Yerel Haberler
Trabzon
Çuvalcı: "Trabzon’a gelen turistlerin kişi başına harcamasını arttırmak öncelikli hedef olmalı" 27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:58:36 Trabzon’a gelen turistlerin sayısından daha çok turistlerin kişi başına harcamasının arttırılmasının hedeflenmesi gerektiği belirtildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan turizmci Barış Çuvalcı, 2025 yılı içerisinde 12 ülkeden Trabzon’a dış hatlardan yaklaşık 429 bin 503 kişinin geldiğini hatırlattı. Uçuşların büyük çoğunluğunun Körfez ülkeleri, özellikle Suudi Arabistan kaynaklı olduğunu vurgulayan Çuvalcı, "Ancak bu rakamların doğrudan turist olarak değerlendirilmesi doğru olmaz. Bu sayıların tamamını nitelikli turist olarak görmek doğru değil. Para harcayan, şehre katma değer sağlayan gerçek turist sayısına ulaşmamız gerekiyor. Çünkü bu rakamlara gurbetçiler, iş seyahatleri, mülk sahipleri, KKTC uçuşları, hac ve umre uçuşları da dahil. Gerçek turist sayısının ortaya çıkarılması için veriler ayrıştırılmalıdır. Ancak bu şekilde doğru bir planlama yapılabilir" dedi. 2025 yılı ile 2026’nın ilk üç ayını karşılaştıran Çuvalcı, dış hatlardan gelen yolcu sayısının 20 bin 879’dan 24 bin 944’e yükseldiğini ifade etti. Çuvalcı, "Geçtiğimiz yıl 10 gün Ramazan ayına denk gelmişti. Ayrıca savaşın etkisi de var. Sayılar daha yüksek olabilirdi. Ama önemli olan sayının arkasındaki gerçek etkidir, turistin niteliği ve ne kadar harcadığıdır" ifadesini kullandı. 2025 yılında iç hatlardan gelen yolcu sayısının 1 milyon 510 bin 327 olduğunu belirten Çuvalcı, iç hatlardaki yoğunluğun büyük kısmının gurbetçi ziyaretleri, akraba ziyaretleri, yerel hareketlilik olduğunu, bu nedenle şehre sağlanan ekonomik katkının sınırlı kaldığını dile getirdi. Çuvalcı, gelen turistin kişi başı harcamasının artırılmasının öncelikli hedef olması gerektiğini belirterek, "Sayılardan ziyade kişi başı harcamayı nasıl artırırız, bunu konuşmamız gerekiyor. Bu şehre katma değerli turist getirip burada harcama limitini artırıp şehrin ekonomisine nasıl fayda sağlayabiliriz diye düşünmek gerekiyor. Trabzon Limanı kruvaziyer turizmi açısından önemli bir avantaj sunuyor. Son yıllarda sadece Rusya menşeili Astoria Grande gemisi düzenli sefer yapıyor. 2025 yılında 22 seferle yaklaşık 20 bin turist geldi. Kruvaziyer turisti yüksek harcama potansiyeline sahip. Bir kruvaziyer yolcusu günlük 100 ile 300 dolar arasında harcama yapıyor. Bu da 20 bin yolcuyla 2 ila 6 milyon dolar arasında bir ekonomik katkı demektir" diye konuştu. Barış Çuvalcı, Sümela Manastırı’nın UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesinin Trabzon için büyük bir fırsat olacağını belirterek, "Şehrimizde eğer UNESCO’ya dahil bir tarihi miras olursa bu şehir Kapadokya gibi, Efes gibi liglere çıkabilir. Yani yüksek maliyette, yüksek potansiyelde turist sayısına erişebilir. Eğer şehrinizde UNESCO listesinde bir tarihi eser varsa, daha uzun konaklayan, kültürel ilgi düzeyi yüksek, kişi başı harcaması daha fazla turist gelir. Trabzon için en kritik kazanım budur. Çok turist değil, değerli turist anlamına geliyor. Ama tabii ki yalnızca UNESCO’ya girmek yeterli değil. Ulaşım planınız, ziyaretçi yönetiminiz yoksa, kalite standardı düşükse bu fırsat da elimizden kaçabilir" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 11:00 Kahverengi kokarcaya karşı mücadelede zehirli mantarlardan yararlanılacak Kahverengi kokarcaya karşı yürütülen mücadelede, böceği enfekte ederek öldüren zehirli mantarlar yeni bir umut olarak öne çıkıyor. Laboratuvarda yüksek etkili bulunan türlerle yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor. Türkiye’de 2017 yılında tespit edilen kahverengi kokarca, geniş bir alana yayıldı. Doğal düşmanının bulunmaması ve coğrafi koşulların uygunluğu nedeniyle hızla çoğalan zararlı, bugün tarımsal üretim açısından ciddi bir tehdit haline geldi. 300’ün üzerinde bitkiyle beslenebilen kahverengi kokarca, özellikle fındık başta olmak üzere birçok üründe verim ve kalite kaybına yol açıyor. Sokucu-emici ağız yapısı sayesinde bitkilerin öz suyunu emerek hem bitkiye hem de tohuma zarar veriyor. Zararlıya karşı farklı mücadele yöntemleri uygulanıyor. Kimyasal mücadele ile birlikte biyoteknik yöntemlerde feromon tuzakları kullanılarak böcekler belirli alanlarda toplanıp imha ediliyor. Biyolojik mücadelede ise "samuray arısı" olarak bilinen tür öne çıkıyor. Bu arı, yumurtasını kokarcanın yumurtasına bırakarak zararlının çoğalmasını engelliyor. Tüm bunların yanında böcekle mücadelede yeni yöntemler de geliştiriliyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü tarafından yapılan çalışma ile kahverengi kokarcayı enfekte ederek öldüren mikroorganizmalar üzerinde çalışmalar yürütülüyor. Özellikle mantar türleri, böceğin üzerine temas ederek enfeksiyon oluşturma özelliğiyle dikkat çekiyor. Laboratuvar ortamında yapılan çalışmalarda bazı mantar türlerinin kahverengi kokarca üzerinde yüksek etkili olduğu tespit edildi. Bu kapsamda, etkili bulunan mantar türlerinden yerli bir biyolojik ilaç geliştirilmesi hedefleniyor. İlacın doğadaki etkinliği ve hedef dışı canlılar üzerindeki etkileri test edildikten sonra üretim ve kullanım sürecine geçilmesi planlanıyor. "Samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz" Yapılan çalışmalarla ilgili bilgiler veren KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Demir, "Maalesef tarımsal açıdan ciddi bir saldırı ile karşı karşıyayız. Kahverengi kokarca 2017 yılında ülkemizde tespit etti. Trakya ve Batum bölgelerinden ülkemize giriş yaptı. Geldiğinde onun bu doğada bir düşmanı yoktu. Dolayısıyla meydan tamamen ona kaldı. Coğrafyamızda böceğin yaşaması için çok uyumlu. Yaklaşık 300’ün üzerinde bitki ile besleniyor. Bu böcek birkaç yıl olmasına rağmen çok ciddi yüksek popülasyona ulaştı. Değişik yöntemlerle zararlı ile mücadele etmek mümkün. Bunlardan bir tanesi kimyasal mücadele. Biyoteknik mücadelede çeşitli çekici kokular kullanılıyor. Feromon tuzakları ile böcekler bir araya toplanarak imha edilir. Bu yöntemler bazen tek başına uygulanabilir olduğu gibi bazen birlikte uygulanması gerekir. En etkili uygulama yöntemi bunlardır. Biyolojik mücadelede ise samuray arısı olarak bilinen arıcığın bu böceğin mücadelesinden kullanılmasıdır. Samuray arısı kendi yumurtasını gidip kokarcanın yumurtasının içerisine bırakıyor. Böylelikle kokarcanın değil samuray arısının yumurtaları çıkıyor. Maalesef böcek çok yoğun bir popülasyona sahip. Biyolojik mücadele noktasında özellikle samuray arısı ile yapılan uygulamaların etkili bir sonuç verip vermediğini göremiyoruz" dedi. "Öldürme etkisi yüksek iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz" İki tür mantarın kahverengi kokarca üzerinde etkisini tespit ettiklerini belirten Demir, "Başka mücadele yöntemlerini de devreye almak gerekir. KTÜ Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü olarak böcekleri öldüren mikroplar üzerinde çalışıyoruz. İnsanları ve hayvanları öldüren mikroplar varsa böcekleri öldüren mikroplar, bakteriler ve virüsler var. Böceklerle mücadele yöntemini belirlerken böceğin biyolojisi de önemli oluyor. Kahverengi kokarca sokucu emici ağız yapısına sahip. Isırarak beslenmiyor, hortumunu ile sokarak bitkinin öz suyunu veya fındığın içerisindeki yumuşak suyu emiyor. Böylelikle hem bitkiye hem tohumuna zarar veriyor. Sokucu, emici ağız yapısına sahip olduğu için hangi mikropları değerlendirelim noktasında değerlendirme yapıyoruz. Bu durumda mantarlar öne çıkıyor. Mantarların böcekler tarafından yenmesine gerek yok. Mantar sporları böceğin üzerine düşer orada çimlenmeye başlar. Dolayısıyla böcek üzerinde enfeksiyonunu başlatır. Coğrafyamız mantarlar ve böcek için uygun. Biz bunları buluşturalım diye yola çıktık. Öldürücü mantarlarımızla böceği kontrol etmek için harekete geçtik. Elimizdeki 20 mantarla laboratuvar ortamında çalışmaya başladık. Yaptığımız denemelerde özellikle iki tane türün böceğin üzerinde çok etkili olduğunu gördük. Bundan sonra öldürücü etkisini yüksek o iki mantardan yerli bir ilaç geliştirmeye hedefliyoruz. Laboratuvarda etkili olan ilaç doğada etkili olacak mı buna bakacağız. Etkili olacağını düşünüyoruz. Sonrasında bu ilacın yan etki denemesini yapacağız. Bu ilacın hedef dışı organizmalar üzerinde etkili olmasını istemiyoruz. Bunu belirleyeceğiz. Herhangi bir sıkıntı olmaması halinde bu ilacı ilgilenen bir firma ile birlikte ticarileşme noktasında yol yürüyeceğiz. Sonrasında çiftçilerimizin kullanıma sunulacak" şeklinde konuştu. "Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek" Kahverengi kokarca popülasyonun ilerleme ve yayılma aşamasında olduğuna dikkat çeken Demir, "Maalesef saldırısı ve popülasyon yoğunluğu çok yüksek. Özellikle geçen yıl sahadan 8-9 bin böcek topladım. Bazı yerlerde dengelenmiş olabilir ama yeni alanlara hızlı yayılmakta. Yeni alanlar böcek için beslenme ve iklim koşullarının yeniliği demek. Böcek şuan sahip kesiminde bu bizim için bir avantaj. Ama baktığımızda böceğin yüksek rakımlara çıktığını görüyoruz. Risk yüksek. Popülasyon henüz durulma aşamasında değil halen ilerleme ve yayılma aşamasındadır. Ciddi bir durum var. Halk ile birlikte eş zamanlı uygulamalar yapmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
26 Nisan 2026 Pazar - 16:19 Trabzonspor’da Stefan Savic şoku Trendyol Süper Lig’in 31’nci haftasında deplasmanda Konyaspor ile karşılaşacak olan Trabzonspor, bu maçın hazırlıklarını tamamlarken, bordo-mavililerde kaptan Stefan Savic şoku yaşandı. Trabzonspor, Süper Lig’de deplasmanda oynayacağı Konyaspor karşılaşmasının hazırlıklarını tamamladı. Teknik Direktör Fatih Tekke, yönetiminde taktik ağırlıklı geçen antrenmanla hazırlıklarını tamamlayan Karadeniz ekibinde takım kaptanı Stefan Savic’ten gelen sakatlık haberi moralleri bozdu. Trabzonspor Sağlık Kurulu Başkanı Ahmet Beşir, tecrübeli savunma oyuncusunun sakatlığıyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Samsunspor maçında sol bacağının alt kısmında ağrı hisseden Stefan Savic’in yapılan muayene ve görüntülemeleri sonucunda, sol alt bacak iç kısmında kısmi kas yaralanmasına bağlı kanama ve ödem tespit edildi. Oyuncunun tedavisine sağlık ekibi tarafından başlanmıştır." Savic, Batagov ve Okay Yokuşlu kafilede yer almıyor Trabzonspor, deplasmanda oynayacağı Konyaspor karşılaşması için Konya’ya 19 kişilik maç kafilesi ile gitti. Sakatlıkları bulunan ve tedavileri süren Savic, Batagov ve Okay Yokuşlu yer almadı. Bordo-mavililerin 19 kişilik maç kafilesinde şu isimler yer aldı: "Andre Onana, Onuralp Çevikkan, Ahmet Doğan Yıldırım, Chibuike Nwaiwu, Wagner Pina, Mustafa Eskihellaç, Mathias Lovik, Benjamin Bouchouari, Tim Jabol Folcarelli, Christ Inao Oulai, Salih Malkoçoğlu, Ozan Tufan, Ernest Muçi, Onuralp Çakıroğlu, Anthony Nwakaeme, Oleksandr Zubkov, Felipe Augusto, Umut Nayir, ve Paul Onuachu" Trabzonspor, Mehmet Ali Yılmaz Tesisleri’nde gerçekleştirdiği son antrenmanın ardından hava yoluyla Konya’ya hareket etti.
Trabzon’da fındık işçilerine ödenecek rakam belli oldu
17 Temmuz 2025 Perşembe - 15:54 Trabzon’da fındık işçilerine ödenecek rakam belli oldu Türkiye’nin önemli ihracat ürünleri arasında yer alan fındıkta hasat öncesi işçilere ödenecek tutar belli oldu. Trabzon Ziraat Odaları Koordinasyon Kurulu Başkanı Hasan Kozoğlu, Trabzon Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu toplantısının ardından açıklamada bulundu. Trabzon’da 2025 yılı fındık hasadında çalışacak işçilere ödenecek ücretlerin belli olduğu toplantıda işçilerin günlük ücretinin bin 200 TL olduğu belirlendiğini belirten Kozoğlu, "2025 yılı hasat döneminde fındık hasadında çalışacak tarım işçilerine çalıştıkları her fiili gün karşılığı olarak yaş ve cinsiyet ayrımı yapılmaksızın asgari ücret tespit komisyonunca belirlenen brüt asgari ücret dikkate alınarak günlük net ücretin bin 200 TL olarak belirlenmesine ayrıca işçilere günlük yemek ücreti için 100 TL ödenmesine eğer işçiler taşımalı ise işçi başına nakliye bedeli olarak 100 TL ödenmesine karar verildi" dedi. Kozoğlu, "Toplanan fındıkların taşınması işlerinde çalışacak çuvalcıların ve aşçıların ücretlerinin 10-15 arası işçi için aşçılara bin 300 TL, çuvalcılara bin 400 TL olarak belirlenmesine 15 üzeri işçi için aşçılar bin 500 TL, çuvalcılara bin 600 TL olarak belirlenmesine, patoz saat ücretinin 4 bin TL olarak belirlenmesine, tarım aracısı ücretlerinin 15 işçiye kadar bin 500 TL, 15 işçiden fazlası için günlük bin 600 TL olarak belirlenmesine iş aracılarından ‘aracı belgesi’ istenmesi İŞKUR İl Müdürlüklerinden alınmış ‘aracı belgesi’ olmayanlara iş verilmemesi tavsiye edilmektedir" ifadelerini kullandı.
Yerli ayakkabı markası Mekap, yine iftiraların hedefi oldu
17 Temmuz 2025 Perşembe - 10:43 Yerli ayakkabı markası Mekap, yine iftiraların hedefi oldu Yerli iş güvenliği ayakkabısı üreticisi Mekap, sosyal medyada yayılan iddiaların hedefi oldu. Terörle ilişkilendirilmek istenen markanın Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gökhan Aslan, bu söylemlerin tamamen gerçek dışı olduğunu vurguladı. Sosyal medyada terörle ilişkilendirilme iddialarının hedefinde olan Mekap’ın Yönetim Kurulu Başkanı Necati Gökhan Aslan, Mekap’ın 50 yılı aşkın süredir Türkiye’de iş güvenliği ayakkabısı üretiminde faaliyet gösterdiğini, yerli üretime ve istihdama katkı sunduğunu belirtti. Sosyal medyada yer alan temelsiz iftiraların gerçeklikle hiçbir ilgisi olmadığını vurgulayan Aslan, "Mekap, ayakkabı sektöründe 50 yılı aşkın süredir faaliyet gösteren, yerli üretime ve istihdama katkıda bulunan köklü bir markadır. Son günlerde çıkan ve hiçbir temeli olmayan sosyal medya paylaşımlarını üzülerek takip ettik. Mekap, kurulduğundan bu yana hiçbir zaman terör örgütleri ya da herhangi bir çıkar örgütünün kendisine sağlayacağı rantı düşünerek gelecek planları yapmadı bundan sonra da yapmayacaktır. Hiçbir zaman terörden fayda sağlayan, destekleyen bir açıklamamız olmadı, olamaz. Bu tür iftiralar hem markamızın itibarını zedelemekte hem de yıllardır alın teriyle üretim yapan çalışanlarımızı ve iş ortaklarımızı derinden yaralamaktadır. Bir markaya, üreticisinin iradesi dışında bunca sosyolojik, adli, kriminal ve tarihsel anlamlar yüklenmesi, herhalde sadece bizim ülkemize özgü bir durumdur" dedi. Üretim gücü ve ekonomik katkı vurgulandı Necati Gökhan Aslan, Mekap’ın üretim anlayışının tamamen güvenlik ve konfor odaklı olduğunu, ayakkabılarının inşaatlardan maden ocaklarına, fabrikalardan tarlalara kadar pek çok sektörde kullanıldığını ifade ederek "Her geçen yıl üretim kapasitemizi artırıyor, daha fazla kişiye istihdam sağlıyoruz. İhracattaki varlığımızı güçlendiriyor ve yerli sanayimize güçlü bir katkı sunuyoruz. Bu gelişmeler, Mekap’ın ülke ekonomisine sağladığı değerin somut bir göstergesidir" diye konuştu. Hukuki süreç başlatıldı Markaya yönelik iftiraların yalnızca Mekap’a değil, Türkiye’nin üretim gücüne de zarar verdiğini ifade eden Aslan, kamuoyuna da çağrıda bulunarak "Bugüne dek olduğu gibi, bundan sonra da üretim odaklı çizgimizden şaşmadan yolumuza devam edeceğiz. Bu tür asılsız paylaşımları yapanlar hakkında hukuki süreci başlattık, gelecekte de bu haklarımızı kullanmaktan çekinmeyeceğiz. Kamuoyunun bu gibi paylaşımlara sorgulamadan itibar etmemesini özellikle rica ediyorum. Çünkü bu paylaşımlar, sadece bir markaya değil, ülkemizin üretim gücüne de zarar veriyor" ifadelerini kullandı.
Trabzon’a estetik dokunuş
17 Temmuz 2025 Perşembe - 10:18 Trabzon’a estetik dokunuş Trabzon Büyükşehir Belediyesi, park ve yeşil alanlarda kapsamlı bakım ve düzenleme çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. Ekipler, bitki dikiminden boyamaya, temizlikten ilaçlamaya kadar birçok alanda şehir estetiğini güçlendiriyor. Trabzon Büyükşehir Belediyesi, şehrin her noktasını güzelleştirecek çalışmalara ara vermeden devam ediyor. Bu kapsamda Park ve Bahçeler Dairesi Başkanlığı’na bağlı ekipler, bitki dikme, bitki üretimi, çim biçme, budama, zemin onarımı, temizlik, ahşap, ferforje boyama, sulama ve ilaçlama gibi birçok çalışma gerçekleştiriyor. Aynı zamanda şehrin en işlek noktaları, ara refüjler ve parklar mevsim çiçekleri ile donatılıyor. Ekipler, 2025 yılının Ocak ayından bu yana şehrin her noktasında sürdürdükleri faaliyetler kapsamında; 939 bin 288 çiçek, 12 bin 918 çalı ve 681 ağaç dikimi gerçekleştirdi. Ayrıca yine 26 bin 28 adet bitki üretimi yapıldı. Büyükşehir Belediyesi’nden yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Vatandaşlarımızın ve şehrimizi ziyaret eden bütün misafirlerimizin daha güzel ve huzurlu bir şehirde vakit geçirmesini çok önemsiyoruz. Daha temiz ve ferah bir şehirde vakit geçirmeleri için dur durak bilmeden faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Şehrimizin her noktasını daha güzel ve temiz hale getiriyoruz. Bu noktada çalışmalarımız sürecek. Vatandaşlarımıza ve misafirlerimize keyifli bir yaz diliyoruz."
Esnafın peşinden ayrılmayan pitbull görünümlü köpek sosyal medyada gündem oldu
17 Temmuz 2025 Perşembe - 09:22 Esnafın peşinden ayrılmayan pitbull görünümlü köpek sosyal medyada gündem oldu Trabzon’da pitbull cinsi olduğu sanılan bir sokak köpeği, her gün işyerine giden esnafın peşine takılarak adeta ona yoldaşlık ediyor. Köpeğin esnafla kurduğu bağ sosyal medyada büyük yankı uyandırdı. Of ilçesi Cumapazarı mahallesinde esnaflık yapan bir kişinin sabah saatlerinde iş yerine gidişi sırasında yanında beliren sokak köpeği, gün boyu dükkân önünden ayrılmıyor. Akşam saatlerinde ise esnafın otomobile binmesinin ardından köpek, camdan içeriye sevgi dolu gözlerle bakarak veda ediyor. Sosyal medyada paylaşılan videoya kısa sürede binlerce beğeni ve yorum geldi. Bazı vatandaşlar, "Sadece mama değil, sevgi de vermişler belli ki" ifadelerini kullanırken, çok sayıda kişi de köpeğin sahiplendirilmesi çağrısında bulundu. Görüntüleri cep telefonuyla kayda alan Yaşar Falcı isimli vatandaş, köpeğin her gün aynı rutini tekrarladığını belirterek, "Oğlumla iş çıkışı arabaya bindik, eve gideceğimiz sıra bana camı göstererek ’Baba bakar mısın dedi’ ve köpeği farkettim. Arabanın camına dayanmış adeta beni de alın der gibi bir bakışı vardı. Bakışları gözlerimin önünden gitmiyor. Çok masumane bir görüntüsü vardı. Oğlum da o anları kameraya kaydetti. Sosyal medyada da paylaştık. Bayağı ilgi gördü. Köpeği sahiplenmek isteyenler oldu. Bir köpeğin sahibine duyduğu bağlılık, insani ölçülerin çok çok ötesindedir. Bu köpeği de bir kaç kez yedirdik, bizi hiç bırakmıyor. Fırsat buldukça hayvanları sevelim ve koruyalım" dedi. Öte yandan köpeğin, pitbull cinsi olduğu yönündeki tahminlere rağmen çevre sakinlerine karşı son derece uysal davrandığı öğrenildi.
Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: "İsraf ekolojik bir günahtır"
16 Temmuz 2025 Çarşamba - 09:59 Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu: "İsraf ekolojik bir günahtır" İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, iklim değişikliği ile mücadelede bireysel tüketim alışkanlıklarının önemine dikkat çekerek, su, enerji ve gıda israfının çevreye verdiği zararın göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı. Kadıoğlu, israfı sadece ekonomik değil, aynı zamanda ekolojik bir günah olarak tanımladı. İklim değişikliğiyle mücadelede bireysel tüketim alışkanlıkları her zamankinden daha fazla önem kazanıyor. Uzmanlara göre su, enerji ve gıda başta olmak üzere kaynakların bilinçsiz kullanımı, hem çevresel tahribatı artırıyor hem de iklim krizini derinleştiriyor. İsrafın sadece ekonomik değil, aynı zamanda çevresel bir tehdit olduğuna dikkat çekiliyor. İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Afet Yönetim Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, su ayak izi yüksek ürünlerin tüketimi, aşırı alışveriş ve atık üretimi gibi bireysel davranışların doğaya olan baskıyı artırdığını belirtti. Kadıoğlu, "Bizim dinimizde israf günahtır. Fazla alışveriş yapıyoruz çöpe atıyoruz bu bir israf. Su, gıda, enerji gibi çok kötü kullanım var. İklim değişikliği ile mücadelede az tüket yeniden kullan geri dönüşüm diyoruz. Aslında bunlar çevreyi koruma ile ilgili ekolojik şeyler. Bunların israfla ilişkili olduğu düşünerek ben buna ekolojik günahlar diyorum. Çünkü vatandaş belki de olayı böyle daha iyi anlar. İsrafı ne kadar engellersek çevreye, doğaya baskımız o kadar azalacak. Bu çevreyi, doğayı, iklim değişikliği ile mücadeleyi kolaylaştıracak" dedi. "Aşırı et tüketimi iklimi zorluyor" İklim değişikliğiyle mücadelede beslenme alışkanlıklarının da önemli bir yer tuttuğunu vurgulayan Kadıoğlu, özellikle aşırı kırmızı et tüketiminin çevresel etkilerine dikkat çekti. Bir kilogram kırmızı etin sofraya gelene kadar yaklaşık 15 ton su tüketildiğini belirten Kadıoğlu, İklim değişikliğinde yediğimize, içtiğimize dikkat etmemiz gerekiyor. Çok aşırı et tüketimi iklim değişikliğine katkıda bulunuyor. 1 kilogram kırmızı et sofraya gelene kadar 15 ton su tüketilmiş oluyor. O yüzden su ayak izi küçük ürünler kullanmamız lazım. Tropikal bitkiler, meyveler avakoda, kivi gibi bunlardan uzak durmak lazım. Bunlar tropikal yağmur suyu istiyor. Buraya özgü bitkiler mısır, fasulye onlarda da protein var. Tamam et yemeyin demiyorum ama aşırıya kaçmamak lazım. Su ayak izi ne kadar yüksek ürünler tüketiyorsak o kadar dünyada zarar veriyoruz" şeklinde konuştu. "Sıcak hava dalgaları görmezden geliniyor" Prof. Dr. Kadıoğlu, yaz aylarında artan sıcak hava dalgalarının şehirlerde ölüm riskini artırdığını, ancak bu ölümlerin çoğu zaman kayıt altına alınmadığını da dile getirdi. Betonlaşmanın etkisiyle oluşan "kent ısı adası" etkisinin, yaşlılar, çocuklar, obez bireyler ve hastalar için ciddi tehlike oluşturduğunu vurgulayan Kadıoğlu, "Yaz ayları sıcak. Arada bir sıcak hava dalgaları geliyor. Beton olan yerlerde kent ısı adası var. Bütün bunlar birleştiği zaman apartmanların üst katlarında hasta, obez, yaşlı ve çocuklarda ölümler gerçekleşiyor. Avrupa’da 2003 yılının Ağustos ayında 35 bin kişi öldü. Hastanelerde bunların kayıtları sıcak hava dalgası diye kaydedilmiş. Türkiye’deki ölümlerde böyle bir kayıt düşürülmüyor. Trabzon’da sıcak hava dalgalarından kaç kişi ölüyor diye araştırma yapsak kayıt yok. Bunlar kayıt dışı. Ölümlerin kök nedenlerinin arasına sıcak hava dalgalarının katılmasında büyük yarar var" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" anma programı
15 Temmuz 2025 Salı - 22:55 Trabzon’da "15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü" anma programı Trabzon’da 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı, vatandaşların yoğun katılımıyla gerçekleşti. Trabzon Valiliği himayesinde, Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü Anma Programı’na Trabzon Valisi Aziz Yıldırım ve Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ile eşlerinin yanı sıra kent protokolü, siyasi parti temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan anma programı, Kur’an-ı Kerim tilaveti ile devam etti. Sancak koşusunun yer aldığı anma programında "15 Temmuz" konulu video gösterimi gerçekleştirildi. Trabzon İl Müftülüğü Tasavvuf Musikisi Korosu’nun hazırladığı dinletinin ardından Trabzon Büyükşehir Belediyesi Kanuni Mehter Takımı konser verdi. 15 Temmuz’un sadece bir darbe değil memleketi işgal projesi olduğunu vurgulayan Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Emperyal güçler, bizi kendi sınırlarımız içine hapsetmek istediler. Yıllarca darbelerle bizi sindirmeye çalıştılar. Ama 15 Temmuz gecesi bu millet, vatan sevgisini imandan bilen evlatlarıyla bu hain girişime dur dedi. 251 şehidimizle, 2 bin 193 gazimizle bu ihanet püskürtüldü. Tankın önüne yatan, bedeniyle karşı koyan gazilerimizle gurur duyuyoruz. Bu millet ölümü ölümle korkutan bir millettir, Allah’ın izniyle bu millete hiçbir şey olmaz. O gece bu milletin lideri, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çağrısıyla sokaklara çıktı. Trabzon Meydanı tarihinde görülmemiş bir kalabalıkla doldu. O gece milletimiz iradesine sahip çıktı. Sayın Cumhurbaşkanımıza da bu süreçteki cesareti, dirayeti ve liderliği için teşekkür ediyoruz. Eğer o gece bu girişim başarılı olsaydı, Türkiye de Suriye, Libya, Irak gibi bölünüp parçalanacaktı. 15 Temmuz’un başarılı olması durumunda amaç, bu toprakları işgal etmekti. Ama asil Türk milleti buna izin vermedi. Güçlü Türkiye istenmiyor çünkü tarih boyunca güçlü olduğumuzda neleri başardığımızı gördüler. Bu yüzden daha çok çalışacağız. Tam bağımsız Türkiye için hep birlikte mücadele edeceğiz. Bugün Gazze’de bebekler katlediliyorsa, kadınlar doğurmasın diye öldürülüyorsa, buna sessiz kalamayız. Bu yüzden daha güçlü, daha kararlı olacağız. Şehitlerimizin aziz hatırasına layık olacağız. Bu toprakları bize vatan yapan tüm şehitlerimizi rahmetle, minnetle anıyorum. 15 Temmuz şehitlerimizi, özellikle şehrimizin evlatlarını rahmetle yad ediyorum. Gazilerimize şükranlarımı sunuyorum. Ordumuza, emniyetimize, güvenlik güçlerimize dua ediyor, Cenabı Allah’tan onları korumasını diliyorum. Tam bağımsız Türkiye yolculuğumuzu hep birlikte sürdüreceğiz. Demokrasi ve Milli Birlik Günümüzü kutluyor, bu günü irademize sahip çıktığımız bir bayram olarak görüyorum" dedi.
"Arapça Tabela" tartışmasına Uzungöl’den yanıt
15 Temmuz 2025 Salı - 15:37 "Arapça Tabela" tartışmasına Uzungöl’den yanıt Uzungöl Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Abdullah Özen, sosyal medyada dolaşıma giren ve Uzungöl’deki bazı tabelalar üzerinden yapılan "Araplaştırma" söylemlerine tepki gösterdi. Özen, yapılan paylaşımların kasıtlı ve yanıltıcı olduğunu belirterek, "Bu tür algı operasyonları hem bölge halkını hem de ülkemizin turizm imajını hedef alıyor" dedi. Bir sosyal medya kullanıcısı tarafından yapılan paylaşımda Uzungöl’deki bazı işletmelerin önündeki Arapça yazılar görüntülenerek, "Trabzon’un korkunçluk seviyesi" ifadeleriyle paylaşıldı. Sosyal medyada dolaşıma giren bu görüntülerle ilgili Uzungöl Çevre Koruma Kültür ve Turizm Derneği Başkanı Abdullah Özen açıklama yaparak, tepki gösterdi. Söz konusu yazıların bilgilendirme amacıyla Türkçe, İngilizce ve Arapça olmak üzere çok dilli hazırlandığını, ancak paylaşımda yalnızca Arapça bölümlerin öne çıkarılarak kamuoyunun yanlış yönlendirildiğini belirten Özen, "Son günlerde sosyal medyada ‘Gezenti Mühendis’ adlı bir kullanıcı tarafından Uzungöl ile ilgili kasıtlı ve yanıltıcı bir paylaşım yapılmıştır. Söz konusu paylaşımda, çeşitli işletmelerin önünde yer alan ve bilgilendirme amacıyla hazırlanmış Türkçe, İngilizce ve Arapça yazılar yalnızca Arapça bölümler seçilerek görüntülenmiş bu durum ‘Trabzon’un korkunçluk seviyesi’ gibi maksatlı ve ayrıştırıcı bir yorumla sosyal medya hesaplarından sunulmuştur. Öncelikle belirtmek isteriz ki, Uzungöl Türkiye’nin ve Doğu Karadeniz’in en önemli turizm destinasyonlarından biridir. Coğrafi ve iklimsel yapısı gereği yılın büyük bölümünde serin ve yağışlı bir hava hâkimdir. Bu nedenle sıcak iklim bölgelerinden özellikle Orta Doğu’dan gelen turistlerin tercih ettiği doğal bir tatil noktasıdır. Bu durum, bölgenin doğası, iklimi ve geleneksel yapısıyla ilgilidir; herhangi bir etnik ya da siyasi tercihin sonucu değildir" şeklinde konuştu. "Uzungöl’de yabancıların mülkiyet edinmeyle ilgili kamuoyunda oluşturulmak istenen ‘toprak satışı’ algısı bütünüyle gerçek dışıdır" Özen, kamuoyunda sıkça dile getirilen "Araplara toprak satılıyor" iddialarının da gerçeği yansıtmadığını belirterek, "Uzungöl’ün fiziki alanı sınırlı olduğundan birkaç bin kişilik turist kalabalığı dahi göze yoğun gelebilmektedir. Bu durumu manipüle ederek, bölge hakkında ‘Araplaştırılıyor’, ‘satıldı’, ‘işgal edildi’ gibi akıl dışı iddialarla algı oluşturmaya çalışmak hem yerli işletmecilere hem de ülkemizin turizm imajına açık bir saldırıdır. Dünyadaki tüm turizm merkezlerinde olduğu gibi Uzungöl’deki işletmeler de hizmet sundukları turist gruplarına yönelik olarak bilgilendirme afişleri ve tabelalar hazırlamaktadır. Bu içerikler genellikle Türkçe, İngilizce ve Arapça olarak sunulmaktadır. Ancak bazı kesimler yalnızca Arapça yazılı bölümleri seçerek paylaşmakta ve bu durumu kötü niyetli bir algı çalışmasına dönüştürmektedir. Oysa bu bilgilendirme notları hizmet kalitesini artırmak, iletişimi kolaylaştırmak ve müşteri memnuniyetini sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Ayrıca şu hususun altını özellikle çizmek isteriz Uzungöl’de yabancıların mülkiyet edinmeyle ilgili kamuoyunda oluşturulmak istenen ‘toprak satışı’ algısı bütünüyle gerçek dışıdır. Elbette münferit satışlar olabilir; ancak bu bölgenin hâlihazırda imar planı bulunmaması, burada herhangi bir yatırımcının yerli ya da yabancı fark etmeksizin arsa satın almasını ticari açıdan akıl dışı ve riskli hâle getirmektedir. İmar planı olmayan ve aynı zamanda koruma kurulları tarafından denetim altında tutulan bir bölgede mülk edinmenin hiçbir rasyonel karşılığı yoktur. Kaldı ki, ömrü boyunca geçimini turizmle sağlayan Uzungöllü bir vatandaşın, sürdürülebilir ve bereketli ekmek teknesini satması düşünülemez. Uzungöl’de kalıcı yerleşim ya da demografik bir dönüşüm kesinlikle söz konusu değildir. Bölgeye gelen turistlerin büyük çoğunluğu kısa süreli konaklamalarla tatillerini geçirip ülkelerine geri dönmektedir. Turizm sezonu bittiğinde yine Uzungöl kendi insanı ile kendi ekmek teknesi ile kendi toprağı ve varlıkları ile baş başadır. Bu algıya sebebiyet vermemek için hemşehrilerimizi sağduyulu ve uyanık olmaya davet ederek kesinlikle her hangi bir mülk satışında bulunmamalarını istirham ediyoruz" diye konuştu. "Gerekli hukuki ve toplumsal adımları atacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz" Uzungöl’ün herkesin ortak mirası olduğunu dile getiren Özen, "Bu noktada sormak gerekir bu paylaşımı yapan şahıs, kendi yaşadığı şehirde hiç mi yabancı turist görmemektedir? Hiç mi İngilizce tabelayla karşılaşmamıştır? Ya da başka bir dilde yazılmış uyarı ve yönlendirme levhasına denk gelmemiş midir? Gelmişse, neden buna ses çıkarmamıştır? Asıl rahatsızlık turistin gelmesinden mi kaynaklanmaktadır? Yoksa özellikle Arap turistlerin gelmesinden mi? Ya da bunun arkasında daha derin bir kültürel önyargı ya da İslamofobi mi vardır? Bu soruların cevabını sağduyulu her vatandaşın kendi vicdanında araması gerekmektedir. Uzungöl hepimizin ortak mirasıdır. Bu doğa harikası yerin turizm potansiyelini karalamak, hem bölge halkına hem de ülke ekonomisine zarar verir. Sosyal medya üzerinden yapılan bu tip kasıtlı algı operasyonlarına karşı sessiz kalmayacağımızı gerekli hukuki ve toplumsal adımları atacağımızı kamuoyuna saygıyla duyururuz" ifadelerini kullandı.
Termik santral çevresindeki zeytinlerde ağır metal alarmı
15 Temmuz 2025 Salı - 09:26 Termik santral çevresindeki zeytinlerde ağır metal alarmı Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü tarafından yürütülen bilimsel araştırmada bir termik santralin çevresindeki zeytin ağaçlarında ağır metal birikimi tespit edildi. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) tarafından yürütülen ve TÜBİTAK-COST 2515 Aksiyon Üyeleri Ar-Ge Destek Programı kapsamında desteklenen bilimsel projede, bir termik santralin çevresinden farklı uzaklıklardaki üç bölgeden toplanan zeytin örneklerinin insan hücreleri üzerindeki etkileri analiz edildi. Araştırma dahilinde laboratuvar ortamında yürütülen deneylerde, zeytin yaprakları ve meyvelerinden özütler elde edildi. Bu özütler, akciğer ve göz epiteli gibi farklı tiplerdeki normal insan hücreleriyle temas ettirildi. Sonuçlarda, santrale yakın bölgelerden alınan zeytin örneklerinin hücrelerde belirgin toksik etki oluşturduğu tespit edildi. Aynı özütlerin kanser hücreleri üzerindeki etkileri de laboratuvar ortamında incelendi. Elde edilen veriler, santral yakınına ait zeytinlerin kanser hücrelerini normalden daha yüksek oranda öldürdüğünü ortaya koydu. Termik santrali etrafındaki zeytinler antimikrobiyal aktivite göstermiyor Ağır metal analizleriyle desteklenen çalışmada, santrale yakın örneklerde zeytinin hem yaprak hem de meyve dokularında kurşun, kadmiyum gibi toksik ağır metallerin biriktiği belirlendi. Uzmanlar, bu birikimin bitkide biyolojik işlev kaybına ve insan hücreleri üzerinde zararlı etkilere neden olabileceğini ifade etti. Ayrıca zeytinin bilinen antimikrobiyal özellikleri de değerlendirildi. Yapılan testlerde, santrale yakın bölgelerden alınan zeytin yaprağı ve meyvesinin, mikroplara karşı etkisini önemli ölçüde yitirdiği gözlemlendi. Araştırmacılar, elde edilen bulguların yalnızca zeytin özelinde değil, çevresel kirliliğin diğer tarım ürünlerine ve insan sağlığına etkilerinin de araştırılması açısından yol gösterici nitelikte olduğunu vurguladı. Proje derinleştirilecek Projenin yeni fazında, santral çevresinden Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında zeytin örnekleri yeniden toplanacak. Bu aşamada Zeytincilik Araştırma Enstitüsü de projeye dahil edilirken, örneklerin araziden toplanması süreci enstitüde görevli bir araştırmacı tarafından yürütülecek. Derinleştirilen araştırmada Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden (ODTÜ) Dr. Öğretim Üyesi Emre Aksoy’un da dahil olduğu ekip, bu kez zeytin bitkisinin kendi fizyolojisinde ağır metalin oluşturduğu biyolojik ve epigenetik değişiklikleri araştıracak. Zeytinde ağır metal birikiminin bitkinin dokularında, genetik ifadesinde ve biyolojik savunma mekanizmalarında ne tür etkilere yol açtığı, transkriptomik ve epigenetik düzeyde incelenecek. Doç. Dr. Selcen Çelik Uzuner: "Ağır metal birikimiyle zeytin toksik hale gelmiş oluyor ve bu normal hücrelere zarar vermiş oluyor" Projenin yürütücülüğünü yapan Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü Öğretim üyesi Doç. Dr. Selcen Çelik Uzuner, araştırma sürecinin bir öğrencilerinin gözlemiyle başladığını belirterek, "2 yıl önce o bölgede yaşayan Esra Gürbüz isimli lisans öğrencimiz ‘termik santralinin etrafındaki zeytinler daha küçük oluyor, 10-15 kilometre uzaklıktaki zeytinlik daha büyük oluyor bunlarla ilgili bilimsel bir çalışma yapabilir miyiz’ diye sordu. Deneyebiliriz dedik sonra bu TÜBİTAK tarafından 2209A lisans öğrenci projesi olarak desteklendi. Termik santrale en yakın, orta uzaklıkta ve en uzakta olan 3 bölgeden örnek topladık. Bunlardan özütler elde ettik. Elde ettiğimiz özütleri normal hücrelere verdik. Bunları akciğer, göz epitel hücreleri gibi farklı insan hücreleri ile muamele ettik. Termik santrali etrafındakilerin insan hücrelerine toksik olduğunu gözlemledik. Sonrasında bunu derinleştirdik. Ağır metal analizlerine baktığımızda termik santrali yakının olan zeytinin yaprak ve meyvesinde ağır metallerin biriktiğini gözlemledik. Ağır metal birikimiyle zeytin toksik hale gelmiş oluyor ve bu normal hücrelere zarar vermiş oluyor. Biz sadece zeytine odaklandık ama bu bütün tarım ürünleri için denenebilir" dedi. "Ağır metaller gördüğümüz kadarıyla 10 kilometre kadar etki edebiliyor" Termik santralinin 10-15 kilometre etrafındaki bir tarım arazisinin olmamasını önerdiklerini belirten Uzuner, "Biz epigenetik ve kanser araştırma grubuyuz. Kanser araştırmaları yaparken bir yandan da normal hücrelerle ilgileniyoruz. Zeytin normalde faydalı bir bitki, kansere iyi geldiği biliniyor. Acaba ağır metal birikimi gösteren örnekler kanser hücrelerinde nasıl bir etki gösterecek. İşin güzel tarafı kanser hücrelerini de daha fazla öldürdü. Termik santral etrafında biriken ağır metal kanser hücrelerinde toksik oluşturdu. Normalde zeytin normal hücrelere zarar vermezken, termik santral etrafındakiler zarar vermiş hale geliyor. Dolayısıyla burada normal hücre mi kanser hücresi mi ayırt etmemiş oluyor. Termik santrali etrafında zeytinlerin olması bir tarafı iyi bir tarafı kötü gibi oluyor. Termik santraller günümüzün enerji ihtiyacı için çok önemli. Dolayasıyla bunlar mutlaka hayatımızda olacak ama burada termik santralleri yaparken bunların nerelere konumlandırılacağının çok ciddi çalışılması gerekiyor. Bizim yaptığımız çalışmaya göre 10-15 kilometre etrafında herhangi bir tarım arazisinin olmamasını öneriyoruz. Tarım arazisiyle beraber yaşam alanının da olmamasını öneririz. Ağır metaller gördüğümüz kadarıyla 10 kilometre kadar etki edebiliyor. Bunları iyi planlarsak hem termik santralden yeterince fayda görmüş oluruz hem tarım açısından avantajlı olur hem de insan sağlığına zarar vermemiş oluruz" şeklinde konuştu. "Baştan örneklerimizi toplayacağız" Projenin ikinci ayağında çalışmaların derinleştirileceğini vurgulayan Uzuner, "Kanser hücrelerini öldürmesine çok şaşırmadım ama sağlıklı hücrelerin biraz daha dirayetli olmasını bekliyordum. Bilim zaten bizi şaşırtmak için var. Biz her zaman şaşırırız. Şaşırmadığımız zaman bilim olmuyor. Bu proje için sonrasında TÜBİTAK’a başvurduk. Çünkü kabaca bir sonuç elde ettik biz şimdi bunu hücresel düzeyde nasıl oluyor hangi genler değişiyor hangi genler daha fazla ve daha az çalışıyor gibi bunun epigenetik kontrolü nasıl oluyor bunu anlamak için TÜBİTAK’a başvuruda bulunduk ve COST projesi kapsamında yani uluslararası bir TÜBİTAK projesi olarak desteklendi. Şimdi baştan örneklerimizi toplayacağız. Bu sefer işin içerisinde Zeytincilik Araştırmacılık Enstitüsü de var. Enstitüden Dr. Özgür Dursun hocamız zaten zeytin konusunda uzman. Örnekleri o toplayacak. Sonra ağır metal analizleri yapılacak. Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık aylarında toplayacağız. Bu sefer ki projede ODTÜ’den de Dr. Öğretim Üyesi Emre Aksoy hocamız bizimle olacak. Biz sadece insan hücrelerine baktık Emre hocamız da zeytinin kendinde ne oluyor ona bakacak. Ağır toksik birikimi insan hücrelerinin dışında zeytinin asıl kendisinde ne yapıyor buna bakılacak. Ayrıca Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Kimya Bölümünden Doç. Dr. Emine Akyüz Turumtay hocada bu özütlerin içeriğini (zeytine özel olan bazı moleküller, fenolik bileşikler) analiz edecek. Bu bilimsel araştırmanın sonu yok. Aldığınız bir sonucu yeni sorularla başka bir yere taşıyorsunuz. Sonrasındaki aşama için kapsamlı bir çalışma yaptık" diye konuştu. "Zeytinin kendisi ve yaprağı antimikrobiyal aktivite göstermiyor" Termik santral etrafında alınan örneklerde zeytinin kendisi ve yaprağının antimikrobiyal aktivite göstermediğini belirten Uzuner, "Zeytinler mikroplara karşı etkili bildiğimiz bitkiler. Antimikrobiyal aktivitesi değişiyor mu diye ona da baktık. Onu da bölümümüz asistanı Funda Bilgin Tetikoğlu incelemişti. İşin ilginç kısmı termik santral etrafındaki örnekler zeytinin kendisi ve yaprağı antimikrobiyal aktivite göstermiyor. Zeytinin o bildiğimiz aktivitesi azalmış oluyor. Bu durumda aslında o bölgedeki zeytinin bazı işlevleri yerine getiremediği söyleyebiliriz" ifadelerini kullandı.
Trabzon’da örnek vatandaş: 3 yıl önce kaybolan dronu bulup sahibine ulaştırdı
14 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:49 Trabzon’da örnek vatandaş: 3 yıl önce kaybolan dronu bulup sahibine ulaştırdı Trabzon’un Araklı ilçesinde yaşanan olay, hem yürekleri ısıttı hem de vatandaşlık bilinciyle örnek oldu. Türkiye’nin dört bir yanından gelen turistlerin ziyaret ettiği Aytaş Asmasu Şelalesi’nde 3 yıl önce kaybolan bir dron, bölge sakini Gökhan Özbay’ın duyarlılığı sayesinde sahibine teslim edildi. Binlerce liralık dron, sarp kayalıklarda kayboldu Olay, 3 yıl önce şelaleyi ziyaret eden Mürsel Aydın isimli bir turistin bölgede dron uçurmasıyla başladı. Şelalenin sarp kayalık yamacında kontrolünü kaybeden dron, ağaçlık alana çarparak düştü. Tehlikeli arazide düşen cihazı alamayan Aydın, canını tehlikeye atmamak adına bölgeden ayrılmak zorunda kaldı. Binlerce lira değerindeki cihazını geride bırakmanın üzüntüsüyle memleketine döndü. Her şey bir sosyal medya yorumuyla başladı Aradan geçen 3 yılın ardından, Aydın sosyal medyada şelale hakkında yapılan bir videoya yorum yaptı. Yorumu gören Araklılı doğasever Gökhan Özbay, yaşanan bu kayba kayıtsız kalamadı. Aydın’a ulaşıp detayları öğrenen Özbay, hafta sonu şelalenin bulunduğu 1850 rakımlı zorlu araziye tek başına bir arama operasyonu düzenledi. 2 saatlik arama sonucu bulundu Şehir merkezinden yaklaşık 45 kilometre uzaklıktaki dağlık alana ulaşan Özbay, 2-3 saat süren titiz bir arama çalışmasının ardından dronu, şelalenin yukarı mevkiinde bulunan kartal yuvasına yakın sarp bir noktada buldu. Cihazın sağlam durumda olduğunu belirten Özbay, sadece bir pervanesinde kırık olduğunu ve bunun da tamir edilebileceğini ifade etti. "Mutluluğumu tarif edemem" Olay sırasında cep telefonuyla çektiği görüntülerde oldukça zor anlar yaşadığı görülen Özbay, dronu bulduktan sonra yaptığı açıklamada, "Mutluluğumu tarif edemem. Bulunduğum yerde olmak akıl karı değil. Kimseye tavsiye etmiyorum. Tam 3 yıl sonra abimizin dronunu buldum. Makine kaliteli, pek bir şeyi yok gibi görünüyor. Çok zor bir tırmanış gerçekleştirdim. 3 yıl sonra bile olsa bir misafiri sevindirmek benim için vicdanen büyük mutluluk" dedi. Trabzonlu Gökhan Özbay’ın bu fedakar ve duyarlı davranışı, sosyal medyada da büyük takdir topladı. Vatandaşların yorumlarında "Gerçek Trabzon misafirperverliği", "helal olsun" ve "insanlık ölmemiş" ifadeleri yer aldı.