Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
İsrail'in Küresel Sumud Filosunda alıkoyduğu Türkler bugün İstanbul'a dönecek
Van Gölü Havzası’nda yağış bereketi: Etkisi 2027 yılına kadar sürecek
Çocukların silahla oyunu faciayla bitti
SAĞLIK
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39:32
Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:37
Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 14:22
Milas Veteriner Fakültesi 17 Üniversiteden 250 öğrenciyi ağırladı
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Milas Veteriner Fakültesi ev sahipliğinde, IVSA Muğla tarafından düzenlenen VETWISE’26 I. Ulusal Öğrenci Kongresi, MSKÜ Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı. 28-30 Nisan tarihleri arasında gerçekleştirilen kongre, IVSA Muğla’nın ilk ulusal öğrenci kongresi olma özelliğini taşıdı. Türkiye’nin 17 üniversitesinden gelen veteriner fakültesi öğrencilerini buluşturan kongre; ‘Muğla Gençlik Yılı’ vizyonu ve Dünya Veteriner Hekimler Günü kapsamında önemli bir bilimsel platform oluşturdu. Cerrahi, dahiliye, yaban hayatı, sucul hayvan hastalıkları, arıcılık, klinik uygulamalar ve sektör buluşmalarını kapsayan oturumlar ve workshoplar düzenlendi. Açılışta konuşan MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Turhan Kaçar, kongrenin yalnızca bir öğrenci etkinliği değil, gençlerin bilimsel üretim ve mesleki gelişime katılımını gösteren önemli bir organizasyon olduğunu vurguladı. Etkinliğin, öğrencilerin akademi ve sektörle doğrudan temas kurmasına katkı sağladığını belirtti. Milas Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Artay Yağcı ise veteriner hekimliğin hayvan sağlığının ötesinde insan sağlığı, çevre, gıda güvenliği ve biyoteknolojiyle doğrudan ilişkili geniş bir alan olduğunu ifade etti. Tek sağlık yaklaşımının önemine dikkat çeken Yağcı, gelecekte salgın hastalıklarla mücadelede ve ekosistemin korunmasında veteriner hekimlerin kritik rol üstleneceğini belirtti. Muğla’nın arıcılık, çam balı, su ürünleri ve hayvancılık açısından güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayan Yağcı, iklim değişikliği ve hastalıklar gibi sorunlara bilimsel çözümler üretilmesi gerektiğini söyledi. Kongrenin, teorik bilginin ötesinde tartışma ortamı sunacağını ifade etti. IVSA Muğla Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Neslihan Sürsal Şimşek de kongrenin Dünya Veteriner Hekimler Günü ile aynı dönemde düzenlenmesinin anlamına dikkat çekti. Veteriner hekimliğin zoonozlardan gıda güvenliğine kadar geniş bir sorumluluk alanına sahip olduğunu belirterek, mesleğin Tek Sağlık yaklaşımındaki temel rolünü vurguladı. Farklı üniversitelerden öğrencilerin bir araya gelmesinin mesleki dayanışma açısından önemli olduğunu ifade eden Şimşek, kongrenin bilim, iş birliği ve gençlik enerjisini buluşturan bir platform olduğunu söyledi. Organizasyona katkı sağlayan tüm paydaşlara teşekkür etti. Üç gün süren kongreye, akademisyenler ve sektör temsilcilerinin yanı sıra Muğla İl Milli Eğitim Müdürü Emre Çay, Muğla İl Tarım Orman Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Muğla Valiliği Proje Koordinatörü Dr. Ahmet Esen, Muğla Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Hurşit Öztürk, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Sağlık Kültür Spor Daire Başkanı Şamil Türkay Aktürk katıldılar. Kongre boyunca gerçekleşen oturumlar ve uygulamalı workshoplar ile öğrencilerin bilimsel vizyonunun güçlendirmesi ve mesleki farkındalıklarının artması hedeflendi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
5
30 Nisan 2026 Perşembe- 14:44
Hasta, doktoruna böbreğini verdi
28 Ağustos 2025 Perşembe - 15:07
Pozantı Devlet Hastanesi’nde ’Gebe Okulu’ açıldı
Adana’nın Pozantı ilçesinde bulunan Pozantı 80. Yıl Devlet Hastanesi’nde Gebe Okulu birimi açıldı. Pozantı 80. Yıl Devlet Hastanesi’nde, sağlıklı bir hamilelik ve bilinçli bir doğum süreci için ’Gebe Okulu’ hizmete girdi. Hastane Başhekimi İshak Basatemur, sağlıklı nesillerin bilinçli annelerden geçtiğini belirtti. Gebe Okulu ile anne adaylarını hem psikolojik hem de fizyolojik olarak doğuma hazırladıklarını ifade eden Basatemur, "Anne adaylarını gebelik döneminde bilgilendirmek annelik hakkı olarak değerlendirilmelidir. Bu anlayışla hastanemizde gebe okulumuzu bakanlığımızın belirlediği doğrultuda oluşturulmuş olup tüm gebelerin doğum öncesi ve doğum sonrası dönemlerine ilişkin bilgi sahibi olmaları ve bilinçli doğum yapmalarını sağlamak, anne ve baba adaylarına doğum eylemi, ağrı yönetimini benimsemeleri konusunda bilinçlendirmeyi amaçlamaktayız. Eğitimlerini tamamlayanlar katılımcılara ise katılım belgesi vermekteyiz. Eğitim almak isteyen anne ve baba adayları hastanemizin gebe okulu birimine başvurarak bilgi alabilirler" dedi.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:44
Kepez Belediyesi’nden huzurevi sakinlerine göz taraması
Kepez Belediyesi, Mobil Sağlık Merkezi ile Antalya Huzurevi sakinlerine göz taraması hizmeti sundu. Tarama yapılan 56 kişide göz rahatsızlığı, 60 kişide katarakt tespit edildi. Kepez Belediyesi ana hizmet binası yanında, özel hastane konforunda vatandaşlara sağlık hizmeti veren Sağlık Merkezi, bir yandan da gezici Mobil Sağlık Merkezi ile sağlık hizmetini vatandaşların ayağına kadar ulaştırıyor. Mobil sağlık hizmeti ile bir yandan mahalle mahalle kanser taraması gerçekleştirirken, diğer yandan da yine gezici Mobil Sağlık Merkezi ile göz taraması yapılıyor. Kepez Belediyesi, mobil sağlık hizmetleri kapsamında Antalya Huzurevi sakinlerine de göz taraması hizmeti sundu. Antalya Huzurevi’nde 76 kişiye göz taraması yapıldı. Tarama yapılan 56 kişide göz rahatsızlığı, toplam 60 kişide katarakt tespit edildi. "Halkımızın sağlığı bizim için çok önemli" Sosyal belediyecilik çalışmalarının kararlılıkla sürdürüldüğünü belirten Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Vatandaşlarımızın sağlığı bizim için çok önemli. Özellikle elleri öpülesi büyüklerimizin sağlıkları da çok çok önemli. Biz, Belediye Sağlık Merkezimiz, gezici Mobil Sağlık hizmetlerimiz ile her zaman halkımızın yanındayız" dedi.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:43
Arnavutköy’de Aile Sağlığı Merkezi açılışı İstanbul Valisi Davut Gül’ün katılımıyla gerçekleşti
Arnavutköy Haraççı Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ve yaklaşık 5 bin kişiye hizmet verecek Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı gerçekleştirildi. İstanbul Valisi, Arnavutköy Belediye Başkanı, Arnavutköy Kaymakamı ile İstanbul İl Sağlık Müdürü’nün katılımıyla gerçekleşen törende konuşan, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, "Abdullah Dökümcü Aile Sağlık Ocağı’nın açılışını gerçekleştirme gururunu yaşıyoruz. Bu merkez, yaklaşık 700 metrekarelik alanda muayene odaları, tıbbi müdahale ve izleme odaları, laboratuvar ve 112 Acil Servis hattıyla vatandaşımıza hizmet verecek" dedi. İstanbul Valiliği tarafından Arnavutköy Haraççı Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ve yaklaşık 5 bin kişiye hizmet verecek Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı gerçekleştirildi. Hizmete giren Abdullah Dökümcü Aile Sağlığı Merkezi’nin açılış programına İstanbul Valisi Davut Gül, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, mahalle muhtarları, siyasi parti temsilcileri, dernek temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. "700 metrekarelik alanda hizmet verecek" Açılışta konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, merkezin önemine vurgu yaparak, "Burada vatandaşlarımızın hayatına dokunacak çok kıymetli bir eseri daha birlikte hayata geçiriyoruz. Abdullah Dökümcü Aile Sağlık Ocağı’nın açılışını gerçekleştirme gururunu yaşıyoruz. Bu merkez, yaklaşık 700 metrekarelik alanda muayene odaları, tıbbi müdahale ve izleme odaları, laboratuvar ve 112 Acil Servis hattıyla vatandaşımıza hizmet verecek." Şeklinde konuştu. "Bir aile hekimine düşen nüfusu 2 bin 500 kişiye indirmek hedefimiz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner ise yaptığı konuşmada, İstanbul’un sağlık alanındaki önemine dikkat çekerek, "Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı Arnavutköy’dayız. Aslında bunu her hafta gelenekselleştirik. Bir sağlık tesisi açarak İstanbul’un dört bir yanını sağlıkla donatmaya çalışıyoruz. Bugün Abdullah Dökümcü Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını gerçekleştiriyoruz. Arnavutköy’de bir hekime düşen nüfus şu anda 3 bin 450 kişi. Hedefimiz bu sayıyı 2 bin 500’e indirmek. Ayrıca arsa çalışmaları tamamlanan 500 yataklı diş sağlığı merkezi projemiz var. Rabbim izin verirse bir ay içinde sizlerin karşısına çıkmayı planlıyoruz" dedi. "Hedefimiz, bir aile hekimine düşen nüfusu 2 bin 500 kişi olacak şekilde aile sağlık merkezlerini planlamak" İstanbul Valisi Davut Gül ise yaptığı konuşmada, "Kaymakamımız ve belediye başkanımız teknik olarak rakamlardan bahsettiler. İstanbul’un hangi ilçesine giderseniz gidin, yapılan hastaneleri, okulları ve tesisleri görebilirsiniz. Şunu düşünebilirsiniz, ‘Acaba valimizin başka işi yok mu, her hafta sağlık ocağı mı açıyorlar?’ İstanbul’da açılışı yapılacak başka işler de var elbette. Ama istersek günde beş tane açılış yapsak, bir yıl boyunca açabileceğimiz kadar tesisimiz var. Hedefimiz, bir aile hekimine düşen nüfusu 2 bin 500 kişi olacak şekilde aile sağlık merkezlerini planlamak. Böylece aile hekiminiz sizi yönlendirerek en doğru hastaneye sevk edebilir, tedavi gerekiyorsa doğru tahlilleri istemek ve reçeteleri yazmak gibi hizmetleri sunabilir. Bu sistem yaşam kalitenizi daha da artıracaktır. Maalesef nüfusumuz yaşlanıyor ve ilerleyen yıllarda yoğunluk daha da artacak. Bu yüzden anlık merkezlerde hizmet sağlamak, vatandaşlarımızın çektiği sıkıntıları azaltmak için çok önemli." Diye konuştu. Konuşmaların ardından merkez, kurdele kesiminin ardından hizmete açıldı.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:35
Arnavutköy Haraççı Mahallesi’nde Aile Sağlığı Merkezi İstanbul Valisi Gül’ün katılımıyla gerçekleşti
Arnavutköy Haraççı Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ve yaklaşık 5 bin kişiye hizmet verecek Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı gerçekleştirildi. İstanbul Valisi, Arnavutköy Belediye Başkanı, Arnavutköy Kaymakamı ile İstanbul İl Sağlık Müdürü’nün katılımıyla gerçekleşen törende konuşan, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, "Abdullah Dökümcü Aile Sağlık Ocağı’nın açılışını gerçekleştirme gururunu yaşıyoruz. Bu merkez, yaklaşık 700 metrekarelik alanda muayene odaları, tıbbi müdahale ve izleme odaları, laboratuvar ve 112 Acil Servis hattıyla vatandaşımıza hizmet verecek" dedi. İstanbul Valiliği tarafından Arnavutköy Haraççı Mahallesi’nde yapımı tamamlanan ve yaklaşık 5 bin kişiye hizmet verecek Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışı gerçekleştirildi. Hizmete giren Abdullah Dökümcü Aile Sağlığı Merkezi’nin açılış programına İstanbul Valisi Davut Gül, Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner, mahalle muhtarları, siyasi parti temsilcileri, dernek temsilcileri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Program, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. "700 metrekarelik alanda hizmet verecek" Açılışta konuşan Arnavutköy Belediye Başkanı Mustafa Candaroğlu, merkezin önemine vurgu yaparak, "Burada vatandaşlarımızın hayatına dokunacak çok kıymetli bir eseri daha birlikte hayata geçiriyoruz. Abdullah Dökümcü Aile Sağlık Ocağı’nın açılışını gerçekleştirme gururunu yaşıyoruz. Bu merkez, yaklaşık 700 metrekarelik alanda muayene odaları, tıbbi müdahale ve izleme odaları, laboratuvar ve 112 Acil Servis hattıyla vatandaşımıza hizmet verecek." Şeklinde konuştu. "Bir aile hekimine düşen nüfusu 2 bin 500 kişiye indirmek hedefimiz" İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner ise yaptığı konuşmada, İstanbul’un sağlık alanındaki önemine dikkat çekerek, "Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı Arnavutköy’dayız. Aslında bunu her hafta gelenekselleştirik. Bir sağlık tesisi açarak İstanbul’un dört bir yanını sağlıkla donatmaya çalışıyoruz. Bugün Abdullah Dökümcü Aile Sağlığı Merkezi’nin açılışını gerçekleştiriyoruz. Arnavutköy’de bir hekime düşen nüfus şu anda 3 bin 450 kişi. Hedefimiz bu sayıyı 2 bin 500’e indirmek. Ayrıca arsa çalışmaları tamamlanan 500 yataklı diş sağlığı merkezi projemiz var. Rabbim izin verirse bir ay içinde sizlerin karşısına çıkmayı planlıyoruz." Dedi. "Hedefimiz, bir aile hekimine düşen nüfusu 2 bin 500 kişi olacak şekilde aile sağlık merkezlerini planlamak" İstanbul Valisi Davut Gül ise yaptığı konuşmada, "Kaymakamımız ve belediye başkanımız teknik olarak rakamlardan bahsettiler. İstanbul’un hangi ilçesine giderseniz gidin, yapılan hastaneleri, okulları ve tesisleri görebilirsiniz. Şunu düşünebilirsiniz, ‘Acaba valimizin başka işi yok mu, her hafta sağlık ocağı mı açıyorlar?’ İstanbul’da açılışı yapılacak başka işler de var elbette. Ama istersek günde beş tane açılış yapsak, bir yıl boyunca açabileceğimiz kadar tesisimiz var. Hedefimiz, bir aile hekimine düşen nüfusu 2 bin 500 kişi olacak şekilde aile sağlık merkezlerini planlamak. Böylece aile hekiminiz sizi yönlendirerek en doğru hastaneye sevk edebilir, tedavi gerekiyorsa doğru tahlilleri istemek ve reçeteleri yazmak gibi hizmetleri sunabilir. Bu sistem yaşam kalitenizi daha da artıracaktır. Maalesef nüfusumuz yaşlanıyor ve ilerleyen yıllarda yoğunluk daha da artacak. Bu yüzden anlık merkezlerde hizmet sağlamak, vatandaşlarımızın çektiği sıkıntıları azaltmak için çok önemli." Diye konuştu. Konuşmaların ardından merkez, kurdele kesiminin ardından hizmete açıldı.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:34
ADÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’nden açıklama: Ameliyathanedeki cihaz arızalandığı için hastaların ameliyatı ertelendi
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimliği, ameliyat edilmediği gerekçesi ile bir hastanın mahkemeye başvurmasına ilişkin olayla ilgili kamuoyu açıklaması yaptı. Yapılan açıklamada hastanın ameliyatının iddia ettiği gibi bıçak parası meselesinden değil ameliyathanedeki cihazın arızalanmasından dolayı ertelendiği belirtildi. Konuyla ilgili Adnan Menderes Üniversitesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi adına açıklamanın yapıldığı belirtilerek, "Haberde adı geçen hastamız ve diğer hastaların ameliyatları, ameliyathanede kullanılan kule cihazındaki teknik arıza nedeniyle ertelenmiştir. Söz konusu gelişme üzerine hastamız, Hasta Hakları Birimi’ne dilekçe ile başvurmuş; kendisine hem Başhekimliğimiz hem de ilgili hekim tarafından süreç hakkında gerekli bilgilendirme yapılmıştır. Hastanın başvurusu kayıt altına alınmış olup, cihazın onarımı tamamlandığında ameliyat için yeniden planlama yapılacağı kendisine ifade edilmiştir. Cihazın arızasıyla ilgili tespit tutanakları da ilgili birimlerce kayıt altına alınmıştır. Cihaz arızasıyla ilgili bakım ve onarım çalışmaları ivedilikle yürütülmekte olup, süreç en kısa sürede tamamlanacaktır. Hastanın yaşadığı mağduriyetin giderilmesi için süreç içinde her türlü destek sağlanmaktadır" denilerek hastanın kasten mağdur edildiği veya kendisinden ’bıçak parası’ talep edildiği yönündeki iddialar reddedildi.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 14:23
Yalova’da beyin anevrizması kapalı yöntemle tedavi edildi
Yalova Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez beyin anevrizması kapalı yöntemle tedavi edildi. Hastanenin Beyin ve Sinir Cerrahisi polikliniğine başvuran 75 yaşındaki hasta B.G. yapılan tetkiklerden sonra beyin anevrizması teşhisi konuldu ve ameliyat kararı verildi. Bu işlem Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Haydar Eren Özkaya tarafından başarıyla gerçekleştirildi. Yalova’da ilk defa yapılan kapalı yöntemle denilen kasıktan küçük bir damardan girilerek beyin görüntülenmesi, DSA (Dijital Subtraksiyon Anjiyografi) beyin anjiosu işlemi ve endovasküler yöntemle gerekirse mikro cerrahi veya klips ile hastalar tedavi ediliyor. Hasta işlem sonrası ertesi gün sağlıklı bir şekilde taburcu edilerek evine yürüyerek uğurlandı. Hastanede böyle ameliyatların yapılması ile beraber vatandaşların çevre illere sevk gerekliliği ortadan kalktı. Dr. Öğr. Üyesi Haydar Eren Özkaya, yaptığı açıklamada, "Hastamızın beyninde baloncuk dediğimiz küçük, minik yapıda, 1 milimetre anevrazmatik bir yapısı vardı. Bu şüpheden dolayı da teyzemiz bize başvurdu. Daha önce hastanemizde bu işlem hiç yapılmamıştı. Biz teyzemize bu işlemi yaptık. Kasıktan damara girerek kapalı şekilde beyini görüntüledik, anjiyo işlemini yaptık, ekipmanları görüntüledik. Bu işlemi gerçekleştirdik" dedi. Hasta da ağrılarının geçtiğini ifade ederek tedavisinde emeği geçenlere teşekkür etti.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 13:51
Diyabetliler sensör yaş sınırının kalkmasını istiyor
1 diyabet hastalarına sağlanması gerektiğini ifade ettiler. Türkiye Diyabet Programı (TURDEP) verilerine göre Samsun’da 150 bin, tüm Karadeniz illerinde ise 540 bin civarında diyabet hastası var. Karadeniz’deki ilk ve tek dernek olan Karadeniz Diyabet Derneği üyeleri; her 100 kişiden 14’ünün diyabetli olduğu Türkiye’de bu durumu tersini çevirmek ve çocuklardaki diyabetin önüne geçmek için faaliyetlerini yürütüyor. "Samsun’da 150 bin diyabetli var" Derneğin kurucu başkanı İç Hastalıkları ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Emin Dinççağ, "Samsun’da 150 bin diyabetli var. Dernek; diyabetin önlenmesi ve bu konuda çalışmalar yapmak üzerine faaliyet gösteriyor. Ayrıca diyabetlilerin sorunlarını da gündeme getiriyor. Hızla artan obezite ve şeker hastalığının önlenmesi, obezite ile çocukluk yaşlarında mücadele etmekle mümkündür. Çocukları bu hastalıklar konusunda bilgilendirmek, onları spora ve sağlıklı beslenmeye teşvik etmek amacıyla Sağlık Bakanlığı’nın obezitenin önlenmesi konusundaki çalışmalarına KDD olarak katkı sağlamak için ‘Çocuk Obezitesinin Önlenmesi Projesi’ gerçekleştirmek istiyoruz. Gelecekte daha sağlıklı bir nesil yetiştirmek bilinciyle bu projeye önem veriyoruz" dedi. "Tüm tip-1 diyabet hastalarına verilmeli" Dernek Yönetim Kurulu Başkanı Arzu Bektaş ise "Derneğimiz diyabetlilerin sesini duyurmanın yanı sıra birçok proje ve çalışmaya da imza atmaktadır. Karadeniz’in en büyük STK’larından biriyiz. Diyabetli çocuklarımıza şeker ölçüm cihazı verildi. Bu sayede çocukların parmakları her gün defalarca delinmek zorunda kalmıyor. Ancak diyabetli gençlerimizde sensör yok, onlara verilmedi. Üniversite okuyan ya da mezun olup sigortalı bir işe giremeyen gençler var. Şu anda sadece 18 yaş altı diyabetlilere sensör veriliyor. Bu sensörler maliyetli olduğundan birçok aile gençlere sensör tedarik edemiyor. Bu sensörler sayesinde şekerin durumu 24 saat telefondan takip ediliyor ve uyarı sayesinde ani müdahale edebiliyoruz. Tüm tip-1 diyabet hastalarına bu sensörlerin sağlanmasını istiyoruz. Çünkü bu hastalar uykuda ve tek kaldıklarında nöbet geçirebilirler. Bu da geri dönüşü olmayan üzücü durumlara sebebiyet verebilir. O nedenle tüm tip-1 diyabet hastalarına sensör istiyoruz. Bu sensörler o kadar işe yarıyor ki verdiği uyarılar sayesinde vücuttaki olumlu veya olumsuz durumları anında görüp, müdahalede bulunabiliyoruz" diye konuştu.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 13:29
Tunceli’de üreme sağlığı ve KKKA eğitimi
Tunceli İl Sağlık Müdürlüğü tarafından Kale Karakol Komutanlığında üreme sağlığı eğitimi ve Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) eğitimi verildi. Tunceli İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Mazgirt Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından; Kale Karakol Komutanlığında üreme sağlığı ve KKKA eğitimi verildi. Dr. Gamze Taçyıldız ve Dr. Muhammed Ali Dektaş tarafından verilen eğitimlerde ayrıca ilgili eğitim broşürleri de dağıtıldı.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 13:12
Evde Sağlık Hizmetleri 8 aylık dönemde 10 bin 665 hastaya ulaştı
Antalya Büyükşehir Belediyesi Evde Sağlık Hizmetleri Birimi ile bakıma muhtaç vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Öncelikli olarak yaşlı, kronik hasta ve engellilere hizmet veren birim, 2025 yılı Ocak-Ağustos döneminde bin 173 yeni hasta kaydı yaparak bu süreçte toplam 10 bin 665 hastaya evde sağlık hizmeti sundu. Antalya Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı, ücretsiz Evde Sağlık Hizmeti ile engelli, yaşlı ve yatalak durumda olan vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. Doktor, hemşire, fizyoterapist ve bakım personeli tarafından evlerinde ziyaret edilen hastalara; sonda takılması, şeker-tansiyon ölçümü, diş muayenesi, öz bakım ve yaşam alanı temizliği gibi hizmetler veriliyor. Ayrıca ihtiyaç duyulan tıbbi malzemeler de ücretsiz olarak temin ediliyor. Hastanede müdahale gerektiren durumlarda ise hastalar nakil aracı ile güvenli şekilde sağlık kuruluşlarına ulaştırılıyor. 10 bin 665 hastaya evde sağlık ve bakım hizmeti verildi Evde Sağlık Hizmetleri Birim Sorumlusu Hande Yalınlar, Antalya’da yaşayan ekonomik olarak dezavantajlı hasta, yaşlı ve engelli bireylere kapsamlı evde sağlık hizmeti sunduklarını belirtti. Hande Yalınlar, "Hastalarımıza evlerinde ve aile ortamlarında doktor muayenesi eşliğinde hemşirelik hizmetleri, diş tedavisi, fizyoterapi, bakım elemanı desteği ve banyo hizmeti veriyoruz. Yatağa bağımlı olup hastaneye gitmekte zorlanan hastalarımızı nakil araçlarıyla güvenli bir şekilde ulaştırıyoruz. Yürüyebilen hastalarımıza ise yardımcı personel eşliğinde hastane servisi hizmeti sunuyoruz" dedi. 2025 Ocak ayından Ağustos ayına kadar gerçekleştirilen çalışmalara ilişkin bilgi veren Yalınlar şunları söyledi: "Bu süreçte bin 173 yeni hasta tespit ettik. Hemşirelerimiz 10 bin 665 ev ziyareti gerçekleştirdi. 5 bin 240 hastamıza nakil ve hastane servisi sağladık. 681 hastamıza fizyoterapi, 323 hastamıza diş tedavisi uyguladık. Ayrıca 2 bin 680 kişiye banyo ve bakım elemanı hizmeti sunduk" diye konuştu.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 13:10
"Sepsis tedavisindeki gecikmenin ölümcül sonuçları olabilir"
Kana mikrop karışmasına tıp dilinde "Sepsis" denildiğini söyleyen Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sünbül, "Pek çok değişik tür mikrop çeşitli yollarla kana karışabilir ve hastalığa neden olur. Kanda enfeksiyon oluşması çok ciddi ve hayati bir sorundur. Erken tanı ve etkili antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır. Bu tedavinin mutlaka hastanede ve damar yolu ile yapılması gerekir. Tedavide gecikme olan veya bağışıklığı baskılanmış hastalarda maalesef ölüm oranı yüksektir" dedi. Liv Hospital Samsun Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sünbül, kanda görülen enfeksiyon hastalıkları hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Kandaki enfeksiyonun ne olduğundan bahseden Prof. Dr. Sünbül, "Kan sağlıklı insanlarda mikropsuzdur. Kana mikrop karışmasına tıp dilinde ’sepsis’ denir. Pek çok değişik tür mikrop çeşitli yollarla kana karışabilir ve hastalığa neden olur. Enfeksiyon hastalıkları pratiğinin en acil tedavi gerektiren hastalıklarından biridir. Zamanında ve etkin tedavi yapılamaz ise organlarda hasar yaparak ölümle sonlanır. Sepsis dediğimiz bu hastalıkla dünyada sıkça karşılaşılmaktadır. Birçok ülkede hastalığın oranı bilinmemektedir. Yapılan araştırmalara göre ABD’de yılda yaklaşık bir milyona yakın kişi bu hastalığa yakalanmaktadır. Hastalık hastane dışında çeşitli nedenlerle oluşabileceği gibi hastanede yatan kişilerde de gelişebilmektedir. Özellikle yoğun bakım hastalarında kanda enfeksiyon oluşma riski çok daha yüksektir" diye konuştu. Kana mikrop karışması Kana mikrobun nasıl karıştığını anlatan Prof. Dr. Sünbül, şu bilgileri paylaştı: "Kana mikrop, kısa süreli ve miktar olarak az sayıda veya uzun süreli daha fazla miktarda karışabilir. Diş fırçalama veya sakız çiğneme gibi basit işlemler sırasında bile kana geçici süre ve az sayıda mikrop karışabilir ancak bağışıklık sistemi bu mikropları yok eder ve hastalık oluşmaz. Ancak uzun süreli ve fazla miktarda mikrop kana karışırsa kanda enfeksiyon gelişir. İdrar yolları iltihabı, kalp kapaklarında veya kalp duvarında gelişen iltihap, kemik iltihabı, bağırsak iltihabı, cilt iltihabı, iç organlarda olan apseler başta olmak üzere birçok organ veya sistemimizde gelişen iltihap sepsis gelişimine neden olabilir. Ayrıca şeker hastaları, kanser tedavisi verilen kişiler, organ nakli yapılanlar ve yaşlılarda bağışıklık sistemi baskılanmış olduğundan veya yenidoğan dönemindeki bebeklerde ise bağışıklık sistemleri henüz gelişmediğinden bu tür hastalıklara karşı eğilim fazladır." "Erken tanı ve etkili antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır" Kanda enfeksiyon oluşumunun göz ardı edilmemesi gerektiği vurgulayan Prof. Dr. Sünbül, "Günümüzde tıbbi teknolojideki gelişmeler sağlık hizmetlerinde kaliteyi artırırken diğer yandan tanı ve tedavi amaçlı hastaya uygulanan bir takım işlemler kanda enfeksiyon riski oluşturmaktadır. Uzun süreli idrar sondası kullanımı, diyaliz katateri, kanser tedavisi yapmak için konulan kalıcı kataterler bunlara örnektir. Kanda enfeksiyon oluşması çok ciddi ve hayati bir sorundur. Erken tanı ve etkili antibiyotik tedavisi hayat kurtarıcıdır. Bu tedavinin mutlaka hastanede ve damar yolu ile yapılması gerekir. Tedavide gecikme olan veya bağışıklığı baskılanmış hastalarda maalesef ölüm oranı yüksektir" diye konuştu. "Tanı ayrıntılı fizik muayene ve laboratuvar tetkikleriyle konur" Kanda enfeksiyon saptanması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Sünbül, "Vücutta iltihap olduğunda başta ateş yüksekliği, halsizlik, iştahsızlık, baş ağrısı, bulantı, kusma gibi pek çok klinik bulgunun dışında kanda bazı değerler de yükselir. Kana mikrop karıştığından şüphelenilirse, hasta derhal hastaneye yatırılır ve incelenir. Klinik şüphe ile birlikte ayrıntılı fizik muayene ve laboratuvar tetkikleri ile tanı konur. Hastadan alınan kanın kültürü yapılır ve kan kültüründe mikrop üretildiğinde tanı kesindir. Bu işlem birkaç gün alabilir, kanda enfeksiyon düşünülen hastalarda derhal tedaviye başlanır" dedi. "CRP değerinin yüksek olması, kanda enfeksiyon tanısı için yeterli değildir" Kanda mikrop olduğunda pek çok laboratuvar değerlerinin de artabileceğini ve bu durumun tanı koymaya da yardımcı olabileceğini dile getiren Prof. Dr. Sünbül, "Bunlardan birisi de C reaktif protein (CRP) olup kanda mikrop olduğunda artabildiği gibi başka birçok iltihap seyrinde de yükselir. Ancak herhangi klinik bir bulgu olmadan bazen tek başına CRP yüksekliğinde hastalara ’kanınızda mikrop var’ diye ifade edilmektedir. Bu yorum hastalarda paniğe ve endişeye neden olmaktadır. Tek başına kanda CRP değerinin yüksek olması, kanda enfeksiyon tanısı için yeterli değildir. Hatta bazen yakın zamanda geçirilen pek çok enfeksiyondan sonra CRP yüksek bulunabilir. Bir diğer neden ise mikropsuz iltihap diye tanımlanabilecek romatizmal hastalıklar (otoimmun hastalıklar) seyrinde de bu değerin yüksek olmasıdır. Bunun ayrımı için detaylı bir muayene ve laboratuvar testlerinin doğru yorumlanması önemlidir" ifadelerini kullandı.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 12:29
Bakan Memişoğlu: "Dünyada örnek bir sağlık sistemi oluşturmaya çalışıyoruz"
UŞAK (İHA) – Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla yalnızca hizmet sunan değil, dünyaya örnek olan bir sağlık sistemi kurmayı hedeflediklerini belirterek, "Dünyada örnek bir sağlık sistemi oluşturmaya çalışıyoruz" dedi. Uşak’a gelen Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Valiliği ziyaret etti. Bakan Memişoğlu’nu Valilik binası önünde Vali Naci Aktaş, AK Parti Uşak Milletvekilleri İsmail Güneş ve Fahrettin Tuğrul, CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım, Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Tarık Acar ve kurum müdürleri karşıladı. Valilik şeref defterini imzalayan Bakan Memişoğlu, daha sonra basına kapalı gerçekleştirilen Sağlıklı Türkiye Yüzyılı Uşak Sağlık Yöneticileri Toplantısı’na katıldı. Toplantı sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla yalnızca hizmet sunan değil, dünyaya örnek olan bir sağlık sistemi kurmayı hedeflediklerini belirtti. Dünyada örnek bir sağlık sistemi oluşturmaya çalıştıklarını aktaran Bakan Memişoğlu, "Cumhurbaşkanımızın vizyonuyla, yalnızca milleti koruyan değil, aynı zamanda sürekli geliştiren ve dünyaya örnek olan bir sağlık sistemi oluşturmaya çalışıyoruz. Gerçekten de Türkiye sağlık hizmetlerinde olduğu gibi, inşallah üreten sağlıkta da bu başarıyı elde edeceğiz" dedi. Bakan Memişoğlu, sağlık teknolojilerindeki hedeflerini de şu sözlerle aktardı: "Bizim hedefimiz sadece sağlık hizmetini artırıp sürdürmek değil, dünyada sağlık teknolojisinde de lider bir ülke olmaktır. Hekimlerimizle, sağlık çalışanlarımızla, sanayicimizle, üreticimizle hep beraber bu işi inşallah 2026’da organize edebiliriz." Sigara ve tütünle mücadeleye değinen Memişoğlu, "Mobil sigara araçlarımız artık sahayaydı. Mahallede, köyde, kahvede insanlarımıza, sigara içen insanlarımıza, bu kötü alışkanlığına maalesef devam ettik. İnsanlarımıza yardım edip onlara nasıl sigaralarını bırakacaklarını, nasıl destek olacağımızı biz anlatacağız. Onlardan da desteğimiz bu desteğe uymaları" dedi. Sağlık yatırımlarına ilişkin de bilgiler veren Memişoğlu, "Özellikle koruyucu sağlıkta önemli olan sağlık ve hayat merkezlerimizi arttırıyoruz. 53 tane şimdiye kadar son bir senedir yaptık. Şu anda 300 üzerine sağlık ve hayat merkezlerimiz var. Toplumun bu konuda da sağlık ve hayat merkezlerinin kullanmasını özellikle öneriyoruz. Çünkü burada fizyoterapistimiz, diyetisyenimize, çocuk gelişimcisine, psikoloğa kadar aynı zamanda kanser tanımalarının ücretsiz yapıldığı alanlar var. Bu konuda da insanlarımızı sağlık ve hayat merkezlerine ziyaret etmelerini bekliyoruz" ifadelerine yer verdi. Bakan Memişoğlu’nun programı açıklama sonrası basına kapalı devam etti.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 11:05
Selenyumun vücudun doğal savunmasına katkısı
Beslenme uzmanları, selenyumun düzenli ve yeterli miktarda alınmasının kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudun genel işleyişine olumlu etkiler sağladığını ve hücrelerin sağlığını koruduğunu vurguladı. 2025’in sağlıklı yaşam trendlerinde adını sıkça duyduğumuz minerallerden biri selenyum. Vücutta antioksidan etkiler gösteren ve ağır metallere karşı vücudu koruyan bu değerli mineral, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, tiroit fonksiyonlarını destekliyor ve hücreleri zararlı etkenlere karşı koruyor. Günlük yaşamda mikro düzeyde alınsa bile, selenyumun sağlığa olan katkısı önemli. Beslenme uzmanları, selenyumun düzenli ve yeterli miktarda alınmasının kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudun genel işleyişine olumlu etkiler sağladığını ve hücrelerin sağlığını koruduğunu vurguluyor. Bu noktada ise selenyum içeriği bakımdan en zengin ve pratik kaynaklardan biri olarak ton balığı öne çıkıyor. En güçlü kaynak ton balığı Ton balığı, yalnızca protein ve zengin Omega-3 açısından değil, aynı zamanda doğal selenyum içeriğiyle de son derece besleyici bir deniz ürünü olarak dikkat çekiyor. Bilimsel araştırmalar, ton balığının içerdiği selenyumun biyoyararlanımının yüksek olduğunu ve vücut tarafından kolayca kullanılabildiğini ortaya koyuyor. Selenyumun doğal yollarla alınmasının önemi, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından vurgulanıyor; besinlerden alınan selenyum, takviyelere göre vücut tarafından daha kolay emiliyor ve böylece sağlığı desteklemenin en doğal ve etkili yolunu sunuyor. ABD Tarım Bakanlığı verilerine dayanan Nutrition Value, suda konserve ton balığının günlük selenyum ihtiyacının yüzde 128’ini, yağda konserve ton balığının ise yüzde 138’ini karşılayabildiğini gösteriyor. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) verilerine göre, bitkisel kaynaklarda selenyum miktarı toprağın özelliklerine bağlı olarak değişebilirken, hayvansal ürünlerdeki selenyum seviyeleri tahmin edilebilir ve stabil kalıyor. Yarım kutu konserve ton balığı, bir yetişkinin günlük selenyum ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaya yetiyor. Bu da yoğun yaşam temposu içinde sağlıklı beslenmek isteyenler için oldukça pratik bir çözüm sunuyor. Ayrıca, ton balığı; D vitamini, Omega-3 ve yüksek biyolojik değere sahip protein içeriğiyle genel sağlığı destekliyor. Günümüzde modern üretim süreçleri ve izlenebilir tedarik zincirleri sayesinde, konserve ton balığı ürünleri artık sadece pratik değil aynı zamanda güvenilir bir seçenek olarak ortaya çıkıyor. "Balığını izle" gibi uygulamalar, tüketicilerin tercih ettikleri ürün hakkında detaylı bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Doğal avcılıkla elde edilen genç ve küçük balıklarla hazırlanan konserveler, hem doğaya duyarlı üretimi destekliyor hem de yüksek kalite sunuyor. Ton balığı, selenyum kaynağı olarak sağlıklı yaşamın önemli bir parçası haline geliyor. Uzmanlar, dengeli bir diyetin içinde ton balığına düzenli olarak yer verilmesinin, sağlığı korumak ve desteklemek açısından son derece değerli olduğunu belirtiyor.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder