Son Dakika
|
Gaziantep'te sağanak: Çatılar uçtu, ağaçlar devrildi, araçlar suya gömüldü
Diyarbakır’da şampiyonluk kutlamalarında 11 yaralı, 10 gözaltı
Kırmızı ışık ihlali yapan otomobil ortalığı savaş alanına çevirdi: 1’i ağır 4 yaralı
Okul saldırısında ağır yaralanan Almina Ağaoğlu vefat etti
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Barış Göktürk: "Biz 2 yıl içinde Fenerbahçe’yi kesinlikle şampiyon yaparız"
Ehliyetsiz sürücü zorluk çıkarınca biber gazı yedi
4 çocuk annesi kayıp kadın sırra kadem bastı: Avukattan JAK talebi!
Sarıyer’de hastanede yangın paniği
Bursa’da inşaatta kavga: İşçiler birbirine girdi
Eczacıbaşı Dynavit finalde
Yılmaz: "Doğu, Güneydoğu artık farklı bir noktaya gelmiş durumda"
SAĞLIK
Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43:26
Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:32
Bayburt TRSM’den hastalar ve ailelerine sosyal destek
Bayburt Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM) tarafından nisan ayı boyunca hastalar ve ailelerine yönelik sosyal rehabilitasyon etkinlikleri düzenlendi. Eğitimden spora, sosyal yardımlaşmadan motivasyon programlarına kadar farklı alanlarda gerçekleştirilen etkinliklerle hastaların toplumla bütünleşmesine ve moral motivasyonlarının artırılmasına katkı sunuldu. Program kapsamında ekonomik yönden desteklenmesi gereken hastalar ve aileleri, ücretsiz giysi mağazasına götürüldü. Hastalar burada kendi ihtiyaç ve beğenilerine göre kıyafet seçme imkânı buldu. TRSM tarafından ayrıca Bayburt Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü iş birliğiyle ’Aile Beceri Eğitimi" düzenlendi. Eğitimde sosyal medya kullanımı ve dijital oyunların ruh sağlığı üzerindeki etkileri ele alındı. Ailelerin de sürece dahil edildiği etkinliklerle hastaların sosyal hayata katılımı desteklenirken, ailelerin dijital dünyaya karşı bilinçlenmesi ve sağlıklı iletişim yöntemleri geliştirmesi sağlandı.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25
Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı
Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:17
Uzmanından tuzla ilgili önemli uyarı: Her tuz tüketilmemeli
Türkiye’nin önemli tuz üretim merkezlerinden olan Çankırı’da uzun yıllar tuzculuk yapan İlyas Ak, tüketicilerin tuz alırken ağır metal barındırmayan tuzları tercih etmesi gerektiğini söyledi. Türkiye’nin en önemli tuz üretim merkezlerinden olan Çankırı’da binlerce yıl önce oluşan madenlerden çıkartılan tuzlar, saflığıyla Türkiye’deki en kaliteli tuzları arasında gösteriliyor. Farklı şehirlerde Çankırı tuzu altında ucuz fiyata satılan tuzlarla ilgili uzmanları vatandaşları uyarıyor. Çankırı’da uzun yıllardır tuzculuk yapan ve tuz üzerine araştırmalar yapan İlyas Ak, ağır metal içeren ya da İran’dan gelen tuzların sahtecilik yapılarak güvenilir olmayan satıcılar tarafından Çankırı tuzu olarak satılabildiğini söyledi. Saf tuzun renginin beyaz renkte olduğunu belirten Ak, tuz alırken rengine dikkat edilmesi gerektiğini ve güvenli satıcıların tercih edilmesi gerektiğini dile getirdi. "Tuzun doğal rengi beyazdır" Türkiye’de satılan tuzların özellikleriyle ilgili bilgiler veren Ak, "Günümüzde ‘Çankırı tuzu’ adı altında İran tuzunun satıldığına rastlanabiliyor. Bu tuzun içerisinde kükürt bulunur ve kolay şekil aldığı için üzerine resim ya da yazı baskıları yapılarak satışa sunulur. Ancak sağlık açısından uygun değildir. Kırşehir tuzu ise kısmen faydalı olmakla birlikte kireç oranı biraz yüksektir. Himalaya tuzu pembe renktedir. Tuzun doğal rengi beyazdır, içerisine karışan yabancı maddeler renk değişimine neden olur. Nevşehir tuzunda da yabancı madde oranı yüksektir. Bu nedenle en kullanışlı ve en sağlıklı tuzu Çankırı tuzu olduğu ifade edilmektedir. Çankırı tuzunun içeriğinde sadece doğal kil bulunur, ağır metal içermez. Sağlık açısından güvenle kullanılabilir" dedi. "Çankırı tuzu diye farklı tuz alımlarına dikkat edilmesi gerekir" Vatandaşların Çankırı tuzunu bilimsel olarak kanıtlanan faydalarından dolayı tercih ettiğini belirten Ak, "Çankırı tuzu diye farklı tuz alımlarına dikkat edilmesi gerekir. Özellikle Çankırı tuzu astım, nefes darlığı ve KOAH gibi rahatsızlıkları olan kişiler tarafından tercih edilebilir. Yemeklik tuzlarımız ise tansiyon hastaları, ödem sorunu yaşayanlar ve vücut dengesi hassas olan bireyler için destekleyici olabilir. İçeriğinde bulunan zengin mineral yapısı vücudun dengesini korumaya yardımcı olur ve hücre yenilenmesini destekler. Her tuzun kullanım amacı farklıdır, en sağlıklısı Çankırı tuzudur" diye konuştu.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:08
Kopan sinirler bacağından alınan nakille onarıldı: Genç hastaya ikinci şans
3
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
4
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 12:39
Sinop’a 10’u uzman 11 hekim atandı
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:28
Reflü, ameliyat olmadan girişimsel işlemle tedavi edilebiliyor
Gastroenterolog Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, toplumda sık rastlanılan bir sorun olan reflünün artık cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebildiğini söyledi. "Endoskopik reflü tedavisi" denilen bu yöntemle ağız yolundan girilerek gevşek olan kapağa midenin içinden dikiş atılarak kapak ağzının daraltıldığını belirten Prof. Dr. Sakin, "Bu sayede mideden yemek borusuna olan gıda kaçışı azaltılmış oluyor. Bu yöntem yüzde 90’a varan başarı oranı ve düşük yan etki riski ile anatomisi uygun olan hastalara uygulanıyor" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkan, mide yanması, göğüs ağrısı, boğaz tahrişi ve öksürük gibi şikayetlere yol açan reflü hastalığının ameliyatsız tedavisi hakkında bilgi verdi. Reflü tanısı koydukları hastalardan öncelikle yaşam tarzı değişikliğine gitmelerini ve reflüyü artıran yiyeceklerden uzak durmalarını istediklerini belirten Prof. Dr. Sakin, bu değişikliklere rağmen şikayetler geçmediğinde ilaç tedavisi planladıklarını kaydetti. İlaç tedavisi olarak proton pompa inhibitörleri başta olmak üzere birçok ilaç tedavisinin uygulandığını, ancak bazı hastaların bundan yarar görmediğini belirten Prof. Dr. Sakin, şöyle konuştu: "Bazı hastalarda da uzun dönem ilaç kullanımı emilim bozukluğu, kemik erimesi ve zatürre gibi birçok hastalığa sebep olmaktadır. Bu nedenle her gün olacak şekilde uzun dönem ilaç tedavisi kullanımı önerilmemektedir. Gerek ilaç tedavisinden fayda görmeyen, gerekse sürekli ilaç kullanması gereken hastalara eskiden cerrahi olarak bu kapağın tamiri önerilmekteydi. İlk aşama yaşam tarzı değişikliği, ilaç tedavisi, ikinci aşama ise cerrahi yöntemle kapağın tamir edilmesiydi. Ancak, günümüzde bu sıralamada cerrahiden önce artık ameliyatsız tedavi olan endoskopik reflü tedavisi geliyor. Bu tedavi endoskopik olarak yemek borusu ve mide arasındaki kapağı midenin içinden dikiş atarak daraltma yoluyla reflüyü azaltma esasına dayanmaktadır. Bu yöntemde ağız yoluyla girilerek midenin içinden yemek borusu ile mide arasındaki gevşek kapak bölgesine dikiş atılıyor. Böylece kapak daraltılarak mide asidinin yemek borusuna kaçışı engelleniyor. Bu tedavi sonrası yiyeceklerin ve asidin yemek borusunu tahrişi ortadan kalktığı için hem hastanın şikayeti geçiyor hem de ilaç kullanma ihtiyacı ortadan kalkıyor." Öte yandan Prof. Dr. Sakin, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı olan yöntemin, yüzde 90’a varan başarı oranı ile ciddi yan etkilere yol açmadan güvenle uygulanabildiğini kaydetti. Sakin, bu işlem sonrasında hastaların genelde 6 saat sonra, en geç bir gün sonra tekrar normal yaşantılarına dönebildiğini söyledi.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:22
Kastamonu Üniversitesi’nin vegan içerikli güneş kremi projesine TÜBİTAK’tan destek
Kastamonu Üniversitesi’nde, vegan içerikli güneş kremiyle ilgili yürütülecek projeye TÜBİTAK destek verecek. Kastamonu Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı Öğr. Gör. Dr. Fevziye Işıl Kesbiç’in yürütücülüğünde hazırlanan "Haloarkeal Bakterioruberinin Vegan İçerikli Güneş Kremlerinde Kullanım Potansiyellerinin Araştırılması" başlıklı proje, TÜBİTAK-3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Projede, Veteriner Fakültesi Dekanı ve Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Özgür Kaynar danışman olarak, Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Aslı Uğurlu Bayarslan ile Balıkesir Üniversitesi Veteriner Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Serkan Erol araştırmacı olarak görev alacak. Proje çerçevesinde, ekstrem şartlarda yaşayan haloarkeal mikroorganizmaların ürettiği doğal pigment bakterioruberinin biyoteknolojik açıdan değerlendirilmesi hedefleniyor. Son yıllarda kozmetik ve dermatoloji alanında ön plana çıkan doğal, sürdürülebilir ve hayvansal içerik içermeyen ürün geliştirme yaklaşımı, çalışmanın özgün yönünü oluşturuyor. Elde edilecek verilerin, çevre dostu ve vegan içerikli güneş koruyucuların geliştirilmesine katkı sağlaması ve Türkiye’nin biyoteknolojik üretim kapasitesine yenilikçi bir değer katması bekleniyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, proje çalışmalarından dolayı akademisyenleri tebrik ederek, kaliteli ve nitelikli çalışmalara verdikleri destek için Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a ve YÖK üyelerine şükranlarını sundu. Rektör Ahmet Hamdi Topal, proje çalışmalarında Kastamonu Üniversitesi akamademisyenlerini teşvik eden yaklaşımlarından dolayı TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın’a da teşekkür etti.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 08:54
Uzmanından sağlıklı klima kullanımı uyarısı
Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Pınar Yıldız, doğru ve sağlıklı klima kullanımı hakkında bilgilendirme yaparak, hassas bünyeye sahip kişiler için önemli bilgiler paylaştı. Aşırı sıcaklardan korunmak amacıyla açılan klimaların sağlık sorunu oluşturmaması ve yaşam kalitesini olumsuz etkilememesi için doğru klima kullanımının önemine değinen Pınar Yıldız, dış ortam ile iç ortam arasındaki sıcaklık farkının 6–8C’yi geçmemesi tavsiyesinde bulundu. Ani soğutma yerine sıcaklığın kademeli olarak düşürülmesi gerektiğini söyleyen Yıldız, klima üfleme yönünün ise doğrudan insana değil, tavana veya yan duvarlara doğru ayarlanması gerektiğini ifade etti. Çocuk ve yaşlılar için 23–26C aralığının en güvenli ve konforlu seçenek olduğunun altını çizen Doç. Dr. Pınar Yıldız, klima derecesinin genellikle 25C civarında sabit tutulmasının doğru olacağını söyledi. Uzun süreli klima kullanımının riskleri Uzun süreli klima kullanımı sonucunda; ortam havasının kuruması nedeniyle burun ve boğazda tahriş, alerjik reaksiyon ve astım ataklarının tetiklenmesi gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalınabileceğine değinen Pınar Yıldız, klimaların uzun süreli kullanımından dolayı filtrede bakteri ve küf birikimi ile karşı karşıya kalınabileceğini ve bunun sonucunda ciddi solunum yolu enfeksiyonları hastalıkları ile karşı karşıya kalınabileceğini vurguladı. Lejyoner hastalığı riski Klimaların nemli ve kapalı filtreleri, Legionella pneumophila bakterisinin üremesi için ideal ortam olduğunun altını çizen Yıldız, "Bu bakteri havaya karıştığında Lejyoner hastalığı adı verilen, akciğerleri tutan ciddi bir zatürreye yol açabilir" dedi. Kimler risk altında Yaşlıların, bağışıklık sistemi zayıf olanların ve kronik kalp-akciğer hastalarının, Lejyoner hastalığı riski altında olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Pınar Yıldız, belirtilerini; ateş, öksürük, kas ağrısı, baş ağrısı, nefes darlığın şeklinde sıralayarak, erken tanı ve tedavinin hayat kurtaracağını hatırlattı. Klimanın neden olabileceği hastalıklardan korunmak için klima filtrelerinin ayda bir temizlenmesi gerektiğini hatırlatan Yıldız, iç ünitenin ise yılda en az bir kez profesyonel bakım ile dezenfekte ettirilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar için dikkat edilecek noktalar Çocuklar, yaşlılar ile kronik hastalar için dikkat edilecek noktalar hakkında da bilgiler veren Doç. Dr. Pınar Yıldız, hava akımının doğrudan vücuda gelmemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Yıldız, sıcaklığın ani şekilde değiştirilmemesini, gün içinde pencere açarak temiz hava girişinin sağlanmasını, nem dengesinin korunmasını (gerekirse nemlendirici kullanılmasını) ve düzenli bakımın ihmal edilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Klimanın doğru kullanıldığında; yaz aylarında hem konfor, hem sağlık sunduğunu ifade eden Yıldız, "Düşük derece yüksek üfleme yerine, orta derece dengeli hava sirkülasyonu tercih edilmelidir. Özellikle hassas bünyeler için klima kullanımında bakım ve ayar kuralları hayati önem taşır" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 08:53
Hakkari’de Şap hastalığı karantinası sona erdi
Hakkari’nin Derecik ilçesinde 11 Mayıs 2025 tarihinde ortaya çıkan şap (SAT-1) hastalığı nedeniyle uygulanan karantina tedbirleri, başarılı aşılama çalışmaları sonucunda kaldırıldı. Hakkari Tarım ve Orman İl Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamaya göre, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın desteğiyle il genelindeki büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara yönelik başlatılan aşılama programı tamamlandı. Sağlık taramalarının ardından, hastalığın yayılmasının durdurulduğu ve kontrol altına alındığı tespit edildi. Bu gelişme üzerine İl Hayvan Sağlığı Zabıta Komisyonu, karantina sürecinin sona ermesine karar verdi. Karantinanın kalkmasıyla birlikte hayvan yetiştiricileri, hayvanları için Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamındaki sigorta işlemlerini yeniden başlatabilecek. Bu durum, yetiştiriciler için önemli bir ekonomik güvence sağlayacak.
19 Ağustos 2025 Salı - 19:58
Van’dan iki bebek uçak ambulansla sevk edildi
Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi gören iki bebek, ileri tetkik ve tedavileri için uçak ambulansla farklı illerdeki hastanelere sevk edildi. Edinilen bilgiye göre, 3 aylık E.N.İ. isimli bebek, "aort koarktasyonu" tanısıyla Konya Şehir Hastanesi’ne; 2 aylık R.Y. isimli bebek ise "pulmoner darlık ve pulmoner hipertansiyon" tanılarıyla İstanbul Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne nakledildi. Sağlık Bakanlığına bağlı Sağlık Afet ve Acil Durum Koordinasyon Merkezi (SAKOM) tarafından uçak ambulansın sevk işlemlerinin koordine edildiği bildirildi.
19 Ağustos 2025 Salı - 16:12
‘Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi’ protokolü imzalandı
Sivas Belediyesi ile Türkiye Darüşşifa Vakfı arasında "Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi"nin yapımı için iş birliği protokolü imzalandı. Proje kapsamında külliyenin yapılacağı alan Belediye tarafından tahsis edilirken inşaat ve tüm yapım süreci Vakıf öncülüğünde hayırsever iş insanı Ali Duran tarafından üstlenilecek. Protokol, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ile Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz arasında imzalandı. Törene, vakıf kurucularından emekli Vali Adnan Yılmaz, hayırsever iş insanı Ali Duran ve Sivas Gürünlüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Nafız Yaman da katıldı. Protokol töreninde konuşan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, projenin şehre büyük katkı sağlayacağını belirterek "Ali Duran amcamızın destekleriyle ve onun katkılarıyla Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi Projesi’ne inşallah bu işbirliği protokolü ile başlamış bulunmaktayız. Eski MİT binasının olduğu yerde şehrimize büyük değer katacak, özellikle o bölgede yaşayan hemşehrilerimize çok büyük hizmette bulunacak bir külliye projesine inşallah başlıyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi içerisinde Ali Duran Aile Sağlığı Merkezi olacak, Alzheimer hastalarımız için Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Kitap Kafe ve Kütüphane, ihtiyaç sahibi insanlara hizmet edecek bir aşevi, çocuklar ve gençler için bir teknoloji merkezi, küçük yaştaki çocuklarımız için Diyanetimizin destekleriyle bir Kur’an kursu gibi içerisinde birçok sosyal alanı, sağlık alanı ve eğitim alanı barındıran bir projenin inşallah bugün itibari ile başlangıcını yapmış bulunmaktayız. Sivas Belediyesi ile Darüşşifa Vakfı bu projeyi ortak gerçekleştirecek. İnşallah hızlı bir şekilde proje tamamlanacak. Eski MİT binasının olduğu yer Belediyemize aitti. Arsa Belediyemizden, yapımı vakfımız tarafından karşılanacak. Maddi boyutunu da Ali Duran amcamız karşılayacak. Bu önemli hayrından dolayı kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Rabbim inşallah bu hayır işinin sonunu da görmeyi nasip eder. Şehrimizde ilk olma özelliği taşıyacak bu projeye vesile olan Düzce eski Valimiz Sayın Adnan Yılmaz’a, Ali Duran amcamıza, Darüşşifa Vakfımıza ve Gürünlüler Derneği Başkanımız Nafız Yaman’a teşekkürlerimi sunuyorum. Sözümü de en son İzzettin Keykavus’un bir sözüyle bitirmek istiyorum. "Biz ki cihanı terk edip gittik zahmet ve rahatını nakşedip gittik şimdiden sonra nöbet sizdedir." Bizler de bir gün bir şeyleri nakşedip gideceğiz. Bizler de bizden sonrakilere nöbeti devredip gideceğiz. Önemli olan bu güzel atmosferde, gök kubbede hoş bir seda bırakmak. İnşallah bizler de güzel bir seda bırakıp gideceğiz. Tekrar şehrimiz için hayırlı olsun" dedi. Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz ise "Türkiye Darüşşifa Vakfı malumunuz merkezi Sivas olan bir vakfımız. Belediyemiz Sivaslı bir vakfa da aynı zamanda destek vermiş oluyor. Hayallerini gerçekleştirme noktasında bizimle beraber bir iş birliğine inşallah bugün itibari ile imza atmış olacağız. Külliye projemiz aslında Türkiye’de bir ilk olacak. Özellikle eski darüşşifa yapılarının biyofilik yapı tasarımda olduğu tespit edilmiş ki bu da iyileştiren mimari diye ifade ediliyor. Eski darüşşifa yapılarındaki o iyileştiren mimariyi, ortasında havuzu, etrafında kuş cıvıltıları ile ağaçları, geniş bir eyvanının olması vesaire çok kıymetli bir proje olacak. Diğer taraftan günümüzün teknolojisini de birleştireceğiz. İnşallah bu noktada yeşil bina sertifikası olmasını da hedef diyoruz. İnanıyoruz ki bu proje Sivas’ımıza, Sivas halkımıza, Türkiye’mize ve gönül coğrafyamıza örnek bir proje olur. Bu noktada gönül veren, destek olmak isteyen herkese de şimdiden vakfımızın kurucusu Ali Duran’ın hayrının yanına benim de bir tuğlam olsun diyen varsa bu noktada elbette kapımız da açık olacak. Ancak elimizden geldiğince biz vakıf olarak bunu üstlenmeye gayret edeceğiz. Bu noktada bizlere göstermiş olduğu teveccühlerinden dolayı sayın Başkanımıza, bizlere yol göstermesinden dolayı sayın Sivas Valimize tekrar teşekkürlerimizi arz ediyoruz." şeklinde konuştu. Hayırsever Ali Duran, "Niyetimiz halis, elimizden geleni ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu bizim için bir başlangıç. İnşallah halkımız da destek verir, bizden sonraki nesiller daha ileri taşır." diyerek duygularını paylaştı. Yeşil Bina sertifikalı kapsamlı bir sosyal kompleks Yeşil bina sertifikalı olarak inşa edilmesi planlanan külliye içerisinde birçok sosyal ve sağlık hizmeti alanı yer alacak. Proje içerisinde; Ali Duran Eğitim Aile Sağlığı Merkezi, Darürraha Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Darüzziyafe Sofrası (Aşevi), Teknoloji Geliştirme Sınıfı, Kitap Kafe, 4-6 Yaş Enderun Kreşi, Çocuklar için oyun alanı, Hilal Mescidi, Kütüphane, Eğitim salonu, Aile Okulu, Su sebili, Şadırvan, Saat Kulesi, Arastalar bulunacak.
19 Ağustos 2025 Salı - 16:06
‘Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi’ protokol imzalandı
Sivas Belediyesi ile Türkiye Darüşşifa Vakfı arasında "Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi"nin yapımı için iş birliği protokolü imzalandı. Proje kapsamında külliyenin yapılacağı alan Belediye tarafından tahsis edilirken inşaat ve tüm yapım süreci Vakıf öncülüğünde hayırsever iş insanı Ali Duran tarafından üstlenilecek. Protokol töreni, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ile Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz arasında imzalandı. Törene, vakıf kurucularından emekli Vali Adnan Yılmaz, hayırsever iş insanı Ali Duran ve Sivas Gürünlüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Nafız Yaman da katıldı. Protokol töreninde konuşan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, projenin şehre büyük katkı sağlayacağını belirterek "Ali Duran amcamızın destekleriyle ve onun katkılarıyla Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi Projesi’ne inşallah bu işbirliği protokolü ile başlamış bulunmaktayız. Eski MİT binasının olduğu yerde şehrimize büyük değer katacak, özellikle o bölgede yaşayan hemşehrilerimize çok büyük hizmette bulunacak bir külliye projesine inşallah başlıyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi içerisinde Ali Duran Aile Sağlığı Merkezi olacak, Alzheimer hastalarımız için Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Kitap Kafe ve Kütüphane, ihtiyaç sahibi insanlara hizmet edecek bir aşevi, çocuklar ve gençler için bir teknoloji merkezi, küçük yaştaki çocuklarımız için Diyanetimizin destekleriyle bir Kur’an kursu gibi içerisinde birçok sosyal alanı, sağlık alanı ve eğitim alanı barındıran bir projenin inşallah bugün itibari ile başlangıcını yapmış bulunmaktayız. Sivas Belediyesi ile Darüşşifa Vakfı bu projeyi ortak gerçekleştirecek. İnşallah hızlı bir şekilde proje tamamlanacak. Eski MİT binasının olduğu yer Belediyemize aitti. Arsa Belediyemizden, yapımı vakfımız tarafından karşılanacak. Maddi boyutunu da Ali Duran amcamız karşılayacak. Bu önemli hayrından dolayı kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Rabbim inşallah bu hayır işinin sonunu da görmeyi nasip eder. Şehrimizde ilk olma özelliği taşıyacak bu projeye vesile olan Düzce eski Valimiz Sayın Adnan Yılmaz’a, Ali Duran amcamıza, Darüşşifa Vakfımıza ve Gürünlüler Derneği Başkanımız Nafız Yaman’a teşekkürlerimi sunuyorum. Sözümü de en son İzzettin Keykavus’un bir sözüyle bitirmek istiyorum. "Biz ki cihanı terk edip gittik zahmet ve rahatını nakşedip gittik şimdiden sonra nöbet sizdedir." Bizler de bir gün bir şeyleri nakşedip gideceğiz. Bizler de bizden sonrakilere nöbeti devredip gideceğiz. Önemli olan bu güzel atmosferde, gök kubbede hoş bir seda bırakmak. İnşallah bizler de güzel bir seda bırakıp gideceğiz. Tekrar şehrimiz için hayırlı olsun." dedi. Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz ise "Türkiye Darüşşifa Vakfı malumunuz merkezi Sivas olan bir vakfımız. Belediyemiz Sivaslı bir vakfa da aynı zamanda destek vermiş oluyor. Hayallerini gerçekleştirme noktasında bizimle beraber bir iş birliğine inşallah bugün itibari ile imza atmış olacağız. Külliye projemiz aslında Türkiye’de bir ilk olacak. Özellikle eski darüşşifa yapılarının biyofilik yapı tasarımda olduğu tespit edilmiş ki bu da iyileştiren mimari diye ifade ediliyor. Eski darüşşifa yapılarındaki o iyileştiren mimariyi, ortasında havuzu, etrafında kuş cıvıltıları ile ağaçları, geniş bir eyvanının olması vesaire çok kıymetli bir proje olacak. Diğer taraftan günümüzün teknolojisini de birleştireceğiz. İnşallah bu noktada yeşil bina sertifikası olmasını da hedef diyoruz. İnanıyoruz ki bu proje Sivas’ımıza, Sivas halkımıza, Türkiye’mize ve gönül coğrafyamıza örnek bir proje olur. Bu noktada gönül veren, destek olmak isteyen herkese de şimdiden vakfımızın kurucusu Ali Duran’ın hayrının yanına benim de bir tuğlam olsun diyen varsa bu noktada elbette kapımız da açık olacak. Ancak elimizden geldiğince biz vakıf olarak bunu üstlenmeye gayret edeceğiz. Bu noktada bizlere göstermiş olduğu teveccühlerinden dolayı sayın Başkanımıza, bizlere yol göstermesinden dolayı sayın Sivas Valimize tekrar teşekkürlerimizi arz ediyoruz." şeklinde konuştu. Hayırsever Ali Duran, "Niyetimiz halis, elimizden geleni ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu bizim için bir başlangıç. İnşallah halkımız da destek verir, bizden sonraki nesiller daha ileri taşır." diyerek duygularını paylaştı. Yeşil Bina sertifikalı kapsamlı bir sosyal kompleks Yeşil bina sertifikalı olarak inşa edilmesi planlanan külliye içerisinde birçok sosyal ve sağlık hizmeti alanı yer alacak. Proje içerisinde; Ali Duran Eğitim Aile Sağlığı Merkezi, Darürraha Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Darüzziyafe Sofrası (Aşevi), Teknoloji Geliştirme Sınıfı, Kitap Kafe, 4-6 Yaş Enderun Kreşi, Çocuklar için oyun alanı, Hilal Mescidi, Kütüphane, Eğitim salonu, Aile Okulu, Su sebili, Şadırvan, Saat Kulesi, Arastalar bulunacak. (RM-
19 Ağustos 2025 Salı - 15:38
Muş’ta 1 yılda 64 kanser vakası erken teşhis edildi
Muş’ta son bir yılda 33 meme kanseri ve 31 rahim ağzı kanseri vakası erken tanıyla tespit edildi. Muş İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Güzeltepe Mahallesi’nde mobil sağlık aracıyla vatandaşlara ücretsiz kanser taraması yapıldı. Çalışmalar kapsamında kentte son bir yılda 33 meme kanseri ve 31 rahim ağzı kanseri vakası erken teşhis edildi. Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Emre Ömür, kanserin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, erken teşhis sayesinde tedavi ve yaşam oranlarının yüzde 100 arttığını söyledi. Ücretsiz olarak kadınlarda rahim ağzı ve meme kanseri, kadın ve erkeklerde ise bağırsak kanseri taramalarının yapıldığını belirten Ömür, mobil sağlık aracı sayesinde merkeze gelemeyen vatandaşlara da ulaşıldığını ifade etti. Dr. Ömür, "Bizler ücretsiz olarak bazı kanser türlerinde taramalar yapıyoruz. Bunların başında kadınlarda rahim ağzı ve meme kanserleri, hem kadın hem de erkeklerde ise bağırsak kanseri geliyor. Yaklaşık 15 milyon vatandaşımıza bilgilendirici mesajlar gönderilecek. Vatandaşlarımız aile sağlığı merkezlerine, sağlıklı hayat merkezlerine ve KETEM’e davet edilecek. Erken teşhis çok önemli" dedi. Son bir yılda Muş’ta 33 meme kanseri ve 31 rahim ağzı kanseri vakasını erken tanıdıklarını belirten Ömür, erken teşhis sayesinde tedavi oranlarının yükseldiğini ifade ederek, "Erken tanıyla birlikte yaşama oranlarını, tedavi oranlarını yüzde 100 arttırmış olduk diyebiliriz. Bu nedenle 30-65 yaş grubundaki kadınlarımızı rahim ağzı, 40-69 yaş grubundaki kadınlarımızı meme ve 50-70 yaş grubundaki vatandaşlarımızı da bağırsak kanseri taramalarına davet ediyoruz. Mobil hizmet aracımızla merkeze gelemeyen vatandaşlarımıza da ulaşıyoruz" diye konuştu. Mamografinin kansere neden olduğu yönündeki söylentilerin doğru olmadığını vurgulayan Ömür, erken teşhisin hayat kurtardığını ifade etti. KETEM’de görev yapan Dr. Berivan Bilican ise yapılan taramaların detaylarını anlattı. Amaçlarının hastalıkları erken dönemde tespit etmek ve gerekli bölümlere yönlendirmek olduğunu ifade eden Bilican, "Meme kanseri taramalarında 40-69 yaş arası kadınlara her iki yılda bir mamografi çekiyoruz. Pozitif çıkanları genel cerrahiye yönlendiriyoruz. Rahim ağzı kanserinde ise 30-65 yaş arasındaki kadınlardan örnek alıyoruz. Pozitif çıkanları kadın doğum bölümüne yönlendiriyoruz. Kalın bağırsak taramalarında ise 50-70 yaş arası vatandaşlara gaitada gizli kan testi yapıyoruz. Sonuçları pozitif çıkanları genel cerrahi veya gastroenterolojiye yönlendiriyoruz" dedi. Bilican, mobil tarama araçları sayesinde köylere ve beldelere gidilerek merkeze gelemeyen vatandaşlara da hizmet götürüldüğünü, yerinde mamografi çekimleri ve örnek alımlarının yapıldığını söyledi.
19 Ağustos 2025 Salı - 14:40
AK Parti’li Baybatur: "400 Yataklı Hastanemize İsmail Bilen Milletvekilimizin adı verilecek"
AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Salihli’de yapımı devam eden 400 yataklı ve yaklaşık 900 Milyona tamamlanacak olan devlet hastanesine, hayatını kaybeden eski Manisa Milletvekili İsmail Bilen isminin verileceğini söyledi. AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Salihli’de yapımı devam eden 400 yataklı devlet hastanesinde incelemelerde bulundu. İlgililerden bilgi alan Baybatur, 900 milyon TL’lik yatırımla Salihli’ye kazandırılacak olan hastaneye ulaşım için de alt ve üstyapı projelerinin hazırlandığını kaydetti. Hastanede açıklamalarda bulunan Baybatur, "Salihli’mizde yapımı hızla süren 400 yataklı devlet hastanemiz, tamamlandığında yalnızca ilçemizin değil, tüm bölgemizin sağlık yükünü hafifletecek. Bizim için bu çalışmanın en anlamlı tarafı ise, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Manisa Milletvekillerimiz ve AK Parti Manisa İl Başkanımızın ortak kararlı ile bu hastanenin yapımında büyük emeği olan, kısa süre önce kaybettiğimiz, önceki dönem Manisa Milletvekilimiz İsmail Bilen abimizin adının verilecek olmasıdır. Onun adı, bundan böyle her gün binlerce vatandaşımıza şifa dağıtacak bu eserde yaşayacak" dedi. Baybatur, hastanenin teknik kapasitesine ilişkin şu bilgileri verdi: "Burada yapımı devam eden 400 yataklı hastanemize ulaşım anlamındaki sorununu da çözdük. Nasipse 350 Milyon liraya yeni kavşak yapımı için ihale yapıldı ve 15 gün içerisinde çalışmalara başlıyoruz. Hastanemiz toplam 83 bin metrekare inşaat alanına sahip. 10 katlı ana binada poliklinikler, acil servis, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, doğumhaneler, laboratuvarlar ve görüntüleme merkezleri yer alacak. Toplam 400 yatak kapasitemiz olacak. Bunun 100’ü çift kişilik, 130’u tek kişilik, 8’i ise süit hasta odası olacak. Ayrıca 48 erişkin yoğun bakım yatağı, 12 yeni doğan yoğun bakım yatağı, 10 ameliyathane ve 6 doğum salonu bulunacak. Hastanemizde ayrıca 350 kişilik konferans salonu, kreş, medikal sığınak, heliport ve toplam 1.119 araçlık otopark yer alacak. Devlet hastanemiz ve kavşak çalışmalarımız tamamlandığı zaman toplamda 1 Milyar 250 milyonluk yatırım Salihli’ye kazandırmış olacağız. Modern altyapısı ve geniş teknik donanımıyla bu proje, sadece Salihli’ye değil tüm Manisa’mıza ve çevre illere hizmet edecek" Açılacak olan hastaneyle birlikte Salihli’deki sağlık yatırımlarında yeni bir döneme girileceğini söyleyen Baybatur, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirilen sağlık yatırımları, milletimizin refahını ve sağlığını önceleyen bir anlayışın eseridir. Salihli’de yükselen bu dev sağlık kompleksi, İsmail Bilen abimizin adıyla taçlanarak bölgeye sağlık, huzur ve şifa getirecek. Bu eserle birlikte sağlık hizmetlerinde yeni bir döneme gireceğiz. Yapımı devam eden Salihli 400 Yataklı Devlet Hastanemiz nasipse 2026 yılının Kasım ayında tamamlanmış olacak. Manisamıza, Salihlimize hayırlı olsun" dedi.
19 Ağustos 2025 Salı - 14:00
Prof. Dr. Uğur, "Sağlık bireyde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde, rafine iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir"
Ülkede çok fazla tuz tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Kader Uğur, "Sağlıklı bir bireyde genelde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde, rafine iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kader Uğur, sağlıklı bireylerde beslenme konusunda açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Kader Uğur, "Bireyin yaşına, cinsiyetine, büyüme dönemine, yaşlılık ve gebelik gibi özel durumlarına ve eşlik eden hastalıklarına göre ihtiyacı olan besinleri doğal, yeterli ve dengeli bir şekilde vücuda almasını biz sağlıklı beslenme olarak tanımlayabiliriz. Sağlıklı bir bireyde günlük enerjinin besin dağılımına bakacak olursak. Bunun büyük bir kısmını karbonhidratlar dediğimiz yüksek lifli tam tahıllar, kuru baklagiller, sebze ve meyveler alıyor. Şeker, çikolata, reçel gibi olan karbonhidratlar var. Sağlık açısından tüketiminin az olması istiyoruz. Bunları azaltmamız önemlidir. Diğer bir önemli ve günlük enerji kaynağı olarak almamız gerekenler proteinlerdir. Hayvansal proteinlerin tüketimi önemlidir. Balık, baklagiller ve yoğurt, protein açısından zengin iken yumurta ve anne sütünün ise örnek proteinler olduğunu hiçbir zaman unutulmamalıyız" diye konuştu. Diğer önemli bir besin kaynağının yağlar olduğunu aktaran Dr. Uğur, "Doymamış yağlar açısından özellikle zeytinyağının tercih edilmesi önerilmektedir. Bunun dışında tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı gibi yağların daha az oranda tüketilmesi gerekiyor. Endüstriyel ortamda kullanılan trans yağların ise mümkünse hiç tüketilmemesi gerekiyor. Sağlıklı bir bireyde vitamin ve mineral eksikliği beklemiyoruz. Ülkemiz de çok fazla tuz tüketimi var. Sağlıklı bir bireyde genelde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde, rafine iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir. Sıvı tüketiminde ortalama günlük iki litrenin altına düşülmemesi gerekiyor. Ayrıca tüketileceğimiz gıdaların glisemik indeksinin düşük olmasına, sebze ve meyvelerin bolca tüketilmesine ve zeytinyağlı gıdaların tercih edilmesi önemlidir. Ne yediğimizi seçebiliriz. Bu bizlerin nasıl yaşayacağımızı etkileyecektir. Beslenme düzeni, kişisel tercihler, sosyal ve kültürel etkenler ile ekonomik şartlar yaşamımızı etkilemektedir. Meyve, sebze, baklagiller ve tam tahılları içeren Akdeniz diyeti tarzı beslenmemiz sağlığımız için önemlidir" şeklinde konuştu.
19 Ağustos 2025 Salı - 13:43
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 2 yeni uzman hekim atandı
Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadrosuna Üroloji Uzmanı Op. Dr. Samir Jafarguliyev ile Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Aylin Üstün katıldı. Azerbaycan Tıp Fakültesi mezunu olup ihtisasını Çukurova Üniversitesi’nde tamamlayan Dr. Jafarguliyev, "Bu güzel şehirde hastalara en iyi şekilde hizmet vermeyi hedefliyorum" dedi. Trakya Üniversitesi mezunu ve uzmanlık eğitimini Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde tamamlayan Dr. Üstün ise, "Kadın sağlığı için düzenli kontroller büyük önem taşır, erken tanı hayat kurtarır" ifadelerini kullandı. Hastane yönetimi, yeni hekimlere başarılar dileyerek Siirt’te sağlık hizmetlerinin güçlendiğini vurguladı.
19 Ağustos 2025 Salı - 12:50
Yumurta paketinden hamam böceği yumurtaları çıktı, yapılan denetimden çıkanlar şoke etti
Kepez Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, hamam böcekli yumurta ihbarı üzerine gittikleri denetimde, iş yerinin soğuk hava deposunda son kullanma tarihi geçmiş ve sağlıksız şartlarda saklanan 25 adet dana kellesi ile 46 paket tavuk eti tespit etti. İnsan sağlığını tehdit eden et ürünlerine imha edilmek üzere el konuldu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder