsiz olduğunu hatırlatarak, vatandaşların bu programlara katılımının artırılması gerektiğini hatırlattı. Prof. Dr. Altuntaş, kanserle mücadelede yalnızca fiziksel değil, psikolojik, sosyal ve manevi iyilik halinin de önem taşıdığına dikkat çekerek, son yıllarda bilimsel gelişmelerle birlikte kanser alanında önemli bir paradigma değişimi yaşandığını ifade etti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranı yüzde 90’lara kadar çıkıyor Kanserin günümüzde çaresiz bir hastalık olmaktan çıktığını vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, erken tanı, doğru risk analizi ve kişiye özel tedavi yaklaşımlarının ön plana çıktığını kaydetti. Erken tanı ile birlikte tedavi başarı oranlarının yüzde 90’lara kadar çıkabildiğini ve kanser kaynaklı ölümlerin önemli ölçüde azaltılabildiğini aktaran Altuntaş, bu nedenle erken teşhisin hayat kurtardığına dikkat çekti. Hastalıklar "parmak izi" gibi tanımlanıyor Prof. Dr. Altuntaş, "Günümüzde kanser tanı yöntemleri çok hızlı gelişmektedir. Dijital onkoloji, dijitalleşme ve yapay zeka uygulamaları bu alanda önemli yer tutmaktadır. Artık kanseri yalnızca morfolojik olarak değil, genetik ve moleküler düzeyde analiz edebiliyoruz. Hastalıkları adeta "parmak izi" gibi tanımlayarak kişiye özel tedavi planları oluşturabiliyoruz" şeklinde konuştu. Yapay zeka kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açıyor Yapay zeka teknolojileri sayesinde tanı ve takip süreçleri hızlandığını, daha kısa sürede daha doğru sonuçlar elde edildiğini vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, "Bu gelişmeler, kişiselleştirilmiş tedavi yöntemlerinin önünü açmaktadır" dedi. İmmünoterapi (bağışıklık tedavisi) ve hedefe yönelik tedavilerin bu sürecin en önemli parçaları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Altuntaş, yapay zeka destekli uygulamalar sayesinde tanı ve takip süreçlerinin hızlandığının altını çizdi. Tedaviler umut verici sonuçlar ortaya koyuyor Hematolojik kanserlerin onkolojinin en hızlı gelişen alanlarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, yeni nesil tedavi yöntemleri ve akıllı ilaçlar sayesinde hastalıkların uzun süre kontrol altında tutulabildiğini söyledi. Özellikle immünoterapiler ve spesifik antikor (bağışıklık proteni) tedavilerinin umut verici sonuçlar ortaya koyduğunu ifade eden Altuntaş, hastalara umutlarını kaybetmemeleri çağrısında bulundu. Yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde ediliyor Lenfoma ve multipl miyelom (kemik iliği kanseri) gibi hastalıklarda da yeni tedavi yöntemleriyle uzun süreli ve kalıcı yanıtlar elde edildiğini belirten Prof. Dr. Altuntaş, bu durumun hastaların yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurguladı. Kök hücre naklinde de önemli gelişmeler yaşandığını kaydeden Altuntaş, tam uyumlu verici bulunamadığı durumlarda dahi başarılı sonuçlar alınabildiğine dikkat çekti. Programa Ankara Hematoloji Onkoloji Derneği yönetiminden isimler de katıldı. Dernek Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Öztürk Ateş, Genel Sekreter Doç. Dr. Fatih Yıldız ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Halil Başar programda görüşlerini paylaştı. Alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirilen program, kanser tanı ve tedavisindeki son gelişmeler ile yapay zeka uygulamalarının ele alındığı değerlendirmelerle tamamlandı. Program, bir restoranda düzenlenen yemekli organizasyonla sona erdi.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:44
Bakan Göktaş: "Aile Akademi Platformu sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi içerik ve eğitimlere erişti"
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, aile eğitimi, evlilik, sağlık, çocuk ve genç gelişimi ile mahremiyet bilinci gibi başlıklarda eğitimlerin yer aldığı Aile Akademi Platformu’ndan bugüne kadar 67 bin 754 kişinin yararlandığını bildirdi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Aile Akademi Platformu’na ilişkin yazılı açıklama yaptı. Göktaş, platform ile sağlıklı aile yapısını güçlendirmeyi, bilgi ve bilinç düzeyini artırmayı, ebeveynlere rehberlik etmeyi ve toplumsal dayanışmayı pekiştirmeyi hedeflediklerini belirtti. Ebeveynlere rehberlik etmek amacıyla hizmetleri yaygınlaştırdıklarını kaydeden Göktaş, eğitim, ekonomi, kültür, sanat, sağlık ve ulaşım başta olmak üzere her alanda ailelerin yanında olmaya gayret ettiklerini vurguladı. Göktaş, ‘Aile Dostu Ekosistem’ anlayışıyla aileyi koruyan, değerlerini yaşatan, kuşaklar arası dayanışmayı güçlendiren ve güçlü bir toplumun temelini ailede gören bir vizyonla çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti. "Aileleri tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz" Son yıllarda sosyal medyanın etkileri ve dijital risklerin aileler için önemli bir endişe kaynağı haline geldiğine dikkati çeken Göktaş, "Bu sorunları aşmanın yolu ancak bilinçli kullanım ve dijital farkındalıkla mümkündür. Bu kapsamda Bakanlık olarak toplumu, aileleri, özellikle de çocuklarımızı dijital dünyanın tehlikelerinden korumak için yoğun mesai harcıyoruz" ifadelerini kullandı. Aile Akademi Platformu’nun aile yapısını koruma, destekleme ve geleceğe taşıma yolunda önemli katkılar sunduğunu aktaran Göktaş, platform kapsamında hem vatandaşlara hem de Bakanlık personeline yönelik çeşitli eğitim içeriklerinin sunulduğunu aktardı. Ailelerin birlik ve beraberliğini güçlendiren projeleri hayata geçirmeye devam ettiklerini vurgulayan Göktaş, şöyle devam etti: "Aile yapısının güçlendirilmesi, sosyal hizmetlerin etkinliğinin artırılması, toplumsal farkındalığın yükseltilmesi ve Bakanlık personelinin bilgi ve beceri düzeylerinin geliştirilmesi amacıyla geçen yıl Aile Akademi Platformu’nu hayata geçirdik. Aile Eğitim Programı, Bilgi Güvenliği Farkındalık Eğitimi, Çocukların Yaşam Becerilerinin Güçlendirilmesi ve Geliştirilmesine Yönelik Farkındalık Eğitim Programı, Veri Güvenliği ve Kötüye Kullanım Senaryoları, ANKA Çocuk Destek Programı modülleri ile Siber Güvenlik Farkındalık Eğitimleri başta olmak üzere geniş bir yelpazede eğitim içerikleri sunuyoruz. Platform sayesinde bugüne kadar 67 bin 754 kişi, Bakanlığın sunduğu içerik ve eğitimlere erişti." "Kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor" Söz konusu eğitimlerle bireylerin ve Bakanlık çalışanlarının bilgi, farkındalık ve yetkinliklerinin artırılmasının hedeflendiğini belirten Göktaş, "Vatandaşlara yönelik eğitimlerde; aile eğitimi ve iletişimi, evlilik ve sağlık, çocukların ve gençlerin gelişimi, mahremiyet bilinci ile sosyal hizmetlere erişim gibi konular yer alıyor. Bakanlık personeline yönelik eğitimlerde ise mesleki becerilerin geliştirilmesi, yasal düzenlemeler, kriz yönetimi ve teknoloji kullanımı başlıkları bulunuyor" dedi. Aile Akademi Platformu’nun e-Devlet ile entegre şekilde tasarlandığını ve eğitimlere katılım ile başarı belgelerinin doğrulanabildiğini aktaran Göktaş, bu entegrasyon sayesinde katılımcıların kendilerine uygun zamanlarda eğitimlere erişebildiğini belirtti. Göktaş ayrıca, eğitimlerin çevrim içi sunulmasının hedef kitleyi genişlettiğini, geleneksel yöntemlere kıyasla zaman ve maliyet tasarrufu sağlayarak bütçeye katkı sunduğunu ifade etti.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:41
Ankara’da özel halk otobüsü köprü direğine çarptı: 5 ölü, 15 yaralı
Ankara’nın Kahramankazan ilçesinde özel halk otobüsünün köprü direğine çarptığı kazada 5 kişi hayatını kaybederken, 15 kişi de yaralandı. Kaza, Kahramankazan ilçesi Saray mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Kızılcahamam istikametine seyreden 06 HO 1460 plakalı özel halk otobüsünün sürücüsü, direksiyon hakimiyetini kaybederek bariyerlere çarptı. Kazanın etkisiyle takla atan otobüs, köprü ayağına çarparak durabildi. İhbar üzerine olay yerine itfaiye, sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin çalışmasıyla otobüste sıkışan yaralılar çıkartıldı. Sağlık ekipleri, otobüs şoförü dahil 5 kişinin hayatını kaybettiğini tespit etti. Otobüsten yaralı olarak çıkartılan 15 kişi ise, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye sevk edildi. Halk otobüsü sıkıştığı yerden vinç yardımıyla çıkartıldı. Polis, kazayla ilgili inceleme başlattı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:37
Bakan Kacır: "Türkiye, Avrupa’nın en büyük otobüs üreticisi"
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, "Türkiye, Avrupa’nın en büyük otobüs üreticisi" dedi. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, sosyal medya hesabından Karsan’ın paylaşımını alıntıladı. Karsan’ın sosyal medyadan Otonom e-ATAK modelinin Paris’te 6 ay boyunca gerçek şehir şartlarında 3 bin kilometre otonom sürüş gerçekleştirdiği açıklamasını alıntılayan Kacır, Karsan firmasının Avrupa’ya otonom-elektrikli otobüs ürettiğini ifade ederek, "Türkiye, Avrupa’nın en büyük otobüs üreticisi. Türkiye, Avrupa’nın lider otonom-elektrikli otobüs üreticisi oluyor" ifadelerini kullandı.
04 Nisan 2026 Cumartesi - 11:32
Ankara merkezli 8 ildeki et fiyatlarında manipülasyon soruşturmasında 7 kişi tutuklandı
Ankara merkezli 8 ilde et fiyatlarını manipüle ettikleri, arzı kısıtladıkları ve bozulmuş etleri piyasaya sürdükleri iddia edilen kişilere yönelik düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 31 şüpheliden 7’si tutuklanırken, 2 şüpheli hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Genel Soruşturma Bürosu tarafından Tarım ve Orman Bakanlığının suç duyurusu üzerine CİMER başvuruları ve sosyal medya paylaşımları göz önüne alınarak soruşturma başlatıldı. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, ülke genelinde 2025 yılı Ekim ayı sonuna kadar istikrarlı bir şekilde devam eden karkas et fiyatlarında bazı besici gruplar tarafından et ve et ürünlerinin fiyatlarının manipüle edilmek suretiyle olağanüstü bir şekilde yükseltildiği, karkas et tedarikçisi firmalar tarafından arz kısıtlamasına gidilerek elde mal olmadığı ya da kesime hayvan gelmediği gibi gerekçelerle karkas et arzını fiilen durdurdukları, hastalıklı hayvanların kesilmesi ile bozulmuş etlerin piyasaya sürüldüğü yönünde yapılan tespitler neticesinde değişik illerde faaliyette bulunan büyük ölçekli besici ve karkas et tedarikçilerinin örgütsel faaliyet kapsamında ‘nitelikli dolandırıcılık, fiyatları etkileme, mal ve hizmet satımından kaçınma, bozulmuş veya değiştirilmiş gıda ticareti’ suçlarını işlediklerine dair somut delillerin tespit edilmesi üzerine operasyon başlatıldığı belirtildi. Ankara merkezli Kırşehir, Kayseri, Konya, Bursa, Balıkesir, İstanbul ve Sakarya’da 28 şüpheli ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yapılacak denetimleri önceden haber veren 5 kamu görevlisi de dahil olmak üzere toplamda 33 şüpheli hakkında 31 Mart’ta eş zamanlı gözaltı kararı verildiği kaydedildi. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerince düzenlenen operasyonla 31 şüphelinin gözaltına alındığı, firari 2 şüpheli hakkında ise yakalama emri düzenlediği ifade edildi. Soruşturmanın titizlikle yürütüldüğü belirtilen açıklamada, "Gözaltında bulunan 5 şüpheli (kamu görevlileri) hakkında 1 Nisan, 16 şüpheli hakkında ise 3 Nisan tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığımızın talebiyle Sulh Ceza Hakimliğince adli kontrol kararı verilmiş, aynı tarihte tutuklamaya sevk edilen 10 şüpheliden 7’si Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanmış, 3 şüpheli de adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Soruşturma tüm şüpheliler ve yine halkımızın sağlığıyla oynadığı tespit edilen, edilecek tüm kişiler yönüyle titizlikle devam etmektedir" denildi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder