Yerel Haberler
Ankara
TVHB Başkanı Eroğlu: "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine ihtiyaç var" 25 Nisan 2026 Cumartesi - 15:29:36 Türk Veteriner Hekimleri Birliği (TVHB) Genel Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla, "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine, çiftlikten sofraya kadar olan bütün aşamalarda veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç var" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği, Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında bir program düzenledi. Ankara’da gerçekleştirilen programda veteriner hekimliğin toplum sağlığı, hayvan sağlığı ve gıda güvenliği açısından taşıdığı kritik rolün önemine vurgu yapıldı. Programda, veteriner hekimlerin çalışma şartları, mesleğin karşılaştığı güncel sorunlar ve çözüm önerileri masaya yatırılırken, alanında uzman isimler hayvan hastalıklarıyla mücadelede veteriner hekimlerin rolüne de dikkat çekti. Düzenlenen programda açıklamalarda bulunan TVHB Genel Başkanı Ali Eroğlu, veteriner hekimliğin yalnızca hayvan sağlığıyla sınırlı olmadığına, aynı zamanda halk sağlığının korunmasında da hayati bir görev üstlendiğine vurgu yaparak, bu tür etkinliklerin mesleğin görünürlüğünü artırmayı hedeflediğini belirtti. Eroğlu ayrıca, görevi başında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu hayatını kaybeden veteriner hekim Volkan Lale’nin hatırasını her 25 Nisan’da yaşatacaklarını dile getirdi. Veteriner hekimlerin gıda ve sağlık koruyucuları olduğunu da dile getiren Eroğlu, ‘sağlıklı insan sağlıklı toplum’ sloganıyla tüm veterinerlerin ‘Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladı. "Sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine ihtiyaç var" Türkiye’de veteriner denildiğinde sadece hayvan sağlığının akıllara gelmemesini, veterinerlerin insan sağlığı yararına da çalıştıklarını belirten Eroğlu, "Dünya Veteriner Hekimler Birliği, tüm dünyada sayıları 2 milyonu geçen veteriner hekimler tarafından kutlanıyor. Biz de ülkemizde çeşitli etkinliklerle bugünü kutluyoruz. 2000 yılından beri dünyada, 2001’den bu tarafa da ülkemizde kutlanıyor. Bu yıl veteriner hekimliği, özellikle çalışma alanlarını öne çıkaran bir tema var. Biz de bu temadan çok mutlu olduk, çok beğenildi. Geçtiğimiz yıllardaki salgınlarda da zaten herkes gördü ki, veteriner hekimsiz sağlıklı gıda olmaz. Dünyanın kabul ettiği slogan şudur, ‘sağlıklı hayvan sağlıklı gıda, sağlıklı insan ve sağlıklı toplum’. Demek ki sağlıklı toplum hedefini gerçekleştirmek için mutlaka veteriner hekimlik hizmetlerine, çiftlikten sofraya kadar olan bütün aşamalarda veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç var. Biz de şöyle diyoruz, ‘veteriner hekimsiz sağlıklı bir yaşam olmaz’ Ortaya meslek açısından bir farkındalık koyabilmek için Dünya Veteriner Hekimleri Günü’nü önemsiyoruz. Sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda mesleğin sorunları, ülkemizin hayvancılığı, veteriner hekimliğin hayvancılıktaki fonksiyonu, gıda güvenliği, hayvan sağlığı, koruyucu hekimlik noktasındaki hizmetlerini öne çıkarma açısından önemli bir gün" diye konuştu. "İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekiyor" Veteriner hekimliğin, geleceğin meslekleri arasında yer aldığını dile getiren Eroğlu, "2019 yılında Yükseköğretim Kurulu geleceğin mesleklerini tanımladı. Bunlardan bir tanesi de veteriner hekimlikti. Biraz önce izah etmeye çalıştığımız şey şuydu. Sağlıklı bir toplum hedefine ulaşmak için mutlaka veteriner hekim hizmetlerine ihtiyaç varsa, yeni genç veteriner hekim meslektaşlarımızın da dünyadaki gelişmelere, iklim değişikliklerine, küresel ısınma gibi sorunlara karşı daha donanımlı bir şekilde mesleğe katılması gerekiyor. Ülkemizde 29 tane veteriner fakültemiz var. Biz, TVHB olarak müfredatta olması gerekenleri ve yeni gelişmeleri takip ediyoruz. Bunları Tarım Orman Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı gibi bakanlıklarla, bir taraftan TBMM ve Yükseköğretim Kurulu ile de zaman zaman çalışmalarımız oluyor. Dünyanın kabul ettiği şeyi bir kez daha söylemek lazım. İleri hayvancılık için mutlaka ileri veteriner hekimlik gerekiyor. Biz de yeni genç meslektaşlarımıza bu konuya dikkat etmelerini özellikle belirtiyorum" şeklinde konuştu. "Veteriner hekimlik hizmetleri stratejik bir kamu gücüdür" Güçlü bir veteriner hekimlik hizmetinin, bir ülkenin gıda ve halk sağlığını da önemli ölçüde etkilediğini aktaran Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen ise, "Bugün burada yalnızca bir meslek gününü kutlamak için değil, gıda-arz güvenliğini, halk sağlığını, üretimin sürdürebileceğini ve ülkemizin biyo-güvenlik kapasitesini konuşmak için bir aradayız. Veteriner hekimlik hizmetleri artık klasik bir meslek alan olmanın ötesinde, stratejik bir kamu gücüdür. Küresel ölçekte artan hayvan hastalıkları, sınır aşan salgın riskleri ve gıda zincirindeki kırılganlıklar, bu alanın doğrudan bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bugün geldiğimiz noktada şunu çok net ifade etmek gerekir. Güçlü bir veteriner hekimlik hizmetleri alt yapısı olmayan herhangi bir ülkenin, gıda güvenliğini ve halk sağlığını sürdürebilir bir şekilde ortaya koyması mümkün değildir" değerlendirmesinde bulundu. Düzenlenen etkinliğe, TVHB Başkanı Ali Eroğlu, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ahmet Gümen, TVHB Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Naim Deniz Ayaz, veterinerler ve öğrenciler katılım sağladı. Program, meslekte uzun yıllar hizmet veren veteriner hekimlere plaket takdimi ve hatıra fotoğrafı çekimi ile son buldu.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:32 Bakan Uraloğlu: "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık" Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık. Böylece yıllık kapasitemiz, 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştı" dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, son 24 yılda Türkiye’nin sivil havacılık alanında yakaladığı büyümeye ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Uraloğlu, Türkiye’nin havalimanı altyapısı, yolcu kapasitesi ve uçuş ağıyla dünya ölçeğinde dikkat çeken bir seviyeye ulaştığını belirtti. "Terminallerin yıllık yolcu kapasitesi 26 ab ülkesinin toplam nüfusunu aştı" Türkiye genelinde havalimanı sayısının son 24 yılda 26’dan 58’e yükseldiğini belirten Uraloğlu, terminal alanlarının da 541 bin metrekareden 4,1 milyon metrekareye ulaştığını söyledi. Uraloğlu, bu doğrultuda havalimanlarının yıllık yolcu kapasitesinin de arttığını dile getirerek "Son 24 yılda havalimanlarımızın yıllık yolcu kapasitesini 55 milyondan 397,4 milyonun üzerine çıkardık. Böylece yıllık kapasitemiz, 26 Avrupa Birliği ülkesinin toplam nüfusundan daha fazla yolcuya hizmet verebilecek düzeye ulaştı" değerlendirmesinde bulundu. "Günlük uçuş sayısı 6 bin 800’ü aştı" Son 24 yılda hizmet verilen yolcu sayısının yaklaşık 34 milyondan 247,1 milyona yükseldiğini kaydeden Uraloğlu, günlük yolcu trafiğinin ise 92 binlerden 677 bin seviyesine ulaştığını belirtti. Uçak trafiğinde de benzer bir sıçrama yaşandığını ifade eden Uraloğlu, "Toplam uçuş sayımız 532 binden 2,5 milyonun üzerine çıktı, günlük uçuş sayısı ise 6 bin 800’ü aştı" bilgisini paylaştı. "Küresel havacılıkta üst sıralara yükseliş" Türkiye’nin havacılıkta sadece kapasite değil, küresel sıralamalarda da önemli bir yükseliş yakaladığını belirten Uraloğlu, "Dünya yolcu trafiğinde 18. sıradan 7. sıraya, Avrupa’da ise 7. sıradan 3. sıraya yükseldik" ifadelerini kullandı. Genişleyen filo ve uçuş ağı Uraloğlu, toplam hava aracı sayısının 626’dan 2 bin 218’e çıktığını, büyük gövdeli uçak sayısının ise 150’den 800’e ulaştığını belirtti. Havayolu koltuk kapasitesinin 25 binlerden 157 binin üzerine çıktığını aktaran Uraloğlu, kargo kapasitesinin de 303 tondan 2 bin 903 tona yükseldiğini söyledi. "Uçuş yolları 80 bin kilometreye yükseldi" Yurt dışı uçuş noktası sayısının 60’tan 356’ya ulaştığını kaydeden Uraloğlu, Türkiye’nin hava ulaştırma anlaşması bulunan ülke sayısının da 81’den 175’e çıktığını belirtti. Uraloğlu, "Hava sahasında tanımlı uçuş yollarımız da yüzde 91 artışla 41 bin 901 kilometreden 80 bin kilometreye yükseldi. Yani, bugün uçaklarımız, dünya üzerinde 80 bin kilometreyi bulan dev bir hava koridoru üzerinden uçuş gerçekleştiriyor" dedi. "Pist uzunluğumuz 241,4 kilometreye ulaştı" Uçak park pozisyonlarının 332’den 1.739’a, seyrüsefer yardımcı cihazlarının ise 215’ten 589’a çıktığını belirten Uraloğlu, "Yaptığımız yatırımlarla 2002 yılında sivil havacılığımıza hizmet veren yaklaşık 149 kilometrelik pist uzunluğuna 92,4 kilometre daha ekledik. Pist uzunluğumuz 241,4 kilometreye ulaştı; bu da Ankara-Çorum arasındaki mesafeye denk geliyor." diye konuştu. Türkiye’nin havacılıkta ulaştığı bu kapasitenin sadece bugünün değil, geleceğin de altyapısını oluşturduğunu vurgulayan Uraloğlu, "Bu büyüme ile ülkemizi küresel hava ulaşım ağının merkezlerinden biri haline getirdik" ifadelerine yer verdi.
25 Nisan 2026 Cumartesi - 14:18 ATO Başkanı Baran: "Sinema ve dizi sektörünün sorunlarına çözüm için her türlü desteği vermeye hazırız" Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, "Sinema ve dizi sektörüyle ilgili de sorunlarına çözümü için her türlü desteği vermeye hazırız" dedi. Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından bu yıl beşincisi gerçekleştirilen ‘Uluslararası Ankara Marka Buluşmaları’nın birinci gününde ünlü sanatçılar Demet Akbağ, Yılmaz Erdoğan ve Oktay Kaynarca dizi sürelerinin uzunluğuna dair serzenişte bulundu. ‘Nasıl Efsane Oldular? İsmi Marka Olanlar’ paneli Tarih TV Yönetim Kurulu Başkanı Mükremin Atmaca moderatörlüğünde, Oyuncular Demet Akbağ, Oktay Kaynarca ve Yılmaz Erdoğan’ın katılımı ile ATO Congresium Oditorium Salonu’nda gerçekleşti. Moderatör Atmaca’nın nasıl marka olduklarına dair sorusunu cevaplayan Yılmaz Erdoğan, marka olmanın temelinde güven yattığını anlattı. Televizyon dizisi olarak gerçekleştirdiği son çalışmasından bahseden Erdoğan, dizinin neden sonlandırıldığına dair bir soruyu cevaplandırırken, dizi sürelerinin uzunluğuna dair serzenişte bulundu. Yapım süreçlerinin yalnızca ticari motivasyonlarla şekillenmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, sektörün reklam ve maliyet dengesi içinde zorlandığını anlattı. Erdoğan, "Kaliteden ödün veriyoruz. İnsanlar aynı akşam tek bir uzun dizi izleyeceğine iki ayrı iş seyretmeli, çeşitlilik artmalı. Bu sorunu Ankara Ticaret Odası önderliğinde çözeceğiz, Başkanıma güveniyoruz" dedi. "’Ne yaparsam efsane olurum’ diyerek yola çıkmadım" Panelde konuşan sanatçı Demet Akbağ, efsane olmanın bir formülü olmadığını, temel motivasyonun "sevdiği işi, sevdiği şekilde yapmak" olduğunu vurguladı. Akbağ, kariyer yolculuğundaki prensiplerini dile getirirken, "Hiçbir zaman ’ne yaparsam efsane olurum’ diyerek yola çıkmadım. Önemli olan o güven duygusunu inşa etmek ve seyirciye mahcup olmamak. Tanınırlık gerektiren bir iş yapıyoruz bunu ne kadar hazmedebiliyorsanız o kadar doğru ilerliyorsunuz. Aslında hata yapmaktan korkmak, isme sahip çıkmayı ve kendinize dışarıdan bakabilmeyi beraberinde getiriyor" şeklinde konuştu. Dizi sürelerine de değinen Akbağ, "Eskiden ‘Yerli Dizi Yersiz Uzun’ kampanyası başladığında süreler 90 dakikaydı, şimdi 130 dakikaya çıktı. Bizim dizilerimizin bir bölümü, yurt dışında üçe bölünüp üç hafta izleniyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil" diyerek sektördeki içerik üretim süreçlerine dikkat çekti. Teknolojiyle olan ilişkiyi ise "Uzak kalamayız ama ölçülü olmalıyız; işin nerelere gideceğini henüz kimse kestiremiyor" sözleriyle özetledi. "İnsanla birebir yapılan şeylerin ötesine geçilemeyecek" Teknolojinin sanata etkilerini değerlendiren Oktay Kaynarca, yapay zekanın endişe oluştursa da canlı performansın yerini tutamayacağını söyledi. Kaynarca, "İnsanla birebir yapılan şeylerin ötesine geçilemeyecek. Sahne performanslarına ilginin artması da insanların o canlı hisse, o duyguya şahit olma isteğinden kaynaklanıyor. Yapay zeka bir matematik ama aktörlük bir duygu işidir" dedi. ATO Başkanı Gürsel Baran’dan sanatçılara tam destek Paneli salon koltuklarında izleyen ve sonlarına doğru sahneye çıkan ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran da, sanatçıların dizi sürelerine ilişkin serzenişlerine değinerek, dizi ve hizmet sektörünün Türkiye ekonomisi için stratejik önemine dikkat çekti. Sinema ve dizi sektörünün, Ankara Ticaret Odası’nda da temsil edildiğini kaydeden Baran, "Hizmet sektörü içerisinde yer alan sinema ve dizi sektörü, son yıllarda ABD’den, İngiltere’ye, Latin Amerika’dan Orta Doğu’ya varıncaya kadar 100’den fazla ülkeye ihracat gerçekleştirilen bir sektör. 2024 yılında 500 milyon dolar olan dizi ihracatı, 2025’te 1 milyar dolara yükseldi. İhracatını bir yılda iki kat artıran başka bir sektör yok. Sektörün sorunlarını bertaraf etmek hepimizin görevi. Ankara Ticaret Odası olarak, ülkemizde çalışan, üreten, istihdam sağlayan, ihracat yapan tüm sektörlerin yanındayız. Sinema ve dizi sektörüyle ilgili de sorunlarına çözümü için her türlü desteği vermeye hazırız" açıklamasında bulundu.
Kimsesizler için "Sıcak Yuva" genelgesi nisan ayına kadar uzatıldı
31 Mart 2026 Salı - 14:00 Kimsesizler için "Sıcak Yuva" genelgesi nisan ayına kadar uzatıldı Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kış şartlarının ülke genelinde etkisini sürdürmesi üzerine evsiz ve kimsesiz vatandaşlara yönelik yürüttüğü "Sıcak Yuva" genelgesini nisan ayına kadar uzatıldığını açıkladı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, evsiz ve kimsesiz vatandaşlara yönelik yürüttüğü ’Evsizlere Konaklama Projesi’nin süresinin nisan ayına kadar uzatıldığını belirtti. Bakanlık tarafından 2025 yılı Kasım ayında 81 il valiliğine, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüklerine ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları’na genelge gönderilmişti. Genelgeyle, kış aylarında sokakta tek bir vatandaşın dahi kalmaması hedeflendiği ifade edildi. Projenin, ısıl harita verilerine göre ülkenin büyük bir bölümünde 31 Mart tarihinde sona ermesi planlanıyordu. Ancak soğuk hava şartlarının devam etmesi ve herhangi bir aksaklığa neden olmaması amacıyla uygulamanın 30 Nisan tarihine kadar uzatıldığı edinilen bilgiler arasında yer aldı. Barınma imkanlarının yanı sıra psiko-sosyal destek de veriliyor Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın imzasıyla kış aylarının başında yayımlanan genelge doğrultusunda, ihtiyaç sahibi vatandaşlara barınma imkanının yanı sıra gerekli durumlarda psiko-sosyal destek de verildiği not düşüldü. Genelge kapsamında il ve ilçelerde öncelikle evsiz ve kimsesiz kişilerin tespitinin gerçekleştirildiği açıklandı. Tespit edilen vatandaşlar, ilk etapta kamu kurumlarına ait misafirhanelere yerleştirildiği, bu alanların yetersiz kaldığı durumlarda ise pansiyon, otel gibi konaklama yerlerine nakledildiği açıklandı. Barınma hizmetlerinin yanı sıra, vatandaşların temizlik, sağlık, temel gıda ve giyim ihtiyaçları da bakanlık tarafından karşılanırken, uygulamanın kesintisiz şekilde sürdürülmesi amacıyla tüm illerde çalışmaların titizlikle devam ettiği bildirildi.
30 milyon liralık tarihi eser ele geçirildi
31 Mart 2026 Salı - 13:51 30 milyon liralık tarihi eser ele geçirildi Ankara’da Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele ekiplerinin 6 ay süren çalışması sonucu, bir şüphelinin hobi bahçesine gömdüğü yaklaşık 30 milyon liralık tarihi eserin ele geçirildiği belirtildi. Ankara Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğünce yürütülen çalışmalar kapsamında, ülke genelindeki sit alanlarında gerçekleştirilen kaçak kazılar sonucu elde edilen tarihi eserlerin piyasaya sürülerek yurtdışına kaçırılmaya çalışıldığı bilgisi üzerine çalışma başlatıldığı bildirildi. Yaklaşık 6 ay süren takip sonucunda, şüpheli şahsın kaçak kazılarda elde ettiği tarihi eserleri Sincan ilçesinde bulunan hobi bahçesinde toprağa gömdüğü edinilen bilgiler arasında yer aldı. 30 Mart tarihinde şüphelinin ikameti ve hobi bahçesine yönelik düzenlenen operasyonda, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet suçundan şüpheli hakkında adli işlem başlatıldığı açıklandı. Yaklaşık 30 milyon lira değerinde eser ele geçirildi Ekiplerin yaptığı operasyonda; 6 bin 24 adet bronz ve gümüş sikke, 358 adet bronz ve gümüş obje, 1 adet define arama dedektörünün ele geçirildiği edinilen bilgiler arasında yer aldı. Toplamda 6 bin 382 adet tarihi eser niteliğinde olduğu değerlendirilen materyalin bulunduğu operasyonda, ele geçirilen eserler arasında; 550 adet Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait gümüş sikke, bin 230 adet Roma dönemine ait gümüş sikke, 980 adet Arkaik (Antik Yunan) döneme ait sikke, 3 bin 150 adet Roma dönemine ait sikke, 114 adet Lidya ve Milas dönemine ait sikke, 241 adet Bizans ve Roma dönemine ait obje, 117 adet Osmanlı dönemine ait objenin yer aldığı ifade edildi. Ele geçirilen tarihi eserlerin piyasa değerinin yaklaşık 30 milyon lira olduğu değerlendirildi. Eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne teslim edilmek üzere muhafaza altına alınırken, şüpheli şahıs hakkında ise adli işlemlerin sürdüğü bildirildi.
‘CİMER’e Renk Kat’ resim yarışmasına başvurular sürüyor: Son başvuru 3 Nisan
31 Mart 2026 Salı - 13:50 ‘CİMER’e Renk Kat’ resim yarışmasına başvurular sürüyor: Son başvuru 3 Nisan Başvuruları devam eden 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na özel ‘CİMER’e Renk Kat’ yarışmasında son başvuru tarihi 3 Nisan. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından hayata geçirilen ‘CİMER’e Renk Kat’ ödüllü resim yarışması, bir sanat etkinliğinin yanı sıra çocukların hayallerini görünür kılan bir iletişim köprüsüne dönüştü. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla ilkokul ve ortaokul öğrencilerine yönelik düzenlenen yarışmaya yüzlerce çocuk, Türkiye’nin dört bir yanından başvuru yaptı. Çocuklar rengarenk eserlerini göndermeye başladı. Her bir eser; umut, adalet, doğa ve mutluluk gibi değerleri çocukların gözünden yeniden yorumlayarak geleceğe dair mesaj veriyor. Yarışma, çocukların yalnızca resim yapmasını değil; aynı zamanda seslerini duyurmalarını, kendilerini ifade etmelerini ve devletle kurdukları bağı güçlendirmelerini amaçlıyor. CİMER, minik kalplerin gözünde sadece bir başvuru sistemi değil; hayallerini paylaşabildikleri, kendilerini değerli hissettikleri bir güven kapısı olarak görülüyor. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla düzenlenen yarışma ile Türkiye’nin geleceği, çocukların hayallerinde şekilleniyor. Son başvuru tarihi 3 nisan Şubat ayının 16’sından itibaren başvuruların alınmaya başladığı ‘CİMER’e Renk Kat’ Ödüllü Resim Yarışması için son başvuru tarihi 3 Nisan. Yarışmaya başvurular, https://cocuk.cimer.gov.tr/ internet sitesi üzerinden alınıyor. "CİMER senin için ne ifade ediyor? Haydi resminle anlat. CİMER’e rengini kat!", "CİMER devlete talebini, her türlü görüşünü, önerini, şikayetini ve teşekkürünü iletebildiğin bir başvuru aracıdır. Peki CİMER senin için ne ifade ediyor? Haydi resminle anlat! CİMER’e Rengini Kat!", "Sevgili çocuklar, kendi renklerinizle ve çizgilerinizle CİMER’i resmedin, hayalinizdeki CİMER’i bizlerle paylaşın" temalarıyla gerçekleştirilen yarışmada çocuklar çizdikleri resimleri JPG, PNG ve PDF formatında yükleyerek başvurularını tamamlayabilecekler. Pastel boya, sulu boya, guaj boya, gazlı kalem, kara kalem ya da serbest teknikte, en az A4 boyutlarındaki bir kağıda çizilmesi istenen resimlerin asıllarının elden veya kargo ile teslimi için ise son tarih 15 Nisan. Yarışmada 15-19 Nisan tarihlerinde yapılacak final değerlendirmeleri ardından sonuçlar 20-24 Nisan tarihlerinde açıklanacak. Birinci, ikinci ve üçüncü seçilen resimlerin sahiplerine, düzenlenecek ödül töreninde, sürpriz ödüller verilecek.
RTÜK’ten yayıncı kuruluşlara kolaylık: SD, HD, 4K ve 8K geçişlerinde yeni dönem!
31 Mart 2026 Salı - 12:40 RTÜK’ten yayıncı kuruluşlara kolaylık: SD, HD, 4K ve 8K geçişlerinde yeni dönem! Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), kablolu ve uydu yayın yönetmeliklerinde yaptığı değişiklikle yayıncıların teknolojik dönüşüm süreçlerini hızlandırdı. Artık medya hizmet sağlayıcıları, teknik denetim gerekmeksizin yayın tekniklerini değiştirebilecek. Resmî Gazete’nin 31 Mart tarihli ve 33210 sayılı nüshasında yayımlanan yeni düzenleme ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kablolu ve Uydu Yayın Yönetmeliklerinde değişikliklere gidildi. Yayıncı kuruluşların üzerindeki bürokratik yükü hafifletmeyi amaçlayan düzenleme, yayımlandığı an itibarıyla yürürlüğe girdi. Teknik denetim şartı kalktı, başvuru yeterli olacak Yapılan düzenlemenin dikkat çekici maddelerinden birisi, yayın teknikleri arasındaki geçiş süreci oldu. Kablolu ve Uydu Yayın Yönetmeliklerinin 5. maddelerinde yapılan değişiklikle; SD, HD, 4K ve 8K gibi farklı yayın teknikleri arasında geçiş yapmak isteyen kuruluşlar için süreç sadeleştirildi. Buna göre, yayın ortamı değişmeksizin sadece yayın kalitesini artırmak veya değiştirmek isteyen kuruluşlar, RTÜK’e başvuruda bulunmaları halinde: Teknik denetim sürecine tabi tutulmadan ve mevcut yayın lisans süresiyle sınırlı olmak kaydıyla hızlı bir şekilde yayın tekniği değişikliği yapabilecek. Lisans yenilemede ‘teknoloji’ özgürlüğü Düzenleme sadece mevcut yayınları değil, lisans yenileme süreçlerini de kapsıyor. Kablolu ve Uydu Yayın Yönetmeliklerinin 9. maddelerinde yapılan değişiklikle, medya hizmet sağlayıcı kuruluşlara lisans yenileme dönemlerinde farklı bir yayın tekniği, örneğin SD’den 4K’ya geçiş gibi talepte bulunma imkanı tanındı. Hem ekonomik hem teknolojik gerekçe: Zaman kaybı sona erdi Hukuki gerekçeleriyle sunulan düzenlemede, eski sistemin oluşturduğu aksaklıklara dikkat çekildi. Daha önce yayın tekniğini değiştirmek isteyen kuruluşların mevcut lisanslarını iptal ettirip yeniden başvuru yapması gerekiyordu. Bu durum hem zaman kaybına hem de ekonomik külfete neden oluyordu. Yapılan değişikliğin temel amaçları şu şekilde sıralandı: -Teknolojik Uyum: 4K ve 8K gibi modern teknolojilere geçişi teşvik etmek. -Ekonomik Kolaylık: Maliyetler nedeniyle yayın kalitesini düşürmek zorunda kalan veya -artırmak isteyen kuruluşlara esneklik sağlamak. -Bürokrasinin Azaltılması: Yeniden lisans başvurusu gibi uzun süreçlerin önüne geçerek sektörün dinamizmini korumak. Sektör temsilcileri, bu adımın özellikle dijitalleşen medya dünyasında Türkiye’deki yayın kalitesinin artmasına ve kuruluşların mali yapılarının korunmasına önemli katkı sağlayacağını belirtiyor.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir"
31 Mart 2026 Salı - 12:29 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel sistemi sert sözlerle eleştirdi. İsrail’in politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış ve istikrar için kritik rol üstlendiğini vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Türkiye’nin dış politikadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21’inci yüzyılın beklentilerin aksine krizlerle ilerlediğini ifade eden Bahçeli, "Uluslararası sistem ağır yaralı haldedir ve adeta can çekişmektedir. Küresel dengelerin değiştiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçilmektedir. Çivisi çıkan dünyada; savaşlar, krizler ve hatta soykırımlar bile ne yazık ki normal hale gelmiştir. İnsanlık unutulmuş, Batı değerler sistemi hepten çökmüştür. Savaşların yayılması, uluslararası hukukun örselenmesi, enerji krizlerinin derinleşmesi, masum sivillerin hedef haline gelmesi, insanlık vicdanının ağır bir imtihandan geçmesine neden olmaktadır. Korkarım ki dünya, çok kutuplu bir gerilim sarmalına doğru hızla sürüklenmektedir. Beşikteki bebeklerin, okullardaki çocukların, hastanelerdeki yaşlıların acımasızca katledildiği bir dünyada yaşamak, insanlık değerlerini yaşatmayı varlık sebebi sayan bizim gibi asil milletler için elbette ki tarifsiz bir hüzün vesilesidir" dedi. Küresel düzende çifte standartlara işaret eden Bahçeli, "ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran’a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen’deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dâhil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz’den sonra Babül Mendeb Boğazında da askerî hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail’in oluşturduğu Siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir" ifadelerini kullandı. "İsrail hem bölge hem dünya için tehdittir" İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgedeki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını kaydetti. Bahçeli, "İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir" diye konuştu. ABD’nin bölge politikalarına da değinen Bahçeli, "ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Savaşın yayılması küresel krizleri derinleştirir" Savaşın genişlemesinin küresel etkilerine dikkat çeken Bahçeli, enerji ve gıda güvenliği başta olmak üzere birçok alanda risklerin arttığını söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Üzülerek ifade etmeliyim ki, savaşın yaygınlaşması, Petrol, Doğalgaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez’deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan’da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz’de çatışma ve Babülmendeb Boğazının kapanması, Irak’ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail’in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve Radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya; haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya; rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alın terine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple Dünya, Türkiye’nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslâm toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır." Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bahçeli, "Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir sürecin başlaması artık zorunluluktur" dedi. "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" Türkiye’nin dış politikadaki rolüne vurgu yapan Bahçeli, Ankara’nın krizlerin çözümünde dengeleyici bir aktör olduğunu belirtti. Bahçeli, "Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir. Daha önce Rusya-Ukrayna krizinde de ortaya koyduğu, Türk devlet aklı ve Türk medeniyetinin manevi gücünden beslenen bu çabalar; huzurlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik stratejik bir vizyonun da tezahürüdür. İnanıyorum ki; Türkiye’nin akılcı, sabırlı ve kararlı diplomatik hamleleri, içinde bulunduğumuz bu karanlık tabloyu aydınlatacak; bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve istikrarın yeniden yeşermesine vesile olacaktır. Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir. O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye milli birlik projesidir" İç politikaya ilişkin mesajlar da veren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine işaret etti. Bahçeli, "Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır. Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, Milletimiz birdir. Vatanımız bir, Bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından, Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Özgür Bayraktar da TBMM Grup Salonu’nda yerini aldı.
Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde Sincan’da öğrencilere çevre eğitimi
31 Mart 2026 Salı - 12:00 Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde Sincan’da öğrencilere çevre eğitimi 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü’nde, Ankara Sincan Belediyesi ev sahipliğinde öğrencilere çevre eğitimi, sürdürülebilir yaşam ve geri dönüşüm konularında eğitim verildi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından ilan edilen 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü, atık yönetiminin yalnızca çevresel değil, küresel bir sorumluluk olduğunu vurgulayan bir farkındalık günü olarak öne çıkıyor. Bu özel günde Sincan Belediyesi, çevre bilincini artırmaya yönelik bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Eko-Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’ne ilçedeki okullardan öğrenciler gelerek, sürdürülebilir yaşam ve geri dönüşüm konularında hem teorik hem de uygulamalı eğitim aldı. Etkinlikte öğrenciler geri dönüşüm süreçlerini yakından gözlemleme fırsatı bulurken, doğaya zarar vermeden yaşamanın yolları hakkında da bilinçlendirildi. Sincan Belediyesi sıfır atıkta yıllardır zirvede Sincan Belediyesi, sıfır atık alanında yürüttüğü çalışmaları olan ödüllü bir belediye. İlçe genelinde hayata geçirilen geri dönüşüm projeleri, atık toplama sistemleri ve çevre dostu uygulamalar sayesinde hem çevre korunuyor hem de kaynak israfının önüne geçiliyor. Belediyenin yürüttüğü çalışmalar arasında, atıkların kaynağında ayrıştırılması, geri dönüşüm çalışmaları, eğitim faaliyetleri ve farkındalık kampanyaları da yer alıyor. Eko-Çiftlik Sıfır Atık Eğitim Merkezi’nde çocuklara ve gençlere geri dönüşüm süreçleri uygulamalı olarak öğretilirken, kompost üretimi gibi çevreci yöntemler de tanıtılıyor. Bu tür etkinliklerle gelecek nesillere çevre bilinci kazandırmayı hedefleyen belediye, sıfır atık anlayışının toplumun her kesimine yayılması için çalışmalarını sürdürmeyi hedefliyor.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bebek ve çocukların sesi kısılırken silah sesinin yükselmesi insanlık için utanç vericidir"
31 Mart 2026 Salı - 11:45 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bebek ve çocukların sesi kısılırken silah sesinin yükselmesi insanlık için utanç vericidir" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel sistemi sert sözlerle eleştirdi. İsrail’in politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış ve istikrar için kritik rol üstlendiğini vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Türkiye’nin dış politikadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21’inci yüzyılın beklentilerin aksine krizlerle ilerlediğini ifade eden Bahçeli, "Uluslararası sistem ağır yaralı haldedir ve adeta can çekişmektedir. Küresel dengelerin değiştiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçilmektedir. Çivisi çıkan dünyada; savaşlar, krizler ve hatta soykırımlar bile ne yazık ki kanıksanır hale gelmiştir. İnsanlık unutulmuş, Batı değerler sistemi hepten çökmüştür. Savaşların yayılması, uluslararası hukukun örselenmesi, enerji krizlerinin derinleşmesi, masum sivillerin hedef haline gelmesi, insanlık vicdanının ağır bir imtihandan geçmesine neden olmaktadır. Korkarım ki dünya, çok kutuplu bir gerilim sarmalına doğru hızla sürüklenmektedir. Beşikteki bebeklerin, okullardaki çocukların, hastanelerdeki yaşlıların acımasızca katledildiği bir dünyada yaşamak, insanlık değerlerini yaşatmayı varlık sebebi sayan bizim gibi asil milletler için elbette ki tarifsiz bir hüzün vesilesidir" dedi. Küresel düzende çifte standartlara işaret eden Bahçeli, "ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran’a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen’deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dâhil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz’den sonra Babül Mendeb Boğazında da askerî hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail’in oluşturduğu Siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir" ifadelerini kullandı. "İsrail hem bölge hem dünya için tehdittir" İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgedeki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını kaydetti. Bahçeli, "İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir" diye konuştu. ABD’nin bölge politikalarına da değinen Bahçeli, "ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Savaşın yayılması küresel krizleri derinleştirir" Savaşın genişlemesinin küresel etkilerine dikkat çeken Bahçeli, enerji ve gıda güvenliği başta olmak üzere birçok alanda risklerin arttığını söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Üzülerek ifade etmeliyim ki, savaşın yaygınlaşması, Petrol, Doğalgaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez’deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan’da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz’de çatışma ve Babülmendeb Boğazının kapanması, Irak’ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail’in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve Radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya; haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya; rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alınterine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple Dünya, Türkiye’nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslâm toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır." Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bahçeli, "Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir sürecin başlaması artık zorunluluktur" dedi. "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" Türkiye’nin dış politikadaki rolüne vurgu yapan Bahçeli, Ankara’nın krizlerin çözümünde dengeleyici bir aktör olduğunu belirtti. Bahçeli, "Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir. Daha önce Rusya-Ukrayna krizinde de ortaya koyduğu, Türk devlet aklı ve Türk medeniyetinin manevi gücünden beslenen bu çabalar; huzurlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik stratejik bir vizyonun da tezahürüdür. İnanıyorum ki; Türkiye’nin akılcı, sabırlı ve kararlı diplomatik hamleleri, içinde bulunduğumuz bu karanlık tabloyu aydınlatacak; bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve istikrarın yeniden yeşermesine vesile olacaktır. Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir. O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye milli birlik projesidir" İç politikaya ilişkin mesajlar da veren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine işaret etti. Bahçeli, "Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır. Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, Milletimiz birdir. Vatanımız bir, Bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından, Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Özgür Bayraktar da TBMM Grup Salonu’nda yerini aldı.
MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bu şer ve fesat ittifakının karşısında durmak için insan olmak yeterlidir"
31 Mart 2026 Salı - 11:15 MHP Genel Başkanı Bahçeli: "Bu şer ve fesat ittifakının karşısında durmak için insan olmak yeterlidir" MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, TBMM’deki grup toplantısında küresel sistemi sert sözlerle eleştirdi. İsrail’in politikalarının bölgeyi istikrarsızlaştırdığını belirten Bahçeli, Türkiye’nin barış ve istikrar için kritik rol üstlendiğini vurguladı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ndeki (TBMM) grup toplantısında yaptığı konuşmada, küresel gelişmeler, Orta Doğu’daki çatışmalar ve Türkiye’nin dış politikadaki rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21’inci yüzyılın beklentilerin aksine krizlerle ilerlediğini ifade eden Bahçeli, "Uluslararası sistem ağır yaralı haldedir ve adeta can çekişmektedir. Küresel dengelerin değiştiği, siyasi ve ekonomik kırılmaların derinleştiği ağır bir buhran döneminden geçilmektedir. Çivisi çıkan dünyada; savaşlar, krizler ve hatta soykırımlar bile ne yazık ki kanıksanır hale gelmiştir. İnsanlık unutulmuş, Batı değerler sistemi hepten çökmüştür. Savaşların yayılması, uluslararası hukukun örselenmesi, enerji krizlerinin derinleşmesi, masum sivillerin hedef haline gelmesi, insanlık vicdanının ağır bir imtihandan geçmesine neden olmaktadır. Korkarım ki dünya, çok kutuplu bir gerilim sarmalına doğru hızla sürüklenmektedir. Beşikteki bebeklerin, okullardaki çocukların, hastanelerdeki yaşlıların acımasızca katledildiği bir dünyada yaşamak, insanlık değerlerini yaşatmayı varlık sebebi sayan bizim gibi asil milletler için elbette ki tarifsiz bir hüzün vesilesidir" dedi. Küresel düzende çifte standartlara işaret eden Bahçeli, "ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran’a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkânsız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır. Nitekim, Yemen’deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dâhil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz’den sonra Babül Mendeb Boğazında da askerî hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz. ABD ve İsrail’in oluşturduğu Siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir" ifadelerini kullandı. "İsrail hem bölge hem dünya için tehdittir" İsrail’in Gazze başta olmak üzere bölgedeki politikalarını sert sözlerle eleştiren Bahçeli, yaşananların insanlık vicdanını yaraladığını kaydetti. Bahçeli, "İsrail, Gazze başta olmak üzere İran ve Lübnan üzerinde izlediği saldırgan politikalarla bölgeyi adeta cehenneme çevirmiştir. Çok açıktır ki İsrail, hem bölgenin hem dünyanın huzur ve istikrarı için ciddi bir tehlike ve tehdittir" diye konuştu. ABD’nin bölge politikalarına da değinen Bahçeli, "ABD’nin Ortadoğu politikasının İsrail tarafından esir alındığı algısı, Batı kamuoyunda büyük tepkiye neden olmaktadır" değerlendirmesinde bulundu. "Savaşın yayılması küresel krizleri derinleştirir" Savaşın genişlemesinin küresel etkilerine dikkat çeken Bahçeli, enerji ve gıda güvenliği başta olmak üzere birçok alanda risklerin arttığını söyledi. Bahçeli, şu ifadeleri kullandı: "Üzülerek ifade etmeliyim ki, savaşın yaygınlaşması, Petrol, Doğalgaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez’deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan’da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz’de çatışma ve Babülmendeb Boğazının kapanması, Irak’ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail’in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve Radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki dünya; haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır. Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya; rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alınterine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple Dünya, Türkiye’nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslâm toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır." Uluslararası topluma çağrıda bulunan Bahçeli, "Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir sürecin başlaması artık zorunluluktur" dedi. "Türkiye barış arayan coğrafyaların umudu haline gelmiştir" Türkiye’nin dış politikadaki rolüne vurgu yapan Bahçeli, Ankara’nın krizlerin çözümünde dengeleyici bir aktör olduğunu belirtti. Bahçeli, "Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir. Daha önce Rusya-Ukrayna krizinde de ortaya koyduğu, Türk devlet aklı ve Türk medeniyetinin manevi gücünden beslenen bu çabalar; huzurlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik stratejik bir vizyonun da tezahürüdür. İnanıyorum ki; Türkiye’nin akılcı, sabırlı ve kararlı diplomatik hamleleri, içinde bulunduğumuz bu karanlık tabloyu aydınlatacak; bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun ve istikrarın yeniden yeşermesine vesile olacaktır. Ekonomik gelişmişlik açısından kuzey ve güneyin ortasında, kültür ve medeniyet akımları açısından da doğu ile batının arasında bir köprü görevi gören Türkiye jeopolitik ve jeostratejik konumu itibariyle dünyanın merkezindedir. O sebeple Türkiye’nin Batıyı ve Doğuyu Ankara merkezli kuşatan, dengeleyen ve okuyan bir dış politika anlayışına ihtiyacı vardır. ‘Çift Başlı Selçuklu Kartalının’ doğuya ve batıya dönen yüzünden ilhamla, Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçları ve milli çıkarları doğrultusunda ittifak bloklarını kuran ve bölgesinde bozulan statükoyu yeniden inşa etmeye çalışan bir vizyona dayanması gerekmektedir" değerlendirmesinde bulundu. "Terörsüz Türkiye milli birlik projesidir" İç politikaya ilişkin mesajlar da veren Bahçeli, "Terörsüz Türkiye" sürecinin önemine işaret etti. Bahçeli, "Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye’dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır. Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan ‘Terörsüz Türkiye’ hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, Milletimiz birdir. Vatanımız bir, Bayrağımız bir, İstiklal marşımız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin" diye konuştu. MHP Genel Başkanı Bahçeli tarafından, Araştırma ve Strateji Geliştirmeden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirilen Özgür Bayraktar da TBMM Grup Salonu’nda yerini aldı.