Son Dakika
|
İran'da hayatını kaybeden üst düzey askeri yetkililer için cenaze töreni
Ziraat Türkiye Kupası’nda çeyrek ve yarı final eşleşmeleri belli oldu
Trabzonspor’da, Orhan Kaynak için tören düzenlendi
Cumhurbaşkanı Erdoğan: "Savaş, küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu''
Kremlin: "Barış görüşmeleri için tüm taraflar İstanbul seçeneğine olumlu bakıyor"
Emeklilerin maaş ve ikramiyeleri bayram öncesi ödenecek
Servis aracı belediye otobüsüyle çarpıştı: 20 yaralı
Bakan Bayraktar: "Akaryakıt ve doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz"
"APP plakalarla ilgili uygulanan cezaları sileceğiz"
Bakan Gürlek: "(İBB davası) Davanın canlı yayınlanması için kanun değişikliği gerekiyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Kyrgyz Designer Brings Traditional Motifs to the International Runway
İsviçre'deki otobüs yangını failinin İsviçre vatandaşı olduğu açıklandı
İran: "Varil başına 200 dolarlık fiyatları bekleyin"
İspanya, İsrail'deki büyükelçisini kalıcı olarak geri çekti
Trabzonspor’da, Orhan Kaynak için tören düzenlendi
Kazakistan'da kar fırtınası: 1 kişi öldü, 407 kişi tahliye edildi
Servis aracı belediye otobüsüyle çarpıştı: 20 yaralı
Bakan Bayraktar: "Akaryakıt ve doğal gazda bir sıkıntı öngörmüyoruz"
SAĞLIK
60 yataklı Dicle Devlet Hastanesi’nin yapımının yüzde 95’i tamamlandı
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:33:43
Dicle Kaymakamı Mustafa Atış, Diyarbakır İl Sağlık Müdürü Emre Asiltürk, Dicle İlçe Sağlık Müdürü Fırat Köse ile birlikte yapımı bitmek üzere olan Dicle Devlet Hastanesi’nde incelemelerde bulundu. Hastaneyi gezen Dicle Kaymakamı Mustafa Atış, 60 yataklı Dicle Devlet Hastanesi yapımıyla ilgili Sağlık Müdürü Emre Asiltürk’ten bilgi aldı. Hastanenin genel durumu hakkında bilgi paylaşan Sağlık Müdürü Emre Asiltürk, "Bugün Dicle Devlet hastanemizin inşaatını değerlendirdik. Dicle Devlet Hastanemiz 60 yataklı olacak. Bünyesinde 10 yataklı yoğun bakımı, 30 tane poliklinik odası ve 3 ameliyathanesi olacak. Şu anda yüzde 95 gerçekleşme oranında. En kısa zamanda hizmete alınmasını planlıyoruz. Hizmete açıldığında inşallah, Dicle ilçesi ve çevre ilçelere hizmet verecek şekilde planlandı. Hayırlı olsun" dedi.
11 Mart 2026 Çarşamba - 17:31
Uzmanından nefes darlığını azaltan egzersiz tavsiyeleri
Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde (SEAH) görevli Fizyoterapist Vahap Şahin, kronik akciğer hastalıklarında uygulanan pulmoner rehabilitasyon ve temel solunum egzersizlerinin önemi hakkında ve bu yöntemlerin nefes darlığını azaltırken hastaların egzersiz kapasitesini ve günlük yaşam kalitesini artırdığını ifade etti. Pulmoner rehabilitasyon programlarında uygulanan tekniklerin detaylarını paylaşan Şahin, diyafram solunumunun en önemli solunum kasını güçlendirdiğini belirtti. Solunum yollarının açık kalmasını sağlayan "büzük dudak nefesi" tekniğinin nefes darlığını azaltmada etkili olduğunu kaydeden Şahin, göğüs genişletme egzersizlerinin ise göğüs kafesinin esnekliğini desteklediğini aktardı. Egzersizlerin günlük hayata entegre edilmesi gerektiğini vurgulayan Fizyoterapist Şahin, "Nefes alarak ayağa kalkıp, nefes vererek oturma şeklinde yapılan egzersizler günlük aktiviteleri destekler. Kontrollü nefesle yapılan yürüyüşler ise solunum kapasitesini artırır" dedi. Solunum kaslarını güçlendirmek için kullanılan yardımcı yöntemlere de değinen Şahin, triflow cihazı ile yapılan egzersizlerin sekresyon (balgam) atmakta zorlanan hastalara fayda sağladığını, balon şişirme egzersizinin ise kas direncini artırdığını dile getirdi. Şahin, sağlıklı bir nefes için düzenli hareket etmenin ve bu egzersizleri bir yaşam biçimi haline getirmenin önemine dikkat çekti.
11 Mart 2026 Çarşamba - 16:10
12 Mart Dünya Böbrek Günü’nde erken tanının önemi vurgulandı
Kronik böbrek hastalığına dikkat çekmek amacıyla ‘Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat’ farkındalık kampanyası hayata geçirildi. 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında tanıtılan proje ile erken tanı ve düzenli sağlık kontrollerinin önemi vurgulanıyor. 12 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında kronik böbrek hastalığına dikkat çekmek amacıyla AstraZeneca Türkiye, Türk Nefroloji Derneği ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu işbirliğiyle ‘Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat’ farkındalık projesi hayata geçirildi. Projenin tanıtımı Model Tülin Şahin’in moderatörlüğünü yaptığı toplantıda yapıldı. Toplantı kapsamında, kronik böbrek hastalığı; hekim, hasta ve hasta yakını perspektifinden ele alındı. Açılış konuşmasını AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç’in yaptığı toplantıda Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ve Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay yaptıkları çalışmalar ve hastalıkla ilgili önemli bilgileri aktardı. Bir hasta yakını olan Tülin Şahin ve kronik böbrek hastası Duygu Bayındır’ın yaşadıkları deneyimleri paylaştığı toplantı, duygusal anlara da sahne oldu. "Düzenli kontrollerle sağlıklı bir geleceğin mümkün olduğu mesajını yaymak istiyoruz" AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, toplantıda yaptığı açılış konuşmasında sağlık alanında kalıcı değer oluşturmanın yalnızca yenilikçi tedavileri sunmakla sınırlı olmadığını, farkındalık ve erken tanı çalışmalarıyla bu hastalıkla mücadelede çok daha önemli ilerlemelerin kaydedilebileceğini vurguladı. Gönenç, "Bilimin bugün imkansız gibi görünenleri gelecekte mümkün hale getirebileceğine olan inancımızla, toplum sağlığına katkıda bulunmayı en büyük önceliğimiz olarak görüyoruz. Kronik böbrek hastalığı gibi bireylerin yanı sıra aileleri de dahil olmak üzere toplumun geniş bir kesimini etkileyen ve sağlık sistemi üzerinde büyük yük oluşturan bu hastalığa dair farkındalık oluşturmak da sosyal sorumluluk anlayışımızın temel bir parçası. Bu proje ile erken tanı ve düzenli kontrollerle sağlıklı bir geleceğin mümkün olduğu mesajını tüm Türkiye’ye yaymak istiyoruz" dedi. ‘‘Erken tanı konulduğunda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak mümkün’’ Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen ise kronik böbrek hastalığının üç aydan uzun süren kalıcı böbrek fonksiyon bozukluğu olarak tanımlandığını ve Türkiye’de yaklaşık 10 milyon kişiyi etkilediğini belirtti. Hastalığın sinsi ilerlediğine dikkat çeken Türkmen, "Böbrekler, vücudumuzdaki zararlı maddelerin atılmasını sağlayan hayati organlarımızdır ve fonksiyonlarını kaybetmeleri yaşamı derinden etkiler. Hastalık sinsi ilerlediği için pek çok kişi durumun farkında olmuyor; ancak halsizlik ve iştahsızlık gibi belirtiler başladığında hastalık çoktan ilerlemiş olabiliyor. Özellikle diyabet ve hipertansiyon hastaları ile 60 yaş üzerindeki bireylerin düzenli kontrol yaptırması büyük önem taşıyor. Erken tanı konulduğunda hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak mümkün. Bu nedenle farkındalık çalışmaları yapmak ve erken tanının önemine dair mesajları geniş kitlelere ulaştırmak oldukça önemli" ifadelerini kullandı. "Basit kan ve idrar testleri böbrek sağlığı açısından önemli veriler sağlar" Konuşmasında aile hekimlerinin kronik hastalıkların erken tespiti ve takibindeki kilit rolüne dikkat çeken Aile Hekimleri Dernekleri Federasyonu Başkanı Dr. Taner Balbay da "Türkiye genelindeki 30 bin aile hekimimiz, hastaların sağlık sistemiyle ilk temas noktası. Her aile hekimi ortalama 3 bin hastaya hizmet vererek koruyucu sağlık hizmetlerinin temelini oluşturuyor. KBH gibi ilerleyici hastalıkların erken teşhisi için vatandaşlarımızın yılda en az bir kez aile sağlığı merkezlerine giderek basit kan ve idrar testlerini yaptırmaları böbrek sağlığının yanı sıra tüm vücut sağlığı açısından da önemli veriler sağlar. Ayrıca böbrek sağlığını korumak için günde 2-2,5 litre su tüketimi, tuzun azaltılması ve günde ortalama 30 dakikalık yürüyüş gibi alışkanlıkların kazanılması da kritik öneme sahip. ’Sağlıklı Böbrek Sağlıklı Hayat’ projesi ile bu basit ama hayat kurtaran adımların tüm toplumda benimsenmesini amaçlıyoruz" ifadelerini kullandı. "Annemin böbreğinde tümör tespit edildiğinde hayatımız tamamen değişti" Toplantının moderatörlüğünü üstlenen Tülin Şahin ise bir hasta yakını olarak yaşadıklarını paylaşarak kronik böbrek hastalığının yalnızca hastayı değil tüm aileyi etkileyen bir süreç olduğunu anlattı. Annesinin böbrek tümörü nedeniyle böbreğinin alındığını ve ardından diyaliz sürecine girildiğini söyleyen Şahin, sürecin duygusal ve fiziksel zorluklarını şu sözlerle paylaştı: "Bir böbrek hastası yakını olmak, aslında o süreçte hastayla birlikte her şeyi yaşamak demek. Annemin böbreğinde tümör tespit edilip diyaliz süreci başladığında hayatımız tamamen değişti. Haftada iki gün, saatlerce süren diyaliz seanslarında kapıda beklemek, hayatınızı bu takvime göre organize etmek hem fiziksel hem de ruhsal olarak çok yıpratıcıydı. Anneme böbrek nakli yapılması bizim için yeni bir umut ve dönüm noktası oldu. Bu süreç bana sağlığın, organ bağışının ve en önemlisi düzenli kontrollerin ne kadar değerli olduğunu öğretti. Erken tanı imkânı varken bunu ihmal etmemek gerekiyor." "Nakil olduktan sonra böbreğin ömür boyu sorunsuz çalışmayabileceğini bu süreçte öğrendim" Kronik böbrek hastası Duygu Bayındır da çok genç yaşta aldığı tanıdan bugüne uzanan 18 yıllık sağlık yolculuğunu paylaştı. Henüz 19 yaşındayken böbrek fonksiyonlarının yaklaşık yüzde 70’ini kaybettiğini öğrendiğini belirten Bayındır, annesinin böbreğini bağışlamasıyla nakil olduğunu ve sonrasında bağışıklık baskılayıcı tedavilerle yaşamını disiplinli bir şekilde sürdürdüğünü anlattı. Bayındır konuşmasının devamında duygularını şu sözlerle aktardı: "19 yaşımda tanıştığım bu hastalık bana sabrı ve dayanıklılığı öğretti. Annemin böbreğiyle yapılan nakil sonrası hayatımı artık bambaşka bir şekilde sürdürmeye başladım. Hijyenden beslenmeye kadar her adımda dikkatli olmam gerekiyor. Kronik böbrek hastalığı uzun soluklu bir süreç ve zamanla ilerleyebiliyor. Şu anda hastalığım 4. evrede ve ikinci bir nakil ihtimali gündeme gelmiş durumda. Nakil olduktan sonra böbreğin ömür boyu sorunsuz çalışmayabileceğini bu süreçte öğrendim. Bu nedenle düzenli kontroller ve tedaviler hayatımın önemli bir parçası oldu." Toplantıda tanıtımı yapılan, toplam dört bölümden oluşan, "Sağlıklı Böbrek, Sağlıklı Hayat" video serisinin ilk videosu da yayımlandı. Serinin tamamı ilerleyen günlerde YouTube’daki AstraZeneca Türkiye kanalı üzerinden yayımlanacak. Videolarda hekim görüşlerinin yanı sıra hasta ve hasta yakınlarının gerçek yaşam deneyimlerine yer veriliyor. Böylelikle hastalığın erken tanı ile kontrol altına alınabileceğine dair farkındalığı artırmak ve toplumda düzenli sağlık kontrolü alışkanlığını güçlendirmek hedefleniyor.
11 Mart 2026 Çarşamba - 15:35
Solunum hastaları sağlıklı hayat merkezinde şifa buluyor
Nilüfer Sağlık Hayat Merkezi’nde yürütülen pulmoner rehabilitasyon programı ile solunum hastalarının hayat kaliteleri yükseliyor. Bursa İl Sağlık Müdürlüğü ile Uludağ Üniversitesi arasında yapılan iş birliği kapsamında anfizem, astım ve KOAH gibi çeşitli solunum hastalıkları nedeniyle Uludağ Üniversitesi Hastanesi’nden pulmoner rehabilitasyon hizmeti alan hastalar, idame programlar için Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne sevk ediliyor. Yaklaşık iki yıldır devam program sayesinde hastaların akciğer ve efor kapasiteleri, fizyoterapist eşliğinde yapılan rehabilitasyon çalışmalarıyla arttırılıyor. Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Fizyoterapist Ahmet Gökburu, Sağlık Bakanlığı tarafından bu yıl "Her adımda daha rahat nefes" temasıyla kutlanan Pulmoner Rehabilitasyon Haftası kapsamında yaptığı açıklamada Türkiye’de ilk kez bir sağlıklı hayat merkezinde pulmoner rehabilitasyon programı uygulandığına dikkat çekti. Hastane ortamından ve enfeksiyon tehlikesinden uzak bir şekilde iki yıldır hastalara hizmet verdiklerini vurgulayan Gökburu, "Daha çok KOAH, astım, bronşektazi gibi akciğer hastalıklarıyla beraber egzersiz kapasitesini arttırarak, oksijen oranlarını yükselterek, hastalarımızın daha iyi olmasını sağlıyoruz. Amacımız hastalıkların ilerlemesini engellemek ve idame bir program oluşturabilmek. Şu anda 9 hastamızla birlikte bu programımızı devam ettiriyoruz" şeklinde konuştu. "Sağlık durumum iyiye gidiyor" Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’nden pulmoner rehabilitasyon hizmeti alan vatandaşlar da memnuniyetini dile getirdi. Rehabilitasyon programı için Mudanya’dan Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’ne geldiğini ifade eden hasta Sadık Öztürk, "Bende akciğer tabaka sertleşmesi rahatsızlığı var. 7-8 aydır bu programa katılıyorum. 3 ay Uludağ Üniversitesi’ne gittim. Yaklaşık 4-5 aydır da buraya geliyorum. Sağlık durumum iyiye gidiyor. Sıhhatliyim. Önceki halimle şu anki halim çok farklı. O zamanlar yürüyemiyordum. Şimdi artık yürüyebiliyorum. Rahatım ve buradan çok memnunum" diye konuştu. "Göğüs ağrılarım geçti" 1 yıldır Nilüfer Sağlıklı Hayat Merkezi’nde pulmoner rehabilitasyon programı aldığını belirten KOAH hastası 74 yaşındaki Feyzullah Eyüpoğlu ise, "Uludağ Üniversitesi’nde programa başladım. 3 ay kadar bir eğitim gördüm. Daha sonra beni buraya sevk ettiler. 1 yıldır da buradayım. Biraz iyileştim. Göğsümün ağrıları geçti. Bu şekilde devam ediyoruz. Allah’a şükür iyiyim. Başlarda soluk soluğa kalıyordum. Nefesimi alamıyordum ama şimdi 10 dakika rahatlıkla yapıyorum. Nasip olursa bir süre daha buraya gelip gitmeyi çok isterim" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
10 Mart 2026 Salı- 11:37
Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesine yeni kardiyoloji uzmanı atandı
2
10 Mart 2026 Salı- 10:20
Op. Dr. Karagözoğlu: "Sünnet, uzman hekimler tarafından yapılmalı"
3
10 Mart 2026 Salı- 10:53
Kolon kanseriyle mücadelede erken teşhis hayat kurtarıyor
4
11 Mart 2026 Çarşamba- 09:34
"Glokom belirti vermeden görme kaybına yol açabilir"
5
07 Mart 2026 Cumartesi- 01:15
Erzincan İl Sağlık Müdürlüğü personeline temel ilk yardım eğitimi verildi
10 Şubat 2026 Salı - 09:08
Kaliteli hayat için obeziteye dikkat
Kaliteli yaşamın önemine değinen Prof. Dr. Orhan Şen, "Ömür uzuyor ancak obeziteyle birlikte hareket kabiliyeti azalıyor, diz, kalça ve omurga problemleri başlıyor. Herkese ’harekette bereket vardır’ cümlesini öğretmeliyiz. Kaslar çalıştıkça damarlara pompa görevi yapar, bu sayede beyne giden kan miktarı artar ve unutkanlık azalır" dedi. Yaşam süresinin uzamasında sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaşması, hastalıkların daha erken teşhis edilebilmesi ve bireylerin daha sağlıklı yaşam alışkanlıkları edinmesinin önemli rol oynadığını belirten Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, asıl hedefin sadece uzun yaşamak değil, kaliteli bir hayat sürmek olması gerektiğini vurguladı. Yaklaşık 30 yıl önce ortalama ölüm yaşının 55-60 arasında olduğuna değinen Prof. Dr. Şen, günümüzde bu sürenin oldukça uzadığını ifade ederek, "Ömür uzadı ancak kalite aynı oranda artmadı. Asıl olan sadece ömrü uzatmak değil, sağlıklı ve kaliteli yaşlanmaktır" ifadelerini kullandı. "Obezite en büyük düşman" Obezitenin modern çağın en büyük sorunlarından biri olduğuna dikkat çeken Şen, "Ömür uzuyor ancak obeziteyle birlikte hareket kabiliyeti azalıyor. Hareket kabiliyeti azaldığında diz, kalça ve omurga problemleri başlıyor. Bu durum, uzun yaşanan dönemi kalitesiz hale getiriyor" diye konuştu. Çocuk yaşlardan itibaren hareketli hayatın teşvik edilmesi gerektiğine değinen Şen, "Herkese ’harekette bereket vardır’ cümlesini öğretmeliyiz. Kaslar çalıştıkça damarlara pompa görevi yapar. Bu sayede beyne giden kan miktarı artar ve unutkanlık azalır. Şu anda 55 yaşından itibaren ciddi unutkanlıklar görülüyor. Ömür uzuyor ama kalitesiz bir yaşam ortaya çıkıyor" ifadelerini kullandı. Unutkanlığa karşı spor ve dengeli beslenme Unutkanlığı önlemenin en etkili yolunun spor yapmak olduğunu vurgulayan Şen, tek tip beslenmeden uzak durulması gerektiğini söyledi. Akşam saat 19.00’dan sonra mümkün olduğunca bir şey yenmemesine dikkat edilmesi gerektiğini belirten Şen, "Yaklaşık 14 saatlik açlık süresi, uykuyla birlikte metabolizma ve beyin sağlığı açısından çok faydalıdır. Aralıklarla insülin direnci ve yüksek tansiyon ölçümleri yaptırmak, kişinin kendini kaliteli yaşlanma adına ödüllendirmesi demektir. 75 yaşlarını çok rahat gören, hatta 85 yaşına kadar aktif kalan bireyler var. Unutkanlığı az, hareket kabiliyeti yüksek, hâlâ sahnelere çıkıp şarkı söyleyen kişiler, beslenmeye, harekete, kitap okumaya, seyahat etmeye ve yeni insanlar tanımaya önem verenlerdir" şeklinde konuştu. Kırklı yaşlardan itibaren yeterli gıda alınamadığında ya da emilim bozukluklarında takviye gıdaların kullanılabileceğinin altını çizen Şen, "Ancak bu ürünler mutlaka güvenilir yerlerden alınmalı. Takviye gıdalarını düzenli ve bilinçli kullanan bireyler, daha kaliteli bir yaşlılık dönemi geçiriyor" diyerek sözlerini tamamladı.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 22:19
Gaziantep’te sağlık turizmi ve sıfır atık odaklı istişare
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut ve ekibi, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’i makamında ziyaret etti. Gerçekleştirilen görüşmede Gaziantep’in sağlık turizmi alanındaki yatırım potansiyeli ile birlikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde yürütülen ’Sıfır Atık Projesi’ kapsamında çevresel sürdürülebilirlik, atık yönetimi ve yerel uygulamalar ele alındı. Taraflar, sağlık yatırımlarının çevre duyarlılığı ve sürdürülebilir yönetim anlayışıyla bütünleşmesi yönünde karşılıklı görüş alışverişinde bulunurken, ilerleyen süreçte somut projelere dönüşmesi hedeflenen çalışmalar için iş birliği zemini oluşturdu. Ziyaretin, yerel yönetimler ile sivil toplum kuruluşları arasında çevre ve sağlık odaklı ortak projelere katkı sağlaması hedefleniyor.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 19:18
Tekirdağ’da mobil sigara bırakma aracı hizmete girdi
Yeşilay Tekirdağ Şubesi ve sağlık ekipleri, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü kapsamında stant açarak, vatandaşları sigarayı bırakmaya davet etti. Mobil Sigara Bırakma Poliklinik Aracı da hizmete alındı. Yeşilay Tekirdağ Şubesi ile Süleymanpaşa İlçe Sağlık Müdürlüğü iş birliğinde kurulan stantta vatandaşlara sigara ve elektronik sigaranın zararları anlatıldı. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, YEDAM sosyal hizmet uzmanları ve gönüllüler, sigarayı bırakmak isteyenlere broşür dağıtarak, ücretsiz danışmanlık hizmetleri hakkında bilgi verdi. Program kapsamında Sağlık Bakanlığı Mobil Sigara Bırakma Poliklinik Aracı da düzenlenen törenle faaliyete geçti. Mobil araç sayesinde sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara sahada yerinde hizmet sunulacağı belirtildi. Yeşilay Tekirdağ Şube Başkanı Zafer Soykırlı, YEDAM’ların 7 gün 24 saat ücretsiz hizmet verdiğini hatırlatarak, "Bırakabilirsin" mobil uygulaması ile sigarayı bırakma sürecinde vatandaşlara online destek sağlandığını ifade etti. Daha fazla desteğe ihtiyaç duyanların 115 YEDAM Danışma Hattı’na ulaşabileceği kaydedildi. Stant çalışmasında ayrıca gönüllü vatandaşlara karbonmonoksit ölçümü yapıldı. Değerleri yüksek çıkan vatandaşlar Sigara Bırakma Polikliniklerine ve Yeşilay Danışmanlık Merkezlerine yönlendirildi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 18:06
Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Çelik: "Sigarayı bırakmak için en doğru zaman şimdi"
Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, "Sigarayı bırakmayı ertelemeyin, sağlığınızın sizi mecbur etmesini beklemeyin. Sigarayı bırakmak için en doğru zaman şu andır. Kendiniz ve aileniz için yeni bir başlangıç yapın" dedi. Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde her yıl 9 Şubat’ta tütün kullanımının zararları konusunda toplumsal farkındalık oluşturmak ve sigara kullanan bireyleri bırakmaya teşvik etmek amacıyla kutlanan "Dünya Sigarayı Bırakma Günü" kapsamında bilgilendirme çalışmaları gerçekleştirildi. Gazipaşa İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, sigara kullanımının başta akciğer kanseri olmak üzere birçok kanser türünün yanı sıra kalp ve damar hastalıkları ile KOAH (Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı) gibi ciddi solunum yolu hastalıklarının ortaya çıkmasında en önemli risk faktörlerinden biri olduğunu vurgulayarak, tütün ürünlerinin her yıl milyonlarca insanın sağlığını tehdit ettiğini söyledi. Elektronik sigara, nargile ve ısıtılmış tütün ürünleri dâhil olmak üzere tüm tütün ürünlerinin zararlı olduğuna dikkat çeken Çelik, bu ürünlerin içeriğinde bulunan kanserojen maddelerin ciddi sağlık sorunlarına yol açtığını ifade etti. Tütün dumanına maruz kalmanın güvenli bir düzeyinin bulunmadığını belirten Çelik, kullanım sıklığı arttıkça kanser ve diğer sağlık risklerinin de önemli ölçüde arttığını kaydetti. Tütün kullanımına başlama yaşının giderek düştüğüne dikkat çeken Çelik, tütün kullanan her 10 kişiden 9’unun sigaraya 18 yaşından önce başladığını belirterek, erken yaşta edinilen bu alışkanlığın yaşam boyu süren ciddi sağlık sorunlarına neden olduğunu söyledi. "Sigara bağımlılığı tedavi edilebilir" Sigara bağımlılığının tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizen Dr. Çelik, sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlara devlet tarafından ücretsiz destek sağlandığını vurguladı. Çelik, "Müdürlüğümüze bağlı Sağlıklı Yaşam Merkezleri bünyesinde hizmet veren Sigara Bırakma Poliklinikleri, vatandaşlarımıza hem tıbbi hem de danışmanlık desteği sunmaktadır. Ayrıca ALO 171 Sigara Bırakma Danışma Hattı üzerinden de ücretsiz danışmanlık hizmeti verilmektedir" dedi. Antalya genelinde toplam 34 sigara bırakma polikliniğinin hizmet verdiğini belirten Çelik, Gazipaşa’da da sigara polikliniğinin hafta içi pazartesi günleri mesai saatleri içerisinde hizmet vermeye devam ettiğini ifade etti. "Sağlığınızı ertelemeyin" Sigaranın her anının hem yaşam süresinden hem de insanın sevdikleriyle geçireceği sağlıklı zamanlardan çaldığını vurgulayan Dr. Eşşe Çelik, vatandaşlara şu çağrıda bulundu: "Sigarayı bırakmayı ertelemeyin, sağlığınızın sizi mecbur etmesini beklemeyin. Sigarayı bırakmak için en doğru zaman şu andır. Kendiniz ve aileniz için yeni bir başlangıç yapın." Pazar yerinde farkındalık çalışması 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü etkinlikleri kapsamında Gazipaşa’da pazar yerinde bilgilendirme çalışması yapıldı. İlçe Sağlık Müdürü Dr. Eşşe Çelik, sigaranın zararları ve bireylerin yaşam kalitesi üzerindeki olumsuz etkileri hakkında vatandaşlara bilgi vererek farkındalık oluşturdu.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:24
Edirne’de sigara bağımlılığıyla mücadele anlatıldı
Edirne’de 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü etkinlikleri çerçevesinde sigara bağımlılığıyla mücadeleye dikkat çekildi. Edirne İl Sağlık Müdürlüğü ve Yeşilay Edirne Şubesi ekipleri tarafından Kurtuluş Mahallesi Muhtarlığı’nda bilgilendirme faaliyeti gerçekleştirildi. Etkinlikte, sigaranın insan sağlığı üzerindeki zararları ile bağımlılıktan kurtulma yolları vatandaşlara anlatıldı. Selimiye Sağlıklı Hayat Merkezi’nde görevli Dr. Bekir Tunçer, sigaranın yalnızca akciğer kanserine değil; kalp hastalıkları, inme, böbrek ve damar hastalıklarına da yol açtığını vurguladı. Sigara kullanımının kalp krizi riskini ciddi şekilde artırdığını belirten Dr. Tunçer, günde 10 dal ve üzeri sigara içen kişilerin kalp krizi geçirme riskinin 5 kat arttığını söyledi. Bırakma sürecinde sinirlilik, huzursuzluk ve konsantrasyon güçlüğü gibi yoksunluk belirtilerinin görülebileceğini ifade eden Tunçer, sigara bırakma polikliniklerinden profesyonel destek alınması çağrısında bulundu. Yeşilay Edirne Şubesi Sosyal Hizmet Uzmanı Dilara Akgün Tamer ise tütün bağımlılığıyla mücadelede gizlilik esasına göre ücretsiz destek sağlandığını, 115 YEDAM Danışma Hattı’nın aranmasının yeterli olduğunu belirtti. Yeşilay personeli Esra Güzey de kapalı alanlarda sigara içme ihlallerinin "Yeşil Dedektör" uygulaması üzerinden bildirilebileceğini hatırlattı. Program sonunda katılımcılara bilgilendirici broşürler dağıtıldı. Etkinliğin ardından ekipler mahalledeki kahvehaneleri ziyaret ederek sigarayı bırakmanın önemi konusunda vatandaşlarla birebir görüşmeler yaptı.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 17:22
Adana Müze Kompleksi, Akdeniz Diyabet Akademisi’ne ev sahipliği yaptı
Akdeniz Diyabet Akademisi 7. Toplantısı Adana Müze Kompleksi’nde gerçekleştirildi. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü ve Türkiye Diyabet Vakfı koordinesinde ve birçok sağlık kuruluşlarının işbirliğiyle düzenlenen Akdeniz Diyabet Akademisi 7. Toplantısı, Türkiye ve Orta Doğu’nun en büyük müze kompleksi olan Adana Müze Kompleksi’nde gerçekleştirildi. Toplantının, Adana’nın sağlık turizmi alanındaki vizyonunu ve kültürle entegre edilen özgün organizasyon anlayışını güçlü biçimde ortaya koyduğu ifade edildi. ’Diyabet Tarihle Buluşuyor’ temasıyla hayata geçirilen etkinliğin sağlık, bilim, kültür ve turizmi aynı çatı altında buluşturarak sağlık turizminin çok boyutlu yapısına örnek teşkil ettiği kaydedildi. Aynı gün eş zamanlı olarak 24. GAPDİAB (Güneydoğu Anadolu Diyabet Destek Projesi) ve Adana TEKNODİAB (Teknoloji ve Diyabet) toplantılarının da düzenlenmesiyle Adana, diyabet alanında bölgesel ölçekte önemli bir bilimsel merkez haline geldiği aktarıldı. Toplantılarda diyabet ve diyabet teknolojileri alanındaki en güncel bilimsel gelişmeler, yenilikçi tedavi yaklaşımları ve klinik uygulamalar ele alındı. Endokrinoloji uzmanları, iç hastalıkları uzmanları ve aile hekimlerinin yoğun ilgi gösterdiği organizasyon, 400’ün üzerinde hekimin katılımıyla bölgenin en büyük ve en prestijli diyabet toplantılarından biri olma özelliğini pekiştirdi. "Müzeler, akademik üretime ve tematik turizme ev sahipliği yapıyor" Toplantı, Adana İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru ile Akdeniz Diyabet Akademisi Başkanı ve Türkiye Diyabet Vakfı Yönetim Kurulu Genel Sekreteri Prof. Dr. Okan Bakıner’in açılış konuşmalarıyla başladı. İl Kültür ve Turizm Müdürü Emre Duru, Adana’nın yalnızca tarih ve kültür kenti değil, aynı zamanda sağlık turizmi açısından güçlü ve yükselen bir destinasyon olduğunu vurguladı. Duru, "Müzeler, klasik sergileme alanlarının ötesine geçerek bilimsel toplantılara, akademik üretime ve tematik turizme ev sahipliği yapıyor. Bu, bizim için çok değerli" dedi. Toplantının planlama ve içerik sürecine İl Sağlık Müdürü Uzman Dr. Halil Nacar’ın sağlık turizmine yönelik vizyonu ve katkıları da önemli destek sağladı. Diyabet gibi kronik hastalıklar alanında düzenlenen bu nitelikli bilimsel toplantıların, Adana’nın sağlık turizmi hedeflerine doğrudan katkı sunduğu ifade edilerek Nacar’a teşekkür edildi. Toplantıya ev sahipliği yapan Adana Müze Kompleksi, Türkiye ve Ortadoğu’nun en büyük müze kompleksi olma özelliğini taşırken, koleksiyon çeşitliliğiyle bölgenin en zengin müze yapıları arasında yer aldığı vurgulandı. Tescilli endüstriyel mirasın kamu eliyle müzeye dönüştürüldüğü en büyük yapı olma niteliğini taşıyan kompleksin, çevre dostu ve yeşil bina olarak tasarlanan Türkiye’nin tek kamu müzesi olmasının yanı sıra, açık ve kapalı alanlarıyla ülkenin en geniş etkinlik alanına sahip müze kompleksi olarak dikkat çektiği de ifade edildi. Toplantı kapsamında ayrıca sanat tarihi, tıp tarihi ve sağlık turizmi başlıkları da öne çıktı. Antik dönemlerden günümüze hastalık algısı ve tedavi yaklaşımları müze koleksiyonları ve arkeolojik veriler eşliğinde ele alındı. Bu yönüyle etkinlik, bilimsel içeriği kültürel mirasla buluşturan örnek bir sağlık turizmi organizasyonu olarak değerlendirildi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:55
Kahramanmaraş sağlık turizmiyle bölgesel kalkınmaya hazırlanıyor
Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, Kahramanmaraş’a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında sağlık turizmi yatırımları, bölgesel kalkınma vizyonu ve sürdürülebilir yatırım modelleri üzerine önemli temaslarda bulundu. Ziyaret çerçevesinde Kahramanmaraş Valisi Mükerrem Ünlüer ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel ile ayrı ayrı gerçekleştirilen görüşmelerde ilin sağlık altyapısının güçlendirilmesi, sağlık turizmine yönelik yeni tesis yatırımları, kamu-özel sektör iş birlikleri ve yatırımcılar için oluşturulabilecek stratejik modeller ele alındı. Görüşmelerde, Kahramanmaraş’ın sahip olduğu coğrafi konum, sağlık hizmet kapasitesi ve yatırım potansiyelinin; doğru planlama ve güçlü kurumsal iş birlikleriyle ulusal ve uluslararası sağlık turizmi yatırımları açısından önemli bir cazibe merkezi haline gelebileceği vurgulandı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay Karabulut, ziyaret sonrası yaptığı değerlendirmede sağlık turizmi alanında planlanacak yatırımların yalnızca sağlık hizmetlerini değil, aynı zamanda istihdamı, bölgesel ekonomiyi ve sürdürülebilir kalkınmayı da doğrudan destekleyeceğini ifade etti. Gerçekleştirilen temasların Kahramanmaraş’ta sağlık turizmi odaklı yatırımların hayata geçirilmesine, yatırımcı-kamu iş birliklerinin güçlenmesine ve ilin kalkınma vizyonunun kurumsal zeminde ilerlemesine katkı sağlamasının hedeflendiği belirtildi. SATKOF’un Kahramanmaraş’ın sağlık turizmi ve bölgesel kalkınma hedeflerine yönelik her türlü yapıcı projede kamu kurumları ve yerel yönetimlerle iş birliğini kararlılıkla sürdüreceği ifade edildi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:46
Nöroloji Uzmanı Sayman: "Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir"
Uluslararası Epilepsi Günü nedeniyle açıklama yapan Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görevli Nöroloji Uzmanı Dr. Ceyhun Sayman, epilepsi hastalığı, tedavi yöntemleri, belirtileri ve epilepsi ile yaşayan bireylerin günlük hayatta karşılaştıkları sorunlara dikkat çekti. Sayman ’’Unutulmamalıdır ki farkındalık, tedavinin ve sağlıklı bir toplumun en önemli parçalarından biridir’’ dedi. Epilepsinin farklı türlerde nöbetlerle kendini gösterdiğini belirten Uzm. Dr. Sayman, "Uluslararası Epilepsi Günü, epilepsi hastalığına yönelik farkındalık oluşturmak, halkı hastalık yönetimi konusunda bilgilendirmek ve epilepsi ile yaşayan bireylere destek olmak amacıyla her yıl şubat ayının ikinci pazartesi günü düzenlenmektedir. Epilepsi, dünya genelinde her yaş grubunu etkileyebilen, doğru tanı ve uygun tedavi ile büyük oranda kontrol altına alınabilen kronik bir nörolojik hastalıktır. Ancak hastalığın kendisinden çok, toplumda var olan yanlış bilgiler, önyargılar ve damgalanma, epilepsi ile yaşayan bireylerin yaşam kalitesini olumsuz etkilemektedir" dedi. Epilepsi hastalarına sunulan sağlık hizmetleri Hastane bünyesinde epilepsi hastalarına sunulan sağlık hizmetleri hakkında da bilgi veren Nöroloji Uzmanı Dr. Sayman, "Hastanemiz Epilepsi Polikliniği’nde, Prof. Dr. Burak Yuluğ ve Doç. Dr. Şeyda Çankaya öncülüğünde asistan hekimlerimizle birlikte yaklaşık bir yıldır Alanya ve çevre ilçelerden başvuran hastalarımıza aktif olarak hizmet vermekteyiz. Polikliniğimizde epilepsinin tanı, tedavi ve izlem süreçleri güncel bilimsel rehberler doğrultusunda yürütülmekte, her hastaya özel, bütüncül bir yaklaşım benimsenmektedir. Amacımız yalnızca nöbet kontrolünü sağlamak değil, aynı zamanda hastalarımızın sosyal yaşamlarını, eğitim süreçlerini, çalışma hayatlarını ve psikolojik iyi oluşlarını desteklemektir" ifadelerini kullandı. Epilepsiye ilişkin yanlış inanışlara da değinen Dr. Sayman, "Epilepsi bulaşıcı bir hastalık değildir. Zekâ geriliği ile eş anlamlı değildir. Epilepsi hastaları uygun tedavi ile eğitimlerine devam edebilir, çalışabilir, evlenebilir ve toplumun her alanında aktif olarak yer alabilirler. Doğru bilginin yaygınlaşması, erken tanı ve düzenli tedavi kadar önemlidir. 9 Şubat Dünya Epilepsi Farkındalık Günü vesilesiyle toplumun tüm kesimlerini epilepsi hakkında doğru bilgi edinmeye, önyargılardan uzak durmaya ve epilepsi ile yaşayan bireylere destek olmaya davet ediyorum. Unutulmamalıdır ki farkındalık, tedavinin ve sağlıklı bir toplumun en önemli parçalarından biridir’’ şeklinde konuştu.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:36
Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"
Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığında elektronik sigaraya başvurulma sürecine ilişkin, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığının sürdürülebilir yeni bir formudur" şeklinde uyarılarda bulundu. Sigaranın yalnızca bir alışkanlık olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığının beyindeki haz merkezini etkileyen biyolojik ve uzun soluklu bir hastalık olduğunu vurguladı. Sigaranın kadın ve erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilediğini belirten Atagun; bağımlılığın seyrinin de buna bağlı olarak değiştiğini söyledi. Erkeklerde sigara bağımlılığının daha çok madde bağımlılığı şeklinde ilerlediğini dile getiren Atagun, stresli ve öfke dolu anlarda sigaranın bir rahatlama aracı olarak kullanıldığını aktardı. "Sigara kadınlarda çoğu zaman duygusal bir bağ" Bağımlılığın biyolojik bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Atagun, cinsiyetler arasındaki farkı şu sözlerle dile getirdi: "Erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilerken, kadınlarda daha farklı merkezlerini etkiler. Yani erkeklerde aslında maddeye karşı bir bağımlılık vardır. Mesela iş ortamında yaşadığı öfke, stres ya da trafikte yaşadığı bir öfkelenmeyle ilgili olarak erkek; sigara yakarak bu durumu toparlamaya çalışıyor. Ama kadınlarda daha duygusal bir altyapı var. Daha rahatlamadan ziyade onu bir dert ortağı olarak görüyor. Burada duygusal mekanizmalar devreye girdiği için erkeklerde nikotin replasman tedavileri ve diğer ilaç tedavileri daha işe yararken, kadınlarda mutlaka psikososyal destekle beraber tedavinin sürdürülmesi gerekir." "Elektronik sigara kullanan gençlerde akciğer sönmesini çok sık görmekteyiz" Elektronik sigaranın bir kurtuluş yolu olmadığını belirten Atagun, özellikle buhar içeriğinin zararları noktasında, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığı hastalığının sürdürülebilir yeni bir formudur. Bu teknolojik firmaların ürettiği yeni dönemde karşımıza çıkan çok büyük bir tehlikedir. Özellikle elektronik sigara kullanan genç hastalarımda pnömotoraks dediğimiz akciğer sönmesi hastalığını çok sık görmekteyiz. Bir diğer yandan sonuçta ısıtılmış bir buharla nikotin, ağır metallerin de olduğu, kanserojen maddelerin de eklendiği bir dizi buhar içeriğini içimize çekmiş oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Tamamen sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli" Sigaranın bırakıldığı andan itibaren vücudun hızla onarıma geçtiğini kaydeden Atagun, süreci şöyle özetledi: "Tamamen bir insan sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli. Ama ilk 24 saatte kalp krizi riski bile azalıyor. Bundan sonra peşi sıra ilk haftalardan sonra nefes darlığı, sekresyon, bunların hepsi düzelmeye başlıyor. Hasta daha güzel soluk alıp verebiliyor. Tat alma mekanizmaları, koku mekanizmaları devreye tekrar giriyor. Aslında hastanın hayat enerjisi yeniden geliyor." "Mücadeleyi bırakmayın, polikliniklere başvurun" Son olarak sigara bağımlılığının sonucunun ağır hastalıklar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Pınar Atagun, "Uzun vadede akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) var. Hayatınızın son dönemlerini sürünerek, ilaçlarla, acil kapılarında geçirmek istemiyorsanız sigarayı bırakmak için mutlaka sigara bırakma polikliniklerine başvurunuz. Bir kere denedik olmadıysa bir daha denemeliyiz. Mutlaka bu süreci tamamlamalıyız" dedi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:33
Yaklaşık 40 yıldır içtiği sigarayı 1 haftada bıraktı
Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz, yaklaşık 40 yıldır bağımlısı olduğu ve günde 3 paket içtiği sigarayı 1 haftada bırakan 58 yaşındaki Nevzat Karaca’ya plaket takdim etti. İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince ’Koruyucu Sağlık Hizmetleri’ kapsamında kent genelinde çalışmalar yapılıyor. Bu çerçevede Delikli Taş Aile Sağlığı Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği’nde verilen hizmetlerden yararlanan çok sayıda vatandaş sigarayı başarıyla bıraktı. Bu vatandaşlardan birisi olan Nevzat Karaca, yaklaşık 40 yıldır bağımlısı olduğu ve günde 3 paket içtiği sigarayı aldığı destek sayesinde 1 hafta gibi çok kısa bir sürede bıraktığını söyledi. Vali Dr. Erdinç Yılmaz, 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü sebebiyle Demirci ve sigarayı bırakan diğer vatandaşlarla bir araya gelerek plaket takdimi gerçekleştirdi. "Günde 3 paket sigara içiyordum" Sigarayı nasıl bıraktığını anlatan Nevzat Karaca, "Sağlık Bakanlığı’nın verdiği hapı 1 hafta kullandım, o iş bitti. Şu anda sigara içmiyorum. Yaklaşık 2 aydır hiç sigara kullanmıyorum. Artık kendimi iyi hissediyorum, suyun ve uykunun bile tadını alıyorum. Vatandaşlara da çağrım, bir an önce sigarayı bıraksınlar. Sigaranın hiçbir getirisi yok, her gün götürüsü var. Benim sigarayı bırakmamla kendi yeğenlerimden 4 kişi daha bıraktı. Çevremdeki insanlar da sigarayı bırakmaya devam ediyorlar, ben onları örnek oldum" dedi. "Artık sağlık problemi yaşamıyorum" Yaklaşık 30 yıldır kullandığı sigarayı bırakan 46 yaşındaki Ergün Akkaya, "Sigarayı bırakma sürecimde ilk olarak eşim sağlıkla hayat merkezleriyle iletişime geçti. Burada sigara bırakma polikliniği olduğunu duymuş, bana tavsiye etti. Ben de oraya başvurdum, doktorlarımız ve sağlık personelimizin yardımlarıyla sigarayı bıraktım. Yaklaşık 2 aydır hiç sigara kullanmıyorum. Gayet rahatım, artık sağlık problemi yaşamıyorum. Göğsüm sıkışıyordu, artık o hiç olmuyor. Koku olmuyor, ağız tadım yerine geldi. Kaliteli bir hayat sürüyorum, mutluyum. Herkese de sigarayı bırakmalarını tavsiye ederim" şeklinde konuştu. "Kanser hastalığının yüzde 90’ının sebebi sigara" Eskişehir Valisi Dr. Erdinç Yılmaz ise şunları söyledi: "Sigaranın dostluğu yok, sigara en sinsi düşman. Bu sinsi düşmandan bir an evvel kurtulmanız lazım. Kanser hastalığının yüzde 90’ının sebebi sigara. Alışınca bağımlılık yapıyor ama hiçbir şey bizim canımızdan daha kıymetli değil. Hadi diyelim kendi canınızı düşünmedik, bizi sevenleri düşünelim. Bize ihtiyaçları olan eşimiz, çocuğumuz, annemiz, babamız, yakınlarımız var. Onları düşünmeliyiz çünkü bu öldürüyor, bunu biliyoruz. Dolayısıyla ben bütün vatandaşlarımıza ve hemşehrilerimize diyorum ki sigarayı hemen bırakalım." Program sonunda Vali Yılmaz, sigarayı bırakan vatandaşlarla toplu hatıra fotoğrafı çekindi.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:32
Hisarcık’ta 9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü’ne özel farkındalık standı
Kütahya’nın Hisarcık ilçesinde "9 Şubat Sigarayı Bırakma Günü" kapsamında farkındalık standı kuruldu. Toplum Sağlığı Merkezi tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda açılan standa vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Etkinlikte sağlık personelleri, sigaranın zararları, bırakma süreci ve sunulan sağlık hizmetleri hakkında bilgilendirme yaparak broşür dağıttı. Sigarayı bırakmak isteyen vatandaşlar ise İlçe Devlet Hastanesinde hizmet veren sigara bırakma polikliniğine yönlendirildi. Yetkililer, her yıl milyonlarca insanın sigaraya bağlı hastalıklar nedeniyle hayatını kaybettiğine dikkat çekerek, standın amacının toplumda farkındalık oluşturmak ve sigarayı bırakmak isteyen vatandaşları tıbbi destek alabilecekleri birimlere yönlendirmek olduğunu belirtti.
09 Şubat 2026 Pazartesi - 16:22
Doç. Dr. Atagun bağımlılığa karşı uyardı: "Elektronik sigara bırakma yolu değil, bağımlılığın yeni formudur"
Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göğüs Hastalıkları ve Tüberküloz Uzmanı Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığında elektronik sigaraya başvurulma sürecine ilişkin, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığının sürdürülebilir yeni bir formudur" şeklinde uyarılarda bulundu. Sigaranın yalnızca bir alışkanlık olarak görülmesinin büyük bir yanılgı olduğunu belirten Doç. Dr. Pınar Atagun, sigara bağımlılığının beyindeki haz merkezini etkileyen biyolojik ve uzun soluklu bir hastalık olduğunu vurguladı. Sigaranın kadın ve erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilediğini belirten Atagun; bağımlılığın seyrinin de buna bağlı olarak değiştiğini söyledi. Erkeklerde sigara bağımlılığının daha çok madde bağımlılığı şeklinde ilerlediğini dile getiren Atagun, stresli ve öfke dolu anlarda sigaranın bir rahatlama aracı olarak kullanıldığını aktardı. "Sigara kadınlarda çoğu zaman duygusal bir bağ" Bağımlılığın biyolojik bir süreç olduğunu ifade eden Doç. Dr. Atagun, cinsiyetler arasındaki farkı şu sözlerle dile getirdi: "Erkeklerde beynin farklı merkezlerini etkilerken, kadınlarda daha farklı merkezlerini etkiler. Yani erkeklerde aslında maddeye karşı bir bağımlılık vardır. Mesela iş ortamında yaşadığı öfke, stres ya da trafikte yaşadığı bir öfkelenmeyle ilgili olarak erkek; sigara yakarak bu durumu toparlamaya çalışıyor. Ama kadınlarda daha duygusal bir altyapı var. Daha rahatlamadan ziyade onu bir dert ortağı olarak görüyor. Burada duygusal mekanizmalar devreye girdiği için erkeklerde nikotin replasman tedavileri ve diğer ilaç tedavileri daha işe yararken, kadınlarda mutlaka psikososyal destekle beraber tedavinin sürdürülmesi gerekir." "Elektronik sigara kullanan gençlerde akciğer sönmesini çok sık görmekteyiz" Elektronik sigaranın bir kurtuluş yolu olmadığını belirten Atagun, özellikle buhar içeriğinin zararları noktasında, "Kesinlikle elektronik sigaralar sigarayı bırakmak için bir yol değildir; aksine nikotin bağımlılığı hastalığının sürdürülebilir yeni bir formudur. Bu teknolojik firmaların ürettiği yeni dönemde karşımıza çıkan çok büyük bir tehlikedir. Özellikle elektronik sigara kullanan genç hastalarımda pnömotoraks dediğimiz akciğer sönmesi hastalığını çok sık görmekteyiz. Bir diğer yandan sonuçta ısıtılmış bir buharla nikotin, ağır metallerin de olduğu, kanserojen maddelerin de eklendiği bir dizi buhar içeriğini içimize çekmiş oluyoruz" ifadelerine yer verdi. "Tamamen sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli" Sigaranın bırakıldığı andan itibaren vücudun hızla onarıma geçtiğini kaydeden Atagun, süreci şöyle özetledi: "Tamamen bir insan sigarayı bıraktım demek için 12 ay geçmeli. Ama ilk 24 saatte kalp krizi riski bile azalıyor. Bundan sonra peşi sıra ilk haftalardan sonra nefes darlığı, sekresyon, bunların hepsi düzelmeye başlıyor. Hasta daha güzel soluk alıp verebiliyor. Tat alma mekanizmaları, koku mekanizmaları devreye tekrar giriyor. Aslında hastanın hayat enerjisi yeniden geliyor." "Mücadeleyi bırakmayın, polikliniklere başvurun" Son olarak sigara bağımlılığının sonucunun ağır hastalıklar olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Pınar Atagun, "Uzun vadede akciğer kanseri ve kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) var. Hayatınızın son dönemlerini sürünerek, ilaçlarla, acil kapılarında geçirmek istemiyorsanız sigarayı bırakmak için mutlaka sigara bırakma polikliniklerine başvurunuz. Bir kere denedik olmadıysa bir daha denemeliyiz. Mutlaka bu süreci tamamlamalıyız" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder