SAĞLIK - 20 Temmuz 2025 Pazar 13:24

Türkiye’de nadir uygulanan yöntemle hayata tutundu

A
A
A
Türkiye’de nadir uygulanan yöntemle hayata tutundu

Safra yolu tıkanıklığı bulunan Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi’nde Türkiye’de nadir uygulanan manyetik kompresyon yöntemiyle hayata tutundu.


İzmir’de yaşayan 64 yaşındaki Ömer Özkan, 2019 yılında geçirdiği canlı vericili karaciğer nakli sonrasında sessizce ilerleyen ciddi bir komplikasyonla karşı karşıya kaldı. Nakilden yıllar sonra safra yollarında gelişen tıkanıklık Özkan’ın hayatını tehdit eder duruma gelmeye başladı. Ancak Türkiye’de çok az sayıda merkezde uygulanan yenilikçi bir yöntem sayesinde Ömer Özkan, İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi geçirdiği başarılı ameliyat ile hayata tekrar tutundu. Ömer Özkan’ın gerçek anlamda tam bir meydan okuma hastası olduğunu belirten İzmir Medical Point Hastanesi Tıbbi Direktörü ve Girişimsel Radyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Memiş, "Hayati tehlike oluşturacak derecede ciddi ve kompleks bir hastaydı. Bu kadar zor bir hastanın klasik yöntemlerle tedavi edilmesinin mümkün olmadığını bilerek, klasik yaklaşımların tamamen dışında bir yöntem uygulandı. Dünyada yalnızca çok az ileri gelişmiş merkezde uygulanabilen, mıknatıs kullanılarak hem endoskopik hem de girişimsel perkütan işlemlerin hibrit olarak bir arada kullanıldığı bir yöntem tercih edildi. Bu hastada kullanılan tüm materyaller mikro teknolojik malzemelerdi. Mikro teknolojik materyaller sayesinde arkadaşlarımız, çok zor bir hastada büyük bir başarı elde ettiler. En büyük hayalimiz, gelecekteki bu yakın dönemde, nanoteknolojik nanorobotları ileri düzey hücre cerrahisi alanında kullanabilir hale gelmek. Bugün gerçekleştirdiğimiz bu tedavi, işte bu hayale giden yolda atılmış en önemli ve büyük adımlardan biridir" dedi.



48 saate mıknatıslar birbirine yapıştı


Sarılık ve kaşıntı şikayetleri nedeniyle Ömer Özkan’ın kendilerine başvurduğunu belirten İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Gastroenteroloji uzmanı Doç. Dr. Ferit Çelik, "Hastamız, 2019 yılında canlıdan karaciğer nakli yapılan bir vakaydı. Yaptığımız değerlendirmede, hastanın kendi safra yolu ile takılan karaciğer arasındaki bütünlüğün sağlanamadığını gördük. Canlıdan karaciğer nakli yapılan olgularda, bu şekilde anastomoz darlığı adı verilen problemler dünyada yaklaşık yüzde 20 oranında, yani her 5 vakadan birinde görülmektedir. Bu nedenle, tekrar bir safra yolu ile ince bağırsak arasında bağlantı (anastomoz) yapılması gerekiyordu. Alternatif olarak ise dünyada sınırlı sayıda merkezde uygulanan magnet (mıknatıs) yöntemi kullanılabilirdi. Bu yöntemi tercih ederek darlık bölgesine bir mıknatıs yerleştirdik. 48’inci saatin sonunda mıknatısların birbirine yapıştığını gözlemledik. Mıknatıslar, safra yollarında birleşerek o bölgede bir delik oluşturmuştu. Bu işlemle birlikte safra akışının yavaş yavaş başladığını gördük. Daha sonra girişimsel radyoloji birimiyle birlikte hastayı tekrar işleme aldık. Takılan mıknatıslar, ’ere cephe’ yöntemi ile çıkarıldı. Ardından, girişimsel radyoloji ve bizim tarafımızdan darlık bölgesi genişletilerek bu bölgeye üç adet stent yerleştirildi. Sonuç olarak, hastamızın safra yolu bütünlüğünü yeniden sağlamış olduk" ifadelerini kullandı.



Dünyada çok az merkezde uygulanıyor


Ömer Özkan’a uygulanan mıknatıs yönteminin Türkiye’de sayılı birkaç merkezde; dünyada ise çok az merkezde yapılan bir işlem olduğunu söyleyen İzmir Ekonomi Üniversitesi Medical Point Hastanesi Radyoloji Uzmanı Dr. Kamil Doğan, "Bu gibi vakalarda, dünyada ender kullanılan manyetik kompresyon yöntemini Ferit Hocamızla birlikte eşzamanlı olarak uyguladık. Buradaki amacımız, safra bağlantısı olmayan kesimin, her iki mıknatısın çekme kuvveti ile birbirine bağlanmasını sağlamaktı. Bu yöntemi uyguladıktan sonra, yaklaşık iki hafta içinde safra yolları birbiriyle bağlandı. Ardından, yine ortak randevu yöntemiyle ve ortak bir operasyonla, bağlantı sağladığımız bölgeye başarılı bir şekilde stent uyguladık. Bu sayede hastamız, karaciğerini kaybetmekten kurtuldu. Vücutta herhangi bir yara, bere veya kesi bırakmadan, minimal invaziv yöntemlerle başarıya ulaştığımız için çok mutluyuz. Hastanemizde, bu ve buna benzer birçok işlemi gerek girişimsel radyoloji olarak gerekse diğer bilim dallarıyla birlikte başarıyla uygulamaktayız" diye ekledi.



"6 aylık ömrüm kalmıştı"


Yapılan başarılı ameliyat ile sağlığına kavuşan Ömer Özkan ise, "2-3 sene önce karaciğer değerlerimde bozulmalar oluyordu, ancak bu durum yaklaşık bir ay sürüyor ve değerlerim tekrar düzeliyordu. Mart 2025’te ikinci kez hastaneye başvurduğumda, karaciğer ve safra yollarımın tıkalı olduğunu doktorum ultrasonla inceleyerek bana söyledi. Hemen ardından bilgisayarlı tomografi çekildi. Safra yollarımda tama yakın darlıklar oluştuğu, safranın atılamadığı ve karaciğer değerlerimin gün geçtikçe yükseldiği ifade edildi. Ancak ben bu riski kabul ettim. Hocalarım da bu riski alarak tüm uzmanlıklarını, bilgi ve becerilerini kullanarak üç operasyonla beni bugün hayata döndürdüler. Eğer o işlemler yapılamasaydı, belki de sadece 6 aylık ömrüm kalmıştı, dediler. Beni bugünlere getirdiler, hepsine minnettarım" ifadelerini kullandı.



Türkiye’de nadir uygulanan yöntemle hayata tutundu

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Yalova Bakan Yumaklı: "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, "Tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım" dedi. Bir dizi programa katılmak için Yalova’ya gelen Bakan Yumaklı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni’ne katıldı. Burada konuşan Bakan Yumaklı, "Bereketin, emeğin ve üretimin şehri Yalova her ne kadar yüzü ölçümü açısından en küçük ilimiz de olsa üretim gücü, üretim kapasitesi, üretim iradesi açısından bizlerin son derece memnun olduğu bir şehir açıkçası. Bugün İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün Bitkisel Üretimi Geliştirme Projeleri Temin Töreni vesilesiyle bir aradayız. Değerli kardeşlerim bu kapsamda çiftçilerimize sera damlama sulama sistemi ve sebze fideleri temin ediyoruz. TAKE projesi olarak adlandırdığımız bu proje aslında ülkemizin dört bir tarafında 81 ilinde, hangi ilimizde uygulanıyorsa o ilin kendi özellikleri, dinamikleri açısından veya üretim gücü açısından neler önemliyse neyi öne çıkarmak istiyorsak bu anlamda uyguladığımız çok da başarılı giden bir proje. Bugün inşallah Yalova’nın bitkisel üretim altyapısını güçlendirecek olan bu temin töreniyle beraber çiftçi kardeşlerimize, üreticilerimize bunları vermiş olacağız" diye konuştu. Tarımın sadece ekonomik faaliyet değil aynı zamanda bir milletin bağımsızlığını ifade eden bir husus olduğunu anlatan Yumaklı, şöyle konuştu: "Tarımın sofradaki ekmeğin güvencesi olması şehirlerin huzuru olması kırsalın umudu olması yarının da temeli olması işte bizi bu düşünceye sevk ediyor. Eğer bir ülke toprağına sahip çıkıyorsa kendi insanlarının gıda ihtiyacını karşılayabiliyorsa hatta bunun da ötesinde buradan ülkesi için bir ekonomik fayda sağlayabiliyorsa ki bu konuda biliyorsunuz ülkemiz tarımsal hasılada Avrupa’da birinci dünyada da ilk on ülke arasında. Bugün artık dünyada stratejik güç toprağını koruyan suyunu verimli kullanan ve üretimini sürdürülebilir halde tutan veya bunu getirebilen ülkelerin elinde. Hepimiz takip ediyoruz iklim krizleri var. Bölgemizde başta olmak üzere birçok jeopolitik kriz var, problem var. Ülkeler arasında çatışma var. Kargaşa var. Yani aklınıza ne gelirse gıda arz güvenliği açısından yani bir ülkenin insanlarının ya biz acaba gıdamızı temin edebilir miyiz endişesini oluşturacak olan ne varsa şu anda dünyada onları yaşıyoruz hepimiz görüyoruz. Bu sebeple tarımın sadece çiftçinin bir faaliyeti değil ülkelerin de bir milli güvenlik meselesi haline geldiğini unutmamak lazım." "Bundan sonraki en büyük gündemimiz su" Bakan Yumaklı, maliyetleri azaltan ve verimi artıran projeleri hayata geçirdiklerini dile getirerek, "Modern üretim teknikleri bu açıdan son derece önemli. Yani en basitinden en zoruna kadar tarımsal üretim açısından ne gerekiyorsa bütün bunları temin etmek kararlılığındayız. Yalova Marmara’nın incesi. Bununla da kalmıyor örtü altı üretimin süs bitkisi özellikle ve katma değerli tarımında bir merkez haline gelmiş durumda. Bugünlerde özellikle bilinçli bir üretimin bilinçli bir çiftçiliğin yapıldığı bu ilimizde arkadaşlarımızın farklı projelerle tekrar üreticimizin, çiftçimizin yanında olmaya devam edeceğini söylemek istiyorum. 5 bin 400 dekar alanda süs bitkisi üretiliyor. 3 bin 200 dekar alanda da örtü altı sebze yetiştiriliyor. Peki bugün ne olacak? Yaklaşık 46 ton sera örtüsü ve 130 dekarlık alan yeniden üretime katılmış olacak. Yüz yetmiş bine aşkın sebze fidesi toprakla buluşmuş olacak. 650 rulo damlama sulama hortumu suyu israf etmeden o can suyunu toprağa taşımış olacak. Ben üç gün önce beşinci İstanbul Su Forumundaydım. Dünyanın çok farklı yerlerinden bakanlar, akademisyenler, teknik ekipler geldi. Herkesin dilinde şu var. Bundan sonraki en büyük gündemimiz su. Damlasını adeta hesabını yapacak şekilde kullanmak zorundayız. Eğer biraz hafızalarımızı tazelersek 2023 yılında saygıdeğer Emine Erdoğan hanımefendinin himayelerinde biz su verimliliği seferberliği başlattık. Tabii daha sonra hemen birkaç gün sonrasında maalesef ki o asrın felaketi deprem sebebiyle bir ara vermek zorunda kaldık. Hiçbir zaman için bu projemizden vazgeçmedik. Şimdi tekrar ülkemizdeki her bir damla suyun çoğunluğunu kullanan, tarıma doğru, verimli bir şekilde üretime gitmesi işte endüstride kullanımı, evde kullanımının en verimli, en olabilecek iyi halde gerçekleşmesini sağlamak üzere çalışıyoruz, çabalıyoruz. Suyun sadece bir kaynak olmadığını geleceğin en kıymetli bir metası olduğunu da bu sebeple tekraren ifade etmek istiyorum" dedi. Konuşmanın ardından Bakan Yumaklı, çiftçilere desteklenen malzeme ve fidelerin dağıtımını gerçekleştirdi. Programa Vali Ahmet Hamdi Usta, AK Parti Genel Başkanı, Yalova Milletvekili Ahmet Büyükgümüş, AK Parti Yalova Milletvekilli Meliha Akyol, Tarım ve Orman İl Müdürü Mustafa İlmeç ve çiftçiler de katıldı.
Zonguldak Maden ocağında hayat kurtaran tatbikat Zonguldak’ta maden ocağında düzenlenen tatbikat gerçeğini aratmadı. İşçiler arasında farkındalık oluşturmak amacıyla yapılan tatbikatta, maden işçileri yaşanabilecek bir deprem anında maden ocağından en hızlı şekilde tahliye olmayı başardı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bağlı Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü Üzülmez Müessese Müdürlüğü’nde her yıl kutlanan İş Sağlığı ve Güvenliği Haftası kapsamında tatbikat gerçekleştirildi. Yerin 320 metre altında düzenlenen deprem tatbikatında maden işçileri de yer aldı. Sabah 05.00 sıralarında başlayan tatbikatta, çalışma alanlarında kömür kazan madencileri için sirenler çalmaya başladı. Depremle birlikte yangının da başlamasıyla birlikte sirenler çalmaya başladı. İkazları duyan işçiler işçiler, mühendis ve amirleriyle tahliyeleri gerçekleştirdi. Madenciler, oksijenli ferdi kurtarıcı (OFK) olarak adlandırılan gaz maskelerini de takarak yerin metrelerce altından yukarıya çıktı. İhbar üzerine maden ocağına tahlisiye ve sağlık ekipleri de sevk edildi. Tatbikat son madencinin de tahliye edilip senaryo gereği tedavi altına alınmasının ardından başarıyla sonuçlandı. Müessese Müdürü Ümit Değirmenci, "Her 6 ayda gerçekleştirdiğimiz tatbikatlardan birisini başarıyla tamamladık. Bu tatbikatımızı gece vardiyasında gerçekleştirdik. İSG Haftasında hem sizleri iş güvenliği alanında daha duyarlı olmaya yönlendirmek, hem de her türlü olumsuzluğa karşı bizler ve sizlerin hazır olmasını sağlamak birinci önceliğimizdir" dedi. "’Bir şey olmaz’ mantığı ölüme götürür’" Madenciliğin hata kabul etmediğine dikkat çeken Değirmenci, "Yaptığımız iş madencilik. Her an her dakika hazır olmalıyız. Riski yüksek bir meslek hayatımız var. Bu tatbikatımızı deprem üzerine kurduk. Senaryo gereği yapmamız gereken ne varsa eksiksiz olarak yapıldı ve bir sorun yaşamadık. Nelere dikkat etmeniz gerektiğini belirli aralıklarla sizlere hatırlatıyoruz. İş güvenliği birinci önceliğimiz ve sizlere her zaman bunu söylüyoruz. ‘Bir şey olmaz’ mantığı bu sektörde bizleri ölüme götürür. ’Her an her şey olabilir’ diye düşünüp yanımızdaki arkadaşın koruyup kollamak zorundayız. Çalıştığınız yerleri iş güvenliğine uygun bırakın. Sizden sonra orada bir arkadaşınızın, köylünüzün, komşunuzun çalışacağını unutmayın. İşinizi yarım bırakmamaya çalışın. Kullandığınız malzemenin, yaptığınız işin tam olduğuna kanaat getirin ki sizden sonra gelen ve orada çalışan arkadaşınızın hayatına sebep olmayın" ifadelerini kullandı. Madencilere teşekkür eden İşletme Müdürü Melih Özer de, "Bu süreçlerde bizler sizin OFK maske kullanımı alışkanlığınızı artırmak ve maskelerimizin önemine dikkat çekmek istedik. Başarılı bir tatbikat gerçekleştirdik. Tatbikata gösterdiğiniz ehemmiyet için sizlere teşekkür ediyorum" dedi.