Son Dakika
|
Muhittin Böcek'i oğlu Gökhan Böcek etkin pişmanlıktan yararlandı!
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
Baba ve oğlunu öldüren kanser hastası yaşlı adam tahliye edildi
Ankara’da yaşlı adamı ağır yaralayıp parasını gasp eden saldırgan tutuklandı
Bakan Gürlek'ten flaş açıklamalar: ''İBB Davasında ifadesini geri çeken kimse yok''
Önünü kestiği yaşlı adamın parasını çalıp öldüresiye darp etti
Kübra Yapıcı cinayetinde yeni gelişme!
Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı
Bingöl’de kayıp emekli öğretmen derede ölü bulundu
Endonezya’da yolcu otobüsü ile akaryakıt tankeri çarpıştı: 16 ölü, 4 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Profesör açıkladı: "Hantavirüs, kemirgenlerden bulaşıyor"
Bakan Kurum: "Üretim hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"
Yol ortasındaki hindi kavgası trafiği durdurdu
İngiltere: "3 Britanyalı, hantavirüse yakalandı"
Trendyol Süper Lig’de 33. hafta heyecanı
Kağıthane’de metrobüs yangını!
İran: "ABD’nin teklifini değerlendirmeyi sürdürüyoruz"
SAĞLIK
Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52:35
Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:08
Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu
Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından, "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü öncesinde gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda anne ve çocuk sağlığına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken, sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyum kapsamında ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, toplantıda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’ni tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var." "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasın önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir, anne sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle, annenin sesi de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu açıklayan Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek, tabi ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" ifadelerini kullandı. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Artık içerisinde olanlar ispat edildi ki bunun bir mucize besin olduğunu biliyoruz. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe de o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu. (DLR-
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:02
Konya’da Dünya Çölyak Günü etkinliği
9 Mayıs Dünya Çölyak Günü dolayısıyla Konya İl Sağlık Müdürlüğünce çölyak hastaları ve aileleriyle etkinlik düzenlendi. Konya Şehir Hastanesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen programda, çölyak hastalarının yaşadığı sorunlara dikkat çekilirken, toplumsal farkındalığın artırılmasının önemi vurgulandı. Etkinlikte, çölyak hastalığıyla yaşayan bireylerin günlük hayatta karşılaştığı zorluklar ele alındı. Programda konuşan Konya Şehir Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Mustafa Cüneyt Çiçek, "Çölyak hastalığında en etkili tedavi yöntemi ömür boyu glütensiz beslenmektir. Bu durum yalnızca çocuklarımız için değil, aileler için de ciddi bir yaşam düzeni anlamına gelmektedir. Bu süreçte çocuklarımızın yanında olmak, onların sosyal hayatta desteklemek, toplum olarak bilinçli davranmak hepimizin sorumluluğundadır" dedi. Sadece çocuklar için değil, glütenli beslenmeden herkesin uzak durması gerektiğini belirten İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da, "Aslında biz burada çocuklarımız değil, kendimizi eğitmemiz, kendimizin de sağlıklı beslenmeye olan inancını değiştirmemiz gerekiyor. Çocuklar burada önümüzü açan bir nefer ama bizlerin de aslında bu glüten belasından biraz daha kendimizi uzak tutmamız sağlığımız açısından gayet önemli" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
07 Mayıs 2026 Perşembe- 15:13
DAKAF’26’da Lokman Hekim Van Hastanesi gençlerin kariyer hedeflerine ışık tuttu
2
08 Mayıs 2026 Cuma- 14:44
Sağlık Bakanlığı: "(Hantavirüs) Ülkemizde henüz pozitif vaka tespit edilmemiştir"
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
4
07 Mayıs 2026 Perşembe- 13:13
Dünyada bir ilk: Güven Hastanesi yapay zeka destekli mobil MR sistemini ameliyatta kullanıma sundu
5
07 Mayıs 2026 Perşembe- 10:13
Maarifin kalbinde marifetli gençlik tansiyon ölçtü
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:58
Yaz hastalıkları çocukları hedef alıyor
Yaz aylarında artan sıcaklık ve dış ortamda geçirilen sürenin uzamasıyla birlikte çocuklarda sıcak çarpması, enfeksiyon ve travma gibi sağlık sorunları sıklaşıyor. Uzmanlar, ebeveynleri bu dönemde daha dikkatli olmaları konusunda uyarıyor. Yaz aylarında çocuklarda sıcak çarpması, mide, bağırsak ve idrar yolu enfeksiyonları, böcek ısırıkları, kulak iltihapları ve travma riskine karşı ebeveynleri dikkatli olmaları konusunda uyaran uzmanlar, güneşe korunmasız çıkmanın, kirli gıda ve su tüketiminin, hijyen eksikliğinin ve açık alanlardaki dikkatsizliklerin bu hastalıkları tetiklediğine dikkat çekti. Uzmanlar, çocukların düzenli takibi ve koruyucu önlemlerin artırılması gerektiğini belirtti. Çocukluk çağında yaz hastalıklarının çeşitli sınıflar altında değerlendirilebildiğini belirten Necmettin Erbakan Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç, "Burada yaz mevsiminin getirdiği özellikler dikkate alınmalı. Çocukların yaz mevsiminde okullarının tatil olması, nispeten daha fazla sıcağa ve ısı enerjisine maruz kalmaları, daha açık kıyafetler giymeleri sebebiyle hastalıklar çeşitlenebilmektedir. Burada en birinci olarak aklımıza gelmesi gereken hastalık sıcak çarpması. Güneşin enerjisini yüksek yoğunlukla hissettiğimiz zaman dilimlerinde sıcak çarpmalarıyla daha fazla karşılaşabiliyoruz. Özellikle de küçük çocukların sıcak çarpmalarından daha fazla etkilendiğini söylemek mümkün" dedi. "Mide ve bağırsak enfeksiyonları bu dönemde daha fazla görülür" Güneşin dik açıyla geldiği zaman dilimlerinde çocukların korunaksız, uzun süreler güneş ışığına maruz kalması veya güneş ışığı altındayken yüksek aktiviteler göstermesi, oyunlar oynaması gibi sebeplerin sıcak çarpmasına yol açabildiğini söyleyen Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç, "Mide ve bağırsak enfeksiyonları yine bu dönemde daha fazla görülür. Hem hastalıkların tabiatı gereği hem de bu dönemde çocukların evden daha çok dışarıda zaman geçiriyor olmaları, hijyen kurallarına yeteri kadar riayet edilememesine ve çocukların bir şekilde fekal-oral yol dediğimiz bulaş yoluyla kirlenmiş gıdaları ve suları daha fazla tüketme ihtimali ile ortaya çıkıyor. Tabii ki okulların tatil olmasıyla beraber seyahatlerin fazlalaşması da burada bir tesir oluşturabiliyor. Bunlarla beraber özellikle de mide ve bağırsak enfeksiyonlarıyla kusmalar, ishaller hem terlemeyle, hem de bu kusma ve ishallerle vücuttan olan sıvı kayıplarının fazlalaşması, dehidratasyon dediğimiz sıvı eksilmesi sorunlarına da yol açabiliyor. Bu da ciddi bir problem olarak karşımıza çıkıyor" şeklinde konuştu. "Göz önünde bulundurulması gereken en önemli meselelerden birisi travmalar" Böcek ısırıklarının, böceklerin yaz mevsiminde biraz daha fazla popülasyonunun artması ve çocukların daha çok dışarıda zaman geçirerek böceklerle daha yakın temas halinde bulunma ihtimaline karşı görülebildiğini ifade eden Kılıç, "Özellikle de riskli bölgelerde Kırım Kongo Kanamalı Ateşi gibi hastalıklar açısından bu büyük bir risk taşımakta. Ebeveynlerin çocukların vücutlarını muhakkak gün içerisinde her gün diyelim yakından izlemesi, takip etmesi, böcek ısırığı olduğunu gördüğü, şüphelendiği durumlarda sağlık kuruluşlarına başvurması önem arz edebiliyor. Kulak enfeksiyonları yine bu dönemde daha sık oluyor. Özellikle de tatil yörelerinde çocukların havuzlara ve denizlere, özellikle de havuzlara, yani temizliği yeterince sanitasyonu yeterince iyi sağlanamamış havuzlara girmeleri, dalmaları sebebiyle dış kulak yolu ve orta kulak enfeksiyonlarının daha sık olduğunu görüyoruz. Bu hususlarda kulak tıpaları koruyucu olabilir. Havuzların temizliğine dikkat edilmesi faydalı olabilir. Yine tabii göz önünde bulundurulması gereken en önemli meselelerden birisi travmalar. Yaz mevsiminin gelmesiyle, havaların ısınmasıyla, evlerin de sıcaklarının artmasıyla balkonların, camların açık unutulduğu veya açık geçirilen zamanların daha fazla olduğunu söylemek mümkün olabiliyor. Bu durumlarda özellikle de yürümeye yeni başlamış, etrafı keşfetmeye meyilli olan çocuklarımızın düşmeleri, düşmelere bağlı travmaları, ölümle sonuçlanan, sakatlıkla sonuçlanan ağır meselelerle karşı karşıya gelmemize sebebiyet verebiliyor. Bu hususta da çok dikkatli olunması gerekiyor" diye konuştu. Doç. Dr. Ahmet Osman Kılıç sözlerini şöyle tamamladı: "Bir diğer husus da yine idrar yolu enfeksiyonları. Çocukların bu havuz ve benzeri yerlerde suya girmeleri, serinlemek için veya tatil amaçlı girmeleri özellikle de suların temizliğinin iyi olmadığı dönemlerde veya sular yeteri kadar iyi, temiz olsa bile ıslak mayolarla, ıslak çamaşırlarla uzun süre vakit geçirmek idrar yolu enfeksiyonları açısından da risk oluşturabilmektedir. Bütün bunlar yaz mevsiminde çocukların sık karşılaştığı problemler arasında sayılabilir. Ebeveynlerin yakın gözetimi, takibi, sıcak zamanlarda çocukları dışarı çıkarmamaları, temiz sulara çocukların sokulması hususunda dikkat gösterilmesi, camların, balkonların kapalı olmasının, çocuk kilidi kullanılmasının önemi, yine dışarıda bisiklet kazaları veya buna benzer kazalardan korunması amacıyla kişisel koruyucu ekipmanların çocuklarda muhakkak ısrarla devam ettirilmesi ve uygulanması tedbirler arasında sayılabilir. Çocuklarımızın sağlığını koruyabilmek açısından yaz mevsimi de kış mevsimi de riskler barındırıyor ama yaz mevsiminde ebeveynlerin biraz daha fazla dikkat ederek gözetimini sürdürmesinin yararlı olacağı inancındayım."
21 Temmuz 2025 Pazartesi - 09:54
Bakan Işıkhan, 12 ilacın geri ödeme listesine alındığını duyurdu
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, tamamı yerli üretim olmak üzere 12 ilacın geri ödeme listesine alındığını açıkladı. Bakan Işıkhan sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun düzenlemesiyle tamamı yerli üretim olmak üzere 12 ilacın daha geri ödeme listesine alındığını duyurdu. Işıkhan, "İlaçların hastalarımıza şifa olmasını temenni eder, vatandaşlarımıza sağlıklı bir ömür dilerim" ifadelerine yer verdi.
20 Temmuz 2025 Pazar - 21:40
Yalova’da sünnet düğününde tavuklu pilav yiyen 100 kişi hastanelik oldu
Yalova’nın Çınarcık ilçesine bağlı Teşvikiye beldesinde sünnet düğününde tavuklu pilav yiyen 100 davetli, gıda zehirlenmesi şüphesiyle hastanelere kaldırıldı.
20 Temmuz 2025 Pazar - 17:06
Karya Farma HBX AR-GE’den yeni nesil doğal şifa projesi: Tuz Odası, doğayla bütünleşik konseptte hayata geçirilecek
Ge, doğayla bütünleşik konseptte tuz odası hayata geçirecek proje hazırladığını duyurdu. Tabiatın kalbinde, özel olarak tasarlanmış konsept bir şifa alanında kurulacak olan ‘Tuz Odası Projesi’nin klasik tuz terapilerinden çok daha fazlasını sunacağı belirtildi. Başta kronik solunum yolu rahatsızlıkları (astım, bronşit, KOAH) olmak üzere cilt hastalıkları (egzama, sedef, enfeksiyonlar) ve uyku problemleri yaşayanların tedavisinde kullanılan tuz odası projesinin bugüne kadar uygulanan tuz odası projelerinden farklı olduğunu kaydeden HBX Ar-Ge Kurucusu Hakan Başlık, "Çankırı kaya tuzu, HBX-2371 formülasyonu, renk terapisi, müzik frekansları, doğal ışık sistemleri ve buhar difüzyonu ile entegre çalışarak hem fiziksel hem de zihinsel iyileşmeyi hedefleyen tamamen yenilikçi ve bütüncül bir sistem olacak. Kurulacak özel şifa odasında: Negatif iyon yayan Çankırı kaya tuzu blokları, HBX-2371 buhar teknolojisi, doğal taş zeminler ve ağaçlarla çevrili ortam, şifa frekanslarıyla uyumlu müzikler ve renk terapisi yer alacak. Bu sistem, klasik spa veya kapalı terapi alanlarından farklı olarak tamamen doğayla iç içe, yüksek frekanslı bir şifa alanı olacak" dedi. HBX Ar-Ge’nin patentli molekülü olan HBX-2371, antibakteriyel, antivirütik, antimikotik, antiparazitik ve antikanser etkileriyle tanındığını ve projede bu sistemi kullandıklarını kaydeden Başlık, "Projede bu molekül, düşük doz buhar şeklinde tuz odasına entegre edilerek, doğal bağışıklık sistemini destekleyecek bir atmosfer oluşturacak. Kronik solunum yolu rahatsızlıkları, cilt hastalıkları, uyku problemleri, bağışıklık düşüklüğü ve detoks ihtiyacı olan bireylerin tedavisinde kullanılacak. Şifa arayanlara dört duvar değil, doğanın kucağında bilimsel ve frekanssal bir alan sunuyoruz. Bu özel şifa odasının ilk kurulumu, doğayla uyumlu mimariyle tasarlanmış bir alanda, tamamen özgün bir mimari ve biyofrekans tasarımıyla gerçekleştirilecek" diyerek proje ile sağlık turizmi ve alternatif terapi alanında Türkiye’ye yeni bir soluk getirmeyi hedeflediklerini söyledi. Türkiye’nin kalbinden çıkan Çankırı kaya tuzunun, yalnızca sofra için değil, sağlık için de eşsiz bir kaynak olduğunu belirten Karya Farma HBX Ar-Ge ekibinden Kimyager ve Nefes Eğitim Uzmanı Aslı Aktaş, "Saf yapısı ve ağır metal içermemesiyle öne çıkan bu tuz, özellikle solunum yolları üzerinde bilimsel olarak kanıtlanmış faydalar sunuyor. Tuz terapi odalarında havaya yayılan ince tuz parçacıkları solunduğunda, akciğerlere kadar ulaşıyor. Bu parçacıklar mukusu inceltiyor, iltihabı azaltıyor, bakterileri baskılıyor ve bronşları doğal yoldan temizliyor. Astım, bronşit, sinüzit gibi rahatsızlıklarda hastaların nefes kalitesini artırdığı klinik verilerle destekleniyor" dedi.
20 Temmuz 2025 Pazar - 14:07
Motor yatta rahatsızlanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Fethiye ilçesi açıklarında seyreden motor yatta rahatsızlanan vatandaş Sahil Güvenlik ekiphleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Fethiye ilçesi açıklarında seyreden motor yatta rahatsızlanan vatandaş için yardım çağrısı yapıldı. Yapılan yardım çağrısı üzerine bölgeye sevk eadilen Sahil Güvenlik botu, rahatsızlanan vatandaşı bota alarak 112 ambulans ekiplerine teslim etti.
20 Temmuz 2025 Pazar - 13:24
Türkiye’de nadir uygulanan yöntemle hayata tutundu
Safra yolu tıkanıklığı bulunan Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde Türkiye’de nadir uygulanan manyetik kompresyon yöntemiyle hayata tutundu. İzmir’de yaşayan 64 yaşındaki Ömer Özkan, 2019 yılında geçirdiği canlı vericili karaciğer nakli sonrasında sessizce ilerleyen ciddi bir komplikasyonla karşı karşıya kaldı. Nakilden yıllar sonra safra yollarında gelişen tıkanıklık Özkan’ın hayatını tehdit eder duruma gelmeye başladı. Ancak Türkiye’de çok az sayıda merkezde uygulanan yenilikçi bir yöntem sayesinde Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi geçirdiği başarılı ameliyat ile hayata tekrar tutundu. Ömer Özkan’ın gerçek anlamda tam bir meydan okuma hastası olduğunu belirten İzmir Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Memiş, "Hayati tehlike oluşturacak derecede ciddi ve kompleks bir hastaydı. Bu kadar zor bir hastanın klasik yöntemlerle tedavi edilmesinin mümkün olmadığını bilerek, klasik yaklaşımların tamamen dışında bir yöntem uygulandı. Dünyada yalnızca çok az ileri gelişmiş merkezde uygulanabilen, mıknatıs kullanılarak hem endoskopik hem de girişimsel perkütan işlemlerin hibrit olarak bir arada kullanıldığı bir yöntem tercih edildi. Bu hastada kullanılan tüm materyaller mikro teknolojik malzemelerdi. Mikro teknolojik materyaller sayesinde arkadaşlarımız, çok zor bir hastada büyük bir başarı elde ettiler. En büyük hayalimiz, gelecekteki bu yakın dönemde, nanoteknolojik nanorobotları ileri düzey hücre cerrahisi alanında kullanabilir hale gelmek. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu tedavi, işte bu hayale giden yolda atılmış en önemli ve büyük adımlardan biridir" dedi. 48 saate mıknatıslar birbirine yapıştı Sarılık ve kaşıntı şikayetleri nedeniyle Ömer Özkan’ın kendilerine başvurduğunu belirten İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji uzmanı Doç. Dr. Ferit Çelik, "Hastamız, 2019 yılında canlıdan karaciğer nakli yapılan bir vakaydı. Yaptığımız değerlendirmede, hastanın kendi safra yolu ile takılan karaciğer arasındaki bütünlüğün sağlanamadığını gördük. Canlıdan karaciğer nakli yapılan olgularda, bu şekilde anastomoz darlığı adı verilen problemler dünyada yaklaşık yüzde 20 oranında, yani her 5 vakadan birinde görülmektedir. Bu nedenle, tekrar bir safra yolu ile ince bağırsak arasında bağlantı (anastomoz) yapılması gerekiyordu. Alternatif olarak ise dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanan magnet (mıknatıs) yöntemi kullanılabilirdi. Bu yöntemi tercih ederek darlık bölgesine bir mıknatıs yerleştirdik. 48’inci saatin sonunda mıknatısların birbirine yapıştığını gözlemledik. Mıknatıslar, safra yollarında birleşerek o bölgede bir delik oluşturmuştu. Bu işlemle birlikte safra akışının yavaş yavaş başladığını gördük. Daha sonra girişimsel radyoloji birimiyle birlikte hastayı tekrar işleme aldık. Takılan mıknatıslar, ’ere cephe’ yöntemi ile çıkarıldı. Ardından, girişimsel radyoloji ve bizim tarafımızdan darlık bölgesi genişletilerek bu bölgeye üç adet stent yerleştirildi. Sonuç olarak, hastamızın safra yolu bütünlüğünü yeniden sağlamış olduk" ifadelerini kullandı. Dünyada çok az merkezde uygulanıyor Ömer Özkan’a uygulanan mıknatıs yönteminin Türkiye’de sayılı birkaç merkezde; dünyada ise çok az merkezde yapılan bir işlem olduğunu söyleyen İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan, "Bu gibi vakalarda, dünyada ender kullanılan manyetik kompresyon yöntemini Ferit Hocamızla birlikte eşzamanlı olarak uyguladık. Buradaki amacımız, safra bağlantısı olmayan kesimin, her iki mıknatısın çekme kuvveti ile birbirine bağlanmasını sağlamaktı. Bu yöntemi uyguladıktan sonra, yaklaşık iki hafta içinde safra yolları birbiriyle bağlandı. Ardından, yine ortak randevu yöntemiyle ve ortak bir operasyonla, bağlantı sağladığımız bölgeye başarılı bir şekilde stent uyguladık. Bu sayede hastamız, karaciğerini kaybetmekten kurtuldu. Vücutta herhangi bir yara, bere veya kesi bırakmadan, minimal invaziv yöntemlerle başarıya ulaştığımız için çok mutluyuz. Hastanemizde, bu ve buna benzer birçok işlemi gerek girişimsel radyoloji olarak gerekse diğer bilim dallarıyla birlikte başarıyla uygulamaktayız" diye ekledi. "6 aylık ömrüm kalmıştı" Yapılan başarılı ameliyat ile sağlığına kavuşan Ömer Özkan ise, "2-3 sene önce karaciğer değerlerimde bozulmalar oluyordu, ancak bu durum yaklaşık bir ay sürüyor ve değerlerim tekrar düzeliyordu. Mart 2025’te ikinci kez hastaneye başvurduğumda, karaciğer ve safra yollarımın tıkalı olduğunu doktorum ultrasonla inceleyerek bana söyledi. Hemen ardından bilgisayarlı tomografi çekildi. Safra yollarımda tama yakın darlıklar oluştuğu, safranın atılamadığı ve karaciğer değerlerimin gün geçtikçe yükseldiği ifade edildi. Ancak ben bu riski kabul ettim. Hocalarım da bu riski alarak tüm uzmanlıklarını, bilgi ve becerilerini kullanarak üç operasyonla beni bugün hayata döndürdüler. Eğer o işlemler yapılamasaydı, belki de sadece 6 aylık ömrüm kalmıştı, dediler. Beni bugünlere getirdiler, hepsine minnettarım" ifadelerini kullandı.
20 Temmuz 2025 Pazar - 12:45
Türkiye’de nadir uygulanan yöntemle hayata tutundu
Safra yolu tıkanıklığı bulunan Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde Türkiye’de nadir uygulanan manyetik kompresyon yöntemiyle hayata tutundu. İzmir’de yaşayan 64 yaşındaki Ömer Özkan, 2019 yılında geçirdiği canlı vericili karaciğer nakli sonrasında sessizce ilerleyen ciddi bir komplikasyonla karşı karşıya kaldı. Nakilden yıllar sonra safra yollarında gelişen tıkanıklık Özkan’ın hayatını tehdit eder duruma gelmeye başladı. Ancak Türkiye’de çok az sayıda merkezde uygulanan yenilikçi bir yöntem sayesinde Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi geçirdiği başarılı ameliyat ile hayata tekrar tutundu. Ömer Özkan’ın gerçek anlamda tam bir meydan okuma hastası olduğunu belirten İzmir Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü ve Girişimsel Radyoloji uzmanı Prof. Dr. Ahmet Memiş, "Hayati tehlike yaratacak derecede ciddi ve kompleks bir hastaydı. Bu kadar zor bir hastanın klasik yöntemlerle tedavi edilmesinin mümkün olmadığını bilerek, klasik yaklaşımların tamamen dışında bir yöntem uygulandı. Dünyada yalnızca çok az ileri gelişmiş merkezde uygulanabilen, mıknatıs kullanılarak hem endoskopik hem de girişimsel perkütan işlemlerin hibrit olarak bir arada kullanıldığı bir yöntem tercih edildi. Bu hastada kullanılan tüm materyaller mikro teknolojik malzemelerdi. Mikro teknolojik materyaller sayesinde arkadaşlarımız, çok zor bir hastada büyük bir başarı elde ettiler. En büyük hayalimiz, gelecekteki bu yakın dönemde, nanoteknolojik nanorobotları ileri düzey hücre cerrahisi alanında kullanabilir hale gelmek. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu tedavi, işte bu hayale giden yolda atılmış en önemli ve büyük adımlardan biridir" dedi. 48 saate mıknatıslar birbirine yapıştı Sarılık ve kaşıntı şikayetleri nedeniyle Ömer Özkan’ın kendilerine başvurduğunu belirten İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji uzmanı Doç. Dr. Ferit Çelik, "Hastamız, 2019 yılında canlıdan karaciğer nakli yapılan bir vakaydı. Yaptığımız değerlendirmede, hastanın kendi safra yolu ile takılan karaciğer arasındaki bütünlüğün sağlanamadığını gördük. Canlıdan karaciğer nakli yapılan olgularda, bu şekilde anastomoz darlığı adı verilen problemler dünyada yaklaşık yüzde 20 oranında, yani her 5 vakadan birinde görülmektedir. Bu nedenle, tekrar bir safra yolu ile ince bağırsak arasında bağlantı (anastomoz) yapılması gerekiyordu. Alternatif olarak ise dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanan magnet (mıknatıs) yöntemi kullanılabilirdi. Bu yöntemi tercih ederek darlık bölgesine bir mıknatıs yerleştirdik. 48’inci saatin sonunda mıknatısların birbirine yapıştığını gözlemledik. Mıknatıslar, safra yollarında birleşerek o bölgede bir delik oluşturmuştu. Bu işlemle birlikte safra akışının yavaş yavaş başladığını gördük. Daha sonra girişimsel radyoloji birimiyle birlikte hastayı tekrar işleme aldık. Takılan mıknatıslar, "ere cephe" yöntemi ile çıkarıldı. Ardından, girişimsel radyoloji ve bizim tarafımızdan darlık bölgesi genişletilerek bu bölgeye üç adet stent yerleştirildi. Sonuç olarak, hastamızın safra yolu bütünlüğünü yeniden sağlamış olduk" ifadelerini kullandı. Dünyada çok az merkezde uygulanıyor Ömer Özkan’a uygulanan mıknatıs yönteminin Türkiye’de sayılı birkaç merkezde; dünyada ise çok az merkezde yapılan bir işlem olduğunu söyleyen İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan, "Bu gibi vakalarda, dünyada ender kullanılan manyetik kompresyon yöntemini Ferit Hocamızla birlikte eşzamanlı olarak uyguladık. Buradaki amacımız, safra bağlantısı olmayan kesimin, her iki mıknatısın çekme kuvveti ile birbirine bağlanmasını sağlamaktı. Bu yöntemi uyguladıktan sonra, yaklaşık iki hafta içinde safra yolları birbiriyle bağlandı. Ardından, yine ortak randevu yöntemiyle ve ortak bir operasyonla, bağlantı sağladığımız bölgeye başarılı bir şekilde stent uyguladık. Bu sayede hastamız, karaciğerini kaybetmekten kurtuldu. Vücutta herhangi bir yara, bere veya kesi bırakmadan, minimal invaziv yöntemlerle başarıya ulaştığımız için çok mutluyuz. Hastanemizde, bu ve buna benzer birçok işlemi gerek girişimsel radyoloji olarak gerekse diğer bilim dallarıyla birlikte başarıyla uygulamaktayız" diye ekledi. "6 aylık ömrüm kalmıştı" Yapılan başarılı ameliyat ile sağlığına kavuşan Ömer Özkan ise "2-3 sene önce karaciğer değerlerimde bozulmalar oluyordu, ancak bu durum yaklaşık bir ay sürüyor ve değerlerim tekrar düzeliyordu. Mart 2025’te ikinci kez hastaneye başvurduğumda, karaciğer ve safra yollarımın tıkalı olduğunu doktorum ultrasonla inceleyerek bana söyledi. Hemen ardından bilgisayarlı tomografi çekildi. Safra yollarımda tama yakın darlıklar oluştuğu, safranın atılamadığı ve karaciğer değerlerimin gün geçtikçe yükseldiği ifade edildi. Ancak ben bu riski kabul ettim. Hocalarım da bu riski alarak tüm uzmanlıklarını, bilgi ve becerilerini kullanarak üç operasyonla beni bugün hayata döndürdüler. Eğer o işlemler yapılamasaydı, belki de sadece 6 aylık ömrüm kalmıştı, dediler. Beni bugünlere getirdiler, hepsine minnettarım" sözlerini kullandı.
20 Temmuz 2025 Pazar - 10:57
Prof. Dr. Özkan: "Periodontitis, KOAH ve zatürre riskini artırıyor"
Uzman Diş Hekimi ve Çene Cerrahı Prof. Dr. Birkan Taha Özkan, diş eti hastalıklarının yalnızca ağızla sınırlı kalmadığını, ciddi sistemik hastalıklara da zemin hazırladığını vurgulayarak, "Özellikle ileri evre diş eti hastalığı olan periodontitis, solunum sistemi üzerinde yıkıcı etkilere yol açabiliyor" dedi. "Ağızda başlayan bir iltihap, tedavi edilmezse akciğerlerde KOAH ve zatürre gibi ciddi hastalıklarla sonuçlanabilir," diyen Özkan, bu tabloya karşı erken tanı ve etkili tedavinin önemine dikkat çekerek şöyle devam etti: "Periodontitis Nedir? Periodontitis, diş etleriyle birlikte onu destekleyen çene kemiğinin de iltihaplandığı kronik bir hastalıktır. Genellikle fark edilmeyen ancak ilerledikçe, diş eti çekilmesi, dişlerde sallanma, ağız kokusu ve çiğneme zorluğu gibi semptomlarla kendini gösterir. Ancak bu sorun yalnızca ağız içinde kalmaz; iltihaplı hücreler sistemik dolaşıma karışarak vücut genelinde kronik inflamasyona neden olabilir. Diş eti ceplerinde biriken bakteriler solunum yoluyla akciğerlere ulaşabilir. Bu durum, akciğer dokusunda bağışıklık sisteminin aşırı tepkisine ve doku yıkımına yol açar. Periodontitisli bireylerde KOAH gelişme riski yüzde 10 artıyor. Zatürre riski ise yüzde 30’a kadar yükseliyor. Türk Toraks Derneği’nin 2023 verilerine göre, KOAH hastalarının yüzde 62’sinde şiddetli diş eti hastalığı görülmüştür. Özellikle yaşlı bireyler, bağışıklık sorunu yaşayanlar ve kronik akciğer hastaları bu tablodan daha fazla etkilenmektedir. Aşağıdaki bulgular varsa yalnızca ağız sağlığı değil, akciğer sağlığı da tehdit altında olabilir. Diş fırçalarken kanama, sürekli ağız kokusu, diş eti çekilmesi, dişlerde sallanma veya aralanma, çiğnerken dişlerde güçsüzlük" Özkan, tedavi yöntemini ise şöyle sıraladı: "zel El Aletleri ile Diş Taşı Temizliği ve Parlatma: Hastanın diş yüzeyinde birikmiş sertleşmiş bakteri plaklarının ve diş taşlarının, özel el aletleri ( kretuar) yardımıyla diş minesine ve diş etlerine zarar vermeden hassas bir şekilde temizlenmesini kapsar. Bu işlem, tedavinin ilk basamağını oluşturur ve iltihabın azaltılmasına yardımcı olur. Diş taşı temizliği iltihabı yüzde 47 azaltır. Subgingival Küretaj (Kapalı Kürtaj): Diş taşı temizliği ve parlatma işleminin ardından Kapalı cerrahi küretaj yapılır. Diş eti altına yerleşmiş bakteri kolonileri, lokal anestezi altında özel hassas küretlerle temizlenir. Bu sayede periodontal ceplerin içi tamamen arındırılır ve dişeti iyileşmesi başlatılır. Açık Cerrahi Küretaj (Flap Operasyonu): Hastalığın ileri evrelerinde uygulanır, öncelikle diş eti cerrahi olarak aralanır; dişeti altı, çene kemiği yüzeyi ve diş kök aralarındaki iltihabi kötü dokuların tümünden arındırılması heeflenir. Bu iltihabi kötü dokular ağaç kurtlarına benzer ve bu kötü dokular hiç kalmayacak şekilde temizlenir. Çene kemiğinin törpülenmesi ve şekillendirilmesi çene kemik kaybını %63 önlüyor. Son olarak dişeti yeniden şekillendirilerek dikiş atılarak güzel iyileşmesi sağlanır. Bu teknikle hem iltihap kontrol altına alınır, çene kemik erimesi durdururlu, çene kemiği oluşumu tetiklenir ve dişeti sağlıklı hale gelir. Kök Yüzey Düzleştirmesi: Açık Cerrahi Küretaj operasyonu sırasında, dişeti aralandıktan sonra açığa çıkan diş kök yüzeylerindeki bakteriler kazınır. Bu sayede çene kemik oluşumu yeniden tetiklenerek dişetinin diş kök yüzeyine daha sıkı sarması sağlanır, bu sayede diş taşı plak oluşumunun da önüne geçilmiş olur. Dişeti estetiği operasyonu: Açık Cerrahi Küretaj operasyonuyla dişeti altındaki iltihabi kötü dokular alındıktan sonra kısmi bir dişeti çekilmesi beklenir. Bu olağan bir durumdur. Dişeti kısmen çekilir, gül kurusu pembe sağlıklı dişeti elde edilir, dişeti dişi daha sıkı sarar. Dişeti çekilmesinin estetik görünümüne kavuşması için da Açık Cerrahi Küretaj Operasyonunu takiben Estetik Dişeti Operasyonu aynı seansta yapılır. Estetik Dişeti Operasyonuyla, dişetleri dişlerin arasında belirgin bir şekilde yerini alması ki bu sayede diş ve dişetinin bütünlük içinde ve dişlerin de tane tane estetik görünümü sağlanır." Özkan tedavinin başarısının yalnızca klinik müdahaleye değil, hastanın alışkanlıklarına da bağlı olduğunu ifade ederek, "Sigara kullanımı bırakılmalı. Her öğün sonrası dişler fırçalanmalı, ara yüz temizliği ihmal edilmemeli Şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınılmalı. Bağışıklığı destekleyen beslenme programı uygulanmalı. Bilimsel veriler ışığında, başarılı tedaviler sonrası: KOAH alevlenmeleri yüzde 28, Zatürre riski yüzde 34 oranında azalıyor" dedi. Özkan, iltihabın küçünsenmemesi gerektiğini belirterek "Ağzınızdaki iltihabı küçümsemeyin, O iltihap, bir gün akciğerinize ulaşabilir. Periodontitis sadece diş kaybına değil, hayatı tehdit eden solunum hastalıklarına da neden olabilir. Gecikmeden diş hekiminize başvurun" diye konuştu.
20 Temmuz 2025 Pazar - 10:17
Siirt’te kuduz şüphesi üzerine bir köyde hayvan hareketleri kısıtlandı
Siirt’in Kurtalan ilçesinin Toytepe köyünde, bir inekte kuduz şüphesinin görülmesi üzerine hayvan hareketlerine kısıtlama getirildi. Kurtalan Kaymakamlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, serbest veteriner hekim tarafından Toytepe köyündeki bir inekte kuduz şüphesi tespitine ilişkin yapılan ihbar üzerine Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile İl Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı ekiplerince köyde inceleme yapıldığı belirtildi. Yapılan kontrolde kuduz şüphesi bulunan hayvanın karantinaya alındığı ve öldüğünün tespit edildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Şüpheli hayvandan alınan numuneler, Elazığ Fırat Üniversitesi Veteriner Kontrol Enstitüsü’ne gönderilmiştir. Burada yapılacak analizler sonucu kesin tanı konulacaktır. Görevli ekiplerimizce köy halkına gerekli bilgilendirmeler yapılmış, dezenfeksiyon amacıyla kullanılmak üzere ilaç temin edilmiştir. İl Sağlık Müdürlüğü’ne bağlı Halk Sağlığı Başkanlığınca, kuduz şüpheli hayvanla teması olan vatandaşlarımıza önleyici tedavi uygulanmış olup semptom ve bulgular açısından yakın takipleri sürdürülmektedir. İlgili mevzuat kapsamında, köy içerisinde hayvan hareketlerine yönelik kısıtlamalar getirilmiştir. Gelişmelerden kamuoyu ayrıca bilgilendirilecektir."
20 Temmuz 2025 Pazar - 09:50
Yaz aylarında çocukları bekleyen tehlikeler
Hava sıcaklıkları günden güne artıyor. Yaz mevsimi çocuklar için tatil ve eğlence anlamına gelse de, yaz hastalıkları bu dönemi sıkıntılı hale getirebiliyor. Güneş ışınlarının ve çeşitli çevresel faktörlerin etkisiyle yaz mevsiminde çocuklar çeşitli hastalıklara yakalanabilir. Medicana Sağlık Grubu Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, yaz aylarında çocukların dışarıda daha fazla zaman geçirdiğini ve aşırı sıcaktan olumsuz etkilenebildiklerini söyleyerek ebeveynleri uyardı. Medicana Bursa Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, özellikle 6 ayın altındaki bebeklerde güneş çarpmasına dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Güneş çarpması durumunda ateş, halsizlik, kusma ve bilinç kaybı görülebilir. Ayrıca güneşin zararlı ultraviyole ışınlarından dolayı deri kanseri riski de artmaktadır. D vitamini eksikliğinde, haftada en az 2 kez saat 10.00-16.00 arasında yüz ve kolların güneş koruyucu sürülmeden 10-15 dakika direkt gün ışığına maruz bırakılması önerilir. Ancak yaz mevsiminde güneş ışınlarının dik geldiği 11.00-15.00 saatleri arasında direkt güneşe maruziyetten kaçınılmalıdır. Hijyen ve sıvı tüketimi hayati önem taşıyor Yaz aylarında terleme nedeniyle insan vücudunda aşırı sıvı kaybı olur. Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, sıvı kaybını bol su içerek ve sıvı tüketerek yerine koymanın önemini vurguladı ve şunları ekledi: "Kullanılan su ve sıvı kaynaklarına dikkat edilmelidir. Kaynağı belli olmayan içme sularından ve bu sularla yıkanan meyve ve sebzelerden tifo, paratifo, ishaller, viral hepatit (hepatit A) gibi hastalıklar ortaya çıkabilir. Özellikle piknik alanlarında sulara insan ve hayvan dışkısı karışmış ise su, gözle görülemeyen mikroplarla kirlenir ve bağırsak enfeksiyonlarına neden olur. Yaz aylarında ishal vakalarında ciddi artış yaşandığını belirten Dr. Yılmaz, "İshalin en önemli nedeni kirli su ve gıdalardır. Temiz su kullanımı, meyve-sebzelerin iyi yıkanması ve açıkta satılan yiyeceklerden kaçınılması gerekir. Ayrıca ishal durumunda çocuklara bol sıvı verilmeli, gerekirse ağızdan sıvı tedavisi uygulanmalıdır." Temizliği iyi yapılmayan havuzların dış kulak yolu iltihabı, idrar yolu enfeksiyonu ve göz iltihaplarına neden olabileceğini vurgulayan Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, çocukların havuza girmeden önce mutlaka duş alması gerektiğini, kulak tıkacı ve yüzücü gözlüğü kullanımının ise koruyucu olabileceğini ifade etti. Böcek sokmaları ve seyahat hastalıkları da unutulmamalı Yaz aylarında sık görülen böcek ve sinek sokmalarında enfeksiyon riski taşıyan durumlara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, uzun giysilerle koruma sağlanabileceğini belirtti. Ayrıca yurtdışına seyahat eden ailelerin dönüşte çocuklarda görülebilecek ateş ve enfeksiyon belirtilerine karşı hazırlıklı olmaları gerektiğini ifade etti. Yılmaz ayrıca, ‘’Gelişmekte olan ülkelere seyahat sonrası, çocuklarda yüzde 8 oranında tıbbi tedaviye ihtiyaç duyulmaktadır. Seyahat sonrası çocuklarda en sık görülen hastalık belirtisi ateştir. Enfeksiyonların çoğu alt solunum yolu enfeksiyonu, üriner enfeksiyon veya orta kulak enfeksiyonudur. Seyahat enfeksiyonlarında yüzde 21 oranında sıtma, yüzde 15 oranında yolculuk diyaresi, yüzde 6 oranında denge ateşi ve yüzde 2 oranında tifo görülebilmektedir. Seyahat edilecek bölgeye göre önceden önlem alınmalı ve aşılamalar tam yapılmalıdır. El hijyenine özellikle dikkat edilmelidir’’ dedi. Basit önlemlerle sağlıklı bir yaz geçirmek mümkün Aşırı sıcaklarda serinlemek için kullanılan klimalardan olumsuz etkilenmemek adına klima filtrelerinin temizliğinin zamanında yapılması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Cansu Yılmaz, klima çarpmasını engellemek için yazın klimayı 23-26 dereceye ayarlamayı önerdi. Yaz aylarında çocukların sağlığını korumak için ebeveynlerin dikkat etmesi gereken birçok önemli nokta bulunmaktadır. Güneş çarpmasından korunma, sıvı kaybını önleme, seyahat sonrası sağlık kontrolleri ve klima kullanımına dikkat edilmesi, çocukların yaz mevsimini sağlıklı geçirmelerine yardımcı olacaktır. Sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir yaz tatili için ailelerin bu önlemleri dikkate almaları gerektiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Cansu Yılmaz, çocukların hem keyifli hem de sağlıkla dolu bir yaz geçirmesi için farkındalık oluşturmanın önemine dikkat çekti.
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 18:27
Mudanya İlçe Sağlık Müdürlüğüne Dr. Yunuz Arslan Atandı
Mudanya İlçe Sağlık Müdürlüğü görevine, Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcısı Dr. Yunuz Arslan atandı. 1973 yılında Artvin’in Yusufeli ilçesinde doğan Arslan, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunu olup, Esenyurt Üniversitesi’nde Sağlık Yöneticiliği alanında yüksek lisans yaptı. Meslek hayatına 2000 yılında İstanbul’da başlayan Arslan, Bursa’da Çekirge Devlet Hastanesi’nde, işyeri hekimliği ve ilkyardım eğitmenliği gibi görevlerde bulundu. Ardından Gürsu İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Toplum Sağlığı Merkezi Başkanlığı yapan Arslan, 2015’te Bursa Halk Sağlığı Müdür Yardımcılığı, 2017’den itibaren de Bursa İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkan Yardımcılığı görevini yürüttü. Evli ve üç çocuk babası olan Dr. Yunuz Arslan, Mudanya’daki yeni görevine başlarken Mudanya Devlet Hastanesi yöneticileri tarafından ziyaret edilerek kendisine hayırlı olsun dilekleri iletildi.
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 14:35
Yaz aylarında makyaja dikkat
Memorial Kayseri Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Çağdaş Koç, yazın terlemelerden dolayı ciltte kuruluk oluştuğunu söyleyerek, "Yaz aylarında yapılan ağır makyajlar gözenekleri tıkayarak akne sorunlarına neden oluyor" dedi. Yazın makyaja çok dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Memorial Kayseri Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Çağdaş Koç, "Ağı makyaj cildin üzerinde bir tabaka oluşturur. Yaz aylarında da terlemelerimiz çok fazla oluyor. Böyle olduğu zaman ciltte komedon, akne dediğimiz cilt hastalıklarını daha sık görmekteyiz. Yazın terlememiz arttığı için su kaybımız da çok fazla. Ona bağlı olarak da esas siyah noktalarımız, gözeneklerimiz kapanıyor. Burada da akne ve komedon oluşumunu daha sık görüyoruz. O yüzden yaz aylarında belki özel günlerde makyajımızı yapabiliriz ama bunu çok da günlük uygulamamaya dikkat etmeliyiz. Özel günlerde yapalım ve yapıldıktan sonra da cilt temizliğimizi çok güzel yapmalıyız. Güzel temizleyicilerle cildimizi temizleyip nemlendirmeye özen göstermeliyiz. Bizim bazı serumlarımız var. Glikolik asitli, retinoik asitli, hyaluronik asitli dediğimiz. Bunlardan hangilerini tercih etmeliyiz konusunda da özellikle glikolik asitli ve retinoik asitli serumlar soyucu özelliği olan ürünler. Biz bunları sadece gece yatarken kullanabiliriz. Eğer hassasiyetimiz varsa yaz aylarında yine bunları çok kullanmamayı öneriyoruz. Eğer bir sıkıntımız yoksa sadece gece yatarken kullanılabilir. Gündüzleri de güneş koruyucularına dikkat edilebilir. Bunun dışında da niacinamide var, hyaluronik asit var, azelaik asit var. Bunların güneşle etkileşiminde sıkıntı yok. Güneş koruyucularını kullandıkları müddette bu ürünleri de kullanabilirler" dedi. Koç, yazın cilt sağlığı için nemlendirmenin önemli olduğunu söyleyerek, "Yazın terleme ile birlikte cildimiz kuruyor siyah noktalarımızla birlikte ve akne daha sık görülüyor. Böyle durumlarda akne tedavilerine başlamamız gerekebilir. Yazın özellikle güneş koruyucularımızı daha da arttırmalıyız. Kışın belki güneşe çok maruz kalmadığımız için koruyucuları daha az kullanabiliyoruz ama yaz aylarında bunu arttırmamız gerekiyor. Özellikle dış ortamdayken 2 saatte bir güneş koruyucumuzu kullanmalıyız. Güneş gözlüklerimizi, şapkamızı dikkatli kullanmaya çalışalım. Bunlar dışında da cilt nemlendirmeye çok dikkat edelim. Cilt tipimize göre de nemlendirici tercih etmeliyiz" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder