SAĞLIK - 24 Haziran 2025 Salı 10:45

Bel fıtığı şüphesiyle doktora gitti, skolyoz tanısı aldı

A
A
A
Bel fıtığı şüphesiyle doktora gitti, skolyoz tanısı aldı

Şarkıları ve enerjisiyle geniş kitlelerin sevgisini kazanan genç şarkıcı Melis Fis, yoğun konser temposu nedeniyle yaşadığı bel ağrıları sonrası doktora başvurdu. Bel fıtığı şüphesiyle gittiği muayenede, o güne dek sadece adını duyduğu bir rahatsızlığın kendi kapısını çaldığını öğrendi. Skolyoz tanısı alan ve "Skolyoz sadece bir duruş değil, farkındalık meselesi: Farkında ol, destek ol!" diyen Melis Fis, Acıbadem Sağlık Grubu’nun bu yıl 12.’sini gerçekleştirdiği Skolyoz Farkındalık Etkinliğine hem şarkılarıyla renk kattı hem de özellikle gençlerde sık karşılaşılan skolyoza yönelik kendi hikayesini içtenlikle anlattı.



Skolyoz, omurganın yana doğru eğilmesi olarak tanımlanıyor. Bu eğrilik bazen yalnızca egzersiz bazen de önemli ameliyatlarla kontrol altına alınabiliyor. Yaşam kalitesini düşürmekten farklı sağlık sorunlarına kadar çeşitli sonuçları olan skolyoz, toplumda sık görülen bir durum. Her yüz çocuktan 3’ünde görülen skolyoza özellikle kız çocuklarda daha sık rastlanıyor. Erken teşhiste tedavi başarısı artan skolyoza karşı toplumsal farkındalığı artırmak amacıyla her yıl çeşitli etkinlikler düzenleyen Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi bu yıl, Acıbadem Üniversitesi’nde "Skolyoz Savaşçıları Sırt Sırta, Korkusuzca" etkinliği gerçekleştirdi. Etkinlikte; Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay skolyoz tedavisindeki en güncel gelişmeleri paylaştı. Ayrıca skolyoz savaşçılarının, kendi süreçlerini ve deneyimlerini aktardığı bir söyleşi gerçekleştirdi. Etkinlik genç sanatçı Melis Fis’in skolyoz savaşçıları için söylediği şarkılarla son buldu.



"Bel fıtığı olduğumu düşünmüştüm"


Söyleşide skolyoz deneyimini anlatan 23 yaşındaki Melis Fis, yoğun konserleri dolayısıyla çok sık seyahat ettiğini ve bu yılın başlarında bel ağrısı sorunu nedeniyle doktora gittiğini belirterek, bel fıtığı teşhisi beklerken skolyoz teşhisi aldığını söyledi. Genç şarkıcı, "Bende skolyoz olduğunu aslında çok yeni öğrendim. Şu anda 23 yaşındayım, 24 olacağım ve benim de yeni tanıştığım bir durum bu aslında. Ama Ahmet Hocam sayesinde gerçekten hani bunun korkulacak bir şey olmadığını ve erken teşhisin ne kadar önemli olduğunu öğrendim bunun sayesinde, çünkü ben daha erken teşhis yaptırabilirdim. Ama şu anda ben skolyozumla beraber yaşamayı öğrendim ve bununla beraber konserlerimi veriyorum. Turneye gidiyorum, yolculuk yapıyorum ve gayet bununla beraber barışık bir şekilde hayatımı sürdürüyorum aslında" dedi. Skolyoz teşhisi aldığında doktorunun ‘skolyoz senin nazar boncuğun olsun’ dediğini ve o dönemde ilginç bir tesadüfle Nazar isimli bestesini yaptığını söyleyerek "Hatta hocamın dediği gibi bana ‘nazar boncuğun olsun’ demişti, o da bana çok destek oldu" ifadelerini kullandı.



15 yaşındaki Ada Duru’nun ilham veren mücadelesi


Etkinliğin katılımcılarından biri de; 15 yaşındaki Ada Duru Alp oldu. 1 yaşında Serebral Palsi tanısı alan, 12 yaşında Covid pandemisi döneminde de skolyozu olduğu tespit edilen genç kız, yaşadığı zorlu ama ilham dolu mücadelesiyle umut verdi. "Kelimelerle aram çok iyi" diyen, olaylara hep olumlu yanından bakmaya, sorunları fırsata çevirmeye çalıştığını belirten Ada Duru, Skolyoz konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak amacıyla ‘Sınırları Zorlayan Kalpler’ ismiyle bir de kitap yazdığını söyledi. "Duygusal bir süreçti benim için. Kendimi en gerçek halimle yansıtarak yazdığım bir kitap olduğu için çok özel, çok yeri ayrı bir kitap oldu benim için" diyen genç kız, hastalık sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı: "Biraz zorluydu ama çok güzel oldu sonucu. Şu an dengem mesela daha dengeli, kendimi daha dengeli tutabiliyorum. O yüzden sonu çok iyi oldu. Tedavi süreciyle ilgili en büyük hedefim; kendimi biraz daha dışarı çıktığımda özgürleştirebilmek yani bağımsız olarak güvenli ortamlarda, düşmeyeceğim ortamlarda walkerı bırakıp kendim hareket edebilmek ya da kendim ihtiyaçlarımı giderebilmek olarak söyleyebilirim" diye konuştu.



Gece uykularına veda etmişti, ameliyat sonrası yeniden doğdu


Yıllardır skolyozuna rağmen yoğun iş temposu nedeniyle yurt içi ve yurt dışı sürekli ‘uçmak’ zorunda olan 58 yaşındaki Gül Erden de ibret veren hikayesini içtenlikle katılımcılarla paylaştı. Gül Erden, 20 yaşındayken, annesinin kendisine diktiği elbiselerin provaları esnasında skolyozunun fark edildiğini söyledi. 50’li yaşlara kadar skolyozu dışarıdan anlaşılmadığı için onun da rahatlığıyla ameliyat düşünmediğini belirten Gül Erden eğriliğin ilerleyerek 75 dereceye ulaşması, çok şiddetli ağrılar yaşamaya başlaması ve gece uykuları uyuyamaz olmasıyla ameliyata karar verdiğini söyledi. Erden, "Onun bir sınırı var ve insan gerçekten artık hayat kalitesini devam ettiremiyor. Ameliyattan ben de korktuğum kadar bir sonuçla karşılaşmadım, tam tersine ağrılarım bitti, uyku uyur oldum, vücut şişliğim, ödemlerim azaldı ve tabi postürüm çok düzeldi. 9 cm boyumdan kaybetmiştim, 5 cm’i geri geldi. Ben çok kolay dönebildim normal hayatıma. 3 aylık bir nekahati var, 1 ay sonra evde çalışmaya başlamıştım. Belli başlı hareketlere dikkat etmeniz gerekiyor skolyozunuzun seviyesine göre. Ama keşke erken olsaydım dediğim bir süreç oldu benim için" ifadelerini kullandı.



Prof. Dr. Ahmet Alanay: "Elimizdeki en güçlü silah: Erken tanı!"


Acıbadem Üniversitesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Acıbadem Maslak Hastanesi Omurga Sağlığı Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Alanay da konuşmasında skolyoz tedavisindeki en yeni gelişmeleri anlattı.



Omurganın yana doğru eğilmesi anlamına gelen skolyozla mücadelede en güçlü silahın ‘erken tanı’ olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Alanay çocuklarda düzenli kontrolün şart olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: "En sık gördüğümüz neredeyse bütün skolyozların yüzde 70-75’ini içeren, nedeni bilinmeyen skolyoz veya idiopatik skolyoz denilen özellikle adolesan çağda yani 8 ila 14 yaş arasında ortaya çıkan skolyoz tipidir. Bunun adolesan yaşta bu söylediğim yaştaki görülme sıklığı yüzde 3. Aslında yüzde 3 oldukça büyük bir rakam yani önemli bir halk sağlığı problemi. Ama şanslıyız ki bunun hepsi ilerleyici olmuyor, yaşam kalitesini bozucu olmuyor, neredeyse yüzde 20’si tedavi gerektiriyor. Erken teşhis edilirse daha basit yöntemlerle ama geç kalınırsa cerrahi tedavi gerekebiliyor. Bu en çok kız çocuklarında görülüyor ama erkek çocukları da göz önünde bulundurmak lazım. 12-16 yaş arasındaki çocukların sık aralıklarla ebeveynler tarafından arkasından geçerek muayene edilmesinde fayda var. Muayene tanısı olarak da özellikle omuzlarda çok asimetri olması veya bel çizgisinde yine bir asimetri olması ama en tanı koyucu olan ise çocuk öne eğildiği zaman gövdenin iki yarısı arasında asimetri olması. Yani kaburgalar özellikle bir tarafta daha kabarık hale gelmesi. Çünkü skolyoz üç boyutlu bir deformite. Bu tanılar olduğu zaman aileler mutlaka bir doktora başvurmalı."



Günümüzde teknolojide ve tıptaki hızlı gelişmeler sayesinde, bugün bazı hastalarda hareket koruyucu cerrahi teknikler kullanabildiklerini belirten Prof. Dr. Ahmet Alanay, bunlardan en dikkat çekeninin Vertebral Body Tethering yani Bant ve ip ile düzeltme tekniği olduğunu, bu yöntemle, doğru hastalara uygulandığında kapalı cerrahi ile eğriliği düzeltirken aynı zamanda çocuğun büyümesini ve omurganın doğal hareketini de koruyabildiklerini söyledi.




Bel fıtığı şüphesiyle doktora gitti, skolyoz tanısı aldı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün savunma yaptı Tutukluluğun devamı istenen Necati Özkan, Merdan Yanardağ ve Hüseyin Gün ifade verdi. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu, stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve teknoloji yatırımcısı Hüseyin Gün hakkında ‘siyasal casusluk’ suçundan 15’er yıldan 20’şer yıla kadar hapis cezası istemiyle açılan davanın 3. duruşmasının görülmesine devam edildi. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki duruşma salonunda görülen duruşmada ara mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı 4 sanığın da tutukluluk halinin devamını talep etti. "Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, kimseye vermedim" Tutukluluğunun devamına yönelik ara mütalaaya karşı stratejist Necati Özkan, "Biz burada 2 nedenle bulunuyoruz. Ekrem Bey’in itibarını biraz daha zedelemek, 2019 seçimlerini kirletmek ve Sayın Merdan Yanardağ’ın televizyon kanalına el koyabilmek. Bu raporlarda ortaya konan çabanın bir casusluk davası meselesini çözmekle ilgili bir çaba olmadığını, tam tersine bu tutuklulukları uzatmakla ilgili bir çaba olduğunu görüyoruz. Burada bir siyasi dava görülüyor ve biz bu siyasi davada olmayan bir suçtan dolayı, yapmadığımız bir eylemden dolayı kendimizi savunmakla meşgul ediliyoruz. Savcının yorumları var o kadar. O yorumların hiçbirisi hiçbir tanığın ifadesine, hiçbir sanığın ifadesine, hiçbir delile, hiçbir gizli tanığın ifadesine falan da dayanmıyor. Ben masumum Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine hiçbir bilgi, belge toplamadım, hiç kimseye vermedim. Bununla ilgili hiçbir delil yok, hiçbir beyan yok bütün bu dosyanın içeriğinde. Lütfen bu zulme son verin. Beni, Ekrem Bey’i ve Merdan Bey’i lütfen bir an önce tahliye edin ve hızla beraat ettirin" ifadelerini kullandı. "Sahte belgeler var" Gazeteci Merdan Yanardağ ise, "Dün de söyledim bu beşinci sınıf kumpasın iki hedefi var. Tele1’e el koymak beni ve arkadaşlarımızı susturmak ve esas olarak da Sayın Ekrem İmamoğlu’nu kuşatmak, 2019 ve 2024 seçimlerini lekelemek, paralize etmek. Ama yapamayacaklar. Bu iddianame gerçek anlamda bir siyasi savunmayı bile hak edecek bir donanıma, niteliğe, içeriğe sahip değil. Türkçesi bozuk. Sahte belgeler var. Cumhuriyet savcılığı sahte belge koyabilir mi? Verilmemiş ifadeleri verilmiş gibi gösterebilir mi? Çarpıtabilir mi? Mesela benim Hüseyin Gün’le bir WhatsApp mesajımın yarısını alıp yarısını almaması olabilir mi? Bu dosyada anlaşılan şu, bir, itirafçı olmaya zorlanıyor. Ne yapılmaya çalışılıyor biliyor musunuz? ‘Televizyonun finansman kaynağı ne?’ Çünkü onlar bir gazetecilik başarısının nasıl böyle bir sonuç doğurabileceğine inanamadılar. Cezalarla geldiler, soruşturmalarla geldiler. RTÜK cezalarıyla vesaire mali ambargolar uyguladılar. Reklam veren firmalara müfettişler, vergi müfettişleri göndererek televizyon yayınlarını önlemeye çalıştık. Neden bir MİT değerlendirmesi yok bu casusluk davasında? Mütalaayı olduğu gibi reddediyorum" dedi. "Kimseye casusluk iftirası atmadım, beyanlarım, ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi" Ardından söz verilen Hüseyin Gün, "Bu dosyada benimle beraber yargılanan kimseye casusluk iftirası atmadım, atmam. Bu beyanlarım, soruşturma savcılığınca olayın aydınlanmasına katkı sağlayacağı düşünülerek ‘etkin pişmanlık’ olarak kabul edildi. Bu tamamen savcının hukuki değerlendirmesinden ibarettir ben de bu değerlendirmeyi kabul ettim. Ben casus değilim. 10 günlüğüne, rahmetli manevi annemin ricası üzerine İmamoğlu’nu çok sevdiği için ve 1. seçim iptal edildikten sonra sıradan bir sosyal medya analizi yaptırdığım için şimdi karşınızda ben casus oluyorum. Nasıl bir casusum ben? Kimin casusuyum? Kime çalışmışım ben? İddianamede yazıyor, yok İsrail, yok İngiltere, yok Amerika. Yani benim yatırımlarımın olduğu ülkelere göre ben hem MOSSAD’mışım, hem CIA’ymişim. Nasıl oluyor bu? Peki, arkamdaki diğer 3 saygın isimle ne alaka? Ne iddianamede bu çözüldü ne de ben tecrit altında olmama rağmen çözebildim. Burada olmayan bir şey var edilmeye çalışılıyor. Beraber yargılandığımız Sayın İmamoğlu’na 10 günlüğüne sosyal medya analizi yaptırdım diye bunun içinden bir manipülasyonun çıkarılabilmesi mümkün değildir" şeklinde konuştu. Duruşma avukat beyanları ile sürüyor.
Mersin Mersin’deki fabrika yangınına köpüklü müdahale Mersin’de 1 işçinin hayatını kaybettiği yağ üretim ve enerji depolama tesisindeki yangına köpüklü müdahale gerçekleştirildi. Ekiplerin yoğun çalışması sonucu tanktaki alevlerin büyük bölümü kontrol altına alınırken, bölgede soğutma çalışmalarının sürdüğü bildirildi. Edinilen bilgiye göre olay, merkez Akdeniz ilçesi Kazanlı Mahallesi’nde bulunan Aves Enerji Dolum Tesislerinde meydana geldi. Yakıt tankında henüz belirlenemeyen bir nedenle patlama yaşandı. Patlama sırasında tank üzerinde bulunan Süleyman Güner (47), yaklaşık 20 metre yükseklikten beton zemine düştü. Ağır yaralı olarak kaldırıldığı Toros Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Patlamanın ardından fabrikada çıkan yangına ilk olarak tesisin kendi ekipleri müdahale etti. Alevlerin kısa sürede büyümesi üzerine bölgeye Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, AFAD ve emniyete bağlı TOMA araçları sevk edildi. Yangının kontrol altına alınabilmesi için Adana ve Niğde’den de takviye itfaiye ekipleri gönderildi. Ayrıca Mersin’in çeşitli ilçelerinden destek ekipleri bölgeye yönlendirildi. Tanktaki benzin nedeniyle ekiplerin söndürme çalışmaları güçlükle yürütüldü. Akşam saatlerinde yangına köpükle müdahale edilirken, tanktaki alevlerin kısmen söndürüldüğü ve bölgede yoğun şekilde soğutma çalışmalarının devam ettiği belirtildi. Yangının tamamen kontrol altına alınması için ekiplerin çalışmalarını sürdürdüğü, olayla ilgili inceleme başlatıldığı bildirildi.