SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı 02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58 Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00 Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40 KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Yaz aylarında ıslak mayo tehlikesi
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:30 Yaz aylarında ıslak mayo tehlikesi Yaz aylarında deniz ve havuz keyfi yaparken en sık yapılan hatalardan biri olan ıslak mayo ile uzun süre kalmak, kadın sağlığı açısından ciddi riskler taşıyor. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, ıslak mayo ile beklemenin vajinal enfeksiyonlara davetiye çıkardığını belirterek önemli uyarılarda bulundu. Medicana Bursa Hastanesi Kadın Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, havuz ya da denizden çıkar çıkmaz değişim yapıp kuru yedek mayo kullanmak vajinal enfeksiyon sıklığını azaltacağını söyledi. Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, "Havuz veya denizden çıktıktan sonra ıslak mayo ile kalmak, vajinal bölgede nemin artmasına neden olur. Bu da mantar ve bakteriyel enfeksiyonların çoğalması için uygun bir ortam oluşturur. Özellikle yaz aylarında artış gösteren vajinal enfeksiyonlar, akıntı, kaşıntı, kötü koku, yanma ve cinsel ilişki sırasında ağrı gibi şikâyetlerle kendini gösteriyor" dedi. Vajinal enfeksiyonlardan korunmak için dikkat edilmesi gereken bazı hijyen kurallarını da sıralayan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, şunları söyledi: "Deniz veya havuz sonrası mutlaka kuru mayo veya bikini giyilmelidir. Genital temizlik önden arkaya doğru yapılmalı, böylece makat bölgesindeki bakterilerin vajinaya taşınması önlenmelidir. Günlük iç çamaşırı değişimi ihmal edilmemeli, gerekirse günde birkaç kez değiştirilmelidir. Pamuklu, hava alan iç çamaşırları tercih edilmeli ve mümkünse ütülenmelidir. Parfümlü sabun, deterjan ve kozmetik ürünlerden uzak durulmalıdır. Genital bölge tüy temizliğinde jilet yerine ağda ya da lazer epilasyon gibi yöntemler tercih edilmelidir." "Her bireyin cilt yapısı farklıdır. Parfümlü ürünler ciltte tahrişe neden olarak enfeksiyona zemin hazırlayabilir. Yaz aylarında kadınlar bu konuda çok daha dikkatli olmalı" ifadelerini kullanan Prof. Dr. Müzeyyen Uyanık, hijyen kurallarına uyulduğu takdirde vajinal enfeksiyonların büyük ölçüde önlenebileceğini vurguladı.
Reflü, ameliyat olmadan girişimsel işlemle tedavi edilebiliyor
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:28 Reflü, ameliyat olmadan girişimsel işlemle tedavi edilebiliyor Gastroenterolog Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, toplumda sık rastlanılan bir sorun olan reflünün artık cerrahiye gerek kalmadan tedavi edilebildiğini söyledi. "Endoskopik reflü tedavisi" denilen bu yöntemle ağız yolundan girilerek gevşek olan kapağa midenin içinden dikiş atılarak kapak ağzının daraltıldığını belirten Prof. Dr. Sakin, "Bu sayede mideden yemek borusuna olan gıda kaçışı azaltılmış oluyor. Bu yöntem yüzde 90’a varan başarı oranı ve düşük yan etki riski ile anatomisi uygun olan hastalara uygulanıyor" dedi. Acıbadem Kent Hastanesi Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Yusuf Serdar Sakin, mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçmasıyla ortaya çıkan, mide yanması, göğüs ağrısı, boğaz tahrişi ve öksürük gibi şikayetlere yol açan reflü hastalığının ameliyatsız tedavisi hakkında bilgi verdi. Reflü tanısı koydukları hastalardan öncelikle yaşam tarzı değişikliğine gitmelerini ve reflüyü artıran yiyeceklerden uzak durmalarını istediklerini belirten Prof. Dr. Sakin, bu değişikliklere rağmen şikayetler geçmediğinde ilaç tedavisi planladıklarını kaydetti. İlaç tedavisi olarak proton pompa inhibitörleri başta olmak üzere birçok ilaç tedavisinin uygulandığını, ancak bazı hastaların bundan yarar görmediğini belirten Prof. Dr. Sakin, şöyle konuştu: "Bazı hastalarda da uzun dönem ilaç kullanımı emilim bozukluğu, kemik erimesi ve zatürre gibi birçok hastalığa sebep olmaktadır. Bu nedenle her gün olacak şekilde uzun dönem ilaç tedavisi kullanımı önerilmemektedir. Gerek ilaç tedavisinden fayda görmeyen, gerekse sürekli ilaç kullanması gereken hastalara eskiden cerrahi olarak bu kapağın tamiri önerilmekteydi. İlk aşama yaşam tarzı değişikliği, ilaç tedavisi, ikinci aşama ise cerrahi yöntemle kapağın tamir edilmesiydi. Ancak, günümüzde bu sıralamada cerrahiden önce artık ameliyatsız tedavi olan endoskopik reflü tedavisi geliyor. Bu tedavi endoskopik olarak yemek borusu ve mide arasındaki kapağı midenin içinden dikiş atarak daraltma yoluyla reflüyü azaltma esasına dayanmaktadır. Bu yöntemde ağız yoluyla girilerek midenin içinden yemek borusu ile mide arasındaki gevşek kapak bölgesine dikiş atılıyor. Böylece kapak daraltılarak mide asidinin yemek borusuna kaçışı engelleniyor. Bu tedavi sonrası yiyeceklerin ve asidin yemek borusunu tahrişi ortadan kalktığı için hem hastanın şikayeti geçiyor hem de ilaç kullanma ihtiyacı ortadan kalkıyor." Öte yandan Prof. Dr. Sakin, Amerika Birleşik Devletleri Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) onaylı olan yöntemin, yüzde 90’a varan başarı oranı ile ciddi yan etkilere yol açmadan güvenle uygulanabildiğini kaydetti. Sakin, bu işlem sonrasında hastaların genelde 6 saat sonra, en geç bir gün sonra tekrar normal yaşantılarına dönebildiğini söyledi.
Kastamonu Üniversitesi’nin vegan içerikli güneş kremi projesine TÜBİTAK’tan destek
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 09:22 Kastamonu Üniversitesi’nin vegan içerikli güneş kremi projesine TÜBİTAK’tan destek Kastamonu Üniversitesi’nde, vegan içerikli güneş kremiyle ilgili yürütülecek projeye TÜBİTAK destek verecek. Kastamonu Üniversitesi Merkezi Araştırma Laboratuvarı Öğr. Gör. Dr. Fevziye Işıl Kesbiç’in yürütücülüğünde hazırlanan "Haloarkeal Bakterioruberinin Vegan İçerikli Güneş Kremlerinde Kullanım Potansiyellerinin Araştırılması" başlıklı proje, TÜBİTAK-3501 Kariyer Geliştirme Programı kapsamında destek almaya hak kazandı. Projede, Veteriner Fakültesi Dekanı ve Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Özgür Kaynar danışman olarak, Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Dr. Aslı Uğurlu Bayarslan ile Balıkesir Üniversitesi Veteriner Fakültesi Biyokimya Anabilim Dalı öğretim üyesi Doç. Dr. Hüseyin Serkan Erol araştırmacı olarak görev alacak. Proje çerçevesinde, ekstrem şartlarda yaşayan haloarkeal mikroorganizmaların ürettiği doğal pigment bakterioruberinin biyoteknolojik açıdan değerlendirilmesi hedefleniyor. Son yıllarda kozmetik ve dermatoloji alanında ön plana çıkan doğal, sürdürülebilir ve hayvansal içerik içermeyen ürün geliştirme yaklaşımı, çalışmanın özgün yönünü oluşturuyor. Elde edilecek verilerin, çevre dostu ve vegan içerikli güneş koruyucuların geliştirilmesine katkı sağlaması ve Türkiye’nin biyoteknolojik üretim kapasitesine yenilikçi bir değer katması bekleniyor. Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, proje çalışmalarından dolayı akademisyenleri tebrik ederek, kaliteli ve nitelikli çalışmalara verdikleri destek için Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar’a ve YÖK üyelerine şükranlarını sundu. Rektör Ahmet Hamdi Topal, proje çalışmalarında Kastamonu Üniversitesi akamademisyenlerini teşvik eden yaklaşımlarından dolayı TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Orhan Aydın’a da teşekkür etti.
Uzmanından sağlıklı klima kullanımı uyarısı
20 Ağustos 2025 Çarşamba - 08:54 Uzmanından sağlıklı klima kullanımı uyarısı Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı ve Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Pınar Yıldız, doğru ve sağlıklı klima kullanımı hakkında bilgilendirme yaparak, hassas bünyeye sahip kişiler için önemli bilgiler paylaştı. Aşırı sıcaklardan korunmak amacıyla açılan klimaların sağlık sorunu oluşturmaması ve yaşam kalitesini olumsuz etkilememesi için doğru klima kullanımının önemine değinen Pınar Yıldız, dış ortam ile iç ortam arasındaki sıcaklık farkının 6–8C’yi geçmemesi tavsiyesinde bulundu. Ani soğutma yerine sıcaklığın kademeli olarak düşürülmesi gerektiğini söyleyen Yıldız, klima üfleme yönünün ise doğrudan insana değil, tavana veya yan duvarlara doğru ayarlanması gerektiğini ifade etti. Çocuk ve yaşlılar için 23–26C aralığının en güvenli ve konforlu seçenek olduğunun altını çizen Doç. Dr. Pınar Yıldız, klima derecesinin genellikle 25C civarında sabit tutulmasının doğru olacağını söyledi. Uzun süreli klima kullanımının riskleri Uzun süreli klima kullanımı sonucunda; ortam havasının kuruması nedeniyle burun ve boğazda tahriş, alerjik reaksiyon ve astım ataklarının tetiklenmesi gibi sağlık sorunlarıyla karşı karşıya kalınabileceğine değinen Pınar Yıldız, klimaların uzun süreli kullanımından dolayı filtrede bakteri ve küf birikimi ile karşı karşıya kalınabileceğini ve bunun sonucunda ciddi solunum yolu enfeksiyonları hastalıkları ile karşı karşıya kalınabileceğini vurguladı. Lejyoner hastalığı riski Klimaların nemli ve kapalı filtreleri, Legionella pneumophila bakterisinin üremesi için ideal ortam olduğunun altını çizen Yıldız, "Bu bakteri havaya karıştığında Lejyoner hastalığı adı verilen, akciğerleri tutan ciddi bir zatürreye yol açabilir" dedi. Kimler risk altında Yaşlıların, bağışıklık sistemi zayıf olanların ve kronik kalp-akciğer hastalarının, Lejyoner hastalığı riski altında olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Pınar Yıldız, belirtilerini; ateş, öksürük, kas ağrısı, baş ağrısı, nefes darlığın şeklinde sıralayarak, erken tanı ve tedavinin hayat kurtaracağını hatırlattı. Klimanın neden olabileceği hastalıklardan korunmak için klima filtrelerinin ayda bir temizlenmesi gerektiğini hatırlatan Yıldız, iç ünitenin ise yılda en az bir kez profesyonel bakım ile dezenfekte ettirilmesi gerektiğini söyledi. Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar için dikkat edilecek noktalar Çocuklar, yaşlılar ile kronik hastalar için dikkat edilecek noktalar hakkında da bilgiler veren Doç. Dr. Pınar Yıldız, hava akımının doğrudan vücuda gelmemesi gerektiğini söyledi. Ayrıca Yıldız, sıcaklığın ani şekilde değiştirilmemesini, gün içinde pencere açarak temiz hava girişinin sağlanmasını, nem dengesinin korunmasını (gerekirse nemlendirici kullanılmasını) ve düzenli bakımın ihmal edilmemesi gerektiğini de sözlerine ekledi. Klimanın doğru kullanıldığında; yaz aylarında hem konfor, hem sağlık sunduğunu ifade eden Yıldız, "Düşük derece yüksek üfleme yerine, orta derece dengeli hava sirkülasyonu tercih edilmelidir. Özellikle hassas bünyeler için klima kullanımında bakım ve ayar kuralları hayati önem taşır" şeklinde açıklamasını sonlandırdı.
‘Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi’ protokolü imzalandı
19 Ağustos 2025 Salı - 16:12 ‘Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi’ protokolü imzalandı Sivas Belediyesi ile Türkiye Darüşşifa Vakfı arasında "Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi"nin yapımı için iş birliği protokolü imzalandı. Proje kapsamında külliyenin yapılacağı alan Belediye tarafından tahsis edilirken inşaat ve tüm yapım süreci Vakıf öncülüğünde hayırsever iş insanı Ali Duran tarafından üstlenilecek. Protokol, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ile Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz arasında imzalandı. Törene, vakıf kurucularından emekli Vali Adnan Yılmaz, hayırsever iş insanı Ali Duran ve Sivas Gürünlüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Nafız Yaman da katıldı. Protokol töreninde konuşan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, projenin şehre büyük katkı sağlayacağını belirterek "Ali Duran amcamızın destekleriyle ve onun katkılarıyla Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi Projesi’ne inşallah bu işbirliği protokolü ile başlamış bulunmaktayız. Eski MİT binasının olduğu yerde şehrimize büyük değer katacak, özellikle o bölgede yaşayan hemşehrilerimize çok büyük hizmette bulunacak bir külliye projesine inşallah başlıyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi içerisinde Ali Duran Aile Sağlığı Merkezi olacak, Alzheimer hastalarımız için Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Kitap Kafe ve Kütüphane, ihtiyaç sahibi insanlara hizmet edecek bir aşevi, çocuklar ve gençler için bir teknoloji merkezi, küçük yaştaki çocuklarımız için Diyanetimizin destekleriyle bir Kur’an kursu gibi içerisinde birçok sosyal alanı, sağlık alanı ve eğitim alanı barındıran bir projenin inşallah bugün itibari ile başlangıcını yapmış bulunmaktayız. Sivas Belediyesi ile Darüşşifa Vakfı bu projeyi ortak gerçekleştirecek. İnşallah hızlı bir şekilde proje tamamlanacak. Eski MİT binasının olduğu yer Belediyemize aitti. Arsa Belediyemizden, yapımı vakfımız tarafından karşılanacak. Maddi boyutunu da Ali Duran amcamız karşılayacak. Bu önemli hayrından dolayı kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Rabbim inşallah bu hayır işinin sonunu da görmeyi nasip eder. Şehrimizde ilk olma özelliği taşıyacak bu projeye vesile olan Düzce eski Valimiz Sayın Adnan Yılmaz’a, Ali Duran amcamıza, Darüşşifa Vakfımıza ve Gürünlüler Derneği Başkanımız Nafız Yaman’a teşekkürlerimi sunuyorum. Sözümü de en son İzzettin Keykavus’un bir sözüyle bitirmek istiyorum. "Biz ki cihanı terk edip gittik zahmet ve rahatını nakşedip gittik şimdiden sonra nöbet sizdedir." Bizler de bir gün bir şeyleri nakşedip gideceğiz. Bizler de bizden sonrakilere nöbeti devredip gideceğiz. Önemli olan bu güzel atmosferde, gök kubbede hoş bir seda bırakmak. İnşallah bizler de güzel bir seda bırakıp gideceğiz. Tekrar şehrimiz için hayırlı olsun" dedi. Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz ise "Türkiye Darüşşifa Vakfı malumunuz merkezi Sivas olan bir vakfımız. Belediyemiz Sivaslı bir vakfa da aynı zamanda destek vermiş oluyor. Hayallerini gerçekleştirme noktasında bizimle beraber bir iş birliğine inşallah bugün itibari ile imza atmış olacağız. Külliye projemiz aslında Türkiye’de bir ilk olacak. Özellikle eski darüşşifa yapılarının biyofilik yapı tasarımda olduğu tespit edilmiş ki bu da iyileştiren mimari diye ifade ediliyor. Eski darüşşifa yapılarındaki o iyileştiren mimariyi, ortasında havuzu, etrafında kuş cıvıltıları ile ağaçları, geniş bir eyvanının olması vesaire çok kıymetli bir proje olacak. Diğer taraftan günümüzün teknolojisini de birleştireceğiz. İnşallah bu noktada yeşil bina sertifikası olmasını da hedef diyoruz. İnanıyoruz ki bu proje Sivas’ımıza, Sivas halkımıza, Türkiye’mize ve gönül coğrafyamıza örnek bir proje olur. Bu noktada gönül veren, destek olmak isteyen herkese de şimdiden vakfımızın kurucusu Ali Duran’ın hayrının yanına benim de bir tuğlam olsun diyen varsa bu noktada elbette kapımız da açık olacak. Ancak elimizden geldiğince biz vakıf olarak bunu üstlenmeye gayret edeceğiz. Bu noktada bizlere göstermiş olduğu teveccühlerinden dolayı sayın Başkanımıza, bizlere yol göstermesinden dolayı sayın Sivas Valimize tekrar teşekkürlerimizi arz ediyoruz." şeklinde konuştu. Hayırsever Ali Duran, "Niyetimiz halis, elimizden geleni ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu bizim için bir başlangıç. İnşallah halkımız da destek verir, bizden sonraki nesiller daha ileri taşır." diyerek duygularını paylaştı. Yeşil Bina sertifikalı kapsamlı bir sosyal kompleks Yeşil bina sertifikalı olarak inşa edilmesi planlanan külliye içerisinde birçok sosyal ve sağlık hizmeti alanı yer alacak. Proje içerisinde; Ali Duran Eğitim Aile Sağlığı Merkezi, Darürraha Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Darüzziyafe Sofrası (Aşevi), Teknoloji Geliştirme Sınıfı, Kitap Kafe, 4-6 Yaş Enderun Kreşi, Çocuklar için oyun alanı, Hilal Mescidi, Kütüphane, Eğitim salonu, Aile Okulu, Su sebili, Şadırvan, Saat Kulesi, Arastalar bulunacak.
‘Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi’ protokol imzalandı
19 Ağustos 2025 Salı - 16:06 ‘Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi’ protokol imzalandı Sivas Belediyesi ile Türkiye Darüşşifa Vakfı arasında "Muhsin Yazıcıoğlu Darüşşifa Külliyesi"nin yapımı için iş birliği protokolü imzalandı. Proje kapsamında külliyenin yapılacağı alan Belediye tarafından tahsis edilirken inşaat ve tüm yapım süreci Vakıf öncülüğünde hayırsever iş insanı Ali Duran tarafından üstlenilecek. Protokol töreni, Sivas Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun ile Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz arasında imzalandı. Törene, vakıf kurucularından emekli Vali Adnan Yılmaz, hayırsever iş insanı Ali Duran ve Sivas Gürünlüler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Nafız Yaman da katıldı. Protokol töreninde konuşan Belediye Başkanı Dr. Adem Uzun, projenin şehre büyük katkı sağlayacağını belirterek "Ali Duran amcamızın destekleriyle ve onun katkılarıyla Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi Projesi’ne inşallah bu işbirliği protokolü ile başlamış bulunmaktayız. Eski MİT binasının olduğu yerde şehrimize büyük değer katacak, özellikle o bölgede yaşayan hemşehrilerimize çok büyük hizmette bulunacak bir külliye projesine inşallah başlıyoruz. Muhsin Yazıcıoğlu Külliyesi içerisinde Ali Duran Aile Sağlığı Merkezi olacak, Alzheimer hastalarımız için Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Kitap Kafe ve Kütüphane, ihtiyaç sahibi insanlara hizmet edecek bir aşevi, çocuklar ve gençler için bir teknoloji merkezi, küçük yaştaki çocuklarımız için Diyanetimizin destekleriyle bir Kur’an kursu gibi içerisinde birçok sosyal alanı, sağlık alanı ve eğitim alanı barındıran bir projenin inşallah bugün itibari ile başlangıcını yapmış bulunmaktayız. Sivas Belediyesi ile Darüşşifa Vakfı bu projeyi ortak gerçekleştirecek. İnşallah hızlı bir şekilde proje tamamlanacak. Eski MİT binasının olduğu yer Belediyemize aitti. Arsa Belediyemizden, yapımı vakfımız tarafından karşılanacak. Maddi boyutunu da Ali Duran amcamız karşılayacak. Bu önemli hayrından dolayı kendisine teşekkürlerimi sunuyorum. Rabbim inşallah bu hayır işinin sonunu da görmeyi nasip eder. Şehrimizde ilk olma özelliği taşıyacak bu projeye vesile olan Düzce eski Valimiz Sayın Adnan Yılmaz’a, Ali Duran amcamıza, Darüşşifa Vakfımıza ve Gürünlüler Derneği Başkanımız Nafız Yaman’a teşekkürlerimi sunuyorum. Sözümü de en son İzzettin Keykavus’un bir sözüyle bitirmek istiyorum. "Biz ki cihanı terk edip gittik zahmet ve rahatını nakşedip gittik şimdiden sonra nöbet sizdedir." Bizler de bir gün bir şeyleri nakşedip gideceğiz. Bizler de bizden sonrakilere nöbeti devredip gideceğiz. Önemli olan bu güzel atmosferde, gök kubbede hoş bir seda bırakmak. İnşallah bizler de güzel bir seda bırakıp gideceğiz. Tekrar şehrimiz için hayırlı olsun." dedi. Türkiye Darüşşifa Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Doç. Dr. Tarık Eren Yılmaz ise "Türkiye Darüşşifa Vakfı malumunuz merkezi Sivas olan bir vakfımız. Belediyemiz Sivaslı bir vakfa da aynı zamanda destek vermiş oluyor. Hayallerini gerçekleştirme noktasında bizimle beraber bir iş birliğine inşallah bugün itibari ile imza atmış olacağız. Külliye projemiz aslında Türkiye’de bir ilk olacak. Özellikle eski darüşşifa yapılarının biyofilik yapı tasarımda olduğu tespit edilmiş ki bu da iyileştiren mimari diye ifade ediliyor. Eski darüşşifa yapılarındaki o iyileştiren mimariyi, ortasında havuzu, etrafında kuş cıvıltıları ile ağaçları, geniş bir eyvanının olması vesaire çok kıymetli bir proje olacak. Diğer taraftan günümüzün teknolojisini de birleştireceğiz. İnşallah bu noktada yeşil bina sertifikası olmasını da hedef diyoruz. İnanıyoruz ki bu proje Sivas’ımıza, Sivas halkımıza, Türkiye’mize ve gönül coğrafyamıza örnek bir proje olur. Bu noktada gönül veren, destek olmak isteyen herkese de şimdiden vakfımızın kurucusu Ali Duran’ın hayrının yanına benim de bir tuğlam olsun diyen varsa bu noktada elbette kapımız da açık olacak. Ancak elimizden geldiğince biz vakıf olarak bunu üstlenmeye gayret edeceğiz. Bu noktada bizlere göstermiş olduğu teveccühlerinden dolayı sayın Başkanımıza, bizlere yol göstermesinden dolayı sayın Sivas Valimize tekrar teşekkürlerimizi arz ediyoruz." şeklinde konuştu. Hayırsever Ali Duran, "Niyetimiz halis, elimizden geleni ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu bizim için bir başlangıç. İnşallah halkımız da destek verir, bizden sonraki nesiller daha ileri taşır." diyerek duygularını paylaştı. Yeşil Bina sertifikalı kapsamlı bir sosyal kompleks Yeşil bina sertifikalı olarak inşa edilmesi planlanan külliye içerisinde birçok sosyal ve sağlık hizmeti alanı yer alacak. Proje içerisinde; Ali Duran Eğitim Aile Sağlığı Merkezi, Darürraha Alzheimer Sosyal Yaşam Merkezi, Darüzziyafe Sofrası (Aşevi), Teknoloji Geliştirme Sınıfı, Kitap Kafe, 4-6 Yaş Enderun Kreşi, Çocuklar için oyun alanı, Hilal Mescidi, Kütüphane, Eğitim salonu, Aile Okulu, Su sebili, Şadırvan, Saat Kulesi, Arastalar bulunacak. (RM-
Muş’ta 1 yılda 64 kanser vakası erken teşhis edildi
19 Ağustos 2025 Salı - 15:38 Muş’ta 1 yılda 64 kanser vakası erken teşhis edildi Muş’ta son bir yılda 33 meme kanseri ve 31 rahim ağzı kanseri vakası erken tanıyla tespit edildi. Muş İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Güzeltepe Mahallesi’nde mobil sağlık aracıyla vatandaşlara ücretsiz kanser taraması yapıldı. Çalışmalar kapsamında kentte son bir yılda 33 meme kanseri ve 31 rahim ağzı kanseri vakası erken teşhis edildi. Muş İl Sağlık Müdürü Dr. Emre Ömür, kanserin tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ciddi bir halk sağlığı sorunu olduğunu belirterek, erken teşhis sayesinde tedavi ve yaşam oranlarının yüzde 100 arttığını söyledi. Ücretsiz olarak kadınlarda rahim ağzı ve meme kanseri, kadın ve erkeklerde ise bağırsak kanseri taramalarının yapıldığını belirten Ömür, mobil sağlık aracı sayesinde merkeze gelemeyen vatandaşlara da ulaşıldığını ifade etti. Dr. Ömür, "Bizler ücretsiz olarak bazı kanser türlerinde taramalar yapıyoruz. Bunların başında kadınlarda rahim ağzı ve meme kanserleri, hem kadın hem de erkeklerde ise bağırsak kanseri geliyor. Yaklaşık 15 milyon vatandaşımıza bilgilendirici mesajlar gönderilecek. Vatandaşlarımız aile sağlığı merkezlerine, sağlıklı hayat merkezlerine ve KETEM’e davet edilecek. Erken teşhis çok önemli" dedi. Son bir yılda Muş’ta 33 meme kanseri ve 31 rahim ağzı kanseri vakasını erken tanıdıklarını belirten Ömür, erken teşhis sayesinde tedavi oranlarının yükseldiğini ifade ederek, "Erken tanıyla birlikte yaşama oranlarını, tedavi oranlarını yüzde 100 arttırmış olduk diyebiliriz. Bu nedenle 30-65 yaş grubundaki kadınlarımızı rahim ağzı, 40-69 yaş grubundaki kadınlarımızı meme ve 50-70 yaş grubundaki vatandaşlarımızı da bağırsak kanseri taramalarına davet ediyoruz. Mobil hizmet aracımızla merkeze gelemeyen vatandaşlarımıza da ulaşıyoruz" diye konuştu. Mamografinin kansere neden olduğu yönündeki söylentilerin doğru olmadığını vurgulayan Ömür, erken teşhisin hayat kurtardığını ifade etti. KETEM’de görev yapan Dr. Berivan Bilican ise yapılan taramaların detaylarını anlattı. Amaçlarının hastalıkları erken dönemde tespit etmek ve gerekli bölümlere yönlendirmek olduğunu ifade eden Bilican, "Meme kanseri taramalarında 40-69 yaş arası kadınlara her iki yılda bir mamografi çekiyoruz. Pozitif çıkanları genel cerrahiye yönlendiriyoruz. Rahim ağzı kanserinde ise 30-65 yaş arasındaki kadınlardan örnek alıyoruz. Pozitif çıkanları kadın doğum bölümüne yönlendiriyoruz. Kalın bağırsak taramalarında ise 50-70 yaş arası vatandaşlara gaitada gizli kan testi yapıyoruz. Sonuçları pozitif çıkanları genel cerrahi veya gastroenterolojiye yönlendiriyoruz" dedi. Bilican, mobil tarama araçları sayesinde köylere ve beldelere gidilerek merkeze gelemeyen vatandaşlara da hizmet götürüldüğünü, yerinde mamografi çekimleri ve örnek alımlarının yapıldığını söyledi.
AK Parti’li Baybatur: "400 Yataklı Hastanemize İsmail Bilen Milletvekilimizin adı verilecek"
19 Ağustos 2025 Salı - 14:40 AK Parti’li Baybatur: "400 Yataklı Hastanemize İsmail Bilen Milletvekilimizin adı verilecek" AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Salihli’de yapımı devam eden 400 yataklı ve yaklaşık 900 Milyona tamamlanacak olan devlet hastanesine, hayatını kaybeden eski Manisa Milletvekili İsmail Bilen isminin verileceğini söyledi. AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, Salihli’de yapımı devam eden 400 yataklı devlet hastanesinde incelemelerde bulundu. İlgililerden bilgi alan Baybatur, 900 milyon TL’lik yatırımla Salihli’ye kazandırılacak olan hastaneye ulaşım için de alt ve üstyapı projelerinin hazırlandığını kaydetti. Hastanede açıklamalarda bulunan Baybatur, "Salihli’mizde yapımı hızla süren 400 yataklı devlet hastanemiz, tamamlandığında yalnızca ilçemizin değil, tüm bölgemizin sağlık yükünü hafifletecek. Bizim için bu çalışmanın en anlamlı tarafı ise, Sağlık Bakanımız Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Manisa Milletvekillerimiz ve AK Parti Manisa İl Başkanımızın ortak kararlı ile bu hastanenin yapımında büyük emeği olan, kısa süre önce kaybettiğimiz, önceki dönem Manisa Milletvekilimiz İsmail Bilen abimizin adının verilecek olmasıdır. Onun adı, bundan böyle her gün binlerce vatandaşımıza şifa dağıtacak bu eserde yaşayacak" dedi. Baybatur, hastanenin teknik kapasitesine ilişkin şu bilgileri verdi: "Burada yapımı devam eden 400 yataklı hastanemize ulaşım anlamındaki sorununu da çözdük. Nasipse 350 Milyon liraya yeni kavşak yapımı için ihale yapıldı ve 15 gün içerisinde çalışmalara başlıyoruz. Hastanemiz toplam 83 bin metrekare inşaat alanına sahip. 10 katlı ana binada poliklinikler, acil servis, ameliyathaneler, yoğun bakım üniteleri, doğumhaneler, laboratuvarlar ve görüntüleme merkezleri yer alacak. Toplam 400 yatak kapasitemiz olacak. Bunun 100’ü çift kişilik, 130’u tek kişilik, 8’i ise süit hasta odası olacak. Ayrıca 48 erişkin yoğun bakım yatağı, 12 yeni doğan yoğun bakım yatağı, 10 ameliyathane ve 6 doğum salonu bulunacak. Hastanemizde ayrıca 350 kişilik konferans salonu, kreş, medikal sığınak, heliport ve toplam 1.119 araçlık otopark yer alacak. Devlet hastanemiz ve kavşak çalışmalarımız tamamlandığı zaman toplamda 1 Milyar 250 milyonluk yatırım Salihli’ye kazandırmış olacağız. Modern altyapısı ve geniş teknik donanımıyla bu proje, sadece Salihli’ye değil tüm Manisa’mıza ve çevre illere hizmet edecek" Açılacak olan hastaneyle birlikte Salihli’deki sağlık yatırımlarında yeni bir döneme girileceğini söyleyen Baybatur, "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde hayata geçirilen sağlık yatırımları, milletimizin refahını ve sağlığını önceleyen bir anlayışın eseridir. Salihli’de yükselen bu dev sağlık kompleksi, İsmail Bilen abimizin adıyla taçlanarak bölgeye sağlık, huzur ve şifa getirecek. Bu eserle birlikte sağlık hizmetlerinde yeni bir döneme gireceğiz. Yapımı devam eden Salihli 400 Yataklı Devlet Hastanemiz nasipse 2026 yılının Kasım ayında tamamlanmış olacak. Manisamıza, Salihlimize hayırlı olsun" dedi.
Prof. Dr. Uğur, "Sağlık bireyde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde, rafine iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir"
19 Ağustos 2025 Salı - 14:00 Prof. Dr. Uğur, "Sağlık bireyde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde, rafine iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir" Ülkede çok fazla tuz tüketimi olduğunu belirten Prof. Dr. Kader Uğur, "Sağlıklı bir bireyde genelde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde, rafine iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir" dedi. Fırat Üniversitesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Endokrinoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kader Uğur, sağlıklı bireylerde beslenme konusunda açıklamalarda bulundu. Prof. Dr. Kader Uğur, "Bireyin yaşına, cinsiyetine, büyüme dönemine, yaşlılık ve gebelik gibi özel durumlarına ve eşlik eden hastalıklarına göre ihtiyacı olan besinleri doğal, yeterli ve dengeli bir şekilde vücuda almasını biz sağlıklı beslenme olarak tanımlayabiliriz. Sağlıklı bir bireyde günlük enerjinin besin dağılımına bakacak olursak. Bunun büyük bir kısmını karbonhidratlar dediğimiz yüksek lifli tam tahıllar, kuru baklagiller, sebze ve meyveler alıyor. Şeker, çikolata, reçel gibi olan karbonhidratlar var. Sağlık açısından tüketiminin az olması istiyoruz. Bunları azaltmamız önemlidir. Diğer bir önemli ve günlük enerji kaynağı olarak almamız gerekenler proteinlerdir. Hayvansal proteinlerin tüketimi önemlidir. Balık, baklagiller ve yoğurt, protein açısından zengin iken yumurta ve anne sütünün ise örnek proteinler olduğunu hiçbir zaman unutulmamalıyız" diye konuştu. Diğer önemli bir besin kaynağının yağlar olduğunu aktaran Dr. Uğur, "Doymamış yağlar açısından özellikle zeytinyağının tercih edilmesi önerilmektedir. Bunun dışında tereyağı, kuyruk yağı, iç yağı gibi yağların daha az oranda tüketilmesi gerekiyor. Endüstriyel ortamda kullanılan trans yağların ise mümkünse hiç tüketilmemesi gerekiyor. Sağlıklı bir bireyde vitamin ve mineral eksikliği beklemiyoruz. Ülkemiz de çok fazla tuz tüketimi var. Sağlıklı bir bireyde genelde 1 çay kaşığını geçmeyecek şekilde, rafine iyotlu tuz kullanılması önerilmektedir. Sıvı tüketiminde ortalama günlük iki litrenin altına düşülmemesi gerekiyor. Ayrıca tüketileceğimiz gıdaların glisemik indeksinin düşük olmasına, sebze ve meyvelerin bolca tüketilmesine ve zeytinyağlı gıdaların tercih edilmesi önemlidir. Ne yediğimizi seçebiliriz. Bu bizlerin nasıl yaşayacağımızı etkileyecektir. Beslenme düzeni, kişisel tercihler, sosyal ve kültürel etkenler ile ekonomik şartlar yaşamımızı etkilemektedir. Meyve, sebze, baklagiller ve tam tahılları içeren Akdeniz diyeti tarzı beslenmemiz sağlığımız için önemlidir" şeklinde konuştu.