ÇEVRE - 12 Mayıs 2026 Salı 19:57

Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı

A
A
A
Manavgat’da ’pes’ dedirten görüntü cezasız kalmadı

Antalya Vali Hulusi Şahin, "Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi" tanıtımı programında yaptığı konuşmada, Manavgat’ta bir besi çiftliğinden kaynaklandığı belirtilen kirliliğe tepki göstererek, "Birkaç gün önce Manavgat’ta bir besi çiftliği hayvansal atıklarının tamamını nehre bırakıyor, deniz perişan oldu. Hatta o bölgedeki oteller rezervasyon iptalleri yaşadı. Arkadaşlarımız çok ağır cezalarla cezalandırdılar. İlk etapta 2 buçuk milyon liranın üzerinde ceza yazdılar. Ben orasında değilim; nasıl oluyor da bu kadar pervasız oluyorsun, nasıl oluyor da bu kadar umursamaz oluyorsun?" dedi.

Antalya’nın sahil şeridini ve deniz ekosistemini korumak, Sıfır Atık vizyonunu denizle buluşturmak amacıyla Antalya Valiliği çatısı altında hayata geçirilen "Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi"nin tanıtım programı, Antalya Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Programa, Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir, Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin, Memorial Göztepe Hastanesi Onkoloji Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Özdoğan ve davetliler katıldı.

Programda, Antalya’nın denizleri, kıyıları ve doğal ekosisteminin korunmasına yönelik yürütülecek çalışmalar, çevre kirliliğiyle mücadele, Sıfır Atık vizyonu ve COP31 sürecinde kentin üstleneceği sorumluluklar ele alındı.

"Hastalık oluşturan şartları da iyileştirmeye çalışmalıyız"

Programda konuşan Memorial Göztepe Hastanesi Onkoloji Sorumlusu Prof. Dr. Mustafa Özdoğan, çevre kirliliği ve sağlıklı yaşam şartlarının kanserden korunmadaki önemine dikkat çekti. Yıllar içinde çok sayıda kanser hastasına ve ailesine tanıklık ettiğini belirten Özdoğan, hekimlerin sorumluluğunun yalnızca hastalığı tedavi etmekle sınırlı olmadığını söyledi. Son yıllarda 50 yaş altı kanser vakalarında ciddi bir artış görüldüğünü ifade eden Prof. Dr. Özdoğan, "Bilim dünyası bu artışa baktığında şaşırtıcı sonuçlarla karşılaştı. Alkolle ve sigarayla açıklanamayacak 50 yaş altı bir artış söz konusu. Buna baktığımızda çevresel maruziyetler, kimyasallar, yediğimiz gıdalar ve sağlıksız beslenmemiz en temel faktörlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Soluduğumuz hava, içtiğimiz su, yediğimiz gıda, yaşam kalitemizin temelleridir. Bir hekim olarak sorumluluğumuz sadece hastalığı tedavi etmek değil, hastalığı oluşturan şartları da iyileştirmeye çalışmaktır" dedi.

"Üçlü gezegen krizine karşı güçlü bir şehir hareketi"

Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi Proje Koordinatörü Ebru Şahin ise dünyanın iklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, kirlilik ve atık krizi gibi birbirini besleyen büyük çevre sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın bu tabloyu "üçlü gezegen krizi" olarak tanımladığını belirten Şahin, ülkelerin, şehirlerin ve tüm paydaşların daha kararlı ve bütüncül adımlar atması gerektiğini ifade etti. Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nın 31’incisinin kasım ayında Antalya’da gerçekleştirileceğini belirten Ebru Şahin, "Bu küresel çağrıya ülkemiz, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünde başlatılan Sıfır Atık Hareketi ile güçlü bir cevap vermiştir. Bu hareket, atığı kaynağında azaltmayı, ayrıştırmayı, geri kazanmayı ve yeniden değerlendirmeyi hedef alır. Bu nedenle Birleşmiş Milletler tarafından 30 Mart Uluslararası Sıfır Atık Günü ilan edilmiş ve küresel ölçekte karşılık bulmuştur" diye konuştu.

Antalya’nın üçlü gezegen krizine karşı cevabını denizleri ve kıyıları merkeze alan güçlü bir şehir hareketiyle ortaya koyduğunu dile getiren Şahin, "Bu hareketin adı Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi. Bugün burada, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bundan yaklaşık yüz yıl önce Antalya için söylediği ‘Hiç şüphesiz ki Antalya dünyanın en güzel yeridir’ sözünü, yüz yıl sonra da aynı gururla söyleyebilmek için başlattığımız bu inisiyatifi sizlerle paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz" ifadelerini kullandı.

"Denizimiz Antalya için hayati önem taşıyor"

Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Dirgen Özdemir de Antalya’nın yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en özel turizm merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Akdeniz’in mavisi, doğası ve eşsiz coğrafyasıyla kentin milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yaptığını belirten Özdemir, Antalya’ya gelen ziyaretçilerin önemli bir bölümünün deniz, kum ve güneş odaklı kıyı turizmi için kenti tercih ettiğini kaydetti. Denizin sadece turizm açısından değil; balıkçılık, ulaşım, biyolojik çeşitlilik, ekolojik denge ve sosyal yaşam açısından da Antalya için hayati önem taşıdığını vurgulayan Özdemir, "Antalya Büyükşehir Belediyesi olarak bu bilinçle, 2020 yılında kurduğumuz Deniz ve Kıyı Şube Müdürlüğümüz bünyesinde denizlerimizin korunması, kıyı ekosisteminin sağlıklı şekilde devamlılığının sağlanması ve gelecek nesillere temiz bir çevre bırakılması konusunda Türkiye’de, hatta dünyada örnek olan çalışmalara imza attık" dedi.

Deniz kirliliğiyle mücadele, deniz atıklarının izlenmesi, deniz kirliliğinin tespiti ve temizliği, deniz çöpleriyle mücadele, yapay resifler, yabancı istilacı türlerle mücadele, arıtma çıkış sularının tarımda kullanılması, plastiksiz şehirler ve plastiksiz sular gibi birçok projede çalışmaların sürdüğünü aktaran Özdemir, ASAT Genel Müdürlüğü bünyesindeki altyapı çalışmalarına da dikkat çekti. Özdemir, "Tamamı biyolojik ve ileri arıtmaya sahip 36 merkezi arıtma tesisimiz, 18 derin deniz deşarj hattımız, 284 terfi istasyonumuz ve 5 bin 835 kilometrelik kanalizasyon hattımızla denizlerimizin temizliğini güvence altına alıyoruz. Denizi ve doğayı korumaya yönelik, bilimi ve teknolojiyi esas alan inovatif çevre projelerimiz sayesinde ulusal ve uluslararası alanda 31 çevre ödülü aldık. 32’nci çevre ödülümüzü almak üzere davetimizi aldık. 2025 yılı çevre başkenti seçilen Antalya’yı, çevre konusunda en iyi şekilde temsil etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.

Antalya’nın COP31 gibi küresel ölçekte büyük bir iklim organizasyonuna ev sahipliği yapacak olmasının kente tarihi bir sorumluluk yüklediğini belirten Özdemir, bu sürecin Antalya’nın iklim duyarlılığı, çevre politikaları ve sürdürülebilirlik vizyonunu dünyaya göstermek için önemli bir fırsat olduğunu söyledi.

"Bu coğrafya, bu şehir, bu deniz bizim ama sadece bizim değil"

Antalya Valisi Hulusi Şahin ise konuşmasında doğaya bakışın kültürel köklerine dikkat çekti. Türk kültüründe ağaçta, taşta, toprakta ve suda bir ruh olduğuna inanıldığını belirten Vali Şahin, bu anlayışın son yıllarda zayıfladığını ifade etti. Vali Şahin, "Bizim kültürümüzde ağaçta, taşta, toprakta, suda bir ruh olduğuna inanılır. O yüzden bizim toplumumuzda ağaç kesenler, kestikleri her ağaç için özür dilerlerdi. Bizim kültürümüzde böyle bir anlayış vardı. Biz ‘Cemre düştü’ diyoruz ya, aslında cemre de bu anlayışın bir parçasıdır. Doğanın canlanmasına, ruhun bilgiye ve hayata dair özüne işaret eder. Ama her nasılsa son 50 yılda biz bu kültürü, bu değerleri kaybettik" dedi.

Manavgat ilçesi Evrenseki sahilinde yaşanan kirlilik olayına da değinen Vali Şahin, bir besi çiftliğinin hayvansal atıkları nehre bıraktığını ve denizin olumsuz etkilendiğini belirtti. Şahin, "Birkaç gün önce Manavgat’ta bir besi çiftliği hayvansal atıklarının tamamını nehre bırakıyor, deniz perişan oldu. Hatta o bölgedeki oteller rezervasyon iptalleri yaşadı. Arkadaşlarımız çok ağır cezalarla cezalandırdılar. İlk etapta 2 buçuk milyon liranın üzerinde ceza yazdılar. Konuyu Cumhuriyet Savcılığına verdiler. Ben orasında değilim; nasıl oluyor da bu kadar pervasız oluyorsun, nasıl oluyor da bu kadar umursamaz oluyorsun? Bu coğrafya, bu şehir, bu deniz bizim ama sadece bizim de değil, çocuklarımızın. Aynı zamanda mensubu olduğumuz insanlık ailesinin. Bu kadar umursamaz, bu kadar pervasız olamayız. Her ne yapıyorsak çevremize zarar veriyor muyuz, vermiyor muyuz düşünmek zorunda değil miyiz?" ifadelerini kullandı.

COP31’in de etkisiyle insiyatif için harekete geçtiklerini belirten Vali Şahin, Antalya’nın hemen her noktasında denize girilebilmesinin büyük bir değer olduğunu vurguladı. Şahin, "Biz Antalya’nın hemen her köşesinde denize girebiliyoruz. Bu müthiş bir şey, müthiş bir başarı. Bununla gurur duyalım. Ama karşı karşıya olduğumuz büyük bir tehlikenin de farkında olalım. Hızla kirleniyoruz" diye konuştu.

"Asıl olan kirletmemek"

Program sonrası basın mensuplarına da açıklamalarda bulunan Vali Şahin, Manavgat ilçesinin turizm merkezlerinden Evrenseki Sahili’nin kahverengiye bürünmesine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Olayın bir işletmenin neden olduğu kirlilikten kaynaklandığını belirten Şahin, gerekli idari ve adli işlemlerin başlatıldığını söyledi. Vali Şahin, "Biliyorsunuz, bir işletmenin yaptığı bir hata üzerinden bir şeyleri okumak doğru değil. Besi çiftliğinin yaptığı bir kirlilik oldu. Ekiplerimiz gitti, 2 buçuk milyon TL üzerinde bir cezayı ilk etapta yazdı. Daha sonra da proje bedelinin yüzde 1’i ya da 2’si kadar cezai işlem süreç içinde oldu. Adli işlem yapıldı, konu Cumhuriyet Başsavcılığı’na verildi ve diğer konularda da gerekli işlem yapılıyor. Kirletildikten sonra her ne yapılacaksa o yapılıyor. Asıl olan kirletmemek" dedi.

Benzer olayların yıl içinde farklı alanlarda tekrarlandığını belirten Şahin, çevre hassasiyetinin yalnızca cezalarla değil, toplumsal farkındalıkla da güçlenmesi gerektiğini ifade etti. Vali Şahin, "Bu tek bir örnek değil. Buna benzer yıl içerisinde defalarca olay yaşanıyor. Bu seferki besi çiftliğiydi. Başka zamanda mesela bir zeytinyağı fabrikası yapıyor. Bir dahaki sefere bir işletme yapıyor ya da bir tarım çiftliği sebep oluyor. Her an yaşıyoruz bunu. Bu inisiyatifin hedefi de bir farkındalık, bir hassasiyet geliştirebilmek" diye konuştu.

"Cezai işlemler en sert şekilde uygulanacak"

Antalya Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin temel hedeflerinden birinin deniz ve çevre konusunda farkındalık oluşturmak olduğunu kaydeden Vali Şahin, kentin değerlerinden kazanç sağlayan herkesin Antalya’ya sahip çıkması gerektiğini vurguladı. Şahin, "Bu şehirden kazanan, ticaretiyle, siyasetiyle, yaşantısıyla her şeyini bu şehre borçlu olan insanların bu şehre ihanet etmemesi, bu şehre sahip çıkması lazım. Böyle bir içselleştirmeyi sağlamaya çalışıyoruz. Antalya’da deniz noktasından çıktığımız insiyatifin birinci bileşeni farkındalık ve görünürlük ama sadece bu değil. Temizlik de yapacağız, diğer konuları da yapacağız. Süreç devam ediyor. Bunlar mevzuat ile ilgili işler. Cezai işlemler en sert şekilde uygulanacak" ifadelerini kullandı.

Begüm Aksoy - İbrahim Sönmez



 

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
İstanbul Mahkeme başkanından sanık avukatlarına: "Hızlanması için bize yardımcı olun, kaç gündür duruşma yapıyoruz, bu tempoda duruşma yapan heyet yok" ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasında mahkeme başkanı sanık avukatlarına, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi. ‘Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü’ davasının ilk duruşmasının 36. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde bulunan duruşma salonunda görülmeye devam edildi. Duruşmada tutuklu sanık eski Büyükçekmece Belediye Başkanvekili Ahmet Şahin savunma yaptı. Ahmet Şahin hakkında iddianamede yapılan değerlendirmede, örgütün Büyükçekmece’deki faaliyetlerinin takibi için örgüt lideri tarafından meclis üyesi olarak yerleştirildiği ifade edilmişti. Şahin’in başka soruşturma kapsamında tutuklanan Hasan Akgün’ün yerine Başkanvekili olarak görevlendirildiği ve örgüt yöneticisi Fatih Keleş tarafından Büyükçekmece Belediyesi’nde "sistem" için para toplaması amacıyla yetkili kılındığı aktarılmıştı. Şahin’in Büyükçekmece’de bulunan büyük inşaat projelerinin, alışveriş merkezlerin imar ve ruhsat konusundaki taleplerini örgüt lideri ve yöneticilerine ilettiği de iddianamede aktarılmıştı. Sanık Şahin iddianamedeki suçlamalara karşı savunmasında, "Sözde örgütün faaliyetlerinin takibi için meclis üyeliğine yerleştirildiğim iddiası var. 2009 yılından beri meclis üyesiyim. Siyasetin her bir kademesinde emek verdim. Büyükçekmece’de 42 yıldır yaşıyorum. 4 seçim dönemi boyunca listelerin birinci sıralarından meclis üyesi seçildim. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün’ün yerine seçildim. Belediye başkanvekilliğinin bir suç idaresine çevrildiğine inanmak istemiyorum. Ben Fatih Keleş’i siyasetten tanırım. Aramızda ast, üst emir talimat ilişkisi olamaz. Hiyerarşi iddiasını da kabul etmiyorum. Üzerime atılı örgüt üyeliği suçunu kabul etmiyorum" dedi. Duruşmada ardından Dilek İmamoğlu’nun ağabeyi Cevat Kaya’nın savunmasına geçildi. Kaya hakkında iddianamede, örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun kayınbiraderi olduğu, bu sebeple nüfuzunu kullanarak belediye ile sivil vatandaşlar arasındaki aracı kişi olduğu belirtilmişti. Kaya’nın sivil vatandaşların belediyedeki iş ve işlemleri için resmi bir sıfatı olmamasına rağmen nüfuzunu kullanarak devreye girdiği, belediyeye işe alınacak şahıslar konusunda da yine belediyede resmi sıfatı bulunmamasına rağmen aracılık yürüttüğü iddianamede kaydedilmişti. Kaya’nın İBB kaynaklarından kendisine maddi menfaat temin etmeye çalıştığı iddianamede açıklanmıştı. Kaya, mesleğinin iş insanı olduğunu ve aylık gelirinin 300 bin TL olduğunu söyleyerek, "Ben İBB’de çalışan değilim, altyapı üstyapı yapmıyorum. Ekrem İmamoğlu’na doğrudan bağlı örgüt üyesiymişim. Ben ne yaptım, ne talimat vermiş bana, ne işini yapmışım? Bu dosyada bana yöneltilen bir eylem yok. Sanıklar arasında tanığım 2-3 kişi var, biri eniştem Ekrem İmamoğlu. Ben haksız zenginleşmedim ben zengindim zaten. Zenginleşmeye ihtiyacım yoktu benim. Ben çok üzgünüm böyle bir olay bana yaşatıldığı için. Ben bu ülkeye yatırım yapmış, SSK, vergi primi ödemiş, işçisinin parasını zamanında ödeyen, bu ülkeye döviz kazandıran biriyim. İddianame çıktı okudum, ‘mahkeme başkanı beni tensip ile bırakır’ dedim. Ortada bir şey yok. Tek bir şey var 380 gündür ben cezaevindeyim. Ben iyi bir iş insanıyım. Ben o koltukta olsam bunların hepsini bırakırım. Eğer kamuya zarar vermişsem ödeyeceğim 10 katını. İş adamıyım ben. Kendi paramdan ödeyeceğim" dedi. Mahkeme başkanı Kaya’nın avukatlarının savunmasının ardından yaptığı açıklamada, "Kimseye avukatlık mesleğini öğretmek haddinde değiliz. Ama hızlanma açısından bize yardımcı olun. Süreci biz de uzatmaktan memnun değiliz. Aralıksız kaç gün duruşma yapıyoruz. Bu tempoda duruşma yapan heyet yok" dedi. Duruşma yarına ertelendi.
Çankırı Çankırı’da yollar göle döndü, ev ve iş yerlerini su bastı Çankırı’da etkili olan sağanak yağış sebebiyle ev ve iş yerlerinde su baskınları meydana geldi. Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından kuvvetli sağanak yağış uyarısının yapıldığı Çankırı’da etkili olan şiddetli sağanak hayatı olumsuz etkiledi. Sağanak sebebiyle ev, iş yeri ve yollarda su baskınları yaşandı. Vatandaşlar su baskınlarının yaşadığı bölgelerde zor anlar yaşadı. Yağış ile birlikte harekete geçen ekipler, su baskınlarının olduğu bölgelerde tahliye çalışması yaptı. Su baskınlarının yaşandığı binalarda tahliye çalışması yaptıklarını söyleyen İtfaiye Eri Umut Kapdan, "Şehrimizde öğleden sonra meydana gelen su baskınlarına itfaiye ekiplerimizce müdahale edilmekte olup baskın yerlerinde büyük oranında çalışmalarımızı tamamladık. Su çekme işlemlerimiz hızla devam etmektedir, şu an bir sıkıntımız yoktur" dedi. Ercan Karabudak isimli vatandaş ise, "Aşırı yağıştan dolayı sitemizi su bastı, beş tane daireye su girdi eşyalar, parkeler hepsi göl oldu. Sağ olsun itfaiye ekipleri gelip suyu boşalttılar. İnşallah tekrar olmaz" diye konuştu Belediyeden uyarı Çankırı Belediyesi yaptığı yazılı açıklamada ise vatandaşlar yaşanabilecek su baskınlarına karşı uyarılarak, "İlimizde şu anda yaşanan aşırı yağışların devam edeceği değerlendirilmekte olup sel ve su baskını riski bulunmaktadır. Vatandaşlarımızın bodrum katlarda bulunan dairelerde ve iş yerlerinde dikkatli olmaları, mümkün olmadıkça bu alanlarda bulunmamaları önem arz etmektedir. Dere yatakları, su taşkını riski bulunan bölgeler ve eğimli alanlardan uzak durulması, araçların güvenli bölgelere çekilmesi ve yetkili kurumların yapacağı uyarıların takip edilmesi gerekmektedir. Tüm ekiplerimiz ve iş makinelerimiz sahada görev yapmakta olup olumsuzluklara karşı çalışmalar aralıksız devam etmektedir. Can ve mal güvenliği açısından vatandaşlarımızın tedbirli olmaları önemle rica olunur" ifadelerine yer verdi.
Kastamonu Kastamonu’da öğrenciler yaptıkları bilimsel çalışmaları sergiledi Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde öğrenciler tarafından yıl boyunca yapılan projeler, düzenlenen bilim fuarında sergilendi. Kastamonu’nun Hanönü ilçesinde düzenlenen TÜBİTAK 4006 Bilim Fuarı’nda öğenciler, yıl boyunca üzerinde çalıştıkları projelerini protokol üyeleri ve vatandaşlara anlattı. Hanönü Şehit Faruk Karagöz Yatılı Bölge Ortaokulu ve Hanönü İmam Hatip Ortaokulu’nun ortaklaşa düzenlediği fuarının açılış kurdelesini kesen protokol üyeleri, öğrencilerin projelerini inceledi. Fen bilimlerinden teknolojiye, çevreden matematiğe kadar geniş bir yelpazede hazırlanan çalışmalar hakkında öğrencilerden bilgi alan Hanönü Kaymakamı Emre Oktay ve Hanönü Belediye Başkanı Metin Yamalı, gençlerin heyecanına ortak oldu. Öğrencileri tebrik eden Hanönü Belediye Başkanı Metin Yamalı, "İlçemizdeki okullarımızın bu denli başarılı projelere imza atması bizleri gururlandırıyor. Öğrencilerimizin araştırma azmini ve öğretmenlerimizin onlara kattığı vizyonu bugün burada bizzat müşahede ettik. Hanönü Belediyesi olarak eğitime ve bilime yönelik her türlü girişimin destekçisi olmaya devam edeceğiz" dedi. Hanönü Kaymakamı Emre Oktay ise projelerin hazırlanma sürecinde emeği geçen idareci, öğretmen ve öğrencileri tebrik ederek, başarılarının devamını diledi. Bilim fuarına Hanönü Kaymakamı Emre Oktay, Hanönü Belediye Başkanı Metin Yamalı, Hanönü İlçe Milli Eğitim Müdürü Serkan Demirkıran, İlçe Jandarma Komutanı Teğmen Mertcan Demil, İlçe Emniyet Amiri Şenol Demirata, İlçe Tarım ve Orman Müdürü Aydın Arukan, İlçe Milli Eğitim Müdürü İhsan Yabaneri ve öğretmenler katıldı.