GÜNDEM - 22 Ocak 2026 Perşembe 09:36

Arkadaşına güvenip IBAN’ını kullandırdı, başına gelmeyen kalmadı

A
A
A

 Adana'da 3 sene önce arkadaşına güvenip IBAN'ını kullandıran 23 yaşındaki Özlem Develi, dolandırıcılıktan 15 gün cezaevinde tutuklu kaldı. Hakkında açılan 20 davadan 11'i de süren ve bir davada 4 yıl 5 ay hapis cezasına çarptırılan Develi, "Ben suçsuz yere cezaevine girdim. Yapmadığım halde cezasını ben çekiyorum" dedi.

Adana'da yaşayan 23 yaşındaki Özlem Develi, iddiaya göre 2023 yılında dershaneye giderken M.D. ile arkadaş oldu. M.D., Özlem Develi'nin güvenini kazanıp genç kıza, ‘Ben ticaret yapıyorum. Hesaplarım bloke oldu, kısa bir süreliğine bana IBAN'ını kullandırır mısın?' teklifinde bulundu. Develi, özel bir bankadan hesap açıp arkadaşının kullanması için verdi. Bu süreçte M.D.'nin dershaneye gelmemesinden şüphelenen Develi, 15 gün sonra karakoldan çağrılarak, hakkında dolandırıcılıktan işlem yapılıp dava açıldı. Genç kız durumu polis ekiplerine anlatıp M.D. hakkında şikayetçi oldu ve ardından bankadaki hesabını kapattırdı. M.D.'nin hesap kapatılmadan önce sosyal medya platformlarından çekiliş düzenleyip kazanan kişilerden para talep ettiği ortaya çıktı. Parayı ödeyen ancak çekilişten kazandığı ürünleri alamayan kişiler ise Özlem Develi hakkında şikayetçi oldu. Develi, geçtiğimiz haziran ayında cezaevine girdi. Bir süre cezaevinde kaldıktan sonra çıkan genç kız, geçtiğimiz hafta Burdur 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen bir dava sonucu 4 yıl 5 ay hapis cezası ve 149 bin 960 TL idari para cezası aldı.

Arkadaşına güvenip IBAN’ını kullandırdı, başına gelmeyen kalmadı

Hakkında açılan 20 davadan 11'inin ülke genelindeki çeşitli mahkemelerde sürdüğünü söyleyen Özlem Develi, M.D. hakkında şikayetçi olduğu için M.D. ve çevresindekilerin tehditlerine maruz kaldığını, M.D.'nin "Seni sabah evinden terörist diye aldırırım. Gel bu işin parçası ol, 2 bin lira harçlık al, seninle çalışmaya devam edeyim. Güzel bir kızsın, gel tatlıya bağlayalım" şeklinde kendisine mesaj attığını söyledi.

Arkadaşına güvenip IBAN’ını kullandırdı, başına gelmeyen kalmadı

"Şikayetçi oldum, beni tehdit ettiler"

Yaşadığı tüm zorluklara rağmen üniversiteye giden ve bilgisayar programcılığı bölümünden mezun olan genç kız, hakkında kesinleşmiş hapis cezası ve aranması olduğu için diplomasını almaya gidemediğini söyledi. Yaşadıklarını gözyaşlarıyla İHA muhabirine anlatan Özlem Develi, "Arkadaşım, ticaretle uğraştığını söyleyip hesaplarının blokeli olduğunu anlattı. Benden hesabımı kullanmayı istedi, ben de güvendim. Ancak insanları dolandırmış. Ben hepsini karakolda öğrendim. Şikayetçi oldum. Beni tehdit ettiler, ‘Seni terörist diye evden aldırırız' dediler. Bu işi yapanlara hiçbir şey olmuyor. Şu an 3-4 cezam istinafta, bir tanesi kesinleşti. Yakaladıklarında alacaklar. İnsanları ben dolandırmadığım halde benden şikayetçi oluyorlar ve ceza alıyorum" dedi.

Arkadaşına güvenip IBAN’ını kullandırdı, başına gelmeyen kalmadı
Hayatının karardığını, diplomasını dahi alamadığını belirten Develi, "Üniversiteyi bitirdim, diplomamı alamıyorum. Hayatımı mahvettiler, işe giremiyorum. Hakkımda yakalama kararı var ve diplomayı almaya gidersem beni orada alırlar, gidemiyorum. Ben suçsuz yere cezaevine girdim. Yapmadığım halde cezasını ben çekiyorum. Kurban Bayramı'ndan önce 15 gün cezaevinde kaldım. Bunları ben çekiyorum, bunlara hiçbir şey olmuyor" diye konuştu.

Arkadaşına güvenip IBAN’ını kullandırdı, başına gelmeyen kalmadı

"Kızımın ağır cezada davaları sürüyor"

Baba Ahmet Develi ise kızının hayatının karardığını belirterek, "Kızım güvenip arkadaşına IBAN'ını verdi, o da onu dolandırdı. Şu anda kızımın ağır cezada davaları sürüyor. Çaresiz durumdayız. Bu çocuğa yol gösterilsin, gençliğine yazık. Kızım suçsuz" diyerek gözyaşlarına boğuldu.

Umutcan İşledici - Serkan Çetinkaya

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Aydın Aydınlı esnaftan ’5 metrelik’ bayrak tepkisi Suriye hattında Türk bayrağına yönelik yapılan saldırıya tepki gösteren esnaf Mustafa Yalçınkaya, işyerine astığı 5 metrelik bayrakla saldırıyı kınayarak, duruma tepki gösterdi. Aydın’ın Efeler ilçesinde baharatçılık yapan Mustafa Yalçınkaya isimli bir esnaf, Nusaybin-Kamışlı sınır hattında terör örgütü YPG/SDG yandaşlarının Türk bayrağına saldırısını kınadı. Saldırıya tepki gösteren Yalçınkaya, işyerine 5 metrelik bayrak asarak "Bayrağımızı indirmeye kimsenin gücü yetmez" diyerek, birlik mesajı verdi. Türk bayrağının sadece bir sembol değil aynı zamanda şehitlerin emaneti, milletin ortak değeri olduğunu ifade eden esnaf Mustafa Yalçınkaya, "Bayrağımıza uzanan eller kırılsın. Bu alçak saldırıya sessiz kalmamak ve farkındalık oluşturmak istedim. Bu yüzden dükkanımızı şanlı bayrağımız ile donattık. Milletimiz böyle provokasyonlara gelmeyecektir ve biz bir oldukça hiç kimsenin gücü Türk bayrağını indirmeye yetmez. Biz hepimiz bu coğrafyanın insanlarıyız. Kesinlikle aramızda ayrıcalık, üstünlüğümüz yok. Geçmişte atalarımız nasıl kardeşçe yaşamışlarsa aynı devam etmek istiyoruz. Bayrağımız bizim namusumuzdur. 5 köşeli yıldız İslam’ın 5 şartıdır. Ülkemiz, vatanımız bölünmesin istiyoruz. Tek devlet, tek vatan, tek millet istiyoruz. Allah birlik, beraberliğimizi bozmasın, bozmak isteyenlere de fırsat vermesin inşallah" dedi.
İzmir Bahçede düştü, hayatı değişti Dünya genelinde kadınlarda yaygın olarak görülen ve Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonunun neden olduğu rahim ağzı kanseri; düzenli hekim kontrolü ve 2006’dan beri uygulanan HPV aşısıyla önlenebiliyor. 68 yaşında rahim ağzı kanseri teşhisi alan ve son üç yıldır kansere karşı mücadele veren Canan Birgi de, aşının ve düzenli kontrolün önemi hakkında kadınları uyardı. Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseriyle ilgili bir bilgim yoktu. Bir gün düştüm ve kanamam oldu. Onun üzerine teşhis aldım. Tümör 6 santimetre olduktan sonra öğrendim. O nedenle tüm kadınlara önerim düzenli kontrollerini yaptırmaları" diye konuştu. Serviks kanseri ya da rahim ağzı kanseri, HPV virüsünün neden olduğu bir kanser tipi olarak bugün dünya genelinde milyonlarca kadını tehdit ediyor. 2006’dan beri uygulanan HPV aşısı ve düzenli pap smear testiyle kansere neden olan HPV virüsü, kansere neden olmadan önlenebiliyor. Aşısı sayesinde dünyadan yok edilebilecek kanser türü olarak bilinen serviks kanserine karşı, toplumda bilincin gelişmesi ise çok önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu nedenle her yıl ocak ayında rahim ağzı kanserine karşı farkındalık çalışmaları yapılarak toplumda bilincin artırılması hedefleniyor. Hikayesiyle kadınlara mesaj veren emekli bankacı Canan Birgi (70), 68 yaşında aldığı rahim ağzı kanseri teşhisine ilişkin konuştu. Medicana International İzmir Hastanesi’nde immünoterapi alarak hastalıkla mücadele eden Canan Birgi, bir kaza sonucu düşmesi neticesinde kanser olduğunu öğrendiğini aktardı. Muğla Milas’tan tedavi için İzmir’e gelen Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseri teşhisi 27 Aralık 2022’de konuldu. 3 yıldır tedavi görüyorum. Önceleri çok kötüydüm ama şimdi iyiyim. Benim rahatsızlığım uzun süre belli olmadı. Tümör 6 cm olmuş. Düşünceye kadar hiçbir belirti vermedi. Bahçede düşünce kanamam oldu. Bir arkadaşım kadın doğum doktoru ona başvurdum. "Canan, İzmir’e mi Muğla’ya mı gideceksin, bir an önce gitmen lazım" dedi. İzmir’de de kardeşim var, bu yüzden tedavi için İzmir’e geldim. Tedaviye başlandı ve şimdi çok iyiyim" ifadelerini kullandı. Utanılacak bir şey değil Rahim ağzı kanserine ilişkin teşhis alana kadar bir bilgisinin olmadığını, kanserin nedenlerini sonradan araştırınca öğrendiğini aktaran Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseri olduğumu öğrendiğimde çok üzüldüm. "Neden ben?" dedim. Ama artık alıştım, iyiyim ve kimseden de saklamadım. Utanılacak bir şey değil. Düşünce öğrendim ama sonradan kendime dönüp baktığımda sürekli yorulduğumu, halsiz olduğumu hatırlıyorum. Yani tümör 6 santimetre olmuş. Öncesinde kendimi sağlıklı sanıyordum. Tedaviden tedaviye İzmir’e geliyoruz. Şu an immünoterapi yapılıyor. Tedavi sürecinde ilk olarak Medicana’ya geldim. Kemoterapi verdiler, ışın tedavisi yaptılar" diye konuştu. Rahim ağzı kanserine karşı kadınlara da mesaj veren Canan Birgi, "Kadınlara önerim; her sene kontrollerini yaptırsınlar. "Bende olmaz" demesinler. Oluyor yani Bana teşhis konulduğunda 68 yaşındaydım" sözlerini kaydetti. Kanserin tek sebebi: HPV Medicana International İzmir Hastanesi Medical Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülcan Bulut, hem hastası Canan Birgi’nin durumunu değerlendirdi hem de hastalığa ilişkin detayları paylaştı. Rahim ağzı kanserinin temel sebebinin HPV virüsü olduğunun altını çizen Doç. Dr. Gülcan Bulut, "HPV’nin birçok tipi (suşu) vardır. Bu suşların bazıları kansere yol açarken bazıları ise yalnızca genital siğillere neden olur. Genital siğiller onkolojinin değil, daha çok jinekolojinin ilgi alanındadır. Onkolojiyi ilgilendiren ise HPV’nin kanserle ilişkili olan 16, 18 gibi yüksek riskli özel suşlarıdır. Bu suşlar rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir" sözlerini kaydetti. HPV aşısında 9 farklı HPV suşu olduğunu aktaran Doç. Dr. Gülcan Bulut, "Aşı HPV’nin yayılmasını ve kansere sebep olmasını engeller. HPV’nin cinsel yolla bulaştığı kabul edilir. Başka doğrudan temas yolları da bildirilmiştir ancak genel bulaş şekli cinsel temastır. Bu nedenle, cinsel aktivite başlamadan önce, ergenlik dönemindeki çocukların aşılanması önerilir. Böylece kişi çocukluk döneminden itibaren HPV’ye karşı bağışıklık kazanmış olur. Tıpkı Hepatit B aşısında olduğu gibi, HPV’ye yakalanmadan önce aşılanmak koruyuculuk sağlar. HPV bulaşmamış bireylerde aşı ile bağışıklık kazanıldığında ilerleyen dönemlerde HPV’nin kansere neden olması engellenir. Serviks kanserinin gelişim sürecinde önce HPV bulaşı olur, ardından bulaştığı bölgede kronik inflamasyon ve dönüşüm reaksiyonları gelişir. Bu süreçte "Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN)" adı verilen öncül lezyonlar oluşabilir. Jinekologlar bu lezyonları smear (Pap smear) testleri ile takip eder. Amaç, henüz kanser gelişmeden öncül lezyonları tespit etmektir. Aşıyla bağışıklık kazanıldığında ise bu lezyonların oluşması engellenmiş olur" ifadelerini kullandı. Koruyucu tedbirler hastalığın ortaya çıkmaması için önemli İmmünoterapi alan hasta Canan Birgi’nin operasyon sınırını geçmiş bir hasta olduğuna ve bu nedenle ameliyatla tümörünün alınamadığına vurgu yapan Doç. Dr. Gülcan Bulut, "Bu noktada hastaların ‘Ameliyat yapılamıyorsa tedavi edilemiyor’ şeklinde bir kaygısı olabiliyor; oysa operasyon sınırı geçilmiş olsa bile kombine kemo-radyoterapi uygulanarak tedavi sağlanabilir. Canan Hanım da kemo-radyoterapi aldı. Daha sonraki dönemde mediastende bir lenf bezi patolojisi gelişti ve yapılan incelemelerde hastalığın nüks ettiği tespit edildi. Ancak güzel tarafı, Canan Hanım’ın immünoterapiye çok iyi yanıt vermesiydi. Hem immünoterapiye hem de radyoterapiye iyi yanıt verdiği için hâlâ tam yanıtla izlenebiliyor. Metastatik evrede olmasına rağmen tedavi edilebilir durumda. Ancak en önemli nokta, hastalığın hiç ortaya çıkmamasıdır. Koruyucu tedbirler bu nedenle büyük önem taşır. Ne yazık ki özellikle belli bir yaş üzerindeki birçok kişi hâlâ aşılanmadığı için önümüzdeki yıllarda serviks kanseri vakaları görülmeye devam edecektir" açıklamasını yaptı. Doç. Dr. Gülcan Bulut, sözlerini şöyle tamamladı: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyadan ilk olarak silinecek olan kanser tipi serviks kanseri olarak tanımlanmaktadır. Böyle olunca da HPV aşısının ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmak gerekir. Serviks kanseri aşıyla önlenebilen en önemli kanser türüdür."
Ankara Devlet Memurları Sendikası Başkanı Cengiz: "Vergi Daireleri Kuruluş ve Görev Yönetmeliği ciddi bir huzursuzluğa yol açtı" Devlet Memurları Sendikası (DMS) Genel Başkanı Tuncay Cengiz, "Vergi Daireleri Kuruluş ve Görev Yönetmeliği, vergi dairelerinde görev yapan müdür, müdür yardımcısı ve gelir uzmanları arasında ciddi bir huzursuzluğa yol açtı" dedi. Devlet Memurları Sendikası, Vergi Daireleri Kuruluş ve Görev Yönetmeliği’yle ilgili 7 Ocak’ta vergi dairesi müdür ve müdür yardımcıları ile gelir uzmanlarınca gerçekleştirilen çalışma sonucu hazırlanan raporu açıkladı. Hazırlanan raporda vergi dairelerinde yürürlüğe konulan yeni mevzuat düzenlemesiyle idari süreçlerde ciddi aksamalar yaşandığı, bu durumun kurumların faaliyetlerini önemli ölçüde yavaşlatarak, hizmetlerin neredeyse durma noktasına gelmesine yol açtığı ifade edildi. "Bu yönetmelik yıllar içinde inşa edilen kariyer personel rejimine yönelik bir tehdittir" Devlet Memurları Sendikası Genel Başkanı Tuncay Cengiz, yeni yönetmeliğin vergi dairelerinin fonksiyonel yapısıyla uyuşmadığını belirterek, "7 Ocak’ta alanında uzman müdürlerimiz, gelir uzmanlarımız ve hukuk danışmanlarımızla masaya oturduk. Gördük ki bu yönetmelik sadece bir kağıt parçası değil, yıllar içinde inşa edilen kariyer personel rejimine yönelik bir tehdittir. Vergi Daireleri Kuruluş ve Görev Yönetmeliği, vergi dairelerinde görev yapan müdür, müdür yardımcısı ve gelir uzmanları arasında ciddi bir huzursuzluğa yol açtı. Vergi dairesi çalışanlarımızın emeğini ve liyakatini korumak bizim kırmızı çizgimizdir. Söz konusu yönetmeliğin yürürlüğünün durdurulması ve tamamen iptali için Danıştay’da davamızı açtık. Devletin vergi toplama kapasitesini ve personelinin huzurunu bozacak bu düzenlemeden dönülene kadar mücadelemiz sürecektir" ifadelerine yer verdi. Sendika, hazırlanan raporun Cumhurbaşkanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Gelir İdaresi Başkanlığına resmi bir idari itiraz başvurusu olarak sunulduğunu, raporda yönetmeliğin vergi dairesi işleyişindeki verimliliği düşüreceği ve uzmanlaşmayı engelleyeceğinin vurgulandığını belirtti.
Konya Gayrimenkul işlemlerinde "Benim bankamda bir sıkıntı var" bahanesine dikkat Artan dolandırıcılık olayları her geçen gün artarken kiralama veya alım satım yaparken dikkat edilmesi gereken noktaları emlak uzmanları sıraladı. Kiralama sürecinde vatandaşlar tarafından yapılan hataların, hayallerinin boşa çıkarabileceğini belirten uzmanlar, özellikle emlakçı seçimi, sözleşme detayları ve ödeme yöntemleri konusunda dikkatli olunması gerektiğini vurguladı. Emlak uzmanları, kiralama ve satın alma işlemlerinde dolandırıcılık tehlikesine karşı vatandaşları uyardı. Özellikle kapora dolandırıcılığı, sahte emlakçılar ve eksik bilgi içeren sözleşmeler gibi risklere dikkat çeken Gayrimenkul Uzmanı Ali Kasaplargil, "Ev veya iş yeri kiralarken, özellikle dikkat edeceğimiz konulardan bir tanesi, emlakçı ile alakalı sözleşmesinin var olup olmadığı, yetki bilgisinin var olup olmadığını kesinlikle öğrenmemiz gerekiyor. Akabinde, evi görmediğimiz hiçbir evin kaporası ya da depozitosu verilmez. Aynı zamanda, kiralayacağımız evin tapusu ve kime ait olduğu, yani mülk sahibi ile özellikle karşılaşmanız gerekiyor. Hiçbir emlakçı, yetki almadan bir imza almadan o evi kiralayamaz. Evin geçmişe ait borçları, aidat borcu, yakıt borcu ya da dönemsel borçları gibi öncelikle onları öğrenmemiz gerekiyor. Kira sözleşmemizi yaparken, önceliğimizi mülk sahibiyle karşılıklı yapmamız lazım. Kira artış oranını özellikle belirtmemiz lazım; ne kadar oturacağına dair bilgileri kesinlikle net bir şekilde yazmamız lazım. Evin içindeki aksak durumlar, kırık dökük durumları aynı zamanda evin demirbaşları neyse, hepsini teker teker sözleşmede de yazmak gerek. Sözleşmeyi, sonrasında sizin olmayan bir şeye sizinmiş gibi gösterilmesin ya da sizin daha önce yapmadığınız kırılan bir yeri sanki siz kırılmış gibi size bir ücret çıkmaması için bunları yapmamız lazım. Kira sözleşmesi ile alakalı da, bittikten sonra özellikle de şu son dönemlerde, devletimizin de sağ olsun desteğiyle yapılan bütün ödemeleri banka üzerinden yapmamız gerekiyor" dedi. "Benim bankamda bir sıkıntı var" Gayrimenkul sektöründe en fazla olayın kapora dolandırıcılığının olduğuna değinen Gayrimenkul Uzmanı Kasaplargil, "Maalesef şu anda ev kiralarken de, ya da ev alırken de en çok sıkıntı çektiğimiz olay kapora dolandırıcılığı, kim olursa olsun kaporayı kesinlikle emlakçılar atmayın. Çünkü eğer ki kendinde olan bir emlakçı, hiçbir zaman kaporayı kendisine istemez. Kapora o evin mülk sahibine atılır. Mülk sahibini nereden bileceğiz, bulacağımız evin ya da alacağımız evin tapusunu özellikle almamız lazım, mal sahibinin de kimliğini almamız lazım. Karşılaştırıp, eğer doğruysa bu mal sahibine depozito ya da kapora atmamız gerekiyor; haricinde hiçbir şekilde atılmaz. Emlak yatırım yaparken dolandırılmamak için, alacağınız mülk her ne olursa olsun, karşınızda sadece emlakçı değil, o mülkün esas sahibiyle beraber görüşmeniz gerekiyor. Bunu görüşmeden önce de, muhakkak o kişinin o mal sahibi olduğunu bilmemiz gerekiyor; tapusunu alıp, kimlik bilgilerini alıp karşılaştırdıktan sonra pazarlığı bu şekilde yapıp, ondan sonrasında yapılabilecek aranızdaki sözleşmeyle beraber kapora, mal sahibinin IBAN’ına atılması gerekiyor. Burada çok büyük yanlış yapıyoruz, kaporayı atarken, mal sahibi "Benim bankamda bir sıkıntı var" diyor, o yüzden başka bir yerlere yönlendiriyor. Kesinlikle bunu yapmayacağız. Mal sahibinin IBAN’ını, neyse, kaporayı ona atacağız" şeklinde konuştu. "Alacağı mülkü görmeden, kesinlikle bir pazarlığa tutuşmasınlar" Gayrimenkul alımı öncesinde yapılması gerekenleri sıralayan Kasaplargil, "Araştırma yaparken özellikle, zaten kendine de çok iyi bilirler ki, çocuklu ailelerin çevresindeki evin çevresindeki, ilkokul, ortaokul, market, cami, insanların ulaşabileceği, devamlı gereksinimi olan yerlere özellikle dikkat etmeleri lazım. Tabii evin genelinde ısınma sorunu var mı bunda genelde binadaki oturan insanlarda sorup öğrenebilirler. Alacağı mülkü görmeden, kesinlikle bir pazarlığa tutuşmasınlar; alacağı mülkün özelliklerinin tam anlamıyla öğrensinler. Eğer kafalarında bir sorun, problem varsa, o binanın yöneticiyle görüşmeleri gerekiyor; çünkü bazı binaların içlerinde sıkıntılar olabiliyor ya da o malla alakalı ipotek, haciz gibi, bulunduğun gibi benzeri durumlardan dolayı özellikle araştırmaları gerekiyor. Ben burada tavsiyem şudur: Çalıştığı insanlar, özellikle de emlakçılar da, emlak yatırım, bizim gibi yatırım danışmanlığı yapan insanlardan bunun bilgisini net bir şekilde alabilirler; banka borcu var mı, ya da üzerinde ipotek, haciz var mı diye. Zaten tapuya gittiğiniz zaman, size burada söylerler, alacağınız şu mülkün üzerinde ipotek var, haciz var diyebilirler kesinlikle kabul etmesinler, ipotekli, hacizli satışlar olabilir, ama bunların başka yöntemleri var" diye konuştu.