SAĞLIK
03 Mayıs 2026 Pazar - 15:43 Küresel sağlık diplomasisinde Türkiye vurgusu Türkiye, sağlık turizmi ve küresel sağlık diplomasisi alanında önemli bir organizasyona ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 14-15 Mayıs 2026 tarihlerinde Antalya’da düzenlenecek "Uluslararası Sağlık Turizmi Zirvesi", dünyanın dört bir yanından üst düzey katılımcıları bir araya getirecek. Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) öncülüğünde, Genel Başkan Prof. Dr. Aysun Bay liderliğinde gerçekleştirilecek zirveye, 50’den fazla ülkeden sağlık bakan yardımcıları, büyükelçiler, uluslararası yatırımcılar, akademisyenler, sağlık yöneticileri ve sektör temsilcilerinin katılması bekleniyor. Türkiye’den ise Sağlık, Ticaret ile Kültür ve Turizm bakanlıkları nezdinde üst düzey katılım öngörülüyor. Zirvede, sağlık turizminde kalite ve akreditasyon, uluslararası hasta güvenliği, yatırım modelleri, kamu-özel iş birlikleri (PPP), dijital sağlık çözümleri ve yapay zeka destekli sağlık sistemleri gibi başlıklar ele alınacak. Organizasyon kapsamında ayrıca ülkeler arası iş birliklerini geliştirmeye yönelik B2B görüşmeler ile stratejik protokol imza süreçleri de gerçekleştirilecek. Prof. Dr. Aysun Bay yaptığı değerlendirmede, Türkiye’nin sağlık turizminde sadece bir hizmet sağlayıcı değil, aynı zamanda küresel sağlık diplomasisinin merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirterek, "Antalya Zirvesi ile amacımız; ülkeler arasında sürdürülebilir iş birlikleri kurmak, yatırım süreçlerini hızlandırmak ve sağlıkta kalite standartlarını uluslararası düzeyde güçlendirmektir" dedi. Zirvenin, Türkiye’nin sağlık turizmindeki güçlü altyapısını, nitelikli insan kaynağını ve stratejik coğrafi konumunu uluslararası kamuoyuna tanıtması açısından önemli bir platform olması bekleniyor.
03 Mayıs 2026 Pazar - 12:25 Migrenle mücadelede ilk adım: Hastalar önce tetikleyicileri bulmalı Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren tedavisinde en kritik aşamanın hastaların kendi ataklarını tetikleyen unsurları belirlemesi olduğunu vurgulayarak, hastalığın sadece bir baş ağrısı değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirtti. Eskişehir Özel Ümit Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Nuray Can Uluğ, migren hastalığının yönetimi, tedavi yöntemleri ve yaşam tarzı değişiklikleri hakkında açıklamalarda bulundu. Dr. Uluğ, migrenin çocukluk çağlarından itibaren görülebilen, günlük hayatı sekteye uğratan ve doğru tanı konulması gereken bir süreç olduğunu ifade etti. "Doğru tanı büyük önem taşıyor" Her baş ağrısının migren olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dr. Nuray Can Uluğ, tanı sürecinin titizlikle yönetilmesi gerektiğini söyledi. Uluğ, "Öncelikle migreni taklit eden damarsal hastalıklar gibi durumların olup olmadığı araştırılmalı; gerekirse görüntüleme ve kan tahlilleri yapılmalıdır. Ayda bir veya iki kez görülen seyrek ataklarda sadece ağrıyı dindirmeye yönelik tedaviler yeterli olabilir. Ancak ağrılar haftada birkaç güne yayılıyor ve kişi sık sık acil servise başvuruyorsa, koruyucu ve daha kapsamlı bir tedavi planlanmalıdır" dedi. Migren botoksu ve aşı yöntemi Güncel tedavi seçeneklerine de değinen Dr. Uluğ, halk arasında "migren aşısı" olarak bilinen uygulamalar ile migren botoksunun rutin tedaviler arasına girdiğini ve başarılı sonuçlar verdiğini kaydetti. Migrenin sadece ağrıdan ibaret olmadığını; ışığa hassasiyet, kusma ve keyifsizlik gibi belirtilerle sosyal yaşamı felç edebildiğini hatırlattı. Lodos, açlık ve mayalı gıdalara dikkat Atakları tetikleyen çevresel faktörlere karşı hastaları uyaran Dr. Uluğ, son olarak şunları söyledi: "Adet dönemleri, uzun süreli açlık, lodoslu hava, mayalı içecekler ve aroması yüksek gıdalar migreni tetikleyebilir. Hatta şeker tüketimi ile migren arasında doğrudan bir bağlantı görülebilmektedir. Tedavide asıl amacımız, hastaların bu tetikleyicileri fark ederek kendi sorunlarıyla başa çıkma yöntemlerini öğrenmelerine yardımcı olmaktır."
Mersin’de onkoloji hastalarına ücretsiz servis hizmeti
19 Ağustos 2025 Salı - 12:39 Mersin’de onkoloji hastalarına ücretsiz servis hizmeti Mersin Büyükşehir Belediyesi, kanser tedavisi gören vatandaşlara ücretsiz ulaşım imkanı sağlıyor. 2021 yılında başlatılan ’onkoloji hasta servis aracı hizmeti’ ile kemoterapi ve radyoterapi gören hastalar evlerinden alınarak hastanelere ulaştırılıyor, tedavi sonrasında ise yeniden evlerine bırakılıyor. Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen hizmetten bugüne kadar 4 merkez ilçe ve Tarsus’ta yaşayan vatandaşlar 9 binden fazla kez yararlandı. Yetkililer, bağışıklık sistemi zayıflayan hastaların toplu taşımada yaşayabileceği sağlık risklerinin bu sayede en aza indirildiğini belirtiyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Denetim Şube Müdürlüğü personeli Hatice Özdemir, "Onkoloji hastalarımız tedavi sonrası yorgun ve bitkin olabiliyor. Biz de ulaşımlarını daha konforlu, hijyenik ve kolay hale getirmek için bu hizmeti veriyoruz. Vatandaşlarımızdan çok olumlu dönüşler alıyoruz" dedi. Hizmetten faydalanan Mehmet Zeki Özdemir ise "Belediyenin bu hizmeti olmasa hastaneye nasıl gidip gelecektik? Emekliyim, taksi maddi külfet olurdu. Büyükşehir ve şoförlerimizden Allah razı olsun. Çok memnunuz" diye konuştu. Vatandaşlar, ücretsiz servis hizmetinden yararlanmak için ’Alo 185 Teksin Çağrı Merkezi’ veya ’0324 2348400’ numaralı telefon üzerinden başvuruda bulunabiliyor.
MUSKİ, Bodrum’a günlük 21 bin kişiye yetebilecek ilave su sağladı
19 Ağustos 2025 Salı - 12:32 MUSKİ, Bodrum’a günlük 21 bin kişiye yetebilecek ilave su sağladı Muğla Büyükşehir Belediyesi MUSKİ Genel Müdürlüğü, Bodrum Mumcular İçme Suyu Arıtma Tesisinde yaptığı çalışma ile günlük yaklaşık 21 bin kişinin ihtiyacını karşılayacak miktarda ilave su aktarımı sağlayan projeyi hayata geçirdi. Muğla Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (MUSKİ) Genel Müdürlüğü Bodrum’da yaşanan su sıkıntılarını gidermek için çalışmalarına devam ediyor. Ekipler bölgede sürekli patlakların yaşandığı ana isale hatların yenileme çalışmalarının yanı sıra ilave su sağlamak için farklı projeleri de hayata geçiriyor. Son olarak MUSKİ tarafından Bodrum’un su arzına katkı sağlamak için önemli bir adım atıldı. Çalışmalar kapsamında Mumcular İçme Suyu Arıtma Tesisi iletim hattı ve pompa istasyonunda yapılan revizyon ve yeni imalat sonrasında Bodrum’a ek 60 litre/saniye içme suyu sağlandı. Bu kapasite artışı sayesinde Bodrum’da ilave olarak günlük yaklaşık 21 bin vatandaşın su ihtiyacı karşılanabilir hale geldi. Yaz aylarında artan nüfus ve tüketim yoğunluğu nedeniyle sıkça gündeme gelen su arzı sorununa bu çalışma ile önemli bir katkı sağlanmış oldu. MUSKİ Genel Müdürü Şengül, "Bodrum’da kalıcı çözümler için çalışıyoruz" Konu hakkında açıklamalarda bulunan MUSKİ Genel Müdürü Yılmaz Şengül, Bodrum’un su sıkıntılarını gidermek için çalışmalarına devam ettiklerini ve yıllardır devam eden bu sorunların çözümü için kendilerine düşen görev sorumlulukları yerine getireceklerini söyledi. Şengül, "Bodrum’da uzun yıllardır devam eden bir su sorunu mevcut. Bizler özellikle Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Ahmet Aras’ın bu sorunların çözülmesine dair gösterdiği irade sayesinde önemli çalışmalar yaptık. Özellikle sürekli arızalanarak patlayan ana isale hatlarının önemli bir kısmını yeniledik ve yenilemeye devam ediyoruz. Ayrıca ilave su kaynakları ve mevcut sistemlerimizin iyileşmesini sağlıyoruz. Mumcular içme suyu arıtma tesisinde yaptığımız revizyon yalnızca mevcut kapasitenin daha verimli kullanılmasını değil aynı zamanda Bodrum’un uzun süredir yaşadığı su sıkıntılarına yönelik kalıcı çözümlerin bir parçası olacak. Bu çalışma ile ayrıca mevcut kapasiteye ek günlük su aktarımını 21 bin kişiye yetebilecek miktarda arttırdık. Böylece ilçede uzun vadeli çözümlerin önemli bir adımını attık" dedi. Başkan Aras, "Bodrum’un su sorunlarının çözümü için farklı alternatifler üzerinde çalışıyoruz" Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yapılan çalışmanın Bodrum için büyük önem taşıdığını belirterek şunları söyledi. "Bodrum’da özellikle yaz aylarında artan nüfusla birlikte su ihtiyacının karşılanması her zaman öncelikli konularımızdan biri oldu. Mumcular İçme Suyu Arıtma Tesisinde yaptığımız bu revizyon ve yeni imalatlarla Bodrum’a saniyede 60 litre ek su sağladık. Bu miktar günlük 20 binden fazla vatandaşımızın ihtiyacını karşılıyor. Bu sadece teknik bir çalışma değil, Bodrum’un geleceği için atılmış önemli bir adımdır. Su kaynaklarımızı koruyarak, modern teknolojileri kullanarak Bodrum’un su sorununu çözmekte kararlıyız. Sadece Bodrum değil 13 İlçemizde de bu tür yatırımları hayata geçiriyoruz. İçme suyu altyapısının geliştirilmesi, kanalizasyon sistemlerinin iyileştirilmesi ve arıtma kapasitesinin arttırılması gibi konularda yaptığımız projelerle kentimizi geleceğe hazırlıyoruz. Altyapısı güçlü bir kent oluşturmak ve kuraklığın baş gösterdiği bu günlerde kesintisiz içme suyu hizmeti sağlayarak vatandaşlarımızın bu durumdan en az şekilde etkilenmesini sağlamak en büyük amacımız. Arızalı hatların yenilenmesi, ilave su kaynaklarının sağlanması, denizden su elde edilmesi gibi alternatif çözümler ortaya koyuyoruz. Vatandaşlarımızın rahat ve kesintisiz bir şekilde suya ulaşması için çalışmalarımıza devam edeceğiz"
Hastanelerde hijyen için QR kodlu yeni dönem: Temizlik ihtiyacı anında bildirilecek
19 Ağustos 2025 Salı - 12:09 Hastanelerde hijyen için QR kodlu yeni dönem: Temizlik ihtiyacı anında bildirilecek Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından farklı illerde pilot olarak uygulanan ’QR Kod Temizlik Uygulaması’ yurt genelinde hayata geçiriliyor. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü, dijitalleşme adımlarına bir yenisini ekleyerek farklı illerde pilot olarak uygulanan ‘QR Kod Temizlik Uygulaması’nı, hastanelerde temizlik süreçlerini daha hızlı ve etkin hale getirmek amacıyla ülke genelinde hayata geçiriyor. Uygulama kapsamında vatandaşlar ve hastane çalışanları, tuvalet ve asansör gibi ortak kullanım alanlarındaki temizlik ihtiyaçlarını cep telefonlarıyla QR kod okutarak anında bildirebilecek. Bildirimler, ilgili temizlik personeline kısa mesaj yoluyla iletilerek rutin temizlik süresi beklenmeden kısa sürede müdahale edilmesini sağlayacak. Sistemle birlikte hastanelerde hijyen standartlarının daha etkin korunması, çalışan, hasta ve ziyaretçi memnuniyetinin ise artırılması hedefleniyor. Uygulama ile ilgili açıklamada bulunan Kamu Hastaneleri Genel Müdürü Dr. Hakan Usta, "Halkımızla ve personellerimizle birlikte tuvaletlerde olsun, asansörlerde olsun, temizlik yapılma şartlarını daha üst seviyelere taşıyabilmek amacındayız. Tuvaletler olsun, asansörler olsun düzenli olarak temizleniyor. Ama her bir saatte bir temizleme rutinde yapılabiliyor. Bunu biraz daha yaygınlaştırabilmek, daha temiz şartlar oluşturabilme adına halkımızla birlikte ve diğer temizlik personeli haricindeki personellerimizle birlikte temizlik şartlarını daha üst seviyeye çekmeye çalışıyoruz" dedi. Temizlik ihtiyacı cep telefonundan bildirilecek Proje kapsamında sağlık tesislerindeki tuvalet ve asansörlere QR kodlar yerleştirildi. Vatandaşlar, hastalar, hasta yakınları ve personel, bu kodu cep telefonlarıyla okutarak karşılarına çıkan ekrandan ortamın temizlik durumunu ‘Temiz’, ‘Kısmen Temiz’ veya ‘Kirli’ seçenekleriyle değerlendirebiliyor. Seçim yapılmasının ardından ilgili personel ve yöneticilere anında kısa mesaj ile bildirim gidiyor. Uygulamanın nasıl çalıştığını anlatan Genel Müdür Usta, "Birkaç ilimizde uygulanan ama tüm illerimize ve tüm sağlık tesislerimize yaygınlaştırmayı öngördüğümüz bir projeyi ortaya koyuyoruz. Buradaki uygulama şu şekilde olacak. Öncelikle bir kare kod uygulamasını, tüm tesislerimizde tuvaletlere ve asansörlere koymuş, yerleştirmiş olacağız. Kişiler, hastalarımız, personelimiz ve diğer ilgili kim varsa karekod uygulamasıyla birlikte telefonuyla karekodu okuttuklarında, karşılarına bir ekran çıkacak. Bu ekranda temiz, kısmen temiz ya da kirli şekliyle üç seçenekle birlikte kişiler bulunduğu ortamdaki şartlara göre kararını verecek ve bu sayede hemen temizlik durumunun değerlendirme şartı ortaya çıkacak. Özellikle ilgili personele ve ilgili yöneticiye SMS giderek hemen temizlik personelinin oraya intikali sağlanmış olacak. Bu sayede de saatte bir yapılmak durumunda kalınan, temizlik eylemini gerekirse hemen 5 dakika sonrasında yapabilir duruma gelmiş olacağız ve bu da bize daha temiz, daha sıhhi şartların hijyenik şartların oluşmasını sağlayacak ve özellikle hasta memnuniyetini de daha üst seviyelere hijyen anlamında çekmiş olacağız. Bu alanlarda hizmet alan sadece hastalarımız, hasta yakınlarımız değil personelimiz de hizmet almakta aynı zamanda personel memnuniyetini de hijyen anlamında sağlamış olacağız. Bu bağlamda birkaç ilimizde dediğim gibi bu sistem kuruldu. İnşallah buradan başlayarak da tüm tesislerimizde bunu bu söylediğim şekilde kısa sürede kurgulamış ve halkımızın memnuniyetini daha üst seviyelere çekmiş olacağız" diye konuştu. "Trabzon’da yüzde 30 oranında hasta memnuniyetine yansımalarını gördük" Trabzon İl Sağlık Müdürlüğü döneminde uygulamayı hayata geçirdiklerini aktaran Dr. Usta, "Biz bunu özellikle il müdürü olduğum dönemde Trabzon’da uyguladık. Trabzon’da yüzde 30 oranında hasta memnuniyetine yansımalarını gördük. Hijyen şartı için söylüyorum. Çalışan açısından da aynı şey geçerliydi ama daha da önemlisi saatli bir temizlik periyodu yapıyorsun, her tuvalete sürekli bir personel koyamayacağından yola çıkarak saatte bir yaptığım temizliği, kirli ise hemen temizleme durumunu oluşturarak son derece daha hızlı ve güvenilir şekilde hem tuvaletlerin hem de asansörlerin kullanılmasını sağlamış oluyoruz. Hizmet alan vatandaşlarımız ve personelimiz açısından da daha güvenle, daha hijyenik anlamda güvenle baktıkları tesisler ortaya çıkarmış oluyoruz. İnşallah kullanıldıkça da vatandaşımızın katılımı oldukça da bundaki memnuniyet oranı daha da yukarılara çıkacak" şeklinde konuştu. Temizlik şartlarının sağlanmasının güven duygusunu artırdığını vurgulayan Usta, "Aslında kullanım şartlarından kaynaklı sıkıntılar olduğu için buradaki temizlik şartlarının sağlanmasıyla ilgili talepler tabii ki oluyordu. Temizlik sağlandıkça vatandaşlar bazen deneme de yapabiliyor acaba gerçekten yapılıyor mu diye. O da sağlandıkça güvenin artmasına yol açmış olduk" ifadelerini kullandı. "Amacımız çalışan ve hasta güvenliğini artırabilmek" Çıkış noktasının tuvaletler olduğunu, ardından asansörlerin de sisteme dahil edildiğini ifade eden Usta, "Burada çıkış yolu tuvaletlerdi. Sonrasında Trabzon olarak bunu asansörleri de eklemiştik. Ama birçok alanda yine kullanılabilir bir proje bu. Amacımız hijyenin üst seviyelere tırmanmasını sağlamak. Tabii ki hastanelerimiz, illerimiz daha farklı uygulamalarla bunu daha da geliştireceklerdir. Amacımız çalışan ve hasta güvenliğini artırabilmek, daha üst seviyelere çıkartabilmek. Bu anlamda temizlik de hijyen de bunlardan biri. Biz de bunu önemsediğimizi, özellikle halkımıza ve çalışanımıza tekrar buradan ifade etmek istiyorum. Bize güvensinler elimizden geldiğince daha hijyenik ortamları çalışanımıza ve hastalarımıza sunacağız" dedi.
Yaşlılara yaz sıcaklarında "Susuz kalmayın" uyarısı
19 Ağustos 2025 Salı - 11:27 Yaşlılara yaz sıcaklarında "Susuz kalmayın" uyarısı Yaz sıcaklıklarının etkisini artırdığı bugünler özellikle yaşlı bireyler için ciddi sağlık tehditlerini beraberinde getiriyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi Farabi Hastanesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Serdaroğlu, son dönemde acil servise yapılan başvurular ışığında yaptığı açıklamada, ileri yaştaki bireylerde sıklıkla gözlemlenen gizli sıvı kaybı, bir diğer adıyla dehidratasyon, konusunda önemli uyarılarda bulundu. Dr. Ahmet Serdaroğlu, yaş ilerledikçe vücudun susuzluğa karşı verdiği tepkinin zayıfladığını ve bireylerin çoğu zaman susama hissi yaşamadan ciddi miktarda sıvı kaybedebileceğini söyledi. Ayrıca yaşlı bireylerde böbreklerin su tutma kapasitesinin azalması ve kullanılan bazı ilaçların özellikle idrar söktürücülerin, sıvı kaybını daha da artırdığını vurgulayan Serdaroğlu "Buna ek olarak, yaz aylarında yaygınlaşan mide-bağırsak enfeksiyonları da yaşlılar için ek bir tehdit oluşturuyor. Özellikle kırsal bölgelerde arıtma sistemlerinin yetersiz kalması ve yüksek sıcaklık nedeniyle gıdaların hızla bozulması, ishal, bulantı ve kusma gibi şikâyetlere neden olabiliyor. Bu durum, terleme ve solunum yoluyla kaybedilen sıvılarla birleşince fark edilmeden ciddi boyutlara ulaşabilen bir susuzluk tablosunu ortaya çıkarabiliyor. Zamanında müdahale edilmediği takdirde ise bu tablo; bilinç bulanıklığı, tansiyon düşüklüğü ve böbrek yetmezliği gibi hastane yatışına neden olabilecek ciddi sonuçlar doğurabiliyor" dedi. "Yaşlılar günde en az 6-8 bardak su tüketmeli" Dr. Öğr. Üyesi Ahmet Serdaroğlu, bu tür olumsuzlukların önüne geçebilmek için yaşlı bireylerin, susama hissi olmasa dahi gün içerisinde düzenli olarak su tüketmeleri gerektiğini ifade ederek "Yaşlılar günde en az 6-8 bardak su tüketmeli. Aynı zamanda su oranı yüksek sebze ve meyvelerin kan şekeri dengesi gözetilerek beslenme düzenine eklenmeli. Gıda hijyenine özen gösterilmesi, bozulmuş ya da açıkta satılan ürünlerden uzak durulması gerekiyor. İshal ya da kusma gibi belirtiler görüldüğünde sadece su değil, tuz ve şeker içeren sıvıların da alınmasının hayati önem taşıyor. Bu gibi durumların ciddiyet kazandığı hallerde ise vakit kaybetmeden sağlık kuruluşlarına başvurulması gerekiyor" diye konuştu. Yalnız yaşayan yaşlı bireylerin yaz aylarında düzenli olarak ziyaret edilmesi ve sağlık durumlarının yakından takip edilmesi gerektiğine de dikkat çeken Serdaroğlu, "Büyüklerimizi sık ziyaret etmek, onlara su içmeyi ve sağlıklarını korumayı hatırlatmak, bu yaz yapabileceğimiz en anlamlı davranışlardan biridir" ifadelerini kullandı.
"Bir şey olmaz" denilen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir
19 Ağustos 2025 Salı - 11:00 "Bir şey olmaz" denilen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir Konya’da hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde seyrettiği şu günlerde, uzmanlar basit gibi görülen rahatsızlıklara karşı uyarıda bulunurken, hastanede 3-5 gün gibi yatış gerektirecek durumların daha da kötüleştiğinde ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabileceğini belirtti. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, özellikle aşırı sıcaklarla beraber halk arasında yaz nezlesi olarak bilinen hastalık ve sıcak çarpmalarının çok fazla arttığını belirterek, "Bu genelde aslında viral kaynaklı. Özellikle yaz mevsimi için konuşuyorum viral kaynaklı ama bunda ne etken oluyor; sıcak havalarda insanlar da şaşırıyor ‘grip mi oluruz, nezle mi oluruz’ diye ama şöyle bir durum var; aşırı sıcaklarda aşırı terleme oluyor, klima kullanımı artıyor. Kalabalık ortamlarda daha çok bulunuyoruz. Tatil beldelerinde kalabalık ortamlar, bağışıklığımızın düşmesine sebep oluyor. Özellikle yaşlı ve çocuklarımızın nelere dikkat etmesi gerekiyor; saat 11.00, ikindinin orta saatleri 18.00-19.00 gibi bu saatler aralığında mutlaka evde bulunmaları, dışarıda mümkün olduğunca aktif bulunmamaları gerekiyor" dedi. "Bol sıvı tüketmek gerekiyor" Bol sıvı tüketmenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özer, "Sıcaklıkların artmasıyla beraber sıvı kaybı, sıvı kaybıyla beraber vücudumuzda bulunan elektrolitlerin dengesizliği oluşuyor. Elektrolit bozukluklarına bağlı da semptomlar sık karşımıza geliyor. Ne yapmaları gerekiyor; bol sıvı tüketmek gerekiyor. Yağlı yiyeceklerden uzak kalmaları, sıcak havalarda mümkün olduğunca dinlenmek, ağır egzersizler yapmamak çok önemli. Mevsim meyveleri ve sebzeleri, sebze ve meyve ağırlıklı tüketmek ön planda, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Yine klima kullanımına çok fazla dikkat etmek gerekiyor. Aşırı terleme, daha sonra ani soğuk ortamlar bu durumu tetikliyor. Özellikle yaşlılarımızın sıcak çarpmaları için dikkat etmelerini öneriyoruz. Çünkü bu sıcak çarpmalarının en büyük sebebi aşırı sıcaklarda oluşan dehidratasyon dediğimiz sıvı kaybı, yeteri kadar sıvı alamamalarına bağlı da elektrolit bozuklukları, maalesef ölüme kadar gidebilecek durumlar söz konusu olabilir" şeklinde konuştu. "Hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumlar; daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilir" Basit olarak görülen rahatsızlığın büyük sonuçlara kapı araladığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, "En basitinden belki hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumların daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilmekte. Mutlaka ve mutlaka aşırı sıcaklarda kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Gençler için de ağır egzersiz yapmamaları gerekiyor. Sıvı tüketimi çok önemli, mutlaka su tüketimimizi dengelememiz gerekiyor. Bir de yağlı yiyeceklerden uzak kalmak, mevsim meyve sebzelerini tüketmek de önem arz etmekte" diye konuştu.
Önemsenmeyen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir
19 Ağustos 2025 Salı - 10:58 Önemsenmeyen rahatsızlıklar ölümle sonuçlanabilir Konya’da hava sıcaklıklarının mevsim normalleri üzerinde seyrettiği şu günlerde, uzmanlar basit gibi görülen rahatsızlıklara karşı uyarıda bulunurken, hastanede 3-5 gün gibi yatış gerektirecek durumların daha da kötüleştiğinde ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabileceğini belirtti. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, özellikle aşırı sıcaklarla beraber halk arasında yaz nezlesi olarak bilinen hastalık ve sıcak çarpmalarının çok fazla arttığını belirterek, "Bu genelde aslında viral kaynaklı. Özellikle yaz mevsimi için konuşuyorum viral kaynaklı ama bunda ne etken oluyor; sıcak havalarda insanlar da şaşırıyor ‘grip mi oluruz, nezle mi oluruz’ diye ama şöyle bir durum var; aşırı sıcaklarda aşırı terleme oluyor, klima kullanımı artıyor. Kalabalık ortamlarda daha çok bulunuyoruz. Tatil beldelerinde kalabalık ortamlar, bağışıklığımızın düşmesine sebep oluyor. Özellikle yaşlı ve çocuklarımızın nelere dikkat etmesi gerekiyor; saat 11.00, ikindinin orta saatleri 18.00-19.00 gibi bu saatler aralığında mutlaka evde bulunmaları, dışarıda mümkün olduğunca aktif bulunmamaları gerekiyor" dedi. "Bol sıvı tüketmek gerekiyor" Bol sıvı tüketmenin önemine dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Özer, "Sıcaklıkların artmasıyla beraber sıvı kaybı, sıvı kaybıyla beraber vücudumuzda bulunan elektrolitlerin dengesizliği oluşuyor. Elektrolit bozukluklarına bağlı da semptomlar sık karşımıza geliyor. Ne yapmaları gerekiyor; bol sıvı tüketmek gerekiyor. Yağlı yiyeceklerden uzak kalmaları, sıcak havalarda mümkün olduğunca dinlenmek, ağır egzersizler yapmamak çok önemli. Mevsim meyveleri ve sebzeleri, sebze ve meyve ağırlıklı tüketmek ön planda, bunlara dikkat etmek gerekiyor. Yine klima kullanımına çok fazla dikkat etmek gerekiyor. Aşırı terleme, daha sonra ani soğuk ortamlar bu durumu tetikliyor. Özellikle yaşlılarımızın sıcak çarpmaları için dikkat etmelerini öneriyoruz. Çünkü bu sıcak çarpmalarının en büyük sebebi aşırı sıcaklarda oluşan dehidratasyon dediğimiz sıvı kaybı, yeteri kadar sıvı alamamalarına bağlı da elektrolit bozuklukları, maalesef ölüme kadar gidebilecek durumlar söz konusu olabilir" şeklinde konuştu. "Hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumlar; daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilir" Basit olarak görülen rahatsızlığın büyük sonuçlara kapı araladığına dikkat çeken Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Raşit Özer, "En basitinden belki hastanede 3-5 gün gibi yatışlar gerekecek durumların daha da kötü tablo olarak dersek ölüme kadar varabilecek vahim durumlar ortaya çıkabilmekte. Mutlaka ve mutlaka aşırı sıcaklarda kendilerine dikkat etmeleri gerekiyor. Gençler için de ağır egzersiz yapmamaları gerekiyor. Sıvı tüketimi çok önemli, mutlaka su tüketimimizi dengelememiz gerekiyor. Bir de yağlı yiyeceklerden uzak kalmak, mevsim meyve sebzelerini tüketmek de önem arz etmekte" diye konuştu.
Kara yolunun kenarındaki şifalı kaynağı Ilıksu tesis bekliyor
19 Ağustos 2025 Salı - 09:31 Kara yolunun kenarındaki şifalı kaynağı Ilıksu tesis bekliyor Zonguldak’ın Kozlu ilçesinde yöre halkının ’Ilıksu Kaplıcası’ olarak bildiği doğal kaynak, hem şifalı suyuyla hem de çevresine kattığı kültürel değerle dikkat çekiyor. Ancak bölgeye yıllardır termal tesis yapılması yönünde kararlar alınmasına rağmen, bugüne kadar somut bir adım atılmadı. Zonguldak-Ereğli kara yolunun 17’nci kilometresinde yer alan ve deniz kenarına yakın konumda bulunan doğal mineraller açısından zengin olan termal suyun içinde, 1987 yılında yapılan kimyasal analizinde kalsiyum, magnezyum, sodyum, sülfat gibi mineraller ile bikarbonat gibi çözünmüş bileşenler bulunuyor. Ilıksu Kaplıcası’nın mineralli ve hafif sıcak suyu, kısa süreli kullanımda eklem ve kas ağrılarını hafifletmeye yardımcı olup, genel sağlık açısından destekleyici etki sağladığı değerlendiriliyor. Yaklaşık 27 ila 29 derece arasında olan suyun sıcaklığı ise jeolojik şartlar nedeniyle arttırılamıyor. Su iki metre yüksekliğindeki depoya toplanıyor, buradan menfez aracılığıyla denize akıyor. Ziyaretçiler ise deponun yanı sıra kaynağın oluşturduğu doğal havuzlarda yüzüyor. Çocuklar ve gençler, taşan suların oluşturduğu havuzlarda serinlerken, söz konusu alan aynı zamanda sosyal alan işlevi de görüyor. "Çocukluğum bu kaynak suyunda geçti" İlçede içerik üreticisi olan Melih Bektaş, kaynağın tanıtımı için çektiği ve sosyal medyada paylaştığı video ile milyonlarca kişiye ulaştığını anlatarak şunları söyledi: "Çocukluğum bu kaynak suyunda geçti aslında. Çokça geliyorduk. Geçtiğimiz günlerde de tam burada bir video çektik. Milyonlarca insana ulaştı. Çok güzel bir kaynak. Genelde eskiler bize şey derdi. ‘Cilt rahatsızlıkları için geliyoruz buraya’ derlerdi. Suyun sıcaklığı da güzel. Şimdi arka tarafta insanlar da var. Bunun çok keyfini çıkartıyorlar. Ama çocukluğumdan beri aynı aşamada hâlâ yapılacak. Biraz daha güzelleştirilirse eminim ki daha fazla insan gelir ve bu termal içinden daha fazla insan faydalanır. Genelde Ilıksu plajına gelen insanlar buraya uğruyor. Bir kısım insan daha ‘Zonguldak’ta böyle bir yer var mıydı?’ dediler ben videoyu çektikten sonra. Evet tam bu tabelayı görürseniz hemen sağ tarafında bu termal sudan faydalanabilirsiniz. Umarım daha da güzelleştirirler ve vatandaşlarımız bu işten faydalanır. Yani bir tesisleşme olursa çok güzel harika olur. Muhakkak olur. Eminim ki daha temiz olur. Çevresi daha düzenli, tertipli olur. Hem yurtdışından hem yurtiçinden insanlarımız da gelir buraya." "Bu yoldan defalarca geçtim hiç haberim yoktu" Bartın’dan bölgeye gelen Hamza Kabak ise annesinin cilt rahatsızlığı için Ilıksu’ya geldiklerini belirterek şöyle konuştu: "Özellikle annem için geldik. İşte internette tam bir konum yok. Adres olarak beyan da yok. Hani belli bir adresi var, söylemleri falan filan var da biz sosyal medya kanallarında izleyerek, arkadaşımızın videosunu izleyerek geldik. Bugün buradayız. Bir tesis yapılması buraya daha konforlu olur mu sizce? Yani buramız halk için çok güzel olur. Ben daha önce Düzce’de çalışıyordum. Buradan geçtim ama hiç haberim yoktu. Bilseydim daha önce de gelirdim." Daha önce yatırım programında yer alan Ilıksu Kaplıcası için bugüne kadar defalarca tesis yapılması yönünde kararlar alındı. Ancak bölge doğal ve korumasız şekilde kullanılmaya devam ediyor. Uzmanlara göre, Türkiye’nin pek çok noktasında termal kaynaklar modern tesislerle desteklenip turistik merkezlere dönüştürülürken, Zonguldak’taki Ilıksu ise potansiyelini bekliyor. Sağlık turizminin önemli bir parçası olan kaplıcalar, Türkiye’nin pek çok noktasında ekonomik getirisi yüksek merkezlere dönüşürken, Ilıksu Kaplıcası modern tesislerle desteklendiği takdirde hem yerel halkın kullanımına hem de bölge ekonomisine katkı sağlayabilecek. Vatandaşlar, bu doğal kaynağın Batı Karadeniz’de önemli bir sağlık turizmi destinasyonu haline gelebileceğine dikkat çekiyor.
Medical Point Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi 2’nci yılını kutladı
19 Ağustos 2025 Salı - 09:31 Medical Point Hastanesi Klinik Araştırmalar Merkezi 2’nci yılını kutladı Medical Point Gaziantep Hastanesi bünyesinde faaliyet gösteren Klinik Araştırmalar Merkezi, 2’nci kuruluş yıl dönümünü düzenlenen programla kutladı. Etkinlikte, merkezin iki yıl içinde yürüttüğü bilimsel çalışmalar ve gelecek hedefleri kamuoyuyla paylaşıldı. Kurulduğu günden bu yana bilimsel araştırmalara verdiği önemle dikkat çeken Klinik Araştırmalar Merkezi, ikinci yaşını pasta keserek kutladı. Hastane yönetimi, bugüne kadar toplam 17 klinik araştırma projesi yürüttüklerini, bunlardan 2’sinin tamamlandığını, 7’sinin ise aktif olarak sürdüğünü açıkladı. Araştırmaların büyük bölümünü akciğer kanseri üzerine çalışmalar oluştururken, cilt kanseri, meme kanseri ve yumurtalık kanseri ile ilgili yeni projelerin de başlatılacağı belirtildi. "Gaziantep’e ve hastanemize önemli katkılar sağladık" Medical Point Gaziantep Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Ekber Şahin, "Klinik Araştırmalar Merkezimizin ikinci yılını geride bıraktık. Bu süreçte 17 farklı klinik araştırma yürüttük, 2’sini başarıyla tamamladık. Şu anda 7 projemiz aktif olarak devam ediyor. Bu çalışmaların 5’i akciğer kanseriyle ilgili. Gaziantep’e ve hastanemize bu bilimsel katkıyı sağlamaktan dolayı büyük bir mutluluk ve gurur duyuyoruz" dedi. "Geleceğin tedavilerine bugünden erişim imkanı sunuyoruz" Klinik araştırmaların ücretsiz olarak sürdürüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Alper Sevinç, merkezde yürütülen çalışmalarla hastalara önemli bir fırsat sunulduğunu belirterek, "Son iki yılda yaklaşık 40 hastayı taradık ve 20’sini araştırmalara dahil ettik. Bu hastalar, Sağlık Bakanlığı onaylı, yurtdışı kaynaklı ve henüz piyasaya sunulmamış ilaçlara erken erişim sağlıyor. Özellikle akciğer kanseri, cilt kanseri, meme kanseri ve yumurtalık kanseri alanında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Klinik araştırma polikliniğimiz tamamen ücretsiz ve tüm hasta ile hasta yakınlarına açık. Gaziantep ve çevresindeki hastalarımıza bu fırsatları ulaştırmayı hedefliyoruz" şeklinde konuştu. "Hastalarımıza umut olmayı sürdüreceğiz" Klinik araştırmalar ekibinde yer alan Doç. Dr. Gökmen Aktaş ise, "Akciğer kanseri ve melanom gibi tedavisi güç hastalıklar için geliştirilmekte olan yeni tedavilere, hastalarımızı bugünden dahil edebilmek büyük bir avantaj. Bu çalışmalar, hastalarımıza umut olmakla birlikte gelecekteki tedavi protokollerine de ışık tutacak" ifadelerine yer verdi. "Bölgedeki tek özel klinik araştırma merkeziyiz" Doç. Dr. Mehmet Emin Kalender, "Kısa sürede uluslararası standartlarda birçok çalışmaya imza attık. Özellikle akciğer ve cilt kanserlerinde güncel tedavi seçeneklerini bilimsel literatüre katkı sağlayarak uygulama fırsatı bulduk. Bölgedeki bu çapta araştırma yapabilen tek özel hastane olmaktan gurur duyuyoruz" diye konuştu.