SAĞLIK - 04 Haziran 2025 Çarşamba 10:42

Uzmanından Kurban Bayramında beslenme önerileri

A
A
A
Uzmanından Kurban Bayramında beslenme önerileri

Diyetisyen Fatma Sena Küçük Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz" dedi.


Uzmanlar, Kurban Bayramı’nda fazla et tüketiminin özellikle kronik rahatsızlığı olan kişilerde çeşitli rahatsızlıklara yol açabildiğine dikkat çekiyor. Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen Fatma Sena Küçük, her zaman olduğu gibi Kurban Bayramı’nda da yeterli ve dengeli beslenilmesi gerektiğine vurgu yaparak ve bol sıvı tüketilmesini önererek, sağlık et tüketimi konusunda uyarılarda bulundu.


Ankara Atatürk Sanatoryum Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Diyetisyen olan Fatma Sena Küçük Aydın İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine yaptığı açıklamada, bir bakterinin uygun şartlar sağlandığında 12 saatte 16 milyar sayıya ulaşabildiğini söyleyen Aydın, "Biz, besinlerde, ette bulunan mevcut bakteriyi azaltmak ya da kabul edilebilir seviyede tutmak için onlara bu şartları sağlamamamız gerekiyor. Bunun için de kesim sırasında, yüzme ve parçalama işlemleri sırasında, ortamı mümkün olduğunca serin olması, bu işlemleri yapan kişilerin kişisel hijyen kurallarına uyması bizim için önemli. Muhtemel bulaşıları önlemek için temiz bıçak, kap ekipman kullanılmalıdır. Sakatat ve etler aynı ortamda muhafaza edilmemelidir" diye konuştu.



"24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz"


Etlerin 24 saat kadar dinlendirildikten sonra tüketilmesi gerektiğine dikkati çeken Aydın, "Etlerin hemen tüketilmesini önermiyoruz, yaklaşık 24 saat kadar buzdolabında muhafaza edilmeli. Sonrasında tüketilmesini istiyoruz. Çünkü ette rigor mortis denilen bir ölüm katılığı meydana geliyor. Bu da etin daha sert ve daha lezzetsiz olmasına sebep oluyor. 24 saat dinlendirdikten sonra tüketebiliriz. Bu bizim için hem lezzet anlamında hem de sindirim kolaylığı açısından fayda sağlayacaktır" şeklinde konuştu.



"Buzdolabında 5 gün kadar derin dondurucuda ise 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz"


Diyetisyen Aydın, etlerin uygun saklama şartlarına değinerek, "Paylaşımlarımızı yaptıktan sonra kalan etlerimizi günlük porsiyonlara ayırıp streç film, buzdolabı poşeti ya da vakumlu poşetlerde buzdolabında saklayabiliriz. Buzdolabında 0-4 derece arasında 3-5 gün kadar derin dondurucuda ise - 18 derecede 6-12 ay arasında muhafaza edebiliriz" ifadelerini kullandı.



"Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var"


Aydın, bayramda normal beslenme düzeninin dışına çıkılmaması gerektiğine vurgu yaparak şöyle konuştu:


"Bayramda her zaman olduğu gibi yeterli ve dengeli beslenme çok önemli. Aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden uzak durmalıyız. Kronik hastalığı olanlar şeker, tansiyon, kalp hastalığı gibi bu kişiler normal beslenme düzeninin dışına çıkmamalıdır. Bayramda et tüketimi fazla olduğundan böbrek solüt yükü de artmaktadır. Günde birden fazla et tüketildiğinde böbreğin yükü artmaktadır ve vücudumuzun susuz kalmasına neden olabiliyor. Bayramda 2-2,5 litre kadar sıvı tüketmemizde fayda var. Sabah kahvaltıda haşlanmış yumurta, peynir, tam buğday ekmeği, şekersiz çay ve yeşilliklerden oluşan bir kahvaltı ile güne başlayabiliriz. Öğle ve akşam yemeğinde ise öncelikle çorba, sonrasında az yağlı et, sebze yemekleri, salata ve yoğurttan oluşan örnek bir menü tüketebiliriz."


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul ‘Geometriden Hikmete’ sergisi Fatih’te kapılarını açtı Fatih Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Geometriden Hikmete’ adlı küfi yazı sergisi sanatseverlerin katılımıyla açıldı. Sergide konuşan Prof. Dr. Şahin Uçar, "İslam medeniyeti eseriyle karşılaşan herkesin gözüne ilk çarpan şey küfi yazı oluyordu. Küfi, kutsal kelamın yazıyla sembolize edilmiş hâli olduğu için bir nevi mukaddesat olarak kabul edilmiştir. Tıpkı Herakleitos’un ‘logos’ anlayışında olduğu gibi ya da Hristiyanların Hz. İsa için ‘Kelimetullah’ demesi gibi. Biz de Kur’an-ı Kerim’i, Cebrail vasıtasıyla iletilmiş Allah kelamı olarak görüyoruz. Bu bakımdan küfi, kutsal kelamın vücut bulmuş ve yazıyla sembolleştirilmiş halidir" dedi. Dün akşam saatlerinde Nusret Çolpan Sanat Galerisi’nde düzenlenen ‘Geometriden Hikmete’ adlı küfi yazı sergisinde, Prof. Dr. Şahin Uçar’ın hazırladığı eserler ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Geometrik desenler ve renkli motiflerle hazırlanan küfi yazı eserleri büyük ilgi gördü. Açılışa Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, sanatçı ve davetliler katıldı. Fatih Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlikte, geleneksel sanatların önemine dikkat çekildi. Sergiyi gezen ziyaretçiler eserleri incelerken, Geometriden Hikmete sergisi, sanatseverlerden yoğun ilgi gördü. Sergi 15 Haziran tarihine kadar sanatseverlerin ziyaretine açık olacak. "İslam şahsiyetini, kimliğini, hürriyetini ortaya koyan eser oldu küfi" İlk eserini Seyyid Bey’in atölyesinde "Nokta-i Kurra" deseniyle yaptığını söyleyen Prof. Dr. Şahin Uçar, "Seyyid Bey’in de çok hoşuna gitmişti, arşivinde bir kopyası vardır. Onu, 1970 yılında Peyami Safa’nın sanat ve edebiyat kitaplarının kapağına bastılar. Daha sonra 1973’te Aydın Bolak için meşhur besmeleyi yazdım. Arkadaşlar, burada onun hikayesini de konuşun. O besmele sayesinde beni üniversiteye paleografya ve epigrafi uzmanı olarak tayin ettiler. Yani o eserin böyle bir fazileti de vardır. Paleografya ve epigrafi uzmanıyken, burada göreceğiniz Fatiha’yı yazdım. Şimdi o Fatiha’nın ya da benim yazdığım diğer kufilerin bir farkı var. Bazı hattat arkadaşlar bu işi anlamıyorlar. Küfi yazıyı basit bir grafik eser zannediyorlar. Aslında küfi, mukaddes kelamın vücut bulmuş hâlidir. Çünkü küfi ile sadece Kur’an yazılırdı. Altı asır boyunca yalnızca küfi yazı kullanıldı. Çünkü diğer hat çeşitleri henüz ortaya çıkmamıştı. Abbasilerin son dönemlerinde diğer hatlar ancak teşekkül etmeye başladı. Bu altı asır boyunca insanlar binalara ya ‘Allah’, ya ‘Muhammed’ ya da bir ayet yazıyordu. Hatta elbiselerin üzerine bile yazılmıştır. Küfi, İslam şahsiyetini, kimliğini ve hürriyetini ortaya koyan bir eser olmuştur. İslam’ın en parlak devirleri boyunca da küfi kullanılmaya devam etti. Çünkü diğer yazı türleri henüz ortaya çıkmamıştı. İslam medeniyeti denildiğinde her yerde göze çarpan unsur küfi oluyordu; elbiselerden kıyafetlere, günlük eşyalardan binalara, kubbelere ve minarelere kadar her yere yazılıyordu. Bu nedenle bir İslam medeniyeti eseriyle karşılaşan herkesin gözüne ilk çarpan şey küfi yazı oluyordu. Küfi, kutsal kelamın yazıyla sembolize edilmiş hali olduğu için bir nevi mukaddesat olarak kabul edilmiştir. Tıpkı Herakleitos’un ‘logos’ anlayışında olduğu gibi ya da Hristiyanların Hz. İsa için ‘Kelimetullah’ demesi gibi. Biz de Kur’an-ı Kerim’i, Cebrail vasıtasıyla iletilmiş Allah kelamı olarak görüyoruz. Bu bakımdan küfi, kutsal kelamın vücut bulmuş ve yazıyla sembolleştirilmiş halidir" dedi. "O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi" Fatih Belediye Başkanı Mehmet Ergün Turan, "Hocamızı tebrik ediyorum. Sayıları gittikçe azalan hocalarımızdan birkaçı şu an burada yer alıyor. Beşir Hocam da anlattı. O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi işte. İskender Hocam burada. O da bu tarihe kayıt düşen insanlardan bir tanesi. Süpü Hocam burada. Bunların her birisi gelecekte isimleri, boşlukları hissedilecek olan insanlardır. Bugün bu vesileyle hocamızı tebrik ediyorum. Burayı eserleriyle ve kendisi de gelerek şereflendirdiği için kendisine teşekkür ediyorum. Serginin hazırlanmasında emeği geçen çalışma arkadaşlarıma ve teşrifleriyle bizleri onurlandıran siz kıymetli misafirlerimize teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.