Son Dakika
|
Antalya Büyükşehir iştiraki ANSET’e operasyonda 14 şüpheli tutuklandı
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
İspanya Başbakanı Pedro Sanchez Ankara’dan ayrılıyor
İtalya’da şampiyon Inter
Uşak’ta 7 aracın karıştığı zincirleme kaza: 4 ölü 17 yaralı
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Kırmızı ışık ihlali yapan otomobil ortalığı savaş alanına çevirdi: 1’i ağır 4 yaralı
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Fatih’te marketin deposunda yangın: Mahsur kalanlar kurtarıldı!
Bursa Uludağ’da kış geri döndü
Esenyurt’ta Heimlich manevrası hayat kurtardı
Ziraat Türkiye Kupası’nda ilk finalist belli oluyor
Başakşehir’de akaryakıt istasyonunda tekmeli yumruklu kavga
NBA’de son çeyrek final eşleşmesi Detroit- Cleveland oldu
İtalya’da şampiyon Inter
SAĞLIK
Bel ağrısının ilacı planlı hareket
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 10:19:34
Kas ve iskelet sistemi hastalıkları arasında en sık rastlanan şikayetlerin başında gelen bel ağrıları, modern yaşamın getirdiği hareketsizlik ve yanlış duruş alışkanlıklarıyla tetikleniyor. Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, bel sağlığını korumada ve mevcut ağrıların tedavisinde "egzersiz" faktörünün hayati önemine dikkat çekti. Egzersizi, düzenli olarak yapılan tekrarlı ve planlı fiziksel aktivite olarak tanımlayan Dr. Kemal Kayserili, bu sürecin sağlıklı yaşam için spor yapmakla eşdeğer olduğunu belirtti. Bel ağrısı ile kas dengesi arasındaki ilişkiye değinen Kayserili, "Egzersiz, hem bel ağrısının tedavisinde önemlidir hem de bel ağrısını önlemede. Şöyle ki nedeni ne olursa olsun, belde ağrı varsa bunun nedeni veya sonucu olarak bozulmuş bir kas dengesi var demektir. Kişiye göre seçilen hareketlerle kısalmış ve gerilmiş kaslar esnetilmeli, güçsüz kalmış kaslar da kuvvetlendirilmelidir" diye konuştu. Kademeli geçiş ve süreklilik şart Tedavi sürecinde izlenmesi gereken yöntemi açıklayan Dr. Kayserili, egzersizlerin ağrı sınırını aşmaması gerektiğini vurgulayarak, "İlk aşamada ağrıya neden olmayan egzersizler seçilmeli ve her gün yapılmalı, tekrar sayıları ve çeşitleri giderek arttırılmalıdır. Duruş, oturuş bozuklukları olan kişide, belini zorlayacak şekilde çalışan ve hareket edenlerde, sedanter yaşayanlarda izlenecek düzenli bir egzersiz programı da bel ağrısını önleyecektir" dedi. Ameliyat sonrası dönemde egzersizin rolü Bel sağlığında cerrahi müdahale gerektiren durumlarda dahi egzersizin ihmal edilmemesi gerektiğini belirten Dr. Kemal Kayserili; omurlarda kayma, bel fıtığı ve kanal darlığı gibi operasyonlardan sonra hastaların mutlaka egzersize başlaması gerektiğini ifade etti. Egzersizlerin sıklığı konusunda öneride bulunan Burtom Biyofiz Nilüfer Tıp Merkezi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Kemal Kayserili, kas hafızası ve güç artışının korunması için zamanlamanın önemini şu sözlerle aktardı: "Egzersiz uygulanmasının, başlangıçta her gün ve günde 2 kez yapılması uygundur. Sonrasında hekim değerlendirmesi ile gün aşırı veya haftada 3 gün şeklinde de devam edilebilir. Ama 2 egzersiz seansı (günü) arası 72 saati geçmemelidir ki kaslarda sağlanan olumlu etkiler esneklik ve güç artışı kaybolmasın." Son olarak, egzersizlerin doğru uygulanması konusunda önemli bir uyarıda bulunan Dr. Kemal Kayserili, "Düzenlenen bel egzersizleri hekim veya eğitimli sağlık personeli eşliğinde anlatılmalı, gösterilmeli ve hastanın egzersizleri nasıl yaptığı gözlenmelidir" ifadesini kullandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41
Dr. Hamidanoğlu’dan hayati uyarı
Gaziantep Özel ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu gebelikte tansiyon konusunda anne adaylarını uyardı. Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, "Gebelik süreci, anne adayının hem kendi sağlığı hem de bebeğinin gelişimi açısından büyük bir hassasiyet gerektiriyor. Bu süreçte en sık karşılaşılan risklerden biri olan gebelikte tansiyon, erken fark edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabiliyor" dedi Gaziantep ANKA Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hasan Barış Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun genellikle belirti vermeden ilerleyebileceğine dikkat çekerek, "Bu nedenle düzenli doktor kontrolleri büyük önem taşıyor. Erken tanı sayesinde hem anne hem de bebek için oluşabilecek riskleri en aza indirebiliriz" ifadelerini kullandı. Belirtiler göz ardı edilmemeli Gebelikte yüksek tansiyonun bazı durumlarda baş ağrısı, görme bozuklukları, ani kilo artışı, el ve yüzde şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebileceğini ifade eden Op. Dr. Hamidanoğlu, bu şikayetlerin ciddiye alınması gerektiğini vurguladı. Anne ve bebek için risk oluşturabilir Kontrol altına alınmayan gebelik hipertansiyonunun; erken doğum, plasenta sorunları ve bebeğin gelişim geriliği gibi ciddi problemlere neden olabileceğini belirten Op. Dr. Hamidanoğlu, "Bu nedenle tansiyon takibi ihmal edilmemeli, doktorun önerdiği şekilde beslenme ve yaşam tarzı düzenlemeleri yapılmalıdır" diye konuştu. Sağlıklı bir gebelik için öneriler Op. Dr. Hamidanoğlu, anne adaylarına düzenli doktor kontrollerini aksatmamaları , tuz tüketimini sınırlamaları, dengeli ve sağlıklı beslenmeleri, stresten uzak durmaları, doktor önerisi dışında ilaç kullanmamaları önerisinde bulundu. Son olarak Op. Dr. Hamidanoğlu, gebelikte tansiyonun kontrol altına alınmasının mümkün olduğunu belirterek, "Bilinçli ve düzenli takip ile sağlıklı bir gebelik süreci geçirmek mümkün. Anne adaylarımızın en küçük şüphede bile hekime başvurmalarını öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:41
Bahar aylarında çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına dikkat
Medical Point Gaziantep Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzm. Dr. Baver Demir, "Bahar aylarının gelmesiyle birlikte hava sıcaklıklarında yaşanan ani değişimler, çocukların bağışıklık sistemini etkileyerek üst solunum yolu enfeksiyonlarının artmasına neden oluyor" dedi. Uzm. Dr. Baver Demir, özellikle okul çağındaki çocuklarda Soğuk algınlığı ve benzeri viral hastalıkların bu dönemde daha sık görüldüğüne dikkat çekti. Dr. Demir, "Mevsim geçişlerinde vücut, değişen hava şartlarına uyum sağlamakta zorlanabiliyor. Bu durum, burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve hafif ateş gibi belirtilerle kendini gösteren enfeksiyonların yaygınlaşmasına yol açıyor. Çocukların kapalı ortamlarda daha fazla zaman geçirmesi ve temasın artması da hastalıkların yayılmasını kolaylaştırıyor" ifadelerini kullandı. "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir" Dr. Baver Demir, "Bahar aylarında bağışıklık sistemi çevresel değişimlerden daha fazla etkilenir. Bu dönemde çocukların hastalıklara yakalanma riski artar. Özellikle hijyen kurallarına dikkat edilmesi ve bağışıklığı destekleyici yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. Dr. Demir, ebeveynlere çocuklarının sağlığını korumak adına dengeli beslenme, düzenli uyku ve bol sıvı tüketiminin önemine dikkat çekerek, "El yıkama alışkanlığının kazandırılması ve hasta bireylerle temasın sınırlandırılması, enfeksiyonların önlenmesinde en etkili yöntemler arasındadır" şeklinde konuştu. Belirtilerin uzun sürmesi, yüksek ateş veya genel durum bozukluğu gibi durumlarda vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini belirten Uzm. Dr. Baver Demir, erken müdahalenin hastalığın seyrini olumlu yönde etkilediğini vurguladı.
04 Mayıs 2026 Pazartesi - 09:08
Erzurum’da tıbbın geleceği konuşuldu: Medaı’26 zirvesi sona erdi
Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle düzenlenen ve tıp dünyası ile yapay zekâyı bir araya getiren Erzurum MedAI’26 programı, düzenlenen kapanış oturumuyla başarıyla tamamlandı. Erzurum’da tıp ve teknolojinin geleceğine ışık tutan önemli bir organizasyona imza atıldı. İki gün boyunca devam eden Erzurum MedAI’26 programı, alanında uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Tıbbın geleceği ile yapay zekâ teknolojilerinin entegrasyonunun ele alındığı zirvede, uzmanlar değerli bilgi ve tecrübelerini katılımcılarla paylaştı. "Bilim Ve Teknolojiyi Merkeze Almaya Devam Edeceğiz" Programın kapanışına katılan Erzurum Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zafer Aynalı, belediye olarak bilime ve teknolojiye verdikleri önemi vurguladı. Aynalı, şehrin geleceğine yön verecek bu tür projelere destek vermekten gurur duyduklarını belirterek, "Erzurum Büyükşehir Belediyesi olarak; bilimi ve teknolojiyi merkeze alan projeleri desteklemeye, şehrimizi geleceğe taşıyacak çalışmalara katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. Emeği Geçenlere Teşekkür Organizasyon sonunda, programa katkı sunan tüm paydaşlara ve yoğun katılım gösteren davetlilere teşekkür edildi. Erzurum’un teknoloji üssü olma yolundaki vizyonuna katkı sağlayan MedAI’26, hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
03 Mayıs 2026 Pazar- 11:54
Mesane kanserine robotik çözüm: ’Kalp gibi mesane’ ile yeniden hayata başladı
2
03 Mayıs 2026 Pazar- 15:43
Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu
3
03 Mayıs 2026 Pazar- 12:25
Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı
4
03 Mayıs 2026 Pazar- 09:34
"Makyaj yaparken göz sağlığınızdan olmayın"
5
03 Mayıs 2026 Pazar- 10:23
Çocuğunuzda bu belirtiler varsa dikkat
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:53
Ticari yatta yaralanan vatandaşa tıbbi tahliye
Muğla’nın Marmaris ilçesi açıklarında seyreden ticari yatta yaralanan vatandaş Sahil Güvenlik ekipleri tarafından tıbbi tahliyesi gerçekleştirildi. Marmaris ilçesi açıklarında seyreden ticari yatta yaralanan vatandaş içen yapılan yardım çağrısı sonrası bölgelerde bulunan Sahil Güvenlik botu vatandaşı kıyıda bekleyen 112 ambulans ekibine teslim etti.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:35
MHRS durum değerlendirme toplantısı yapıldı
Eskişehir’de ilgili birim sorumlularının katılımıyla Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) durum değerlendirme toplantısı düzenlendi. Toplantı, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici’nin başkanlığında gerçekleştirildi. Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Op. Dr. Serkan Ceyhan, Eskişehir Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi ile Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi MHRS’den sorumlu başhekim yardımcıları ile MHRS birim personelinin de katılım sağladığı toplantıda, MHRS çerçevesinde yürütülen çalışmalar ele alındı. Ayrıca, mevcut durum analiz edilerek hizmet kalitesini artırmaya yönelik çözüm önerileri değerlendirildi.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 13:10
’Anne sütü bebeğin zekasını ve bağışıklığını güçlendiriyor’
Uzm. Dr. Filiz Gebeşoğlu, anne sütü ve emzirmenin hem bebek hem de anne sağlığı üzerindeki hayati etkilerine dikkat çekti. "Bebek dostu" ünvanına sahip Büyük Anadolu Hastaneleri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Filiz Gebeşoğlu, anne sütü ve emzirmenin hem bebek hem de anne sağlığı üzerindeki hayati etkilerine dikkat çekti. Anne sütünün yalnızca bir besin olmadığını vurgulayan Dr. Gebeşoğlu, "Anne sütü yalnızca bir besin değil, aynı zamanda bebeğin bağışıklık sistemini güçlendiren, hastalıklara karşı koruyan ve bilişsel gelişimini destekleyen canlı bir gıdadır. Emzirme de, bir annenin kalbinden doğup bebeğinin ruhuna işleyen en saf sevgidir. Anne sütü bağışıklık sistemini güçlendirir. Anne sütü, antikorlar ve savunma hücreleri içerir. Bebekleri enfeksiyonlara karşı korur. Zeka gelişimini destekler. Yapılan araştırmalar, emzirilen bebeklerin bilişsel gelişimlerinin daha güçlü olduğunu ortaya koyuyor. Alerji ve hastalık riski azalır. Astım, obezite ve diyabet gibi kronik hastalıkların görülme riski düşer. Sindirim Sistemine Uyumludur. Anne sütü kolay sindirilir, gaz ve kabızlık gibi sorunlar daha az yaşanır. Emzirmenin anne için faydaları ise; rahmin hızlı toparlanmasına yardımcı olur. Emzirme sırasında salgılanan oksitosin hormonu rahmi eski haline getirir. Doğum sonrası kanamayı azaltır. İlk haftalarda emziren annelerin toparlanma süreci hızlanır. Meme ve over kanseri riskini azaltır. Uzun süreli emzirme, bazı kanser türlerine karşı koruyucu etki sağlar. Doğal doğum kontrolü sağlar. Emzirme, doğurganlığı bir süreliğine baskılayabilir. Anne-bebek bağını güçlendirir. Beden teması ve göz temasıyla kurulan ilişki, annenin ruhsal sağlığını olumlu etkiler. Anne- bebek- çocuk sağlığı konusunda attığı örnek çalışmalara bebek dostu hastane unvanı alan hastanemizde ‘sağlıklı gelecek için sağlıklı anne ve bebek mottosuyla’ anne adaylarımızı hem doğum öncesi hem de doğum sonrası anne sütü ve emzirmenin faydaları konusunda eğitimler vermeye ve bilgilendirmeye devam ediyoruz" dedi.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:18
Uzmanlardan kanser hastaları için uyarılar
Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Farabi Hastanesi Onkoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Atilla Yıldırım, kanser tanısı alan veya tedavi sürecinde olan hastalar için önemli uyarılarda bulundu. Dr. Öğr. Üyesi Atilla Yıldırım, yaptığı açıklamada "Kanser tanısı aldıysanız ya da tedavi sürecindeyseniz doğru beslenme, vücudunuzun tedaviye daha iyi yanıt vermesi ve kendinizi daha iyi hissetmeniz açısından çok önemlidir. Bu süreçte; vücudunuzun enerjiye, proteine ve bağışıklık sistemini destekleyecek besin öğelerine daha çok ihtiyacı vardır. Ayrıca yaz dönemleri de kanser hastaları için bazı riskler barındırır. Bu hastalar; küçük ve sık öğünler tüketmeli, (günde 3 ana, 2-3 ara öğün şeklinde beslenmeli, açlık hissetmese bile düzenli yemeye çalışmalı) protein alımına özen göstermeli, (vücudun onarımı ve bağışıklık için proteine ihtiyacı olduğundan yumurta, süt, yoğurt, peynir, et, tavuk, balık, baklagiller gibi besinler tüketmeli, her öğünde bir protein kaynağı bulunmasına özen göstermeli) renkli ve dengeli bir tabak hedeflemeli, (farklı renklerde sebze ve meyveler bağışıklığı desteklediğinden her gün sebze ve meyve tüketmeye çalışmalı) bol sıvı tüketmeli, (günde en az 8-10 bardak/1.5-2 litre sıvı almalı: su, çorba, komposto, ayran ve bitki çayları iyi tercihlerdir) bulantı ve ağız yaralarına dikkat etmeli, (bulantı varsa kuru ve kokusuz yiyecekler/kraker, haşlanmış patatesvb. tercih etmeli) ağız yaralarında baharatlı, asitli, sıcak yiyeceklerden kaçınmalı (soğuk ve yumuşak gıdalar tüketmeli) gıda hijyenine dikkat etmeli, (çiğ et, yumurta ve pastörize edilmemiş ürünlerden kaçınmalı, sebze ve meyveleri iyice yıkamalı, açıkta satılan yiyecekleri tüketmemeli, yemekler iyi pişmiş ve taze olmalı) takviyeler ve özel ürünler kullanmalı, (bitkisel ürünleri kullanmadan önce mutlaka doktoruna danışmalı) yemek saatlerinde sevdikleriyle birlikte olmalıdır. Beslenme hem fiziksel hem ruhsal iyilik için önemlidir" dedi. "Beslenme, kanser tedavisinin destekleyici bir parçasıdır" "Beslenme, kanser tedavisinin destekleyici bir parçasıdır" diyen Yıldırım "Kişiye özel planlama için mutlaka doktorunuz ve diyetisyeniniz ile görüşün. Yaz aylarında sıcaklık ve nem artışı, özellikle kanser tedavisi gören bireyler için bazı riskleri beraberinde getirebilir. Kemoterapi, radyoterapi, immünoterapi gibi tedaviler vücut direncini düşürebilir ve vücudun ısıya karşı verdiği yanıtı değiştirebilir. Bu nedenle, yaz mevsiminde kanser hastalarının bazı önlemleri alması son derece önemlidir. Kanser hastaları öncelikle güneşten korunmalıdır. 11.00-16.00 saatleri arası, güneş ışınlarının en dik ve zararlı geldiği zamanlar olduğundan mümkünse dışarı çıkılmamalı, dışarı çıkılması gerekiyorsa geniş kenarlı şapka, güneş gözlüğü ve ince, açık renkli, pamuklu kıyafetler kullanılmalı, cilt hassas veya radyoterapi gördüyse güneşe maruz bırakılmamalı, en az SPF 30 içeren bir güneş koruyucu kullanılmalı ve 2-3 saatte bir yenilenmeli. Bol sıvı tüketmelidir. Sıcak havalarda vücut daha fazla sıvı kaybettiğinden günde en az 2-2.5 litre su içmeye özen gösterilmeli; kola, kahve gibi kafeinli içecekler yerine su, ayran, ev yapımı komposto, maden suyu tercih edilmelidir. Beslenmelerine dikkat etmelidir. Yazın besinlerin bozulma riski arttığından açıkta satılan, taze olmayan gıdalardan uzak durulmalı; sütlü tatlılar, et ve tavuk içeren yemekler taze hazırlanmalı ve uygun koşullarda saklanmalı; meyve ve sebzeler iyice yıkanmalı; bozulmuş, ekşi tat veya koku veren hiçbir gıdayı tüketilmemeli; dışarıda yemek yenilecekse güvenilir yerler tercih edilmeli. Serin ve havalandırılmış ortamlarda bulunmalıdır. Evde, odalar havalandırılmalı, doğrudan güneş alan pencereler, perdeyle kapatılmalı; gerekiyorsa vantilatör veya klima kullanılmalı ama direkt üfleyen hava akımından kaçınılmalı, sıcak havalarda dinlenmeye ve uyku düzenine dikkat edilmelidir. Hijyen kurallarına özen göstermelidir. Terleme nedeniyle cilt tahrişi olabildiğinden günlük banyo yapılmalı ve cilt, temiz ve kuru tutulmalı; kalabalık ve kapalı ortamlarda enfeksiyon riski arttığından bağışıklık zayıfsa bu tür ortamlardan kaçınılmalı; eller, sık sık sabunla yıkanmalı veya alkol bazlı dezenfektan kullanılmalıdır. Yolculuk planlıyorsa doktora danışmalıdır. Seyahat edilecekse öncesinde mutlaka doktor ile görüşülmeli; ilaçlar yanımıza alınmalı ve saklama koşullarına dikkat edilmeli; uzun süreli yolculuklarda güneşe maruz kalınmamalı; bol su içilmeli, sık sık mola verilmelidir. Yaz tatili nedeniyle tedavi ya da kontrol planı aksatılmamalı; gerekirse gidilen yerdeki hastaneler ile iletişime geçilmeli; tatil planı yapmadan önce onkoloji ekibi ile görüşülmelidir" uyarılarında bulundu.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:17
Vali Aksoy, Sarıcakaya’da sağlık tesislerini ziyaret etti
Eskişehir Valisi Hüseyin Aksoy, yakında hizmete açılacak olan Sarıcakaya Aile Sağlığı Merkezi, Toplum Sağlığı Merkezi ve 112 Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nu ziyaret etti. Vali Hüseyin Aksoy, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici ve Sarıcakaya Belediye Başkanı Ahmet Dönmez ile birlikte Sarıcakaya ilçesinde sağlık tesislerine ziyaret gerçekleştirdi. Tesislerin mevcut durumunu yerinde inceleyen Vali Aksoy, çalışmaların son aşaması hakkında yetkililerden detaylı bilgi aldı. Ziyarette, bu tesislerin ilçeye sunulacak sağlık hizmetlerinin kalitesini yükselteceğini ve acil sağlık hizmetlerine erişimi güçlendireceğini ifade edildi.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:17
Yaz sıcakları varisleri tetikliyor
SEAH Kalp Damar Cerrahi Kliniği’nden Doç. Dr. Salih Salihi, yaz sıcaklarının varis hastaları üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek, "Basit önlemlerle yaz mevsimini daha konforlu geçirmek mümkün" dedi. Yaz sıcaklarıyla birlikte varisli hastaların şikayetlerinin önemli ölçüde artığına dikkat çeken Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi (SEAH) Kalp Damar Cerrahi Kliniği’nden Doç. Dr. Salih Salihi, sıcak havalarda toplardamarların genişlediğini, bunun da varislerin daha belirgin hale gelmesine yol açtığını belirtti. Doç. Dr. Salihi, "Bu durum; ağrı, şişlik, ağırlık hissi ve kaşıntı gibi şikayetlerin artmasına neden olabilir" diye konuştu. Yaz sıcaklarında şikayetlerin artmasının doğal olduğunu ancak doğru önlemlerle bu sürecin rahat atlatılabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Salihi, "Hastalarımız önerilere dikkat ederse, yaz mevsimini sağlıkla ve keyifle geçirebilirler" şeklinde konuştu. Doç. Dr. Salihi, yaz aylarında varis şikayetlerini azaltmak için şu önerilerde bulundu: "Bol su için. Vücudu susuz bırakmayın, pıhtı riskini azaltın. Sağlıklı beslenin. Balık, kiraz, yaban mersini, muz, kavun, zencefil gibi gıdalar tüketin; aşırı tuz, baharat, kahve, alkol ve sigaradan uzak durun. Hafif egzersiz yapın. Yüzme, yürüyüş ve bisiklet gibi aktiviteleri serin saatlerde tercih edin. Bacaklarınızı yüksekte tutun. Dinlenirken kalp seviyesinin üzerinde olmasına özen gösterin. Bacak bacak üstüne atmayın. Kan dolaşımını yavaşlatan bu pozisyondan kaçının. Rahat kıyafetler giyin. Dar giysiler yerine bol ve hafif kumaşları tercih edin. Düz ayakkabı kullanın Sportif ve ortopedik ayakkabılar giyin, yüksek topuktan uzak durun. Gölgede kalın. Güneşe uzun süre maruz kalmayın, serin ortamlarda dinlenin. Sıcak sudan kaçının. Ilık suyla kısa süreli duş yapın. Varis çorabı kullanın. Doktor tavsiyesiyle doğru basınç ve beden seçin."
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:13
Uzmanlar uyarıyor: "Hamilelik planlaması varsa önce diş tedavileri yapılmalı"
Diş eti problemlerinin hafife alınmaması gerektiğine dikkat çeken uzmanlar uyarıyor. Periodontoloji Uzm. Dt. Ömercan Aktar, "Diş eti hastalığı yavaş ve sinsi ilerleyen bir hastalık. Toplumda diş veya ağız içerisindeki sorunun ağız içerisiyle sınırlı kaldığıyla alakalı bir algı var, böyle değil, iltihabi bir durum tüm vücudu etkileyen biyolojik bir süreci tetikliyor. Özellikle kalp kapak hastalığı bulunan hastalarda dikkat etmek gerekiyor, kalp kapak iltihabını ve hayatı tehdit eden tabloya neden olabiliyor. Hamilelik planlaması varsa önce mutlaka diş tedavilerini yaptırmalarını öneriyoruz. Erken doğum riskini ciddi manada artırdığını gösteren güncel veriler söz konusu" dedi.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:13
BUÜ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin yolu açılıyor
Kaba inşaat çalışmalarında sona gelinen Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Diş Hekimliği Fakültesi Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nin yolu da tamamlanıyor. Yapımına 2022 yılında başlanan BUÜ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde çalışmalar aralıksız devam ediyor. 7050 metrekare ve 3 bloktan oluşan hastane binasının ilk etabının kaba inşaatı tamamlandı. Kuruluş ve açılış faaliyetleri hızla sürdürülen Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi için kampüs içerinde 360 metrelik bir yol yapılıyor. 2 gidiş 2 geliş toplam 4 şerit halinde tasarlanan yolun alt temel ve asfalt kaplamaları tamamlanıyor. BUÜ Rektörü Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Karayolları 14. Bölge Müdürü Umut Akyazı, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Prof. Dr. İrfan Kırıştıoğlu ve Prof. Dr. Zekeriyya Arı’nın yanı sıra Üniversite Genel Sekreteri Mehmet Aydemir ve diğer yöneticilerle birlikte alanda incelemelerde bulundu. Altyapı faaliyetleri tamamlanıyor BUÜ Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde devam eden çalışmalara yönelik açıklama yapan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, ilk etap kaba inşaatı bitirilen hastanenin iç tefrişatı için de yoğun bir çaba sarf ettiklerini aktardı. Hayırsever iş insanı İbrahim Gülmez’in katkılarıyla sürdürülen çalışmaları ile yakından ilgilendiklerini belirten Prof. Dr. Ferudun Yılmaz; "Hastanemizin ilk etabının kaba inşaat çalışmalarını neredeyse tamamladık. İbrahim Gülmez Beyin katkıları ile buraya kadar geldik. Toplam 7050 metrekare ve 3 bloktan oluşan hastane binamızı tamamlamak için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Aynı zamanda hastanemizin kuruluş ve açılış faaliyetleri de aralıksız sürdürülüyor. Tüm bunların yanında hastanemize 2 gidiş, 2 de geliş yönlü olmak üzere toplam 4 şeritli bir yol kazandırıyoruz. Karayolları Bölge Müdürlüğümüz bu çalışmaları üstlendi. Bölge Müdürümüzle birlikte çalışmaları yerinde görmeye geldik. Kendisine ve ekibine bizlere verdikleri destekten dolayı teşekkür ediyoruz. İnşallah yakın gelecekte hastane inşaatımızı ve tefrişatımızı da tamamlayacak ve halkımızın hizmetine açacağız" diye konuştu.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 12:01
Dikenli inciri fazla tüketen vatandaşlar hastanelik oldu
Antalya’nın Gazipaşa ilçesinde aşırı dikenli incir tüketimi nedeniyle çok sayıda vatandaş, kabızlık şikayetiyle hastaneye başvurdu. Dr. Tayfun Anıl Demir, dikenli incirin fazla tüketimden ve susuzluktan kaçınılması gerektiğini vurguladı. Gazipaşa’da son günlerde aşırı dikenli incir tüketimi nedeniyle çok sayıda vatandaş, sindirim problemi şikayetiyle hastaneye başvurdu. Acil servise gelen hastalara bağırsak tıkanıklığı teşhisi konularak, tıbbi müdahale yapıldı. ’Mart inciri’, ’Frenk yemişi’ ve ’Hint inciri’ olarak da bilinen dikenli incirin yanlış ve fazla tüketiminin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini vurgulayan Acil Servis Uzmanı Dr. Tayfun Anıl Demir, vatandaşları dikkatli olmaya çağırdı. Demir, "Günde 1-5 adet dikenli incir tüketimi genellikle güvenlidir. Ancak daha fazla tüketimden kaçınılmalıdır" dedi. Dikenli incirin çözünmez lif ve sert çekirdekler içerdiğini belirten Dr. Demir, "Aşırı miktarda tüketildiğinde ve yeterince su içilmediğinde bu çekirdekler ve lifler bağırsaklarda birikerek mekanik tıkanıklığa, yani obstrüktif ileusa neden olabilir. Lifin bağırsaklarda düzgün hareket etmesi için bol su içmek çok önemlidir" ifadelerini kullandı. Aşırı dikenli incir tüketimine bağlı bağırsak tıkanıklığı vakalarının tıbbi literatürde de yer aldığını aktaran Dr. Demir, "Özellikle Akdeniz ve Ortadoğu bölgelerinde bir oturuşta 10-20 adet dikenli incir yiyen bireylerde bu sorun görülebiliyor. Bu durum, bağırsak hareketlerini bozarak, tıkanıklığa yol açabiliyor" diye konuştu.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:59
Dr. Özercan: "Yaklaşık her 5 kişiden birinde görülen yutma güçlüğü ileri yaşlarda daha sık görülme eğilimindedir"
Dr. Abdullah Mübin Özercan, neredeyse her 5 kişiden birinde görülen yutma güçlüğünün ileri yaşlarda daha sık görüldüğünü belirterek, "Yutma güçlüğü olan kişilerin uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir" dedi. Fırat Üniversitesi Gastroenteroloji Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdullah Mübin Özercan, yutma güçlüğü hakkında bilgiler verdi. Yutma güçlüğünün lokmanın ağızdan başlayıp mideye kadar iletiminde meydana gelen herhangi bir aksaklık nedeniyle görülebileceğini aktaran Dr. Özercan, "Neredeyse her 5 kişiden birinde görülen yutma güçlüğü, ileri yaşlarda daha sık görülme eğilimindedir. Hastalarda, boyun ve boğazdaki kas ve sinir sistemindeki bozukluklar ya da yemek borusundaki bozukluklara bağlı olarak yutma güçlüğü gelişebilir. Bu ayrımın yapılmasında hastanın şikâyetlerinin ayrıntılı bir şekilde değerlendirilmesi önem arz eder. Yutamama, boğazda takılma hissi, bir şeyler yiyip içtikten sonra öksürük atakları, genellikle boyun, boğazla ilgili sorunları düşündürürken göğüs ağrısı, göğüste takılma hissi, yediklerinin sindirilmeden ağza geri gelmesi gibi durumlar yemek borusuyla ilgili sıkıntıları düşündürmektedir. Yemek borusu nedenli yutma güçlüğü olan kişilerde ilk olarak endoskopik olarak herhangi bir darlık varlığının araştırılması gerekir. Herhangi bir darlık yok ise o zaman yüksek çözünürlüklü manometri ile yemek borusunun kasılma düzeninin belirlenmesi önemlidir" şeklinde konuştu. Dr. Özercan, "Kliniğimizde de rutin olarak yaptığımız yüksek çözünürlüklü manometri testinde yemek borusunun kasılma düzeninin belirlenmesi, herhangi bir düzensizlik olması durumunda bunun saptanması ve sınıflandırılması, tedavi açısından yol göstericidir. Herhangi bir nedenle yutma güçlü olan kişilerde neden belirlendikten sonra yaşam tarzı değişiklikleri, diyet önerileri, medikal, endoskopik ve cerrahi tedaviler gündeme gelmektedir. Bu nedenle yutma güçlüğü olan kişilerin uzman tarafından değerlendirilmesi gerekir" diye konuştu.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:53
Doğumsal ve gelişimsel hastalıklarda erken tanı hayat kurtarıyor
Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ayhan Duman, yenidoğan ve çocuklarda doğumsal hastalıkların teşhisinde radyolojinin önemli rolünün olduğunu söyledi. Medical Point Gaziantep Hastanesi Radyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Ayhan Duman, doğumsal ve gelişimsel hastalıkların erken tanısında radyolojik görüntüleme yöntemlerinin hayati öneme sahip olduğunu belirterek erken tanı uyarısında bulundu. Uzm. Dr. Ayhan Duman, "Yenidoğan döneminden itibaren uygulanan modern görüntüleme teknikleri sayesinde pek çok hastalık daha belirtiler ortaya çıkmadan teşhis edilebiliyor. Bu da kalıcı hasarların önüne geçilmesini sağlıyor" dedi. Doğumdan sonraki ilk 28 günü kapsayan yenidoğan döneminin bir bebeğin yaşamındaki en hassas süreçlerden biri olduğunu aktaran Uzm. Dr. Duman, "Doğumdan sonraki ilk 28 günü kapsayan yenidoğan dönemi, bir bebeğin yaşamındaki en hassas süreçlerden biri. Bu dönemde ortaya çıkan konjenital hastalıkların erken tanısı, çocuğun gelecekteki yaşam kalitesini doğrudan etkiliyor" dedi. Uzm. Dr. Ayhan Duman, gelişen tıbbi teknolojilerle birlikte doğumsal anomalilerin ultrason, MR (manyetik rezonans) ve diğer radyolojik tetkikler sayesinde çok daha erken tespit edilebildiğine dikkat çekerek, "Bu, hem erken tedavi hem de etkin takip açısından büyük avantaj sağlıyor" ifadelerini kullandı. Uzm. Dr. Duman, radyoloji sayesinde erken teşhisi mümkün olan bazı önemli hastalıkları aktararak, "Gelişimsel Kalça Displazisi (GKD): Kalça eklemindeki yapısal bozukluk, özellikle ilk 6 ayda yapılan kalça ultrasonu ile kolaylıkla tespit edilebiliyor. Erken teşhis, cerrahi müdahale ihtiyacını ortadan kaldırabiliyor. Konjenital Kalp Hastalıkları: Fetal ekokardiyografi ve doğum sonrası kalp ultrasonları sayesinde ciddi kalp kusurları erkenden belirlenebiliyor. Beyin ve Sinir Sistemi Anomalileri: Hidrosefali, Dandy-Walker sendromu, spinal disrafizm gibi nörolojik bozukluklar MR ile detaylı şekilde görüntülenebiliyor. İdrar Yolu ve Böbrek Anomalileri: Doğum öncesi ve sonrası yapılan ultrasonlar ile böbrek genişlemeleri, kistler ya da yapısal bozukluklar erkenden teşis edilebiliyor" ifadelerine yer verdi. "Sağlıklı görünen bebeklerde bile sessiz hastalıklar olabilir" Özellikle riskli gebelikler ve doğum sonrası şüpheli bulgular bulunan bebeklerde radyolojik görüntülemelerin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan ve sağlıklı görünen bebeklerde dahi bazı hastalıkların belirti göstermeden ilerleyebileceğine dikkat çeken Uzm. Dr. Duman, "Birçok hastalık ilk bakışta fark edilmeyebilir. Ancak radyolojik tetkikler sayesinde bu hastalıklar, klinik belirti vermeden önce tespit edilebiliyor. Bu da çocuğun ileriki yaşamında karşılaşabileceği ciddi sorunların önüne geçilmesini sağlıyor" şeklinde konuştu. Radyolojide kullanılan cihazların teknolojik kapasitesi kadar, bu görüntülerin deneyimli hekimlerce doğru yorumlanması da büyük önem taşıyor. Dr. Duman, birçok doğumsal hastalığın sadece görüntüleme ile değil, uzman değerlendirmesiyle ortaya konabildiğini vurguladı. Her erken müdahalenin bir çocuğun hayatında büyük bir fark oluşturabileceğini söyleyen Uzm. Dr. Ayhan Duman, "Çocukların sağlıklı büyümesi için erken tanının gücünü unutmamalıyız. Radyoloji bu süreçte bizim en büyük yol göstericimiz" diye konuştu.
13 Ağustos 2025 Çarşamba - 10:53
Şırnak’ta MS ve epilepsi hastası genç gebe normal doğum ile bebeğini kucağına aldı
Şırnak’ın Cizre ilçesinde MS ve epilepsi hastalığı olan genç gebe, Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Can Yaşar’ın yapmış olduğu tedavi sayesinde normal doğum ile bebeğini kucağına almanın mutluluğunu yaşadı. Normal doğum teşviki dahilinde, Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmede Türkiye genelinde birinci olan Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi’nde bir başarıya daha imza atıldı. Başvurduğu birçok hastane ve doktorun, hastalığı yüzünden sezaryen ameliyat ile doğum yapmasını önerdiği epilepsi ve MS (Multiple Skleroz) hastalığı olan genç kadın, Dr. Selahattin Cizrelioğlu Devlet Hastanesi Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Can Yaşar’ın başarılı tedavisi ve özverili takibi sayesinde başka bir hastaneye sevk edilmeden Cizre’de normal doğum ile bebeğini doğurmanın mutluluğunu yaşadı. MS ve epilepsi hastalığı olan bir hastanın sancılar içerisinde hastaneye başvurduğunu ve yapılan muayenesinde hastayı normal doğuma uygun gördüklerini belirten Kadın ve Doğum Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Mehmet Can Yaşar, anne ve eşinin çok tedirgin olduğunu söyledi. Yaşar, "Biz de onlarla konuştuk ve bu durumun normal doğuma engel olmadığını anlattık, onlar da bize güvendiler, normal doğum kararımızı desteklediler. Nöroloji doktorumuzla da görüşüp durumu değerlendirdikten sonra hastayı normal doğum için doğumhane servisine yatırdık. Başvurduğu ilk gece özellikle, uykusuz kalmaması için uyumasını söyledik ve kendi sancıları ile hastayı sabaha kadar takip ettik. Böylece yakın kontrol altında hastamızı tamamen kendi sancıları altında suni sancı vermeden sağlıklı normal bir doğum ile kız bebeklerine kavuşturmuş olduk. Anneyi de eşini de tebrik ediyoruz bu kararımıza uyarak, bize güvenerek normal doğum yolculuğunu başarı ile tamamladıkları için. MS ve epilepsi hastalıkları aynı anda çok sık görülen bir şey değil. Epilepsi hastalığının yaklaşık binde bir oranda yaygınlığı var. MS ise çok az oranda karşımıza çıkıyor. Hastamızda bu hastalıklar aynı anda mevcuttu ve buna bağlı yüksek tedirginliğe sahiptiler. Bu doğumun diğer anne adayları için de ilham verici olduğunu düşünüyoruz. Hem MS hem epilepsi hastalığı var iken takiplerini iyi yaptıran, doktorlarının sözleri ile hareket eden gebemizi sağlıklı bir normal doğum ile yavrusuna kavuşturmuş olduk" dedi. MS ve epilepsi hastası B.U.’u yaşadığı şeyin kendisi için çok güzel, diğer hastalar içinde örnek olduğunu ifade ederek daha önce başvurduğu doktorların, MS atakları nedeniyle normal doğumun kendisi ve bebeği için ölümcül riskler taşıdığını söylediklerini ve bunun da kaygı ve korkuya neden olduğunu söyledi. Kadın ve Doğum Uzmanı Mehmet Can Yaşar’ın rehberliğiyle normal doğum yaptığını dile getiren B.U., "Mehmet Can Yaşar’a, ebelerine ve hemşirelerine teşekkür ediyorum. Onların destekleri ile normal doğum yaparak sağlıklı bir bebeğe kavuşmuş olmaktan dolayı çok mutluyum" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder