SAĞLIK - 03 Mayıs 2026 Pazar 11:54

Mesane kanserine robotik çözüm: ’Kalp gibi mesane’ ile yeniden hayata başladı

A
A
A
Mesane kanserine robotik çözüm: ’Kalp gibi mesane’ ile yeniden hayata başladı

Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde uzman ekip tarafından mesane kanseri olan bir hastaya, ’robotik cerrahi’ ile bağırsaktan ’kalp şeklinde yapay mesane’ oluşturuldu ve hasta yeniden doğal hayata kavuştu.


Ankara’da mesane kanseri nedeniyle mesanesi alınan bir hastaya, ’robotik cerrahi’ yöntemiyle bağırsaktan ’kalp şeklinde yapay mesane’ yapıldı. Bilkent Şehir Hastanesi’nde uzman ekip tarafından gerçekleştirilen operasyonla hasta, idrarını doğal yollarla yapabilme kabiliyetine yeniden kavuşurken, uygulanan ileri cerrahi teknik hem hayat kalitesini artırdı hem de dikkat çeken bir başarı örneği gerçekleştirildi.



"Robotik cerrahinin avantajları var"


Mesanesi alınan hastaların iki seçeneği olduğunu söyleyen Üroloji Kliniği Yönetim Görevlisi Prof. Dr. Cüneyt Özden, "Ya bağırsaktan bir kanal yapıp, onu karın duvarına dışarıya bir idrar torbasına vermeniz ve hastanın idrarı o torbada birikmesi gerekiyor ya da hastanın bağırsaktan bir yapay mesane yapıp, idrarı doğal yoldan atmasını sağlamanız gerekiyor. Birincisi fizyolojik değil, ikincisi daha fizyolojik. Yaşam kalitesini artıran bir faktör. Bunu da ya açık yapabiliriz ya da robotik yapabiliriz. Belirleyen kriterler, hastanın genç olması, tümör özellikleri. En önemlisi de tabii hastanenin ve ekibin cerrahi deneyimi ve tecrübesi. Robotik cerrahinin avantajları var. Daha hassas bir cerrahi yapabiliyoruz. Bu hassasiyet ameliyat sırasında kanamayı azaltmakta. Daha küçük kesik, hastanın ameliyat sonrası daha az ağrı hissetmesi, daha hızlı iyileşmeye neden olmakta" dedi.



"Yapay mesane yapmak en mantıklı olan yol"


Ekip işi olmadan işlemin zor olduğunu vurgulayan Özden, "Hasta hemen buna uyum sağlayamıyor. Birkaç ay bunun uyum sürecini yaşıyor ama sonunda bizler gibi normal bir şekilde idrar kanalından idrarını yapabiliyor. Diğer seçenek hastanın karnında bir torbaya idrar toplanması. Bu doğal bir yol değil. Hastada bir takım sorunlar oluşturabilmekte. Fizyolojik olmadığı için hastada psikolojik ve kozmetik sorunlar yapabiliyor. Bakım gerektiriyor. Bazen hasta tek başına onu bakımını yapamıyor. Bakım iyi yapılmadığı zaman ciltte dermatolojik problemlere yol açıyor. Hastanın sosyal yaşantısı etkileniyor. Günlük aktiviteleri kısıtlanıyor. Yapay mesane yapmak en mantıklı olan yol. O da seçilmiş hastalara yapılan bir yöntem" diye konuştu.


Cüneyt Özden, robotik cerrahiyle gerçekleştirilen ameliyatın 3 kişilik bir ekip tarafından aşamalı olarak yapıldığını, önce mesanenin alındığını, ardından lenf bezlerinin temizlendiğini ve bağırsaktan yapay mesane oluşturulduğunu belirtti. Operasyonun ortalama 5-6 saat sürdüğünü ifade eden Özden, hastaların ameliyat sonrası ilk dönemde idrar kontrolünde zorluk yaşayabildiğini, bu sürecin genellikle 3-6 ay içinde düzeldiğini, gece kaçırmalarının ise daha uzun sürebildiğini aktardı.



Türkiye’de nadir bir işlem


Özden, robotik cerrahinin Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde uygulandığını, üniversite ve devlet hastaneleri arasında bu yöntemi kullanan tek merkez olduklarını dile getirerek, Avrupa’da da yalnızca birkaç merkezde gerçekleştirilebildiğini söyledi.



"Mesaneyi hastanın doğal idrar kanalına bağlıyoruz"


Mesane çıkarıldıktan sonra hastanın kendi bağırsağından uygun bir şekilde mesane yaptıklarını dile getiren Doç. Dr. Yalçın Kızılkan, "Mesaneyi hastanın doğal idrar kanalına bağlıyoruz ve böbreklerden gelen idrar kanallarında yeni yaptığımız mesaneyi ağızlaştırarak hasta, böbrekten çıkan idrarını normal yollarla vücut dışına atıyor. Bu süreçte de robotik cerrahi kullandığımızda milimetrik deliklerden girerek, el titremesi engellenerek, istediğimiz yere ulaşabilerek, ekranın büyüklüğünü ayarlayarak ameliyat çok kolay hale geliyor. Bu kesinin çok küçük olması da hastanın çok hızlı toparlanmasına, ameliyat sonrası normal yaşama dönmesinde avantaj sağlıyor" şeklinde konuştu.



"İlk semptomları bizim için değerli"


İlk aşamalarda erken teşhisin öneminde vurgu yapan Uzman Hekim Dr. Fırat Çağlar Budak, "İlk semptomları bizim için değerli. Özellikle idrarda kan görme bu hastanın teşhisine önem arz ediyor. Hastalar bunu fark ettiklerinde zaman kaybetmeden bir üroloji hekimine, hastanemize başvurabilirler. Çünkü erken aşamada tanı koyduğumuzda hastaların cerrahisinde de fark oluşturmakta. Türkiye toplumunda sigara içme alışkanlığı da çok fazla. Sigara da bu hastalığın sebepleri arasında en sık gelenlerden biri. Ailesel etkenler, genetik faktörler bunlar da önemli. Çevresel etkenler bunların da payı var. Genellikle genç hastalarda çok fazla görmedik ama son zamanlarda artan çevresel etkenler, sigara kullanımı ve genetik faktörler nedeniyle erken yaşta da görmekteyiz. Bizim 30-40 yaşlarında da ameliyat ettiğimiz hastalarımız var. O yüzden genç hastalarda görünmez gibi bir şey söyleyemiyoruz" ifadelerini kullandı.



"Doktorum ’sana kalp şeklinde mesane yaparım’ dedi"


Bir sabah idrarından kan gelmesiyle uyandığını ve hastaneye başvurduğunu söyleyen Tosun, "Diğer hastaları genellikle böbrekten dışarı bir şekilde torbayla yaşarken gördüm. Ben de bu şekilde olacağım diye çok korktum. Sağ olsun Cüneyt hocam, ’yaşımın genç olduğunu’ ve ’ben seni ameliyat ederim, sana böbrekten dışarı değil de yapay mesane yaparım, hem de kalp şeklinde’ dedi. Bunu duyunca çok sevindim. Korkularım biraz azaldı. Diğer hocalarımla birlikte Cüneyt hocama çok güvendim" ifadelerine yer verdi.



"Hastalığı dahi unutuyorum bazen"


Yapay mesanenin yapılmasının üstünden 9 ay geçtiğini söyleyen Tosun, "Ben yaşamayı seven bir insanım. Bu hastalığı hiçbir zaman kabullenmedim. Benim bakmakla yükümlü olduğum 2 tane küçük kızım vardı. Onların da desteğiyle ben bu süreci çabuk atlattım. 15 gün falan bir hastanede kalma sürem oldu. Kalktıktan sonra bir daha yatak yüzü görmedim. Gezmeme, çalışmama normal hayatıma devam ettim. Bu hastalığı yaşamadan önceki durumum nasılsa şu anda aynı durumdayım. Hiçbir engel olacak durumum yok. Ağrılarım, sancım, sıkıntılarımın hiçbiri kalmadı. Hastalığı dahi unutuyorum bazen" dedi.


Osman Tosun, hastalığını hiçbir zaman gizlemediğini ve çevresinden torba ile yaşamak zorunda kalabileceğine dair yorumlar duyduğunu belirterek bu süreçte endişe yaşadığını ifade etti.



"Bir daha hiçbir şekilde ağzıma sigara vurmadım"


Sigara içilmemesi gerektiğini vurgulayan Tosun, "Kötü bir alışkanlık. Ben 15 yıldır kullanıcıydım. Ameliyatın ilk gününden sonra bir daha hiçbir şekilde ağzıma sigara vurmadım. Bırakması zor ama hastalığımı bilmeyen arkadaşlarım bana diyor ki nasıl bıraktın? Ben de diyorum ki korkudan bıraktım" diye konuştu.



Mesane kanserine robotik çözüm: ’Kalp gibi mesane’ ile yeniden hayata başladı

Bunlar Da İlginizi Çekebilir
Bartın BARÜ ile Fırat Üniversitesi arasında iş birliği protokolü imzalandı Bartın Üniversitesi (BARÜ) ile Fırat Üniversitesi arasında üniversite-sanayi iş birliğini ve ortak çalışmaları güçlendirmek amacıyla iş birliği protokolü yapıldı. Bartın Üniversitesinde (BARÜ) bilimsel araştırma ve akademik iş birliklerini güçlendirmeye yönelik adımlar atılmaya devam ediliyor. Bu kapsamda son olarak BARÜ ile Fırat Üniversitesi arasında ortak araştırma projelerinin hayata geçirilmesi ve nitelikli akademik çıktılar üretilmesi hedefiyle iş birliği protokolü yapıldı. Araştırma-geliştirme projelerinde üretkenliği artırmayı amaçlayan "Bilimsel Araştırma Projeleri İş Birliği Protokolü", BARÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Akkaya ile Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fahrettin Göktaş tarafından imzalandı. Protokol kapsamında üniversite-sanayi iş birliği başta olmak üzere farklı alanlarda ortak çalışmalar yürütülecek. İki üniversitenin ortak araştırma projeleri geliştirmesine yönelik belirli sayıda proje desteklenecek. Proje süreçleri, BARÜ Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinatörlüğü ile Fırat Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından yürütülecek. Protokolün bilimsel üretkenliği artırma ve ortak araştırma kültürünü geliştirme hedeflerine önemli katkılar sunacağını belirten Rektör Akkaya, yakın ilgileri dolayısıyla Rektör Göktaş’a teşekkürlerini ifade etti.
Bartın BARÜ, TÜBİTAK tarafından desteklenen 4 projesiyle bilimsel üretimini güçlendiriyor Bartın Üniversitesinin (BARÜ) TÜBİTAK 1002-A Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenen 4 projesiyle sağlık, biyoteknoloji ve çevre alanlarında yenilikçi çözümler geliştirilecek. Bartın Üniversitesi (BARÜ) bilimsel araştırma ve yenilik odaklı çalışmalarına devam ediyor. Bu doğrultuda BARÜ’lü akademisyenlerin yürütücülüğünü yaptığı 4 proje, Hızlı Destek Programı kapsamında desteklenmeye değer bulundu. BARÜ’nün sağlık, biyoteknoloji, ilaç geliştirme ve sürdürülebilir çevre ekosistemi alanlarında yürüteceği projelerle toplumsal ihtiyaçlara yönelik önemli katkılar sunulması hedefleniyor. Probiyotiklerden elde edilen biyomalzemeler yara iyileşmesine katkı sunacak BARÜ Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümünden Doç. Dr. Hasan Ufuk Çelebioğlu’nun yürütücülüğünü yaptığı projede, probiyotik bakterilerden elde edilen maddelerin yara iyileştirme süreçlerindeki potansiyeli araştırılacak. "Fenolik birleşenler ile Lacticaseibacillus rhamnosus GG Probiyotik Bakterisinin Sinbiyotik Kombinasyonundan Üretilen Ekzopolisakkaritlerin Yara İyileştirme Uygulamalarındaki Biyomalzeme Potansiyeli" başlıklı projeyle, yeni nesil doğal biyomalzemelerin geliştirilmesi hedefleniyor. Geliştirilecek doğal biyomalzemelerin antioksidan ve antibakteriyel özellikleri incelenerek sağlık alanında yenilikçi uygulamalara katkı sunulacak. Çalışmada, BARÜ Fen Fakültesinden Doç. Dr. Yavuz Erden ile Arş. Gör. Sena Davran Bulut araştırmacı olarak yer alırken bir yüksek lisans öğrencisi de bursiyer olarak görev alacak. Alzheimer hastalığına yönelik yeni ilaçlar geliştirilecek BARÜ Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümünden Doç. Dr. Parham Taslimi’nin yürütücülüğündeki "Alzheimer Hastalığı İçin Çoklu Hedefe Yönelik Benzimidazol-2-Selenon Türevlerinin Tasarımı, Enzimatik ve Hücresel Düzeyde Biyolojik Değerlendirilmesi" başlıklı projeyle yeni nesil ilaç adaylarının geliştirilmesi amaçlanıyor. Farklı enzimleri aynı anda etkileyebilen maddelerin tasarlanacağı çalışmada aday moleküller, biyolojik testler ve ileri analiz yöntemleriyle değerlendirilecek. Proje; ileri düzey ilaç tasarımı, biyokimya, farmakoloji ve hesaplamalı kimya alanlarını bir araya getiren güçlü bir disiplinler arası araştırma niteliği taşıyor. Biruni Üniversitesinden Doç. Dr. Huri Demirci’nin danışman olarak yer aldığı projede İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Aydın Aktaş, BARÜ’den Dr. Öğretim Üyesi Nastaran Sadeghian, Kafkas Üniversitesinden Doç. Dr. Füreya Elif Öztürkkan ve Biruni Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Hilal Şentürk araştırmacı olarak çalışacak. Diyabet tedavisi için yenilikçi yaklaşımlar araştırılacak BARÜ Fen Fakültesi Biyoteknoloji Bölümünden Dr. Öğr. Üyesi Nastaran Sadeghian’ın yürütücülüğünü yaptığı projeyle diyabet gibi yaygın ve kronik bir hastalığa yönelik çoklu hedefli ilaçların geliştirilmesi planlanıyor. "Nitrobenzil Sübstitüentli Benzimidazolyum Tuzlarının Diyabet İçin Çoklu Hedefli İlaç Potansiyelinin Araştırılması" başlıklı projeyle yenilikçi tedavi stratejilerinin geliştirilmesi ve toplum sağlığının iyileştirilmesi hedefleniyor. Özgün birleşenlerin sentezleneceği çalışmadan elde edilen sonuçların, yeni nesil tedavi yöntemlerine katkı sunması hedefleniyor. Çalışmada, Biruni Üniversitesinden Doç. Dr. Huri Demirci danışman olarak İnönü Üniversitesinden Prof. Dr. Aydın Aktaş, BARÜ’den Doç. Dr. Parham Taslimi, Kafkas Üniversitesinden Doç. Dr. Füreya Elif Öztürkkan ve Biruni Üniversitesinden Dr. Öğr. Üyesi Hilal Şentürk araştırmacı olarak yer alıyor. Kuraklık stresine karşı bitkisel dayanıklılık artırılacak Bartın Orman Fakültesinden Arş. Gör. Eren Baş’ın yürütücüsü olduğu "Arbusküler Mikorizal Fungus (AMF) ve Strigolakton Uygulamalarının Kuraklık Stresine Karşı Etkileri" adlı projede, kuraklık stresine karşı bitki dayanıklılığını artırmaya yönelik biyolojik yöntemler incelenecek. İklim değişikliğinin kuraklık üzerindeki etkilerine karşı çözüm üretmeyi amaçlayan proje, sürdürülebilir orman ve mera yönetimi ile biyolojik çeşitliliğin korunmasına yönelik önemli veriler ortaya koyacak. Ayrıca kuraklıkla mücadele, sürdürülebilir bitkisel üretim, toprak sağlığının korunması, orman ve mera ekosistemlerinin dayanıklılığının artırılması ve iklim değişikliğine uyum gibi alanlara da destek sunacak. Projede, Bartın Orman Fakültesinden Prof. Dr. Şahin Palta danışman, Prof. Dr. Halil Barış Özel araştırmacı olarak yer alırken Van Yüzüncü Yıl Üniversitesinden Prof. Dr. Semra Demir ve Dr. Öğr. Üyesi Gökhan Boyno da araştırmacı olarak görev alacak. BARÜ’nün bilimsel üretkenliğinin ve araştırma kapasitesinin her geçen gün daha da güçlendiğini vurgulayan Rektör Prof. Dr. Ahmet Akkaya, "Üniversitemizde yürütülen nitelikli bilimsel çalışmalarının destek görmesinde memnuniyet duyuyoruz. Toplumsal katkı odaklı yenilikçi çalışmalarıyla bilim dünyasına katkı sunan akademisyenlerimiz Doç. Dr. Hasan Ufuk Çelebioğlu, Doç. Dr. Parham Taslimi, Dr. Öğr. Üyesi Nastaran Sadeghian ile Arş. Gör. Eren Baş’ı tebrik ediyor, çalışmalarında başarılar diliyorum." ifadelerini kullandı.
Kahramanmaraş 11 yaşındaki Almina’nın son yolculuğunda annenin ağıtları yürek yaktı Kahramanmaraş’ta okula düzenlenen saldırıda ağır yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden 11 yaşındaki Almina Ağaoğlu, düzenlenen cenaze töreninin ardından son yolculuğuna gözyaşları arasında uğurlandı. Almina’nın annesinin cenaze töreninde "Çok güzel anne kız olmuştuk. Cennette seninle yine kavuşacağız aşkım" diye ağıt yakması yürekleri dağladı. Kahramanmaraş Merkez Onikişubat ilçesi Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen silahlı saldırıda 1 öğretmen ve 8 öğrenci hayatını kaybetmiş, 17 öğrenci de yaralanmıştı. Olayda saldırgan da ölmüştü. Saldırıda kafasının arkasına iki kurşun isabet ederek ağır yaralanan Almina Ağaoğlu tedavi gördüğü hastanede bu sabah vefat etti. Almina’nın cenazesi Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi morgunda ailesine teslim edildikten sonra cenaze törenine geçildi. Abdülhamit Han Camii’nde öğle namazını müteakip cenaze töreni düzenlendi. Tören sırasında anne Gülten Ağaoğlu’nun kızının tabutuna sarılıp, "Ne mutlu ki Allah’ım sen bu kızı bana nasip ettin. Kuzum Türk bayrağımızı çok severdi. Çok güçlü durdun annem, Peygamber Efendimize komşu oldun. Canım kızım sen cennet kuşu mu oldun? Sen çok seviyorum. Çok güzel anne-kız olmuştuk. Cennette seninle yine kavuşacağız aşkım. Anne gitme dedim. Sen de, ’anne bir şey olmaz’ dedin. Ama kızgın değilim. Hakkım sana sonuna kadar helal olsun" diye ağıt yakması yürekleri yaktı. Törende Almina’nın ağabeyi ve babası Ahmet Miraç Ağaoğlu’nun da tabuta son bir kez dokunup onu gözyaşları içinde uğurladıkları görüldü. Ayrıca, Almina’nın sınıf arkadaşları da törene katıldı. Sıra arkadaşı Zeynep Davarcı, Almina’nın tatubuna dokunarak helallik istedi. Arkadaşlarının tören sırasında gözyaşlarına hakim olamadıkları görüldü. Saldırıda hayatını kaybeden ve Osmaniye’de toprağa verilen Adnan Göktürk Yeşil’in annesi Sonay Yeşil de cenazeye katıldı. Anne Yeşil, cenaze sırasında acılı anneyi teskin etmeye çalıştı. Tabuta dokunan anne Yeşil, "Selam söyle oğluma" diye gözyaşlarını tutamadı. Törene Almina’nın yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Cenaze namazını Kahramanmaraş İl Müftüsü Hasan Hüseyin Güler kıldırdı. Namaz kılındıktan sonra Almina son yolculuğuna uğurlandı. Almina’nın cenazesi Kapıçam Şehir Mezarlığı’na defnedildi.
Ankara Kuveyt Dışişleri Bakanı Al-Sabah Türkiye’ye geliyor Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Jarrah Jaber Al-Ahmad Al-Sabah, Ankara’ya bir ziyaret gerçekleştirecek. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kuveytli mevkidaşı ile yapacağı görüşmelerde, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha ileri düzeye taşınmasını teminen mevcut iş birliği mekanizmalarının güçlendirilmesine yönelik adımlar ele alınacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kuveyt Dışişleri Bakanı Şeyh Jarrah Jaber Al-Ahmad Al-Sabah ile 4 Mayıs’ta Ankara’da bir araya gelecek. Dışişleri Bakanlığı kaynaklarına göre görüşmelerde, Türkiye-Kuveyt ilişkilerinin geliştirilmesi, savunma ve bağlantısallık alanlarında iş birliği, Gazze başta olmak üzere bölgesel gelişmeler ve ABD-İran hattındaki süreç ele alınacak. Görüşmelerde ayrıca, bölgedeki güncel gelişmeler çerçevesinde askeri, savunma ve bağlantısallık alanlarındaki iş birliğinin önemi vurgulanacak, artan bölgesel ve küresel sınamalar karşısında birlikte hareket edilmesinin gerekliliğine dikkat çekilecek. Bakan Fidan’ın temaslarında, ABD ile İran arasındaki müzakerelerin olumlu sonuçlanmasının önemine işaret etmesi, Türkiye’nin taraflarla temas halinde olarak sürece yapıcı katkı sunmayı sürdürdüğünü ifade etmesi bekleniyor. Bakan Fidan’ın ayrıca, Körfez’de İran’ın saldırılarından en fazla etkilenen ülkelerden biri olan Kuveyt’in sağduyulu tutumunun çatışmaların yayılmasını engellediğini vurgulaması ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin kalıcı şekilde yeniden tesis edilmesinin önemine dikkat çekmesi öngörülüyor. Fidan ve Al-Sabah görüşmelerde, İsrail’in bölgedeki çatışmaları yaymaya yönelik politikaları, Gazze’de ateşkes ihlalleri ve Batı Şeria’daki gelişmelerin de ele alınması beklenirken, iki devletli çözüm perspektifinin korunmasının gerekliliği vurgulanacak. Gazze’de ateşkes sürecinin ikinci aşamasına geçilmesi ve insani şartların iyileştirilmesi konularının da gündeme gelmesi, bu kapsamda iki ülkenin kurucu üyeleri arasında bulunduğu Barış Kurulu’nun çalışmalarının istişare edilmesi bekleniyor. Kaynaklar, uluslararası toplumun İsrail’in Lübnan’daki faaliyetlerinin bölgesel istikrarsızlığı artırmasına izin vermemesi gerektiğinin de görüşmelerde dile getirileceğini aktardı. İkili ilişkilerde hedef 5 milyar dolar Türkiye ile Kuveyt’in bölgesel ve uluslararası konularda yakın eş güdümünü sürdürdüğünü belirten kaynaklar, iki ülke arasındaki ticaret hacminin 2025 sonu itibarıyla 1 milyar doların üzerinde olduğunu bildirdi. Kaynaklar, ticaret hacminin 5 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini, Türkiye-Körfez İşbirliği Serbest Ticaret Anlaşması’nın sonuçlandırılmasıyla birlikte ikili ticaret ve yatırımlarda artış beklendiğini kaydetti.