EKONOMİ - 04 Eylül 2024 Çarşamba 09:48

Bal üreticileri son on yılın en verimsiz sezonunu yaşadı

A
A
A
Bal üreticileri son on yılın en verimsiz sezonunu yaşadı

Doğu Karadeniz Bölgesindeki arıcılar bu sezon, son on yılın en verimsiz sezonunu yaşarken bunun nedeninin iklimsel koşullardan kaynaklandığı ifade ettiler.


Dünyada son yıllarda görülen iklim değişiklikleri özellikle gıda sektörünü olumsuz yönde etkiliyor. İklim değişikliğinden Türkiye de nasibini alırken, özellikle son yıllarda üretilen bal oranında ciddi düşüşler yaşandığı gözleniyor. Trabzonlu arıcılar bu sezonki hasattan umduğunu bulamazken, bölgeye özgü kestane balında da önemli ölçüde düşüş yaşandığı, Türkiye genelinde ise yüzde 40 oranında bal kaybının yaşandığını ifade edildi.


Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Trabzon Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Yusuf Aksoy, son 10 yılın en verimsiz sezonunu yaşadıklarını belirterek “Bu yıl Karadeniz’de gerek kestane balı, gerek orman gülü balı gerekse yaylalardaki yayla ballarımız istediğimiz oranda olmadı. İklim şartlarının olumsuzluğundan dolayı sıkıntı yaşadık. Yağmurdan dolayı kestane balı olmadı. Yukarlarda dolu, yağmur daha sonra da kurak derken hasadımız çok zayıf. Arıcılar açısından son 10 yılın en zor senesi diyebiliriz. Türkiye geneline bakıldığında yüzde 40 oranında bal kaybı var. Ayrıca bal olmayan yılların akabinde arı ölümleri meydana geliyor” dedi.



"Arılar ve kovanlar giderek azalıyor"


Arıların giderek azaldığına dikkat çeken Aksoy, “Arılar giderek azalıyor. Mesela 3 yıl önce göreve geldiğimde Trabzon’da arıcıların 225 bin kovanı var idi. Önceki sene 181 bin, geçen sene ise 161 bin kovan tespit ettik. Dolayısıyla git gide arı ve kovan sayısında azalma söz konusu. Her önüne gelen arıcılık yapmaması lazım maalesef bunların olumsuz sonuçları oluyor. Bilgisizlikten dolayı hastalıkların yayılma ihtimali çok yüksek. Karadeniz’de bu sene pek kestane balı olmadı. Zaten kestane ağaçlarında oluşan bir gal arısı söz konusu şu an Orman Bölge Müdürlüğümüz bu konuda bir çalışma yapıyor ama yeterli değil. Zaman alacak bir mücadele ve mücadelede 10 yıldan bahsediyorlar. Dolayısıyla 10 yılda Karadeniz arıcısı olumsuz etkilenecek” diye konuştu.


Bal üretimi bakımından dünyada 10. sırada olduklarını kaydeden Aksoy, “Dünyada bal üretiminde 10. sıradayız ancak arı sayısı bakımından dünyada 3. sıradayız. İhracatımızın bir bölümünde sıkıntı var giden ballarımız piyasadaki bazı firmaların ballar geri dönüyor bu da sektörümüze büyük darbe vuruyor. Sahte ballar, merdiven altı yapımlar, laboratuvarlarda yapılan ballar, arı görmeden yapılan ballar” ifadelerini kullandı.



"Aracıdan değil arıcıdan alın"


Vatandaşlara balı mutlaka arıcıdan almaları tavsiyesinde bulunan Aksoy, “Mutlaka balı arıcıdan alsınlar, aracıdan almasınlar. Özellikle birlik dolumu olan balları alsınlar çok dikkatli olmaları gerekiyor. Yaylalarda yol kenarlarında satılan ballar normalde bizim arıcılarımızın balı ama güneş ışığı altında olduğu için onlara da rağbet etmesinler. Mutlaka ışık görmeyen raflardan, kapalı alanlardan ballarını alsınlar. Balın hakiki olduğunu görerek anlayamayız ancak tahlille anlaşılır. Tatmayla anlamak söz konusu değil. Özellikle eski sistem makinelerde sahte balı ayırt etmede yanılma olabiliyor yeni sistem makineler devreye girerse yanılma riski olmayacak. Bizim arıcımız genellikle bin 500 rakımın üzerinde bal üretiyor. Dolayısıyla bu ballar çok değerli ballardır. Bilim adamları bunu böyle öngörüyorlar. Çünkü gübre görmemiş, tarımsal ilaçlama yok değerli ballardır. Kesinlikle gıda değil ilaçtır” şeklinde konuştu.



Bal üreticileri son on yılın en verimsiz sezonunu yaşadı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Eskişehir Ortaokul öğrencilerinden Eskişehirspor’a coşkulu destek TFF 3. Lig Play-Off mücadelesinde bugün Ayvalıkgücü Belediyespor ile karşılaşacak olan Eskişehirspor’a destek vermek isteyen Murat Atılgan Ortaokulu öğrencileri, okul bahçesinde hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Eskişehirspor, geçtiğimiz hafta deplasmanda karşılaştığı Ayvalıkgücü Belediyespor’a 2-0 mağlup olmuştu. Kritik karşılaşmanın rövanşı bugün saat 20.00’da Eskişehir Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu’nda oynanacak. Maç heyecanı Eskişehir genelini sararken, Murat Atılgan Ortaokulu’nda kırmızı şimşeklere destek olmak amacıyla anlamlı bir etkinlik gerçekleştirildi. Eskişehirspor formalarını, atkılarını ve şapkalarını giyen yüzlerce öğrenci, öğle arasında okul bahçesinde toplandı. Aralarında davullu çocukların da bulunduğu öğrenciler, hep bir ağızdan ’Tükenmiş Nefeslere’ marşını söyledi. Coşku dolu anların yaşandığı etkinlikte renkli görüntüler ortaya çıktı. "3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" Eskişehirspor’un fanatik taraftarlarından birisi olan 14 yaşındaki öğrenci Asip Havari, "Bu coşkuyu yapmamıza yardımcı olan Liseli Altes tribününden Birkan Özcan abime çok teşekkürlerimi iletiyorum. Buradan oradaki bütün abilerime, herkese sevgilerimi iletiyorum. Bugünkü Ayvalıkgücü maçında 3-1’lik skorla galip geleceğimizi düşünüyorum" dedi. "Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık" Takıma başarı dileklerini ileten 14 yaşındaki Anıl Tezcan, "İnşallah Ayvalıkgücü’nü yenersek finale çıkacağız. Biz de Eskişehirspor’a moral amaçlı bir kutlama yaptık, inşallah bunun karşılığını alırız inşallah. Takımımıza moral oldu inşallah, hepimize başarılar diliyorum. Birkan abimize buradan teşekkür ederiz, paramız cidden yoktu. Gerisi, Es-Es’e kaldı, inşallah Eskişehir beklediğimiz skoru alır inşallah" ifadelerini kullandı. Bu okulda öğrencilere Eskişehirspor sevgisi aşılanıyor Eskişehirspor’un tarihi başarıları ve nasıl fair-play ruhuna uygun taraftar olunacağı Murat Atılgan Ortaokulu’ndaki öğrencilere her sene beden eğitimi derslerinde anlatılıyor. Müzik derslerinde ise ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı öğretiliyor. Ayrıca, okulda zil sesi olarak da ’Tükenmiş Nefeslere’ marşı kullanılıyor.
Eskişehir Çocukların suçu yönelimini önlemede hukuk ve eğitim işbirliği şart Eskişehir Valiliği, Milli Eğitim Müdürlüğü ve Eskişehir Adliyesi iş birliği ile "Suça Yönelimi Önlemede Hukuk ve Eğitim İş Birliği Semineri düzenlendi. Gerçekleştirilen programda; çocukların korunması, suça sürüklenmenin önlenmesi, eğitim ve hukuk alanındaki kurumlar arası iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik önemli değerlendirmelerde bulunuldu. Seminer kapsamında "Soruşturma Aşamasında Çocuk ve Aile" ile "Çocuk Mahkemelerinde Alınan Tedbirler" başlıklı sunumlar, Eskişehir Cumhuriyet Savcısı Ersin Tosun ve Eskişehir Çocuk Mahkemesi Hakimi Ayşe Betül Akça tarafından katılımcılarla paylaşıldı. "Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak bir seferberliktir" Programda konuşan Eskişehir Cumhuriyet Başsavcısı Üzeyir Karakülah çocukların sadece toplumun geleceği olmadığını, aynı zamanda toplumun adalet ve vicdanının aynası olduğunu belirterek, "Son dönemde ülkemizin farklı şehirlerinde, okullarımızda yaşanan ve hepimizi derinden sarsan olaylar, bizlere şunu bir kez daha göstermiştir: Çocuklarımızı suça sürüklenmekten korumak, sadece güvenlik birimlerinin veya sadece yargının işi değildir; bu, ailelerimizin, eğitimcilerimiz ve hukukçularımızın omuz omuza vermesi gereken bir seferberliktir" diye konuştu. Programa katılanlara eğitimcilere seslenen Başsavcı Karakülah, "Amacımız; birbirimizden kopuk hareket etmek değil, okulun penceresi ile adliyenin kapısı arasında güvenli bir köprü kurmaktır. Bu iş birliğinin en somut göstergesi, Türkiye’de üçüncüsü şehrimizde hizmete giren Eskişehir Çocuk Adalet Merkezi’dir. Bu merkez, sadece fiziksel bir mekan değil; suça sürüklenen veya suça maruz kalan çocuklarımıza karşı yürütülen adli süreçlerde, çocuğun yüksek yararını gözeten, onarıcı adaleti merkeze alan ve çocuk dostu bir yaklaşımın kalesidir. Merkezimizin sağladığı imkanlar, hukuk ve eğitim camiasının ortak çabasıyla birleştiğinde, çocuklarımızın adliye koridorlarında örselenmeden, rehabilitasyon odaklı bir süreçle topluma yeniden kazandırılmalarına büyük katkı sunmaktadır. Okullarımızda attığımız her önleyici adım, Çocuk Adalet Merkezi’mizde sürdürdüğümüz bu hassas çalışmalarla bütünleşmekte; böylece Eskişehir, çocuk adaleti konusunda ulusal ölçekte örnek teşkil eden bir model ortaya koymaktadır. Çocuklarımızı suçtan uzak, eğitimle iç içe, vicdanlı ve özgüvenli bireyler olarak yetiştirmek temel sorumluluğumuzdur. Bu iş birliğinin, Eskişehir’imizdeki tüm eğitim kurumlarında mevcut olan güvenlik ve huzur iklimini korumasını temenni ediyorum. Seminerimizin verimli geçmesini diliyor, geleceğimizin teminatı çocuklarımız için gösterdiğiniz gayretten ötürü her birinize teşekkür ediyorum" dedi. "Mücadeleyi hep birlikte vermeye devam edeceğiz" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz da konuşmasında, dijital çağın çocuklar üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, çocukların teknolojiyle iç içe büyüdüğünü ancak bu sürecin doğru yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Bu dijital dünyadan çocuklarımızı tamamen uzak tutmak mümkün değil. Önemli olan, bu imkânları kontrollü ve çocuklarımızın yararına olacak şekilde kullanmalarını sağlamaktır. Bunun mücadelesini hep birlikte vermeye devam edeceğiz." dedi. Öğretmenlerin çocukların hayatındaki belirleyici rolüne vurgu yapan Vali Dr. Erdinç Yılmaz, "Öğretmenlerimiz, çocuklarımızın yetişmesinde ve doğru yönlendirilmesinde en önemli yapı taşlarından biridir. Çocuklarımızla birebir güçlü iletişim kurulduğunda, onların davranışlarını doğru okuyup yanlış yollardan uzaklaştırmak mümkündür. Sizler, birçok evladımızı karanlığa giden yoldan döndürebilecek en güçlü rehberlersiniz." ifadelerini kullandı.
İstanbul Savaş gemilerini yüzen bilgisayara dönüştüren sistem, SAHA EXPO 2026’da yer aldı Türk mühendisler tarafından yerli olarak üretilen ADVENT Ağ Destekli Veri Entegre Savaş Yönetim Sistemi, gemileri adeta yüzen bir bilgisayara dönüştürüyor. SAHA EXPO 2026’da konuşan HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, bir yazılımdır. Gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük, kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi" dedi. Türk savunma sanayisi, denizlerdeki vurucu gücünü ve yüksek teknoloji kapasitesini sergilemeye devam ediyor. Savunma sanayisinin yazılım ve sistem entegrasyonu devi HAVELSAN’ın Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Araştırma Merkez Komutanlığı ile birlikte geliştirdiği ADVENT Savaş Yönetim Sistemi, Türk Deniz Kuvvetleri’nin modernizasyon projeleri ve MİLGEM gemileriyle doğdu. Bugün küresel bir markaya dönüştü. ADVENT, gemi üzerindeki tüm sensör, radar, silah ve haberleşme sistemlerini tek bir merkezden yönetiyor. İlk adımları 2010 yılında atılan ADVENT (Ağ Destekli Veri Entegre) Savaş Yönetim Sistemi, sunduğu otonom karar verme desteği ile gemileri süper bir güce dönüştürüyor. Yerli ve milli olarak geliştirilen yazılım, entegre edildiği tüm platformların yeteneklerini etkili ve doğru şekilde birleştirerek ortak bir harekât icra etmesini sağlıyor. NATO standartlarına uyumluluk sağlayan yazılım, artırılmış durumsal farkındalık ve gelişmiş harp kabiliyetlerine ve ağ destekli servisler ile kazanılan yeteneklere sahip. Çoklu ve farklı ortamlarda aynı anda tüm görevlere hizmet eden yapı, ortak angajman ve eğitimi de kapsayan görev kuvveti odaklı yetenekler de sunuyor. Harekât ortamındaki istihbarat verileri üzerinde veri madenciliği ve bilgi entegrasyonu servisleri imkanı sunan ADVENT Savaş Yönetim Sistemi ileplatformda harekât görevlerini aksatmadan eğitim yapabilme kabiliyeti sağlanıyor. Küçük botlardan komuta merkezlerine kadar farklı büyüklükteki sistemler için ölçeklenebilir bir mimariye sahip olan ADVENT, tam bütünleşik taktik data linklerle donatıldı. "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır" HAVELSAN Komuta Kontrol Teknolojileri Suüstü C4ISR Direktörü Deniz Remzi Dumlu, "ADVENT bir Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz bir yazılımdır. Bu yazılımın özelliği şu. Yani insan gibi düşünürseniz; insanın nasıl gözleri var, diğer duyu organları var, fakat vücudunu hareket ettiren, şu anda ona bir akıl olan bir beyni de var. Savaş Yönetim Sistemi dediğimiz şey de gemilerin, savaş gemilerinin veya savaş platformlarının beyni gibi. Türkiye Cumhuriyeti mühendisleri tarafından, Deniz Kuvvetleri desteğiyle birlikte geliştirilmiş bir yazılım, yerli olarak geliştirilmiş bir yazılım. Bu yazılımın yaptığı şey şu. Herhangi bir gemiye veya platforma koyduğunuzda, o geminin platformundaki bütün sistemlere; yani sensörlere, geminin bir nevi gözüne, kulağına, su altındaki sesleri algılayan sonar sistemlere, radar sistemlerine, elektro-optik sistemlere entegre oluyor, bağlanıyor. Onlardan gelen bilgiyi işleyerek, gemiyi savunmak üzere veya bağlı olduğu platformu savunmak üzere karar verecek olan komutana en doğru bilgilerin ulaştırılmasını sağlayan bir sistem. Komutanın verdiği karardan sonra da buna uygun aksiyonları alan; aksiyonlardan kastım şu, savunma maksatlı olarak. Eğer geminin bir top atışı yapması gerekiyorsa, silah kullanması gerekiyorsa ya da bir güdümlü mermi atışı yapması gerekiyorsa kendisini savunmak üzere, bunları da en optimum şekilde ve en doğru zamanda yapılmasını sağlayan, elektronik ve kendi içerisinde akıl içeren bir sistemdir" ifadelerini kullandı. Gemilerdeki füzelerin ateşlenmesini de ADVENT Savaş Yönetim Sistemi’nin sağladığını belirten Dumlu, "Gemiden ateşlenen güdümlü mermiler için şöyle bir özellik var. Güdümlü mermiler atıldıktan sonra kime atılacağının belirlenmesi lazım. O atacağınız yerin de gerçekten düşman olduğunun belirlenmesi lazım. Daha sonra onun atış mekanizması ve sekansı var, o sekansın işletiliyor olması lazım. Sonra da atılması lazım. Bu süreci gemideki ADVENT Savaş Yönetim Sistemi yönetiyor. Mermi atıldıktan sonra, kendisi belli bir süre gittikten sonra kendi aklıyla beraber hedefe artık ulaşabilir hale geliyor ama hangi hedef olduğunu ilk başta tanımlayan Savaş Yönetim Sistemi ve o kararı veren gemideki karar verici komutan" şeklinde konuştu. "Geleceğin ihtiyaçları göz önüne alınarak çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi" Dumlu, "Türkiye Cumhuriyeti’nde geliştirildiği için ve geleceğin ihtiyaçlarını göz önüne alındığı için çok modüler ve esnek bir yapıda geliştirildi. Bu sebeple; insansız araçlarda, insanlı su üstü platformlarında, insansız su üstü platformlarında, insansız hava platformlarında, su altındaki denizaltılarımızda, havadaki karakol uçaklarımızda, karadaki yine karargahlarımızda ve merkezlerimizde kullanılabilir halde. Yani geminin büyüklüğüne ve bulunduğu yere bağlı olarak fonksiyon ekliyorsunuz ve o fonksiyonları yerine getirecek şekilde o platformu yüklüyorsunuz. Bu yeteneği sayesinde insansız platformları da kullanabilir, onlardan bilgi alabilir, onlara komut verebilir şekilde yapılandırıldı. Bunun ilk denemesini YONCA TECH ile birlikte geliştirdiğimiz SANCAR İnsansız Deniz Aracımızda gerçekleştirdik. HAVELSAN’ın Savunma Sanayii Başkanlığı koordinesinde ürettiği SANCAR İnsansız Deniz Aracımızı Deniz Kuvvetleri’ne teslim etmiştik geçtiğimiz senenin içinde. İnsansız deniz aracının içindeki akıl da ADVENT, platformdaki akıl da ADVENT. İki ADVENT birbirleriyle çok arka tarafta aynı beyinmiş gibi konuşabilir yapıda dizayn edildikleri için çok birbirlerini etkilemeden birbirlerine bilgi aktarabilir ve birbirini kumanda edebilir vaziyette çalışıyor. İlk deneme orada yapıldı" dedi. "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var" Dumlu, "TCG Anadolu’da da ADVENT Savaş Yönetim Sistemi var. Orada daha büyük kapsamlı işlevleri yerine getirebilen modül şeklinde dizayn edildi. TCG Anadolu’ya inen TB3’lerle ilgili de onların ihtiyaç duyduğu bilgileri sağlayan, onların da yine karar vericilere sağlaması gereken bilgileri alıp da yansıtan altyapıyla beraber o sistemle entegre oldu. NATO’yla entegre olmak için, biz NATO üyesi olduğumuz için NATO’nun uyguladığı belli standartları uyguluyor olmamız lazım. Bu uyguladığımız standartlar içerisinde onlarla beraber haberleşmeyi ve tatbikat yapmayı mümkün kılan birtakım standartlar var. Bu haberleşme standartlarını yerine getirecek şekilde ADVENT Savaş Yönetim Sistemi tasarlandı. Bunların sertifikasyonu ve doğrulaması da NATO’yla beraber yapılan birtakım tatbikatlarda icra edilerek deneniyor. Buralarda da HAVELSAN ADVENT Savaş Yönetim Sistemi gerçekten öne çıkar durumda, diğer ülkelerin geliştirdikleri sistemlerin, denedikleri referans sistem olarak kabul edilip kullanılabilecek bir sistem haline ADVENT’i getirebiliyoruz oralarda" dedi.