SAĞLIK
MEAH’ta "Kalp Sağlığı" seferberliği 01 Mayıs 2026 Cuma - 11:37:50 Kalp Sağlığı Haftası etkinlikleri kapsamında Muğla Eğitim ve Araştırma Hastanesi, anlamlı bir farkındalık çalışmasına ev sahipliği yaptı. Kardiyoloji Poliklinikleri önünde gerçekleştirilen etkinlikte, vatandaşlara kalp sağlığının önemi uygulamalı olarak anlatıldı. Hastanenin Eğitim Birimi koordinasyonunda düzenlenen etkinlikte, Hemşirelik Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencileri görev aldı. Kurulan stantta gün boyunca vatandaşların tansiyon ölçümlerini gerçekleştiren öğrenciler, kalp sağlığına yönelik hayati uyarılar yaparak farkındalık oluşturdu. Gerçekleştirilen çalışmaya hastane yönetimi ve alanında uzman hekimler de tam kadro destek verdi. Farkındalık etkinliğine katılan; Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Ercan Saruhan, Sağlık Bakım Hizmetleri Müdürü Emine Gönül Korkmaz ve yardımcıları, Kardiyoloji Uzmanları Prof. Dr. Özcan Başaran ve Prof. Dr. İbrahim Altun tansiyonlarını ölçtürerek etkinliğin önemine dikkat çektiler. Etkinliğin odak noktasını oluşturan "Kalp sağlığınızı korumak ellerinizde" sloganıyla, kalp hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir ve kontrol altına alınabilir olduğu mesajı verildi. Sadece tansiyon ölçümüyle sınırlı kalmayan farkındalık çalışmasında, vatandaşlara sağlıklı beslenme alışkanlıklarının kazanılması ve fiziksel aktivitenin artırılmasının önemi anlatıldı. Uzmanlar eşliğinde dağıtılan bilgilendirici broşürlerle, kalp dostu bir yaşam için atılması gereken adımlar detaylandırıldı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği etkinlik, toplumsal farkındalık adına önemli bir adım olarak kayda geçti.
Okula başlayan çocuklarda kaygıya dikkat
01 Eylül 2025 Pazartesi - 14:20 Okula başlayan çocuklarda kaygıya dikkat Eylül ayıyla birlikte milyonlarca öğrenci için yeni eğitim-öğretim yılı başladı. Özellikle ilkokula adım atan minikler ve aileleri, heyecanla birlikte kaygı da yaşayabiliyor. Çocuk Psikoloğu Sezin Gönül, bu süreçte ebeveynlere dikkat etmeleri gereken noktalar hakkında uyarılarda bulundu. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Psikoloğu Sezin Gönül, çocukların kaygılarını kimi zaman "Okuldan korkuyorum, gitmek istemiyorum" gibi sözlerle, kimi zaman da karın ağrısı, mide bulantısı gibi fiziksel belirtilerle ifade edebildiğini belirterek, "Çocuğun duygularını küçümsememek, sorularına sabırla yanıt vermek çok önemli" dedi. "Okulu abartılı anlatmayın" Gönül, anne-babalara şu önerilerde bulundu: "Çocuğunuzun duygularını küçümsemeyin, kendi deneyimlerinizi paylaşarak anlaşıldığını hissettirin. Okulu yalnızca oyunlarla dolu ya da sadece sıkıcı bir yer gibi değil, gerçeği sade bir dille anlatın. Okul başlamadan önce okulu ziyaret edin, kırtasiye alışverişini birlikte yapın." "Okul temalı oyunlar, drama çalışmaları ya da kitap okumaları da kaygıyı azaltabilir" diyen Gönül, uyku ve beslenme düzeninin en az bir hafta önceden normale dönmesi gerektiğini hatırlattı. "Ebeveynin kaygısı çocuğa yansır" Okulun ilk günlerinde ebeveynlerin de kendi kaygılarını yönetmeleri gerektiğini vurgulayan Gönül, "Çocuğunuza kaygınızı yansıtmanız onun endişesini artırır. Vedalaşmaları kısa tutun, ne zaman nereden alacağınızı net söyleyin. Ayrılma kaygısı dört haftadan uzun sürerse bir uzmana başvurun" ifadelerini kullandı. Öz bakım ve dikkat becerileri Çocukların okula başlamadan önce öz bakım becerilerinin geliştirilmesinin önemine değinen Gönül, "Tuvalet ihtiyacını karşılayabilmeli, ayakkabı bağcığını çözebilmeli, çantasını hazırlayabilmeli" dedi. Ayrıca dikkat süresini artırmak için puzzle, lego gibi etkinliklerin faydalı olduğunu aktardı. Ara sınıflara öneriler Ara sınıflara devam eden öğrenciler için de önerilerde bulunan Gönül, uzun tatil sonrası uyku ve teknoloji kullanımının yeniden düzenlenmesi gerektiğini belirtti. Ödevleri son dakikaya bırakan çocuklarda ise ailelerin çok baskıcı olmadan küçük hatırlatmalar yapmasını öneren Gönül, "Yine de yapmıyorsa, sorumluluğu kendisinin almasına fırsat tanıyın." tavsiyesinde bulundu.
Türkiye yoğun bakım yatırımlarında liderliğe oynuyor
01 Eylül 2025 Pazartesi - 13:01 Türkiye yoğun bakım yatırımlarında liderliğe oynuyor Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde düzenlenen Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı ile hemşireler eğitim alırken, Türkiye’nin yoğun bakım yatak sayısında dünya ülkelerinin önüne geçtiği vurgulandı. Bugüne kadar 91 hemşirenin sertifika aldığı programda bu yıl 10 hemşire eğitim sürecine dahil oldu. Programın hem güncel bilgi hem de pratik beceri kazandırarak ülke genelinde nitelikli sağlık hizmetine katkı sunacağı ifade edildi. "Türkiye yoğun bakım yatak sayısında Avrupa ülkelerini geçti" Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çağatay Onar konuşmasında, "2008 yılında yönergesi yayınlanan hizmetlerde, hizmete sunulması ve hizmet standartlarını arttırması adımı üzerine bizde bu işin hakkını vermemiz lazım. Yeni yetiştirdiğimiz arkadaşlarımız, klinik rehberlerimiz ve eğitimcilerimiz sayesinde bilgilerine bilgi katıyorlar. Teorik eğitimlerini aldıkları, işin pratiğini de kavramaları ve uygulamaları sağlanıyor. Övünerek söylememiz gerekir ki son 20 yılda yapılan yatırımlar sayesinde ülkemiz 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısında dünyada ilk sıralarda gelen ülkelerden. Örnek vermek gerekirse sistemi ile çok övünen Amerika Birleşik Devletleri’nde 100 bin kişiye 36 yatak düşüyor. İspanya’da 7, İngiltere’de 4, Çin’de bu sayı 0.5, Meksika’da 4, İsviçre’de 10’un altında. 2017 verisi bu arada. Türkiye’de ise sonrasında şehir hastanelerinin açılması ile bu sayı çok daha ön plana çıktı ama Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 47, bu 2017 verisi. Şimdi bu sayının 60’a yaklaştığı düşünülüyor. Bunları da gözlemliyoruz ve iftihar ediyoruz. Ben emeği geçen tüm hocalarımıza, eğitim birimimize, devlet büyüklerimize ve başhekimimize teşekkür ediyorum" dedi. "Yoğun bakım en kritik hizmet alanıdır" İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ise "Yoğun bakım hizmetleri esasen sağlık hizmetleri içerisinde belki de işi en yüksek tabakası olarak düşünebilirsiniz. En önemli, en yoğun ve yaşamla ölümün çarpıştığı bir alanda verilen bir sağlık hizmetidir. Burada bilgi önemli, bilenle bilmeyen bir olur mu? İyi bilmek, yaptığımız işin farkında olarak hayatlara hayat kazandırıyoruz. Bir hayatı kurtaranda bütün insanlığı kurtarmış gibi oluyor. O yüzden yaptığınız işin çok değerli olduğunu, yoğun bakımı seven, burada çalışan, burada emek veren arkadaşlarım bilgilerini sürekli güncelleyerek arttırmasının kıymetli olduğunu biliyorum ve bu kursa katılan, bu kursa eğitimci olarak katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Yanlış çalışma hastanelik ediyor
01 Eylül 2025 Pazartesi - 13:00 Yanlış çalışma hastanelik ediyor Düzce(İHA) – Düzce’de tarlada, bağda hasat dönemi başladı. Üreticiler yıl boyunca ektikleri mahsulleri toplamaya başladı. Ancak yanlış çalışma yöntemlerine karşı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu uyarılarda bulundu. Çiftçiler, üreticiler için yıl boyunca yaptıkları ekim çalışmalarının meyvelerinin alınma zamanı geldi. Tarlalarda bağlarda çalışan çiftçiler artık yaptıkları çalışmaların sonuçlarını hasat zamanı ile birlikte almaya başladılar. Ancak hasat döneminde mahsuller toplanırken yapılan ufak hatalar dönüşü olmayan ya da tedavisi uzun süren rahatsızlıklara neden oluyor. Özellikle toplanan mahsullerin doldurulduğu kasalar, çuvallar taşınırken yapılan hatalar, tedavisi uzun süren kas ve kemik rahatsızlıklarına neden oluyor. Özellikle hasat döneminde kas iskelet sistemi şikayetlerinin arttığına ve hastaların yoğun şekilde hastanelere başvurduğunu belirten Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Müdür Yardımcısı ve Fizyoterapist Reşat Hamurcu da çiftçilere uyarılarda bulundu. "Başlarken ve bitirince ısınma önemli" Tarlada, bağda çalışmaya başlarken mutlaka basit açma germe hareketleri ve yürüyerek kasları ısındırmak gerektiğini belirten Reşat Hamurcu, "Mevsim itibariyle tarım işçilerinin yoğun olduğu sezon içindeyiz. Bu sezonlarda kas iskelet sistemi yaralanmaları sıklıkla karşımıza geliyor. Bu yaralanmaların önüne geçmek için ısınma hareketleri yaparak çalışmalara başlamamız gerekiyor. Kaslarımızı ısıtmazsak sakatlık riskini artırırız. Isınmadan kastım ise açma germe basit hareketlerle 5-10 dakikalık yürüyüşler ısınmak için yeterli olacaktır. Özellikle yük kaldırmada bölgemizde fındık sezonu malum. Fındık çuvallarını taşımada yanlış bilinen ve yapılanlar var. Fındık çuvalı ya da mahsul çuvalı gibi ağır yükleri taşırken belden eğilirsek belimizi sakatlayabiliriz. Onun için dizlerden çömelerek yükleri alalım ve o şekilde taşımak daha sağlıklıdır. Taşıma yaparken tek taraflı taşıma yapmayalım. Çift taraflı 2 kişi taşıma yapmaya dikkat edelim. Bunların dışında dik arazilerimiz var. Tarla zeminleri engebeli. O nedenle ayak bileği destekli ayakkabılar kullanmaya dikkat edelim. Daha az sakatlanma riski oluşur. Tarlada iş bittiğinde de direkt dinlenmeye geçmeden önce yine 5-10 dakika kasları soğutma şeklinde açma germe hareketleriyle yürüyüş ile esneme hareketleri öneriyoruz. Onun dışında su tüketimi çok önemli. Kas sistemi yaralamalarında su az olduğunda daha çok karşımıza geliyor. O yüzden su ya da sıvı alımına dikkat etmek gerekiyor" dedi. "15-20 dakikada bir pozisyon değiştirmek gerekir" Reşat Hamurcu ayrıca aynı pozisyonda çok uzun süre çalışmanın da sakatlanmalara neden olabileceğini belirterek, "Çalışırken uzun süre aynı pozisyonda kalmamak gerekiyor. 15-20 dakikada bir farklı pozisyonda çalışmak gerekir. Mesela çömelerek çalışıyorsak ayağa kalkıp 2-3 dakikalık ayakta gezintiler yapmamız gerekiyor. Yük taşınacaksa belden taşıma değil, dizleri kırarak yükü kaldırmak, yük gerektiren ağırlık taşınan durumlarda korse kullanılabilir. Çok ağırlıklarda korse beli destekler bel sakatlıklarını azaltır" ifadelerinde bulundu. Hamurcu, patates gibi yerde yetişen mahsullerin toplanmasının ise mutlaka çömelerek yapılması gerektiğini dile getirdi. ’’Sakatlık hissettiğinizde mutlaka yardım alın" Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu ağrı hissedilen durumlarda mutlaka sağlık kuruluşundan yardım alınması gerektiğini ifade ederek; "Sakatlanma ya da bel ya da iskelet sisteminde herhangi bir eklemde ağrı hissedersek öncelikle bir sakatlık bir yırtık olabilir. Bu durumu artırmamak için ağrı hissediyorsak iş bırakılmalı. Kasın sıcaklığıyla ağrıyı hemen hissetmeye de biliriz. Ağrı çoksa hemen acil servise gidilmesi gerekiyor. Diğer türlü ağrının geçmesini biraz istirahat edip beklemeliyiz. Geçmezse yine dediğim gibi acil servise başvurmak gerekiyor. Çalışma sırasında değil de sonrasında meydana gelen tutulmalarda ise bunun genelde en sık nedeni ter vücutta soğuduğunda terleyip soğuduğumuzda kas spazma gidiyor. Kaslar sıkışıyor ve bu ağrıya sebep oluyor. O sebeple dinlenme, yük taşıma şekli, dinlenerek çalışma, pozisyon değiştirerek çalışma, yükü çömelerek alma bunlar önemli" diye konuştu.
"Böbrekte kistim var ne yapmalıyım?" sorusu SGM’de cevap bulacak
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:52 "Böbrekte kistim var ne yapmalıyım?" sorusu SGM’de cevap bulacak Sakarya Büyükşehir Belediyesi, 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü’nde "Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım?" konulu konferansta vatandaşların merak ettiği sorulara cevap olacak. 4 Eylül Perşembe günü SGM’de vatandaşlarla buluşacak olan Prof. Dr. Hamad Dheir ve Dr. Öğretim Üyesi Mahmud İslam konuyla ilgili tüm detayları aktaracak. Sakarya Büyükşehir Belediyesi, hayatın her alanında vatandaşların yanında olmaya devam ediyor. 4 Eylül Dünya Polikistik Böbrek Hastalığı Farkındalık Günü’nde Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü ortaklığında vatandaşları bilgilendirici bir konferans ile kafalardaki soru işaretlerini yok edecek. Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü ortaklığıyla "Böbrekte Kistim Var Ne Yapmalıyım" konulu konferans programı, 4 Eylül Perşembe günü saat 14.00’da Sosyal Gelişim Merkezi (SGM) Konferans Salonu’nda vatandaşlarla buluşacak. Konferansın moderatörlüğünü Prof. Dr. Hamad Dheir üstleencek ve Dr. Öğr. Üyesi Mahmud İslam konuşmacı olarak katılacak. Alanında uzman iki isim, konuyla ilgili merak edilen tüm sorulara cevap verecek. Sağlık İşleri Daire Başkanlığı tarafından yapılan açıklamada, "Böbrek sağlığının yaşam kalitemiz için ne kadar önemli olduğunun farkındayız. Polikistik böbrek hastalığı toplumda sık görülüyor ancak çoğu zaman yeterince bilinmiyor. Erken teşhis ve bilinçlenme ile kendi sağlığımızı ve sevdiklerimizin sağlığını koruyabiliriz. Bu nedenle tüm hemşehrilerimizi farkındalık programımıza davet ediyoruz" denildi.
Yanlış çalışma hastanelik ediyor
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:51 Yanlış çalışma hastanelik ediyor Düzce’de tarlada, bağda hasat dönemi başladı. Üreticiler yıl boyunca ektikleri mahsullerin toplamaya başladı. Ancak yanlış çalışma yöntemlerine karşı Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu uyarılarda bulundu. Çiftçiler, üreticiler için yıl boyunca yaptıkları ekim çalışmalarının meyvelerinin alınma zamanı geldi. Tarlalarda bağlarda çalışan çiftçiler artık yaptıkları çalışmaların sonuçlarını hasat zamanı ile birlikte almaya başladılar. Ancak hasat döneminde mahsuller toplanırken yapılan ufak hatalar dönüşü olmayan ya da tedavisi uzun süren rahatsızlıklara neden oluyor. Özellikle toplanan mahsullerin doldurulduğu kasalar, çuvallar taşınırken yapılan hatalar, tedavisi uzun süren kas ve kemik rahatsızlıklarına neden oluyor. Özellikle hasat döneminde kas iskelet sistemi şikayetlerinin arttığına ve hastaların yoğun şekilde hastanelere başvurduğunu belirten Düzce Atatürk Devlet Hastanesi Müdür Yardımcısı ve Fizyoterapist Reşat Hamurcu da çiftçilere uyarılarda bulundu. "Başlarken ve bitirince ısınma önemli" Tarlada, bağda çalışmaya başlarken mutlaka basit açma germe hareketleri ve yürüyerek kasları ısındırmak gerektiğini belirten Reşat Hamurcu, "Mevsim itibariyle tarım işçilerinin yoğun olduğu sezon içindeyiz. Bu sezonlarda kas iskelet sistemi yaralanmaları sıklıkla karşımıza geliyor. Bu yaralanmaların önüne geçmek için ısınma hareketleri yaparak çalışmalara başlamamız gerekiyor. Kaslarımızı ısıtmazsak sakatlık risklini artırırız. Isınmadan kastım ise açma germe basit hareketlerle 5-10 dakikalık yürüyüşler ısınmak için yeterli olacaktır. Özellikle yük kaldırmada bölgemizde fındık sezonu malum. Fındık çuvallarını taşımada yanlış bilinen ve yapılanlar var. Fındık çuvalı ya da mahsul çuvalı gibi ağır yükleri taşırken belden eğilirsek belimizi sakatlayabiliriz. Onun için dizlerden çömelerek yükleri alalım ve o şekilde taşımak daha sağlıklıdır. Taşıma yaparken tek taraflı taşıma yapmayalım. Çift taraflı 2 kişi taşıma yapmaya dikkat edelim. Bunların dışında dik arazilerimiz var. Tarla zeminleri engebeli. O nedenle ayak bileği destekli ayakkabılar kullanmaya dikkat edelim. Daha az sakatlanma riski oluşur. Tarlada iş bittiğinde de direk dinlenmeye geçmeden önce yine 5-10 dakika kasları soğutma şeklinde açma germe hareketleriyle yürüyüş ile esneme hareketleri öneriyoruz. Onun dışında su tüketimi çok önemli. Kas sistemi yaralamalarında su az olduğunda daha çok karşımıza geliyor. O yüzden su ya da sıvı alımına dikkat etmek gerekiyor" dedi. "15-20 dakikada bir pozisyon değiştirmek gerekir" Reşat Hamurcu ayrıca aynı pozisyonda çok uzun süre çalışmanın da sakatlanmalara neden olabileceğini belirterek, "Çalışırken uzun süre aynı pozisyonda kalmamak gerekiyor. 15-20 dakikada bir farklı pozisyonda çalışmak gerekir. Mesela çömelerek çalışıyorsak ayağa kalkıp 2 - 3 dakikalık ayakta gezintiler yapmamız gerekiyor. Yük taşınacaksa belden taşıma değil, dizleri kırarak yükü kaldırmak, yük gerektiren ağırlık taşınan durumlarda korse kullanılabilir. Çok ağırlıklarda korse beli destekler bel sakatlıklarını azaltır" ifadelerinde bulundu. Hamurcu, patates gibi yerde yetişen mahsullerin toplanmasının ise mutlaka çömelerek yapılması gerektiğini dile getirdi. Sakatlık hissettiğinizde mutlaka yardım alın" Atatürk Devlet Hastanesi Fizyoterapisti Reşat Hamurcu ağrı hissedilen durumlarda mutlaka sağlık kuruluşundan yardım alınması gerektiğini ifade ederek; "Sakatlanma yada bel yada iskelet sisteminde herhangi bir eklemde ağrı hissedersek öncelikle bir sakatlık bir yırtık olabilir. Bu durumu artırmamak için ağrı hissediyorsak işi bırakılmalı. Kasın sıcaklığıyla ağrıyı hemen hissetmeye de biliriz. Ağrı çoksa hemen acil servise gidilmesi gerekiyor. Diğer türlü ağrının geçmesini biraz istirahat edip beklemeliyiz. Geçmezse yine dediğim gibi acil servise başvurmak gerekiyor. Çalışma sırasında değil de sonrasında meydana gelen tutulmalarda ise bunun genelde en sık nedeni ter vücutta soğuduğunda terleyip soğuduğumuzda kas spazma gidiyor. Kaslar sıkışıyor ve bu ağrıya sebep oluyor. O sebeple dinlenme, yük taşıma şekli, dinlenerek çalışma, pozisyon değiştirerek çalışma, yükü çömelerek alma bunlar önemli" diye konuştu.
Türkiye yoğun bakım yatırımlarında liderliğe oynuyor
01 Eylül 2025 Pazartesi - 12:45 Türkiye yoğun bakım yatırımlarında liderliğe oynuyor Tekirdağ Şehir Hastanesi’nde düzenlenen Yoğun Bakım Hemşireliği Sertifikalı Eğitim Programı ile hemşireler eğitim alırken, Türkiye’nin yoğun bakım yatak sayısında dünya ülkelerinin önüne geçtiği vurgulandı. Bugüne kadar 91 hemşirenin sertifika aldığı programda bu yıl 10 hemşire eğitim sürecine dahil oldu. Programın hem güncel bilgi hem de pratik beceri kazandırarak ülke genelinde nitelikli sağlık hizmetine katkı sunacağı ifade edildi. "Türkiye yoğun bakım yatak sayısında Avrupa ülkelerini geçti" Tekirdağ İl Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Çağatay Onar konuşmasında, "2008 yılında yönergesi yayınlanan hizmetlerde, hizmete sunulması ve hizmet standartlarını arttırması adımı üzerine bizde bu işin hakkını vermemiz lazım. Yeni yetiştirdiğimiz arkadaşlarımız, klinik rehberlerimiz ve eğitimcilerimiz sayesinde bilgilerine bilgi katıyorlar. Teorik eğitimlerini aldıkları, işin pratiğini de kavramaları ve uygulamaları sağlanıyor. Övünerek söylememiz gerekir ki son 20 yılda yapılan yatırımlar sayesinde ülkemiz 100 bin kişiye düşen yoğun bakım yatak sayısında dünyada ilk sıralarda gelen ülkelerden. Örnek vermek gerekirse sistemi ile çok övünen Amerika Birleşik Devletleri’nde 100 bin kişiye 36 yatak düşüyor. İspanya’da 7, İngiltere’de 4, Çin’de bu sayı 0.5, Meksika’da 4, İsviçre’de 10’un altında. 2017 verisi bu arada. Türkiye’de ise sonrasında şehir hastanelerinin açılması ile bu sayı çok daha ön plana çıktı ama Türkiye’de 100 bin kişiye düşen yatak sayısı 47, bu 2017 verisi. Şimdi bu sayının 60’a yaklaştığı düşünülüyor. Bunları da gözlemliyoruz ve iftihar ediyoruz. Ben emeği geçen tüm hocalarımıza, eğitim birimimize, devlet büyüklerimize ve başhekimimize teşekkür ediyorum" dedi. "Yoğun bakım en kritik hizmet alanıdır" İsmail Fehmi Cumalıoğlu Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Erhan Tabakoğlu ise, "Yoğun bakım hizmetleri esasen sağlık hizmetleri içerisinde belki de işi en yüksek tabakası olarak düşünebilirsiniz. En önemli, en yoğun ve yaşamla ölümün çarpıştığı bir alanda verilen bir sağlık hizmetidir. Burada bilgi önemli, bilenle bilmeyen bir olur mu? İyi bilmek, yaptığımız işin farkında olarak hayatlara hayat kazandırıyoruz. Bir hayatı kurtaranda bütün insanlığı kurtarmış gibi oluyor. O yüzden yaptığınız işin çok değerli olduğunu, yoğun bakımı seven, burada çalışan, burada emek veren arkadaşlarım bilgilerini sürekli güncelleyerek arttırmasının kıymetli olduğunu biliyorum ve bu kursa katılan, bu kursa eğitimci olarak katılan tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
Bitlis’te tıp fakültesi sevinci yaşanıyor
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:41 Bitlis’te tıp fakültesi sevinci yaşanıyor Bitlis’te, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın imzasıyla Bitlis Eren Üniversitesi (BEÜ) bünyesinde kurulma kararı alınan tıp fakültesinin sevinci yaşanıyor. Bitlis Eren Üniversitesi bünyesinde tıp fakültesinin kurulması Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından onaylandı. Kararın açıklanmasıyla birlikte kentte büyük bir sevinç ve gurur yaşandı. BEÜ Rektörü Prof. Dr. Necmettin Elmastaş, fakültenin açılmasının hem eğitim hem de sağlık alanında önemli bir adım olacağını vurguladı. Yeni fakülte ile birlikte Bitlis’te sağlık hizmetlerinin kalitesinin artması, gençlerin başka illere gitmeden tıp eğitimi alabilmesi ve şehre bilimsel katkının sağlanması bekleniyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Bitlis Eren Üniversitesi Rektörü, "Bu fakülte sadece Bitlis için değil, tüm bölge için büyük bir kazanımdır. Hem gençlerimize eğitim imkânı sunacak hem de sağlık alanında güçlü bir altyapı oluşturacaktır. Emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz" dedi. 27 Ağustos tarihinde Resmi Gazetede çıkan karara göre tıp fakültesinin kurulduğunu ifade eden Rektör Elmastaş, "Sayın Cumhurbaşkanımız geçen yıl Malazgirt etkinliklerinde tıp fakültesinin kurulma talimatını verdi ve bizlerde çalışmalarımızı hızlandırarak hazır hele getirdik. Kısa bir süre önce fakültemiz kurulmuş oldu. Bu fakültenin kurulmasında Cumhurbaşkanımız da imza atarak şehrimize ve üniversitemize kazandırması çok önemli. Onun için ben Sayın Cumhurbaşkanımıza şükranlarımı arz etmek istiyorum. Yine YÖK Başkanımız, YÖK kurul üyelerimiz Ak Parti Bitlis Milletvekilimiz Turan Bedirhanoğlu yine Cumhurbaşkanımızın Baş Danışmanı Vedat Demiröz ve emeği geçenlerin hepsine teşekkür etmek istiyorum. Çünkü önemli bir projeydi. Aslan biz üç yıl önce başvurumuzu yapmıştık ve kurulmasını istemiştik. Mutlaka Bitlis’te hep bir Tıp Fakültesinin olmasını düşündük. Nihayetinde 27 Ağustos itibari ile bu fakültemiz kurulmuş oldu. Biz şu anda çalışmalara başladık. İnşallah iki yıl içinde hem morfoloji binası hem de hastane binası bitecek. Burayı hem fakülte anlamında hem de hastane anlamında aktif hale getirmiş olacağız. Bu anlamda üniversitemizin her döneminde yanımızda olan Bitlisli Eren ailesine teşekkür etmek gerekiyor. Çünkü bizim hali hazırda hastanemizi onlar inşa ediyor. Bitlis’te önemli bir ihtiyaçtı. Özellikle sağlık hizmeti anlamında ve özellikle ilde cevap verilemeyen bazı hastalıklar anlamında hastalarımız Van, Diyarbakır, Ankara ve İstanbul gibi başka illere gitmek durumundaydı. Dolayısıyla bu anlamda araştırma hastanemiz ve Tıp Fakültemiz çok önemli bir boşluğu dolduracak" diye konuştu.
Okul alışverişinde çocuk sağlığına dikkat
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:23 Okul alışverişinde çocuk sağlığına dikkat Okulların açılmasına günler kala öğrenciler kadar veliler de hazırlık telaşı yaşıyor. Ancak uzmanlar, okul alışverişinde estetikten çok çocuk sağlığının ön planda tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. Bilinçsiz yapılan alışverişlerin alerji, duruş bozukluğu, solunum problemleri ve kaza riskini artırabileceği uyarısı yapılıyor. Memorial Bodrum Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. İncilay Üstündağ, velilere önemli tavsiyelerde bulundu. Okul kıyafeti alerji nedeni olmasın Üstündağ, okul kıyafetlerinde sentetik yerine nefes alan pamuklu kumaşların tercih edilmesi gerektiğini söyledi. Kullanılan boyaların toksik madde içermemesine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Üstündağ, "Çok bol ya da uzun kıyafetler çocukların düşme ve yaralanma riskini artırır. Ayakkabı seçiminde bağcıklı yerine cırt cırtlı ve kaymaz tabanlı modeller tercih edilmelidir" dedi. Okul çantasını boy ve kiloya göre seçin Okul çantasının çocukların sağlığını doğrudan etkilediğini belirten Üstündağ, "Yanlış çanta kullanımı omurga eğrilikleri, sırt ve bel ağrılarına yol açabilir. Çantanın çocuğun boy ve kilosuna uygun, hafif ve ergonomik olması, omuz askılarının geniş ve ayarlanabilir olması gerekir. Çantadaki ağırlık, çocuğun vücut ağırlığının yüzde 10-15’ini geçmemelidir" diye konuştu. Çantanın iki omuzla taşınması gerektiğine değinen Üstündağ, "Ağırlık eşit dağılmalı, gereksiz eşyalar çantada tutulmamalıdır. Ağır kitaplar sırta yakın bölmede yer almalıdır" ifadelerini kullandı. Silgi ve kalem kapaklarına dikkat Kırtasiye ürünlerinin seçiminde de dikkatli olunması gerektiğini hatırlatan Üstündağ, "Renkli, kokulu ürünler cazip gelse de alerji ve zehirlenmeye yol açabilir. Kokulu silgiler solunum yollarında sorunlara neden olabilir. Küçük silgiler ve kalem kapakları ise boğulma riski taşır. TSE veya CE belgeli ürünler tercih edilmelidir" dedi. Üstündağ, güvenli alışveriş için su bazlı boyalar, kokusuz silgiler, sertifikalı kalemler ve küçük parça içermeyen ürünlerin seçilmesi gerektiğini belirtti. Çocuklara malzemeleri ağızlarına almamaları gerektiğinin de mutlaka öğretilmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Mikroplastiklerin kadın sağlığına olumsuz etkileri saymakla bitmiyor
01 Eylül 2025 Pazartesi - 11:11 Mikroplastiklerin kadın sağlığına olumsuz etkileri saymakla bitmiyor Günlük hayatın vazgeçilmez parçası haline gelen plastikler, kadın sağlığını tehdit ediyor. Araştırmalarda rahim dokusunda ve plasentaların yüzde 60’ında mikroplastik izlerine rastlandığını belirten Prof. Dr. Onur Erol, "Her gün farkında olmadan mikroplastikleri yutuyor, soluyor ya da cildimizden emiyoruz" dedi. Hayatımızın hemen her alanına sızan plastikler, artık yalnızca çevre kirliliğinin değil sağlığın da sessiz düşmanı oldu. Bilimsel araştırmalara göre ortalama bir yetişkin yılda yaklaşık 50 bin mikroplastik parçacığı yutuyor. "Mikroplastik" adı verilen 5 milimetreden küçük parçacıkların kadın sağlığını beklenenden çok daha fazla etkilediği ortaya konuldu. Üstelik bu parçacıklar yalnızca cilt ya da akciğerlerle sınırlı kalmayıp üreme organlarına kadar ulaşabiliyor. Yapılan çalışmalarda rahim içi dokuda ve plasentaların yüzde 60’ında mikroplastik izlerine rastlanması, anne karnındaki bebeklerin bile bu kirlilikten etkilenebileceğini gösterdi. "Farkında olmadan vücudumuza alıyoruz" Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Prof. Dr. Onur Erol, mikroplastiklerin kadın sağlığı üzerindeki etkilerini anlattı. Prof. Dr. Erol, "Her gün, farkında olmadan mikroplastikleri yutmakta, solumakta veya ciltten emilmesiyle vücudumuza almaktayız" diyerek plastik şişeler, damacana sular ve plastik paketlerde saklanan yiyeceklerde bu parçacıklara rastlandığını aktardı. Hatta beş dakika boyunca plastik bardakta bekleyen sıcak içeceklerde milyonlarca mikroplastik taneciği bulunduğunu belirten Erol, kozmetik ürünlerinde kullanılan parlatıcılar, peeling jelleri ve rujlarda da mikroplastiklerin görülebildiğini söyledi. Ayrıca trafik, sanayi atıkları ve sentetik kumaşlardan çıkan liflerin solunan havaya karıştığını vurguladı. Kadın sağlığı üzerindeki riskler Mikroplastiklerin hormon sistemine müdahale eden "endokrin bozucu" maddeler taşıdığını ifade eden Prof. Dr. Erol, bunun adet düzensizlikleri, yumurtalık rezervinde azalma ve Polikistik Over Sendromu riskinde artış gibi sonuçlara yol açabileceğini dile getirdi. Hamilelik döneminin ise bu açıdan çok daha hassas olduğunu söyleyen Erol, plasentada biriken parçacıkların bebeğe besin ve oksijen geçişini bozabileceğini, iltihaplanmalara yol açarak erken doğum riskini artırabileceğini ve organ gelişiminde geriliğe sebep olabileceğini aktardı. Korunma yolları BPA ve ftalatlar gibi maddelerin östrojen benzeri etki göstererek vücudu yanılttığını kaydeden Erol, bunun adet sancılarının şiddetlenmesi, yumurtlama problemleri ve tüp bebek tedavilerinde başarı oranının düşmesi gibi olumsuzluklara neden olabileceğini belirtti. Prof. Dr. Onur Erol, mikroplastiklerden korunmak için cam sürahilerde su saklanmasını, filtreli içme suyu tüketilmesini, plastik poşetler yerine bez çanta tercih edilmesini, plastik mutfak gereçlerinin ahşap veya metal alternatiflerle değiştirilmesini ve tek kullanımlık plastiklerin tamamen hayatımızdan çıkarılmasını önerdi.
’Çocuklarda tablet kullanımına sınır konulmalı’
01 Eylül 2025 Pazartesi - 10:39 ’Çocuklarda tablet kullanımına sınır konulmalı’ Zorunlu durumlar dışında belli kurallar çerçevesinde çocukların teknolojik cihazları kullanmasına izin verilebileceğine değinen Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Aydın, "Özellikle okul öncesi dönemde anne-baba etkileşimine açık ve doğru programlarla teknolojik aletlerin çocuklar üzerinde olumlu etkileri olabilir. Uygun kullanım kuralları ve sınırlamalar çerçevesinde bu araçların faydalı olabileceği unutulmamalıdır" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Ömer Faruk Aydın, çocuklarda teknolojik cihaz kullanımı hakkında bilgilendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Ömer Faruk Aydın, zorunlu durumlar dışında belli kurallar çerçevesinde ve belirli sürelerle çocukların teknolojik cihazları kullanmasına izin verilmesinin uygun olabileceğini belirtti. "Okul öncesinde günlük kullanım süresi 1 saati geçmemeli" 2 yaşından küçük çocukların teknolojik aletlerin kullanmalarının önerilmediğini vurgulayan Prof. Dr. Aydın, "Çünkü dil, zihinsel, hareket ve sosyal-duygusal becerilerin gelişimi için anne-baba ve diğer yetişkinlerle sosyal etkileşim gereklidir. Okul öncesi dönemde günlük kullanım süresi 1 saati geçmemelidir. İlk ve ortaokul döneminde ise hafta içi okul günlerinde 1 saat, tatil günlerinde ise 2 saati aşmamalıdır" diye konuştu. "Uykudan önce kullanılmamalı" Uykudan önceki 1 saatlik zaman diliminde dijital elektronik aletlerin kullanımının önerilmediğini belirten Prof. Dr. Aydın, "Ayrıca kullanılacak sürenin bölünerek birkaç seferde kullanılması uygun olabilir. Ancak eğitim amaçlı kullanımlar, görüntülü görüşmeler veya konuşmalar bunun dışında tutulabilir" bilgilerini verdi. "Uygun sınırlar konulmalı" Günümüzde çocuklar ve ergenler arasında dijital elektronik aletlerin yaygın kullanılmasının, bu araçların eğlence aracı haline gelmesine ve özel dillerin oluşmasına yol açtığını söyleyen Prof. Dr. Aydın, "Ayrıca, sosyal iletişimde bu aletler önemli bir rol oynamakta ve teknolojiyle olan bağlantılarını sağlamaktadır. Özellikle okul öncesi dönemde anne-baba etkileşimine açık ve doğru programlarla teknolojik aletlerin çocuklar üzerinde olumlu etkileri olabilir. Uygun kullanım kuralları ve sınırlamalar çerçevesinde bu araçların faydalı olabileceği unutulmamalıdır" şeklinde konuştu.