Son Dakika
|
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Süper Lig’e veda eden son takım Antalyaspor oldu
Trump: "İran için zaman daralıyor"
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
Galatasaray’ın efsaneleri, UEFA Kupası’nın 26. yıl dönümünde bir araya geldi
Pakistan İçişleri Başkanı Naqvi’den Tahran’a resmi ziyaret
Sözcü Çelik’ten Tekirdağ’da şehit olan polisler için başsağlığı mesajı
Çorlu’da 2 polisin şehit olduğu saldırıda detaylar ortaya çıktı
SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39
Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:49
İzmir’de sağlıklı yaşam için boy ve kilo ölçümü uygulaması
İzmir’de Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri tarafından vatandaşlara boy kilo endeksi ölçümü yapıldı. Fazla kilosu bulunan vatandaşlar, sağlık personeli tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. 81 ilde başlatılan yeni program kapsamında, halkın yoğun olarak bulunduğu meydanlar, kamusal alanlar ve etkinlik alanlarında vatandaşların boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçümleri yapılıyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, fazla kilolu bireylerin tespit edilerek Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne yönlendirileceğini ve uygulamayla 10 milyon kişiye ulaşmanın hedeflendiğini, uygulamayla bireylerin sağlık durumlarının yerinde tespitinin amaçlandığını belirtmişti. İzmir’de de "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi kapsamında Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, Konak Meydanı’nda kurulan stantta vatandaşların boy ve kilolarını ölçtü. Elde edilen veriler doğrultusunda vücut kitle endeksi değerleri fazla çıkan vatandaşlar, sağlık personeli tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. "Hedef yarım milyon kişi" 12 günde 83 bin vatandaşa boy ve kilo ölçümü yaptıklarını söyleyen İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Metin Kızılelma, hedeflerinin yarım milyon kişiye ulaşmak olduğunu söyledi. Kızılelma, "Sağlık Bakanlığımızın bu konudaki hedefi; 10 Mayıs - 10 Temmuz tarihleri arasında, 2 ay içinde 10 milyon kişiye ulaşarak obezite konusundaki farkındalığı artırmak. Biz de il olarak, bu 2 aylık süre içinde yarım milyondan fazla kişiye ulaşarak boy ve kilolarını ölçüp beden kitle endekslerini hesaplayarak bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bu ölçümlerden sonra kişileri yönlendirdiğimiz Obezite Danışma Birimlerimiz var. Bu birimler; 33 ilde, 11 tanesi Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, 22 tanesi İlçe Sağlık Müdürlüklerinde olmak üzere toplam 33 merkezde hizmet veriyor. Bu merkezlerde, biz ücretsiz olarak diyetisyenlerimiz aracılığıyla beslenme danışmanlığı hizmeti sunuyoruz. Bu sunduğumuz hizmetten vatandaşımızın daha fazla yararlanmasını istiyoruz. Çünkü biliyorsunuz, obezite birçok kronik hastalığın gelişiminde, uzun vadede çok etkili. Kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları engellemek için, kişilerin zamanında bilgilendirilmesi; obezite konusunda farkındalık oluşturulması ve sağlıklı beslenme sağlanarak ideal kilolarına ulaşmaları amaçlanıyor. Biz, il olarak 12 günde 83 bin kişiye ulaştık. Bu kişileri hem obezite konusunda bilgilendirdik, hem beden kitle endekslerini hesapladık hem de uygun olan kişileri bu merkezlerimize yönlendirdik. Amacımız, daha da hızlanarak yarım milyon kişiyi geçmek" dedi. Bölgede boy ve kilo ölçümü yaptıran vatandaşlardan Yaşar Caner ise, "Biraz kilom var ve sağlık danışmanıyla görüşmemi talep edeceğiz. Bu uygulamayı televizyonda görmüştüm, izledim ama denk gelmemiştik, bu sefer denk geldik. Bir deneyelim dedik ve aldık gerekli bilgileri. Böyle bir değerlendirme yapacağız" diye konuştu.
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:44
İzmir’de sağlıklı yaşam için boy ve kilo ölçümü uygulaması
İzmir’de Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri tarafından vatandaşlara boy kilo endeksi ölçümü yapıldı. Fazla kilosu bulunan vatandaşlar, sağlık personelleri tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. 81 ilde başlatılan yeni program kapsamında, halkın yoğun olarak bulunduğu meydanlar, kamusal alanlar ve etkinlik alanlarında vatandaşların boy, kilo ve vücut kitle indeksi ölçümleri yapılıyor. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, fazla kilolu bireylerin tespit edilerek Sağlıklı Hayat Merkezleri’ne yönlendirileceğini ve uygulamayla 10 milyon kişiye ulaşmanın hedeflendiğini, uygulamayla bireylerin sağlık durumlarının yerinde tespiti amaçlandığını belirtmişti. İzmir’de de "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" projesi kapsamında Aile Toplum Sağlığı Merkezi ekipleri, Konak Meydanı’nda kurulan stantta vatandaşların boy ve kilolarını ölçtü. Elde edilen veriler doğrultusunda vücut kitle endeksi değerleri fazla çıkan vatandaşlar, sağlık personelleri tarafından aile sağlığı merkezlerine yönlendirildi. "Hedef yarım milyon kişi" 12 günde 83 bin vatandaşa boy ve kilo ölçümü yaptıklarını söyleyen İzmir İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Metin Kızılelma, hedeflerinin yarım milyon kişiye ulaşmak olduğunu söyledi. Kızılelma, "Sağlık Bakanlığımızın bu konudaki hedefi; 10 Mayıs - 10 Temmuz tarihleri arasında, 2 ay içinde 10 milyon kişiye ulaşarak obezite konusundaki farkındalığı artırmak. Biz de il olarak, bu 2 aylık süre içinde yarım milyondan fazla kişiye ulaşarak boy ve kilolarını ölçüp beden kitle endekslerini hesaplayarak bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Bu ölçümlerden sonra kişileri yönlendirdiğimiz Obezite Danışma Birimlerimiz var. Bu birimler; 33 ilde, 11 tanesi Sağlıklı Hayat Merkezlerinde, 22 tanesi İlçe Sağlık Müdürlüklerinde olmak üzere toplam 33 merkezde hizmet veriyor. Bu merkezlerde, biz ücretsiz olarak diyetisyenlerimiz aracılığıyla beslenme danışmanlığı hizmeti sunuyoruz. Bu sunduğumuz hizmetten vatandaşımızın daha fazla yararlanmasını istiyoruz. Çünkü biliyorsunuz, obezite birçok kronik hastalığın gelişiminde, uzun vadede çok etkili. Kalp hastalıkları, diyabet, hipertansiyon gibi kronik hastalıkları engellemek için, kişilerin zamanında bilgilendirilmesi; obezite konusunda farkındalık oluşturulması ve sağlıklı beslenme sağlanarak ideal kilolarına ulaşmaları amaçlanıyor. Biz, il olarak 12 günde 83 bin kişiye ulaştık. Bu kişileri hem obezite konusunda bilgilendirdik, hem beden kitle endekslerini hesapladık hem de uygun olan kişileri bu merkezlerimize yönlendirdik. Amacımız, daha da hızlanarak yarım milyon kişiyi geçmek" dedi. Bölgede boy ve kilo ölçümü yaptıran vatandaşlardan Yaşar Caner ise, biraz kilo vermesinin gerektiğini, bunun için de sağlık danışmanıyla görüşeceğini söyledi. Caner, "Biraz kilom var ve sağlık danışmanıyla görüşmemi talep edeceğiz. Bu uygulamayı televizyonda görmüştüm, izledim ama denk gelmemiştik, bu sefer denk geldik. Bir deneyelim dedik ve aldık gerekli bilgileri. Böyle bir değerlendirme yapacağız" diye konuştu.
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:31
Dumlupınar’da "Adım Adım Sağlık" yürüyüşü
Kütahya’nın Dumlupınar ilçesinde Toplum Sağlığı Merkezi tarafından bağımlılıkla mücadele çerçevesinde "Adım Adım Sağlık" yürüyüşü düzenlendi. Düzenlenen etkinliğe eşi Sedanur Teltik ile birlikte katılan Kaymakam Alperen Teltik, "Vatandaşlarımızın doğayla iç içe bir yaşam tarzını benimsemelerini sağlamak, doğayla olan ilişkilerini geliştirmek, doğada kaldığımız vakitleri artırmak, böylelikle doğayı sevdirmek, doğa sporlarına yöneltmek, doğanın içindeki sanatlarla buluşturmak görevlerimiz arasındadır" dedi. Ayrıca etkinlikte katılımcılar tarafından yürüyüş güzergahındaki çöpler toplandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:18
Batman’da ’Sağlık Festivali’ kapsamında yürüyüş düzenlendi
Batman İl Sağlık Müdürlüğü tarafından ’Sağlık Festivali’ kapsamında yürüyüş düzenlendi. ’Sağlıklı bireyler, sağlıklı bir dünya demektir’ sloganıyla düzenlenen yürüyüşe Batman Valisi Ekrem Canalp, İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Murat Solmaz, İl Milli Eğitim Müdürü Yaşar Ciğer, kurum amirleri, sağlık çalışanları, sivil toplum kuruluş temsilcileri, öğretmenler, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Turgut Özal Bulvarı’nda toplanan yüzlerce sağlıkçı, Atatürk Parkı’na kadar yürüdü. Atatürk Parkı’na kurulan stantları gezen Vali Canalp, ekiplerden bilgi alarak gazetecilere, vatandaşlara sağlıklı bir yaşamı anlatmaya çalıştıklarını ifade etti. "İnsanları hasta etmeden nasıl yaşatabiliriz biz onun derdindeyiz" diyen Canalp, şöyle konuştu: "Sağlık sistemimizin temeli insanlar hasta olduktan sonra onları tedavi etmek değil, insanları hasta etmemektir. Sağlıklı bir hayat yaşayabilmesi için de insanların nelere dikkat etmesi gerektiğine ilişkin vatandaşlarımızı bilgilendiriyoruz. Batmanlı vatandaşlarımıza çağrımdır buraya gelsinler ve burada sağlıklı yaşamla ilgili bütün bilgileri öğrensinler."
23 Mayıs 2025 Cuma - 11:52
Safra kanalı taşlarında ameliyatsız yöntem: ERCP
Gaziantep Hatem Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hüseyin Kaçmaz, "ERCP, cerrahi gerektirmeyen, yani ameliyatsız bir tanı ve tedavi yöntemidir. Bu nedenle hastada herhangi bir kesi yapılmaz ve hastalar çok kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir" dedi. Gaziantep Hatem Hastanesi’nde ileri düzey endoskopik işlemlerden biri olan ERCP (Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi) yöntemi başarıyla uygulanıyor. Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hüseyin Kaçmaz tarafından gerçekleştirilen bu işlem sayesinde, safra kanalı taşları başta olmak üzere birçok pankreas ve karaciğer hastalığı ameliyat gerektirmeden tedavi edilebiliyor. "Ameliyatsız ve Hızlı İyileşme Sağlıyor" Tedavi hakkında bilgi veren Hatem Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Dr. Hüseyin Kaçmaz, ERCP işleminin en büyük avantajının cerrahi gerektirmemesi olduğunu belirterek, "ERCP (Endoskopik Retrograd Kolanjiyopankreatografi), safra kanalı taşları, pankreas hastalıkları ve bazı karaciğer hastalıklarının tanı ve tedavisinde kullanılan ileri düzey bir endoskopik ve radyolojik yöntemdir. En sık uygulama nedeni safra kanalı taşlarıdır. Bunun dışında bazı pankreas ve karaciğer hastalıklarında ya da safra yolları tümörlerinde de başarıyla uygulanmaktadır. En önemli avantajı cerrahi gerektirmeyen, yani ameliyatsız bir yöntem olmasıdır. Bu nedenle hastada herhangi bir kesi yapılmaz ve hastalar çok kısa sürede günlük yaşamlarına dönebilir. Ameliyatsız bir işlem olduğu için enfeksiyon gibi komplikasyonların görülme riski de oldukça düşüktür" dedi. "Pankreasla ilgili bazı hastalıklarda da ERCP yöntemi başarıyla uygulanmakta ve çoğu zaman cerrahiye ihtiyaç duyulmamaktadır" Uzman Dr. Hüseyin Kaçmaz, "İşlem, hasta uyutularak yapılır. Öncesinde hasta, bir gastroenteroloji uzmanı tarafından değerlendirilir ve ERCP endikasyonu olup olmadığı belirlenir. Daha sonra anestezi uzmanı tarafından anesteziye engel bir durum olup olmadığı araştırılır. Gerekirse ilgili tedaviler yapılır. Tüm bu süreçler tamamlandıktan sonra, hasta aç karnına olacak şekilde ERCP ünitesinde işlem gerçekleştirilir. Hasta herhangi bir ameliyata gerek kalmadan safra kanalındaki taşlar alınabilir. Aynı şekilde, bu bölgede bir tümör varsa tanı amacıyla biyopsi alınabilir. Pankreasla ilgili bazı hastalıklarda da ERCP yöntemi başarıyla uygulanmakta ve çoğu zaman cerrahiye ihtiyaç duyulmamaktadır. Evet, taşların boyutu önemlidir. Genellikle 1 cm’nin altındaki taşlar kolaylıkla çıkarılabilir. Daha büyük taşlar söz konusu olduğunda ise, taş kırma gibi farklı yöntemler uygulanarak taşlar safra kanalında parçalanır ve daha sonra bağırsağa düşürülmesi sağlanır" diye konuştu.
23 Mayıs 2025 Cuma - 11:50
Basit önlemlerle cilt kanserinden korunun
Cilt kanserinin yetişkin ve çocuklarda görebildiğine dikkat çeken Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Zekeriya Hannarici, korunmanın basit olduğunu ve ciltte oluşan lekelerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi. Bursa Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Tıbbi Onkoloji Uzmanı Dr. Zekeriya Hannarici, cilt kanserinin dünyada en sık görülen kanser türlerinden birisi olduğunu belirtti. Erken teşhis edildiğinde tamamen tedavi edilebilir olduğu bilgisini veren Uzm. Dr. Hannarici, "Cilt kanseri, önlenebilir kanserler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. En çok karşılaştığımız cilt kanseri türleri; bazal hücreli karsinom, skuamöz hücreli karsinom ile en agresif ve en tehlikelisi olan malin melanomdur" dedi. Özellikle güneşe uzun süre ve korunmasız kalmak, solaryum gibi yapay ultraviyole kaynaklarını kullanmak, açık tenli olmak ve ailede cilt kanseri öyküsü bulunmasının riski artıran faktörler olduğunu dile getiren Uzm. Dr. Hannarici, cilt kanserinden korunmanın mümkün olduğunu ifade etti. Bunun için yapılması gerekenlerin oldukça basit olduğunu vurgulayan Hannarici, "Güneşe çıkarken geniş spektrumlu, yüksek koruma faktörlü güneş kremlerini kullanmak gerekir. Özellikle saat 10.00-16.00 arasında uzun süre güneşe çıkmaktan kaçınmak gerekir. Şapka, güneş gözlüğü ve koruyucu kıyafetler tercih etmek lazım. Cildinizde yeni oluşan ya da şekli, rengi, boyutu değişen benleri mutlaka bir dermatoloğa gösterin" şeklinde konuştu. Ciltteki her değişimin basit bir leke olmayabileceğinin altını çizen Hannarici, cilt kanserinde erken tanının hayat kurtarıcı olduğunu belirterek sözlerini şu şekilde sürdürdü; "Cilt kanseri sadece ileri yaşta değil, gençlerde ve çocuklarda da görülebiliyor. Bilinçli davranmak kendimizi değil, sevdiklerimizi de korumaktadır. Bugün aynaya baktığımızda sadece bir görüntü değil, aynı zamanda sağlığımıza dair ipuçlarını da görebiliyoruz. Cildinize dikkat edin, değişikliklere geç kalmayın. Korunmak kolay, tedavi mümkün, geç kalmak risklidir."
23 Mayıs 2025 Cuma - 11:29
Bakan Memişoğlu uyardı: "Toplumun yüzde 50’si kilolu, 3’te 1’i sigara kullanıyor"
Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Toplumumuzda yaygın olan kilo, kötü beslenme, hareketsizlik ve bağımlılık gibi bedenimize zarar veren alışkanlıklardan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Kilo sorununu öncelikli olarak ele almamız gerekiyor. Çünkü toplumun yüzde 50’si kiloluysa, 3’te 1’i sigara kullanıyorsa, bunun üstesinden hep birlikte gelmemiz gerekiyor" dedi. Çeşitli programlara katılmak üzere Kocaeli’ye gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, ilk olarak Kocaeli Valiliği’ni ziyaret etti. Bakan Memişoğlu, ziyaretin ardından yaptığı açıklamada, Kocaeli’nin sağlık hizmetlerini, sağlıkla ilgili sorunlarını ve yapılacak çalışmaları değerlendireceklerini aktardı. Vatandaşa daha iyi sağlık hizmeti sunabilmek için ellerinden geleni yapmaya devam edeceklerini bildiren Bakan Memişoğlu, kente kazandırılan sağlık yatırımları hakkında da bilgi verdi. "Yeni yatırımlarla ilgili çalışma içerisindeyiz" Geçtiğimiz yıl Eylül ayında Gölcük Necati Çelik Devlet Hastanesi’nin açılışının yapıldığını söyleyen Memişoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Kocaeli’de bir tane üniversite hastanemiz var, şehir hastanemiz var, 8 devlet hastanesi, 17 özel hastanemiz var. Yeni yatırımlarla ilgili çalışma içerisindeyiz. İnşallah bundan sonra Kocaeli’de sağlık yatırımlarını çok daha hızlı ve etkin hale getireceğiz. Halihazırda Körfez Devlet Hastanesi binasının inşaatı devam ediyor. Çayırova Devlet Hastanesi’nin süreci maalesef uzadı ama artık sonuna geldik. İnşallah haziran ayında yeni yapım ihalesini yaparak çok hızlı şekilde hastanemizi hizmete hazır hale getireceğiz. Kocaelilere müjde vermek istiyorum. 150 yataklı Kartepe Devlet Hastanesi ve 100 yataklı Başiskele Devlet Hastanesini yatırıma aldık, kısa zamanda projelerini hazırlayıp, inşaatlarına başlayacağız. Derince’de iyi bir hastanemiz var kültür anlamında, Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi ama fiziki anlamda yenilenmeye ihtiyacı var. Onunla da ilgili 120 yataklı acil durum hastanesi ile 200 yataklı kalıcı olan hastanemizin projelerine başlıyoruz. Onları da çok kısa zamanda, inşallah milletimiz inşaatını görecek ve hizmeti de en kısa zamanda başlatacağız. Bununla beraber, özellikle Darıca tarafındaki hastanemizin analizlerini yapıyoruz. Oraya da inşallah projesini hazırlayacağımız yaklaşık 200 yataklı bir ek bina yapacağız. Analizlerin neticesinde de hangi bloğun çalışacağını, hangi bloğun çalışmayacağını tespit edeceğiz" "Pozitif ayrımcılıkla Kocaeli’yi destekleyeceğiz" Kocaeli Şehir Hastanesi’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın "Hayalim" diyerek tabir ettiği bir sağlık yatırımı olduğunu belirten Memişoğlu, "Bu hastane Kocaeli’de büyük emekler neticesinde hizmete sunuldu. Biz Kocaeli’de bu yatırımları çok kısa zamanda yaparak, şehrin sağlık altyapısını daha iyi hale getireceğiz. Bunun yanında, hizmetler anlamında Kocaeli aslında sağlık kültürü olan, geçmişten beri iyi sağlık çalışanlarının ve ekibinin, ordusunun olduğu bir ii. Biz Kocaeli’nin hem altyapı hem de temel sağlık hizmetleri bakımından çok daha iyi yerlere gelmesi için elimizden geleni yapacağız. Sağlık Bakanlığı olarak Kocaeli’ye ayrı bakıyoruz. Pozitif ayrımcılıkla Kocaeli’yi destekleyeceğiz. Çünkü Kocaeli, geçmişte deprem yaşamış, aynı zamanda da destek verilmesi gereken bir sanayi şehri. Aynı zamanda sağlık kültürü olan bir şehir" diye konuştu. "Toplumun yüzde 50’si kiloluysa, 3’te 1’i sigara kullanıyorsa, bunun üstesinden hep birlikte gelmemiz gerekiyor" Ayrıca Memişoğlu, vatandaşları da uyararak, "Biz her zaman hizmet sunacağız, hizmet vermeye devam edeceğiz ama biz özellikle insanların hastalanmamasını, sağlıklı kalmasını istiyoruz. Bu nedenle, toplumumuzda yaygın olan kilo, kötü beslenme, hareketsizlik ve bağımlılık gibi maalesef bedenimize zarar veren alışkanlıklardan bir an önce kurtulmamız gerekiyor. Farkındalık oluşturmak amacıyla özellikle kilo ile ilgili bir çalışma yapıyoruz. Önceliğimiz, insanların kendi bedenlerini ve sağlıklarını korumalarını sağlamak, bu konuda farkındalık kazandırmak. Bu noktada, kilo sorununu öncelikli olarak ele almamız gerekiyor. Çünkü toplumun yüzde 50’si kiloluysa, 3’te 1’i sigara kullanıyorsa, bunun üstesinden hep birlikte gelmemiz gerekiyor. Biz sağlık çalışanları olarak elimizden geleni yapıyoruz ancak toplumun da bize destek olması, bu sürece katılması ve bedenini koruyacak alışkanlıklar edinmesi gerekiyor. İnşallah bu sorunların hepsinin üstesinden geleceğiz. Çünkü biz ’Sağlıklı Türkiye’ diyoruz. Sağlıklı bir Türkiye için de bedenimize iyi bakmamız gerekiyor" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 10:38
114 yaşındaki Makbule Nine’ye sağlık ekiplerinden doğum günü sürprizi
Yozgat Şehir Hastanesi’ne bağlı Evde Sağlık Hizmetleri ekipleri, 1912 doğumlu Makbule Ekinci’nin doğum gününü evinde kutladı. 114 yaşına giren asırlık çınar için sağlık çalışanları sürpriz doğum günü etkinliği düzenledi. Yozgat’ın Tuzkaya Mahallesi’nde yaşayan ve evde sağlık hizmetlerinden faydalanan Makbule Ekinci, 114’üncü yaşına sağlık ekipleri ve ailesiyle birlikte girdi. Yozgat Şehir Hastanesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi tarafından düzenlenen sürpriz etkinlikte, Makbule Nineye doğum günü pastası kesilerek mumlar üflettirildi. Duygusal anların yaşandığı kutlamada Makbule Ninenin mutluluğu gözlerinden okundu. Yedi çocuğu olduğunu söyleyen Makbule Ekinci, sağlığının iyi olduğunu ve düzenli bakımlarının yapıldığını belirterek, doğum günü sürprizinden dolayı duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Makbule Ninenin oğlu Mehmet Ekinci ise sağlık ekiplerine teşekkür ederek, "Yozgat Şehir Hastanesi’nden gelen arkadaşlarımıza, hocamıza, Başhekimimize teşekkür ederiz. Hastamızla sürekli ilgileniyorlar. Evde bakım hizmetlerimizden. Allah razı olsun hiç problem yok, hizmetlerimizi En güzel şekilde alıyoruz. Annemin şeker, tansiyon, kronik rahatsızlıkları var. Bugün evde sağlık hizmetleri, torunları, çocukları ve biricik oğluyla 114’ncü yaşını kutladık" dedi. Yozgat Şehir Hastanesi Başhekimi Uz. Dr. Mustafa Kozan da Makbule Ekinci’nin evini ziyaret ederek doğum gününe katıldı. Kozan, "Evde Sağlık Hizmetlerinin takip ettiği 354 hastadan birini ziyaret ettik. Bu sefer Makbule teyzemin doğum günüydü. Makbule teyzem 114 yaşına bastı. Bu Yozgat’ın bizim için yaş olarak en yüksek yaşına sahip teyzemiz. Biz de burada bulunmak istedik doğum gününü kutlamak istedik. Onunla birlikte olmak bize güç verdi. Hastalarımızın evlerinde bulunmak onların ihtiyaçları için görüşmek her zaman bizim mutlu ediyor. Onların bir şekilde derdine derman olabilmek bizi çok mutlu ediyor. Öncelikle ben evde sağlık ekibine, hekimlerimiz olmak üzere tüm personel arkadaşlarıma teşekkür ederim. Bizi ağırladıkları için Makbule teyze, tüm çocukları ve torunlarına ayrıca teşekkür ederim. Allah hayırlı ömürler versin Makbule teyzeme. Şu an itibariyle Şeker tansiyon diz ve bileklerde bazı sorunları mevcut ama çok şükür hayati tehlikesi yok. Herhangi bir sıkıntımız mevcut değil, tedavilerini ayarlamak için de Feride ve Şifa hocamla birlikte ilaçlarımızı ayarlıyoruz" ifadelerini kullandı. Makbule Ekinci, doğum gününü çocukları ve torunlarıyla birlikte kutlamanın sevincini yaşarken, onları tek tek öperek sevgisini gösterdi.
23 Mayıs 2025 Cuma - 10:23
Yaz sıcakları kronik hastaları tehdit ediyor
Dahiliye ve Nefroloji Uzmanı Dr. Abdullah Erdem, özellikle hipertansiyon ve böbrek hastalarının sıcak havalarda çok dikkatli olmaları gerektiğini söyledi. Yaz mevsiminde sıcaklar kendini göstermeye başlarken, kronik hastalıkları bulunan bireyler için riskli bir dönemin başladığı ifade edildi. Özel Mersin Ortadoğu Hastanesi Dahiliye ve İç Hastalıkları Uzmanı Abdullah Erdem, özellikle hipertansiyon ve böbrek hastalarının sıcak havalarda sağlıklarını koruyabilmeleri için dikkatli olmaları gerektiğini belirtti. "Sıcak hava tansiyon dengesini bozabilir" Erdem, yüksek sıcaklıkların vücuttaki sıvı ve elektrolit dengesini değiştirdiğini, bunun da özellikle hipertansiyon hastalarında ani tansiyon yükselmelerine ya da düşüşlerine yol açabileceğini ifade ederek, "Yaz aylarında artan sıvı kaybı, tansiyon hastalarında baş dönmesi, bayılma ve kalp krizi riskini artırabiliyor. Bu nedenle ilaç kullanım düzeni, sıvı alımı ve günlük aktiviteler mutlaka gözden geçirilmeli" dedi. "Diyaliz hastaları sıvı tüketiminde aşırıya kaçmamalı" Sıcak havalarda terlemeyle artan sıvı kaybının diyaliz hastalarında susuzluk hissini tetiklediğini ancak bu hastaların sıvı tüketimini doktorlarının önerdiği sınırlar içinde tutması gerektiğini vurgulayan Erdem, "Aşırı sıvı alımı, diyaliz hastalarında ödem, yüksek tansiyon ve nefes darlığı gibi ciddi sorunlara yol açabilir" diye konuştu. "Hipertansiyon ve diyaliz hastalarına 5 önemli tavsiye" Uzm. Dr. Abdullah Erdem, yaz mevsiminde bu hasta gruplarının sağlığını koruyabilmesi için uyarılarda bulunarak şu ifadeleri kullandı; "Sıvı alımınızı doktor önerisine göre ayarlayın. 11.00- 16.00 saatleri arasında dışarı çıkmamaya özen gösterin. İlaçlarınızı düzenli kullanın, kontrollerinizi aksatmayın. Tuz tüketimini azaltın, özellikle hazır ve tuzlu gıdalardan uzak durun. Serin ortamlarda kalın, açık renkli ve hafif kıyafetler tercih edin." Her hastanın sıvı ve tuz ihtiyacının farklı olduğunu kaydeden Erdem, "Bu nedenle özellikle yaz aylarında bireysel tedavi planları gözden geçirilmeli, hastalar doktorlarıyla iletişim halinde kalmalıdır. Yaz aylarını sağlıklı geçirmek bilinçli davranışlarla mümkündür" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 10:14
Malatya’da 5 sin 176 kişinin boy ve kilo ölçümü yapıldı
Malatya İl Sağlık Müdürlüğü, 10-16 Mayıs tarihleri arasında "İdeal Kilonu Öğren, Sağlıklı Yaşa" temasıyla halk sağlığı kampanyası düzenledi. İl genelinde 13 ilçede eş zamanlı yürütülen çalışma kapsamında 5 bin 176 kişinin boy ve kilo ölçümleri yapıldı. Aile Sağlığı Merkezleri, Toplum Sağlığı Merkezleri ve sağlık evlerinin desteğiyle gerçekleştirilen taramalarda, vatandaşların beden kitle indeksleri (BKİ) hesaplandı. Sağlık ekipleri, ölçüm yapılan bireyleri sağlıklı kilo aralıkları konusunda bilgilendirdi. İl Sağlık Müdürlüğü tarafından oluşturulan 22 saha ekibi, belirlenen noktalarda vatandaşlara ulaştı. Kampanya süresince en yüksek vücut ağırlığı 125 kilogram olarak kaydedilirken, en yüksek BKİ değeri 150 cm boyunda ve 116 kilogram ağırlığında bir bireyde 51,6 olarak belirlendi. Risk grubunda yer alan bireyler, sağlık kuruluşlarına yönlendirilerek profesyonel destek almaları sağlandı. Kampanya boyunca ayrıca beden kitle indeksinin nasıl hesaplandığı, obezitenin sağlık üzerindeki etkileri, sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivitenin önemi gibi konularda vatandaşlara eğitim verildi. Sağlık personelleri, birebir görüşmelerle yaşam tarzı değişiklikleri konusunda bilgilendirme yaptı. İl Sağlık Müdürlüğü yetkilileri, vatandaşların kampanyaya gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduklarını belirterek, bu tür saha çalışmalarının toplum sağlığını güçlendirmeye ve obezite ile mücadelede farkındalık oluşturmaya katkı sağladığını kaydetti.
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:59
‘Baş ağrısı, yüksek tansiyonunun habercisi olabilir’
Hipertansiyonun erken belirtilerinden biri olan baş ağrısının çoğu zaman göz ardı edildiğini belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Şahin, "Baş ağrısı, özellikle sabahları ensede hissedilen zonklayıcı tarzda bir ağrı şeklinde ortaya çıkıyorsa, bu durum yüksek tansiyonun habercisi olabilir. Baş ağrınız varsa ve sebebi açıklanamıyorsa, tansiyonunuzu mutlaka ölçtürün" dedi. Yüksek tansiyon (hipertansiyon), dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de en yaygın kronik hastalıklar arasında yer almakta ve kontrol altına alınmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Medical Park Ordu Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Mesut Şahin, hipertansiyon hakkında açıklamalarda bulundu. Hipertansiyonun erken belirtilerinden biri olan baş ağrısının çoğu zaman göz ardı edildiğine dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin, "Baş ağrısı, özellikle sabahları ensede hissedilen zonklayıcı tarzda bir ağrı şeklinde ortaya çıkıyorsa, bu durum yüksek tansiyonun habercisi olabilir. Hipertansiyon çoğu zaman belirti vermeden ilerlediğinden dolayı da ‘sessiz katil’ olarak adlandırılır" diye konuştu. "Yüksek tansiyon belirtileri" Yüksek tansiyonu işaret edebilecek belirtilerden bahseden Uzm. Dr. Şahin, "Baş dönmesi, çarpıntı, görme bulanıklığı, göğüs ağrısı, nefes darlığı ve burun kanaması yer almaktadır. Bu belirtilerin herhangi birinin görülmesi durumunda mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü olan bireylerin düzenli takip yaptırmaları hayati önem taşır" ifadelerine yer verdi. "Hipertansiyonun gelişiminde yaşam tarzı önemlidir" Hipertansiyonun gelişiminde genetik yatkınlık kadar yaşam tarzının da büyük rol oynadığını belirten Uzm. Dr. Şahin, "Yoğun stres, hareketsizlik, aşırı tuz tüketimi, düzensiz uyku ve sağlıksız beslenme alışkanlıkları tansiyonun yükselmesine zemin hazırlıyor. Bu nedenle sadece ilaç tedavisi değil, yaşam tarzı değişiklikleri de tedavinin önemli bir parçasıdır" diye konuştu. "Düzenli tansiyon takibi hayat kurtarır" Uzm. Dr. Şahin, hipertansiyonun erken teşhis edilebilmesi için düzenli olarak tansiyon ölçümünün yapılması gerektiğine dikkat çekerek, özellikle 40 yaş üzeri bireylerin yılda en az bir kez iç hastalıkları muayenesinden geçmelerini tavsiye etti. Uzm. Dr. Şahin, ayrıca baş ağrısı gibi şikayetlerin sürekli hale gelmesi durumunda ihmal edilmemesi gerektiğini de kaydetti. "Baş ağrınız varsa ve sebebi açıklanamıyorsa, tansiyonunuzu mutlaka ölçtürün" Uzm. Dr. Şahin, şu ifadelere yer verdi: "Vücudumuz bize çeşitli sinyaller verir. Bu sinyalleri ciddiye almak, kronik hastalıkların erken tanısı ve tedavisi açısından büyük önem taşır. Baş ağrınız varsa ve sebebi açıklanamıyorsa, tansiyonunuzu mutlaka ölçtürün."
23 Mayıs 2025 Cuma - 09:52
Doç. Dr. Ünal: "Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu, böbrek sağlığını olumsuz etkileyebilir"
Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Ünal, çocukluk çağında özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonlarının, zamanında tanı konulmadığında kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi kalıcı sorunlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Avrupa Üroloji Derneği’nin güncel kılavuzlarına göre, çocukluk çağında özellikle ateşli idrar yolu enfeksiyonlarının, zamanında tanı konulmadığında ya da doğru yönetilmediğinde kronik böbrek yetmezliği ve hipertansiyon gibi kalıcı sorunlara yol açabileceğini belirten Medical Park Adana Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Ünal, bu yüzden yalnızca enfeksiyonun geçici tedavisi değil, altta yatan ürolojik nedenlerin ve anatomik bozuklukların titizlikle araştırılması gerektiğini söyledi. Çocuklarda idrar yolu enfeksiyonu hakkında açıklamalarda bulunan Ünal, "Birçok çocukta idrar yolu enfeksiyonu nedeni basit olabilirken, bazı çocuklarda tekrarlamasının altında yapısal problemler yatabilir" diye konuştu. "Bu anatomik bozukluklara dikkat edilmeli" Doç. Dr. Ünal, enfeksiyonlara zemin hazırlayan anatomik bozuklukları şu şekilde sıraladı: "Vezikoüreteral Reflü: Mesanedeki idrarın böbreklere doğru geri kaçmasıdır. Bu durum böbrek dokusuna zarar verebilir, hatta skar (nedbe) oluşumuna yol açabilir. Hafif, orta ve ileri evrelerde mutlaka medikal veya cerrahi tedavi gerekebilir.Üreterovezikal Bileşke Darlığı: İdrarı mesaneye taşıyan üreterin, mesaneye giriş yerindeki doğuştan darlığı nedeniyle idrar akışı zorlaşır. Sonuçta enfeksiyon, böbrekte şişlik (hidronefroz) ve böbrek fonksiyon bozukluğuna sebep olabilir. Üreteropelvik Bileşke Darlığı: Üreterin böbrekten çıkış noktasında daralma olması, idrarın böbrekte birikmesine neden olur. Üreterovezikal darlığa benzer şekilde komplike olabilir. Pediatrik Taş Hastalıkları: Çocuklarda idrar yollarında taş oluşumu, hem enfeksiyon riskini artırır hem de idrar akışını engelleyebilir. Disfonksiyonel İşeme: Tuvaleti erteleme, kabızlık gibi nedenlerle mesanenin tam boşalamaması, enfeksiyona zemin hazırlar." "Tanı koymada en kritik adım, doğru alınmış bir idrar örneğidir" Belirtiler ve tanı konma sürecinden bahseden Doç. Dr. Ünal, "Bebeklerde idrar yolu enfeksiyonu yüksek ateş, huzursuzluk, emmeme, kusma gibi genel belirtilerle kendini gösterebilir. Daha büyük çocuklarda idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, alt ıslatma ya da karın-bel ağrısı dikkat çeker. Tanı koymada en kritik adım, doğru alınmış bir idrar örneğidir. Bebeklerde genellikle steril kateterle alınan örnek tercih edilir. İdrar tahlili ve kültürü ile enfeksiyonun varlığı ve etken bakteri tespit edilir. Ateşli idrar yolu enfeksiyonu geçiren her çocukta ultrasonografi, gerekirse VCUG ve DMSA sintigrafisi gibi ileri tetkikler yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. "Altta yatan yapısal bozuklukların tanısı konulup tedavi edilmesi gerekmektedir" Ünal, "İdrar yolu enfeksiyonlarının tedavisinde yalnızca enfeksiyonu geçirmek yeterli değildir. Altta yatan yapısal bozuklukların araştırılması gerekmektedir" diyerek tedavi seçeneklerini şu şekilde sıraladı: "Vezikoüreteral Reflü (VUR): Hafif vakalarda antibiyotikle izlem yapılabilir, ileri vakalarda endoskopik veya cerrahi tedavi gerekebilir. Üreterovezikal Bileşke Darlığı: Hastaya uygun yöntem ile darlık cerrahi olarak düzeltilebilir. Üreteropelvik Bileşke Darlığı: Hastaya uygun yöntem ile darlık cerrahi olarak düzeltilebilir. Taş Hastalıkları: ESWL, endoskopik ya da açık cerrahi yöntemlerle taşlar alınır. Metabolik inceleme ve diyet önerileri de tedavinin parçasıdır. Disfonksiyonel işeme: Davranışsal eğitim, mesane eğitimi ve gerekirse ilaç tedavisi uygulanır." Doç. Dr. Ünal, "Her bir nedenin tedavisinde amaç, enfeksiyonların tekrarını önlemek, böbrek fonksiyonlarını korumak ve çocuğun ileride yaşayabileceği kalıcı sorunların önüne geçmektir" dedi. "Üroloji uzmanına danışılmalı" Doç. Dr. Ünal, çocukta tekrarlayan, nedeni açıklanamayan ateş varsa, idrar yaparken ağlama, sık idrara çıkma, gece alt ıslatma gibi şikayetler gözlemleniyorsa ailede böbrek hastalığı ya da çocukluk hipertansiyonu öyküsü varsa, üroloji uzmanına başvurmanın çok önemli olduğunu hatırlatarak, "Basit gibi görünen enfeksiyonlar, aslında çocuğun böbrekleri için sessiz bir tehdit oluşturabilir. Erken tanı, doğru tedavi ve gerekirse cerrahi müdahale ile bu çocuklar sağlıklı bir böbrek fonksiyonuna ve kaliteli bir yaşama kavuşabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder