SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi 12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23 14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10 Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23 Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06 Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Bel fıtığı şüphesiyle doktora gitti, skolyoz tanısı aldı
24 Haziran 2025 Salı - 10:45 Bel fıtığı şüphesiyle doktora gitti, skolyoz tanısı aldı Şarkıları ve enerjisiyle geniş kitlelerin sevgisini kazanan genç şarkıcı Melis Fis, yoğun konser temposu nedeniyle yaşadığı bel ağrıları sonrası doktora başvurdu. Bel fıtığı şüphesiyle gittiği muayenede, o güne dek sadece adını duyduğu bir rahatsızlığın kendi kapısını çaldığını öğrendi. Skolyoz tanısı alan ve "Skolyoz sadece bir duruş değil, farkındalık meselesi: Farkında ol, destek ol!" diyen Melis Fis, Acıbadem Sağlık Grubu’nun bu yıl 12.’sini gerçekleştirdiği Skolyoz Farkındalık Etkinliğine hem şarkılarıyla renk kattı hem de özellikle gençlerde sık karşılaşılan skolyoza yönelik kendi hikayesini içtenlikle anlattı. Skolyoz, omurganın yana doğru eğilmesi olarak tanımlanıyor. Bu eğrilik bazen yalnızca egzersiz bazen de önemli ameliyatlarla kontrol altına alınabiliyor. Yaşam kalitesini düşürmekten farklı sağlık sorunlarına kadar çeşitli sonuçları olan skolyoz, toplumda sık görülen bir durum. Her yüz çocuktan 3’ünde görülen skolyoza özellikle kız çocuklarda daha sık rastlanıyor. Erken teşhiste tedavi başarısı artan skolyoza karşı toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla her yıl çeşitli etkinlikler düzenleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi bu yıl, Acıbadem Üniversitesi’nde "Skolyoz Savaşçıları Sırt Sırta, Korkusuzca" etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte; Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay skolyoz tedavisindeki en güncel gelişmeleri paylaştı. Ayrıca skolyoz savaşçılarının, kendi süreçlerini ve deneyimlerini aktardığı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlik genç sanatçı Melis Fis’in skolyoz savaşçıları için söylediği şarkılarla son buldu. "Bel fıtığı olduğumu düşünmüştüm" Söyleşide skolyoz deneyimini anlatan 23 yaşındaki Melis Fis, yoğun konserleri dolayısıyla çok sık seyahat ettiğini ve bu yılın başlarında bel ağrısı sorunu nedeniyle doktora gittiğini belirterek, bel fıtığı teşhisi beklerken skolyoz teşhisi aldığını söyledi. Genç şarkıcı, "Bende skolyoz olduğunu aslında çok yeni öğrendim. Şu anda 23 yaşındayım, 24 olacağım ve benim de yeni tanıştığım bir durum bu aslında. Ama Ahmet Hocam sayesinde gerçekten hani bunun korkulacak bir şey olmadığını ve erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu öğrendim bunun sayesinde, çünkü ben daha erken teşhis yaptırabilirdim. Ama şu anda ben skolyozumla beraber yaşamayı öğrendim ve bununla beraber konserlerimi veriyorum. Turneye gidiyorum, yolculuk yapıyorum ve gayet bununla beraber barışık bir şekilde hayatımı sürdürüyorum aslında" dedi. Skolyoz teşhisi aldığında doktorunun ‘skolyoz senin nazar boncuğun olsun’ dediğini ve o dönemde ilginç bir tesadüfle Nazar isimli bestesini yaptığını söyleyerek "Hatta hocamın dediği gibi bana ‘nazar boncuğun olsun’ demişti, o da bana çok destek oldu" ifadelerini kullandı. 15 yaşındaki Ada Duru’nun ilham veren mücadelesi Etkinliğin katılımcılarından biri de; 15 yaşındaki Ada Duru Alp oldu. 1 yaşında Serebral Palsi tanısı alan, 12 yaşında Covid pandemisi döneminde de skolyozu olduğu tespit edilen genç kız, yaşadığı zorlu ama ilham dolu mücadelesiyle umut verdi. "Kelimelerle aram çok iyi" diyen, olaylara hep olumlu yanından bakmaya, sorunları fırsata çevirmeye çalıştığını belirten Ada Duru, Skolyoz konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla ‘Sınırları Zorlayan Kalpler’ ismiyle bir de kitap yazdığını söyledi. "Duygusal bir süreçti benim için. Kendimi en gerçek halimle yansıtarak yazdığım bir kitap olduğu için çok özel, çok yeri ayrı bir kitap oldu benim için" diyen genç kız, hastalık sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı: "Biraz zorluydu ama çok güzel oldu sonucu. Şu an dengem mesela daha dengeli, kendimi daha dengeli tutabiliyorum. O yüzden sonu çok iyi oldu. Tedavi süreciyle ilgili en büyük hedefim; kendimi biraz daha dışarı çıktığımda özgürleştirebilmek yani bağımsız olarak güvenli ortamlarda, düşmeyeceğim ortamlarda walkerı bırakıp kendim hareket edebilmek ya da kendim ihtiyaçlarımı giderebilmek olarak söyleyebilirim" diye konuştu. Gece uykularına veda etmişti, ameliyat sonrası yeniden doğdu Yıllardır skolyozuna rağmen yoğun iş temposu nedeniyle yurt içi ve yurt dışı sürekli ‘uçmak’ zorunda olan 58 yaşındaki Gül Erden de ibret veren hikayesini içtenlikle katılımcılarla paylaştı. Gül Erden, 20 yaşındayken, annesinin kendisine diktiği elbiselerin provaları esnasında skolyozunun fark edildiğini söyledi. 50’li yaşlara kadar skolyozu dışarıdan anlaşılmadığı için onun da rahatlığıyla ameliyat düşünmediğini belirten Gül Erden eğriliğin ilerleyerek 75 dereceye ulaşması, çok şiddetli ağrılar yaşamaya başlaması ve gece uykuları uyuyamaz olmasıyla ameliyata karar verdiğini söyledi. Erden, "Onun bir sınırı var ve insan gerçekten artık hayat kalitesini devam ettiremiyor. Ameliyattan ben de korktuğum kadar bir sonuçla karşılaşmadım, tam tersine ağrılarım bitti, uyku uyur oldum, vücut şişliğim, ödemlerim azaldı ve tabi postürüm çok düzeldi. 9 cm boyumdan kaybetmiştim, 5 cm’i geri geldi. Ben çok kolay dönebildim normal hayatıma. 3 aylık bir nekahati var, 1 ay sonra evde çalışmaya başlamıştım. Belli başlı hareketlere dikkat etmeniz gerekiyor skolyozunuzun seviyesine göre. Ama keşke erken olsaydım dediğim bir süreç oldu benim için" ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Ahmet Alanay: "Elimizdeki en güçlü silah: Erken tanı!" Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay da konuşmasında skolyoz tedavisindeki en yeni gelişmeleri anlattı. Omurganın yana doğru eğilmesi anlamına gelen skolyozla mücadelede en güçlü silahın ‘erken tanı’ olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Alanay çocuklarda düzenli kontrolün şart olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "En sık gördüğümüz neredeyse bütün skolyozların yüzde 70-75’ini içeren, nedeni bilinmeyen skolyoz veya idiopatik skolyoz denilen özellikle adolesan çağda yani 8 ila 14 yaş arasında ortaya çıkan skolyoz tipidir. Bunun adolesan yaşta bu söylediğim yaştaki görülme sıklığı yüzde 3. Aslında yüzde 3 oldukça büyük bir rakam yani önemli bir halk sağlığı problemi. Ama şanslıyız ki bunun hepsi ilerleyici olmuyor, yaşam kalitesini bozucu olmuyor, neredeyse yüzde 20’si tedavi gerektiriyor. Erken teşhis edilirse daha basit yöntemlerle ama geç kalınırsa cerrahi tedavi gerekebiliyor. Bu en çok kız çocuklarında görülüyor ama erkek çocukları da göz önünde bulundurmak lazım. 12-16 yaş arasındaki çocukların sık aralıklarla ebeveynler tarafından arkasından geçerek muayene edilmesinde fayda var. Muayene tanısı olarak da özellikle omuzlarda çok asimetri olması veya bel çizgisinde yine bir asimetri olması ama en tanı koyucu olan ise çocuk öne eğildiği zaman gövdenin iki yarısı arasında asimetri olması. Yani kaburgalar özellikle bir tarafta daha kabarık hale gelmesi. Çünkü skolyoz üç boyutlu bir deformite. Bu tanılar olduğu zaman aileler mutlaka bir doktora başvurmalı." Günümüzde teknolojide ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, bugün bazı hastalarda hareket koruyucu cerrahi teknikler kullanabildiklerini belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay, bunlardan en dikkat çekeninin Vertebral Body Tethering yani Bant ve ip ile düzeltme tekniği olduğunu, bu yöntemle, doğru hastalara uygulandığında kapalı cerrahi ile eğriliği düzeltirken aynı zamanda çocuğun büyümesini ve omurganın doğal hareketini de koruyabildiklerini söyledi.
TOGÜ PDRMER’den öğrencilere gizlilik esaslı psikolojik destek
24 Haziran 2025 Salı - 10:01 TOGÜ PDRMER’den öğrencilere gizlilik esaslı psikolojik destek Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi (TOGÜ) Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Uygulama ve Araştırma Merkezi (PDRMER), öğrencilere ve başvuran bireylere gizlilik esaslı psikolojik danışmanlık hizmetleri sunarak yaşam kalitesini artırmayı hedefliyor. TOGÜ Taşlıçiftlik Kampüsü’nde faaliyet gösteren PDRMER; öğrenci, üniversite personeli ve dışarıdan başvuran bireylere psikolojik destek sağlayarak kapsamlı hizmetleriyle yaşam kalitesini yükseltmeyi amaçlıyor. Tam zamanlı iki psikolog ve yarı zamanlı iki öğretim görevlisinin çalıştığı merkezde, üniversite Eğitim Fakültesi PDR Anabilim Dalı öğretim elemanları da çalışmalara destek oluyor. PDRMER uzman kadrosu ile başta üniversite öğrencileri olmak üzere, talepte bulunan tüm bireylere psikolojik yardım hizmetleri sunuyor. Önemli bir geçiş süreci olarak üniversite yaşamı Üniversite yıllarının ergenlik ile yetişkinlik arasında önemli bir geçiş evresi olduğunu vurgulayan PDRMER Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Sarıkaya bu dönemde verilen psikolojik yardım hizmetlerinin önemine değindi. Dr. Sarıkaya "Kimi öğrencimiz önceki yıllardan taşıdığı sorunlarla üniversite sıralarına geliyor, kimi ise bu yıllarda çeşitli sorunlar yaşamaya başlıyor. Üniversite yıllarında sorunlarının çözülmesi ve yaşam tatminlerinin yükselmesi, iş ve aile yaşamına atılacakları yetişkinlik dönemi için sağlam bir temel oluşturuyor" dedi. Psikolojik danışma hizmetleri ve gizlilik PDRMER’de bireylere çocuk, aile vb. konularda psikolojik danışma hizmetleri sunuluyor. Bu süreçte gizliliğin önemine değinen Dr. Sarıkaya, bireylerin merkezin internet sitesi aracılığıyla çevrimiçi bir şekilde randevu oluşturabildiğini belirterek hem kullanılan randevu programının hem de diğer tüm danışan bilgilerinin hiçbir kurumla paylaşılmadığını, gizlilik içerisinde saklandığını ifade etti. Dr. Sarıkaya "Bize başvuran bireyler, ileride karşıma çıkar mı kaygısı taşımadan rahatlıkla psikolojik danışma hizmetlerinden faydalanabilir" dedi.
Kene çıkarırken yapılan hatalar ölümle sonuçlanabiliyor
24 Haziran 2025 Salı - 09:46 Kene çıkarırken yapılan hatalar ölümle sonuçlanabiliyor Tokat Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Bahadır Orkun Özbay, vücuda yapışan kene üzerine ateş basmanın ve kimyasal dökmenin Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) riskini artırdığını belirtti. Tokat Devlet Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Bahadır Orkun Özbay, yaz aylarında artan kene temaslarına karşı vatandaşları uyardı. KKKA hastalığının keneler yoluyla bulaşan tehlikeli bir virüs enfeksiyonu olduğunu belirten Özbay, özellikle kenenin çıkarılması sürecinde yapılan yanlışların hayati risk taşıdığını söyledi. "Üzerine ateşle basmak kesinlikle yanlıştır" Dr. Özbay, kene vücuda tutunduğunda en hızlı şekilde, çıplak elle temas etmeden ve ezilmeden çıkarılması gerektiğini vurgulayarak, "Kene üzerine kimyasal madde dökmek ya da üzerine ateş basmak kesinlikle yanlıştır. Bu tür uygulamalar, virüsün kana karışma ihtimalini artırır" dedi. Keneyi çıkartırken cımbız, eldiven ya da naylon poşet kullanın Kenenin uygun bir cımbız, eldiven ya da naylon poşet yardımıyla çıkarılabileceğini ifade eden Özbay, çıkarılamaması durumunda en kısa sürede sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini söyledi. Özbay, her kenenin hastalık taşımadığını, ancak KKKA virüsünün bulaşma riskine karşı temkinli olunması gerektiğini belirtti. İlk 10 gün kritik Kene tutunmasından sonraki 10 günlük sürenin önemli olduğunu ifade eden Özbay, "Bu süreçte ateş, kas ve karın ağrısı, ishal, kusma gibi belirtiler gözlemlenirse mutlaka doktora başvurulmalı" diye konuştu. Özbay ayrıca kenelerin zıplamadığını, tırmanarak vücuda ulaştığını hatırlatarak, özellikle saç dipleri, koltuk altı ve kasık gibi bölgelerin dikkatle kontrol edilmesi gerektiğini söyledi.
Psikiyatri Uzmanı Dr. Öztürk: "Kötü hatıralardan kurtulmak EMDR ile mümkün olabilir"
24 Haziran 2025 Salı - 09:37 Psikiyatri Uzmanı Dr. Öztürk: "Kötü hatıralardan kurtulmak EMDR ile mümkün olabilir" EMDR terapisi ile kötü hatıralardan kurtulmanın mümkün olduğunu belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Hakan Öztürk, "EMDR terapisi son yıllarda ruh sağlığı alanında uygulamada yaygınlaşan, travmatik ve olumsuz hatıraların göz hareketleri eşliğinde zihinsel olarak yeniden işlenmesi yoluyla iyileşme sağlayan bir terapi yöntemidir. Sistemli ve yapılandırılmış bir terapi türü olmakla birlikte hızlı ve etkilidir. Özellikle travma ilişkili ruhsal bozukluklarda ve diğer birçok ruhsal bozuklukta etkinlikle uygulanabilir" dedi. Medical Park Adana Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Ali Hakan Öztürk, EMDR terapisi hakkında açıklamalarda bulundu. EMDR terapisinin ne olduğundan bahseden Dr. Öztürk, "EMDR terapisi son yıllarda ruh sağlığı alanında uygulamada yaygınlaşan, travmatik ve olumsuz hatıraların göz hareketleri eşliğinde zihinsel olarak yeniden işlenmesi yoluyla iyileşme sağlayan bir terapi yöntemidir. Sistemli ve yapılandırılmış bir terapi türü olmakla birlikte hızlı ve etkilidir. Özellikle travma ilişkili ruhsal bozukluklarda ve diğer birçok ruhsal bozuklukta etkinlikle uygulanabilir" dedi. "Kişiye olumsuz etkileri azaltılabilir" Sözlerini sürdüren Uzm. Dr. Öztürk, "Ölümle karşı karşıya gelmek, yaralanmak, savaş, doğal afetler, trafik kazaları, cinsel saldırılar, darp, işkence gibi travmatik olayları yaşamak ya da bu travmayı yaşayanlara şahit olmak travma ilişkili ruhsal bozukluklara neden olabilir. Ruhsal travmalarımız ve rahatsız edici hatıralarımız beynimizde işlenmeyip, zihinsel olarak çözümlenmediğinde etkilerini aylarca hatta yıllarca devam ettirebilir. Bu durum travma sonrası stres bozukluğu, depresyon ve kaygı bozukluklarına neden olabilir. EMDR terapisiyle bu kötü hatıralar göz hareketleri eşliğinde zihnimizde sağlıklı bir şekilde işlenerek, kişiye olan olumsuz etkileri azaltılabilir, rahatsız etmeyecek ve ruhsal bozukluk oluşturmayacak hatıralara dönüşmesi sağlanabilir. Kötü hatıralardan kurtulmak EMDR ile mümkün olabilir" diye konuştu. "Ortalama 45-60 dakikalık, 4-12 seans uygulanmaktadır" EMDR terapisinin uygulanmasıyla ilgili de bilgi veren Dr. Öztürk,"8 aşamalı olarak, hastanın durumuna göre ortalama 45-60 dakikalık, 4-12 seans uygulanmaktadır. Terapi sırasında hasta travmatik ya da olumsuz anıyla, kendisiyle ilgili duygular ve bedensel duyumları belirlemesi istenir. Bunun dışında hasta olumlu bir inancı da belirler. Terapist danışanın olumlu inancı ve olumsuz duyguların yoğunluğunu derecelendirmesine yardımcı olur. Bundan sonra danışana görüntüye, olumsuz düşünceye ve vücut duyumlarına odaklanması ve aynı anda çift taraflı uyarım kullanarak EMDR işlemesine katılması talimatı verilir. Bu setler göz hareketleri, dokunuşlar veya sesler içerebilir. Bu setlerin türü ve uzunluğu her danışan için farklıdır. Bu sırada hastaya o anda olan her şeyi fark etmesi talimatı verilir. Göz hareketleriyle yapılan uyarımda, terapist elini ya da parmağını kullanarak, danışanın başını hareket ettirmeden, sadece gözlerini sağa-sola hareket ettirmesini sağlar. Dokunsal uyarımlar, hastanın dizlerine bir aracı ile ritmik şekilde sağ ve sol dize dokunuşlar yapılarak gerçekleştirilebilir. İşitmeyle ilgili uyarımlar ise hastanın sağ-sol kulağına ritmik şekilde ses uyarısı gönderilir. Bunlar çeşitli aparatlar kullanılarak da uygulanabilir. Hangi uyarım çeşidinin kullanılacağına hastayla birlikte karar verilir" ifadelerini kullandı. "Talimatları uygulayabilecek çocuk, ergen ve yaşlılarda kullanılabilir" Dr. Öztürk, "EMDR terapisinin hafif dereceli göz yorgunluğu ve travmatik anının canlanması nedeniyle kısa süreli rahatsızlık hissi dışında belirgin bir yan etkisi bulunmadığını kaydederek, "Verilen talimatları uygulayabilecek çocuk, ergen ve yaşlılarda kullanılabilir. Terapi süreci uygulayıcı ve hasta ile birlikte planlanmalıdır. Tek başına ve diğer tedavi seçenekleriyle birlikte uygulanabilir ve hızlı etkisi nedeniyle ilk sırada tercih edilebilir. EMDR terapisi özellikle Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ile birlikte de uygulanabilir. Özellikle travmanın ön planda olmadığı ruhsal bozukluklarda ilk seçenek olarak BDT terapisinin uygulanması daha uygun görülmektedir" diyerek sözlerini tamamladı.
Ümit Hastanesi’nde yapılan ameliyatta yapay mesane ile sağlığına kavuştu
24 Haziran 2025 Salı - 09:37 Ümit Hastanesi’nde yapılan ameliyatta yapay mesane ile sağlığına kavuştu Eskişehir Özel Ümit Hastanesi’nde mesane tümörü tanısı konulan 59 yaşındaki Namık Demir, başarılı bir ameliyatla hem kanserli dokulardan kurtuldu, hem de bağırsağından yapılan yapay mesane ile sağlıklı bir yaşama adım attı. Hastaneye başvuran Namık Demir’in, yapılan muayenelerin ardından ameliyat olacağına karar verildi. Ameliyatı gerçekleştiren Üroloji Uzmanı Op. Dr. Ali Kaan Eren, hastanın daha önce defalarca tümör nedeniyle operasyon geçirdiğini, son kontrolünde ise tümörün mesane kas dokusuna ve çevre dokulara yayılma riski gösterdiğini belirtti. Bu nedenle, "radikal sistektomi" adı verilen ve mesanenin prostat ve çevre dokularla birlikte alındığı, ardından hastanın bağırsağından yeni bir yapay mesane oluşturulan ameliyat kararı alındı. Op. Dr. Eren, yaklaşık 4-5 saat süren ve Üroloji Uzmanı Op. Dr. Aydın Erkul ile Genel Cerrah Op. Dr. Özgür Kırdök’ün iş birliğiyle başarıyla bir operasyon gerçekleştirdiklerini söyledi. Yapılan ameliyat ile; yapay mesane oluşturularak hastanın idrar fonksiyonları sürdürülebilir hale getirildi. "Yapay mesane nadir ve hayat kurtaran bir yöntem" Op. Dr. Eren, bu tür ameliyatların Türkiye’de yalnızca sınırlı sayıda merkezde yapılabildiğini vurgulayarak, "Hastanın bağırsağından yeni bir mesane hazırlıyoruz. Böbrekten gelen idrar kanalları bu yeni mesaneye bağlanıyor. "Yoğun takip ile başarılı sonuç" Ameliyat sonrası süreci değerlendiren İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Gökçe Kundakçı Gelir, hastanın "Böbrek fonksiyonlarını ve enfeksiyon riskini yakından izlediklerini ifade eden Dr. Gelir, "Kan tuzları ve karaciğer enzimleri normale döndükten sonra hastamızı servise aldık. Şu anda genel durumu çok iyi, iyileşme sürecini sağlıklı şekilde sürdürüyor." dedi. "Yeniden doğmuş gibiyim" Ameliyat olan Namık Demir ise bir yıl süren tümör mücadelesi sonrası yaşadığı rahatlığı anlatarak, "İdrar yapamamak, ağrılar ve uykusuzluk hayatımı alt üst etmişti. Artık gece deliksiz uyuyabiliyorum. Şimdi kansersizim ve yeniden doğmuş gibiyim. En küçük şüphede mutlaka doktora gidin. Ben zamanında gittim ve şifamı buldum" diyerek hastalığın ertelenmeden tedavi edilmesi gerektiğini hatırlattı.
Makedonya’dan geldi, depremzede şehirde şifa buldu
24 Haziran 2025 Salı - 09:36 Makedonya’dan geldi, depremzede şehirde şifa buldu Makedonya’da iki kez ameliyat olup iyileşmeyince hastaneden kovalanırcasına gönderildiğini ileri süren hasta, Kahramanmaraş’ta geçirdiği başarılı bel fıtığı ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu. Makedonya’da yaşayan 48 yaşındaki Ali Ahmedov, bel fıtığı nedeniyle ülkesinde bulamadığı şifayı Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’nde buldu. Daha önce Makedonya’da 2 kez ameliyat geçiren Ahmedov, ardından önce Kayseri sonra Ankara’da da tedaviler gördü. Ancak şikayetleri devam eden hasta, sosyal medya üzerinden Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’ne ulaştı. Hasta, yapılan değerlendirmelerin ardından ameliyat edilmesi için kente davet edildi. Şehre gelen hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Zeki Yılmaz tarafından ameliyata alındı. Yapışıklıkların temizlendiği ve lomber stabilizasyon (platin vida takılması) operasyonu yapıldığı başarılı geçtiği belirtildi. İki büklüm geldiği hastanedeki operasyondan sonra Ahmedov ayağa kalktı. "Hastamız bize güvendi, ameliyatını gerçekleştirdik" Yabancı uyruklu hastanın ameliyatını yapan Op. Dr. Zeki Yılmaz "Hastamız Ali Ahmedov Makedonya’dan ülkemize, şehrimize geldi. Makedonya’da iki kez ameliyat olmuş fakat ameliyatlardan fayda görmemiş. Daha sonra hastamız bir kez Kayseri’ye gelmiş, girişimsel bir tedavi görmüş fakat ondan da fayda görmemiş. En son hastamız Ankara’ya geliyor Ankara’da yine girişimsel bir tedavi lomber enjeksiyon yapılıyor fakat bu tedavinin de faydası olmuyor. Hastamız sosyal medya üzerinden bize ulaşıyor. Daha sonra Makedonya sosyal politikalar Bakan yardımcısı bize ulaşarak filmlerini gönderdi. Biz de durum değerlendirmesi yaparak bu ameliyatı yapabileceğimizi söyledik. Görüşmeler sonrasında hastamız bize güvenerek Makedonya’dan ülkemize, daha sonra şehrimize teşrif etti. Biz de dün itibariyle ameliyatını gerçekleştirdik" dedi. "Yürüyemeyecek durumdaydı" Hastanın daha önce iki kez bel fıtığı ameliyatı yapıldığına dikkat çeken Yılmaz, "Sonrasında yapışıklıklar gerçekleştiği için hastamız bize geldiğinde neredeyse yürüyemeyecek durumdaydı. Biz de o yapışıklıkları açtıktan sonra lomber stabilizasyon dediğimiz platin vidaları takma ameliyatı gerçekleştirdik. Burada da ameliyat olarak hedeflerimize tamamıyla ulaşarak sonrası hastamızın mutlu bir şekilde yürüyüşüne şahit olduk. Kahramanmaraş gibi asrın felaketine maruz kalan bir şehrin bu tarz güzel şeylerle anılması bizi çok mutlu etti. Planımız şikayetleri ciddi anlamda azalan hastamızı 2-3 gün takip ettikten sonra inşallah ülkesine göndermek" diye konuştu. Ülkesindeki hastaneden kovuldu, Türkiye’de şifa buldu Hasta Ahmedov ise, "Doktorumuza çok teşekkür ederim. Ben Makedonya’dan buraya geldim Ancak iki büklüm yürüyebiliyordum. Makedonya Üsküp’te 2 kere ameliyat oldum iyileşmeyince bizi kovaladılar oradan. Sonra buradaki hastaneye geldik, ameliyat olduk ve başarılı geçti. Şu anda ağrım falan yok. Burada deprem olmuş, çok zor bir durum ve ona rağmen doktor bizi aldı ve ameliyat yaptı. Hastane ve herkese çok teşekkürler" şeklinde konuştu.