Son Dakika
|
Bıçaklı saldırıya uğrayan taksici dehşet anlarını anlattı!
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
Emeklilerin bayram ikramiyelerinin hesaplara yatacağı tarih belli oldu
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan 'Dünya Çiftçiler Günü Programı'nda açıklamalar
Özkan Yalım yeni bir ek ifade vermek üzere Çağlayan Adliyesine götürüldü
Sarıyer’de İETT otobüsü alev topuna döndü
İzmir’de taksiciye bıçaklı gasp girişimi araç kamerasında
Adalet Bakanı Gürlek: "15 bin sözleşmeli personel alımı yapacağız"
Şarkıcı Yusuf Güney adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı
İstanbul merkezli 16 ilde DEAŞ operasyonu
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Galatasaray’ın Uruguaylı yıldızı Torreira’ya yumruklu saldırı
Yaş çay alım fiyatı 35 lira olarak belirlendi
Vali Tavlı’dan sel açıklaması: "Can kaybı ve yaralanma yok, iş yerlerinde zararlar mevcut"
Dışişleri Bakanı Fidan, Katar Türk Okulu'nun inşaatını ziyaret etti
Panorama 1326 Bursa Fetih Müzesi’nde "Mukaddes emanetler" sergisi ziyarete açıldı
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı
Niğde’de 27 öğrenci yedikleri yemekten rahatsızlandı
SAĞLIK
Zonguldak’ta Eczacılık Günü paneli düzenlendi
12 Mayıs 2026 Salı - 19:12:23
14 Mayıs Eczacılık Günü kapsamında 17. Bölge Zonguldak Eczacı Odası tarafından düzenlenen panelde, eczacıların sağlık sistemindeki rolü ve mesleki sorunlar ele alındı. Oda konferans salonunda gerçekleştirilen panele,TEB Genel Başkanı Ecz. Mehmet İrfan Demirci, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Zonguldak İl Sağlık Müdürü Mustafa Özkan Gün, BEUN Eczacılık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Safi Öz, Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği Başkanı Sait Yücel ve çok sayıda akademisyen ile eczacı katıldı. Programda konuşan TEB Genel Başkanı Mehmet İrfan Demirci, eczacıların sağlık sistemindeki önemine dikkat çekerek, "Birinci basamak sağlık hizmetinin merkezinde eczacılar olmalı" dedi. İnternet üzerinden ilaç ve gıda takviyesi satışına ilişkin düzenlemelere de tepki gösteren Demirci, bu uygulamaların kabul edilemez olduğunu ifade etti. Esra Geyikli ise açılış konuşmasında mesleki dayanışmanın önemine vurgu yaparak, bu tür organizasyonların sektör açısından büyük değer taşıdığını söyledi. Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem de eczacıların toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlendiğini belirterek, " Toplum sağlığının korunmasında büyük emek ve sorumluluk üstlenen tüm eczacılarımızın Eczacılık Bayramı’nı kutluyor, özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
12 Mayıs 2026 Salı - 19:10
Dünya Sağlık İçin Hareket Et Günü’nde yürüdüler
Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde 10 Mayıs Dünya Sağlık için Hareket Et Günü etkinlikleri kapsamında Kemal Köksal Şehir Stadyumu’nda "Sağlıklı ve Hareketli Yaşama Merhaba " yürüyüşü düzenlendi. İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı Koordinasyonunda düzenlenen yürüyüş etkinliğinde sağlık çalışanlarının yanı sıra Fener İlkokulunda eğitim gören minik öğrenciler düzenlenen etkinliğe katılarak renkli görüntülere sahne oldular. Yürüyüşün ardından Fener İlkokulu öğrencilerine yönelik eski Milli Atlet Hüseyin Orhun Demircan tarafından öğrencilere Şehir stadyumda koşu ve çeşitli fiziksel aktiviteler de bulundurdu. Programın ardından minik öğrencilere elma ikram edildi. Güzel bir organizasyon altında düzenlenen Yürüyüşün ardından bir açıklama yapan Zonguldak İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mustafa Özkan Gün , Fiziksel aktif olmanın ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmanın önemine dikkat çekerek , ‘’Toplumda fiziksel aktivitenin artırılması hükümetler, tüm kurum ve kuruluşlar ile sivil toplum örgütleri dahil herkesin sorumluluğunda olup her yaş ve cinsiyetten engelli bireyler de dahil toplumun her kesimi için günlük 30-60 dakika orta yoğunlukta bir fiziksel aktivite ciddi hastalıkları önlemek için güçlü bir araç ve uygun maliyetli bir halk sağlığını iyileştirme yöntemidir. Ülkemizde de 10 Mayıs Sağlık İçin Hareket Et Günü, her yıl Bakanlığımızın Koordinasyonunda diğer paydaş kurum, kuruluşlar ve sivil toplum örgütleri ile birlikte toplum bilincini ve farkındalığını arttırmak amacı ile 81 ilimizde düzenlenen çeşitli etkinliklerle kutlanmaktadır. Fiziksel aktivite, günlük yaşam içerisinde kas ve eklemlerimizi kullanarak enerji tüketimi ile gerçekleşen herhangi bir bedensel hareket olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin fiziksel ve ruhsal sağlığının geliştirilmesinde temel araçlardan biridir. Bir halk sağlığı sorununu gidermenin yanında, aynı zamanda toplum refahını, çevrenin korunmasını teşvik eder ve gelecek nesillere yönelik bir yatırım oluşturur. Sağlığın korunması ve geliştirilmesi için haftada 150 dakikalık (haftanın 5 günü 30 dakikalık) orta şiddette bir egzersiz yetişkinler açısından yeterlidir. 1-4 yaş arası çocuklar, gün içinde farklı şiddetlerde toplam 180 dakikalık fiziksel aktivite yapmalıdırlar. 5-18 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için ise, günde 60 dakika, orta şiddetliden yüksek şiddetli aktivitelere doğru şiddeti değişen aktiviteler önerilmektedir.’’ diyerek sağlıklı yaşam için fiziksel aktivitenin önemini vurguladı.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:23
Yağışlar sonrası çiftçilere hububat tarlalarında hastalık riski uyarısı: "Hastalık çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur"
Sivas Valiliği ile Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, il genelinde etkili olan yağışlı hava ve sonrasında artan sıcaklıkların hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riskini artırdığına dikkat çekerek çiftçilere uyarıda bulundu. Sivas’ta son günlerde etkili olan yağışlı hava ve ardından yükselen sıcaklıklar nedeniyle hububat alanlarında sarı pas ve septorya kök çürüklüğü hastalığı riski arttı. Sivas Valiliği ile İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, üreticilere tarlalarını sık sık kontrol etmeleri ve hastalık belirtilerine karşı erken mücadele başlatmaları çağrısında bulundu. Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretim ve Bitki Sağlığı Şube Müdürü Sinan Berk, "İlimizde son dönemlerde etkili olan yağışların ve serin hava şartlarının etkisiyle hububat alanlarında sarı pas hastalığı ve septorya kök çürüklüğü riski ciddi şekilde artmıştır. Bu hastalıklar yüksek ve sık ekim yapılan, aşırı azotlu gübre kullanılan ve hava sirkülasyonunun yetersiz olduğu alanlarda hızla yayılmaktadır. Hastalık çıktıktan sonra değil, çıkmadan önce alınan tedbirler verimi korur" dedi. "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir" İl ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan teknik ekiplerin sezon boyunca arazi kontrollerini sürdürdüğünü belirten Berk, üreticilerin gelişmeleri yakından takip etmelerinin önem taşıdığını ifade ederek, "Geç kalınan müdahale ürün kaybı demektir. Bereketli ve kayıpsız bir sezon diliyoruz" diye konuştu. "Hastalık görüldüğü anda müdahaleye başlanmalıdır" Sivas İl Tarım ve Orman Müdürlüğünde görevli Ziraat Mühendisi Cihangir Bölücek ise pas hastalıklarıyla mücadelede öncelikle kültürel önlemlerin uygulanması gerektiğini belirtti. Bölücek, "Ekim normlarına uyulmalı, sık ekimden kaçınılmalı ve dengeli gübreleme yapılmalıdır. Azotlu gübrenin fazla kullanılması hastalığın yayılmasını artırır. Ayrıca dayanıklı ve toleranslı çeşitlerin tercih edilmesi önemlidir. Tüm bu tedbirlerin ardından hava şartlarına bağlı olarak hastalık yaygınlaşıyorsa, tarlalar düzenli kontrol edilmeli ve hastalık görüldüğü ilk anda mücadeleye başlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Sarı pas hastalığı Ziraat Mühendisi Banu Hasdemir de sarı pas hastalığının belirtileri hakkında bilgi vererek, "Sarı pas hastalığında yapraklarda makine dikişi şeklinde sıralı sarı çizgiler ve tozlanma görülür. Tarlaya girildiğinde pantolona sarı renk bulaşıyorsa hastalık aktif şekilde yayılıyor demektir. Septorya hastalığında ise yapraklarda kahverengi lekeler oluşur, zamanla yapraklar kurur ve bitkinin gelişimi zayıflar. Kök çürüklüğünde köklerde zarar meydana gelir, bitkide sararma, cılız kalma ve yatmalar görülür" dedi. Nemli bahar aylarında hızla yayılıyor Bu hastalıklarla mücadele edilmediği takdirde yüzde 50’ye varan verim kayıplarının yaşanabileceğini belirten Hasdemir, ürün kalitesinde düşüş, tohumluk ve yemlik değerinde azalma görülebileceğini, bazı durumlarda ise yem olarak kullanılan ürünlerde acılaşmaların ortaya çıkabileceğini söyledi. Öte yandan uzmanlar, sarı pas hastalığının "Puccinia striiformis" mantarının neden olduğu ciddi bir mantari hastalık olduğunu belirterek, özellikle serin ve nemli bahar aylarında hızla yayılarak önemli verim kayıplarına yol açabildiğine dikkat çekti.
12 Mayıs 2026 Salı - 18:06
Sivas’ta hastanın göğüs duvarındaki 8 kiloluk tümör başarıyla çıkarıldı
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki hastanın göğüs duvarındaki yaklaşık 8 kiloluk dev tümör alındı. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı operasyonla, 77 yaşındaki Saniye Elmalı uzun yıllardır yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ciddi sağlık probleminden kurtarıldı. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekiplerinin ortaklaşa yürüttüğü operasyon, multidisipliner yaklaşımın başarılı örneklerinden biri oldu. Hastanın uzun yıllardır göğüs duvarında bulunan büyük bir kitle ile yaşamını sürdürdüğünü belirten Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Mahmut Özbey, süreçle ilgili yaptığı açıklamada, "Bu tür göğüs duvarı tümörleri nadir görülen olgulardır. Hastamız uzun yıllardır bu kitle ile yaşamış ve daha sonra kliniğimize başvurmuştur. Yapılan değerlendirmelerin ardından cerrahi müdahale kararı aldık. Ancak bu tür büyük ve kompleks ameliyatlar ekip çalışmasını gerektirir. Göğüs Cerrahisi, Genel Cerrahi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte multidisipliner bir yaklaşım sergiledik. Ameliyatımız başarıyla tamamlandı ve hastamızın genel durumu oldukça iyi" ifadelerini kullandı. Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sinan Soylu ise hastanın ameliyat sürecine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Hastamızda sağ göğüs bölgesinde, kaburga travmasına bağlı geliştiği düşünülen ve göğüs duvarını etkileyen büyük bir kitle mevcuttu. Göğüs Cerrahisi ile Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi ekipleriyle birlikte planlı bir operasyon gerçekleştirdik. Oldukça kapsamlı bir cerrahiydi ancak ekip uyumu sayesinde operasyon başarıyla tamamlandı. Hastamızın genel durumu şu an stabil ve iyidir" dedi. Operasyonda Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Handan Derebaşınlıoğlu da yer aldı. Ameliyat sırasında hastadan çıkarılan kitlenin yaklaşık 7 kilo 750 gram ağırlığında olduğu açıklandı. Sağlığına kavuşan Saniye Elmalı ise duygularını, "Uzun yıllardır bu rahatsızlıkla yaşıyordum. Artık dayanacak gücüm kalmamıştı. Hocam ve tüm ekibe minnettarım. Derdimden kurtardılar, hepsinden Allah razı olsun" sözleriyle ifade etti. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi yetkilileri, bu tür zorlu vakalarda farklı branşların ortak çalışmasının hem başarı oranını artırdığını hem de hastalara daha güvenli tedavi imkânı sunduğunu vurguladı. Modern tıbbi altyapısı, alanında uzman akademik kadrosu ve hasta odaklı sağlık hizmet anlayışıyla dikkat çeken Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi, gerçekleştirdiği başarılı operasyonlarla bölgenin önemli sağlık merkezlerinden biri olmayı sürdürüyor. Üniversite, bilimsel birikimi ve güçlü sağlık kadrosuyla yalnızca Sivas’a değil, çevre illere de nitelikli sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 17:28
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Şu ana kadar 5 kişide herhangi bir klinik belirti veya semptoma rastlanmamıştır"
2
11 Mayıs 2026 Pazartesi- 12:08
Çavdarhisar’da ithal damızlık sığırların sağlık kontrolleri yapıldı
3
12 Mayıs 2026 Salı- 12:34
Lilly Türkiye’nin oluşturduğu deneyim alanında obezite masaya yatırıldı
4
12 Mayıs 2026 Salı- 09:09
Ağrıyı göz ardı eden bel fıtığı hastalarına uyarı: "Sinir baskısı ilerleyebilir"
5
12 Mayıs 2026 Salı- 13:03
"Türkiye’deki hantavirüs insandan insana bulaşmıyor"
24 Haziran 2025 Salı - 09:34
Tomarza Devlet Hastanesi’nde Panoramik Diş Röntgen Cihazı hizmete girdi
Tomarza Yaşar Karayel Devlet Hastanesi’ne Pusatlılar Dernek Yönetimi tarafından kazandırılan Panoramik Diş Röntgen Cihazı, açılışı yapılarak hizmete açıldı. AK Parti Tomarza İlçe Başkanı Turgut Koç’un göreve gelmesi ile birlikte Başkan Koç hastane yönetimi ile görüşmelerde bulundu. Hastane yönetimi ilk olarak aciliyette Panoramik Diş Röntgen Cihazını’nın olmaması nedeni ile vatandaşların Kayseri veya Develi’ye gitmek zorunda kaldığını bu nedenle hastanenin Panoramik Diş Röntgen Cihazı eksikliğinin giderilmesi konusunu dile getirdi. Başkan Koç’un Pusatlı Mahalle Muhtarı Halil Tanırgan ve akabinde Pusatlılar Dernek Başkanı Mustafa Özyolu ile yaptığı görüşmeler olumlu sonuç verdi. Pusatlılar Dernek Yönetimi Panoramik Diş Röntgen Cihazı alarak hastaneye bağışladı. Röntgen cihazının montajı ve gerekli izinlerin alınması ile birlikte Tomarza Devlet Hastanesi’nde tam teşekküllü diş röntgeni çekilmeye başladı. Panoramik Diş Röntgen Cihazının açılışına Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Yusuf Duman, AK Parti Tomarza İlçe Başkanı Turgut Koç, Tomarza Belediyesi Kültür Müdürü Fadime Kılıç, Pusatlılar Dernek Başkanı Mustafa Özyolu, Pusatlı Mahalle Muhtarı Halil Tanırgan başta olmak üzere hastane yönetimi ve hastanede görevli personeller katıldı. Panoramik Diş Röntgen Cihazı kurulduğu oda ziyaret edilerek açılışı yapıldı. Panoramik Diş Röntgeni ile ilk olarak Pusatlı Mahalle Muhtarı Halil Tanırgan’ın diş filmi çekildi. Tomarza Yaşar Karayel Devlet Hastanesi’ne diş röntgen cihazını bağışını yapan Pusatlı Dernek Başkanı Mustafa Özyolu’na, panoramik diş röntgen cihazının kazandırılmasında emekleri geçen AK Parti Tomarza İlçe Başkanı Turgut Koç’a ve Pusatlı Mahalle Muhtarı Halil Tanırgan’a teşekkür plaketi verilmesi ile program son buldu.
24 Haziran 2025 Salı - 09:31
Kalp ritim bozukluğu elektriksel ablasyon ile 30 dakikada çözüldü
Eskişehir’de yaşayan 69 yaşındaki kadın, nefes darlığı ve çarpıntı şikayetleriyle gittiği Eskişehir Şehir Hastanesi’nde, Türkiye’de oldukça nadir yapılan elektriksel ablasyon (Pulsed Field) isimli tedavi ile sağlığına kavuştu. Eskişehir’de kalp rahatsızlığı yaşayan 2 çocuk annesi Çiçek’e, yapılan muayeneler sonrası sonucunda kalbin küçük odacıklarının ritminin tamamen bozulduğu ve buna bağlı olarak sonucu kalp atımlarında hızlanma ile düzensizlik olduğu tespit edildi. 69 yaşındaki kadına kalp ritim bozukluğu (Atriyal Fibrilasyon) tanısı kondu. Türkiye’de yeni olan tedavi hastaya uygulandı Yapılan tedavi yöntemlerine rağmen Zeynep Çiçek bir sonuç alamazken, şikayetleri de sona ermedi. Ritim bozukluğunu tetikleyen etkenleri yok etmek için yeni bir yöntem olan elektriksel ablasyon (Pulsed Field) uygulanması için karar verildi. Eskişehir Şehir Hastanesi’nde, Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Mehmet Özgeyik ve ekibi tarafından operasyon yapıldı. Yaklaşık bir saat süren kapalı ameliyetta, hastaya kalpte ritim bozukluğu oluşturan dokuya yüksek frekanslı ve kısa süreli yüksek enerji uygulamaları olan elektriksel ablasyon verildi. Isı ya da soğuk enerji kullanan klasik ablasyon yöntemlerinden farklı olarak uygulanan elektriksel ablasyon işlemi başarıl bir şekilde uygulandı. 69 yaşındaki kadın sağlığına bu yolla kavuşmuş oldu. Son kontrolleri yapılan Zeynep Çiçek, yakında taburcu edileceği öğrenildi. "Dünyada uygulanıyor fakat hastanemizde ilk kez uygulandı" Doç. Dr. Mehmet Özgeyik, bu yöntemin bazı gelişmiş ülkelerde yaklaşık 5 yıldır kullanıldığına değinirken, Türkiye’de ise yeni olduğunu ifade etti. Özgeyik, "Hastamız, uzun süredir devam eden bir ritim bozukluğu, tanısıyla bize başvurmuştu. Kendisinde nefes darlığı ve çarpıntı gibi çeşitli şikâyetler mevcuttu. Uygun tedavilere rağmen şikâyetleri devam ettiği için ablasyon işlemi planladık. Hastamıza, Türkiye’de kamu hastanelerinde ilk kez uygulanan elektriksel ablasyon yöntemini kullandık. Bu sistem, dünyada yaklaşık 4-5 yıldır mevcut ve gelişmiş ülkelerde uygulanıyor. Ülkemizde ise yeni yeni kullanılmaya başlandı. Ödeme şartlarının düzeltilmesi ve hastanemizin desteğiyle bu sistemi hastanemize kazandırdık. Bu sistemin avantajları ve dezavantajlarından bahsedecek olursak; normalde hastalarımıza yakma veya dondurma işlemleri uyguluyoruz. Elektriksel ablasyon, üçüncü bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Dünyada yaygın olarak kullanılıyor, ancak hastanemizde ve Türkiye’deki kamu hastanelerinde ilk kez bizim merkezimizde uygulandı. İşlem yaklaşık 1 saat sürdü. Normalde yakma veya dondurma işlemleri de 1-1 buçuk saat sürüyor. İlk kez uyguladığımız için daha dikkatli olmamız gerektiğinden süre biraz uzadı. Ancak bu yöntemin avantajı, klinik tecrübemiz arttıkça işlemin yaklaşık yarım saate kadar kısalabilecek olması. Böylece çok etkili bir yöntemle hastalarımıza ablasyon işlemini hızlıca uygulayabileceğiz" dedi. "İşlem sırasında hastamızın ritmi normale döndü" Yöntemin nadir uygulandığına değinen Mehmet Özgeyik şöyle devam etti; "İşlem, Türkiye’de ilk olarak Hacettepe Üniversitesi’nde yapıldı. Oradaki hocalarımız, 8-10-12 vaka civarında deneyim kazandılar. Onların klinik tecrübelerinden faydalanmak için Prof. Dr. Kudret Aytemir ve Prof. Dr. Hikmet Yorgun’u eğitmen ve proktör olarak merkezimize davet ettik. Ayrıca, Ankara Tıp Fakültesi’nden, birlikte çalıştığım Prof. Dr. Başar Cendemir de vakaya eşlik etti. Ben, bu yöntemi öğrenmek için İngiltere’de gözlemci (observer) eğitimine katılmıştım ve orada 50-60 vakayı gözlemleme fırsatı buldum. Ancak, ilk kez kendi elimle, hocalarımızın eşliğinde ve yardımlarıyla bu vakayı gerçekleştirdik. Hastamızın sağlık durumu şu anda çok iyi. Normalde bu işlemden bir gün sonra, bir problem yoksa hastayı taburcu edebiliyoruz. Ancak ilk kez uyguladığımız için hastamızı 2-3 gün gözlem altında tuttuk. İşlem sırasında hastamızın ritmi normale döndü, ki bu bizim için en sevindirici sonuçlardan biri ve başarının en önemli göstergesi. Hastamız, şikâyetlerinin azaldığını belirtiyor. Bugün akşamüstü hastamızı taburcu etmeyi planlıyoruz." "Bu sistemin yaygınlaşacağını öngörüyoruz" Diğer yöntemlere göre bu yöntemin artılarından bahseden Özgeyik,"Yakma ve dondurma yöntemlerine göre bu yöntemin avantajlarını vurgulayacak olursak: Kliniğimizde ve Türkiye genelinde yakma ve dondurma işlemleri yaygın. Dondurma daha eski bir yöntem, çoğu merkezde kullanılıyor. Yakma işlemi ise daha az merkezde uygulanıyor çünkü daha teknik bir işlem. Elektriksel ablasyon yöntemi ise dünyada, özellikle 2021’den beri rutin olarak kullanılıyor. Ülkemizde bu sistemin yaygınlaşacağını öngörüyoruz. Kamu hastanelerinde daha önce uygulanmamıştı; Hacettepe Üniversitesi’nden sonra devlet hastanesi olarak bunu gerçekleştiren ikinci merkez biziz. Bu konuda bize destek veren hastane yönetimimize ve Sağlık Müdürümüze teşekkür borçluyuz. Onların sayesinde bu sistemi hastanemize kazandırdık." ifadelerini kullandı. Sağlığına kavuşan hasta Zeynep Çiçek, "Bir yakınımın tavsiyesi sayesinde doktorumuz Mehmet Özgeyik’e geldim. Operasyon sonrası eski halime göre çok daha iyiyim. Herkese teşekkür ediyorum." dedi.
24 Haziran 2025 Salı - 09:30
Uzmanından uyarı: "Karaciğer hastalıkları dünya genelinde 2 milyondan fazla ölüme sebep oluyor"
Karaciğerin vücuttaki en önemli organlardan biri olduğunu hatırlatan Güven Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Burak Işık, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre her yıl 2 milyondan fazla kişinin hayatını kaybettiğini vurguladı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) verilerine göre her yıl 2 milyondan fazla kişinin karaciğer hastalıkları nedeniyle hayatını kaybettiğini hatırlatan Işık, bu ölümlerin yaklaşık 1,3 milyonu siroz kaynaklı olurken, hepatit B ve C gibi viral enfeksiyonların da yılda 1,3 milyon hayatın kaybedilmesine neden olduğunun altını çizdi. Karaciğer hastalıklarının dünya genelindeki tüm ölümlerin yüzde 4’ünden sorumlu olduğunu belirten Prof. Dr. Işık, "Bu oranlar, karaciğer hastalıklarının artık sadece bir sindirim sistemi sorunu değil, küresel bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini gösteriyor" ifadelerini kullandı. Türkiye’de karaciğer nakli bekleyen hasta sayısının her yıl arttığını ve bekleme süresinin ortalama 125 güne kadar uzadığını söyleyen Işık, "Bu süreçte bazı hastalar yoğun bakımda hayat mücadelesi veriyor. Nakil kararı zamanında verilmediğinde hastalar geri dönülemez bir tabloyla karşı karşıya kalabiliyor" diye konuştu. Karaciğer yetmezliğinin kronik ve akut olmak üzere iki şekilde görüldüğünü belirten Işık, sürecin her iki durumda da yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Bilinç değişiklikleri, tekrarlayan kanamalar, karında sıvı birikimi gibi komplikasyonlar gelişmişse ve karaciğer fonksiyonları geri döndürülemeyecek şekilde bozulmuşsa, karaciğer nakli hayat kurtarıcı bir tedavi seçeneği haline gelir" dedi. Türkiye’de organ bağış oranlarının hala düşük seviyelerde olduğuna da değinen Prof. Dr. Işık, kadavra donör sayısının artırılmasının hayati önemde olduğunu belirterek, "Canlı donörden yapılan nakiller elbette önemli bir seçenek ama ideal olan, toplumsal farkındalıkla birlikte kadavradan bağışların artmasıdır" dedi. Erken tanı ve düzenli takip sürecinin önemine dikkat çeken Işık, "Nakil için ne çok erken ne de çok geç davranmalıyız. Zamanlamayı doğru yapabilmek için karaciğer hastalarının, bu konuda deneyimli merkezlerde düzenli izlem altında olması gerekiyor" uyarısında bulundu.
24 Haziran 2025 Salı - 09:27
Kollardaki güç kaybı ALS belirtisi olabilir
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Burhanettin Çiğdem, Amyotrofik Lateral Skleroz (ALS) hastalığına dair bilgiler verdi. ALS’nin beyin ve omurilikte istemli kas kasılmasını sağlayan sinir hücrelerinin hasarlanması nedeniyle oluşan bir hastalık olduğunu söyleyen Çiğdem; kollarda ve ellerde güç kaybının, denge bozulmasının ve yürürken tökezlemenin ALS hastalığının belirtisi olabileceğini ifade etti. ALS hastalarının fark ettiği ilk belirtinin bir kolda ya da bacakta güçsüzlük şeklinde olduğunu kaydeden Çiğdem "Hastamız güçsüz olan koluyla kalem tutmada, düğme iliklemede ya da çanta taşımada zorlanır. Hasta, güçsüz olan bacağı nedeniyle yürürken tökezlemeye başlar ve sık düşer. Kas güçsüzlüğüne kaslarda erime ile seğirme de eşlik edebilir. Daha ziyade hastalığın ileri aşamalarında olmak üzere konuşma veya yutma güçlüğü de gelişebilir. ALS hastalığı ne yazık ki ilerleyicidir ve belirtiler zamanla kötüleşme eğilimi gösterir" dedi. ALS hastalığını tamamen iyileştirecek bir tedavi yönteminin bulunmadığının altını çizen Çiğdem, "Ancak bu hastalık üzerine yoğun araştırmalar yapılmakta ve yeni tedaviler denenmektedir. Uygulamakta olduğumuz tedaviler hastalığın yaptığı hasarı geri döndürmez fakat belirtilerin ilerlemesini yavaşlatabilir, ilave sorunları önleyebilir ve hastayı daha rahat ve bağımsız hale getirebilir" diye konuştu. Çiğdem, özellikle 50 yaş üstü kişilerin kollarda ve bacaklarda güç kaybı yaşadığında mutlaka doktora başvurmaları gerektiğini sözlerine ekledi.
24 Haziran 2025 Salı - 09:26
Ağrı Valisi Koç, Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde incelemelerde bulundu
Ağrı Valisi Mustafa Koç, kentteki sağlık hizmetlerinin mevcut durumunu yerinde görmek ve yapılan çalışmaları değerlendirmek amacıyla Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ni ziyaret etti. Vali Mustafa Koç, ziyareti sırasında ilk olarak hastane başhekimi ve idari yönetimle bir araya gelerek hastanenin genel işleyişi, sunulan sağlık hizmetleri ve karşılaşılan sorunlar hakkında bilgi aldı. Ardından hastane servislerinde yatan hastaları ziyaret eden Vali Koç, hastalarla tek tek sohbet ederek geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Hasta yakınlarıyla da görüşen Vali Koç, sağlık çalışanlarına gösterdikleri özverili hizmetten dolayı teşekkür etti. Ziyaretin ardından kısa bir açıklama yapan Vali Koç, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine hızlı ve etkin bir şekilde ulaşabilmesi önceliğimizdir. Bugün burada hem sağlık çalışanlarımızın emeklerine tanıklık ettik hem de vatandaşlarımızın memnuniyetini yerinde gözlemledik. Devlet olarak her zaman halkımızın yanındayız" dedi. Vali Koç’un ziyaretine İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer ile hastane yönetimi eşlik etti.
24 Haziran 2025 Salı - 09:19
Makedonya’dan geldi, depremzede şehirde şifa buldu
Makedonya’da iki kez ameliyat olup iyileşmeyince hastaneden kovalanırcasına gönderildiğini ileri süren hasta, Kahramanmaraş’ta geçirdiği başarılı bel fıtığı ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu. Makedonya’da yaşayan 48 yaşındaki Ali Ahmedov, bel fıtığı nedeniyle ülkesinde bulamadığı şifayı Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’nde buldu. Daha önce Makedonya’da 2 kez ameliyat geçiren Ahmedov, ardından önce Kayseri sonra Ankara’da da tedaviler gördü. Ancak şikayetleri devam eden hasta, sosyal medya üzerinden Kahramanmaraş’taki Özel Sular Akademi Hastanesi’ne ulaştı. Hasta, yapılan değerlendirmelerin ardından ameliyat edilmesi için kente davet edildi. Şehre gelen hasta, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Zeki Yılmaz tarafından ameliyata alındı. Yapışıklıkların temizlendiği ve lomber stabilizasyon (platin vida takılması) operasyonu yapıldığı başarılı geçtiği belirtildi. İki büklüm geldiği hastanedeki operasyondan sonra Ahmedov ayağa kalktı. "Hastamız bize güvendi, ameliyatını gerçekleştirdik" Yabancı uyruklu hastanın ameliyatını yapan Op. Dr. Zeki Yılmaz "Hastamız Ali Ahmedov Makedonya’dan ülkemize, şehrimize geldi. Makedonya’da iki kez ameliyat olmuş fakat ameliyatlardan fayda görmemiş. Daha sonra hastamız bir kez Kayseri’ye gelmiş, girişimsel bir tedavi görmüş fakat ondan da fayda görmemiş. En son hastamız Ankara’ya geliyor Ankara’da yine girişimsel bir tedavi lomber enjeksiyon yapılıyor fakat bu tedavinin de faydası olmuyor. Hastamız sosyal medya üzerinden bize ulaşıyor. Daha sonra Makedonya sosyal politikalar Bakan yardımcısı bize ulaşarak filmlerini gönderdi. Biz de durum değerlendirmesi yaparak bu ameliyatı yapabileceğimizi söyledik. Görüşmeler sonrasında hastamız bize güvenerek Makedonya’dan ülkemize, daha sonra şehrimize teşrif etti. Biz de dün itibariyle ameliyatını gerçekleştirdik"dedi. "Yürüyemeyecek durumdaydı" Hastanın daha önce iki kez bel fıtığı ameliyatı yapıldığına dikkat çeken Yılmaz,"Sonrasında yapışıklıklar gerçekleştiği için hastamız bize geldiğinde neredeyse yürüyemeyecek durumdaydı. Biz de o yapışıklıkları açtıktan sonra lomber stabilizasyon dediğimiz platin vidaları takma ameliyatı gerçekleştirdik. Burada da ameliyat olarak hedeflerimize tamamıyla ulaşarak sonrası hastamızın mutlu bir şekilde yürüyüşüne şahit olduk. Kahramanmaraş gibi asrın felaketine maruz kalan bir şehrin bu tarz güzel şeylerle anılması bizi çok mutlu etti. Planımız şikayetleri ciddi anlamda azalan hastamızı 2-3 gün takip ettikten sonra inşallah ülkesine göndermek"diye konuştu. Ülkesindeki hastaneden kovuldu, Türkiye’de şifa buldu Hasta Ahmedov ise, "Doktorumuza çok teşekkür ederim. Ben Makedonya’dan buraya geldim Ancak iki büklüm yürüyebiliyordum. Makedonya Üsküp’te 2 kere ameliyat oldum iyileşmeyince bizi kovaladılar oradan. Sonra buradaki hastaneye geldik, ameliyat olduk ve başarılı geçti. Şu anda ağrım falan yok. Burada deprem olmuş, çok zor bir durum ve ona rağmen doktor bizi aldı ve ameliyat yaptı. Hastane ve herkese çok teşekkürler" şeklinde konuştu. (HLL-HİV-
24 Haziran 2025 Salı - 09:03
Yazın cilt yaşlanmasının önüne geçmenin yolu
Güneşin cilde olan etkileri geniş bir yelpazeyi kapsadığını belirten uzmanlar, doğru koruma olmadığında ise cilt sağlığı üzerinde olumsuz etkilerinin oluşabileceğini söyledi. Güneş ışınları, ultraviyole (UV) ışınları olarak bilinen UVA ve UVB ışınlarından oluştuğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, Her ikisi de farklı derinliklere nüfuz ettiğini, cilt üzerinde farklı etkiler oluşturduğunu, özellikle de yaz döneminde cildi yaşlanmadan korumanın bazı önlemlerle mümkün olduğunu söyledi. Güneş, sakınılmadığı zaman cildi yaşlandırdığını ifade eden Medicana Bursa Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, bunun için de en etkili yol güneş kremi kullanılması olduğuna dikkat çekti. Derinin iki katmandan oluştuğunu söyleyen Turan, "UVB ışınları derinin üst katmanında kalırken, UVA ışınları alt katmana geçebiliyor. Bulutlu günlerde bile etkisi gösteren ve hatta camdan içeri sızan UVA ışınları dünya yüzeyine yansıyan ultraviyole ışınlarının yüzde 95’ini oluşturuyor. Bu ışınlar foto yaşlanma dediğimiz cildin destek yapılan olan kollajen ve elastin liflerin dokusunu kaybetmesine ve cilt sıkılığının azalmasına sebep oluyor" dedi. UVB ışınlarının güneş ışınlarının yüzde 5’ini oluşturduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, "Bu ışınlar, bulut ve camlardan geçemezler ancak derinin üst katmanına nüfuz edebilirler. Reaktif oksijen radikallerine karşı bariyer fonksiyonunu iyi sağlayamadığımızda bronzlaşma, güneş yanıkları, güneş alerjisi ve cilt kanserlerinden sorumludurlar. Güneş kremi seçerken hem UVA hem de UVB koruma sağlamasına mutlaka dikkat etmeliyiz. Doğru güneş koruyucuyu seçmek bazen kafa karışıklığı oluşturabilir" ifadelerini kullandı. Güneş koruyucu seçerken etiket okumanın önemini vurgulayan Uzm. Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, "Koruyucuların etiketinde UVA ve UVB ortak koruma amacıyla geniş spektrumlu (broad band) yazması son derece önemlidir. UVA koruması, PPD / PA; UVB koruması SPF değerleri ile ölçülür. SPF’nin dört farklı koruma düzeyi vardır. Düşük (6 -10 faktör), orta (15 -25 faktör), yüksek (30 -50 faktör) ve çok yüksek (50+ faktör). Güneş koruyucularda ne kadar çok uygulama yapılırsa o kadar çok korunulur. Bu sebeple dışarı çıkmadan 30 dakika önce sürülmesi ve mutlaka 2 saatte bir kremlerin yenilenmesi gerekir" dedi. Denize girenler dikkat! "Denizde, suda uzun süre kalınacağı dönemlerde suya dayanıklı formüller tercih edilmelidir" diyen Uzm. Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, "Güneşten koruyucular yüzme, aşırı aktivite ve kurulanma sonrası tekrar uygulanmalıdır. Koruma yanıtı cilt tipinize göre de değişecektir. Gebe ve çocuklarda fiziksel bariyer oluşturan titanyum dioksit ve çinko oksit içerikli filtreleri tercih etmek halen güvenli gözüküyor ancak bu kremler beyaz renk bırakarak, yapışkan bir doku hissi veriyor. Fiziksel filtreler, ışığın deriden emilmesini engelleyerek ışığı yansıtırlar ancak kimyasal filtreler ışığı emerek, zararsız ısı ya da ışık olarak geri verirler. Kimyasal filtreler arasında PABA, sinnatlar, salisilatlar ve benzimidazoller başlıca UVB koruyucular iken, benzofenonanlar, metinil antranilat ve kamfor birleşikleri UVA ışınlarına etkilidir. Lekeli ciltler için ise renkli güneş koruyucular ön plana çıkarken; rozase yada kızarık hassas ciltler için kimyasal filtrelerden uzak durmayı öneriyoruz" diye konuştu. "Cilt bakımı bilginin sihrini taşır" Uzm. Dr. Işıl Kamberoğlu Turan, şöyle devam etti: "İyi bir güneş koruyucuda hem UVA hem UVB filtresi, suya ve tere dayanıklı olması önemlidir. Bunun yanında yüksek koruma faktörü, maliyetinin erişilebilir ve sürdürülebilir olması da gerekir. Ayrıca alerjik etki olmamalıdır. Güneş insanları yaşlandırdığı için en etkili yaşlanmayı önleyici krem güneş koruyucudur. Kişiye özel uygulama için, mutlaka dermatolog kontrolünde ürün seçmeyi öneriyoruz."
24 Haziran 2025 Salı - 09:03
(Düzeltme) Baş ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 51 yaşındaki adamın karaciğer organ nakliyle başka bir hastaya umut oldu
Hatay’da yaşadığı baş ağrısı sonrası acil servisin yolunu tutan ve kısa sürede beyin ölümü gerçekleşen 51 yaşındaki Mustafa Koçak’ın karaciğeri başka bir hastaya umut oldu. Reyhanlı ilçesi Bahçelievler Mahallesi’nde yaşayan 51 yaşındaki Mustafa Koçak, yaşadığı baş ağrısı sonrası Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin yolunu tuttu. Hastanede tedavisinin devam ettiği esnada baş ağrısı artan ve kusma yaşayan Koçak’ın bilinci kapandı ve 18 Haziran tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Reyhanlı Devlet Hastanesi organ nakli ekipleri ve Koçak’ın ailesinin görüşmesiyle organ nakline karar verildi. Gaziantep’ten gelen doktorlarla birlikte Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen organ alımıyla Koçak’ın karaciğeri başarılı şekilde alındı. Koçak’ın karaciğeri zaman kaybetmeden Gaziantep’te yaşayan farklı bir insana nakledilmek üzere ekipler tarafından yola çıkarıldı. Planlanan nakillerin gerçekleşmesiyle Koçak’tan alınan karaciğer organı 1 insana umut oldu. Organ nakliyle karaciğerin nakledildiği hastanın durumunun iyi olduğu öğrenilirken Koçak’ın cenazesi Reyhanlı ilçesi asri mezarlığına defnedildi. "Biz organ nakliyle bir insana can olduk, dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor" İbrahim Halil Kılıç, dayısının baş ağrısıyla gittiği acil serviste fenalaştığını ve beyin ölümünün gerçekleştiğini belirterek, "23 Mart 1974 Şanlıurfa doğumlu, Reyhanlı ilçesinde yaşayan Mustafa Koçak. Dayım Pazar sabahı kahvaltısı sonrasında baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gidiyor. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin acil servisine gitti. Sırasının beklediği esnada aniden kustuktan sonra bayılıyor. Bayıldıktan sonra doktorlar ellerinden gelen müdahaleyi yaptıklarını ama beynine oksijen gitmediğini bize söyledi. Organ bağışını bize anlattıktan sonra kabul ettik. Dayımın karaciğerini çıkartıp başka bir hastaneye ve diğer organların başka hastanelere götürdüler. Organ bağışı birçok hastaya umut olacağını doktorlar bize anlattı. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk defa organ nakli ameliyat gerçekleştirildi. Dayımın bir karaciğeri, Gaziantep’te bulunan bir hastaya nakli oldu ve yoğun bakımda olan hastanın durumu iyi olduğunu söylediler. Hastanın en kısa zamanda iyileşip bizleri ziyaret edeceğini söylediler. Organ nakli ile insanlara hayat ve umut olduk. Mezarın altında olan sadece bir beden ve o da zamanla çürümeye başlayacak. Şu anda bizim acımız ve taziyemiz var ama organ nakliyle başkalarına hayat oldu. Organları bağışladığımız insanların hayatlarında bayram sevinci gibi seviniyorlardır. Bu duyguyu anlatamayız. Biz organ nakliyle bir insana can olduk, bu da bizi teselli ediyor. Dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor. Reyhanlı ilçesinde ilk defa gerçekleştirilen organ nakli ameliyatına vesile olan dayım Mustafa Koçak’ın isminin unutulmaması ve yaşatılmasını istiyoruz" dedi.
24 Haziran 2025 Salı - 08:58
Baş ağrısıyla acil servisin yolunu tutan 51 yaşındaki adamın karaciğer organ nakliyle başka bir hastaya umut oldu
Hatay’da yaşadığı baş ağrısı sonrası acil servisin yolunu tutan ve kısa sürede beyin ölümü gerçekleşen 51 yaşındaki Mustafa Koçak’ın karaciğeri başka bir hastaya umut oldu. Reyhanlı ilçesi Bahçelievler Mahallesi’nde yaşayan 51 yaşındaki Mustafa Koçak, yaşadığı baş ağrısı sonrası Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin yolunu tuttu. Hastanede tedavisinin devam ettiği esnada baş ağrısı artan ve kusma yaşayan Koçak’ın bilinci kapandı ve 18 Haziran tarihinde beyin ölümü gerçekleşti. Reyhanlı Devlet Hastanesi organ nakli ekipleri ve Koçak’ın ailesinin görüşmesiyle organ nakline karar verildi. Gaziantep’ten gelen doktorlarla birlikte Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen organ alımıyla Koçak’ın karaciğeri başarılı şekilde alındı. Koçak’ın karaciğeri zaman kaybetmeden Gaziantep’te yaşayan farklı bir insana nakledilmek üzere ekipler tarafından yola çıkarıldı. Planlanan nakillerin gerçekleşmesiyle Koçak’tan alınan karaciğer organı 1 insana umut oldu. Organ nakliyle karaciğerin nakledildiği hastanın durumunun iyi olduğu öğrenilirken Koçak’ın cenazesi Reyhanlı ilçesi asri mezarlığına defnedildi. "Biz organ nakliyle bir insana can olduk, dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor" İbrahim Halil Kılıç, dayısının baş ağrısıyla gittiği acil serviste fenalaştığını ve beyin ölümünün gerçekleştiğini belirterek, "23 Mart 1974 Şanlıurfa doğumlu, Reyhanlı ilçesinde yaşayan Mustafa Koçak. Dayım Pazar sabahı kahvaltısı sonrasında baş ağrısı şikayetiyle hastaneye gidiyor. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nin acil servisine gitti. Sırasının beklediği esnada aniden kustuktan sonra bayılıyor. Bayıldıktan sonra doktorlar ellerinden gelen müdahaleyi yaptıklarını ama beynine oksijen gitmediğini bize söyledi. Organ bağışını bize anlattıktan sonra kabul ettik. Dayımın karaciğerini çıkartıp başka bir hastaneye ve diğer organların başka hastanelere götürdüler. Organ bağışı birçok hastaya umut olacağını doktorlar bize anlattı. Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde ilk defa organ nakli ameliyat gerçekleştirildi. Dayımın bir karaciğeri, Gaziantep’te bulunan bir hastaya nakli oldu ve yoğun bakımda olan hastanın durumu iyi olduğunu söylediler. Hastanın en kısa zamanda iyileşip bizleri ziyaret edeceğini söylediler. Organ nakli ile insanlara hayat ve umut olduk. Mezarın altında olan sadece bir beden ve o da zamanla çürümeye başlayacak. Şu anda bizim acımız ve taziyemiz var ama organ nakliyle başkalarına hayat oldu. Organları bağışladığımız insanların hayatlarında bayram sevinci gibi seviniyorlardır. Bu duyguyu anlatamayız. Biz organ nakliyle bir insana can olduk, bu da bizi teselli ediyor. Dayımın bir parçasını şu anda başka insan taşıyor. Reyhanlı ilçesinde ilk defa gerçekleştirilen organ nakli ameliyatına vesile olan dayım Mustafa Koçak’ın isminin unutulmaması ve yaşatılmasını istiyoruz" dedi.
23 Haziran 2025 Pazartesi - 21:06
’Beyin ölümü tanı süreçlerindeki zorluklar ve bağışlanan organların korunması için stratejiler’ konulu sempozyum
Tekirdağ Dr. İ. Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastane’nde, "Beyin ölümü tanı süreçlerindeki zorluklar ve bağışlanan organların korunması için stratejiler" konulu sempozyum düzenlendi. ’Beyin ölümü tanı süreçlerindeki zorluklar ve bağışlanan organların korunması için stratejiler’ konulu sempozyum, İl Sağlık Müdürlüğü koordinesinde Tekirdağ Dr. İ. Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Sağlık çalışanlarının organ, doku nakli ve iletişim gibi çeşitli konularda bilinçlenmesini amaçlayan sempozyum; açılış ve selamlama konuşmalarının ardından, bilimsel sunumlar ve teşekkür belgelerinin takdimiyle sona erdi. Söz konusu sempozyuma; Bakanlığın Organ, Doku Nakli ve Diyaliz Hizmetleri Daire Başkanı Doç. Dr. Erkan Ölçücüoğlu, İstanbul Organ Doku Nakli Merkezi Bölge Başkanı Doç. Dr. Mürşit Dincer, Organ ve Doku Nakil Koordinatörleri, Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Lütfi Çağatay Onar, sağlık yöneticileri ve sağlık çalışanları katıldı.
23 Haziran 2025 Pazartesi - 19:01
Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Kaplan, ANKA’da
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi, uzman hekim kadrosunu güçlendirmeye devam ediyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Serdar Kaplan, hasta kabulüne başladı. 2009 yılında Çorum Fen Lisesi’nden mezun olan Op. Dr. Serdar Kaplan, tıp eğitimini Elazığ Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tamamlayarak 2016 yılında mezun oldu. Op. Dr. Kaplan, mezuniyetinin ardından 2 yıl boyunca Bitlis Devlet Hastanesi’nde görev yaptı. 2018 yılında Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimine başlayan Op. Dr. Kaplan, 2023 Eylül ayında uzmanlığını tamamladı. Zorunlu görev kapsamında Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev alan Dr. Kaplan, bu süreci başarıyla tamamlamasının ardından Gaziantep’e yerleşerek Gaziantep Özel ANKA Hastanesi bünyesinde hasta kabulüne başladı. Op. Dr. Serdar Kaplan, beyin tümörleri, bel ve boyun fıtıkları, omurga cerrahisi, sinir sıkışmaları, kafa travmaları gibi pek çok alanda tanı ve cerrahi tedavi hizmetleri sunmaktadır. Gaziantep Özel ANKA Hastanesi, ileri teknoloji, güçlü uzman kadro ve hasta odaklı yaklaşımıyla sağlık alanında hizmet vermeye devam etmektedir.
23 Haziran 2025 Pazartesi - 16:28
Böbrek üstü bezi tümörlerinde organ koruyucu cerrahi seçenek: Parsiyel adrenalektomi
Güven Hastanesi’nde görev yapan Prof. Dr. Altuğ Tuncel, böbrek üstü bezi tümörlerinde parsiyel adrenalektomi yönteminin organ koruyucu bir cerrahi seçenek olduğunu ifade etti. Güven Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Altuğ Tuncel, böbrek üstü bezi tümörlerinin cerrahi tedavisinde, bezin tamamı alınmadan sadece tümörün çıkarılmasına imkan tanıyan parsiyel adrenalektomi yöntemine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamasında, bu yöntemin dikkat çektiğini aktaran Tuncel, "Minimal invaziv tekniklerle uygulanan bu operasyon, hastaların böbrek üstü bezi fonksiyonlarını koruma açısından önemli avantajlar sağlıyor" dedi. "Bu bezlerde gelişen iyi huylu ya da kötü huylu kitleler klinik bulgulara neden olabilmektedir" Böbrek üstü bezlerinin adrenalin, kortizol, androjen, östrojen, progestojen ve aldosteron gibi hayati hormonların üretiminden sorumlu olduğunu ifade eden Tuncel, "Bu bezlerde gelişen iyi huylu ya da kötü huylu kitleler, hormonların dengesiz salgılanmasına yol açarak yüksek tansiyon, kilo artışı, ciltte değişiklikler ve su-tuz dengesinde bozulma gibi çeşitli klinik bulgulara neden olabilmektedir" diye konuştu. Daha az doku hasarı Prof. Dr. Tuncel, böbrek üstü bezi kitlelerinin tedavisinde genellikle kapalı cerrahi yöntemlerin tercih edildiğini belirtti. Bu tekniklerin kan kaybını azaltması, hastanede kalış süresini kısaltması ve iyileşme sürecine olumlu katkısı nedeniyle ön plana çıktığının altını çizen Tuncel, şunları söyledi: "Bazı hastalarda ise böbrek üstü bezinin tamamının alınmasına gerek kalmadan, yalnızca tümörlü dokunun çıkarılması yeterli olabiliyor. Bu durumlarda tercih edilen parsiyel adrenalektomi tekniğiyle, bezin çalışır durumda kalan kısmı korunabiliyor. Böylece hastanın yaşam boyu steroid tedavisine ihtiyaç duyma riski de azalıyor." Tuncel, 2021 yılında bir cerrahi uygulamada, parsiyel adrenalektomi sırasında floresan kızılötesi görüntüleme teknolojisini kullandıklarını aktardı. Bu teknoloji sayesinde, tümör ile sağlam böbrek üstü bezi dokusu arasındaki sınırın daha net belirlendiğini kaydeden Tuncel, böylece yalnızca sorunlu bölgeye müdahale edilmesinin mümkün hale geldiğine değindi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder