SAĞLIK - 22 Ocak 2026 Perşembe 11:20

Bahçede düştü, hayatı değişti

A
A
A
Bahçede düştü, hayatı değişti

Dünya genelinde kadınlarda yaygın olarak görülen ve Human Papilloma Virus (HPV) enfeksiyonunun neden olduğu rahim ağzı kanseri; düzenli hekim kontrolü ve 2006’dan beri uygulanan HPV aşısıyla önlenebiliyor. 68 yaşında rahim ağzı kanseri teşhisi alan ve son üç yıldır kansere karşı mücadele veren Canan Birgi de, aşının ve düzenli kontrolün önemi hakkında kadınları uyardı. Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseriyle ilgili bir bilgim yoktu. Bir gün düştüm ve kanamam oldu. Onun üzerine teşhis aldım. Tümör 6 santimetre olduktan sonra öğrendim. O nedenle tüm kadınlara önerim düzenli kontrollerini yaptırmaları" diye konuştu.


Serviks kanseri ya da rahim ağzı kanseri, HPV virüsünün neden olduğu bir kanser tipi olarak bugün dünya genelinde milyonlarca kadını tehdit ediyor. 2006’dan beri uygulanan HPV aşısı ve düzenli pap smear testiyle kansere neden olan HPV virüsü, kansere neden olmadan önlenebiliyor. Aşısı sayesinde dünyadan yok edilebilecek kanser türü olarak bilinen serviks kanserine karşı, toplumda bilincin gelişmesi ise çok önemli bir faktör olarak öne çıkıyor. Bu nedenle her yıl ocak ayında rahim ağzı kanserine karşı farkındalık çalışmaları yapılarak toplumda bilincin artırılması hedefleniyor.


Hikayesiyle kadınlara mesaj veren emekli bankacı Canan Birgi (70), 68 yaşında aldığı rahim ağzı kanseri teşhisine ilişkin konuştu. Medicana International İzmir Hastanesi’nde immünoterapi alarak hastalıkla mücadele eden Canan Birgi, bir kaza sonucu düşmesi neticesinde kanser olduğunu öğrendiğini aktardı. Muğla Milas’tan tedavi için İzmir’e gelen Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseri teşhisi 27 Aralık 2022’de konuldu. 3 yıldır tedavi görüyorum. Önceleri çok kötüydüm ama şimdi iyiyim. Benim rahatsızlığım uzun süre belli olmadı. Tümör 6 cm olmuş. Düşünceye kadar hiçbir belirti vermedi. Bahçede düşünce kanamam oldu. Bir arkadaşım kadın doğum doktoru ona başvurdum. "Canan, İzmir’e mi Muğla’ya mı gideceksin, bir an önce gitmen lazım" dedi. İzmir’de de kardeşim var, bu yüzden tedavi için İzmir’e geldim. Tedaviye başlandı ve şimdi çok iyiyim" ifadelerini kullandı.



Utanılacak bir şey değil


Rahim ağzı kanserine ilişkin teşhis alana kadar bir bilgisinin olmadığını, kanserin nedenlerini sonradan araştırınca öğrendiğini aktaran Canan Birgi, "Rahim ağzı kanseri olduğumu öğrendiğimde çok üzüldüm. "Neden ben?" dedim. Ama artık alıştım, iyiyim ve kimseden de saklamadım. Utanılacak bir şey değil. Düşünce öğrendim ama sonradan kendime dönüp baktığımda sürekli yorulduğumu, halsiz olduğumu hatırlıyorum. Yani tümör 6 santimetre olmuş. Öncesinde kendimi sağlıklı sanıyordum. Tedaviden tedaviye İzmir’e geliyoruz. Şu an immünoterapi yapılıyor. Tedavi sürecinde ilk olarak Medicana’ya geldim. Kemoterapi verdiler, ışın tedavisi yaptılar" diye konuştu. Rahim ağzı kanserine karşı kadınlara da mesaj veren Canan Birgi, "Kadınlara önerim; her sene kontrollerini yaptırsınlar. "Bende olmaz" demesinler. Oluyor yani Bana teşhis konulduğunda 68 yaşındaydım" sözlerini kaydetti.



Kanserin tek sebebi: HPV


Medicana International İzmir Hastanesi Medical Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gülcan Bulut, hem hastası Canan Birgi’nin durumunu değerlendirdi hem de hastalığa ilişkin detayları paylaştı. Rahim ağzı kanserinin temel sebebinin HPV virüsü olduğunun altını çizen Doç. Dr. Gülcan Bulut, "HPV’nin birçok tipi (suşu) vardır. Bu suşların bazıları kansere yol açarken bazıları ise yalnızca genital siğillere neden olur. Genital siğiller onkolojinin değil, daha çok jinekolojinin ilgi alanındadır. Onkolojiyi ilgilendiren ise HPV’nin kanserle ilişkili olan 16, 18 gibi yüksek riskli özel suşlarıdır. Bu suşlar rahim ağzı kanserine neden olabilmektedir" sözlerini kaydetti. HPV aşısında 9 farklı HPV suşu olduğunu aktaran Doç. Dr. Gülcan Bulut, "Aşı HPV’nin yayılmasını ve kansere sebep olmasını engeller. HPV’nin cinsel yolla bulaştığı kabul edilir. Başka doğrudan temas yolları da bildirilmiştir ancak genel bulaş şekli cinsel temastır. Bu nedenle, cinsel aktivite başlamadan önce, ergenlik dönemindeki çocukların aşılanması önerilir. Böylece kişi çocukluk döneminden itibaren HPV’ye karşı bağışıklık kazanmış olur. Tıpkı Hepatit B aşısında olduğu gibi, HPV’ye yakalanmadan önce aşılanmak koruyuculuk sağlar. HPV bulaşmamış bireylerde aşı ile bağışıklık kazanıldığında ilerleyen dönemlerde HPV’nin kansere neden olması engellenir. Serviks kanserinin gelişim sürecinde önce HPV bulaşı olur, ardından bulaştığı bölgede kronik inflamasyon ve dönüşüm reaksiyonları gelişir. Bu süreçte "Servikal İntraepitelyal Neoplazi (CIN)" adı verilen öncül lezyonlar oluşabilir. Jinekologlar bu lezyonları smear (Pap smear) testleri ile takip eder. Amaç, henüz kanser gelişmeden öncül lezyonları tespit etmektir. Aşıyla bağışıklık kazanıldığında ise bu lezyonların oluşması engellenmiş olur" ifadelerini kullandı.



Koruyucu tedbirler hastalığın ortaya çıkmaması için önemli


İmmünoterapi alan hasta Canan Birgi’nin operasyon sınırını geçmiş bir hasta olduğuna ve bu nedenle ameliyatla tümörünün alınamadığına vurgu yapan Doç. Dr. Gülcan Bulut, "Bu noktada hastaların ‘Ameliyat yapılamıyorsa tedavi edilemiyor’ şeklinde bir kaygısı olabiliyor; oysa operasyon sınırı geçilmiş olsa bile kombine kemo-radyoterapi uygulanarak tedavi sağlanabilir. Canan Hanım da kemo-radyoterapi aldı. Daha sonraki dönemde mediastende bir lenf bezi patolojisi gelişti ve yapılan incelemelerde hastalığın nüks ettiği tespit edildi. Ancak güzel tarafı, Canan Hanım’ın immünoterapiye çok iyi yanıt vermesiydi. Hem immünoterapiye hem de radyoterapiye iyi yanıt verdiği için hâlâ tam yanıtla izlenebiliyor. Metastatik evrede olmasına rağmen tedavi edilebilir durumda. Ancak en önemli nokta, hastalığın hiç ortaya çıkmamasıdır. Koruyucu tedbirler bu nedenle büyük önem taşır. Ne yazık ki özellikle belli bir yaş üzerindeki birçok kişi hâlâ aşılanmadığı için önümüzdeki yıllarda serviks kanseri vakaları görülmeye devam edecektir" açıklamasını yaptı. Doç. Dr. Gülcan Bulut, sözlerini şöyle tamamladı: "Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, dünyadan ilk olarak silinecek olan kanser tipi serviks kanseri olarak tanımlanmaktadır. Böyle olunca da HPV aşısının ne kadar önemli olduğuna vurgu yapmak gerekir. Serviks kanseri aşıyla önlenebilen en önemli kanser türüdür."



Bahçede düştü, hayatı değişti

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Güllü’nün kızının eski nişanlısı Kervan Eminoğlu adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildi Yalova’daki evinin terasının penceresinden düşerek hayatını kaybeden Güllü’nün ölümüyle ilgili soruşturmada gözaltına alınan sanatçının kızının eski nişanlısı Kervan Eminoğlu, savcılık ifadesinin ardından adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı talebiyle mahkemeye sevk edildi. 26 Eylül 2025 tarihinde Yalova’nın Çınarcık ilçesi Harmanlar Mahallesi Vali Akı Caddesi üzerindeki apartmanın beşinci katındaki kapalı terasta ünlü şarkıcı Güllü (52), kızı ve arkadaşıyla eğlendiği sırada pencereden düşerek hayatını kaybetmişti. Güllü ismiyle tanınan şarkıcı Gül Tut’un ölümüyle ilgili Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma çerçevesinde olay sırasında evde bulunan sanatçının kızı Tuğyan Ülkem Gülter 13 Aralık 2025 tarihinde tutuklamış, olayı Gülter’in yaptığını söyleyen arkadaşı Sultan Nur Ulu’ya ise ev hapsi cezası verilmişti. Olayla ilgili Yalova’da ifade vermeye çağrılan Tuğyan Ülkem Gülter’in eski nişanlısı Kervan Eminoğlu, ifade sonrası ’Kasten öldürmeye azmettirme’ şüphesiyle gözaltına alındı. Şüpheli emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Zanlı burada savcılık ifadesinin ardından adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı talebiyle Sulh Ceza Mahkemesi’ne sevk edildi.
Karabük Safranbolu TSO Meclis Başkanı Ünal, DEİK Türkiye-Karadağ İş Konseyi Yönetim Kurulu’na seçildi Safranbolu Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Meclis Başkanı Cengiz Ünal, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından gerçekleştirilen seçim sonucunda DEİK Türkiye-Karadağ İş Konseyi Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildi. Safranbolu TSO Meclis Başkanlığı görevini sürdüren Ünal, aynı zamanda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İnşaat Sektör Meclislerinde de görev alıyor. Ünal’ın yeni göreviyle birlikte Türkiye ile Karadağ arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilerin geliştirilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Cengiz Ünal, yaptığı açıklamada, Türkiye ile Karadağ arasındaki ticaret hacminin artırılması, yatırım fırsatlarının çeşitlendirilmesi ve özel sektörler arasında sürdürülebilir iş birliklerinin güçlendirilmesi için çalışacaklarını ifade etti. Ünal, DEİK çatısı altında faaliyet gösteren Türkiye-Karadağ İş Konseyi’nin, bölgesel ticaret köprülerinin kurulmasında önemli bir rol üstlendiğini vurguladı. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK), Türkiye özel sektörünün uluslararası ekonomik ilişkilerini geliştirmek amacıyla faaliyet gösteren gönüllü bir sivil toplum kuruluşu olarak biliniyor. 1980’li yılların ortasında kurulan DEİK, 150’yi aşkın iş konseyiyle Türk özel sektörünü yurt dışı pazarlarda temsil ediyor. DEİK bünyesinde faaliyetlerini sürdüren Türkiye-Karadağ İş Konseyi ise iki ülke arasındaki ticaret hacmini artırmak, yatırım alanlarını genişletmek ve ortak projeleri hayata geçirmek amacıyla iş dünyası odaklı iş birliği modelleri geliştiriyor.
Konya Pelikanlar, kıyıları buzla kaplanan gölde görüntülendi, kuş severler kıyıya akın etti Türkiye’nin önemli sulak alanları arasında yer alan Beyşehir Gölü Milli Parkı, kış mevsiminde bu kez göçmen pelikanlara ev sahipliği yaptı. Dondurucu soğukların etkisiyle göl kıyılarının buzla kaplandığı Beyşehir’de, sahil kesiminde görülen pelikanlar vatandaşların ve fotoğraf tutkunlarının yoğun ilgisini çekti. Hava sıcaklıklarının sıfırın altına düşmesiyle göl kıyılarının yüzeyinin büyük bölümünün donması, alışılmışın dışında manzaraları da beraberinde getirdi. Kent merkezindeki sahil bölümünde görülen 3 pelikan, buzla kaplı yüzey üzerinde yiyecek ararken görüntülendi. Buz üzerinde yiyecek aradılar Zaman zaman hareketsiz bekleyen, zaman zaman da buz tabakası üzerinde peş peşe yürüyen pelikanlar; kimi anlarda gökyüzüne havalanarak yer değiştirdi. Bu ilginç anlar, göl kenarına gelen fotoğrafçılar tarafından objektiflere yansıdı. Pelikanları yakından görmek isteyen çok sayıda fotoğraf tutkunu, gün boyunca Beyşehir Gölü kıyısında adeta nöbet tuttu. "Beyşehir adına sevindirici" Kuş fotoğrafçısı Mustafa Öztemiz, pelikanları görüntülemek için göl kıyısına geldiklerini belirterek, "Beyşehir’de şu an üç pelikanımız var. Daha önce pek uğramazlardı, bu yıl gelmeleri bizleri çok sevindirdi. Haberini alır almaz koşarak geldik. Göl adına sevindirici, böyle farklı türlerin gelmesi önemli" dedi. Öztemiz, kış aylarında bazı kuş türlerinin sürpriz şekilde gölde görülebildiğini de vurgulayarak, "Göl sularının azalması üzücü ama buz tutan alanlar fotoğraf açısından çok güzel kareler sunuyor. Pelikanlar buz kenarlarında balık kovalıyor. Göçle gelen başka türler de var. İki gün önce kara koyunlu batağını görüntüledik, onu da daha önce Beyşehir Gölü’nde görmemiştik" ifadelerini kullandı. "Uzun zamandır görülmüyordu" Kuş fotoğrafçısı Kemal Gültekin ise pelikanların uzun süredir Beyşehir Gölü’nde görülmediğine dikkat çekerek, "Pelikanları gördüğümüzü öğrenince soğuğa rağmen çekim için geldik. Normalde yaz göçmeni olan bu türlerin kışın burada olması şaşırtıcı. Üç pelikan var ve buz üzerinde oldukça zorlandıkları belli oluyor. Göl donunca yiyecek bulmak da zorlaşıyor. İnşallah aç kalmazlar" diye konuştu. Beyşehir Gölü doğal zenginliğini kışın da gösteriyor Pelikanların Beyşehir Gölü’nde oluşturduğu bu nadir kış manzarası, gölün biyolojik çeşitliliğini ve doğal zenginliğini bir kez daha gözler önüne sererken, ortaya çıkan görüntüler doğaseverler ve fotoğrafçılar için unutulmaz anlara sahne oldu.