Son Dakika
|
Çorlu’da silahlı kavga ihbarına giden 2 polis şehit oldu
Hollanda’nın peşinde olduğu isim İstanbul’da yakalandı
ÇEVRE
Şampiyon Galatasaray kupasını aldı
Milletvekili İsmail Ok’a yanlış ilaç verilmesi davasında savcı mütalaasını açıkladı
Kıymet Rümeysa Tezcan, Avrupa şampiyonu
Şampiyon Galatasaray üstü açık otobüsle şehir turu attı
Baklava kutusunda rüşvet davasında karar çıktı!
Tepebaşı Belediyesi operasyonunda gözaltı sayısı 25’e yükseldi
Üsküdar Belediyesi’ne yönelik irtikap operasyonu: 7 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Türkiye’s TV Dramas Conquers Ecuador
Bakan Fidan Almanya’ya gidiyor
Galatasaray’ın efsaneleri, UEFA Kupası’nın 26. yıl dönümünde bir araya geldi
Pakistan İçişleri Başkanı Naqvi’den Tahran’a resmi ziyaret
Sözcü Çelik’ten Tekirdağ’da şehit olan polisler için başsağlığı mesajı
Çorlu’da 2 polisin şehit olduğu saldırıda detaylar ortaya çıktı
Fethiye’de orman yangını
TAG Otoyolu’nda feci kaza: 2 ölü, 2 yaralı
SAĞLIK
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:50:21
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 15:29
Türkiye’de her 3 erişkinden 1’i hipertansiyon hastası
Samsun’da düzenlenen "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi"nde konuşan Prof. Dr. Erdinç Yavuz, sessiz ilerleyen hipertansiyonun kalp krizi, felç ve böbrek yetmezliği riskini artırdığına dikkat çekti. Türkiye’de her 3 erişkinden 1’inin hipertansiyon hastası olduğunu belirten Yavuz, hastaların büyük bölümünün ise hastalığının farkında olmadığını ifade ederek düzenli tansiyon ölçümünün hayati önem taşıdığını söyledi. Türkiye’nin 24 farklı şehrinden yaklaşık 300 hekim ve akademisyen, "5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi" kapsamında Samsun’da bir araya geldi. Samsun Büyükşehir Belediyesi Çok Amaçlı Salon’da düzenlenen kongrede hipertansiyon, yapay zekânın aile hekimliğindeki yeri, birinci basamak sağlık hizmetlerinin geleceği ve güncel sağlık sorunları ele alındı. Samsun Üniversitesi Tıp Fakültesi ile Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD) organizasyonunda gerçekleştirilen kongrede Samsun Üniversitesi Aile Hekimliği Anabilim Dalı Başkanı ve 5. Karadeniz Aile Hekimliği Kongresi Başkanı Prof. Dr. Erdinç Yavuz, 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü kapsamında önemli değerlendirmelerde bulundu. Yavuz, hipertansiyon konusunda toplumdaki farkındalığın yetersiz olduğuna dikkat çekti. "Düzenli ölçüm yapmak gerekiyor" Hipertansiyonun bazen belirti vermeden ilerleyebildiğini ifade eden Yavuz, "Vatandaşlarımız tansiyon hastası olduğunun farkında olmayabiliyor. Yapılan araştırmalar, tansiyon hastalarının yalnızca yarısına yakınının hastalığını bildiğini gösteriyor. Farkında olup ilaç kullananların da sadece yarısına yakınının tansiyonu kontrol altında bulunuyor. Oysa tansiyon kontrol altında olmadığında kalp krizi, felç, böbrek yetmezliği ve kalp hastalıklarına yakalanma riski artıyor. Vatandaşların düzenli olarak tansiyon ölçümü yaptırması gerekiyor. Özellikle kayıtlı oldukları aile sağlığı merkezlerinde düzenli kontrollerini yaptırmaları büyük önem taşıyor. Evinde tansiyon aleti bulunan vatandaşlarımızın da düzenli ölçüm yapmaları, yükseklik tespit etmeleri halinde aile hekimlerine başvurmaları gerekiyor" diye konuştu. Türkiye’de tuz tüketiminin halen çok yüksek seviyelerde olduğunu dile getiren Yavuz, "Ekmekte bile yüksek oranda tuz bulunuyor. Peynirimiz, zeytinimiz tuzlu. Bu nedenle tansiyonu kontrol altına almak zorlaşıyor. Tuz tüketiminin azaltılması, yürüyüş yapılması, egzersiz ve sağlıklı beslenme büyük önem taşıyor" ifadelerini kullandı. "3’te 1’i tansiyon hastası" Türkiye’de erişkinlerin yaklaşık üçte birinin hipertansiyon hastası olduğunu kaydeden Yavuz, hipertansiyonun artık yalnızca ileri yaş grubunda değil, obezitenin yaygınlaşmasıyla birlikte 30’lu yaşlarda da görülmeye başladığının altını çizdi. Sağlık Bakanlığının önerisinin 18 yaş üzerindeki her bireyin yılda en az bir kez tansiyon ölçtürmesi yönünde olduğunu vurgulayan Yavuz, hipertansiyonun uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, "Hipertansiyon uzun bir maratondur ve ömür boyu sürecek bir tedavi gerektirir. İzlem, en az tanı koymak kadar önemlidir" şeklinde konuştu. "Kongrenin ana teması yapay zekâ çağında aile hekimliği" Kongrenin bilimsel içeriğine ilişkin de bilgi veren Prof. Dr. Erdinç Yavuz, Karadeniz Bölgesi’nde aile hekimliği alanında akademik üretkenliği ve saha deneyimini bir araya getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Kongrenin; akademisyenler, uzmanlık öğrencileri ve sahada aktif görev yapan aile hekimleri arasında bilimsel bilgi paylaşımını, deneyim aktarımını ve mesleki dayanışmayı güçlendiren önemli bir platform haline geldiğini ifade eden Yavuz, her yıl artan katılımcı sayısının daha nitelikli bilimsel programlar hazırlama konusunda kendilerine motivasyon sağladığını söyledi. Bu yıl kongrenin ana temasını "Yapay Zekâ Çağında Aile Hekimliği" olarak belirlediklerini aktaran Yavuz, dijital dönüşümün sağlık hizmetlerine etkileri ile yapay zekâ uygulamalarının birinci basamak sağlık hizmetlerindeki yerini bilimsel açıdan değerlendirdiklerini belirterek, "Amacımız katılımcılarımıza klinik uygulamalarına doğrudan katkı sağlayacak güncel ve uygulanabilir bilgiler sunmaktır" ifadelerini kullandı. Kongrede alanında uzman 30 farklı hekim sunum yaptı. Kongre 18 Mayıs günü son bulacak.
17 Mayıs 2026 Pazar - 14:21
Sıdıka hemşire 25 yıldır hastalarına şefkatle yaklaşıyor
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli hemşire Sıdıka Karabıyık, 14 yaşında sağlık meslek lisesiyle başladığı meslek hayatında geride bıraktığı 25 yılda şefkatle hastaların hep yanında oldu. Türkiye’nin farklı illerinde görev yapan Karabıyık, hemşireliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sabır, fedakârlık ve merhamet gerektiren bir yaşam biçimi olduğunu ifade etti. 12-18 Mayıs Hemşireler Haftası kapsamında konuşan Karabıyık, ailesinin isteğiyle sağlık meslek lisesine başladığını belirterek, "14 yaşında başladık, meslekle birlikte büyüdük aslında. Öğrendiğimiz her şey hayatımızın bir parçası oldu" dedi. İlk görev yerinin Kastamonu olduğunu belirten Karabıyık, aynı dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi’nde eğitimine devam ettiğini söyledi. Daha sonra Burdur, Kocaeli, Eskişehir ve İzmir’de çalıştığını anlatan deneyimli hemşire, son 6 yıldır ise Yalova’da görev yaptığını kaydetti. Meslek hayatı boyunca özellikle doğum servislerinde çalıştığını ifade eden Karabıyık, "Yenidoğan bebeklerin tanığı olduk. Şefkati, merhameti ve sabrı öğrendik. Kendimizin morali bozuk olsa da, çocuğumuz hasta olsa da görevimizin başında olmak zorundayız. Sevmeyen bu mesleği yapamaz" diye konuştu. "Bu bir şefkat göstergesi" Meslek hayatında unutamadığı bir anısını da paylaşan Karabıyık, öğrencilik döneminde tam felçli ve kimsesiz bir hastayla ilgilendiğini belirterek şöyle konuştu: "Kimsesi yoktu. Kızı İstanbul’daydı. Bakıcı tutmuş yanında. Bakıcısı tabii çok iyi bakamıyor. Konuşamıyor hasta zaten. Hocam demişti, ayakları nasırlanmış. Onu temizle. Tabii o zaman nasıl temizleyeceğimi bilmiyorum. Yatalak hasta çünkü. Hocamın sözü aklına geldi. Her zaman aktif olmalıdır sözü. Bir şekilde poşetin içine suları koydum falan, beklettim, temizledim. Sonra saçını okşadım, kıyamadım amcayı. Tek başına olduğu için. O da ben öyle yaptığımda gözünden böyle yaşlar aktı. Tabi hastalar bilinçsiz de olsa, konuşamıyor da olsa hep anlıyorlar, bilinçliler o konuda. O yüzden o benim hayatımda unutamadığım bir andır. Bu bir şefkat göstergesi bence." 25 yıl önce görev yaptığı Kastamonu’daki vatandaşlarla halen görüştüğünü ifade eden Karabıyık, "Küçük çocuklar büyüdü, evlendi, torun sahibi oldu. Hâlâ arayıp sorarlar" diye konuştu. Hemşireliğin sürekli kendini yenilemeyi gerektiren bir meslek olduğuna dikkati çeken Karabıyık, yıllar boyunca hizmet içi eğitimler aldıklarını belirterek gençlere de tavsiyede bulundu. Karabıyık, "Bu meslek sadece iş sahibi olmak ya da para kazanmak için yapılacak bir meslek değil. Gerçekten seven insanların yapması gerekiyor. Bu mesleği hakkıyla yapan gençlere Türkiye’nin ihtiyacı var" dedi. Hemşire Karabıyık’ın hastaları da hastanede gördüğü ilgiden memnun olduğunu söyledi.
17 Mayıs 2026 Pazar - 13:39
Hipertansiyonda gizli belirtiler önemli
Acıbadem Kayseri Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ergün Seyfeli, hipertansiyonun gizli seyreden bir hastalık olduğunu söyleyerek, "Hipertansiyon; hastalığın önemli bir kısmı sessiz seyretse de hastalar baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkıyor" dedi. Dünyada 1 milyar üzerinde insanın hipertansiyon hastası olduğunu söyleyen Prof. Dr. Ergün Seyfeli, "Hipertansiyon dünyada en sık rastlanan kardiyovasküler risk faktörlerinden birisidir. Dünyada yaklaşık 1 milyar üzerinde hipertansiyon hastası bulunmaktadır. Ülkemizde de yaklaşık olarak 15 ila 20 milyon arasında hipertansiyon hastası olduğunu varsaymaktayız. Genelde erişkin nüfusun yaklaşık üçte birinde yani her 10 kişiden 3 tanesinde hipertansiyona rastlamaktayız. Hipertansiyon, kanın damar duvarındaki yaptığı basınç olarak tariflenir ve 120’ye 80’in altında kabul edilir. 140/90’ın üzerindeki kan basıncı değerleri ise hipertansiyon olarak kabul edilir. 120 ile 140 milimetre civarı arasındaki kan basıncı değerleri ise artmış kan basıncı olarak kabul edilir. Aslında bunu hipertansiyona aday hastalar olarak da kabul edebiliriz. Hipertansiyon, aslında kolay teşhis konulmasına rağmen maalesef hastalarımızın yaklaşık yarısı hipertansiyon hastası olduğunun farkında bile değil. Bunda en önemli sebeplerden bir tanesi hastalığın sessiz seyretmesi ve kendine özgü bir şikayetinin olmamasıdır. Fakat hastaların önemli bir kısmında hipertansiyon baş ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, çabuk yorulma gibi şikayetlerle karşımıza çıkmaktadır. Özellikle hipertansiyon hastalarının %30’unda baş ağrısı bulunmaktadır. Bu baş ağrısı genelde enseden başlayarak başın tepe üstüne kadar ilerleyen baskı tarzında ağrılar şeklinde görülmektedir. Bazen tansiyon ani-hızlı yükseldiğinde ya da stres kökenli olduğunda bu baş ağrısına bulantı, kusma gibi şikayetler de eşlik etmektedir" dedi. Prof. Dr. Seyfeli, tansiyonun düzenli olarak kontrol edilmesi ve doğru şekilde ölçülmesi gerektiğini söyleyerek, "Tansiyonumuza genelde 18 yaşından sonra 2 yılda bir, 40 yaşından sonra da yılda bir kez mutlaka bakmamız gerekiyor. Şayet ailesinde genetik olarak tansiyon hastası olan vatandaşlarımız varsa bunların da yine de 18 ile 40 yaş arasında da yılda bir kez de olsa mutlaka kan basıncını ölçtürmesi gerekmektedir. Tansiyon ölçümünde birçok hata yapılmaktadır. Burada dikkat edilmesi gerekenler, tansiyonu ölçülecek kişinin 20 dakika veya yarım saat öncesinden yemek yememiş olması, çay, kahve, sigara, alkol tüketmemiş olmaması gerekmektedir. Hastanın efor sonrası mutlaka dinlenmesi gerekiyor. Hastanın oturur vaziyette sırtını bir yere yaslaması ve kolundaki sıkı giysilerin çıkarılması gerekiyor. Kol kalp hizasında olmalı ve mutlaka elimizle ya da herhangi bir aparatla kolun desteklenmesi gerekiyor. Yine tansiyon ölçerken manşonun dirsek seviyesinden 2-3 santim yukarıda bağlanması gerekiyor ve stetoskopun yani kulaklığın buradaki atardamara denk gelmesi gerekiyor ki doğru ve düzgün bir tansiyon ölçelim. Yine tansiyon ölçerken ayak ayak üstüne atılması, tansiyon ölçerken konuşulması maalesef tansiyonun yanlış ölçülmesine neden olabilir" ifadelerini kullandı. Hipertansiyon için şikayetlerin beklenmemesi gerektiğini söyleyen Seyfeli, "Tansiyon kronik bir hastalık ve gerçekten toplumda çok sık görülen ve sessiz seyrettiği için de ancak hastalar bize hipertansiyona bağlı problemlerle gelmekte. Bunlar hangi problemler diye baktığımızda ise; özellikle kalp krizi, kalp yetmezliği ya da aort damarında anevrizma dediğimiz genişlemelerin neticesinde oluşan yırtılmalarla karşımıza geliyor. Özellikle bu hastalar sadece kalp ve damar hastalıkları değil felçle, görme bozuklukları ve böbrek yetmezliği ve diyalizle de karşımıza çıkmaktadır. Dolayısıyla hipertansif hastaların bu tür komplikasyonlarla karşılaşmadan önce mutlaka tansiyonlarını kontrol ettirmeleri ve etkin tedaviyle hedefte tutulması gerekiyor. Tansiyon hastalarında hedef 120’ye 80’in altında tutulmasıdır, bunun üstündeki her 10 milimetre civalık artışın hipertansiyona bağlı komplikasyonları arttırdığını söyleyebiliriz. Bu hastaların mutlaka yıllık kontrollerini yaptırmaları ve illa şikayet olmasını beklememeleri gerekiyor. Özellikle dijital tansiyon aletleri son derece yaygın, kendi kendimize tansiyonumuzu kolayca ölçebiliriz. Eğer tansiyonumuz 140/90 ve üzerinde seyrederse mutlaka bir sağlık kuruluşuna, bir kardiyoloji uzmanına görünmelerinde fayda vardır" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 10:09
Başhekim Sarıkaya’dan, hipertansiyona karşı ‘sessiz katil’ uyarısı
2
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 11:11
Türkiye, Avrupa’da kadın obezitesinde birinci sıraya yükseldi: Yeni nesil tedaviler umut vaat ediyor
3
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
4
16 Mayıs 2026 Cumartesi- 13:21
8 yıldır devam eden dava aileyi mağdur etti
5
28 Ağustos 2024 Çarşamba- 10:51
Bursalı avukattan Prof. Dr. Mehmet Ceyhan’a suç duyurusu
23 Mayıs 2025 Cuma - 21:15
Kitap fuarında şeker hastalığı sunumu yapıldı
Amasya’nın Merzifon ilçesinde düzenlenen Merzifon Kitap Fuarı’nda “İnsülin Direnci” konulu bir sağlık sunumu gerçekleştirildi. 16-25 Mayıs tarihleri arasında organize edilen fuar kapsamında düzenlenen etkinlikte, merkezi Samsun’da bulunan Karadeniz Diyabet Derneği Kurucu Başkanı ve Dahiliye Uzmanı Dr. M. Emin Dinççağ, “İnsülin direnci, şeker bağımlılığı ve şeker hastalığı” konularında katılımcılara önemli bilgiler verdi. Dr. Dinççağ, insülin direncinin halk arasında genellikle “gizli şeker” olarak adlandırıldığını belirterek, “Diyabetin ortaya çıkmasından önceki dönemdir. Bu dönemde gerekli tedbirler alınmazsa, insülin direnci zamanla şeker hastalığına dönüşebilir. Genellikle kilolu, hareketsiz yaşam süren, düzensiz beslenen ve ailesinde diyabet öyküsü olan kişilerde daha sık görülmektedir” dedi. Toplumda her 10 kişiden birinde diyabet görüldüğünü vurgulayan Dinççağ, gizli şekerin de en az diyabet kadar yaygın olduğunu kaydetti. Bu sürecin erken teşhis ve tedaviyle kontrol altına alınabileceğine işaret eden Dr. Dinççağ, “Sağlıklı beslenme, şekersiz diyet, düzenli egzersiz, sık hekim kontrolü ve kan tahlilleri çok önemli. Früktoz bazlı şeker tüketimi ise hem insülin direnci hem de obezitenin başlıca sebeplerindendir” diye konuştu. Çocuklarda şeker tüketiminin mutlaka sınırlandırılması gerektiğini belirten Dinççağ, “Şeker boş kalori ve ciddi anlamda bağımlılık yapan bir maddedir. Bunun yerine çocuklara meyve, süt, ayran, leblebi gibi dost yiyecekler önerilmelidir. Özellikle yemeğin ardından uyku bastıran, sürekli tatlı ihtiyacı hisseden, hareketsiz yaşayan bireylerde insülin direnci açısından gerekli tetkikler yapılmalıdır” ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:13
Bakan Memişoğlu: "Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir"
AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyarete eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kocaeli Valiliği ziyaretinin ardından Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katıldı. Buradaki programı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni ve AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakan Memişoğlu, sağlık alanında yapılan yenilikler ve şehrin sağlık düzeyi hakkında açıklamalarda bulundu. AK Parti İl Başkanlığı’nda konuşan Bakan Memişoğlu, "Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada. Kocaeli Şehir Hastanesi’ni bitirdik ve güzel hizmetler veriyor. Hem üniversite olsun hem Derice, Darıca diğer ilçelerdeki hastanelerini çok yakın zamanda yenilemiş olacağız. Ben vekillerimize, Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum sağlıkla ilgili işlerin birebir takipçisi oluyorlar. Bir sağlıklı yaşam merkezine gittik gerçekten çok büyük bir hizmet sunuyorlar. Esasında sağlıklı hayat, yaşam dediğimiz bedenimize bakacağımız bu ortamların daha da artmasını istiyoruz. Burada örnek yapmışlar çok teşekkür ediyorum" dedi. "Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor" Sporu sağlıklı yaşam için yapılaması gerektiğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Hepimizin görevi bundan sonra bedenimize bakmak olmalı. Çünkü bugün Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kilomuza, alışkanlıklarımıza bakacağız, hareket, egzersiz konusunda çaba harcayacağız. Sporu sağlık için yapmamız gerekiyor. Biz genellikle topum olarak sporu kazanmak ve mücadele etmek için yapıyoruz. Alışkanlıkları değiştirip insanların kendisinin sporu sağlıklı kalmasını sağlatmamız lazım. Ben burada davanın neferlerini bu konuda da geçmişte birçok başarı elde ettiysek sağlıklı toplum oluşturmakta da başarılı olacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Her yerde çatışmaya teşvik edici bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz" Bakan Memişoğlu, "Tabi her birimizin sorumluluğu ve vebali var. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘Dünya beşten büyüktür’ kelimesi çok önemli. Esasında bu iddiayı ortaya koyuyor ve bu iddia dünyada olan düzenin değişmesi iddiasıdır. Çevremizdeki düzene baktığımız zaman bugün dünya politikalarında ve hücre oluşturan kesim, insanları kavga ettirerek hatta binlerce insanı öldürerek kendisine kazanç sağlayacak kötülük düzenin olduğundan bahsediyoruz. Her yerde çatışmaya teşvik edici ve o çatışma neticesinde de kendisine bir menfaat sağlama mantığıyla yönettiği bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu kelimesinde de esasında sömürü düzeninin, çatışma düzeninin değişmesi gerektiğini düşünüyor ve bunu her birimizden güç alarak, enerji alarak söylüyor. Bizler onun için kendimizden değil gelecek zamanın aynı zamanda gelecek nesillerin vebalini ve sorumluluğunu taşıyoruz. Çünkü böyle bir lider ve böyle bir fırsatı bu ülke yakalamış durumda. Onun için bizim ne yapmamız gerektiği konusunda oturup iyi analiz etmemiz gerekiyor. Kötülük kötülüğünü yapacak ama burada esas soru şu; bizler iyilik tarafı olarak ne yapmamız gerektiğini iyi analiz etmemiz lazım. Bizim birbirimize sarılmamız, birlikte hareket etmemiz, çalışmamız, üretmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. O kötülükten daha çok çalışacağız, üreteceğiz ve daha iyi olacağız ki artık kötülüğün hükmü kalmasın. Bu sebeple hepimize çok görev düşüyor. Bu görevde nefsimize sahip çıkıp çalışmayı, üretmeyi, örnek olmayı ve bu davadaki insanların sayısını arttırmaya çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız" Kocaeli AK Parti İl Başkanlığı’nda parti üyelerine hitap eden Bakan Memişoğlu, "Neticede bu dünyada hepimiz kiracıyız. Bizde buraya geldik sizler nasıl millete hizmet ediyorsanız, bizde sizlere hizmet ediyoruz. Burada sorunlarınız, eleştirileriniz ve düşünceleriniz neyse paylaşıp o düşünceleri Ankara’da sizler adına hizmet etmeye çalışacağız. Kocaeli’yle ilgili de daha iyi sağlık hizmeti sunmak için altyapısını güçlendireceğiz. Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız. Elimizden geleni yapacağız sizlerin de desteğiyle Kocaeli’de sağlık hizmetini daha iyi hale getireceğiz. Bunun yanında Kocaeli’nin esasen üreten bir modeli var. Türkiye’ye teknoloji ve sanayi anlamında da üreten bir şehir burası. Bizde üreten bir sağlık oluşturmaya çalışıyoruz. İnşallah Organize Sanayi Bölgeleri’nde daha çok sağlık firmaları oluşur burasıda sağlık için bir üreten merkez olur diye planlıyoruz" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:08
Bakan Memişoğlu: "Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir"
AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyarete eden Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kocaeli Valiliği ziyaretinin ardından Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katıldı. Buradaki programı Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’ni ve AK Parti Kocaeli İl Başkanlığı’nı ziyaret eden Bakan Memişoğlu, sağlık alanında yapılan yenilikler ve şehrin sağlık düzeyi hakkında açıklamalarda bulundu. AK Parti İl Başkanlığı’nda konuşan Bakan Memişoğlu, "Kocaeli sağlık kültürü anlamında, sağlık geçmişi anlamında da gerçekten Türkiye’de iyi bir yerde ama fiziki yapılarını biraz daha düzeltmemiz gerektiği ortada. Kocaeli Şehir Hastanesi’ni bitirdik ve güzel hizmetler veriyor. Hem üniversite olsun hem Derice, Darıca diğer ilçelerdeki hastanelerini çok yakın zamanda yenilemiş olacağız. Ben vekillerimize, Belediye Başkanımıza teşekkür ediyorum sağlıkla ilgili işlerin birebir takipçisi oluyorlar. Bir sağlıklı yaşam merkezine gittik gerçekten çok büyük bir hizmet sunuyorlar. Esasında sağlıklı hayat, yaşam dediğimiz bedenimize bakacağımız bu ortamların daha da artmasını istiyoruz. Burada örnek yapmışlar çok teşekkür ediyorum" dedi. "Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor" Sporu sağlıklı yaşam için yapılaması gerektiğini aktaran Bakan Memişoğlu, "Sağlık ilgili Cumhurbaşkanımızın liderliğine çok iyi yerlere gelmiş durumdayız. Sağlık hizmetinde ücretiz bir şekilde herkesin ulaşabilmesini sağladık. Sağlıklı Yüzyıl programıyla da toplumun sağlıklı kalmasını sağlamamız lazım. Hepimizin görevi bundan sonra bedenimize bakmak olmalı. Çünkü bugün Türk toplumunun riskleri var bu konuda bunları çözmemiz gerekiyor. Sağlık hizmetini çok güzel sunuyoruz ama sağlıklı bir toplum muyuz diye sorgulamamız gerekir. Kilomuza, alışkanlıklarımıza bakacağız, hareket, egzersiz konusunda çaba harcayacağız. Sporu sağlık için yapmamız gerekiyor. Biz genellikle topum olarak sporu kazanmak ve mücadele etmek için yapıyoruz. Alışkanlıkları değiştirip insanların kendisinin sporu sağlıklı kalmasını sağlatmamız lazım. Ben burada davanın neferlerini bu konuda da geçmişte birçok başarı elde ettiysek sağlıklı toplum oluşturmakta da başarılı olacağımıza inanıyorum" diye konuştu. "Her yerde çatışmaya teşvik edici bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz" Bakan Memişoğlu, "Tabi her birimizin sorumluluğu ve vebali var. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi, ‘Dünya beşten büyüktür’ kelimesi çok önemli. Esasında bu iddiayı ortaya koyuyor ve bu iddia dünyada olan düzenin değişmesi iddiasıdır. Çevremizdeki düzene baktığımız zaman bugün dünya politikalarında ve hücre oluşturan kesim, insanları kavga ettirerek hatta binlerce insanı öldürerek kendisine kazanç sağlayacak kötülük düzenin olduğundan bahsediyoruz. Her yerde çatışmaya teşvik edici ve o çatışma neticesinde de kendisine bir menfaat sağlama mantığıyla yönettiği bir medeniyetin zamanında yaşıyoruz. Cumhurbaşkanımızın bu kelimesinde de esasında sömürü düzeninin, çatışma düzeninin değişmesi gerektiğini düşünüyor ve bunu her birimizden güç alarak, enerji alarak söylüyor. Bizler onun için kendimizden değil gelecek zamanın aynı zamanda gelecek nesillerin vebalini ve sorumluluğunu taşıyoruz. Çünkü böyle bir lider ve böyle bir fırsatı bu ülke yakalamış durumda. Onun için bizim ne yapmamız gerektiği konusunda oturup iyi analiz etmemiz gerekiyor. Kötülük kötülüğünü yapacak ama burada esas soru şu; bizler iyilik tarafı olarak ne yapmamız gerektiğini iyi analiz etmemiz lazım. Bizim birbirimize sarılmamız, birlikte hareket etmemiz, çalışmamız, üretmemiz gerektiğini bilmemiz gerekiyor. O kötülükten daha çok çalışacağız, üreteceğiz ve daha iyi olacağız ki artık kötülüğün hükmü kalmasın. Bu sebeple hepimize çok görev düşüyor. Bu görevde nefsimize sahip çıkıp çalışmayı, üretmeyi, örnek olmayı ve bu davadaki insanların sayısını arttırmaya çalışmamız gerekiyor" şeklinde konuştu. "Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız" Kocaeli AK Parti İl Başkanlığı’nda parti üyelerine hitap eden Bakan Memişoğlu, "Neticede bu dünyada hepimiz kiracıyız. Bizde buraya geldik sizler nasıl millete hizmet ediyorsanız, bizde sizlere hizmet ediyoruz. Burada sorunlarınız, eleştirileriniz ve düşünceleriniz neyse paylaşıp o düşünceleri Ankara’da sizler adına hizmet etmeye çalışacağız. Kocaeli’yle ilgili de daha iyi sağlık hizmeti sunmak için altyapısını güçlendireceğiz. Kocaeli’ye sağlıkla ilgili pozitif ayrımcılığı yapacağız. Elimizden geleni yapacağız sizlerin de desteğiyle Kocaeli’de sağlık hizmetini daha iyi hale getireceğiz. Bunun yanında Kocaeli’nin esasen üreten bir modeli var. Türkiye’ye teknoloji ve sanayi anlamında da üreten bir şehir burası. Bizde üreten bir sağlık oluşturmaya çalışıyoruz. İnşallah Organize Sanayi Bölgeleri’nde daha çok sağlık firmaları oluşur burasıda sağlık için bir üreten merkez olur diye planlıyoruz" ifadelerini kullandı. (OK-
23 Mayıs 2025 Cuma - 16:05
Dört mevsim gözyaşı yağmuru, bir cerrahiyle güneşle buluştu
Burdur’da 4-5 yıldır gözyaşı kanalı tıkanıklığı ve tekrarlayan enfeksiyonlarla mücadele eden 86 yaşındaki Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı kabusu yapılan cerrahi müdahaleyle son buldu. Burdur’un Düğer köyünde yaşayan ve yıllardır gözünde sulanma ve tekrarlayan şiddetli enfeksiyonlarla yaşam kalitesi ciddi şekilde etkilenen Hacer Yavaş (86), gözünde oluşan apse ve iltihap nedeniyle sık sık Burdur Devlet Hastanesi Acil Servisi’ne ve çevre hastanelere başvurmak zorunda kaldı. Bu süreçte çeşitli merkezlerde tedavi görmesine rağmen kalıcı bir çözüm bulamayan Yavaş, son başvurusunda gözdeki enfeksiyon ve tıkanıklığın tedavisi için Acil Servis tarafından Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen’e yönlendirildi. Dr. İşleyen, öncelikle hastanın enfeksiyonunu ilaçla kontrol altına aldıktan sonra, ileri yaş grubundaki hastalarda uygulanan Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) ameliyatını başarılı bir şekilde gerçekleştirdi. Bu cerrahi müdahale ile Hacer Yavaş’ın gözyaşı kanalı tıkanıklığı giderilirken, tekrarlayan enfeksiyonların önüne geçildi ve hastanın yaşam kalitesi önemli ölçüde artırıldı. "3-4 defa acil servise başvurmuş, tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış" Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Büşra İşleyen, "Hacer teyzemiz Acil Servis’ten bize yönlendirildi. Uzun zamandır yaşadığı bazı problemler vardı. Gözyaşı kanalı tıkanıklığına bağlı olarak ciddi bir şekilde tekrarlayan enfeksiyonları vardı. Gözyaşı sürekli dışına akıyordu. Buna bağlı olarak 3-4 defa acil servise başvurmuş. Tedavisi orada yapılmış ancak bir sonuca varılmamış. En sonunda yollarımız kesişti. Öncelikle enfeksiyonu tedavi ettikten sonra cerrahi aşamayı planladık. Bu tarz gözyaşı kanalı tıkanıklıklarında ileri yaşta yaptığımız işlem Eksternal Dakriyosistorinostomi (DSR) denilen cerrahi bir operasyondur. Teyzemize de bu operasyonu başarıyla gerçekleştirmenin haklı gururunu yaşıyoruz. İnşallah bundan sonraki süreçte daha konforlu bir hayat sürecek. Tabi teyzemizde bu gecikmiş bir vakaydı. Tedavinin daha önceden planlanmış olması gerekiyordu ancak bazı kısıtlıklardan ya da cerrahi teknik eksikliğinden gerçekleştirilememiş. Teyzemiz 4-5 senedir bu problemle karşı karşıya kalmış. Farklı yerlere, farklı merkezlere başvurmuş ancak bir sonuç alamamış. Şu an için işler gayet yerinde ilerliyor. Planladığımız sürece devam ediyoruz. Bundan sonraki süreçte de Burdur halkı için bu tarz cerrahi işlemler farklı illere veya farklı merkezlere başvurmadan kendi şehirlerinde hizmet alabilme imkanı tanıyacak. Aslında Hacer teyze minvalinde düşündüğümüzde bayağı ilerlemiş bir vakaydı. Sürekli ciddi göz enfeksiyonları, selülit ve tekrarlayan apseler söz konusuydu. Bu tarz durumların önce göz dışında başlayıp daha sonra göz içine ilerlemesiyle sürekli göz enfeksiyon odaklarının bulunması hem ileri yaşta hastalarda yan hastalıklara neden olmasını düşündüğümüzde hasta için hem göz sağlığı açısından hem de genel sağlık durumu açısından tehlike arz ediyor" dedi. "Bu hastalıktan çok çekti" Hacer Yavaş’ın kızı Şerife Öney annesinin bu hastalıktan çok çektiğini dile getirerek, "Annemin gözü sürekli iltihap kapıyordu, gözü şişiyordu. Bu şişme daha sonra patlama yapıyordu. Sürekli hastaneye gelip bir hafta müşahede altında kalıyordu sonra taburcu oluyordu. Devamlı bu süreç öyle devam ediyordu. Bu hastalıktan çok çekti. En son geldiğimizde Büşra hanıma gösterdik o da ameliyat kararı aldı. Çok memnun kaldık. Bizimle ilgilenen Büşra hanım ve tüm hastane personeline teşekkür ederiz" diye konuştu. "Büşra hanım ‘ben yaparım’ dedi ve ameliyat etti" Yıllardır gözyaşı kanalı enfeksiyonu yaşayan ve ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Hacer Yavaş ise, "Doktorumdan ve hemşirelerden çok memnunum. Çok şükür gözüm iyileşti. Daha önceki doktorlar beni ameliyat etmediler bana çok çektirdiler. Ama Büşra hanım ben yaparım dedi ve ameliyat etti. Hepsine çok teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:53
ESOGÜ Hastanesi’nde Dünya Şizofreni Günü etkinliği düzenlendi
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı tarafından 24 Mayıs "Dünya Şizofreni Günü" dolayısıyla bilgilendirme etkinliği düzenlendi. Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferdi Köşger, Sosyal Çalışmacı Esra Urgancı ve Tıp Fakültesi öğrencilerinin katıldığı etkinlikte, hastalar ve hasta yakınlarına bilgilendirme yapılarak broşürler dağıtıldı. Etkinlikte şizofreni tanılı hastaların tehlikeli ve şiddet eğilimli oldukları yönündeki hatalı önyargı üzerine konuşularak, hastaların toplum içinde uğradıkları dışlanmışlığa ve sosyal izolasyona dikkat çekildi. ESOGÜ Tıp Fakültesi Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferdi Köşger, konuyla ilgili şu açıklamalarda bulundu: "Şizofreni tanılı bireyler toplum içerisinde en fazla damgalama ve ayrımcılığa maruz kalan gruplar içinde olmuştur. Bir önyargı olarak şizofreni tanılı hastaların tehlikeli ve şiddet eğilimli oldukları yönündeki hatalı değerlendirme, bu hastalara karşı ayrımcılığı da beraberinde getirmektedir. Bir taraftan hastalığın yüküyle mücadele etmeye çalışan birey, diğer yandan damgalama ile birlikte toplum içinde dışlanmışlığa ve sosyal izolasyona uğramaya başlar. Yapılan çalışmalarda ise ruhsal hastalıklardaki şiddet eğilimi toplumda görülen şiddet eğilimi ile neredeyse aynı oranlarda bulunmuştur. Şizofreni tanılı bireyler aslında tedavi altında çalışma hayatında da bulunabilecekken, ne yazık ki damgalama nedeniyle sosyal izolasyonun yanında mesleki olarak da olumsuz etkilenirler. Yine damgalama, hastaların tedavi başvurularını olumsuz şekilde etkiler ve hastalar sosyal ve mesleki alanlarda önemli kayıplar yaşarlar. Şizofreni tanılı bireylere yönelik damgalama ve ayrımcılık ile mücadelede en önemli hedeflerden biri, toplumda oluşmuş olan yanlış inanç ve tutumları değiştirmek olmalıdır. Doğru bilgilendirmelerle toplumda şizofreni ile ilgili farkındalığı artırmanın damgalama ve ayrımcılığı hafifletici etkisi olacaktır."
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:40
ERÜ Hastaneleri’nde, "Ücretsiz Ben Tarama Günü" Etkinliği düzenlendi
Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıklar Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen etkinlikle, vatandaşlara ücretsiz "ben" muayenesi yapıldı. ERÜ Tıp Fakültesi Deri ve Zührevi Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Borlu yaptığı açıklamada; "Euromelanoma her yıl tüm Avrupa ülkeleri ile birlikte ülkemizde mayıs ayında düzenlenen bir farkındalık etkinliğidir. Bu kapsamda özellikle deri kanserleri ile ilgili farkındalığın artması amacıyla bilgilendirme etkinlikleri ve ücretsiz ben tarama aktiviteleri düzenlenmektedir. 20 yılı aşkın bir süredir Erciyes Üniversitesinde de bu kapsamda ben tarama günü yapılmaktadır ve bu yıl da Erciyes Üniversitesi Dermatoloji Anabilim Dalında vatandaşlarımıza yönelik ücretsiz ben tarama aktivitesi gerçekleştirdik." dedi. "Melanom bilinen en hızlı ilerleyici ve öldürücü deri kanseridir" Prof. Dr. Murat Borlu, "Melanom bilinen en hızlı ilerleyici ve öldürücü deri kanseridir. Yatkın genetik altyapı ve bilinçsiz güneşe maruz kalma sonucu oluşan bu tip deri kanserleri özellikle başlangıç aşamasında normal ben gibi görünebilmekte hatta bazıları da benler üzerinden gelişebilmektedir. Bu nedenle ailesinde deri kanseri hikâyesi olan, çok sayıda beni olan, şüpheli benleri olan ve çeşitli nedenlerle vücut direnci düşük olan hastaların benlerini yılda bir kez kontrol ettirmeleri son derece önemlidir" şeklinde konuştu. Yeni ben çıkışı, benlerde renk ve şekil değişikliği gibi durumların mutlaka incelenmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Borlu, "Melanomun erken tanısı tam tedavi şansı saylayabileceğinden son derece önemlidir. 25 yıldır her hafta bir gün yapılan ben polikliniği ve yılda bir kez euromelanom kapsamında yapılan ücretsiz ben tarama etkinliği bu soruna dikkat çekmek ve deri kanserlerini erken dönemde tanıyıp tedavi etmek amacıyla kliniğimizde yapılmaktadır" ifadelerini kullandı.
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:19
Farkındalık için sokak sokak gezip tansiyon ve şeker ölçümü yapıldı
Çanakkale’de Dünya Hipertansiyon Günü nedeniyle farkındalık oluşturmak için Gelibolu ilçesi ve köylerinde tansiyon ve şeker ölçümleri yapıldı. Çanakkale’nin Gelibolu ilçesi ve köylerinde 17 Mayıs Dünya Hipertansiyon Günü nedeniyle farkındalık oluşturmak amacıyla tansiyon ve şeker ölçümleri yapıldı. Gelibolu Sağlıklı Hayat Merkezi Kronik Hastalıklar Birimi personelleri tarafından yapılan ölçümlerde değerleri normal sınırlar dışında olan kişiler, aile hekimliği birimlerine yönlendirildi.
23 Mayıs 2025 Cuma - 14:19
Manisa Şehir Hastanesi sağlıkta kalitesini tescilledi
Manisa Şehir Hastanesi, sağlık hizmetlerinde sürdürülebilir kalite anlayışıyla yürüttüğü çalışmalar sonucunda, Sağlık Bakanlığı’na bağlı Türkiye Sağlık Hizmetleri Kalite ve Akreditasyon Enstitüsü (TÜSKA) tarafından verilen uluslararası geçerliliğe sahip ’Sağlıkta Akreditasyon Belgesi’ni almaya hak kazandı. Türkiye’deki 1.566 hastane arasından yalnızca 9’unun sahip olduğu bu akreditasyonla Manisa Şehir Hastanesi, kamu hastaneleri arasında 5. sırada yer aldı. Elde edilen başarı, hem Manisa’nın hem de Türkiye’nin sağlık alanındaki ilerlemesini gözler önüne serdi. Manisa Şehir Hastanesi Başhekimi Uzm. Dr. Serkan Saka, "Bu belge yalnızca bir unvan değil, hastanemizin tüm süreçlerinde sürdürülebilir kaliteyi esas alan bir anlayışın tescilidir" diyerek, "Bu başarı, gece gündüz demeden büyük bir özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımızındır. Hepsine ayrı ayrı gönülden teşekkür ediyorum. Ayrıca bu süreçte bizlere desteklerini esirgemeyen Manisa İl Sağlık Müdürümüz Op. Dr. Mehmet Fatih Zeren’e ve İl Sağlık Müdürlüğümüze şükranlarımı sunuyorum" dedi. Saka, açıklamasının devamında şu ifadelere yer verdi: "Bu başarı; memleketimize duyduğumuz sorumluluğun, hasta güvenliğini önceleyen hizmet anlayışımızın, şeffaflık ilkemizin ve yüksek kalite standartlarına olan bağlılığımızın bir sonucudur. Manisa artık sağlıkta Türkiye’nin en iyileri arasında yer alıyor. Kalite yolculuğumuz ise durmaksızın sürecek."
23 Mayıs 2025 Cuma - 13:49
Yaza sağlıklı girmek için besin önerileri
Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, yaza sağlıklı girmek için 5 önemli kuralı anlattı. Bireyler, yaz aylarına girerken daha iyi hissetmek, hafiflemek, çevreye daha fit görünmek ve sağlıklı yaş almak için bir şeyler yapmak istiyor. Son yıllarda yapılan bilimsel araştırmalar, longevity denilen uzun ömürlü ve kaliteli bir yaşam için tüketilen besinlerin büyük önem taşıdığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Liv Hospital Vadistanbul Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur, yaza girerken yapılması gereken 5 altın kuralı anlattı. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Yasemin Cantimur şu önerilerde bulıundu: ’’ Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil planları yapılmaya hatta gidilecek yerler bile belirlenmeye başlandı. Peki kıyafetlerin inceldiği vücut hatlarının daha belirgin olduğu yaz aylarına fit bir görüntüyle nasıl gireceğiz? Harvard Üniversitesi’nin önderliğinde yapılan ve 30 yıl boyunca binlerce insanın izlendiği yeni bir araştırma, bazı beslenme alışkanlıklarının 70’li yaşlara sağlıklı ulaşma ihtimalini iki kat artırdığını gösterdi. Özellikle bitkisel bazlı gıdalar, sağlıklı yağlar ve dengeli öğünler bu formülün temel taşları arasında yer alıyor. Peki yaz döneminde hem sağlıklı beslenirken hem de fit görünmek için bu bilgileri soframıza nasıl taşıyabiliriz? İşte sağlıklı yaş almanın ve enerji dolu bir yaz geçirmenin 5 altın kuralı: ’’Sebzeyi, meyveyi sofranın baş köşesine koyun’’ Renkli sebzeler, taze meyveler ve tam tahıllar bağırsak dostudur. Lif oranı yüksek bu besinler hem sindirim sistemini rahatlatır hem de vücudunuzu hastalıklara karşı korur. Özellikle yazın çıkan domates, biber, karpuz gibi antioksidan zengini gıdaları tüketin. ’’Zeytinyağı ve avokado gibi sağlıklı yağlara yer açın ’’ Vücudumuzun yağa ihtiyacı var ama doğru yağlar. Zeytinyağı, ceviz, avokado gibi kaynaklar hem kalbinizi korur hem de cildinize parlaklık kazandırır. Unutmayın, yazın güneşe karşı doğal koruma da içeriden başlar. ’’Kırmızı ve işlenmiş etleri azaltın ’’ Haftada birkaç porsiyondan fazlası, kalp ve damar sağlığı için risk oluşturabiliyor. Bunun yerine ızgara balık, baklagiller ve bitkisel proteinleri tercih edin. Özellikle yaz sofraları için mercimekli salatalar ve soğuk nohut mezeleri hem hafif hem besleyici seçeneklerdir. ’’Şekerli içeceklere veda, suya merhaba’’ Gazlı içecekler ve meyve aromalı şekerli içecekler, farkında olmadan fazla kalori almanıza neden olur. Serinlemek için ev yapımı soğuk bitki çayları, limonlu su ya da nane-detoks suları ideal. Yazın en iyi içeceği hâlâ su. ’’ Öğünleri atlamayın, dengeli tabağı rutinleştirin ’’ Yazın uzun günlerinde öğünler kayabiliyor ama bu metabolizmanız için ideal değil. Günde 2 ana öğün, gerekiyorsa hafif ara öğünlerle, vücudunuzu yormadan besleyin. Porsiyonları abartmayın ama eksik de bırakmayın. Yaz mevsimi sadece tatil değil, aynı zamanda kendimizi yenilemek için bir fırsattır. Sağlıklı beslenme ile daha enerjik hisseder, bağışıklığımızı güçlendirir ve yaş alırken sağlıkla kalmayı başarabiliriz. Unutmayın: Uzun ömür genetik olabilir ama kaliteli yaş almak sizin elinizde ’’
23 Mayıs 2025 Cuma - 13:35
İç Hastalıkları Uzmanı Elif Başaran: "Bilinçsiz besin takviyesi kullanımı kalbi tehdit ediyor"
Özellikle sporcular arasında besin takviyesi kullanımının yaygınlaştığına dikkat çeken Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, "Besin takviyeleri bilinçsiz ya da kontrolsüz kullanıldığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bunlar arasında karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinin bozulması, hormonal dengesizlikler, kalp ritim bozuklukları sayılabilir" dedi. Liv Hospital Ankara İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Elif Başaran, "Günümüzde özellikle sporcular, yoğun fitness yapanlar arasında besin takviyesi kullanımı oldukça yaygınlaşmıştır. Protein tozları, amino asitler, yağ yakıcılar ve egzersiz veya antrenman öncesinde kullanılan performans artırıcı (pre-workout) ürünler gibi birçok besin takviyesi; performans artışı, kas gelişimi ya da kilo kontrolü amacıyla tercih edilmektedir. Ancak besin takviyeleri bilinçsiz ya da kontrolsüz kullanıldığında bazı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Bu sağlık sorunları arasında karaciğer ve böbrek fonksiyon testlerinin bozulması, hormonal dengesizlikler, kalp ritim bozuklukları sayılabilir" diye konuştu. "Karaciğer ve böbreği olumsuz etkileyebilir" Özellikle yüksek protein içeren tozların ve yağ yakıcıların uzun vadede iç organlarımızda toksik etkilere neden olabileceğini belirten Uzm. Dr. Elif Başaran, "Vücut bu maddeleri parçalamak için fazlaca çaba harcar ve zamanla karaciğer ve böbrek başta olmak üzere organ fonksiyonlarında bozulmalar yaşanabilir’’ dedi. "Adet düzensizliğine ve testosteron düşüklüğüne yol açabilir’’ Başaran, "Başta anabolik steroid içeren veya hormon düzenleyici etkisi olan besin takviyeleri vücudun doğal hormon dengesini bozabilir. Erkeklerde testosteron düzeylerinde düşüş, kadınlarda adet düzensizliklerine yol açabilir. Kafein, efedrin gibi uyarıcılar içeren pre-workout ürünler ya da yağ yakıcılar, bilinçsiz kullanıldıklarında kalp atış hızını ve tansiyonu artırarak kalp ritim bozukluklarına ve hipertansiyona neden olabilir. Özellikle kalp hastalığı riski taşıyan bireylerde bu tür ürünlerin kontrolsüz kullanımı tehlikeli olabilir’’ diye konuştu. "İshal ve kabızlık görülebilir" Supplement adıyla adlandırılan besin takviyelerinde kullanılan katkı maddelerinin, yapay tatlandırıcıların ve renklendiricilerin alerjik reaksiyonlara yol açabileceğini söyleyen Başaran, "Ayrıca mide bulantısı, şişkinlik, ishal ya da kabızlık gibi gastrointestinal sistem problemleri de en sık görülen istenmeyen etkiler arasındadır. Bazı besin takviyeleri kullanılan ilaçlarla etkileşime girerek istenmeyen sonuçlar doğurabilir. Örneğin, kan sulandırıcı ilaç kullanan bir kişinin yüksek dozda E vitamini veya balık yağı alması kanama riskini artırabilir. Sürekli besin takviyesi kullanımı, sporcuda ‘takviye olmadan gelişemem’ düşüncesi oluşturarak psikolojik bağımlılık oluşturabilir" ifadelerini kullandı. "Takviyeler kişisel ihtiyaçlara göre planlanmalı’’ Besin takviyelerinin kontrollü ve gereklilik halinde kullanılırsa fayda sağlayabileceğini belirten Başaran, "Her bireyin ihtiyacı farklıdır ve bu ürünler mutlaka uzman gözetiminde kullanılmalıdır. Besin takviyesi kullananların hem istenmeyen etkilerin önüne geçmek hem de uzun vadede maksimum fayda için doktor kontrollerini aksatmamaları önemlidir. Unutulmamalıdır ki, en iyi ve en sağlıklı sonuçlar doğal ve ücretsiz besin takviyeleri olan dengeli beslenme, düzenli egzersiz ve yeterli uyku ile elde edilir’’ diye konuştu.
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:57
Balıkesir, sağlıkta kaliteyi Nev markası ile yakalayacak
2009 yılında Balıkesir’de hizmet vermeye başlayan Özel Sevgi Hastanesi, aradan geçen 16 yıl sonunda Nev Sağlık Grubu bünyesine dahil oldu. Nev Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ergin Kopal, Türkiye’ye Balıkesir ve Bursa üzerinden açılacaklarını ifade ederken, Bandırma ve Balıkesir’deki sağlık yatırımlarının ardından Güney Marmara’da daha ulaşılabilir, daha modern sağlık hizmeti sunacaklarının taahhüdünü verdi. Balıkesir il merkezinin tek özel hastanesi olan Sevgi Hastanesi, Nev Sağlık Grubu bünyesine katıldı. Konuyla ilgili hastanede bir basın açıklaması yapan Nev Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ergin Kopal, Nev Sağlık Grubu İcra Kurulu Başkanı Dr. Seyhun Yavuz, Yönetim Kurulu üyesi Ferdi Yılmaz gazetecilerin sorularını yanıtladı. Kopal, "Nev Sağlık Grubu olarak, Güney Marmara Bölgesi’nde kaliteli ve kesintisiz sağlık hizmeti sunma misyonumuz doğrultusunda yatırımlarımızı sürdürüyoruz. Bandırma’daki yatırımımızın ardından şimdi de Balıkesir’in köklü sağlık kuruluşlarını bünyemize katarak, bölgedeki varlığımızı güçlendiriyoruz. Bu satın alma, sadece bir büyüme hamlesi değil, aynı zamanda Balıkesir halkına daha modern ve erişilebilir sağlık hizmeti sunma taahhüdümüzün bir göstergesidir. Önümüzdeki dönemde de teknoloji, insan kaynağı ve hasta memnuniyeti odaklı yatırımlarımızı sürdüreceğiz" dedi. Balıkesir ve Bursa’nın köken, davranışsal ve yaşam şekli olarak birbirine çok benzediğini belirten Kopal, "Her zaman burada olmak istemiştik, çalışmalara Bandırma ile başladık. Bursa’da sağladığımız hasta ve çalışan odaklı sağlık hizmetini buraya taşımak temel amacımız. Çok kısa sürede etkilerini göreceksiniz. Tekrardan hayırlı olsun" dedi. "Kaliteli hizmeti Balıkesir ile buluşturacağız" Toplantıda konuşan Nev Sağlık Grubu İcra Kurulu Başkanı Dr. Seyhun Yavuz ise "Bu yatırım aslında bir bayrak devri oldu. Umarım her şey Balıkesir için iyi olur. Sağlık hizmeti aslında bir kamu hizmeti. Balıkesir’in değerlerine saygı duyarak, kaliteli sağlık hizmetine devam edeceğiz. Balıkesir’in ülkemizdeki öneminin farkındayız. Bölgenin ihtiyaçlarını hep beraber değerlendirerek en iyi hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Hayırlı olsun" dedi. Yapılan anlaşmanın ardından bölgedeki hastaneler Nev Balıkesir ve Nev Altıeylül ismiyle çalışmalarını sürdürecek. Satın alma anlaşması kapsamında, iki özel hastane, iki imarlı arsa ve 1,5 MW kapasiteli güneş enerji santrali (GES) de Nev Sağlık Grubu’nun portföyüne eklendi. Bu yatırım, Nev Sağlık Grubu’nun sürdürülebilir ve çevreci sağlık hizmetleri vizyonunu da destekliyor.
23 Mayıs 2025 Cuma - 12:49
Bakan Memişoğlu: "Ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen"
Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katılan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "Dünya Sağlık Örgütü normal doğum oranının en az yüzde 70 civarında olmasını öngörüyor. Aynı zamanda sezaryen doğum oranının da yüzde 10-15 arasında kalması gerektiğini ifade ediyor. Bu oranlar, anne ve bebek sağlığı açısından ideal kabul edilmektedir. Birçok gelişmiş ülkede bu hedeflere ulaşmak için çeşitli programlar yürütülmektedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen. Bu oran, dünya ortalamasının oldukça üzerindedir" dedi. Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Kocaeli’de 2. Uluslararası 15. Ulusal Ebelik Öğrencileri Kongresi’ne katıldı. Kocaeli Kongre Merkezi’nde düzenlenen programda ebe adayları ile buluşan Bakan Memişoğlu, "Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Programı kapsamında koruyan, geliştiren, üreten sağlık modeli mottosuyla, en iyi şekilde erişilebilir ve kaliteli sağlık hizmeti sunmayı amaçlıyoruz. Bugün sayıları 60 bin 756’yı bulan ebe arkadaşlarımız sağlık hizmeti sunumunda bizim için çok mühim bir yere sahip. Sizler bizim için gerçekten çok kıymetlisiniz. Çünkü gebelik sürecinde, o kutsal annelik yolculuğunda anne adaylarımızın yanlarında oluyor, onlara rehberlik ediyor, özellikle doğum öncesi son 3 ayda gebelerimizin doğumuna hazırlıyor, doğum esnasında annelerimize refakat ederek çok büyük bir görev ifa ediyorsunuz" dedi. "Bilimsel araştırmalar, normal doğumun anneler açısından daha hızlı iyileşme süreci olduğunu gösteriyor" Sağlık Bakanlığı olarak ebelik mesleğini güçlendirmeyi hedefleyerek önemli adımlar attıklarını belirten Bakan Memişoğlu, "Ebelerimizin görev, yetki ve sorumluluklarını güncel sağlık ihtiyaçlarına göre yeniden tanımlıyoruz. Ebelerimizin danışmanlık, eğitim ve mesleki yetkinliklerini daha görünür ve sistematik hale getiriyoruz. Bu sayede ebelik mesleğini sadece korumakla kalmıyor, aynı zamanda güçlendiriyor, geliştiriyor ve yarınlara taşıyacak yapıyı hep birlikte inşa ediyoruz. Bugün sizlere vatandaşlarımızın gündemini güçlü şekilde taşıyan Normal Doğum Eylem Planımızdan bahsetmek ve Sağlık Bakanlığı olarak hedeflerimizi paylaşmak istiyorum. Sağlık Bakanlığı olarak normal doğumu, anne ve evlatlarımızın sağlıklı geleceği açısından son derece önemli bir mesele olarak görüyoruz. Normal doğum, bir bebeğin anne rahmindeki gelişimini tamamladıktan sonra dünyaya gelme sürecidir. Bu süreç, hem anne hem de bebek sağlığını doğrudan etkileyen önemli bir yöntemdir. Sezaryen doğum ise, tıbbi bir gereklilik durumunda başvurulan cerrahi bir yöntemdir. Annenin karnına ve rahmine yapılan cerrahi bir kesiyle bebeğin alınması işlemidir. Bilimsel araştırmalar, normal doğumun anneler açısından daha hızlı iyileşme süreci, daha düşük enfeksiyon riski ve daha az doğum sonrası komplikasyon ile ilişkili olduğunu göstermektedir" şeklinde konuştu. "Ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen" Kemal Memişoğlu, konuşmasına şöyle devam etti: "Normal doğum bebek için, anneyle erken ve güvenli temas, bağışıklık sisteminin güçlenmesi ve solunum problemlerinin daha az görülmesi gibi önemli avantajlar sağlar. Dünya Sağlık Örgütü normal doğum oranının en az yüzde 70 civarında olmasını öngörüyor. Aynı zamanda sezaryen doğum oranının da yüzde 10-15 arasında kalması gerektiğini ifade ediyor. Bu oranlar, anne ve bebek sağlığı açısından ideal kabul edilmektedir. Birçok gelişmiş ülkede bu hedeflere ulaşmak için çeşitli programlar yürütülmektedir. Ancak ne yazık ki ülkemizde her 100 doğumun 61’i sezaryen. Bu oran, dünya ortalamasının oldukça üzerindedir" "İlk etapta sezaryen oranlarında yüzde 5 oranında bir azalma hedefledik" Sağlık Bakanlığı olarak harekete geçtiklerini söyleyen Bakan Kemal Memişoğlu, "Emine Erdoğan himayelerinde, 3 Ekim 2024 tarihinde ’Doğal Olan: Normal Doğum’ farkındalık kampanyamızı başlattık. Bu süreci sadece tanıtım kampanyası olarak görmedik. Alanında yetkin hekim arkadaşlarımızın ve ebelik hocalarımızın da dahil olduğu kapsamlı bir eylem planı hazırladık. 4 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız ve 40 hafta sürecek olan, 14 temel eylemden oluşan bir eylem planı oluşturduk. Bu planın temel amacı, tıbben gerekli olmayan sezaryen oranlarını azaltmak ve normal doğumu teşvik etmektir. İlk etapta sezaryen oranlarında yüzde 5 oranında bir azalma hedefledik" dedi. "Bilimsel veriler doğrultusunda hareket ettik" Norma doğum teşviki sonrası gelen eleştiriler hakkında da konuşan Memişoğlu, "Elbette bu süreçte bazı çevreler, ideolojik saiklerle, Sağlık Bakanlığı’nın kadınların doğum şekline yönlendirme ya da dayatma yaptığı şeklinde dezenformasyona başvurdu. Oysa biz Sağlık Bakanlığı olarak en başından beri tamamen bilimsel veriler doğrultusunda hareket ettik. Normal doğumun faydaları konusunda toplumsal farkındalık oluşturmaya çalıştık ve bu çabamızın karşılığını sahada gördük. Normal doğumu desteklemek adına ne gibi çalışmalar yaptık? 13 Aralık 2024’te gebe okulu zorunluluğu getiren düzenlemeyi Resmi Gazete’de yayınlandık. Bu doğrultuda kamu hastanelerimizde gebe okullarımızın sayısını 442’ye çıkarttık. Anne adaylarımızı, gebelik, doğum ve lohusa konusunda bilgilendirecek ’Annelik Yolculuğu’ kitabımızı yayımladık ve bu kapsamda eğitim videoları hazırladık. Annelik Yolculuğu mobil uygulamamızı Mayıs 2025’te aktif hale getirdik" diye konuştu. "81 ilimizin tamamında toplam bin 593 koordinatör ebe belirledik" Anne dostu hastane standartlarını tamamladıklarını ifade eden Memişoğlu, "Bu amaçla yönetmelik taslağı hazırladık. 154 kamu hastanesi ile 200 özel hastane bu statüye aldık. Ebelerimizin görev ve yetkilerini genişleten yönetmeliğimizi 3 Aralık 2024 tarihinde yayınladık. Doğumhane çalışanlarına maddi teşvik sağlamak amacıyla, 1 Ocak 2025 tarihi itibarıyla ek ödeme teşviklerimizi yürürlüğe koyduk. Sorumlu Ebe uygulamamızı, yeni yönetmelikle birlikte uygulamaya aldık. Bu kapsamda, 5 bin 600 ebe arkadaşımızı meslek içi eğitimlere dahil ettik ve bu eğitimleri 31 Ağustos 2025 tarihine kadar tamamlamayı hedefliyoruz. ’Her Ebeye Bir Ebe’ programı kapsamında 357 ebe polikliniğini hizmete sunduk. 81 ilimizin tamamında toplam bin 593 koordinatör ebe belirledik" ifadelerini kullandı. "Nisan sonu itibariyle toplam sezaryen oranında yüzde 1.78 oranında düşüş sağladık" Ebelik kongresi düzenleyerek eğitimler verdiklerini aktaran Bakan Kemal Memişoğlu, "Doğum sonrası süreçler için standartları belirlemek adına, doğum sonrası protokolümüzü yayınladık. Yine ebelerimiz için ’Doğum Yönetim Rehberi’ni hazırladık ve yayın aşamasına getirdik. Sezaryen oranlarının azaltılması amacıyla, 81 ilde özel hastanelere yönelik denetim sürecini başlattık. Ayrıca sağlık yöneticilerinin performans kriterlerinde yeni bir adım attık. Görev sistemimizde, primer sezaryen oranları artık yöneticilerimizin başarı değerlendirme kriterleri arasında yer almaktadır. İletişim çalışmalarımız kapsamında, vatandaşlarımızın farkındalığını artırmak amacıyla kamu spotları, radyo spotları, bilgilendirici broşürler aracılığıyla kapsamlı bir kampanya yürüttük. Normal Doğum Eylem Planımızda yer alan 14 eylemin 9’unu başarıyla tamamladık. Planımızı uygulamaya almadan önce verilerle kıyasladığımızda, nisan sonu itibariyle primer sezaryen oranında yüzde 1.74, toplam sezaryen oranında ise yüzde 1.78 oranında bir düşüş sağladık. Emine Erdoğan Hanımefendi’nin himayelerinde, 3 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız ’Doğal Olan Normal Doğum’ farkındalık kampanyası ve eylem planımız ile ülkemizde normal doğum oranlarını sizlerle birlikte artıracağımıza yürekten inanıyoruz" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder