POLİTİKA - 13 Nisan 2026 Pazartesi 19:18

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Ailevi değerlerin muhafazasını bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz"

A
A
A

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma Allah muhafaza tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getirecektir. Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz" dedi.

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Merkez Kadın Kolları Başkanlığınca düzenlenen "Bağımlılığa Karşı Aileyi Güçlendiren Politikalar" konulu Ideathon Yarışması’nın final programına katıldı. Programda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bağımlılığa karşı aileyi güçlendiren politikalar temasıyla düzenlenen fikir maratonuna seksen bir ilimizden iki yüz altmış dört takım ve bin üç yüz iki yarışmacı katıldı. Bu kardeşlerimiz bir yandan yeni fikir ve önerilerini inşa ederken, diğer yandan pek çok alanda son derece nitelikli eğitimler aldı. Aylar süren yoğun bir hazırlık ve değerlendirme sürecinin ardından 15 takımımız finale kalma başarısı gösterdi. Yarışmaya katılanların yüzde 22’sinin 18-30 yaş aralığında. yüzde 16’sının ise 50 yaş ve üzerinde olması dikkat çekicidir. Bu tablo kadın kollarımızda farklı yaş gruplarına mensup dava arkadaşlarımızın aynı masa etrafında verimli bir fikir jimnastiğine imza atabildiklerini gösteriyor. Sözlerimin hemen başında bir hususun altını çizmek istiyorum. AK Parti’yi yaklaşık çeyrek asırdır milletimizin kalbinde, Türkiye’nin kaptan köşkünde tutan akıl, ahlak, ufuk ve tecrübeyi birleştirme kabiliyetidir" diye konuştu

"AK Parti teşkilatları siyasette rotamızın belirlenmesinde asla edilgen bir konumda değildir"

AK Parti teşkilatlarının öneminden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "AK Parti teşkilatları siyasette rotamızın belirlenmesinde asla edilgen bir konumda değildir, hiçbir zaman da olmamıştır. Kadın kollarından gençlik kollarına AK Parti teşkilatlarının en önemli vasfı süreçlere yön veren, gidişata etki eden, yeni çalışmaların tohumlarını eken etkin bir aktör hüviyetine sahip olmasıdır. Bu yönüyle fikir maratonu boyunca ortaya koyulan proje, teklif, tenkit ve tespitlerin politika belirleme sürecimizde partimize ve milletimize çok önemli katkılar sağladığını ve bunu yapacağından da en ufak bir şüphe duymuyorum. Kıymetli misafirler, değerli yol ve dava arkadaşlarım, son yıllarda dünya genelinde belli odaklar tarafından hedef tahtasına konulan aile, toplumun hareket ve mukavemet merkezidir" şeklinde konuştu.

"Ailevi değerlerin muhafazasını bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz"

Ailenin toplumdaki yeri ve misyonuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bireyden aileye, aileden millete uzanan zincirin halkalarında yaşanacak en ufak bir kırılma, Allah muhafaza tamir ve telafisi uzun yıllar sürecek sorunları beraberinde getirecektir. Bunun için aileye yönelen her saldırının aynı zamanda milletin ve devletin omurgasını nişan aldığını unutmamalıyız. Aile kurumunun ve ailevi değerlerin muhafazasını bu bakımdan bir milli güvenlik ve beka meselesi olarak görüyoruz. Merhum Samiha Ayverdi hanımefendinin aileye yönelik şu tespitlerini şahsen çok kıymetli buluyorum. Toplumun en küçük fakat en sağlam hücresi dediği aileyi merhum Ayverdi bakınız nasıl tarif ediyor? ’Aile cemiyete sağlam fertler veren, içine sızmak isteyen bakterileri yaşatmayan ve üretmeyen, yerleşmiş nizamlara ve temel kıymetlere yaylım ateşi açarak tahribat yapmak isteyenlere fırsat vermeyen, arınmış, inanmış ve kendini sağlama almış bir bünyedir.’ Evet ailenin toplumdaki yeri budur. Misyonu budur. Oynadığı rol işte budur" ifadelerini kullandı.

2024 yılında Nüfus Politikaları Kurulu’nun ihdas edildiğini ve 2025 yılının ’Aile Yılı’ ilan edildiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları kaydetti:

"Hükümet olarak son yıllarda artan tehditler karşısında ailenin korunması ve güçlendirilmesine yönelik çalışmalara hız verdik. 2024’te Nüfus Politikaları Kurulumuzu ihdas ettik. Hemen ardından 2025 senesini Aile Yılı ilan ederek, hem teşvik hem de destek paketlerini devreye aldık. Önce deprem bölgemizde, ardından 81 ilimizde hayata geçirdiğimiz Aile ve Gençlik Fonu ile yuva kurmak isteyen gençlerimizin yanında olduk. Gerek doğum yardımlarımızla gerek ulaşımdan haberleşmeye pek çok alandaki indirim ve hizmetlerimizle ailelerimize ve genç çiftlerimize çok önemli destekler sunduk. ’Aile ve nüfus on yılı’ olarak belirlediğimiz 2026-2035 döneminde de eğitimden sosyal politikaya tüm bu çalışmaları inşallah çok daha etkin ve kararlı bir şekilde sürdüreceğiz. Bu noktada şu gerçeği özellikle vurgulamak durumundayım. Günümüzde farklı türleriyle bağımlılık, aileye yönelik tehditlerin en başında yer alıyor. Yuvaları dağılan, ocakları söndüren, hanelerdeki huzur ve bereketi bitiren bağımlılık illetiyle mücadeleye bunun için büyük önem veriyoruz. Sanal bahis ve kumardan sosyal medyaya, tütün ürünlerinden alkol ve uyuşturucuya çocuklarımız ve gençlerimiz başta olmak üzere ailelerimizi bağımlılık illetinden uzak tutmak için yoğun gayret sarf ediyoruz."

Dijital bağımlıklarınıgetirdiği problemlerden bahseden Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Özellikle son dönemde yapay zeka ve yeni dijital teknolojilerin de devreye girmesiyle bağımlılık türlerinde büyük bir artış yaşanıyor. Ekran bağımlılığı ve sonsuz kaydırma gibi yeni bağımlılıklar bilhassa küçük yaştaki yavrularımız üzerinde yıkıcı etkiler oluşturuyor. Algoritma tuzağı olarak adlandırılan bu yeni sarmaldan çocuklarımızı ve gençlerimizi kurtarmamız büyük önem arz ediyor. Aynı şekilde siber zorbalık, mahremiyet ihlali, şiddet ve istismar gibi kötülüklerin yoğun şekilde yer aldığı dijital oyun ve içeriklerin olumsuz etkilerinden de evlatlarımızı korumak mecburiyetindeyiz. Kıymetli kardeşlerim, bakınız burada bağımlılık sorununun geldiği vahim boyutları göstermesi açısından bazı rakamları sizlerle ve milletimle paylaşmak istiyorum. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre şu anda dünya genelinde 1,25 milyar yetişkin tütün ürünü kullanıyor. Dünyada her yıl sekiz milyondan fazla kişi tütün kullanımına bağlı hastalıklar sebebiyle hayatını kaybediyor. Sağa çalışmaları elektronik sigaraların da etkisiyle son yıllarda Türkiye’de sigaraya başlama yaşanın maalesef düştüğünü gösteriyor. Çocuklar okul harçlıklarını buraya yatırıyor. Anneler, babalar çocuklarının rızkını üzülerek söylüyorum. Sigara denilen illeti harcıyor. Sonuçta vatandaşlarımız sağlığından ülkemiz ise milyarlarca lirayı bulan devasa bir ekonomik kaynaktan oluyor" dedi.

Sanal bahis, şans oyunları ve kumar bağımlılığının Türkiye’de bir problem haline geldiğini ve Türkiye’nin bununla mücadele için neler yaptığını aktaran Cumhurbaşkanı Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

"Bir diğeri kumar bağımlılığıdır. Dünyada 350 milyonun üzerinde kişinin kumar problemi olduğu tahmin edilmektedir. Akıllı telefonların yaygınlaşmasına paralel olarak özellikle sanal kumar bağımlılarının sayısı artmaktadır. Açıkçası sanal bahis şans oyunu ve kumar bağımlılığı bizde de ciddi bir sorun haline gelmeye başlamıştı. Bunun üzerine biliyorsunuz Kasım ayında bir genelge yayınladık. Sanal ortamda yasa dışı bahis şans oyunları ve kumarla mücadele eylem planını uygulamaya geçirdik. İlk altı aylık veriler aldığımız idari, mali ve hukuki tedbirler sayesinde sorunun kontrol altına alınmaya başlandığına işaret ediyor. Bunu doğru yolda olduğumuzun bir delili olarak görüyor. Yasa dışı bahis şans oyunu ve kumarın üzerine kararlılıkla gitmeye devam ediyoruz. Şu çarpıcı rakamı burada dikkatlerinize getirmek istiyorum. Yeşilay’ımızın geçtiğimiz sene hazırladığı bir rapora göre sigara, alkol, uyuşturucu ve kumar bağımlılığının ülkemiz ekonomisine yıllık maliyeti 78 milyar dolardır. Yani bağımlılık hem milletimizin ruh ve beden sağlığına kastetmekte hem de ekonomimiz için giderek büyüyen bir kara deliğe dönüşmektedir. Değerli misafirler, devlet olarak bağımlılıkla mücadelede gerekli her türlü önlemi alıyoruz. Aile Bakanlığımız kurumlarımız ve parti teşkilatlarımız belediyelerimizle iş birliği içinde çalışmalarını hız kesmeden sürdüğü Yeşilay gibi ülkemizin yüz akı olan sivil toplum kuruluşlarımız Türkiye’nin dört bir yanında bağımlılığa karşı seferberlik ruhuyla çalışıyor. Kadın kollarımızın bağımlılık eğitimleri kapsamında seksen bir ilimizde sadece bir buçuk ayda 52 bin hanım kardeşimize ulaşmasını eğitimler sonrasında sigara bırakma kliniklerine başvuruların yüzde 60 artmasını bu bakımdan çok anlamlı buluyorum. Fakat şurası da bir gerçek ki bağımlılıkla mücadele sadece devlet eliyle yürütüldüğü takdirde arzu edilen neticeleri göremeyiz. Bu mücadelenin tek yönlü, tek boyutlu olmadığının hepimiz farkındayız. Bağımlılıkla mücadelede kamuoyu sahiplenmesi ne kadar güçlü olursa başarı oranlarımız da inşallah o derece artacaktır. Bu düşüncelerle fikir maratonu toplantımızın bir kez daha partimiz ülkemiz ve milletimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Birazdan ödüllerini tevdi edeceğimiz takımlarımızı tekrar tebrik ediyor. Tüm katılımcılara şükranlarımı iletiyorum."

Furkan Doğan

 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara İletişim Başkanı Duran’dan YİK Toplantısı’na ilişkin açıklama Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığındaki Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulu (YİK) Toplantısı’nda, Terörsüz Türkiye hedefi, İran’a yönelik saldırıyla başlayan süreç ve okullardaki saldırıların ele alındığını belirtti. İletişim Başkanı Duran, YİK toplantısına ilişkin yaptığı açıklamada, "Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulumuz, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde toplandı. Toplantıya Sayın Cumhurbaşkanımızın yanı sıra kurul üyeleri İsmail Kahraman, Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek, Köksal Toptan, İsmet Yılmaz, Binali Yıldırım, Mustafa Şentop ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Hakkı Susmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ve Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan katıldı. Cumhurbaşkanlığı Yüksek İstişare Kurulumuzun gündeminde, bölgemizde yaşanan çatışmalar, dünyadaki son gelişmeler ve ‘Terörsüz Türkiye’ süreci ele alındı" dedi. Toplantıda ele alınan gündemleri açıklayan Duran, şunları kaydetti: "Toplantıda İran’a yönelik hukuksuz saldırı ile başlayan süreçte ateşkesin sağlanmasının önemli olduğu, sükunetin korunması ve ateşkesin uzatılması için tüm taraflarla temasların sürdüğü ifade edildi. Toplantımızda bölgemizdeki olumsuz gelişmelere rağmen, Türkiye’yi savunma sanayiinden iletişim ve bilişim teknolojilerine, ulaştırmadan enerjiye, şehir planlamasından turizme kadar her alanda daha ileriye taşımak için atılan ve atılabilecek adımlar değerlendirildi. İç cephenin güçlendirilmesinin öneminin etraflıca ele alındığı toplantıda, milli bünyenin sağlam olmasının ülkemize yönelik her türlü tehdidin bertaraf edilmesini sağlayacağı belirtildi. ’Terörsüz Türkiye’ süreci gibi birlik ve beraberliğimizi tahkim eden güçlü adımların kararlı bir şekilde atılmasının gerekliliğine vurgu yapıldı. Toplantımızda ayrıca son günlerde okullarımızda yaşanan şiddet eylemleri başta olmak üzere şiddetin her türlüsüyle mücadele konusunda kapsamlı adli, idari, sosyolojik ve kültürel tedbirlerle, ayrıntılı yol haritaları değerlendirildi."
Antalya Antalya’da okullara yapılan saldırılar protesto edildi Antalya’da Eğitim-Bir-Sen üyeleri, Şanlıurfa’nın Siverek ilçesi ile Kahramanmaraş’ta okullarda gerçekleştirilen silahlı saldırıları protesto etti. Antalya’nın Muratpaşa ilçesi Antalya İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde bir araya gelen sendika üyeleri, Şanlıurfa Siverek Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu’nda yaşanan saldırılara tepki gösterdi. Türkiye genelinde iş bırakma kararı alan eğitimciler, okullarda artan şiddet olaylarını kınadı. Grup adına basın açıklaması yapan Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Yardımcısı Mesut Öner, "Dün Siverek’te Ahmet Koyuncu Mesleki Teknik ve Anadolu Lisesi’nde eski bir öğrenci olan saldırgan tarafından gerçekleştirilen saldırı ve Siverek’teki okul baskının üzüntü ve şaşkınlığını üzerimizden atamadan bugün Kahramanmaraş’tan gelen okul saldırısı ile adeta yıkıldık. Bu menfur saldırılar bir kez daha göstermiştir ki; okullarımızda eğitimcilere ve öğrencilere yönelen şiddet olayları münferit olmaktan çıkmış, yaygın bir toplumsal sorun haline gelmiştir" dedi. "Acil ve köklü bir çözüm bulunması gerek" Eğitimcilere yönelik saldırıların hem eğitim camiasını tedirgin ettiğini hem de çalışma hayatında can güvenliği sorununu öne çıkardığını ifade eden Öner, "Eğitimcilere yönelik her saldırı, özellikle eğitim çağındaki çocuklardan, öğrencilerimizden kaynaklandığında aklımızı körleştirmekte, ruhumuzu karartmakta, benliğimizi esir almakta ve irfanımızı yok etmektedir. Eğitim, şiddeti ortadan kaldıracak bir unsur olarak nitelendirilirken; şiddetin, eğitimi tehdit ve tahdit eder boyuta ulaşması, bunun geleceğimizi tehlikeye sokacak boyuta doğru tırmanıyor olması, acil ve köklü çözüm bulmayı zaruri hale getirmektedir" şeklinde konuştu. "Eğitimcilere uzanan el geleceğe uzanmıştır" Yaşam hakkının korunması için gerekli önlemlerin alınmasını ifade eden Öner, "Devletin, bu yükümlülük çerçevesinde suç işlemekten caydırıcı yasal zemini ve idari koşulları tesis ederek yaşam hakkını koruması, eğitimcilerin ve öğrencilerin can güvenliğini sağlaması, okullarda güvenli, huzurlu bir çalışma ve eğitim-öğretim ortamı tesis etmesi gerekliliğini bir kez daha hatırlatıyoruz. Öğretmene uzanan el, geleceğe uzanmıştır! Öğretmene yapılan saldırı, bu milletin vicdanına yapılmıştır" dedi.
Ankara Bakan Tekin: "Eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her adım, dikkat ve özenle atılacaktır" Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, , Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki silahlı saldırılara ilişkin, "Bu süreç, en ince ayrıntısına kadar takip edilecek olup evlatlarımızın huzuru, öğretmenlerimizin esenliği ve eğitim ortamlarımızın sükuneti için gereken her türlü adım, dikkat ve özenle atılacaktır" dedi. Bakan Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan silahlı saldırılara ilişkin açıklama yaptı. Bakan Tekin sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta yaşanan yürek yakıcı elim hadiseler, tüm ülkemizi derinden sarsmıştır. Büyük bir üzüntüyle ifade etmeliyim ki bu elim olaylarda umut dolu gençlerimizi ve tüm mukaddesatıyla görevine adanmış bir eğitimcimizi kaybettik. Milletçe tarifsiz bir üzüntü içindeyiz. Kadim medeniyetimiz boyunca toplumsal huzur iklimimizin en güzel örnekleri olan eğitim kurumlarımızda benzeri hadiselerin yaşanmaması için İçişleri, Adalet ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlıklarımız ile birlikte mevcut güvenlik önlemlerimizi güncelleyerek tüm dijital ve fiziki tehditleri kapsayan bütüncül bir güvenlik yaklaşımını hayata geçirmek üzere gerekli adımları kararlılıkla atıyoruz. Milletçe en derin hislerle kenetlendiğimiz böyle bir dönemde omuzladığımız bu acı, hepimizin yüreğine düşmüştür. Nitekim bu süreç, en ince ayrıntısına kadar takip edilecek olup evlatlarımızın huzuru, öğretmenlerimizin esenliği ve eğitim ortamlarımızın sükûneti için gereken her türlü adım, dikkat ve özenle atılacaktır. Milletimizin asla şüphesi olmasın ki bu ortak acının hiçbir yönü, karanlıkta bırakılmayacaktır. Hayatını kaybeden öğretmen ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine ve maarif ailemizin her bir ferdine sabır; yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Milletimizin ve eğitim camiamızın başı sağ olsun" ifadelerini kullandı.
İstanbul İBB davasında Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ duruşmasında kameraları bantlayarak görüş açısının engellenmesini ve sinyal kesici cihazların getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı iddia edilen Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 22. oturumu Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce görülen duruşmada Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü Mustafa Akın savunma yaptı. Sanık Mustafa Akın hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede suç örgütü içerisindeki yöneticilerin hiyerarşisine dahil olmadığı, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun koruma müdürü olduğu belirtilmişti. Akın’ın, suç örgütü liderinin katıldığı toplantılardaki kameralara bant çekerek görüş açısının engellenmesi, toplantı alanlarına sinyal kesici (JAMMER) cihazlarının getirtilerek örgütün illegal faaliyetlerinin ve mensuplarının deşifre olmamasını sağladığı aktarılmıştı. Akın’ın başkanlık konutundaki kamera kayıt cihazının tahrip edilmesi olayında talimat verdiği de iddianamede ifade edilmişti. "Olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum" Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Akın, "Emekli emniyet mensubuyum İBB’de kamu personeli olarak çalışmaktayım. Ekrem İmamoğlu’nun Beylikdüzü Belediye Başkanı olmasından sonra profesyonel bir çalışma arkadaşına ihtiyaç olduğu çok yakın bir müfettiş dostum tarafından bana iletildi. En son sayın başkanım ile görüştük ve işe alınmamdan sonra başarılı bir çalışma hayatı geçirdik. Ben sayın başkanım ile çalışmaktan çok mutluyum ve gurur duyuyorum. Ekrem İmamoğlu, özel koruma kararı ile koruma altında bulundurulan bir kişiydi. Kendisini korumak ile görevlendirilen 4 polis memuru ve valilik tarafından özel koruma izni ile birlikte İBB içerisinden seçilen bir ekip tarafından koruma ve kollama görevi yerine getirilirdi. Sinyal kesici cihazlar rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınmıştır. Biz de gerektiği takdirde bu cihazları yanımızda bulundurduk. Ben olmayan bir örgütün ne üyesi oldum ne bir oluşumun içinde oldum. Sayın başkan ile çalıştığım yıllar içerisinde ne böyle bir örgüte ne böyle bir oluşuma şahit olmadım. Ben buna 12 senede şahit olmaz mıyım?" dedi. "Başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır" Sanık Akın savunmasının devamında, "Jammer cihazları, sinyal kesici konusunda savunma yapacağım. Olası saldırıları engellemek için önleyici ve caydırıcı olması açısından koruma ekibi tarafından ortak bir kararla alınan koruma ekiplerinden birisidir. Ayrıca hiçbir yerde gizli bir toplantıya şahit olmadım. Yanımızda devletimizin görevlendirdiği 2 polis memuru vardı. Böyle bir şeyin olması mümkün değildir. Toplantılarda ve başkanın bulunduğu alanlarda bu tedbirleri alıyorduk. Amacımız meydana gelecek olası bir saldırıya karşı önleyici ve caydırıcı tedbirleri alabilmekti. Haberleşmenin engellenmesi gibi durum asla söz konusu olmamıştır. Jammer cihazları rahmetli Kadir Topbaş döneminde alınan cihazlardır. Kamera bantlama konusuna değinmek istiyorum. Bu durum sadece sayın başkanın toplantı öncesi ya da sonrası üzerini değiştirdiği alana bakan kameranın kapatılması olayıdır. İddia edildiği üzere toplantı ve toplantıya katılanların gizlenmesi gibi bir amaç olsa, otelin giriş çıkışına bakan kameralar da kapatılmaz mıydı? Gizli bir toplantı olsa otelin VİP girişinden girilmez miydi? Biz otelin ana giriş kapısından giriş yapıyoruz. Lobide kamera açık. Fuaye alanında, yürüyüş alanında kamera açık. Sadece sayın başkanın toplantı yapacağı ve üzerini değişeceği kamera kapalı. Üzerime atılı hiçbir suçlamayı kabul etmiyorum" ifadelerini kullandı. Mahkeme başkanının "Tedbir aldığınız bu otele daha önce o tarihin dışında giriş çıkışınız var mı?" sorusuna sanığın "var" demesi üzerine mahkeme başkanı farklı tarihlerde uygulamanın yapılıp yapılmadığını sordu. Sanık Akın soruya, "Birçok yerde bunu doğal olarak uyguladık. Dış mekanda yapılan toplantıların çoğunda sadece bir alanda uygulamayı yaptık" cevabını verdi. Cumhuriyet savcısı ise sanığa, "Tehdit alındığını söylemiştiniz, güvenlik önlemleri kapsamında o tarihte jammer kullanımıyla ilgili bir yasal düzenleme var mıydı, bir tebligat geldi mi size?" şeklinde soru sordu. Sanık, "Sadece koruma tedbirinin arttırıldığına dair bir yazı verildi" şeklinde cevap verdi. Duruşma yarın saat 10.00’da devam edilmek üzere ertelendi.