Son Dakika
|
Yasa dışı bahis operasyonunda yakalanan 81 şüpheli adliyeye sevk edildi
Sahte vekâletle 770 milyon liralık vurguna suçüstü
Almanya: "BM'nin yenilenmesi gerekmektedir"
Arnavutköy sahilinde erkek cesedi bulundu
Ayasofya’da dev restorasyonda kritik aşama: Kubbe kapatılıyor
Kene kabusu geri döndü, 21 yaşındaki genç hayatını kaybetti
Çocukluk arkadaşına IBAN’ını verdi, hakkında 70 dava açıldı
Ertan Torunoğulları: "Yönetim olarak bazı kararlar alacağız"
Samandıra’da Fenerbahçeli taraftarlar takım otobüsünü taşladı
Domenico Tedesco: "Bu akşam gol atamamamız çılgınca geliyor"
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Abone
Gündem
Politika
Ekonomi
Dünya
Asayiş
Spor
Video
Yerel
Belgesel
Daha
Fotogaleri
Aktüel
Sağlık
Çevre
Magazin
Kültür Sanat
Eğitim
Teknoloji
Hava Durumu
Tüm Haberler
Tüm Manşetler
RSS
Whatsapp
İHA Kurumsal
EN
Taiwan’s Epic Spiritual Journey with the Sea Goddess Mazu
Servis minibüsü kaldırıma çarparak durağı yere serdi!
ABD basını: "Trump, İran’ın son teklifini beğenmedi"
Cumhurbaşkanı Erdoğan İstanbul’da film galasına katıldı
Irak’ta yeni Başbakan adayı Ali el-Zeydi oldu
Rubio: 'İran’a olağanüstü bir baskı uygulanıyor, bu baskı daha da artırılabilir'
Macron, İranlı yetkililerle Hürmüz Boğazı’nı görüşecek
Bakan Gürlek: "27 Nisan E-muhtırası, hukuk devletine karşı bir müdahale girişimiydi"
SAĞLIK
Erzincan’da kene sezonu açıldı
28 Nisan 2026 Salı - 08:57:31
Havaların ısınmasıyla birlikte kenelerde çıkmaya başladı. Kene ısırması sonucu meydana gelebilecek Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığının insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirtilerek vatandaşlar uyarıldı. Erzincan’da kene ısırması sonucu 1 kişi hastanede tedavi altına alındı. Erzincan’da her yıl Toplum Sağlığı Merkezi personelleri tarafından, köylerde yaşayan vatandaşlara Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığı hakkında eğitim verilerek, bilgilendirmeler yapılıyor. Sağlık ekipleri "Keneyi hafife almayın tedbiri elden bırakmayın" sloganıyla uyarılarda bulunarak şu bilgilere yer verdi: "Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi, keneler tarafından taşınan Bunyaviridae ailesine bağlı Nairovirüs grubuna ait bir virüsle oluşan ateş, halsizlik, iştahsızlık, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma, ishal ve ağır vakalarda kanama gibi bulgular ile seyrederek ölümlere neden olabilen zoonotik (hayvanlardan insanlara bulaşan) karakterli bir enfeksiyon hastalığıdır. KKKA ilk olarak 12. yüzyılda Tacikistan’da tanımlanmıştır. Hastalık, keneler tarafından insanlara tutunmasını takiben idrarda, tükürükte, rektumda ve abdominal kavitede kan görülmesi ve vücutta yaygın kanamalarla tarif edilmiştir. 1944-45 yıllarında Rusya’nın Kırım bölgesindeki Batı Kırım steplerinde çoğunlukla ürün toplamaya yardım eden Sovyet askerleri arasında görülmüştür. Hastalığa Kırım Hemorajik Ateşi adı verilmiştir. 1956 yılında Zaire’de de ateşli bir hastadan Kongo virüsü tespit edilmiştir. 1969 ise Kongo virüs ve Kırım hemorajik ateşi virüslerinin aynı virüs olduğu belirlenmiş ve Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi olarak hastalık yeniden adlandırılmıştır. Hastalık ülkemizde ilk olarak 2002 yılında dikkatleri çekmiş ve 2003 yılında kesin tanısı konmuştur. KKKA vakaları, hastalığın başlıca bulaştırıcısı olan kenelerin aktifleştiği dönemden başlayarak ülkemizde bahar ve yaz aylarında görülmektedir. Hastalık ülkemizde bulaştırıcısı kene türünün yaşam alanlarıyla uyumlu bir şekilde görülmektedir. İlk kez Tokat ili ve civarında dikkatleri çeken Kırım Kongo Kanamalı Ateşi vakaları çoğunlukla İç Anadolu’nun kuzeyi, Orta Karadeniz ve Doğu Anadolu’nun kuzeyinde yoğunlaşmaktadır. Etken Bunyaviridae ailesinden Nairovirus grubundan tek sarmallı RNA virüsü olan Crimean-Congo haemorrhagic fever virüsüdür. Hastalık ülkemizde başlıca hastalık etkenini taşıyan kenenin tutunması veya bununla temas sonucunda bulaşmaktadır. Ülkemizde hastalığın bulaştırıcısı asıl kene türü Hyalomma marginatum’dur. Bunun yanı sıra hastalık viremik dönemdeki hayvanların veya hasta kişilerin kan, doku, vücut çıkartılarına korunmasız temas sonucunda da bulaşabilmektedir. İnkübasyon süresi kene tutunmasından sonra genellikle 1-3 gün, en fazla 9 gün olabilmektedir. Enfekte kan, vücut sıvısı ve diğer dokularla temas sonrasında 5-6 gün; en fazla ise 13 gün olabilmektedir. Hastalığın tedavisinin esasını destek tedavisi seçenekleri oluşturmaktadır. Bu gün için hastalıktan korunmaya yönelik etkinliği kanıtlanmış bir aşı veya etkene spesifik bir ilaç bulunmamaktadır. Ülkemizde hastalığa karşı aşı geliştirme çalışmaları devam etmektedir. Kırım Kongo Kanamalı Ateşi hastalığının kontrolüne yönelik çalışmalar Bakanlığımız tarafından bir program dâhilinde yürütülmektedir. Kişisel korunma önlemlerinin alınması hastalığın kontrolü için ön planda olduğundan Bakanlığımızca vatandaşlarımızın hastalık ve korunma önlemleri konusunda bilgilendirilmesi ve toplumda farkındalık oluşturulması çalışmaları yoğun bir şekilde yürütülmektedir. Ülkemizde KKKA bahar aylarında görülmeye başlamakta olup yaklaşık %4-5 fatalite hızıyla seyretmektedir. Yıllar itibariyle vaka görülme durumlarına bakıldığında artış ve azalış eğilimlerinden bahsedilebilmekte olup en yüksek vaka 2009 yılında 1318 vaka olarak gerçekleşmiştir. Her ne kadar 2017 yılında 343 KKKA vakası tespit edilmiş olsa da ülkemizde hala önemini korumaktadır. Kırım Kongo Kanamalı Ateşinden korunmak için; Tarla, bağ, bahçe, orman ve piknik alanları gibi kene yönünden riskli alanlara gidilirken, kenelerin vücuda girmesini engellemek maksadıyla mümkün olduğu kadar vücudu örten giysiler giyilmeli, pantolon paçaları çorapların içerisine sokulmalı ve ayrıca kenelerin elbise üzerinde rahat görülebilmesi için açık renkli kıyafetler tercih edilmelidir. Kene yönünden riskli alanlardan dönüldüğünde kişi kendisinin ve çocuklarının vücudunda (kulak arkası, koltuk altları, kasıklar ve diz arkası dâhil) kene olup olmadığını kontrol etmeli, kene tutunmuş ise hiç vakit kaybetmeden çıplak el ile dokunmamak şartıyla vücuda tutunduğu en yakın yerden tutarak uygun bir malzeme ile (bez, naylon poşet, eldiven gibi) çıkarmalıdır. Kişi keneyi kendisi çıkaramadığı durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurmalıdır. Kene ne kadar erken çıkarılırsa hastalığın bulaşma riskinin de o kadar azalacağı unutulmamalıdır. Hastalık hayvanlarda belirti göstermeden seyrettiğinden hastalığın sık olarak görüldüğü bölgelerde bulunan hayvanlar sağlıklı görünse bile hastalığı bulaştırabilirler. Bu sebeple hayvanların kanlarına, vücut sıvılarına veya dokularına çıplak el ile temas edilmemelidir. Hastalığa yakalanan kişilerin kan, vücut sıvıları ve çıkartıları ile hastalık bulaşabildiğinden, hasta ile temas eden kişiler gerekli korunma önlemlerini (eldiven, önlük, maske v.b.) almalıdır. Kene tutunan kişiler, kendilerini 10 gün süreyle halsizlik, iştahsızlık, ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, bulantı, kusma veya ishal gibi belirtiler yönünden izlemeli ve bu belirtilerden bir veya bir kaçının ortaya çıkması halinde derhal en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmelidirler. Hastalığa sebep olan mikrobun taşıyıcısı, saklayıcısı ve bulaştırıcısı olan keneler uçmayan, zıplamayan, yerden yürüyerek vücuda tırmanan eklem bacaklı hayvanlardır. Vücuda tutunan veya hayvanların üzerinde bulunan keneler kesinlikle çıplak el ile öldürülmemeli ve patlatılmamalıdır. Keneler üzerine sigara basmak, kolonya, gaz yağı gibi maddeler dökmek kenenin kasılmasına sebep olarak vücut içeriğini kan emdiği kişiye aktarmasına sebep olacağı için yapılmamalıdır."
28 Nisan 2026 Salı - 08:41
Hindistan’dan Erzincan’a sağlık yolculuğu
Mengücek Gazi Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık turizmi kapsamında Hindistan’dan gelen bir hastayı tedavi etti. Hindistan’da tıp eğitimi gören Abhishek Jatwal, estetik operasyon için Erzincan’ı tercih ederek hastaneye başvurdu. Sağlık turizmi sertifikasına sahip hastanede, hastanın sosyal medya üzerinden ulaştığı KBB Uzmanı İsmail Salcan ile yapılan görüşmelerin ardından tedavi süreci planlandı. Burun bölgesindeki fonksiyonel sorunlar ve göz kapaklarındaki şikayetler nedeniyle ameliyata alınan hastaya, Salcan ve ekibi tarafından burun ve göz kapağı operasyonları gerçekleştirildi. Hastanın bir haftalık klinik takip sürecinin ardından taburcu edildiği bildirildi. Başhekim Ufuk Kuyrukluyıldız, hastanenin sağlık turizmi vizyonu doğrultusunda uluslararası hasta kabulüne devam ettiğini belirterek, "Amacımız sahip olduğumuz tıbbi donanım ve personel tecrübesini uluslararası alanda da hizmete sunmaktır." dedi. Operasyonu gerçekleştiren Doç. Dr. Salcan ise hastanın sosyal medya aracılığıyla kendilerine ulaştığını ifade ederek, yapılan değerlendirmeler sonucunda cerrahi müdahale kararı alındığını kaydetti. Tedavi sürecinden memnun kaldığını belirten Jatwal da, doktorun daha önce gerçekleştirdiği operasyonları inceleyerek Erzincan’a gelme kararı aldığını dile getirdi.
28 Nisan 2026 Salı - 08:34
Sağlıklı Hayat Merkezi hizmetleri hemşirelik öğrencilerine tanıtıldı
Bayburt’ta Sağlıklı Hayat Merkezi tarafından Sağlık Bilimleri Fakültesi Hemşirelik Bölümü öğrencilerine yönelik tanıtım etkinliği düzenlendi. Etkinlikte, merkezde sunulan koruyucu sağlık hizmetleri ile vaka koordinasyon süreçleri geleceğin sağlık profesyonellerine anlatıldı. Sağlıklı Hayat Merkezi personelleri, hemşirelik bölümü öğrencileriyle bir araya gelerek merkez bünyesinde yürütülen çalışmalar hakkında bilgi verdi. Programda, vatandaşlara yönelik ücretsiz sağlık danışmanlığı hizmetleri, koruyucu sağlık uygulamaları ve bireylerin ihtiyaçlarına göre yürütülen yönlendirme süreçleri ele alındı. Tanıtımda, Sağlıklı Hayat Merkezinde diyetisyen, fizyoterapist, psikolog, çocuk gelişimci, sosyal çalışmacı, sigara bırakma polikliniği, koruyucu ağız ve diş sağlığı polikliniği ile gebe okulu gibi birimlerin hizmet verdiği aktarıldı. Etkinlikte öğrenciler, merkezde yürütülen hizmetlerin saha uygulamaları ve vatandaşlara sağlanan danışmanlık süreçleri hakkında detaylı bir şekilde bilgilendirildi.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 19:11
Hakkarili annenin yürek burkan bekleyişi: 8 yıldır kızı için kalp bekliyor
Hakkari’den Ankara’ya uzanan yaşam mücadelesinde bir anne, kalp nakli bekleyen kızını hayatta tutmak için 8 yıldır hastanede umutla bekliyor. Geçitli köyünde tedavi için yıllar önce Ankara’ya giden Ferah Demir, kalp yetmezliği nedeniyle iki çocuğunu kaybettikten sonra hayatta kalan kızı Avşin Demir’i yaşatabilmek için 8 yıldır hastanede mücadele veriyor. Yaklaşık 8 yıldır Ankara’daki bir hastanede kalp destek cihazına bağlı olarak yaşamını sürdüren 20 yaşındaki Avşin Demir’in başından bir an olsun ayrılmayan anne Ferah Demir, "Bu hastalık nedeniyle 27 yaşındaki kızımı ve 21 yaşındaki oğlumu kaybettim. Şimdi Avşin’i kaybetmek istemiyorum" dedi. Kızının yaşamını sürdürebilmesi için kalp destek cihazına bağlı olduğunu ifade eden Demir, "Kızım kalbini adeta elinde taşıyor. Bu cihazla hayatta kalmaya çalışıyor. 8 yıldır hastanedeyiz. Durumu her geçen gün daha da kötüye gidiyor" diye konuştu. Kalp nakli bekleyen genç kızın yaşam mücadelesi sürerken, anne Ferah Demir’in umut dolu bekleyişi de devam ediyor.
Çok Okunan Kategori Haberleri
1
24 Nisan 2026 Cuma- 10:38
Erzurum’da 261 işletmeye denetim
2
27 Nisan 2026 Pazartesi- 11:10
Uzmanlar uyarıyor: "PCOS hastası çocuk sahibi olamaz’ gibi bir durum söz konusu değil"
3
26 Nisan 2026 Pazar- 12:32
Burun tıkanıklığı ve işitme kaybı şikayetiyle gitti, ameliyatta dev bir polip çıkartıldı
4
27 Nisan 2026 Pazartesi- 09:56
Yenidoğan Cerrahisi Kursu Adana’da gerçekleştirildi
5
27 Nisan 2026 Pazartesi- 13:43
Uzmanı Dr. Merve Dede Akpınar: "Nefesinizin çığlığını duyun"
16 Eylül 2025 Salı - 13:34
Akşehir Devlet Hastanesine 30 pratisyen hekim atandı
Konya’nın Akşehir İlçe Devlet Hastanesinde çalışmak üzere 124. Dönem Devlet Hizmeti Yükümlülüğü Kurası ile 30 pratisyen hekim atandı. Atamaları yapılan hekimler, Acil Tıp Uzmanı ve Acil Sorumlusu Uzman Dr. Burak Solgun’un oryantasyon eğitiminde bir araya geldi. Programda genç hekimlere hitap eden Akşehir Devlet Hastanesi Başhekimi Uzman Dr. Bülent Erdem, ‘Hem devlet hastanemize hem de mesleğe hoş geldiniz’ diyerek hayırlı olsun temennilerini iletti. Erdem, meslek hayatlarında dikkat etmeleri gereken noktalarla ilgili tecrübelerini paylaşarak istişarelerde bulundu. Yapılan atamalarla birlikte Akşehir Devlet Hastanesi’nde 59 pratisyen hekimle tarihinin en yüksek sayısına ulaşıldı.
16 Eylül 2025 Salı - 13:24
Hayat Hastanesi çok yakında Malezya’da
Yaklaşık 50 yıldır Bursa’da sağlık hizmeti sunan ve Türkiye’nin önemli sağlık markalarından biri olan Özel Hayat Hastanesi, sağlık turizminde küresel bir adım daha atarak Malezya’ya açılıyor. Sağlık alanındaki güçlü altyapısı ve güvenilir hizmet anlayışıyla yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da büyümeyi hedefleyen Hayat Sağlık Grubu, Malezya’nın önde gelen bir sağlık kuruluşuyla iş birliği protokolü imzaladı. Bir yılı aşkın süredir sürdürülen görüşmelerin ardından imzalanan anlaşma kapsamında, Malezya’nın Johor eyaletinde 2027 yılı sonlarında faaliyete geçmesi planlanan, 303 yatak kapasiteli ileri teknolojiyle donatılmış yeni hastane, Hayat Hastanesi markasıyla hizmet verecek. Hastanenin tüm yönetimi ise Hayat Sağlık Grubu tarafından üstlenilecek. Stratejik konumuyla öne çıkan bir yatırım Johor, sahip olduğu gelişmiş sağlık altyapısı ve Singapur’a olan yakınlığıyla, uluslararası sağlık turizmi açısından büyük bir potansiyel barındırıyor. Yeni yatırımla birlikte, bölge halkının yanı sıra Singapur ve Endonezya gibi çevre ülkelerden gelecek uluslararası hastalara da yüksek standartlarda sağlık hizmeti sunulması hedefleniyor. Küresel sağlık hizmetlerinde altın standart olarak kabul edilen JointCommissionInternational’a (JCI) akreditasyon belgesine sahip olan ve geçtiğimiz günlerde Kosova’nın başkenti Priştine’de de irtibat ofisi açan Hayat Hastanesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Betül Kabalar, konuyla ilgili yaptığı açıklamada bu yatırımın sadece kurumları açısından değil, Türkiye’nin sağlık turizmindeki küresel marka değerini artırma yolunda da önemli bir adım olduğunu vurguladı. Betül Kabalar açıklamasında, "Birisi İstanbul’da olmak üzere bünyesindeki iki hastanesi, iki tıp merkezi ve bir OSGB’si ile ulusal marka olma yolunda emin adımlarla ilerleyen Hayat Sağlık Grubu olarak ülkemizin sağlık alanındaki güçlü potansiyelini yurtdışına taşımanın gururunu yaşıyoruz. Malezya’daki bu yatırımımız, Türkiye’nin sağlıkta bir destinasyon merkezi olduğunu bir kez daha kanıtlıyor. Johor, stratejik konumu sayesinde hem Malezya’dan hem de Singapur’dan gelen hastalar için erişilebilir ve cazip bir merkez olacak. Ülkemize ve markamıza değer katacak bu projeyle uluslararası alandaki varlığımızı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz" dedi.
16 Eylül 2025 Salı - 13:03
Mevsim geçişlerinde psikolojiye dikkat
Psikolog Selver Yazıcı, yaz aylarının sona ermesi ile birlikte melatonin hormonunun vücuda salgılanacağını söyleyerek, "Günlerin kısalması zaten psikolojik olarak çok hazır olmadığımız bir şey olduğu için biraz uykusuzluk problemleri yaşanabilir" dedi. Vücudun soğuk mevsimlere adapte olabilmek için serotonin hormonunu daha az salgılamaya başladığını söyleyen Yazıcı, "Eylül ayının gelmesiyle beraber sonbahar aylarına giriş yapmış bulunmaktayız. Artık yaz ayları sona erdi. Yazın o uzun ve sıcak günleri yavaş yavaş kendini çekmeye başladı. Günler kısalmaya, sıcaklar biraz gitmeye başladı. Vücudumuz da doğal olarak bunu kendine adapte edebilmek için serotonin hormonunu çekip, biraz daha melatonin hormonu salgılamaya başlayacak. Günlerin kısalması zaten psikolojik olarak çok hazır olmadığımız bir şey olduğu için biraz uykusuzluk problemleri yaşamaya başlayabiliriz. Mevsim geçişlerinde genel olarak vitamin değerlerimizde düşüş yaşarız. Bu düşüşten dolayı ne kadar uyursak uyuyalım, 10-12 saat uyusa bile bazı danışanlarımız uykularını alamadıklarını, dinlenemediklerini, ‘uyuyorum ama sanki dayak yemiş gibi uyanıyorum’ gibi şikayetlerle geliyorlar. Bunların en büyük sebeplerinden birisi, yaz aylarının bitmesi sıcaktan biraz daha serin havalara geçmek olabiliyor" dedi. Yazıcı, vücudun hazır bulunmaması durumunda da uykusuzluk ya da dinlenememe problemlerinin olduğunu söyleyerek, "Bunun yanında vitamin değerleri çok önemli. Artık yediğimiz, içtiğimiz besinlerden eskisi kadar değerli vitaminleri vücudumuza alamıyoruz, toplayamıyoruz. Bunun çeşitli nedenleri var ama bu konuyla ilgili mutlaka doktorlara danışılmasını, gerektiği yerlerde vitaminleri tamamlamak için takviye gıdalar alınmasını, vitaminlerin alınmasını ve bunun tabii ki doktor kontrolünde yapılmasını tavsiye ediyoruz. Vücut hazır bulunuşluğu olmadığı sürece uykusuzluk, uyuduğunda dinlenememe gibi şeyleri zaten yaşıyor mevsim geçişi bunu tetikliyor. Serotonin hormonuna yaz ayıyla beraber güle güle diyoruz. Biraz daha düşüp azalmaya başlıyor. Melatonin hormonu çıkmaya başlıyor. Bu yaşadığımız şeyler çok normal. Gün içerisinde yaşanan kaygı, stres gibi faktörler de etken. Bunlara dikkat edersek düzelmeye başlayacaktır. Söylediğim gibi, mevsim geçişi hastalıksal anlamda hem psikolojik olarak biraz etkileyen bir geçiş. O yüzden kendimize dikkat etmekte fayda var" ifadelerini kullandı.
16 Eylül 2025 Salı - 12:51
Prof. Dr. Erdal Kukul: "50 yaşından sonra PSA testi önemli"
Prof. Dr. Erdal Kukul, prostat kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, "PSA testi hayat kurtarıcıdır, doğru kişiye ve doğru yaşta uygulanmalıdır" dedi. Memorial Antalya Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Erdal Kukul, 15 Eylül Prostat Kanseri Farkındalık Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, prostat kanserinde erken tanının hayati önem taşıdığını vurguladı. "Prostat kanseri belirti vermeden ilerleyebilir" Prof. Dr. Erdal Kukul, prostat kanserinin erkeklerde en sık rastlanan kanserlerden biri olduğunu belirterek, "Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022 verilerine göre her yıl 1,46 milyon yeni vaka ve 396 bin yaşam kaybı bildiriliyor. Yaşlanan nüfusla birlikte bu rakamların önümüzdeki yıllarda iki katına çıkması bekleniyor. Bu tablo, erken tanının ve etkin tedavilere erişimin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor" ifadelerini kullandı. "50 yaşından sonra PSA testi önemli" "Prostat kanserini yalnızca yaşlıların hastalığı olarak görmek doğru değildir" diyen Prof. Dr. Kukul, risk gruplarına dikkat çekerek, "Yaş arttıkça risk yükselir ama tek başına bu yeterli değildir. Ailesinde prostat kanseri olan, BRCA gen mutasyonu taşıyan veya bazı etnik gruplara mensup erkekler çok daha yüksek risk altındadır. PSA testi hayat kurtarıcıdır ama doğru kişiye, doğru yaşta uygulanmalıdır. Genel olarak 50 yaşından itibaren bir kez ölçüm yapmak uygunken, ailesinde öykü olanlarda 45, BRCA mutasyonu taşıyanlarda ise 40 yaşında başlamak gerekir. Şüpheli sonuçlarda çok parametreli prostat MR’ı, gereksiz biyopsilerin önüne geçmeyi sağlar" şeklinde konuştu. "Erken tanı ve yeni tedaviler umut veriyor" Prof. Dr. Kukul, prostat kanserinin erken yakalandığında yüksek oranda tedavi edilebildiğini vurgulayarak, "Doğru zamanda yapılan kontroller ve kişiselleştirilmiş tedaviyle bu hastalıkla baş etmek mümkündür. Klinik önemsiz prostat kanseri olarak adlandırılan bazı hastalarda, belirli kriterler sağlandığında yalnızca izlem yeterli olur ve tedaviye gerek kalmaz. Cerrahi ve radyoterapi seçenekleri hâlâ etkinliğini korurken, ileri evre hastalıkta hedefe yönelik ve akıllı ilaçlar yüz güldürücü sonuçlar vermektedir" dedi. "Sağlıklı yaşam koruyucu etki sağlar" Prof. Dr. Kukul, prostat kanserinden korunmak için şu önerilerde bulunarak, "50 yaşından itibaren –yüksek risklilerde daha erken– yılda en az bir kez PSA testi yaptırın. İdeal kiloyu korumak ve düzenli egzersiz yapmak, hem prostat hem de genel kanser riskini azaltır. Sigarayı bırakmak sadece prostat değil, tüm beden sağlığını iyileştirir. Sebze, meyve ve tam tahıllardan zengin, işlenmiş gıdalardan uzak bir beslenme de vücudu korumaya yardımcı olur" diye konuştu.
16 Eylül 2025 Salı - 12:10
Samsun Adliyesi’nde Kızılay’a kan bağışı kampanyası
Samsun Adliyesi’nde "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla Türk Kızılay’a kan bağışı etkinliği düzenlendi. Samsun Adliyesi tarafından her yıl olduğu gibi bu yıl da Türk Kızılay’a destek amacıyla kan bağışı kampanyası gerçekleştirildi. Adliye Sarayı 3. katında açılan stantta hakim, savcı, avukat ve adliye çalışanları kan bağışında bulundu. Saat 10.00’da başlayan kampanyanın saat 16.00’ya kadar süreceği öğrenildi. Samsun Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Kızılay’ın kan bağışı kampanyasının önemine vurgu yaparak, "Zor zamanlarda her zaman yardımımıza yetişen Kızılay’a her yıl kan bağışı kampanyası düzenliyoruz. Benzer etkinliklerimiz geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bundan sonra da her yıl adliyede devam edecek" dedi. Türk Kızılay Samsun İl Başkanı Onur Çoban ise vatandaşları kan bağışına davet etti. Çoban, kampanyaya katkılarından dolayı Cumhuriyet Başsavcısı Mehmet Sabri Kılıç, Adalet Komisyonu Başkanı Nahit Köseoğlu ve Samsun Barosu Başkanı Av. Pınar Gürsel Yıldıran’a teşekkür belgesi takdim etti. Etkinliğe ayrıca; cumhuriyet başsavcı vekilleri, hakimler, savcılar, Türk Kızılay Orta Karadeniz Kan Merkezi Müdürü Dr. Muhsin Yıldırım katıldı.
16 Eylül 2025 Salı - 11:51
Bursa’da sağlıklı yaşam için hareketlilik başladı
Dünya kentleriyle eş zamanlı olarak Bursa’da da kutlanan Avrupa Hareketlilik Haftası, Mihraplı Hüdavendigar Kent Parkı’nda yapılan ‘Herkes için adım adım hareketlilik’ etkinliğiyle başladı. Bir hafta boyunca sabah yürüyüşlerinden spor ve sanat aktivitelerine kadar birçok aktivitenin yapılacağı hafta kapsamında, 21 Eylül Cumartesi günü Heykel Atatürk Caddesi trafiğe kapatılarak çocuklara bırakılacak. Adım adım hareketlilik Bursa Büyükşehir Belediyesi, yayalar ile bisikletliler başta olmak üzere herkesin güvenli ve rahat bir şekilde hareket edebilmesini teşvik etmek amacıyla kutlanan ‘Avrupa Hareketlilik Haftası’ kapsamında 16-22 Eylül tarihleri arasında dünya kentleri ile eş zamanlı olarak dolu dolu bir etkinlik programına ev sahipliği yapıyor. Hafta kapsamında Mihraplı Hüdavendigar Kent Parkı’nda ‘Herkes için adım adım hareketlilik’ etkinliği gerçekleştirildi. Fizyoterapist eşliğinde 10 dakikalık ısınma hareketleri yapan vatandaşlar, daha sonra yaklaşık 30 dakikalık yürüyüş yaptı. Sabah sporu Büyükşehir Belediye Başkanvekili Mustafa Orkun Gazioğlu da Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamındaki ilk programa katılarak sabah yürüyüşü yaptı. Sporun, çağdaş kentlerdeki sosyal yaşamı içerisinde vazgeçilmez olduğunu belirten Gazioğlu, araçlı ulaşımı azalttıkça daha modern kentlerin oluştuğunu ifade etti. Bursa Büyükşehir Belediyesi’nin de bu doğrultuda çalıştığını söyleyen Gazioğlu, her yaştan insanla bir araya gelerek sabah sporu yaptıklarını belirtti. Etkinlikten büyük memnuniyet duyduklarını dile getiren Bursalılar, Başkan Mustafa Bozbey’e ve Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti. Birbirinden renkli programlar Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında bisiklet kullanımında şerit paylaşımı farkındalığının artırılması amacıyla Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Kestel ve Gürsu ilçelerinde belirlenen güzergahlara ‘Şeridini Paylaşır Mısın?’ temalı maketler yerleştirildi. Güvenli bisiklet sürüş eğitimi 18 Eylül Perşembe günü 10.00-14.00 saatleri arasında Eğitim Vadisi Çocuk Oyun Sokağı’nda ‘Güvenli bisiklet sürüş eğitimi’ ve çeşitli etkinlikler düzenlenecek. 6-15 yaş arası katılımcılara güvenli bisiklet sürüşü konusunda teorik eğitimler verilecek, ardından çocuk oyun sokağında bisiklet uygulama eğitimleri ile diğer etkinlikler gerçekleştirilecek. Pedallar dönüyor, İyilik büyüyor ‘Direksiyondan pedala: Şoförler için bisiklet deneyimi’ etkinliği ise 19 Eylül Cuma günü 10.00-11.00 saatleri arasında BURULAŞ Otobüs İşletmesi’nde yapılacak. Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında BURULAŞ sürücülerine, trafikteki bisiklet kullanıcılarına ilişkin farkındalık eğitimi düzenlenecek. Çadır kampı ve doğa yürüyüşü 20-21 Eylül Cuma ve Cumartesi günleri saat 10.00 ile 11.00 arasında Baraklı Natürel Park’ta 80 kişinin katılımıyla çadır ve doğa yürüyüşü etkinliği düzenlenecek. 21 Eylül Pazar günü ise 09.00-13.00 saatlerinde Tophane - Mudanya Mütareke Meydanı arasında ‘Pedallar dönüyor, İyilik büyüyor’ etkinliği yapılacak. ‘Çocukların Heykeli’ Atatürk Caddesi’nin araç trafiğine kapatılıp bisiklet ve yaya ulaşımına açılacağı ‘Çocukların Heykeli’ adlı etkinlik ise 21 Eylül Cumartesi günü 09.00-13.00 saatleri arasında yapılacak. Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlanan birbirinden renkli etkinliklerle, çocuklar araba seslerinden uzak eğlenceli bir gün geçirecek. Yediden yetmişe herkese unutamayacakları bir gün geçirme fırsat sunacak olan program, Ulucami ile Valilik Binası arasında yapılacak. Birçok sokak oyununun oynanabileceği alan, araba sesleri ile değil, çocuk gülüşleri ile dolacak. Başkan’dan tüm Bursalılara davet Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey de Avrupa Hareketlilik Haftası’nı Bursa’da çeşitli etkinliklerle kutlayacaklarını belirterek tüm Bursalıları programlara davet etti. Daha temiz hava ve çevre için bisiklet kullanımının özendirilmesi gerektiğini belirten Başkan Bozbey, hem sağlık hem zaman hem de ekonomi için toplu taşımanın, bisikletin ve raylı sistemlerin kullanılmasını tavsiye etti.
16 Eylül 2025 Salı - 11:47
Meram’a bir Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu daha
Meram Belediyesinin desteği ve hayırsever katkısıyla ilçeye yeni bir sağlık yatırımı daha kazandırılıyor. Havzan Mahallesi’nde hizmet verecek 1 No’lu Fadimana-Kemal Korkmaz Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nu hayata geçirecek protokol Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ve hayırsever Kemal Korkmaz tarafından imzalandı. Meram Belediyesinin desteği ve hayırsever katkısıyla Konya’ya yeni bir sağlık yatırımı daha kazandırılıyor. "Meram 1 No’lu Fadimana-Kemal Korkmaz Acil Sağlık Hizmetleri İstasyonu’nun" protokolü, Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ile istasyonu yaptıracak olan hayırsever iş insanı Kemal Korkmaz tarafından imzalandı. İnşası hayırsever Korkmaz ailesi tarafından üstlenilecek ve Meram Belediyesinin de destek vereceği proje Havzan Mahallesi’nde hayata geçirilecek. "Saniyelerin kıymetli olduğu bir alana katkı sağlıyoruz" İmza öncesinde konuşan Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Konyalıların hayır işlerinde daima önde olduğuna dikkat çekti. Bu yatırımın da Meram Belediyesi - Sağlık İl Müdürlüğü ve hayırsever iş birliği ile hayata geçtiğini vurgulayan Başkan Kavuş, "Ambulansın içinde geçen saniyelerin bir hasta için ne kadar önemli olduğunun bilinci ile Havzan Mahallemizde ana cadde üzerindeki değerli bir arsa bu iş için tahsis edildi. Ambulansların hızlı hareket etmeleri gerekiyor. Evinde o ambulansı bekleyen insanların yaşadığı kaygıyı da hepimiz biliyoruz. Allah bu hizmetlerin eksikliğini hissettirmesin. Biz de diğer sağlık hizmetleri gibi bu işin de içindeyiz. Hemşehrilerimizin sağlığı için olmaya da devam edeceğiz. Hayırseverlerimize ve İl Sağlık Müdürlüğümüze teşekkür ediyorum" dedi. "Konya’da yüzün üzerinde ambulans noktasına ulaştık" Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz da 112 acil sağlık hizmetlerinin geldiği noktaya dikkat çekerek, "Konya’da 2000’li yılların başında sadece birkaç ambulansımız varken bugün yüzün üzerinde istasyona sahibiz. Ne kadar ileri sağlık hizmetlerine ulaştığımızın bir göstergesi. Bu noktada belediyelerimizin ve hayırseverlerimizin de önemli desteğini alıyoruz. İşte bu birliktelik Konya’nın en önemli gücü" diye konuştu. Konya Belediyelerinin hizmeti en güzel şekilde yürütülebilecek yerleri sağlık hizmetleri için ayırdığına dikkat çeken Yavuz, "Belediyelerimiz, ambulanslarımızın hastalarına en hızlı şekilde ulaşabilecekleri yerleri tahsis ediyor, bağışçılarımız, hayırseverlerimiz önemli yük alarak insana dokunuyor. İşte tüm bu fedakarlıklarla ortaya güzel hizmetler çıkıyor. Bu nedenle Başkanımız Mustafa Kavuş’a ve hayırseverimiz Kemal Korkmaz’a teşekkür ediyorum" dedi. "Bu hayırlı işlerin devamı gelir inşallah" İstasyonu yaptıracak olan hayırsever Kemal Korkmaz ise, "Konya’daki ticaretimizin 46. yılındayız. Böyle hayırlı işlere vesile olmaktan mutluyuz. Bu hayırlı yatırımı en kısa zamanda yapıp teslim edeceğiz. İnşallah, bu hayırlı imzaların devamı gelir. Allah herkese böylesi iyilikler nasip etsin" ifadelerini kullandı. Protokol imza töreninde hazır bulunan Kemal Korkmaz’ın oğlu Gülvezir Korkmaz da böylesi hayır işlerinin kendileri için bir aile geleneği olduğunu ifade ederek, bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da şehre ve insana dokunacak yatırımlar kazandırmaya devam edeceklerini belirtti. Konuşmaların ardından Meram Belediye Başkanı Mustafa Kavuş, Konya İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Yusuf Yavuz ile hayırsever iş insanı Kemal Korkmaz istasyonu hayata geçirecek protokolü imzaladılar.
16 Eylül 2025 Salı - 11:29
"Çocuklara el yıkama alışkanlığı kazandırılmalı"
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, "Çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız en önemlisi doğru el yıkamayı öğretmeliyiz. El yıkama alışkanlığı biz büyüklerde de çoğu hastalığı önlemekte, mikroplardan bizleri uzak tutmakta. Okula gitsin gitmesin her yaştan çocuğumuz mutlaka sıkça el yıkamalı" dedi. Liv Hospital Samsun Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Kliniği’nden Uzm. Dr. Nazlı Karakullukçu Çebi, 15 Ekim Dünya El Yıkama Günü dolayısıyla kışın getirdiği çocuk hastalıklarından korunmada el yıkamanın öneminden bahsetti ve açıklamalarda bulundu. Soğuk havalarda hastalıklardan korunmak için dikkat edilmesi gereken noktalara değinen Uzm. Dr. Çebi, "Kış tüm anne babaların çocukları için korkulu rüya, okullar açıldı, birçoğumuz hastanelerin yolunu tuttu bile. Peki biz anne baba olarak çocuğumuz daha az hasta olsun diye ne yapabiliriz bir bakalım. Özellikle el hijyeni çok önemli. Çocuklarımıza mutlaka el yıkama alışkanlığı kazandırmalıyız en önemlisi doğru el yıkamayı öğretmeliyiz. El yıkama alışkanlığı biz büyüklerde de çoğu hastalığı önlemekte, mikroplardan bizleri uzak tutmakta. Okula gitsin gitmesin her yaştan çocuğumuz mutlaka sıkça el yıkamalı" diye konuştu. Grip aşısı hastalıktan korunmaya yardımcı olabilir Alınacak önlemlerden bahseden Uzm. Dr. Çebi, "Ben her iki çocuğu kreşe giden, tüm kışı burun akıntısı ile geçiren bir anne olarak aşıyı öneriyorum ve her sene yaptırıyorum. Evet belki harikalık oluşturmuyor ama hastalık sıklığı ve geçirme şiddetini azaltıyor. Peki aşı hangi çocuğa nasıl yapılmalı? Burada çocuğumuzun yaşı önemli, eğer 9 yaşın altında ve ilk kez aşılanacaksa 1 ay ara ile 2 doz aşı yapılmalı, aşı 3 yaş altındaki çocuklarımıza yarım doz olarak uygulanır" şeklinde konuştu. Doğal ve mevsimine göre beslenilmeli Çocuklarımızın düzenli, dengeli, doğal ve mevsimine göre beslenmesinin bağışıklık sistemi için çok önemli olduğunun altını çizen Uzm. Dr. Çebi, şu bilgileri paylaştı: "Sebze ve meyveleri mevsimine göre tüketirsek hormonlu gıdalardan uzak durmuş oluruz. Takviye ilaca gerek var mı? İlla ki gerek yok ama bazı ilaçlar hakikaten sihirli dokunuşlar yapabilir. Doktor kontrolü ve önerisiyle alınan takviye vitaminler önerilerimiz arasında. Örneğin beta glukan içeren ilaçlar soğuk algınlığına karşı direnci arttırabilir ve artık her eczanede kolayca ulaşılabilir. Bağışıklık sistemini güçlendiren vitamin destekleri ve çeşitli ilaçlardan fayda görebilirsiniz, ideali bu ilaçları 2 yaş ve üzerine kullanmak. Özel durumu olan, örneğin alerjik çocuklar için koruyucu ilaçlar dediğimiz birtakım ilaçlar astım ya da solunum sıkıntısı ataklarını azaltacaktır, doktorunuzun düzenlediği şekilde bunları kullanırsanız acile taşınmalarınız azalacaktır." Ayva yaprağı ve ıhlamur tercih edilmeli Uzm. Dr. Çebi, öksürüğü azaltabilecek önerilerini şöyle anlattı: "Öksürüklerimize kış boyunca ayva yaprağı ve ıhlamurları hazır tutalım, zararı yok, faydası çoktur, karıştırıp demlersek içimi hoştur. Yine doğal öksürük şurubumuzun tarifi, bir turp tane karabiber ve bal; turpu oyup dibine tane karabiberi koyalım, içine balı döküp bir geniş kaba koyalım. Sabah kalktığımızda doğal öksürük şurubumuz hazır, günde 3-4 tatlı kaşığı verebilirsiniz. Tabii 1 yaşın altına vermiyoruz çünkü bal ile hazırlıyoruz. Bir de burnundan akıntı eksik olmayan, gece burun tıkanıklığından uyuyamayan çocuklar için önerimiz, bir soğanı soyun, 4’e bölün, yatağın başucuna asın, bir nebze akıntıyı hafifletir. İçinize sinmeyen her durumda, uykuyu bölen öksürük, 1 haftayı geçen grip nezle halinde mutlaka doktora başvurun, ilerlemeden hastalığın tedbirini alalım. Tedbirimizi aldığımız takdirde, gelecek olan kıştan korkmamıza gerek yok. Çocuklarıma sağlıklı bir kış dönemi dilerim."
16 Eylül 2025 Salı - 11:26
Beyin kan akımının azalması Alzheimer riskini artırıyor
Nöroloji Uzmanı Dr. Didem Er, Alzheimer hastalığının en önemli risk faktörlerinden birinin beyin kan akımındaki azalma olduğunu belirterek, fazla kilo ve hareketsiz yaşamın beyin damarlarındaki kan akışını yavaşlattığını, bunun da Alzheimer riskini artırdığını söyledi. Medicana International Samsun Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Didem Er, Alzheimer hastalığının en önemli risk faktörlerinden birinin beyin kan akımındaki azalma olduğunu belirtti. İşlenmiş karbonhidrat ve hayvansal yağ ağırlıklı düzensiz beslenmenin de Alzheimer açısından risk oluşturduğunu vurgulayan Dr. Er, Akdeniz tipi beslenme ve hareketli yaşam tarzının hastalık riskini önemli ölçüde düşürdüğünü ifade etti. Alzheimer tedavisinde kullanılan ilaçların yalnızca hastalığın ilerlemesini yavaşlattığını hatırlatan Er, "Hastalığı durduracak ya da tamamen iyileştirecek bir ilaç elimizde yok. Ancak düzenli egzersiz ve sağlıklı beslenme, hastalığın gidişatını yavaşlatabiliyor ve hatta ilaçların yapamadığı katkıyı sağlayabiliyor" dedi. Alzheimer’ın esasen yaşlanma ile ilgili bir hastalık olduğuna dikkat çeken Dr. Er, genç yaşlarda Alzheimer görülmediğini söyleyerek, "Ailesinde erken yaşta Alzheimer tanısı bulunan kişilerde genetik risk artabiliyor ancak bu kesinlik anlamına gelmez" diye konuştu. "Başlamak için hiçbir zaman geç değil" Hafızanın yaşla birlikte azalmak zorunda olmadığını belirten Er, beyin sağlığı için sağlıklı alışkanlıkların her yaşta kazanılabileceğini ifade ederek, şunları söyledi: "Beyin açısından sağlıklı bir yaşam tarzı, demans gelişimini geciktirebiliyor ya da önleyebiliyor. Bu yüzden Alzheimer’a karşı korunmada herkes için en etkili yöntem: Hareket, dengeli beslenme ve zihinsel aktivite."
16 Eylül 2025 Salı - 10:57
Ankara’daki özel hastanede skandal iddia: Safra kesesi ameliyatında bağırsağı kesildi, 2 aylık bebeği yetim kaldı
Ankara’da Özel Polatlı Can Hastanesinde safra kesesi ameliyatı olan ve ameliyat sırasında bağırsağının kesildiği, doktoru tarafından bu durumun saklandığı iddia edilen kadın hayatını kaybetti.
16 Eylül 2025 Salı - 10:49
Bakan Işıkhan: "64 ilacı daha geri ödeme listesine aldık"
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, "Sosyal Güvenlik Kurumumuz tarafından 64 ilacı daha geri ödeme listesine aldık" dedi.
16 Eylül 2025 Salı - 10:46
Karın zarı metastazlarında yeni umut: HIPEC ve PIPAC
Kanser tedavisinde son yıllarda geliştirilen yeni yöntemler, karın zarı (periton) metastazı olan hastalara umut oluyor. Medicana Sağlık Grubu Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Koray Topgül, geçmişte tedavisi oldukça zor kabul edilen bu hastalıkta HIPEC ve PIPAC adı verilen modern uygulamalar sayesinde yaşam süresi ve yaşam kalitesinde önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi. Kanser tedavisinde tıbbi gelişmeler hızla ilerlerken, karın zarı (periton) metastazı yaşayan hastalar için yeni yöntemler gündeme geliyor. Medicana International İzmir Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Koray Topgül, HIPEC ve PIPAC gibi modern tedavi yaklaşımlarının, uygun hasta gruplarında yaşam süresini ve yaşam kalitesini artırmada önemli katkılar sağladığını belirtti. Bu yöntemlerin her hastaya uygulanamayacağını, yalnızca uzman hekimlerin değerlendirmesi ve yetkin merkezlerde yapılması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Koray Topgül, peritonun karın içindeki organları saran ve karın duvarını örten ince bir zar olduğunu hatırlatarak bazı kanserlerde tümör hücrelerinin bu zara tutunabildiğini belirtti. Bu durumun periton metastazı olarak adlandırıldığını ifade eden Prof. Dr. Koray Topgül, "Periton metastazı en sık kolon, mide ve yumurtalık kanserlerinde görülür. Daha nadir olarak apendiks, pankreas, safra yolları ve meme kanserlerinde de karşımıza çıkabilir" dedi. "Eskiden sağkalım 6 ayı geçmezdi" Geçmişte periton metastazı gelişen hastalarda yalnızca sistemik kemoterapi ya da palyatif cerrahinin uygulandığını söyleyen Prof. Dr. Koray Topgül, bu nedenle sağkalımın çoğu zaman 6 ayı geçmediğini vurguladı. Ancak son yıllarda geliştirilen yöntemlerle bu tablonun değiştiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Koray Topgül, HIPEC’in (Hipertermik İntraperitoneal Kemoterapi) cerrahiyle tümörlerin temizlenmesinden sonra karın boşluğuna 42-43 dereceye ısıtılmış kemoterapi ilaçlarının verilmesiyle uygulandığını anlattı. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu yöntemle kemoterapi doğrudan tümörün olduğu bölgeye veriliyor. Isı, kanser hücrelerini daha duyarlı hale getiriyor. Sistemik kemoterapiye göre yan etkisi daha az, etkinliği daha fazladır" dedi. Prof. Dr. Koray Topgül, uygun seçilmiş kolon ve over kanseri hastalarında HIPEC ile 5 yıllık sağkalım oranlarının yüzde 30-40’a kadar çıktığını söyledi. PIPAC’ın (Basınçlı Aerosol Kemoterapisi) daha yeni bir yöntem olduğunu belirten Prof. Dr. Koray Topgül, laparoskopik yöntemle karın boşluğuna girildiğini ve kemoterapi ilaçlarının sis şeklinde basınçlı olarak püskürtüldüğünü ifade etti. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu yöntem daha az invazivdir, tekrarlanabilir ve ileri evre, cerrahi şansı olmayan hastalarda bile hastalığı kontrol altına almada etkilidir. Ayrıca karın içi sıvı birikiminin önlenmesinde de fayda sağlar" dedi. "Her hasta için multidisipliner değerlendirme şart" Başarı oranlarının kanser türüne ve evresine göre değiştiğini vurgulayan Prof. Dr. Koray Topgül, over kanserinde yaşam süresini anlamlı şekilde uzatan, mide kanserinde yaşam kalitesini artıran sonuçlar elde edildiğini aktardı. Prof. Dr. Koray Topgül, "Bu tedaviler mutlaka deneyimli merkezlerde, multidisipliner ekipler tarafından uygulanmalıdır" ifadelerini kaydederek, periton metastazı için artık umut verici seçenekler bulunduğunu sözlerine ekledi.
Daha Fazla Yükle
GERİ BİLDİRİM
Geliştirme sürecine katkıda bulunmak için lütfen sitede karşılaştığınız hataları bize bildirin.
Gönder