SAĞLIK
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:38 Hemşirelik haftası BUÜ’de unutulmadı Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Hastanesi ve Sağlık Bilimleri Fakültesi iş birliğiyle düzenlenen "12-18 Mayıs Dünya Hemşirelik Haftası" kutlama töreninde hemşirelik mesleğinin sağlık sistemindeki hayati rolü ve akademik gelişimin önemi vurgulandı. BUÜ Tıp Fakültesi Dekanlığı binasında gerçekleştirilen programa Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Funda Coşkun, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman Akansel, BUÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam, akademik ve idari personel ile çok sayıda hemşirelik bölümü öğrencisi katıldı. "Sağlık ordumuzun en ön safındalar" Programda konuşan BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, hemşirelerin sağlık ordusunun en ön safında yer aldığını belirterek, bu mesleğin fedakârlık ve şefkatin sembolü olduğunu ifade etti. Üniversite yönetimi olarak temel vizyonlarının sağlık birimlerinin niteliğini artırmak olduğunu dile getiren Rektör Yılmaz, bilgiyle donatılmış ve insanı merkeze alan bir hemşirelik anlayışının toplum sağlığı için kritik bir öneme sahip olduğunu vurgulayarak tüm hemşirelerin haftasını kutladı. Fakülte ve hastane iş birliği en büyük güç Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Neriman Akansel, eğitim ile uygulama arasındaki köprünün önemine değindi. Fakülte ve hastane arasındaki güçlü iş birliğinin öğrencilerin çok daha donanımlı yetişmesine imkan sağladığını ifade eden Akansel, geleceğin profesyonelleri olan öğrencilerin ve tüm meslektaşlarının bu anlamlı gününü kutlayarak başarı dileklerinde bulundu. Hemşirelik gönül işi Hastanelerin sadece teknik birimlerden ibaret olmadığını hatırlatan BUÜ Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Halil Sağlam, hemşirelerin sağlık ekibinin en dinamik ve en çok yük çeken parçası olduğunu söyledi. Hemşirelik hizmetlerinin kalitesini artırmanın öncelikleri arasında yer aldığını belirten Sağlam, bu mesleğin sadece görev tanımlarıyla sınırlanamayacağını, şefkat ve sabırla icra edilen gerçek bir gönül işi olduğunu ifade ederek çalışma arkadaşlarına teşekkürlerini sundu. Meslek, bilimsel bilgi ve etik değerler ışığında gelişiyor Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Aysel Özdemir, hemşireliğin bilimsel bilgi ve etik değerler ışığında sürekli gelişen bir disiplin olduğunu ifade etti. Eğitim faaliyetlerinin sahaya yansımasının mesleki profesyonelliği artırdığını belirten Özdemir, bu tür etkinliklerin mesleki kültürü oluşturmak ve toplumsal farkındalığı artırmak adına bir başlangıç değil, var olan güçlü temellerin bir devamı olduğunu dile getirdi. "Güçlü sağlık sistemleri, güçlü hemşirelerle mümkün" Mesleki gelişimin önemine dikkat çeken BUÜ Hastanesi Başhemşiresi Uzman Hemşire Fatma Düzgün, Uluslararası Hemşireler Birliği’nin bu yılki temasının altını çizdi. Güçlü sağlık sistemlerinin ancak iyi eğitim almış ve liderlik rolü üstlenen yetkin hemşirelerle inşa edilebileceğini belirten Düzgün, hastane bünyesinde yürütülen akademik çalışmalar ve lisansüstü eğitimlerle mesleğin akademik gücünü her geçen gün daha da ileriye taşıdıklarını kaydetti. Vefa ve bilimle taçlanan kapanış Açılış konuşmalarının ardından program, mesleğe yıllarını vermiş ve emekliye ayrılmış hemşirelere sunulan plaket töreniyle devam etti. Duygusal anların yaşandığı vefa töreninin ardından, Prof. Dr. Aysel Özdemir’in "Eğitimin Hemşireliğin Güçlenmesine Yansımaları" başlıklı konferansı gerçekleştirildi. Kutlama programı, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
16 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:34 MUSKİ’den çevre ve halk sağlığı için yeni teknoloji Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü, toplam 275 milyon TL yatırım bedeliyle 13 atıksu arıtma tesisinde hayata geçirilecek proje kapsamında çevre ve halk sağlığının korunmasına yönelik önemli bir teknolojik altyapı yatırımı gerçekleştiriliyor. Marmaris Atıksu Arıtma Tesisi’nde devreye aldığı Sodyum Hipoklorit Jeneratörü (tuzdan klor çözeltisi üreten) sistemiyle arıtılmış atıksuların daha güvenli şekilde dezenfekte edilmesini sağlıyor. Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras’ın teknolojik uygulamalarla çevre ve halk sağlığını korumayı önceleyen vizyonu doğrultusunda yatırımlarını sürdüren MUSKİ Genel Müdürlüğü, projelerini hayata geçirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, 275 milyon TL yatırımla 13 atıksu arıtma tesisinde hayata geçirilmesi planlanan tuzdan klor çözeltisi üretim sisteminin ilk uygulaması, 38 milyon TL yatırımla Marmaris Atıksu Arıtma Tesisi’nde devreye alındı. Arıtılmış sular daha güvenli şekilde deşarj edilecek MUSKİ Genel Müdürlüğü tarafından hayata geçirilen sistem, su ve tuz karışımının elektrik yardımıyla işlenmesi prensibiyle çalışıyor. Elektroliz yöntemiyle, yani elektrik kullanılarak tuzlu sudan dezenfeksiyon amaçlı klor çözeltisi üretiliyor. Tesis içerisinde yerinde üretilen bu çözelti sayesinde arıtılmış atıksular etkin şekilde dezenfekte ediliyor. Böylece atıksu içerisindeki bakteri, virüs ve diğer zararlı mikroorganizmalar etkisiz hale getirilirken, arıtma tesislerinden çıkan suların çevreye ve alıcı ortamlara daha güvenli şekilde deşarj edilmesi sağlanıyor. Sistemle birlikte hem çevresel risklerin azaltılması hem de halk sağlığının korunmasına katkı sunulması hedefleniyor. 13 tesiste hayata geçirilecek Yeni nesil dezenfeksiyon sistemi, ihtiyaç duyulan kloru tesis içerisinde yerinde üreterek dışarıdan kimyasal temin edilmesi ihtiyacını azaltıyor. Bu sayede kimyasal taşıma ve depolamadan kaynaklanabilecek riskler en aza indirilirken, işletme güvenliği de artırılıyor. Sistemin sürekli taze üretim yapması, dezenfeksiyonun daha etkin şekilde gerçekleştirilmesini sağlarken; ekonomik ve sürdürülebilir yapısıyla da öne çıkıyor. 13 atıksu arıtma tesisinde kurulması planlanan sistemlerin toplam sözleşme bedeli 275 milyon TL olurken, Marmaris Atıksu Arıtma Tesisi’nde devreye alınan ilk uygulama, projenin sahadaki önemli adımlarından biri olarak hayata geçirildi.
Bayram sofralarında kalp sağlığına dikkat
04 Haziran 2025 Çarşamba - 11:01 Bayram sofralarında kalp sağlığına dikkat Kurban Bayramı’nda kontrolsüz et tüketiminin sağlığı olumsuz etkileyebildiğini belirten Doç. Dr. Zafer Işılak, "Kırmızı et tüketiminde porsiyon kontrolü ve sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat etmek, kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için kritik öneme sahiptir" diyerek kalp sorunlarına karşı uyarıda bulundu. Bayram sofraları, paylaşımcı yönüyle ve insanları bir araya getirmesiyle hem manevi hem de kültürel olarak büyük önem taşıyor. Ancak, özellikle Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketiminin artması, bazı sağlık risklerini de beraberinde getirebiliyor. Bunların başında ise kalp-damar hastalıkları geliyor. Medicana Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Zafer Işılak, "Bu dönemde kırmızı et tüketiminde porsiyon kontrolü ve sağlıklı pişirme yöntemlerine dikkat etmek, kalp-damar hastalıkları riskini azaltmak için kritik öneme sahiptir" diyerek, "Bayramda genellikle kırmızı et tüketimi artar. Kırmızı et, kaliteli protein ve demir açısından zengin olmasına rağmen, doymuş yağ ve kolesterol içeriği yüksek olabilir. Aşırı ve kontrolsüz et tüketimi, özellikle kalp-damar hastalıkları riski bulunan bireylerde sağlık sorunlarına yol açabilir" şeklinde konuştu. Kalp sağlığını korumak için öneriler Kalp sağlığını korumak için bayramda et tüketiminde ölçülü olmanın çok önemli olduğuna değinen Doç. Dr. Zafer Işılak, "Günlük kırmızı et miktarının 100-150 gramı geçmemesi, yağ oranı düşük ve sinirsiz etlerin tercih edilmesi önerilir. Ayrıca etlerin kızartma yerine haşlama, ızgara veya fırında pişirilmesi, ekstra yağ kullanımını ve zararlı maddelerin oluşumunu engeller. Bayram sofralarında bol sebze, salata ve meyve tüketimi de kolesterolün dengelenmesine yardımcı olur. Su tüketimine dikkat edilmesi ve mümkünse hafif yürüyüşlerle hareketin artırılması kalp sağlığını destekler" dedi. İlaçlarınızı düzenli kullanın Doç. Dr. Zafer Işılak, özellikle kalp hastalığı, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin bayram süresince doktor tavsiyelerine uymaları, ilaçlarını düzenli kullanmaları ve et tüketiminde dikkatli olmaları gerektiğini vurgulayarak, "Bayram coşkusunun sağlıkla taçlandırılması çok önemlidir. Sofralarınızı sevgiyle kurarken aynı zamanda sağlıklı ve bilinçli beslenmeyi de tercih etmelisiniz. Ölçülü ve dengeli beslenme, kalbinizi bayram boyunca ve sonrasında koruyacaktır" ifadelerini kullandı.
Uzmanından Kurban Bayramında beslenme önerileri
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:42 Uzmanından Kurban Bayramında beslenme önerileri Diyetisyen Fatma Sena Küçük Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz" dedi. Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda fazla et tüketiminin özellikle kronik rahatsızlığı olan kişilerde çeşitli rahatsızlıklara yol açabildiğine dikkat çekiyor. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen Fatma Sena Küçük, her zaman olduğu gibi Kurban Bayramı’nda da yeterli ve dengeli beslenilmesi gerektiğine vurgu yaparak ve bol sıvı tüketilmesini önererek, sağlık et tüketimi konusunda uyarılarda bulundu. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen olan Fatma Sena Küçük Aydın İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, bir bakterinin uygun şartlar sağlandığında 12 saatte 16 milyar sayıya ulaşabildiğini söyleyen Aydın, "Biz, besinlerde, ette bulunan mevcut bakteriyi azaltmak ya da kabul edilebilir seviyede tutmak için onlara bu şartları sağlamamamız gerekiyor. Bunun için de kesim sırasında, yüzme ve parçalama işlemleri sırasında, ortamı mümkün olduğunca serin olması, bu işlemleri yapan kişilerin kişisel hijyen kurallarına uyması bizim için önemli. Muhtemel bulaşıları önlemek için temiz bıçak, kap ekipman kullanılmalıdır. Sakatat ve etler aynı ortamda muhafaza edilmemelidir" diye konuştu. "24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz" Etlerin 24 saat kadar dinlendirildikten sonra tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz. Çünkü ette rigor mortis denilen bir ölüm katılığı meydana geliyor. Bu da etin daha sert ve daha lezzetsiz olmasına sebep oluyor. 24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz. Bu bizim için hem lezzet anlamında hem de sindirim kolaylığı açısından fayda sağlayacaktır" şeklinde konuştu. "Buzdolabında 5 gün kadar derin dondurucuda ise 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz" Diyetisyen Aydın, etlerin uygun saklama şartlarına değinerek, "Paylaşımlarımızı yaptıktan sonra kalan etlerimizi günlük porsiyonlara ayırıp streç film, buzdolabı poşeti ya da vakumlu poşetlerde buzdolabında saklayabiliriz. Buzdolabında 0-4 derece arasında 3-5 gün kadar derin dondurucuda ise - 18 derecede 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz" ifadelerini kullandı. "Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var" Aydın, bayramda normal beslenme düzeninin dışına çıkılmaması gerektiğine vurgu yaparak şöyle konuştu: "Bayramda her zaman olduğu gibi yeterli ve dengeli beslenme çok önemli. Aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durmalıyız. Kronik hastalığı olanlar şeker, tansiyon, kalp hastalığı gibi bu kişiler normal beslenme düzeninin dışına çıkmamalıdır. Bayramda et tüketimi fazla olduğundan böbrek solüt yükü de artmaktadır. Günde birden fazla et tüketildiğinde böbreğin yükü artmaktadır ve vücudumuzun susuz kalmasına neden olabiliyor. Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var. Sabah kahvaltıda haşlanmış yumurta, peynir, tam buğday ekmeği, şekersiz çay ve yeşilliklerden oluşan bir kahvaltı ile güne başlayabiliriz. Öğle ve akşam yemeğinde ise öncelikle çorba, sonrasında az yağlı et, sebze yemekleri, salata ve yoğurttan oluşan örnek bir menü tüketebiliriz."
Beslenme ve Diyet Uzmanı Arabalı: Yeni kesilmiş et hemen tüketilmemeli"
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:32 Beslenme ve Diyet Uzmanı Arabalı: Yeni kesilmiş et hemen tüketilmemeli" Kurban Bayramı’na sayılı günler kala Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı kesilen etin buzdolabında en az 12-24 saat dinlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Ayrıca sağlıklı beslenme açısından etin haşlama, ızgara ya da fırında pişirilmesinin büyük önem taşıdığını belirtti. Bayram sofralarının vazgeçilmezi kırmızı etin kolay sindirilmesi ve muhtemel sağlık sıkıntılarının yaşanmaması adına önemli bilgiler veren Acıbadem Bodrum Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Tuğçe Arabalı kırmızı et tüketirken dikkat edilmesi gereken kuralları anlattı. Yeni kesilmiş kurban etinin sert yapıda olacağını ve bu nedenle sindiriminin zor olacağını vurgulayarak etin buzdolabında en az 12-24 saat bekletilmesini tavsiye etti. Sağlıklı beslenme için etin pişirilme yönteminin büyük önem taşıdığını; haşlama, ızgara veya fırında pişirmenin en doğru yaklaşım olduğunu söyleyen Diyetisyen Arabalı, "Yüksek ateş yüzeydeki proteinleri aniden katılaştırır. Isı iç kısmına ulaşamadığında etin yeterince pişmemesi gibi bir risk oluşur. Bu nedenle etlerin iç sıcaklığı en az 75 derece olmalı, dışının kömürleşmesine izin verilmemeli" dedi. Pişirme sırasında kuyruk yağı veya tereyağı gibi ilave yağlar kullanılmaması gerektiğine değinen Diyetisyen Arabalı, etin kendi yağıyla pişmesinin daha sağlıklı bir tercih olduğunu söyledi. Etin sebzelerle birlikte veya salatayla servis edilmesinin sindirim sistemine katkı sağlayacağını ifade etti. "Porsiyonlara dikkat edilmeli" Kırmızı etin günde en fazla 100-150 gram arasında tüketilmesi gerektiğine işaret eden Diyetisyen Arabalı, "Aşırı miktarda kırmızı et tüketimi mideyi zorladığı gibi kolesterol seviyesini de artırabilir. Kalp-damar hastalığı, diyabet ve hipertansiyonu olan bireylerin yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeleri büyük önem taşır" dedi. Kızartma veya kavurma gibi yağ oranı yüksek pişirme yöntemlerinden kaçınılması gerektiğinin altını çizen Diyetisyen Arabalı, "Etin yanına bol salata, yoğurt veya sebze yemeği eklenerek sindirimi kolaylaştırmak mümkündür. Et yemeklerinin yanında limonlu zeytinyağlı salatalar tüketmek demir emilimini artırır" diye konuştu. "Hafif bir kahvaltıyla başlayın" Günün diğer öğünlerinin dengeli beslenme açısından önemli olduğunu belirten Diyetisyen Arabalı, "Bayram sabahı hafif bir kahvaltıyla güne başlanmalı. Tam tahıllar, yumurta, az yağlı peynir, zeytin ve bol sebze içeren bir kahvaltı yapılmalıdır. Gün boyunca 2-3 litre su tüketilmelidir. Şekerli ve gazlı içecekler yerine de ayran, şekersiz komposto ya da bitki çayları tercih edilmelidir" dedi. Tatlı ihtiyacı hissedildiğinde sütlü tatlılar ya da meyvelerin daha uygun bir tercih olduğunu belirten Diyetisyen Arabalı, "Günde 30 dakikalık yürüyüş sindirimi kolaylaştırır. Aynı zamanda kilo kontrolüne de yardımcı olur" ifadelerini kullandı. Diyetisyen Arabalı, mide rahatsızlığı olanların yağlı, baharatlı etlerden ve sakatatlardan uzak durmasının altını çizerken, pilav ve tatlı gibi kalorisi yüksek gıdaların aynı öğünde tüketilmemesi gerektiği uyarısında bulundu. "Çözülen etler yeniden dondurulmamalı" Kesilen etin hijyenik şartlarda saklanmasının gıda güvenliği açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Diyetisyen Arabalı " Derin dondurucuya ve buzdolabına kaldırılacak etler birer yemeklik porsiyonlara ayrılarak buzdolabı poşetine ya da yağlı kağıda sarılmalı. Bu şekilde -2 derecede birkaç hafta, -18 derecelik derin dondurucuda ise daha uzun süre saklanabilir" dedi. Çözülen etlerin yeniden dondurulmaması gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Arabalı şunları ifade etti: "Etin dondurulup çözülmesi sırasında bazı mikroorganizmalar hızla çoğalabilir. Bu nedenle çözülen et hemen pişirilmeli, tekrar dondurucuya konulmamalıdır. Etin çözülmesi için oda sıcaklığı ya da kalorifer üstü gibi yöntemler sağlık açısından tehlikeli sonuçlar doğurabilir, en doğrusu etin dondurucudan buzdolabının normal kısmına alınarak çözülmesini beklemektir" Çiğ etle temas eden kesme tahtalarında kesinlikle sebze ve meyve doğranmaması gerektiğini hatırlatan Diyetisyen Arabalı, "Et hazırlanırken mutfak hijyenine dikkat edilmesi hem gıda zehirlenmelerinin hem de bulaşıcı hastalıkların önüne geçer" diye konuştu.
Zararsız sanılan tütün ürünleri tehlike saçıyor
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:32 Zararsız sanılan tütün ürünleri tehlike saçıyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlıklı Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyelerinden Doç. Dr. Sanem Nemmezi Karaca; sigara, nargile, elektronik sigara kullanımı ve zararlarına dair açıklamalarda bulundu. Karaca, "Artık tüm dünyada sigaranın sadece içen kişilere zarar vermediği, ürettiği atıklarla doğayı hatta içmeyen bireyleri de zehirlediği bilimsel kanıtlarla ortaya konulmuştur. Sigara içenlerin etrafa yaydıkları dumanın ve bu dumandan parkelere, perdelere, mobilyalara sinen partiküllerin içmeyen bireylere zararlı etkilerine yönelik bilgiler gün geçtikçe artmaktadır. Tüm bu nedenlerden ötürü yüzde 100 dumansız mekânlar önem kazanmaktadır. Bu amaçla ülkemizde ciddi politikalar geliştirilmiş, önemli adımlar atılmıştır. Ancak maalesef son yıllarda sigara içme oranlarının yeniden artmaya başladığı kaydedilmektedir. Dumansız iç mekanlara ait yasaların ortaya koyduğu zorunlulukların denetlenmesi ve gerekli cezai işlemlerin uygulanması kazanımların kaybedilmemesi açısından oldukça önemlidir" dedi. Nargilenin sigaradan daha yüksek oranlarda zararlı madde içerdiğini belirten Karaca, "Gün geçtikçe zararsız oldukları algısı ile nargile, filtreli sigaralar, elektronik sigaralar ve diğer tütün ürünlerinin kullanımı içilen sigaralar ile yer değiştirmeye başlamıştır. Özellikle gençler ve kadınlar bu projenin hedefi olmuştur. Maalesef 18-24 yaş arasında her iki gençten biri nargile ya da elektronik sigarayı denediği gözlenmektedir. Yapılan çalışmalarda, elektronik sigaranın en sık eğlence amacı ile denenmeye başlandığı, sigaranın bırakılmasına yardımcı bir ürün olarak düşünüldüğü ve kullanıldığı gözleniyor. Bu ürünler farklı şekillerde ve özellikteler. Bir kısmı sigaraya benzer şekilde; uçlarında yanan bir kırmızı ışıkları var. Çoğu tıpkı sigara gibi duman çıkarıyor. Bizim önemsediğimiz nokta ise bağımlılık yapan maddeyi de içeriyor olması. Ayrıca bağımlılığı pekiştiren bu görsel uyaranlar ve davranışsal ritüeller nikotin bağımlılığından kurtulmayı zorlaştırıyor. Uyanık olmamız gerekiyor. O yüzden bağımlılık yapma potansiyelleri açısından bu ürünlerin hiçbirinin diğerinden bir üstünlüğü olmadığını bilmemiz gerekli. Bizler de Sivas Cumhuriyet Üniversitesi’nde Nikotin Bağımlılığı Tedavi Polikliniği olarak 1995 yılından bu yana hizmet sunmaktayız. Türkiye’nin pek çok yerinde bunun gibi nikotin bağımlılığı birimlerimiz var. Sigara içen vatandaşlarımıza destek veriyoruz" ifadelerine yer verdi.
Van’da bayram öncesi huzurevi sakinlerine sağlık hizmeti
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:27 Van’da bayram öncesi huzurevi sakinlerine sağlık hizmeti Van’da, Kurban Bayramı öncesi huzurevinde kalan yaşlılara yönelik sağlık hizmeti sunuldu. İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezi ekiplerince Edremit Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi Müdürlüğüne gerçekleştirilen ziyaret kapsamında yaşlılara, hem bayram öncesi moral desteği sağlandı hem de kapsamlı sağlık kontrolleri yapıldı. Huzurevi sakinlerinin genel muayeneleri yerinde gerçekleştirilirken, sağlık durumlarına ilişkin ihtiyaçlar değerlendirildi. Ziyaret sırasında, gerekli görülen durumlarda rapor yenileme işlemleri de tamamlandı. Konuya ilişkin konuşan Aile Sağlık Hizmetleri Dr. Zelal Yayla, bayram öncesi gerçekleştirdikleri huzurevi ziyaretinde yaşlı bireylerin genel sağlık muayenelerini yaptıklarını belirtti. Dr. Yayla, "Amacımız, büyüklerimizin bayramlarını kutlamak ve aynı zamanda evde sağlık hizmetleri kapsamında genel muayenelerini gerçekleştirmekti. Evde sağlık hizmeti; genellikle yaşamını evde sürdüren, cihaza bağlı, yaşlılık veya zihinsel engel nedeniyle sağlık hizmetlerine erişimde güçlük yaşayan bireylerimize verdiğimiz bir hizmettir. Bu hizmet sayesinde hastalarımızın sağlık kuruluşlarına daha az başvuru yapması sağlanmakta ve çoğu sağlık işlemi ev ortamında gerçekleştirilmeye çalışılmaktadır" dedi. 26 Mayıs itibarıyla aktif hale getirilen e-Rapor sistemi konusunda da bilgilendirmelerde bulunan Yayla, "E-Rapor uygulamasıyla birlikte hastalarımızın görüntülü arama yoluyla ilaç raporlarının yenilenmesini hedefliyoruz. Böylece, rapor yenileme işlemleri çok daha zahmetsiz ve hızlı bir şekilde gerçekleşebilmektedir" diye konuştu. Evde sağlık hizmetinden faydalanmak isteyenlerin, 444 38 33 numaralı çağrı merkezini arayarak ya da aile hekimlikleri ve İl Sağlık Müdürlüğü Evde Sağlık Hizmetleri Koordinasyon Merkezine başvurarak taleplerini iletebileceğini hatırlatan Yayla, sözlerini şöyle sürdürdü: "Evde sağlık hizmetleri kapsamında amacımız, sağlık hizmetlerine erişimde zorluk yaşayan vatandaşlarımıza destek olmak, tedavi süreçlerini takip etmek ve gerekli raporlama işlemlerini üstlenmektir. Zaten hâlihazırda huzurevimizde kayıtlı hastalarımız bulunmakta ve bu hastalarımızın ilaç, rapor ya da tedavi planlarında meydana gelen değişiklikler doğrultusunda düzenli olarak talepleri karşılamaktayız."
’’Bayram sofrasında ateşe yakın pişen etten uzak durun’’
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:23 ’’Bayram sofrasında ateşe yakın pişen etten uzak durun’’ Ateşe yakın pişirilen etlere dikkat çeken Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Özgenaz Kazan, ’’Özellikle etin ateşe yakın pişirilmesi sırasında protein ve kreatin gibi maddeler reaksiyona girerek kansere neden olduğu belirlenen Heterosiklik Aromatik Aminleri (HAA) oluşturur. Eti marine ederek ve kendi yağında pişirmek de sağlık açısından önemli’’ dedi. Kurban Bayramı’nda neredeyse her sofranın baş köşesinde kırmızı et bulunacak. Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Özgenaz Kazan, kırmızı etin nasıl tüketileceğine, nasıl pişirilmesi gerektiğine ve ateşe yakın pişen kırmızı etin neden kanserojen madde içerdiğine dair şu açıklamalarda bulundu: ’’Kurban bayramıyla birlikte kırmızı et tüketiminde büyük bir artış yaşanıyor. Uzmanlar her ne kadar kurban etini 24 saat dinlendirdikten sonra tüketilmesini tavsiye ediyor olsa da, vatandaşlar kesimin üzerinden kısa bir süre geçtikten sonra kurban etini tüketmeye başlıyor. Etin dinlendirilmeden tüketilmesi sindirim sorunlarına neden olmaktadır. Bayram coşkusunu yaşarken sağlıklı beslenme alışkanlıklarını sürdürmek oldukça önemli. Bayram sofralarında hem yediğimiz etin nasıl piştiğine, yanında tükettiklerimize ve yediğimiz tatlılara özellikle dikkat etmemiz gerekiyor. ’’Kırmızı eti dinlendirmeden tüketmeyin’’ Kurban bayramında, kurban kesildikten sonra hemen kavurma ya da ızgara olarak kurban etinin tüketildiğini görüyoruz. Ancak bu sağlık açısından doğru bir davranış değil. Çünkü kurbanın kesilmesiyle kaslara oksijen gitmez ve enerji üretimi durur. Bu durumda kas lifleri kasılı kalarak sertleşir. İşte bu durum halk arasında ‘Ölüm sertliği’ olarak bilinen rigor mortis dönemidir. Bu dönemde pişirilen etin sindirimi zor, sert ve lezzetsiz olur. Etin yumuşaması için yaklaşık 24 saat buzdolabında dinlendirilmesi gerekmektedir. ’’Et ateşe yakın pişirilirse kanserojen madde içerir’’ Etin hijyenik şartlarda kesilmesi kadar tüketimi sırasında da dikkatli olmak gerekiyor. Özellikle etin pişirilmesi sağlığımız açısından çok ama çok önemli. Özellikle etin ateşe yakın pişirilmesi sırasında protein ve kreatin gibi maddeler reaksiyona girerek kansere neden olduğu belirlenen Heterosiklik Aromatik Aminleri (HAA) oluşturur. Eti marine ederek ve kendi yağında pişirmek de sağlık açısından önemli. ’’ Günde 100-150 gram et tüketmeye dikkat edin ’’ Kırmızı et; protein, demir ve b12 vitamini açısından oldukça zengin bir besin. Ancak aşırı tüketimi sindirim problemlerine, kolesterol seviyelerinde artışa ve kalp-damar hastalıkları riskine yol açabilir. Günde 100-150 gram et tüketimi, sağlıklı bir yetişkin için genellikle yeterlidir. Eti, yanında bol sebze ve tam tahıllı ürünler tercih ederek dengeli bir tabak oluşturarak tüketebilirsiniz. ’’ Eti porsiyonlara ayırarak 6 aya kadar saklayabilirsiniz ’’ Etin sağlıklı kalması için doğru koşullarda saklanması çok önemli. Etleri özellikle porsiyonlara ayırarak buz dolabında 0-4 derecede 2-3 gün saklayabilirsiniz. Daha uzun süre saklamak isterseniz ise derin dondurucuda (-18) derecede yaklaşık 6 ay muhafaza edebilirsiniz. Yapılan yanlışlardan biri çözülen eti tekrar dondurmaktır. Uzmanlar etin çözülmesinin de buzdolabı içerisinde yapılması gerektiğini söylemektedir. ’’ Etin yanında lifli gıdalar ve salata yemeyi ihmal etmeyin ’’ Etin yanında özellikle lifli gıdaları ihmal etmemek gerekir. Sebze, salata ve baklagiller, etin sindirimini kolaylaştırır ve bağırsak sağlığını destekler. Bayram sofralarının olmazsa olmazı tatlılar. Ancak şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve tatlıları tercih ederek kan şekeri dengesini koruyabilirsiniz. Bol su içmek de sindirimi destekler ve vücudun nem dengesini korur. ’’ Kronik hastalığı olanlar daha dikkatli olmalı ’’ Kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet veya böbrek rahatsızlığı gibi kronik hastalığı olanların et tüketiminde daha dikkatli olması gerekir. Tuz ve yağ içeriği yüksek olan sakatat tüketiminden kaçınmalı, etin yağsız kısımları tercih edilmelidir. ’’ Sağlığınız için doktor ve diyetisyen önerilerine bağlı kalın ’’ Kurban bayramı, paylaşmanın ve dayanışmanın en güzel örneklerinden biridir. Ancak, sağlıklı beslenme alışkanlıklarınızı göz ardı etmeden bu özel günleri geçirmek, uzun vadeli sağlığımız için büyük fark oluşturur. Et tüketiminde ölçülü olmak, sebze ve lifli gıdalarla denge sağlamak bayram coşkusunu sağlıklı bir şekilde yaşamanızı sağlayacaktır. Özellikle doktorunuzun ve diyetisyeninizin önerilerine bağlı kalmak sağlığınız açısından oldukça önemli.’’
Diyetisyen Sobacı’dan Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme uyarıları
04 Haziran 2025 Çarşamba - 10:18 Diyetisyen Sobacı’dan Kurban Bayramı’nda sağlıklı beslenme uyarıları Medical Point Hastanesi Diyetisyeni Zişan Sobacı, sağlıklı beslenmenin ipuçlarını paylaşarak özellikle mide ve sindirim sistemi rahatsızlıkları bulunanlar için kritik uyarılarda bulundu. Kurban kesiminden hemen sonra etin tüketilmesinin sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirten Sobacı, "Kesimden sonra etin dinlendirilmeden pişirilip yenmesi hem mide rahatsızlıklarına hem de sindirim zorluğuna neden olabilir. Etin en az 24 saat dinlendirilmesi, hem lezzet hem de sindirim kolaylığı açısından büyük önem taşır" dedi. "Porsiyon kontrolüne dikkat" Bayramda kırmızı et tüketiminin artmasının kaçınılmaz olduğunu ifade eden Sobacı, "Kırmızı et, kaliteli bir protein kaynağıdır ancak aşırı tüketimi kalp-damar hastalıkları ve böbrek sorunlarına yol açabilir. Günde ortalama 120-150 gram pişmiş et tüketimi yeterlidir. Etin yanında mutlaka bol yeşillikli salatalar, haşlanmış sebzeler veya zeytinyağlı yemekler tercih edilmelidir. Bu, bağırsak sağlığını destekler ve doygunluk hissini artırır" ifadelerini kullandı. "Günde en az 2-2,5 litre su içmeye özen gösterin" Bayramların vazgeçilmezi tatlılara ve su tüketimiyle ilgili konuşan Sobacı, "Şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar veya meyve bazlı hafif alternatifler tercih edilmelidir. Özellikle diyabet hastaları şeker tüketiminde çok daha dikkatli olmalıdır. Günde en az 2-2,5 litre su içmeye özen gösterin. Ayrıca hafif yürüyüşler, sindirime yardımcı olur ve bayram boyunca alınan kalorilerin dengelenmesine katkı sağlar" şeklinde konuştu. Sağlıklı ve dengeli bir Kurban Bayramı geçirmek isteyenlere önerilerini sıralayan Diyetisyen Zişan Sobacı, "Bayram sofralarında keyifli anlar yaşarken, sağlığımızı da ihmal etmeyelim" diye konuştu.
"Açıkta satılan yiyecekler gıda zehirlenmesi riskini artırıyor"
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:59 "Açıkta satılan yiyecekler gıda zehirlenmesi riskini artırıyor" Yaz aylarında sık karşılaşılan gıda zehirlenmeleri hakkında uyarılarda bulunan İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Öztürk, "Gıda zehirlenmeleri, kontamine gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, uygunsuz hijyen koşullarının da etkisiyle mikroorganizmaların çoğalmasını hızlandırdığından bu tür zehirlenmelerin görülme sıklığı da artar. Açıkta satılan yiyecekler, özellikle hijyen standartlarına dikkat edilmeyen ortamlarda mikroorganizmalara maruz kalabilir" dedi. VM Medical Park Maltepe Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Serpil Öztürk, yaz aylarında sık görülen gıda zehirlenmeleri hakkında açıklamalarda bulundu. Gıda zehirlenmelerinin nedenlerine değinen Uzm. Dr. Öztürk, "Gıda zehirlenmeleri, kontamine gıdaların tüketilmesiyle ortaya çıkan sağlık sorunlarıdır. Özellikle yaz aylarında artan sıcaklık ve nem, uygunsuz hijyen koşullarının da etkisiyle mikroorganizmaların çoğalmasını hızlanarak bu tür zehirlenmelerin görülme sıklığı artar. Gıda zehirlenmeleri çoğunlukla mikroorganizmalar (bakteriler, virüsler, parazitler), toksinler (mikrobiyal toksinler, doğal toksinler) ve kimyasal kontaminantlar (pestisit, ağır metal, temizlik maddeleri kalıntıları) kaynaklıdır. En sık görülen neden enfeksiyöz ajanlardır. İnsanlara kontamine su, kötü saklama koşulları veya hijyenik olmayan gıda hazırlama süreçleriyle bulaşabilir ve ciddi sorunlara neden olabilirler. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, her yıl milyonlarca insan gıda kaynaklı hastalıklar nedeniyle sağlık birimlerine başvurmaktadır" diye konuştu. "En sık zehirlenmeye neden olan 6 mikroorganizma" Uzm. Dr. Öztürk, gıda zehirlenmelerine en sık neden olan mikroorganizmaları şöyle sıraladı: "Norovirüs: Özellikle toplu alanlarda hızla yayılır, genellikle çiğ kabuklu deniz ürünleri ve kontamine içme suyuyla bulaşır. Salmonella spp.: Özellikle çiğ veya az pişmiş tavuk, yumurta ve süt ürünlerinde bulunur. Escherichia coli (özellikle EHEC): Kontamine kıyma, çiğ sebzeler ve pastörize edilmemiş süt ürünlerinde bulunabilir. Listeria monocytogenes: Soğuk ortamda dahi çoğalabilir; süt ürünleri, hazır sandviçler ve çiğ sebzeler risklidir. Clostridium perfringens: Toplu yemek servislerinde sık görülür, pişirilip yeterince soğutulmayan gıdalarda çoğalır. Staphylococcus aureus: İnsan cildinden bulaşır, toksin üretir; sütlü tatlılar, sandviçler ve kremalı gıdalar da risklidir." "Güneş altında uzun süre beklemiş gıdalarda bakteri üremesi kolaylaşır" Yaz aylarında riskli gıdalardan bahseden Uzm. Dr. Öztürk, "Açıkta satılan yiyeceklerin, özellikle hijyen standartlarına dikkat edilmeyen ortamlarda mikroorganizmalara maruz kalabileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, "Güneş altında uzun süre beklemiş gıdalarda bakteri üremesi kolaylaşır. Çapraz bulaşma (pişmiş gıdaya çiğ gıdanın teması) sık görülür. Temiz su ve el hijyeni eksikliği, pişmiş yemeklerin uzun süre dışarıda bekletilmesi kontaminasyon riskini artırır. Soğuk zincirin bozulması (özellikle dondurulmuş ürünlerde) bakteriyel üremeye neden olur" dedi. "Açık büfedeki yiyeceklere dikkat" Yüksek sıcaklıklar ve uygun olmayan saklama koşullarının, bazı gıdaların daha hızlı bozulmasına yol açtığını söyleyen Uzm. Dr. Öztürk, bazı riskli olabilecek gıdaları şu şekilde sıraladı: "Et ve tavuk ürünleri (özellikle pişirilip dışarıda bekletilenler), Pirinç içeren ürünler (özellikle pişirilip dışarıda bekletilenler), Süt ve sütlü tatlılar (muhallebi, dondurma, kremalı pastalar gibi), Deniz ürünleri (kabuklu deniz canlıları, çiğ balıklar), Mayonezli salatalar, yumurta içeren soslar, Açık büfe veya piknik gıdaları, Uygunsuz saklanmış konserve ürünler." "Bulantı ve kusma görülebilir" Gıda zehirlemesinde görülebilecek belirtilere dikkat çeken Uzm. Dr. Öztürk, "Bulantı, kusma, karın ağrısı, kramplar ve ishal (kanlı ve sümüklü olabilir) görülebilir. Ateş, halsizlik, baş dönmesi ve kas ağrısı da diğer belirtiler arasındadır. Şiddetli ve geçmeyen ishal (özellikle 3 günden uzun süren), kanlı dışkılama, yüksek ateş, ağız kuruluğu, idrar azalması ve idrar renginde koyulaşma (dehidratasyon) varsa mutlaka doktora başvurulmalıdır." "Evde yapılması gerekenler" Gıda zehirlenmesinde evde ilk yapılması gerekenleri anlatan Uzm. Dr. Öztürk, "Bol su içilmelidir. Dehidratasyonu önlemek için önemlidir. Kusturmaya çalışmak önerilmez. Probiyotik yoğurt veya hafif yiyecekler başlanabilir. Sebze ve meyve gibi lifli gıdalar bağırsak hareketlerini hızlandıracağı için aktif dönemde önerilmez. Haşlanmış patates, makarna, pirinç lapası gibi yiyecekler öncelikle tercih edilebilir. Ateş ve karın ağrısı için uygun ağrı kesiciler alınabilir, ancak antibiyotik her durumda uygun değildir, gereksiz alınmamalıdır. Şiddetli semptomlarda, özellikle çocuklar ve yaşlılarda tıbbi yardım alınmalıdır" ifadelerini kullandı. "Tedavi yolları" Uzm. Dr. Öztürk, gıda zehirlenmesinde tedavi seçeneklerini şöyle paylaştı: "Hafif vakalarda semptomatik tedavi (hidrasyon, diyet), Orta-ağır vakalarda IV sıvı tedavisi, elektrolit dengesi, Gerekirse antibiyotik (örneğin Shigella, Listeria, Campylobacter enfeksiyonlarında), Gıda kaynaklı toksinlerde (örneğin botulizm) spesifik antidotlar." "Koruyucu önlemler" Alınabilecek önlemleri vurgulayan Uzm. Dr. Öztürk, "Yemekleri birden fazla kez ısıtmak önerilmez. Mikrodalga kullanılıyorsa homojen ısınma sağlanmalıdır. Soğutulmuş gıdalar tekrar ısıtılmadan önce buzdolabında çözdürülmeli. Eller yemekten önce ve sonra yıkanmalıdır. Çiğ gıda ile pişmiş gıdanın temasının önlenmelidir. Gıdalar uygun ısıda pişirilmelidir. Sokakta satılan yiyeceklerden kaçınılmalıdır. Gıdalar uygun şekilde buzdolabında saklanmalıdır. Son kullanma tarihine dikkat edilmelidir. Sebze ve meyveler iyi yıkanmalıdır. Basit hijyen kurallarına uymak, doğru pişirme ve saklama teknikleri uygulamak, açıkta satılan yiyeceklere dikkat etmek bu zehirlenmelerin büyük çoğunluğunu önleyebilir" diyerek açıklamalarını sonlandırdı.
Diyarbakır’da 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı hastalar için e-rapor uygulaması başladı
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:56 Diyarbakır’da 80 yaş üstü ve yatağa bağımlı hastalar için e-rapor uygulaması başladı Sağlık Bakanlığı’nın talimatı doğrultusunda, Türkiye genelinde ve Diyarbakır’da eş zamanlı olarak e-Rapor uygulamasına geçildi. Yeni uygulama kapsamında, özellikle 80 yaş ve üzeri bireyler ile yatağa bağımlı hastalar için önemli kolaylıklar hayata geçiriliyor. Bu yeni sistemle birlikte, hastalık tanısı almış olan 80 yaş üstü veya yatağa bağımlı bireylerin mevcut sağlık raporları (ilaç, mama, tıbbi cihaz, bez raporu vb.) bitiş tarihine son bir ay kala, hasta ya da hasta yakınının başvurusuna gerek kalmadan otomatik olarak değerlendirilecek. Değerlendirme işlemleri, hastaların evlerinde yerinde yapılabileceği gibi, Uzaktan Hasta Değerlendirme Sistemi (UHDS) aracılığıyla da gerçekleştirilebilecek. Uygulamanın amacı; hastaların kamu sağlık tesislerine gelişini gerektirmeyen durumlarda bakım yükünün azaltılması, sağlık hizmetlerinin düzenli ve sürdürülebilir hale getirilmesi, takip süreçlerinin kesintisiz sağlanması ve zaman tasarrufu elde edilmesi olarak açıklandı. Yapılan değerlendirmelerde hastaların tansiyon, kan şekeri, ateş, nabız ve kan oksijen seviyesi gibi hayati bulguları ölçülerek, tıbbi ihtiyaçları doğrultusunda sağlık raporları yenilenmektedir. e-Rapor uygulaması ile özellikle yaşlı ve hareket kabiliyeti kısıtlı bireylerin sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırılırken, hem hastalar hem de sağlık sistemi açısından önemli bir dönüşüm hedefleniyor. Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Emre Asiltürk, geçen hafta açıklanan ve 26 Mayıs tarihi itibari ile uygulamaya başlanan 80 yaş üstü büyüklerin ve yatağa bağımlı hastaların ilaç raporlarını, sağlık raporlarını, alt bezlerini, tıbbi cihazlarını hastaneye gitmeden rapor sürelerinin dolmasına bir ay kala yenilediklerini söyledi. Bu süreçte hastaların, yakınlarının talepleri olsun ya da olmasın müdürlük bünyesinde hizmet veren sağlık tesislerinde ekipler tarafından takip edilerek, evlerinde ziyaret edildiğini ifade eden Asiltürk, "Bu sürecin başlamasıyla birlikte artık ilimizde, hekimlerimiz tarafından yapılan değerlendirmeler neticesinde hastalarımızın ihtiyacı olan raporlarını yerinde ve zahmetsiz bir şekilde düzenleyeceğiz. Yaşlılarımız baş tacımız, onların hastaneye gitmesine gerek kalmadan ekiplerimiz tarafından evlerinde ve hastaneye gitmelerine gerek kalmadan yerinde ve zahmetsiz bir şekilde bu hizmeti vereceğiz. Diyarbakır’da bu hizmeti alacak yaklaşık 6 bin civarında 80 yaş ve üzeri büyüklerimiz ile yatağa bağımlı hastalarımız bulunuyor. Onların da bu işlemlerini en hızlı şekilde tamamlayacağız" şeklinde konuştu. Hastanın bakıcısı Fidan Kılıç ise, "Hastaneye gidilmeden evde yaşlılarımıza bu tarz bakımların yapılması çok güzel. Hizmetlerinden dolayı İl Sağlık Müdürlüğümüze çok teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Sağlıklı bir bayram için et tüketimine dikkat
04 Haziran 2025 Çarşamba - 09:55 Sağlıklı bir bayram için et tüketimine dikkat Gaziantep Özel Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, Kurban Bayramı’nda artan et tüketiminin sindirim sistemi ve genel sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturmaması için vatandaşlara dengeli beslenme konusunda önemli uyarılarda bulundu. Gaziantep Özel Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi, Kurban Bayramı’nda aşırı et tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çekerek, önemli tavsiyelerde bulundu. Bayram döneminde sofraların zenginleştiğini ve et tüketiminin arttığını belirten Gaziantep Özel Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Özge Başkülekçi,"Kırmızı et, kaliteli bir protein ve demir kaynağıdır; ancak aşırı ve yanlış pişirme yöntemleriyle tüketildiğinde sağlık açısından risk oluşturabilir" dedi. "Eti dinlendirin, pişirme yöntemine dikkat edin" Taze kesilen etin sindiriminin zor olduğunu vurgulayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi, "Kesim sonrası etin en az 12-24 saat dinlendirilerek tüketilmesi sindirim sistemini yormaz ve mide rahatsızlıklarının önüne geçer. Etlerin kavurma gibi ağır yöntemlerle değil, ızgara, haşlama ya da fırında pişirme yöntemleriyle hazırlanması çok daha sağlıklıdır" ifadelerini kullandı. Bayram sofralarında sadece ete odaklanmanın sindirim sorunlarına yol açabileceğini belirten Anka Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi, "Sebze yemekleri, salatalar, zeytinyağlılar ve yoğurt gibi probiyotik içeren besinlerle öğünleri dengelemek, hem doygunluk hissini artırır hem de sindirimi kolaylaştırır" şeklinde konuştu. Şerbetli tatlıların bayramlarda sıklıkla tüketildiğine dikkat çeken Başkülekçi, bu tatlıların yerine sütlü tatlılar, meyve bazlı tatlılar veya küçük porsiyonlar tercih edilmesini önerdi. Beslenme ve Diyet Uzmanı Başkülekçi ,"Tatlı tüketimini sınırlı tutmak, kan şekeri dengesini korumak ve aşırı kalori alımını önlemek açısından çok önemlidir" diye konuştu. "Su içmeyi ve hareket etmeyi unutmayın" Et ağırlıklı beslenmenin vücudun su ihtiyacını artırdığını hatırlatan Başkülekçi, günde en az 2-2,5 litre su içilmesi gerektiğini vurguladı. Ayrıca, bayramda yapılan uzun yemeklerin ardından hafif yürüyüşlerin hem sindirimi destekleyeceğini hem de alınan kalorilerin dengelenmesine katkı sağlayacağını belirtti.