SAĞLIK - 06 Mayıs 2026 Çarşamba 16:35

Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor

A
A
A
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor

Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi.


Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi.


"Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu.


Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu.


Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi.


Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.


Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Ankara Adalet Bakanı Gürlek: "Rojin, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız, biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" Adalet Bakanı Akın Gürlek, Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarıyla bir araya geldi. Bakan Gürlek, "Rojin, hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz" dedi. Adalet Bakanı Akın Gürlek, 2024 yılında Van’da hayatını kaybeden üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş’in babası Nizamettin Kabaiş, annesi Aygül Kabaiş ve ailenin avukatları ile Adalet Bakanlığı’nda bir araya geldi. Adalet Bakanı Gürlek, Rojin Kabaiş’in ölümü ile ilgili olayın çözülmesi için Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığının devreye girdiğini belirterek, "Daire Başkanlığında biz soruşturma yapmıyoruz, bunun altını çiziyorum. Buradaki arkadaşlarımızın hepsi tecrübeli, ceza hukukunda uzman arkadaşlar, alanında uzman. Dosyalara ayrı bir gözle bakıyoruz. Özellikle savcımızla irtibatta kalıyoruz, aileler ve avukatla irtibatta kalıyoruz. Yeni bir delil varsa özel bir ekip kurulması gerekiyorsa, mesela Tunceli için özel bir ekip kurduk, burası için de daraltılmış baz için bakalım. Bizim soruşturma yetkimiz yok ama biz teknik olarak orada soruşturma yapan makamı destekliyoruz. Devletin bu olayla ilgilendiğini, sonuna kadar gidilmesi gerektiğini ailelerimize hissettiriyoruz" dedi. Rojin’in telefonu incelenecek Soruşturmayla ilgili ailenin ve avukatların görüşlerini dinleyen Bakan Gürlek, olayın çözülmesi için devlet olarak her türlü imkanla çalışıldığını kaydetti. Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların dile getirdiği daraltılmış baz çalışması için teknik imkan varsa bakılacağını kaydetti. İspanya’ya gönderilen Rojin’in telefonunun Çin’e de gönderileceğini ifade eden Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların taleplerini dinledi. "Sonuna kadar üzerine gideceğiz" Tüm delillerin tekrar inceleneceğini ve daraltılmış baz kayıtlarının isteneceğini vurgulayan Bakan Gürlek şöyle konuştu: "Hayatının baharında gelecekleri, umutları, hayalleri yarım kalmış bir genç kızımız. Biz devlet olarak bu işin sonuna kadar üzerine gideceğiz. Biz üzerimize ne düşüyorsa yapmaya çalışıyoruz. Bu birimin kuruluş amacı da bu. Özellikle faili meçhul kalmış cinayetlerde sonuna kadar gitmek. Rojin kardeşimiz hayatının baharında gencecik kızcağızken, tam olay belli değil cinayet mi, intihar mı? Bunu çözmemiz lazım. Bizim zaten konumuz bu, savcılığın bunun tespitini yapması lazım. İntihar ya da cinayet. Siz aile olarak cinayet olduğunu düşünüyorsunuz. Tabii bu konuda bütün hususların en ince noktaya kadar araştırılması lazım." Kendi eşinin de Vanlı olduğunu ifade eden Bakan Gürlek, aileyle yakından ilgilenerek, devletin yapabileceği ne varsa yerine getirileceğini vurguladı. "Devletimize, adalete güveniyoruz" Baba Nizamettin Kabaiş de Bakan Gürlek’e kendilerine gösterdikleri ilgi ve verdikleri destek için teşekkür ederek, "Biz her zaman güveniyoruz, devletimize, size, adalete. Çok umutluyuz" dedi. Kabaiş, "Kızım çok masumdu" diyerek, olayın faillerinin tespit edilmesini istedi. Görüşmenin sonunda Bakan Gürlek, ailenin ve avukatların dikkat çektiği hususların titizlikle ilgili daire tarafından da inceleneceğini söyledi. Görüşmede Adalet Bakan Yardımcısı Can Tuncay, Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürü Hazım Aslancı ve Ceza İşleri Genel Müdür Yardımcısı Ömer Demirci de yer aldı. Van Yüzüncüyıl Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü birinci sınıf öğrencisi olan Rojin Kabaiş, Van’da 27 Eylül 2024’te kaybolmuş, Kabaiş’in cesedi 18 gün sonra Van Gölü’nün Molla Kasım köyü sahilinde bulunmuştu. İlk incelemede vücudunda kesici veya ateşli silah yarasına rastlanmadığı ve kemik kırığı bulunmadığı tespit edilmişti. Van Cumhuriyet Başsavcılığı olayla ilgili soruşturmaya devam ediyor. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca üzerinde çalışılan dosyalar arasında yer alan Rojin Kabaiş’in ölümüyle ilgili incelemeler de devam ediyor.
Kastamonu Kastamonu’da Yerel Kalkınma Hamlesi Programı yatırımcılara anlatıldı Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından Türkiye genelinde uygulamaya konulan ve her il için dört yatırım konusunu kapsayan Yerel Kalkınma Hamlesi Programı ile Yeni Teşvik Sistemi hakkında kapsamlı bilgilerde toplantısı yapıldı. 2026 Yılı Yerel Kalkınma Hamlesi Programı kapsamında Kastamonu Valiliği ile Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) iş birliğinde yatırımcılara sunulan destekler, fırsatlar ve yatırım konularına ilişkin bilgilendirme toplantısı düzenlendi. Kastamonu Valisi Meftun Dallı başkanlığında gerçekleştirilen bilgilendirme toplantısı, KUZKA Toplantı Salonu’nda yapıldı. Toplantıda Yerel Kalkınma Hamlesi Programı’nın temel hedefleri, sunulan destek unsurları ile başvuru sürecine ilişkin detaylar yatırımcılarla detaylı olarak paylaşıldı. Program çerçevesinde, öne çıkan öncelikli yatırım alanları ve Kastamonu’ya özel fırsat başlıklarının yer aldığı toplantıda, yatırımcılara süreç boyunca sağlanacak rehberlik ve destek mekanizmaları aktarıldı. "15 Mayıs’a kadar başvuruda bulunabilirsiniz" Toplantının açılışında konuşan KUZKA Genel Sekreteri Mehmet Akif Eraslan, yeni teşvik sisteminin yerel kalkınma perspektifiyle kurgulanmış önemli bir model olduğunu belirterek, "Türkiye yüzyılı hamlesinde teşvik sisteminde verilecek desteklerle bir konjonktür değişikliğine gidildi. Bu kapsamda Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü, 81 ilde her bir ilin öne çıkan rekabetçi üstünlüğe sahip olduğu konularda özel süper teşvikler uygulamalarına başvuruyor. Bu dönemde de ilimizin azami sürede azami şekilde yararlanması amacıyla bu bilgilendirme toplantılarına sıklıkla yapıyoruz. Bu yıl ağaç ve orman ürünlerinden katma değer ürün üretimi ve doğa temelli turizm yatırımı, entegre mermer işleme tesisi ve katma değer ürünlerle ilgili yatırımlar ve tarımsal ürünlerden katma değerli ürün üretimi konularında özel teşvik uygulamasına gidiliyor. 15 Mayıs’a kadar başvuruda bulunabilirsiniz" şeklinde konuştu. "Kastamonu’yu yatırımcılar için bir cazibe bölgesine dönüştürmek mecburiyetindeyiz" Toplantıda konuşan Vali Meftun Dallı ise, "Yatırımcıyı ilimize davet etmek bir tohum ekmekse yatırım yeri, o tohumun yeşereceği topraktır. Bizler toprağı hazır etmeden, yatırımcıdan hasat bekleyemeyiz. Sanayi yatırımlarındaki yer tahsisi sorununu yeni OSB’lerimiz ve genişleme sahalarımızla sistematik olarak çözüyoruz. Kastamonu’nun can damarı olan turizm yatırımlarında ciddi bir alan sıkıntısı çekiyoruz. Orman varlığımızın yoğunluğu hepinizin malumu. Bu noktada iş, yerel yönetimlerimize düşmektedir. Belediyelerimizden acil beklentim turizm promosyonu yapabilmemiz için hukuki pürüzleri giderilmiş, altyapıya uygun ’turizm arsaları’ üretmeleridir. Bu salondaki tüm Kaymakamlarımızdan ve Belediye Başkanlarımızdan net bir talebim var. İlçelerinizdeki yatırıma uygun alanları standart bir formata kavuşturun. Bu veriler KUZKA Yatırım Destek Ofisimizde toplanacak ve Kastamonu’nun ’Yatırım Yeri Envanteri’ oluşturulacak. Kapımıza gelen yatırımcıya ’Şu ilçemizde, şu metrekare, şu altyapıya sahip yerimiz hazır’ diyebilmeliyiz. Bürokratik hızı artırmak ve Kastamonu’yu yatırımcılar için bir cazibe bölgesine dönüştürmek mecburiyetindeyiz" "Demir yolu için analiz çalışmasına başladık" Konuşmaların ardından Kastamonu Yatırım Destek Ofisi Koordinatörü Özgür Yücel Yakar da program kapsamında sunulan destekler, başvuru süreçleri ve yatırım alanlarına ilişkin teknik bilgilendirme sunumunu yaptı. Yakar, "Bu programın en önemli özelliği, Türkiye Teşvik Sistemi’nde teknoloji hamlesi gibi, savunma sanayi başta olmak üzere pek çok katma değeri yüksek alanlara tanınan teşvikler, aynı oranda yerel kalkınma hamlesine tanınıyor. Mermer işleme hariç olmak üzere, hepsi aynı zamanda hedef yatırımlar kapsamında desteklenen yatırımlar. Aynı yatırımı, ağaç orman ürünlerine katma değerlerini üretmek isteyen bir yatırımcı, hemen hedef yatırımlardan, bu teşviklerden yararlanabilir. Ama aradaki fark, teşvik unsurlarının hem sayısında hem kendi içindeki oranlarında gizli olması. KDV istilası ve günlük muafiyeti her ikisinde de var, onda bir sıkıntı yok. Ama en önemli fark kurumlar vergisi indiriminde. Burada yerel kalkınma hamlesi yüzde 50 oranında desteklenirken, hedef yatırımda bu oran yüzde 20’ye kadar düşüyor. İşveren hissesinde 8 yıllık bir dönem var. Bu yerel kalkınma hamlesinin kendi içindeki en önemli özelliği de Türkiye’nin neresinde olursa olsun aynı teşvik unsurlarından faydalanıyor" şeklinde konuştu. Kastamonu’nun demiryolu ihtiyacıyla ilgili çalışma yaptıklarını söyleyen Yakar, "Sayın valimizin liderliğinde analitik çalışma yapalım kararı aldık. Bölgemizin demiryolu ihtiyacını analiz etmeye, yük analizini incelemeye başladık. Yakında mevcut yüklerin ne kadar yükü var, ne kadar demiryollarına entegre edebilirler konusunu test eden bir anketi hayata geçiriyor olacağız" diye konuştu. Başvurular, 15 Mayıs 2026 tarihine kadar devam edecek.