POLİTİKA - 13 Nisan 2026 Pazartesi 19:10

AK Parti Sözcüsü Çelik: "(ABD-İran barış görüşmeleri) Görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor"

A
A
A

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, ABD ve İran arasında Pakistan’ın başkenti İslamabad’da gerçekleştirilen barış görüşmelerine ilişkin, "Barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır diye değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor" dedi.

AK Parti Sözcüsü Çelik, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında AK Parti Genel Merkezinde gerçekleştirilen MYK toplantısı devam ettiği sırada gündeme dair açıklamalarda bulundu. Çelik, MYK toplantısında bölgesel ve küresel gelişmelerin, ’terörsüz Türkiye’ sürecinin konuşulduğunu, ayrıca MİT Başkanı İbrahim Kalın’ın sunum yaptığını söyledi.

"Barış görüşmelerinde ilk turda sonuç alınmasını beklemek doğru bir şey değil"

İslamabad’da gerçekleştirilen barış görüşmelerinde ilk turda bir sonuç alınmasını beklemenin doğru bir şey olmadığını söyleyen Çelik, "Bu, Hürmüz Boğazı, nükleer program, birilerinin iddia ettiği nükleer silah, aynı zamanda saldırganlığın sonucunda ortaya çıkmış insani kayıplar ve tazminat meselesi gibi bir sürü boyutu olan bir konu. ABD ve İsrail’in haksız, hukuksuz, hakkaniyetsiz ve gayrimeşru saldırısından sonra hem bölgesel hem de küresel güvenlik açısından çok vahim sonuçlar ortaya çıktı. Artık NATO ve Batı İttifakı içerisinde bile çatlak olacak bir noktaya gelinmiş oldu" dedi.

"Barış görüşmelerinin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor"

İsrail’in barışı sabote etme faaliyetlerinin devam ettiğini dile getiren Çelik, "Mesela Lübnan’da Litani Nehri’ne kadar olan bölgeyi insansızlaştırmaya çalışıyor. Lübnan’ı işgal etmeye çalışıyor. Gazze’yi insansızlaştırmaya çalışıyor, Batı Şeria’yı da Gazzeleştirmeye çalışıyor. Bunu net bir şekilde görüyoruz. Tüm bu tablodan bakıldığı zaman barışın korunması daha kıymetli bir durum haline gelmiştir. O yüzden barış görüşmelerinin çok kapsamlı bir şekilde devam etmesinde fayda vardır diye değerlendiriyoruz. Bu görüşmelerin ikinci ve üçüncü turunun olmasına Türkiye katkı vermeye devam ediyor. Barış iradesi olduğu için Netenyahu ve ‘soykırım şebekesinin bakanları’ Sayın Cumhurbaşkanımıza saldırıyor. Burada hakkaniyetin, hukukun etrafında durarak, bu barışın hayata geçmesi için elden gelen her şey Türkiye tarafından ortaya koyuluyor. Bu açıdan bakıldığında da Türkiye’nin muhalefet partileri dahil bir bütün olarak Netenyahu ve soykırım şebekesine karşı Türkiye’nin Cumhurbaşkanı’nın haklarının korunması hususunda gösterdiği birlik, bütünlük takdire şayandır" diye konuştu.

"Lafarge’ın mahkum edilmesi, ‘teröre karşıyız’ diyen konuşan siyasetçilerin gölgesinde teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir"

Fransa’da Paris Ceza Mahkemesi’nin çimento firması Lafarge’ı Suriye’de terör örgütlerini finanse etmekten dolayı suçlu bulmasına da değinen Çelik, "Savcının iddianamesinde DEAŞ’e, PKK’ya destek verdiği, tüneller kazdığı ve karargahlar oluşturduğu söyleniyordu. Netice itibarıyla dava sonuçlandı, Lafarge mahkum edildi. Bu aslında bazı batılı organizasyonların güya teröre karşıyız diye çok konuşan siyasetçilerin gölgesinde nasıl teröre destek verdiğini göstermesi bakımından ibretliktir" ifadelerini kullandı.

 

Çelik, konuşmasının ardından basın mensuplarının sorularını cevapladı.

"Uganda Genelkurmay Başkanı’nın söylediklerinin manası anlaşılmıyor"

Bir gazetecinin Uganda Genelkurmay Başkanı Muhoozi Kainerugaba’nın Türkiye’ye yönelik ifadelerini sorması üzerine Çelik, "Uganda Genelkurmay Başkanı’nın söylediklerinin manası anlaşılmıyor. Çünkü Türkiye’nin Uganda ile bir sorunu yok. Fakat o kişinin başka ülkelerle ilgili de bağlamı ve zemini olmayan açıklamalar yaptığını biliyoruz. Daha sonra bu açıklamalarını düzeltmeye çalıştı. Türkiye’den Uganda’ya yönelen ses dostluk sesidir, ayrıca bütün duygular kardeşlik duygularıdır. O açıklama yanlış bir açıklamadır, düzeltilmesi gerekir. Umarız ki bundan sonrasında daha dikkatli konuşmalar yaparlar" cevabını verdi.

"Macaristan’da yeni seçilenlerle Türkiye ile Macaristan arasındaki iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz"

Macaristan’da gerçekleştirilen seçim sonuçlarına ilişkin soru üzerine Çelik, "Macar halkının iradesine saygı duyuyoruz. Sayın Orban ile sayın Cumhurbaşkanımızın çok uzun zaman ortak çalışmaları oldu. Orban, Türkiye’yi seven, Türkiye ile yakın ilişkiler kurmak isteyen bir siyasetçiydi. Yeni dönemde de yeni seçilenleri Macar halkına duyduğumuz saygı gereği tebrik ediyoruz. Onlarla da Türkiye ile Macaristan arasındaki gelenekselleşmiş, kurumsallaşmış iyi ilişkileri sürdürmeye devam edeceğiz" açıklamasında bulundu.

Bazı bakanlıkların ayrılacağına yönelik iddiaların sorulması üzerine Parti Sözcüsü Çelik, bakanlıların ayrılması ya da birleşmesiyle ilgili bir gündemin MYK’da konuşulmadığını aktardı.

"DEM Parti içerisinde birkaç kişinin çözümden yanaymış gibi cümleler kurup, süreci enfekte etmeye dönük çıktılar ürettiklerini görüyoruz

DEM Parti yetkililerinin terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hakkındaki açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "DEM Parti içerisinde gerçekten sorumlulukla konuşan sayın milletvekilleri var. Fakat, birkaç kişi sistematik olarak şöyle bir tutum sergiliyorlar; sayın Cumhurbaşkanımızı ve sayın Devlet Bahçeli’yi hedef aldılar. Daha sonra da bizim genel başkan yardımcılarımızı ve bakanlarımızı hedef alıyorlar. Sürekli olarak da bunu kendilerinin çözüm istediği, AK Parti’nin ise buna karşı çıktığı şeklinde bir konumlandırma yapıyorlar. Kullandıkları cümleler siyasi açıdan son derece niteliksiz cümleler. Siyasette siyasi eleştiri çok kıymetlidir. Biz, eleştiri yapanları son derece saygıyla karşılarız fakat o cümlelerde bizim bakanlarımızı ve genel başkan yardımcılarımızı hedef alan cümlelerde bir siyasi eleştiri yok. Daha çok birilerine mesaj vermeye çalışan bir faaliyet raporu gibi gözüküyor. Burada esas mesele şudur; birileri bu süreçlere karşı olabilir, biz onları görüyoruz fakat bu süreçle ilgili olarak AK Parti içerisinde sorumluluk almış ve gayret eden kişilerin sistematik olarak hedef alınmasında bir algoritma var. Biz bu algoritmayı çok iyi tanırız. Geçmiş süreçlerde de bunu gördük. Bu algoritma şöyle çalışır; sürekli olarak çözümden bahseder ama sürekli olarak maksimalist taleplerde bulunarak ya da kendilerinin dedikleri dışındaki bir şeyi sürekli olarak yargılamaya çalışarak, algoritmanın mantığı gereği çözümsüzlüğe hizmet eder. Bu çok yanlış bir durumdur. Sayın Cumhurbaşkanımıza ve sayın Devlet Bahçeli’ye de zaman zaman niteliksiz sözler söyleyenler oldu. Bunlara gereken cevabı verdik. Şimdi birilerinin sürekli olarak ‘ben örgüt adına konuşmuyorum’ diyerek cümle kurup sürekli olarak örgütün söylediği cümleleri dillendirmesi, örgüttekilerin de siyasette konuşulması gerekenler konusunda bir yön vermeye çalışması bir problemin olduğunu gösterir. Bu problem bizim problemimiz değil. Biz, sonuç olarak Terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge süreçlerinden terörün Türkiye gündeminden çıkmasını anlıyoruz. DEM Parti içerisinde çok sağduyulu konuşan sayın milletvekilleri var fakat birkaç kişinin de sistematik olarak çözümden yanaymış gibi cümleler kurup aslında algoritmayı işletme biçimleri itibarıyla süreci enfekte etmeye dönük çıktılar ürettiklerini görüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

"Örgütün silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz"

Çelik, sözlerine şöyle devam etti:

"DEM Parti içerisinde bu cümleleri kuranların hiçbiri ‘PKK silah bırakmalıdır’ cümlesini kurmamıştır, bu son derece dikkat çekicidir. Sürekli olarak devlete ödev vermeye kalkıyorlar. Bizim odak noktamız terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge hedeflerine ulaşmak olduğu için bunlara tek tek cevap vermiyoruz. Yüce Meclis, çok nitelikli bir komisyon çalışması yaptı. Toplumun hemen hemen her kesimini dinledi ve toplumda ‘ben bu konuda söz söylemek istiyorum’ diyen herkes davet edildi. Meclis Başkanımız son derece kapsamlı bir yönetim modeli sergileyerek o komisyonda bulunan partilerdeki sayın milletvekillerinin sürece katkılarıyla beraber güzel bir rapor çıktı. Raporun sonunda özet olarak şu var; silah bırakmaya bağlı olarak yasal düzenlemelerin yapılması var. Daha komisyon raporunun yayınlanmasından bir hafta sonra o bahsettiğim kişilerden bir tanesi çıktı ve ‘teyit mekanizması süreç içerisinde bir yük oluşturmamalıdır’ dedi. Şimdi örgütün, silah bıraktığını teyit edecek devlet mekanizmasını reddettiğinizde bu sürecin işlemesinin bir imkanı olmaz. Teyit mekanizmasını yük görmek ya da süreci tıkayacak bir mekanizma olarak kodlamak şu demektir; bu silah bırakma sürecine örgütün karşı olduğunu ifade etmektir."

Çelik, çarşamba günü partiye yeni katılım olup olmayacağının sorulması üzerine her grup toplantısı öncesi bu tarz söylemlerin ortaya çıktığını aktararak, katılımlar konusunun hem Yerel Yönetimler Başkanlığı hem de Teşkilat Başkanlığı tarafından takip edildiğini dile getirdi.

Muhammed Musab Gümüşer - Fırat Demir

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Kayseri Kayseri’de hedef pastırmayı Avrupa’ya taşımak Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Başkanı Recep Bağlamış, Avrupa Birliği (AB) Coğrafi İşaret Belgesi alan alan pastırmanın endüstriyel ürünlerin ihracata açılmasıyla Avrupa ülkelerinde tercih edilen bir ürün olacağına inandığını kaydetti. Orta Asya’dan batıya göç eden Türk akıncılarıyla Anadolu’ya gelen ve Kayseri’yi kendine mesken tutan pastırmanın AB Coğrafi İşaret Belgesi alması kentte sevinçle karşılandı. KTB Başkanı Recep Bağlamış, Evliya Çelebi’nin 17. yüzyılda kaleme aldığı Seyahatnamesinde bahsettiği pastırmanın belgeyi almasıyla beraber Avrupa’da da tercih edileceğini kaydetti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın endüstriyel ürünleri ihracata açmasını beklediklerini dile getiren Bağlamış, "Pastırmamız AB’den coğrafi işaret belgesini aldı. Kayseri olarak Türkiye genelinde pastırmanın yüzde 65 üretimini yapıyoruz. Biz bu ürünlerimizin ihracata açılma imkanı olduğunu düşünüyoruz. Coğrafi işaret belgesi özellikle Avrupa ülkelerinde Kayseri pastırmamızın tercih edilmesinin en önemli kriteriydi. Bu aşamayı geçtik. Tarım bakanlığımız özellikle endüstriyel ürünlerimizi ihracata açarsa Kayseri pastırmasının da Avrupa ülkelerinde tercih edilen bir ürün olacağına inanıyorum. Çünkü lezzetine her zaman güveniyoruz" ifadelerini kullandı. Bağlamış, "1650’lili yıllardan beri Kayseri pastırmasının Türkiye genelinde ve gurbetçilerde rağbet gördüğünü biliyoruz. Avrupa ülkelerinde de ürünümüzün tercih edilebilmesini, satılabilmesini ve şehrimizin de orada duyurulmasının önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Kayseri pastırmasının artık hem üretim kat sayısının artacağını düşünüyorum. Özellikle Avrupa ülkelerine de ihracat açıldığında o ülkelerde de artık stantlar kurularak Kayseri pastırması satışa sunulacak diye beklentilerimiz var" şeklinde konuştu. (AG-
İstanbul İhlas Gayrimenkul’ün Ispartakule’deki yeni projesi Bizim Evler 12 satışa çıktı Türkiye’de gayrimenkul sektörünün lokomotif kurumları arasında yer alan ve bugüne kadar 25.000’in üzerinde konutu başarıyla tamamlayıp sahiplerine teslim eden İhlas Gayrimenkul, İstanbul’un yükselen değeri Ispartakule’de konumlandırdığı Bizim Evler 12 projesini satışa sundu. Geniş kullanım alanına sahip 2+1, 3+1 ve 4+1 konut seçeneklerinin yer aldığı proje; sunduğu imkanlar, ulaşım akslarının merkezindeki konumu ve eşsiz Küçükçekmece Gölü manzarasıyla benzersiz bir yaşamın kapılarını aralıyor. Ispartakule’nin yeni yıldızı Bizim Evler 12, satışa sunulduğu ilk günden itibaren konut alıcıları tarafından yoğun ilgi görüyor. İstanbul’un modern şehircilik anlayışıyla gelişen bölgesi Ispartakule’nin en büyük yatırımcısı İhlas Gayrimenkul, aynı lokasyondaki yeni projesi Bizim Evler 12’yi satışa sundu. Sektördeki üst düzey tecrübesiyle bugüne kadar 25.000’in üzerinde daireyi tamamlayıp sahiplerine teslim eden şirket; 473 konut ve 25 ticari birimden oluşan Bizim Evler 12 ile Ispartakule’nin modern çehresine yeni bir imza atıyor. Yüksek yatırım potansiyeli ve aile yaşamına uygun yapısıyla öne çıkan Ispartakule’de konumlanan Bizim Evler 12; geniş peyzaj alanları, ferah konut seçenekleri, tüm ihtiyaçlara yanıt verecek ticari üniteleri, ulaşım avantajları ve eşsiz manzarasıyla dikkat çekiyor. Proje, yapımı hızla devam eden Hasdal - Nakkaş Otoyolu ve TEM Otoyolu Ispartakule gişelerine yalnızca 3 dakika mesafede yer alırken, panoramik Küçükçekmece Gölü manzarasıyla öne çıkıyor. İstanbul Havalimanı ve Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne hızlı ulaşım sağlayan bağlantı yollarının hemen yanı başında bulunan Bizim Evler 12, hem yatırım hem de lokasyon avantajı açısından cazip fırsatlar sunuyor. Türkiye’nin en büyük şehir hastanesi "Çam Sakura" başta olmak üzere eğitim ve sağlık kurumlarına yakın mesafede konumlanan proje, tüm ihtiyaçlara yanıt verecek ticari üniteleriyle bütüncül bir yaşam alanı sunuyor. İstanbul’un zemin yapısı en sağlam bölgelerinden Ispartakule’de yükselen Bizim Evler 12, yapı güvenliğini en üst seviyeye taşıyor. Radye temel ve tünel kalıp sistemiyle inşa edilen proje; dayanıklı ve uzun ömürlü yapısıyla güvenli bir yaşamın kapılarını aralıyor. Kentin dinamiklerine uygun mimari Toplam 43 bin metrekarelik arsa üzerinde geliştirilen Bizim Evler 12 projesi, kentin dinamikleriyle uyumlu olarak 12 ve 13 kat şeklinde tasarlanmış 7 konut bloğundan meydana geliyor. Projede 2+1, 3+1 ve 4+1 tiplerinde toplam 473 konut bulunuyor. Geniş yaşam alanlarıyla dikkat çeken projede 32 bin 500 metrekarelik peyzaj alanı bulunuyor. Bizim Evler 12’de her daire için otopark alanı sunulurken, ticari alanlar için de 77 araç kapasiteli ek otopark imkânı sağlanıyor. Yaşama değer katan ayrıntılar Bizim Evler 12’de Bizim Evler 12, geniş yeşil alanları ve zengin sosyal donatılarıyla sakinlerine doğayla iç içe bir yaşam sunuyor. Projede süs havuzları, kamelyalar, gezi ve yürüyüş yolları ile bisiklet parkurları yer alırken; çocuk oyun ve park alanları da aileler için güvenli ve keyifli bir ortam oluşturuyor. Bunlara ek olarak proje bünyesinde tenis kortu, voleybol, futbol ve basketbol sahaları da yer alıyor. Ayrıca projede kapalı yüzme havuzu, sauna ve fitness salonu bulunuyor. Projede bay ve bayan mescidle birlikte mevlid, taziye ve cemiyet organizasyonlarına ev sahipliği yapabilecek çok amaçlı salon da site sakinlerinin kullanımına sunuluyor. Yenilikçi Çözümlerle Maksimum Tasarruf Projede sürdürülebilirlik ve yaşam konforunu artıran modern altyapı çözümleri öne çıkıyor. Bizim Evler 12’de su depoları ve jeneratör altyapısıyla kesintisiz bir yaşam imkanı sunuluyor. Üstelik her dairede bulunan su arıtma sistemi, sağlıklı ve temiz suya doğrudan erişim imkânı sunarak yaşam kalitesini artırıyor. Üst düzey dokunuşlar, modern detaylar İhlas Gayrimenkul’ün köklü deneyimiyle hayata geçirdiği Bizim Evler 12, Ispartakule’nin gelişen yapısı içerisinde modern yaşamın tüm ihtiyaçlarına yanıt veren yeni bir referans proje olarak öne çıkıyor. Her detayın titizlikle planlandığı Bizim Evler 12; kullanışlı iç mimarisi, A kalite yapı malzemeleri, lüks mutfakları ve şık banyo tasarımlarıyla konforu yeniden tanımlıyor. Üst segment donatılara sahip olan proje, sakinlerine yüksek standartlarda bir yaşam deneyimi vadediyor. "11 projeyi başarıyla teslim ettik, şimdi Bizim Evler 12’yi satışa sunduk" Bizim Evler Satış ve Pazarlama Müdürü Erhan Değerli, Bizim Evler 1’den Bizim Evler 12’ye kadar uzanan süreçte Ispartakule’de önemli projelere imza attıklarını belirterek, "İstanbul’un yüzük taşı Ispartakule’de, büyük devlet yatırımlarının bir araya geldiği bu bölgede, İhlas Holding olarak tam 11 projemizi kaliteyle, konforla, istikrarla teslim ettik. Şimdi Bizim Evler 12 projemizin lansmanını gerçekleştiriyoruz. Bizim Evler 12 satışta. Rabbimize çok şükrediyoruz ve bizi kaliteyi, konforu takip eden, kazanan bütün ailelerimize de gönülden teşekkür ediyoruz" dedi. Gayrimenkulün güvenli yatırım aracı olduğuna dikkat çeken Değerli, "Gayrimenkul en güvenli, en kazançlı, en istikrarlı yatırım aracı. Bizim Evler markasıyla bu bölgede yepyeni, bambaşka bir proje ürettik. Bu projenin lansmanında daha topraktan alırken kazanmak için, bizi takip eden aileleri bir kez daha Ispartakule’ye davet ediyoruz. 472 daireden oluşan, modern hayatın ihtiyaçlarını karşılayan, konforu en üst seviyede tutan bir projeyi hayata geçirdik" ifadelerini kullandı. "Malzeme kalitesi ve yaşam alanları beklentinin üzerinde" Projeyi inceleyen Ahmet Tek ise, "İki ana başlık var; bir kurumsal yapı, iki içeride kullanılan malzeme kalitesi ve yaşam alanlarının gerçekten iyi düşünülmüş olması. Özellikle çocuklar için çok iyi düşünülmüş, peyzaj alanları çok büyük. Malzeme kalitesi beklentinin üzerinde" diye konuştu. Emre Kuntmen de projenin aile yaşamına uygunluğuna dikkat çekerek, "Aile sitesi, spor salonuyla, sosyal donatısıyla bir ailenin her türlü ihtiyacını karşılayabileceği bir site. Daire büyüklükleri çok ideal, hiçbir santimetrekare boşa harcanmamış. Son derece kullanışlı" dedi. "Gerçek bir mahalle ve komşuluk kültürü var" Harun Çöllü ise projenin bölgedeki diğer sitelere göre öne çıktığını belirterek, "Bölgede bulunan birçok sitenin çok üstünde bir kalite performansı var. Yaşam konforu çok yüksek. Gerçek bir mahalle kültürü olduğu için tercih ediyoruz" ifadelerini kullandı. Projeyi uzun süredir takip ettiğini belirten Nuray Yavuz, "Standartları çok yüksek olduğu için başka bir proje düşünmedik. Lansman olduğu ilk gün geldik. Çocuklarımın güvenle sosyalleşebileceği bir ortam olması bizim için çok önemli" dedi. Site yaşamına dair değerlendirmelerde bulunan Yavuz, komşuluk ilişkilerinin güçlü olduğuna dikkat çekerek, "Komşularımızla çok güzel ilişkilerimiz var. Akrabadan öte bir bağ oluşuyor. Çocuklarımız birlikte kaliteli zaman geçiriyor" şeklinde konuştu. Ali Yavuz ise sosyal alanların yoğun kullanıldığını belirterek, "Spor sahalarını çok kullanıyorum. Çok güvenli hissediyorum. Herkes çok sosyal" dedi. Yıldırım Şimşek de Bizim Evler projeleriyle uzun yıllardır tanışık olduklarını ifade ederek, "2009’dan beri takip ediyoruz. İstanbul’da konut deyince akla gelen firmalardan biri. Hem kalite hem komşuluk hem de lokasyon açısından her zaman tercih ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Bilecik Bilecik’in turizminde hedefi uluslararası alanda tanınan kültür ve turizm şehir olmak Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, amaçlarının Bilecik’i sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da tanınan bir kültür ve turizm destinasyonu haline getirmek olduğunu söyledi. Bilecik’te 15-22 Nisan Turizm Haftası dolayısıyla Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’nde kutlama programı gerçekleştirildi. Programa Bilecik Valisi Faik Oktay Sözer, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcilileri, STK’lar ve öğrenciler katıldı.Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda günün anlam ve önemini anlatan bir konuşma yapan Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, "Bugün burada, kültürümüzü, tarihi zenginliğimizi ve eşsiz coğrafyamızı daha görünür kılmak; turizmin önemine dikkat çekmek ve farkındalık oluşturmak amacıyla kutladığımız Turizm Haftası vesilesiyle bir araya gelmiş bulunuyoruz. Turizm; yalnızca bir seyahat ya da ekonomik faaliyet değildir. Turizm; geçmiş ile gelecek arasında kurulan bir köprü, kültürlerin birbirini tanıdığı bir buluşma noktası, medeniyetlerin izlerinin keşfedildiği bir yolculuktur. Bu yönüyle turizm, aynı zamanda barışın, hoşgörünün ve ortak insanlık değerlerinin de en güçlü taşıyıcılarından biridir. Bu anlamlı köprünün en kadim duraklarından biri ise hiç şüphesiz ki, tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış olan Bilecik ilimizdir. Bilecik; sadece bir şehir değil, bir başlangıcın adıdır. Bir devletin doğduğu, bir medeniyetin filizlendiği, kökleri derinlere uzanan büyük bir tarihin merkezidir. Bu topraklar, Osmanlı Devleti’nin kuruluşuna şahitlik etmiş; ilim, irfan ve hikmetle yoğrulmuş müstesna bir coğrafyadır.Bu manevi iklimin en büyük mimarlarından biri ise, hiç şüphesiz ki Şeyh Edebali Hazretleri’dir.Bugün bizlere düşen görev; bu köklü mirası anlamak, anlatmak ve gelecek nesillere en doğru şekilde aktarmaktır" dedi. "Bilecik’i bir kültür ve turizm destinasyonu haline getirmektir" Bilecik İl Kültür ve Turizm Müdürü Kürşat Bozkurt, konuşmasının devamından, "2026 yılının 2026 Şeyh Edebali Yılı olarak ilan edilmesi, işte tam da bu sorumluluğun bir tezahürü, aynı zamanda büyük bir fırsattır. Bu önemli yıl; yalnızca bir anma yılı değil, aynı zamanda kültürel diplomasi açısından güçlü bir imkân, uluslararası tanıtım açısından eşsiz bir fırsattır. Bu kapsamda Bilecik olarak bizler; sadece geçmişi anan değil, geçmişten ilham alarak geleceği inşa eden bir anlayışla hareket ediyoruz.İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü olarak hedefimiz; Bilecik’i sadece Türkiye’de değil, uluslararası alanda da tanınan bir kültür ve turizm destinasyonu haline getirmektir., Ulusal ve uluslararası sempozyumlar,, kültürel festivaller ve sanat etkinlikleri, dijital tanıtım kampanyaları, inanç turizmi odaklı projeler, gençlere ve çocuklara yönelik kültürel miras programlar gibi pek çok çalışmayı hayata geçirerek, şehrimizin değerlerini daha geniş kitlelere ulaştırmayı hedefliyoruz. Çünkü biz biliyoruz ki turizm; sadece gezmek ve görmek değil, aynı zamanda hissetmektir. Bir şehri şehir yapan; onun sokakları kadar hatıraları, yapıları kadar ruhudur. Bilecik de işte tam olarak böyle bir şehirdir. Her köşesinde bir hikâye, her taşında bir iz, her eserinde bir anlam barındırır. Unutulmamalıdır ki turizm; sadece ekonomik kalkınma değil, aynı zamanda kültürel kalkınmadır. Bir şehri güçlü kılan sadece altyapısı değil, kimliği ve ruhudur. Bizler de Bilecik’in bu güçlü kimliğini koruyarak, onu geleceğe taşımak için çalışmaya devam edeceğiz" dedi. Konuşmaların ardından ’2026 Türkiye Tanıtım Filmi’nin izlenmesi, halk oyunları ekiplerinin gösterisi, Yavuz Selim Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencilerin ’Flambe Gösterisi’, mezuniyet töreniyle devam etti. Ardından protokol üyeleri alanda kurulan yöresel ürünler ve sergileri gezmesiyle prpgram son buldu.
Adana Adana’da eğitimciler Şanlıurfa’daki saldırıyı kınadı Adana’da Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen silahlı saldırıyı kınadı. Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleştirilen silahlı saldırı, Adana İstasyon Meydanı’nda Eğitim-Bir-Sen üyeleri tarafından protesto edildi. Türkiye genelinde iş bırakma kararı alan eğitimciler, Adana’da da merkez Seyhan ilçesindeki İstasyon Meydanı’nda bir araya gelerek okullarda artan şiddet olaylarına tepki gösterdi. Grup adına açıklamayı yapan Eğitim-Bir-Sen Adana Şube Başkanı Mustafa Sarıgeçili, "Siverek’te eğitim yuvamızı kana bulayan vahşi saldırı; bizlere acı bir gerçeği bir kez daha tokat gibi çarpmıştır. Öğretmene, okul yöneticisine, eğitim çalışanına el kaldırmanın sıradanlaştığı, eğitim çağındaki çocukların silahlara pervasızca ulaşıp suç makinesine dönüştüğü karanlık bir dönemeçteyiz. Geldiğimiz noktada okullarımızda şiddet münferit eylemler olmaktan çıkmış, toplumsal çürümeyi gün yüzüne çıkarmıştır." Dedi. "Eğitimciye kalkan el, geleceğimize inen darbedir" Mustafa Sarıgeçili, şiddetin ağırlaşan toplumsal maliyeti karşısında çözüm üretmede yetersiz kalındığını belirterek, "Eğitim, şiddeti bitirmesi gereken en güçlü silahken; bugün şiddetin eğitimi tehdit eder boyuta ulaşması geleceğimizi tehlikeye sokmaktadır. Eğitimcilere yönelik her saldırı ruhumuzu karartmakta, irfanımızı yok etmektedir. Hele ki bu şiddetin kendi öğrencilerimizden gelmesi, yaramızı daha da derinleştirmektedir. Eğitimciye kalkan el, geleceğimize inen darbedir" şeklinde konuştu. "Siverek’te yaşadığımız bu acı olay son olmalıdır" Yaşam hakkı ve can güvenliğinin anayasal bir hak olduğuna dikkat çeken Başkan Sarıgeçili, daha sonra şunları söyledi: "Devlet; caydırıcı yasaları derhal çıkarmalı, okullarımızda güvenlik tedbirlerini tavizsiz bir şekilde hayata geçirmelidir. Kendi memurunu, kendi öğretmenini, kendi öğrencisini korumak devletin asli görevidir. Siverek’te yaşadığımız bu acı olay son olmalıdır. Eğitimciler savunmasız ve korumasız bırakılamaz. Bugün Türkiye genelinde bıraktığımız iş, aslında geleceğimize sahip çıkma eylemidir. Can güvenliğimiz sağlanana, caydırıcı adımlar atılana ve güvenli çalışma şartları oluşturulana kadar sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz." Şiddete karşı sloganların atıldığı eylem, basın açıklamasının ardından sona erdi.
Tunceli Gülistan Doku’nun ablası: "Ben kardeşimin cinayete kurban gittiğini Altaş ailesinden öğrendim" Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Gülistan Doku ile ilgili soruşturma sürerken, genç kızın ablası Aygül Doku, kardeşimin cinayete kurban gittiğini, Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğünü bizzat Altaş ailesinden öğrendiğini söyledi. Tunceli’de 5 Ocak 2020’den bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişim Bölümü 2. sınıf öğrencisi Gülistan Doku soruşturmasında cinayet şüphesiyle 7 ilde operasyonlar düzenlenmiş ve 13 şüpheli gözaltına alınmıştı. Tunceli’ye getirilen şüphelilerin sorgulanması sürerken, abla Aygül Doku açıklamalarda bulundu. Aygül Doku, Mustafa Türkay Sonel ismini Altaş ailesinden öğrendiklerini ifade ederek, "Celal Altaş, Nurşen Altaş ve Amerika’ya kaçan Umut Altaş. Altaş ailesinden bu cinayeti öğrendik. Umut beni o süreçte arıyor. 2-3 kere arıyor, aslında bu olayı bana anlatmak istiyor ama anlatamıyor. Bir türlü cesaret edemiyor" dedi. "Belgesiz hiçbir bilgi paylaşmam" Umut Altaş’ın ardından bir not bıraktığını ve notta Gülistan’ın katilinin Mustafa Türkay Sonel olduğunun yazdığını iddia eden Doku, "O nottan sonra biz ‘Altaş ailesi niye bunu söylüyor’ dedik. Umut Altaş bizi arıyor, biz aileyi araştırıyoruz. Annesi Nurşen Altaş ile babası Celal Altaş’mış. Aileyle görüşmeye gittik. Biz daha oturmadan bize ‘Allah rahmet eylesin’ dediler. Orada kuşkulandık. Bugüne kadar kimse Adalet Bakanı, savcı bile bize böyle bir şey söylemedi. Bunlar bir şey biliyor dedik. ‘Siz bize neden başınız sağ olsun diyorsunuz? Bir şey mi biliyorsunuz’ dedik. Ses kayıtları var. Belgesiz hiçbir bilgi paylaşmam" ifadelerini kullandı. Aygül Doku, ailenin kendilerine "Biz oğlumuzu çok uyardık" dediğini aktararak şöyle devam etti: "Çocuk (Mustafa Türkay Sonel) tekin biri değildir, bununla uğraşma. Benim çocuğum onunla arkadaş oldu. Benim çocuğumun başını yaktı’ dedi. ‘Başını yaktı’ deyince biz de ‘Siz niye oğlunuz için başını yaktı diyorsunuz’ dedik. Sonra araştırınca oğlu Amerika’ya kaçmış. ‘Amerika’ya kaçtığına göre sizin oğlunuz Gülistan’ı öldürdü’ dedik. ‘Hayır kesinlikle, alın Umut’un telefonu. Bizim oğlumuz Gülistan’ı öldürmedi’ dedi. Umut’un telefonunu bize verdiler. Ben Umut’la bizzat görüştüm. Bunları ilk defa açıklıyorum. Çünkü artık bu dosya çok kritik bir aşamada." Doku, kardeşinin cinayete kurban gittiğini, Mustafa Türkay Sonel tarafından öldürüldüğünü bizzat Altaş ailesinden öğrendiğini tekrarlayarak, "Şu anda Altaşlar gözaltında, Umut da Amerika’ya kaçmış" diye konuştu. "Gökhan bize kardeşimin ’delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldım’ dedi" Soruşturma kapsamında gözaltına alınan ihraç polis memuru Gökhan Ertok hakkında iddialarda bulunan Doku, "Gökhan şu an gözaltında. Gülistan’ın bütün bilgilerini sildi. Dosyada gizlilik kararı vardı diye size söylemiyorduk. 6-7 ay önce Gökhan bize ulaştı. Elimizde belgeleri var. Ben hangisine üzüleyim? Gökhan bize kardeşimin ’delillerini silmek karşılığında 10 bin dolar aldım’ dedi. Gülistan’ın delillerini silmenin fiyatı 10 bin dolar. ‘10 bin dolarla Gülistan’ın kayıtlarını sildirdiler’ dedi. Gökhan bize ‘Gülistan o gün öldürülmedi. Gülistan’ın o gün görüntüsü bende var. O kaydı bizzat ben sildim’ dedi. Yani emniyet 5 Ocak’ta tutanak tutmuştu ya ‘5 Ocak saat 11.00’de köprüden atladı’ diye. Gülistan Gökhan’ın deyişiyle saat 7’ye kadar zaten yaşıyormuş. ‘O görüntüyü de bizzat ben sildim’ dedi" ifadelerini kullandı.
İstanbul Büyükçekmece’de Dünya Sanat Günü etkinliği İstanbul Büyükçekmece’de Dünya Sanat Günü, Büyükçekmece Belediyesi tarafından düzenlenen bir dizi etkinlikle kutlandı. Etkinlikte, sanatçılara ve eserlerine yoğun ilgi gösterildi. Büyükçekmece Belediyesi, Dünya Sanat Günü nedeniyle bir dizi kutlama programı gerçekleştirdi. Kutlama programına sanatçıların yanı sıra çok sayıda sanatseverde katıldı. Program kapsamında, çocuk korosu, piyano, bale, modern dans sunumları, canlı resim performansları sergilendi. Programda sergilenen performanslar sanatseverler tarafından uzun süre alkışlandı. Programın açılış konuşmasını yapan Büyükçekmece Belediye Başkan Yardımcısı Gürhan Ozanoğlu, " Bir tablo bir ezgi ya da bir dans, insanların duygularını ifade etmesinin en saf ve güçlü yollarından birisidir. Sanat sayesinde geçmişimizi anlar bugünümüzü anlamlandırır ve geleceğimizi hayal ederiz. Aynı zamanda sanat toplumların kültürel zenginliğini yansıtır. Geleneksel halk danslarımızdan modern sanat eserlerine kadar uzanan bu geniş yelpaze kimliğimizin ve ortak hafızamızın bir parçasıdır. Bugün sadece sanatı izleyen değil sanatı destekleyen üreten ve yaşatan bireyler olmanın önemini bir kez daha hatırlamalıyız. Çünkü sanat varsa umut vardır. Sanat varsa insanlık vardır. Bu anlamlı günde bizlere bu imkanı tanıyan ve Büyükçekmece’mizi bir sanat, kültür kenti haline getiren belediye başkanımız Sayın Dr. Hasan Akgün’e şükranlarımızı sunuyoruz" dedi.