Son Dakika
|
İBB iştirak şirketine operasyon: 57 gözaltı
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Süper Lig’e veda eden son takım Antalyaspor oldu
Trump: "İran için zaman daralıyor"
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
Galatasaray’ın efsaneleri, UEFA Kupası’nın 26. yıl dönümünde bir araya geldi
Pakistan İçişleri Başkanı Naqvi’den Tahran’a resmi ziyaret
Sözcü Çelik’ten Tekirdağ’da şehit olan polisler için başsağlığı mesajı
Çorlu’da 2 polisin şehit olduğu saldırıda detaylar ortaya çıktı
SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39
Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
17 Mayıs 2026 Pazar- 11:12
Şifa dağıtırken kendi yaralarını sardı
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
5
17 Mayıs 2026 Pazar- 09:53
Eşyalarla kurulan tehlikeli bağın perde arkası
20 Mayıs 2025 Salı - 16:30
Kızılay Ağrı Şubesi, öğrencilere sağlıklı beslenme ve egzersiz bilinci kazandırıyor
Kızılay Ağrı Şube Başkanlığı tarafından yürütülen "Sağlıklı Yaşam ve Sağlıklı Yaş Alma" projesi kapsamında, Taşlıçay ilçesindeki Aşağı Düzmeydan İlkokulu öğrencilerine yönelik sağlıklı yaşam etkinliği düzenlendi. Etkinlikte öğrencilere sağlıklı beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi verildi, güne zinde başlamak amacıyla çeşitli fiziksel egzersizler yaptırıldı. Ayrıca öğrencilerin boy ve kilo ölçümleri de gerçekleştirildi. Etkinlik sonrası açıklamalarda bulunan Kızılay Ağrı Şube Başkanı Orhan Tatlı, çocukların erken yaşta bilinçlendirilmesinin uzun vadede sağlıklı bireyler yetişmesi açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Tatlı, "Sağlıklı bir toplumun temeli sağlıklı bireylerden oluşur. Kızılay olarak toplumun her kesimine yönelik koruyucu ve önleyici sağlık hizmetlerinde aktif rol üstleniyoruz. Bugün burada minik yavrularımıza hem sağlıklı beslenmenin hem de düzenli egzersiz yapmanın ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalıştık. Çocuklarımızın gözlerindeki heyecan ve merak bizi daha da motive ediyor. Bu tür etkinliklerle onların hem fiziksel hem de ruhsal gelişimlerine katkı sunmayı amaçlıyoruz." dedi. Projeye ilginin memnuniyet verici olduğunu belirten Tatlı, benzer programların il genelinde farklı okullarda da sürdürüleceğini ifade ederek, "Geleceğimizi emanet edeceğimiz bu çocuklarımıza yatırım yapmak, en değerli sorumluluğumuzdur. Onlara hem bilgi hem de değer kazandırmak istiyoruz. Bu kapsamda çalışmalarımız aralıksız sürecek." şeklinde konuştu. Kızılay gönüllüleri, sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak için eğitim ve tarama faaliyetlerinin yıl boyunca devam edeceğini bildirdi.
20 Mayıs 2025 Salı - 15:50
Diyalizden özgürlüğe: SEAH 250’nci böbrek naklini kutladı
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) bünyesinde faaliyet gösteren Böbrek Nakli Merkezi, kuruluşunun ardından geçen altı yılda 250 başarılı böbrek nakli gerçekleştirdi. 2019’da kurulan merkez, hastalara sadece sağlık değil, yeni bir yaşam umudu da sundu. 2022 yılında böbrek nakli olan ve düzenlenen programda konuşan Muhammed Sefa Rumeli, "Her gece yaklaşık 9 saat bir makineye bağlanıyordum. En zoru ise 6 yaşında bir oğlum vardı ve buna anlam veremiyordu. Arada rahatsızlanıyordum eve ambulans geliyordu. Oğlum ne yazık ki bu travmalarla büyüdü. Fakat Gazze’de filizlenen bir nefes bana yardım elini uzattı" dedi. Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Böbrek Nakli Merkezi 14 Şubat 2019 tarihinde Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat alarak faaliyete başladı. 4 Nisan 2019 tarihinde gerçekleştirilen canlıdan böbrek nakli ile bu yolda ilk adım atılarak günümüze kadar toplam 250 başarılı böbrek nakli gerçekleştirildi. Diyalize bağlı olarak yaşamlarına devam etmek zorunda olan hastalar için umut olan merkezin, 250’nci başarılı nakil ameliyatı "250 Hayat, 250 Umut: Birlikte Başardık" adlı özel bir etkinlikle kutlandı. Bu süreçte elde edilmiş olan başarılarında paylaşıldığı ve Sakarya Üniversitesi Turgut Özal Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte 2018 yılında diyaliz tedavisi gören Muhammed Sefa Rumeli’nin hastalık ve tedavi süreçleri hakkındaki konuşması duygulandırdı. Rumeli, hastalığından kaynaklı sürekli rahatsızlandığını ve o dönemde 6 yaşında olan oğlunun travma yaşadığını aktardı. "Organ bağış miktarlarımızı artırmak durumundayız" Gerçekleştirilen etkinlikte konuşan Sakarya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, "Ülkemizde yaklaşık 70 bin vatandaşımız şu an böbrek rahatsızlığı ile mücadele etmekte ve diyaliz almakta. Şehrimizde ise diyaliz alan hasta sayımız bin kişi civarında. Bu nakillerin burada yapılabiliyor olması ve bu rakamlara ulaşmış olması onlar için de yeni bir nefes, yeni bir umut ve belki de yeni bir hayatın başlangıcı olarak nitelendirilebilir. Organ bağış miktarlarımızı artırmak durumundayız. Kadaverik nakiller bu 250 nakilin içerisinde maalesef küçük bir kısım kaplıyor. Lütfen diyaliz ve nakil tecrübelerinizi çevrenize, etrafınıza ve nakil bekleyen hastalarımıza anlatınız, onlara da bir umut olma yolunda katkıda bulununuz" dedi. "En başarılı organ nakli merkezlerinden bir tanesine sahibiz" Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Fatih Altıntoprak, "Organ nakli Sakarya’da ilk olarak 2017 yılında birkaç kişinin düşüncesi olarak başladı. Bütün büyük projeler bir fikir ile başlar. Daha sonrasında kurumsal destek olarak her türlü teknik ve personel desteği verildi. Ve en sonunda devlet desteği de alarak Sağlık Bakanlığı onayı ile bu proje hayata geçerek bugün olduğu konuma geldi. Bugün ülkemizde en başarılı organ nakli merkezlerinden bir tanesine sahibiz" diye konuştu. "Başarımızın en önemli sebebi ekibimizin uyum içerisinde çalışması" Böbrek Nakli Merkezi Başkanı Doç. Dr. Necattin Fırat, "2019 yılında böbrek nakli merkezimizi açtık. Tabi bu merkezin açılması, hemen işleme konulması gibi olmuyor. Personelin eğitimi burada esas. Çünkü bu tek kişinin yapabileceği bir şey değil, bu tamamen bir ekibin yapması gereken bir şey. Ve ekibin her bir üyesi de kendi içerisinde çok değerli. Bizim buradaki başarımızın en önemli sebeplerinden biri de bizim bu ekibimizin tamamen uyum içerisinde çalışması. Ve bu başarıyı da burada gözler önüne koyuyor" şeklinde konuştu. "250 hayata umut olmak heyecan ve gurur verici" SEAH Organ ve Doku Nakli Merkezi Genel Müdürü Prof. Dr. Hamad Dheir, "Aslında bugün çok heyecanlıyım gerçekten gurur günümüz. Hep birlikte 250 hayata umut vermek veya umut olmak gerçekten heyecan ve gurur verici. Her sene 1 milyon nüfusta yaklaşık 160-170 kişi maalesef diyaliz hastası oluyor. Dolayısı ile organ nakli son derece önemli. Ekibimiz oldukça büyük sadece bir cerrah veya nefrolog değil, arkamızda bir ordu var. Babası, oğluna böbrek vermişti ilk vakamız bu şekilde gerçekleşti. İlk kadavradan nakil ise merkezimiz açıldıktan 4-5 ay sonra gerçekleşti. Yaklaşık 16 yıllık diyaliz makinasına bağlı olan bir amcamızdı. Başarılı bir şekilde gerçekleştirildi ve sanki canlıdan böbrek nakli olmuş gibi hasta 7’nci gününde evine rahatlıkla gönderebildik. Tabi bu sayede en sonunda 250’den fazla başarılı böbrek nakli gerçekleştirmiş olduk. Övünerek söylüyorum; hiçbir merkezde bizim kadar böbrek naklinden sonra, cerrahi ile ilişkili hiçbir ölüm söz konusu olmamıştır. İddia ediyorum böyle bir sonuç hiçbir merkezde yoktur. Organ bağışlarsak insanlar hayatlarını kaybetmeyebilir. Çünkü her yıl diyaliz hastaları veya diyalize girenlerin en az 5 bin tanesini kaybediyoruz. Şu anda organ bekleyen yaklaşık 32 bin insan var. En fazla organ bekleyenlerin de böbrek hastalarımız olduğunu vurgulamak istiyorum" ifadelerini kullandı. "Diyaliz olmadım ama çok zor bir süreçten geçtim" Böbrek nakli olan Şaduman Yılmaz, "Böbrek naklini merkez açıldığı zaman oldum ve 4’üncü nakilim. Hamad hocamız ve ekibi ameliyat oldum. Nakil öncesinden bahsetmek gerekirse diyaliz olmadım ama çok zor bir süreçten geçtim. Nakil olduktan sonra kendimi çok iyi hissettim. Bana böbreğini veren ablama çok teşekkür ediyorum. Şuan çok iyiyim, nakil olan tüm arkadaşlarıma da kendilerine çok iyi bakmalarını tercih ediyorum" dedi. "Gazze’de filizlenen bir nefes bana yardım elini uzattı, o bir kahraman" Etkinlikte duygulandıran konuşma yapan böbrek nakli olan hasta Muhammed Sefa Rumeli, "Kadavrandan nakil olan bir hastayım. 2018 yılında diyaliz hayatına başladım. Her gece yaklaşık 9 saat bir makineye bağlanıyordum. Steril edilmiş bir oda da tek başıma yatmak zorundaydım. En zoru ise 6 yaşında bir oğlum vardı ve buna anlam veremiyordu. Arada rahatsızlanıyordum eve ambulans geliyordu. Oğlum ne yazık ki bu travmalarla büyüdü. Fakat Gazze’de filizlenen bir nefes Hamad Dheir bana yardım elini uzattı, o bir kahraman. O bir doktor değil hekim, hikmet sahibi bir insan. Kendisine ve ekibine minnettarım. O geceyi asla unutmuyorum oğlumla beraber işten çıkmıştım bir telefon geldi ve uygun organ olduğunu söyleyip hastaneye çağırdılar. Ben 5’inci ve son sıradaydım. Açıkçası ben bana sıra gelmez düşüncesiyle çıkışta ne yiyeceğimi düşünürken Allah’a hamd olsun beşinci sırada olmama rağmen organ bana uydu, güzel bir ameliyat geçirdim. Benim naklimin 3’üncü yılı aynı zamanda organını bağışlayan 51 yaşında İstanbul’da beyin ölümünden dolayı hayatını kaybetmiş, adını bilmediğim o muhterem insanında vefatının 3’üncü yıl dönümü anlamına geliyor. Kendisini her zaman rahmet ve minnetle anıyorum Allah gani gani rahmet etsin. Onun da vasıtasıyla yeni bir hayata kavuştum" diye konuştu. "Evime 5 dakika mesafede organ nakli oldum" Yurtdışında nakil olan hastaların gruplarında olduğunu aktaran Rumeli, "Böbrek nakili hastaların hem yurtiçinde hem de yurtdışındakilerin grubuna üyeyim. Amerika’daki nakil olan kişilerin en büyük derdi; doktorlarına ve koordinatörlerine ulaşamamak. Hasta olduklarını, ateşlerinin olduklarını ve doktorlarına ulaşamadıklarını söylüyorlar. Ancak biz, günün her saatinde Hamad beye ulaşabiliyoruz ve bize cevap verebiliyor buda çok önemli bir durum. 2000 yılında Sakarya’da bir nefrolog yoktu ve rahatsızlandığım zaman rahmetli babam beni Kocaeli’deki hastaneye götürmek zorunda kalıyordu. 2022 yılında ise evime 5 dakika mesafede organ nakli oldum. Burada bu yatırımları yapan herkese çok teşekkür ediyorum" şeklinde konuştu. Yoğun katılım Öte yandan, düzenlenen etkinliğin Türkiye’de bir ilk olduğu belirtildi. Etkinlik, plaket takdimi ve canlı müzik performansının ardından üniversitede bulunan stadyumda böbrek hastaları ve böbrek nakli olan kişilerin, böbrek figürü oluşturduğu fotoğraf çekimi ile son buldu. Etkinliğe; AK Parti Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Alemdar, Sakarya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamza Al, Adapazarı Belediye Başkanı Mutlu Işıksu, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Kayhan Özdemir, doktorlar ve üniversite öğrencileri katıldı.
20 Mayıs 2025 Salı - 15:23
Kütahya Şehir Hastanesi’nde evde diyaliz dönemi başlıyor
Kütahya Şehir Hastanesi, önemli bir sağlık hizmetini daha hayata geçiriyor. Türkiye genelinde yaklaşık 30 ilde uygulanan evde hemodiyaliz hizmeti, artık Kütahyalı hastalar için de erişilebilir olacak. Yeni uygulama kapsamında, evinde kendi kendine hemodiyaliz yapabilecek hastalar, Kütahya Şehir Hastanesi Nefroloji Bölümü tarafından belirlenecek. Uygun görülen hastalar, hastanede yaklaşık iki ay sürecek kapsamlı bir eğitim programına alınacak. Bu süreçte hem cihaz kullanımı hem de tedavi süreci hakkında teorik ve pratik eğitim verilecek. Eğitimi başarıyla tamamlayan hastaların evlerine, hastane koordinasyonunda gerekli altyapı kurulacak ve bir adet diyaliz cihazı temin edilecek. Evde diyaliz tedavisi, hastanede uygulanan dört saatlik standart seanslara kıyasla daha uzun sürelere yayılabildiği için daha etkin ve konforlu bir tedavi imkânı sunuyor. Hastalar, kendi ev ortamlarında, istedikleri saatlerde tedavilerini gerçekleştirebilecek. Tüm hizmet Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından karşılanacak ve hastalardan herhangi bir ücret talep edilmeyecek. "Hastalar, artık evlerinden çıkmadan, kendilerine özel cihazlarla tedavi olabilecekler" Konuya ilişkin açıklama yapan Kütahya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Ensar Durmuş, "Türkiye genelinde yaklaşık bin 500 hasta evde hemodiyaliz hizmetinden yararlanıyor. Bu hizmetin Kütahya’da ilk kez uygulanacak olması bizler için önemli bir adım. Nefroloji uzmanının değerlendirmesi sonrası uygun bulunan hastalar, artık evlerinden çıkmadan, kendilerine özel cihazlarla tedavi olabilecekler. Bu önemli hizmetin Kütahyalı vatandaşlarımıza hayırlı olmasını diliyorum" ifadelerini kullandı. Uzmanlara göre, evde diyaliz tedavisi hastaların yaşam kalitesini artırmanın yanı sıra, diyet uygulamalarında esneklik sağlıyor ve bazı çalışmalarda böbrek nakline benzer olumlu sonuçlar sunduğu görülüyor. Ancak bu hizmetten yararlanmak için özel eğitim ve beceri kazanımı gerektiğinden, her hasta için uygunluk kararı bireysel olarak verilecek.
20 Mayıs 2025 Salı - 15:22
Edremit’te ‘uzaktan hasta muayenesi’ başladı
Balıkesir’de Edremit Devlet Hastanesi’nde hayata geçen Uzaktan Hasta Değerlendirme (UHD) uygulaması ile hasta veya hasta yakınları, sıra beklemeden ve hastaneye gitmeden sağlık ihtiyaçlarını giderebilme imkanı buldu. Bilgi sistemi üzerinde gerekli hazırlıklar tamamlandıktan sonra UHD süreci hayata geçirildi. Edremit Devlet Hastanesi, evde sağlık hizmeti alan hastalarının mama, bez ve ilaçlarının bitmesi durumunda, Uzaktan Hasta Değerlendirmesi (UHD) yaparak ihtiyaçlarını karşılamak üzere e-reçete ve e-rapor dönemini başlattı. Bu gelişme, hastalar arasında büyük memnuniyetle karşılandı. Başhekim Opr. Dr. Oktay Yıldırım, MHRS üzerinden ayarlanan randevularla ihtiyacı olan hasta veya yakınlarıyla görüntülü görüşme yapan uzman hekimlerin, mama, bez ve ilaç raporlarını hazırlayarak kendilerine elektronik ortamda ulaştırdıklarını belirtti. Böylece evde sağlık ekiplerince değerlendirilen hastaların yakınları, hastaneye gelmeden ihtiyaçlarını giderebilme imkanına kavuştu. Uygulama, yatalak ve hastaneye gidemeyen hastalar için büyük bir kolaylık sağlarken, hastanelerdeki yoğunluğu da azaltması bakımından büyük önem teşkil ediyor. Uygulamadan yararlanan hastalar, sağlık hizmetlerine daha hızlı erişim imkanı bulurken, Balıkesir’de ilk kez Edremit’te hayata geçirilmesi için gayret gösteren başta hastane başhekimliği olmak üzere hastane yetkililerine teşekkür ettiler. Uzaktan hasta değerlendirmesi, sağlık sisteminin dijitalleşmesine katkı sağlarken, hasta bakımını da daha etkin hale getirmeyi hedefliyor.
20 Mayıs 2025 Salı - 14:46
Kardiyoloji dünyası ACS25 ile 12’nci kez İstanbul’da buluştu
Girişimsel kardiyoloji alanındaki yeni ve özellikli uygulamaların ele alındığı İleri Kardiyovasküler Çözümler (ACS)’in 12’nci Sempozyumu İstinye Üniversitesi Vadi Kampüsü’nde gerçekleşti. Türkiye’nin en köklü bilimsel organizasyonlarından biri haline gelen ACS’ye yurt içi ve dışından çevrim içi ve yüz yüze olarak binden fazla kişi katıldı. Sempozyumda, girişimsel kardiyoloji ve aritmi alanındaki çözümler canlı olgular üzerinden paylaşıldı.
20 Mayıs 2025 Salı - 14:07
"Sağlıklı kalmak için hareket edin"
Hareketsizliğin birçok sağlık problemine zemin hazırlayacağını belirten Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu Aksoy, her gün 30 dakikalık tempolu yürüyüş yapmanın önemine dikkat çekti. Modern hayat tarzının bireyleri daha az hareket eder hale getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aksoy, "Uzun saatler masa başında oturmak, kısa mesafeleri bile arabayla gitmek, teknolojik cihazlarla geçirilen hareketsiz zamanlar farkında olmadan sağlığımızı tehdit eden alışkanlıklar haline geldi. Oysa fiziksel aktivite kilo kontrolü için değil, kalp damar sağlığından kemik yoğunluğuna, ruh sağlığından bağışıklık sistemine kadar pek çok alanda doğrudan etkilidir" şeklinde konuştu. Hareketsizliğin günümüzde yüksek tansiyon, diyabet, obezite, eklem ağrıları, kas kütlesinde azalma, depresyon gibi birçok kronik hastalığın temel sebeplerinden biri olarak görüldüğünün altını çizen Aksoy, "Bu tabloyu değiştirmek elimizdedir. Her gün 30 dakika tempolu yürüyüş şart. Yürüyüşün temposu konuşma testi ile ayarlanabilir. Şarkı söyleyemeyecek kadar hızlı, konuşabilecek kadar da yavaş yürümeliyiz. Nefes nefese kalmayacak şekilde ayarlayabiliriz" diye konuştu. Hareket etmenin ihtiyaç değil sağlıklı kalmanın en kolay yolu olduğunu dile getiren Aksoy, sözlerini şu şekilde sürdürdü: "Gün içinde merdiven çıkmayı tercih etmek, masa başı çalışanlar için saat başı esneme hareketlerinin bile vücudumuzun dengesini korumada büyük faydası vardır. Burada önemli olan spordan çok hareketli yaşam biçimini kazanmaktır. Herkes maraton koşmak zorunda değil ancak herkes kendi bedenine uygun bir hareket biçimi bulmalı ve bunu yaşamının parçası haline getirmelidir."
20 Mayıs 2025 Salı - 14:00
MSKÜ’de sağlıkta bilim ve yenilik rüzgarı esti
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi (MSKÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi ve Sağlık Bilimleri Enstitüsü iş birliğiyle düzenlenen "II. Sağlık Bilimleri Öğrenci Sempozyumu" Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Bu yıl ikincisi düzenlenen sempozyum, sağlık bilimleri alanında lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim gören öğrencilerin bilimsel bilgi ve deneyimlerini paylaşmalarına, yenilikçi fikirlerini sunmalarına ve akademik dünyaya adım atmalarına imkan sağladı. "Geleceğin sağlık profesyonelleri söz aldı" Sempozyumun açılış konuşmasını yapan Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ömer Gider, bilimsel bilginin üretilmesi ve paylaşılmasının, eleştirel düşünmenin teşvik edilmesinin ve disiplinler arası etkileşimin artırılmasının önemine vurgu yaptı. Prof. Dr. Gider, sempozyumun öğrenciler için önemli bir öğrenme ve gelişim fırsatı sunduğunu belirterek, destek veren fakülteler ve enstitülere teşekkür etti. Prof. Dr. Gider ayrıca, Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Spor Bilimleri Fakültesi ile Muğla ve farklı illerdeki fakülte ve enstitü yönetimlerine, anabilim dallarına, katılım sağlayan tüm öğrenci ve akademisyenlere teşekkür ederek disiplinler arası iş birliğinin altını çizdi. "Bilimsel paylaşımda farklı disiplinler buluştu" Sağlık Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Müesser Özcan ise konuşmasında, günümüzde disiplinler arası akademik çalışmaların önem kazandığını belirtti. Özcan, sempozyuma sunulan bildirilerin öğrencilere akademik bakış açısı kazandırma açısından değerli olduğunu ifade etti. Açılış kapsamında, MSKÜ Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Gazi Topdemir tarafından "Geleceğin Tasarımı Olarak Bilim Tarihi" başlıklı bir konferans da gerçekleştirildi. "87 sözlü bildiri, 15 oturumda sunuldu" İki gün süren sempozyum boyunca Atatürk Kültür Merkezi’nin B ve C salonlarında 15 oturum düzenlendi. Muğla ve farklı illerden gelen öğrenciler, sağlık bilimlerinin farklı alanlarına dair toplam 87 sözlü bildiri sundu. Öğrenciler akademik çalışmalarını, vaka sunumlarını ve araştırma projelerini jüri ve katılımcılarla paylaştı.
20 Mayıs 2025 Salı - 14:00
Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu Aksoy: "Sağlıklı kalmanın en kolay yolu hareket etmektir"
Hareketsiz yaşamın birçok sağlık problemine zemin hazırlayacağını belirten Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Meliha Kasapoğlu Aksoy, her gün 30 dakikalık tempolu yürüyüş yapmanın önemine dikkat çekti. Modern yaşam tarzının bireyleri daha az hareket eder hale getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Aksoy, "Uzun saatler masa başında oturmak, kısa mesafeleri bile arabayla gitmek, teknolojik cihazlarla geçirilen hareketsiz zamanlar farkında olmadan sağlığımızı tehdit eden alışkanlıklar haline geldi. Oysa fiziksel aktivite kilo kontrolü için değil, kalp damar sağlığından kemik yoğunluğuna, ruh sağlığından bağışıklık sistemine kadar pek çok alanda doğrudan etkilidir" şeklinde konuştu. Hareketsizliğin günümüzde yüksek tansiyon, diyabet, obezite, eklem ağrıları, kas kütlesinde azalma, depresyon gibi birçok kronik hastalığın temel sebeplerinden biri olarak görüldüğünün altını çizen Aksoy, "Bu tabloyu değiştirmek elimizdedir. Her gün 30 dakika tempolu yürüyüş şart. Yürüyüşün temposu konuşma testi ile ayarlanabilir. Şarkı söyleyemeyecek kadar hızlı, konuşabilecek kadar da yavaş yürümeliyiz. Nefes nefese kalmayacak şekilde ayarlayabiliriz" diye konuştu. Hareket etmenin ihtiyaç değil sağlıklı kalmanın en kolay yolu olduğunu dile getiren Aksoy, sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Gün içinde merdiven çıkmayı tercih etmek, masa başı çalışanlar için saat başı esneme hareketleri bile vücudumuzun dengesini korumada büyük faydası vardır. Burada önemli olan spordan çok hareketli yaşam biçimini kazanmaktır. Herkes maraton koşmak zorunda değil ancak herkes kendi bedenine uygun bir hareket biçimi bulmalı ve bunu yaşamının parçası haline getirmelidir."
20 Mayıs 2025 Salı - 13:54
Biden’a geç kaldılar, kanser kemiklerine yayıldı: Uzmanlardan Türk erkeklerine kritik uyarı
ABD Başkanı Joe Biden’a ileri evre prostat kanseri teşhisi konuldu, hastalık kemiklere kadar yayıldı. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Nuhoğlu, Türkiye’de 50 yaş üstü erkekleri "Prostat kanseri belirti vermeden ilerliyor, erken teşhis hayat kurtarır" diyerek uyardı. Joe Biden’a konan prostat kanseri teşhisi, sadece Amerika’yı değil, dünyadaki milyonlarca erkeği ilgilendiriyor. Hastalık, çoğu zaman hiçbir belirti vermeden ilerliyor ve fark edildiğinde çok geç olabiliyor. Türkiye’de de benzer riskin altını çizen Biruni Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Barış Nuhoğlu, "Ailesinde prostat kanseri öyküsü olanlar 40, olmayanlar ise 50 yaşından itibaren mutlaka kontrol yaptırmalı" uyarısında bulundu. Göz ardı edilmemesi gereken belirtiler Prostat kanserinin erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Barış Nuhoğlu, hastalığın genellikle sinsi ve yavaş ilerlediğini, ancak bazı türlerinin hızlı yayılım gösterebildiğini ifade etti. "Kendine ait standart klinik bulguları olmadığından yıllık kontrol çok önemlidir" dedi. Risk faktörlerine dikkat Aile öyküsü, hormonal değişiklikler, yaş ve beslenme alışkanlıklarının prostat kanseri riskini artıran faktörler arasında olduğunu belirten Prof. Dr. Nuhoğlu, tedavi seçeneklerinin tümörün yapısına ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlendiğini kaydetti. "Tedavi hastaya ve tümörün yapısına göre planlanmalı" Prostat kanserinin tedavisinde uygulanan yöntemlerin hastalığın evresine, tümörün yapısına ve hastanın genel sağlık durumuna göre belirlendiğini söyleyen Prof. Dr. Barış Nuhoğlu, en sık kullanılan teknikler hakkında şu bilgileri verdi: "Erken evrede prostat kanserini tam olarak iyileştirebiliyoruz. Bu yöntemlerden hasta için en basit yöntemi, prostat kanserinin lokal tedavisidir. Günümüzün en yeni ve kullanışlı tedavisidir. Hastayı ameliyat etmeden sadece kanserli doku ortadan kaldırılır. Bu işlem ile ameliyatsız prostat kanseri tedavisi sağlanır. Erken evre uygun hastalara yapılabilir. Bunun için Elektroporation ve Nanoknife teknikleri kullanır. Erken evre diğer hastalarda Radikal Prostatektomi ve Radyoterapı uygulanarak tam iyileşme sağlanabilir." Prof. Dr. Nuhoğlu, bu yöntemlerin uygun hastalarda başarılı sonuçlar verdiğini belirterek, tedavinin kişiye özel planlanması gerektiğinin altını çizdi.
20 Mayıs 2025 Salı - 13:22
Türkiye’nin dört bir yanından hekimler Samsun’da buluştu
Samsun’da, Türkiye’nin birçok ilinden 100’den fazla hekimin katıldığı "19 Mayıs Kulak Burun Boğaz (KBB) Günleri"nin ikincisi gerçekleştirildi. Katılımcılar canlı cerrahi eşliğinde endoskopik sinüs cerrahisi ve rinoplasti uygulamalarında bilgilerini paylaştı.
20 Mayıs 2025 Salı - 12:43
Samsun’da erkek sağlığı farkındalık semineri
Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Çağlar, Samsun 19 Mayıs ilçesinde bir fabrikanın erkek çalışanlara yönelik ürolojik sağlık konulu bilgilendirici bir seminer gerçekleştirdi. Samsun 19 Mayıs ilçesinde bir fabrikada düzenlenen seminerde VM Medical Park Samsun Hastanesi’nden Üroloji Uzmanı Opr. Dr. Mustafa Çağlar, erkeklerde sık görülen ürolojik hastalıklar ve cinsel sağlık konularına değindi. Özellikle prostat hastalıkları ve ileri yaş erkeklerde en sık karşılaşılan prostat kanseri hakkında bilgilendirmede bulunan Opr. Dr. Çağlar, "Prostat kanserinin nedenleri arasında beslenme, hormonlar, şişmanlık, şeker hastalığı, sigara, alkol, genetik faktörler ve ileri yaş gibi birçok etken bulunur. Ailesinde prostat kanseri öyküsü olan erkeklerin 40 yaş sonrasında her yıl PSA testi yaptırmaları büyük önem taşır" diye konuştu. "Varikosel hastalığı kısırlığa neden olabilir" Seminerde erkeklerde kısırlık nedenlerine de değinen Opr. Dr. Çağlar, özellikle varikosel hastalığının infertilite (kısırlık) üzerinde etkili olduğunu belirtti. Opr. Dr. Çağlar, "Korunmasız olarak bir yıl boyunca gebelik oluşmayan çiftlerde ilk değerlendirme erkekten başlamalıdır. Varikosel tanısında sperm tahlili büyük önem taşır" açıklamasında bulundu. "Cinsel fonksiyon bozuklukları tedavi edilebilir" Erkek cinsel sağlığı hakkında da bilgilendirmede bulunan Opr. Dr. Çağlar, sık karşılaşılan cinsel fonksiyon bozukluklarının tanı ve tedavi yöntemleri konusunda bilgi verdi. Dr. Çağlar, erken başvuru ve doğru tedaviyle bu sorunların kontrol altına alınabileceğini ifade etti. Fabrika çalışanları tarafından ilgiyle takip edilen seminer sonunda katılımcılar, hekime merak ettikleri soruları yönelterek birebir bilgi alma fırsatı da buldu.
20 Mayıs 2025 Salı - 12:39
Gölyaka’da kanser taraması yapılıyor
DÜZCE(İHA) – Düzce Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bulunan mobil kanser tarama tırı Gölyaka ilçesinde vatandaşlara ücretsiz sağlık taraması yapıyor. Düzce’de kanser taramalarını yaygınlaştırmak ve daha fazla kişiye ulaşmak amacıyla Sağlık Müdürlüğü tarafından Gölyaka İlçe Devlet Hastanesi bahçesinde konuşlandırılan mobil kanser tarama tırı tarama yaptı. İlçede yaşayan 40-69 yaş arası kadınlara meme kanseri, 30-65 yaş arası kadınlara rahim ağzı kanseri, 50-70 yaş arası kadınlara da bağırsak kanseri taramalarını ücretsiz olarak yaptırabilecek. Düzce Sağlık Müdürü Dr. Yasin yılmaz, kanserin, erken teşhis edildiğinde önlenebilir bir hastalık olduğunu hatırlatarak "Mobil Kanser tarama tırımız hafta boyunca Gölyaka ilçemizde bulanacak olan vatandaşlara ücretsiz tarama yapacak. Unutmayın erken tanı, hayat kurtarır. Erken fark edersen, çok şey fark eder" ifadelerinde bulundu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder