ASAYİŞ - 13 Nisan 2026 Pazartesi 17:28

Eruh kara yolunda heyelan: Yolun bir bölümü çöktü

A
A
A
Eruh kara yolunda heyelan: Yolun bir bölümü çöktü

Siirt’te etkili olan sağanak yağış sonrası Eruh kara yolunda heyelan meydana geldi. Yaşanan heyelan nedeniyle yolun bir bölümünde çökme oluştu.


Siirt-Eruh karayolunda heyelan meydana geldi. Heyelan nedeni ile yolun bir bölümü çöktü. Bölgede ulaşım kontrollü şekilde sağlanırken, ekipler güvenlik önlemleri alarak yolda inceleme başlattı. Yetkililer, sürücüleri dikkatli olmaları ve alternatif güzergahları kullanmaları konusunda uyardı.


Heyelanın ardından bölgede temizlik ve onarım çalışmalarının başlatılması bekleniyor.



Eruh kara yolunda heyelan: Yolun bir bölümü çöktü

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ailevi değerlerin muhafazasını bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma Allah muhafaza tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getirecektir. Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz" dedi. AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Merkez Kadın Kolları Başkanlığınca düzenlenen "Bağımlılığa Karşı Aileyi Güçlendiren Politikalar" konulu Ideathon Yarışması’nın final programına katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bağımlılığa karşı aileyi güçlendiren politikalar temasıyla düzenlenen fikir maratonuna seksen bir ilimizden iki yüz altmış dört takım ve bin üç yüz iki yarışmacı katıldı. Bu kardeşlerimiz bir yandan yeni fikir ve önerilerini inşa ederken, diğer yandan pek çok alanda son derece nitelikli eğitimler aldı. Aylar süren yoğun bir hazırlık ve değerlendirme sürecinin ardından 15 takımımız finale kalma başarısı gösterdi. Yarışmaya katılanların yüzde 22’sinin 18-30 yaş aralığında. yüzde 16’sının ise 50 yaş ve üzerinde olması dikkat çekicidir. Bu tablo kadın kollarımızda farklı yaş gruplarına mensup dava arkadaşlarımızın aynı masa etrafında verimli bir fikir jimnastiğine imza atabildiklerini gösteriyor. Sözlerimin hemen başında bir hususun altını çizmek istiyorum. AK Parti’yi yaklaşık çeyrek asırdır milletimizin kalbinde, Türkiye’nin kaptan köşkünde tutan akıl, ahlak, ufuk ve tecrübeyi birleştirme kabiliyetidir" diye konuştu "AK Parti teşkilatları siyasette rotamızın belirlenmesinde asla edilgen bir konumda değildir" AK Parti teşkilatlarının öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti teşkilatları siyasette rotamızın belirlenmesinde asla edilgen bir konumda değildir, hiçbir zaman da olmamıştır. Kadın kollarından gençlik kollarına AK Parti teşkilatlarının en önemli vasfı süreçlere yön veren, gidişata etki eden, yeni çalışmaların tohumlarını eken etkin bir aktör hüviyetine sahip olmasıdır. Bu yönüyle fikir maratonu boyunca ortaya koyulan proje, teklif, tenkit ve tespitlerin politika belirleme sürecimizde partimize ve milletimize çok önemli katkılar sağladığını ve bunu yapacağından da en ufak bir şüphe duymuyorum. Kıymetli misafirler, değerli yol ve dava arkadaşlarım, son yıllarda dünya genelinde belli odaklar tarafından hedef tahtasına konulan aile, toplumun hareket ve mukavemet merkezidir" şeklinde konuştu. "Ailevi değerlerin muhafazasını bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz" Ailenin toplumdaki yeri ve misyonuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma, Allah muhafaza tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getirecektir. Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz. Merhum Samiha Ayverdi hanımefendinin aileye yönelik şu tespitlerini şahsen çok kıymetli buluyorum. Toplumun en küçük fakat en sağlam hücresi dediği aileyi merhum Ayverdi bakınız nasıl tarif ediyor? ’Aile cemiyete sağlam fertler veren, içine sızmak isteyen bakterileri yaşatmayan ve üretmeyen, yerleşmiş nizamlara ve temel kıymetlere yaylım ateşi açarak tahribat yapmak isteyenlere fırsat vermeyen, arınmış, inanmış ve kendini sağlama almış bir bünyedir.’ Evet ailenin toplumdaki yeri budur. Misyonu budur. Oynadığı rol işte budur" ifadelerini kullandı. 2024 yılında Nüfus Politikaları Kurulu’nun ihdas edildiğini ve 2025 yılının ’Aile Yılı’ ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti: "Hükümet olarak son yıllarda artan tehditler karşısında ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalara hız verdik. 2024’te Nüfus Politikaları Kurulumuzu ihdas ettik. Hemen ardından 2025 senesini Aile Yılı ilan ederek, hem teşvik hem de destek paketlerini devreye aldık. Önce deprem bölgemizde, ardından 81 ilimizde hayata geçirdiğimiz Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençlerimizin yanında olduk. Gerek doğum yardımlarımızla gerek ulaşımdan haberleşmeye pek çok alandaki indirim ve hizmetlerimizle ailelerimize ve genç çiftlerimize çok önemli destekler sunduk. ’Aile ve nüfus on yılı’ olarak belirlediğimiz 2026-2035 döneminde de eğitimden sosyal politikaya tüm bu çalışmaları inşallah çok daha etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu noktada şu gerçeği özellikle vurgulamak durumundayım. Günümüzde farklı türleriyle bağımlılık, aileye yönelik tehditlerin en başında yer alıyor. Yuvaları dağılan, ocakları söndüren, hanelerdeki huzur ve bereketi bitiren bağımlılık illetiyle mücadeleye bunun için büyük önem veriyoruz. Sanal bahis ve kumardan sosyal medyaya, tütün ürünlerinden alkol ve uyuşturucuya çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere ailelerimizi bağımlılık illetinden uzak tutmak için yoğun gayret sarf ediyoruz." Dijital bağımlıklarınıgetirdiği problemlerden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle son dönemde yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin de devreye girmesiyle bağımlılık türlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Ekran bağımlılığı ve sonsuz kaydırma gibi yeni bağımlılıklar bilhassa küçük yaştaki yavrularımız üzerinde yıkıcı etkiler oluşturuyor. Algoritma tuzağı olarak adlandırılan bu yeni sarmaldan çocuklarımızı ve gençlerimizi kurtarmamız büyük önem arz ediyor. Aynı şekilde siber zorbalık, mahremiyet ihlali, şiddet ve istismar gibi kötülüklerin yoğun şekilde yer aldığı dijital oyun ve içeriklerin olumsuz etkilerinden de evlatlarımızı korumak mecburiyetindeyiz. Kıymetli kardeşlerim, bakınız burada bağımlılık sorununun geldiği vahim boyutları göstermesi açısından bazı rakamları sizlerle ve milletimle paylaşmak istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre şu anda dünya genelinde 1,25 milyar yetişkin tütün ürünü kullanıyor. Dünyada her yıl sekiz milyondan fazla kişi tütün kullanımına bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor. Sağa çalışmaları elektronik sigaraların da etkisiyle son yıllarda Türkiye’de sigaraya başlama yaşanın maalesef düştüğünü gösteriyor. Çocuklar okul harçlıklarını buraya yatırıyor. Anneler, babalar çocuklarının rızkını üzülerek söylüyorum. Sigara denilen illeti harcıyor. Sonuçta vatandaşlarımız sağlığından ülkemiz ise milyarlarca lirayı bulan devasa bir ekonomik kaynaktan oluyor" dedi. Sanal bahis, şans oyunları ve kumar bağımlılığının Türkiye’de bir problem haline geldiğini ve Türkiye’nin bununla mücadele için neler yaptığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı: "Bir diğeri kumar bağımlılığıdır. Dünyada 350 milyonun üzerinde kişinin kumar problemi olduğu tahmin edilmektedir. Akıllı telefonların yaygınlaşmasına paralel olarak özellikle sanal kumar bağımlılarının sayısı artmaktadır. Açıkçası sanal bahis şans oyunu ve kumar bağımlılığı bizde de ciddi bir sorun haline gelmeye başlamıştı. Bunun üzerine biliyorsunuz Kasım ayında bir genelge yayınladık. Sanal ortamda yasa dışı bahis şans oyunları ve kumarla mücadele eylem planını uygulamaya geçirdik. İlk altı aylık veriler aldığımız idari, mali ve hukuki tedbirler sayesinde sorunun kontrol altına alınmaya başlandığına işaret ediyor. Bunu doğru yolda olduğumuzun bir delili olarak görüyor. Yasa dışı bahis şans oyunu ve kumarın üzerine kararlılıkla gitmeye devam ediyoruz. Şu çarpıcı rakamı burada dikkatlerinize getirmek istiyorum. Yeşilay’ımızın geçtiğimiz sene hazırladığı bir rapora göre sigara, alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılığının ülkemiz ekonomisine yıllık maliyeti 78 milyar dolardır. Yani bağımlılık hem milletimizin ruh ve beden sağlığına kastetmekte hem de ekonomimiz için giderek büyüyen bir kara deliğe dönüşmektedir. Değerli misafirler, devlet olarak bağımlılıkla mücadelede gerekli her türlü önlemi alıyoruz. Aile Bakanlığımız kurumlarımız ve parti teşkilatlarımız belediyelerimizle iş birliği içinde çalışmalarını hız kesmeden sürdüğü Yeşilay gibi ülkemizin yüz akı olan sivil toplum kuruluşlarımız Türkiye’nin dört bir yanında bağımlılığa karşı seferberlik ruhuyla çalışıyor. Kadın kollarımızın bağımlılık eğitimleri kapsamında seksen bir ilimizde sadece bir buçuk ayda 52 bin hanım kardeşimize ulaşmasını eğitimler sonrasında sigara bırakma kliniklerine başvuruların yüzde 60 artmasını bu bakımdan çok anlamlı buluyorum. Fakat şurası da bir gerçek ki bağımlılıkla mücadele sadece devlet eliyle yürütüldüğü takdirde arzu edilen neticeleri göremeyiz. Bu mücadelenin tek yönlü, tek boyutlu olmadığının hepimiz farkındayız. Bağımlılıkla mücadelede kamuoyu sahiplenmesi ne kadar güçlü olursa başarı oranlarımız da inşallah o derece artacaktır. Bu düşüncelerle fikir maratonu toplantımızın bir kez daha partimiz ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Birazdan ödüllerini tevdi edeceğimiz takımlarımızı tekrar tebrik ediyor. Tüm katılımcılara şükranlarımı iletiyorum."
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "DEM Parti içerisinde birkaç kişinin çözümden yanaymış gibi cümleler kurup, süreci enfekte etmeye dönük çıktılar ürettiklerini görüyoruz" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD ve İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen barış görüşmelerine ilişkin, "Barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır diye değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezinde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, MYK toplantısında bölgesel ve küresel gelişmelerin, ’terörsüz Türkiye’ sürecinin konuşulduğunu, ayrıca MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın sunum yaptığını söyledi. "Barış görüşmelerinde ilk turda sonuç alınmasını beklemek doğru bir şey değil" İslamabad’da gerçekleştirilen barış görüşmelerinde ilk turda bir sonuç alınmasını beklemenin doğru bir şey olmadığını söyleyen Çelik, "Bu, Hürmüz Boğazı, nükleer program, birilerinin iddia ettiği nükleer silah, aynı zamanda saldırganlığın sonucunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminat meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu. ABD ve İsrail’in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel hem de küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktı. Artık NATO ve Batı İttifakı içerisinde bile çatlak olacak bir noktaya gelinmiş oldu" dedi. "Barış görüşmelerinin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor" İsrail’in barışı sabote etme faaliyetlerinin devam ettiğini dile getiren Çelik, "Mesela Lübnan’da Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi insansızlaştırmaya çalışıyor. Lübnan’ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze’yi insansızlaştırmaya çalışıyor, Batı Şeria’yı da Gazzeleştirmeye çalışıyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bu tablodan bakıldığı zaman barışın korunması daha kıymetli bir durum haline gelmiştir. O yüzden barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır diye değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor. Barış iradesi olduğu için Netenyahu ve ‘soykırım şebekesinin bakanları’ Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Burada hakkaniyetin, hukukun etrafında durarak, bu barışın hayata geçmesi için elden gelen her şey Türkiye tarafından ortaya koyuluyor. Bu açıdan bakıldığında da Türkiye’nin muhalefet partileri dahil bir bütün olarak Netenyahu ve soykırım şebekesine karşı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın haklarının korunması hususunda gösterdiği birlik, bütünlük takdire şayandır" diye konuştu. "Lafarge’ın mahkum edilmesi, ‘teröre karşıyız’ diyen konuşan siyasetçilerin gölgesinde teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir" Fransa’da Paris Ceza Mahkemesi’nin çimento firması Lafarge’ı Suriye’de terör örgütlerini finanse etmekten dolayı suçlu bulmasına da değinen Çelik, "Savcının iddianamesinde DEAŞ’e, PKK’ya destek verdiği, tüneller kazdığı ve karargahlar oluşturduğu söyleniyordu. Netice itibarıyla dava sonuçlandı, Lafarge mahkum edildi. Bu aslında bazı batılı organizasyonların güya teröre karşıyız diye çok konuşan siyasetçilerin gölgesinde nasıl teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir" ifadelerini kullandı. Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Uganda Genelkurmay Başkanı’nın söylediklerinin manası anlaşılmıyor" Bir gazetecinin Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba’nın Türkiye’ye yönelik ifadelerini sorması üzerine Çelik, "Uganda Genelkurmay Başkanı’nın söylediklerinin manası anlaşılmıyor. Çünkü Türkiye’nin Uganda ile bir sorunu yok. Fakat o kişinin başka ülkelerle ilgili de bağlamı ve zemini olmayan açıklamalar yaptığını biliyoruz. Daha sonra bu açıklamalarını düzeltmeye çalıştı. Türkiye’den Uganda’ya yönelen ses dostluk sesidir, ayrıca bütün duygular kardeşlik duygularıdır. O açıklama yanlış bir açıklamadır, düzeltilmesi gerekir. Umarız ki bundan sonrasında daha dikkatli konuşmalar yaparlar" cevabını verdi. "Macaristan’da yeni seçilenlerle Türkiye ile Macaristan arasındaki iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz" Macaristan’da gerçekleştirilen seçim sonuçlarına ilişkin soru üzerine Çelik, "Macar halkının iradesine saygı duyuyoruz. Sayın Orban ile sayın Cumhurbaşkanımızın çok uzun zaman ortak çalışmaları oldu. Orban, Türkiye’yi seven, Türkiye ile yakın ilişkiler kurmak isteyen bir siyasetçiydi. Yeni dönemde de yeni seçilenleri Macar halkına duyduğumuz saygı gereği tebrik ediyoruz. Onlarla da Türkiye ile Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Bazı bakanlıkların ayrılacağına yönelik iddiaların sorulması üzerine Parti Sözcüsü Çelik, bakanlıların ayrılması ya da birleşmesiyle ilgili bir gündemin MYK’da konuşulmadığını aktardı. "DEM Parti içerisinde birkaç kişinin çözümden yanaymış gibi cümleler kurup, süreci enfekte etmeye dönük çıktılar ürettiklerini görüyoruz DEM Parti yetkililerinin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hakkındaki açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "DEM Parti içerisinde gerçekten sorumlulukla konuşan sayın milletvekilleri var. Fakat, birkaç kişi sistematik olarak şöyle bir tutum sergiliyorlar; sayın Cumhurbaşkanımızı ve sayın Devlet Bahçeli’yi hedef aldılar. Daha sonra da bizim genel başkan yardımcılarımızı ve bakanlarımızı hedef alıyorlar. Sürekli olarak da bunu kendilerinin çözüm istediği, AK Parti’nin ise buna karşı çıktığı şeklinde bir konumlandırma yapıyorlar. Kullandıkları cümleler siyasi açıdan son derece niteliksiz cümleler. Siyasette siyasi eleştiri çok kıymetlidir. Biz, eleştiri yapanları son derece saygıyla karşılarız fakat o cümlelerde bizim bakanlarımızı ve genel başkan yardımcılarımızı hedef alan cümlelerde bir siyasi eleştiri yok. Daha çok birilerine mesaj vermeye çalışan bir faaliyet raporu gibi gözüküyor. Burada esas mesele şudur; birileri bu süreçlere karşı olabilir, biz onları görüyoruz fakat bu süreçle ilgili olarak AK Parti içerisinde sorumluluk almış ve gayret eden kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma var. Biz bu algoritmayı çok iyi tanırız. Geçmiş süreçlerde de bunu gördük. Bu algoritma şöyle çalışır; sürekli olarak çözümden bahseder ama sürekli olarak maksimalist taleplerde bulunarak ya da kendilerinin dedikleri dışındaki bir şeyi sürekli olarak yargılamaya çalışarak, algoritmanın mantığı gereği çözümsüzlüğe hizmet eder. Bu çok yanlış bir durumdur. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve sayın Devlet Bahçeli’ye de zaman zaman niteliksiz sözler söyleyenler oldu. Bunlara gereken cevabı verdik. Şimdi birilerinin sürekli olarak ‘ben örgüt adına konuşmuyorum’ diyerek cümle kurup sürekli olarak örgütün söylediği cümleleri dillendirmesi, örgüttekilerin de siyasette konuşulması gerekenler konusunda bir yön vermeye çalışması bir problemin olduğunu gösterir. Bu problem bizim problemimiz değil. Biz, sonuç olarak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinden terörün Türkiye gündeminden çıkmasını anlıyoruz. DEM Parti içerisinde çok sağduyulu konuşan sayın milletvekilleri var fakat birkaç kişinin de sistematik olarak çözümden yanaymış gibi cümleler kurup aslında algoritmayı işletme biçimleri itibarıyla süreci enfekte etmeye dönük çıktılar ürettiklerini görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz" Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "DEM Parti içerisinde bu cümleleri kuranların hiçbiri ‘PKK silah bırakmalıdır’ cümlesini kurmamıştır, bu son derece dikkat çekicidir. Sürekli olarak devlete ödev vermeye kalkıyorlar. Bizim odak noktamız terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak olduğu için bunlara tek tek cevap vermiyoruz. Yüce Meclis, çok nitelikli bir komisyon çalışması yaptı. Toplumun hemen hemen her kesimini dinledi ve toplumda ‘ben bu konuda söz söylemek istiyorum’ diyen herkes davet edildi. Meclis Başkanımız son derece kapsamlı bir yönetim modeli sergileyerek o komisyonda bulunan partilerdeki sayın milletvekillerinin sürece katkılarıyla beraber güzel bir rapor çıktı. Raporun sonunda özet olarak şu var; silah bırakmaya bağlı olarak yasal düzenlemelerin yapılması var. Daha komisyon raporunun yayınlanmasından bir hafta sonra o bahsettiğim kişilerden bir tanesi çıktı ve ‘teyit mekanizması süreç içerisinde bir yük oluşturmamalıdır’ dedi. Şimdi örgütün, silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz. Teyit mekanizmasını yük görmek ya da süreci tıkayacak bir mekanizma olarak kodlamak şu demektir; bu silah bırakma sürecine örgütün karşı olduğunu ifade etmektir." Çelik, çarşamba günü partiye yeni katılım olup olmayacağının sorulması üzerine her grup toplantısı öncesi bu tarz söylemlerin ortaya çıktığını aktararak, katılımlar konusunun hem Yerel Yönetimler Başkanlığı hem de Teşkilat Başkanlığı tarafından takip edildiğini dile getirdi.
Erzurum Trendyol 1. Lig: Erzurumspor FK: 2 - Boluspor: 0 Trendyol 1. Lig’in 35. hafta maçında Erzurumspor, Boluspor’u 2-0 mağlup etti. Maçtan dakikalar 6. dakikada ev sahibi takımın sağ kanattan geliştirdiği atakta Benhur’un son çizgiye kadar inerek kale sahasına yaptığı ortada Gökhan Akkan topu köşe vuruşuna uzaklaştırmak isterken kendi ağlarına gönderdi. 1-0 42. dakikada Erzurumspor’un sağ kanattan geliştirdiği hücumda Eren, ceza sahası yayındaki Rodiguez’i gördü. Rodriguez şık bir topuk pasıyla Mustafa’ya pasını aktardı. Mustafa’nın şutunda kaleci Türker’den seken topu arka direkte Eren Tozlu kafayla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. 2-0 52. dakikada sol kanattan gelişen hücumda Eren, ceza sahasına girdi ve kale sahasına ortalamak istedi ancak Lima kayarak topa müdahalede bulundu. Hakem, Lima’nın topa elle dokunduğu gerekçesiyle penaltı noktasını gösterdi. VAR uyarısının ardından monitörde inceleme yapan hakem Burak Olcar penaltı kararını iptal etti. Hakemler: Burak Olcar, Mehmet Dura, Emrah Türkyılmaz Erzurumspor FK: Matija Orbanic (Erkan Anapa dk. 14), Amar Gerxhaliu, Guram Giorbelidze, Orhan Ovacıklı, Yakup Kırtay (Mustafa Yumlu dk. 31), Brandon Baiye, Giovanni Crociata, Martin Rodriguez (Cheikne Sylla dk. 71), Benhur Keser (Fernando dk.80), Mustafa Fettahoğlu (Hüsamettin Yener dk. 80), Eren Tozlu (Adem Eren Kabak dk. 71) Yedekler: Ali Ülgen, Cengizhan Bayrak, Sefa Akgün, Murat Cem Akpınar Teknik Direktör: Serkan Özbalta Boluspor: Türker Dırdıroğlu, Ömürcan Artan (Onur Öztonga dk. 73), Lucas Lima (Erdem Dikbasan dk. 63), Abdulsamet Kırım, Loic Kouagba, Gökhan Akkan (Mert Çetin dk. 46) , Barış Alıcı (Alexandru Baluta dk. 73), Doğan Can Davas (Burak Topçu dk. 86), Mustafa Çaylı, Harun Alpsoy, Arda Usluoğlu Yedekler: Bartu Kulbilge, Işık Kaan Arslan, Can Arda Yılmaz Teknik Direktör: Nevzat Dinçbudak Goller: Gökhan Akkan (dk. 6 k.k.), Eren Tozlu (dk.43) (Erzurumspor FK)
Ankara AK Parti Sözcüsü Çelik: "(ABD-İran barış görüşmeleri) Görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor" AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD ve İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen barış görüşmelerine ilişkin, "Barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır diye değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor" dedi. AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezinde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, MYK toplantısında bölgesel ve küresel gelişmelerin, ’terörsüz Türkiye’ sürecinin konuşulduğunu, ayrıca MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın sunum yaptığını söyledi. "Barış görüşmelerinde ilk turda sonuç alınmasını beklemek doğru bir şey değil" İslamabad’da gerçekleştirilen barış görüşmelerinde ilk turda bir sonuç alınmasını beklemenin doğru bir şey olmadığını söyleyen Çelik, "Bu, Hürmüz Boğazı, nükleer program, birilerinin iddia ettiği nükleer silah, aynı zamanda saldırganlığın sonucunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminat meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu. ABD ve İsrail’in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel hem de küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktı. Artık NATO ve Batı İttifakı içerisinde bile çatlak olacak bir noktaya gelinmiş oldu" dedi. "Barış görüşmelerinin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor" İsrail’in barışı sabote etme faaliyetlerinin devam ettiğini dile getiren Çelik, "Mesela Lübnan’da Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi insansızlaştırmaya çalışıyor. Lübnan’ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze’yi insansızlaştırmaya çalışıyor, Batı Şeria’yı da Gazzeleştirmeye çalışıyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bu tablodan bakıldığı zaman barışın korunması daha kıymetli bir durum haline gelmiştir. O yüzden barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır diye değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor. Barış iradesi olduğu için Netenyahu ve ‘soykırım şebekesinin bakanları’ Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Burada hakkaniyetin, hukukun etrafında durarak, bu barışın hayata geçmesi için elden gelen her şey Türkiye tarafından ortaya koyuluyor. Bu açıdan bakıldığında da Türkiye’nin muhalefet partileri dahil bir bütün olarak Netenyahu ve soykırım şebekesine karşı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın haklarının korunması hususunda gösterdiği birlik, bütünlük takdire şayandır" diye konuştu. "Lafarge’ın mahkum edilmesi, ‘teröre karşıyız’ diyen konuşan siyasetçilerin gölgesinde teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir" Fransa’da Paris Ceza Mahkemesi’nin çimento firması Lafarge’ı Suriye’de terör örgütlerini finanse etmekten dolayı suçlu bulmasına da değinen Çelik, "Savcının iddianamesinde DEAŞ’e, PKK’ya destek verdiği, tüneller kazdığı ve karargahlar oluşturduğu söyleniyordu. Netice itibarıyla dava sonuçlandı, Lafarge mahkum edildi. Bu aslında bazı batılı organizasyonların güya teröre karşıyız diye çok konuşan siyasetçilerin gölgesinde nasıl teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir" ifadelerini kullandı. Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı. "Uganda Genelkurmay Başkanı’nın söylediklerinin manası anlaşılmıyor" Bir gazetecinin Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba’nın Türkiye’ye yönelik ifadelerini sorması üzerine Çelik, "Uganda Genelkurmay Başkanı’nın söylediklerinin manası anlaşılmıyor. Çünkü Türkiye’nin Uganda ile bir sorunu yok. Fakat o kişinin başka ülkelerle ilgili de bağlamı ve zemini olmayan açıklamalar yaptığını biliyoruz. Daha sonra bu açıklamalarını düzeltmeye çalıştı. Türkiye’den Uganda’ya yönelen ses dostluk sesidir, ayrıca bütün duygular kardeşlik duygularıdır. O açıklama yanlış bir açıklamadır, düzeltilmesi gerekir. Umarız ki bundan sonrasında daha dikkatli konuşmalar yaparlar" cevabını verdi. "Macaristan’da yeni seçilenlerle Türkiye ile Macaristan arasındaki iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz" Macaristan’da gerçekleştirilen seçim sonuçlarına ilişkin soru üzerine Çelik, "Macar halkının iradesine saygı duyuyoruz. Sayın Orban ile sayın Cumhurbaşkanımızın çok uzun zaman ortak çalışmaları oldu. Orban, Türkiye’yi seven, Türkiye ile yakın ilişkiler kurmak isteyen bir siyasetçiydi. Yeni dönemde de yeni seçilenleri Macar halkına duyduğumuz saygı gereği tebrik ediyoruz. Onlarla da Türkiye ile Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu. Bazı bakanlıkların ayrılacağına yönelik iddiaların sorulması üzerine Parti Sözcüsü Çelik, bakanlıların ayrılması ya da birleşmesiyle ilgili bir gündemin MYK’da konuşulmadığını aktardı. "DEM Parti içerisinde birkaç kişinin çözümden yanaymış gibi cümleler kurup, süreci enfekte etmeye dönük çıktılar ürettiklerini görüyoruz DEM Parti yetkililerinin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hakkındaki açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "DEM Parti içerisinde gerçekten sorumlulukla konuşan sayın milletvekilleri var. Fakat, birkaç kişi sistematik olarak şöyle bir tutum sergiliyorlar; sayın Cumhurbaşkanımızı ve sayın Devlet Bahçeli’yi hedef aldılar. Daha sonra da bizim genel başkan yardımcılarımızı ve bakanlarımızı hedef alıyorlar. Sürekli olarak da bunu kendilerinin çözüm istediği, AK Parti’nin ise buna karşı çıktığı şeklinde bir konumlandırma yapıyorlar. Kullandıkları cümleler siyasi açıdan son derece niteliksiz cümleler. Siyasette siyasi eleştiri çok kıymetlidir. Biz, eleştiri yapanları son derece saygıyla karşılarız fakat o cümlelerde bizim bakanlarımızı ve genel başkan yardımcılarımızı hedef alan cümlelerde bir siyasi eleştiri yok. Daha çok birilerine mesaj vermeye çalışan bir faaliyet raporu gibi gözüküyor. Burada esas mesele şudur; birileri bu süreçlere karşı olabilir, biz onları görüyoruz fakat bu süreçle ilgili olarak AK Parti içerisinde sorumluluk almış ve gayret eden kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma var. Biz bu algoritmayı çok iyi tanırız. Geçmiş süreçlerde de bunu gördük. Bu algoritma şöyle çalışır; sürekli olarak çözümden bahseder ama sürekli olarak maksimalist taleplerde bulunarak ya da kendilerinin dedikleri dışındaki bir şeyi sürekli olarak yargılamaya çalışarak, algoritmanın mantığı gereği çözümsüzlüğe hizmet eder. Bu çok yanlış bir durumdur. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve sayın Devlet Bahçeli’ye de zaman zaman niteliksiz sözler söyleyenler oldu. Bunlara gereken cevabı verdik. Şimdi birilerinin sürekli olarak ‘ben örgüt adına konuşmuyorum’ diyerek cümle kurup sürekli olarak örgütün söylediği cümleleri dillendirmesi, örgüttekilerin de siyasette konuşulması gerekenler konusunda bir yön vermeye çalışması bir problemin olduğunu gösterir. Bu problem bizim problemimiz değil. Biz, sonuç olarak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinden terörün Türkiye gündeminden çıkmasını anlıyoruz. DEM Parti içerisinde çok sağduyulu konuşan sayın milletvekilleri var fakat birkaç kişinin de sistematik olarak çözümden yanaymış gibi cümleler kurup aslında algoritmayı işletme biçimleri itibarıyla süreci enfekte etmeye dönük çıktılar ürettiklerini görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu. "Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz" Çelik, sözlerine şöyle devam etti: "DEM Parti içerisinde bu cümleleri kuranların hiçbiri ‘PKK silah bırakmalıdır’ cümlesini kurmamıştır, bu son derece dikkat çekicidir. Sürekli olarak devlete ödev vermeye kalkıyorlar. Bizim odak noktamız terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak olduğu için bunlara tek tek cevap vermiyoruz. Yüce Meclis, çok nitelikli bir komisyon çalışması yaptı. Toplumun hemen hemen her kesimini dinledi ve toplumda ‘ben bu konuda söz söylemek istiyorum’ diyen herkes davet edildi. Meclis Başkanımız son derece kapsamlı bir yönetim modeli sergileyerek o komisyonda bulunan partilerdeki sayın milletvekillerinin sürece katkılarıyla beraber güzel bir rapor çıktı. Raporun sonunda özet olarak şu var; silah bırakmaya bağlı olarak yasal düzenlemelerin yapılması var. Daha komisyon raporunun yayınlanmasından bir hafta sonra o bahsettiğim kişilerden bir tanesi çıktı ve ‘teyit mekanizması süreç içerisinde bir yük oluşturmamalıdır’ dedi. Şimdi örgütün, silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz. Teyit mekanizmasını yük görmek ya da süreci tıkayacak bir mekanizma olarak kodlamak şu demektir; bu silah bırakma sürecine örgütün karşı olduğunu ifade etmektir." Çelik, çarşamba günü partiye yeni katılım olup olmayacağının sorulması üzerine her grup toplantısı öncesi bu tarz söylemlerin ortaya çıktığını aktararak, katılımlar konusunun hem Yerel Yönetimler Başkanlığı hem de Teşkilat Başkanlığı tarafından takip edildiğini dile getirdi.