SAĞLIK
27 Nisan 2026 Pazartesi - 17:12 Mardin’de nadir görülen hastalıkla doğan bebek sağlığına kavuştu Mardin’de doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı yaşayan ve nadir görülen "Sağ Konjenital Diyafragma Hernisi (Bochdalek Hernisi)" tanısı konulan bebek, başarılı operasyon ve yaklaşık 2 aylık tedavi sürecinin ardından sağlıklı şekilde taburcu edildi. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesinde ilk kez gerçekleştirilen operasyonla hayata tutunan bebek, multidisipliner yaklaşım sayesinde sağlığına kavuşurken, tamamen anne sütüyle beslenir hale geldi ve oksijen ihtiyacı olmadan 57 gün sonra taburcu edildi. Çocuk uzmanı Adnan Azizoğlu yaptığı açıklamada, vakanın 37 haftalık ve 2 kilo 750 gram doğan, doğum sırasında ciddi solunum sıkıntısı gelişmesi üzerine entübe edilerek yenidoğan ünitesine alınan bir bebek olduğunu söyledi. Hastayı entübe şekilde devraldıklarında çekilen akciğer filminde karın içi organlarının sağ toraks içinde yerleştiğini tespit ettiklerini belirten Azizoğlu, "Bunun üzerine hastamızı acilen çocuk cerrahisi bölümüne danıştık. Aynı zamanda akciğer gelişiminde sorun olması nedeniyle akciğere giden ana damarda ciddi tansiyon yüksekliği mevcuttu" dedi. Hastanın stabilize edilmesinin ardından ameliyata alındığını ifade eden Azizoğlu, "Sağ tarafta olması ve karaciğer, apendiks ile ince ve kalın bağırsakların göğüs boşluğunda yer alması vakayı oldukça riskli hale getiriyordu. Bu operasyon Mardin’de ilk kez gerçekleştirildi" diye konuştu. Tedavi sürecinin multidisipliner şekilde yürütüldüğünü aktaran Azizoğlu, hastanın 57 günlük ve 4 kilogram ağırlığında olduğunu belirterek, "Oksijen ihtiyacı bulunmuyor ve tamamen anne sütüyle besleniyor. Yapılan tetkiklerde beyin dahil herhangi ciddi bir hasar tespit edilmedi. Bu bizim için sevindirici ve gurur verici bir durum" ifadelerini kullandı. Yenidoğan uzmanı Muhammet Hocaoğlu da vakanın en önemli özelliğinin diyafragma hernisinin sağ tarafta görülmesi olduğunu dile getirdi. Bu durumun hastalığı daha da nadir hale getirdiğini belirten Hocaoğlu, "Göğüs boşluğuna yerleşen organ miktarı arttıkça ölüm riski de artmaktadır. Bizim hastamızda ince ve kalın bağırsakların yanı sıra karaciğer de sağ toraks içinde yer alıyordu. Bu nedenle süreçte ciddi problemler yaşadık’’ dedi. Ameliyat öncesi ve sonrasında pulmoner hipertansiyonla mücadele ettiklerini ve uzun süre nitrik oksit tedavisi uyguladıklarını anlatan Hocaoğlu, bağırsak iskemisi ile de karşılaştıklarını kaydetti. Beslenme sürecinin kademeli ilerlediğini ifade eden Hocaoğlu, "Yaklaşık 50 gün boyunca oksijen desteği aldı. Bugün ise oksijen ihtiyacı olmadan, kilosunu neredeyse iki katına çıkarmış şekilde sağlıklı olarak taburcu ediliyor. Bu durum Mardin için önemli bir gelişme" şeklinde konuştu.
27 Nisan 2026 Pazartesi - 15:09 Van’da optisyenlerden sahte güneş gözlüğü uyarısı Van’da havaların ısınmasıyla birlikte güneş gözlüğü kullanımı artarken, optisyenler ise vatandaşları uyararak bijuteri ve sokak tezgâhlarında satılan sahte ürünlerin göz sağlığında kalıcı hasarlara yol açabileceğini söyledi. Kentte havaların ısınmasıyla birlikte artış gösteren güneş gözlüğü kullanımı, merdiven altı ürün tehlikesini de beraberinde getirdi. Sektör temsilcileri, bijuteri ve sokak tezgahlarında satılan kalitesiz gözlüklerin göz sağlığını korumak yerine kalıcı hasarlara yol açabileceği uyarısında bulundu. Yeni sezon hazırlıklarının tamamlandığı kentte, optik mağazalarında yoğunluk yaşanırken uzmanlar, vatandaşların bilinçsiz seçimlerden kaçınması gerektiğini vurguladı. Özellikle Sağlık Bakanlığı onayı olmayan ve camları işlevsiz ürünlerin uzun vadede ciddi göz kusurlarına zemin hazırladığına dikkat çekildi. "Güneş gözlüğü, gözü zararlı ışınlardan korur" İHA muhabirine konuşan Optisyen Uğur Özbek, güneş gözlüğünün sadece bir aksesuar olmadığını, bir sağlık gereci olduğunu belirtti. Yeni sezonla ilgili tüm hazırlıklarını tamamladıklarını ifade eden Optisyen Özbek, "Şu an yeni sezonla ilgili süreç başladı ve ürünlerimizin tamamı dizildi. Stoklarımızı hazırladık; gelen misafirlerimize ve hastalarımıza yardımcı olmaya çalışıyoruz. Yeni sezonda öncelikle kaliteli, markalı ve Sağlık Bakanlığı onaylı ürünlerin kullanılmasını öneriyoruz. Bu sezon özellikle bu hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Güneş gözlüğü, gözü zararlı UV ışınlarından korur. Bu nedenle başta uzun yol şoförlerimiz olmak üzere; çocuklardan yetişkinlere, tüm gençlerimize ve her yaş grubuna güneş gözlüğü kullanmasını tavsiye ediyoruz. Güneş gözlüğü alırken ürünün orijinalliğine ve camların UV koruma özelliğine mutlaka dikkat edilmelidir" dedi. "Tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır" İşportada veya kozmetik mağazalarında satılan gözlüklerin göz sağlığı için büyük risk taşıdığını dile getiren Özbek, "Gözlük alırken tercih edilecek yer kesinlikle bir optik mağazası olmalıdır. Kozmetik mağazası gibi yerlerde satılan ürünler orijinal değildir; bunların hiçbir koruyucu özelliği bulunmadığı gibi garantileri de yoktur. Camları işlevsiz olan bu basit gözlükleri kesinlikle önermiyoruz. Göz sağlığı için gözlüğün mutlaka bir optisyenden, profesyonel bir optik mağazasından alınması gerekmektedir" diye konuştu.
Ticaret Bakanı Bolat’a Sağlık Turizmi Kongresi daveti
18 Eylül 2025 Perşembe - 22:30 Ticaret Bakanı Bolat’a Sağlık Turizmi Kongresi daveti Sağlık Turizmi Konfederasyonu (SATKOF) heyeti, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı makamında ziyaret ederek, 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek "1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi"ne resmi davette bulundu. SATKOF heyeti, Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ı makamında ziyaret ederek, 21-22 Kasım 2025 tarihlerinde İzmir’de düzenlenecek "1. Uluslararası Sağlık Turizmi Köprüleri Kongresi"ne resmi davette bulundu. Görüşmede, sağlık turizminin ihracattaki rolü ve uluslararası iş birlikleri ele alındı. SATKOF Genel Başkanı Prof. Dr. Aysun Bay başkanlığındaki heyet, Bakan Bolat’a kongre hakkında bilgi verdi. Bay, sağlık turizminin yalnızca sağlık alanını değil ticaret, diplomasi, kültür ve teknolojiyi de kapsayan çok yönlü bir stratejik alan haline geldiğini vurguladı. Bay, bu süreçte Ticaret Bakanlığı’nın desteğinin kritik öneme sahip olduğunu belirtti. Bakan Bolat, sağlık turizminin Türkiye’nin dış ticaret vizyonunda önemli bir yer tuttuğunu ifade ederek, "Sağlık turizmi ihracata açılan yeni bir kapıdır. Bu tür organizasyonlar Türkiye’nin küresel tanıtımı açısından büyük değer taşımaktadır" dedi. Bolat, SATKOF heyetine çalışmalarından dolayı teşekkür etti. 50’den fazla ülkeden katılım bekleniyor SATKOF’un öncülüğünde düzenlenecek olan "The 1st International Conference: Health Tourism Bridges - Health Diplomacy and Innovation in Türkiye" başlıklı kongre, 50’den fazla ülkeden bakanlar, büyükelçiler, akademisyenler ve sektör temsilcilerini İzmir’de buluşturacak. Etkinlikte, sağlık turizmi, inovasyon, ticaret ve diplomasinin kesişim noktaları ele alınacak. Katılımcılar arasında ikili iş görüşmeleri, saha ziyaretleri ve kültürel etkinlikler de yer alacak.
BEUN Hastanesi’nden Batı Karadeniz’e yüksek teknoloji
18 Eylül 2025 Perşembe - 18:34 BEUN Hastanesi’nden Batı Karadeniz’e yüksek teknoloji Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi (BEUN) Hastanesi, sağlık teknolojileri alanında önemli bir yeniliğe daha imza atarak bölgesel sağlık hizmetlerinde çıtayı bir üst seviyeye taşıdı. Türkiye genelinde yalnızca sınırlı sayıda merkezde bulunan Magneto 150 Watt Holmium Lazer Cihazı, artık BEUN Hastanesinde hizmet vermeye başladı. Bu ileri teknoloji sayesinde prostat ve böbrek taşı operasyonları, Batı Karadeniz Bölgesi’nde ilk ve tek kez kanamasız, kesisiz ve ağrısız bir şekilde gerçekleştirilebiliyor. Böylece BEUN Hastanesi, hem hasta konforunu artıran hem de operasyon başarısını yükselten modern cerrahi yöntemleriyle adından söz ettiriyor. Altın Standart HoLEP Artık Zonguldak’ta Dünyada prostat cerrahisinde altın standart olarak kabul edilen HoLEP (Holmium Lazer Prostatektomi) yöntemi, özellikle büyük prostatlarda açık cerrahiye benzer başarı oranları sunarken, kesi yapılmadan ve minimal riskle uygulanabiliyor. Magneto 150 Watt Holmium Lazer Cihazı’nın en büyük avantajlarından biri de dokuyu keserken eş zamanlı olarak kanamayı kontrol edebilmesi. Bu özellik, hem hasta güvenliğini artırıyor hem de operasyon sonrası iyileşme sürecini büyük ölçüde kısaltıyor. Ameliyat sonrası hastalar genellikle bir gün içinde taburcu edilirken; daha az kan kaybı, daha kısa ameliyat süresi ve hızlı iyileşme gibi avantajlar sayesinde hem hasta memnuniyeti hem de sağlık hizmetlerinde verimlilik en üst düzeye çıkarılıyor. Cihaz, aynı zamanda böbrek taşlarının tedavisinde de yüksek başarıyla kullanılabiliyor. Kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatlarda taşsızlık oranı oldukça yüksek olup cerrahi başarıyı doğrudan etkiliyor. Ürolojik Cerrahide Uluslararası Standartlar BEUN’da Hayata Geçiriliyor Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Üroloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Necmettin Aydın Mungan, üniversite hastanesine kazandırılan ileri teknoloji lazer cihazının hem hasta tedavisinde hem de akademik eğitimde önemli bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Mungan’ın açıklamalarına şöyle devam etti: "Dünyada prostat ve böbrek taşı tedavisinde altın standart olarak kabul edilen bu yöntem, üniversite hastanemizde öğretim üyeleri ve asistanlar tarafından aktif olarak uygulanmaya başlanmıştır. Gerçekleştirilen bu önemli teknolojik yatırım sayesinde, hastalara uluslararası standartlarda, güvenli ve konforlu bir tedavi süreci sunmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Asistan eğitiminde de önemli bir kazanım olan bu cihazın Üniversite hastanemize kazandırılmasında büyük emek veren Sayın Rektörümüz Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’e şükranlarımı sunuyor; Üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum. Rektör Özölçer: "Üniversite Hastanemiz, Ülkemizin Sağlıkta Güvenilir Referans Merkezlerinden Biri Olmaya Devam Ediyor" Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, BEUN Hastanesine kazandırılan son teknoloji Magneto 150 Watt Holmium Lazer Cihazı ile birlikte üniversite hastanesinin sadece Zonguldak’ta değil; Batı Karadeniz ve Türkiye genelinde sağlık alanında güçlü bir referans merkezi haline geldiğini ifade etti. Konuya ilişkin açıklamasında şu ifadelere yer verdi: "Üniversite olarak sağlık alanında bilimsel gelişmeyi, teknolojik yeniliği ve insan hayatını merkeze alan bir hizmet anlayışını her zaman temel sorumluluklarımız arasında görüyoruz. Hastanemize kazandırılan Magneto 150 Watt Holmium Lazer gibi yüksek teknolojiye sahip medikal cihazlar; sadece hasta konforunu artırmakla kalmıyor, aynı zamanda modern tıbbın en güncel uygulamalarını bölgemiz insanıyla buluşturma hedefimize katkı sağlıyor. Bu gelişmeler, sağlık hizmetlerinin niteliğini artırırken üniversitemizin bölgesel sınırları aşan bir misyon üstlendiğini de açıkça ortaya koymaktadır. Bu vesileyle, üniversite hastanemizin altyapısının güçlenmesinde ve teknolojik kapasitesinin artırılmasında her zaman yanımızda olan başta Sağlık Bakanımız Sayın Prof. Dr. Kemal Memişoğlu olmak üzere, tüm Sağlık Bakanlığı ailesine en içten şükranlarımı sunuyorum. Aynı şekilde, üniversitemizin bilimsel ve akademik gelişimine sundukları değerli desteklerinden dolayı Yükseköğretim Kurulu Başkanımız Sayın Prof. Dr. Erol Özvar’a ve tüm Yükseköğretim Kurulu camiasına teşekkürlerimi arz ediyorum. Bu cihaz ile ameliyatı gerçekleştirecek tüm öğretim üyelerimize başarı diliyor; üstün emeklerinden dolayı teşekkür ederek hastalarımıza yeni tedavi yönteminin şifa olmasını ümit ediyorum. Üniversite hastanemiz; yalnızca Zonguldak’ın değil, Batı Karadeniz’in ve ülkemizin dört bir yanından gelen hastaların güvenle başvurabileceği modern, erişilebilir ve insan odaklı sağlık hizmeti sunan bir merkez olmayı kararlılıkla sürdürecektir." Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi, modern tıbbın sunduğu imkânları bölge halkıyla buluşturarak, hem hasta memnuniyetini hem de hizmet kalitesini artırmayı sürdürüyor. Gelişmiş tıbbi cihazlar, nitelikli uzman kadrosu ve hasta odaklı yaklaşımıyla BEUN Hastanesi, kaliteli odaklı sağlık hizmetin adresi olmaya devam ediyor.
Altı aydır hiç durmadan hıçkırıyordu, sağlığına kavuştu
18 Eylül 2025 Perşembe - 17:50 Altı aydır hiç durmadan hıçkırıyordu, sağlığına kavuştu Gaziantep Şehir Hastanesi’nde göğüs cerrahisi ekibi tarafından gerçekleştirilen özel bir operasyonla, 6 aydır geçmeyen hıçkırık şikayetiyle yaşam kalitesi bozulan bir hasta sağlığına kavuştu. Gaziantep yaşayan 32 yaşındaki Rokan Musa, 6 ay boyunca hiç durmadan devam eden hıçkırık nedeniyle çalışamaz hale geldi. İlaç tedavisi, sinir blokajı ve farklı girişimlere rağmen bir türlü sonuç alınamadı. Gaziantep Şehir Hastanesi Göğüs Cerrahisi Uzmanı Dr. Onur Bayrakçı ve ekibi tarafından, kapalı yöntem (uniportal VATS) ile gerçekleştirilen özel bir cerrahi işlem sonucunda hastanın hıçkırığı son buldu. "Bu tarz bir vakayla ilk kez karşılaştık" Operasyonu gerçekleştiren Dr. Onur Bayrakçı, "Bu tarz bir vakayla biz de ilk kez karşılaştık. Hıçkırıklar normalde ilaç tedavisiyle geçer ama bu vakada ilaç ve birçok girişim yapılmasına rağmen sonuç alınamamıştı. Yaptığımız operasyon sonrası hastamız 6 gündür hiçbir şikâyet yaşamıyor ve sağlığına kavuştu. Bu başarılı operasyon, uzun süreli hıçkırığın tedavisinde önemli bir umut ışığı oldu. Hastamıza sağlıklı bir ömür diliyorum" dedi. "Hastanemiz bölgeye hizmet vermeye devam ediyor" Gaziantep Şehir Hastanesi Başhekimi Ilgın Türkçüoğlu ise, "Hastamız bize 6 aydır geçmeyen hıçkırık şikâyetiyle başvurdu. Göğüs cerrahi ekibimizin başarılı operasyonu sonrası şu an gayet iyi. Hastanemizde bu ve benzeri birçok özellikli işlem ve ameliyat yapılıyor. Hem yapısal hem de teknik cihaz anlamında bölgemize hitap eden bir sağlık kuruluşu olarak hastalarımıza hizmet vermeye devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. "Onur hocama ve ekibine teşekkür ediyorum" Ameliyat sonrası duygularını anlatan hasta Rokan Musa, "Hıçkırığım uyanır uyanmaz başlıyordu, çalışamıyordum, günlük hayatım etkilenmişti. Birçok işlem yaptırdım ama en sonunda çareyi Gaziantep Şehir Hastanesi’nde buldum. Onur hocama ve ekibine teşekkür ediyorum, şu an gayet iyiyim" diye konuştu.
Muğla’da 240 bin hayvan şap aşısı olacak
18 Eylül 2025 Perşembe - 16:40 Muğla’da 240 bin hayvan şap aşısı olacak Muğla İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, hayvancılığı tehdit eden en önemli hastalıklardan biri olan şap hastalığına karşı Muğla genelinde kapsamlı bir aşılama kampanyası başlattı. İl Müdürü Seyfettin Baydar, geçtiğimiz hafta pazartesi günü itibarıyla başlayan aşılama çalışmalarıyla 15 Ekim’e kadar 240 bin hayvanın aşılanmasının hedeflendiğini açıkladı. "En önemli adım aşılamadır" Şap hastalığının Türkiye’de yeni bir tipinin görülmeye başlandığını ve kısa sürede yayıldığını belirten İl Müdürü Baydar, aşılama çalışmalarının yanında üreticilerin bilinçlendirilmesinin de büyük önem taşıdığını vurguladı. Baydar, "Şap hastalığıyla mücadelede en önemli adım aşılamadır. Üreticilerimizin işletmelerinde bulunan tüm hayvanlarını, gebeler de dahil olmak üzere mutlaka aşılatmaları gerekiyor. Aşılama için ekiplerimiz işletmelere geldiğinde üreticilerimizin hazır bulunmaları ve tüm hayvanlarını aşılatmaları büyük önem taşımaktadır" dedi. Şap hastalığı çok bulaşıcı Şap hastalığının sığır, manda, koyun, keçi ve domuz gibi evcil ve yabani çift tırnaklı hayvanlarda görüldüğünü belirten Baydar, hastalığın bulaşıcılığının son derece yüksek olduğunu ifade etti. Virüsün uzun süre çevrede canlı kalabildiğini söyleyen Baydar, "Şap virüsü saman ve altlık materyalinde 20 haftaya kadar, dışkıda yaz aylarında 14 gün, idrarda 39 gün, toprakta ise mevsime bağlı olarak 3 ila 28 gün canlı kalabilmektedir. Bu da hastalığın kontrolünü zorlaştırmaktadır" diye konuştu. Baydar, bulaşmada solunum, salya, idrar ve dışkının yanı sıra bulaşık yem, su, veteriner malzemeleri, sinekler, kuşlar hatta kedi ve köpeklerin bile rol oynayabildiğine dikkat çekti. Ekonomik kayıplar büyük Şap hastalığının yalnızca hayvan sağlığını değil, üreticilerin gelirini de olumsuz etkilediğini dile getiren Baydar, "Şap hastalığına yakalanan hayvanlarda süt veriminde en az yüzde 50 düşüş, canlı ağırlıkta yüzde 25 azalma, buzağılarda yüzde 5 ölüm, gebelerde ise yüzde 10’a varan yavru atma oranı görülmektedir. Bu da üreticinin yıllık gelirinde yaklaşık yüzde 10 azalmaya neden olmaktadır" ifadelerini kullandı. "Yaptır aşını, artır aşını!" Aşılama çalışmalarının il genelinde aralıksız sürdüğünü belirten İl Müdürü Baydar, "Üreticilerimizin desteğiyle hedefimize ulaşacağımıza inanıyoruz. Hem hayvanlarımızın sağlığı hem de üreticimizin ekonomik kayıplarını önlemek için aşılama ve biyogüvenlik kuralları hayati önem taşımaktadır" dedi.
Van’dan dünyaya örnek çalışma: Kanser tedavisinde yapay zekâ kullanıldı
18 Eylül 2025 Perşembe - 16:09 Van’dan dünyaya örnek çalışma: Kanser tedavisinde yapay zekâ kullanıldı Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde multidisipliner tümör konseylerinde yapay zekâ destekli yazılım kullanıldı. Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde kanser hastalarının tedavi süreçlerine yönelik dikkat çekici bir bilimsel çalışma yürütüldü. Prestijli uluslararası tıp dergisi Healthcare’de yayımlanan araştırmada; genel cerrahi, onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, radyasyon onkolojisi ve patoloji uzmanlarının oluşturduğu konsey toplantılarına yapay zekâ destekli bir yazılım "katılımcı" olarak eklendi. Burada kanser tanısı konmuş 100 hasta hem hekimler hem de yapay zekâ tarafından değerlendirildi. Kararların yüzde 76 oranında örtüşmesi, konunun bilimsel çevrelerde de dikkatle takip edilmesine neden oldu. Çalışmada örnek vakalardan biri olarak, Erciş ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Sabri Sarıyıldız değerlendirildi. Yapay zekâ destekli yazılımın önerdiği tedavi planı, hekimlerin kararlarıyla birlikte uygulamaya konuldu. Sarıyıldız, izlenen bu yol sayesinde gerçekleştirilen başarılı cerrahi operasyon sonrası sağlığına kavuştu. "Yüzde 76 oranında örtüştüğünü gördük" Konuya ilişkin konuşan Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik, yapay zekânın hekim kararlarıyla yüzde 76 oranında örtüştüğünü belirtti. Yapay zekânın sağlık alanında giderek daha yaygın kullanıldığı ifade eden Prof. Dr. Çelik, "Biz de Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak teknolojinin sunduğu en son imkânlardan faydalanarak hastalarımıza doğru tedaviyi ve doğru yaklaşımı sunmak için yapay zekâ algoritmalarını kullanıyoruz. Yakın zamanda prestijli bir dergide yayımlanan çalışmamızda, multidisipliner tümör konseylerinde yapay zekâ destekli bir yazılım kullandık. Bu konseylerde genel cerrahi, onkoloji, radyoloji, nükleer tıp, radyasyon onkolojisi ve patoloji gibi birçok farklı branştan uzman hekimler bir araya gelerek hastaların tedavi sürecine yönelik ortak kararlar almaktadır. Biz de bu konsey toplantılarında yapay zekâyı bir katılımcı olarak değerlendirdik. ChatGPT’nin son algoritmasını kullanarak kanser tanısı olan 100 hastamızı hem uzman hekimler hem de yapay zekâ değerlendirdi. Sonrasında alınan kararlar karşılaştırıldığında, yapay zekâ destekli verilen kararların hekimlerin kararlarıyla yaklaşık yüzde 76 oranında örtüştüğünü gördük. Bu oldukça çarpıcı ve önemli bir bulgudur. Çünkü bu durum, yapay zekâ algoritmalarının artık profesyonel bir meslek grubu olan doktorlara yakın düzeyde karar verebildiğini göstermektedir" dedi. "Nihai kararı hekimler vermektedir" Yapay zekânın bu şekilde kullanılmasının tedavi planının hızlandırılması ve hekimlere yardımcı olunması açısından büyük önem taşıdığını dile getiren Çelik, "Elbette son kararı her zaman insan, yani hekim vermektedir. Çünkü yapay zekâ kullanımında hukuki sorumluluk, yanlış bilgi üretimi veya tedavinin hatalı planlanması gibi endişeler de gündeme gelebilmektedir. Ancak bu risklerin önüne geçmek için nihai karar hekimler tarafından verilmektedir. Gözlemlediğimiz en önemli sonuç şudur: yapay zekâ algoritmaları konsey kararlarında yüzde 76 oranında benzer sonuçlar üretmektedir. Bu da hastanemizin tümör konseylerinde, güncel bilimsel kanıtlar çerçevesinde hastalarımıza en doğru tedaviyi sunmamıza katkı sağlamaktadır. Bu çalışmaya imkân tanıyan, hekimleri bir araya getiren ve bilimsel araştırmalarımıza destek olan Sağlık Müdürlüğümüze ve başhekimliğimize de teşekkür ediyoruz. Bildiğimiz kadarıyla bu çalışma dünyada bir ilktir. Konseylerde yapay zekanın kullanıldığı ve tedavi planında yine yapay zekadan faydalanan ilk çalışma olduğunu belirtmek isterim" diye konuştu. Yapılan başarılı operasyonla sağlığına kavuşan Sabri Sarıyıldız isimli hasta ise "Önce kemoterapi ve ışın tedavisi gördüm. Yemek borumda kitle vardı. Tedavi için Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Sebahattin Çelik hocamıza başvurdum. Hocamız ameliyata karar verdi. Ben de ameliyat olmayı kabul ettim. Yemek borusundan ameliyat oldum. 3 ayda bir kontrol için geliyorum. Şu an çok iyiyim" şeklinde konuştu.
Giresun’da 440 gram doğan Buğlem bebek yaşama tutundu
18 Eylül 2025 Perşembe - 14:15 Giresun’da 440 gram doğan Buğlem bebek yaşama tutundu Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 440 gram 24 haftalık prematüre olarak doğan Buğlem bebek 198 günlük takibin ardından yaşama tutundu. Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi altına alınan Buğlem bebek, 32 yaşındaki annenin, 8 düşükle sonuçlanan gebeliklerinin ardından 9. gebeliğinden dünyaya gelen ilk canlı bebeği olmuştu. Organları gelişmemiş olarak doğan ve birçok rahatsızlıkla dünyaya merhaba diyen "parmak bebek" sağlık çalışanlarının yoğun çabasıyla yaşama sımsıkı sarıldı. Giresun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nden yapılan açıklamada "Buğlem bebekte göz hastalığı, pnömotoraks (akciğer yaprakları arasına hava kaçağı), bağırsak hastalığı, kronik solunum yetmezliği ve kafa içi kanamalar gibi ciddi sağlık sorunları tespit edildi. Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde 198 gün boyunca titizlikle takip edilen bebek, 183 gün solunum cihazıyla desteklendi. 161. gününde hastanede kök hücre tedavisi uygulanan Buğlem’in durumu yakından izlendi. Beslenme ve bakım ihtiyaçları büyük bir özenle karşılanan bebek, 198. günde oksijen desteği olmaksızın 3850 gram ağırlığa ulaşarak taburcu edildi" ifadelerine yer verildi. Aile, Buğlem’in tedavisinin tamamlanmasını umut ve sabırla bekledi. Tedavi sürecinin sonunda bebeklerini kucaklarına alan aile, büyük bir mutlulukla duygularını ifade etti.
Manyas Devlet Hastanesi’ne panoramik diş röntgen cihazı bağışlandı
18 Eylül 2025 Perşembe - 13:54 Manyas Devlet Hastanesi’ne panoramik diş röntgen cihazı bağışlandı Balıkesir’in Manyas ilçesinde vatandaşların diş ve çene sağlığı alanında daha hızlı ve güvenli hizmet alabilmesi amacıyla Manyas Devlet Hastanesi’ne panoramik diş röntgen cihazı kazandırıldı. Daha önce ilçede bulunmayan cihaz, hayırsever Hasan Neçok’un bağışıyla hastaneye teslim edildi. Cihazın açılış törenine Manyas Kaymakamı Coşkun Topuz, Balıkesir İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar, İl Sağlık Müdürlüğü Personel Daire Müdürü Uzm. Dr. Murat Atlı, AK Parti Manyas İlçe Başkanı Yücel Günay, hastane yöneticileri, sağlık çalışanları ve bağışı gerçekleştiren Hasan Neçok katıldı. Kaymakam Coşkun Topuz törende yaptığı konuşmada, cihazın ilçedeki sağlık hizmetlerinin niteliğini artıracağını vurgulayarak, "Devletimiz yatırımlarını sürdürüyor ancak hayırsever vatandaşlarımızın desteği de çok kıymetli. Hasan Bey’e ilçemiz adına teşekkür ediyoruz" dedi. İl Sağlık Müdürü Dr. Miraç Çavdar da katkılarından dolayı Hasan Neçok’a teşekkür plaketi takdim etti. Hayırsever Hasan Neçok ise ilçeye kalıcı bir katkı sunmaktan mutluluk duyduğunu belirterek, imkanları doğrultusunda hizmet etmeye devam edeceğini söyledi. Hastane yetkilileri, panoramik röntgen cihazının tek görüntüde ağız, diş ve çene yapısını detaylı inceleme imkanı sağladığını, özellikle diş çekimi, implant, ortodonti ve cerrahi müdahaleler öncesinde teşhis ve tedavi süreçlerine büyük kolaylık sunacağını bildirdi.
Çocuklarda en sık görülen 5 hastalık
18 Eylül 2025 Perşembe - 13:20 Çocuklarda en sık görülen 5 hastalık Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, okul çağındaki çocuklarda en yaygın sağlık sorununun üst solunum yolu enfeksiyonları olduğunu söyleyerek, "Soğuk algınlığı, farenjit, sinüzit ve grip bu grupta yer alır. Kalabalık sınıflar, yetersiz havalandırma ve çocukların yakın temas halinde olması bulaşmayı kolaylaştıran etkenlerdir" dedi. Yaz tatilinin bitip okulların açılmasıyla birlikte çocuklar sınıflarda ve sosyal ortamlarda daha fazla vakit geçiriyor. Bu durum, özellikle bağışıklık sistemi gelişim aşamasında olan çocuklarda bazı hastalıkların görülme riskini artırıyor. Bu dönemde ebeveynlerin çocuklarının sağlık durumunu yakından takip etmesi, hijyen alışkanlıklarını desteklemesi ve aşı takvimini aksatmamasının büyük önem kazandığını belirten Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, en sık karşılaşılan hastalıkları anlattı. "Üst solunum yolu enfeksiyonları" Uzm. Dr. Özbek, okul döneminde görülen 5 hastalığı ve alınabilecek önlemleri söyle sıraladı: Okul çağındaki çocuklarda en yaygın sağlık sorunu üst solunum yolu enfeksiyonları olarak öne çıkar. Soğuk algınlığı, farenjit, sinüzit ve grip bu grupta yer alır. Kalabalık sınıflar, yetersiz havalandırma ve çocukların yakın temas halinde olması bulaşmayı kolaylaştıran etkenlerdir. Belirtiler arasında burun akıntısı, öksürük, boğaz ağrısı ve ateş bulunur. Çocuğun düzenli el yıkaması, yeterli sıvı tüketmesi ve sınıfların sık-sık havalandırılması enfeksiyon riskini azaltır. Orta kulak iltihabı Özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocuklarda sık görülen bir diğer rahatsızlık da orta kulak iltihabıdır. Genellikle görülen üst solunum yolu enfeksiyonlarını takiben gelişir. Kulak ağrısı, ateş, işitmede azalma ve huzursuzluk belirtiler arasındadır. Tedavi edilmediğinde işitme sorunlarına bile yol açabilir. Ebeveynlerin çocuklarının şikâyetlerini dikkate alması ve gerekirse bir doktora başvurması önemlidir. İshal ve mide-bağırsak enfeksiyonları Okul kantinlerinde ve evden getirilen yiyeceklerin uygun şartlarda saklanmaması ya da hijyen eksikliği durumunda mide-bağırsak enfeksiyonları artış gösterebilir. İshal, karın ağrısı, bulantı ve kusma en fazla görülen belirtiler arasındadır. Çocuğun bol sıvı tüketmesi ve hijyen kurallarına dikkat etmesi oldukça önemlidir. Ellerin yemekten önce ve sonra mutlaka yıkanması ve bu alışkanlığın kazandırılması söz konusu hastalıkların önlenmesinde basit ama etkili bir yöntemdir. Göz enfeksiyonları (Konjonktivit) Gözde kızarıklık, kaşıntı, sulanma ve çapaklanma ile kendini gösteren konjonktivit, okul dönemlerinde oldukça hızla yayılabilen bir enfeksiyondur. Ortak kullanılan havlu, kalem, silgi ve oyuncak gibi eşyalar yoluyla kolayca çocuklar arasında bulaşır. En önemli korunma yöntemi, kişisel eşyaların paylaşılmamasıdır. Göz enfeksiyonu olan çocukların sınıfta diğer arkadaşlarına bulaştırmaması için bir süreliğine evde dinlenmesi önerilir. Astım ve alerjik hastalıklar Okul döneminde çocuklarda sık karşılaşılan bir diğer sağlık sorunu da astım ve alerjilerdir. Toz, polen, sınıf içi hava kirliliği ya da bazı yiyecekler alerjik reaksiyonları tetikleyebilir. Bunun sonucunda ise öksürük, nefes darlığı, hırıltı, ciltte kızarıklık veya kaşıntı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Astımı olan çocukların ilaçlarını düzenli kullanması, öğretmenlerinin de bu konuda bilgilendirilmesi önemlidir. Ayrıca sınıf ortamının sık havalandırılması ve mümkün olduğunca tozdan uzak tutulması alerji şikayetlerini önemli ölçüde azaltır."
Ekran bağımlılığı olan çocuklarda miyopi riski
18 Eylül 2025 Perşembe - 13:16 Ekran bağımlılığı olan çocuklarda miyopi riski Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, yoğun ekran bağımlılığının okul ve öncesi çağlardaki çocukların göz sağlığını tehdit ettiğini belirterek özellikle miyopi şikayetlerinin son zamanlarda artış gösterdiğini söyledi. Gaziantep Özel Hatem Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, son zamanlarda çocuklarda sıklıkla görülen göz rahatsızlıkları ile ilgili bilgi vererek bu rahatsızlıkların nedenleri, korunma yöntemleri ve tedavilerine yönelik açıklamalarda bulundu. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, özellikle son dönemlerde yoğun ekran bağımlılığı nedeniyle okul ve öncesi çağlardaki çocuklarda miyopi (uzağı net görememe) şikayetlerinin arttığını belirterek ailelere uyarılarda bulundu. "Dijital ortamlara yoğun maruz kalınması göz sağlığını tehdit ediyor, miyopi şikayetleri artıyor" Günümüzde çocukların teknolojik cihazlara yoğun şekilde maruz kalmasının göz sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Burak Bilgin, "Günümüzde dijital ortamların artması, telefon, tablet ve televizyon gibi cihazlara yoğun maruz kalınması nedeniyle Miyopi, yani kırma kusuru olan uzağı net görememe durumunu sık görüyoruz. Bu dönemde çocuklarımızın çoğunda miyopiyi görüyoruz. Bununla birlikte hipermetrop gördüğümüz çocuklarımız da var, şaşılık durumları olabiliyor. Gizli kaymalar yada aşikar kaymalar ve tembellik durumları olabiliyor" dedi. "Yakın görsel uyaranlar genetik yatkınlığı olan çocukları daha çok etkiliyor" Genetik yatkınlığı olan çocukların yakın görsel uyaranlardan daha çok etkilendiğini de belirten Prof. Dr. Burak Bilgin, "Biz bu cihazları yakın görsel uyaranlar olarak grupluyoruz. Bunlar tablet, telefon, televizyon olabilir ya da diğer yakın görseller uğraşlar olabilir. Bunlar miyopiye yatkınlığı arttırıyor. Çalışmalarda bunun direkt olarak net bir sebep olduğu gösterilmemiş fakat yatkınlığı olan çocuklarda bu net olarak gösterilmiş. Genetik yatkınlığı olan çocuklarda yakın odaklanma yada yakın uğraşlar miyopiye sebep olabiliyor" ifadelerini kullandı. Korunma yöntemleri ve ailelere uyarı Rahatsızlıkları önlemek için yapılması gerekenlerden bahseden ve ailelere uyarılarda bulunan Bilgin, "Rahatsızlıktan korunmak için ortamın iyi aydınlatılması, çok fazla yakın görsellerle meşgul olunmaması ve bu konuda dengeleri koruyarak yakın uğraşlar içerisinde olunmasını istiyoruz. Çünkü teknolojiden kaçmamız mümkün değil. Özellikle ailelere ’teknolojik aletleri vermesinler, çok bakmasınlar’ tabii ki diyemiyoruz ama her şeyin kontrollüsü çok önemli. Bunlar mutlaka olacaktır ama bunların kontrollü bir şekilde olması gerekiyor. Aşırılara kaçmaması gerekiyor. Ailelerin kontrolünde, esneklik payı verilerek bu cihazlara bakılabilir" diye konuştu.
Türk Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Gençlerin gençlere mentorluk edeceği bir döneme geçiyoruz"
18 Eylül 2025 Perşembe - 12:59 Türk Kızılay Genel Başkanı Yılmaz: "Gençlerin gençlere mentorluk edeceği bir döneme geçiyoruz" Türk Kızılay Genel Başkanı Fatma Meriç Yılmaz, Türk Kızılay’ın köklerinin geçmişe uzandığı gibi geleceğe de uzandığını belirterek, gençlerin gençlere mentorluk edeceği bir döneme geçildiğini açıkladı. Kızılay Genel Başkanı Yılmaz, gençlerin kan bağışı çalışmalarında aktif rol ve söz sahibi olmasını desteklemek, birbirlerini harekete geçirme yoluyla akran öğrenimini desteklemek ve düzenli kan bağışı kültürünün gelişmesini teşvik etmek amacıyla düzenlenen ‘Genç Kızılay Kan Elçileri’ programına katıldı. Programda konuşan Yılmaz, 157 yıllık bir iyilik çınarı olan Türk Kızılay’ın köklerinin geçmişe uzandığı gibi geleceğe de uzandığını belirterek, gençlerin gençlere mentorluk edeceği bir döneme geçildiğini söyledi. 8 sene önce Genç Kızılay’da gerçekleştirilen yapılanma doğrultusunda gençlere Türkiye’nin geleceği için önemli görevler düştüğünü ifade eden Yılmaz, "Bugün Türkiye’nin dört bir tarafında, bütün üniversitelerde kulüpleriyle, bütün illerde, ilçelerde teşkilatlarıyla, 255 bin gönüllüsüyle Türk Kızılay teşkilatı hepimizin gururu olarak önümüzde duruyor. Biz onlarla beraber gençleşiyor, heyecanlanıyor, onlarla beraber güç kazanıyoruz" dedi. Yılmaz, Kızılay’ın kan temini alanında sürekli büyüdüğünü de ifade etti. Ulusal Kan Temini projesinin başladığını dile getiren Yılmaz, "Güvenli kan temini projesi çok büyük bir başarıya ulaştı. Bugün Türkiye’deki kan ihtiyacının yüzde 90’ından fazlasını güvenli kan temini programıyla gerçekleştiriyoruz. Elde ettiğimiz kanın en üst düzeyde bütün testlerini gerçekleştirerek, en güvenli şekilde soğuk zinciri koruyarak bütün hastanelere zamanında gönüllü vericilerden teslimini sağlamış oluyoruz" diye konuştu. Türk Kızılay’ın ilaç üretmesi için başlatılan çalışmalara da değinen Yılmaz, "Hastaların bulmakta zorlandığı, Türklerin plazmasından elde edildiği zaman daha faydalı olacak, immün yetmezliği bulunan hastalara şifa olacak proteinler üretelim istiyoruz. Kan torbası fabrikamız da neredeyse tamamlanmak üzere. Kan torbalarımızı kendimizin yapacağı bir programa evriliyoruz. Bir taraftan Ar-Ge ve inovasyon anlamında neyi daha farklı, güzel ve daha ileri yapabiliriz diye konuşuyoruz" şeklinde konuştu.
Alzheimera aşı umudu
18 Eylül 2025 Perşembe - 12:49 Alzheimera aşı umudu Yapay zekâ ve MR ile alzheimer hastalığı tanısının daha hızlı şekilde konulduğuna dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, Amerika ve Avrupa’da hastalıkla ilgili aşı tedavisinin hayata geçirildiğini söyledi. Acıbadem Kayseri Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Nergiz Hüseyinoğlu, Alzheimer Farkındalık Ayı dolayısıyla alzheimer hastalığına yeni tanı koyma yöntemleri ve aşı tedavisi hakkında önemli bilgiler vererek, hastalara önerilerde bulundu. Alzheimer hastalarına, kan testi yapılarak yüzde 90 oranında doğru tanı konulabildiğini belirten Prof. Dr. Hüseyinoğlu, alzheimer hastalığının; milyonlarca kişiyi etkileyen, yaygın bir nörolojik hastalık olduğunu söyledi. Alzheimer hastalığının bunamanın bir çeşidi olduğunu ve kendisini unutkanlık, günlük aktivitelerini yapamama ve karakter değişikliği şeklinde gösterdiğini ifade etti. "Yakında daha hızlı tanı koyabileceğiz" Tanısı ve tedavisi güç olan Alzheimer hastalığının hem tanı hem tedavi süreçlerinde yeni adımlar atıldığına dikkat çeken Prof. Dr. Hüseyinoğlu, "Tanı ve tedavi yönünden umut verici gelişmeler izlenmektedir. Alzheimer tanısını koymak için tüm dünyada ve Türkiye’de aynı şekilde klinik ve görüntüleme yöntemlerini kullanmaktayız. Ayrıca, omurilikten sıvı alınıyor ve orada bazı keşiflere bakılıyor. Son zamanlarda bunların dışında kan testleri yapılmaktadır ve kanda yüzde 90 civarında doğru tanı konulmaktadır. Şu anda bu durum diğer ülkelerde yeni gündeme gelmektedir ama biz umut ediyoruz ki en kısa sürede bu tanı koyma işlemini günlük pratiğe dökebileceğiz ve hastalarımıza daha hızlı bir şekilde tanı koyabileceğiz. Hatta hastalık belirtileri çok bariz olmadan bile genetik bir yatkınlığı olan hastalarda da bu kan testi ile tanı koyma işlemini kullanabileceğiz" dedi. "Aşılar Amerika’da ve Avrupa’da kullanıma girmiştir" Alzheimer hastalarının tedavisinde kullanılacak olan aşının, Amerika ve Avrupa’da kullanılmaya başlandığı bilgisini veren Prof. Dr. Hüseyinoğlu, "Uzun süredir Alzheimer hastalığının gidişatını değiştiren ilaçlar yoktu. Bizler bu hastalığı iyileştirmek için ne kadar çaba göstersek bile yeterince sonuç alamıyorduk. Son gelişmeler ışığında Amerika’da ve Avrupa’da aşılar kullanıma girmiştir. Bu aşılar, beyinde mevcut olan anormal protein birikimlerini temizlemektedir. Dolayısıyla, hastalığın belirtilerini ve gidişatını olumlu bir şekilde etkilemektedir" diye konuştu. Tedaviyle ilgili son gelişmeler ışığında, özellikle yapay zekâ ile ilgili gelişmelere işaret eden Prof. Dr. Hüseyinoğlu "Teşhise dair olarak yapay zekâ ve MR keşiflerini birleştirerek hastalığın tanısı daha hızlı konulmaktadır. Burada yüzde 90’lara varan kesin tanı koyma ihtimali vardır. Yapay zekâyı kullanarak ve tabii ki nöroloji, psikiyatri, psikologlar ve ailenin de yardımı ile hastaya yönelik bireysel bir tedavi planı oluşturulabiliyor" ifadelerini kullandı. Sadece ilaç veya sadece aşı tedavisinin yeterli olmadığından da bahseden Prof. Dr. Hüseyinoğlu hem ailenin, çevrenin hem de toplumun üzerine büyük görevler düştüğünü; hastaya mutlaka sosyal olarak destek vermek gerektiğini söyledi. Hastayı her zaman fiziksel ve zihinsel olarak aktif tutmak gerektiğini vurgulayarak "Hastanın her gün, ev dışında zaman geçirmesini kesinlikle öneriyoruz. Bu durumlarda, şu anda birçok belediyede mevcut olan sosyal tesisler, gündüz bakımevleri de büyük rol oynamaktadır" dedi.