Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Hamaney: "Düşmanlar ekonomik alanda da umutsuzluğa düşmeli"
İran'da patlama: 14 asker hayatını kaybetti!
Nevzat Bahtiyar’a verilen 17 yıl hapis cezasının gerekçesi açıklandı
Trump’tan AB menşeli otomobil ve ağır vasıtalara yüzde 25 gümrük vergisi kararı
Şanlıurfa’da üvey kardeşler arasında arazi kavgası: 2 ölü
Sobaya dökülen tinerin parlamasıyla ağır yaralanan genç hayatını kaybetti
Sakarya’da karaya oturan gemi havadan görüntülendi
SAĞLIK
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Eroğlu: "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde yer alması önemli gündemlerimizden biri"
01 Mayıs 2026 Cuma - 23:58:46
Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır" dedi. Türk Veteriner Hekimleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Ali Eroğlu, Dünya Veteriner Hekimler Günü dolayısıyla Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanlığı tarafından düzenlenen programa katıldı. Programda konuşan Eroğlu, hekimliği mesleğinin önemine dikkat çekerek, veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içinde hak ettiği yeri alması gerektiğini dile getirdi. "Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması en önemli gündemlerimizdendir" Tüm veteriner hekimlerin Dünya Veteriner Hekimler Günü’nü kutladığını dile getiren Eroğlu, Merkez Konseyi ve 72 il ve bölge odasıyla çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, "Attığımız her adımı meslektaşlarımızla istişare ederek atıyoruz. Çünkü bir işe başlarken adını doğru koyarsanız doğru sonuçlara ulaşırsınız. Çalışmalarımızda Tarım ve Orman Bakanlığımız ile sürekli iş birliği içerisindeyiz. Bakanımız İbrahim Yumaklı başta olmak üzere tüm bürokratlara teşekkür ediyorum. Özellikle 41. madde ile ilgili uzun süredir devam eden bir sorunun çözüm aşamasına gelmiş olması bizim için önemlidir. 3 yıldır büyük sorun haline gelmişti. Meslek örgütleri ile kamu birlikte çalıştığında ortaya çıkan mevzuat daha sağlıklı ve isabetli olur. Bu nedenle iş birliği büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimlerin sağlık meslek grubu içerisinde yer alması konusu bizim en önemli gündemlerimizden biridir. 1219 sayılı kanun kapsamında sağlık meslek gruplarına verilen haklardan veteriner hekimler de yararlanmalıdır. Bu sağlandığında özlük hakları, maaşlar, fiili hizmet gibi birçok sorun çözüme kavuşacaktır. Sorunlarımızı ancak birlik ve beraberlik içinde çözebiliriz. Bilgiye dayanmayan açıklamalar bilgi kirliliği oluşturur. Bu nedenle meslektaşlarımızın konulara hakim olarak görüş bildirmesi büyük önem taşımaktadır. Veteriner hekimler, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na göre sağlık hizmetleri sınıfında yer almaktadır. Ancak bu durum tek başına yeterli değildir. Hakların tam anlamıyla elde edilebilmesi için ilgili diğer yasal düzenlemelerin de yapılması gerekmektedir. Hazırladığımız kanun teklifleri arasında veteriner hekimlerin tanımının güncellenmesi ve mesleğin kapsamının genişletilmesi de bulunmaktadır" dedi. "Tek sağlık yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekiyor" Veteriner hekimlerin sahipsiz hayvanlar sorununda aktif rol oynaması gerektiğini kaydeden Eroğlu, "Bu alanda belediyelerde yeterli sayıda veteriner hekim istihdam edilmesi gerekmektedir. Türkiye genelinde en az 4 bin veteriner hekimin bu alanda görevlendirilmesi gerektiğini ifade ediyoruz. Eğitim konusu da mesleğimizin geleceği açısından büyük önem taşımaktadır. Veteriner fakültelerinin niteliği artırılmalı, eğitim güçlendirilmelidir. Mezun olan veteriner hekimlerin yeterli donanıma sahip olması sağlanmalıdır. Veteriner hekimlik çevre, hayvan ve insan sağlığına aynı anda hizmet eden tek meslek grubudur. Bu nedenle stratejik bir meslektir. Sağlıklı hayvan, sağlıklı gıda ve sağlıklı insan demektir. Kovid-19 süreci de veteriner hekimliğin önemini bir kez daha ortaya koymuştur. Zoonotik hastalıkların büyük bir kısmı hayvan kaynaklıdır ve bu hastalıklarla mücadelede veteriner hekimler kritik rol oynamaktadır. Bu nedenle ‘tek sağlık’ yaklaşımının ülkemizde yasal altyapıya kavuşturulması gerekmektedir. Türk Veteriner Hekimleri Birliği olarak bu konuda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve ilgili kurumlara sunduğumuz raporlarla bu yapının oluşturulmasını talep ediyoruz" şeklinde konuştu. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdür Yardımcısı Bekir Yücel Tanrıkulu da veteriner hekimlerin hayvancılığın sürdürülebilirliği açısından temel bir rol üstlendiğini söyledi. Meslek mensuplarının bilgi ve deneyimlerinin daha fazla görünür olması gerektiğini belirten Tanrıkulu, özellikle son dönemde hayvancılık konusunda farklı kesimlerin öne çıktığını, ancak meslek uzmanlarının daha aktif ve görünür olması gerektiğini kaydetti. Tanrıkulu, mesleğin temsil gücünün artırılmasının önemli olduğunu ifade ederek, yürütülen mevzuat çalışmalarının kısa sürede sonuçlanmasını temenni etti. Kastamonu İl Tarım ve Orman Müdürü Ahmet Kılıç da, Kastamonu’da yaklaşık 280 bin büyükbaş ve 80 bine yakın küçükbaş hayvan varlığı bulunduğunu belirterek, hayvan sağlığının korunması ve buzağı ölümlerinin azaltılması için kurumlar arası iş birliğinin önemli olduğunu dile getirdi. Kastamonu Veteriner Hekimler Odası Başkanı Hacı İbrahim Maşalacı ise veteriner hekimlerin zorlu şartlarda görev yaptığını, çoğu zaman bu durumun bilinmediğini söyledi. "Veteriner hekimlerine destek veren bir ülke, hayvan sağlığına, gıda güvenliğine ve toplum sağlığına sahip çıkmış demektir" diyen Maşalacı, meslekte yaşanan sorunların doğrudan hayvan sağlığı, gıda güvenliği ve toplum sağlığını etkilediğini belirtti. Programa Kastamonu Üniversitesi Veteriner Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Özgür Kaynar, Kastamonu Ziraat Odası Başkanı Mehmet Butur, Kastamonu Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Bayram Pehlivan, oda yönetimi ve veteriner hekimler katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 18:39
Hitit Üniversitesi’nin kan bağışı duyarlılığına Kızılay’dan gümüş madalya
Türk Kızılay tarafından yürütülen kan bağışı kampanyalarına sağladığı katkı dolayısıyla Hitit Üniversitesine gümüş madalya verildi. Türk Kızılay Kan Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Bölge Kan Merkezleri ve Kan Bağışı Merkezleri tarafından yürütülen kan bağışı projeleri ve kampanyalarına destek veren kurumlara kurumsal madalya veriyor. Bu kapsamda 2025 yılında gerçekleştirilen toplam bin 54 ünite kan bağışıyla Çorum’da kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurum Hitit Üniversitesi oldu. Hitit Üniversitesinde kan bağışı kampanyalarına en fazla katkı Osmancık Ömer Derindere Meslek Yüksekokulu, Meslek Yüksekokulları Kampüsü ve Spor Bilimleri Fakültesinden geldi. Hitit Üniversitesi Rektörlüğü Senato Salonu’nda düzenlenen takdim töreninde konuşan Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman Öztürk, "Türk Kızılay tarafından üniversitemizde gerçekleştirilen kan bağışı kampanyalarına duyarlılık göstererek hayatlara dokunan akademik ve idari personelimiz ile öğrencilerimize yürekten teşekkür ediyorum" dedi. Çorum Kızılay Şube Başkanı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Bilgin de Çorum’da ilk kurumsal madalyanın 2024 yılında 654 ünite kan bağışı ile Osmancık 75. Yıl Cumhuriyet İlkokuluna verildiğini ifade ederek kurumsal gümüş madalyayı alan ilk kurumun ise Hitit Üniversitesi olduğunu kaydetti. Kan bağışlarının ülke genelindeki kan ihtiyacının karşılanmasınaönemli katkı sunduğuna dikkati çeken Bilgin, desteklerinden dolayı başta Rektör Prof. Dr. Ali Osman Öztürk olmak üzere üniversite yönetimine teşekkür etti. Törene, Hitit Üniversitesi Senato Üyeleri, Çorum Kan Bağışı Merkezi Müdürü Dr. Senem Biçer, Kan Bağışçısı Kazanım Uzmanı Yasemin Güloğlu ve Şube Müdürü Tuğrul Yıldırım katıldı.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:37
Büyükşehir’den diyabetli öğrencilere sensör desteği
Bursa’da gençlerin daha iyi bir eğitim alabilmesi ve gelecek kaygısı yaşamaması için çalışmalarını sürdüren Bursa Büyükşehir Belediyesi, sosyal güvencesi bulunmayan Tip 1 diyabet hastası üniversite öğrencilerine yönelik, ‘Şeker Sensörü Desteği’ni başlattı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde hayata geçirilen ‘Sürekli Glikoz Ölçüm Sensörü’ desteğiyle, üniversitelerin örgün eğitim programlarında öğrenim gören 18 yaş üzerindeki Tip 1 diyabetli gençlerin, kan şekeri seviyelerini gün içerisinde anlık olarak takip edebilmesi amaçlanıyor. Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından başlatılan destek programıyla eğitimine devam eden gençlerin yaşam kalitesinin artırılması ve hastalık yönetimlerinin daha güvenli hale gelmesi hedefleniyor. Projenin başvuruları, 1 Mayıs-15 Mayıs tarihleri arasında alınacak. Destekten yararlanmak isteyen öğrencilerin Bursa’da ikamet etmesi, 18 yaşını doldurmuş olması, Tip 1 diyabet tanısına sahip bulunması ve üniversitelerin örgün eğitim programlarında aktif olarak öğrenim görmesi gerekiyor. Değerlendirme süreçlerinin ardından uygun bulunan öğrencilere sensör desteği sağlanacak. Başvurular için https://www.bursa.bel.tr/form/?form_id=b8b53cd277 adresi ziyaret edilebilir.
01 Mayıs 2026 Cuma - 15:00
Sınav döneminde kontrolsüz ilaç kullanımı
Sınav hazırlık sürecinde dikkat artırma vaadiyle kullanılan ürünler, doğru tedavinin önüne geçebiliyor. Ailelerin bilinçsiz yönlendirmeleri çocukların sağlığını riske atıyor. Türkiye’de milyonlarca öğrencinin geleceğini etkileyen LGS ve YKS sürecinde artan stres ve başarı baskısı, öğrenci ve aileleri "kısa yoldan çözüm" arayışına itiyor. Son dönemde özellikle dikkat ve odaklanmayı artırdığı iddia edilen bazı ilaçların, hekim kontrolü olmadan kullanılması ciddi bir tartışma konusu haline geldi. Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Cansu Gerçek, kamuoyunda "zihin açıcı" olarak bilinen ürünlere ilişkin önemli bilgiler paylaştı. Dr. Gerçek, bu ürünlerden biri olan sitikolin; beyin hücre zarının yapısında yer alan fosfolipitlerin sentezine katılan, nörolojik süreçlerde rol oynayan bir madde oldğunu belirterek, "Sitikolin, çocuk ve ergen psikiyatrisinde bazı seçilmiş vakalarda destekleyici amaçla kullanılabilir. Ancak hiçbir şekilde temel tedavinin yerine geçmez. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunda birinci basamak tedavi, bilimsel etkinliği kanıtlanmış stimülan ilaçlardır. Sitikolin bu tedavilere alternatif değildir; yalnızca gerekli görüldüğünde ek destek olarak değerlendirilebilir. Kkontrolsüz kullanımın en büyük tehlikesi, çocukların doğru tanı ve tedaviye ulaşmasının gecikmesi ve farklı sağlık sorunlarına yol açabilme riski. Çünkü her dikkat sorunu aynı nedene dayanmayabilir. Her dikkat sorunu DEHB değildir. Bu nedenle hekime danışmadan yapılan her müdahale, asıl sorunun gözden kaçmasına neden olabileceği gibi farklı sağlık sorunlarına da yol açabilir" dedi. Dr. Cansu Gerçek özellikle sosyal medya ve kulaktan dolma bilgilerle yapılan yönlendirmelerin ciddi risk taşıdığını belirterek, "Hekim önerisi olmadan ilaç kullanmayın, arkadaş tavsiyesi ile ilaca başlamayın ve gelişme çağındaki çocukların akademik başarısı için kimyasal destek arayışına girmeyin. Sitikolin gibi maddeler, doğru hastada ve doğru endikasyonla kullanıldığında fayda sağlayabilecek nörobiyolojik ajanlar arasında yer alıyor. Ancak bu durum, onların "herkes için uygun" olduğu anlamına gelmiyor. Gelişigüzel ‘zihin açıcı’ kullanımı doğru değildir. Kalıcı başarı, doğru tanı, uygun tedavi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla mümkündür" dedi.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
4
01 Mayıs 2026 Cuma- 09:42
Dev sağlık tesisi hız kesmeden devam ediyor
5
01 Mayıs 2026 Cuma- 10:21
Mevsimsel alerjiler artışta
28 Ağustos 2025 Perşembe - 11:05
Selenyumun vücudun doğal savunmasına katkısı
Beslenme uzmanları, selenyumun düzenli ve yeterli miktarda alınmasının kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudun genel işleyişine olumlu etkiler sağladığını ve hücrelerin sağlığını koruduğunu vurguladı. 2025’in sağlıklı yaşam trendlerinde adını sıkça duyduğumuz minerallerden biri selenyum. Vücutta antioksidan etkiler gösteren ve ağır metallere karşı vücudu koruyan bu değerli mineral, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, tiroit fonksiyonlarını destekliyor ve hücreleri zararlı etkenlere karşı koruyor. Günlük yaşamda mikro düzeyde alınsa bile, selenyumun sağlığa olan katkısı önemli. Beslenme uzmanları, selenyumun düzenli ve yeterli miktarda alınmasının kalp-damar sağlığı başta olmak üzere vücudun genel işleyişine olumlu etkiler sağladığını ve hücrelerin sağlığını koruduğunu vurguluyor. Bu noktada ise selenyum içeriği bakımdan en zengin ve pratik kaynaklardan biri olarak ton balığı öne çıkıyor. En güçlü kaynak ton balığı Ton balığı, yalnızca protein ve zengin Omega-3 açısından değil, aynı zamanda doğal selenyum içeriğiyle de son derece besleyici bir deniz ürünü olarak dikkat çekiyor. Bilimsel araştırmalar, ton balığının içerdiği selenyumun biyoyararlanımının yüksek olduğunu ve vücut tarafından kolayca kullanılabildiğini ortaya koyuyor. Selenyumun doğal yollarla alınmasının önemi, Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından vurgulanıyor; besinlerden alınan selenyum, takviyelere göre vücut tarafından daha kolay emiliyor ve böylece sağlığı desteklemenin en doğal ve etkili yolunu sunuyor. ABD Tarım Bakanlığı verilerine dayanan Nutrition Value, suda konserve ton balığının günlük selenyum ihtiyacının yüzde 128’ini, yağda konserve ton balığının ise yüzde 138’ini karşılayabildiğini gösteriyor. ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) verilerine göre, bitkisel kaynaklarda selenyum miktarı toprağın özelliklerine bağlı olarak değişebilirken, hayvansal ürünlerdeki selenyum seviyeleri tahmin edilebilir ve stabil kalıyor. Yarım kutu konserve ton balığı, bir yetişkinin günlük selenyum ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaya yetiyor. Bu da yoğun yaşam temposu içinde sağlıklı beslenmek isteyenler için oldukça pratik bir çözüm sunuyor. Ayrıca, ton balığı; D vitamini, Omega-3 ve yüksek biyolojik değere sahip protein içeriğiyle genel sağlığı destekliyor. Günümüzde modern üretim süreçleri ve izlenebilir tedarik zincirleri sayesinde, konserve ton balığı ürünleri artık sadece pratik değil aynı zamanda güvenilir bir seçenek olarak ortaya çıkıyor. "Balığını izle" gibi uygulamalar, tüketicilerin tercih ettikleri ürün hakkında detaylı bilgiye ulaşmasını sağlıyor. Doğal avcılıkla elde edilen genç ve küçük balıklarla hazırlanan konserveler, hem doğaya duyarlı üretimi destekliyor hem de yüksek kalite sunuyor. Ton balığı, selenyum kaynağı olarak sağlıklı yaşamın önemli bir parçası haline geliyor. Uzmanlar, dengeli bir diyetin içinde ton balığına düzenli olarak yer verilmesinin, sağlığı korumak ve desteklemek açısından son derece değerli olduğunu belirtiyor.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:45
Uzm. Dr. Çoban: "Eller, akan bir suda sabun eşliğinde en az 20 saniye yıkanmalıdır"
Çocuklarda görülen enfeksiyonların aşırı temastan kaynaklandığını dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Hakan Çoban, "Özellikle akan bir suda, sabun eşliğinde en az 20 saniye olacak şekilde tüm elimizi, avucumuzu, parmaklarımızı ve tırnaklarımızı ovalayarak yıkamamız gerekiyor. Velilerimize de çocuklara el yıkama alışkanlığını küçük yaştan itibaren edindirmelerini ve onlara göstererek uygulamalarını tavsiye ederiz" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Hakan Çoban, okulların açılmasına günler kala, çocuklarda görülebilecek enfeksiyonlar ve önlemleri hakkında bilgiler verdi. Çocuklarda en fazla görülen enfeksiyonların aşırı temastan kaynaklandığını aktaran Uzman Dr. Hakan Çoban, "Özellikle elle temasla geçen hastalıklardır. Bunlardan en önemlisi, gastroenterit dediğimiz bağırsak iltihaplanmasıdır. Onun dışında mevsim itibariyle şuan da erken ama ilerleyen vakitlerde soğuk algınlığı dediğimiz viral enfeksiyonların da sıklığı artacaktır. Fekal-Oral dediğimiz gıdalarla veya tuvaletten sonra ellerin yıkanmamasıyla geçebilecek hepatit cinsi hastalıklar var. Bunlar çocukların yakın temasında ve kapalı alanda uzun süre kalmaları neticesinde sık gördüğümüz hastalıklardır. Bunlara engel olmak için yapılacaklardan bir tanesi el yıkamadır. Özellikle hastalıklarda mikroplar ağzımıza, yüzümüze ve gözümüze ellerin kontaminasyonuyla geçtiğinden dolayı el yıkaması çok önemlidir. Yemek yemeden önce veya sonra, tuvalet temizliğinden, hayvanlara dokunduktan veya dışarıdan eve geldikten sonra muhakkak ellerin yıkanması gerekmektedir" diye konuştu. Dr. Çoban, "Ellerin yıkanmasını da özellikle akan bir suda, sabun eşliğinde en az 20 saniye olacak şekilde tüm elimizi, avucumuzu, parmaklarımızı ve tırnaklarımızı ovalayarak yıkanması gerekiyor. Ellerimizi yıkadıktan sonra da özellikle tek kullanımlık peçete havlularla veya şahsımıza ait havluyla el kurulamasını yapmamız gerekir. Kesinlikle ellerimizi üstümüze silerek kurutmamalıyız. İkinci bir husus da bir başkasının havlusunun kullanılmaması gerekiyor. Velilerimizin de çocuklara el yıkama alışkanlığını küçük yaştan itibaren edindirmelerini ve onlara göstererek uygulamalarını tavsiye ederiz. Bunun yanında saç bakımı ve 3 günde bir olacak şekilde vücut temizliğinin yapılması ve tırnaklarının haftada bir kez kesilmesini öneriyoruz. Çocuklarımız için en önemli şeylerden birisi de aşılamadır. Çocukların kesinlikle aşılarının ertelenmemesi ve zamanında eksiksiz bir şekilde yapılmasını öneririz. Okullar da açılıyor, velilerimiz çocuklarını kesinlikle kahvaltı yapmadan okula gönderilmemelidir" şeklinde konuştu.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:42
Tekirdağ Şehir Hastanesi Gebe Okulu’nda anne adayları doğuma hazırlanıyor
Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Gebe Okulu, anne adaylarını hem doğuma hem de doğum sonrası sürece hazırlıyor. Hastane bünyesinde düzenlenen gebe okulu eğitimlerinde anne adayları, kadın sağlığı uzmanları, fizyoterapist, diyetisyen ve psikologlardan destek alıyor. Eğitimler sayesinde anneler hem bedensel hem de zihinsel olarak doğuma daha hazırlıklı hale gelirken, özellikle normal doğuma dair kaygılar azalıyor. Doğru ve bilimsel bilgilerle sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin de önüne geçiliyor. Eğitimler kapsamında anne adayları doğumhaneyi gezerek süreç hakkında yerinde bilgi sahibi olma imkânı buluyor. "Bilinçli anneler, sağlıklı nesiller" Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu, yaptığı açıklamada, "Anne adaylarımız gebelik sürecinde nelerle karşılaşacaklarını, doğumun nasıl gerçekleşeceğini ve doğum sonrasında dikkat edilmesi gerekenleri uzmanlarımızdan öğreniyor. Dünyanın en güzel olayı bir evlat sahibi olmak. Biz de bu süreçte annelerimizi bilinçlendirerek hem onların sağlığını hem de gelecek nesillerin sağlığını güvence altına almak istiyoruz. Sağlık Bakanlığımızın da bu konuya verdiği önemle birlikte, burada düzenlediğimiz eğitimleri bir diploma ile taçlandırarak anne adaylarımızı kutluyoruz" dedi. Anne adaylarından olumlu geri dönüşler Eşiyle birlikte gebe okuluna katılan Beyza Acar ise, "Burada anneliğin hem öncesi hem de sonrası için eğitim aldık. Fizik tedavi uzmanından yapacağımız egzersizleri, psikolojik destek eğitimlerini öğrendik. Doğumhaneyi gezdik ve süreci yakından gördük. Bu sayede kendimizi psikolojik olarak da hazırlamış olduk. Burada olmaktan mutluyuz. Tüm anne adaylarına özellikle doğum öncesi ve sonrası için bu eğitimi kesinlikle tavsiye ediyorum" diye konuştu. Öte yandan 4 yıldır faaliyet gösteren gebe okulunda 247 anne eğitim gördü.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:41
Uzm. Dr. Çoban: "Eller, akan bir suda sabun eşliğinde en az 20 saniye yıkanmalıdır"
Çocuklarda görülen enfeksiyonların aşırı temastan kaynaklandığını dile getiren Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Hakan Çoban, "Özellikle akan bir suda, sabun eşliğinde en az 20 saniye olacak şekilde tüm elimizi, avucumuzu, parmaklarımızı ve tırnaklarımızı ovalayarak yıkamamız gerekiyor. Velilerimize de çocuklara el yıkama alışkanlığını küçük yaştan itibaren edindirmelerini ve onlara göstererek uygulamalarını tavsiye ederiz" dedi. Elazığ Medilines Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doktor Hakan Çoban, okulların açılmasına günler kala, çocuklarda görülebilecek enfeksiyonlar ve önlemleri hakkında bilgiler verdi. Çocuklarda en fazla görülen enfeksiyonların aşırı temastan kaynaklandığını aktaran Uzman Dr. Hakan Çoban, "Özellikle elle temasla geçen hastalıklardır. Bunlardan en önemlisi, gastroenterit dediğimiz bağırsak iltihaplanmasıdır. Onun dışında mevsim itibariyle şuan da erken ama ilerleyen vakitlerde soğuk algınlığı dediğimiz viral enfeksiyonların da sıklığı artacaktır. Fekal-Oral dediğimiz gıdalarla veya tuvaletten sonra ellerin yıkanmamasıyla geçebilecek hepatit cinsi hastalıklar var. Bunlar çocukların yakın temasında ve kapalı alanda uzun süre kalmaları neticesinde sık gördüğümüz hastalıklardır. Bunlara engel olmak için yapılacaklardan bir tanesi el yıkamadır. Özellikle hastalıklarda mikroplar ağzımıza, yüzümüze ve gözümüze ellerin kontaminasyonuyla geçtiğinden dolayı el yıkaması çok önemlidir. Yemek yemeden önce veya sonra, tuvalet temizliğinden, hayvanlara dokunduktan veya dışarıdan eve geldikten sonra muhakkak ellerin yıkanması gerekmektedir" diye konuştu. Dr. Çoban, "Ellerin yıkanmasını da özellikle akan bir suda, sabun eşliğinde en az 20 saniye olacak şekilde tüm elimizi, avucumuzu, parmaklarımızı ve tırnaklarımızı ovalayarak yıkanması gerekiyor. Ellerimizi yıkadıktan sonra da özellikle tek kullanımlık peçete havlularla veya şahsımıza ait havluyla el kurulamasını yapmamız gerekir. Kesinlikle ellerimizi üstümüze silerek kurutmamalıyız. İkinci bir husus da bir başkasının havlusunun kullanılmaması gerekiyor. Velilerimizin de çocuklara el yıkama alışkanlığını küçük yaştan itibaren edindirmelerini ve onlara göstererek uygulamalarını tavsiye ederiz. Bunun yanında saç bakımı ve 3 günde bir olacak şekilde vücut temizliğinin yapılması ve tırnaklarının haftada bir kez kesilmesini öneriyoruz. Çocuklarımız için en önemli şeylerden birisi de aşılamadır. Çocukların kesinlikle aşılarının ertelenmemesi ve zamanında eksiksiz bir şekilde yapılmasını öneririz. Okullar da açılıyor, velilerimiz çocuklarını kesinlikle kahvaltı yapmadan okula gönderilmemelidir" şeklinde konuştu. (MK-CK-
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:24
Çocuklarda göğüs ağrısı aileleri endişelendiriyor
Çocuklarda göğüs ağrısı, ailelerin en çok korktuğu şikâyetler arasında yer alıyor. Birçok anne baba, göğüs ağrısını kalp krizi ya da ciddi bir kalp hastalığının belirtisi zannetse de Uzm. Dr. Ferhan Meriç, göğüs ağrısının çocukluk çağında çoğunlukla kalple ilgili olmadığını vurguladı. Medicana Çamlıca Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Ferhan Meriç, "Çocuklarda göğüs ağrısının büyük bir kısmı kalp dışı nedenlerden kaynaklanır. En sık kas-iskelet sistemi ile ilgilidir. Özellikle ergenlik döneminde çocuklarda göğüs kafesi ve kaslarda oluşan gerilme ağrıya yol açabilir. Bunun dışında sık öksürük, bronşit veya zatürre gibi akciğer enfeksiyonları, göğüs duvarında ağrıya neden olabilir. Reflü, gastrit gibi mide problemleri de göğüs ağrısını tetikleyebilir" dedi. Ayrıca çocuklarda kaygı, stres ve sınav dönemi gibi psikolojik faktörlerin de göğüs ağrısına yol açabileceğini belirten Uzm. Dr. Ferhan Meriç, "Bazen tamamen psikolojik nedenlerle çocuklar göğüs ağrısı hissedebilir. Özellikle sınav stresi yaşayan çocuklarda bu şikâyete sık rastlanmaktadır" ifadelerini kullandı. "Genetik geçiş dikkate alınmalı" Göğüs ağrısının büyük çoğunluğu masum olsa da, bazı durumlarda kalp kaynaklı olabileceğini belirten Uzm. Dr. Ferhan Meriç, şu uyarılarda bulundu: "Çocuğunuzun göğüs ağrısı egzersiz sırasında ortaya çıkıyor ve dinlenme ile geçmiyorsa, Göğüs ağrısına bayılma, çarpıntı, baş dönmesi veya nefes darlığı eşlik ediyorsa, Ailenizde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü varsa, Çocuğunuzda doğumsal kalp hastalığı biliniyorsa mutlaka çocuk kardiyoloğu tarafından değerlendirilmelidir." "Aileler, doğru şekilde gözlemlemeli" Göğüs ağrısının ciddiye alınması ama her zaman paniğe yol açmaması gerektiğini hatırlatan Uzm. Dr. Ferhan Meriç, ailelere bu önerilerde bulundu: "Çocuğun şikâyetlerini dikkatle dinleyin ve gözlemleyin. Ağrıya eşlik eden başka belirtiler olup olmadığını takip edin. Çocuğun spor yaparken ya da istirahat halinde ağrı yaşamasını ayırt edin. Gereksiz kaygıdan kaçının ama ağrı sık tekrarlıyorsa mutlaka hekime başvurun." Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Ferhan Meriç, "Çocuklarda göğüs ağrısının altında çoğunlukla ciddi bir kalp hastalığı çıkmaz. Ancak ihmal edilmemesi gereken istisnalar vardır. Spor yapan çocuklar hiçbir yakınmaları olmasa bile, olası gizli bir kalp hastalığının ekarte edilmesi için spor yapmaya başlamadan önce çocuk kardiyoloji uzmanı tarafından kalp muayenesi, EKG ve EKO ile değerlendirilmelidir. Düzenli sağlık kontrolleri, kalp muayenesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile olası riskleri en aza indirebilmek mümkündür" diyerek sözlerini tamamladı.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:22
Yüksekova’da Toplum Ruh Sağlığı Merkezi, hastaları sanatla hayata bağlıyor
Hakkari’nin Yüksekova Devlet Hastanesi Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM), ruhsal sorunlarla mücadele eden bireyleri sanat ve sosyal beceri eğitimleriyle topluma yeniden kazandırıyor. Yaklaşık 200 hastaya hizmet veren Toplum Ruh Sağlığı Merkezi (TRSM), sadece tıbbi tedavi sunmakla kalmıyor, aynı zamanda el sanatları, resim ve spor gibi çeşitli aktivitelerle hastaların hem yeteneklerini geliştirmelerine hem de sosyal yaşama uyum sağlamalarına yardımcı oluyor. "El sanatları ile gelen öz güven" Merkezde tedavi gören hastalar, psikiyatri uzmanlarının gözetiminde yaptıkları el sanatlarıyla dikkat çekiyor. Ortaya koydukları incelikli ve estetik eserler, hastaların sadece el becerilerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda kaybettikleri öz güveni yeniden kazanmalarına da destek oluyor. Bu sanatsal faaliyetler, hastaların iç dünyalarını dışa vurmalarına imkan tanıyarak iyileşme süreçlerine önemli bir katkı sağlıyor. "İlaç tedavisi ve rehabilitasyon bir arada" TRSM yetkilileri, bu tür sosyal ve sanatsal etkinliklerin, hastaların iyileşme sürecinde hayati bir rol oynadığını vurguluyor. Merkez, sadece ilaç tedavisini merkeze koymak yerine, hastaları aktif bir şekilde hayata dahil ederek daha bütüncül bir iyileşme süreci sunuyor. Konuyla ilgili konuşan Psikiyatri uzmanı Duygu Nur Tutam, merkezin sadece ilaç tedavisi ve takibi yapmadıklarını, aynı zamanda rehabilitasyon ve sosyal beceri eğitimleri de verdiklerini belirtti. Şizofreni ve bipolar bozukluk gibi ağır ruhsal hastalıkları olan bireylere hizmet verdiklerini belirten Tutam, hastaların ailelerine ve topluma olan bağımlılıklarını azaltmayı, sosyal ve iş hayatına katılımlarını artırmayı büyütmek olduğunu söyledi. "Bölgenin tek merkezi ve kapsamlı hizmetler" Tutam, "Hakkari ve çevresine hizmet veren tek toplum ruh sağlığı merkezi olan Yüksekova TRSM, Hakkari, Şemdinli ve Derecik’ten gelen hastalara da ulaşıyor. Merkezde sürekli olarak bir hekim, bir hemşire, bir sosyal çalışmacı ve bir psikolog görev yapıyor. Hastalar, randevu şartı olmadan hafta içi her gün merkeze başvurabiliyor. Ayrıca, gerektiğinde hastaların ev ve iş yerlerinde de ziyaretler yapılarak durumları değerlendiriliyor. Bu toplum temelli yaklaşım, hastaların daha az ilaçla daha iyi bir hayat sürmesini sağlamayı amaçlıyor" ifadelerini kullandı.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:21
Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde Gebe Okulu anne adaylarını doğuma hazırlıyor
Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesinde açılan Gebe Okulu, anne adaylarını hem doğuma hem de doğum sonrası sürece hazırlayarak bilinçli annelik sürecine katkı sağlıyor. Hastane bünyesinde düzenlenen gebe okulu eğitimlerinde anne adayları, kadın sağlığı uzmanları, fizyoterapist, diyetisyen ve psikologlardan destek alıyor. Eğitimler sayesinde anneler hem bedensel hem de zihinsel olarak doğuma daha hazırlıklı hale gelirken, özellikle normal doğuma dair kaygılar azalıyor. Doğru ve bilimsel bilgilerle sosyal medyadaki bilgi kirliliğinin de önüne geçiliyor. Eğitimler kapsamında anne adayları doğumhaneyi gezerek süreç hakkında yerinde bilgi sahibi olma imkânı buluyor. "Bilinçli anneler, sağlıklı nesiller" Tekirdağ Dr. İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu yaptığı açıklamada, "Anne adaylarımız gebelik sürecinde nelerle karşılaşacaklarını, doğumun nasıl gerçekleşeceğini ve doğum sonrasında dikkat edilmesi gerekenleri uzmanlarımızdan öğreniyor. Dünyanın en güzel olayı bir evlat sahibi olmak. Biz de bu süreçte annelerimizi bilinçlendirerek hem onların sağlığını hem de gelecek nesillerin sağlığını güvence altına almak istiyoruz. Sağlık Bakanlığımızın da bu konuya verdiği önemle birlikte, burada düzenlediğimiz eğitimleri bir diploma ile taçlandırarak anne adaylarımızı kutluyoruz" dedi. Anne adaylarından olumlu geri dönüşler Eşiyle birlikte gebe okuluna katılan Beyza Acar ise, "Burada anneliğin hem öncesi hem de sonrası için eğitim aldık. Fizik tedavi uzmanından yapacağımız egzersizleri, psikolojik destek eğitimlerini öğrendik. Doğumhaneyi gezdik ve süreci yakından gördük. Bu sayede kendimizi psikolojik olarak da hazırlamış olduk. Burada olmaktan mutluyuz. Tüm anne adaylarına özellikle doğum öncesi ve sonrası için bu eğitimi kesinlikle tavsiye ediyorum" diye konuştu. Öte yandan 4 yıldır faaliyet gösteren eğitimlerde 247 anne gebe okulunda eğitim gördü.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:19
Uzmanından uyarı: "Sıcak havalarda çocuklarda mide-bağırsak enfeksiyonu artabilir"
Sıcak havaların, çocuklarda kusma ve ishal gibi mide-bağırsak sorunlarının artmasına neden olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alıya Javadova, "Bu durum genellikle mide-bağırsak enfeksiyonlarının en belirgin işaretidir" dedi. VM Medical Park Samsun Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Alıya Javadova, çocuklarda görülen kusma ve ishal konusunda uyarılarda bulundu. Uzm. Dr. Alıya Javadova, "Sıcak havalar, çocuklarda kusma ve ishal gibi mide-bağırsak sorunlarının artmasına neden oluyor. Bu durum genellikle mide-bağırsak enfeksiyonlarının en belirgin işaretidir" diye konuştu. Sıvı kaybı tehlikesi Çocuklarda en önemli riskin sıvı kaybı (dehidratasyon) olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Javadova, "Bu kayıp hızlı bir şekilde gelişebilir. Ağız kuruluğu, gözyaşında azalma, halsizlik ve idrar miktarında düşüş gibi belirtiler görüldüğünde, ailelerin acilen bir sağlık kuruluşuna başvurması gerekir" şeklinde konuştu. Ebeveynlere öneriler Uzm. Dr. Alıya Javadova, ebeveynlere şu tavsiyelerde bulundu: "Taze gıda tüketiminde gıdaların mutlaka taze ve iyi pişmiş olarak tüketilmesi önemlidir. Süt ve süt ürünlerinin soğuk zincirden çıkmış halde uzun süre bekletilmemesi gerekiyor. Ellerin sık sık yıkanması ve çocuklara bu alışkanlığın kazandırılması öneriliyor. Şüpheli kaynaklardan su içirilmemesi gerektiğini unutmamak gerekir. Kusma ya da ishal durumunda, çocuğun yaşına uygun oral rehidratasyon sıvıları kullanılması önemlidir." Yaz aylarında çocukların enerjisinin yüksek olduğunu ancak bağışıklık sistemlerinin hâlâ hassas olduğunu belirten Uzm. Dr. Javadova, "Erken müdahale, doğru sıvı desteği sağlamak ve gecikmeden hekime başvurmak, bu süreçte kritik öneme sahiptir" dedi.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:18
"Liposuction ile bölgesel yağlardan kurtulmak mümkün"
Liposuctionın, vücut şekillendirme işlemi olduğunu belirten Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Mustafa Bahadır Dikici, "Liposuction cilt esnekliğinin ve cilt kalitesinin bozulmadığı işlem sonrası cildin daha güzel iyileştiği genç-orta yaş grubu için uygun bir seçenektir. Obez hastalarda da uygulanabilmektedir. Ancak, her ne kadar liposuction işlemi ile vücuttaki yağ miktarı azaltılsa da bir kilo verme yöntemi olarak düşünülmemelidir" dedi.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 10:01
Bugünün sağlıklı seçimleri, yarınların gücü
Erzurum Sağlık İl Müdürlüğü, iş yerlerinde sağlığın geliştirilmesi için bir dizi program gerçekleştiriyor. Konu ile ilgili yapılan paylaşımda, "İş yerinde sağlığın geliştirilmesi çalışmaları kapsamında bir durağımız da İl Müftülüğü oldu. Kurum çalışanlarının sağlığını korumak, tütün kullanımının olumsuz etkilerine dikkat çekmek ve sigara bırakma sürecinde gerekli desteği sağlamak amacıyla sigara bırakma semineri düzenlendi. Bireylerin yaşam kalitesini artırmak ve hareketsiz yaşam tarzının olumsuz etkilerini azaltmak amacıyla fiziksel aktivitenin önemi ve doğru egzersiz tekniklerine dair bilgilendirme yapıldı. Ayrıca, kanserde erken teşhisin kritik rolü, sağlıklı beslenme alışkanlıklarının geliştirilmesi ve dengeli beslenmenin önemi vurgulandı. Toplumda ruh sağlığının korunması, bireylerin duygusal dayanıklılıklarının artırılması ve daha mutlu, dengeli bireylerin yetişmesine katkı sağlamak amacıyla ’Ruh Sağlığı ve Mutlu Bireyler’ konulu eğitim düzenlendi" denildi.
28 Ağustos 2025 Perşembe - 09:35
Bayburt’ta anne adaylarına ağız ve diş sağlığı eğitimi veriliyor
Bayburt Devlet Hastanesi gebe okulunda, gebelerin ağız ve diş sağlığını korumaya yönelik eğitimler verilmeye başlandı. Pazartesi günü 13.30-16.30 saatleri arasında düzenlenen eğitimlerde, ağız ve diş sağlığının gebelik sürecinde önemi ele alınıyor. Bayburt Devlet Hastanesi gebe okulunda anne adaylarına yönelik ’Gebelikte Ağız ve Diş Sağlığının Bakımı ve Korunması’ eğitimi başlatıldı. Eğitimler, her Pazartesi 13.30-16.30 saatleri arasında Ağız ve Diş Sağlığı Hekimi Dr. Resul tarafından veriliyor. İlk programa Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Şenay Küçük de katılarak, eğitim programını takip etti. Eğitimde, gebelikte ağız ve diş sağlığının hem anne hem de bebek sağlığı açısından önemi vurgulandı. Ayrıca, gebelik sürecinde diş eti iltihabı, çürük ve diğer ağız sorunlarının önlenmesi için doğru diş fırçalama, ağız hijyeni ve düzenli diş kontrolünün önemi üzerinde duruldu.
27 Ağustos 2025 Çarşamba - 15:31
"Uykudan önce abur cubur, sağlık için tehdit"
Çocukların sağlıklı gelişimi için asıl tehdidin açlık değil, abur cubur tüketimi olduğuna dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Öztürk, "Bir çocuğun gece aç uyuması geçici bir durumdur, ancak abur cuburla uyumaya alışması ömür boyu sürecek sağlık sorunlarına zemin hazırlar" dedi. Bazı ebeveynler sıklıkla çocuklarının tam doymadan yatmalarının gelişimlerini olumsuz etkileyeceğini düşünüyor ancak bilimsel veriler, gün içinde dengeli beslenen bir çocuğun bazı geceler aç uyumasının büyüme ve gelişme üzerinde olumsuz bir etkisi olmadığını gösteriyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Medical Park Ordu Hastanesi’nden Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Emre Öztürk, "Çocuğunuzun bir gece yeteri kadar yemek yemeden uyuması sağlığına zarar vermez fakat geceleri sürekli abur cubur gıdalar tüketmesi uzun vadede obezite, diyabet, diş sağlığı sorunları ve uyku bozuklukları gibi kalıcı rahatsızlıklara yol açabilir. Açlık geçici bir durumdur, fakat sağlıksız beslenme alışkanlıklarının etkileri ömür boyu sürebilir. Bu yüzden ailelerin bilinçli, kararlı ve sağlıklı beslenmeyi teşvik eden bir yaklaşım sergilemesi büyük önem taşır" ifadelerini kullandı. "Abur cubur obezite, insülin direnci ve diyabet riskini artırıyor" Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) çocukluk çağında yüksek şekerli ve işlenmiş gıdaların tüketilmesinin obezite, insülin direnci ve tip 2 diyabet riskini artırdığını vurguladığını işaret eden Uzm. Dr. Emre Öztürk, "Aynı zamanda bu gıdalar diş çürüklerinin en önemli nedenlerinden biridir. Çocuklarda paketli ve yağlı atıştırmalıkların düzenli tüketimi uyku düzenini bozmakta, bağışıklık sistemini zayıflatmakta ve ileri yaşlarda kalp-damar hastalıklarına zemin hazırlamaktadır" diye konuştu. "Gece acıkan çocuklara yoğurt verilebilir" Uzm. Dr. Öztürk, ebeveynlerin çocukların beslenme alışkanlıklarını şekillendirmede belirleyici rol oynadığını belirterek şu önerilerde bulundu: "Gece acıkan çocuklara yoğurt gibi kalorisi az alternatifler sunulmalı. Abur cubur gıdalar evde bulundurulmamalı ve çocukların kolay ulaşamayacağı bir ortam oluşturulmalı. Akşam yemekleri mümkün olduğunca erken saatlerde ve sindirimi kolay yiyeceklerle planlanmalı. Ayrıca uyku öncesi atıştırma alışkanlığının önüne geçebilmek için ailelerin tutarlı davranması büyük önem taşımaktadır."
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder