Son Dakika
|
DÜNYA
Kuzey Kore dev savaş gemisinden füze denemesi yaptı
Arakçi: "ABD, fırkateynimizi batırarak vahşet işledi ve bundan çok pişman olacak"
NATO: "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz''
İran’dan Körfez ülkelerine 468 balistik füze fırlatıldı
Dışişleri Bakanı Fidan, İran Dışişleri Bakanı Arakçi ile görüştü
MSB: İran'dan atılan balistik füze engellendi
Fatma Nur öğretmen son yolculuğuna uğurlandı
İsrail, İran'da füze ve savunma sistemlerinin bulunduğu tesisleri vurdu
Artvin-Şavşat karayolunda heyelan
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
Son 10 derbide Galatasaray üstün
Eski İran Cumhurbaşkanı Ahmedinejad’ın öldüğü iddiaları yalanlandı
Bakan Fidan, ABD’li mevkidaşı ile telefonda görüştü
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ömer Halisdemir Anıtı’nda dua etti
Pezeşkiyan'dan İspanya'ya: "Batı dünyasında hala duyarlı vicdanlar var"
ABD'nin Bağdat Büyükelçiliği'nden Irak'taki ABD vatandaşlarına acil tahliye çağrısı
Putin: "Belki de Avrupa pazarlarına doğal gaz tedarikini hemen şimdi durdurmamız mantıklı olurdu"
TEKNOLOJİ
DicleFest’te teknoloji ve bilim yarışmaları başlıyor
05 Mart 2026 Perşembe - 10:30:10
Dicle Elektrik, hizmet bölgelerinde gerçekleştirdiği enerji ve teknoloji festivali DicleFest’in dördüncüsünü 14 Mayısta Şanlıurfa’da düzenleyecek. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde yer alan altı ilde sürdürülebilirlik odaklı elektrik dağıtım hizmeti sunan Dicle Elektrik, teknoloji ve insan odaklı projeleriyle bölgesel kalkınmaya katkı sağlamayı sürdürüyor. Bu amaçla hizmet bölgesinde DicleFest etkinliğini hayata geçiren şirket, festival serisinin dördüncüsünü 14 Mayısta Şanlıurfa’da düzenleyecek. Festival kapsamında bu yıl gençlere bilim ve teknolojiyi sevdirmek ve bu alanlarda üretimlerini teşvik etmek amacıyla yeni bir proje yarışması da başlatıldı. "Geleceğin Enerjisini Sen Tasarla" mottosuyla düzenlenen proje yarışmasına, Batman, Diyarbakır, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak illerindeki ilkokul, ortaokul, lise ve üniversite öğrencileri ekiplerini kurarak katılabilecek. DicleFest kapsamındaki bilim ve teknoloji yarışmaları toplam altı farklı kategoride düzenleniyor. Yarışma ekibini kuran öğrenciler, 5 Nisana kadar internet sitesi üzerinden başvurularını yapabilecek. Finale kalan ekipler projelerini Şanlıurfa DicleFest’te sergileme şansı bulurken, kendi kategorilerinde ilk üçe girenler ödüllerini yine festival kapsamında düzenlenecek törenle alacak. Gençlerin hem üretkenliklerini, hem de teknik becerilerini sergileyebilecekleri proje yarışmalarında toplamda 1 milyon liraya yaklaşan para ödülü olacak. Dereceye girenlere tablet ve dizüstü bilgisayar gibi ödüller de verilecek. İlkokul öğrencileri ‘Suyumuz, Enerjimiz, Geleceğimiz’ temalı resim yarışmasında su ve enerji tasarrufuna dikkat çeken çalışmalarıyla, ortaokul öğrencileri ‘Su Kahramanları Görevde’ başlığı altında hikayeleriyle yarışmaya başvurabilecek. Lise düzeyinde ise ‘Tarımda Verimli Enerji Kullanımı’ proje yarışması altında akıllı tarım uygulamaları ve yenilenebilir enerji entegrasyonu üzerinden çalışmalar yürütülebilecek. ‘Verimli Enerji ile Sürdürülebilir Şehir Uygulamaları’ kategorisinin alt başlıklarında ise akıllı şehirler, enerji verimliliği ve elektrikli ulaşım çözümlerine ait projeler sunulabilecek. Üniversiteden başvuru yapmak isteyen ekipler de ‘Dijital Dönüşüm ve Enerji’ ile ‘Verimli Enerji ile Çalışan Fikirler’ başlıkları altında enerji sektöründe dijitalleşme, veri analitiği, akıllı enerji yönetimi ve inovasyon odaklı projeleriyle yarışmaya katılabilecek. Başvuruların 5 Nisan 2026 tarihine kadar tamamlanmasının ardından ön eleme ve yarı final süreçlerine geçilecek. Finale kalan projeler ise 28-29 Nisan 2026 tarihlerinde açıklanacak. Büyük final ve ödül töreni ise 14-17 Mayıs 2026 tarihleri arasında Şanlıurfa’da düzenlenecek DicleFest kapsamında gerçekleştirilecek.
04 Mart 2026 Çarşamba - 10:23
Dicle Elektrik, kaçak trafoya el koydu
Dicle Elektrik, geçtiğimiz günlerde Şanlıurfa’da karla kaplı bir tarım arazisinin kaçak elektrikle sulandığını ortaya çıkarmıştı. Yapılan incelemelerin ardından savcılık kararıyla el konulmasına hükmedilen kayıt dışı trafo, olumsuz arazi şartları nedeniyle yerinden kaldıramadığı 100 kVA’lık kaçak trafoya el koyma işlemi tamamlandı. Güneydoğu Anadolu Bölgesinde altı ilde kayıpsız, kesintisiz ve kaliteli enerji dağıtımı hedefiyle faaliyet gösteren Dicle Elektrik, daha önce kamuoyuyla paylaşılan kaçak sulama tespitinin ardından süreci adli ve teknik boyutlarıyla yakından takip etti. Kar yağışı sırasında gündeme gelen olay, Şanlıurfa’nın Şanlıurfa iline bağlı Harran ilçesinin kırsal Yenice Mahallesi’nde bulunan yaklaşık 50 dönümlük tarım arazisinde yaşanmıştı. Balçık zemin müdahaleyi geciktirdi Kar yağışı sonrasında karla kaplı olmasına rağmen sulama yapılan tarlada gerçekleştirilen kontrollerde, kaçak elektrik kullanıldığı ve sulamanın kayıt dışı 100 kVA’lık bir trafo üzerinden yapıldığı belirlenmişti. Bunun üzerine Dicle Elektrik avukatları savcılığa başvurmuş, savcılık da söz konusu trafoya el konulması yönünde karar vermişti. Ancak yoğun kar ve sulama nedeniyle tarlanın balçık hale gelmesi, vinçle müdahaleyi mümkün kılmamıştı. Havaların düzelmesi ve toprağın kurumasının ardından jandarmanın aldığı güvenlik tedbirleri eşliğinde sahaya giren ekipler, direk üzerindeki kayıt dışı trafonun yanı sıra bir adet dağıtım panosu, bir adet kumanda panosu ve kaçak tüketimde kullanılan iletkenlere el koydu. Trafo sahibi olduğu belirlenen M.Y. isimli şahıs hakkında ise adli ve idari inceleme başlatıldı. Kaçak kullanım tarımsal sürdürülebilirliği tehdit ediyor Dicle Elektrik’ten yapılan değerlendirmede, kaçak elektrik kullanımının yalnızca enerji altyapısına değil, bölgesel ekonomi ve tarımsal üretime de ciddi zararlar verdiğine dikkat çekildi. Açıklamada, kaçak tüketimin enerji kayıplarını artırdığı, maliyetleri yükselttiği, yasal abonelere sunulan hizmet kalitesini düşürdüğü ve tarımsal sürdürülebilirliği olumsuz etkilediği vurgulanarak, kayıt dışı tüketimle mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceği ifade edildi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 09:51
Bilim Merkezinde dronlar ve kullanımı söyleşisi
Düzce Belediyesi Bilim Merkezi, her yaştan bilimseveri buluşturmaya, yaptığı etkinliklerle teknolojik değişim ve gelişimleri her kesime ulaştırmaya devam ediyor. Merkez, gerçekleştirdiği son etkinlikte ‘Dronların İnsanlık Yararına Sivil Kullanım Alanları’ başlığı altındaki söyleşiye ev sahipliği yaptı. Düzce Bilim Merkezi, bilim ve teknoloji alanında yaşanan yeni gelişmeleri, hızlı şekilde hayata geçirdiği etkinliklerle bilimseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Merkezin son misafirleri, Düzce Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri oldu. Kuruluşundan bugüne birçok bilimsel etkinliğe ev sahipliği yapan merkez, son olarak Düzce Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Yakup Okan Alpay’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Dronların İnsanlık Yararına Sivil Kullanım Alanları’ isimli söyleşi ile liseli gençleri buluşturdu. Söyleşi öncesi kısa bir değerlendirme de bulunan Alpay, "Arkadaşlarımızın ilgisi ve soruları gerçekten heyecan vericiydi. Bugün otonom dron sistemlerinin sivil hayattaki kullanımlarını ve gelişen hayattaki hangi teknolojiler ile birlikte gittiğini tartıştık. Gençlerle birlikte ileriye dönük bu dron sistemlerinde ne tür gelişmeler olabilir, kendileri hangi tür teknolojiler üzerine çalışmalar yapabilir bunlardan bahsettik" dedi. Bilim merkezinin böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının kendileri için de çok iyi olduğunu ifade eden Alpay, özellikle liseli gençlerle bir araya gelerek çeşitli fikirler üzerine tartışma yürütmek için böyle bir mekan olmasının öneminden bahsederek, bilim merkezi ve yöneticilerine teşekkürlerini iletti. Söyleşiyi değerlendiren lise öğrencileri ise oldukça verimli geçtiği ifade ederek, son teknolojiler ve dron teknolojisi üzerine yapılan çalışmalar konusunda bilgilendiklerini dile getirdi. Etkinlik, öğrencilerin Bilim Merkezi’ndeki atölyelerin ziyaretiyle sona erdi.
04 Mart 2026 Çarşamba - 09:44
Bilim Merkezinde dronlar ve kullanımı söyleşisi
Düzce Belediyesi Bilim Merkezi, her yaştan bilimseveri buluşturmaya, yaptığı etkinliklerle teknolojik değişim ve gelişimleri her kesime ulaştırmaya devam ediyor. Merkez, gerçekleştirdiği son etkinlikte ‘Dronların İnsanlık Yararına Sivil Kullanım Alanları’ başlığı altındaki söyleşiye ev sahipliği yaptı. Düzce Bilim Merkezi, bilim ve teknoloji alanında yaşanan yeni gelişmeleri, hızlı şekilde hayata geçirdiği etkinliklerle bilimseverlerle buluşturmaya devam ediyor. Merkezin son misafirleri, Düzce Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri oldu. Kuruluşundan bugüne birçok bilimsel etkinliğe ev sahipliği yapan merkez, son olarak Düzce Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Yakup Okan Alpay’ın konuşmacı olarak katıldığı ‘Dronların İnsanlık Yararına Sivil Kullanım Alanları’ isimli söyleşi ile liseli gençleri buluşturdu. Söyleşi öncesi kısa bir değerlendirme de bulunan Alpay, "Arkadaşlarımızın ilgisi ve soruları gerçekten heyecan vericiydi. Bugün otonom dron sistemlerinin sivil hayattaki kullanımlarını ve gelişen hayattaki hangi teknolojiler ile birlikte gittiğini tartıştık. Gençlerle birlikte ileriye dönük bu dron sistemlerinde ne tür gelişmeler olabilir, kendileri hangi tür teknolojiler üzerine çalışmalar yapabilir bunlardan bahsettik" dedi. Bilim merkezinin böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmasının kendileri için de çok iyi olduğunu ifade eden Alpay, özellikle liseli gençlerle bir araya gelerek çeşitli fikirler üzerine tartışma yürütmek için böyle bir mekan olmasının öneminden bahsederek, bilim merkezi ve yöneticilerine teşekkürlerini iletti. Söyleşiyi değerlendiren lise öğrencileri ise oldukça verimli geçtiği ifade ederek, son teknolojiler ve dron teknolojisi üzerine yapılan çalışmalar konusunda bilgilendiklerini dile getirdi. Etkinlik, öğrencilerin Bilim Merkezi içerisinde yer alan atölyeleri inceleme gezisi ile sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
04 Mart 2026 Çarşamba- 09:01
Bakan Kacır, DTO’nun Teknik Tekstil Merkezini inceledi
2
04 Mart 2026 Çarşamba- 10:23
Dicle Elektrik, kaçak trafoya el koydu
3
03 Mart 2026 Salı- 10:56
Kütahya Şehit Selim Cansız Anadolu İmam Hatip Lisesi’nde TEKNOFEST heyecanı
4
23 Temmuz 2025 Çarşamba- 22:12
TUSAŞ ile Ge-Aerospace arasında HÜRJET Jet eğitim uçağının motoru için mutabakat zaptı imzalandı
5
04 Mart 2026 Çarşamba- 09:51
Bilim Merkezinde dronlar ve kullanımı söyleşisi
08 Şubat 2026 Pazar - 11:52
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt
Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi. Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor. Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi. İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti. Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu. "Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz" Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi. Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi. Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi. "Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor" Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor. Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor. Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı. Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi. Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı: "Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz." Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:45
Nurol Teknoloji’den balistik seramikte ezber bozan üretim: Küresel arz açığına Türkiye’den yanıt
Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, artan jeopolitik gerilimlerin balistik seramiğe talebi hızla artırdığını belirterek, Türkiye’nin bu alanda küresel ölçekte kritik bir tedarikçi konumuna yükseldiğini söyledi. Artan küresel güvenlik riskleri ve jeopolitik gerilimler, balistik koruma sistemlerine yönelik talebi hızla artırırken, ileri teknik seramiklerdeki arz sıkıntısı ülkeleri alternatif tedarik kaynaklarına yönlendiriyor. Artan tehdit seviyeleri balistik seramiği stratejik hale getirdi Nurol Teknoloji Genel Müdürü Serpil Gönenç Dinçer, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, özellikle yüksek tehdit seviyelerinin olduğu dönemlerde balistik seramiğin stratejik öneminin daha da arttığını söyledi. Dinçer, "Gerginliğin bu kadar yükseldiği bir ortamda tehdit seviyelerinin yüksek olması çok normal. Bu tehdit seviyelerini karşılayabilmek için seramiğe ihtiyaç var. Ancak dünyanın seramik arzı bu talepleri karşılama konusunda zayıf kalıyor" dedi. İleri teknik balistik seramikte entegre üretim kabiliyeti Nurol Teknoloji’nin ileri teknik balistik seramik üreticisi olduğunu vurgulayan Dinçer, alümina, silisyum karbür ve bor karbür seramiklerinin şirket bünyesinde üretilebildiğini belirtti. Almanya’da satın alınan Industrie Keramik Hochrhein firmasıyla birlikte ileri teknik seramik tozları üretiminde de yetkinlik kazanıldığını ifade eden Dinçer, "Artık sadece seramik değil, seramiğin tozunu da üreten bir firma konumundayız" diye konuştu. "Ezber bozuyoruz, balistik toz reçetelerini yeniden yazıyoruz" Bu entegrasyonun yeni ürünlerin önünü açtığını belirten Dinçer, "Balistik seramik alanında bugüne kadar yapılmış ürünlerin ötesine geçebiliyoruz. Balistik tozların reçetelerini yeniden şekillendiriyoruz. Kendi balistik tecrübemizi, Industrie Keramik Hochrhein’in toz üretim tecrübesiyle birleştiriyoruz" ifadelerini kullandı. Hibrit seramiklerle daha hafif zırhlar Dinçer, bor karbür ve silisyum karbürün harmanlandığı hibrit seramiklerin farklı oranlarda geliştirildiğini, özellikle 60’a 40 hibrit seramiğin pazara sunulduğunu belirterek, bu ürünlerin müşteriler tarafından aktif olarak kullanılmaya başlandığını söyledi. Bu sayede daha hafif ve çoklu atışa daha dayanıklı zırhların üretilebildiğini kaydeden Dinçer, "Biz daha hafif seramikler üretebiliyoruz, müşterilerimiz de daha hafif zırhlar geliştirebiliyor" dedi. Yüzde 100 bor karbür seramik için geri sayım Nurol Teknoloji’nin seramik Ar-Ge çalışmalarının yoğun şekilde sürdüğünü vurgulayan Dinçer, çok yakında yüzde 100 bor karbür seramiğe ilişkin yeni bir ürünün müjdesini vermeyi hedeflediklerini söyledi. "Birçok ülke üretimini dışarıyla paylaşmıyor" Dinçer, birçok ülkenin balistik seramik üretimini kendi ihtiyaçlarını karşılayacak seviyede tuttuğunu ya da üretim fazlasını paylaşmadığını belirterek, "En yüksek koruma seviyesine sahip, çok hafif zırh ihtiyacınız varsa, bunu temin edebileceğiniz seçenekler çok sınırlı. Bu noktada Türkiye öne çıkıyor" değerlendirmesinde bulundu. Yıllık en az 100 bin bor karbür seramik üretim kapasitesi Türkiye’nin güvenlik güçlerinin bor karbür seramikli zırhlar kullandığını belirten Dinçer, üretim hatlarının aktif şekilde çalıştığına dikkati çekti. Bor karbür seramik üreten ABD ve İsrail’in zırhlarını diğer ülkelere çok fazla ihracat yapmadığını aktaran Dinçer, "Gerek madde konusunda gerek seramikler konusunda genelde kendi ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak kadar üretiyorlar ya da daha fazlasını üretiyorlarsa da çok fazla dışarı ile paylaşmıyorlar. Dolayısıyla da sizin eğer en yüksek koruma seviyeli, çoklu atışa en çok dayanıma olan, hele de böyle bir ortamda ihtiyaca binaen çok hafif zırhlar ihtiyacınız varsa, bunu yapabileceğiniz, alabileceğiniz, bu seramikleri alabileceğiniz aslında tek bir tane seçeneğiniz kalıyor. Bu da Türkiye. Bu anlamda da Nurol Teknoloji çok büyük bir kapasiteye sahip. Bir senede en az 100 bin adet bor karbür seramik üretebilir durumdayız ve de bu kapasitemizi dolduruyoruz" şeklinde konuştu. Türkiye’nin balistik koruma ihtiyacının yaklaşık yüzde 95’ini karşılayan Nurol Teknoloji, Milli Savunma Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları, jandarma, emniyet ve diğer güvenlik kurumlarının ihtiyaçlarını, en hafif ve en yüksek koruma seviyesine sahip ürünlerle karşılıyor. Balistik zırhları yurt dışında da yoğun talep gören Nurol Teknoloji, personel koruma çözümlerinin yanı sıra araç koruma ve platform koruma alanlarında da geniş bir ürün portföyüyle hizmet veriyor. Zırhlar ilk darbeyi sahada değil, bilgisayarda görüyor Balistik sektörde test odaklı yaklaşımın maliyetli olduğuna dikkat çeken Dinçer, Nurol Teknoloji’nin simülasyon tabanlı bir Ar-Ge altyapısı kurduğunu anlattı. Malzemelerin kapsamlı şekilde karakterize edildiğini, gerçek test sonuçlarıyla simülasyon verilerinin karşılaştırıldığını belirten Dinçer, "Şu anda simülasyon altyapımız gerçek testlerle yüzde 95’in üzerinde örtüşüyor" dedi. Simülasyon altyapısı üretim süreçlerine de yön veriyor Simülasyon altyapısı ile hem mühendislik hem malzemeden hem zamandan tasarruf ettiklerini dile getiren Dinçer, ürünlerini daha hızlı bir şekilde müşterilerine ulaştırdıklarını kaydetti. Bu altyapının yalnızca ürün tasarımında değil, seramik üretim proseslerinde de aktif olarak kullanıldığını belirten Dinçer, şu ifadeleri kullandı: "Üstelik bu analiz simülasyon altyapımızı kurduktan sonra sadece zırh tarafında değil, seramik tarafında da kullanıyoruz. Biz şu anda bir seramiğimizi tüm basım kriterleri, uygulanması gereken basınçtan tutun, aslında nasıl bir geometride bir kalıp yapılmasına kadar her şeyi simülasyonda önceden görüyoruz. Daha sonra ona göre üretimlerimizi yapıyoruz. Dolayısıyla hem ürün hem proses değiştirme anlamında çok aktif bir şekilde kullanıyoruz." Avrupa’da alımlar binlerden on binlere çıktı Nurol Teknoloji’nin ihracatının ağırlıklı olarak Avrupa ve Amerika’ya yapıldığını ifade eden Dinçer, özellikle Avrupa pazarında ciddi bir artış yaşandığını dile getirerek "Artık bizim barış bölgeleri dediğimiz bölgelerde de çok ciddi ihtiyaçlar ortaya çıktı. Biz görüyoruz aktif olarak. Nurol Teknoloji’nin ihracatları çok yoğunluklu Avrupa ve Amerika tarafında. Özellikle Avrupa tarafındaki artışlar kayda değer. Eskiden binler mertebesinde olan alımlar artık birkaç on binler mertebelerine çıkmış durumda. Bir kere de bunları yapamadıkları için genelde dört senelik beş senelik alımlar şeklinde devam ediyor. Bu tek bir ülkeyle de sınırlı değil. Tüm Avrupa ülkeleri artık bu noktaya geldi. Bizim de ihraç rakamlarımıza yansıyor" diye konuştu.
08 Şubat 2026 Pazar - 11:30
Cizre’den TEKNOFEST’e güçlü hazırlık
Türkiye’nin yerli ve millî teknoloji vizyonunun en önemli adımlarından biri olan TEKNOFEST Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali kapsamında, Şırnak’ın Cizre ilçesinde öğrenci ve öğretmenlere yönelik kapsamlı bir bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Programda, TEKNOFEST yarışmalarına başvuru süreçleri anlatılırken, Cizre’den güçlü ve nitelikli projelerle festivale katılım sağlanması hedefi vurgulandı. Cizre Kaymakamlığı konferans salonunda gerçekleştirilen toplantıda, milli teknoloji hamlesi doğrultusunda gençlerin teknoloji üretme süreçlerine aktif katılımının önemine dikkat çekildi. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği programda, TEKNOFEST’in yalnızca bir yarışma değil, aynı zamanda yerli üretimi ve yenilikçi düşünceyi teşvik eden bir teknoloji platformu olduğu ifade edildi. Toplantıda, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3) Şırnak İl Temsilcisi Rukiye Asan tarafından yapılan sunumda, TEKNOFEST yarışma kategorileri, başvuru takvimi, proje geliştirme aşamaları ve değerlendirme kriterleri hakkında detaylı bilgiler paylaşıldı. Asan, TEKNOFEST sürecinde öğrencilere sunulan mentorluk, akademik danışmanlık ve teknik destek imkanlarına dikkat çekerek, gençlerin hayallerini projeye dönüştürmeleri için her türlü imkânın sağlandığını belirtti. Programda konuşan Şube Müdürü Ahmet Gümüş ise Cizre’deki okullarda yürütülen proje çalışmalarının daha planlı ve koordineli şekilde ilerlemesi için çalışmaların hızlandırıldığını ifade etti. AR-GE Koordinatörü Şükran Çetik ile iş birliği içerisinde sürecin yürütüleceğini belirten Gümüş, "TEKNOFEST’e hazırlanmak isteyen tüm öğretmen ve öğrencilerimizin yanındayız. Proje üretiminden başvuru sürecine, akademik rehberlikten teknik altyapıya kadar her aşamada destek sağlayacağız. Cizre’den TEKNOFEST’e güçlü bir katılım hedefliyoruz" dedi. Toplantı, katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla devam ederken, Cizreli öğrencilerin teknolojiye olan ilgisi ve proje üretme heyecanı dikkat çekti. Öğretmenler de bu sürecin öğrencilerin bilimsel düşünme ve problem çözme becerilerine önemli katkı sunduğunu ifade etti. Bilgilendirme toplantısı, Cizre’de teknoloji üreten bir nesil yetiştirme hedefi doğrultusunda atılacak adımların değerlendirilmesiyle sona erdi.
08 Şubat 2026 Pazar - 10:58
Böcek Müzesi 30 bin örnekle bilime katkı sunuyor, çocukların korkularını yeniyor
Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü bünyesinde faaliyet gösteren Böcek Müzesi, yaklaşık 30 bin örnekle bilimsel çalışmalara katkı sağlarken özellikle çocuklarda yaygın olan böcek korkusunun aşılmasına da destek oluyor. Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü bünyesinde bulunan Böcek Müzesi, sahip olduğu zengin koleksiyonla dikkat çekiyor. Yaklaşık 30 bin böcek örneğinin yer aldığı müze, hem bilimsel araştırmalara katkı sunuyor hem de ziyaretçilerine biyolojik çeşitliliği yakından tanıma imkânı sağlıyor. Özellikle anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocuklar tarafından yoğun ilgi gören müze, entomofobi olarak bilinen böcek korkusunun yenilmesinde önemli bir rol üstleniyor. Böcek biliminin, insanlığın hayatta kalma, pratik bilgi üretme ve bilimin ışığında kültürel çalışmalar yapma gibi temel uğraşlarının tamamıyla yakından ilişkili olduğu vurgulanırken; böceklerin insan kültüründe edebiyattan sanata, tarihten dine, halk sağlığından besin kaynağına kadar pek çok alanda önemli bir yere sahip olduğu ifade ediliyor. Bu yönüyle böcekler, insan kültürünün vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Bitki Koruma Bölümü Böcek Müzesi, yalnızca bilim ve eğitim alanında değil, aynı zamanda tarih içinde yapılan bir yolculuğun biyolojik çeşitlilik penceresi olarak da öne çıkıyor. 26 Kasım 2002 yılında kurulan müzede, 11 takıma bağlı yaklaşık 100 familyaya ait bin 200’den fazla teşhisli tür bulunuyor. Toplam örnek sayısının 20 binin üzerinde olduğu müze, sadece üniversite için değil, Isparta kenti açısından da önemli bir prestij yapısı olarak değerlendiriliyor. ISUBÜ Bitki Koruma Bölümü Böcek Müzesi, 2005 yılında Türkiye’den "Uluslararası Böcek ve Akar Koleksiyonları" listesine giren ikinci böcek müzesi olma unvanını kazanırken, uluslararası merkezler tarafından "Entomological Museum of Isparta, Turkey (EMIT)" adıyla tanınıyor. Böcek Koleksiyonu 23 yıldır bilimsel standartlarda korunuyor Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sibel Yorulmaz, aynı zamanda Böcek Koleksiyonu sorumlusu olarak görev yaptığını belirterek, koleksiyonun temellerinin 2002 yılında atıldığını söyledi. Yorulmaz, "2005 yılında uluslararası böcek ve akar koleksiyonu standartlarına uygun şekilde kapsama alındık. 2010 yılından itibaren ise koleksiyonumuz ziyarete açıldı ve o tarihten bu yana aktif olarak ziyaretçilerini ağırlıyor" dedi. Ziyaretçilerin yüzde 80’i anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocuklar Böcek Koleksiyonu’nun özellikle çocuklardan yoğun ilgi gördüğünü ifade eden Prof. Dr. Yorulmaz, 2025 yılında toplam ziyaretçi sayısının bin 200’e ulaştığını belirtti. Ziyaretçilerin yaklaşık yüzde 80’inin anaokulu ve ilköğretim çağındaki çocuklardan oluştuğunu kaydeden Yorulmaz, "Amacımız biyolojik çeşitliliğin doğadaki önemini, canlıların ekosistemdeki rolünü ve korunması gerektiğini özellikle küçük yaşlarda anlatabilmek. Üniversitemizin toplumsal katkı misyonu kapsamında koleksiyonumuz önemli bir görev üstleniyor" diye konuştu. Hedef entomofobiyi yenmek ve biyolojik farkındalık oluşturmak Son yıllarda entomofobi olarak bilinen böcek korkusunun yaygınlaştığını dile getiren Prof. Dr. Yorulmaz, küçük yaşta böceklerle tanışmanın bu korkunun aşılmasında etkili olduğunu ifade etti. Yorulmaz, "Doğada yaklaşık 3 milyon tür ile canlılar arasında en fazla tür sayısına sahip olan böceklerin tanıtılması temel hedeflerimiz arasında yer alıyor. Koleksiyonumuzda 11 takıma bağlı yaklaşık 100 familyaya ait böcek bulunuyor. Bunların yaklaşık bin 200’ü tür düzeyinde teşhis edilmiş durumda ve toplamda yaklaşık 30 bin böcek örneği sergileniyor. Isparta özelinde ise nesli tehlike altında olan Apollo kelebeği büyük önem taşıyor" dedi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 17:49
Denizli zabıtasından şehir içi minibüslere denetim
Vatandaşların daha güvenli ve konforlu seyahat edebilmesi için sahaya inen Büyükşehir Zabıtası, şehir içi minibüslerde kapsamlı bir denetim gerçekleştirdi. Durak harici yolcu indirme-bindirme ve trafik akışını engelleyen ihlallere karşı denetimlerin aralıksız süreceği açıklandı. Denizli Büyükşehir Belediyesi Zabıta Dairesi Başkanlığı ekipleri, vatandaşların güvenli, konforlu ve kurallara uygun şekilde seyahat edebilmesi amacıyla, minibüslerin belirlenen güzergah kontrollerini ve durak harici yolcu indirip bindirme yapılıp yapılmadığını kontrol etti. Kent merkezinde yapılan denetimler sırasında, trafiğin yoğun olduğu noktalarda durak dışı bekleme yapan ve akışı olumsuz etkileyen sürücülere uyarılarda bulunuldu. Zabıta ekipleri ayrıca, minibüslerin genel temizlik durumu, araç içi düzeni ve vatandaşların güvenliğini etkileyebilecek unsurları da inceledi. Kurallara uymadığı tespit edilen sürücülere gerekli idari işlemler uygulandı. Kent içi ulaşımda düzeni sağlamak, trafik yoğunluğunu azaltmak ve toplu taşıma hizmet kalitesini artırmak amacıyla denetimlerin aralıksız sürdürüleceği bildirildi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 14:31
Alanya Teknokent, girişimci ve yatırımcılara büyük destekler sunuyor
Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi öncülüğünde kurulan Alanya Teknokent’te girişimcilere ve işletmelere sağlanan çeşitli teşvik ve muafiyetlerle Ar-Ge ve yenilik projeleri, daha hızlı ve etkin bir şekilde ilerleme imkanı buluyor. 2025 Eylül ayında kurulan Alanya Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren firma ve girişimcilere; vergi avantajları, Ar-Ge destekleri ve operasyonel kolaylıklar sağlanarak yenilikçi projelerin hayata geçirilmesi teşvik ediliyor. Teknokent’te ortaya konulan fikirlerin ürüne dönüşmesi için üretim maliyetlerini düşürmek ve verimliliği artırmak temel amaçlar arasında yer alıyor. Teknokent’te hem yatırımcının hem de girişimcinin faydalanacağı kurumlar vergisi, personel gelir vergisi, SGK işveren payı, yazılım KDV, gümrük vergisi, damga vergisi gibi önemli kolaylıklar bulunuyor. Vergiden, mentorluk hizmetine kadar destek avantajları Fikirden ürene ilk adım olan kuluçka merkezi sayesinde ürün kamu destekli Ar-Ge projelerine yüzde 25, diğer projelere ise yüzde 50 kira avantajı sağlanıyor. Kuluçka merkezlerinde genç ve yeni işletmeler, henüz şirketleşmemiş girişimciler ön kuluçka olarak sınıflandırılıyor. Burada ofis hizmetleri, ekipman yönetim desteği mentorluk hizmeti sağlanıyor. Ar-Ge projelerinde de gümrük vergisi istisnası, makine ve teçhizat KDV istisnası, damga vergisi ve harç istisnası gibi durumlardan faydalanılıyor. Personel destekleri ile işletmelere büyük kolaylık sağlanıyor Teknokent’te personel teşvikleri de en dikkat çeken teşvikler arasında yer alıyor. Teknokent’te faaliyet gösteren işletmeler için gelir vergisi stopajı teşviki, destek personeli limiti, damga vergisi gibi avantajlar bulunuyor. Bunların yanında yüzde 50 devlet katkılı SGK prim desteği işletmelere önemli fırsat sunuyor. Bunun yanında matematik, biyoloji, fizik ve kimya lisans mezunları ile doktora öğrencisi Ar-Ge personeline de asgari ücret tutarı kadar destekler yer alıyor. Teknokent’te fikirlerin ürüne dönüşmesi için tüm kolaylıklar sağlanması fikriyle uzaktan çalışma ve esneklik modeli de yer alıyor. Bir işletmenin bölge dışında olan yüksek lisans veya doktora öğrencisi niteliğindeki personeli evden veya üniversiteden bölge dışı çalışma kapsamında destek sağlanacak. Yazılım ürünleri vergiden muaf olacak Teknokent’te ortaya çıkan yazılım, tasarı ve Ar-Ge faaliyetleri sonucu ortaya çıkan ürünün satışından veya pazarlanmasından elde edilen kazanç, gelir ve kurumlar vergisinden tutuluyor. Bunun yanında sistem yönetimi, veri yönetimi, iş uygulamaları mobil oyun, askeri komuta kontör gibi yazılımlı ürünler için de KDV istisnaları sağlanıyor. Yatırımcılara kolaylık sağlayacak destekler olacak Teknokent’te büyümeyi finanse etmek adına girişim sermayesi desteği de bulunuyor. Yatırımcılar için olan bu fırsatta, girişimcilere veya kuluçka merkezindeki girişimlere sağlanan fonlar vergi matrahından indirilebilecek. Bu avantaj sayesinde girişim fikirleri, yatırımcılar tarafından daha hızlı desteklenecek. Tüm bunların yanında Alanya Teknokent’te geliştirilen yüksek teknolojik ürünün seri üretime dönüşmesi adına bölge içinde yatırım sağlanacak. Böylece bir ürün, yönetici şirketin uygun bulması ve devamında Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının izni ile prototip ürün, seri üretimle ülke ekonomisine ve geleceğine kazandırılacak. Alanya teknokent aş’de bir fikir nasıl ürüne dönüşür? Bir girişimci, fikrini ürüne dönüştürmek isterse öncelikle bunu Ar-Ge/Yazılım niteliği taşıyan projenin tanımlanmasını yani proje hazırlığını tamamlanmalı. Daha sonra girişimci, yönetici şirkete Alanya Teknokent, portalı üzerinden başvuru yapar. Yapılan Başvuru hakem heyeti tarafından niteliği incelenir. İncelenen proje onay alırsa yer tahsisi yapılarak faaliyetler başlar. Rektör Türkdoğan: "Teknokent ile alanya’mız teknoloji merkezi olacak" ALKÜ Rektörü Prof. Dr. Kenan Ahmet Türkdoğan, yaptığı açıklamada, Alanya Teknokent AŞ’nin kurulmasıyla girişimcilerin projelerinin yatırımcılar sayesinde küresel bir rekabet kazanacağını dile getirdi. Teknokent AŞ’de yapılan teşvik ve muafiyetlerle hem girişimcilere hem de yatırımcılara büyük avantaj sağlandığını belirten Rektör Türkdoğan, " Teknokent ile Alanya’mız teknolojinin de merkezi olacak. Burada öncelik fikirlerin ürüne dönüşmesidir. Bunun için tüm taraflara en güzel kolaylıklar sağlandı. Girişimci tarafından projelendirilen fikir, akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği yatırımcılarımızın olduğu Teknokent’te ürüne dönüşecek. Teknokent’in hayata geçirilmesinde başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Bakanı Mehmet Fatih Kacır’a, Bakan Yardımcısı Muhammet Kasım Gönüllü’ye, Antalya Valisi Hulusi Şahin’e, Önceki Dönem Dışişleri Bakanı Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na, Antalya Vali Yardımcısı Mustafa Hulusi Arat’a, Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk’e, Alanya Belediye Başkanı Osman Tarık Özçelik’e, Alanya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Turan Sağer’e, ALTSO Başkanı Eray Erdem’e ve emeği geçen tüm paydaşlara teşekkür ediyorum." dedi.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 12:49
Vodafone, şebeke servislerinde yeni nesil otomasyon platformunu devreye alıyor
Vodafone, 5G ve yeni nesil dijital şebeke mimarilerinin gerektirdiği hız, tutarlılık ve ölçeklenebilirliği sağlamak üzere önemli şebeke uygulamalarını tek bir orkestrasyon deneyiminde birleştiren yeni nesil otomasyon platformu Horizon’ı hayata geçirdi. Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, şebeke operasyonlarında yıllar içinde farklı ekipler tarafından geliştirilen dağınık uygulamaları yeniden kullanılabilir otomasyon modüllerine dönüştüren Horizon platformunu devreye aldı. Yerli teknoloji şirketi TechNarts iş birliğiyle geliştirilen Horizon; yazılım tanımlı ağ (SDN) farkındalığı, uygulama programlama arayüzü (API) tabanlı orkestrasyon yetenekleri ve merkezi yürütme kabiliyetiyle, mevcut altyapılar ile geleceğin dijital şebeke mimarilerini aynı çatı altında buluşturarak, mobil ve sabit IP omurga ağında, şebeke güvenliğinde, veri merkezi ve telco bulut ortamlarında uçtan uca operasyonel bütünlük sağlıyor. Konu hakkında değerlendirmede bulunan Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Yago Lopez, "Geleceğin bağlantı teknolojileri yalnızca güçlü altyapılar değil, aynı zamanda akıllı, esnek ve yazılım odaklı operasyonel kabiliyetler gerektiriyor. Horizon ile operasyonlarımızı bağımsız çözümlerden bütüncül bir orkestrasyon yaklaşımına taşıdık. Yerli iş ortağımız TechNarts ile geliştirdiğimiz bu platform, mevcut ağlarımızı daha verimli yönetmemizi sağlarken, 5G ve ötesi için ölçeklenebilir, sürdürülebilir ve geleceğe hazır bir operasyonel temel oluşturuyor" dedi. TechNarts Kurucu Genel Müdürü ve Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Üyesi Taha Yaycı da şöyle konuştu: "Vodafone Türkiye’nin, tamamen yerli olarak geliştirilen yazılım ürünlerini, kendi şebeke ekosistemlerine entegre etme yaklaşımı; ulusal haberleşme teknolojilerinin geliştirilmesine yönelik güçlü bir kararlılığı ortaya koymaktadır. Horizon, küresel operatörler ile yerli teknoloji sağlayıcıları arasındaki iş birliğinin, ölçeklenebilir, güvenli ve geleceğe hazır platformların ortaya çıkmasını nasıl mümkün kıldığını göstermektedir. HTK ekosistemi içinde faaliyet gösteren bir şirket olarak TechNarts, Türkiye’nin dijital dönüşüm hedeflerini destekleyen ve teknolojik bağımsızlığı güçlendiren yerli yazılım çözümlerine yatırım yapmaya kararlılıkla devam etmektedir." Cisco CNC ile operasyonel SDN entegrasyonu Yapılan açıklmaya göre Horizon, Türkiye’de ilk kez Cisco Crosswork Network Controller (CNC) ile doğrudan operasyonel entegrasyon sağlayan platform olma özelliğini taşıyor. Bu entegrasyon sayesinde gerçek zamanlı topoloji bilgisi, cihaz durumu ve kontrolcü zekâsı günlük operasyonel iş akışlarının doğal bir parçası haline geliyor. Orkestrasyon kararları hem SDN kontrolcü verileri hem de geleneksel operasyonel mantıkla birlikte değerlendirilerek daha akıllı ve bağlama duyarlı hale getiriliyor. Veri merkezinden IP omurga şebekesine kadar uçtan uca otomasyon Açıklamaya göre Horizon, Ansible Tower entegrasyonu sayesinde veri merkezi operasyonlarını mobil ve sabit omurga operasyonlarıyla birlikte tek bir orkestrasyon çatısı altında yönetebiliyor. Provizyon, konfigürasyon ve doğrulama adımları yapılandırılmış ve tekrar kullanılabilir hatlar üzerinden yürütülürken; izleme, envanter, güvenlik ve kimlik sistemleri de platformla entegre çalışıyor. Bu yapı, farklı teknoloji katmanlarının birbirinden kopuk değil, birlikte çalışan bir otomasyon ekosistemi olarak yönetilmesini sağlıyor. Periyodik çalışan 86 bin farklı aktiviteyi otomatize ederek, operasyonel kabiliyeti yüzde 30’a kadar artırıyor. Operatör odaklı, geleceğe hazır platform Gerçek mühendislik çalışma biçimleri dikkate alınarak tasarlanan Horizon; özelleştirilebilir panolar, on-call (çağrı üzerine çalışan) ekranları, farklı ekip ihtiyaçlarına göre uyarlanabilen arayüzler ve tekdüzen kaynak konum belirleyici (URL) tetiklemeli otomasyon pencereleriyle operatör odaklı ve kolay uygulanabilir bir deneyim sunuyor. Vodafone Türkiye’nin şebeke operasyonlarının temel otomasyon katmanı olarak konumlanan Horizon, yapay zekâ destekli operasyonlar ve yeni nesil şebeke mimarileri için de güçlü ve sürdürülebilir bir zemin oluşturuyor.
07 Şubat 2026 Cumartesi - 11:36
Kameralar cebe girdi: Fotoğraf tutkunlarına cep telefonu eğitimi veriliyor
Aydın’ın Nazilli ilçesinde amatör fotoğraf tutkunlarınca 2006 yılında kurulan Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği (NAFOD), bu kez cebe giren kameralar olan cep telefonları ile çekim yöntemleri eğitimi verdi. NAFOD ve Aydın Fotoğraf Sanatı Derneği (AYFOD) işbirliğinde Nazilli’deki dernek hizmet binasında düzenlenen etkinliğe çok sayıda fotoğraf tutkunu katıldı. NAFOD Yönetim Kurulu Üyesi, Fotoğraf Eğitmeni Kamil Okyay, eğitim seminerine katılan üyeler başta olmak üzere öğrenci ve diğer fotoğraf meraklılarına mobil fotoğrafçılığın temellerini anlattı. Mobil fotoğrafçılığın temelleri, renk uyumu ve kontrast, mobil fotoğrafçılıkta bakış ve hareket yönü, mobil fotoğrafçılıkta çizgiler - çerçeveler, mobil fotoğrafçılıkta kompozisyon, uygulama önerileri, ekipman ve aksesuarlar ile mobil fotoğraf uygulamalarını anlattı. 30 gün sürecek proje içerisinde teorik uygulamanın ardından saha çalışması yapılarak, cep telefonu kameraları ile çekilen fotoğrafların değerlendirmeye alınacağı belirtildi. Okyay sunumunda, cep telefonlarının işleyiş açısından fotoğraf makinelerine pek çok konuda benzese de dikkat edilmesi gereken farklılıklar olduğunun önemle altını çizerek, "Tarihteki ilk mobil fotoğraf 1997 yılında Philippe Kahn tarafından çekilmiştir. Mobil fotoğrafçılığı gelişmesi ve yayılması ancak 2002 yıllarında cep telefonlarının yaygınlaşması ile mümkün olmuştur. Mobil fotoğrafçılıkta fark oluşturan en önemli unsurlardan biri, kameranın kalbi sayılan görüntü sensörü ve onun sihirli rakamları olan boyutu ve çözünürlüğüdür. Işığı algılayan ve onu dijital verilere dönüştüren bu minik parça, fotoğrafın kalitesini doğrudan etkiler. Sensör boyutu ne kadar büyükse, o kadar fazla ışık toplayabilir. Profesyonel fotoğraf makinelerinde bulunan tam kare (Full Frame) sensörler, 36x24 mm gibi büyük boyutlara sahiptir. Oysa mobil telefonlardaki sensörler çok daha küçüktür" dedi. "Mobil fotoğrafçılığın önemi artıyor" Okyay, konuşmasının devamında cep telefonu kameralarının boyutlarının dikkate alındığında oldukça hızlı ve pratik olduğunu da ifade ederek, "Mobil fotoğrafçılıkta, akıllı asistanlar, otomatik modlar ve sihirli dokunuşlar çok daha hızlı şekilde uygulanabilmektedir. Pratik çekim modları sayesinde hemen hemen her ortamda görüntünün yakalanabilmesi mümkündür. Ancak her ne şekilde olursa olsun ayarların kullanımı, kadraj, ışık, renk, kontrast, bakış, hareket, arka plan, çerçeveleme, senaryo, kompozisyon, derinlik oluşturma, denge, pozlama, üçte bir kuralı, portre çekimi, ekipmanlar ve son olarak fotoğrafın işlenmesi gibi fotoğrafı etkileyen unsurları iyi bilmek gerekir. Çünkü her geçen gün mobil fotoğrafçılığın önemi giderek artıyor" şeklinde konuştu. "Bilime, sanata ve eğitime katkı sağlanıyor" Nazilli Fotoğraf Sanatı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Refik Karacaoğlu, derneklerinin kurulduğu günden bu yana bilime, sanata ve eğitime katkı sağlamak amacıyla projeler ürettiğini ve proje işbirlikleri ile fotoğraf sanatını sevdirmeye çalıştıklarını ifade etti. 2026 yılında yeni projelerle sosyal ve kültürel faaliyetlerini sanatla buluşturmak için işbirliği protokolleri yaparak fotoğraf sanatını sevdirmeyi amaçladıklarını da ifade eden Başkan Karacaoğlu, üyelerine ve katılımcılara teşekkür ederek derneğin her zamankinden daha fazla ve etkin şekilde sanatsal faaliyetlerini yürütmeye devam edeceğini belirtti. Etkinliğe katılan Aydın Fotoğraf Sanatı Derneği (AYFOD) Üyesi Dilşat Erdoğmuş ve ortaokul öğrencisi Lale Kaymak, yaptıkları konuşmada cep telefonu kameralarını etkin şekilde kullanmayı öğrenmenin gerekliliğini ifade ettiler.
06 Şubat 2026 Cuma - 15:18
Büyükşehir DİGEM’de gençleri teknolojiyle buluşturdu
Sakarya Büyükşehir Belediyesi Dijital Gelişim Merkezi (DİGEM), Adapazarı Anadolu İmam Hatip Lisesi Fen ve Teknoloji Proje Okulu öğrencilerini ağırladı. VR deneyimi yaşayan ve dijital üretim uygulamalarını inceleyen gençler, teknolojiyle iç içe bir gün geçirdi. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, gençleri teknoloji ve yenilikçi uygulamalarla buluşturmaya devam ediyor. Bu çerçevede Dijital Gelişim Merkezi’ni (DİGEM) ziyaret eden İmam Hatip Lisesi Fen ve Teknoloji Proje Okulu öğrencileri, merkezdeki çalışmaları yerinde inceleyerek teorik bilgilerini dijital dünyanın yenilikçi uygulamalarıyla pekiştirme fırsatı buldu. Öğrenciler, DİGEM’in dijital üretim laboratuvarlarında tasarımın fikir aşamasından ürüne dönüşümüne uzanan süreci yerinde takip ederek teknoloji temelli üretimin nasıl şekillendiğini deneyimledi. 3D yazıcı uygulamalarıyla dijital ortamda hazırlanan tasarımların somut ürüne dönüşümünü izleyen öğrenciler, üretim süreçlerinin tüm aşamalarını yerinde incelediler. Sanal gerçeklik alanlarında ise VR gözlük kullanan öğrenciler, farklı dijital ortamları deneyimleyerek teknoloji tabanlı uygulamaları yakından tanıdı. Eğitici ve etkileşimli içeriklerle zenginleşen ziyaret, gençlerin teknolojiye olan ilgisini artıran öğretici bir buluşma oldu.
06 Şubat 2026 Cuma - 13:05
SSB Başkanı Görgün: "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemektir"
Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) tarafından düzenlenen ‘Geleceğin Harekat Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST) yarışması ödül töreninde konuşan SSB Başkanı Haluk Görgün, "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek ve yatırım yapılması gereken savunma teknolojilerini işaret etmektir" dedi. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayi Başkanlığı (SSB) tarafından ‘Geleceğin Harekat Ortamını Şekillendirecek Teknolojiler (GHOST)’ yarışması düzenlendi. Kamu, savunma sanayii ve akademi iş birliğiyle bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmaya yapılan toplam 118 başvuru, SSB tarafından oluşturulan hakem heyeti tarafından değerlendirildi. Yapılan değerlendirmede ilk 10’a giren senaryolar hakem heyeti tarafından belirlendi. "GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek" Ödül töreninde konuşan SSB Başkanı Haluk Görgün, Türkiye’nin stratejik aklını ve teknoloji üretme iradesini aynı çatı altında buluşturan çok kıymetli bir birlikteliği yaşadıklarını ifade etti. Güvenlik ortamının hızla değiştiğini ve tehditlerin çok boyutlu hale geldiğini kaydeden Görgün, "Bu noktada GHOST’un amacı geleceği şekillendirmeye aday teknolojileri belirlemek, yatırım yapılması gereken savunma teknolojilerini işaret etmek ve bugüne kadar yeterince görünürlük kazanmamış yeni teknoloji ile konseptleri ekosistemin gündemine taşımaktır" diye konuştu. "Yarışmada 2050’li yıllarda kullanılacak teknolojileri tasvir edecek en iyi senaryolar seçildi" Görgün, GHOST faaliyetinin ilkini 2023 yılında düzenlediklerini hatırlatarak, "Ortaya çıkan sonuçlar ve ekosistemde ürettiği sinerji, 2025 yılında ikinci senaryo yarışmasının yapılmasına güçlü bir zemin oluşturdu. Bu ikinci yarışmada, 2050’li yılların harekât ortamını ve kullanılacak teknolojileri tasvir edecek en iyi senaryolar seçildi. 2050’ye giderken; harekâtın dili, ölçeği ve hızı dönüşüyor. Kara, deniz ve havanın yanında uzay, siber alan ve elektromanyetik spektrum giderek daha belirleyici bir ağırlık kazanıyor. Bu yeni dönemde üstünlüğü; yalnız platformlar değil, platformların birbirleriyle kurduğu güvenli bağlar, karar süreçlerini hızlandıran zekâ katmanları ve sahayı bütüncül gören sistemler belirleyecek. Bu nedenle, GHOST senaryolarını yalnızca bir gelecek tasviri olarak ele almıyoruz; bu senaryoları, ülkemizin gelecek yetkinliklerini inşa eden stratejik bir araç olarak görüyoruz" açıklamasında bulundu. GHOST çerçevesinde gelen senaryoları Türk Silahlı Kuvvetleri’nden, üniversitelerden ve savunma sanayi ekosisteminden uzmanların katkı sunduğu, çoklu değerlendirme esasına dayalı bir süreçle incelediklerinin altını çizen Görgün, süreç boyunca tarafsızlığı güçlendiren adil, tutarlı ve izlenebilir bir değerlendirme zemini oluşturduklarını sözlerine ekledi. Yarışma sonrasında geleceğin teknolojilerini belirlemeye yönelik olarak SSB koordinasyonunda TSK, savunma sanayii firmaları, araştırma kurumları ve üniversite temsilcilerinin katılımıyla GHOST Çalıştayı yapıldığını aktaran Görgün, çalıştay kapsamında savunma sanayini doğrudan ilgilendiren teknoloji yol haritalarında yer alması gereken konu başlıklarının netleştiğini açıkladı. Görgün, toplam 11 başlıkta yol haritasının belirlendiğini kaydederek, konular birbirini tamamlayan bir bütünlük içinde ele alındığında Türkiye’ye sistemik üstünlük sağlayacak güçlü bir teknoloji omurgası oluşturacağını dile getirdi. "Savunma sanayiinde kalıcılığı sağlayan unsur, insan kaynağının ve güvenlik yaklaşımının eş zamanlı güçlenmesidir" Görgün, GHOST’un en kıymetli çıktılarından birini ekosistemin aynı hedef etrafında aynı dili konuşmasını sağlaması olduğunu vurgulayarak, "Yarışma ve çalıştay süreçlerinde Başkanlığımız personeli, TSK mensupları, akademisyenlerimiz ve sanayi temsilcilerimiz aynı masalarda çalıştı; aynı sorunlara birlikte baktı; aynı gelecek resmini birlikte netleştirdi. Bu birliktelik teknoloji üretmenin ötesinde, yetkinlik üretmeyi de beraberinde getirmektedir. Çünkü savunma sanayiinde kalıcılığı sağlayan unsur ürünle birlikte insan kaynağının, süreç disiplininin, test ve doğrulama kültürünün, güvenlik yaklaşımının ve kurumsal sürekliliğin eş zamanlı güçlenmesidir. Bugün ödül alan senaryolar, bu ortak aklın somut çıktılarıdır" değerlendirmesinde bulundu. "GHOST’un kalıcı bir platform olarak daha da büyümesini temenni ediyorum" Yarışmalara katılan tüm proje sahiplerine ve onları destekleyen savunma sanayii temsilcilerine teşekkür eden Görgün, "GHOST’un ülkemizin teknoloji yol haritasına yön veren, yeni OTAĞ temalarını besleyen ve stratejik hazırlığımızı güçlendiren kalıcı bir platform olarak daha da büyümesini temenni ediyorum" dedi. Program, dereceye giren proje sahiplerine ödüllerinin verilmesiyle son buldu.
06 Şubat 2026 Cuma - 12:40
Bilim, planlama ve toplum "Tekirdağ" için bir araya geldi
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Tekirdağ Planlama Ajansı (TEKPA) iş birliğinde düzenlenen "Afetlere Dayanıklı Tekirdağ-Deprem Güvenliği ve Toplum Odaklı Çözümler Çalıştayı", iki gün süren programın ardından sona erdi. Büyükşehir Belediyesi Yılmaz İçöz Sahnesi’nde gerçekleştirilen çalıştayda, kentsel dönüşüm ve deprem güvenliği; planlama, çevresel, fiziksel, finansal, hukuki ve uygulama boyutlarıyla dört ayrı oturumda ele alındı. İlk gün bilimsel veriler değerlendirilirken, ikinci gün bu verilerin sürdürülebilir politikalara dönüştürülmesine yönelik çözüm önerileri masaya yatırıldı. Çalıştayın ilk oturumunda, Şehir Plancısı ve TEKPA Koordinatörü Dr. Ömer Selvi moderatörlüğünde "Kentsel Dönüşümün Planlama Boyutu" başlığı ele alındı. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Pelin Pınar Giritlioğlu, "Dirençli Kentler İçin Nasıl Bir Kentsel Dönüşüm?" sunumuyla kentsel dönüşüm planlamasının afetlere dirençli şehirler oluşturmadaki önemine dikkat çekti. Gaziemir Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ekici ise "Ulaşılamayan Konut: Türkiye’de Barınma Hakkı" başlıklı sunum yaptı. İkinci oturumda, TEKPA Genel Müdürü Mehmet Akyürek moderatörlüğünde "Kentsel Dönüşümün Fiziksel ve Çevresel Boyutu" ele alındı. Dr. Öğr. Üyesi İpek Sakarya, orta ölçekli kentlerde kentsel dönüşümün fiziksel çevre üzerindeki etkilerini değerlendirirken, Özyeğin Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper Ünlü ise mimarlık ve çevresel stres ilişkisini ele aldı. Üçüncü oturumda, "Kentsel Dönüşümün Finansal ve Hukuki Boyutu" başlığı altında değerlendirmeler yapıldı. İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, kentsel dönüşümün finansmanı konusundaki doğru ve yanlış uygulamalara değinirken, Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ezgi Orhan, dönüşüm mevzuatı ve risk azaltma uygulamalarını aktardı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. İdil Akyol Koçhan ise 6306 sayılı Kanun kapsamında kentsel dönüşüm, sosyal konut ve barınma hakkı konularını ele aldı. Çalıştayın kapanış konuşmasını yapan TEKPA Genel Müdürü Mehmet Akyürek, afetlere karşı dirençli kentlerin oluşturulmasının bütüncül bir sorumluluk olduğuna dikkat çekerek, "Bu çalıştay, kentsel dönüşümün yalnızca yapı yenileme değil, risk azaltma odaklı bir politika olarak ele alınması gerektiğini bir kez daha ortaya koydu. Bilim, kamu yönetimi, yerel yönetimler, meslek odaları ve toplumun birlikte hareket etmesi büyük önem taşıyor" dedi. Programa, büyükşehir belediyesi daire başkanları, kurum amirleri, meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve vatandaşlar da katıldı.
06 Şubat 2026 Cuma - 12:13
Zihinsel engelli çocuklara sahip ailelere yapay zekalı destek
Antalya Valiliği himayesinde Akdeniz Üniversitesi koordinatörlüğünde yürütülen ve Avrupa Birliği Erasmus Plus KA220 kapsamında desteklenen Zihinsel Engelli Çocuklu Aileleri Güçlendirmeye Yönelik Avrupa Dijital Ağı ve Sanal Merkezi "European Digital Network and Virtual Centre for Empowering Families with Intellectual Disability Children (VICEFAM-CID)" başlıklı projenin açılış programı gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi’nin koordinatörlüğünde yürütülen projede Antalya Valiliği, Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı (ZİÇEV), bo Academy University (Finlandiya), University of Maribor (Slovenya), Association for Innovation and Education (AFIE) (Polonya) proje ortağı olarak yer alıyor. Proje; zihinsel engelli çocuklara sahip ailelerin dijital araçlar ve yapay zekâ destekli öğrenme çözümleri aracılığıyla güçlendirilmesini, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir Avrupa dijital destek ağı oluşturulmasını ve aile temelli yenilikçi eğitim modellerinin geliştirilmesini amaçlıyor. Ailelerin yükünü hafifletmek görevimiz 6 Şubat depremlerinin yıl dönümü vesilesiyle hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Antalya Valisi Hulusi Şahin, projenin hem insani hem de teknolojik boyutuna dikkat çekti. Vali Şahin, engelli bireye sahip ailelerin omuzlarındaki yükün ağırlığına değinerek, kamu ve akademik camianın bu süreçteki rolünü vurguladı. Vali Şahin, "Engelli bireyi olan bir ailenin yükü tarifi imkânsız seviyede. Bu yükü ne kadar azaltabilirsek, bu yükün altına ne kadar omuz koyabilirsek o kadar iyi. Bir toplumun gelişmişlik seviyesini, özel ilgiye muhtaç bireylerine gösterdiği ilgiyle ölçebiliriz. Burada başarılı işler yapabilmek, medeniyet karnemizin ana göstergesidir." dedi. Dijital dönüşüm ve yapay zeka Projenin yenilikçi çözümler sunmasını değerli bulduğunu ifade eden Vali Şahin, dijitalleşmenin getirdiği fırsatların engelleri aşmak için kullanılması gerektiğini belirtti. Yapay zeka uygulamalarının özel eğitim alanındaki önemine değinen Vali Şahin, "Büyük bir dijital dönüşümün içindeyiz. Bu dünyanın meyvelerini çocuklarımızın istifadesine sunmamız lazım. Dijitalleşmenin sunduğu imkanlarla eğitimdeki engelleri aşmak temel hedefimiz olmalı." ifadelerini kullandı. Projenin uluslararası boyutuna dikkat çeken Vali Şahin, Türkiye ile Polonya, Slovenya ve Finlandiya’dan ortakların deneyimlerini paylaşacağını belirtti. Proje kapsamında kurulacak dijital ağ sayesinde, zihinsel engelli bireylerin eğitimine dair iyi uygulama örneklerinin sürdürülebilir bir şekilde paylaşılacağını ifade etti. Vali Şahin, konuşmasının sonunda proje ekibine, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü’ne ve uluslararası partnerlere teşekkür etti. Üniversitelerin görevi bilgiyi topluma sunmak Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, "Üniversitelerin en kıymetli görevi, bilgiyi toplumun hizmetine sunmaktır. Bu proje, tam da bu misyonun somut bir ifadesi. Hemşirelik Fakültemiz, Mühendislik Fakültemiz ve İletişim Fakültemizden hocalarımızın ortak emeği, sadece akademik bir çalışma değil, doğrudan insan hayatına dokunan bir çözüm olarak karşımıza çıkıyor." dedi. İş birliğinin önemine dikkat çeken Rektör Özkan, "Biliyoruz ki engellilik gibi karmaşık ve çok boyutlu meselelerde, çözüm üretmek yalnızca tek bir kurumun başarabileceği bir şey değil. Bu alan; akademik bilginin, uluslararası deneyimin, kamu gücünün ve sivil toplumun sahadaki gerçekliğinin bir araya gelmesiyle gelişiyor. Farklı bakış açıları yan yana geldiğinde hem daha kapsayıcı hem de gerçekten karşılığı olan çözümler ortaya çıkıyor. Bu proje tam da böyle bir iş birliğinin ve ortak bir sorumluluk duygusunun ürünüdür." şeklinde konuştu. Hedef ailelerin ve çocukların hayatını kolaylaştırmak Projenin amacının asıl hedefinin ailelerin ve çocukların yaşamını kolaylaştırmak olduğunu söyleyen Rektör Özkan, "Projemizin en heyecan verici çıktıları arasında yer alan Yapay Zekâ Destekli Sanal Öğrenme ve Destek Merkezi ile Aileden Aileye Avrupa Dijital Ağı, teknolojiyle insani dayanışmayı aynı çatı altında buluşturacaktır. Bu merkez üzerinden sunduğumuz dijital eğitim modülleri ve rehberlik araçları, yalnızca ailelerimize değil; öğretmenlerden psikologlara kadar sahada emek veren tüm profesyonellerimizin de dijital yetkinliklerini en üst seviyeye taşıyacaktır. Antalya Valiliğimiz ve ZİÇEV gibi değerli paydaşlarımızın katkılarıyla, bu dijital dönüşümü kamu politikalarına entegre ederek Türkiye ve Avrupa için örnek teşkil edecek bir başarı hikayesi yazacağımıza yürekten inanıyorum." dedi. Rektör Özkan, 6 Şubat depreminin yıl dönümünde, depremde hayatını kaybedenleri anarak konuşmasını tamamladı. VICEFAM-CID Proje Yürütücüsü Prof. Dr. İlkay Boz, projenin temel çıkış noktasını "sahadaki gerçek ihtiyaçlar" olarak tanımlayarak sistemin genellikle çocuklara odaklandığını ancak asıl yükü taşıyan ailelerin yalnız kaldığını vurguladı. Boz, Avrupa’da zihinsel engelli çocukların yüzd 70’inin ailesiyle yaşadığı ve bu ailelerin ciddi bir tükenmişlik ve sosyal izolasyonla mücadele ettiği belirtti. Boz, proje kapsamında, yapay zeka destekli dijital öğrenme platformları oluşturulacağını, erişilebilir eğitim materyalleri ve psikososyal destek bileşenleri geliştirileceğini, Avrupa çapında "aileden aileye" etkileşim sunan bir dijital ağ kurulacağını söyledi. Boz, Akdeniz Üniversitesi’nin koordinatörlüğünde yürütülen projede; Finlandiya (bo Akademi Üniversitesi) yapay zeka altyapısıyla, Slovenya (Maribor Üniversitesi) dijital araç geliştirme uzmanlığıyla, Polonya ise sürdürülebilirlik ve saha tecrübesiyle yer aldığını ve Antalya Valiliği’nin ise projenin kamu kurumlarıyla entegrasyonu ve yaygınlaştırılmasında stratejik ortaklık üstlendiğini ifade etti. Boz, proje sonunda elde edilecek modelin, yalnızca yerel bir çözüm kalmayıp, Avrupa genelinde uygulanabilir bir "politika değişim modeli" haline getirilmesi hedeflendiğini ifade etti.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder