Yerel Haberler
Trabzon
Başıboş köpekler tehlike saçıyor 21 Şubat 2026 Cumartesi - 09:56:50 Türkiye’nin birçok şehrinde giderek büyüyen sahipsiz sokak hayvanı sorunu, son aylarda art arda yaşanan saldırı ve yaralanma vakalarıyla yeniden gündeme geldi. Son olarak Trabzon’da sokak köpeğinin saldırı girişiminden kaçarken yola atlayıp belediye otobüsünün çarpması sonucu ağır yaralanan üniversite öğrencisi genç kız yaşam mücadelesi veriyor. Türkiye genelinde son yıllarda artan başıboş sokak köpeği saldırıları, vatandaşların can güvenliğini ciddi şekilde tehdit etmeye devam ediyor. Ülke genelinde farklı illerde yaşanan benzer olaylar, sahipsiz hayvan sorununu yeniden tartışmaların merkezine taşıdı. Son olarak Trabzon’da kaldığı yurda doğru yürüyen Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Eczacılık Fakültesi 2. sınıf öğrencisi Cennet Nesibe Gül (21), kaldırımda ilerlediği sırada çevrede dolaşan sokak köpeğinin bir anda üzerine doğru koştuğunu fark etti. Genç kızın korkuyla geri adım atıp kaçmaya çalıştığı anlarda panikle yola fırladı. O esnada bölgeden geçen belediye otobüsünün çarpması sonucu üniversite öğrencisi metrelerce sürüklendi. Ağır yaralı olarak KTÜ Farabi Hastanesi’ne kaldırılarak ameliyata alınan Gül’ün vücudunun çeşitli yerlerinde çoklu kırıklar bulunduğu, hayati tehlikesinin sürdüğü öğrenildi. Yoğun bakım ünitesinde tedavisi süren genç kızın yaşadığı kaza çevredeki bir iş yerinin güvenlik kamerası tarafından kaydedildi. Görüntülerde, sokak köpeğinin genç kıza doğru yöneldiği, Gül’ün paniğe kapılarak koşmaya başladığı ve bu sırada yolun ortasına çıkınca otobüsün çarptığı anlar görüldü. Belediye ekiplerinin, köpeği olaydan kısa süre sonra kontrol altına alarak barınağa götürdüğü öğrenildi. Genç kızın Kahramanmaraş’tan gelen ailesi ise hastanede büyük bir endişeyle tedavi sürecini takip ederken, olayın ardından polis ekiplerinin hem kazaya ilişkin hem de köpek saldırısına yönelik inceleme başlattığı öğrenildi. Prof. Dr. Koşucu: "İlk 72 saat çok önemli" Cennet Nesibe Gül’ün sağlık durumu ile ilgili bilgiler veren Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Yoğun Bakım Anabilim Dalı Prof. Dr. Müge Koşucu, ilk 72 saatin çok önemli olduğuna dikkat çekerek, "Multi travma hastası genç kızımız Cennet trafik kazası geçirdi. Trafik kazaları ve multi travmada ilk 48 saat ve onun ardından 72 saat çok önemli. Bu 72 saat içerisinde genel durum değişikliği olabilir. İyiye veya kötüye gidiş olabileceği için şuan çok net bir şey söyleyemeyiz. Trafik kazasına bağlı beyin kanaması, kalça kemiğinde kırık, akciğer travması, karaciğer dalak yaralanması olan bir hastamız. Genel cerrahi ve ortopedi bölümleri acil ameliyata alıyor. Gerekli müdahaleler yapıldıktan sonra yoğun bakıma aldık. Takip ve tedavisi sürüyor. Genel durumu ciddiyetini koruyor. 72 saatten sonra genel durumu hakkında bilgi vermek mümkün olacak" dedi. "Köpekle aynı ortamda yaşamaya mecbur bırakılmamamız gerekiyor" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, başıboş köpeklerin toplanması gerektiğini belirterek, "30 yıldır söylediğimiz şeyi tekrar ediyorum; başıboş köpek olmaz. Üniversite yerleşkelerinde bile maalesef köpeklerin bulunduğunu görüyoruz. Toplumun en eğitimli kesiminin, akademisyenlerin ve öğrencilerin yaşadığı alanlarda hocaların lojmanlarının olduğu bölgelerde bile başıboş köpek sorunu devam ediyor. Dış parazitinden idrarına, havlamasından arabalara ve öğrencilere saldırmasına kadar birçok sorun yaşanıyor. Yerleşkede tekerlekli sandalye kullanan ya da protez bacakla yürüyen öğrenciler var ve köpekler bunu farklı algılayıp özellikle onlara hücum ediyor. Bu başlı başına ciddi bir problem. Köpekle aynı ortamda yaşamaya mecbur bırakılmamamız gerekiyor. Tüm kampüslerde başıboş köpeklerin kaldırılması şart. Şehirlerde de durum farklı değil. Bugün Trabzon Meydan Parkı’na baktığımda bu köpek şehrin sembolüdür denildiğini görüyorum. Neyin sembolü? Ne zamandan beri bu şehrin sembolü oldu, kim sembol ilan etti? Çay bahçelerinin içinde, küçücük çiçekliklerde dışkı görüyorum herhalde o kokuyu yalnızca ben almıyorum. Dışkının taşıdığı bakteri ve virüs sayısının haddi hesabı yok. Köpeklerin bu şekilde etrafta beslenmesi hem kirlilik hem de sağlık açısından büyük bir risk. Bu durumdan kurtulmamız gerektiğini söylüyorum. Başıboş köpeklerin toplanması ve barınaklara alınması gerekiyor. Bu barınakları devlet de işletebilir, özel sektör de. Buraya kadar problem yok. Ancak köpeğe ölene kadar devlet baksın, hem de ucuza baksın gibi akıl dışı iddialar doğru değil. Dünyanın hiçbir yerinde köpekler ölene kadar barınakta tutulmuyor. Sadece bizde böyle bir yaklaşım var. Merhametli toplumuz diyoruz ama sokakta köpek kediyi parçalıyor, çocuğa saldırıyor. Merhamet bu değil" ifadelerini kullandı.
20 Şubat 2026 Cuma - 12:18 Gülbahar Hatun hatim ve dualarla anıldı Yavuz Sultan Selim’in annesi Gülbahar Hatun, vakfettiği eserlerle imar edilen Gülbahar Hatun Camii yanında yer alan türbesinde düzenlenen hatim ve dua programıyla anıldı. Trabzon’da Gülbahar Hatun Türbesi’nde hatim ve dua programı gerçekleştirildi. Düzenlenen programda Kur’an-ı Kerim okunarak dualar edildi. Programda başta Gülbahar Hatun olmak üzere Rahmet-i Rahman’a kavuşan tüm şehit anneleri ve hayatını kaybeden kadınlar için de dua edildi. Ramazan ayı boyunca her Cuma günü aynı saatte ruhu şerifleri için dua okunacağı belirtilerek, tüm Trabzon halkı programa davet edildi. Programda konuşan Trabzon Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Feride Öztürk, amaçlarının sadaka-i cariye ve vakıf anlayışını yeniden hatırlatmak olduğunu belirterek, "Kültürümüzde çok önemli bir yere sahip olan sadaka-i cariye ve vakıf anlayışını gençlerimize ve şehrimize yeniden hatırlatmak, bu kültürün Trabzon’daki en güzide örneklerinden biri olan Gülbahar Hatun’u ön plana çıkarmaktır. Gülbahar Hatun bizlere Yavuz Sultan Selim’in emanetidir. Yavuz Sultan Selim bu şehirde 23 yıl valilik yapmış, ardından Osmanlı padişahı olmuş önemli bir devlet adamıdır" dedi. Gülbahar Hatun’un yalnızca tarihi bir şahsiyet olmadığını ifade eden Öztürk, "Kahramanmaraş ile Trabzon arasında bugün dahi süren kardeşlik ve gönül bağının kurulmasına vesile olan kıymetli bir hanımefendidir. Gülbahar Hatun aynı zamanda bir iyilik sembolüdür. Ramazan ayında bu iyilik sembolünü yeniden hatırlatmak, vakıf kültürünü, paylaşmayı ve hayrı çoğaltmayı ön plana çıkarmak istedik" diye konuştu. Türbenin Ramazan ayı boyunca her Cuma günü saat 10.30’dan öğle namazına kadar ziyarete açık olacağını belirten Öztürk, "Her hafta tüm geçmişlerimiz, Rahmet-i Rahman’a kavuşan kadınlarımız, şehit annelerimiz ve bütün vefat edenlerimiz için dualar edilecektir. Tüm Trabzon halkını buraya davet ediyoruz. Gülbahar Hatun’u anmak, yaşatmak ve onun gibi iyilikle iz bırakan kadınlarımızın hatırasını diri tutmak için Trabzon’un kadınları adına çalışmaya, üretmeye ve iyiliği çoğaltmaya devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
İşitme kaybı Alzheimer’i tetikliyor
17 Ekim 2025 Cuma - 09:13 İşitme kaybı Alzheimer’i tetikliyor İşitme kaybının ciddi bir sağlık sorunu olduğu belirtilerek sosyalleşmeyi olumsuz yönde etkilediği kaydedildi. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan İmperial Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Ömer Korkmaz, belirli düzeydeki işitme kayıplarının bireylerin sosyal yaşamını doğrudan etkilediğini belirterek bu durum da Alzheimer riskini artırdığını kaydederek uyarılarda bulundu. Birçok kişinin işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçındığına dikkat çeken Korkmaz "Belirli düzeydeki işitme kayıpları, bireylerin sosyalleşmesini olumsuz etkileyebilir. Kişi zamanla diyaloğa girmekten kaçınır ve iletişimi zayıflar. Bu durum, araştırmalara göre Alzheimer hastalığı riskini yüzde 10-15 oranında artırabilir. Ancak birçok kişi işitme kaybını yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görüp işitme cihazı kullanmaktan kaçınır. Oysa işitme kaybı, yalnızca sosyal hayatı değil, kişinin güvenliğini de tehlikeye atabilir. Örneğin, sokakta yürürken korna sesi gibi uyarıları duyamamak ciddi kazalara yol açabilir. Dolaylı olarak bu durum da Alzheimer riskini artırabiliyor" dedi. Gelen hastaların yüzde 20’si vertigo şikâyetiyle geliyor Korkmaz, kliniğe gelen hastaların yüzde 20’sinin vertigo şikayeti oluşturduğunu özellikle ileri yaş grubunda daha fazla görüldüğünü kaydederek "Vertigo, halk arasında ’Baş dönmesi’ olarak bilinen bir durumdur. Bu durumun altında birçok farklı klinik hastalık oluşturabilir ve nedenleri yaş grubuna göre değişkenlik gösterebilir. İleri yaşlarda görülme sıklığı artar; en sık rastlanan nedeni ise halk arasında ’kristal oynaması’ olarak bilinen Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) adlı hastalık grubudur. Ancak vertigonun nedeni yalnızca bu değildir. Beyin tümörlerinden çocukluk çağında görülebilecek orta kulakta sıvı birikmesi (seröz otitis media) özellikle 2 yaşından küçük çocuklarda geniş farklı hastalık durumu görülebilir. Aslında "vertigo", bir çatı tanımdır; altında çok sayıda hastalık ve farklı neden barındırır. Vertigo, özellikle ilerleyen yaşlarda daha sık görülür. Yaş ilerledikçe, dengeyi sağlayan kompanzasyon mekanizmalarının zayıflaması nedeniyle hastalar vertigodan daha fazla etkilenir. Klinik belirtiler yaşla birlikte çok değişmese de, baş dönmesine bağlı düşmeler ve kırıklar yaşlı bireylerde daha ciddi ve tehlikeli sonuçlara yol açabilir. Bu nedenle yaşlılarda vertigo daha büyük önem taşır. Benign Paroksismal Pozisyonel Vertigo (BPPV) tedavisinde, ’repozisyon manevrası’ olarak bilinen ve kristallerin yerlerine oturtulmasını amaçlayan özel manevralar kullanılır. Bunun yanında ilaç tedavisiyle de destek sağlanır. Hastalığın nedenine bağlı olarak adaptasyon sürecini hızlandırmak için bazı egzersizler önerilirken, bazı hareketlerden de kaçınılması istenir. Tedavi, tamamen vertigonun altta yatan nedenine göre planlanır. Kulak Burun Boğaz (KBB) polikliniklerine başvuran hastaların yaklaşık yüzde 20’si vertigo şikâyetiyle başvurmaktadır" diye konuştu. İşitme kayıplarına yol açabilir Yüksek sesle müzik dinlemenin kulağı olumsuz etkilediğini belirten Korkmaz, "Uzun süre yüksek sese maruz kalmak, iç kulakta kalıcı işitme kayıplarına yol açabilir. Özellikle son zamanlarda gençlerde yaygın olarak görülen kulaklıkla yüksek sesle müzik dinleme alışkanlığı, önlenebilir bir risktir. İşitme kayıplarını önlemek adına bu tür alışkanlıklardan kaçınılması önemlidir. Gürültülü ortamlarda çalışan bireylerde ise mutlaka işitme koruyucuları (maskeleme cihazları) kullanılması önerilir. Çünkü fark edilmeden gelişen uzun süreli ses maruziyeti kalıcı işitme kaybına neden olabilir. Yaş ilerledikçe ortaya çıkan işitme kayıpları da çoğunlukla iç kulaktan kaynaklanır. Bu nedenle, belirli bir desibel seviyesinin üzerinde gürültüye maruz kalınan ortamlarda işitme sağlığını koruyacak önlemlerin alınması gereklidir" şeklinde konuştu.
Benjamin Bouchouari: "Sakatlık geride kaldı, çok mutluyum"
16 Ekim 2025 Perşembe - 17:21 Benjamin Bouchouari: "Sakatlık geride kaldı, çok mutluyum" Trabzonspor’un Faslı futbolcusu Benjamin Bouchouari, sakatlığını tamamen atlattığını belirterek, "1 aydır bireysel çalışmalarımı sürdürüyordum. Sakatlık artık geride kaldı, çok mutluyum" dedi. Trabzonspor’un Faslı orta saha oyuncusu Benjamin Bouchouari, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Genç futbolcu, sakatlığını atlattığını ve sahaya dönmek için sabırsızlandığını ifade etti. "Sakatlık artık geride kaldı" Bouchouari, uzun süredir bireysel antrenman programıyla çalıştığını dile getirerek, "Kendimi çok iyi hissediyorum. Bir aydır bireysel çalışmalarımı sürdürüyorum. Sakatlık artık geride kaldı ve bunun geride kalmasından dolayı çok mutluyum. İki aydır takımla birlikteyim. Takımımız harika bir iş çıkartıyor" diye konuştu. "Güven duygusu benim için çok önemli" Teknik Direktör Fatih Tekke’ye ve takım arkadaşlarına da teşekkür eden başarılı futbolcu, "Bir oyuncu için güzel olan şey, güven duygusunun aşılanabilmesi. Hocamızdan, takım arkadaşlarımdan ve yöneticilerimizden bunu duymak benim için çok önemliydi. Onlara tek tek teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı. "Hocamızın benden istedikleri çok net" 23 yaşındaki futbolcu, Teknik Direktör Fatih Tekke’nin oyun anlayışını beğendiğini vurgulayarak, "Hocamız özel taktikleri ve fikirleri olan bir isim. Benden istedikleri çok net. Oynamak isteyen bir hocayla çalışıyorum, ben de oynamak isteyen bir oyuncuyum. Orta sahanın bütün bölgelerinde görev yapabilirim, 6-8-10 fark etmez. Elimden gelenin en iyisini vermeye çalışacağım" diye konuştu. "Vitinha’ya benzetilmek hoşuma gidiyor" Paris Saint-Germain’in yıldız ismi Vitinha’ya benzetildiğinin hatırlatılması üzerine Faslı futbolcu, "Benim oyun tarzım Vitinha’ya benzetilebilir. O da topla iyi olan, sahada doğru konumlanan ve ani çözümler üretebilen bir oyuncu. Belki rol model olarak onu aldığımı söyleyebilirim" cümlelerine yer verdi. "Orta sahada kiminle oynadığım önemli değil" Takım içindeki uyuma da dikkat çeken Bouchouari, "Orta sahada çok iyi oyunculara sahibiz. Kiminle oynadığım çok önemli değil. Önemli olan onlarla birlikte takıma nasıl katkı verebileceğim. Tim ve Oluali ile Fransızca konuşabiliyorum, bu bir avantaj ama İngilizce de konuşabiliyorum. Kimle oynarsam oynayayım elimden gelenin en iyisini yapacağım" değerlendirmesinde bulundu. "Dinamik ve cesur bir oyuncuyum" Kendini ’dinamik’ bir oyuncu olarak tanımlayan Benjamin Bouchouari, "Benden hem defansif hem ofansif yönde katkı bekleyebilirsiniz. Hocamız cesaretli bir oyun anlayışına sahip, ben de bu tarz futbolu seviyorum. Uyumlu yönlerimiz var" diyerek sözlerini tamamladı.
Prof. Dr. Ömer Kara: "Artık biliyoruz ki iklim değişikliği, küresel bir sorun haline gelmiştir"
16 Ekim 2025 Perşembe - 13:32 Prof. Dr. Ömer Kara: "Artık biliyoruz ki iklim değişikliği, küresel bir sorun haline gelmiştir" Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara, son yıllarda ülkemizde iklim değişikliğinin etkilerini çok daha somut biçimde yaşandığına dikkat çekerek "Artık biliyoruz ki iklim değişikliği, ülkelerin ekonomik ve toplumsal yapıları üzerinde ciddi etkiler oluşturan küresel bir sorun haline gelmiştir" dedi. KTÜ Orman Fakültesi, Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi ve Mühendislik Fakültesi tarafından organize edilen ve iklim değişikliğinin; su kaynakları, deniz ekosistemleri ve orman alanları üzerindeki etkilerinin; bilimsel, teknik ve toplumsal yönleri ile ele alındığı "İklim Değişikliği Sürecinde Su ve Orman Yönetimi" konulu panel bugün KTÜ’de Osman Turan Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlendi. Vali Yardımcısı Ercan Öter, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Yüksel Gülay, KTÜ Rektörü Prof. Dr. Hamdullah Çuvalcı, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Temiz, Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara, Trabzon Orman Bölge Müdürü Emin Yılmaz, Trabzon Polis Meslek Eğitim Merkezi (POMEM) Müdürü İsmail Akıntürk, akademisyenler, öğrenciler ve davetlilerin katılımıyla açılışı yapılan panelle küresel ölçekte etkilerini her geçen gün daha fazla hissettiğimiz iklim değişikliğinin, su ve orman ekosistemleri üzerindeki sonuçlarının tartışılması, çözüm yollarının değerlendirilmesi ve ortak bir farkındalık oluşturulması amaçlandı. Panelin açılışında konuşan Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ahmet Yüksel Gülay, "Dünyamızın iklim dengesi her geçen yıl biraz daha değişiyor. Bu değişim su döngüsünü, yağış rejimlerini, dolayısıyla yaşamın temel kaynaklarını doğrudan etkilemektedir. Türkiye farklı iklim tiplerine aynı anda barındıran bir ülke statüsündedir. Artan kuraklık ve taşkın riskleri su kaynaklarının yönetiminde yeni yaklaşımları zorunlu kılmaktadır. Sürdürülebilir orman yönetimi ve orman yangınları ile mücadele ise her zamankinden daha kritik hale gelmektedir. Aynı şekilde deniz ekosistemindeki sıcaklık artışları çeşitliliği korunması açısından dikkatle izlenmesi gereken gelişmelerdir" diye konuştu. KTÜ Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Kara ise konuşmasında "Artık biliyoruz ki iklim değişikliği, ülkelerin ekonomik ve toplumsal yapıları üzerinde ciddi etkiler oluşturan küresel bir sorun haline gelmiştir. Son yıllarda ülkemizde iklim değişikliğinin etkilerini çok daha somut biçimde yaşamaktayız. Bazı illerimizin içme ve kullanma suyu ihtiyacını karşılayan barajlardaki su seviyeleri, kritik düzeylere düşmekte hatta bazı bölgelerde zorunlu su kesintileri gündeme gelmektedir. Diğer yandan orman yangınları, daha geniş alanlarda ve uzun süreli olarak etkili olmakta, ekosistemler üzerinde onarılması güç tahribatlar oluşturmaktadır. Ani sağanak yağışların yol açtığı sel ve taşkınlar da geçmişe kıyasla çok daha sık ve yıkıcı hale gelmektedir. İklim değişikliğinin etkileri yalnızca karasal ekosistemlerle sınırlı değildir. Deniz suyu sıcaklıklarındaki artış ve ekolojik dengenin bozulması, denizlerimizde istilacı türlerin yayılımını hızlandırmakta; bu durum yerli türleri ve balık stoklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Bu gelişmeler, iklim değişikliğinin, tatlı su, deniz ve orman ekosistemleri üzerinde belirgin etkiler oluşturduğunu ve bu kaynakların yönetiminde yeni stratejik yaklaşımların benimsenmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da Gazze’ye yardım tırları yola çıkacak
16 Ekim 2025 Perşembe - 12:46 Trabzon’da Gazze’ye yardım tırları yola çıkacak Gazze’deki ateşkesin ardından Trabzon Büyükşehir Belediyesi öncülüğünde başlatılan yardım kampanyası çerçevesinde Trabzon’dan Gazze’ye on tır yardım yardım malzemesi gönderilecek. Başlatılan kampanya çerçevesinde vatandaşlardan, çocuk bezi, çocuk maması, konserve, battaniye, çadır ve temel gıda malzemeleri talep edildi. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Trabzon Büyükşehir Belediyesi koordinasyonunda toplanacak temel gıda, çocuk bezi, mama ve hijyen malzemeleri, insani yardım konvoyuyla Filistin halkına ulaştırılacağını belirterek bu konuda vatandaşlardan destek beklediklerini ifade etti. Büyükşehir Belediyesi olarak yardım kampanyasını başlattıklarını kaydeden Genç, "Maalesef 7 Ekim 2023 tarihinden itibaren bir katliamı, soykırımı yapan katil İsrail devletinin zulmü altında inim inim inleyen Filistinli kardeşlerimizi her gün büyük bir hüzünle bu soykırımı izledik. Bugün itibariyle iki yıla aşkın bir sürede yaklaşık 68 bin Filistinli kardeşimiz Gazze’de katledildi, soykırıma maruz kaldı. Sayısını bilmediğimiz kadar kardeşlerimiz de hem yaralandı, hem kayıp olan var. Büyükşehir Belediyesi olarak yardım kampanyasını dün itibariyle başlattık. Bütün hemşerilerimiz bütün gayretleriyle beraber bu işe el oldular. Hayrat vakfımızla beraber yaptığımız bir kampanya var. Şu anda on tır tamamlandı, inşallah haftaya perşembe günü bu tırlarımız yola çıkacak. Bugün itibariyle başlattığımız kampanyada da bütün hemşerilerimizi yine bütün sivil toplum kuruluşlarımızı esnaflarımızı siyasi partilerimizi bu kampanya ile beraber Gazze’nin umudu olmaya davet ediyorum. Oradaki kardeşlerimiz şu anda orada evsiz barksız. Hala sınırlı bir şekilde geçiş var. Dolayısıyla ne tür yardımları halkımız elinde ne varsa alıp iyi niyetliyle samimiyetiyle bize getiriyor ama biz şu anda talep ettiğimiz acil ihtiyaçlar, çocuk bezi, çocuk maması, konserve, battaniye, çadır ve temel gıda malzemelerini talep ediyoruz. İkinci el kullanılmış malzeme kesinlikle istemiyoruz. Yeni olan malzemelerle beraber kardeşlerimizin yanında olalım" diye konuştu.
Ağasar Balı markalaşacak
15 Ekim 2025 Çarşamba - 15:43 Ağasar Balı markalaşacak Ağasar Balı’nın marka değerinin artırılması ve coğrafi işaret tescili sürecine yönelik Trabzon’un Şalpazarı ilçesinde bir toplantı yapıldı. Ağasar Balı’nın marka değerinin artırılması ve bilimsel olarak tanıtılmasını amaçlayan etkinliğe Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in yanı sıra Trabzon Valisi Aziz Yıldırım, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Bahittin Murat Yakın, Trabzon Emniyet Müdürü Ali Loğoğlu, Şalpazarı Kaymakamı Ferhat Vardar, Şalpazarı Belediye Başkanı Refik Kurukız, Trabzon Orman Bölge Müdürü Emin Yılmaz, İl Tarım ve Orman Müdürü İsa Kaplan, KTÜ Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sevgi Kolaylı, Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy ve çok sayıda arı üreticisi katıldı. Toplantıda konuşan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Öyle bir dönemdeyiz ki, ne kadar üretirsek o kadar güçlüyüz. Pandemi döneminde bunu hep birlikte yaşadık; hemen ambarlara döndük, elimizdekine baktık. Bu nedenle, Türkiye olarak kendi ayaklarımız üzerinde durabilmemiz, tam bağımsız bir Türkiye hedefiyle doğrudan ilgilidir. Ekonomik anlamda da tam bağımsız olmamız gerekiyor. Bu yüzden, üretimi hangi alanda olursa olsun artırmak ve yerli üretimde güçlü olmak son derece kıymetli. Bugün arı üretiminde dünyanın yüzde 10’u bizde, bu çok değerli bir oran. Fındıkta ise dünya üretiminin yüzde 70’ine sahibiz. Dolayısıyla, hakim olduğumuz ve güçlü olduğumuz bu alanlarda üretimi desteklemek büyük önem taşıyor. Cumhurbaşkanımız ve hükümetimiz bu alanlarda gerekli desteği sağlıyor; ancak yerel yönetimler olarak bizlerin de üretimi desteklemesi son derece önemli" dedi. Başkan Genç, birliğin ve üreticilerin önemine dikkat çekerek "Şalpazarı’nda 82 üreticimiz bulunuyor. Birliğimizin Trabzon genelinde ise yaklaşık bin 500 civarında üyesi var. Bu, gerçekten çok ciddi bir rakam. Trabzon’un kendine has bir yönü var; hepimiz bu şehirde bir marka değeri oluşturmak istiyoruz. Dolayısıyla, bu şehrin ürettiklerini markalaştırarak değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun ilk adımı da coğrafi işaret almaktır. Bu konuda atılacak adımın çok kıymetli olacağına inanıyorum. Büyükşehir Belediyesi olarak, hangi destek gerekiyorsa yanınızda olacağız, her zaman destekçiniz olacağız. Trabzon’da şu anda 14 ürünümüz coğrafi işaret almış durumda. En son tescil alan ürünümüz, Ağasar-Şalpazarı yöresel giysileri oldu. 2025 yılında bu tescili aldık. İnşallah 2026 yılında da Ağasar Balı’nın tescilini hep birlikte alırız. Şu anda birçok ürünümüz için bu yönde adımlar atılıyor; Ağasar Balı’nı da bu listeye ekleyip tescilini tamamlayalım" diye konuştu.
Rize’de görüntülenmişti, uzmanlar sebebini açıkladı
15 Ekim 2025 Çarşamba - 09:26 Rize’de görüntülenmişti, uzmanlar sebebini açıkladı Rize’nin Çamlıhemşin ilçesinde görüntülenen beyaz renkli anne ayı ile üç yavrusuyla ilgili değerlendirmede bulunan Prof. Dr. Şağdan Başkaya, dünya üzerinde var olan sekiz ayı türü içinde kutup ayısı dışında hiçbir ayı türünün tamamen beyaz postlu olmadığını söyledi. Geçtiğimiz günlerde Çamlıhemşin Esnaf Kefalet Kooperatifi Müdürü Eyüphan Zararsız, ilçenin Sırt Mahallesi’nden ilçe merkezine yaya olarak giderken ilginç bir görüntüyle karşılaştı. İlçeye yakın Kavak Mahallesi civarındaki ormanlık alanda hareketlilik fark eden Zararsız, cep telefonu ile beyaz renkli bir anne ayı ile üç yavrusunu görüntülemeyi başardı. Bölge halkı tarafından ilk kez beyaz renkli bir ayının görülmesi büyük merak uyandırdı. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Orman Fakültesi Yaban Hayatı Ekolojisi ve Yönetim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şağdan Başkaya, Türkiye’de ayıların çeşitli renk tonlarına rastlamanın mümkün olduğunu ifade etti. Başkaya, "Ayı Asya, Avrupa ve Kuzey Amerika’da yayılış gösteren bir türdür. Renkleri açık kahverengiden koyu kahverengiye, kızıl ve neredeyse siyaha çalan tonlara kadar değişebilir. Hatta bazen çok açık kahverengi veya krem tonlarında da görülebilir. Vatandaşlarımız bu tip açık tonlardaki ayılara zaman zaman ’Beyaz ayı gördüm’ diyebiliyor. Ayının göğsünden uzanan kuşaklar bulunur. Bu kuşaklar özellikle genç bireylerde daha belirgindir. Postu tamamen beyaza çalan tonlarda olan ayılar da halk arasında ’beyaz ayı’ olarak adlandırılabiliyor. Ancak bu, kutup ayısı anlamında bir beyaz ayı değildir, sadece açık kahverengi tonlara sahip normal bir ayıdır. Bu, olağan ve doğal bir durumdur. Ülkemizde ayıların çeşitli renk tonlarına rastlamak mümkündür. Doğu Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya, Batı Karadeniz’den Toroslar’a kadar farklı bölgelerde açık tonlardan koyu tonlara kadar değişen ayı postları görülebilir. Ayılar yaşlandıkça postlarının rengi daha da açılır, daha açık kahverengi tonlara dönebilir. Genç yaşlardan itibaren açık renkte olan bireyler de vardır. Bir de tamamen beyaz olan, albino bireyler mevcuttur. Ancak bunlar da kutup ayısı değildir. Beyaz ayı denildiğinde akla gelen tür, kutuplara yakın bölgelerde Asya’nın ve Amerika’nın kuzeyinde yaşayan kutup ayısıdır. Dünya üzerinde var olan sekiz ayı türü içinde kutup ayısı dışında hiçbir tür tamamen beyaz postlu değildir" dedi. Yüksek kesimlere kar düşmesiyle ayıların kış uykusuna geçtiğini kaydeden Başkaya, "Bu sıralar dağların yüksek kesimlerine kar yağdı. Yükseklerde yaşayan ayılar kendilerine barınacak yer aramaya başladı. Ayılar için ise artık kış uykusuna geçme zamanı geldi. Kış uykusuna dağların zirvelerinden başlayarak yavaş yavaş daha alçak bölgelere inerek geçecekler. Önce en yüksektekiler, çünkü buralar karla daha erken kapanacak" diye konuştu.