Yerel Haberler
Trabzon
25 Şubat 2026 Çarşamba - 14:27 Genç kızın ailesinin isteğini hiçe saydı, sosyal medyasında paylaştı Trabzon’un Ortahisar ilçesinde geçtiğimiz hafta köpekten kaçarken belediye otobüsünün çarpması sonucu ağır yaralanan genç kızı hastanede ziyaret eden CHP’li Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya’nın ailenin kızlarıyla ilgili görüntü alınmaması talebine rağmen yüzünü açık şekilde göstererek görüntüsünü sosyal medyada paylaşması tepkilere neden oldu. Ortahisar ilçesi Değirmendere Mahallesi’nde 18 Şubat’ta kaldırımda yürüyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Cennet Nesibe Gül (21), karşısına çıkan köpeğin kendisine doğru koşması üzerine paniğe kapılarak kaçmak isterken yola atladı. O sırada yoldan geçen belediye otobüsü, Gül’e çarptı. Çarpmanın etkisiyle metrelerce sürüklenerek ağır yaralanan Gül, ambulansla KTÜ Farabi Hastanesi’ne kaldırıldı. Ameliyata alınan ve yoğun bakımda tutulan genç kız, hayati tehlikeyi atlatarak servise alındı. Ortahisar Belediye Başkanı Ahmet Kaya, önceki gün Cennet Nesibe Gül’ü tedavi gördüğü hastanede ziyaret etti. Cennet Nesibe’nin ailesiyle de görüşen ve "geçmiş olsun" dileklerini ileten Başkan Kaya, "Çok şükür yavrumuzun durumu iyiye gidiyor. Bizim tek derdimiz, yavrumuzun bir an önce sağlığına kavuşmasıdır" dedi. Yoğun bakımdan çıkarılarak serviste tedavi altına alınan Cennet Nesibe Gül’ün ailesi, Kaya’dan ve beraberindeki belediye basın ekibinden kızları ile ilgili hastane odasından görüntü ve fotoğraf alınmamasını rica etti. Ancak hastane odasındaki ziyarette çekilen görüntüler, Başkan Kaya’nın sosyal medya hesabında aynı gün paylaşıldı. Aile ve yakınları Ahmet Kaya’ya tepki gösterirken, sosyal medyadaki paylaşımın altında da tepkilerini dile getirdiler. Gül’ün kuzeni Halam Ayşe Gülyer, "Gerçekten samimi özür dilemek için geldiyseniz izinsiz fotoğraf çekmeyin ve asla paylaşmayın" ifadelerini kullandı. Genç kızın yakınları, "Siz bunu izinsiz paylaştınız. Biz de susmayacağız", "Açık rıza olmaksızın görüntüsünün paylaşılması 6698 sayılı KVKK kapsamında kişisel veri ihlalidir. Kişilik haklarının ve özel hayatın gizliliğinin ihlali söz konusudur. İçeriğin derhal kaldırılmasını ve gerekli hukuki sürecin başlatılacağını bildiriyoruz" diyerek tepkilerini dile getirdi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 12:10 Süper Lig’in en verimli transferi Paul Onuachu Trendyol Süper Lig’de sezon başında takımlarına katılan yabancı futbolcuların performanslarına bakıldığında Trabzonspor’un gol yükünü çeken Paul Onuachu, verimlilik sıralamasında zirvede yer aldı. Trabzonspor’da ortaya koyduğu skor katkısıyla öne çıkan Nijeryalı santrfor Paul Onuachu, hem gol sayısı hem de maç başına üretkenliğiyle yeni transferler arasında ilk sıraya yerleşti. Onuachu’nun istikrarlı performansı, bordo-mavililerin hücum gücüne doğrudan yansıdı. Sezon başında takıma katılan Onuachu, ligde oynadığı 20 maçta 17 gol ve 1 asistlik performans sergiledi. Shomurodov ve Asensio dikkat çekti Başakşehir’in Özbek forveti Eldor Shomurodov ise 23 mücadelede 16 gol ve 4 asistle takımına önemli katkı sağladı. Fenerbahçe’nin İspanyol orta saha oyuncusu Marco Asensio da skor üretiminde öne çıkan oyunculardan biri oldu. Asensio, 19 karşılaşmada 11 gol ve 8 asistlik performans ortaya koydu. Muçi ve Augusto da üst sıralarda Sezon başında Karadeniz ekibine katılan Arnavut oyuncusu Ernest Muçi, 20 maçta 10 gol ve 3 asistte ulaşırken, Gaziantep FK’nin golcüsü Mohamed Bayo da 18 mücadelede 10 gol ve 1 asist kaydetti. Bordo-mavililerin bir diğer forveti Felipe Augusto ise 22 karşılaşmada 10 gol üretti. Galatasaray’ın Nijeryalı santrforu Victor Osimhen de 16 müsabakada 9 gol ve 3 asistlik katkı verdi.
25 Şubat 2026 Çarşamba - 09:02 Sahile sığmayan şehir yamaçlara tırmanıyor Trabzon’da konut yerleşimi sahil bandında yoğunlaşan yapılaşmadan yamaçlara doğru yön değiştirirken, kentin coğrafi sınırları şehirleşmenin rotasını belirliyor. Bir dönem yoğun şantiye faaliyetlerinin görüldüğü kentte yeni proje sayısındaki azalma, sıfır konut stokunu daraltarak hem fiyat dengesini hem de şehir siluetini etkiliyor. Trabzon’da yerleşim düzeni, kentin coğrafi yapısının etkisiyle sahil bandından yüksek kesimlere doğru yön değiştiriyor. Uzun yıllar Karadeniz kıyısına paralel gelişen yapılaşma modeli, doğuda Yomra, merkezde Ortahisar ve batıda Akçaabat ilçeleri arasında şekillenen konut hattı üzerinden ilerliyor. Bu üçlü aks, kentin konut üretiminde ana omurga niteliği taşıyor. Artan nüfus ve sınırlı düz alanlar nedeniyle sahil şeridindeki genişleme kapasitesi daralırken, yerleşim daha çok yamaçlara doğru kayıyor. Kuzeyde deniz, güneyde yükselen topoğrafya ile çevrili kentte yeni konut alanları eğimli arazilerde yoğunlaşıyor. Bu durum hem şehir siluetini değiştiriyor hem de yapılaşma biçimini dönüştürüyor. Yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını artırdı Bir dönem doğu-batı hattında yoğun şantiye faaliyetleri dikkat çekerken, son dönemde yeni konut üretimindeki düşüş, satış piyasasında ikinci el ağırlığını arttırdı. Kent genelinde devam eden büyük ölçekli inşaat projelerinin sınırlı olması, sıfır daire stokunu daraltırken mevcut konutların değerini yükseltti. Sektör verilerine göre son aylarda el değiştiren taşınmazların önemli bölümünü ikinci el konutlar oluşturdu. Yeni proje sayısının azalması, özellikle merkezi lokasyonlarda fiyatların yukarı yönlü hareket etmesine neden oldu. Ayhan Taflan: "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor" Trabzon İnşaatçılar ve Emlakçılar Odası Başkanı Ayhan Taflan, kentte hareketli bir konut alım satımının olmadığını dile getirerek, "Bölgemizde konut fiyatları 6-7 milyon TL’den yukarı doğru gidiyor. Vatandaşlar konut fiyatları düşer mi diye soruyor ama kesinlikle düşmesi mümkün değil. İnşaat maliyetlerini, arsa fiyatlarını, diğer giderleri dikkate almak gerekir. Bunları üst üste koyduğumuzda maliyetler çok artmış durumda ve bu durum vatandaşın üstesinden gelmesini daha da zorlaştırıyor. Allah herkesin yardımcısı olsun. İleriki süreçte de öyle çok hareketli bir konut alım satım dönemi beklenmiyor" dedi. "Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok" Geçmiş yıllarda Trabzon’daki Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü bölgelerinin şantiye alanı gibi olduğuna dikkat çeken Taflan, "Trabzon’un batısı olan Söğütlü- Yıldızlı, doğuda Kaşüstü-Yalıncak yani Yomra ve Akçaabat Trabzon merkez ile birleşti. Kuzeyimiz deniz, güneyimiz yerleşim alanları. Bu yüzden bölgelerin imara açılması, 18. madde uygulamalarının yapılmış olması gerekiyor. Eskiden Çukurçayır, Boztepe ve Kaşüstü’nde adeta bir şantiye gibiydi. Aynı şekilde üst bölgelerde de yeni alanların açılması lazım. Çünkü arsa talep meselesidir. Arz yoksa talebin karşılanması mümkün olmaz. Proje olmayınca olan az sayıdaki arsa ve konut çok kıymetli hale geliyor, fiyatlar da yükseliyor. Rekabet olması ve fiyatların dengelenmesi için şehrin güneyinde daha fazla yapılaşma gerekiyor. Firmalar da elbette gelir-gider dengesine bakıyor. İnşaat maliyetleri bittiğinde satış fiyatlarını o günün şartlarına göre belirlemek zorundalar. Şu anda Trabzon’da doğru düzgün bir şantiye yok. Verilere baktığımızda satılan konutların neredeyse tamamına yakını ikinci el. Bunların bir kısmı 20-30 yıllık binalar da olabilir. Sıfır daire zaten bölgemizde çok az. Bu da fiyatları olumsuz etkiliyor" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da turizmciler Ağustos ayında umutlu
18 Temmuz 2025 Cuma - 09:11 Trabzon’da turizmciler Ağustos ayında umutlu TÜRSAB Doğu Karadeniz Bölge Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Tuna, geçen yıl ile bu yıl arasında turizm açısından büyük bir fark olmadığını Ağustos ayında rakamların artacağını belirtti. Bu sezon İran-İsrail savaş döneminde uçaklarda doluluk oranlarında düşüş yaşandığını bugünlerde ise arttığına dikkat çeken Tuna, "Şehrimize inen dış hat uçak sayılarında geçen seneye göre bir değişiklik yok. Savaş döneminde doluluk oranlarında düşüş yaşanmıştı ancak bugün uçakların doluluk oranları yüzde 85-90 bandında. Ağustos ayında bu rakamların daha da artmasını bekliyoruz. Öngörümüz, yalnızca Trabzon’a günlük 36-37 dış hat uçuşunun gerçekleşeceği yönünde" dedi. Arap turistlerin favorisi: Uzungöl ve Ayder Ortadoğulu turistlerin bölgeye yoğun ilgisi olduğunu belirten Tuna, "Uzungöl bizim markamız. Trabzon, Doğu Karadeniz’in turizm başkentidir. Bugün Arap turistler Uzungöl’e, Ayder’e, Ordu-Giresun’a ve hatta Batum’a günübirlik gidip geliyorlar. Rize’ye inen turistler de sıklıkla Trabzon’a geliyor" diye konuştu. Kış turizminin sadece kayakla sınırlı tutulmaması gerektiğini vurgulayan Tuna, "Kış turizmini sadece kayak olarak ele almak hata olur. Fuar, kongre, etkinlik ve kültür turları gibi birçok alternatif geliştirilebilir. Örneğin Uzungöl, kışın kapalı. Bu durum pazarlama eksikliğinden kaynaklanıyor. Neden Uzungöl kışın da açık olmasın?" ifadelerini kullandı. Avrupalı turist sayısındaki düşüş algısı Batılı turistlerin azaldığı yönündeki algıya da değinen Tuna, "Yıllar önce Avrupalı turistler butik turlarla bölgeye geliyordu. Bugün Trabzon’un kayıtlı yatak kapasitesi 30-31 bin civarında, kayıt dışını saymıyoruz bile. Bu kapasite geçmişte yoktu. Dolayısıyla bugünkü tabloyu arz-talep dengesi belirliyor. Şu anda Ortadoğulu turistler bölgemizi yoğun olarak tercih ediyor. Ancak bu, Avrupalı turistlerin gelmediği anlamına gelmiyor. Hâlâ Almanya gibi ülkelerden direkt uçuşlar var, Avrupalı turistler de geliyor. Ancak sayı Ortadoğulu turistlerle kıyaslandığında geri planda kalıyor" şeklinde konuştu. Dış hatlar otopark alanı büyük sorun Dış hatlar otopark alanında ciddi sorunlar olduğuna dikkat çeken Tuna, "Havalimanımızın yetersizliği nedeniyle özellikle dış hatlar otopark alanında acil bir çözüm üretilmesi gerekmektedir. Devlet Hava Meydanları İşletmesi’nin bu konuda hızlıca adım atması şarttır. Gelen grup misafirlerimiz, otobüslerine ulaşabilmek için 600-800 metre yürümek zorunda kalıyor. Havalimanındaki bu yetersizliğin bedelini ne yazık ki turizmciler ödüyor. Şehrimizde ’Bunu yaptık, bu şekilde oldu’ şeklinde bir yaklaşım söz konusu; ancak bunun faturasını özellikle turizm seyahat acentelerine kesemezsiniz. Bu konuda ciddi sorunlarımız var. Bunları yetkililere aktarıyoruz, görüşmeler yapıyoruz ve çözüm bekliyoruz. Sorunlarımızı kamuoyu önünde dile getirmek istemiyoruz ancak artık acilen bir düzenleme yapılması gerekiyor. Özellikle dış hatlar terminalinin tamamlanmasının ardından, gelen grup misafirlerin transfer araçlarına rahatça ulaşabileceği bir alan oluşturulmalıdır. Seyahat acentelerimizin otobüslerinin yolcu alımını güvenli ve düzenli şekilde gerçekleştirebileceği bir alan ihtiyacı aciliyet arz etmektedir" dedi.
Trabzon’da fındık işçilerine ödenecek rakam belli oldu
17 Temmuz 2025 Perşembe - 15:54 Trabzon’da fındık işçilerine ödenecek rakam belli oldu Türkiye’nin önemli ihracat ürünleri arasında yer alan fındıkta hasat öncesi işçilere ödenecek tutar belli oldu. Trabzon Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Hasan Kozoğlu, Trabzon Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısının ardından açıklamada bulundu. Trabzon’da 2025 yılı fındık hasadında çalışacak işçilere ödenecek ücretlerin belli olduğu toplantıda işçilerin günlük ücretinin bin 200 TL olduğu belirlendiğini belirten Kozoğlu, "2025 yılı hasat döneminde fındık hasadında çalışacak tarım işçilerine çalıştıkları her fiili gün karşılığı olarak yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın asgari ücret tespit komisyonunca belirlenen brüt asgari ücret dikkate alınarak günlük net ücretin bin 200 TL olarak belirlenmesine ayrıca işçilere günlük yemek ücreti için 100 TL ödenmesine eğer işçiler taşımalı ise işçi başına nakliye bedeli olarak 100 TL ödenmesine karar verildi" dedi. Kozoğlu, "Toplanan fındıkların taşınması işlerinde çalışacak çuvalcıların ve aşçıların ücretlerinin 10-15 arası işçi için aşçılara bin 300 TL, çuvalcılara bin 400 TL olarak belirlenmesine 15 üzeri işçi için aşçılar bin 500 TL, çuvalcılara bin 600 TL olarak belirlenmesine, patoz saat ücretinin 4 bin TL olarak belirlenmesine, tarım aracısı ücretlerinin 15 işçiye kadar bin 500 TL, 15 işçiden fazlası için günlük bin 600 TL olarak belirlenmesine iş aracılarından ‘aracı belgesi’ istenmesi İŞKUR İl Müdürlüklerinden alınmış ‘aracı belgesi’ olmayanlara iş verilmemesi tavsiye edilmektedir" ifadelerini kullandı.
Yerli ayakkabı markası Mekap, yine iftiraların hedefi oldu
17 Temmuz 2025 Perşembe - 10:43 Yerli ayakkabı markası Mekap, yine iftiraların hedefi oldu Yerli iş güvenliği ayakkabısı üreticisi Mekap, sosyal medyada yayılan iddiaların hedefi oldu. Terörle ilişkilendirilmek istenen markanın Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gökhan Aslan, bu söylemlerin tamamen gerçek dışı olduğunu vurguladı. Sosyal medyada terörle ilişkilendirilme iddialarının hedefinde olan Mekap’ın Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gökhan Aslan, Mekap’ın 50 yılı aşkın süredir Türkiye’de iş güvenliği ayakkabısı üretiminde faaliyet gösterdiğini, yerli üretime ve istihdama katkı sunduğunu belirtti. Sosyal medyada yer alan temelsiz iftiraların gerçeklikle hiçbir ilgisi olmadığını vurgulayan Aslan, "Mekap, ayakkabı sektöründe 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren, yerli üretime ve istihdama katkıda bulunan köklü bir markadır. Son günlerde çıkan ve hiçbir temeli olmayan sosyal medya paylaşımlarını üzülerek takip ettik. Mekap, kurulduğundan bu yana hiçbir zaman terör örgütleri ya da herhangi bir çıkar örgütünün kendisine sağlayacağı rantı düşünerek gelecek planları yapmadı bundan sonra da yapmayacaktır. Hiçbir zaman terörden fayda sağlayan, destekleyen bir açıklamamız olmadı, olamaz. Bu tür iftiralar hem markamızın itibarını zedelemekte hem de yıllardır alın teriyle üretim yapan çalışanlarımızı ve iş ortaklarımızı derinden yaralamaktadır. Bir markaya, üreticisinin iradesi dışında bunca sosyolojik, adli, kriminal ve tarihsel anlamlar yüklenmesi, herhalde sadece bizim ülkemize özgü bir durumdur" dedi. Üretim gücü ve ekonomik katkı vurgulandı Necati Gökhan Aslan, Mekap’ın üretim anlayışının tamamen güvenlik ve konfor odaklı olduğunu, ayakkabılarının inşaatlardan maden ocaklarına, fabrikalardan tarlalara kadar pek çok sektörde kullanıldığını ifade ederek "Her geçen yıl üretim kapasitemizi artırıyor, daha fazla kişiye istihdam sağlıyoruz. İhracattaki varlığımızı güçlendiriyor ve yerli sanayimize güçlü bir katkı sunuyoruz. Bu gelişmeler, Mekap’ın ülke ekonomisine sağladığı değerin somut bir göstergesidir" diye konuştu. Hukuki süreç başlatıldı Markaya yönelik iftiraların yalnızca Mekap’a değil, Türkiye’nin üretim gücüne de zarar verdiğini ifade eden Aslan, kamuoyuna da çağrıda bulunarak "Bugüne dek olduğu gibi, bundan sonra da üretim odaklı çizgimizden şaşmadan yolumuza devam edeceğiz. Bu tür asılsız paylaşımları yapanlar hakkında hukuki süreci başlattık, gelecekte de bu haklarımızı kullanmaktan çekinmeyeceğiz. Kamuoyunun bu gibi paylaşımlara sorgulamadan itibar etmemesini özellikle rica ediyorum. Çünkü bu paylaşımlar, sadece bir markaya değil, ülkemizin üretim gücüne de zarar veriyor" ifadelerini kullandı.
Trabzon’a estetik dokunuş
17 Temmuz 2025 Perşembe - 10:18 Trabzon’a estetik dokunuş Trabzon Büyükşehir Belediyesi, park ve yeşil alanlarda kapsamlı bakım ve düzenleme çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Ekipler, bitki dikiminden boyamaya, temizlikten ilaçlamaya kadar birçok alanda şehir estetiğini güçlendiriyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, şehrin her noktasını güzelleştirecek çalışmalara ara vermeden devam ediyor. Bu kapsamda Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, bitki dikme, bitki üretimi, çim biçme, budama, zemin onarımı, temizlik, ahşap, ferforje boyama, sulama ve ilaçlama gibi birçok çalışma gerçekleştiriyor. Aynı zamanda şehrin en işlek noktaları, ara refüjler ve parklar mevsim çiçekleri ile donatılıyor. Ekipler, 2025 yılının Ocak ayından bu yana şehrin her noktasında sürdürdükleri faaliyetler kapsamında; 939 bin 288 çiçek, 12 bin 918 çalı ve 681 ağaç dikimi gerçekleştirdi. Ayrıca yine 26 bin 28 adet bitki üretimi yapıldı. Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Vatandaşlarımızın ve şehrimizi ziyaret eden bütün misafirlerimizin daha güzel ve huzurlu bir şehirde vakit geçirmesini çok önemsiyoruz. Daha temiz ve ferah bir şehirde vakit geçirmeleri için dur durak bilmeden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Şehrimizin her noktasını daha güzel ve temiz hale getiriyoruz. Bu noktada çalışmalarımız sürecek. Vatandaşlarımıza ve misafirlerimize keyifli bir yaz diliyoruz."
Esnafın peşinden ayrılmayan pitbull görünümlü köpek sosyal medyada gündem oldu
17 Temmuz 2025 Perşembe - 09:22 Esnafın peşinden ayrılmayan pitbull görünümlü köpek sosyal medyada gündem oldu Trabzon’da pitbull cinsi olduğu sanılan bir sokak köpeği, her gün işyerine giden esnafın peşine takılarak adeta ona yoldaşlık ediyor. Köpeğin esnafla kurduğu bağ sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Of ilçesi Cumapazarı mahallesinde esnaflık yapan bir kişinin sabah saatlerinde iş yerine gidişi sırasında yanında beliren sokak köpeği, gün boyu dükkân önünden ayrılmıyor. Akşam saatlerinde ise esnafın otomobile binmesinin ardından köpek, camdan içeriye sevgi dolu gözlerle bakarak veda ediyor. Sosyal medyada paylaşılan videoya kısa sürede binlerce beğeni ve yorum geldi. Bazı vatandaşlar, "Sadece mama değil, sevgi de vermişler belli ki" ifadelerini kullanırken, çok sayıda kişi de köpeğin sahiplendirilmesi çağrısında bulundu. Görüntüleri cep telefonuyla kayda alan Yaşar Falcı isimli vatandaş, köpeğin her gün aynı rutini tekrarladığını belirterek, "Oğlumla iş çıkışı arabaya bindik, eve gideceğimiz sıra bana camı göstererek ’Baba bakar mısın dedi’ ve köpeği farkettim. Arabanın camına dayanmış adeta beni de alın der gibi bir bakışı vardı. Bakışları gözlerimin önünden gitmiyor. Çok masumane bir görüntüsü vardı. Oğlum da o anları kameraya kaydetti. Sosyal medyada da paylaştık. Bayağı ilgi gördü. Köpeği sahiplenmek isteyenler oldu. Bir köpeğin sahibine duyduğu bağlılık, insani ölçülerin çok çok ötesindedir. Bu köpeği de bir kaç kez yedirdik, bizi hiç bırakmıyor. Fırsat buldukça hayvanları sevelim ve koruyalım" dedi. Öte yandan köpeğin, pitbull cinsi olduğu yönündeki tahminlere rağmen çevre sakinlerine karşı son derece uysal davrandığı öğrenildi.
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: "İsraf ekolojik bir günahtır"
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:59 Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: "İsraf ekolojik bir günahtır" İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliği ile mücadelede bireysel tüketim alışkanlıklarının önemine dikkat çekerek, su, enerji ve gıda israfının çevreye verdiği zararın göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Kadıoğlu, israfı sadece ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik bir günah olarak tanımladı. İklim değişikliğiyle mücadelede bireysel tüketim alışkanlıkları her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Uzmanlara göre su, enerji ve gıda başta olmak üzere kaynakların bilinçsiz kullanımı, hem çevresel tahribatı artırıyor hem de iklim krizini derinleştiriyor. İsrafın sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel bir tehdit olduğuna dikkat çekiliyor. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, su ayak izi yüksek ürünlerin tüketimi, aşırı alışveriş ve atık üretimi gibi bireysel davranışların doğaya olan baskıyı artırdığını belirtti. Kadıoğlu, "Bizim dinimizde israf günahtır. Fazla alışveriş yapıyoruz çöpe atıyoruz bu bir israf. Su, gıda, enerji gibi çok kötü kullanım var. İklim değişikliği ile mücadelede az tüket yeniden kullan geri dönüşüm diyoruz. Aslında bunlar çevreyi koruma ile ilgili ekolojik şeyler. Bunların israfla ilişkili olduğu düşünerek ben buna ekolojik günahlar diyorum. Çünkü vatandaş belki de olayı böyle daha iyi anlar. İsrafı ne kadar engellersek çevreye, doğaya baskımız o kadar azalacak. Bu çevreyi, doğayı, iklim değişikliği ile mücadeleyi kolaylaştıracak" dedi. "Aşırı et tüketimi iklimi zorluyor" İklim değişikliğiyle mücadelede beslenme alışkanlıklarının da önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Kadıoğlu, özellikle aşırı kırmızı et tüketiminin çevresel etkilerine dikkat çekti. Bir kilogram kırmızı etin sofraya gelene kadar yaklaşık 15 ton su tüketildiğini belirten Kadıoğlu, İklim değişikliğinde yediğimize, içtiğimize dikkat etmemiz gerekiyor. Çok aşırı et tüketimi iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. 1 kilogram kırmızı et sofraya gelene kadar 15 ton su tüketilmiş oluyor. O yüzden su ayak izi küçük ürünler kullanmamız lazım. Tropikal bitkiler, meyveler avakoda, kivi gibi bunlardan uzak durmak lazım. Bunlar tropikal yağmur suyu istiyor. Buraya özgü bitkiler mısır, fasulye onlarda da protein var. Tamam et yemeyin demiyorum ama aşırıya kaçmamak lazım. Su ayak izi ne kadar yüksek ürünler tüketiyorsak o kadar dünyada zarar veriyoruz" şeklinde konuştu. "Sıcak hava dalgaları görmezden geliniyor" Prof. Dr. Kadıoğlu, yaz aylarında artan sıcak hava dalgalarının şehirlerde ölüm riskini artırdığını, ancak bu ölümlerin çoğu zaman kayıt altına alınmadığını da dile getirdi. Betonlaşmanın etkisiyle oluşan "kent ısı adası" etkisinin, yaşlılar, çocuklar, obez bireyler ve hastalar için ciddi tehlike oluşturduğunu vurgulayan Kadıoğlu, "Yaz ayları sıcak. Arada bir sıcak hava dalgaları geliyor. Beton olan yerlerde kent ısı adası var. Bütün bunlar birleştiği zaman apartmanların üst katlarında hasta, obez, yaşlı ve çocuklarda ölümler gerçekleşiyor. Avrupa’da 2003 yılının Ağustos ayında 35 bin kişi öldü. Hastanelerde bunların kayıtları sıcak hava dalgası diye kaydedilmiş. Türkiye’deki ölümlerde böyle bir kayıt düşürülmüyor. Trabzon’da sıcak hava dalgalarından kaç kişi ölüyor diye araştırma yapsak kayıt yok. Bunlar kayıt dışı. Ölümlerin kök nedenlerinin arasına sıcak hava dalgalarının katılmasında büyük yarar var" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" anma programı
15 Temmuz 2025 Salı - 22:55 Trabzon’da "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" anma programı Trabzon’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı, vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Trabzon Valiliği himayesinde, Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı’na Trabzon Valisi Aziz Yıldırım ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile eşlerinin yanı sıra kent protokolü, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan anma programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Sancak koşusunun yer aldığı anma programında "15 Temmuz" konulu video gösterimi gerçekleştirildi. Trabzon İl Müftülüğü Tasavvuf Musikisi Korosu’nun hazırladığı dinletinin ardından Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kanuni Mehter Takımı konser verdi. 15 Temmuz’un sadece bir darbe değil memleketi işgal projesi olduğunu vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Emperyal güçler, bizi kendi sınırlarımız içine hapsetmek istediler. Yıllarca darbelerle bizi sindirmeye çalıştılar. Ama 15 Temmuz gecesi bu millet, vatan sevgisini imandan bilen evlatlarıyla bu hain girişime dur dedi. 251 şehidimizle, 2 bin 193 gazimizle bu ihanet püskürtüldü. Tankın önüne yatan, bedeniyle karşı koyan gazilerimizle gurur duyuyoruz. Bu millet ölümü ölümle korkutan bir millettir, Allah’ın izniyle bu millete hiçbir şey olmaz. O gece bu milletin lideri, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla sokaklara çıktı. Trabzon Meydanı tarihinde görülmemiş bir kalabalıkla doldu. O gece milletimiz iradesine sahip çıktı. Sayın Cumhurbaşkanımıza da bu süreçteki cesareti, dirayeti ve liderliği için teşekkür ediyoruz. Eğer o gece bu girişim başarılı olsaydı, Türkiye de Suriye, Libya, Irak gibi bölünüp parçalanacaktı. 15 Temmuz’un başarılı olması durumunda amaç, bu toprakları işgal etmekti. Ama asil Türk milleti buna izin vermedi. Güçlü Türkiye istenmiyor çünkü tarih boyunca güçlü olduğumuzda neleri başardığımızı gördüler. Bu yüzden daha çok çalışacağız. Tam bağımsız Türkiye için hep birlikte mücadele edeceğiz. Bugün Gazze’de bebekler katlediliyorsa, kadınlar doğurmasın diye öldürülüyorsa, buna sessiz kalamayız. Bu yüzden daha güçlü, daha kararlı olacağız. Şehitlerimizin aziz hatırasına layık olacağız. Bu toprakları bize vatan yapan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. 15 Temmuz şehitlerimizi, özellikle şehrimizin evlatlarını rahmetle yad ediyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ordumuza, emniyetimize, güvenlik güçlerimize dua ediyor, Cenabı Allah’tan onları korumasını diliyorum. Tam bağımsız Türkiye yolculuğumuzu hep birlikte sürdüreceğiz. Demokrasi ve Milli Birlik Günümüzü kutluyor, bu günü irademize sahip çıktığımız bir bayram olarak görüyorum" dedi.
"Arapça Tabela" tartışmasına Uzungöl’den yanıt
15 Temmuz 2025 Salı - 15:37 "Arapça Tabela" tartışmasına Uzungöl’den yanıt Uzungöl Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Abdullah Özen, sosyal medyada dolaşıma giren ve Uzungöl’deki bazı tabelalar üzerinden yapılan "Araplaştırma" söylemlerine tepki gösterdi. Özen, yapılan paylaşımların kasıtlı ve yanıltıcı olduğunu belirterek, "Bu tür algı operasyonları hem bölge halkını hem de ülkemizin turizm imajını hedef alıyor" dedi. Bir sosyal medya kullanıcısı tarafından yapılan paylaşımda Uzungöl’deki bazı işletmelerin önündeki Arapça yazılar görüntülenerek, "Trabzon’un korkunçluk seviyesi" ifadeleriyle paylaşıldı. Sosyal medyada dolaşıma giren bu görüntülerle ilgili Uzungöl Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Abdullah Özen açıklama yaparak, tepki gösterdi. Söz konusu yazıların bilgilendirme amacıyla Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere çok dilli hazırlandığını, ancak paylaşımda yalnızca Arapça bölümlerin öne çıkarılarak kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini belirten Özen, "Son günlerde sosyal medyada ‘Gezenti Mühendis’ adlı bir kullanıcı tarafından Uzungöl ile ilgili kasıtlı ve yanıltıcı bir paylaşım yapılmıştır. Söz konusu paylaşımda, çeşitli işletmelerin önünde yer alan ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmış Türkçe, İngilizce ve Arapça yazılar yalnızca Arapça bölümler seçilerek görüntülenmiş bu durum ‘Trabzon’un korkunçluk seviyesi’ gibi maksatlı ve ayrıştırıcı bir yorumla sosyal medya hesaplarından sunulmuştur. Öncelikle belirtmek isteriz ki, Uzungöl Türkiye’nin ve Doğu Karadeniz’in en önemli turizm destinasyonlarından biridir. Coğrafi ve iklimsel yapısı gereği yılın büyük bölümünde serin ve yağışlı bir hava hâkimdir. Bu nedenle sıcak iklim bölgelerinden özellikle Orta Doğu’dan gelen turistlerin tercih ettiği doğal bir tatil noktasıdır. Bu durum, bölgenin doğası, iklimi ve geleneksel yapısıyla ilgilidir; herhangi bir etnik ya da siyasi tercihin sonucu değildir" şeklinde konuştu. "Uzungöl’de yabancıların mülkiyet edinmeyle ilgili kamuoyunda oluşturulmak istenen ‘toprak satışı’ algısı bütünüyle gerçek dışıdır" Özen, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Araplara toprak satılıyor" iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Uzungöl’ün fiziki alanı sınırlı olduğundan birkaç bin kişilik turist kalabalığı dahi göze yoğun gelebilmektedir. Bu durumu manipüle ederek, bölge hakkında ‘Araplaştırılıyor’, ‘satıldı’, ‘işgal edildi’ gibi akıl dışı iddialarla algı oluşturmaya çalışmak hem yerli işletmecilere hem de ülkemizin turizm imajına açık bir saldırıdır. Dünyadaki tüm turizm merkezlerinde olduğu gibi Uzungöl’deki işletmeler de hizmet sundukları turist gruplarına yönelik olarak bilgilendirme afişleri ve tabelalar hazırlamaktadır. Bu içerikler genellikle Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak sunulmaktadır. Ancak bazı kesimler yalnızca Arapça yazılı bölümleri seçerek paylaşmakta ve bu durumu kötü niyetli bir algı çalışmasına dönüştürmektedir. Oysa bu bilgilendirme notları hizmet kalitesini artırmak, iletişimi kolaylaştırmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Ayrıca şu hususun altını özellikle çizmek isteriz Uzungöl’de yabancıların mülkiyet edinmeyle ilgili kamuoyunda oluşturulmak istenen ‘toprak satışı’ algısı bütünüyle gerçek dışıdır. Elbette münferit satışlar olabilir; ancak bu bölgenin hâlihazırda imar planı bulunmaması, burada herhangi bir yatırımcının yerli ya da yabancı fark etmeksizin arsa satın almasını ticari açıdan akıl dışı ve riskli hâle getirmektedir. İmar planı olmayan ve aynı zamanda koruma kurulları tarafından denetim altında tutulan bir bölgede mülk edinmenin hiçbir rasyonel karşılığı yoktur. Kaldı ki, ömrü boyunca geçimini turizmle sağlayan Uzungöllü bir vatandaşın, sürdürülebilir ve bereketli ekmek teknesini satması düşünülemez. Uzungöl’de kalıcı yerleşim ya da demografik bir dönüşüm kesinlikle söz konusu değildir. Bölgeye gelen turistlerin büyük çoğunluğu kısa süreli konaklamalarla tatillerini geçirip ülkelerine geri dönmektedir. Turizm sezonu bittiğinde yine Uzungöl kendi insanı ile kendi ekmek teknesi ile kendi toprağı ve varlıkları ile baş başadır. Bu algıya sebebiyet vermemek için hemşehrilerimizi sağduyulu ve uyanık olmaya davet ederek kesinlikle her hangi bir mülk satışında bulunmamalarını istirham ediyoruz" diye konuştu. "Gerekli hukuki ve toplumsal adımları atacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz" Uzungöl’ün herkesin ortak mirası olduğunu dile getiren Özen, "Bu noktada sormak gerekir bu paylaşımı yapan şahıs, kendi yaşadığı şehirde hiç mi yabancı turist görmemektedir? Hiç mi İngilizce tabelayla karşılaşmamıştır? Ya da başka bir dilde yazılmış uyarı ve yönlendirme levhasına denk gelmemiş midir? Gelmişse, neden buna ses çıkarmamıştır? Asıl rahatsızlık turistin gelmesinden mi kaynaklanmaktadır? Yoksa özellikle Arap turistlerin gelmesinden mi? Ya da bunun arkasında daha derin bir kültürel önyargı ya da İslamofobi mi vardır? Bu soruların cevabını sağduyulu her vatandaşın kendi vicdanında araması gerekmektedir. Uzungöl hepimizin ortak mirasıdır. Bu doğa harikası yerin turizm potansiyelini karalamak, hem bölge halkına hem de ülke ekonomisine zarar verir. Sosyal medya üzerinden yapılan bu tip kasıtlı algı operasyonlarına karşı sessiz kalmayacağımızı gerekli hukuki ve toplumsal adımları atacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz" ifadelerini kullandı.
Termik santral çevresindeki zeytinlerde ağır metal alarmı
15 Temmuz 2025 Salı - 09:26 Termik santral çevresindeki zeytinlerde ağır metal alarmı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü tarafından yürütülen bilimsel araştırmada bir termik santralin çevresindeki zeytin ağaçlarında ağır metal birikimi tespit edildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) tarafından yürütülen ve TÜBİTAK-COST 2515 Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenen bilimsel projede, bir termik santralin çevresinden farklı uzaklıklardaki üç bölgeden toplanan zeytin örneklerinin insan hücreleri üzerindeki etkileri analiz edildi. Araştırma dahilinde laboratuvar ortamında yürütülen deneylerde, zeytin yaprakları ve meyvelerinden özütler elde edildi. Bu özütler, akciğer ve göz epiteli gibi farklı tiplerdeki normal insan hücreleriyle temas ettirildi. Sonuçlarda, santrale yakın bölgelerden alınan zeytin örneklerinin hücrelerde belirgin toksik etki oluşturduğu tespit edildi. Aynı özütlerin kanser hücreleri üzerindeki etkileri de laboratuvar ortamında incelendi. Elde edilen veriler, santral yakınına ait zeytinlerin kanser hücrelerini normalden daha yüksek oranda öldürdüğünü ortaya koydu. Termik santrali etrafındaki zeytinler antimikrobiyal aktivite göstermiyor Ağır metal analizleriyle desteklenen çalışmada, santrale yakın örneklerde zeytinin hem yaprak hem de meyve dokularında kurşun, kadmiyum gibi toksik ağır metallerin biriktiği belirlendi. Uzmanlar, bu birikimin bitkide biyolojik işlev kaybına ve insan hücreleri üzerinde zararlı etkilere neden olabileceğini ifade etti. Ayrıca zeytinin bilinen antimikrobiyal özellikleri de değerlendirildi. Yapılan testlerde, santrale yakın bölgelerden alınan zeytin yaprağı ve meyvesinin, mikroplara karşı etkisini önemli ölçüde yitirdiği gözlemlendi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların yalnızca zeytin özelinde değil, çevresel kirliliğin diğer tarım ürünlerine ve insan sağlığına etkilerinin de araştırılması açısından yol gösterici nitelikte olduğunu vurguladı. Proje derinleştirilecek Projenin yeni fazında, santral çevresinden Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında zeytin örnekleri yeniden toplanacak. Bu aşamada Zeytincilik Araştırma Enstitüsü de projeye dahil edilirken, örneklerin araziden toplanması süreci enstitüde görevli bir araştırmacı tarafından yürütülecek. Derinleştirilen araştırmada Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) Dr. Öğretim Üyesi Emre Aksoy’un da dahil olduğu ekip, bu kez zeytin bitkisinin kendi fizyolojisinde ağır metalin oluşturduğu biyolojik ve epigenetik değişiklikleri araştıracak. Zeytinde ağır metal birikiminin bitkinin dokularında, genetik ifadesinde ve biyolojik savunma mekanizmalarında ne tür etkilere yol açtığı, transkriptomik ve epigenetik düzeyde incelenecek. Doç. Dr. Selcen Çelik Uzuner: "Ağır metal birikimiyle zeytin toksik hale gelmiş oluyor ve bu normal hücrelere zarar vermiş oluyor" Projenin yürütücülüğünü yapan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Selcen Çelik Uzuner, araştırma sürecinin bir öğrencilerinin gözlemiyle başladığını belirterek, "2 yıl önce o bölgede yaşayan Esra Gürbüz isimli lisans öğrencimiz ‘termik santralinin etrafındaki zeytinler daha küçük oluyor, 10-15 kilometre uzaklıktaki zeytinlik daha büyük oluyor bunlarla ilgili bilimsel bir çalışma yapabilir miyiz’ diye sordu. Deneyebiliriz dedik sonra bu TÜBİTAK tarafından 2209A lisans öğrenci projesi olarak desteklendi. Termik santrale en yakın, orta uzaklıkta ve en uzakta olan 3 bölgeden örnek topladık. Bunlardan özütler elde ettik. Elde ettiğimiz özütleri normal hücrelere verdik. Bunları akciğer, göz epitel hücreleri gibi farklı insan hücreleri ile muamele ettik. Termik santrali etrafındakilerin insan hücrelerine toksik olduğunu gözlemledik. Sonrasında bunu derinleştirdik. Ağır metal analizlerine baktığımızda termik santrali yakının olan zeytinin yaprak ve meyvesinde ağır metallerin biriktiğini gözlemledik. Ağır metal birikimiyle zeytin toksik hale gelmiş oluyor ve bu normal hücrelere zarar vermiş oluyor. Biz sadece zeytine odaklandık ama bu bütün tarım ürünleri için denenebilir" dedi. "Ağır metaller gördüğümüz kadarıyla 10 kilometre kadar etki edebiliyor" Termik santralinin 10-15 kilometre etrafındaki bir tarım arazisinin olmamasını önerdiklerini belirten Uzuner, "Biz epigenetik ve kanser araştırma grubuyuz. Kanser araştırmaları yaparken bir yandan da normal hücrelerle ilgileniyoruz. Zeytin normalde faydalı bir bitki, kansere iyi geldiği biliniyor. Acaba ağır metal birikimi gösteren örnekler kanser hücrelerinde nasıl bir etki gösterecek. İşin güzel tarafı kanser hücrelerini de daha fazla öldürdü. Termik santral etrafında biriken ağır metal kanser hücrelerinde toksik oluşturdu. Normalde zeytin normal hücrelere zarar vermezken, termik santral etrafındakiler zarar vermiş hale geliyor. Dolayısıyla burada normal hücre mi kanser hücresi mi ayırt etmemiş oluyor. Termik santrali etrafında zeytinlerin olması bir tarafı iyi bir tarafı kötü gibi oluyor. Termik santraller günümüzün enerji ihtiyacı için çok önemli. Dolayasıyla bunlar mutlaka hayatımızda olacak ama burada termik santralleri yaparken bunların nerelere konumlandırılacağının çok ciddi çalışılması gerekiyor. Bizim yaptığımız çalışmaya göre 10-15 kilometre etrafında herhangi bir tarım arazisinin olmamasını öneriyoruz. Tarım arazisiyle beraber yaşam alanının da olmamasını öneririz. Ağır metaller gördüğümüz kadarıyla 10 kilometre kadar etki edebiliyor. Bunları iyi planlarsak hem termik santralden yeterince fayda görmüş oluruz hem tarım açısından avantajlı olur hem de insan sağlığına zarar vermemiş oluruz" şeklinde konuştu. "Baştan örneklerimizi toplayacağız" Projenin ikinci ayağında çalışmaların derinleştirileceğini vurgulayan Uzuner, "Kanser hücrelerini öldürmesine çok şaşırmadım ama sağlıklı hücrelerin biraz daha dirayetli olmasını bekliyordum. Bilim zaten bizi şaşırtmak için var. Biz her zaman şaşırırız. Şaşırmadığımız zaman bilim olmuyor. Bu proje için sonrasında TÜBİTAK’a başvurduk. Çünkü kabaca bir sonuç elde ettik biz şimdi bunu hücresel düzeyde nasıl oluyor hangi genler değişiyor hangi genler daha fazla ve daha az çalışıyor gibi bunun epigenetik kontrolü nasıl oluyor bunu anlamak için TÜBİTAK’a başvuruda bulunduk ve COST projesi kapsamında yani uluslararası bir TÜBİTAK projesi olarak desteklendi. Şimdi baştan örneklerimizi toplayacağız. Bu sefer işin içerisinde Zeytincilik Araştırmacılık Enstitüsü de var. Enstitüden Dr. Özgür Dursun hocamız zaten zeytin konusunda uzman. Örnekleri o toplayacak. Sonra ağır metal analizleri yapılacak. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplayacağız. Bu sefer ki projede ODTÜ’den de Dr. Öğretim Üyesi Emre Aksoy hocamız bizimle olacak. Biz sadece insan hücrelerine baktık Emre hocamız da zeytinin kendinde ne oluyor ona bakacak. Ağır toksik birikimi insan hücrelerinin dışında zeytinin asıl kendisinde ne yapıyor buna bakılacak. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kimya Bölümünden Doç. Dr. Emine Akyüz Turumtay hocada bu özütlerin içeriğini (zeytine özel olan bazı moleküller, fenolik bileşikler) analiz edecek. Bu bilimsel araştırmanın sonu yok. Aldığınız bir sonucu yeni sorularla başka bir yere taşıyorsunuz. Sonrasındaki aşama için kapsamlı bir çalışma yaptık" diye konuştu. "Zeytinin kendisi ve yaprağı antimikrobiyal aktivite göstermiyor" Termik santral etrafında alınan örneklerde zeytinin kendisi ve yaprağının antimikrobiyal aktivite göstermediğini belirten Uzuner, "Zeytinler mikroplara karşı etkili bildiğimiz bitkiler. Antimikrobiyal aktivitesi değişiyor mu diye ona da baktık. Onu da bölümümüz asistanı Funda Bilgin Tetikoğlu incelemişti. İşin ilginç kısmı termik santral etrafındaki örnekler zeytinin kendisi ve yaprağı antimikrobiyal aktivite göstermiyor. Zeytinin o bildiğimiz aktivitesi azalmış oluyor. Bu durumda aslında o bölgedeki zeytinin bazı işlevleri yerine getiremediği söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.