Yerel Haberler
Trabzon
Trabzon’da arıcılara büyükşehirden destek 14 Mayıs 2026 Perşembe - 14:46:05 Trabzon Büyükşehir Belediyesi, arı yetiştiriciliği yapan üreticilere bin 500 adet yumurtlayan saf Kafkas ırkı damızlık ana arı desteği sağlayacak. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, tarımsal faaliyetlere destek vermeye devam ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile Trabzon İli Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Aksoy arasında, Trabzon’da arıcılık faaliyetlerinin geliştirilmesi, bal verimi ile koloni kalitesinin artırılması amacıyla iş birliği protokolü imzalandı. Protokol kapsamında, arı yetiştiriciliği yapan üreticilere yumurtlayan saf Kafkas ırkı damızlık ana arı desteği sağlanacak. 3 yıllık protokol süresince her yıl 500 adet olmak üzere toplam bin 500 adet damızlık ana arı dağıtılacak. Arıların bedelinin yüzde 70’i Büyükşehir Belediyesi, yüzde 30’u ise birlik tarafından karşılanacak. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, arı üreticilerine verdikleri sözleri yerine getirdiklerini belirterek "Büyükşehir Belediyesi olarak tarımsal destekler konusunda üreticilerimizin her zaman yanında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Arı yetiştiriciliği yapan üreticilerimize verdiğimiz bir söz vardı ve bu sözümüzü yerine getiriyoruz. Daha önce fondan makinesi desteği sağlayarak üretime ciddi katkı sunduk. Trabzon’da arıcılık çok kıymetli ve profesyonel bir şekilde yapılıyor. Biz de bu kapsamda üreticilerimize lojistik destekler vermeyi sürdürüyoruz. Bugün imzaladığımız protokol kapsamında damızlık ana arı desteği sağlayacağız. Bu desteği, arıcılık faaliyetlerinin sürdürülebilirliği açısından son derece önemli buluyorum. Arıcılarımızın üretimlerini devam ettirebilmeleri ve kaliteli ürün elde edebilmeleri adına ana arı desteğimiz sürecek" dedi. Arı Yetiştiricileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yusuf Aksoy ise Başkan Ahmet Metin Genç’e sağladığı desteklerden dolayı teşekkür ederek "Özellikle modern arı yemi makinesi desteği, ilimizdeki arıcılarımız tarafından büyük takdir gördü. Bu kapsamda 2025 yılında 39 bin 320 kilogram, 2026 yılında ise 68 bin 250 kilogram olmak üzere toplam 107 bin 570 kilogram üretim gerçekleştirildi. Ayrıca 2 bin 255 üreticimize hizmet sunuldu. Bugün ise Büyükşehir Belediyemiz ile birlikte, sektörümüze önemli katkılar sağlayacağına inandığımız damızlık ana arı projesi protokolü için bir aradayız. Bu proje kapsamında, yurt dışından kaçak yollarla ülkemize giren ana arıların önüne geçilmesi ve bölgemize uygun, bal verimi yüksek saf Kafkas ırkı ana arıların yaygınlaştırılması hedeflenmektedir. Bu yönüyle projemiz hem sektörümüz hem de bölgemiz adına büyük önem taşımaktadır. Sağladığınız katkı ve desteklerden dolayı teşekkür ediyoruz" diye konuştu.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 13:12 Ruh ve sinir hastalarına masal ile tedavi Trabzon Ataköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi, alışılagelmiş tedavi yöntemlerinin ötesine geçen, ruhun derinliklerine hitap eden anlamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Başhekim Ahmet Faruk’un öncülüğünde düzenlenen programda, hikaye anlatıcısı Merve Genel, hastalar ve personelle bir araya gelerek masalların iyileştirici gücünü hastane koridorlarına taşıdı. Etkinlik, sadece bir dinleti olmanın ötesinde, katılımcıların aktif yer aldığı bir farkındalık yolculuğuna dönüştü. Anlatıcı Merve Genel’in rehberliğinde gerçekleştirilen etkinlikte elden ele gezen bir yumağın sembolize ettiği "bağ kurma" teması işlendi. Mindfulness (bilinçli farkındalık) teknikleriyle desteklenen girişte, katılımcılar o anın ve bir arada olmanın huzurunu deneyimledi. Etkinlikte modern psikiyatride sanatın ve anlatıcılığın rehabilitasyon sürecindeki önemine dikkat çekilirken, hastane yönetimi, bu tür sosyal ve kültürel faaliyetlerin hastaların motivasyonunu artırdığını ve tedavi sürecine pozitif katkı sağladığını belirtti. Etkinlik sonrası bir açıklama yapan hikaye anlatıcısı Merve Genel, "Masallar sadece çocuklar için değil, içindeki umudu tazelemek isteyen her ruh içindir. Ataköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde kurduğumuz bu masal çemberi, bizlere kelimelerin ve paylaşılan bir hikayenin en büyük ilaç olduğunu gösterdi. Bu kıymetli buluşmaya öncülük eden hastane yönetimine teşekkür ederim" dedi.
14 Mayıs 2026 Perşembe - 11:12 Ernest Muçi, Trabzonspor’a katkı vermeye devam ediyor Trabzonspor, Ziraat Türkiye Kupası yarı finalinde deplasmanda karşılaştığı Gençlerbirliği karşısında 1-0 geriye düştüğü mücadeleyi son dakikalarda Muçi’nin attığı kritik golle 2-1 kazanarak finale yükseldi. Arnavut oyuncu, Beşiktaş maçının ardından Gençlerbirliği karşılaşmasında attığı gol ve yaptığı asistlerle skor katkısını 22’ye çıkardı. Trendyol Süper Lig’de sezona Beşiktaş’ta başlayan ardından siyah-beyazlı ekipten kiralanan Ernest Muçi, bordo-mavili forma altında gösterdiği performansla kariyerinin en yüksek skor katkısı verdiği dönemini yaşıyor. Arnavut oyuncu, Süper Lig’de 28 maçta 11 gol kaydederken, Türkiye Kupası’nda ise 7 karşılaşmada 4 kez rakip fileleri havalandırdı. Karadeniz ekibinde Süper Lig, Türkiye Kupası ve Süper Kupa’da toplam 34 karşılaşmada görev alan 25 yaşındaki futbolcu, attığı 15 gol ve yaptığı 7 asistle kariyerinin en skorer sezonunu yaşıyor. En çok gol atan ikinci isim oldu Ernest Muçi, attığı 15 golle takımın gol yollarındaki en etkili ikinci ismi konumuna yükseldi. Paul Onuachu, 34 maçta kaydettiği 24 golle listenin zirvesinde yer alırken, Muçi Gençlerbirliği karşısında ağları havalandırarak 14 golü bulunan Augusto’yu geride bıraktı. Kupanın golcüsü Trabzonspor’un bu sezon Türkiye Kupası’nda attığı gollerin 4’üne Ernest Muçi imza attı. Arnavut oyuncuyu 3 golle devre arasında takımdan ayrılan Danylo Sikan takip etti. Paul Onuachu 2 gol kaydederken, Mustafa Eskihellaç, Augusto, Ozan Tufan, Anthony Nwakaeme, Arseniy Batagov ve devre arasında takımdan ayrılan Olaigbe birer kez fileleri havalandırdı. Bordo-mavililerin kupadaki 2 golü ise rakip oyuncuların kendi kalelerine attığı gollerle geldi. Sakatlıklar ve gol sessizliği dönemi Ernest Muçi, Süper Lig’de 14 Şubat’ta Fenerbahçe ağlarını sarsmasının ardından ligde bir süre gol sessizliğine büründü. Arnavut oyuncu, sonrasında oynanan Gaziantep FK, Fatih Karagümrük, Kayserispor, Çaykur Rizespor, Eyüpspor, Konyaspor ve Göztepe karşılaşmalarında skor üretemedi. Sakatlığı nedeniyle Galatasaray, Alanyaspor ve Başakşehir maçlarında forma giyemeyen Muçi, Süper Lig’in 33. haftasında eski takımı Beşiktaş karşısında fileleri havalandırarak suskunluğunu bozdu. Başarılı oyuncu, Gençlerbirliği karşısında da Trabzonspor’a turu getiren gole imza attı. Gol attığı maçlarda 19 puan Trabzonspor, Muçi’nin Süper Lig’de fileleri havalandırdığı karşılaşmalarda 6 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 mağlubiyet alarak 19 puan topladı. Sezonun ilk bölümünde eleştirilere maruz kalan Arnavut oyuncu, teknik direktör Fatih Tekke’nin verdiği süreleri iyi değerlendirerek son haftalarda takımının en kritik isimlerinden biri oldu.
Havaların sıcak gitmesi fındıkta verim endişesine neden oldu
01 Mart 2024 Cuma - 09:13 Havaların sıcak gitmesi fındıkta verim endişesine neden oldu Doğu Karadeniz Bölgesinde son günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde seyretmesi fındıkta verim endişesine neden oldu. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ziraat Mühendisler Odası Trabzon Şube Başkanı Cemil Pehlevan, son günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini ve bunun da yeni sezonda fındıkta verim düşüklüğüne neden olacağını söyledi. Pehlevan, fındığın soğuklanmaya (üşümeye) ihtiyacı olduğuna dikkat çekerek "Bu ihtiyacı 7 santigrat derecenin altında sıfır derecede olduğu zaman mümkün olacaktır. Fındıktaki soğuklanma ihtiyacı bitki çeşidine göre 400 saatten bin 300 saate kadar değişmektedir. Yeterli soğuklanma ihtiyacını karşılayan fındığın verimi yüksek, karşılamayanın düşük olacaktır. Son zamanlarda hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi verimde düşüşler olması kaçınılmaz olacaktır. Sıcaklardan kaynaklı erken açma olabilir. Bu erken açma ilkbahar geç donları, tomurcukların kabardığı dönemde eksi 2 dereceden itibaren zarar vermektedir. Hasar oranı donun şiddeti ve süresine bağlı olarak değişiklik gösterir. Dişi ve erkek çiçeklerin açma zamanı çok önemli. Birlikte açıp birlikte birbirini tozlaşması gerekiyor” dedi. Fındık üreticisine düşen görev Fındık üreticisine konuyla ilgili uyarılarda bulunan Pehlevan, “Öncelikle fındık üreticisi sonbaharda fındığının bakımını iyi yaparak güçlü kışa karşı hazırlaması gerekiyordu. Gübreleme yapılacak olan toprak ve yaprak analizleri neticesine göre uygun biçimde verilmelidir. Bu sıcalıkların arkasından geceleri yaşanabilecek bir dona karşı da üreticilerimiz dikkatli olmalıdır. Don zararını tamamen koruyan ve Tarım Orman Bakanlığınca ruhsat verilen her hangi bir ürün bulunmamaktadır. Sadece bitkinin geç uyanmasını sağlayan düzenleyiciler kullanılabilir. Fakat bilinmesi gereken bu düzenleyiciler donun etkisini yok etmez. Sadece şiddetini bir miktar azaltabilir. Çiftçilerimizin don zararından zarar görmemeleri için Meteorolojiyi takip ederek don olacak akşamalarda bahçenin değişik yerlerinde bol duman veren sap, saman, fındık zurufu gibi maddeler yakmalıdırlar. Yağmurlama sistemi sistemi ile sulama yapılabilir, toprağın üzeri hasır, plastik örtü malzemeleri ile örtülebilir, havaya su buharı püskürtülerek nem oranı artırılabilir ve bahçenin uygun noktalarına vantilatör koyularak hava sirkülasyonu yapılabilir gibi uygulamalar ile don zararını en aza indirebiliriz” diye konuştu. Önümüzdeki yıllarda rekolte olumsuz etkilenebilir İklimden kaynaklı olumsuzlukların sürmesi durumunda ileriki yıllarda fındıkta rekoltenin düşeceğine de dikkat çeken Pehlevan, “Fındığın çok çeşitli sorunları var. Bunları çözmemiz gerekiyor. İklimden kaynaklı sorunlar bu hızla devam ederse önümüzdeki yıllarda fındık rekoltesini olumsuz etkileyecektir. Dolayısıyla iklimsel sorunlardan dolayı sulama ihtiyacı hasıl olacaktır. Sulama için suya ihtiyacımız olacağından ek maliyetler gerekecektir. Bu tür uygulamalar ise maliyetlerin artmasına sebep olacaktır. Fındıkla ilgili sorunları ve riskleri iyi analiz ederek planlarımızı şimdiden ona göre yapmamız lazım. Tarım ve Orman Bakanlığı son dönemlerde damla sulama sistemi konusunda destek vermeye başladı. Suyun önemine binaen de Tarım ve Orman Bakanlığı su verimliği seferberliği projesini başlattı. Seferberliğin bir parçası da tarımsal suluma yöntemlerinde ekonomik su kullanımı. Suyu ne kadar az kullanırsak geleceğimize o kadar umutla bakacağımız” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen: "Yaklaşık 1 milyon 620 bin dava dosyası ’uzlaşma’ ile olumlu sonuçlandı"
29 Şubat 2024 Perşembe - 12:20 Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen: "Yaklaşık 1 milyon 620 bin dava dosyası ’uzlaşma’ ile olumlu sonuçlandı" Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen, son dönemde yaklaşık 1 milyon 620 bin dava dosyasının ’uzlaşma’ ile olumlu sonuçlandığını söyledi. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü tarafından "Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi Projesi" çerçevesinde, onarıcı adalet ve uygulamaları ile ilgili temel ilkelerle birlikte uzlaştırma mekanizmasının uygun şekilde uygulanmasına ilişkin konuların ele alınması, uzlaştırma kurumunda bilgi ve farkındalığın artırılması ile uzlaştırma sürecinin en önemli aktörleri olan hâkim, Cumhuriyet savcısı ve uzlaştırmacı arasındaki işbirliği yollarının değerlendirilmesine yönelik olarak Trabzon’da bir seminer düzenlendi. Gerçekleşen seminere Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen, Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Yalçın, Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi Başkanı Hasan Küçükosman ve davetliler katıldı. Seminerin açılış konuşmasını yapan Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Ali Öztürkmen, "Vatandaşlar, işletmeler, tüzel kişiler ile diğer kurum ve kuruluşlar için daha hızlı bir uyuşmazlık çözümü sağlayarak adalet sisteminin etkinliğinin geliştirilmesi hedefi çerçevesinde ’Türkiye’de Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yollarının Geliştirilmesi Projesi’ 17 Aralık 2020 tarihinde imzalanmış ve faaliyetlerine başlamıştır. Bu proje Avrupa Birliği ve Avrupa Konseyi tarafından ortaklaşa olarak finanse edilmektedir. Genel Müdürlüğümüz açısından projenin özel hedefleri küçüklerin, mağdurların ve faillerin korunması, uzlaştırmacıların, hukukçuların, uzlaştırma bürosunda sorumlu Cumhuriyet savcılarının yanı sıra personelin beceri uzmanlıklarının artırılması, bu şekilde uzlaştırmanın kapsamlı uygulanması ve geliştirilmesiyle etkili bir şekilde uygulanması amaçlanmaktadır" dedi. Daha önce Mardin ve Antalya’da gerçekleşen uygulayıcılara yönelik düzenlenen eğitim seminerlerinin 3.’sünün Trabzon’da gerçekleştirildiğini belirten Öztürkmen, "Sonunda uzlaştırma kurumunun başarılı ve etkin bir şekilde uygulanmasında önemli role sahip olan ve ülkemizin dört bir yanından katılım gösteren hakim ve Cumhuriyet savcılarımız bulunmaktadır. Bugün rakamlara baktığımız zaman yaklaşık 1 milyon 620 bin dosyanın uzlaşma ile olumlu sonuçlandığını görmekteyiz. Gelinen süreçte belli bir kalite ve seviyeye gelmesi noktasında bir takım hedeflerin yerleştirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda projenin hedeflerinden biri olan uzman uzlaştırmacı konusunda Adana’da pilot bir uygulama başlattık. Buna yönelik çalışmalarımız devam etmektedir" diye konuştu. "Onarıcı adalet anlayışının amacı; fail ve mağdur arasındaki cezai uyuşmazlığın barışçıl yol ile onarılması ve ortadan kaldırılmasıdır" Uzlaştırma kurumunun dayanağını oluşturan onarıcı adalet anlayışının amacının fail ve mağdur arasındaki cezai uyuşmazlığın barışçıl yol ile onarılması ve ortadan kaldırılması olduğunu ifade eden Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, "Uzlaştırmanın temelini oluşturan onarıcı adalet anlayışı tam olarak anlaşılmadan, kurumun ceza adalet sistemi içerisinde benimsenmesi, uygulanması ve önemli bir yere gelmesi mümkün değildir. Bunun için hakim, Cumhuriyet savcısı ve uzlaştırmacıların eğitimine çok önem verilmeli ve bu kurumun asıl amacının cezai uyuşmazlıkların tarafların özgür iradeleriyle barışçıl bir şekilde ortadan kaldırılması ve bu şekilde sosyal barışın sağlanması olduğunun iyi anlatılması gerekmektedir. Özellikle de sahada olan ve taraflarla uzlaştırma sürecini yürüten uzlaştırmacıların eğitimi çok önemli olup uzlaştırma kurumunu benimsemeleri ve görevlerini severek yerine getirmeleri kurumun başarısı için olmazsa olmaz bir durumdur. Uzlaştırmacıların, bu sayede sosyal barışın ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunarak adaletin tesisine hizmet ettikleri bilinciyle görev yapmaları sağlanabilecektir. Bu da uygulamada, uzlaştırmacıların başarısına etki edecek ve olumlu sonuçlanan uzlaştırma dosyalarının sayısını artıracaktır. Tarafların özgür iradeleri ile cezai uyuşmazlığın ortadan kaldırılması mümkün olduğundan uzlaştırma kurumu en barışçıl ve en güzel alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından birisidir. Taraflar arasındaki cezai uyuşmazlık yine tarafların özgür iradeleri ile belirledikleri hukuka ve ahlaka uygun bir edimle veya edimsiz olarak ortadan kaldırılarak toplumsal barışa ve kamu düzeninin sağlanmasına katkı sunulmaktadır. Bu sayede hem taraflar arasındaki husumetler barışçıl bir yöntem ile ortadan kaldırılmakta hem de toplumsal uzlaşı kültürü artırılarak toplumsal barış sağlanmaktadır" şeklinde konuştu. "Uzlaştırma kurumu olumlu dosya sayısı yıllık 7 binden 250 bin dosya sayısına ulaştı" 2005 yılında ceza adalet sistemimize dahil olan uzlaştırma kurumu yıllık ortalama 7000 olumlu sonuçlanan dosya sayısından 2023 yılı itibariyle yıllık yaklaşık 250.000 dosyaya ulaşmış bulunmaktadır" diye sözlerine devam eden Çelik, "Emekleme ve yürüme dönemini başarıyla tamamlayıp rüştünü ispatlayan uzlaştırma kurumu, önündeki bazı engeller kaldırıldığında ve uygulama alanı daha da genişletildiğinde adeta koşmaya başlayacak, çok daha başarılı sonuçlar alınacak ve toplumsal barışa çok daha fazla katkı sunulacaktır" ifadelerini kullandı.
Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Aktürk muhtarların ne iş yaptığını anlattı
29 Şubat 2024 Perşembe - 11:56 Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Aktürk muhtarların ne iş yaptığını anlattı Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu Genel Başkanı Bekir Aktürk, 1829 yılından bugüne işleyen muhtarlık sisteminin tartışılır hale getirilmeye çalışıldığını söyledi. Türkiye’nin 31 Mart seçimleriyle birlikte yeni yerel yönetimlerini ve muhtarlarını seçmeye hazırlandığını hatırlatan Aktürk, “Ülke haritamızın bütününü oluşturan 50 bin 412 mahallenin muhtarlarını temsil ettiğimiz Türkiye Muhtarlar Konfederasyonu olarak son günlerde 1829 yılından bu güne işleyen bir sistemle bu vatana hizmet eden camiamızın işlevselliği konusunun tartışılır hale getirilmeye çalıştığını görüyoruz. Öncelikle belirtmek isteriz ki bu talihsiz açıklamalar camiamızın en basit tanım kavramından bu güne kadar yürüdüğü 195 yıllık hizmet tarihindeki işlevselliğinin tam manasıyla incelenmediğini göstermektedir. II. Mahmut Yeniçeri Ocağı’nı ortadan kaldırması sonucu Yeniçeriler’in yokluğunda tehlikeye meydan vermemek ve küçük birimlerin güvenliğini koruyabilmek için muhtarlık teşkilatını kurmuştur. Bu birimlerin düzenlenmesi ise yasal olarak ilk kez 1864 senesinde gerçekleşmiştir. Bu yasanın adı Teşkil-i Vilayet Nizamnamesi olarak bilinmektedir. 1876 senesinde yapılan İdare-i Umumiye-i Vilayet Nizamnamesi ile muhtarların görevleri daha ayrıntılı ve net bir şekilde ortaya koyulmuştur. Ancak bu yasa ile muhtarlıklar ve mahalli yönetimler ile ilgili bütün düzenlemeler yürürlükten kaldırılmış ve bunun neticesinde muhtarlık görevleri son bulmuştur. Mahalle muhtar ve ihtiyar heyetleri, 1913 tarihli İdare-i Umumiye-i Vilayet Kanunu ile kaldırılmış olduğu halde, varlıklarını mahallelerdeki kamu hizmetlerinin bir gereği olarak 1933 yılına kadar fiilen sürdürmüşlerdir. Bu tarihte çıkartılan 2295 sayılı kanunla varlığı sona erdirilen kuruluşun görevlerini, zabıta ve belediye gibi bazı kuruluşların yapması öngörülmüştür. Ancak 10 yıllık bir uygulama mahalle muhtarlığının boşluğunun doldurulmasının mümkün olmadığı görüldüğünden, 1944 tarihli ve 4541 sayılı Şehir ve Kasabalarda Mahalle Muhtar ve İhtiyar Heyetlerinin Teşkiline Dair Kanun ile Kanunun uygulama şekil ve esaslarına dair 1945 tarihli tüzük çıkarılmıştır ve bugünkü şeklini almıştır. Günümüzde varlığını koruyan ve muhtarlık mahalle yönetimini düzenleyen yasa 05.04.2004 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilmiştir” dedi. “ ‘Muhtar ne iş yapar?’ diyen Anadolu’yu bilmiyor demektir” Muhtarlık camiasını gereksiz gören akademisyen ve siyasetçiler olduğuna dikkat çeken Aktürk “Geçmişten bu güne uzanan hizmet yolumuzda ki muhtarın, geçmiş tarihimizde oynadığı rol ve önemin toplumsal yapı içindeki, mahallelerimizde ki boşluğunun işlevsellikteki rolü denenerek ispatlanmış ve bu deneyimlerle düzenlenerek bu günlere gelmiştir. İnternet arama motorlarına ‘Muhtar ne iş yapar ?’ yazdığınızda kelime anlamı bakımından ‘seçilmiş kişi’ olarak ifade edilen muhtar; bir köyün ya da mahallerin yönetiminden sorumlu kişi olarak kabul görür. 5 yıllık görev süresi olan muhtar, köy ve mahallelerde tüzel kişiliği temsil eder. Mahalle ve köy halkı tarafından adaylar arasından seçilen muhtar, azaları ile birlikte mahalle ya da köyün idari işlerini yürütür. Bulunduğu bölgenin temsilcisi olmakla birlikte görev alanı içerisine giren bütün toplumsal konular onun sorumluluk alanını da teşkil etmektedir. Bu nedenle muhtarların küçük gibi görünen çok büyük görevleri vardır. Muhtarlık görevi devlet işleyişinin en küçük birimlerinden biri olmasına rağmen bürokrasinin halk ile devlet arasındaki en önemli halkalarından biridirMuhtarın asıl işi devletin hücrelerini oluşturarak halka en çabuk ulaşan ve her konuda en hızlı iletişim kurarak nüfuz eden kişidir. Muhtarlık camiası devletin sahip olduğu en etkin ve hızlı iletim ağıdır. Özellikle Anadolu’da, Güneydoğu’da muhtar yöresel özellikler ve kültürel dengeler için en etkin rolü oynayan kişidir. ‘Muhtar ne iş yapar?’ diyen Anadolu’yu bilmiyor demektir..! Kırsal da doğuda, güneydoğuda ülke coğrafyasına hakim değil demektir. Muhtarlar, pandemide, afette, uyuşturucu ile mücadelede nasıl bir rol üstlenmiş ve yönetmekte kendi başarısını ispatlamış durumdadır. Özellikle mahallenin ekonomik haritasına hakim çalışmaları yardımlaşma, var ile yok olanı buluşturma, mahallesine kazandırdığı hayırsever destekli yapılarla her şeyi devletten beklemeden devletin yolunda nasıl yürünür nasıl desteklenirin sayısız örnekleriyle devlet millet işbirliğinin en candan örnekleridir” ifadelerini kullandı.
Maçka’da ADEM açılacak
29 Şubat 2024 Perşembe - 11:40 Maçka’da ADEM açılacak Trabzon’un Maçka ilçesinde açılması planlanan Aile Destek Merkezleri’nde (ADEM) uygulamalı kurs ve eğitim alan kadınlar, ürettikleriyle hem öğrenecek hem de sosyalleşecek. Eğitimini başarıyla tamamlayan kadınlar ise sertifika almaya hak kazanarak aile bütçelerine de katkı sağlayacak. Üstelik ürünlerini yöresel ürün reyonlarında satacak. Hem kadınlar hem ülke kazanacak AK Parti Maçka Belediye Başkan adayı Koray Koçhan, dezavantajlı gruplara hizmet sunacak, devlet-millet kaynaşmasını sağlayacak, aile bütünlüğünün korunmasına katkı sunacak olan Aile Destek Merkezi’ni (ADEM) Maçka’da açacaklarını söyledi. Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğüne bağlı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıfları bünyesinde faaliyet yürüten ADEM’in kadınların meslek öğrenebilmelerine olanak sağlayacağını belirten Başkan Koçhan “Birçok kadın ve çocuğun bir araya gelerek sosyalleşmesine de katkı sağlayacak olan ADEM’lerde, geleneksel Türk Mutfağı, iğne oyası, dikiş nakış, el sanatları, bilgisayar kursu, Kur’anı Kerim okuma/yazma, resim, teorik dersler gibi alanlarda eğitimler sağlanacak. Bu eğitimlerde kadınlarımız üreterek, yöresel satış reyonlarında ürünlerini satacak ve gelir sağlayacak. Bunun yanında teşvik ödemesi de alarak ev ekonomilerine katkı yapacak. Bu projeyi çok önemsiyorum. Kadınlarımızın ülke ve ev ekonomilerine katkı sağlayabilmesi, meslek edinebilmesi, sosyalleşebilmesi için büyük bir imkan olacak” dedi.
Balıkçılarda ’lastik bot’ tedirginliği
29 Şubat 2024 Perşembe - 10:08 Balıkçılarda ’lastik bot’ tedirginliği Trabzon’un Akçaabat ilçesi açıklarında geçtiğimiz günlerde ters dönmüş lastik botun bomba olabileceği şüphesiyle Akçakale Limanı’na getirilerek, SAS komandoları tarafından fünye ile patlatılmasının ardından balıkçıların tedirginliği sürüyor. Geçtiğimiz günlerde yaşanan olayla ilgili Trabzon Valiliği, “İlimiz Akçaabat ilçesi Akçakale Balıkçı Barınağı önlerinde 20 Şubat 2024 tarihinde denizde ters dönmüş bir lastik bot tespit edilmiştir. Sahil Güvenlik Komutanlığı personelince yapılan incelemede botun Ukrayna-Rusya savaşında sabotaj amaçlı kullanıldığı bilinen ve Karadeniz’de zaman zaman rastlanılan kontrolsüz başıboş dolaşan botlardan olabileceği değerlendirilmiştir. Karadan ve denizden gerekli emniyet tedbirleri alınmak suretiyle bölgeye sevk edilen SAS timi tarafından yapılan inceleme ve çalışmalarla açık denizin 20 metre derinliğinde güvenli bir şekilde imha edilmiştir. Vatandaşlarımız açısından endişe edilecek bir durum bulunmamaktadır” açıklaması yaparak, yaşanan tedirginliği gidermeye çalışmıştı. Daha önceden de böyle cisimlere rastlanılmıştı Konuyla ilgili açıklama yapan Doğu Karadeniz Balıkçı Kooperatifleri Birliği Başkanı Ahmet Mutlu ise bu tür lastik bot ve benzeri deniz araçları ile karşılaşılması durumunda hemen yetkili makamlara bildirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Mutlu, Karadeniz’de daha önceden de bu tür cisimlere rastlanıldığını kaydederek, “Karadeniz’de daha önce geçmişte bölgemizde avlanan balıkçılar roket ve top şeklinde cisimlerle karşılaşmıştı. Geçtiğimiz günlerde de Akçakale’de bir tekne ile böyle bir duruma rastlandı. Tahminimiz Ukrayna-Rusya savaşından dolayı Karadeniz’de olduğunu düşünüyoruz. Bu tip yabancı top ya da roket şeklinde cisimleri çocukluğumuz dönemlerinde de görüyorduk. Bazıları kablolar bağlı deniz suyunun yüzeyine çıkıyordu. Artık eskisi gibi değil, şimdi Sahil Güvenlik var. Böyle durumlarda arkadaşlarımız cisme dokumadan yerini yetkili kişilere ya da bize verirse biz de durumu Sahil Güvenlik ekiplerine bildirerek sonu acı olan bir olay olmaz, olumsuz durumla karşılaşmazlar. Dolayısıyla seyir halinde iken bile arkadaşlarımızın biraz daha duyarlı olması lazım” dedi. Akçakale’de bulunan cisimle ilgili gerekli incelemenin yetkililerce yapıldığını kaydeden Mutlu, “Oradaki konu yetkili makamlara ulaştığı için bizim bu konuda bir şey söylememiz doğru olmaz. Onunla ilgili suikast teknesi, bomba düzenekli tekne gibi söylemler var. Biz bu konuda fazla bir şey bilmiyoruz. Yetkililer gereken müdahaleyi zaten yaptılar. Orada bulunan cismi patlattılar, aldılar inceliyorlar. Tahminimiz ilerleyen günlerde bizlere de, balıkçılara da ileriki toplantılarda gerekli bilgileri verirler diye düşünüyorum. Biz de arkadaşlarımızı bilgilendiririz" diye konuştu.
Prof. Dr. Tevfik Özlü: “Baharla birlikte alerji mevsimi başlıyor"
29 Şubat 2024 Perşembe - 09:53 Prof. Dr. Tevfik Özlü: “Baharla birlikte alerji mevsimi başlıyor" Baharın pozitif enerjisinin çevremize ve ruh halimize olumlu yansımaları olsa da, beraberinde bazı alerjik sorunlar da getirdiğini vurgulayan Medical Park Karadeniz Hastanesi’nden Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, uyarılarda bulundu. Mart ayının gelişiyle bazı kişilerde alerjik reaksiyonların başlayabileceğini belirten Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Soluduğumuz havada bulunan çayır, ağaç, otlar ve çiçek polenleri hassas kişilerde sorunların asıl nedenidir. Ancak, iklim şartlarındaki değişime ek olarak havada bulunan ev tozu veya küf mantarı gibi diğer birçok alerjen yükü de önemli ölçüde değişebilmekte; bunun yanında yaşam şartları da (yaylaya, köye, yazlığa taşınma vb.) değişebilmektedir. Bu nedenle her mevsim alerjisi hemen polene bağlanmamalı; alerji testleri yapılarak alerjen tespit edilmelidir” dedi. “Her 3 kişiden biri alerjik bünyeye sahip” Baharın gelişiyle bazı alerjik kişilerin hapşırmaya, tıkanmaya ve kaşınmaya başlayarak korkulu rüyalar görebildiğini ifade eden Prof. Dr. Özlü, “Toplumda aşağı yukarı her 3 kişiden 1’i alerjik bünyeye sahiptir. Tıpta buna atopi diyoruz. Atopik kişilerin önemli bir kısmında mevsimsel sorunlar söz konusudur. Yani, belli mevsimlerde kişide alerjik yakınmalar başlayabilir veya zaten varsa şiddeti artabilir. En sıklıkla bahar, yaz ve güz aylarında sorun yaşanıyor. Hastalar bunu çok iyi biliyor ve bunu ‘Mart itibariyle şikâyetlerim başlıyor, haziran-temmuza kadar sürüyor. Bazen eylül-ekimde de rahatsız oluyorum’ gibi cümlelerle ifade ediyorlar” ifadelerini kullandı. “En sık rastlanan sebep polenler” Mevsimsel alerjinin en sık rastlanan nedeninin polenler olduğunu belirten Prof. Dr. Tevfik Özlü, “Soluduğumuz havada bulunan çayır, ağaç, otlar ve çiçek polenleri hassas kişilerde sorunların asıl nedenidir. Ancak, iklim şartlarındaki değişime ek olarak havada bulunan ev tozu veya küf mantarı gibi diğer birçok alerjen yükü de önemli ölçüde değişebilmektedir. Bu nedenle her alerji hemen polene bağlanmamalıdır” diye konuştu. “Teşhis ve tedavide büyük gelişmeler oldu” Günümüzde alerjik hastalıkların teşhis ve tedavisiyle ilgili büyük gelişmeler olduğunun altını çizen Prof. Dr. Tevfik Özlü, şu bilgileri paylaştı: “Kişinin alerjik bünyeye sahip olup olmadığı; alerjisinin neyle ilişkili olduğu; alerjik rahatsızlığının olup olmadığı; alerjik hastalığının hangi organda yerleştiği ve ağırlığı kolayca ölçülebilmektedir. Doğru bir teşhis sonrasında, kişinin duyarlı olduğu alerjenleri tanıyıp bunlardan kaçınması en iyi yaklaşımdır. Bu mümkün olmadığında alerjik reaksiyonları önleyip, kontrol altına alan, şiddeti azaltan, alerjik yakınmaları gideren, yaşam kalitesini düzelten tedaviler uygulanabilir.” “Alerjik bünyeye sahip herkes için tedavi zorunlu değil” Alerjik bünyeye sahip her kişinin alerji hastası olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Özlü, “Örneğin, bir kişide alerjik deri testleri yapılıp, belirli alerjenlere karşı duyarlılığın tespit edilmesi, hemen o kişinin tedavi edilmesi gerektiği anlamına gelmez. Hastayı rahatsız edici yakınmalara neden olmayan, yaşam kalitesini bozmayan bir duyarlılık tedavi gerektirmez. Böyle kişilerin sadece bazı koruyucu tedbirler almaları önerilir” dedi. “Etkin tedavi edilmezse kişiyi bezdirir” Alerjinin organ seçen bir durum olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Özlü, “Alerji, bazı kişilerde bir cilt hastalığı (egzema, kurdeşen); bazılarında solunum yolu hastalığı (astım, alerjik nezle, farenjit ve sinüzit); diğerlerinde ise sistemik bir hastalık (anafilaksi, anjiyonörotik ödem) şeklinde karşımıza çıkar. Alerjik hastalıklar eğer etkin şekilde tedavi edilmezse kişiyi bezdirir, yaşam kalitesini düşürür. En sık rastlanan ve en önemli hastalıklar arasındadır” diye konuştu. “Kişi burnundan nefes alamaz hale gelebilir” Alerjik nezleli hastaların ellerinin sık sık burunlarına gittiğini belirten Prof. Dr. Özlü, “Tatlı bir kaşıntı ve bıktıracak şekilde art arda hapşırmalar, devamlı bir nezle hali, burun akıntısı, burun tıkanıklığı görülebilir. Bu tıkanıklıktan ötürü, kişi burundan nefes alamaz hale gelebilir. Hastaların ‘burnumda et var’ şeklinde ifade ettikleri, polipler oluşabilir. Hasta, ağızdan nefes alıp vermeye başlar. Bu durumda solunan hava, süzülüp, nemlendirilmeden ve ısıtılmadan akciğerlere ulaştığından buna bağlı sorunlar yaşanabilir” açıklamasında bulundu. “Gözde dayanılmaz bir kaşıntı hissi olabilir” Alerjik göz nezlesinde de benzer şikâyetlerin olabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Özlü, gözlerde sulanma, kızarıklık ve yanma, adeta göz kapakları altında kum varmış şeklinde rahatsızlık hissedilebileceğini; gözde dayanılmaz bir kaşıntı hissi olabileceği dile getirdi. “Alerjik sinüzitte baş ağrısı ve boğaz gıcıklanması görülebilir” Alerjik sinüzitle ilgili de bilgiler paylaşan Prof. Dr. Özlü, “Alerjik sinüzitle ilişkili olarak baş ağrısı, yüzde, alın bölgesinde ağırlık ve ağrı; geniz akıntısına bağlı olarak boğazda gıcıklanma, yanma, kaşıntı, devamlı yutkunma ve boğaz temizleme ihtiyacı olabilir. Kişi, bir türlü boğazındaki balgamı koparıp atamadığını ve devamlı bundan rahatsızlık duyduğunu, aklının hep orada kaldığını söyler” dedi. “Astımlılarda hırıltılı solunum ve inatçı öksürük nöbetleri olabilir” Astımlı hastaların da bahar mevsimin gelişiyle etkilenebileceğini belirten Prof. Dr. Özlü, şöyle devam etti: “Astımlı hastalarda ise göğüste sıkışma, tıkanma; nefes alıp verirken darlık ve zorlanma; hırıltılı solunum ve inatçı öksürük nöbetleri olur. Gece sabaha karşı uykudan uyandıran, çok rahatsız edici öksürük ve nefes darlığı atakları gelişebilir. Hasta, yol yürürken, yokuş-merdiven çıkarken zorlanabilir.” “Tıbbi gelişmeler sayesinde alerjik bünyeliler de baharın tadını çıkarabiliyor” Alerjisi olan kişilerin her yıl olduğu gibi bu yıl da baharın gelişiyle benzer sorunlarla yüzleşmeye hazırlandıklarını ifade eden Prof. Dr. Özlü, “Unutulmaması gerekir ki, artık bu tür solunum yolu alerjileri, günümüzde etkin olarak tedavi edilebiliyor. Kişi, alerjisine rağmen normal bir yaşam sürdürebiliyor. Alerjik bünyeliler de, artık bizler gibi baharı sevinçle karşılamaya hazırlansınlar. Günümüz tıbbı alerjiyi yok edemese de, kontrol altına alabiliyor. Doğayla daha barışık, daha özgür ve bunun sonucunda daha mutlu bir hayatı mümkün kılıyor” diyerek sözlerini sonlandırdı.
Edin Visca: “Her hafta iyiye ve ileriye gidiyoruz”
28 Şubat 2024 Çarşamba - 20:36 Edin Visca: “Her hafta iyiye ve ileriye gidiyoruz” Trabzonsporlu futbolcu Edin Visca, Başakşehir maçının ardından, “Sabırlı ve planlı oynuyoruz. Her hafta iyiye ve ileriye gidiyoruz. Çok fazla maç bizi bekliyor.” dedi. Ziraat Türkiye Kupası Çeyrek Final müsabakasında Trabzonspor, sahasında RAMS Başakşehir’i 1-0 mağlup ederek yarı finale yükseldi. Maçın ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan bordo-mavili takımın Bosna Hersekli orta saha oyuncusu Edin Visca, “Öncelikle takım arkadaşlarımız tebrik ediyorum. 90 dakika oyunu biz kontrol ettik. Fazla pozisyona girdik, rakip takıma fazla pozisyon vermedik. Son haftalarda yeni takım ruhu kurmaya başladık. Benim için en önemlisi o. Turu geçtik. Ama yarı finalde 2 maç var. Bizim hedefimiz kupa. Ligde üçüncü olmak. Doğru yoldayız. İnşallah devam edeceğiz. Takım olmak önemli. Gol atmak, asist vermek tabii ki herkesi mutlu ediyor. Ama ben öncelikle takım için oynuyorum. Gol attım turu geçtik. Futbolda geçmiş yok. Maç bitti, yeni maç pazartesi. Onun için hazırlanıyoruz. Ben maçlara öyle bakıyorum” açıklamasında bulundu. “Çok iyi gidiyoruz” Bakasetas ve Abdulkadir Ömür’ün takımdan ayrılışı ile ilgili soruya Visca, “Çok önemli 2 insan vardı. Kaybettik. Futbolda bunlar oluyor. Normal şeyler. Trabzonspor’un camiasının değerini biliyorum. Burada oynamak gurur veriyor. Yeni gelen takım arkadaşlarıma Uğurcan, Denswil ve Enis ile beraber Trabzonspor’u değerini her gün anlatıyoruz. Burada önemli olan kendini vermek. Takım olarak güçlü olmak, birbirini destek vermek. Takım olarak bunu son haftalarda vermeye başladık. Çok iyi gidiyoruz. Bunu devam ettirmemiz gerekiyor” diye konuştu. “Futbol her zaman karşılığını veriyor” Futbola 16 yaşında başladığını kaydeden Visca, “Geç başladık. Şu ana kadar her gün 24 saat futbolu yaşıyorum. Futbolun değerini çok iyi biliyorum. Futbolda geçmiş yok. Bugün gol atıyorsun, asist veriyorsun ama yarın yeni bir maça çıkıyorsun. Her gün doğru yaşamak ve çalışmak. Futbol her zaman karşılığını veriyor. Kendimi iyi hissediyorum. Kendime iyi bakıyorum. Burada kupalar kazanmak istiyorum” şeklinde konuştu. “Her maçı kazanmak gerekiyor” Sabırlı ve planlı oynadıklarını vurgulayan Visca, “Hoca geldikten sonra takıma toparlamak için en önemlisi takım olmak, gol yememek. Ondan sonra hücumda çalışmaya başladık. Hem Beşiktaş maçında çok iyi oynadık. Ondan sonra sonuçlar karşıya dönmeye başladı. Sabırlı ve planlı oynuyoruz. Her hafta iyiye ve ileriye gidiyoruz. Çok fazla maç bizi bekliyor. Takımın ruhunu korumak böyle bir başladık. İnşallah bunu devam ettireceğiz. Daha bir şey kazanmadık. 10 maç daha var. Kupada yarı final var inşallah final olacak. Trabzonspor büyük bir camia. Her maçı kazanmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.