Son Dakika
|
İnşaatta kafasına mutfak tüpü düşen işçi hayatını kaybetti
Cumhurbaşkanı Erdoğan, işçi ve işveren temsilcilerini kabul etti
‘Ekrem İmamoğlu Suç Örgütü’ duruşmasında 15 sanık tahliye edildi
Bursa’da avukat cinayeti: 7 şüpheli gözaltında
İzmir'de freni boşalan tır 10 araca çarptı
İstanbul'da sokak çetelerine yönelik operasyon
Trump: "İran işleri yoluna koyamıyor, akıllanmaları gerek"
Bartın’da halk otobüsü otomobilin üzerine devrildi: 44 yaralı
Şemdinli’de dereye düşen çocuğun cansız bedeni bulundu
Devler Ligi’nde 9 gollü maçın kazananı PSG
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Çocukların silahla oyunu faciayla bitti
Yaklaşık 7 yılın ardından ABD-Venezuela arasında yolcu uçuşları yeniden başladı
Kosova'da halk, 7 Haziran'da erken genel seçimler için sandık başına gidecek
Parası çalınan askerin imdadına taksi şoförü yetişti
Bayraklı Belediyesi’nde memurların hak arayışı sürüyor
Siirt’te heyelan: Minibüs mahsur kaldı
Mabel Matiz’e 3 yıla kadar hapis talebi
SAĞLIK
Muğla’da buzağı kayıplarını azaltmaya yönelik eğitimler başladı
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:44:21
Tarım ve Orman Bakanlığının talimatları doğrultusunda, Hayvancılık Genel Müdürlüğü tarafından buzağı kayıplarının azaltılması ve üreme verimliliğinin artırılması amacıyla ülke genelinde başlatılan eğitim ve yayım çalışmaları Muğla’da başladı. Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından düzenlenen ilk eğitim programı, Menteşe ilçesinde büyükbaş hayvan yetiştiricilerinin katılımıyla gerçekleştirildi. Programa İl Müdür Yardımcısı Dr. Songül Topal, Hayvan Sağlığı ve Yetiştiriciliği Şube Müdürü Mehmet Kuray, Menteşe İlçe Müdürü Eren Kaçmaz ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği Başkanı Süleyman Gül katıldı. Eğitimde, buzağı ölümlerinin önlenmesine yönelik doğru bakım ve besleme uygulamaları hakkında üreticilere bilgi verildi. Ayrıca programda yetiştiricilerin talep ve sorunları da dinlenerek çözüm önerileri ele alındı. Program sonunda katılımcı üreticilere buzağı biberonu dağıtılırken, yapılan çekilişle 20 üreticiye suni tohumlama hizmeti hakkı verildi. Yetkililer, benzer eğitim çalışmalarının il genelinde devam edeceğini belirtti.
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:39
Karabiga’nın özel ismi Ali Fahri’nin gözlerinde yeniden umut ışığı
Karabiga’da yaşayan özel gereksinimli Ali Fahri Koyun, Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi’nin girişimleriyle Bursa Şehir Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı ameliyatın ardından sağlığına kavuştu. Gerçekleştirilen operasyonun ardından iyileşme sürecine giren Ali Fahri, ailesiyle birlikte Karabiga Belediye Başkanı Ahmet Elbi’yi ziyaret ederek teşekkürlerini iletti. Duygusal anların yaşandığı ziyarette, ailenin mutluluğu ve Ali Fahri’nin yüzündeki umut dolu ifade yüreklere dokundu. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Başkan Ahmet Elbi, "Karabiga’mızın güzel yürekli evladı Ali Fahri kardeşimizin gözlerine yeniden ışık olmasına vesile olmak bizim için büyük bir mutluluk. Onun sağlığına kavuşması, hayata daha aydınlık bakması her şeyden kıymetli. Ailesinin samimi ziyareti bizleri çok duygulandırdı ancak asıl teşekkür, Ali Fahri’nin yeniden umutla bakan gözlerinde saklı" ifadelerini kullandı. Başkan Elbi, dayanışma ve gönül belediyeciliğinin önemine vurgu yaparak, "Bizler her zaman vatandaşlarımızın yanında olmaya devam edeceğiz. Rabbim Ali Fahri’ye sağlık ve şifa versin, mutluluğu daim olsun" dedi.
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:29
İnsülin direnci tartı ile ölçülemez
En temel tanımıyla vücuttaki şeker (glukoz) trafiğini yöneten insülin hormonu, kandaki şeker seviyesini düzenlemeye ve vücudun ihtiyacı olan enerjiyi almasına yardımcı olur. Ancak bazı kişilerde bu durum olması gerektiği gibi işlemeyebiliyor. Bu noktada da insülin direnci denilen tıbbi bir tablo oluşuyor. Genellikle kilolu bireylerde görüldüğü düşünülen söz konusu tabloya ilişkin Medicana Sağlık Gurubu Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, zayıf kişilerde de insülin direnci görülebileceğine dikkat çekti. Hücrelerin insülin sinyaline gereken yanıtı vermemesi sonucu kan şekerinin yükselmesiyle oluşan tablo insülin direnci olarak adlandırılıyor. Bu tablonun oluşmasında çeşitli nedenler olabileceği gibi genetik faktörlerin de olabildiğini aktaran Medicana International İzmir Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direncinin neden olduğu hastalıklara dikkat çekti. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir" diyerek uyardı. İnsülin direnci metabolik bir bozukluktur İnsülin direnci, hücrelerin insüline verdiği yanıtın azalması sonucu ortaya çıkan metabolik bir bozukluk olduğunu aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Bu durumda insülin, kandaki glukozu hücre içine taşımakta yetersiz kalır. Özellikle kas ve yağ dokusunda insülinin etkisinin azalması, hücre içine glukoz alımını düşürür. Bunun sonucunda hücreler enerji üretimi için gerekli glukozu yeterince kullanamazken, glukoz kanda birikerek kan şekeri düzeyinin yükselmesine neden olabilir. Bu durum, hücre içi düzeyde göreceli bir enerji eksikliği ile birlikte sistemik hiperglisemiye yol açabilir" dedi. İnsülin direnci sonucu karaciğer yağlanması, hızlı ya da aşırı kilo alma ve bel çevresinde kalınlaşma gibi sorunlarla karşılaşılabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Ayrıca sık tatlı yeme isteği ve karbonhidrat tüketimi sonrası ortaya çıkan uyku hali ve yorgunluk da önemli belirtiler arasındadır. Bu bulguların birlikte görülmesi, insülin direnci açısından değerlendirme yapılmasını gerektirebilir" sözlerini kaydetti. Zayıf kişilerde de insülin direnci görülebilir Sadece kilosu olan kişilerin karşılaştığı bir sorun olarak görülen insülin direncinin zayıf kişilerde de görülebildiğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Her ne kadar insülin direnci çoğunlukla fazla kilo ile ilişkilendirilse de, normal kilolu hatta zayıf bireylerde de ortaya çıkabilir. Bunun nedeni sadece kilo değil; genetik yatkınlık, hareketsiz yaşam tarzı, düzensiz beslenme ve özellikle karın bölgesinde (visseral) yağlanma gibi faktörlerdir. Bu kişiler dışarıdan zayıf görünse bile, metabolik olarak risk taşıyabilir. Bu nedenle sadece kiloya bakarak değerlendirme yapmak yeterli değildir; gerekli durumlarda kan testleriyle insülin direnci araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı. Öte yandan insülin direncinin neden olabileceği hastalıkları sıralayan Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "İnsülin direnci, karaciğerin normalden fazla yağ (VLDL kolesterol) üretmesine yol açar. Bu durum hem karaciğer yağlanmasına (MASH) hem de kanda LDL (kötü kolesterol) seviyesinin artmasına neden olabilir. Kandaki LDL’nin yükselmesi ise damar duvarlarında plak oluşumunu hızlandırabilir. Bu plaklar zamanla damarların daralmasına yol açarak ateroskleroz gelişimini tetikleyebilir ve yüksek tansiyon (hipertansiyon) riskini artırabilir" açıklamasını yaptı. Günlük kalori alımını azaltın İnsülin direncine karşı günlük kalori (kcal) alımını 300- 500 kcal azaltmanı faydalı olabileceğini aktaran Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, "Günlük kalori alımını azaltmak, uzun vadede kilo kontrolünü sağlayarak insülin direncini düşürebilir. Kilo kaybı, trigliserid düzeylerinde yüzde 20-30 oranında azalma ve HDL-kolesterolde artış sağlayabilir. Özellikle kilolu veya obez bireylerde vücut ağırlığında yüzde 5 civarında bir azalma bile insülin direncini azaltmak için yeterli olabiliyor. Bu nedenle diyabet riski taşıyanlara kilo verme önerilir. Sağlıklı beslenme, haftada 25-30 kilometre yürüyüş veya eşdeğeri aerobik hareketler; aşikar diyabeti olanlarda ise farmokolojik tedaviler, insulin direncini geri döndürebilir" dedi. Uzm. Dr. Aysel Mammadyarzada, insülin direnci tanısının nasıl konulduğuna ilişkin de bilgi vererek, şu sözleri kaydetti: "İnsülin direncinin değerlendirilmesinde en sık açlık kan şekeri ve açlık insülin düzeyi ölçülür; gerekli durumlarda şeker yükleme testi (OGTT) yapılır. Ayrıca HbA1c (son 3 aylık ortalama kan şekeri) ile kolesterol ve trigliserid gibi kan yağları da tabloyu desteklemek amacıyla incelenir. Sonuç olarak tanı; laboratuvar testleri ile birlikte hastanın kilo durumu, bel çevresi ve klinik belirtileri birlikte değerlendirilerek konur."
01 Mayıs 2026 Cuma - 10:21
Mevsimsel alerjiler artışta
Mevsim geçişleri ve polen yoğunluğunun artmasıyla birlikte alerjik bünyeye sahip kişilerde şikayetler had safhaya ulaştı. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, öksürük, nefes darlığı ve gözlerde yaşarma en sık görülen belirtiler arasında yer alıyor. Konuyla ilgili değerlendirmede bulunan Medical Park Karadeniz Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, kıştan yaza ve bahardan yaza geçiş dönemlerinde farklı polenlere bağlı olarak alerjik yakınmaların hızla arttığını belirtti. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcıklanma, öksürük, balgam, nefes darlığı, hırıltılı solunum ve gözlerde yaşarma gibi şikayetlerle ortaya çıkan alerjilerin kişiden kişiye değişebildiği ifade eden Özlü, "Kıştan yaza girerken, bahardan yaza girerken farklı polenlere bağlı olarak özellikle alerjik bünyeli kişilerde alerjik yakınmalar hemen artmaya başlıyor. Hapşırma, burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, boğazda gıcıklanma, öksürük, balgam, nefes darlığı, hırıltılı solunum, gözlerde yaşarma gibi şikayetlerle kendini gösterir. Hastalar hemen fark ediyor. Mevsimi değişir kişiden kişiye her hastada aynı olmuyor. Bazı hastalar yaz döneminde olabilir bazılarında bahar döneminde olabilir. Mevsimler alerjiler genelde polenle ilişkilidir. Ama bazen de ev tozları ya da funguslar gibi mevsimsel iklim şartlarına bağlı olarak yoğunluk değiştiği için bu tür alerjenlere karşı da semptomlar ve duyarlılık mevsimsel olarak değişebilir. Sonuç ihtimali de bu içinde bulunduğumuz mevsim hakikaten en sıklıkla mevsimsel alerjilerin kontrolden çıktığı, şikayetlerin yoğunlaştığı döneme denk geliyor. Eğer hastalarımızın önceki yıllarda buna benzer mevsimsel alerjik şikayetleri varsa aslında mevsime girmeden önce tedaviye başlamaları ya da tedaviyi arttırmaları gerekiyor. Mevsimden 15-20 gün önce aslında alerji tedavisine başlamak ve yoğunlaştırmakta fayda var. Mevsim bittikten sonra da tedavi azaltılabilir ya da tamamen kesilebilir. Tedavi yanında kaçınmak da önemli. Pek çok alerjenden tamamen hani korunmak mümkün değil. Ama polen alerjileri havada var ve dışarı çıktığınız zaman ister istemez maruz kalıyorsunuz. Özellikle sizin duyarlı olduğunuz polenlerin yoğun olduğu mevsimlerde özetle rüzgarlı havalarda daha dikkatli olmak ve dışarıya çıkmamak gerektiğini söylüyoruz. Evde de olsalar kapıyı, pencereyi açmamalarını balkona çıkmamalarını söylüyoruz. Mümkün olduğu kadar kapalı ortamda polen yükünü geçirmelerinde fayda var. Eğer dışarı çıkmak da gerekiyorsa özellikle filtreli maske dediğimiz N95 ve N97 türü takarlarsa bu polenler maskede tutulur ve kendileri açısından güvenli olur. Mevsimsel alerjiler artık üretilebiliyor yani bu konuda etkili güvenli ilaçlar var. Hastanın ihtiyacına göre bu ilaçları değişen dozlarda ve kombinasyonlarda kullanıyoruz. Genelde iyi sonuçlar alıyoruz" dedi. "Enfeksiyon sonrası da alerjik tetikleniyor" Kıştan kalan viral solunum yolu enfeksiyonlarının etkisinin sürdüğü, bazı şikayetlerin hem enfeksiyon hem de alerji kaynaklı olabildiği kaydeden Özlü, "Henüz kıştan kalma enfeksiyon ve bunlara bağlı şikayetler tam geçmiş değil. Biz viral enfeksiyonları görmeye devam ediyoruz. İnfluenza dediğimiz grip artık yok azaldı. Diğer solunum yolu virüsleri hala yoğun olarak görülüyor. Şu anda ortaya çıkan semptomların bir kısmı alerjenlere bağlı ama bir kısmı da enfeksiyonlara bağlı. Enfeksiyon sonrası da alerjik tetikleniyor yani bu ikisi aslında bir arada da görülebiliyor. Mevsimsel alerjilerde günümüzde süre uzadı ve yoğunluk arttı. Burada küresel ısınmanın da etkisi var. Maalesef küresel ısınma hem havadaki alerjen yükünün daha yoğunlaşmasına neden oluyor hem de alerjenlere maruz kalma süresinin daha çok uzamasına neden oluyor. Bu da mevsimsel alerjileri maalesef arttırıyor" ifadelerini kullandı.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Düşme sonrası gittiği hastanede nadir görülen ölümcül hastalığa yakalandığını öğrendi
2
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:04
İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Güner: "1 yılda 300 kere doktora giden hasta var"
3
30 Nisan 2026 Perşembe- 10:11
Grip olduğunu düşündü doktora gitmedi: Hayatının şokunu yaşadı
4
30 Nisan 2026 Perşembe- 09:15
Yüksekova’nın fedakar ebeleri gebeler için yollarda
5
30 Nisan 2026 Perşembe- 14:44
Hasta, doktoruna böbreğini verdi
02 Eylül 2025 Salı - 09:22
Bayburt Devlet Hastanesine Ağustos ayında başvuranların sayıları açıklandı
Bayburt Devlet Hastanesi, Ağustos ayında hastaneye başvuran hasta sayılarını açıkladı. Açıklanan verilere göre bu ay hastanede toplam 51 bin 378 hasta muayene edildi. Temmuz ayında 53 bin 208 kişi hastaneye başvururken, Ağustos ayında bu sayı 51 bin 378’e geriledi. Hastanede MHRS randevulu hasta sayısı 12 bin 935, MHRS dışı ayaktan başvuru sayısı 18 bin 722, acil serviste muayene edilen hasta sayısı ise 19 bin 721 olarak kayıtlara geçti. Bu ay en çok başvuru ise iç hastalıkları polikliniğinde gerçekleşti. 01-31 Ağustos tarihleri arasında yapılan muayene sayıları şu şekilde: Uzman Aile Hekimliği: Bin 321 Anestezi Polikliniği: 371 Beyin Cerrahi: Bin 863 Cildiye Polikliniği: 936 Çocuk Cerrahisi: 360 Çocuk Polikliniği: 2 bin 598 Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı: 227 Enfeksiyon Hastalıkları: 672 Fizik Tedavi Polikliniği: 930 Genel Cerrahi Polikliniği: Bin 874 Göğüs Cerrahisi Polikliniği: 131 Göğüs Hastalıkları: Bin 150 Göz Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 221 İç Hastalıkları Polikliniği: 3 bin 431 Kadın Hastalıkları Polikliniği: 2 bin 261 Kalp Damar Cerrahisi: 573 Kardiyoloji Polikliniği: 2 bin 166 Kulak Burun Boğaz Polikliniği: Bin 952 Nöroloji Polikliniği: Bin 712 Ortopedi Polikliniği: 2 bin 622 Plastik Cerrahi Polikliniği: 226 Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Polikliniği: Bin 61 Üroloji Polikliniği: 882 Acil servis hastası: 19 bin 721 Yapılan Ameliyat Sayısı: 395 Yapılan Lokal Ameliyat Sayısı: 79 Yapılan Endoskopi Sayısı: 105 Yapılan Kolonoskopi Sayısı: 57 Yapılan Bronkoskopi Sayısı: 5 Yapılan Anjiyo Sayısı: 84 Gebe Okulu Danışanı Sayısı: 27 Mhrs Randevulu: 12 bin 935 Mhrs Dışı Ayaktan: 18 in 722 Acil Servis: 19 bin 721 Toplam Ayaktan Bakılan Hasta Sayısı: 51 bin 378
01 Eylül 2025 Pazartesi - 22:49
Van’da sağlık personeline egzersiz eğitimi
Van İl Sağlık Müdürlüğü personeline, "İşine Hareket Kat Projesi" kapsamında masa başı ve duruş egzersizleri eğitimi verilerek çalışanların sağlığının ve iş verimliliğinin korunması hedeflendi. Sağlık Bakanlığınca yürütülen "Fazla Kiloyla Mücadele Kampanyası" kapsamında ofis çalışanlarının daha hareketli bir yaşam sürmesi ve iş verimliliğinin artırılması amacıyla "İşine Hareket Kat Projesi" başlatıldı. Bu kapsamda İl Sağlık Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı personeline yönelik masa başı ve duruş egzersizleri hakkında bilgilendirme yapılarak uygulamalı çalışmalar gerçekleştirildi. Uzmanlar, uzun süre hareketsiz kalmanın ve yanlış duruş alışkanlıklarının boyun, omuz, sırt ve bel ağrılarına yol açabileceğini belirtti. Yapılan egzersizlerin çalışanların kas-iskelet sağlığını korumayı, iş verimliliğini artırmayı ve sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturmayı hedeflediği ifade edildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 19:10
Alaplı Halk Sağlığı Müdürlüğü’ne Dr. Sultan Özdemir atandı
Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde uzun süredir boş bulunan Halk Sağlığı Müdür vekilliğine atanan Pratisyen Dr. Sultan Özdemir görevine başladı. Alaplı İlçe Sağlık Müdür vekili Pratisyen Dr. Sultan Özdemir, tamamen vatandaş odaklı bir hizmet anlayışıyla çalışacaklarını belirtti. İlçe ve köylerin tamamında vatandaşa daha yakın olacaklarını vurgulayan Özdemir, "Her türlü sorunu hızlıca çözüme kavuşturacağız" dedi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 18:28
Uşak modern teknoloji ve akademik güçle donatılmış diş hastanesine kavuşacak
Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, Uşak’a modern ve teknoloji ile donatılmış bir hastane kazandırmak için heyecanla çalıştıklarını ifade etti. Eğitim, araştırma ve sağlık hizmetini entegre eden yapısıyla bölgeye hizmet veren Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin ağız ve diş sağlığı alanında Ege Bölgesi’nin öne çıkan merkezlerinden biri haline geldiğini vurgulayan Rektör Savaş, modern alt yapısı, akademik kadrosu ve geniş hasta yelpazesi ile bölgesel bir referans merkezi olan hastanenin ileriki zamanlarda daha teknolojik ve modern bir binası ile hizmet vereceğini söyledi. Bölge İçin Önemli Bir Yatırım Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin yeni binasında hizmet vermesiyle Uşak ve çevre şehirlerin önemli bir hizmete kavuşacağını belirten Rektör Savaş, geleceğe yönelik bu yatırıma katkı sağlamanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade etti. Rektör Savaş, "Yeni hastanemiz, en az 250 diş ünitesine sahip olacak. Aylık poliklinik hasta sayısı 20 binin üzerine çıkarılacak. Gelişmiş ameliyathaneler, sedasyon ve genel anestezi üniteleri ile sadece bölgesel değil, ulusal düzeyde örnek bir sağlık merkezi konumuna ulaşacağız. Bu yatırım, yalnızca Uşak için değil, Ege Bölgesi’nin tümü için stratejik bir sağlık üssü anlamı taşımaktadır." Bölgenin En Önemli Diş Hastanesi Uşak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ekrem Savaş, hastanenin çok sayıda hastaya hizmet verdiğin belirterek, hastanenin yalnızca Uşak ili için değil, İzmir, Denizli, Afyonkarahisar, Manisa ve Kütahya gibi çevre illerden gelen hastalar için de başlıca başvuru noktası olduğunu ifade etti. Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesinin bölgede çok önemli bir boşluğu doldurduğunu belirten Rektör Savaş, hastanenin birçok tedavi imkanı sunduğunu ve böylelikle hastaların şehir dışına gitmelerine gerek kalmadığını vurguladı. Her Branşta Nitelikli Tedavi Uşak Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Hastanesi’nin koruyucu, tedavi edici ve estetik diş hekimliğinin tüm dallarında kapsamlı hizmetler sunduğuna dikkat çeken Rektör Savaş, hastanenin her branşta kaliteli bir tedavi imkanı sunduğunu vurguladı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 17:14
"Okul açılışında çocuklarda kaygı ve isteksizlik görülebilir"
Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda kaygı ve isteksizlik görülebileceğini belirten Psikiyatri Bölümü’nden Dr. Ceren Bilgesoy, "Özellikle ilkokul çağındaki öğrenciler anne-babadan ayrılmayı zorlayıcı bulabiliyor. Bu durum sabahları mide bulantısı, karın ağrısı, uyku düzensizliği ya da ‘okula gitmek istemiyorum’ cümleleriyle kendini gösterebilir. "Bu dönemde ebeveynlerin yaklaşımı belirleyici rol oynar" dedi. Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Psikiyatri Kliniği’nden Dr. Ceren Bilgesoy, okul kaygısının doğal bir süreç olduğunu vurgulayarak ebeveynlere tavsiyelerde bulundu. "Sabah karın ağrısı ve isteksizlik normaldir" Çocuklar için okulun yeni bir düzen, arkadaş çevresi ve ayrılık anlamına geldiğini dile getiren Dr. Ceren Bilgesoy, "Özellikle ilkokul çağındaki öğrenciler anne-babadan ayrılmayı zorlayıcı bulabiliyor. Bu durum sabahları mide bulantısı, karın ağrısı, uyku düzensizliği ya da ‘okula gitmek istemiyorum’ cümleleriyle kendini gösterebilir" dedi. Kısa süreli kaygının çocuğun uyum sürecinin doğal bir parçası olduğunu vurgulayan Bilgesoy, "Bu dönemde ebeveynlerin yaklaşımı belirleyici rol oynar" şeklinde konuştu. "Çocuğun duygularını kabul edin" Çocuğun kaygısını yok saymak yerine onu kabul etmenin önemine dikkat çeken Dr. Bilgesoy, "Ebeveynler ‘Korkma, bir şey olmaz’ demek yerine ‘Kaygılanman çok normal, birçok çocuk böyle hisseder’ diyerek çocuğun duygusunu onaylamalıdır" ifadelerini kullandı. Ayrıca ebeveynlerin kendi kaygısını kontrol etmesi gerektiğini belirten Dr. Bilgesoy, "Çocuk, anne babasının duygularını çok kolay fark eder. Siz ne kadar sakin olursanız, o da kendini o kadar güvende hisseder" dedi. "Sabah rutini ve kısa vedalar" Okula hazırlık sürecinde düzenli bir sabah rutininin kaygıyı azalttığını vurgulayan Dr. Bilgesoy, şunları söyledi: "Kahvaltı, hazırlık ve yola çıkma saatlerinin düzenli olması çocuğa güven verir. Kaotik sabahlar kaygıyı artırır. Ayrıca vedaları kısa tutmak çok önemlidir. Uzayan ayrılıklar kaygıyı besler. Sakin, net ve sevgi dolu bir ‘okulda görüşürüz’ yeterlidir." "Olumlu tarafları vurgulayın, sabırlı olun" Çocuğun okula bakışını olumlu hale getirmek için küçük ayrıntıların önemine değinen Dr. Bilgesoy, "Arkadaşlar, oyunlar ve yeni bilgiler üzerinden okulu cazip hale getirmek gerekir. Çocuğunuzun deneyimlerini sorgulamak yerine, kendi isteğiyle anlatmasına fırsat tanıyın" dedi. Her çocuğun uyum süresinin farklı olduğuna dikkat çeken Dr. Bilgesoy, "Sabırlı olun. Acele etmeyin, çocuğunuza zaman tanıyın" diye konuştu. "Profesyonel destek gerekebilir" Çocuğun kaygısının uzun süre devam etmesi halinde profesyonel desteğe ihtiyaç olabileceğini söyleyen Dr. Bilgesoy, "Kaygı haftalarca sürüyor ve derslere ya da sosyal yaşama katılımı engelliyorsa bir uzmandan yardım almak gerekir" açıklamasında bulundu. "En büyük güç sevgi ve destektir" Okulun ilk günlerinin çocuk için hayat boyu unutulmaz bir deneyim olduğunu hatırlatan Dr. Bilgesoy, "Ebeveynlerin sabırlı, anlayışlı ve sakin tutumu çocuğun kaygısını azaltır, güven duygusunu artırır. Çocuğunuzun okula uyumunda en büyük güç sizin sevgi ve desteğinizdir" dedi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 16:21
Ankara’da otomobil ile servis minibüsü kafa kafaya çarpıştı: 12 yaralı
Ankara’da servis minibüsü ile otomobilin kafa kafaya çarpıştığı kazada 12 kişi yaralandı. Kaza, Çankaya ilçesine bağlı Fakülteler Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, Erdem Caddesi yönünde ilerleyen T.U. idaresindeki 06 C 5252 plakalı servis minibüsü, kontrolden çıkarak Yeni Acun Caddesi yönünden gelen 14 BZ 008 plakalı otomobil ile kafa kafaya çarpıştı. Kazada minibüsteki 8, otomobilde ise 4 kişi olmak üzere toplam 12 kişi yaralandı. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine polis, itfaiye ve sağlık ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan ilk müdahalenin ardından hastaneye kaldırılan yaralılardan otomobil sürücüsü N.Ç.’nin durumunun kritik olduğu öğrenildi. Polis ekipleri olayla ilgili inceleme başlattı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 15:33
Elazığ’da ’Aşı Karşıtlığı’ konulu konferans
Elazığ’ın Sivrice ilçesinde ’Aşı Karşıtlığı’ konulu konferans düzenlendi. Elazığ İl Sağlık Müdürlüğüne bağlı Sivrice Toplum Sağlığı Merkezi tarafından İlçe Kaymakamlığı Konferans Salonu’nda "Aşı Karşıtlığı" konulu bir konferans düzenlendi. Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğretim Üyesi Kevser Tuncer’in katılım ve sunumlarıyla gerçekleştirilen konferansa; ilçedeki kamu kurum yetkilileri, sağlık çalışanları ve vatandaşlar katıldı. Konferansta aşı hakkında yanlış bilinenler, bebeklik döneminde yapılan aşılarla alakalı aşı reddi konusu ve güncel konular hakkında çeşitli bilgiler verildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:56
Yaşlı adamın yardımına ambulans helikopter yetişti
Samsun’un Vezirköprü ilçesinde akciğer ödemi nedeniyle hayati tehlike yaşayan vatandaşın yardımına Sağlık Bakanlığı’na ait ambulans helikopter yetişti. Akciğer ödemi tanısıyla ilk olarak Vezirköprü Devlet Hastanesi’ne kaldırılan 67 yaşındaki Arif Y.’nin, durumunun ciddiyeti üzerine Samsun’daki özel bir hastanenin yoğun bakım servisine sevk edilmesine karar verildi. Hızla havalanan ambulans helikopter, Vezirköprü’ye giderek yaşlı hastayı aldı. Ambulans helikopter pistine getirilen Arif Y., burada bekleyen kara ambulansına transfer edilerek, tedavi göreceği özel hastaneye ulaştırıldı. Akciğer ödemine acil müdahale edilmediği takdirde oksijen yetersizliği, kalp durması ve ölüme yol açabileceği belirtildi.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:21
Beslenme uzmanından geleneksel mutfak uyarıları:
Geleneksel beslenme alışkanlıklarımızın, sağlıklı gıdalar ve doğru pişirme teknikleriyle adeta "koruyucu hekimlik" yaptığına dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer, "Turşu gibi fermente gıdalar bağışıklık sistemini güçlendirir. Tarçın kan şekerini düzenler, kekik antibakteriyel, sumak ise güçlü antioksidandır" dedi. Türk mutfağının, yüzyıllardır sadece damak tadımıza değil sağlığımıza da hizmet eden zengin bir miras olduğuna işaret eden Acıbadem Eskişehir Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Ekin Sayer "Sofralarımızda yer alan pek çok geleneksel yiyecek, günümüz bilimsel araştırmalarıyla birlikte sağlık açısından değerini yeniden kanıtlamaktadır. Doğru kullanıldığında bu kültürel miras, hastalıkları önlemede güçlü bir kalkan haline gelir" dedi. Akdeniz mutfağının en önemli parçası olan zeytinyağlı yemeklerin, sadece hafifliğiyle değil içerdiği tekli doymamış yağ asitleri ve polifenoller sayesinde kalp-damar sağlığını koruduğunu vurgulayan Diyetisyen Sayer "Yapılan çalışmalar, düzenli zeytinyağı tüketiminin kötü kolesterolü (LDL) düşürmeye, iyi kolesterolü (HDL) ise yükseltmeye destek olduğunu göstermektedir. Enginardan taze fasulyeye, yaprak sarmadan taze sebze yemeklerine kadar uzanan zeytinyağlı kültürü, sofralarımızda bir şifa kaynağıdır" diye konuştu. "Bağırsak sağlığının anahtarı fermente gıdalar" Türk mutfağındaki yoğurt, ayran, tarhana, turşu gibi fermente gıdaların, probiyotik içerikleri sayesinde bağırsak florasını desteklediğini belirten Diyetisyen Sayer güçlü bir bağırsak florasının bağışıklık sisteminin temelini oluşturduğunu; bilimsel çalışmaların, probiyotiklerin sindirim sorunlarını azalttığını, bağışıklığı güçlendirdiğini ve hatta ruh halini olumlu yönde etkileyebildiğini ortaya koyduğunu söyledi. "Bakliyatlar ve tahıllar kanserden korumaya yardım eder" Mercimek çorbası, nohut yemeği, kuru fasulye pilav gibi yemeklere atıfta bulunan Diyetisyen Sayer geleneksel mutfağımızda sıkça yer bulan baklagillerin bitkisel protein, lif, folat ve magnezyum açısından oldukça zengin olduğunu vurguladı. Düzenli tüketilmelerinin hem kan şekerini dengelemeye hem kolesterolü düşürmeye hem de bağırsak sağlığını destekleyerek kolon kanserinden korunmaya yardımcı olduğunu sözlerine ekledi. Bulgur gibi işlenmemiş tahılların da glisemik indeksi düşük, doyurucu ve sağlıklı bir alternatif oluşturduğunu dile getirdi. "Kekik antibakteriyel, sumak ise antioksidan" Baharatların ve bitkilerin iyileştirici gücüne değinen Diyetisyen Sayer özellikle nane, kekik, sumak, kimyon ve tarçın gibi baharatların sadece lezzet değil, aynı zamanda antioksidan gücü yüksek olduğunu ve sofrada bulundurulması gerektiğini ifade etti. Örneğin tarçın kan şekerini düzenleyici etkiye sahipken, kekiğin antibakteriyel sumağın ise güçlü antioksidan özelliğiyle bilindiğini anlattı. "Geleneksel yemekler ‘koruyucu hekimlik’ sunuyor" Türk mutfağının sadece yemeklerden ibaret olmadığını; paylaşmak, birlikte yemek yemek ve sofrada çeşitlilik oluşturmanın da kültürümüzün bir parçası olduğuna değinen Diyetisyen Sayer "Soframıza oturduğumuzda mevsiminde sebzeler, doğal fermente ürünler, sağlıklı yağlar ve baharatlarla zenginleşmiş yemekler aslında bize ‘koruyucu hekimlik’ sunar. Modern yaşamla birlikte hazır ve işlenmiş gıdalara yönelmek, bu güçlü kültürel mirası gölgede bırakabiliyor. Oysa kendi mutfağımızın sunduğu geleneksel yiyecekler, sağlığımızı korumanın en doğal ve en lezzetli yoludur. Soframızı yeniden doğallığa çevirmek; hem bedenimize hem de kültürümüze sahip çıkmak anlamına gelir" diye konuştu.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:20
Okula başlayan çocuklarda kaygıya dikkat
Eylül ayıyla birlikte milyonlarca öğrenci için yeni eğitim-öğretim yılı başladı. Özellikle ilkokula adım atan minikler ve aileleri, heyecanla birlikte kaygı da yaşayabiliyor. Çocuk Psikoloğu Sezin Gönül, bu süreçte ebeveynlere dikkat etmeleri gereken noktalar hakkında uyarılarda bulundu. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Psikoloğu Sezin Gönül, çocukların kaygılarını kimi zaman "Okuldan korkuyorum, gitmek istemiyorum" gibi sözlerle, kimi zaman da karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel belirtilerle ifade edebildiğini belirterek, "Çocuğun duygularını küçümsememek, sorularına sabırla yanıt vermek çok önemli" dedi. "Okulu abartılı anlatmayın" Gönül, anne-babalara şu önerilerde bulundu: "Çocuğunuzun duygularını küçümsemeyin, kendi deneyimlerinizi paylaşarak anlaşıldığını hissettirin. Okulu yalnızca oyunlarla dolu ya da sadece sıkıcı bir yer gibi değil, gerçeği sade bir dille anlatın. Okul başlamadan önce okulu ziyaret edin, kırtasiye alışverişini birlikte yapın." "Okul temalı oyunlar, drama çalışmaları ya da kitap okumaları da kaygıyı azaltabilir" diyen Gönül, uyku ve beslenme düzeninin en az bir hafta önceden normale dönmesi gerektiğini hatırlattı. "Ebeveynin kaygısı çocuğa yansır" Okulun ilk günlerinde ebeveynlerin de kendi kaygılarını yönetmeleri gerektiğini vurgulayan Gönül, "Çocuğunuza kaygınızı yansıtmanız onun endişesini artırır. Vedalaşmaları kısa tutun, ne zaman nereden alacağınızı net söyleyin. Ayrılma kaygısı dört haftadan uzun sürerse bir uzmana başvurun" ifadelerini kullandı. Öz bakım ve dikkat becerileri Çocukların okula başlamadan önce öz bakım becerilerinin geliştirilmesinin önemine değinen Gönül, "Tuvalet ihtiyacını karşılayabilmeli, ayakkabı bağcığını çözebilmeli, çantasını hazırlayabilmeli" dedi. Ayrıca dikkat süresini artırmak için puzzle, lego gibi etkinliklerin faydalı olduğunu aktardı. Ara sınıflara öneriler Ara sınıflara devam eden öğrenciler için de önerilerde bulunan Gönül, uzun tatil sonrası uyku ve teknoloji kullanımının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Ödevleri son dakikaya bırakan çocuklarda ise ailelerin çok baskıcı olmadan küçük hatırlatmalar yapmasını öneren Gönül, "Yine de yapmıyorsa, sorumluluğu kendisinin almasına fırsat tanıyın." tavsiyesinde bulundu.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 13:01
Türkiye yoğun bakım yatırımlarında liderliğe oynuyor
Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde düzenlenen Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı ile hemşireler eğitim alırken, Türkiye’nin yoğun bakım yatak sayısında dünya ülkelerinin önüne geçtiği vurgulandı. Bugüne kadar 91 hemşirenin sertifika aldığı programda bu yıl 10 hemşire eğitim sürecine dahil oldu. Programın hem güncel bilgi hem de pratik beceri kazandırarak ülke genelinde nitelikli sağlık hizmetine katkı sunacağı ifade edildi. "Türkiye yoğun bakım yatak sayısında Avrupa ülkelerini geçti" Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çağatay Onar konuşmasında, "2008 yılında yönergesi yayınlanan hizmetlerde, hizmete sunulması ve hizmet standartlarını arttırması adımı üzerine bizde bu işin hakkını vermemiz lazım. Yeni yetiştirdiğimiz arkadaşlarımız, klinik rehberlerimiz ve eğitimcilerimiz sayesinde bilgilerine bilgi katıyorlar. Teorik eğitimlerini aldıkları, işin pratiğini de kavramaları ve uygulamaları sağlanıyor. Övünerek söylememiz gerekir ki son 20 yılda yapılan yatırımlar sayesinde ülkemiz 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısında dünyada ilk sıralarda gelen ülkelerden. Örnek vermek gerekirse sistemi ile çok övünen Amerika Birleşik Devletleri’nde 100 bin kişiye 36 yatak düşüyor. İspanya’da 7, İngiltere’de 4, Çin’de bu sayı 0.5, Meksika’da 4, İsviçre’de 10’un altında. 2017 verisi bu arada. Türkiye’de ise sonrasında şehir hastanelerinin açılması ile bu sayı çok daha ön plana çıktı ama Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 47, bu 2017 verisi. Şimdi bu sayının 60’a yaklaştığı düşünülüyor. Bunları da gözlemliyoruz ve iftihar ediyoruz. Ben emeği geçen tüm hocalarımıza, eğitim birimimize, devlet büyüklerimize ve başhekimimize teşekkür ediyorum" dedi. "Yoğun bakım en kritik hizmet alanıdır" İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ise "Yoğun bakım hizmetleri esasen sağlık hizmetleri içerisinde belki de işi en yüksek tabakası olarak düşünebilirsiniz. En önemli, en yoğun ve yaşamla ölümün çarpıştığı bir alanda verilen bir sağlık hizmetidir. Burada bilgi önemli, bilenle bilmeyen bir olur mu? İyi bilmek, yaptığımız işin farkında olarak hayatlara hayat kazandırıyoruz. Bir hayatı kurtaranda bütün insanlığı kurtarmış gibi oluyor. O yüzden yaptığınız işin çok değerli olduğunu, yoğun bakımı seven, burada çalışan, burada emek veren arkadaşlarım bilgilerini sürekli güncelleyerek arttırmasının kıymetli olduğunu biliyorum ve bu kursa katılan, bu kursa eğitimci olarak katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
01 Eylül 2025 Pazartesi - 13:00
Yanlış çalışma hastanelik ediyor
Düzce(İHA) – Düzce’de tarlada, bağda hasat dönemi başladı. Üreticiler yıl boyunca ektikleri mahsulleri toplamaya başladı. Ancak yanlış çalışma yöntemlerine karşı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu uyarılarda bulundu. Çiftçiler, üreticiler için yıl boyunca yaptıkları ekim çalışmalarının meyvelerinin alınma zamanı geldi. Tarlalarda bağlarda çalışan çiftçiler artık yaptıkları çalışmaların sonuçlarını hasat zamanı ile birlikte almaya başladılar. Ancak hasat döneminde mahsuller toplanırken yapılan ufak hatalar dönüşü olmayan ya da tedavisi uzun süren rahatsızlıklara neden oluyor. Özellikle toplanan mahsullerin doldurulduğu kasalar, çuvallar taşınırken yapılan hatalar, tedavisi uzun süren kas ve kemik rahatsızlıklarına neden oluyor. Özellikle hasat döneminde kas iskelet sistemi şikayetlerinin arttığına ve hastaların yoğun şekilde hastanelere başvurduğunu belirten Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Müdür Yardımcısı ve Fizyoterapist Reşat Hamurcu da çiftçilere uyarılarda bulundu. "Başlarken ve bitirince ısınma önemli" Tarlada, bağda çalışmaya başlarken mutlaka basit açma germe hareketleri ve yürüyerek kasları ısındırmak gerektiğini belirten Reşat Hamurcu, "Mevsim itibariyle tarım işçilerinin yoğun olduğu sezon içindeyiz. Bu sezonlarda kas iskelet sistemi yaralanmaları sıklıkla karşımıza geliyor. Bu yaralanmaların önüne geçmek için ısınma hareketleri yaparak çalışmalara başlamamız gerekiyor. Kaslarımızı ısıtmazsak sakatlık riskini artırırız. Isınmadan kastım ise açma germe basit hareketlerle 5-10 dakikalık yürüyüşler ısınmak için yeterli olacaktır. Özellikle yük kaldırmada bölgemizde fındık sezonu malum. Fındık çuvallarını taşımada yanlış bilinen ve yapılanlar var. Fındık çuvalı ya da mahsul çuvalı gibi ağır yükleri taşırken belden eğilirsek belimizi sakatlayabiliriz. Onun için dizlerden çömelerek yükleri alalım ve o şekilde taşımak daha sağlıklıdır. Taşıma yaparken tek taraflı taşıma yapmayalım. Çift taraflı 2 kişi taşıma yapmaya dikkat edelim. Bunların dışında dik arazilerimiz var. Tarla zeminleri engebeli. O nedenle ayak bileği destekli ayakkabılar kullanmaya dikkat edelim. Daha az sakatlanma riski oluşur. Tarlada iş bittiğinde de direkt dinlenmeye geçmeden önce yine 5-10 dakika kasları soğutma şeklinde açma germe hareketleriyle yürüyüş ile esneme hareketleri öneriyoruz. Onun dışında su tüketimi çok önemli. Kas sistemi yaralamalarında su az olduğunda daha çok karşımıza geliyor. O yüzden su ya da sıvı alımına dikkat etmek gerekiyor" dedi. "15-20 dakikada bir pozisyon değiştirmek gerekir" Reşat Hamurcu ayrıca aynı pozisyonda çok uzun süre çalışmanın da sakatlanmalara neden olabileceğini belirterek, "Çalışırken uzun süre aynı pozisyonda kalmamak gerekiyor. 15-20 dakikada bir farklı pozisyonda çalışmak gerekir. Mesela çömelerek çalışıyorsak ayağa kalkıp 2-3 dakikalık ayakta gezintiler yapmamız gerekiyor. Yük taşınacaksa belden taşıma değil, dizleri kırarak yükü kaldırmak, yük gerektiren ağırlık taşınan durumlarda korse kullanılabilir. Çok ağırlıklarda korse beli destekler bel sakatlıklarını azaltır" ifadelerinde bulundu. Hamurcu, patates gibi yerde yetişen mahsullerin toplanmasının ise mutlaka çömelerek yapılması gerektiğini dile getirdi. ’’Sakatlık hissettiğinizde mutlaka yardım alın" Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu ağrı hissedilen durumlarda mutlaka sağlık kuruluşundan yardım alınması gerektiğini ifade ederek; "Sakatlanma ya da bel ya da iskelet sisteminde herhangi bir eklemde ağrı hissedersek öncelikle bir sakatlık bir yırtık olabilir. Bu durumu artırmamak için ağrı hissediyorsak iş bırakılmalı. Kasın sıcaklığıyla ağrıyı hemen hissetmeye de biliriz. Ağrı çoksa hemen acil servise gidilmesi gerekiyor. Diğer türlü ağrının geçmesini biraz istirahat edip beklemeliyiz. Geçmezse yine dediğim gibi acil servise başvurmak gerekiyor. Çalışma sırasında değil de sonrasında meydana gelen tutulmalarda ise bunun genelde en sık nedeni ter vücutta soğuduğunda terleyip soğuduğumuzda kas spazma gidiyor. Kaslar sıkışıyor ve bu ağrıya sebep oluyor. O sebeple dinlenme, yük taşıma şekli, dinlenerek çalışma, pozisyon değiştirerek çalışma, yükü çömelerek alma bunlar önemli" diye konuştu.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder