Son Dakika
|
Erdoğan'dan nüfus uyarısı: "Doğurganlık hızımız düşüyor, rakamlar tedirgin edici''
Kadın avukat cinayetinde zanlının ifadesi ortaya çıktı: ''İstemeden vurdum''
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Bakan Gürlek: "Türkiye fikren ve fiziken güçlü bir konuma gelmiştir"
Bakan Bak’tan Amed Sportif Faaliyetler için tebrik mesajı
Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan Süper Lig’e yükselen Amed Sportif Faaliyetler’e tebrik mesajı
Kenya'da sel felaketi: 10 ölü
Kahramanmaraş’ta okul saldırısında ölenler unutulmuyor
İstanbul’da 1 Mayıs’ta gözaltına alınan 580 kişi serbest bırakıldı
Maltepe’de ormanda erkek cesedi bulundu
SAĞLIK
Manisa’daki hastalara mesir macunu dağıtıldı
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:48:58
Manisa Büyükşehir Belediyesi, bu yıl 486’ncısı düzenlenen Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali coşkusunu hastanelere taşıdı. Festival etkinliklerine katılamayan hastalar ve refakatçileri, belediye ekiplerinin ziyaretiyle geleneksel şifalı mesir macununa kavuştu. Sosyal belediyecilik anlayışıyla hareket eden Manisa Büyükşehir Belediyesi, hastanede tedavi gördüğü veya refakatçi olduğu için festival alanına gidemeyen vatandaşlardan gelen talepler üzerine harekete geçti. Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu’ya ulaştırılan, "Hastanede olduğumuz için festivale katılamadık, bizlere de mesir macunu ulaştırabilir misiniz?" talepleri kısa sürede karşılık buldu. Üç büyük hastanede dağıtım yapıldı Başkan Dutlulu’nun talimatıyla Sağlık ve Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ekipleri tarafından organize edilen çalışmada Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi, Manisa Şehir Hastanesi ve Merkez Efendi Devlet Hastanesi ziyaret edildi. Ekipler, servisleri tek tek ziyaret ederek hasta ve yakınlarına mesir macunu ikram etti. Vatandaş odaklı hizmet anlayışını vurgulayan Başkan Besim Dutlulu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Mesir macunu geleneği, toplumun her kesimine hitap eden köklü bir mirastır. Festival heyecanını yerinde yaşayamayan vatandaşlarımızın talebine kayıtsız kalmamız mümkün değildi. Ekiplerimiz aracılığıyla bu şifalı geleneği hastanelerimize ulaştırdık. Tek dileğimiz, bu kadim mirasın herkese şifa ve moral olmasıdır." Hastanede festival sürpriziyle karşılaşan vatandaşlar, kendilerini unutmayan Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ve Başkan Besim Dutlulu’ya teşekkür ederek memnuniyetlerini dile getirdi. Bu anlamlı çalışma, hem kültürel mirasın yaşatılmasına hem de hastaların moral bulmasına katkı sağladı.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 14:00
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş"
KASTAMONU (İHA) – Kastamonu’da bölgedeki veteriner odalarının temsilcileriyle bir araya gelen Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi’nin 5’inci Bölge Oda Başkanları Toplantısı Kastamonu’da gerçekleştirildi. Şehit Şerife Bacı Öğretmenevi2nde gerçekleştirilen toplantıya Kastamonu, Düzce, Samsun, Çankırı, Ankara, Bartın, Sinop, Bolu, Tokat, Çorum, Zonguldak ve Amasya illerinden veteriner odalarının başkanları katıldı. "Veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş" Toplantıda konuşan Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü’nün önemine değinerek, "Gıda ve sağlığın koruyucuları veteriner hekimlerin çalışma alanları çok geniş. Hayvan sağlığı, hayvan refahı, hayvan hakları, hayvansal üretim, çevre sağlığı, veteriner halk sağlığı, biyoteknoloji, biyogüvenlik ve tabii ki insan sağlığı sonuçta hizmet eden bir meslek grubu. Hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden meslek grubu dünyada sadece veteriner hekimlerdir. Bugün sadece bir kutlama günü değil, aynı zamanda veteriner hekimliğin farkındalığını ortaya koyma, yaşama ve hayata dair olan hizmetlerini ortaya koymak ve daha ileri noktalarda standartları geliştirilmiş bir veteriner hekimlik uygulamaları günüdür" dedi. Veteriner hekimlere yönelik yapılan yasal düzenlemelere değinen Eroğlu, "Türkiye’de 72 veteriner hekim odamız var. Bütün odalarımız mesleğimizin sorunlarını ve daha ileri noktalara nasıl taşınması gerektiğini gösteren etkinlikler yapıyorlar. 41. Madde gibi çok önemli bir konumuz vardı. Biliyorsunuz üç yıldan beri bir türlü bir sonuca gidilememişti. Geçen ay Tarım Komisyonu’ndan 41. Madde geçti. İnşallah önümüzdeki günlerde de genel kurula gelecek. Tabii bakanlığın konuyu sahiplenmesi, bakanlık eliyle meclise gitmesi önemliydi" dedi. Devlet nezdindeki temsil taleplerini yineleyen Eroğlu, "Ulusal Tek Sağlık Koordinasyon Kurulu kararı alındı Kasım ayında. Biz bu kurulda, ülkemizdeki 47 bine yaklaşan veteriner hekimi temsil eden yasal bir kurum olarak yer almamız gerektiğini devletimizin çeşitli makamlarına ilettik. Ayrıca veteriner fakültelerinde bir kontenjan azaltıldı. Çok sevindirici bir durumdu, bunun devam etmesini istiyoruz. Yüzdelik dilim, taban puan uygulaması, son sınıf öğrencilerine ücret verilmesi gibi konuları büyük bir dikkatle takip ediyoruz. Sağlıklı hayvan, gıda, çevre ve toplum hedefi için veteriner hekimlerin haklarının teslim edilmesi gerekiyor" şekinde konuştu. Toplantının açılış konuşmasını yapan Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise toplantının hayırlara vesile olması temennisinde bulundu.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 13:43
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesinden ziyaret saatleri açıklaması
Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, hasta ziyaretlerine ilişkin düzenlemeyi kamuoyuyla paylaştı. Yapılan açıklamada, hastaların daha sağlıklı, huzurlu ve güvenli bir ortamda tedavi görebilmesi amacıyla ziyaret saatlerinin yeniden belirlendiği bildirildi. Açıklamaya göre, hasta ziyaretleri her gün 13:30-14:30 saatleri arasında ve akşam 19:00-20:00 saatleri arasında gerçekleştirilebilecek. Bu saatlerin, hastaların bakım, tedavi ve dinlenme süreçleri dikkate alınarak düzenlendiği ifade edildi. Hastane yönetimi, hastanın sağlık durumuna bağlı olarak ziyaretlerin hekim kararıyla sınırlandırılabileceğini ya da tamamen yasaklanabileceğini vurguladı. Ayrıca, ziyaretçi sayısının sınırlı tutulması ve ziyaret süresinin mümkün olduğunca kısa olması gerektiği belirtildi. Yetkililer, özellikle enfeksiyon riskini azaltmak ve sağlık hizmetlerinin aksamadan sürdürülebilmesi için belirlenen saatler dışında hasta ziyaretine kesinlikle izin verilmeyeceğinin altını çizdi.
02 Mayıs 2026 Cumartesi - 12:40
KBÜ’den Alzheımer ve benzeri hastalıklara umut ışığı
Karabük Üniversitesi Tıp Fakültesinde yürütülen ve TÜBİTAK tarafından desteklenen deneysel araştırmada, Trokserutin’in nörodejeneratif hastalıklardaki etkileri dünyada ilk kez kapsamlı şekilde incelendi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) Tıp Fakültesi Temel Tıp Bilimleri Fizyoloji Anabilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir’in yürütücülüğünü yaptığı "Kainik Asit ile Oluşturulan Deneysel Nörodejenerasyon Modelinde Trokserutinin Nöroprotektif Etkilerinin ve Galektin-3 İlişkisinin Araştırılması" başlıklı bilimsel çalışma; Alzheimer, Parkinson ve Huntington gibi nörodejeneratif hastalıkların tedavisine yönelik önemli bulgular ortaya koydu. TÜBİTAK destekli projede, beynin temel uyarıcı nörotransmitteri olan glutamatın aşırı birikiminin sinir hücrelerinde ciddi hasara yol açtığına dikkat çekildi. Bu durumun bilişsel ve motor bozukluklarla seyreden, ilerleyici ve geri dönüşümsüz özellikteki nörodejeneratif hastalıkların gelişiminde önemli rol oynadığı vurgulandı. "Yaşlanan nüfusla hastalıklar artıyor" Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Demir, dünya nüfusunun giderek yaşlandığını belirterek, "Dünya nüfusu yaşlandıkça hem Türkiye’de hem de dünyada Alzheimer ve Parkinson gibi hastalıkların görülme sıklığı artmaktadır. Bu hastalıkların temelinde oksidatif stres, nöroinflamasyon ve bazı kimyasal habercilerin dengesizliği yer almaktadır" dedi. Araştırmada deneysel model kullanıldığını ifade eden Demir, "Mikrocerrahi yöntemle denekler üzerinde kainik asit kullanarak nörodejenerasyon modeli oluşturduk. Bu modelde beyin hasarı ve nöron kaybını gözlemleyerek hastalığın mekanizmasını inceleme imkânı bulduk" diye konuştu. "Trokserutin umut verdi" Çalışmada Trokserutin’in etkilerini incelediklerini kaydeden Demir, elde edilen sonuçların dikkat çekici olduğunu belirterek şunları söyledi: "Son dönemde önem kazanan Galektin-3 proteini üzerine de yoğunlaştık. Trokserutinin hem nöroinflamasyonu hem de oksidatif stresi azalttığını, ayrıca Galektin-3 seviyelerini düşürdüğünü tespit ettik. Elde ettiğimiz sonuçlar oldukça olumlu." Elde edilen bulguların gelecekte yeni tedavi yöntemlerine kapı aralayabileceğini vurgulayan Demir, "Bu çalışma dünya ve Türkiye’de ilk olma özelliği taşıyor. Uluslararası saygın bir dergide yayınlanmak üzere kabul edildi. Bu bizim için son derece umut verici" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:58
Önce bebeğini doğurdu sonra eşine can oldu: "Böbreğimi verdim, kalbim bile olsa veririm"
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
5
02 Mayıs 2026 Cumartesi- 09:20
Obezite hastaları Malatya’da tüp mide ameliyatıyla sağlığına kavuşuyor
21 Ağustos 2025 Perşembe - 15:09
Kars’ta şap hastalığı geçti, hayvanlar yeniden meralara döndü
Kars’ta uzun süreden beri devam eden şap hastalığı yapılan aşı ve dezenfeksiyon çalışmalarının ardından geçti. Hastalığın son bulmasıyla birlikte hayvanlar da yeniden meralara döndü. Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerinin şap hastalığının görülmesinin ardından hızlı ve etkin bir şekilde sahada yer alması, hayvanların aşılanması, hayvan barınaklarının dezenfekte edilmesi ve üreticilerin bilgilendirilmesi çalışmalarının ardından kentte hastalığının tamamen geçmesini sağladı. Hastalığının geçmesinin ardından üreticiler de hayvanlarını otlatmak üzere meralara çıkardı. Konuyla ilgili gazetecilere açıklamalarda bulunan Tarım ve Orman Müdürü Enver Aydın, "Öncelikle şunu belirtmek isterim ki Kars, ülkemizin hayvancılıktaki en önemli merkezlerinden biridir. Bu nedenle 60 yıl aradan sonra ilk defa ülkemizde görülen SAT-1 serotipli şap hastalığına karşı çok hızlı ve etkin bir şekilde harekete geçtik. İl ve ilçe müdürlüklerimizde görevli 100 veteriner hekim, sahada gece gündüz çalışarak, Bakanlığımıza bağlı Şap Enstitüsü tarafından geliştirilen aşıları uyguladı. 60 ton dezenfektan kullanılarak yalnızca işletmeler değil, mera ve yaylalarda hayvanların toplandığı alanlar ile ağıllar da dezenfekte edildi. Ayrıca 550 bin büyükbaş ve 450 bin küçükbaş olmak üzere toplam 1 milyon hayvanımız sağlık taramasından geçirildi. Bununla birlikte çiftçilerimize bilgilendirme toplantıları ile eğitimler verildi" dedi. Yapılan bütün bu çalışmaların karantina tedbirleri ile birlikte yürütüldüğünü hatırlatan Aydın, "Alınan bu tedbirler sayesinde hastalığın seyrini değiştirdik ve çok şükür 600 bin büyükbaş ve 1 milyonun üzerindeki küçükbaş hayvanımızı yeniden meralara döndürdük. Ancak mücadelemiz henüz bitmiş değildir. Hastalığın yeniden ortaya çıkmaması ve yayılmaması için aşılama çalışmalarımız devam etmektedir. Bu noktada üreticilerimizin duyarlılığı büyük önem taşımaktadır. Aşılamaya katılım, hem sürülerimizin sağlığı ve hayvan hareketlerinin serbest hale gelmesi için hem de ülkemizin hayvancılığı açısından hayati bir unsurdur. Bugün itibarıyla Kars, ülkemizin besilik hayvan ihtiyacını karşılamaya hazırdır. Bununla birlikte bu bereketli topraklardan elde edilen sütlerle ürettiğimiz Kars kaşarı, gravyeri ve tereyağı ile de ülkemizin sofralarına hem değer hem lezzet katmaya devam ediyoruz" diye konuştu.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 15:02
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi daha modern bir görünüme kavuşuyor
Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi, artan hasta yoğunluğuna çözüm olarak otopark kapasitesini genişletiyor, engelli kullanımına uygun alanlar oluşturuyor ve dış cephesini yenileyerek daha modern bir görünüm kazanıyor. Doğu Anadolu Bölgesi’nde yaklaşık 3 milyon hastaya sağlık hizmeti sunan Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde otopark ve çevre düzenleme çalışmaları başladı. Son yıllarda başvuru sayısındaki artış nedeniyle otoparklarda sık sık yaşanan yoğunluk, düzenlemeyi zorunlu hale getirdi. Yerleşkede yürütülen çalışmalar kapsamında mevcut otopark alanları yeniden düzenleniyor, kapasite yaklaşık 300 araç artırılıyor. Engelli kullanımına uygun alanlar oluşturuluyor; çevre düzenlemesi de daha modern bir görünüme kavuşuyor. Hastanenin 2011’de tamamlanan ilk binasının dış cephesi de yenilenerek mevcut binalarla uyumlu hale getiriliyor. İHA muhabirine konuşan Hastane Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, artan başvuruların otoparkta yoğunluk oluşturduğunu, bu nedenle düzenlemelerin mecburi hale geldiğini belirtti. Çalışmanın tamamlanmasıyla hastanenin daha modern bir yapıya kavuşacağını ifade eden Başhekim Sarıkaya, "Bildiğiniz üzere, hastanemize başvuran hasta sayısı son dönemlerde artış göstermektedir. Hizmet çeşitliliğimizin artmasıyla birlikte hasta başvuruları da çoğalmış ve bunun sonucunda hastanemizde ciddi bir yoğunluk oluşmuştur. Bu yoğunluk doğal olarak otopark kullanımına da yansımakta, otopark konusu sık sık gündeme gelmektedir. Bu doğrultuda, mevcut binalarımızın çevresindeki otopark alanlarını yeniden düzenlemek ve aynı zamanda 2011 yılında tamamlanan ilk binamızın dış cephesini yenileyerek diğer binalarımızla daha uyumlu bir hale getirmek için bugün bir çalışma başlatılmıştır. Çalışmalar tamamlandığında hastanemizin dış görünümü daha modern bir yapıya kavuşacaktır" dedi. "Yeni yapılacak şehir hastanesiyle daha uyumlu hale gelecektir" Otopark alanında yapılacak yeni düzenlemeyle engelli vatandaşlara daha uygun bir altyapı oluşturulacağını dile getiren Sarıkaya, "Toplam kapasitede yaklaşık 300 araçlık bir artış sağlanacaktır. Bu süreçte emeği geçen tüm arkadaşlarıma, yöneticilerimize, İl Sağlık Müdürlüğü’müze ve sahada çalışan ekiplerimize teşekkür ediyorum. Çalışmalar tamamlandığında inşallah hastanemiz hem daha modern bir görünüme kavuşacak hem de yeni yapılacak şehir hastanesiyle daha uyumlu hale gelecektir" diye konuştu.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 14:15
Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait makam aracı, Patnos dönüşünde kaza yaptı
Ağrı İl Sağlık Müdürlüğü’ne ait makam aracı, Patnos dönüşünde kaza yaptı. Araçta bulunan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, Destek ve Personel Hizmetleri Başkan Yardımcısı Ender Kaba, Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanı Uzm. Dr. Furkan Dağlı ve makam şoförü yaralandı. Edinilen bilgiye göre, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Esra Beşer, Patnos’ta sağlık çalışmalarını incelemek ve sağlık personeliyle toplantı yapmak üzere ilçeye gitmişti. Dönüş yolunda Burnubulak köyü yakınlarında aracın kontrolden çıkarak yoldan savrulması sonucu kaza meydana geldi. Yaralılar, olay yerine sevk edilen sağlık ekipleri tarafından hastanelere kaldırıldı. İl Sağlık Müdürlüğü, yaralıların hayati tehlikesinin bulunmadığını ve tedavilerinin sürdüğünü açıkladı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 13:55
Karabük’te ilk kez perkütan stabilizasyon ameliyatı yapıldı
Karabük’te ilk kez perkütan stabilizasyon ameliyatı bir hasta üzerinde başarıyla gerçekleştirildi. 41 yaşındaki erkek hasta omurga kırığı nedeniyle Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nöroşirürji Kliniği’nde Beyin ve Sinir Cerrahisi Doç. Dr. Aydın Sinan Apaydın’a başvurdu. Hastanede tedavi altına alınan hasta, Apaydın ve ekibi tarafından ilk kez minimal invaziv yöntemle ameliyat yapıldı. Omurgaya küçük kesilerden girilerek vidalar ve çubuklar yerleştirilen perkütan stabilizasyon ameliyatı sayesinde ameliyat süresi kısalıp kan kaybı azalırken, hastalar daha kısa sürede mobilize edilerek taburcu ediliyor. Açıklamada görüşlerine yer verilen Beyin ve Sinir Cerrahisi Doç. Dr. Aydın Sinan Apaydın modern cerrahi tekniklerin Karabük’te uygulanmasının hasta güvenliği ve bölge sağlık hizmetleri açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Hastanın operasyon sonrası durumunun iyi olduğu ve kısa sürede taburcu edildiği kaydedildi.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 13:44
"Meme kanserinde erken tanı, tedavi başarısını artırıyor"
Kadınlarda en sık görülen kanser türünün meme kanseri olduğuna dikkat çeken Genel Cerrah Doç. Dr. Hayrettin Dizen "Meme kanseri tedavisinde sağkalım oranları artmaktadır. Bunun iki nedeni tedavi yöntemlerinin gelişmesi ve hastalığın erken evrede tanınması olarak açıklanabilir" dedi. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Hayrettin Dizen, meme kanseri sıklığındaki artışın nedenleri, risk faktörleri, korunma yolları ve erken tanının önemi hakkında bilgi verdi. Ülkemizde meme kanseri sıklığının 1994 yılı verilerine göre her 100 bin kadında 24 iken 2018 yılında bu oranın her 100 bin kadında 50’nin üzerine çıktığına dikkat çekerek 25 yıllık sürede yaklaşık 2.5 katlık bir artış yaşandığını ifade etti. Doç. Dr. Dizen bu artışın temel nedenlerini "Yaşam tarzındaki değişiklikler, obezite, hareketsizlik, doğurmama, geç yaşta doğum, kısa süren emzirme, erken menarş, geç menopoz, uzun süre doğum kontrol hapı ya da menopoz tedavisi kullanımı gibi faktörler ile nüfusun yaşlanması, farkındalık düzeyinin artması, mamografi çekiminin yaygınlaşması ve nüfus artışı" olarak sıraladı. Bu artışın ciddi bir halk sağlığı sorunu oluşturduğunu vurgulayarak korunma, tarama ve erken tanıya yönelik çalışmalara hız verilmesi gerektiğini belirtti. "Tanı ileri evrede konuluyor" Meme kanseri sıklığındaki artışa rağmen ülkemizde çoğu hastada tanının ileri evrelerde konulduğunu söyleyen Doç. Dr. Dizen, "Gelişmiş ülkelerde ise meme kanseri tanısı daha çok erken evrelerde konulmakta. Bunun en önemli nedeni ise o ülkelerde tarama sistemlerinin gelişmiş olması ve toplumun bu sistemlere uyum göstermesidir" dedi. Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen ve erken tanıyla tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Dizen korunma yollarına dair "Öncelikle meme kanseri risk faktörlerini azaltmak gerekir. Bunlar; genetik bir risk olduğu belirlenen kadınlarda memeleri ameliyatla boşaltmak (profilaktik mastektomi) ve koruyucu ilaçlar kullanmak. Bu üç faktörün yanı sıra sağlıklı yaşam alışkanlıkları da riski önemli ölçüde azaltabilir" diye konuştu. Sağlıklı yaşam biçiminin obeziteden kaçınmak, düzenli egzersiz yapmak, dengeli beslenmek, 30 yaşından önce doğum yapmak, emzirmeyi en az bir yıl sürdürmek, alkol kullanmamak ve hormon tedavisinden uzak durmak gibi unsurları içerdiğini belirtti. "Genetik faktörler dikkate alınmalı" Her iki memenin ameliyatla alınmasının (Bilateral profilaktik mastektomi), BRCA1 veya BRCA2 mutasyonlarını taşıyan bireylerde meme kanseri riskini yüzde 95 oranında azalttığını aktaran Doç. Dr. Dizen, genetik yatkınlığın önemine değinerek şu bilgileri verdi: "Meme kanseri için en önemli risk faktörü kadın olmaktır. Bunun dışında ileri yaş, erken menarş (regl süreci), geç menopoz, hiç doğum yapmamış olmak, emzirmemiş olmak, geç yaşta doğum yapmak, çocuklukta göğüs bölgesine radyoterapi almak, uzun süreli hormon tedavileri, oral kontraseptifler, alkol kullanımı, postmenopozal obezite, bazı iyi huylu meme hastalıkları, atipik hücre varlığı, lobüler karsinoma in situ, mamografide yoğun meme dokusu ve genetik faktörler riski artırır. BRCA1 ve BRCA2 mutasyonları en sık rastlanan genetik risk faktörleridir. Bu mutasyonlar yumurtalık (over) kanseri riskini de artırır." "Erken tanı hayat kurtarıyor" Meme kanseri tarama programlarının, klinik bulgu ortaya çıkmadan hastalığın erken dönemde belirlenmesini amaçladığının altını çizen Doç. Dr. Dizen, "Erken tanı sayesinde ölüm oranları azalmakta, meme koruyucu cerrahi şansı artmakta ve tedaviye bağlı yan etkiler azaltılmaktadır. Meme kanserinin taranmasında en etkili görüntüleme yöntemi mamografidir. Dijital mamografi ile daha düşük radyasyonla daha net görüntüler elde edilmekte ve hastalık çok erken evrelerde tanınabilmektedir. Alınan radyasyon dozu, günde bir paket sigara içen bir kişiden 40 kat daha azdır" dedi. "Multidisipliner tedavi yaklaşımı önemli" Meme kanseri tedavisinde sağkalım oranlarının arttığını ve bunun iki temel nedeni olduğunu söyleyen Doç. Dr. Dizen, "Lokal ve sistemik tedavi yöntemlerinin gelişmesi ve hastalığın erken evrede tanınması başarı oranlarını yükseltiyor. Multidisipliner yaklaşımla tedavinin etkinliği artmakta, hastaya ait olumsuz sonuçlar ise azalmaktadır" diye konuştu. Tanı konulduktan sonra klinik evrelendirmenin yapıldığını, evre ve moleküler alt tipe göre cerrahi tedavi, kemoterapi veya hormonal tedavi kararı verildiğini ifade eden Doç. Dr. Dizen, erken evre meme kanserinde meme koruyucu cerrahi ve sentinel lenf nodülü biyopsisinin uygulanabileceğini söyledi. "İleri evrede sistemik tedavi öncelikli" Lokal ileri meme kanserinde (Evre IIB veya III) ise tedaviye sistemik tedaviyle başlanmasının birçok avantaj sağladığını vurgulayan Doç. Dr. Dizen, "Tümörün kemoterapiye yanıtı ölçülebilir, dolaşımdaki tümör hücreleri yok edilebilir, tümör evresi küçültülerek meme koruyucu cerrahi yapılabilir ve koltuk altı lenf bezleri korunabilir" diyerek sözlerini tamamladı.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 13:29
Manisa’da hastanelerde kare kod dönemi
Manisa İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Manisa’daki tüm kamu hastanelerinde başlatılan yeni uygulamayla, hastane tuvaletlerinde temizlik ve peçete eksikliği sorunları QR kod ile anında bildirilebilecek. Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü tarafından ülke genelinde yaygınlaştırılan "QR Kod Temizlik Uygulaması" sayesinde hastalar, hasta yakınları ve hastane personeli, tuvalet ve ortak kullanım alanlarındaki temizlik durumunu cep telefonlarıyla okuttukları QR kodlar üzerinden "Temiz", "Kısmen temiz", "Kirli" veya "Peçete Yok" olarak anında değerlendirebiliyor. Manisa’daki kamu hastanelerinde de hayata geçirilen bu uygulamada, yapılan değerlendirme sonucu anında ilgili temizlik personeline ve yöneticilere SMS bildirim gönderiliyor. Böylece temizlik ihtiyaçları rutin program dışında kısa sürede giderilebiliyor, hijyen standartları hızlı ve etkin şekilde korunuyor. Hasta ve personele hijyenik, daha temiz bir ortam sunmayı amaçlanan uygulamayla temizlik süreçleri de şeffaf ve hızlı takip edilebilecek. Manisa’da da bu uygulama ile vatandaşların sağlık tesislerinde temizlik ve hijyen standartlarına dair daha bilinçli ve aktif rol alması hedefleniyor. Manisa İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Mehmet Fatih Zeren konuyla ilgili yaptığı açıklamada "Bu yenilikçi uygulama sayesinde Manisa’daki kamu hastaneleri, hijyen alanında örnek teşkil ederek temizlik kalitesini artırmakta ve hasta memnuniyetini üst düzeye çıkarmaktadır. Halkımızın ve sağlık çalışanlarının bu uygulamaya destek vermeleri, sağlıklı ve temiz bir hastane ortamı için büyük önem taşımaktadır." dedi.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 12:52
Karadeniz’de alerjik hava yolu hastalıklarına dikkat
Karadeniz’in nemli iklimi ve yoğun bitki örtüsü, bölgede yaşayan birçok kişide alerjik hava yolu hastalıklarının artmasına neden oluyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Aziz Uluışık, sürekli tekrarlayan öksürük ve nefes darlığı gibi belirtilerin sadece mevsimsel bir durum olmayabileceğini belirterek, erken tanının önemine dikkat çekti. Liv Hospital Samsun’dan Uzm. Dr. Aziz Uluışık, Karadeniz’in özellikle Samsun ve Trabzon gibi kıyı şehirlerinde görülen alerjik hastalık vakalarında belirgin bir artış olduğunu söyledi. Dr. Uluışık, "Karadeniz’in nemli iklimi, bitki örtüsü ve mevsim geçişlerindeki hava değişimleri, alerjik hava yolu hastalıklarının daha sık görülmesine yol açabiliyor. Bölgede özellikle astım ve alerjik rinit vakalarında son yıllarda önemli bir artış gözlemleniyor" dedi. "Tedavi edilmeyen alerji kronik astıma dönüşüyor" Alerji tedavisinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Uluışık, burun tıkanıklığı, hapşırık, öksürük, hırıltı ve nefes darlığı gibi şikayetlerin mevsimsel grip ile karıştırılmaması gerektiğini söyledi. Bu belirtilerin uzun sürmesi halinde mutlaka bir doktora başvurulması gerektiğini belirten Dr. Uluışık, "Çünkü erken dönemde tedavi edilmeyen alerjik hastalıklar zamanla kronik astıma dönüşebiliyor" uyarısında bulundu. "Erken tanı ile astım kontrol altına alınabilir" Uzm. Dr. Uluışık, Samsun’da özellikle bahar aylarında polen yoğunluğunun, kıyı bölgelerde ise nem ve ev içi toz akarlarının hastalıkları tetikleyen başlıca faktörler arasında yer aldığını ifade etti. Risk grubundaki kişilere düzenli kontroller yaptırmalarını, sigara dumanından uzak durmalarını ve ev havalandırmasına özen göstermelerini önerdi. Dr. Uluışık, "Sürekli tekrarlayan öksürük, nefes darlığı veya burun akıntısı sadece mevsimsel bir durum olmayabilir. Erken tanı ile astım ve alerjik hastalıkların kontrol altına alınması mümkündür" diyerek sözlerini "Sağlıklı nefes, güçlü bir yaşamdır. Nefesinizi ihmal etmeyin" şeklinde noktaladı.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 11:33
Tütün ve tütün ürünlerinin zararları anlatıldı
Eskişehir İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince toplumda tütün kullanımını azaltmak ve bireylerin sigarayı bırakma süreçlerini desteklemek amacıyla çalışma yapıldı. ’2024-2028 Tütün Kontrolü Strateji Belgesi ve Eylem Planı’ çerçevesinde yer alan ’Kamu kurumlarında sigara bırakma kampanyasının düzenlenmesi’ faaliyetleri sürüyor. Bu çerçevede, 20 Ağustos 2025 tarihinde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nde Dr. Pakize Gizem Topçu tarafından ’Tütün ve Tütün Ürünlerinin Zararları’ konulu bilgilendirme eğitimi gerçekleştirildi. Eğitimin ardından, ’Yerinde Sigara Bırakma Danışmanlığı Hizmeti’ ile ilgili katılımcılara poliklinik hizmeti sunuldu. "Toplumda farkındalığı artırmayı amaçlıyoruz" Konuyla ilgili açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yaşar Bildirici, söz konusu hizmetin sadece İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ile sınırlı kalmadığını söyledi. Eskişehir’de diğer kamu kurum ve kuruluşlarının talepleri çerçevesinde de ziyaretlerin gerçekleştirilerek gerekli planlamaların yapıldığını belirten İl Müdürü Bildirici, "Bakanlığımızın başlattığı bu önemli hizmetle vatandaşlarımızın sigarayı bırakma sürecine destek olmayı hedefliyoruz. Amacımız, toplumda farkındalığı artırmak, tütün ürünlerinin zararlarına dikkat çekmek ve sigarayı bırakmak isteyen bireylerin yanında olmaktır" dedi. "Toplam 13 Sigara Bırakma Polikliniği hizmet veriyor" İl Sağlık Müdürlüğü’nden konu ile ilgili yapılan açıklamada ise şu ifadeler yer aldı: "Sigara bırakmak isteyen vatandaşlar için ilimiz genelinde toplam 13 Sigara Bırakma Polikliniği hizmet vermektedir. Merkezde; Eskişehir Şehir Hastanesi, Yunus Emre Devlet Hastanesi, Osmangazi Üniversitesi Hastanesi, Tepebaşı 1 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi, Odunpazarı 1 ve 2 No’lu Sağlıklı Hayat Merkezi, Odunpazarı Deliklitaş Sağlıklı Hayat Merkezi ve Tepebaşı Şirintepe Sağlıklı Hayat Merkezi hizmet vermektedir. İlçelerde ise; Alpu İlçe Devlet Hastanesi Beylikova İlçe Devlet Hastanesi, Çifteler Devlet Hastanesi, Mihalıççık Gün Sazak İlçe Devlet Hastanesi ve Sivrihisar İlçe Devlet Hastanesi hizmet vermektedir" ifadeleri yer aldı.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:51
Vantilatörle serinlerken su tüketmeyenlerde kalp krizi tetiklenebiliyor
Sıcak havada serinlemek için pek çok evde klima veya vantilatör kullanılırken, yeni bir araştırmaya göre vantilatör tercih edilirken kalp krizi konusunda dikkatli olunması gerekiyor. Kardiyoloji Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, sıcak havada serinlerken kalp sağlığı açısından su içmenin önemine dikkat çekti. Sidney Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre yaz döneminde yeterli su içmeden serinlemeye çalışmak kalp üzerinde olumsuz etkilere yol açabiliyor. Bu nedenle her durumda yeterli su içmek, kanın yoğunluğunu azaltıyor ve kan basıncını dengeliyor. Yüksek tansiyonun kontrol altında tutulması kalp krizi ve felç riskini azaltıyor. Gün içinde yeterli miktarda su tüketimi, kalp krizini önleyici etkilere sahip olabiliyor. Sıcak havada serinlerken bol su için Medicana Zincirlikuyu Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, "Yeterli miktarda su içmeden vantilatör kullanımı yaklaşık 39 ila 40 C’ye kadar olan sıcaklıklarda ısıya bağlı termal ve kardiyovasküler zorlanmayı azaltabilir. Daha sıcak şartlarda ise ısı stresini artırabileceğinden vantilatörler kapatılmalıdır. Bunun nedeni çok sıcak havanın vücudu terin soğutabileceğinden daha hızlı ısıtabilmesidir. Daha önceki bilimsel çalışmalar, vantilatörlerin ısıyı ve kalp yorgunluğunu yaklaşık 39 C’ye (102,2 F) kadar azaltabildiğini, ancak sıcaklık 40 C’yi (104 F) geçtiğinde vantilatörleri kapatmanın daha uygun olduğunu göstermiştir. Vantilatör kullanımı yüksek sıcaklıkta vücut terini hızlı soğutabileceğinden, halihazırda sıvı eksikliği varsa dikkatli olunması gerekir. Sıcaklık arttığında vantilatörün önünde oturmayı planlayanların bol su içmesi önemlidir" dedi. Susuzluk hipertansiyonu tetikleyebilir Su içmenin kalp sağlığı üzerinde pek çok faydası olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, "Yeterli su tüketimi kanın daha akıcı hale gelmesini sağlar. Bu da kan dolaşımını kolaylaştırır ve kalbin kan pompalama işini daha az zorlanarak yapmasına yardımcı olur. Kalp daha az enerji harcar ve aşırı yüklenmeden korunmuş olur. Susuz kalmak, kanın daha yoğun hale gelmesine neden olabilir. Bu durum kan basıncını artırabilir ve hipertansiyon riskini yükseltebilir. Yeterli su içmek, kanın yoğunluğunu azaltır ve kan basıncını dengeler. Yüksek tansiyonun kontrol altında tutulması kalp krizi ve felç riskini azaltır" ifadelerini kullandı. Suyun kalp krizini önleyici etkisi var "Gün içinde yeterli miktarda su tüketimi, kalp krizini önleyici etkilere sahiptir" diyen Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, "Araştırmalar düzenli su içen kişilerin kalp krizi geçirme riskinin, yeterince su tüketmeyenlere göre daha düşük olduğunu göstermektedir. Vücudun susuz kalması damarların sertleşmesine ve kan pıhtılaşma riskinin artmasına neden olabilir. Kalbin düzenli bir ritimde atabilmesi için elektrolit dengesine ihtiyaç vardır. Su bu dengenin korunmasına yardımcı olur ve kalbin sağlıklı bir şekilde çalışmasını sağlar. Yetersiz su tüketimi potasyum ve sodyum gibi elektrolitlerin dengesini bozabilir, bu da düzensiz kalp atışlarına yol açabilir" şeklinde konuştu. Böbreklerinizin işini kolaylaştırın Böbreklerin vücuttaki sıvı dengesini korumak için hayati organlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mehmet Mustafa Can, "Böbrekler aynı zamanda kalp sağlığı ile doğrudan ilişkilidir. Yeterince su içmek böbreklerin düzgün çalışmasına yardımcı olur ve bu da kalbin iş yükünü azaltır. Bunun yanında terleme vücuttaki sıvı miktarını azaltabilir, bu da kan hacmini düşürerek dehidratasyona yol açabilir. Bu durum vücudun serinleme yeteneğini etkileyebilir ve kalpte zorlanmaya neden olabilir. Vücut aldığından daha fazla sıvı kaybettiğinde normal işlevlerini yerine getirmek için yeterli suya veya diğer sıvılara sahip olmayabilir. Herkes susuz kalabilir ve bu durum yaş, kronik rahatsızlıklar veya iş ya da egzersiz gibi açık hava aktiviteleri nedeniyle daha fazla risk altında olan kişilerde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle sıcak havalarda su tüketimine dikkat edilmelidir" dedi.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:25
Diyarbakır’da fizyoterapi ve rehabilitasyon salonu yenilendi
Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi, fizyoterapi ve rehabilitasyon salonunu yeniledi. Tadilattan geçen salon, hem kapasitesi artırılarak genişletildi hem de hasta mahremiyetine uygun, modern odalarla revize edildi. Hastaların daha hijyenik ve konforlu şartlarda tedavi görmesi için yapılan düzenlemelerle birlikte, bölgedeki en kapsamlı fizik tedavi imkanları sunulmaya devam ediyor. Bu çalışma ile modern tedavi yöntemleri tek çatı altında birleşerek hastalara; robotik tedavi uygulamaları, elektroterapi yöntemleri, egzersiz ve manuel terapi programları, ağrı tedavisine yönelik modern yaklaşımlar, ortopedik ve nörolojik rehabilitasyon uygulamaları gibi birçok farklı alanda hizmet veriliyor. Fizik tedavinin, sadece iyileştirme değil aynı zamanda hastaların yaşam kalitesini artırma açısından da büyük öneme sahip olduğunu belirten yetkililer, 2024 yılı içerisinde merkezin 3 bin 301 fizik tedavi hizmeti verdiğini açıkladı. Diyarbakır ve çevre illerden yoğun başvuru alan Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi fizik tedavi merkezi, yenilenen yüzüyle bölge halkına sağlık alanında önemli katkılar sunmayı sürdürüyor.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:24
Sultanhisar Belediyesi’nden kan bağışı çağrısı
Aydın’da kan stokları uzun süredir kritik seviyelerde seyretmeye devam ederken Sultanhisar Belediyesi, vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulunarak herkesi Belediye önüne davet etti. Çeşitli sebeplerle uzun süredir Aydın’daki kan stokları kritik seviyelere ulaşırken, Sultanhisar Belediyesi yaptığı paylaşımla kan bağışının önemine dikkat çekti. Özellikle kanser, talasemi gibi hastalıklar sebebi ile tedavi gören vatandaşlar için kanın düzenli olarak ihtiyaç olduğu bilinirken, Sultanhisar Belediyesi vatandaşlara kan bağışı çağrısında bulundu. "Kan bağışı hayat kurtarır" başlığı ile paylaşım yapan Belediye, 21 Ağustos Perşembe günü (bugün) tüm vatandaşları Belediye önünde kan bağışı yapmaya davet etti. Ayrıca kan bağışına teşvik edilmesi amacıyla, bağış yapan vatandaşlara kamp sandalyesi hediye edilecek. Saat 16.30 - 22.30 arasında gerçekleştirilecek olan kan bağışı etkinliği ile ilgili Sultanhisar Belediyesi’nden yapılan açıklamada "Kan vermek isteyen vatandaşlarımızın tok karnına gelmeleri ve kimlik belgelerini yanlarında bulundurmaları gerekmektedir. Kan bağışında bulunan herkese kamp sandalyesi hediye edilecektir. Kan bağış kampanyamıza tüm halkımız davetlidir. Unutmayın, bir ünite kan, üç can demek" ifadeleri yer aldı.
21 Ağustos 2025 Perşembe - 10:19
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Demir: "MS, genç erişkinleri en çok da 3-4 kat daha fazla olmak üzere kadınları etkileyen bir hastalık"
Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, MS hastalığı hakkında açıklamalarda bulunarak erkeklere oranla kadınlarda daha fazla görüldüğünü belirtti. Elazığ Fırat Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, Multiple Skleroz hastalığı hakkında açıklamalarda bulundu. MS’in merkezi sinir sistemiyle ilgili bir hastalık olduğunu belirten Prof. Dr. Caner Feyzi Demir, "MS, merkezi sinir sisteminin miyelinle ilgili hastalıklarıdır. Merkezi sinir sistemi dediğimiz beyin ile omirilikten oluşan kısım. Bu miyelinle ilgili bozuklukların en sık görülen tipi sıklıkla genç erişkinleri en çok da 3-4 kat daha fazla olmak üzere kadınları etkileyen bir hastalık. Bu bağışıklık sistemi hastalığıdır. Bu hastalık bağışıklık sisteminin yanlış hedef seçerek vücut dokularına zarar vermesiyle gelişiyor. Yani bağışıklık sisteminin aslında bir zayıflığı söz konusu değil, bağışıklık sisteminin yanlış hedeflenmesi söz konusudur. MS hastalığı genellikle ataklarla seyrediyor. Hastalar, çoğunlukla görme kaybı, baş dönmesi, vücudun bir tarafında uyuşma ve denge bozuklukları gibi şikayetlerle başvurur. Tanı koyarken hastanın öyküsü ve nörolojik muayenesi büyük önem taşıyor. Hastalardan Beyin veya Omurilik MR’ı istenir MR görüntülerinde plak adı verilen ve miyelin kaybını gösteren lekelerin saptanabilir. MS tanısında belirli kriterler bulunuyor. Bunlardan birinin zamansal ve mekânsal yayılım olduğu yani farklı zamanlarda ve farklı bölgelerde plakların görülmesinin tanıda önemli olmasıdır" dedi. Tanı sürecinde beyin-omurilik sıvısından da örnek alındığını aktaran Prof. Dr. Demir, "Ayrıca bazı dışlayıcı testler yapılarak kesin tanıya ulaşılıyor. Tanı kesinleştikten sonra tedaviyi üç ana başlık altında ele alıyoruz. Bunlar, atak tedavisi, atakları önleyici tedavi ve semptomatik tedavidir. Atak tedavisinde kortizon tedavisi veya kan değişimi yöntemlerini uyguluyoruz ardından da atakları önlemeye yönelik tedavilere geçiyoruz. Başlangıçta daha hafif ilaçların tercih ediliyor, ancak hasta ilaç kullanmasına rağmen ataklar devam ederse veya MR’da yeni plaklar görülürse bir üst tedavi basamağına geçiliyor. Bu aşamada bağışıklık sistemini daha güçlü baskılayan ilaçlar kullanılıyor. Buna rağmen yeni ataklar veya plaklar saptanırsa en üst düzey tedaviye geçilir. Üst düzey tedavide en çok kullandığımız ilaçlar, yeni kuşak ajanlar olan monoklonal antikorlardır. Atakları önleyici tedavinin yanı sıra semptomlara yönelik de çeşitli yöntemler kullanılıyor. En sık görülen kas sertleşmesi için tedaviler, botulinum toksin uygulamaları ve fizik tedavi yöntemleri uygulanıyor. Ayrıca ürolojik problemler için üroloji uzmanlarıyla birlikte hareket ediyoruz. MS hastalarının günlük yaşamını zorlaştıran yorgunluk gibi ciddi semptomlarda ise davranışçı yaklaşımlar öneriyoruz" ifadelerini kullandı.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder