Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
SAĞLIK
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri"
01 Mayıs 2026 Cuma - 23:58:46
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya
Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:37
Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
4
01 Mayıs 2026 Cuma- 09:42
Dev sağlık tesisi hız kesmeden devam ediyor
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 10:21
Mevsimsel alerjiler artışta
26 Ağustos 2025 Salı - 14:36
Mazıdağı’nda kadın hastalıkları ve doğum uzmanı göreve başladı
Mardin’in Mazıdağı İlçe Devlet Hastanesinde kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. Nurgül Nam, hasta kabulüne başladı. Bakırköy Dr. Sadi Konuk Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Nurgül Nam, Mazıdağı Devlet Hastanesi’nde hasta kabulüne başladı. Daha önce muayeneleri için ilçe dışına çıkan hastalar, Mazıdağı’nda tedavi olacakları için mutlu olduklarını belirtti.
26 Ağustos 2025 Salı - 14:18
Doruk’ta kapalı yöntemle şifa
Doruk Nilüfer Hastanesi’nde gerçekleştirilen laparoskopik ameliyatla hem bağırsaktaki hem de karaciğerdeki kanserli dokular temizlendi. Hasta yalnızca 4 günde sağlığına kavuşarak taburcu edildi. Yaklaşık üç ay önce karın bölgesindeki kitleden dolayı hastaneye başvuran 75 yaşındaki Nadir Telli tetkiklerinde, bağırsağının son kısmındaki tümörün yanı sıra karaciğerinde de birden fazla metastatik lezyon olduğu belirlendi. Süreci anlatan Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, "Yapılan tetkiklerde karaciğerinde birden fazla metastatik lezyon olması üzerine hastamızı önce ameliyat etmedik. Konuştuk, tartıştık ve önce kemoterapi tedavisinin başlamasını uygun gördük" dedi. Kemoterapi sonrası gelişmeleri aktaran Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, "Karaciğerdeki lezyonlar geriledi, sadece sol lobda 3 cm’lik tek bir kitle kaldı. Rektumdaki kitle küçülmüş ve ameliyat yapma imkanı doğmuştu. Normal şartlarda bu ameliyatlarda torba açmak ya da makatı kapatmak gerekebilir. Ancak kemoterapi sayesinde hem karaciğerdeki kitleler geriledi hem de bağırsak ameliyatı daha konforlu hale geldi" ifadelerini kullandı. Ameliyatın laparoskopik yöntemle yapıldığını vurgulayan Doruk Nilüfer Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer, "Eskiden bu hastalar için karnı yaklaşık 25-30 cm açmamız gerekiyordu. Ancak bu kez karın sağ tarafından 3 küçük delikten girerek hem makattaki kitleyi hem de karaciğerin sol lobundaki kanserli dokuyu temizledik. Hastamızı kanserinden arınmış şekilde evine uğurluyoruz" diye konuştu. Ameliyat sonrası duygularını paylaşan Nadir Telliise, "Ben kendimi çok iyi hissediyorum. En büyük şansım Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Coşkun Özer gibi başarılı bir cerrah ile karşılaşmam oldu. Hiç kolay bir ameliyat değildi, özellikle karaciğerin laparoskopik olarak alınması çok büyük bir avantajdı. Yoksa ben şu an burada olamayacaktım. Ameliyat olduğum gün ayağa kalkıp yürüyüş yapmam benim için büyük bir nimet oldu" dedi.
26 Ağustos 2025 Salı - 12:52
Samsun sigarayı bırakıyor
Samsun’da son 1,5 yılda danışmanlık hizmeti alan vatandaşların 4 bin 222’si sigarayı bırakmak için ilaç tedavisine başladı ve bu vatandaşların da 166’sı sigarayı bırakarak sağlıklı hayata adım attı. İl Sağlık Müdürlüğü ise çalışmaların hız kesmeden devam edeceğini ve poliklinik sayısının 8’den 12’ye çıkacağını açıkladı. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde sigara bırakma ve tütünle mücadele hizmetleri kapsamında 5’i devlet hastanesi, 2’si sağlıklı hayat merkezi, 1’i de KETEM olmak üzere toplam 8 sigara bırakma polikliniği ile hizmet veriliyor. Bu polikliniklerimizde son 1,5 yıllık dönem zarfında 18 bin 222 vatandaşa sigarayı bırakma ve sağlıklı hayata adım atma konusunda danışmanlık hizmeti verildi. Danışmanlık hizmeti alan vatandaşların 4 bin 222’si sigarayı bırakmak için ilaç tedavisine başladı ve bu vatandaşların da 166’sı sigarayı bırakarak sağlıklı hayata adım attı. "4 yeni sigara bırakma polikliniği" Dumansız Hava Sahası ve tütün bağımlılığına karşı yürütülen çalışmalar ve eğitim hakkında bilgi veren Samsun İl Sağlık Müdürlüğü Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanı Dr. Hatice Öz, "Bu polikliniklerin sayısının artırılması amacıyla yaptığımız çalışmalar sonucunda Sağlık Bakanlığımız tarafından iki aşamaları olarak düzenlenen ‘Tütün Bağımlılığı Tedavisi Eğitimi’ Sigara Bırakma Polikliniklerimizde görev yapacak 24 hekim, psikolog ve hemşiremizin katılımıyla ilimizde başladı. Samsun Üniversitesi hocaları Pof. Dr. Murat Bektaş Yalçın, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Ünal ve Eğitim Araştırma Hastanemizden Doç. Dr. Bahadır Yazıcıoğlu tarafından verilecek eğitimlerin ardından Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon, 19 Mayıs Devlet Hastanelerimizle Çarşamba ve Bafra İlçe Sağlık Müdürlüklerimizde açılacak 4 yeni Sigara Bırakma Polikliniğiyle ilimizdeki poliklinik sayısı Eylül ayı sonuna kadar 12’ye yükselmiş olacak. Eylül ayından sonra da her ilçede bir sigara bırakma polikliniği olacak şekilde planlamamızı yaptık. Yıl sonuna kadar 10 poliklinik daha ilçelerimizde hizmete girmiş olacak. Sigarayla mücadelemizi sadece vatandaşlarımızın bırakma çabalarında yanında olarak değil, tütün kullanımının yasak olduğu alanlarda denetimlerimizle de sürdürüyoruz. Bu kapsamda ekiplerimiz tarafından sadece 2025 yılı ilk altı ayda serbest, planlı, çapraz denetim olarak 38 bin 618 denetim gerçekleştirildi. Vatandaşlarımızda ALO 184 Tütün İhbar Hattı ve Yeşil Dedektör uygulamalarıyla sigara kullanımı konusunda ihbarda bulunarak ekiplerimize destek olabilirler. Samsun İl Sağlık Müdürlüğü olarak Dumansız Türkiye ve Dumansız Hava Sahası için çalışmalarımız tüm hızıyla sürecektir" dedi.
26 Ağustos 2025 Salı - 12:12
Kastamonu’da, Rusya’dan gelen polen tespit edildi: Polen alerjisi olanları ağustos ve eylül aylarında etkiliyor
Kastamonu Üniversitesi tarafından yaklaşık 3 yıldır yürütülen çalışma neticesinde, Rusya üzerinden gelen ambrosia poleni tespit edildi. Polen alerjisi olan kişilerde, ağustos ve eylül aylarında öksürük, burun akıntısı, gözde yanma, kızarıklık gibi etkilere sebep olabildiği belirtildi. Ormancılık ve tabiat turizmi alanında ihtisaslaşan Kastamonu Üniversitesi tarafından yapılan polen araştırmasında, Rusya üzerinden gelen ambrosia poleni tespit edildi. 2022 yılında Kastamonu Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı ve Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Çeter’in yürütücülüğünde, doktora öğrencileri Oktay Bıyıklıoğlu, Serhat Karabıçak ve yüksek lisans öğrencisi Derya Keleşoğlu tarafından hazırlanan proje çerçevesinde, Kastamonu’nun İnebolu ilçesine cihaz yerleştirildi. 2022 yılında İnebolu Meslek Yüksekokulu’nun çatısına yerleştirilen cihaz sayesinde atmosferdeki polenler tespit edildi. Türkiye’de ilk kez otomatik polen sayım cihazının kullanıldığı çalışmada Kastamonu atmosferindeki polen ve spor çeşitliliği ve yoğunluğu neredeyse anlık olarak tespit edilmeye başlandı. Yürütülen çalışma neticesinde, Rusya üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığı tespit edilen ambrosia poleni tespit edildi. Havada uçan ve insanlarda alerji semptomlarına neden olan küçük parçacıklardan oluşan polenin; öksürük, burun akıntısı ve boğazda kaşıntı gibi etkilere sebep olduğu belirtildi. "Ağustos ve eylül aylarında öksürük, burun akıntısı, kızarıklık gibi etkenlerin ambrosia poleninden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz" Yapılan çalışmayla ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Fen Fakültesi Palinoloji Araştırma Grubu doktora öğrencisi Serhat Karabıcak, "Cihaz içerisinde bant var ve yapışkan bir yapısı var. Atmosferdeki spor ve polenleri bu şekilde yakalıyoruz. Bunların içerisinde Rusya tarafından gelen bir polen var. Ambrosia poleni diyoruz. Ülkemizde çok yaygın değil. Bir tek Düzce tarafında tanımlama yapılmış ama Kastamonu’ya yaklaşık 200 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Belli dönemlerde özellikle ağustos ve eylül aylarında öksürük, burun akıntısı, gözde yanma, kızarıklık gibi etkenlere neden oluyor. Bundan dolayı da bunun ambrosia poleninden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Bu poleni de üniversitemize kurduğumuz bu cihazlar sayesinde tespit ettik. Şimdi de İnebolu’ya gelip cihazın değişimini ve bakımlarını yaptık ve yeni haftaya hazır hale geldi" dedi. "Avrupa’da çok araştırılan fakat Kastamonu’da kaydı yaygın olmayan ambrosia polenini tespit ettik" Ambrosia poleninin Avrupa’da çok fazla araştırılmasının yapıldığını ve Kastamonu’da da şu ana kadar bir kaydının olmadığını söyleyen Karabıçak, "Atmosferde özellikle ağustos ve eylül aylarında dominant bir şekilde bu polene rastlamaktayız. Bunun da giriş kapısı olarak Kastamonu’nun İnebolu ilçesi gözükmektedir. Bu polenler özellikle Rusya tarafından, Kırım gibi yerlerden geliyor. Bu bölgelerde bu bitki aşırı derecede yaygın bir şekilde bulunmaktadır ve istilacı bir tür olarak geçmektedir. Özellikle bu istilacı türün polenleri de insanlar için alerjik bir seviyeye çıkartmaktadır. Bizler de bunların takibini gerçekleştiriyoruz. Bizim temel amacımız atmosferdeki tozlaşma dediğimiz mevsimini ortaya çıkartmaktır. Özellikle nisan, mayıs ve haziran dönemlerinde aşırı bir polen salımı olmaktadır. Bitkiler tarafından ve bu polen çeşitliliğinin hangi bitkiden geldiğini, hangi saatlerde bu bitkilerin dominant olarak ortaya çıktığını bu cihaz sayesinde tespit etmekteyiz" diye konuştu. Elde edilen verileri laboratuvar ortamında inceleyip doğruluğunu ölçtükten sonra web sitesinde ücretsiz şekilde yayınladıklarını söyleyen Karabıçak, "Laboratuvarımızda da cihazımızdan aldığımız numunelerle tanımlama yaparak doğruluk payını ölçüyoruz. Laboratuvarımızda mikroskopta polenleri inceliyoruz. Otomatik sayım cihazımızdan aldığımız ve doğruluk payını ölçtüğümüz polenlerle ilgili verileri de son olarak üniversitemizin web sitesinde halka açık olan kısmında yayınlıyoruz. Web sitemizde görüldüğü üzere ağaç, çimen, küf ve ot ya da çalı polenlerini görebiliyoruz. Bu veriler ayrıca saatlik olarak güncelleniyor" şeklinde konuştu.
26 Ağustos 2025 Salı - 12:06
Kastamonu’da Rusya’dan gelen polen tespit edildi: Polen alerjisi olanları ağustos-eylül aylarında etkiliyor
Kastamonu Üniversitesi tarafından yaklaşık 3 yıldır yürütülen çalışma neticesinde, Rusya üzerinden gelen ambrosia poleni tespit edildi. Polenin alerjisi olan kişilerde, ağustos-eylül aylarında öksürük, burun akıntısı, gözde yanma, kızarıklık gibi etkilere sebep olabildiği belirtildi. Ormancılık ve tabiat turizmi alanında ihtisaslaşan Kastamonu Üniversitesi tarafından yapılan polen araştırmasında, Rusya üzerinden gelen ambrosia poleni tespit edildi. B2022 yılında Kastamonu Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı ve Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Talip Çeter’in yürütücülüğünde doktora öğrencileri Oktay Bıyıklıoğlu, Serhat Karabıçak ve yüksek lisans öğrencisi Derya Keleşoğlu tarafından hazırlanan proje çerçevesinde, Kastamonu’nun İnebolu ilçesine cihaz yerleştirildi. 2022 yılında İnebolu Meslek Yüksekokulu’nun çatısına yerleştirilen cihaz sayesinde atmosferdeki polenler tespit edildi. Türkiye’de ilk kez otomatik polen sayım cihazının kullanıldığı çalışmada Kastamonu atmosferindeki polen ve spor çeşitliliği ve yoğunluğu neredeyse anlık olarak tespit edilmeye başlandı. Yürütülen çalışma neticesinde, Rusya üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığı tespit edilen ambrosia poleni tespit edildi. Havada uçan ve insanlarda alerji semptomlarına neden olan küçük parçacıklardan oluşan polenin öksürük, burun akıntısı ve boğazda kaşıntı gibi etkilere sebep olduğu belirtildi. "Ağustos ve Eylül aylarında öksürük, burun akıntısı, kızarıklık gibi etkenlerin ambrosia poleninden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz" Yapılan çalışmayla ilgili bilgi veren Kastamonu Üniversitesi Fen Fakültesi Palinoloji Araştırma Grubu doktora öğrencisi Serhat Karabıcak, "Cihaz içerisinde bant var ve yapışkan bir yapısı var. Atmosferdeki spor ve polenleri bu şekilde yakalıyoruz. Bunların içerisinde Rusya tarafından gelen bir polen var. Ambrosia poleni diyoruz. Ülkemizde çok yaygın değil. Bir tek Düzce tarafında tanımlama yapılmış ama Kastamonu’ya yaklaşık 200 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Belli dönemlerde özellikle Ağustos ve Eylül aylarında öksürük, burun akıntısı, gözde yanma, kızarıklık gibi etkenlere neden oluyor. Bundan dolayı da bunun ambrosia poleninden kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Bu poleni de üniversitemize kurduğumuz bu cihazlar sayesinde tespit ettik. Şimdi de İnebolu’ya gelip cihazın değişimini ve bakımlarını yaptık ve yeni haftaya hazır hale geldi" dedi "Avrupa’da çok araştırılan fakat Kastamonu’da kaydı yaygın olmayan ambrosia polenini tespit ettik" Ambrosia poleninin Avrupa’da çok fazla araştırılmasının yapıldığını ve Kastamonu’da da şu ana kadar bir kaydının olmadığını söyleyen Karabıçak, "Atmosferde özellikle Ağustos ve Eylül aylarında dominant bir şekilde bu polene rastlamaktayız. Bunun da giriş kapısı olarak Kastamonu’nun İnebolu ilçesi gözükmektedir. Bu polenler özellikle Rusya tarafından, Kırım gibi yerlerden geliyor. Bu bölgelerde bu bitki aşırı derecede yaygın bir şekilde bulunmaktadır ve istilacı bir tür olarak geçmektedir. Özellikle bu istilacı türün polenleri de insanlar için alerjik bir seviyeye çıkartmaktadır. Bizlerde bunların takibini gerçekleştiriyoruz. Bizim temel amacımız atmosferdeki tozlaşma dediğimiz mevsimini ortaya çıkartmaktır. Özellikle Nisan, Mayıs ve Haziran dönemlerinde aşırı bir polen salımı olmaktadır bitkiler tarafından ve bu polen çeşitliliğinin hangi bitkiden geldiğini, hangi saatlerde bu bitkilerin dominant olarak ortaya çıktığını biz, bu cihaz sayesinde tespit etmekteyiz" diye konuştu. Elde edilen verileri laboratuvar ortamında inceleyip doğruluğunu ölçtükten sonra web sitesinde ücretsiz şekilde yayınladıklarını söyleyen Karabıçak, "Laboratuvarımızda da cihazımızdan aldığımız numunelerle tanımlama yaparak doğruluk payını ölçüyoruz. Laboratuvarımızda mikroskopta polenleri inceliyoruz. Otomatik sayım cihazımızdan aldığımız ve doğruluk payını ölçtüğümüz polenlerle ilgili verileri de son olarak üniversitemizin web sitesinde halka açık olan kısmında yayınlıyoruz. Web sitemizde görüldüğü üzere ağaç, çimen, küf ve ot ya da çalı polenlerini görebiliyoruz. Bu veriler ayrıca saatlik olarak güncelleniyor" şeklinde konuştu.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:55
Uzmanı açıkladı: "Biorezonans ile alerji semptomlarını hafifletmek mümkün"
Biorezonansın sağlık sorunlarını teşhis ve tedavi etmede önemli bir alternatif olduğunu belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, "Bu yöntem, vücudun elektromanyetik dalga frekanslarını kullanarak enerji dengesini ölçer ve hastalıkların kökenine inmeyi hedefler. Özellikle alerjiler, polen, toz ve gıda alerjileri gibi durumların hafifletilmesine yardımcı olur" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Doğan, biorezonansın sağlık üzerindeki etkileri hakkında açıklamalarda bulundu. "Yenilikçi bir yaklaşımdır" Biorezonansın tanımını yapan Dr. Öğr. Üyesi Doğan, "Biorezonans, vücudun doğal enerji sistemini kullanarak sağlık sorunlarının iyileştirilmesine yönelik yenilikçi bir yaklaşımdır. Genellikle ağrısız bir süreçtir ve vücuda zarar vermeden uygulanır. Bu yöntem, kişinin enerji alanındaki dengesizlikleri tespit eder ve bu dengesizlikleri düzeltmeyi amaçlar" şeklinde konuştu. "Biorezonans vücudun savunma mekanizmasını güçlendiriyor" Biorezonansın çeşitli sağlık sorunlarının yönetiminde etkili olabildiğine değinen Dr. Öğr. Üyesi Doğan, "Özellikle alerjiler, polen, toz ve gıda alerjileri gibi durumların hafifletilmesine yardımcı olur. Ayrıca, cilt rahatsızlıkları, egzama ve sedef hastalığı gibi sorunların semptomlarını azaltma potansiyeline sahiptir. Sigara, alkol ve yeme bağımlılığı gibi davranışsal sorunların üstesinden gelmede de destek sunar. Bunların yanı sıra, metabolizmayı dengeleyerek kilo verme sürecine katkıda bulunabilir; vücudun savunma mekanizmasını güçlendirir ve stresle ilişkili sağlık sorunlarını hafifletir" ifadelerini kullandı. Tedavi süreci Tedavi sürecinden bahseden Dr. Öğr. Üyesi Doğan, "Biorezonans tedavisi, hastaların cildine yerleştirilen özel elektrotlarla başlar. Bu elektrotlar, kişinin enerji alanını detaylı bir şekilde inceler. Dengesiz enerji frekansları tespit edildikten sonra, uyumlu hale getirilen frekanslar hastaya geri iletilir. Bu işlem, enerji akışındaki bozuklukları düzeltmeye yardımcı olur" dedi.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:51
MS, atak dışında 5 ayrı rahatsızlığa da neden olabiliyor
Nöroloji Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, MS’de ataklar dışında ortaya çıkan rahatsızlıklar hakkında bilinmesi gerekenleri anlattı. Multiple Skleroz’un (MS), sinirlerin koruyucu kılıfının bozulmasına neden olan bir hastalık olduğunu belirten Memorial Antalya Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden Uzm. Dr. Özden Yener Çakmak, "Multiple Skleroz uyuşukluğa, güçsüzlüğe, yürüme zorluğuna, görme değişikliklerine ve ataklar dışında bazı semptomlara da neden olabilir. Bunlar hastaların günlük yaşam kalitesini bozabilmektedir. Bu nedenle hastalar tarafından sıkça tanımlanan bu şikayetlerin, iyi yönetilmesi hastaların günlük konforunu artırmaktadır" dedi. "MS’de görülen şikayetler yönetilebilir" MS semptomlarının kişiye, sinir sistemindeki hasarın yerine ve sinir liflerindeki hasarın ne kadar kötü olduğuna bağlı olduğuna işaret eden Çakmak, "Bazı kişiler kendi başlarına yürüme veya hareket etme yeteneğini kaybeder. Diğerleri ise remisyon adı verilen yeni semptomlar olmadan ataklar arasında uzun dönemler yaşayabilir. Hastalığın seyri MS türüne bağlı olarak değişir. MS’de tedavi ataklardan iyileşmeyi hızlandırmaya, hastalığın seyrini değiştirmeye ve semptomları yönetmeyi amaçlar" ifadelerine yer verdi. "Yorgunluk, depresyon, migren uyku ve idrar problemleri" MS ataklar dışında, yorgunluk, depresyon, uyku ve idrar problemleri ile migren gibi rahatsızlıklara neden olabileceğini de kaydeden Çakmak, şunları söyledi: "Hastalar gün içinde aktivitelerin yapılmasını engelleyen fiziksel veya mental enerji kaybından bahseder. Sabah uyandıklarında bile yorgunluk olduğunu belirtmektedir. Gün ortasında daha belirgin hale gelen yorgunluk, artan stres ve ısı artışı ile kötüleşir. Yorgunluk MS hastalarında sıkça görülse de, karışabilecek diğer ayırıcı tanılar açısından da dikkatli olunmalıdır. Örneğin enfeksiyon varlığı, ilaç yan etkileri (interferonlar, benzodiazepinler, bazı antidepresan ilaçlar), anemi, hipotiroidi, depresyon gibi yorgunluğa neden olabilecek diğer hastalıklar akılda bulundurulmalı ve araştırılmalıdır. Tedavide öncelikle günlük yaşam tarzı düzenlenmelidir. Sağlıklı beslenme kurallarına uyulmalı ve düzenli günlük 7-8 saat uyumaya özen gösterilmelidir. Ayrıca alkol ve sigara gibi yorgunluğu artırabilecek alışkanlıklar bırakılmalıdır. Fizik tedavi, kas kuvvetinin artırılması ile yorgunluğun daha az hissedilmesinde çok yararlı olmaktadır. Medikal tedavide ise modafinil, amantadin, metilfenidat ve bazı antidepresanlar kullanılabilir. MS hastalarında en sık görülen nöropsikiatrik belirti depresyondur. Daha az sıklıkta da olsa anksiyete, panik bozukluk, bipolar bozukluk, psikoz da görülebilir. Dikkat, konsantrasyon güçlüğü, hafıza ve öğrenmenin etkilendiği kognitif fonksiyon bozuklukları da sıkça görülen durumlardandır. Eşlik eden psikiyatrik semptomların erken tanı ve tedavisi, hem yaşam kalitesi hem de tedaviye uyum açısından çok önemlidir. İyi bir psikiyatrik değerlendirme, farmakolojik tedavilerin yanı sıra psikoterapi, davranışsal terapiler de tedavide etkin olarak kullanılabilir." "İdrar ile ilişkili problemler MS hastalarında sıkça görülmektedir" Çakmak sözlerini şöyle sürdürdü: "Uyku problemleri, MS hastalarında yaşam kalitesini ciddi etkileyen ve sıklıkla karşılaşılan sorunlardandır. Kötü uyku kalitesi; yaşam kalitesi ve hastaların sağlığı üzerine olumsuz etkilerde bulunabilir. Hastalık seyrinde en sık görülen yorgunluk ve kognitif bozukluklar da sıklıkla uyku bozuklukları ile ilişkilidir. Uyku kalitesi iyi olan MS hastalarında fiziksel aktivite seviyelerinin ve yürüme kapasitesinin yüksek olduğu bilinmektedir. Uykuya dalma süresinin uzadığı, uyku süresinde sık bölünmelerin yaşandığı, 6-8 saat uyunması halde gündüz uykulu halin olması ve artan yorgunluk durumlarında mutlaka doktora başvurulmalıdır. Bu nedenle uyku hijyeni eğitimi, uyku düzenini bozan nokturi gibi ek semptomların tedavisi ya da uygun farmakolojik tedaviler hastalığın seyrini değiştirebilir. İdrar ile ilişkili problemler MS hastalarında sıkça görülmektedir. Acil idrar yapma isteği, idrar kaçırma, mesaneyi tam boşaltamama, sık idrara çıkma en sık rastlanan belirtilerdendir. İdrar ile ilişkili problemler tedavi edilmediği sürece hastanın günlük yaşam kalitesini ve aktivitelerini bozabilir. Bu nedenle hastalarda ürolojik değerlendirme, böbrek fonksiyonlarının takibi ve değerlendirme sonrasında probleme yönelik öneriler sunulması gerekir." MS hastalarında baş ağrısı sıklığının arttığının bilindiğini kaydeden Çakmak, "Özellikle de migren ve gerilim tipi baş ağrıları MS hastalarında artış göstermektedir. Migren ve MS birlikteliğinin nedeni tam aydınlatılamamış olsa da, iki hastalık grubunda benzer demografik veriler (cinsiyet, yaş grubu, hormonal durum, psikolojik özellikler) görülmektedir. Ayrıca MS hastalarının tedavisinde kullanılan bazı ilaçların da baş ağrısı sıklığını artırdığı bilinmektedir. Bu nedenle artan ya da yeni ortaya çıkan baş ağrısı durumlarında, yakın takip ve kontroller yapılarak, atak ya da koruyucu tedaviler uygulanabilir" ifadelerine yer verdi.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:36
Gaziantep’te yapay kalp cihazı ile anjiyo hayat kurtardı
Gaziantep’te farklı bir merkezde geçirdiği kalp krizi sonrası kalbi besleyen 4 ana damarının tamamen tıkalı olduğu tespit edilen hasta, bypass cerrahisinin riskli olması nedeniyle Liv Hospital Gaziantep’e sevk edildi. Hasta burada nadir rastlanan bir operasyonla, ’yapay kalp cihazı’ desteğiyle anjiyo yapılarak hayata tutundu. Gaziantep’te kalp krizi geçiren 42 yaşındaki Kadir Göçer’e farklı bir merkezde yapılan anjiyografide, hastanın kalbini besleyen 4 ana damarının tamamen tıkalı olduğu görüldü. Yapılan tetkiklerde, hastanın mevcut tablosuna eşlik eden kardiyojenik şokun, kalbin vücuda yeterli kan pompalayamamasına neden olduğu ve hayati risk doğurduğu ortaya çıktı. Bu nedenle, hastaya klasik tedavi seçeneği olan bypass cerrahisi uygulanamadı. Çünkü şokta olan hastalarda kalp ameliyatı yüksek ölüm riski taşıyordu. Bunun üzerine Göçer, acilen Liv Hospital Gaziantep’e yönlendirildi. "Yapay kalp cihazı ile hayat kurtaran müdahale" Liv Hospital Gaziantep’te hastaya Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Musa Çakıcı ve ekibi tarafından ileri teknoloji kullanılarak kritik bir müdahale gerçekleştirildi. Hastaya ECMO (geçici yapay kalp) takıldı. Bu cihaz, kalp ve akciğer görevini üstlenerek hastanın hayati fonksiyonlarını geçici olarak sürdürmesini sağladı. ECMO desteği altında gerçekleştirilen anjiyografik girişimde, Göçer’in tıkalı 4 damarı da açıldı. "Risk çok yüksekti" Operasyonu yöneten ekibin lideri Çakıcı, "Kalp krizi sonrası 4 damarında tam tıkanıklık olan bir hastayla karşı karşıyaydık. Bu kadar yaygın damar hastalığına, kardiyojenik şok tablosu eklenince risk çok yüksekti. Geçici yapay kalp desteği sağlayan ECMO cihazı sayesinde kalbi destek altına alarak anjiyografik müdahaleyi güvenle gerçekleştirebildik. Bir hafta süren takibin ardından hastamızı sağlıklı bir şekilde taburcu etmenin mutluluğunu yaşıyoruz" diye konuştu.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:35
Ağız içinden mukozal yama alınarak idrar kanalı darlığını genişletme ameliyatı yapıldı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Polikliniği ekibi, 7’den fazla kapalı endoskopik işlem gören hastaya, ağız içinden mukozal yama alarak idrar kanalı darlığını genişletme ameliyatı yaptı. Uzun zamandır idrar yapmada zorluk şikayetiyle tedavi gören 62 yaşındaki İsmail K. şifayı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde buldu. Birçok doktora gitmesine ve çeşitli tedaviler görmesine rağmen rahatsızlığına bir türlü çözüm bulamadı. Hasta idrar kanalı darlığına yönelik defalarca kapalı kanal açılması ameliyatları olmasına rağmen darlıkları sürekli tekrarladığından, Üroloji Polikliniğine idrar yapma zorluk, sık sık idrara çıkma ve çatallı işeme şikayetleri ile başvurdu. "Bu kapalı ameliyatların hiçbirisinden bir fayda görememiş" Hastanın öyküsünde daha önceden 7’den fazla kapalı endoskopik ameliyat olduğunu öğrendiklerini belirten Doç. Dr. Ramazan Topaktaş "Bu kapalı ameliyatların hiçbirisinden bir fayda görememiş. Tekrar aynı şikayetler ile bize başvurdu. Yaptığımız radyolojik ve endoskopik tetkiklerde ve ayrıca işeme testinde idrar kanalında 5 santimetre bir darlık segmentini olduğunu gördük. Türkiye’nin sayılı merkezlerinde ve deneyimli cerrahlar tarafından yapılan üretroplasti+bukkalmokozal greft ameliyatını (Endoskopik tedaviler için uygun olmayan, ya da iki kez endoskopik tedavi yapılmasına rağmen darlığı nüks eden hastalarda uygulanan ameliyat) ilk defa Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğimizde uygulamış olduk" dedi. "Bu ameliyatların yüzde 90’dan fazla başarısı mevcut durumda" Dar olan idrar kanalını hastanın ağız içi mukozasından aldıkları yaklaşık 5 santimetrelik mukozalgrefti, dar olan idrar kanalına yamadıklarını ifade eden Dr. Topaktaş, "Bu şekilde yeniden genişlemiş idrar kanalı oluşturduk ve hastamıza sonda taktık. Sondası 3 hafta boyunca takılı duracak. 3 hafta sonra sondasını çekip işeme testini tekrarlayacağız. Hastamızın bundan büyük bir fayda göreceğini düşünüyoruz. Bu ameliyatların yüzde 90’dan fazla başarısı mevcut durumda" diye konuştu. "Biz de bu ameliyatı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaparak bir ilki gerçekleştirmiş olduk" Türkiye’de sayılı, Bilecik’te bir ilk olan ameliyatın yüzde 90’dan fazla başarı sağladığını aktaran Dr. Topaktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu özellikli ve deneyim gerektiren operasyon Türkiye’nin sadece birkaç sayılı ve tecrübeli merkezinde yapılıyor. Biz de bu ameliyatı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaparak bir ilki gerçekleştirmiş olduk. Ekip olarak, tam bir dayanışma ile Doç. Dr. Ali Haydar Yılmaz ve Op. Dr. Mahmut Koç hocalarımla beraber başarılı bir ameliyat yaptık. Umarım hastamıza ciddi faydası olmuştur. Bundan sonraki idrar yolu darlığı nedeniyle yapacağımız vakalar için de bir ilk ve bir başlangıç olur ve hastalarımız Bilecik ilimizden başka diğer büyük şehirlere bu operasyonu olmak için gitmezler diye düşünüyoruz."
26 Ağustos 2025 Salı - 11:26
Ağız içinden mukozal yama alarak idrar kanalı darlığını genişletme ameliyatı yapıldı
Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Polikliniği ekibi, 7’den fazla kapalı endoskopik işlem gören hastaya, ağız içinden mukozal yama alarak idrar kanalı darlığını genişletme ameliyatı yaptı. Uzun zamandır idrar yapmada zorluk şikayetiyle tedavi gören 62 yaşındaki İsmail K. şifayı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde buldu. Birçok doktora gitmesine ve çeşitli tedaviler görmesine rağmen rahatsızlığına bir türlü çözüm bulamadı. Hasta idrar kanalı darlığına yönelik defalarca kapalı kanal açılması ameliyatları olmasına rağmen darlıkları sürekli tekrarladığından, Üroloji Polikliniğine idrar yapma zorluk, sık sık idrara çıkma ve çatallı işeme şikayetleri ile başvurdu. "Bu kapalı ameliyatların hiçbirisinden bir fayda görememiş" Hastanın öyküsünde daha önceden 7’den fazla kapalı endoskopik ameliyat olduğunu öğrendiklerini belirten Doç. Dr. Ramazan Topaktaş "Bu kapalı ameliyatların hiçbirisinden bir fayda görememiş. Tekrar aynı şikayetler ile bize başvurdu. Yaptığımız radyolojik ve endoskopik tetkiklerde ve ayrıca işeme testinde idrar kanalında 5 santimetre bir darlık segmentini olduğunu gördük. Türkiye’nin sayılı merkezlerinde ve deneyimli cerrahlar tarafından yapılan üretroplasti +bukkalmokozal greft ameliyatını (Endoskopik tedaviler için uygun olmayan, ya da iki kez endoskopik tedavi yapılmasına rağmen darlığı nüks eden hastalarda uygulanan ameliyat) ilk defa Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Üroloji Kliniğimizde uygulamış olduk" dedi. "Bu ameliyatların yüzde 90’dan fazla başarısı mevcut durumda" Dar olan idrar kanalını hastanın ağız içi mukozasından aldıkları yaklaşık 5 santimetrelik mukozalgrefti, dar olan idrar kanalına yamadıklarını ifade eden Dr. Topaktaş, "Bu şekilde yeniden genişlemiş idrar kanalı oluşturduk ve hastamıza sonda taktık. Sondası 3 hafta boyunca takılı duracak. 3 hafta sonra sondasını çekip işeme testini tekrarlayacağız. Hastamızın bundan büyük bir fayda göreceğini düşünüyoruz. Bu ameliyatların yüzde 90’dan fazla başarısı mevcut durumda" diye konuştu. "Biz de bu ameliyatı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaparak bir ilki gerçekleştirmiş olduk" Türkiye’de sayılı, Bilecik’tede bir ilk olan ameliyatın yüzde 90’dan fazla başarı sağladığını aktaran Dr. Topaktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu özellikli ve deneyim gerektiren operasyon Türkiye’nin sadece birkaç sayılı ve tecrübeli merkezinde yapılıyor. Biz de bu ameliyatı Bilecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yaparak bir ilki gerçekleştirmiş olduk.Ekip olarak, tam bir dayanışma ile Doç. Dr. Ali Haydar Yılmaz ve Op. Dr. Mahmut Koç hocalarımla beraber başarılı bir ameliyat yaptık. Umarım hastamıza ciddi faydası olmuştur. Bundan sonraki idrar yolu darlığı nedeniyle yapacağımız vakalar için de bir ilk ve bir başlangıç olur ve hastalarımız Bilecik ilimizden başka diğer büyük şehirlere bu operasyonu olmak için gitmezler diye düşünüyoruz." (CKT-
26 Ağustos 2025 Salı - 11:23
Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi’nden 375 bin 866 kişiye şifa eli
Kepez Belediyesi çatısı altında hizmet veren Belediye Sağlık Merkezi, 2024 yılı Nisan ayı ile 2025 yılı Ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu. Merkez, 56 okulda 13 bin 563 öğrenciye göz taraması yaparken, evde sağlık hizmetiyle 12 bin 558 kişiye, mobil sağlık tırı aracılığıyla 6 bin 612 kişiye kanser tarama hizmeti ulaştırdı. Kepez Belediyesi’nin ana hizmet binasının yanında faaliyet gösteren Belediye Sağlık Merkezi, her gün yüzlerce vatandaşa hizmet sunarak, ilçe halkının sağlık ihtiyaçlarını özel hastane konforunda karşılıyor. Modern donanımı, uzman sağlık personeli ve erişilebilir yapısıyla dikkat çeken merkez, vatandaşlara hızlı ve etkin sağlık hizmeti sunma noktasında önemli bir görev üstleniyor. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi, 2024 yılından 2025 yılı Ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu. "Öğrencilere göz taraması" Yarının geleceği çocukların sağlığına büyük önem veren Kepez Belediyesi, 56 okulda yaptığı göz taraması hizmetiyle de 13 bin 563 öğrenciye ulaştı. Görme bozukluğu tespit edilen bin 152 öğrenci tedavi için yönlendirildi. "Sağlık hizmeti evlere" Evde Sağlık hizmetiyle 12 bin 558 kişiye ulaşıldı. Bu hizmet; yaşlı, engelli, yatağa bağımlı veya hasta olan vatandaşlara evlerinde düzenli olarak verildi. Sağlık Merkezi, sadece sağlık hizmeti sunmakla kalmayıp, aynı zamanda yine yaşlı, engelli, yatağa bağımlı veya hasta olan 159 kişinin evine de 367 kez temizlik hizmeti götürdü. Ayrıca, ihtiyaç duyulan 4 evde de tadilat işlemi gerçekleştirildi. "Mobil sağlık tırı her yerde" Kepez Belediyesi, mobil sağlık tırı ile kanser tarama hizmetlerini mahalle mahalle, ilçe ilçe vatandaşların ayağına götürdü. Tarama hizmetleri kapsamında; 3 bin 37 kişiye mamografi, bin 571 kişiye kolerektal ve 2 bin 4 kişiye HPV taraması yapıldı. "Her alanda halkımızın yanındayız" Sosyal belediyeciliğin sadece sosyal desteklerle sınırlı olmadığını belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Sosyal belediyecilik anlayışıyla sağlık, eğitim ve yaşam kalitesine yönelik her alanda halkımızın yanındayız" dedi. Belediye Sağlık Merkezi, 2024 yılından 2025 yılı Ağustos ayına kadar 14 farklı alanda toplam 343 bin 133 kişiye sağlık hizmeti sundu.
26 Ağustos 2025 Salı - 11:03
Antalya’nın 2 bin 100 metre rakımındaki sağlık ocağı 5 bin kişiye hizmet veriyor
Antalya’nın Alanya ilçesi, 2 bin 100 metre rakımlı Eğrigöl Yaylası’nda Alanya Belediyesi tarafından kurulan sağlık ocağı, yaylaya çıkan Yörükler ve vatandaşlara hizmet veriyor. Ambulansın da hazır bulunduğu sağlık ocağının içinde; doktor, sağlık memuru, hemşire ve temizlik görevlisi görev yapıyor. Merkezde, günde yaklaşık 15 ila 20 hastaya bakılıyor. Sağlık ocağında muayene hizmetlerinin yanı sıra acil durumlar için özel bir müdahale odası da bulunuyor. İlk müdahalesi yapılan ve durumu ciddi olan hastalar ise ambulansla en yakın sağlık kuruluşuna sevk ediliyor. Antalya’nın bağlı, yaklaşık 2 bin metre yükseklikteki Eğrigöl Yaylası’nda Alanya Belediyesi tarafından hayata geçirilen sağlık ocağı, bölge sakinleri ve yaylayı ziyaret eden vatandaşlardan büyük takdir topluyor. "Artık gönül rahatlığıyla yaylaya çıkabiliyoruz" Bölge halkı, özellikle yaz aylarında artan nüfus baskısına karşı hizmetlerden son derece memnun olduklarına dikkat çekerek, "Artık gönül rahatlığıyla yaylaya çıkabiliyoruz" sözleriyle memnuniyetlerini dile getiriyor. Yaz ayında Alanya’nın Türkler Mahallesi’nden yaylaya çıkan vatandaşlardan Adem Yüksel, duyduğu memnuniyeti şu sözlerle dile getirdi: "Mayıs ayında yaylaya çıkıyoruz, ekim ayı sonunda iniyoruz. Böyle bir hizmetin burada olması bizim için çok önemli. Sağlık ocağı ve hekimimizin olması bize can güvenliği veriyor. Bize bu hizmeti sağlayan herkesten Allah razı olsun." Sağlık ocağında görev yapan Dr. Erhan Sarıtekin, 2 bin 100 rakımlı Eğrigöl Yaylası ve çevresindeki yayla köylerde yayla amaçlı gelmiş vatandaşlara Alanya Belediyesi tarafından sağlık hizmeti verildiğini söyledi. Sağlık ocağının bu bölgedeki yaklaşık 5 bin kişiye hizmet verdiğini söyleyen Sarıtekin, yapılan çalışmaları şöyle aktardı: "Polikliniğimiz haftanın 7 günü açık ve günlük ortalama 20 hastamız olmaktadır. Özellikle hafta sonlarında kamp amaçlı Eğrigöl’e gelen vatandaşlarımızla bölgede nüfus artışı yaşanmaktadır, biz de aynı şekilde hizmetlerimize devam etmekteyiz" dedi. "Haftanın 7 günü hizmet" Dr. Sarıtekin, "Ambulansımız her zaman acil durumlara hazır bulunmaktadır. Geceleri gerçekleşen acil vakalarda da ambulansımızla hastalarımızı en yakın sağlık kuruluşuna transfer edebilmekteyiz. Sağlık ocağımız 2023 yılında Alanya Belediyesi tarafından yaptırılmıştır. Sabah 09.00 ile akşam 18.00 saatleri arasında poliklinik hizmeti veriyoruz. Ayrıca yataklı bölümümüzde ayaktan tedavilerimizi yapabiliyoruz. Acil durumlarda ilk müdahaleleri yaptıktan sonra hastalarımızı en yakın sağlık kuruluşuna sevk etmekteyiz" şeklinde konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder