SAĞLIK - 24 Temmuz 2025 Perşembe 13:49

Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk: BEUN’da otolog kemik iliği nakli

A
A
A
Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk: BEUN’da otolog kemik iliği nakli

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, Batı Karadeniz’de sağlık alanında çığır açacak önemli bir başarıya daha imza attı. Üniversite Hastanesinde Batı Karadeniz Bölgesi’nde ilk kez otolog kemik iliği transplantasyonu (hastanın kendi kök hücrelerinin nakli) başarıyla gerçekleştirildi. Bu gelişme hem Zonguldak hem de bölge halkı adına umut verici bir adım oldu.


BEUN Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şehmus Ertop liderliğindeki uzman ekip tarafından başarıyla gerçekleştirilen nakil sonrası hasta sağlığına kavuştu. Tedavi sürecinin ardından BEUN Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, hastayı ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerini iletti ve tedavi sürecini yürüten tüm sağlık personeline tebrik edip teşekkürlerini iletti.


BEUN Hastanesinde hizmet veren Kemik İliği Nakil Merkezi, Batı Karadeniz Bölgesi’nde kök hücre nakli yapılan ilk ve tek merkez olma özelliğini taşıyor. 4 yataklı donanımlı merkezde hem otolog (hastanın kendi hücrelerinden) hem de allojeneik (uyumlu vericiden) kök hücre nakli yapılabiliyor.


Hematopoetik kök hücre nakli (HKHN), kan ve bağışıklık sistemi hastalıklarının tedavisinde kullanılan; sağlıklı kök hücrelerin hastaya damar yoluyla verilmesi işlemidir. Cerrahi bir operasyon olmayıp kan transfüzyonuna benzer şekilde uygulanır.


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, Batı Karadeniz Bölgesinde son teknoloji aferez kök hücre toplama cihazını kullanan ilk ve tek sağlık kuruluşu. Otolog kemik iliği nakil işlemleri, son teknoloji aferez kök hücre toplama cihazı kullanılarak uygulanıyor. Aferez, kandan sadece belirli bir bileşenin (plazma, trombosit, beyaz kan hücresi veya kök hücre gibi) ayrıştırılması işlemi. Bu işlem sırasında kan, özel bir cihazdan geçirilerek istenen hücreler ayrılır, geri kalan kısımlar hastaya geri verilir.


BEUN Hastanesinde kullanılan gelişmiş aferez cihazı, özellikle kök hücre nakillerinde, en saf, yağsız ve etkili hücre örneklerinin toplanmasını sağlar. Bu teknoloji sayesinde hem hasta güvenliği artırılıyor hem de nakil sürecinin başarısı güçlendiriliyor. Ayrıca, aferez cihazı adeta bir süzgeç gibi çalışarak zararlı maddelerin kandan uzaklaştırılmasında ve kök hücrelerin en sağlıklı şekilde elde edilmesinde kritik bir rol üstleniyor. Bu sayede daha etkili ve güvenli nakil süreçleri sağlanıyor. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, sahip olduğu bu cihazla sadece bölgenin değil, Türkiye’nin de öncü sağlık merkezlerinden biri olarak sağlık alanındaki liderliğini kararlılıkla sürdürüyor.


Rektör Özölçer: "Üniversite Hastanemiz ile Sağlıkta Bölgesel Öncülüğümüzü Sürdürüyoruz"


Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, hastane bünyesinde ilk kez gerçekleştirilen otolog naklinin önemine dair şu sözleri dile getirdi:


"Batı Karadeniz’in sağlık üssü konumunu elinde bulunduran Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, sağlık alanındaki yatırımlarımız ve alanında deneyimli uzman kadrolarımızla bölgemize nitelikli ve sürdürülebilir hizmet sunmanın gayreti içerisindeyiz. Üniversite Hastanemizde ilk kez başarıyla gerçekleştirilen otolog kemik iliği nakli hem kurumumuz hem de bölgemiz açısından son derece değerli ve gurur verici bir adımdır.


Böylesine önemli bir başarıya imza atan Prof. Dr. Şehmus Ertop hocamıza ve süreci büyük bir özveriyle yürüten tüm sağlık ekibimize gönülden teşekkür ediyorum. Ameliyatı başarıyla geçen hastamıza ise acil şifalar diliyorum. Sadece bölgemize değil, Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından hastalarımıza şifa sunan Üniversite Hastanemiz; hasta memnuniyetini esas alan yaklaşımı, güçlü akademik kadrosu ve bilimsel altyapısıyla sürdürülebilir kalite odaklı gelişimini kararlılıkla güçlendirmektedir. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi olarak, Tıp Fakültemiz ve Hastanemizle birlikte sağlık alanındaki öncü rolümüzü daha da ileriye taşımaya devam edeceğiz.


Bu vesileyle gerçekleştirdiğimiz tüm çalışmalarda bizlere her zaman destek olarak Üniversitemizin gelişimine katkı sunan başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere tüm Sağlık Bakanlığı ailesine; yükseköğretimin niteliğini artırmaya yönelik vizyoner yaklaşımıyla her zaman yanımızda olan Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve değerli Yükseköğretim Kurulu ailesine (YÖK) en içten şükranlarımı sunuyorum."


Kaliteli Odaklı Sağlık Hizmeti, Dünya Çapında Akademik Güç, Bölgenin Sağlık Üssü Güvencesi


Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, hematoloji ve onkoloji gibi ileri düzey tedavi gerektiren branşlarda yüksek nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Güçlü akademik kadrosu, tam donanımlı laboratuvar altyapısı ve bölgeye kazandırdığı sağlık yatırımlarıyla BEUN Hastanesi, Türkiye genelinde saygın sağlık merkezlerinden biri olma yolunda güçlü adımlarla ilerliyor.



Batı Karadeniz Bölgesi’nde bir ilk: BEUN’da otolog kemik iliği nakli

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Topkapı Sarayı Haremi’nde Yeni Dönem: ‘Cariyeler Taşlığı’ ziyarete açıldı Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’ kapsamlı restorasyon ve tefriş çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı. Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri buralarda kullandık. Bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturduk" dedi. Topkapı Sarayı’nın Harem Bölümü’nde yer alan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Milli Saraylar Başkanlığı tarafından yürütülen kapsamlı restorasyon çalışmalarının ardından ziyarete açıldı. Topkapı Sarayı Harem’i, yapısal olarak ‘haremde yaşayanlar’ ve ‘hareme hizmet edenler’ olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Harem’e hizmet eden erkek görevliler ‘karaağalar’, kadın görevliler ise ‘cariye’ olarak tanımlanıyor. Cariyeler, harem düzeninin ikinci halkasında yer alıyor. Bu yapı içerisinde konumlanan Cariyeler Taşlığı, haremde gündelik hayatın sürdüğü merkezlerden biri olarak öne çıkıyor. İlk kez bütüncül bir anlatımla ele alındı Gezi güzergahında yer almakla birlikte bugüne kadar sınırlı erişime açık kalan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, restorasyonun tamamlanmasıyla birlikte ilk kez kapsamlı bir kurguyla ziyaretçilere sunuldu. Yeni düzenleme ile ziyaret süresine yaklaşık 20 dakika eklenirken mekanın mimari bütünlüğü üzerinden saray içi yaşamın tüm aşamaları okunabilir hale getirildi. Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı, üç kadınefendi dairesi, cariyeler koğuşu, çamaşırhane, mutfak, kiler, hamam, kahve ocağı ve yardımcı birimlerden oluşan çok katmanlı bir yapıya sahip. Gündelik hayatın sürdüğü bu merkezde cariyeler; dil ve din eğitiminin yanı sıra adab-ı muaşeret, el sanatları ve hizmet alanlarında yetiştirilir aynı zamanda dinlenme ve eğlenme imkanı buluyordu. Öte yandan ‘Kadınefendiler ve Cariyeler Taşlığı’, Topkapı Sarayı’nın kapalı olduğu salı günleri dışında her gün 09.00–17.30 saatleri arasında, mevcut ziyaret düzeni kapsamında ek ücret alınmaksızın gezilebilecek. "Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta" Restorasyon çalışmasıyla ilgili bilgi veren Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bugün bu önemli mekanların ziyaretçiyle buluşması için bir aradayız. Topkapı Sarayı’nın şu an Cariyeler Taşlığı olarak bilinen çok önemli bir avlusundayız. Burası gerek mimari açıdan gerek saray teşkilatında tuttuğu yer açısından oldukça önemli bir nokta. Zira Harem bölümü zaten Topkapı Sarayı’nın hem yerli hem yabancı ziyaretçi tarafından en çok merak edilen bölümü, burası da onun kalbi. Hemen ileride sol tarafta Padişah Hanımlarının daireleri bulunuyor. Burada yanımızda bulunan koğuşlarda da Cariye Koğuşları bulunuyor. Bu cariyeler biliyorsunuz; Valide Sultan’dan başlamak üzere Osmanlı sarayında, Osmanlı hareminde; Valide Sultan’dan, Kadın Efendilerden, padişah ailesinin hizmetinde bulunan özel görevliler" dedi. "Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait" Restorasyonu yapılan mekanın 17’inci yüzyılın sonuna ait olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu noktada da buradaki gerek mimari kompozisyon gerekse içeride sergilemiş olduğumuz taşınabilir eserler bize çok ciddi fikir veriyor. Bu noktada alınmış olan eğitimler, burada uygulanmış olan pratikler, ritüellerin hepsiyle ilgili biz de bu eserleri ziyaretçimizle buluşturacak bir kürasyon düzenini benimsedik. Cariyeler Taşlığının bugün açılan bölümlerindeki yapılar 17’inci yüzyılın sonuna ait. Yani Harem yangınından, 1660’lı yılların sonunda gerçekleşen Harem yangınından sonra kurulan düzen. Bu yönüyle çok önemli. Hatırlayacaksınız; geçtiğimiz yıl bu vakitlerde de hemen bu duvarın arkasında olan aynı döneme ait Kara Ağalar Taşlığı ve bağlı birimleri ziyaretçiyle buluşmuştu" şeklinde konuştu. "Çalışmalar 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadı" Restorasyon çalışmasının 6 yıl sürdüğünü belirten Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Aradan geçen bir yılda gerçekten yerli ve yabancı ziyaretçinin olağanüstü bir teveccühüyle karşılaştık. Zira bu alanlar Topkapı Sarayı Haremi’nin hiç görülememiş alanları ve çok özgün alanları. Aynı durum burası için de geçerli. Hem geleneksel fonksiyonu olarak hem de saray düzenindeki yeri olarak bugüne kadar ziyaretçiyle buluşmamış yerlerdi. Burada yürütmüş olduğumuz restorasyon çalışmaları 2020 yılında başladı, dolayısıyla 6 yıllık bir süreci kapsadığını söyleyebiliriz. Bunun içinde tabii ki öncelikli olarak mimari restorasyonlar var. Yaklaşık 350 yaşında olan binalardan söz ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var" Onarımı yapılan bölümde çini sanatının muazzam örneklerinden eserler olduğunu söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Bu binaların fonksiyon olarak da birbirinden çok farklı ve kompleks yapılar olduğunu ifade etmemiz gerekir. Özellikle, kadın efendiler dairelerinde, padişah eşlerinin dairelerinde Osmanlı çini sanatının muazzam örneklerini gördüğümüz unsurlar var. Vitrayların sarayın en eşsiz vitraylarının burada olduğunu görüyoruz. Kalem işlerinde, özellikle erken dönem kalem işlerinin muazzam örnekleri yine burada bulunuyor. Ancak bu mekanların dışında özellikle hizmete yönelik arkamızdaki çamaşırhane, mutfaklar gibi bölümlerde ise mimari yapının çok daha kuvvetli olduğunu ama süslemenin daha düşük olduğu mekanlar da var. Dolayısıyla kompleks ama çok öğretici bir restorasyon sürecini biz burada meslektaşlarımızla yerine getirdik" diye konuştu. "Yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz" Onarım sonrasında 700 parça eserin bir araya getirildiğini söyleyen Milli Saraylar Başkanı Yasin Yıldız, "Taşınabilir eserler anlamında, burada sergilediğimiz koleksiyon eserleri anlamında yaklaşık 700 parça taşınabilir eseri de buralarda kullanılmış, bu koleksiyonlara ait eserleri de depolarımızdan çıkarıp konservasyon ve restorasyonlarını tamamlamak suretiyle ziyaretçiyle buluşturmuş oluyoruz. Bu bizim açımızdan çok önemli; zira burayla ilgili temel verileri, arşiv verileri ve keşif defterlerinin yanında burada kullanılmış olan bu koleksiyonlar oluşturuyor. Biz bu koleksiyonlardan burada, özellikle Cariyeler bölgesinde buranın da bir okul olduğunu hiç unutmayalım aynı Enderun’daki koğuşlar gibi burası da buraya seçilmiş olan cariyelerin Acemioğlanlar Koğuşu’ndan başlamak suretiyle Gedikli Cariye olana kadar bir öğretim sürecinden geçtikleri bir dönem. Bu noktada aldıkları yabancı dil öğretimleri, el becerileri eğitimleri, geleneksel sanatlar ve musiki gibi pek çok alanda aldıkları eğitimlerin yansımasını gösteren eserleri de taşınabilir olarak sergiliyoruz" ifadeerini kullandı.
Van Van TSO ile Bodrum Vanlılar Derneği’nden ortak talep: "Van-Bodrum uçak seferleri başlamalı" Van TSO Başkanı Necdet Takva ile Bodrum Vanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İshak Kalkanlı imzasıyla; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile hava yolu şirketlerine yazı gönderilerek, Van-Bodrum arasında uçak seferlerinin başlatılması talep edildi. Bodrum Vanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İshak Kalkanlı, yönetim kurulu üyeleri ve Van Vakfı Eski Başkanı Müjdat Çelik; Van Ticaret ve Sanayi Odası’nı (Van TSO) ziyaret etti. Ziyarette; Van TSO Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Takva, Meclis Başkanı Turan Avcı, TOBB Delegesi Şefik Eren, Meclis Katip Üyesi Cüney Gezin ve Meclis Üyesi Mahacir Mercan yer aldı. Van-Bodrum arasında uçak seferlerinin başlaması konusunun istişare edildiği görüşmede, Van TSO Başkanı Necdet Takva ile Bodrum Vanlılar Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı İshak Kalkanlı imzasıyla; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, 4 hava yolu şirketine yazı yazıldı. Başkan Takva ve Kalkanlı imzasıyla gönderilen yazıda şu ifadelere yer verildi: "Malumlarınız olduğu üzere Van şehrimiz ile Bodrum ilçemiz ülkemizin önemli turizm destinasyonları arasında yer almaktadır. Özellikle yaz sezonunda artan turizm hareketliliği ve ticari ilişkiler dikkate alındığında iki destinasyon arasında doğrudan uçuş ihtiyacı her geçen gün daha belirgin hâle gelmektedir. Hâlihazırda iki destinasyon arasında doğrudan uçuş bulunmaması nedeniyle vatandaşlarımız uzun aktarmalı yolculuklar yapmak zorunda kalmakta, bu durum hem ciddi zaman kaybına hem de ekonomik maliyetlerin artmasına neden olmaktadır. Kara yolu ile Van-Bodrum arasındaki mesafe yaklaşık 1.800 kilometreyi bulmakta olup yolculuk süresi 24 saati aşabilmektedir. Uzun mesafe, yüksek ulaşım maliyetleri, mevsimsel hava şartları ve aktarmalı seyahat zorunluluğu vatandaşlarımız açısından önemli mağduriyetler oluşturmaktadır. Özellikle turizm sezonunda yoğun talep oluşmasına rağmen yeterli ulaşım alternatifinin bulunmaması bölgesel hareketliliği olumsuz etkilemektedir. Öte yandan, Bodrum yaz sezonunda yerli ve yabancı turist yoğunluğuyla nüfusu katlanarak artan, ülkemizin uluslararası ölçekte tanınan turizm merkezlerinden biridir. Van ise sahip olduğu tarihi, kültürel ve doğal değerlerin yanı sıra yıllık yaklaşık 1 milyon İranlı turisti ağırlayan önemli bir cazibe merkezidir. Bahse konu şehirlerimiz yalnızca il ve ilçe ölçeğinde değil; bölgesel ve uluslararası düzeyde turizm, kültür ve ticaret açısından stratejik öneme sahiptir. Planlanacak doğrudan uçuş seferleri sayesinde; başta İran olmak üzere Irak, Ermenistan, Yunanistan ve çevre ülkelerden gelen turistlerin ulaşımı kolaylaşacak, Ege ve Doğu Anadolu bölgeleri arasındaki turizm entegrasyonu güçlenecek, çevre illerin de ulaşım ihtiyacına katkı sağlanacaktır. Bu durum ülkemizin turizm gelirlerine, ekonomik hareketliliğine ve bölgesel kalkınmasına önemli katkılar sunacaktır. Bu kapsamda; özellikle sezonluk veya belirli dönemlerde Van - Bodrum arasında direkt uçuş seferlerinin planlanmasını talep ediyoruz."
İstanbul Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem SAHA EXPO 2026’da yer aldı Türk mühendisler tarafından yerli olarak üretilen ADVENT Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi, gemileri adeta yüzen bir bilgisayara dönüştürüyor. SAHA EXPO 2026’da konuşan HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, bir yazılımdır. Gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük, kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi" dedi. Türk savunma sanayisi, denizlerdeki vurucu gücünü ve yüksek teknoloji kapasitesini sergilemeye devam ediyor. Savunma sanayisinin yazılım ve sistem entegrasyonu devi HAVELSAN’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Araştırma Merkez Komutanlığı ile birlikte geliştirdiği ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyon projeleri ve MİLGEM gemileriyle doğdu. Bugün küresel bir markaya dönüştü. ADVENT, gemi üzerindeki tüm sensör, radar, silah ve haberleşme sistemlerini tek bir merkezden yönetiyor. İlk adımları 2010 yılında atılan ADVENT (Ağ Destekli Veri Entegre) Savaş Yönetim Sistemi, sunduğu otonom karar verme desteği ile gemileri süper bir güce dönüştürüyor. Yerli ve milli olarak geliştirilen yazılım, entegre edildiği tüm platformların yeteneklerini etkili ve doğru şekilde birleştirerek ortak bir harekât icra etmesini sağlıyor. NATO standartlarına uyumluluk sağlayan yazılım, artırılmış durumsal farkındalık ve gelişmiş harp kabiliyetlerine ve ağ destekli servisler ile kazanılan yeteneklere sahip. Çoklu ve farklı ortamlarda aynı anda tüm görevlere hizmet eden yapı, ortak angajman ve eğitimi de kapsayan görev kuvveti odaklı yetenekler de sunuyor.Harekât ortamındaki istihbarat verileri üzerinde veri madenciliği ve bilgi entegrasyonu servisleri imkanı sunan ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ileplatformda harekât görevlerini aksatmadan eğitim yapabilme kabiliyeti sağlanıyor. Küçük botlardan komuta merkezlerine kadar farklı büyüklükteki sistemler için ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan ADVENT, tam bütünleşik taktik data linklerle donatıldı. "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır" HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır. Bu yazılımın özelliği şu. Yani insan gibi düşünürseniz; insanın nasıl gözleri var, diğer duyu organları var, fakat vücudunu hareket ettiren, şu anda ona bir akıl olan bir beyni de var. Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz şey de gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, Deniz Kuvvetleri desteğiyle birlikte geliştirilmiş bir yazılım, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. Bu yazılımın yaptığı şey şu. Herhangi bir gemiye veya platforma koyduğunuzda, o geminin platformundaki bütün sistemlere; yani sensörlere, geminin bir nevi gözüne, kulağına, su altındaki sesleri algılayan sonar sistemlere, radar sistemlerine, elektro-optik sistemlere entegre oluyor, bağlanıyor. Onlardan gelen bilgiyi işleyerek, gemiyi savunmak üzere veya bağlı olduğu platformu savunmak üzere karar verecek olan komutana en doğru bilgilerin ulaştırılmasını sağlayan bir sistem. Komutanın verdiği karardan sonra da buna uygun aksiyonları alan; aksiyonlardan kastım şu, savunma maksatlı olarak. Eğer geminin bir top atışı yapması gerekiyorsa, silah kullanması gerekiyorsa ya da bir güdümlü mermi atışı yapması gerekiyorsa kendisini savunmak üzere, bunları da en optimum şekilde ve en doğru zamanda yapılmasını sağlayan, elektronik ve kendi içerisinde akıl içeren bir sistemdir" ifadelerini kullandı. Gemilerdeki füzelerin ateşlenmesini de ADVENT Savaş Yönetim Sistemi’nin sağladığını belirten Dumlu, "Gemiden ateşlenen güdümlü mermiler için şöyle bir özellik var. Güdümlü mermiler atıldıktan sonra kime atılacağının belirlenmesi lazım. O atacağınız yerin de gerçekten düşman olduğunun belirlenmesi lazım. Daha sonra onun atış mekanizması ve sekansı var, o sekansın işletiliyor olması lazım. Sonra da atılması lazım. Bu süreci gemideki ADVENT Savaş Yönetim Sistemi yönetiyor. Mermi atıldıktan sonra, kendisi belli bir süre gittikten sonra kendi aklıyla beraber hedefe artık ulaşabilir hale geliyor ama hangi hedef olduğunu ilk başta tanımlayan Savaş Yönetim Sistemi ve o kararı veren gemideki karar verici komutan" şeklinde konuştu. "Geleceğin ihtiyaçları göz önüne alınarak çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi" Dumlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nde geliştirildiği için ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alındığı için çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi. Bu sebeple; insansız araçlarda, insanlı su üstü platformlarında, insansız su üstü platformlarında, insansız hava platformlarında, su altındaki denizaltılarımızda, havadaki karakol uçaklarımızda, karadaki yine karargahlarımızda ve merkezlerimizde kullanılabilir halde. Yani geminin büyüklüğüne ve bulunduğu yere bağlı olarak fonksiyon ekliyorsunuz ve o fonksiyonları yerine getirecek şekilde o platformu yüklüyorsunuz. Bu yeteneği sayesinde insansız platformları da kullanabilir, onlardan bilgi alabilir, onlara komut verebilir şekilde yapılandırıldı. Bunun ilk denemesini YONCA TECH ile birlikte geliştirdiğimiz SANCAR İnsansız Deniz Aracımızda gerçekleştirdik. HAVELSAN’ın Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde ürettiği SANCAR İnsansız Deniz Aracımızı Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiştik geçtiğimiz senenin içinde. İnsansız deniz aracının içindeki akıl da ADVENT, platformdaki akıl da ADVENT. İki ADVENT birbirleriyle çok arka tarafta aynı beyinmiş gibi konuşabilir yapıda dizayn edildikleri için çok birbirlerini etkilemeden birbirlerine bilgi aktarabilir ve birbirini kumanda edebilir vaziyette çalışıyor. İlk deneme orada yapıldı" dedi. "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var" Dumlu, "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi. TCG Anadolu’ya inen TB3’lerle ilgili de onların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlayan, onların da yine karar vericilere sağlaması gereken bilgileri alıp da yansıtan altyapıyla beraber o sistemle entegre oldu. NATO’yla entegre olmak için, biz NATO üyesi olduğumuz için NATO’nun uyguladığı belli standartları uyguluyor olmamız lazım. Bu uyguladığımız standartlar içerisinde onlarla beraber haberleşmeyi ve tatbikat yapmayı mümkün kılan birtakım standartlar var. Bu haberleşme standartlarını yerine getirecek şekilde ADVENT Savaş Yönetim Sistemi tasarlandı. Bunların sertifikasyonu ve doğrulaması da NATO’yla beraber yapılan birtakım tatbikatlarda icra edilerek deneniyor. Buralarda da HAVELSAN ADVENT Savaş Yönetim Sistemi gerçekten öne çıkar durumda, diğer ülkelerin geliştirdikleri sistemlerin, denedikleri referans sistem olarak kabul edilip kullanılabilecek bir sistem haline ADVENT’i getirebiliyoruz oralarda" dedi. (ZA-RU