Yerel Haberler
Ankara
Anayasa Mahkemesi Başkanı Özkaya: "Anayasa Mahkemesi, anayasal değerlerin korunması noktasındaki kararlılığını sürdürmektedir" 25 Nisan 2026 Cumartesi - 13:57:27 Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, "Değişen toplumsal ihtiyaçlar ve gelişen hukuk anlayışı karşısında Anayasa Mahkemesi, geçmişten aldığı güçle geleceğe yönelmekte; adaletin tesisi, hukuk güvenliğinin sağlanması ve anayasal değerlerin korunması noktasındaki kararlılığını sürdürmektedir" dedi. Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya, Anayasa Mahkemesi’nin 64’üncü kuruluş yıldönümü dolayısıyla mesaj yayımladı. Özkaya, 1962 yılında kurulan Anayasa Mahkemesi’nin yalnızca anayasal bir denetim organı olarak kalmadığını belirterek aynı zamanda hukukun üstünlüğünün, temel hak ve özgürlüklerin ve demokratik hukuk devleti ilkesinin teminatı olduğunu ifade etti. Bu durumun günümüzde de Mahkemenin her alandaki kararlara yön veren en önemli dayanaklardan birini oluşturduğunu aktaran Özkaya, "Bu bağlamda norm denetimi yoluyla Anayasa’ya aykırı düzenlemelerin ve işlemlerin hukuk düzeninden ayıklanmasını sağlama görevini titizlikle yerine getiren Mahkememiz, bireysel başvuru mekanizmasıyla da bireyin hak arama özgürlüğünün en etkili güvencelerinden biri haline gelmiştir. Bu yönüyle Anayasa Mahkemesi, hak ve özgürlüklerin yaşayan koruyucusu durumundadır" açıklamasında bulundu. "Anayasa Mahkemesi, anayasal değerlerin korunması noktasındaki kararlılığını sürdürmektedir" Anayasa Mahkemesi’nin 64’üncü kuruluşunu kutlayan Özkaya, şu ifadeleri kullandı: "Değişen toplumsal ihtiyaçlar ve gelişen hukuk anlayışı karşısında Anayasa Mahkemesi, geçmişten aldığı güçle geleceğe yönelmekte; adaletin tesisi, hukuk güvenliğinin sağlanması ve anayasal değerlerin korunması noktasındaki kararlılığını sürdürmektedir. Bu vesileyle kuruluşundan bugüne kadar Mahkememize katkı sunan tüm başkan, üye ve diğer çalışma arkadaşlarımızı saygı ve minnetle anıyor, hâlen görevini büyük bir özveriyle sürdüren tüm çalışma arkadaşlarıma kalpten teşekkür ediyorum. Anayasa Mahkememizin 64. kuruluş yıldönümü kutlu olsun. Bu duygu ve düşüncelerle yargı camiamıza ve aziz milletimize saygılarımı sunuyorum."
25 Nisan 2026 Cumartesi - 12:28 BBP Genel Başkanı Destici: "DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır" Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, "DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır. PKK uzantısı DEM Parti’nin bu gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyoruz" dedi. BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Ermeni çevrelerin sözde ’Ermeni soykırımı’nın yıl dönümü olarak andıkları 24 Nisan’da, terör örgütünün siyasi uzantısı DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiriye ilişkin yazılı açıklamada bulundu. Destici, dönemin çatışma ortamında Anadolu’da faaliyet gösteren Ermeni silahlı grupların saldırıları karşısında uygulanan tehcirin, devletin bekası ve sivil halkın güvenliğini sağlamaya yönelik bir tedbir olarak hayata geçirildiğini belirtti. Osmanlı Devleti’nin sistematik bir yok etme amacı olsaydı, bu denli kapsamlı ve maliyetli bir sevk politikası yerine farklı yöntemler tercih edilebileceğine dikkati çeken Destici, buna karşılık Devletin, güvenlik gerekçesiyle nüfusun yer değiştirmesini esas aldığını dile getirdi. Destici, ""Bugün tek taraflı mağduriyet söylemi kuranların Anadolu’da Türklerle birlikte Kürtlerin de ağır kayıplar yaşadığı gerçeğini görmezden gelmesi en hafifiyle ciddi bir tarihi eksikliktir. Dün sivil Müslüman halkı hedef alan saldırılarla, yakın dönemde Hocalı’da yaşanan ve Ermeni askerlerinin sebep olduğu soykırımı yok sayarak, geçmişte zorunlu devreye sokulan güvenlik tedbirlerini suç gibi sunmak, geçmişi düşmanca art niyetli ve tek boyutlu okumaktır, hakikati inkardır. Ermeni çetelerince katledilen kendi halkının kanı üzerinden siyaset yapıp, bugün o kanı dökenlerin yasını tutmak siyasi bir tercihten öte, tarihi bir utanç ve celladına aşık bir kimliksizliktir" açıklamasında bulundu. "DEM Parti’nin gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyoruz" Tehcir sürecinde tek bir tarafı sorumlu tutmanın hakkaniyetli olmadığını kaydeden Destici, "Ermeni çevrelerin sözde ’Ermeni soykırımı’nın yıl dönümü olarak andıkları 24 Nisan’da, terör örgütünün siyasi uzantısı DEM Parti MYK’sının ’yüzleşme’ adıyla yayımladığı bildiri, tarihi hakikatleri tersyüz eden siyasi bir çarpıtmadır. PKK uzantısı DEM Parti’nin bu gayri-milli ve çarpık tarih okumasını şiddetle reddediyor, katledilen binlerce Müslüman-Türk ve Kürt vatandaşımızı rahmetle ve saygıyla anıyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 12:21 5 aydır maaş alamayan maden işçilerinin açlık grevi eylemi 6. gününde devam ediyor 10 yılı aşkındır hak kayıpları olduğunu ve 5 aydan fazladır maaş alamadıkları gerekçesiyle Eskişehir’den Ankara’ya yürüyen Doruk Madencilik işçilerinin açlık grevi eylemi 6. gününde de devam ediyor. Maaşlarını ve tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle 2 hafta önce Eskişehir’den Ankara’ya yürüme kararı alan Doruk Madencilik işçileri, Kurtuluş Parkı’ndaki açlık grevi eylemlerine 6 gündür devam ediyor. Eylem nedenlerinin arasında maaş alacaklarının yanı sıra yıllardır devam eden hak kayıplarının yer aldığını belirten işçiler, sorunlarının çözüme kavuşuncaya kadar eylemlerine devam edeceklerini ifade etti. "Kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik" Geçmişten bugüne alacakları konusunda problemler yaşandığını dile getiren işçilerden Nevzat Kuyumcu, "2016’dan 2022’ye kadar TMSF altında çalıştık. Alacaklarımız ödenmedi. Ücretlerimiz sıfırlanmadı. 2022 sonunda da Yıldızlar Holding’in şirketi olan Doruk Maden’e transfer olduk. Alacaklarımızın ödenmemesi konusunda büyük sıkıntılar çektik. Emekli olanların tazminatları ödenmemeye başladı. Daha sonra sendika, yetkili biri görevlendirilince alacaklarımızın ödeneceğini söyledi. Yetkili gelince yine alamadık. En sonunda biz de bu yürüyüş kararını aldık. Buraya gelmeden önce işverenimiz eylemi durdurmamız karşılığında maaşların ödeneceğini belirtti. Biz maaş için yürümedik buraya. Kaybolan bütün haklarımızı almak için geldik. Bir iki maaşı yatan arkadaşlarımız olmuş. Eylemi sonlandırmaları istenmiş. Alacağımız sadece iki maaş olsaydı Eskişehir’den buraya yürümezdik. Eylemimiz kaldığı yerden devam ediyor. Pazartesi günü Enerji Bakanlığına yürüyüş yapmayı planlıyoruz. Haklarımızı almadan dönmeyeceğiz. Herkes yemin etti. Açlık grevinde olan arkadaşlarımız var. Bir tanesi evine gitmek zorunda kaldı. Bayılanlar, fenalaşanlar oldu. Herkes bize destek veriyor. Ankara halkına teşekkür ederiz" dedi. "Özlük haklarımıza sıra gelmeden daha maaş alacaklarımız bile bitmedi" İşçilerden Ersin Fırıncı ise, "6 gündür burayız, 14 gündür de eylemdeyiz. Sıkıntılı ve kronik rahatsızlığı olan arkadaşlarımız var. Hala bir gelişme yok. Sesimizi duyuramadık. Sesimizin gitmesi gereken yerler bizi duymadı. İşçiler açlık grevinde. Dün yapılan görüşmelerde ödemelerin bir kısmının yapıldığı, bir kısmının da haftaya yapılacağı söyleniyor. Bu ödemeler birkaç aylık alacaklar. Bizim mağduriyetimiz 2 ila 8 ay arasında değişiyor. Özlük haklarımıza sıra gelmeden daha maaş alacaklarımız bile bitmedi. Kimse burada durmanın meraklısı değil. Herkes evden çıkarken ailesine söz verdi. Herkes çocuklarına ‘sizin geleceğinizi almadan dönmeyeceğim’ dedi. Çocuklarımız 23 Nisan’ı kutlamak yerine burada babalarının yağmurluklarına sarılıp ağladı. Biz burada beklerken işçiler 1 Mayıs’ı nasıl kutlayacak" ifadelerini kullandı. "Haklı fesih sebebi olduğunda dahi tazminatlarımızı temin edemiyoruz" Fırıncı, 10 ila 17 yıl arasında alacaklarının olduğunu ifade ederek, "Burada en az 10 yıldır madencilik yapanlar var. 10 ila 17 yıl alacağı olan insanlar var ama kimsenin güveni yok. Biz emekli olduğumuzda, haklı fesih sebebi olduğunda tazminatlarımızı temin edemiyoruz. İşverenler mahkemelerin verdiği kararların hiçbirini uygulamıyor. Her gün ne yapacağımızı aramızda konuşuyoruz. Biz daha ne yapabiliriz. Biz bu parayı devletimizden istemiyoruz. Sadece aracılık yapmasını istiyoruz. Bu bizim hakkımız, onun için mücadele veriyoruz. Herkesin desteğini ihtiyacımız var" dedi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 11:48 Tarihi Çerkeş Sokağı eski günlerini arıyor Ankara’da alışverişin kalbi Ulus semtinde bulunan tarihi ticaret merkezi Çerkeş Sokak esnafı, eski günlerini mumla arıyor. Ankara’nın köklü ticaret noktalarından biri olan ve Altındağ ilçesi Hacı Bayram Mahallesinde bulunan Çerkeş Sokak, geçmişteki yoğun olan ticari önemini kaybetti. Zaman içerisinde işlek ticari hareketliliğini durgunluğa bırakan sokakta esnaf sayısı da bu oranda azaldı. Ucuz tekstil ürünlerinden, tuhafiye ürünlerine, manav ürünlerinden zücaciyecilere kadar pek çok ürünün merkezi olan sokak esnafı, azalan müşteri potansiyeli nedeniyle zor günler geçiriyor. Sokakta 50 yıldır esnaflık yapan Menderes Benlier, Sokağın tarihi değerine dikkati çekerek, Çerkeş Sokağı’nın bir dönem Ankara’nın en önemli alışveriş merkezlerinden biri olduğunu belirtti. Benlier, "Bütün Ankara’nın boncuk, Mevlüt şekeri, gelinlik, damatlık ve sünnet eşyaları burada satılırdı. Burası orta direk pazarıydı. 1990 ve 2001 krizlerinde herkes buraya gelirdi" dedi. Günümüzde tüketim alışkanlıklarının değiştiğini belirten Benlier, "Şimdi insanlar lükse yöneliyor. Burada eşofman 100-150 liraya satılan bir ürün, Kızılay’da 300-400 liraya olsa bile orayı tercih ediyorlar" diye konuştu. Mahallenin geçmişte farklı kültürlere ev sahipliği yaptığını ifade eden Benlier, eski yapıların da büyük ölçüde ortadan kalktığını dile getirdi. "En ucuz yerlerden biri" Bir dönem Suriyeli müşterilerin bölgeye hareketlilik kattığını belirten Benlier, "Onlar gidince işler yine düştü ama şükür çalışıyoruz. Vatandaş buranın ucuz olduğunu biliyor. Giyimden gıdaya kadar Ankara’nın en uygun yerlerinden biri burası" ifadelerini kullandı. Bayram dönemlerinde yoğunluğun arttığını da sözlerine ekleyen Benlier, "Bayramlarda bütün Ankara buraya iner, her şey ucuz burada ayakkabıcısı da ucuz, giyimde de ucuz, gıdada da ucuz. Yani burada geçemezsin bayramlarda" diye konuştu. Sokakta 1998 yılından bu yana bölgede esnaflık yaptığını söyleyen İsmail Sülün ise Çerkeş Sokağı’nda sektör değişiminin yaşandığını belirterek "Aşağı yukarı 17 tane kasap vardı burada. 100 tane manav vardı. Bakkal desem 30 taneydi. Elbiseci azınlıktaydı burada. Ama şimdi tamamı elbiseye döndü. Bizim gıda sektörü bitti" dedi. Satışların düştüğünü vurgulayan Sülün, sokağın yeterince tanıtılmadığını, terk edildiğini ve gençlerin de bölgeye ilgisinin az olduğunu söyleyerek, "Gençler buraya sıcak bakmıyor, ancak elbiseye geliyor" diye konuştu. "Düzenleme şart" Sokağın yeniden canlanması için düzenleme yapılması gerektiğini ifade eden Sülün, "Çadırların kalkması, esnafların düzelmesi bunlar çok önemli. Müşteri onun için gelmiyor, sadece şahıs meselesi konuşmuyorum. Aşağı girişten başlayacak, yukarı merdivenlerden çatılar ve esnafların güzel bir düzenli olması için aynı haldeki gibi ve çıkışlar yokuştaki gibi, Bentderesi gibi olmasını istiyoruz" ifadelerine yer verdi. Ankara da oturan, alışveriş ve hanları gezmek için zaman zaman Çerkeş Sokağa giden Hakan Deniz, "Daha çok tabii etraftaki hanları ziyaret etmeyi çok seviyorum. Anafartalar çarşısından tutun işte yukarıya kaleye kadar. Doğrusu bu çarşı unutulan bir çarşı. Gençler pek bilmiyor burayı. Keşke herkes bir ziyaret etse. Hem uygun alışveriş yapma yeri anlamında hem de geleneksel alışveriş yapma anlamında Gerçekten çok güzel bir çarşı. Gezmesi çok keyifli" diye konuştu. Aile üyelerinin tavsiyesi üzerine Çerkeş Sokağı öğrendiğini belirten Deniz, "Ankara’ya göç ettim 30 yıl önce, o şekilde öğrendim. Uzun yıllardan beri de biliyorum burayı. Gençlerin buraya gelmesini tavsiye ederim. Unutulmamasını dilerim buraların. Gerçekten hal ve arka tarafındaki çarşılar çok değerli" şeklinde konuştu.
/ANKARA-1) Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yapay zeka ve siber güvenlik birlikte düşünüldüğünde bir milli güvenlik meselesi olduğu aşikardır"
31 Mart 2026 Salı - 15:28 /ANKARA-1) Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Yapay zeka ve siber güvenlik birlikte düşünüldüğünde bir milli güvenlik meselesi olduğu aşikardır" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Programı’nda bastığı butonla Türkiye’de 5G teknolojisine geçildi. Törende konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" dedi.Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde düzenlenen "5G ile İletişimde Güçlü Türkiye Programı"na katıldı. Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tablet ekranından butona basmasıyla Türkiye’de 5G teknolojisine geçildi. Törende konuşan Erdoğan, "Ülkemizin önünde iletişimin yanı sıra ulaştırmadan sağlığa, tarımdan üretime, ekonomiden eğitime geniş bir alanda yepyeni bir sayfa açacak 5G teknolojisinin bir kez daha hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı."Yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir"Siber dünyanın öneminin artık dünyada da daha iyi anlaşıldığını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Günümüz dünyasında egemenlik coğrafya temelli fiziki ve sadece belirli bir toprak parçası ile sınırlı olmaktan çıkmıştır. Küresel güç rekabetinin sertleştiği bu dönemde, teknoloji ve dijitalleşme alanında meydana gelen baş döndürücü gelişmeler klasik anlamdaki egemenlik mefhumunu aşındırmıştır. Artık güçlü olmak, caydırıcı olmak, dünyada söz, etki ve itibar sahibi olmak istiyorsanız, bir defa siber uzay çalışmalarınızı hızlandırmak, siber güvenlik tedbirlerinizi almak, siber teknolojinizi geliştirmek zorundasınız. Verilerin toplanması, işlenmesi, analiz edilmesi, katma değere dönüştürülmesi ve en önemlisi veri güvenliğinin temin edilmesi bu süreçte kritik bir rol oynamaktadır. Özellikle son dönemde Lübnan, Gazze ve İran başta olmak üzere yakın çevremizde meydana gelen savaş ve çatışmalar, siber güvenliğin önemini hepimize bir kez daha göstermiştir" ifadelerine yer verdi."Siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir"5G’nin milli mesele olduğuna dikkati çeken Erdoğan, "Şurası tartışılmayacak kadar ortadadır: İçinde bulunduğumuz veri çağında siyasi istikrar, ekonomik bağımsızlık, askeri caydırıcılık ve dijital egemenlik birbirinden ayrı değildir, tam tersine bunlar birbirinin tamamlayıcı, eskilerin ifadesiyle mütemmim cüzüdür. Sınırlarınızı kontrol ettiğiniz ölçüde hava sahanızı kontrol edemiyorsanız, hava sahanızı koruduğunuz ölçüde siber vatanınızı ve bunun ayrılmaz parçası olan verilerinizi koruyamıyorsanız, egemenliğinizde çok ciddi zafiyet var demektir. Dijital çağda jeopolitik üstünlüğün belirleyici aktörü sadece toprağı kontrol edenle değil, bununla birlikte veriyi yönetenler de olacaktır. Bu bakımdan 5G’nin veri merkezleri, bulut altyapıları, yapay zeka ve siber güvenlik kapasitesiyle birlikte düşünüldüğünde dijital egemenlik ve milli güvenlik meselesi olduğu son derece açıktır" diye konuştu."Güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık"Son 23 yılda dijital alanda da gelişmeye devam ettiklerini belirten ve bu alanda yapılan bazı hizmetleri sıralayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Dijital dönüşümde attığımız stratejik adımlarla ülkemizi bu alanda parmakla gösterilen seviyelere çıkardık. Bu süreçte bir yandan dijital hız ve kapasitemizi artırırken, diğer yandan güçlü bir siber güvenlik mimarisi oluşturmak için ne gerekiyorsa yaptık. 2002’de 81 bin kilometre olan fiber hat uzunluğumuzu 2025 yılının 3. çeyreği itibariyle 657 bin kilometreye ulaştırdık. Aynı dönemde geniş bant internet abone sayımızı 3 binden 98 milyona, mobil telefon abone sayımızı ise 23 milyondan alıp neredeyse 100 milyona çıkardık. 55 milyona aşkın vatandaşımız bugün güvenli internet hizmetlerini kullanıyor. Hali hazırda Türkiye’de mobil ve sabit hatlardan 82 milyar dakika konuşma trafiği gerçekleşiyor. Aylık ortalama 494 dakika mobil kullanım süresiyle Avrupa’da birinci sıradayız. Geçtiğimiz sene kurduğumuz Siber Güvenlik Başkanlığımız, haberleşme sistemlerimizin güvenliğini sağlamak, kritik altyapılarımızı korumak ve siber tehditlere karşı etkin bir savunma mekanizması oluşturmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde emniyet birimlerimiz, istihbarat teşkilatımız ve ilgili tüm kurumlarımız da her senaryoya hazırlıklı bir şekilde kendi önlem, aksiyon ve karşı koyma planlarını başarıyla planlayıp hayata geçiriyor" açıklamasında bulundu."Önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ediyoruz"Siber güvenliğe sadece tehditler karşısında gösterilen bir tepki değil, ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası olarak baktıklarını söyleyen Erdoğan şöyle devam etti:"Yabancı menşeli anlık mesajlaşma ve arama uygulamalarının özellikle Gazze soykırımından beri çeşitli tartışmalara konu olduğu görülüyor, biz de bu tartışmaları çok yakından takip ediyoruz. Devlet kurumlarına ait veriler güvenliğini özellikle güçlendirme noktasında ilave tedbirleri önümüzdeki dönemde peyderpey devreye alacağız. Kıymetli dostlar; bakınız geçmişte teknolojik gelişmeleri yalnızca takip eden, çağa ayak uydurma kaygısından öteye geçemeyen bir Türkiye vardı. Yeni teknolojileri tribünden izleyen, başkalarına imrenen, öz kaynaklarını değerlendiremeyen bir Türkiye vardı. Başörtüsü, saç, sakal, kılık kıyafet gibi meselelerle uğraşmaktan dünyada olup bitenleri takip edemeyen bir Türkiye vardı. Yıllarca Türkiye’nin özellikle belli alanlarda geri kalmışlığını, bu milletin inanç değerlerine, kültür kodlarına, insanımızın giydiği kıyafete bağladılar. Yaklaşık 6 asır boyunca cihana nizam vermiş bir ecdadın torunları olarak, bu kötü gidişe, bu atalete, bu ideolojik bağnazlığa biz itiraz ettik. Biz yapamayız, biz beceremeyiz diyen özgüven yoksunlarına kulak asmadan, bu milletin evlatlarına, bu ülkenin parlak beyinlerine inanarak teknolojide tam bir seferberlik ilan ettik, çalışmalarımızın meyvelerini de hamdolsun kısa sürede toplamayı bildik. Bugün geldiğimiz noktada hem kendi teknolojimizi üretiyoruz, hem yeniliklere öncülük ediyor, hem de sahip olduğumuz teknolojiyi dünyanın birçok ülkesine ihraç ediyoruz. İlk yerli ve milli haberleşme uydumuz Türksat-6A’yı ayı 2024’te uzaya fırlattık, 2025’te resmen hizmete aldık ve böylece dünyada kendi uydusunu üretebilen 11 ülkeden biri olmayı başardık. Savunma sanayi başta olmak üzere teknolojik imkan ve kabiliyetlerin belirleyici olduğu tüm sektörlerde çağa ufuk çiziyor, yön tayin ediyoruz. Ar-ge’den seri üretime, kendi ürün ve yazılımlarımızla, kendi tesis ve mühendislerimizle yeni dünyanın semalarında kutup yıldızı gibi parlıyoruz. Avrupa ve Amerika dahil pek çok yerde gençler daha kendi ülkelerinin haritadaki yerini gösteremezken, ayak sesleri yalnızca Türkiye’yi değil, kıtaları inleten TEKNOFEST gençliği yeni projelerle, yeni tekliflerle dünyaya rol model oluyor. Velhasıl önümüze konulan bentleri yıkarak her alanda gümbür gümbür geliyor, destanlaşıyor, yeni ve güçlü Türkiye’yi adım adım inşa ediyoruz.""İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak"Başlangıçta 81 il merkezinde devreye alınacak olan 5G’yi 2 sene içinde Türkiye’nin her karışında hizmete sunacaklarını belirten Erdoğan, "Şebeke altyapımızda mümkün olan en yüksek seviyede yerli ve milli ürün kullanımını hedefliyoruz. İşletmecilerimiz yıllara göre artacak şekilde ilk etapta yüzde 60 oranın Yerli Malı Belgeli ürün, yüzde 30 oranında milli haberleşme ürününü kullanacak. Devamında bu rakamlar peyderpey arttırılabilecek" dedi.5G’ye geçilmesinin ardından gerçekleşecek kazanımlardan bazılarını sıralayan Erdoğan şu ifadeleri kullandı:"Beşinci nesil mobil haberleşme altyapısı, yüksek hız, düşük gecikme süresi ve geniş bağlantı kapasitesi olmak üzere 3 ana özelliğiyle öne çıkıyor. 5G sanayide 2 gigabit veri aktarımıyla bir önceki nesle oranla 10 kata kadar daha yüksek veri hızına ulaşıyor, yani iletişim hızımız tam 10 kat artıyor. 4,5 veya 4-5G’de ortalama 30-40 milisaniye olan gecikme süresi 5G ile 1 milisaniyeye kadar düşüyor. Son olarak daha önce binlerle ifade edilen eşzamanlı bağlantı kapasitesi 5G ile milyonlarca cihaza erişiyor. Nesnelerin internetini çok daha verimli ve süratli hale getirecek bu sistemle kilometrekare başına milyonlarca cihaz aynı anda kesintisiz ve güvenli biçimde birbiriyle irtibat kurabilecek. 5G’yi diğerlerinden ayıran bir diğer önemli ayrıntı da, bulut tabanlı ve yazılım odaklı çekirdek mimarisidir. Bu özellikle şebekeyi daha esnek, daha akıllı ve ihtiyaca göre şekillenebilen bir yapıya kavuşturuyor. 5G ile birlikte iletişimin sadece hızlanmakla kalmadığı, aynı zamanda bütünüyle şekil değiştirdiği bir dönemin kapılarını aralıyoruz. Vatandaşlarımız internet kullanımında saniyede 1 megabit ve üzeri hızlarla tanışacak. Sabit internetin ulaşamadığı yerlerde sabit kablosuz erişim sayesinde fiber hızına yakın bir deneyim sunulacak. Aynı fiziksel altyapı üzerinde farklı sektörlere ait sanal ağlar kurulabilecek. Böylelikle sağlık, üretim, lojistik ve güvenlik gibi birbirinden farklı alanlarda ihtiyaca özel hizmetler verilebilecek. Kurumlar, kendi yerleşkeleri veya tesisleri içinde kendilerine özel, güvenli ve düşük gecikmeli şebekeler kullanabilecek. Verinin merkeze gitmeden kaynağa en yakın noktada işlenmesi mümkün olacağı için karar alma ve tepki verme süreleri ciddi şekilde kısalacak. Diğer taraftan, mobil iletişimde ve dijital hizmetlerde bekleme süreleri azalırken, gigabit hızları artacak, evde, işte veya hareket halindeyken daha güçlü ve kesintisiz bir bağlantı standardı oluşacak. Gerçek zamanlı bağlantı gerektiren uygulamalar daha stabil çalışacak.""Hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek"Uzaktan hizmetin de 5G ile çok daha verimli olacağını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Sağlıkta uzaktan müdahale imkânları gelişecek, gerçek zamanlı görüntü aktarımı ve kritik sistemlerin eşzamanlı çalışması yaygınlaşacak. Ultra düşük gecikme kapasitesi sayesinde örneğin bir doktor hastasını yüzlerce kilometre öteden ameliyat edebilecek, hastaların durumu mesafe engeline takılmadan anlık şekilde ve uzaktan izlenebilecek. Ulaşımda araçlar, altyapı ve trafik sistemleri anlık veri paylaşabilecek. Böylece yollar daha güvenli olacak. Can kayıpları inşallah azalacak. Eğitimde artırılmış gerçeklik, sanal laboratuvar, simülasyon ve gerçek zamanlı etkileşim daha fazla kullanılacak. Tarımda akıllı tarım uygulamalarıyla daha sürdürülebilir ve yüksek verimli bir üretim sağlanacak. Daha fazla veriyi daha düşük enerji üretimiyle taşıyabilen 5G ile kamu hizmetlerinde ve akıllı şehirlerde milyonlarca sensörle donatılmış altyapılar sayesinde enerji, su, ulaşım sistemleri anlık yönetilebilecek. Bu da hem hizmet kalitesini artıracak, hem de kaynak kullanımında önemli bir tasarrufu beraberinde getirecek. Kıymetli misafirler; 5G ile güvenlik alanında da yeni kazanım ve avantajlar elde edeceğiz. Yeni nesil altyapımızın şebeke dilimleme özelliğiyle farklı kullanım alanlarına mahsus güvenlik politikalarını uygulama imkânı bulacağız. Uç bilişim yaklaşımı marifetiyle verinin kaynağa yakın işlenmesi sayesinde siber riskleri daha da azaltacağız. Kolluk kuvvetlerimizin sahada kullandığı sistemler 5G altyapısıyla çok daha etkin, hızlı ve öngörülebilir bir yapı arz edecek. Kent güvenlik yönetim sisteminden plaka tanıma sistemine, hudut kapısı sisteminden narkotik uyuma sistemine, suç analiz uygulamasından KADES’e, polis teşkilatlarımızın suç ve suçluyla mücadelesinde kullanılan sistemlerin işlevselliği daha da artmış olacak" diye konuştu.Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasının ardından Bitlis, Çanakkale, İstanbul, Hatay, Rize, Mardin Valileri ile canlı bağlantı gerçekleştirdi. Daha sonra ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tablet üzerinden bastığı butonla Türkiye’de 5G teknolojisine geçildi.
Dışişleri Bakanlığı’ndan UNFIL’e yönelik saldırıya kınama: "Faillerin adalet önünde hesap vermesi sağlanmalıdır"
31 Mart 2026 Salı - 15:11 Dışişleri Bakanlığı’ndan UNFIL’e yönelik saldırıya kınama: "Faillerin adalet önünde hesap vermesi sağlanmalıdır" Dışişleri Bakanlığı, Lübnan’da UNIFIL bünyesinde görev yapan Endonezyalı barış gücü askerlerine yönelik saldırıyı kınayarak, saldırının uluslararası hukukun ağır ihlali olduğunu bildirdi. Dışişleri Bakanlığı, Lübnan’da Birleşmiş Milletler Geçici Görev Gücü (UNIFIL) bünyesinde görev yapan Endonezyalı barış gücü personeline yönelik saldırıya ilişkin yazılı açıklama yaptı. Bakanlık açıklamasında, saldırı sonucu üç Endonezyalı barış gücü mensubunun hayatını kaybettiği, çok sayıda görevlinin yaralandığı belirtilerek, şu ifadelere yer verdi: "UNIFIL bünyesinde görev yapan Endonezyalı üç barış gücü mensubunun hayatını kaybetmesi ve çok sayıda görevlinin yaralanmasıyla sonuçlanan saldırıları kınıyor, Endonezya Hükümeti ve halkına başsağlığı dileklerimizi sunuyoruz. BM kurumlarına ve BM barış gücü personeline yapılan bu saldırılar uluslararası hukukun ağır ihlalini teşkil etmektedir. Söz konusu saldırıların faillerinin adalet önünde hesap vermesi sağlanmalıdır. İsrail’in Lübnan’daki işgali bölgemizde savaşın yayılmasına ve istikrarsızlığın daha da derinleşmesine yol açmaktadır. İsrail yayılmacılığının, saldırganlığının ve işgalinin sona erdirilmesi için uluslararası topluma çağrımızı yineliyoruz."
HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Biz asimilasyon değil entegrasyon istiyoruz
31 Mart 2026 Salı - 14:53 HAK-İŞ Başkanı Arslan: "Biz asimilasyon değil entegrasyon istiyoruz Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu (HAK-İŞ) Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye’de çalışan Suriyelilere ilişkin, "Biz asimilasyon değil entegrasyon istiyoruz. Suriyeli kardeşlerimiz kendi kültürlerini koruyarak bu topraklarda bizim vatandaşlarımızın haklarına kavuşarak kalabilmelerini sağlayacak bir entegrasyondan bahsediyoruz" dedi. HAK-İŞ ile Suriye Sendikalar Konfederasyonu (GFTU) Ortak Danışma Komitesi Toplantısı düzenledi. HAK-İŞ Genel Başkanı Mahmut Arslan ve Suriye Sendikalar Konfederasyonu Genel Başkanı Fawaz Al-Ahmad’in katılımıyla gerçekleşen toplantıda Türkiye’de çalışan Suriyelilerin entegrasyonu ve sosyal hakları ele alındı. Toplantıda bir konuşma gerçekleştiren Arslan, GFTU ile birlikte daha önce planladıkları daimi komite çalışmalarının ikinci aşamasını gerçekleştirdiklerini belirtti. Arslan, 2000’li yıllarda başlattıkları HAKİŞ, GFTU ilişkilerinin Suriye’deki iç karışıklığın ardından tıkandığını belirterek, Suriye’de rejimin değişmesiyle birlikte ise yeniden temasa geçtiklerini bildirdi. GFTU ile birlikte Türkiye’de çalışan Suriyelerin sorunlarını ele aldıklarını belirten Arslan, "Konfederasyonumuz ve Suriye’nin yeni devrim hükümetiyle birlikte Türkiye Suriye ilişkilerinin de normalleşmesinden dolayı göç konusunda ciddi yeni adımların atılabileceğini, yeni bir kısım gelişmelerin olabileceğini de heyecanla takip ederek daha sonra Temmuz ayında Başkan, bir heyetiyle birlikte Türkiye’ye geldiler. Burada bazı yeni kararlar aldık. Bu kararlardan bir tanesi her iki konfederasyon için üçer adet kendi konfederasyon bünyesinden oluşturulan bir daimi komite anlaşmasını yaptık. Üç kişi GFTU’dan, üç kişi HAK-İŞ’ten bunlar daha çok bu göç konusunu da bilen ve bu süreçte birlikte çalışacağımız arkadaşlarımızın tespit edilmesi kararını aldık" açıklamasında bulundu. Arslan, komitenin hayata geçirilmesi hususundaki çalışmalarının devam ettiğinin altını çizerek, komitenin fiilen çalışmaya başladığını bildirdi. "GFTU’nun demokratik ve şeffaf konfederasyonlarla ilişkilerinin geliştirilmesini sağlamaya çalışacağız" GFTU’nun dünyadaki konumunu güçlendirme konusunda HAK-İŞ’in ciddi çabalar sarf ettiğini belirten Arslan, "Bazı önümüzde zorluklara rağmen yılın sonuna doğru Azerbaycan’da gerçekleştirilen AHİK’in kongresine GFTU’nun davet edilmesi hususunda büyük bir çaba sarf ettik. Ancak bazı sorunlarla karşılaştık. Onu gerçekleştiremedik. Bundan sonra konfederasyonumuz Uluslarara Sendikalar Konfederasyonu İTUC’un bünyesindeki kuruluşlarla GFTU’nun demokratik ve şeffaf konfederasyonlarla da ilişkilerinin geliştirilmesini sağlamaya çalışacağız. Çünkü Suriye tavrını ve kararlılığını ortaya koymuştur. Suriye Arap Cumhuriyeti demokratik bir cumhuriyet olarak farklılıkları bir arada tutmaya çalışan farklılıkları ülkenin parçalanması için değil ülkenin birliği için kıymetli bulan bir yeni yönetim anlayışı var" şeklinde konuştu. Arslan, Türkiye’ye Suriye’den ilk göç dalgasının 2011 yılında gerçekleştiğini hatırlatarak, rejimin değişmesiyle birlikte Türkiye’ye gelen birçok Suriyelinin geri döndüğünü kaydetti. Türkiye ile Suriye arasında yapılabilecek anlaşmalarla birçok Suriyelinin daha geri dönebileceğine de vurgu yapan Arslan, "Biz bu dönüşlerin eğer Suriye’deki altyapıyı oluşturabilirsek Suriye’deki istihdam alanları genişlerse Türkiye Suriye arasında sosyal güvenlik anlaşmaları sağlanır, Türkiye’deki yaptıkları çalışmalardan dolayı haklarını kaybetmeden Suriye’ye dönecek olurlarsa ben inanıyorum ki yine belli sayıdaki Suriyeli kardeşlerimiz kendi topraklarına kendi vatanlarına dönecekler. Bununla ilgili gerek dünyadaki göç hareketleri incelendiğinde gerekse bölgemizdeki gelişmeler dikkate alındığında biz şunu görüyoruz. Nereden bakarsanız bakın yaklaşık bir milyon civarındaki Suriyeli kardeşimiz bu ülkede kalacaktır. Bu dünyanın bütün bölgelerinde böyledir" değerlendirmesinde bulundu. "Asimilasyon değil entegrasyon istiyoruz" Türkiye’de kalmayı ve yaşamını Türkiye’de sürdürmeyi seçen Suriyelilerin ise Uluslararası ve Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte entegrasyon çalışmalarına başlanması gerektiğini vurgulayan Arslan, "Biz asimilasyon değil entegrasyon istiyoruz. Suriyeli kardeşlerimiz kendi kültürlerini, kendi yaşam biçimlerini kendi, inanç değerlerini koruyarak, bu topraklarda bizim vatandaşlarımızın haklarına kavuşarak kalabilmelerini sağlayacak bir entegrasyondan bahsediyoruz. Bu hem Türkiye’nin hayrınadır hem Suriye Devleti’nin hayrınadır hem de Suriyeli göçmen kardeşlerimizin hayrınadır. Biz bunun mücadelesini yapıyoruz" ifadelerine yer verdi. Konuşmaların ardından Arslan, GFTU Başkanı Al-Ahmad’a hediye takdiminde bulundu. Program, basın açıklamasının ardından basına kapalı olarak devam etti.
Kimsesizler için "Sıcak Yuva" genelgesi nisan ayına kadar uzatıldı
31 Mart 2026 Salı - 14:00 Kimsesizler için "Sıcak Yuva" genelgesi nisan ayına kadar uzatıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kış şartlarının ülke genelinde etkisini sürdürmesi üzerine evsiz ve kimsesiz vatandaşlara yönelik yürüttüğü "Sıcak Yuva" genelgesini nisan ayına kadar uzatıldığını açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, evsiz ve kimsesiz vatandaşlara yönelik yürüttüğü ’Evsizlere Konaklama Projesi’nin süresinin nisan ayına kadar uzatıldığını belirtti. Bakanlık tarafından 2025 yılı Kasım ayında 81 il valiliğine, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na genelge gönderilmişti. Genelgeyle, kış aylarında sokakta tek bir vatandaşın dahi kalmaması hedeflendiği ifade edildi. Projenin, ısıl harita verilerine göre ülkenin büyük bir bölümünde 31 Mart tarihinde sona ermesi planlanıyordu. Ancak soğuk hava şartlarının devam etmesi ve herhangi bir aksaklığa neden olmaması amacıyla uygulamanın 30 Nisan tarihine kadar uzatıldığı edinilen bilgiler arasında yer aldı. Barınma imkanlarının yanı sıra psiko-sosyal destek de veriliyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın imzasıyla kış aylarının başında yayımlanan genelge doğrultusunda, ihtiyaç sahibi vatandaşlara barınma imkanının yanı sıra gerekli durumlarda psiko-sosyal destek de verildiği not düşüldü. Genelge kapsamında il ve ilçelerde öncelikle evsiz ve kimsesiz kişilerin tespitinin gerçekleştirildiği açıklandı. Tespit edilen vatandaşlar, ilk etapta kamu kurumlarına ait misafirhanelere yerleştirildiği, bu alanların yetersiz kaldığı durumlarda ise pansiyon, otel gibi konaklama yerlerine nakledildiği açıklandı. Barınma hizmetlerinin yanı sıra, vatandaşların temizlik, sağlık, temel gıda ve giyim ihtiyaçları da bakanlık tarafından karşılanırken, uygulamanın kesintisiz şekilde sürdürülmesi amacıyla tüm illerde çalışmaların titizlikle devam ettiği bildirildi.
30 milyon liralık tarihi eser ele geçirildi
31 Mart 2026 Salı - 13:51 30 milyon liralık tarihi eser ele geçirildi Ankara’da Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele ekiplerinin 6 ay süren çalışması sonucu, bir şüphelinin hobi bahçesine gömdüğü yaklaşık 30 milyon liralık tarihi eserin ele geçirildiği belirtildi. Ankara Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında, ülke genelindeki sit alanlarında gerçekleştirilen kaçak kazılar sonucu elde edilen tarihi eserlerin piyasaya sürülerek yurtdışına kaçırılmaya çalışıldığı bilgisi üzerine çalışma başlatıldığı bildirildi. Yaklaşık 6 ay süren takip sonucunda, şüpheli şahsın kaçak kazılarda elde ettiği tarihi eserleri Sincan ilçesinde bulunan hobi bahçesinde toprağa gömdüğü edinilen bilgiler arasında yer aldı. 30 Mart tarihinde şüphelinin ikameti ve hobi bahçesine yönelik düzenlenen operasyonda, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı açıklandı. Yaklaşık 30 milyon lira değerinde eser ele geçirildi Ekiplerin yaptığı operasyonda; 6 bin 24 adet bronz ve gümüş sikke, 358 adet bronz ve gümüş obje, 1 adet define arama dedektörünün ele geçirildiği edinilen bilgiler arasında yer aldı. Toplamda 6 bin 382 adet tarihi eser niteliğinde olduğu değerlendirilen materyalin bulunduğu operasyonda, ele geçirilen eserler arasında; 550 adet Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait gümüş sikke, bin 230 adet Roma dönemine ait gümüş sikke, 980 adet Arkaik (Antik Yunan) döneme ait sikke, 3 bin 150 adet Roma dönemine ait sikke, 114 adet Lidya ve Milas dönemine ait sikke, 241 adet Bizans ve Roma dönemine ait obje, 117 adet Osmanlı dönemine ait objenin yer aldığı ifade edildi. Ele geçirilen tarihi eserlerin piyasa değerinin yaklaşık 30 milyon lira olduğu değerlendirildi. Eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne teslim edilmek üzere muhafaza altına alınırken, şüpheli şahıs hakkında ise adli işlemlerin sürdüğü bildirildi.
‘CİMER’e Renk Kat’ resim yarışmasına başvurular sürüyor: Son başvuru 3 Nisan
31 Mart 2026 Salı - 13:50 ‘CİMER’e Renk Kat’ resim yarışmasına başvurular sürüyor: Son başvuru 3 Nisan Başvuruları devam eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel ‘CİMER’e Renk Kat’ yarışmasında son başvuru tarihi 3 Nisan. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ‘CİMER’e Renk Kat’ ödüllü resim yarışması, bir sanat etkinliğinin yanı sıra çocukların hayallerini görünür kılan bir iletişim köprüsüne dönüştü. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen yarışmaya yüzlerce çocuk, Türkiye’nin dört bir yanından başvuru yaptı. Çocuklar rengarenk eserlerini göndermeye başladı. Her bir eser; umut, adalet, doğa ve mutluluk gibi değerleri çocukların gözünden yeniden yorumlayarak geleceğe dair mesaj veriyor. Yarışma, çocukların yalnızca resim yapmasını değil; aynı zamanda seslerini duyurmalarını, kendilerini ifade etmelerini ve devletle kurdukları bağı güçlendirmelerini amaçlıyor. CİMER, minik kalplerin gözünde sadece bir başvuru sistemi değil; hayallerini paylaşabildikleri, kendilerini değerli hissettikleri bir güven kapısı olarak görülüyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen yarışma ile Türkiye’nin geleceği, çocukların hayallerinde şekilleniyor. Son başvuru tarihi 3 nisan Şubat ayının 16’sından itibaren başvuruların alınmaya başladığı ‘CİMER’e Renk Kat’ Ödüllü Resim Yarışması için son başvuru tarihi 3 Nisan. Yarışmaya başvurular, https://cocuk.cimer.gov.tr/ internet sitesi üzerinden alınıyor. "CİMER senin için ne ifade ediyor? Haydi resminle anlat. CİMER’e rengini kat!", "CİMER devlete talebini, her türlü görüşünü, önerini, şikayetini ve teşekkürünü iletebildiğin bir başvuru aracıdır. Peki CİMER senin için ne ifade ediyor? Haydi resminle anlat! CİMER’e Rengini Kat!", "Sevgili çocuklar, kendi renklerinizle ve çizgilerinizle CİMER’i resmedin, hayalinizdeki CİMER’i bizlerle paylaşın" temalarıyla gerçekleştirilen yarışmada çocuklar çizdikleri resimleri JPG, PNG ve PDF formatında yükleyerek başvurularını tamamlayabilecekler. Pastel boya, sulu boya, guaj boya, gazlı kalem, kara kalem ya da serbest teknikte, en az A4 boyutlarındaki bir kağıda çizilmesi istenen resimlerin asıllarının elden veya kargo ile teslimi için ise son tarih 15 Nisan. Yarışmada 15-19 Nisan tarihlerinde yapılacak final değerlendirmeleri ardından sonuçlar 20-24 Nisan tarihlerinde açıklanacak. Birinci, ikinci ve üçüncü seçilen resimlerin sahiplerine, düzenlenecek ödül töreninde, sürpriz ödüller verilecek.