Son Dakika
|
Cinayete kurban giden Kübra Yapıcı’nın ailesi: "10 kez müebbet alsınlar"
Kübra Yapıcı cinayetinde kan donduran detaylar
TCG Anadolu ve denizaltı SAHA EXPO kapsamında İstanbul’da
Bayraktar Kızılelma Endonezya yolcusu
BioNTech, Covid-19 aşısının üretimini durduruyor
Borsa İstanbul’da yeni rekor
CHP Kurultayı davası 1 Temmuz’a ertelendi
Artvin’de Sarp Sınır Kapısı yolunda heyelan
'rüşvet alma', 'rüşveti temin etme', 'irtikap
Yardım derneğine 72 milyon liralık vurgun operasyonu: 21 gözaltı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
İsrail, Beyrut’u vurdu: 2 ölü, 7 yaralı
Aracın hurdaya döndüğü kazayı burnu bile kanamadan atlattı
İlkay Akkaya konserinde bayraklı protestoda bulunan öğrencilere saldırı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cezayir Cumhurbaşkanı Tebbun’u karşıladı
İçişleri Bakanı Çiftçi, subay ve astsubay adaylarıyla bir araya geldi
İran Meclis Başkanı Galibaf’tan halka birlik çağrısı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Ferhan’ı kabul etti
SAĞLIK
Aydın’da UMKE tatbikatı gerçekleştirildi
07 Mayıs 2026 Perşembe - 09:05:19
Aydın Sağlık Müdürlüğü, Sağlık Hizmetleri Başkanlığı Afetlerde Sağlık Hizmetleri Birimi Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) tarafından, 2026 yılı faaliyet planı kapsamında 6 Mayıs 2026 tarihinde "UMKE İl Tatbikatı" gerçekleştirildi. Çine Akçaova Mahallesi’nde destek çözüm ortağı kurumlarla birlikte gerçekleştirilen tatbikatta, senaryo gereği yoğun yağışlara bağlı zemin zayıflaması nedeniyle Akçaova Mahallesi’nde bulunan eski binada göçük meydana geldiği, olaydan toplam 18 kişinin etkilendiği, çok sayıda vatandaşın enkaz altında kaldığı ve yaralandığı bilgisi üzerine ekipler hızla bölgeye sevk edildi. Başlatılan arama kurtarma çalışmaları kapsamında enkazdan çıkarılan 15 yaralı, ambulanslarla Sahra Hastanesi’ne nakledilerek tedavi altına alınırken, hayatını kaybeden 3 kişi için gerekli iş ve işlemler yürütüldü. Tüm yaralıların tahliyesi ve olay yerinin güvenli hale getirilmesinin ardından ekipler tarafından kayıt ve tutanak işlemleri tamamlanarak olay yeri kontrollü şekilde kapatıldı. Tatbikat; çoklu yaralı yönetimi, kurumlar arası koordinasyon, hızlı triyaj uygulamaları ve etkin saha organizasyonunun değerlendirilmesi açısından başarıyla tamamlandı. Tatbikata; 1 UMKE aracı, 1 Acil Müdahale Aracı, 2 lojistik araç, 2 Acil Yardım Ambulansı ve 1 Mobil Komuta Aracı olmak üzere toplam 15 araç ile; 51 UMKE personeli, 6 AFAD personeli, 10 jandarma personeli, 10 JAK personeli ve 10 itfaiye personelinin katılımıyla toplam 87 personel görev aldı. İl Sağlık Müdürüz Dr. Eser Şenkul, müdürlük koordinasyonunda gerçekleştirilen tatbikata katkı sunan Aydın İl AFAD Müdürlüğü, Çine İlçe Jandarma Komutanlığı, Jandarma Arama Kurtarma (JAK), Çine Gençlik Spor İl Müdürlüğü, Aydın Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı ekipleri, UMKE ve 112 Acil Sağlık ekipleri ile tüm gönüllü UMKE personellerimize teşekkür ederek çalışmalarında başarılar diledi.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 16:35
Akdeniz anemisi, erken tanı ve doğru takiple kontrol altına alınıyor
Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümünden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, Akdeniz anemisinin doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini söyledi. Genetik geçişli bir hastalık olan talasemide taşıyıcılığın erken dönemde tespit edilmesi büyük önem taşıyor. Memorial Diyarbakır Hastanesi Hematoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Vekfi Gürhan Kadıköylü, doğru tanı, düzenli takip ve uygun tedavi ile hastaların yaşam kalitesinin önemli ölçüde artırılabileceğini vurguladı. Talasemilerin, otozomal resesif geçiş gösteren, eritrosit (kırmızı kan hücrelerine) kırmızı rengini veren protein yapısındaki hemoglobin zincirlerinden birinin veya bir kaçının hatalı sentezi sonucu ortaya çıkan hipokrom mikrositer anemi ile karakterize bir grup hastalık olduğunu belirten Prof. Kadıköylü, "Talasemi, alfa, beta, gama, delta olarak tanımlanan hemoglobin zincirinin veya zincirlerinin az sayıda veya hiç yapılamaması ile oluşur. Alfa zincir yapımı azlığı alfa talasemiye, beta zincir yapım azlığı beta talasemiye neden olmaktadır. Dünya nüfusunun yüzde 3’ü beta talasemi taşıyıcısı, Güneybatı Asya’da nüfusun yüzde 5-10’u alfa talasemi taşıyıcısıdır. Ülkemizde Çukurova, Akdeniz, Ege ve Marmara bölgelerinde talasemi taşıyıcılığı çok sıktır" dedi. "Sessiz taşıyıcı hematolojik olarak normal iken talasemi minörda (taşıyıcı, heterozigot) hafif hipokrom mikrositer anemi görülür" diyen Kadıköylü, "Talasemi taşıyıcılığında herhangi bir yakınma olmaz iken tedaviye gerek yoktur. Genetik danışmanlık mutlaka verilmeli ve hasta anne, baba ve kardeşleri taşıyıcılık yönünden taranmalıdır. Talasemi intermediada (hasta, homozigot) kan transfüzyonu ihtiyacı çok değildir ancak orta derecede bir anemi mevcut olup anemiye bağlı halsizlik, çabuk yorulma, çarpıntı ve efora toleranssızlık ortaya çıkabilir. Hemoglobin düzeyi 6-10 g/dl arasında olup enfeksiyon, cerrahi gibi durumlarında kan transfüzyonu gerekir. Sarılık, dalak büyüklüğü, idrar renginde koyulaşma, yüzdeki ve uzun kemiklerdeki değişiklikler, demir emiliminin artışı ve sık kan transfüzyonuna bağlı olarak kalp, karaciğerde ve diğer organlarda demir birikimi nedeniyle çeşitli bulgular görülür" diye konuştu. Talaseminin majorda klinik bulguların genellikle 6 ay-2 yaş arasında ortaya çıktığını aktaran Kadıköylü, "İlk 4-6 ayda anemiye bağlı bulgular görülür. Solukluk, kısa boy, yüz kemikleri çıkık görünümlü, baş büyüktür, büyüme geriliği, karında şişlik, sarılık, karaciğer ve dalak büyüklüğü, kemik kırıkları tespit edilir. Bu hastalar küçük yaşlardan itibaren kan transfüzyonlarına bağımlıdır. Talasemi tanısında rutin hemogram (hemoglobin ve hematokrit düşüklüğü, bunlarla uyumsuz olarak eritrosit sayısında yükseklik, hipersplenizm gelişirse lökosit ve trombosit sayısında düşüklük), periferik yayma (hipokromi, mikrositoz, bazofilik noktalanma, eritrosit öncül hücrelerinin görülmesi), demir parametreleri (demir ve demir doygunluğunda normallik/artış, normal/yüksek ferritin düzeyleri) yardımcıdır. Ancak tanı hemoglobin elektroforezinde hemoglobin yapımına bağlı olarak HbA azalması, HbA2 ve HbF artışı tespit edilir. Genetik olarak mutasyonlar tespit edilebilirir" şeklinde konuştu. Talasemili hastalarda kan transfüzyonun amacının doku oksijenlenmesini sağlamak olduğunu kaydeden Prof. Kadıköylü, "Büyümeyi engellemeyecek, kemik iliğindeki yetersiz kan yapımını baskılayabilecek hemoglobin düzeyinin sağlanmasıdır. Hemoglobin düzeyinin 9-10 g/dl’nin altına düşürmemek için taze eritrosit süspansiyonları verilmelidir. Talasemide demir şelasyon tedavisi vücutta demir birikiminin önlenmesi, mevcut demir birikiminin azaltılması ve böylece artmış vücut demir birikimine bağlı gelişen kalp (en sık ölüm nedenidir, göğüs ağrısı, nefes darlığı, çarpıntı, ritm bozukluğu), karaciğer (siroz ve kanser), endokrin (gelişme-büyüme geriliği, kemik gelişimde zayıflık, kırıklar, ergenlikte gecikme, hipogonadizm, tiroid ve paratiroid bezinde yetersiz çalışma, diyabetes mellitus), enfeksiyonlara yatkınlık gibi komplikasyonların önlenmesidir. Demir birikiminin önlenmesi ve takip için serum ferritin düzeyi (1000 ng/ml’nin altında tutulmalı) izlenmelidir. Karaciğer ve kalpte demir birikiminin tespit edilmesi için magnetik rezonans (MR) incelemesi gereklidir. Demir şelasyonu için desferrioksamine (pompa ile kullanılmaktadır, günümüzde çok tercih edilmemektedir), deferiprone (ağızdan kullanılır, kan değerlerinde kısmi düşüklük yapabilir) ve deferasiroks (ağızdan kullanılır, en çok tercih edilen ilaçtır, böbrek fonksiyonları izlenmelidir) gibi ilaçlar kullanılmaktadır" dedi. Splenektominin çocuklarda ölümcül enfeksiyon riski nedeniyle erken çocukluk çağında önerilmemekte olduğunu söyleyen Kadıköylü, "5 yaşından sonra yapılmalıdır. Splenektomiden 3-6 hafta önce pnömokok, hemofilus influenza, meningokok aşıları yapılmalı, splenektomi sonrasında antibiotik proflaksisi kullanılmalıdır. Kemik iliği (kök hücre) nakli talasemide tek kesin tedavi şeklidir. Bütün talasemi majör hastalarına tanı sonrası sağlıklı kardeşi varsa doku grupları (HLA) araştırılmalı, donörü olma ihtimali değerlendirilmelidir. HLA uygun kardeşten donör bulma şansı yaklaşık %25’tir. Kök hücre nakli kemik iliği, periferik kan, göbek kordon kanından yapılabilir. Karaciğer büyüklüğü ve biyopsi fibrozis varlığı, şelasyon tedavisine uyuma göre hastalar kök hücre nakli açısından sınıflandırılarak risk değerlendirilmesi yapılır. Talasemide en önemli nokta koruyucu/önleyici tıptır. Eğitimler okul çağında başlanmalı ve evlilik öncesi taramalar yapılmalıdır. Talasemi taşıyıcısı olan anne-babalara genetik danışmanlık verilmelidir. Prenatal tanı için fetal kan örnekleri 19-20. haftada, amniyosentez 16-20. haftalarda, koryon-villus örnekleri 10-11. haftada DNA analizi yapılır" ifadelerini kullandı.
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine görme kaybı şikayetiyle başvuran 35 haftalık gebe hasta, aynı seansta gerçekleştirilen sezaryen ve endoskopik hipofiz ameliyatlarıyla sağlığına kavuştu. Bingöl’de yaşayan 3 çocuk annesi 35 yaşındaki Bircan Kolak, ani gelişen görme kaybı şikayetiyle Van Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu. 35 haftalık gebe olan Kolak’ta yapılan tetkikler sonucunda, hipofiz bezinde meydana gelen kanamanın görme sinirlerine baskı yaptığı tespit edildi. Hayati risk ve kalıcı görme kaybı ihtimali üzerine Beyin Cerrahisi uzmanları Op. Dr. Fatih Gök ve Op. Dr. Mustafa Arıcı ile Kadın Doğum ekibi acil operasyon kararı aldı. Ameliyathanede gerçekleştirilen koordineli müdahale ile önce sezaryen operasyonuyla bebek sağlıklı bir şekilde dünyaya getirildi. Ardından Op. Dr. Gök ve Op. Dr. Arıcı tarafından kapalı yöntemle endoskopik hipofiz cerrahisi uygulandı. Başarılı geçen operasyonların ardından yeniden görmeye başlayan Bircan Kolak ve bebeği hayati tehlikeyi atlattı. Anne ve bebeğin sağlık durumunun iyi olduğu, yakın zamanda taburcu edilecekleri bildirildi. Konuya ilişkin konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya Van Eğitim ve Araştırma Hastanesinin çevre illerden de sevk alan ileri sevk merkezi olduğunu belirtti. Başhekim Sarıkaya, "Komplike, zor vakaların bile güzel bir şekilde yönetildiği bir seviyeye geldik. Bundan dolayı çok mutluyuz. Artık birden fazla ameliyat gerektiren durumlar, gebelik gibi riskli durumların da eşlik ettiği hastalıkları sevk etmeden merkezimizde başarılı bir şekilde yönetebiliyoruz. Ben bu ameliyatı yapan tüm ekip arkadaşlarıma canı gönülden teşekkür ediyorum, hastamıza da acil şifalar diliyorum" dedi. "Cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik" Hem kadın doğum hem de beyin cerrahisi bölümünün iki kademeli bir ameliyatı başarıyla gerçekleştirdiklerini dile getiren Beyin Cerrahisi Op. Dr. Fatih Gök ise "Önce sezaryenle hastamızın bebeğini sağlıklı bir şekilde yenidoğan yoğun bakıma gönderdik. Ardından görme kaybına sebep olan iki şah damarı arası bölgede, hormonal aktivitenin yüksek olduğu bir bölgede olan tümörünü yaklaşık 12 milimetrelik bir alandan endoskopik olarak burundan girilerek çıkardık. İki şah damarı arasından girilerek cerrahimizi başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Tabii bu bölgenin belli başlı anatomik göstergeleri vardı, onları kullanarak ameliyatımızı yaptık ama sonuçta bayağı riskli bir ameliyattı. Yaklaşık 5 saat süren bir ameliyatın sonunda başarılı bir şekilde sonuca eriştik. Ameliyattan sonra hastamızla görüştüğümüzde görmesinin gayet düzeldiğini, daha net gördüğünü teyit ettik. Şu anda hem hastamız hem çocuğu sağlıklı. Takip sürecimiz de bir hafta kadar sürdü. Hormonel dengelerini sağladıktan sonra taburculuğunu planlayacağız artık" diye konuştu. "Üst düzey bir ameliyattı" Beyin Cerrahisi Op. Dr. Mustafa Arıcı da bu ameliyatın genellikle üçüncü basamak hastanelerde yapılabilen üst düzey bir ameliyat olduğunu belirterek, "Post-op takibi çok önemlidir; post-op takibinde herhangi bir komplikasyon, sıkıntı yaşamadık. Multidisipliner bir şekilde takiplerimizi gerçekleştirdik. Hastamızı şifa ile taburcu etmeyi bekliyoruz" dedi. Gebe olan eşinin aynı zamanda FSH (Kas) hastası olduğunu ve görme problemi geliştiğini anlatan Erhan Kolak ise şunları söyledi: "Van’daki doktorlar bize yer açtılar. Onlar bu süreçte bize yardımcı oldular. Her gün, her saatte hastayla ilgilendiler; hastanın bütün problemlerine baktılar, çözdüler. Ondan sonra bizi taburcu ettiler, Allah onlardan razı olsun. Eşim iki ameliyat geçirdi; biri sezaryen bir de beyin cerrahi ameliyatı. İkisini de Allah’a çok şükür atlattık, bir sıkıntı yok. Doktorlara çok teşekkür ediyorum."
06 Mayıs 2026 Çarşamba - 14:25
Muratlı’da sağlıklı beslenmenin temel ilkelerin anlatıldı
Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programı Muratlı ilçesinde gerçekleştirildi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Süleymanpaşa’da başlayan "Sağlıklı ve Dengeli Beslenmenin Önemi" programının ikinci etabı Muratlı Gençlik Merkezi’nde vatandaşların katılımıyla yapıldı. Programda, Kültür Sanat ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı’na bağlı Gençlik Hizmetleri ve Spor Şube Müdürlüğü’nde görev yapan Diyetisyen Dr. Hamit Can tarafından sağlıklı beslenmeye ilişkin detaylı bilgiler paylaşıldı. Dr. Can, dengeli beslenmenin temel ilkelerinin yanı sıra yetersiz ve dengesiz beslenmenin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti. Etkinlikte ayrıca vücut kitle endeksi, kalori açığı, glisemik indeks ve insülin direnci gibi konular ele alınırken, günlük protein, karbonhidrat ve yağ tüketimine ilişkin öneriler de katılımcılarla paylaşıldı. Beslenmeye bağlı kronik hastalıklar, diyet türleri ve besin grupları hakkında da bilgilendirme yapıldı. Program, katılımcıların sorularının yanıtlandığı interaktif bölümle sona ererken, etkinliğin önümüzdeki günlerde Tekirdağ genelinde farklı noktalarda devam edeceği belirtildi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 09:16
Diş eti hastalıkları Alzheimer’a neden olabiliyor
2
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 14:37
Van’da gebe anneye aynı anda hem sezaryen hem beyin ameliyatı yapıldı
3
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:21
Opr. Dr. Zaim: "Bahar aylarında göz şikayetleri artabilir"
4
06 Mayıs 2026 Çarşamba- 10:56
Uzmanı uyardı: "Rota virüsünden korunmada en etkili yöntem aşıdır"
5
05 Mayıs 2026 Salı- 22:34
Kayseri Devlet Hastanesi’nde ‘el hijyeni’ eğitimi
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:32
Sağlık-Sen Başkanı Anmal, İdil İlçe Sağlık Müdürüne birinci basamak sağlık hizmeti sorunlarını iletti
Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, İdil İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem ile makamında görüşüp birinci basamak sağlık hizmeti sorunlarını iletti. Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal, sendika yöneticileri ile birlikte İdil İlçe Sağlık Müdürü olarak göreve başlayan Dr. Mehmet Öktem ile biraraya gelip ilçenin birinci basamak sağlık altyapısı ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. Köy sağlık evlerinin fiziki yetersizliği ve hizmet verimliliği ile Aile hekimleri ve sağlık çalışanlarından gelen talepleri İlçe Sağlık Müdürüne ilettiklerini belirten Anmal, İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem’in aile hekimliğinden gelmesi ve bu konuda bilgi sahibi olduğu aile hekimleri ve sağlık çalışanları için büyük bir şans olduğuna inanıyoruz" dedi. İdil İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem ise "görevimiz ve sorumluluğumuzda bulunan birinci basamak sağlık hizmetin güçlendirilmesi için ilgili kurum ve yetkili mercilerle görüşmektir. Bu anlamda da vatandaşlara verimli sağlık hizmeti vermeyi amaçlıyoruz. Sağlık taramaları programları ile hastalıkları erken teşhis etmeye özen göstererek vatandaşlarımızı kronik hastalıklardan korumayı ve sağlıklı bir yaşama vesile olmayı hedefliyoruz" dedi. Ökten, Sağlık-Sen yöneticileri ve sendika üyelerine yapmış olduğu ziyaretten dolayıda teşekkür etti. Görüşme sonunda Sağlık-Sen Şırnak Şube Başkanı Sabgatullah Anmal tarafından İdil İlçe Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Öktem’e plaket takdim edildikten sonra sendika üyeleri ile birlikte hatıra fotoğrafı çekildi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 15:13
Kedi tüyü değil akciğer kanserine yenilmiş
Sakarya’da akciğerine kedi tüyü kaçtığı için hayatını kaybettiği iddia edilen Okan Diköz’ün ölüm sebebinin kedi tüyünden değil, akciğer kanserinden kaynaklandığı belirtildi. Evcil hayvan besleyen birçok kişiyi tedirgin eden haber üzerine Diköz’ün yakın akrabası Prof. Dr. Murat Alemdar, açıklamada bulundu. Evinde beslediği kedilerin yanı sıra sokak hayvanlarına gösterdiği ilgiyle çevresinde sevilen ve tanınan bir isim olan Okan Diköz (55), 25 Temmuz Cuma günü tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. Diköz’ün ölüm sebebinin ise akciğerine kaçan kedi tüyü olduğu iddia edildi. Evinde hayvan besleyen birçok kişiyi tedirgin eden olayın ardından, Okan Diköz’ün yakın akrabası Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroloji Kliniğinden Prof. Dr. Murat Alemdar, kamuoyuna yansıyan olayla ilgili bilgi verdi. Diköz’ün ölümünün, kedi tüyü yutması ile bir ilgisi olmadığını belirten Alemdar, ölüm sebebinin akciğer kanseri olduğunu ifade etti. Prof. Dr. Murat Alemdar, "‘Kedi tüyü sebebiyle vefat etti’ haberleri, muhtemelen kendisinin çok bilinen hayvanseverliği nedeniyle oluşan yanlış algıya bağlı yapılmıştır. Gerçek ölüm sebebi, akciğerlerindeki kanser tutulumu olup kamuoyunun bu konuda doğru bilgilenmesini isteriz. Ölüm nedeninin kedi tüyü yutmasıyla bir ilgisi yok" dedi. Parazitler ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı önlem şart Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniğinden Prof. Dr. Aziz Öğütlü ise evcil hayvanlardan insanlara bulaşabilen ve ‘zoonotik hastalıklar’ olarak adlandırılan bazı enfeksiyonların gerekli önlemler alınmadığında ciddi sağlık sorunlarına yol açabildiğini belirtti. Öğütlü, "Özellikle pandemi sonrası dönemde evde geçirilen sürenin artmasıyla birlikte kedi, köpek ve diğer evcil hayvanlara ilgi büyük ölçüde arttı. Ancak evcil hayvanlarla birlikte yaşarken dikkat edilmesi gereken bazı sağlık riskleri tabi ki var. Özellikle kedilerden bulaşabilen toksoplazmozis hamile kadınlar için risk oluştururken, kedi tırmığı hastalığı (Bartonella) da bağışıklığı zayıf bireylerde ciddi enfeksiyonlara sebep olabilir. Köpek ve kedilerden bulaşabilen iç ve dış parazitler ile sürüngen ve kuşlardan kaynaklanabilen salmonella gibi bakteriyel enfeksiyonlara karşı da dikkatli olunması gerekir" diye konuştu. Temizlik ve hijyen en önemli koruyucu Evcil hayvanların tüyleri, tükürükleri ve derilerinden dökülen partiküllerin bazı insanlarda alerjik reaksiyonlara yol açabildiğini de dile getiren Öğütlü, "Astım hastaları başta olmak üzere solunum yolu rahatsızlığı olan kişilerin, hayvanlarla temas konusunda daha hassas davranmaları gerekir. Hayvanların yaşam alanlarının düzenli olarak temizlenmesi ve dışkı gibi biyolojik atıkların hijyenik şartlarda bertaraf edilmesi, bulaşıcı hastalıkların önlenmesinde büyük rol oynar. Ayrıca hayvanlarla temas sonrası ellerin mutlaka yıkanması, muhtemel mikropların yayılmasını önler. Evcil hayvanların düzenli olarak veteriner kontrolünden geçirilmesi, aşılarının tam olması ve parazit tedavilerinin aksatılmaması da hem hayvanın hem de sahibinin sağlığını korumak adına kritik önem taşır. Her ne kadar bazı sağlık riskleri taşısa da evcil hayvanların, özellikle yalnız yaşayan bireylerde psikolojik destek sağladığı, stres ve anksiyete düzeyini düşürdüğü bilimsel olarak da kanıtlanmış durumdadır. Ayrıca çocuklarda empati ve sorumluluk duygusunu geliştirici etkileri olduğu da bilinmektedir. Aşı takvimi, temizlik, hijyen ve bilinçli bakım ile hem insanlar hem de hayvanlar sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilir" şeklinde konuştu.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:11
Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde 20 yaş dişleri cerrahi operasyonla alınıyor
Mardin’de Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde gömülü 20 yaş dişi cerrahi operasyonla alınıyor. Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi Başhekimi Dt. Yunus Deniz, Merkezde 21 aktif diş polikliniği bulunduğunu söyledi. Deniz, "Bunlardan biri ağız, diş ve çene cerrahisi polikliniğidir. Bu polikliniği açmamızın en büyük sebebi, vatandaşlardan gelen yoğun talepler ve sevk oranımızı sıfıra indirme hedefimizdir. Burada, hekimimiz tarafından gömülü 20 yaş dişleri, gömülü premolarlar, kanin dişler ve cerrahi kistik operasyonlar başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu hizmetlerin sunulmasına katkı sağlayan başta Sağlık Bakanlığı’mıza ve İl Sağlık Müdürlüğü’müze teşekkür ederiz. Midyatlı hemşehrilerimizin çevre illere gitmeden, kendi ilçelerinde tedavi olabilmeleri bizim için çok kıymetli. Bu süreçte özveriyle çalışan hekimimiz Agit Bilgiç’e ayrıca teşekkür ediyoruz. Kendisi bu hizmeti başlatarak elini taşın altına koydu ve Midyat halkı için önemli bir adım attı’’ ifadelerini kullandı.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 14:10
Boğazına mama kaçarak nefessiz kalan bebeğe telefonla müdahale
Çanakkale’de boğazına mama kaçarak nefessiz kalan 21 günlük bebek, acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde hayata döndü. Çanakkale’de 112 Acil Sağlık ekipleri, durumu kritik hastaların sağlık kuruluşlarına yetiştirilmesi için zamanla yarışıyor. Gelen çağrılar üzerine hızla harekete geçen ekipler, olay yerine en kısa sürede ulaşmayı hedefliyor. Anlık müdahale gerektiren bazı acil durumlarda ise 112 Acil Çağrı Merkezi üzerinden doğru ilk yardım müdahalesi konusunda kişilere yönlendirme yapılıyor ve olay yerine ambulans ekipleri yönlendiriliyor. Çanakkale’de yaşayan bir aile geçtiğimiz pazar günü 21 günlük bebeğinin boğazına mama kaçması ve nefes alamaması nedeniyle 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak yardım istedi. Çağrıyı yanıtlayan görevli Acil Tıp Teknisyeni (ATT) Emine Çakır, hızla adrese ambulans yönlendirdi ve telefonda panikleyen anne ve babayı sakinleştirmeye çalışarak, bebeğe ilk müdahaleyi nasıl yapması gerektiğini adım adım anlattı. Acil tıp teknisyeni tarafından telefonda babaya adım adım doğru ilk yardım müdahalesini anlatması sayesinde bebek nefes alarak hayata döndü. 21 günlük bebeğin nefessiz kalma ihbarına hızlı ve etkili tıbbi yönlendirme yaparak bebeğin tekrar nefes almasını sağlayan ATT görevlisi Emine Çakır’ı, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, başarı belgesi ile ödüllendirdi. Vali Toraman, Emine Çakır’a teşekkür ederek, görevinde başarılar diledi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:57
Diş hekimi, sağlıklı hayat merkezi sayesinde sigaradan kurtuldu
Tunceli’de diş hekimi Cemal Ayyıldız, sağlıklı hayat merkezi sayesinde sigaradan kurtuldu. Tunceli Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde diş hekimi olarak çalışan ve 2 yıldır sigara içen diş hekimi Cemal Ayyıldız, Sağlık Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniği sayesinde bu zararlı alışkanlıktan kurtuldu. Süreçte psikososyal destek ve medikal tedavi desteği sunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Hüseyin Ezer, merkezde vatandaşlara ücretsiz ve profesyonel destek sunduklarını söyledi. Tunceli’de tütün ürünleri ile mücadele kapsamında hizmet sunan Sağlıklı Hayat Merkezi Sigara Bırakma Polikliniğine başvurarak bağımlılıktan kurtaran Diş Hekimi Cengiz Ayyıldız, "2 senedir sigara içiyordum ve bırakmaya düşünüyordum. Sağlıklı hayat merkezine başvurdum. Hüseyin hoca ile tanıştım. Kendisi psikososyal destek ve medikal tedavi uyguladı. Kısa sürede başarılı bir sonuç aldık. Yaklaşık 5 aydır sigara içmiyorum" dedi. Sağlıklı Hayat Merkezi Sorumlu Hekimi Dr. Hüseyin Ezer ise "Merkezimizde sigara bırakma polikliniğinde bağımlılıktan kurtulmak isteyen vatandaşlara ücretsiz ve profesyonel destek sağlamaktayız. Psikososyal destek ve medikal tedaviyle vatandaşlarımız bu zararlı alışkanlıktan kurtulabilmektedir. Ayrıca Tunceli Devlet Hastanesi’nde de sigara bırakma polikliniğinden de vatandaşlarımız yararlanabilmektedir" diye konuştu. Dr. Ezer, sigara kullanan vatandaşları merkezden ücretsiz ve profesyonel destek almaya davet etti.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:52
Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde20 yaş dişleri cerrahi operasyonla alınıyor
Mardin’de Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde gömülü 20 yaş dişi cerrahi operasyonla alınıyor. Başhekim Dt. Yunus Deniz, Midyat Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde 21 aktif diş polikliniği bulunmakta olduğunu söyledi. Deniz, "Bunlardan biri ağız, diş ve çene cerrahisi polikliniğidir. Bu polikliniği açmamızın en büyük sebebi, vatandaşlardan gelen yoğun talepler ve sevk oranımızı sıfıra indirme hedefimizdir. Burada, hekimimiz tarafından gömülü 20 yaş dişleri, gömülü premolarlar, kanin dişler ve cerrahi kistik operasyonlar başarıyla gerçekleştirilmektedir. Bu hizmetlerin sunulmasına katkı sağlayan başta Sağlık Bakanlığımıza ve İl Sağlık Müdürlüğümüze teşekkür ederiz. Midyatlı hemşerilerimizin çevre illere gitmeden, kendi ilçelerinde tedavi olabilmeleri bizim için çok kıymetli. Bu süreçte özveriyle çalışan hekimimiz Agit Bilgiç’e ayrıca teşekkür ediyoruz. Kendisi bu hizmeti başlatarak elini taşın altına koydu ve Midyat halkı için önemli bir adım attı’’ ifadelerini kullandı. (BB-RK-Y)
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:34
"Skolyoz tedavisinde gecikme, önemli sağlık sorunlarına yol açabilir"
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, skolyozun (omurga eğriliği) erken teşhis edilip tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, "Tedavi edilmeyen skolyoz, göğüs kafesinin şeklini bozarak akciğerlerin gelişimini engelleyebilir ve ileri aşamalarda solunum yetmezliği, kalp problemleri, omurilik basısı ve felç gibi ciddi sorunlara yol açabilir" dedi. VM Medical Park Kocaeli Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Nuri Erdem, omurganın yana doğru eğriliğiyle karakterize olan skolyozun (omurga eğriliği) erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirtti. Skolyozun doğumsal, enfeksiyon, tümör kaynaklı veya nedeni tam bilinmeyen (idiopatik) nedenlerle ortaya çıkabildiğini ifade eden Prof. Dr. Erdem, ailevi yatkınlığın da etkili olabileceğine değindi. "Omurgada yana doğru eğrilik görülebilir" Skolyozun en sık belirtisinin omurgada yana doğru eğrilik olduğunu belirten Prof. Dr. Erdem, "Bel ve sırtta asimetri, omuz seviyeleri arasında eşitsizlik, kıyafetlerin vücuda oturmaması, öne eğilmede gövdenin bir tarafındaki kaburgaların daha yüksek kalması gibi belirtiler görülebilir. Skolyoz genellikle ağrıya yol açmaz ve erken dönemlerde şikayet oluşturmayabilir, bu sebeple tanısı çoğu zaman tesadüfen konur" dedi. "Skolyoz her yaşta görülebilir" Skolyozun her yaşta görülebileceğini ancak ortaya çıkış yaşına göre farklı karakteristik özellikler gösterebileceğini dile getiren Prof. Dr. Erdem, skolyoz belirtilerinin fark edilmesi durumunda skolyoz cerrahisiyle ilgilenen bir uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Skolyoz türleri En sık görülen skolyoz türünün "nedeni tam bilinmeyen idiopatik skolyoz" olduğunu aktaran Prof. Dr. Erdem, nöromusküler skolyozun kas veya sinir hastalıklarına bağlı olarak geliştiğini, konjenital skolyozun ise anne karnında omurga anomalilerine bağlı olarak ortaya çıktığını belirtti. Skolyozun türüne ve şiddetine göre tedavi yaklaşımlarının değiştiğini kaydeden Prof. Dr. Erdem, tedavi planının kişiye özel olarak belirlenmesi gerektiğini ifade etti. "Korse tedavisi uygulanabilir" Hafif eğriliklerde düzenli takip yapılmasının yeterli olabildiğini ifade eden Prof. Dr. Erdem, orta dereceli skolyozda korse tedavisinin eğriliği düzeltmekten çok ilerlemesini önlemeye yönelik olduğunu söyledi. Erdem, eğriliğin derecesine ve çocuğun yaşına göre korse veya gövde alçısı tedavisinin planlandığını belirtti. "İleri dereceli skolyozda cerrahi tedavi gerekebilir" Omurga eğriliğinin 40 dereceyi geçtiği durumlarda cerrahi tedavinin gündeme geldiğini belirten Erdem, "Küçük çocuklarda skolyoz daha hızlı ilerleyebilir. Bu yüzden 10 yaş altındaki hastalarda büyüme dostu cerrahiler tercih edilirken, 10 yaş ve üzerinde füzyon ameliyatları uygulanmaktadır" dedi. Erdem, son yıllarda uygun vakalarda füzyon yapılmadan tüm omurganın hareketlerine izin veren "gerdirme" ya da "ipli skolyoz" yöntemi gibi yeni tekniklerin de tercih edildiğini aktardı. "Tedavi edilmezse ciddi sağlık sorunlarına neden olabilir" Prof. Dr. Erdem, "Tedavi edilmeyen skolyoz, göğüs kafesinin şeklini bozarak akciğerlerin gelişimini engelleyebilir ve ileri aşamalarda solunum yetmezliği, kalp problemleri, omurilik basısı ve felç gibi ciddi sorunlara yol açabilir. Skolyoz tedavisine yalnızca omurgadaki eğriliğin düzeltilmesi olarak bakılmamalıdır çünkü bu durum tüm vücut sağlığını etkileyen bir sorundur" dedi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 13:20
Şırnak’ta gıda işletmelerine karekod zorunluluğu
Tarım ve Orman Bakanlığı’nın "Tarladan Sofraya Gıda Güvenilirliği" hedefi doğrultusunda hayata geçirilen "Gıda İşletmesi Karekod" uygulaması, 28 Temmuz 2025 itibarıyla resmen yürürlüğe girdi. Yeni sistem kapsamında Şırnak Tarım ve Orman İl Müdürlüğü, kent merkezinde kapsamlı bir bilgilendirme çalışması başlattı. İl Müdürlüğü Gıda ve Yem Şubesi ekipleri, kentin işlek cadde ve sokaklarına bilgilendirici afişler asarken, hem işletme sahiplerine hem de vatandaşlara karekod sisteminin işleyişi hakkında bilgi verdi. "Tarım Cebimde" mobil uygulaması aracılığıyla tüketiciler, gıda işletmelerinin kayıt ve denetim bilgilerine karekod okutarak ulaşabilecek. Uygulama sayesinde gıda güvenliği konusunda şeffaflığın artırılması, tüketici haklarının korunması ve kayıt dışı üretimin önlenmesi hedefleniyor. Sistemin, vatandaşlara güvenli gıda sunumunda önemli bir dönüm noktası olacağı vurgulanıyor. Şırnak Tarım ve Orman İl Müdürü Oktay Sezgin, karekod uygulamasının il genelinde yaygınlaştırılacağını belirterek, tüm gıda işletmelerinin yeni sisteme en kısa sürede uyum sağlaması gerektiğini söyledi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:20
Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi alanında uzman personelleri başarıyla yetiştiriyor
Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi alanında uzman personelleri başarıyla yetiştiriyor 2012 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile lisans ve lisansüstü düzeyde eğitim vermek ve araştırma yapmak amacıyla Dil ve Konuşma Terapisi (DKT) Bölümü ile Sosyal Hizmet (SH) Bölümleriyle kuruldu. Daha sonra 2013 yılında Ergoterapi ile Odyoloji; 2021 yılında da Beslenme ve Diyetetik (BDY) Bölümlerinin açılmasına YÖK izin verdi. Fakülte, sağlık bilimlerindeki üstün başarısı ve çağın ihtiyaçlarına uygun eğitim müfradatıyla öğrencilerine donanımlı bir eğitim sunuyor. Fakültenin yönetim kadrosunda Dekan Prof. Aliye Mavili, Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Elçin Tadıhan Özkan ve Prof. Dr. Semra Saruç yer alıyor. Bölümlerde isteğe bağlı olarak İngilizce Hazırlık Sınıfı okutuluyor. Fakültemiz bünyesinde yer alan programların tamamı uygulamalı eğitim veriyor. Dil ve Konuşma Terapisi alanında ilklerin fakültesi Fakültenin ayrıcalıklı konumu olarak DKT’nin başarıları da öne çıkıyor. Fakültenin ilklere imza atan DKT Bölümü sayısal (SAY) puan gerektiren dört yıllık bir bölüm olarak eğitim veriyor. Türkiye’de DKT alanında ilk kurulan yüksek lisans ve doktora programı da Anadolu Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi’ne ait. Fakültemiz DKT Bölümü, Sağlık Bilimleri Eğitim Programları Değerlendirme ve Akreditasyon Derneği (SABAK) tarafından 2019 yılında akredite edilen ulusal DKT programları içerisindeki ilk bölümdür. Eşit Ağırlık (EA) puan türünde öğrenci kabul eden Sosyal Hizmet Bölümü, ülke ihtiyaçlarına öncelik vererek ulusal ve evrensel değerleri benimseyen bir yaklaşımla bilime katkı veren, sürdürebilir insani ve toplumsal gelişme için sosyal adaletin ve insan refahının gelişimine katkıda bulunan; ulusal alanda öncü ve dünyada saygın, mezunlarının gurur duyduğu bir program olarak eğitim veriyor. Son yıllarda sosyal sorunların artması ve çeşitlilik göstermesi, Covid-19 pandemisi ile birlikte halk sağlığı sorununun daha görünür olması da sosyal hizmet alanında yapılan çalışmaları ve bu meyanda sosyal hizmet programlarının önemini vurguluyor. Beslenme ve Diyetetik Bölümü, Fakültenin açılan en yeni bölümü olup sayısal (SAY) puan ile öğrenci alıyor ve dört yıllık eğitim veriyor. Bölüm; toplumun yeterli ve dengeli beslenme yoluyla sağlığı koruyan ve yaşam kalitesini artıran, hastalıklara özgü tıbbi beslenme tedavisi uygulayan, ulusal ve uluslararası alanda beslenme konusundaki ihtiyaçlara cevap veren, yaşam boyu öğrenme bilinciyle mesleki bilgilerini uygulayan ve geliştiren, araştırmacı ve yenilikçi, mesleki etik bilincine sahip diyetisyenler yetiştiriyor. Fakültenin vizyonu, sosyal refahın yükseltilmesine hizmet eden, sağlık ve sosyal hizmet politikalarına yön veren yaşam boyu öğrenme odaklı ulusal alanda lider ve dünyada saygın bir eğitim kurumu olmak olarak belirleniyor. Sağlık Bilimleri Fakültesinin misyonu ise kent, bölge, ülke ve dünya insanının refah düzeyini yükseltmek amacıyla sağlık ve sosyal hizmet alanında eğitim, araştırma ve projelerle evrensel bilgi ve kültür birikimine katkı sağlamak, sağlık ve sosyal hizmet alanındaki toplumsal ihtiyaçların karşılanmasına yönelik yenilikçi politikalar ve çözümler üretmek olarak belirleniyor. Dil ve Konuşma Terapisi Bölümünden lisans diploması almaya hak kazanan adaylar "Dil ve Konuşma Terapisti" unvanını alırlar. Sosyal Hizmet Programından lisans diploması alan öğrenciler kamuya ait kurum ve kuruluşlarda "sosyal çalışmacı" kadrosunda istihdam edilirler. Beslenme ve Diyetetik Bölümünü başarıyla tamamlayarak lisans diploması almaya hak kazanan adaylar ise "diyetisyen" unvanını alırlar.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:18
Uzmanından uyarı: "Kemik erimesi ölüme neden olabilir"
Aşırı zayıf, hareketsiz bir yaşam tarzına sahip ve kortizon kullanmış kişilerin kemik erimesi açısından risk altında olduğunu vurgulayan Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği’nden Uzm. Dr. Esra Tutal, "Kemik erimesi omurlarda, el bileğinde ve kalça kemiğinde kırılmalara yol açarak sakatlıklara, hatta ölümlere yol açabilir" uyarısında bulundu. Halk arasında ’kemik erimesi’ olarak adlandırılan osteoporozu ’kemiklerin zayıflayarak kırılgan hale gelmesi’ şeklinde tanımlayan Liv Hospital Samsun Endokrinoloji ve Metabolizma Kliniği’nden Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalığın kemiklerin çok ufak travmalarda bile kolayca kırılmalarına neden olabildiğini söyledi. "Kırık olana kadar belirti vermez" Konuyla ilgili önemli bilgiler paylaşan Uzm. Dr. Esra Tutal, osteoporozun kırık gelişine kadar hastalarda hiçbir belirti vermeyebileceğini işaret etti. Kemik erimesine bağlı kırıkların en çok kalça, bel ve bilek kemiklerinde görüldüğünü vurgulayan Uzm. Dr. Esra Tutal, "Osteoporoz hem kadınları hem de erkekleri etkileyen bir hastalıktır. Kemik erimesi çok ileri dönemlere kadar herhangi bir belirti vermez. İleri dönemlerde ise sırt ağrısı, bel ağrısı, boyun zamanla kısalması ve duruş bozukluğu (kamburluk) meydana gelir" dedi. "Zayıf kişilerde kemik yıkımı daha sık görülüyor" İnsan vücudunda kemik yapım ve yıkımının belli bir denge içerisinde olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Esra Tutal, "20 yaşına kadar kemik yapımı ön plandadır. 30 yaşına kadar maksimum kemik kitlesi oluşur. 30 yaşından sonra ise yıkım ön plana geçer. Maksimum kemik kitlesi ne kadar iyi ise vücut yıkımdan o kadar az etkilenir. Kadınlar, yaşlılar, ailesinde kırık öyküsü olanlar ve zayıf minyon yapılı olanlarda daha sık görülür. Ayrıca romatizma tedavisinde kullanılan kortizonlu ilaçlar, epilepsi ilaçları, kanser ilaçları, bazı mide ilaçları kullanmak, romatiod artrit, kanser, lupus, multipe myleom, böbrek karaciğer hastalıkları gibi hastalıklar geçirmek, hareketsiz bir yaşama sahip olmak, sigara kullanmak, sık alkol kullanmak, besinlerle yeterince kalsiyum almamak, aşırı miktarda tiroit hormonu kullanmak, aşırı zayıf olmak, gereğinden daha az beslenmek ve zayıflama ameliyatı olmak da kemik erimesine neden olabilir. Kemik erimesi omurlarda, el bileğinde ve kalça kemiğinde kırılmalara yol açarak sakatlıklara hatta ölümlere yol açabilir" diye konuştu. "Doğru beslenmeyle önlenebilir" Kemik erimesinin önlenebilir bir hastalık olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Esra Tutal, hastalıktan korunmak için şu önerilerde bulundu: "Proteinden zengin beslenme kemik sağlığı için çok önemlidir. Vücut ağırlığının normal sınırlarda tutulması (aşırı zayıflık ve şişmanlıktan kaçınılması), kalsiyumdan zengin beslenmek (günlük 1000-1200 mg kadar kalsiyum besinlerle alınmalıdır) önemlidir. En iyi kalsiyum kaynakları az yağlı süt ürünleri, koyu yeşil sebzeler, balık ve soya ürünleridir. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardan emilimi için gereklidir. Bunun bir kısmını güneşten karşılasak da genellikle günlük 600-800 ünite D vitamini takviyesi gerekmektedir. Günlük düzenli yapılan egzersiz (yürüyüş gibi) kemiklerin güçlenmesini sağlar. 65 yaş üstü kadınlar, 70 yaş üstü erkekler ve risk faktörü olanlar ise daha erken yaşlardan itibaren her yıl düzenli olarak kemik taraması (kemik mineral dansitometri) yaptırıp, henüz kırık oluşmadan tanı konulabilirse hastalığın tedavisi mümkündür."
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 12:07
Hakkari UMKE ekibinden tatbikat
Hakkari’de 21-25 Temmuz 2025 tarihleri arasında düzenlenen Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE) Temel Eğitimi yapılan tatbikatla tamamlandı. Eğitimin teorik bölümü, Hakkari İl Sağlık Müdürlüğü eğitim salonunda gerçekleştirilirken, uygulamalı eğitim ise zorlu doğa şartlarına sahip Mergabütan Kayak Merkezi’nde yapıldı. Eğitim süresince katılımcılara acil durum ve afet müdahale konularında hem teorik hem de pratik bilgiler verildi. UMKE personelinin afet ve acil durumlara hazırlıklı olması amacıyla gerçekleştirilen eğitim programlarının bundan sonraki aşamalarda da devam edeceği belirtildi.
30 Temmuz 2025 Çarşamba - 11:29
Kalp hastalığı riski akıllı telefonla ölçülebilecek
Kastamonu Üniversitesi tarafından yürütülen proje ile kalp hastalığı riski akıllı telefonlarla ölçülebilecek. Kastamonu Üniversitesi akademisyenlerinin öncülüğünde hayata geçirlen ve Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) tarafından 2025-B-01 çağrısı kapsamında desteklenmeye hak kazanan "Hızlı ApoB-100 Test Kiti Geliştirilmesi" projesi, dijital tanı teknolojilerine yeni bir boyut kazandırmayı hedefliyor. Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Özgür Kaynar’ın yürütücülüğünü üstlendiği projede, Atatürk Üniversitesi’nden Doç. Dr. Seçkin Özkanlar ve Kastamonu Üniversitesi Devrekani Meslek Yüksekokulu’ndan Dr. Öğretim Üyesi Dilara Kaynar da yer alıyor. Yaklaşık 1 milyon 800 bin TL bütçeyle hayata geçirilen projede, akıllı telefonlarla kantitatif ApoB100 ölçümü yapılabilen yenilikçi bir hızlı tanı kiti geliştirilecek. Bu teknolojiyle kalp-damar hastalıkları riskinin erken tespiti için düşük maliyetli, kolay erişilebilir ve kullanıcı dostu bir tanı aracı sunulması amaçlanıyor. Proje çerçevesinde geleneksel akışlı immün analizlerden farklı olarak, nitroselüloz membran üzerine sadece belirli bir bölgeye yüksek hassasiyetle antikor transferi sağlayan, antikorun doğal yapısını koruyan ve kontaminasyon riskini en aza indiren yeni bir teknik ilk kez kullanılacak. Geliştirilecek test kiti, özellikle 80 mg/dL üzeri ApoB100 seviyelerini ölçebilecek şekilde tasarlanacak ve 130 mg/dL düzeyine optimize edilerek klinik doğruluk sağlayacak. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, TÜSEB destekli projeyi değerlendirerek, "Üniversite olarak bilimsel araştırmaların sahaya dokunan, insan hayatına katkı sunan yönlerini önemsiyoruz. Bu proje, tanı teknolojilerinde dijital dönüşümün yanı sıra toplum sağlığına yönelik erken teşhis imkanlarının geliştirilmesi bakımından son derece kıymetlidir. Proje yürütücümüz Prof. Dr. Özgür Kaynar başta olmak üzere tüm proje ekibini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyorum" dedi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder