SAĞLIK
Boynundaki 542 gramlık kitle başarıyla çıkarıldı 08 Mayıs 2026 Cuma - 16:52:35 Bilecik’te yıllardır boynunda giderek büyüyen tiroid kitlesi nedeniyle nefes almakta güçlük çeken 54 yaşındaki hasta, başarılı operasyonla yeniden sağlıklı nefes almaya başladı. Diyabet ve akciğer hastalığı da bulunan 54 yaşındaki İrfan Bozan, Sakarya’dan Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne müracaat etti. Yapılan muayene ve tetkikler sonrasında Bozan’ın boynundaki kitle zamanla büyüyerek göğüs boşluğuna kadar ilerlediği görüldü. Günlük yaşamını ciddi şekilde etkileyen kitle nedeniyle nefes darlığı yaşayan hasta, sırt üstü yatamayacak duruma geldi. Daha önce başvurduğu çeşitli sağlık merkezlerinde ameliyatın yüksek risk taşıdığı belirtilen Bozan, uzun süre operasyon olamadı. Dev tiroid ameliyatıyla sağlığına kavuştu Tedavi umuduyla il dışından Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Kliniği’ne başvuran hasta için yapılan detaylı değerlendirmeler ardından ameliyat kararı alındı. Operasyon, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Doğuşcan Kurular tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yaklaşık 2,5 saat süren operasyon sırasında, solunum yollarına baskı oluşturan ve göğüs boşluğuna kadar uzanan 542 gram ağırlığındaki dev tiroid dokusu başarıyla çıkarıldı. Ameliyat sonrası yakından takip edilen hastanın nefes alıp vermesinde belirgin rahatlama sağlandığı öğrenildi. Başarılı operasyonun ardından kısa sürede sağlığına kavuşan İrfan Bozan, taburcu edilerek günlük yaşamına yeniden döndü. Yetkililer, özellikle nefes darlığı, yutma güçlüğü ve boyunda büyüyen şişlik gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayarak, erken teşhis ve zamanında müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çekti.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:10 Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü dolayısıyla gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyumda ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’i tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var" dedi. "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasının önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş, bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir. Anne, sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını, hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle. Annenin sesinin de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu ifade eden Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek. Tabii ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" dedi. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu.
08 Mayıs 2026 Cuma - 16:08 Anneler Günü öncesi "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumu Anne Çocuk Eğitim ve Araştırma Derneği (AÇEAD) tarafından, "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" temasıyla aile sempozyumu düzenlendi. Anneler Günü öncesinde gerçekleştirilen "Bilgili Anneler Sağlıklı Nesiller" sempozyumunda anne ve çocuk sağlığına ilişkin güncel bilgiler paylaşılırken, sağlıklı gebelik süreci, annenin beden ve ruh sağlığının korunması, yenidoğan bakımında dikkat edilmesi gerekenler ve anne sütünün önemi gibi konular ele alındı. Sempozyum kapsamında ayrıca çocuk ruh sağlığında koruyucu yaklaşım, çocuk gelişiminde aile desteğinin önemi ve annelik sürecinde karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri bilim insanları tarafından değerlendirildi. Çocuk gelişiminde annenin rolünün önemine değinen AÇEAD Başkanı Prof. Dr. Nilgün Altuntaş, toplantıda yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi: "Annenin hem biyolojik hem psikolojik olarak sağlıklı olması çok önemli. Annelik edebiyatta duygu, şefkat ile tanımlanır ama aslında bu sadece şefkat dediğimiz duygudan ibaret değil. Biyolojik de bir gücü var annenin. Şimdi bilimsel olarak gösterilenler bunlar. Çünkü beyin gelişiminin özellikle ilk üç yılda yüzde 80’ni tamamlanıyor ve yaşamın o ilk döneminde de annenin bebeğin gelişimine çok büyük katkısı var." "Anne, doğurmanın dışında sağlıklı olarak kalmasını da sağlar" Anne ve çocuğun ilk temasın önemine vurgu yapan Altuntaş, "Temasın devam etmesi, dokunuş bunlar nörolojik gelişimi desteklemektedir. Arkasından emzirme süreci gelir, anne sütüyle de aynı şekilde yine hem immün sistemini güçlendirir, bağışıklığını güçlendirir. Bunun yanında hayata tutunmasını hem de sağlıklı kalmasını sağlar aynı zamanda sütüyle, annenin sesi de bebeğin nörolojik gelişimini iyileştirdiği son çalışmalarda gösterilmiş durumda. Anne her yönüyle gerçekten çocuğu hem hayatta tutmaya, doğurmanın dışında hayatta kalmasına ve sağlıklı olarak kalmasına da etki eder" diye konuştu. "Destek öncelikli olarak eşinden olmalı" Kadınların hem ev içerisinde hem de sosyal hayatında büyük sorumluluklarının olduğunu açıklayan Altuntaş, "Bizim toplumun merkezinde olduğu için, toplumun temeli olduğu için anneyi bu büyük sorumlulukları altında kesinlikle güçlendirmemiz gerekir. Destek olunması gerekir. Bu destek öncelikli olarak eşinden olmalı, çevresinden, biz sağlıkçılardan bir destek, tabi ki devletten de bir destek mutlaka olması gerekir. Çünkü biz kadının aslında sessizce toplumu dönüştürdüğünü, dünyayı değiştirdiğini biliyoruz. O nedenle de kadına yapılacak olan yatırım, onu güçlendirmeye yönelik olarak yapılan yatırım çok önemli bir halk sağlığı yatırımı durumuna geliyor" ifadelerini kullandı. Hayata en iyi başlangıçlardan birinin normal doğum, bir diğerinin ise anne sütüyle beslenilmesi olduğunu belirten Altuntaş, "Emzirme gerçekten en önemli yatırım. Bunun için bizim çok uğraşmamız gerekiyor. Ben öğrencilerime de anlatırken ‘Bunu bir vatan hizmeti olarak göreceksin’ diyorum. Nasıl askerlik yapılıyorsa ben o şekilde yapıyorum. Gerçekten bizim ülkeye yaptığımız çok büyük bir iyilik olarak görüyorum emzirmenin yaygınlaştırılmasını. Çünkü anne zaman zaman bırakacak düzeye gelebiliyor sorunlarla boğuşurken. O yüzden anne sütü çok kıymetli. Artık içerisinde olanlar ispat edildi ki bunun bir mucize besin olduğunu biliyoruz. Zaten sadece besin de değil anne sütü. Aynı zamanda immünolojik olarak bir sürü içerisinde hücre var. Bir damlasında bir milyondan fazla hücrenin olduğu bir sıvı. Yaşayan bir sıvı ve o kadar dizayn edilmiş ki bebek büyüdükçe de o da değişerek ona uyum sağlayan bir sıvı. Enfeksiyonlardan, alerjiden, kanserden koruyor" diye konuştu. (DLR-
Prof. Dr. Özkaya: "5 akıllı kanser ilacının SGK kapsamına alınması dünyaya örnek"
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 12:50 Prof. Dr. Özkaya: "5 akıllı kanser ilacının SGK kapsamına alınması dünyaya örnek" Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin son toplantısında alınan kararla, ileri evre kanser tedavisinde kullanılan 5 akıllı ilaç SGK ödeme kapsamına alındı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, bu gelişmenin kanserle mücadelede Türkiye’yi dünyaya örnek bir konuma taşıdığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen son kabine toplantısında alınan kararla, ileri evre kanser tedavisinde kullanılan ve dünyada modern tedavi olarak kabul edilen 5 akıllı ilaç, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödeme kapsamına alındı. Artık hastalar bu ilaçlara ücretsiz ulaşabilecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Türkiye akciğer kanserinde dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Özellikle ülkemiz dünyada en çok kanser görülen ülkeler arasında bir gruba aittir. Her 100 bin kişide 150 kişi kadar yeni kanser vakası ortaya çıkıyor. Bu vakaların büyük bir çoğunluğu akciğer kanseridir. Bütün dünyada olduğu gibi akciğer kanseri ülkemizde en sık görülen, en çok ölüme neden olan kanserlerin başında geliyor. Hastalarımızın çok kolay bir şekilde görüntüleme yöntemlerine ulaşıyor ve bizler de erken tanı koyabiliyoruz. Ülkemiz bu konuda dünyaya örnek olan bir ülkedir. Özellikle sosyal devlet politikası nedeniyle bütün hastalar bu radyolojik görüntüleme ve tanı yöntemlerine kolayca ulaşabiliyor. Akciğer ve bütün kanser türlerinde erken tanıyı kolayca koyabiliyoruz. Kanserde asıl problem kanseri önlemektir. Akciğer kanseri başta olmak üzere diğer kanserlere yol açan en büyük etken ise sigara olduğunu biliyoruz. Ülkemiz özellikle son 20 yılda cumhurbaşkanımız gayretleriyle sigarayla mücadelede çığır açtı. Toplum taşıma alanlarında, kapalı ortamlarda sigara ile mücadele ederek kanser vakalarına azaltmaya başlıyoruz. Ama yetmiyor. Kanser vakaları görmeye devam ediyoruz. Bunların büyük bir kısmı da ileri evrede geliyor. Kanserde kullanılan akıllı ilaç tedavisi tüm dünyada modern tedavi olarak biliniyor. Hastalar bu ilaçlara bireysel çaba ile ulaşabiliyordu. Cumhurbaşkanımızın son kabine toplantısında yaklaşık 25 kanser türüne etkili olan, dünyada artık modern tedavi haline gelen bu akıllı ilaçların 5 tanesi SGK ödeme kapsamına alındı. Hastalar hangi hastaneye giderse gitsin, bu 5 tane ilaca ücretsiz ulaşabilecekler. Önceden bu ilaçlara para ile ulaşabiliyorlardı veya mahkeme kararı bekleniyordu. İleri evre akciğer kanser başta olmak üzere bu 25 kanser türünün tedavisini devlet artık üstlenecek. Bu tüm dünyaya örnek olacak bir şey" dedi. Akciğer kanserini yenen hastanın uzun yıllar sigara içine pişmanlığı Akıllı ilaç ile akciğer kanserini yenen Neşe Ciğerim ise "4 yıl önce 4. evre akciğer kanseri olarak geldim. Akıllı ilaç önerdiler. Düzelmelerim başladı. Daha sağlıklı olmaya başladım. 34 ünite ilaç aldıktan sonra sağlığıma kavuştum. Akciğerde hiçbir şey kalmadı. İzi bile kalmadı. Eskiden çok sigara içiyordum. Çok pişmanım. Şimdi yolda sigara içenleri görünce durdurarak at şunu elinden diyorum" diye konuştu.
5 akıllı kanser ilacı SGK kapsamında alındı, profesör "Bu tüm dünyaya örnek olacak bir şey" dedi
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 12:00 5 akıllı kanser ilacı SGK kapsamında alındı, profesör "Bu tüm dünyaya örnek olacak bir şey" dedi Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin son toplantısında alınan kararla, ileri evre kanser tedavisinde kullanılan 5 akıllı ilaç SGK ödeme kapsamına alındı. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, bu gelişmenin kanserle mücadelede Türkiye’yi dünyaya örnek bir konuma taşıdığını belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen son kabine toplantısında alınan kararla, ileri evre kanser tedavisinde kullanılan ve dünyada modern tedavi olarak kabul edilen 5 akıllı ilaç Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ödeme kapsamına alındı. Artık hastalar bu ilaçlara ücretsiz ulaşabilecek. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Türkiye akciğer kanserinde dünyaya örnek olmaya devam ediyor. Özellikle ülkemiz dünyada en çok kanser görülen ülkeler arasında bir gruba aittir. Her 100 bin kişide 150 kişi kadar yeni kanser vakası ortaya çıkıyor. Bu vakaların büyük bir çoğunluğu akciğer kanseridir. Bütün dünyada olduğu gibi akciğer kanseri ülkemizde en sık görülen, en çok ölüme neden olan kanserlerin başında geliyor. Hastalarımızın çok kolay bir şekilde görüntüleme yöntemlerine ulaşıyor ve bizlerde erken tanı koyabiliyoruz. Ülkemiz bu konuda dünyaya örnek olan bir ülkedir. Özellikle sosyal devlet politikası nedeniyle bütün hastalar bu radyolojik görüntüleme ve tanı yöntemlerine kolayca ulaşabiliyor. Akciğer ve bütün kanser türlerinde erken tanıyı kolayca koyabiliyoruz. Kanserde asıl problem kanseri önlemektir. Akciğer kanseri başta olmak üzere diğer kanserlere yol açan en büyük etken ise sigara olduğunu biliyoruz. Ülkemiz özellikle son 20 yılda cumhurbaşkanımız gayretleriyle sigarayla mücadelede çığır açtı. Toplum taşıma alanlarında, kapalı ortamlarda sigara ile mücadele ederek kanser vakalarına azaltmaya başlıyoruz. Ama yetmiyor. Kanser vakaları görmeye devam ediyoruz. Bunların büyük bir kısmı da ileri evrede geliyor. Kanserde kullanılan akıllı ilaç tedavisi tüm dünyada modern tedavi olarak biliniyor. Hastalar bu ilaçlara bireysel çaba ile ulaşabiliyordu. Cumhurbaşkanımızın son kabine toplantısında yaklaşık 25 kanser türüne etkili olan, dünyada artık modern tedavi haline gelen bu akıllı ilaçların 5 tanesi SGK ödeme kapsamına alındı. Hastalar hangi hastaneye giderse gitsin, bu 5 tane ilaca ücretsiz ulaşabilecekler. Önceden bu ilaçlara para ile ulaşabiliyorlardı veya mahkeme kararı bekleniyordu. İleri evre akciğer kanser başta olmak üzere bu 25 kanser türünün tedavisini devlet artık üstlenecek. Bu tüm dünyaya örnek olacak bir şey" dedi. Akciğer kanserini yenen ve uzun yıllar sigara içine pişmanlığı Akıllı ilaç ile akciğer kanserini yenen Neşe Ciğerim, "4 yıl önce 4. evre akciğer kanseri olarak geldi. Akıllı ilaç önerdiler. Düzelmelerim başladı. Daha sağlıklı olmaya başladım. 34 ünite ilaç aldıktan sonra sağlığıma kavuştum. Akciğerde hiçbir şey kalmadı. İzi bile kalmadı. Eskiden çok sigara içiyordum. Çok pişmanım. Şimdi yolda sigara içenleri görünce durdurarak at şunu elinden diyorum" diye konuştu.
Özel İmperial Hastanesi 18 yaşında
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 10:33 Özel İmperial Hastanesi 18 yaşında 2007 yılında Trabzon’da hizmet vermeye başlayan Özel İmperial Hastanesi, sağlık alanındaki 18 yıllık yolculuğunu gurur ve mutlulukla kutluyor. 18 yıl önce sağlıkta kalite ve güven ilkesiyle yola çıkan hastane, bugün modern teknolojisi, uzman kadrosu ve hasta odaklı hizmet anlayışıyla bölge halkına hizmet vermeye devam ediyor. Yıldönümü dolayısıyla bir açıklama yapan Özel İmperial Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Hüseyin Koç, "18 yıl önce çıktığımız bu yolda, Trabzon’a ve Karadeniz Bölgesi’ne uluslararası standartlarda sağlık hizmeti sunma hedefiyle yola çıktık. Bugün geldiğimiz noktada, yalnızca Trabzon’un değil, bölgemizin de sayılı özel hastanelerinden biri olmanın gururunu yaşıyoruz. Halkımıza en kaliteli sağlık hizmetini sunmak, her bireyin kendini güvende hissedeceği bir sağlık yuvası oluşturmak hayalimizin gerçeğe dönüştüğünü büyük bir gurur ve mutlulukla görüyoruz. Bu başarı, özveriyle çalışan hekimlerimizin, sağlık personelimizin ve bize güvenen hastalarımızın eseridir" dedi. Koç, açıklamasında ayrıca teknolojik yatırımlara, hasta memnuniyetine ve toplumsal sorumluluk projelerine verdikleri öneme de dikkat çekere ,"Sağlıkta kaliteyi her geçen gün daha da yukarı taşımaya kararlıyız. İnsan sağlığına olan bağlılığımızı 18 yıldır aynı hassasiyetle sürdürüyoruz. Bundan sonra da gelişen teknolojiyi yakından takip ederek, kadromuzu güçlendirerek, etik değerlerden asla ödün vermeden aynı inanç ve kararlılıkla yolumuza devam edeceğiz. Bu vesileyle, kuruluşumuzda emeği geçen tüm kurucularımıza, kuruluşumuzdan bu yana emeği geçen tüm doktorlarımıza, tüm İmperial Ailesi çalışanlarımıza ve bizlere güvenen, kapımızdan umutla giren her hastamıza ve onların ailelerine de şükranlarımızı sunuyor, hepsine ayrı ayrı yürekten teşekkür ediyoruz" ifadelerini kullandı.
Uzmanlar suda boğulmalara karşı uyarılarda bulundu
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:51 Uzmanlar suda boğulmalara karşı uyarılarda bulundu Van’da uzmanlar, özellikle yaz aylarında Türkiye genelinde çok sayıda boğulma vakalarının olduğunu ifade ederek, vatandaşlara uyarılarda bulundular. Suda boğulmanın; kişinin suya batmasının ardından nefessiz kalması sonucu yaşamını yitirebileceği ciddi bir durum olduğunu belirten Lokman Hekim Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Latifullah Jalal, Türkiye’de özellikle yaz aylarında çok sayıda boğulma vakasının yaşandığını söyledi. Suda boğulmanın deniz, göl, nehir, baraj gölü, havuz ya da banyo küveti gibi farklı ortamlarda meydana gelebildiğini aktaran Jalal, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre suda boğulma, tüm dünyada önlenebilir yaralanmalar arasında ölüme yol açan üçüncü en yaygın nedendir. Vakaların yarısından fazlası 25 yaş altı bireylerde görülmektedir. Hem can kaybına hem de kalıcı sakatlıklara yol açabilmesi, ayrıca iş gücü kaybına neden olması sebebiyle suda boğulma, hem Türkiye hem de dünya için önemli bir halk sağlığı sorunudur" dedi. Suda boğulma riskini artıran birçok faktörün bulunduğuna dikkat çeken Dr. Jalal, "Yüzme bilmemek, suda meydana gelen kazalar ve travmalar, alkol veya ilaç etkisi altında suya girmek, riskli davranışlarda bulunmak ve epilepsi, bayılma (senkop) ya da kalp hastalığı gibi tıbbi sorunlara sahip olmak bunun nedenlerindendir. Suda boğulma, tatlı veya tuzlu suyun solunum yollarına kaçması sonucu gelişen bir süreçtir. Tatlı su boğulmalarında su, akciğerlerden kana geçerek vücutta kan hacmini artırır. Bu durumda bazı minerallerin (elektrolitlerin) düzeyinde düşüş, potasyumda ise artış görülebilir. Tuzlu su boğulmalarında ise akciğerlerde sıvı birikimi (ödem) olur, kan hacmi azalır ve elektrolit seviyeleri yükselir. Her iki durumda da, akciğerlerde nefes almayı kolaylaştıran "sürfaktan" adlı madde zarar görür. Bu durum, nefes darlığına ve kandaki oksijen düzeyinin düşmesine yol açar. Bunun yanında boğulma sırasında yutulan suyun içeriği de hayati önem taşır. Suya karışan çamur, kum, kirli su, bakteri, algler, mide içeriği veya kimyasal maddeler akciğerlere zarar vererek durumu daha da kötüleştirebilir. Ayrıca, kişinin uzun süre suda kalması, kalbin durması ya da kalp masajı ve suni solunum gibi temel yaşam desteği (KPR) uygulamalarına geç başlanması, hayati riski artırır. Bu gibi durumlarda kalp ritmi bozulabilir, beyinde hasar oluşabilir ve çoklu organ yetmezlikleri gelişebilir" ifadelerini kullandı. Boğulma tehlikesi geçiren bir kişiyle karşılaşıldığında yapılması gereken ilk şeyin zaman kaybetmeden 112 Acil Servis’in aranması ve kişi sudan çıkarılır çıkarılmaz temel yaşam desteğine başlanması olduğunu vurgulayan Jalal, "Bu destek, kalp masajı ve suni solunum gibi basit ancak hayat kurtarıcı müdahaleleri içerir. Suda boğulma, alınacak önlemlerle büyük ölçüde önlenebilir bir durumdur. Mesela çocuklar su kenarında mutlaka bir yetişkin gözetiminde olmalıdır. Toplum, temel yaşam desteği konusunda eğitilmeli; ilk yardım kursları yaygınlaştırılmalıdır. Havuz, plaj ve su kenarı gibi yerlerde güvenlik önlemleri artırılmalıdır. Yüzme bilmeyen bireyler derin sulara girmemeli; bilinmeyen sularda veya yalnız başına yüzmekten kaçınılmalıdır. Derinliği bilinmeyen sulara atlamak son derece tehlikelidir ve bundan kaçınılmalıdır. Baraj, gölet ve sulama kanalları gibi yerlerde yüzmek hem yasaktır hem de çok tehlikelidir. Yasal düzenlemelerle desteklenen toplumsal bilinçlendirme çalışmaları artırılmalıdır. Unutulmamalıdır ki boğulma sessiz gerçekleşebilir. Ancak alacağımız basit önlemlerle bu trajediler önlenebilir. Bilinçli davranarak hem kendimizi hem de sevdiklerimizi koruyabiliriz" diye konuştu.
Kars’ta Veteriner Hekim Kliniklerine denetlendi
19 Temmuz 2025 Cumartesi - 09:39 Kars’ta Veteriner Hekim Kliniklerine denetlendi Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, kent genelindeki veteriner hekim kliniklerini denetledi. Denetimlerde, hayvan sağlığı ve refahının korunması amacıyla önemli noktalara dikkat çekilerek, eksikliklerin giderilmesi için uyarılar yapıldı. Kars İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’ne bağlı Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürlüğü ekipleri, kent merkezinde faaliyet gösteren veteriner hekim kliniklerine yönelik rutin denetimlerini tamamladı. Denetimlerde, kliniklerin genel hijyen koşulları, ilaç ve aşıların muhafaza koşulları, tıbbi atık yönetimi, kullanılan ekipmanların sterilizasyonu ve ruhsatlandırma belgeleri titizlikle incelendi. Yapılan kontrollerde, bazı kliniklerde küçük çaplı eksiklikler tespit edildi. Bu eksikliklerin başında, ilaçların saklama koşulları, kayıt düzeni ve bazı hijyen standartlarındaki aksaklıklar geldiği belirtildi. Denetim ekipleri, tespit edilen eksikliklerin en kısa sürede giderilmesi konusunda klinik yetkililerine gerekli uyarılarda bulunarak, yasalara uygun hareket etmeleri konusunda bilgilendirme yaptı. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri, denetimlerin hayvan sağlığı ve refahının sağlanması, aynı zamanda halk sağlığının korunması açısından büyük önem taşıdığını vurguladı. Öte yandan Kars genelindeki tüm veteriner hekim kliniklerinin belirli aralıklarla denetleneceği öğrenildi.
Beş günlük bebek, Selçuk Tıp’ta nefesine kavuştu
18 Temmuz 2025 Cuma - 17:55 Beş günlük bebek, Selçuk Tıp’ta nefesine kavuştu Üç günlükken bilateral koanal atrezi (her iki burun deliğinin kapalı olma durumu) teşhisi konulan bebek, ambulansla Antalya’dan Konya’ya getirildi. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ameliyata edilen Yavuz bebek, artık rahat nefes alabiliyor. Antalya’da doğan ve her iki burun deliğinin de tıkalı olması nedeniyle entübe edilen bebek, 3 günlükken Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesine sevk edildi. Ambulansla getirilen bebeğin yapılan kontrollerinde bilateral koanal atrezi (her iki burun deliğinin kapalı olma durumu) tespit edilmesi üzerine cerrahi planlandı. Ameliyata alınan ve her iki burun deliği açılarak burundan nefes alması sağlanan bebek, kendisi nefes alıp vermeye başladı. Kontrollerinde nefes alış verişi normal olan ve solunum sıkıntısı yaşamayan bebek taburcu edildi. Koanal atrezinin, burun arka kısmının nefes alıp vermeye katkı sağlamaması durumu olduğunu belirten KBB Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üy. Muhammet Fatih Gökmen, "Bebekler doğumdan sonra sadece burundan nefes alıp verebildikleri için solunum sıkıntısı ortaya çıkabiliyor. Burnun arkasındaki doğal açıklığın, cerrahi olarak yeniden sağlanması gerekiyor. Kliniğimizde tamamen endoskopik olarak (burun içinden) yapılan bu ameliyat, doğumdan sonra erken dönemlerde bile yapılabilmektedir" dedi. Beş günlük ve 2 bin 500 gram ağırlığında olan bebeğin ameliyatını başarıyla gerçekleştirebilmek için yenidoğan yoğun bakım, anestezi ve kulak burun boğaz cerrahi ekibinin ortak çalışması gerektiğini ifade eden Gökmen, "Hastamızın tedavi sürecine verdikleri katkılardan dolayı başta Dr. Öğr. Üy. Saime Sündüs Uygun olmak üzere tüm yenidoğan yoğun bakım ekibine; Prof. Dr. İbrahim Özkan Önal ve anestezi ekibine; hastanın tanı, tedavi ve takip sürecinde her an bizlere yardımcı olan KBB araştırma görevlisi meslektaşlarıma ve ameliyat ekibime teşekkür ediyorum" diye konuştu.